SAĞLIK
03 Mayıs 2026 Pazar - 15:43 Küresel sağlık diplomasisinde Türkiye vurgusu Türkiye, sağlık turizmi ve küresel sağlık diplomasisi alanında önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 14-15 Mayıs 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek "Uluslararası Sağlık Turizmi Zirvesi", dünyanın dört bir yanından üst düzey katılımcıları bir araya getirecek. Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) öncülüğünde, Genel Başkan Prof. Dr. Aysun Bay liderliğinde gerçekleştirilecek zirveye, 50’den fazla ülkeden sağlık bakan yardımcıları, büyükelçiler, uluslararası yatırımcılar, akademisyenler, sağlık yöneticileri ve sektör temsilcilerinin katılması bekleniyor. Türkiye’den ise Sağlık, Ticaret ile Kültür ve Turizm bakanlıkları nezdinde üst düzey katılım öngörülüyor. Zirvede, sağlık turizminde kalite ve akreditasyon, uluslararası hasta güvenliği, yatırım modelleri, kamu-özel iş birlikleri (PPP), dijital sağlık çözümleri ve yapay zeka destekli sağlık sistemleri gibi başlıklar ele alınacak. Organizasyon kapsamında ayrıca ülkeler arası iş birliklerini geliştirmeye yönelik B2B görüşmeler ile stratejik protokol imza süreçleri de gerçekleştirilecek. Prof. Dr. Aysun Bay yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin sağlık turizminde sadece bir hizmet sağlayıcı değil, aynı zamanda küresel sağlık diplomasisinin merkezlerinden biri olma yolunda ilerlediğini belirterek, "Antalya Zirvesi ile amacımız; ülkeler arasında sürdürülebilir iş birlikleri kurmak, yatırım süreçlerini hızlandırmak ve sağlıkta kalite standartlarını uluslararası düzeyde güçlendirmektir" dedi. Zirvenin, Türkiye’nin sağlık turizmindeki güçlü altyapısını, nitelikli insan kaynağını ve stratejik coğrafi konumunu uluslararası kamuoyuna tanıtması açısından önemli bir platform olması bekleniyor.
03 Mayıs 2026 Pazar - 12:25 Migrenle mücadelede ilk adım: Hastalar önce tetikleyicileri bulmalı Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren tedavisinde en kritik aşamanın hastaların kendi ataklarını tetikleyen unsurları belirlemesi olduğunu vurgulayarak, hastalığın sadece bir baş ağrısı değil, yaşam kalitesini düşüren ciddi bir sağlık sorunu olduğunu belirtti. Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren hastalığının yönetimi, tedavi yöntemleri ve yaşam tarzı değişiklikleri hakkında açıklamalarda bulundu. Dr. Uluğ, migrenin çocukluk çağlarından itibaren görülebilen, günlük hayatı sekteye uğratan ve doğru tanı konulması gereken bir süreç olduğunu ifade etti. "Doğru tanı büyük önem taşıyor" Her baş ağrısının migren olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dr. Nuray Can Uluğ, tanı sürecinin titizlikle yönetilmesi gerektiğini söyledi. Uluğ, "Öncelikle migreni taklit eden damarsal hastalıklar gibi durumların olup olmadığı araştırılmalı; gerekirse görüntüleme ve kan tahlilleri yapılmalıdır. Ayda bir veya iki kez görülen seyrek ataklarda sadece ağrıyı dindirmeye yönelik tedaviler yeterli olabilir. Ancak ağrılar haftada birkaç güne yayılıyor ve kişi sık sık acil servise başvuruyorsa, koruyucu ve daha kapsamlı bir tedavi planlanmalıdır" dedi. Migren botoksu ve aşı yöntemi Güncel tedavi seçeneklerine de değinen Dr. Uluğ, halk arasında "migren aşısı" olarak bilinen uygulamalar ile migren botoksunun rutin tedaviler arasına girdiğini ve başarılı sonuçlar verdiğini kaydetti. Migrenin sadece ağrıdan ibaret olmadığını; ışığa hassasiyet, kusma ve keyifsizlik gibi belirtilerle sosyal yaşamı felç edebildiğini hatırlattı. Lodos, açlık ve mayalı gıdalara dikkat Atakları tetikleyen çevresel faktörlere karşı hastaları uyaran Dr. Uluğ, son olarak şunları söyledi: "Adet dönemleri, uzun süreli açlık, lodoslu hava, mayalı içecekler ve aroması yüksek gıdalar migreni tetikleyebilir. Hatta şeker tüketimi ile migren arasında doğrudan bir bağlantı görülebilmektedir. Tedavide asıl amacımız, hastaların bu tetikleyicileri fark ederek kendi sorunlarıyla başa çıkma yöntemlerini öğrenmelerine yardımcı olmaktır."
