EKONOMİ - 23 Aralık 2025 Salı 09:46

Ortaya çıkan arşiv Türk Çayı’nın tarihine ışık tutuyor

A
A
A
Ortaya çıkan arşiv Türk Çayı’nın tarihine ışık tutuyor

Rize’de çayın tarihinin yıllar sonra ortaya çıkan arşivle daha da eski tarihlere dayandığı ortaya çıktı.


Rize’de bilinen tarihi 1938 olan çay üretiminin tarihi, 1934 yılında bugünün Ziraat Bahçesi dönemin ise Fidanlık Merkezi’nde işe Fen Memuru olarak işe başlayan Rauf Başar’ın ortaya çıkan arşivi ile netlik kazandı. İlk yapılan çalışmalardan Rize’nin toprak analizlerine kadar her şeyin yer aldığı arşivde sadece çayın değil birçok ürünün de Fidanlık Merkezi’nde üretildiği yine bu arşiv sayesinde ortaya çıktı. Mandalina, portakal ve limon fidanlarının üretildiği Fidanlık Merkezi’nde bu fidanlar o dönemlerde halka tamamen ücretsiz dağıtılmış. Ayrıca 1 sürgünde çay müstahsillerinden 500 bin tona yakın üretimi olan çayın da ilk yılında 35 kilogram olduğu, dönemin fen memuru Rauf Başar’ın tuttuğu belgelerin ortaya çıkmasıyla kayıtlara geçti. Arşivde en dikkat çekici konu ise o dönemlerde yapılan toprak analizleri sonucunda amonyum sülfat gübrenin bölgeyi sel bölgesi yapacağına dikkat çeken Başar, gübrenin yasaklanması gerektiğini yazmış. Ancak Başar’ın bu tavsiyesi 2019 yılında hayat bulmuş.



"Çaya çok emek verdi ama ismi hiç geçmiyor"


Çay tarımının ilk yılında sadece 35 kilogram yaş çay elde edildiğini ortaya çıkan arşivler sayesinde öğrendiklerini ifade eden Araştırmacı-Yazar Recep Koyuncu "Çayla ilgili yazılan kitapların büyük bir kısmında 1939 yılında, çok az bir kısmında ise 1938 yılında üretildiği yazar. Bizim elimizde olan bu belgelerin ışığında çayın tarihini 1931 yılına indirmiş oluyoruz. 1931 yılından itibaren Ziraat Çay Bahçesi dediğimiz alanda çay dikim işlemleri yapılmış. Bunlardan bir günlük sayesinde haberimiz oldu. Günlük toplanan yaş yaprak miktarları yazılmış. O dönemlerde çay elle yapılıyordu. O tarihlerde elde çay yapıldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Rauf Başar’ın arşivindeki deftere göre ilk alınan yaş çay 35 kilogram. Fidanlıktan alındığını da bu arşiv sayesinde tespit ediyoruz. Onun da fotoğrafı var. Elle yapılan bu üretimin fotoğrafı çekilmiş. O da Rauf Başar’ın arşivinde yer almış" ifadelerini kullandı.


Arşivi ortaya çıkan Fen Memuru Rauf Başar’ın arşivi ortaya çıkmadan önce kendisinin çay tarımına birçok hizmet vermesine rağmen çayın literatüründe adının yer almadığını ifade eden Koyuncu "Rauf Başar aslında bir Rizeli hemşehrimiz. 1934 yılında Ziraat’ta fen memuru olarak işe başlamış. 1942 yılında verem hastalığına yakalanmış ve 1945 yılında vefat etmiş. Kısacık ömrü hayatı boyunca çay tarımına çok önemli hizmetler yaptığını görmekteyiz. Fakat bugüne kadar çayla ilgili olan literatürde maalesef adı hiç geçmemekte" dedi.


Araştırmacı Yazar Koyuncu, belgeler ortaya çıkmadan önce 1937 yılında İçişleri Bakanlığı’na sunulmak üzere hazırlanan belgelerin dönemin valisi tarafından hazırlandığının zannedildiğini ifade etti. Koyuncu "1937 yılından itibaren İçişleri Bakanlığı’na sunulan Rize’nin tarımsal yapısı, orman durumu ve üretim miktarlarıyla ilgili raporları biz vali beyin yazdığını düşünüyorduk fakat bu arşiv elimize geçtikten sonra bunları Rauf Başar’ın kendisinin hazırlamış olduğunu gördük. Birer kopyalarını kendi arşivinde saklamış, birer kopyalarını da vali beye sunmuş. Çay yetiştiricilerine pratik rehber adında bir kitapçık hazırlamış. 1942 yılında yazmaya başladığı fakat hastalığı döneminde tamamlayamadığı da yine bir kitabı vardı. Bunu yayınlamak da geçen yıl arşivin eline geçmesiyle bizlere nasip oldu" şeklinde konuştu.



