TEKNOLOJİ - 18 Mart 2026 Çarşamba 10:00

Çay atığından antibakteriyel ürün geliştirdiler

A
A
A
Çay atığından antibakteriyel ürün geliştirdiler

Rize TOBB Fen Lisesi öğrencileri çay atığından yüzde 100’e yakın antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama ürünü geliştirdiler.


Türkiye’nin çay başkenti Rize’de, çay atığından yola çıkan lise öğrencileri dikkat çekici bir bilimsel çalışmaya imza attı. Rize TOBB Fen Lisesi 10. sınıf öğrencileri Derin Şengül, Çağan Gültekin ve Leyla Omar, bölgede büyük miktarlarda oluşan çay atığını değerlendirerek antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama geliştirdi.



Yılda 83 bin ton çay atığı


Çay bahçelerinden toplanan yeşil çay filizlerinin fabrikalarda işlenirken ayrılan lifli kalın kısımları; çay atığı veya çay çöpü olarak adlandırılıyor. Araştırmalara göre Türkiye’de çay üretimi sonucunda yılda yaklaşık 83 bin ton çay atığı oluşuyor. Öğrenciler, bu büyük atık kaynağını bilimsel bir fırsata dönüştürerek çay posasındaki doğal bileşenleri kullanıp gümüş nanoparçacıklarla güçlendirilmiş hijyenik bir yüzey kaplama teknolojisi geliştirdi.



Gümüşün yeşil yolculuğu


"Gümüşün Yeşil Yolculuğu: Atık Çay Polifenolleri ile Güçlendirilmiş Hijyenik Kaplama Teknolojisi" adı verilen proje, yapılan laboratuvar testlerinde yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki göstererek dikkat çekti. Proje aynı zamanda TÜBİTAK 2204A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda binlerce proje arasından ilk 6’ya girerek önemli bir başarı elde etti. Sağlık ve hijyen alanında oldukça önem taşıyan projenin farklı testler yapılarak daha da geliştirilmesi hedefleniyor.



Antibakteriyal kalkan


Geliştirilen antibakteriyel kaplama, su bazlı vernik ve benzeri kaplama malzemelerine entegre edilerek farklı yüzeylerde kullanılabilecek şekilde tasarlandı. Boya, vernik ve çeşitli kaplama ürünlerinin içine katılarak duvarlar, masa yüzeyleri, kapı kolları gibi temasın yoğun olduğu alanlarda uygulanabileceği belirtildi. Özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve kuaförler gibi hijyenin kritik olduğu ortamlarda yüzeyleri bakterilere karşı daha güvenli yapacağı ifade edildi.



"Sıfır atık kapsamında, çay atığını değerlendirdik"


Projenin fikir aşamasını anlatan öğrencilerden Derin Şengül, bakterilerin yüzeylerde oluşturduğu risklerin bu çalışmanın çıkış noktası olduğunu belirtti. Şengül, "Yaptığımız araştırmalarda bakterilerin birçok yüzeyde ciddi sorunlara yol açtığını gördük. Antibakteriyel kaplamaların bu soruna karşı etkili bir çözüm olduğunu fark ettik ancak bu kaplamaların çok yaygın kullanılmadığını gördük. Bu nedenle kendi kaplamamızı geliştirmeye karar verdik. Gümüş nanoparçacıklar geniş yüzey alanı sayesinde güçlü antibakteriyel özellik gösteriyor. Bu yüzden ana ham madde olarak gümüş nanoparçacık kullanmaya karar verdik. Bunun yanında sıfır atık yaklaşımı kapsamında çay atığını değerlendirmeyi hedefledik" şeklinde konuştu.