Acil servisler poliklinik gibi kullanılıyor, hasta yoğunluğu artıyor
07 Mart 2026 Cumartesi - 10:30 Acil servisler poliklinik gibi kullanılıyor, hasta yoğunluğu artıyor Sivas Numune Hastanesi’nde görev yapan Acil Tıp Uzmanı Dr. Sedat Özbay, acil servislerin işleyiş ve kullanım detayları ile ilgili bilgilendirmelerde bulundu. Acil durumları "hastanın hayatını tehlikeye atan, çok acil şekilde tıbbi müdahale gerektiren, tanı ve tedavisinde çok hızlı davranılması gereken durumlar" olarak tanımlayan Özbay, "Bu uzun süredir kamuoyunda lanse ediliyor. Biz de bütün platformlarda acil servislerin nasıl kullanılması gerektiğiyle ilgili, hangi durumlarda kullanılması gerektiğini deklare ediyoruz. Travmalar, kardiyovasküler yetmezlikler, ani bilinç kayıpları, göğüs ağrıları, kalp krizi gibi hayatı tehdit eden durumlarda hastaların acil servise başvurması gerekmektedir" dedi. "Gerçek acil vakaların hastaneye ulaşımı zorlaşmakta" Acil servislerin poliklinik gibi kullanılmaması gerektiğinin altını çizen Özbay, "Maalesef acil servisler son zamanlarda normal poliklinik gibi kullanılmaya başlandığından dolayı acil servisteki hasta yükü artmakta ve gerçek acil vakaların hastaneye ulaşımı zorlaşmakta ya da acil servisteki hizmetlerinden faydalanma imkânı giderek azalmaktadır. Bu durum aynı zamanda acil serviste öngörülemez bir iş gücü artışına, bununla beraber tıbbi hatalara yol açma riskine, fiziksel olarak şiddete dönüşme potansiyeline ve dolayısıyla sağlık personeli ve hekimlerde tükenmişlik sendromuna neden olmaktadır" ifadelerine yer verdi. Sivas Numune Hastanesi’nde acil servise başvuran hastalara da değinen Özbay, "Artık rutine binmiş bir hasta skalamız var. Bu dönemde en sık tansiyon yükseklikleri, şeker düzensizlikleri ve bununla beraber iftar sonrasında aşırı yemeye bağlı hazımsızlık, karın ağrısı, ishal gibi gastrointestinal problemler karşımıza çıkmaktadır" ifadelerine yer verdi.