"Sözleri dikkate alınsaydı Rize sel bölgesi olarak anılmayacaktı"


Ortaya çıkan belgelerin içerisinde Rauf Başar’ın 1942 yılında Rize’nin sel bölgesi olmaması için amonyum sülfat gübrenin yasaklanması gerektiğini yazdığını ancak gübrenin 2019 yılında yasaklandığına dikkat çeken Koyuncu "Rauf Başar’ın 1942 yılında yapmış olduğu toprak analizleri de bizim bu arşivimizde var. O tarihteki analizleri sonucunda Rize topraklarında amonyum sülfat kesinlikle kullanılmaması gerektiğini, eğer kullanılırsa Rize topraklarını yumuşatacağını, Rize bölgesinde sellerin önüne geçilemeyeceğini o tarihte yazmış. Gübrenin 2019 yılında çay tarımında kullanılması kesinlikle yasaklanmış. Maalesef yaklaşık 70 yıl sonra bu dikkate alınmış. Bu sözleri dikkate alınmış, o gübrenin kullanımı yasaklanmış olsaydı bugün Rize sel bölgesi olarak anılmayacaktı" diye konuştu.



"Yok etmek çok basit, biz zora talip olduk"


Arşiv saklamanın, belgelerin korunmasının tarih için çok önemli olduğunu ifade eden Koyuncu sözlerini şöyle tamamladı:


"Elimize ulaşan bu arşivi Rahmetli Rauf Başar’ın ağabeyinin oğlu Tanıl Başar ağabeyimiz bizlere ulaştırdı. Bizde bunları insanların hizmetine sunduk. 1934 ile 1939 yıları arasında yapılan çalışmaların fotoğrafları da bizim elimizde veri yoktu, duyumlar vardı ama belge yoktu. Bizim en çok üzerinde yaptığımız çalışma rahmetli Zihni Derin adıydı. Ama şimdi bu belgelerin içerisinde Zihni Derin’in yaptığı çalışmalar ve talimatnameler de var. Bunların hepsini biz Rauf Başar’ın arşivi sayesinde tedarik ettik."