Hastanelerden okullara kadar geniş kullanım alanı


Projede yer alan öğrencilerden Leyla Omar ise bakterilerin yalnızca hastanelerde değil günlük yaşamın birçok alanında bulunduğunu söyledi. Omar, "Kaplamayı üretirken çevre dostu yeşil sentez yöntemini kullandık. Ayrıca su bazlı vernik ile gümüş iyonlarını entegre ettik. Bu sayede kokusuz ve renksiz bir kaplama elde ettik. Duvarlar, masa yüzeyleri ve birçok farklı yüzeyde kullanılabilir. Hastaneler ve sağlık kuruluşları, laboratuvarlar, kuaförler, gıda üretim tesisleri, okullar ve toplu yaşam alanları olabilir. Yaptığımız testlerde bakterilerin üremesi için en uygun ortamda bile kaplamanın yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki gösterdiğini gördük. Farklı ortamlarda yaptığımız deneylerde yüzde 100’e varan antibakteriyel etkinlik de gözlemledik" dedi.



Zorlu ama başarılı bir süreç


Projede yer alan öğrencilerden Çağan Gültekin ise projenin uzun ve zorlu bir çalışma süreci sonunda ortaya çıktığını söyledi. Gültekin, "Proje boyunca ekip olarak sürekli birlikte çalıştık. Bazen derslerle birlikte yürütmek zor oldu, çok yorulduk ve bazı denemelerde başarısız olduk. Ancak pes etmedik. Her başarısızlıktan sonra tekrar denedik ve hatalarımızdan öğrenmeye çalıştık. Sonunda böyle bir proje ortaya çıktı ve projemizin daha da gelişeceğine inanıyoruz" diye konuştu.



"Farklı çalışmalar öğrencilerime ilham verdi"


Projeye rehberlik eden Rize TOBB Fen Lisesi Kimya Öğretmeni Kadriye Dinç, öğrencilerin yerel bir atıktan yola çıkarak böyle bir teknoloji geliştirmesinin oldukça değerli olduğunu söyledi. Dinç, "Uzun yıllardır öğrencilerle birlikte projeler yaparak onları bilimle tanıştırmaya çalışıyorum. Okulumuzda artık bilimle ilgili bir kültür oluştu diyebilirim. Gerçekten öğrencilerimiz çok meraklı ve bu meraklarının her geçen gün arttığını görüyorum. Onların bu ilgisi bize yansıyınca biz de kayıtsız kalamıyoruz. Sene başında öğrencilerim ’Hocam çok güzel bir proje fikrimiz var’ dediklerinde ben de gerçekten çok heyecanlanmıştım. Projeyi dinlediğimde değerli bir çalışma olabileceğini düşündüm ve öğrenciler araştırmalarına başladılar. Ülkemizde yürütülen sıfır atık politikası ve yeşil sentez yaklaşımı, yani çevreye zarar vermeden faydalı ürünler üretme çabası her geçen gün daha da önem kazanıyor. Öğrencilerimiz de bu yaklaşımın içinde olmak istediler. Çalışmalarında bir atık ürün kullanmayı düşündüler ve bunun yerel bir atık olmasını istediler. Rize’de çok sayıda çay fabrikası var ve bu nedenle oldukça fazla çay atığı oluşuyor. Çay üzerine yapılan farklı çalışmalar da öğrencilerimize ilham verdi. Üniversitemizde ve çeşitli kurumlarda çay atığıyla ilgili çok güzel projeler yapıldığını gördüler. Bunun üzerine ’Öğretmenim biz de çay atığını kullanabiliriz’ diyerek çalışmaya başladık" dedi.