Türk Kızılay’dan iftar sonrası kan bağış daveti
07 Mart 2026 Cumartesi - 10:20 Türk Kızılay’dan iftar sonrası kan bağış daveti Türk Kızılay, Ramazan ayında da hastanelerin kan ve kan ürünleri ihtiyacının kesintisiz karşılanabilmesi için vatandaşları iftar sonrasında kan bağışında bulunmaya davet ediyor. Ramazan boyunca iftar sonrası açık tutulacak kan bağışı noktaları ile gezici ekipler, bağışçıları meydanlarda, etkinlik alanlarında ve uygun noktalarda bekliyor. Türk Kızılay, Ramazan ayında dönemsel olarak azalan kan bağışlarının, hastanelerde devam eden ihtiyacı etkilememesi için vatandaşlara gönüllü kan bağışı çağrısında bulunuyor. Paylaşma, yardımlaşma ve dayanışma ayı olan Ramazan’da yapılacak her kan bağışı, tedavi bekleyen hastalar için hayati önem taşıyor. Ramazan ayı süresince kan bağışı çalışmalarını yoğun şekilde sürdüren Türk Kızılay, vatandaşların bağışlarını daha kolay gerçekleştirebilmesi amacıyla iftar sonrasında da hizmet vermeye devam ediyor. "Kan Acil Değil Sürekli İhtiyaç" anlayışıyla yürütülen çalışmalar kapsamında, bağış noktaları iftar sonrası saatlerde açık tutulurken, gezici ekipler de çeşitli alanlarda vatandaşlarla buluşuyor. Ayrıca teravih namazı saatlerinde camilerde, belediyeler tarafından Ramazan ayına özel düzenlenen etkinliklerde ve meydanlarda gezici ekipleri aracılığıyla kan bağışı kabul ediyor. Böylece bağışçılara daha kolay erişim sağlanması ve Ramazan ayında kan bağışının sürekliliğinin korunması hedefleniyor. 2026 yılının ilk iki ayında 444 bin 702 ünite kan bağışı alındı Türk Kızılay, gönüllü kan bağışçılarının desteğiyle ülke genelinde bin 140 hastanenin günlük kan ve kan ürünleri ihtiyacını karşılamayı sürdürüyor. 2026 yılının ilk iki ayında ise 444 bin 702 ünite kan bağışı alındı. Ramazan ayı boyunca 4 bini aşkın uzman sağlık personeliyle sürdürülen çalışmalarla, bu hayati sistemin kesintisiz şekilde devam etmesi amaçlanıyor.
TVHB Başkanı Eroğlu: "Veteriner hekimler fiili hizmet dediğimiz haktan maalesef faydalanamıyorlar"
07 Mart 2026 Cumartesi - 10:19 TVHB Başkanı Eroğlu: "Veteriner hekimler fiili hizmet dediğimiz haktan maalesef faydalanamıyorlar" Türk Veteriner Hekimleri Birliği Başkanı Ali Eroğlu, "Dünyada da 3 tane hekim var. Beşeri hekim, diş hekimi ve veteriner hekim. Veteriner hekimler bu mesleklerin faydalandığı fiili hizmet dediğimiz haktan maalesef faydalanamıyorlar" dedi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Başkanı Ali Eroğlu, fiili hizmet zammının normal çalışma şartlarına göre daha zor şartlarda ve riski daha yüksek işlerde çalışanlara, işin zorluk ve risk derecesine göre yıllık olarak verilen ilave çalışma süresi olduğunu belirterek, "Sağlıkla ilgili meslekler ve sağlık hizmetleri de iş sağlığı ve iş güvenliği açısından oldukça yüksek riskler içermektedir. Veteriner hekimler, salgın, bulaşıcı ve paraziter hayvan hastalıkları ile mücadele hizmetleri kapsamında, mülga 5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanunu hükümleri çerçevesinde, Fiili hizmet zammı verilmesi gereken riskli çalışma alanları kapsamında değerlendirilmiş ve bu alanlarda görev yürüten veteriner hekimlere 2008 yılına kadar, her yıl için 2 ay süre ile ‘fiili hizmet zammı’ verilmiştir. Mülga 