Ortaya çıkan arşiv Türk Çayı’nın tarihine ışık tutuyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Esenyurt Belediyesi’nden kaçak kesimhanelerde denetim Esenyurt Belediyesi, ilçe genelinde kaçak kurban kesimlerine karşı yoğun denetim gerçekleştirdi. Bayramın ilk günü sabahın erken saatlerinde sahaya çıkan zabıta ekipleri, belirlenen kesim alanları dışında kurban kesimi yapan kişilere anında müdahale etti. Vatandaşların kurban ibadetlerini hijyenik ve güvenli ortamlarda gerçekleştirebilmesi amacıyla denetim gerçekleştiren Esenyurt Belediye ekipleri, belirlenen kesim alanları dışında yapılan kesimlere izin vermedi. İzinsiz kesim yapan vatandaşlar uyarılırken, gerekli idari işlemler uygulanarak tutanak tutuldu ve kesim işlemleri durduruldu. Denetimlerde zabıta memurlarına kimliğini vermek istemeyen bazı vatandaşlar ise cezadan kaçamadı. İlçe genelindeki boş araziler, sokak araları ve uygunsuz alanlarda denetimlerini aralıksız sürdüren zabıta ekipleri, çevre ve halk sağlığını tehdit edecek görüntülerin oluşmasının önüne geçti. Ekipler sabahın erken saatlerinden itibaren sahadaydı İlçede hizmet veren 7 kesimhanede düzenin sağlanması için görev yapan ekipler, denetimlerine devam ediyor. Veteriner İşleri Müdürlüğü ve zabıta ekiplerinden oluşturulan kurban yakalama timleri de aktif olarak görev aldı. Kesimhanelerde Esenyurt Belediyesi’ne bağlı sağlık personeli muhtemel yaralanmalara karşı hazır beklerken, veteriner hekimler de kurbanlık hayvanlarla ilgili herhangi bir olumsuzluk yaşanmaması için görev yaptı. Temizlik ekipleri ise kesim alanlarında hijyenin sağlanması için yoğun bir çalışma yürüttü. "Denetimlerimiz aralıksız devam edecek" Zabıta Memuru Ömer Azgın, "Kurban Bayramı dolayısıyla kaçak kurban kesim noktalarına yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Dükkan önleri, sokaklar ve boş araziler gibi belediyemizin belirlediği alanlar dışında kurban kesimi yapanlara müdahalede bulunuyoruz. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu kapsamında gerekli idari işlemleri uyguluyoruz. Esenyurt Belediyesi olarak Kurban Bayramı süresince denetimlerimizi aralıksız sürdüreceğiz" dedi.
Kırıkkale Kurbanlıklar alıcı buldu, yetiştirici bayrama mutlu girdi: "Dedikleri fiyata verdik, milleti kurbansız göndermedik" Kırıkkale’de Kurban Bayramı’nın ilk gününde hayvan pazarında hareketlilik sürerken, satışlardan memnun kalan yetiştiricilerin yüzü güldü. Küçükbaş hayvan yetiştiricisi Selami Güneşli, "Satışlardan memnunum. Allah bereket versin. Milleti kurbansız ve etsiz göndermedik. Dedikleri fiyata verdik" dedi. Kırıkkale’de Kurban Bayramı’nın ilk gününde hayvan pazarlarında son pazarlıklar yapıldı. Pazarda küçükbaş hayvan fiyatları 17 bin liradan başlayarak 30 bin liraya kadar yükseldi. Yetiştiricilerin büyük bölümü, geçen yıla göre satışların daha iyi geçtiğini söyledi. Bazı yetiştiriciler getirdikleri hayvanların tamamını satarken, bazıları ise ellerinde az sayıda kurbanlık kaldığını belirtti. Küçükbaş hayvan yetiştiricisi Selami Güneşli, 40 küçükbaş hayvandan 33’ünü sattığını ifade ederek, "Allah bereket versin. 40 tane küçükbaş hayvanımız vardı, 7 tane kaldı. Müşterilerimizi bekliyoruz. Fiyatlar 25 bin, 27 bin ve 30 bin lira arasında değişiyor. Satışlardan memnunum. Allah bereket versin. Milleti kurbansız ve etsiz göndermedik. Dedikleri fiyata verdik" dedi. Murat Olgun da pazardan memnun ayrılan yetiştiricilerden biri oldu. Olgun, "Geçen seneye göre bu sene satışlarımız çok güzeldi. 100 tane kurbanlık getirdik, şu an 12 tane kaldı. Herkese şimdiden iyi bayramlar diliyorum" ifadelerini kullandı. Pazarın en genç yetiştiricilerinden 14 yaşındaki Hamza Çubuk ise 30 hayvanla pazara geldiklerini söyledi. Çubuk, "Son 2 tane kaldı. Onları da satabilirsek köye gideceğiz inşallah. Köyde daha pahalıya satıyoruz, burası biraz ucuz gidiyor" diye konuştu. Mustafa Eşmebaş ise 40 hayvandan 36’sını sattığını belirterek, "Aza kanaat edersek memnun oluyoruz. Kurban satışlarından memnunuz. Satışlar iyi geçti. 40 tane hayvan aldık, 36 tanesini sattık. Bu sene satışlar hızlı gitti. Bir de "Para yok" diyorlar. Nasıl para yok? Herkes kurbanını alıyor. Para var" dedi. Rıza Karataş da pazara getirdiği 19 hayvanın tamamını sattığını dile getirerek, "Bayram satışları iyi geçti. Arefe günü ve bayramın birinci günü satışlar iyiydi. Alanların kurbanlarını Allah kabul etsin. Biz de paramızın bereketini gördük" dedi. Yaklaşık 200 küçükbaş hayvanla pazara gelen Yasin Çilingir ise 150 civarında hayvan sattıklarını söyledi. Çilingir, fiyatların 17 bin liradan başlayıp 30 bin liraya kadar çıktığını belirterek, bazı hayvanları bekledikleri fiyatın altında satmak zorunda kaldıklarını ifade etti. Bir başka yetiştirici de 140 hayvanın tamamını arefe günü sattığını belirterek, "Mutluyum. Önceki dönemlerde biraz hüsran oluyordu ama bu sene mutluyuz. Hayvanlarımızı bitirdik, mutlu bir şekilde ayrılacağız" diye konuştu.