"Test sonuçları başarılı çıktı"


Projede sağlık alanına yönelik bir çözüm geliştirmeyi hedeflediklerini belirten Dinç, çalışmanın nanoteknoloji ve çevre dostu üretim anlayışını buluşturduğunu ifade etti. Dinç, "Ne yapabiliriz diye düşünürken sağlık alanına yöneldik. COVID-19 pandemisi ve hastane enfeksiyonları gibi sorunlar öğrencileri bu alanda bir çözüm geliştirmeye yönlendirdi. Gümüş, altın ve çinko gibi parçacıkları değerlendirmeye başladılar. Gümüşün antibakteriyel özelliği biliniyor ancak maliyeti yüksek. Biz de gümüşü çay atıklarıyla birleştirerek nanoteknoloji yardımıyla nano düzeyde üretip kaplama malzemesine entegre ederek antibakteriyel bir ürün elde etmeyi hedefledik. Yaptığımız analizler sonucunda çayın bu çalışma için oldukça uygun bir materyal olduğunu gördük. Öğrenciler su bazlı ve çevre dostu bir vernik kullanarak elde ettikleri nanoparçacıkları kaplamaya entegre ettiler. Böylece yüzeylere uygulanabilecek bir kaplama ürünü ortaya çıktı. Küçük bir prototip oluşturduk ve bunu ilimizdeki ilgili kurumların laboratuvarlarında test ettik. Sonuçlar bizi gerçekten heyecanlandırdı çünkü kaplamanın antibakteriyel özellik gösterdiği görüldü. Proje şu anda geliştirme aşamasında. Ar-Ge çalışmalarıyla ilerletmeyi planlıyoruz. Hastaneler, laboratuvarlar, gıda sektörü ve bakterinin üreyebildiği birçok ortamda kullanılabileceğini düşünüyoruz. TÜBİTAK 2204A yarışmasında binlerce proje arasından önce ilk 6’ya girdik. Bu bizim için çok önemli bir motivasyon oldu. Henüz ticari bir teklif yok ancak proje geliştikçe çok daha güzel sonuçlar ortaya çıkacağına inanıyoruz" diye konuştu.



Pandemiler ve bulaşıcı hastalıklar açısından önemi


COVID-19 pandemisi, virüs ve bakterilerin yüzeyler üzerinden de hızla yayılabildiğini tüm dünyaya gösterdi. Hastaneler, okullar, toplu taşıma araçları ve kamuya açık alanlarda yüzey hijyeninin ne kadar kritik olduğu bu süreçte daha net ortaya çıktı. Rize TOBB Fen Lisesi öğrencilerinin geliştirdiği antibakteriyel kaplama, bu açıdan önemli bir potansiyel taşıyor. Yüzeylerde bakteri oluşumunu büyük ölçüde engelleyebilen bu teknoloji; özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve toplu kullanım alanlarında hijyen seviyesini artırabilecek bir çözüm olarak değerlendiriliyor. Yerel bir tarım atığı olan çay atığından geliştirilen bu kaplama, bulaşıcı hastalıklarla mücadelede çevre dostu ve yenilikçi bir yaklaşım sunması bakımından dikkat çekiyor.



Çay atığından antibakteriyel ürün geliştirdiler

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Karadeniz Ereğli’de Çanakkale Zaferi’nin 111. yılı törenle anıldı 18 Mart Şehitler Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü dolayısıyla Karadeniz Ereğli’de düzenlenen çelenk sunma töreni, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Atatürk Anıtı önünde düzenlenen törene kaymakamlık, askeri erkan, belediye başkanlığı ile Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği üyeleri katıldı. Kurum ve kuruluşların anıta çelenk sunmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu, akabinde İstiklal Marşı okundu. Törende konuşan Dernek Başkanı Mehmet Öztürk, Çanakkale Deniz Zaferi’nin yalnızca bir askeri başarı değil, aynı zamanda bir milletin yeniden dirilişinin sembolü olduğunu ifade etti. Çanakkale ruhunun Kurtuluş Savaşı’na ilham verdiğini belirten Öztürk, "Çanakkale, bağımsız Türkiye’nin temel harcıdır. Bugün bizler, o kahramanların bıraktığı kutsal emanete sahip çıkmanın sorumluluğunu taşıyoruz" dedi. Şehitlerin sadece geçmişte değil, günümüzde de vatan uğruna can verdiğini vurgulayan Öztürk, terörle mücadele ve sınır ötesi operasyonlarda görev yapan Mehmetçiğin, Çanakkale’deki ruhun bugünkü temsilcisi olduğunu dile getirdi. Konuşmasının devamında güçlü Türkiye vurgusu yapan Öztürk, "Biz çok iyi biliyoruz ki Türkiye güçlü olmak zorundadır, birlik olmak zorundadır ve dimdik ayakta durmak zorundadır. Çünkü bu coğrafyada güçlü olmazsanız var olamazsınız. Bugün dünyanın dört bir yanında yaşanan savaşlar ve krizler bize bir gerçeği bir kez daha hatırlatıyor: Bağımsızlık, bedeli ödenmeden korunamaz. Ancak biz, o bedeli ödemeyi bilen bir milletiz" ifadelerini kullandı. Türk milletinin tarih boyunca büyük mücadeleler verdiğine dikkat çeken Öztürk, "Biz Malazgirt Meydan Muharebesi’nde kapıları açan, Çanakkale’de dünyayı durduran, Kurtuluş Savaşı’nda küllerinden doğan bir milletiz. Bugün de aynı inanç ve kararlılıkla vatanımıza sahip çıkmaya devam ediyoruz. Bu vatan sahipsiz değildir. Bu topraklar üzerinde oynanan hiçbir hesap, milletimizin birlik ve beraberliğinden daha güçlü değildir" şeklinde konuştu. Şehitlerin vatanın onuru, gazilerin ise yaşayan kahramanlar olduğunu belirten Öztürk, "Onların fedakârlığı sayesinde bugün bu bayrak özgürce dalgalanıyor. Eğer ay yıldızlı bayrağımız gökyüzünde gururla dalgalanıyorsa, onun al renginde şehitlerimizin kanı vardır. Bizler de onların hatırasına layık olmak zorundayız" dedi. Gençlere de seslenen Öztürk, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: "Sevgili gençler; sizler bu milletin yarınlarısınız. Çanakkale’de toprağa düşen gençlerin hayalleri bugün sizlerin omuzlarında yaşıyor. Geçmişinizi unutmayın, tarihinizi bilin, vatanınızın kıymetini bilin. Çünkü bir milletin geleceği, geçmişine sahip çıktığı kadar güçlüdür." Konuşmasının sonunda başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitleri rahmet ve minnetle anan Öztürk, gazilere de sağlıklı ve huzurlu bir ömür diledi. Tören, yapılan duaların ardından sona erdi. Programın ardından protokol üyeleri, siyasi parti temsilcileri, daire müdürleri ve şehit yakınları Atatürk Anıtı’nın arkasında bulunan Şehitler Anıtı’na karanfiller bıraktı. Anma programının ikinci bölümünün ise Hüseyin Tatoğlu Kültür Merkezi’nde devam etti.