Edirne Kapıkule’de tır şoförleri gözyaşları içinde aileleriyle bayramlaştı Avrupa’ya ihracat yükü taşıyan tır şoförleri, Kurban Bayramı’nı Edirne’deki Kapıkule Sınır Kapısı’nda geçirdi. Bayramı ailelerinden uzakta karşılayan sürücüler, cep telefonuyla görüntülü görüştükleri yakınlarıyla gözyaşları içinde bayramlaştı. Kapıkule’de sıra bekleyen tır şoförleri, bayram sabahını direksiyon başında geçirirken ailelerinden uzak kalmanın burukluğunu yaşadı. Bazı sürücüler, görüntülü konuşma sırasında duygusal anlar yaşadı. Gözyaşı döken bazı sürücüler buruk bir bayram geçirmek zorunda kaldı. "Hayallerimiz bitiyor ama yollarımız bitmiyor" Adana’dan aldığı yükü Paris’e götürmek için yola çıkan 65 yaşındaki tır sürücüsü Ali Gökçe, Kurban Bayramı’nı ailesinden uzakta geçirmenin hüznünü yaşadı. Kapıkule Sınır Kapısı’nda gözyaşlarına hakim olamayan Gökçe, "Bu bizim mesleğimiz, aynı zamanda yaşam biçimimiz. Bütün hayatımız yollarda geçiyor. Bildiğimiz tek iş şoförlük. Bayramda hep yalnızız, hep yollardayız. En büyük zorluğumuz hasretlik. Çocuklarımız büyüyor, torunlarımız oluyor ama biz hâlâ yollardayız. Hayallerimiz bitiyor ama yollarımız bir türlü bitmiyor" dedi. "Bayram sabahı ağlayasım geldi" İzmir’den aldığı yükü Almanya’ya götürmek için yola çıkan tır şoförü Hüseyin Kuru, bayramı yollarda geçirmenin kendileri için zor olduğunu belirterek, "Özellikle bayram sabahı kalktığımda ağlayasım geldi. Ama yapacak bir şey yok, işimiz bu. Sınır kapılarında yıllardır büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Yoğunluk nedeniyle uzun süre bekliyoruz, bu da bizi çok yoruyor. Buna artık bir çözüm bulunması gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Bayramı ailemizden uzakta geçiriyoruz" 55 yaşındaki tır sürücüsü Orhan Kurtkaya ise bayramda ailesinden uzak olmanın kendileri için en büyük zorluk olduğunu belirterek, "Birlikte olmamak, ailemizle bir arada olamamak bizim için acı veren bir durum. Tüm İslam aleminin bayramı mübarek olsun. Nice mutlu bayramlar diliyorum" diye konuştu. "Ekmeğimizin peşindeyiz" Gaziantep’ten İsviçre’ye temizlik ürünleri taşıyan 46 yaşındaki tır sürücüsü ve üniversite mezunu Fırat Nisan, özel günlerde ailelerinden uzak kaldıklarını belirterek, "Ne özel günlerde, ne mutlu günlerimizde ne de üzüntülerimizde ailemizin yanında olabiliyoruz. Ekmeğimizin peşindeyiz. Ama herkes gibi biz de bayramda ailemizle birlikte olmak isteriz" dedi.
Bursa Başkan Vekili Şahin Biba, bayram sabahı öğrencilerle buluştu Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, Kurban Bayramı’nın ilk gününde gerçekleştirdiği ziyaretlerle bayramın birlik, beraberlik ve paylaşma ruhuna ortak oldu. Ulu Cami’de kılınan bayram namazının ardından vatandaşlarla bayramlaşan Başkan Vekili Biba, bayramların kardeşlik, dayanışma ve birlik duygularını güçlendiren özel günler olduğunu ifade etti. Başkan Vekili Biba, daha sonra Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı tarafından Faik Çelik Yerleşkesi’nde düzenlenen kahvaltı programında yabancı öğrenciler, akademisyenler ve öğretim görevlileriyle buluştu. Başkan Vekili Biba, eğitimlerini Bursa’da sürdüren ve bayramı ailelerinden uzakta geçiren 76 ülkeden yüzlerce öğrenciyle bayramlaşarak sohbet etti. Programda misafir öğrencilere hitap eden Başkan Vekili Şahin Biba, Bursa’nın, farklı kültürlerden gelen öğrenciler için önemli bir gönül şehri olduğunu belirterek, "Sizler memleketlerinizden ve ailelerinizden uzakta ilim öğreniyorsunuz. İnşallah burada edindiğiniz bilgi ve birikimle ülkelerinize dönerek faydalı hizmetlerde bulunacaksınız. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak her zaman yanınızda olmaya devam edeceğiz. Kurban Bayramı vesilesiyle sizlerle bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyorum. Programın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyor, tüm hemşehrilerimizin ve İslam aleminin Kurban Bayramı’nı kutluyorum" dedi.