Zonguldak Çaycuma’da Çanakkale şehitleri düzenlenen programla anıldı Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümü kapsamında düzenlenen anma programı, yoğun katılım ve duygu dolu anlarla gerçekleştirildi. Program Çaycuma Anadolu İmam Hatip Lisesi Fen ve Sosyal Bilimler Proje Okulu tarafından organize edilerek şehitler bir kez daha saygıyla anıldı. Programda yapılan konuşmalarda, 18 Mart 1915’in Türk milletinin bağımsızlık ve vatan sevgisinin en güçlü göstergelerinden biri olduğu vurgulandı. Çanakkale’de verilen mücadelenin yalnızca askeri bir zafer değil, aynı zamanda bir diriliş ve uyanışın simgesi olduğuna dikkat çekildi. Program kapsamında öğrenciler tarafından hazırlanan şiir dinletileri, oratoryo gösterileri ve kısa sahne performansları izleyicilere duygu dolu anlar yaşattı. Çanakkale Savaşı’nın zorluklarını ve kahramanlıklarını anlatan gösteriler, salonda bulunan katılımcılar tarafından uzun süre alkışlandı. Etkinlik kapsamında, Çaycuma genelinde düzenlenen resim, şiir ve kompozisyon yarışmalarında dereceye giren öğrenciler de unutulmadı. Başarılı öğrencilere ödülleri, programda hazır bulunan ilçe protokolü tarafından takdim edildi. Programa; İlçe Kaymakamı Adem Kaya, Belediye Başkan Vekili Sezai Bilici, Garnizon Komutanı İkmal Yarbay Asım Gökçe Candaş, Cumhuriyet Başsavcısı Doğukan Orhan, İlçe Emniyet Müdürü Uğur Duman, İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Ferhat Turunç, AK Parti İlçe Başkanı Birol Yiğit, CHP İlçe Başkanı Fahri Diler, MHP İlçe Başkanı Mustafa Kaplan, Saadet Partisi İlçe Başkanı Engin Zeren, Saadet Partisi İlçe Teşkilat Başkanı Yaşar Kurtman, İlçe Milli Eğitim Şube Müdürleri Özkan Yıldırım, Veli Ceng, İlçe Özel İdare Müdürü Kemalettin Yaşar, siyasi partilerin yönetim kurulu üyeleri, İlçe Kadın Kolları Başkanları, Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcileri, daire müdürleri, muhtarlar, gaziler, askeri erkan ile öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda kalabalık topluluk katıldı.
Kayseri Sarıkaya’dan barış ve kardeşlik vurgusu Kayseri Mobilyacılar Odası ve Kumsmall AVM Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Sarıkaya, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda birlik, beraberlik ve dayanışma vurgusu yaptı. Savaşlar nedeniyle bayram yapamayacak Müslümanlar olduğunu da hatırlatan Başkan Sarıkaya, hoşgörüden uzaklaşan dünyanın ne yazık ki acı ve üzüntüye yakınlaştığını söyledi. Kayseri Mobilyacılar Odası ve Kumsmall AVM Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Sarıkaya; rahmet, bereket ve mağfiret ayı olan Ramazan’ın ardından bayrama ulaşmanın huzurunu yaşadıklarını belirterek, bayramların toplumsal bağları güçlendiren en önemli zaman dilimlerinden biri olduğunu ifade etti. Bayramların; kırgınlıkların son bulduğu, sevgi ve hoşgörünün ön plana çıktığı özel günler olduğuna dikkat çeken Sarıkaya, bu günlerin iyi değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Toplumsal dayanışmanın önemine değinen Sarıkaya, ihtiyaç sahiplerinin gözetilmesi, büyüklerin ziyaret edilmesi ve küçüklerin sevindirilmesinin bayramın ruhunu yansıttığını belirtti ve bu değerlerin yaşatılmasının toplumun birlik ve beraberliğini daha da güçlendireceğini dile getirdi. Kayseri’nin üretim gücünde mobilya sektörünün önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Sarıkaya, sektörde emek veren esnaf ve çalışanlara da teşekkür etti. Ercan Sarıkaya, "Alın teri ve ustalıkla yoğrulan mobilya sektörümüz, şehrimizin ekonomik ve kültürel yapısında önemli bir rol üstlenmektedir" ifadelerini kullandı. Yakın coğrafyamızdaki savaş ve karışıklıklara da dikkat çeken Başkan Ercan Sarıkaya, "Dünyada hoşgörüye her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Ne yazık ki bu bayramı da acı ve gözyaşı içerisinde geçirecek çok sayıda Müslüman bulunuyor. İslam aleminin kendi içerisinde barış ve kardeşliği tahkim etmesi halinde çok daha güçlü olacağı aşikardır. İnşallah acılar kısa zaman içinde sonra erer. Bunun için dua ve niyazda bulunuyoruz. Bu duygularla başta hemşehrilerimiz olmak üzere milletimizin ve İslam âleminin Ramazan Bayramı’nı kutluyor; bayramın sağlık, huzur ve bereket getirmesini temenni ediyorum" diye konuştu.