5434 Sayılı Kanun yerine yürürlüğe konulan 5510 Sayılı Sosyal Güvenlik Kanunu’nun 40. maddesinde yer alan cetvelin 13. sırasındaki düzenlemede de Tarım Bakanlığı Zirai Mücadele ve Karantina Teşkilatı ile Veteriner Teşkilatında vazife gören memur ve hizmetlilerden ziraî mücadele ve ziraî karantina teknik ve idarî işleri ile salgın, bulaşıcı, paraziter hayvan hastalıkları ile mücadele işlerinde çalışanlar yönünden 1 yıl için 60 gün fiili hizmet zammı uygulanacağı şeklinde aynı hüküm yer almıştır. Ancak Anayasa Mahkemesine 5510 Sayılı Kanun’un bazı maddelerinin iptali hakkında açılan dava neticesinde Anayasa Mahkemesi 15 Aralık 2006 tarihli, 2006/111 Esas, 2006/112 Karar sayılı ve 30 Aralık 2006 tarihli resmi gazetede yayımlanan kararıyla 5510 sayılı Kanun’un bazı maddeleriyle birlikte veteriner hekimlere fiili hizmet zammını düzenleyen 40. maddesindeki cetvelin 13. sırasındaki düzenlemeyi de iptal etmiştir" diye konuştu. "Veteriner hekimler fiili hizmet dediğimiz haktan maalesef faydalanamıyorlar" Birkaç gün önce şap hastalığına karşı koruyucu aşılama yaparken bir veterinere hayvanın kafa darbesi sonucunda 2 kaburga kemiğinin kırıldığını belirten TVHB Başkanı Eroğlu, "Veteriner hekimlik mesleğinin ne kadar zor şartlarda icra edildiğini gerçekten cansiperane bir görev yaptıklarını göstermek istiyorum. Yine aşılama sırasında darbe alan bir arkadaşımızın kaşı açıldı ve 7 tane dikiş attılar. Mezbahada kesilen hayvanların denetimini yaptığı sırada şiddete uğrayan bir arkadaşımızın durumu ortada. Yakın zamanda bir arkadaşımız araçla bu şekilde köye giderken böyle bir kaza geçirdi. Netice itibariyle veteriner hekimler 657 sayılı kanuna göre sağlık hizmetleri sınıfında yer alıyor. Tabipler, eczacılar, diş hekimleri var. Dünyada da 3 tane hekim var. Beşeri hekim, diş hekimi ve veteriner hekim. Veteriner hekimler bu mesleklerin faydalandığı fiili hizmet dediğimiz haktan maalesef faydalanamıyorlar" ifadelerini kullandı.
Sağlıklı yaşam için meydanda buluştular
07 Mart 2026 Cumartesi - 09:46 Sağlıklı yaşam için meydanda buluştular Manisa’nın Alaşehir ilçesinde 4 Mart Dünya Obezite Günü kapsamında düzenlenen etkinlikte vatandaşların boy ve kilo ölçümleri yapılırken, sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite konusunda bilgilendirme gerçekleştirildi. Alaşehir İlçe Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Fatma Seven’in katılımıyla Cumhuriyet Meydanı’nda kurulan stantta diyetisyen eşliğinde vatandaşların boy ve kilo ölçümleri yapıldı. Etkinlikte sağlıklı yaşam alışkanlıkları konusunda bilgilendirme yapılırken, kronik hastalıklar ve kanser taramaları hakkında da farkındalık oluşturuldu. Kurulan stantta vatandaşlara kronik hastalıklar ve kanser taramaları, tütün başta olmak üzere bağımlılıkla mücadele, kadın sağlığı ve ruh sağlığı konularında bilgilendirici broşürler dağıtıldı. Ayrıca 112 Acil Sağlık ekipleri tarafından ambulans tanıtımı yapılarak acil sağlık hizmetleri hakkında bilgi verildi. Etkinlikte vatandaşlara mamografi taramasının Alaşehir İlçe Sağlık Müdürlüğü’nde ücretsiz olarak yapıldığı, rahim ağzı ve kolorektal kanser taramalarının ise aile hekimlikleri ve KETEM birimlerinde yine ücretsiz gerçekleştirildiği anlatıldı. Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde hizmet veren diyetisyen, fizyoterapist, psikolog ve çocuk gelişimciye başvurmak isteyen vatandaşların Alo 182, MHRS veya aile hekimleri aracılığıyla randevu alabilecekleri ifade edildi. Öte yandan Alaşehir İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından Ramazan ayı boyunca her hafta salı günü Cumhuriyet Meydanı’nda "Ramazanda Sağlık Programı" etkinliğinin düzenleneceği bildirildi. Yetkililer tarafından yapılan bilgilendirmede obezitenin, "vücutta sağlığı bozacak ölçüde anormal veya aşırı yağ birikimi" olarak tanımlandığı belirtilerek, obezitenin yalnızca bir hastalık değil; hipertansiyon, tip 2 diyabet, kalp-damar hastalıkları, inme, bazı kanser türleri, kas ve eklem hastalıkları ile solunum sistemi hastalıkları için de önemli bir risk faktörü olduğu vurgulandı. Obezitenin temel nedeninin alınan enerji ile harcanan enerji arasındaki dengesizlik olduğu belirtilirken, enerji yoğun gıdaların tüketiminin artması ve fiziksel aktivitenin azalmasının bu sorunu büyüttüğü ifade edildi. Uzmanlar, obeziteyle mücadelede sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin iki temel unsur olduğuna dikkat çekti. Yetişkinler için haftada en az 150-300 dakika orta şiddetli fiziksel aktivite, çocuk ve ergenler için ise günde en az 60 dakika orta veya yüksek şiddette fiziksel aktivite önerildi. Beslenme konusunda ise besin çeşitliliğinin artırılması, eklenmiş şeker, doymuş yağ ve tuz tüketiminin sınırlandırılması, sebze ve meyve tüketiminin artırılması ve sağlıklı pişirme yöntemlerinin tercih edilmesi gerektiği vurgulandı. Obezite tedavisinin tıbbi beslenme tedavisi, egzersiz, davranış değişikliği, gerekli durumlarda ilaç ve cerrahi seçeneklerle uzman hekim kontrolünde ve çok disiplinli bir yaklaşımla planlanması gerektiği belirtildi. Vatandaşların doğru bilgiye ulaşmak ve bireysel danışmanlık almak için Sağlıklı Hayat Merkezleri, Toplum Sağlığı Merkezleri ve İlçe Sağlık Müdürlüklerinde sunulan ücretsiz hizmetlerden yararlanabilecekleri ifade edildi.
Manisa’da 65 yaş üstüne sağlıktan kişisel bakıma kapsamlı destek
07 Mart 2026 Cumartesi - 09:42 Manisa’da 65 yaş üstüne sağlıktan kişisel bakıma kapsamlı destek Manisa’da yaşayan 65 yaş ve üzeri dezavantajlı vatandaşlar, Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin sunduğu psikolog, hemşire, fizyoterapi, kişisel bakım, diyetisyen ve kuaförlük hizmetleriyle hem sağlık hem de sosyal anlamda destekleniyor. Evde ve yerinde verilen bu destekler, yaşlı bireylerin yaşam kalitesi artırılıyor. Manisa Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı ve halk sağlının korunması doğrultusunda 65 yaş ve üzeri dezavantajlı vatandaşlara yönelik sunduğu kapsamlı destek hizmetlerini aralıksız sürdürüyor. Yaş almış bireylerin hem fiziksel hem de ruhsal sağlıklarını korumayı hedefleyen çalışmalar kapsamında psikolog, hemşire, fizyoterapi, diyetisyen, kişisel bakım ve kuaförlük hizmetleri profesyonel ekipler tarafından titizlikle veriliyor. Sunulan psikolojik danışmanlık hizmetiyle vatandaşların yalnızlık, kaygı ve yaşlılığa bağlı duygusal zorluklarla baş etmeleri desteklenirken, hemşirelik hizmetleri sayesinde düzenli sağlık kontrolleri ve temel bakım ihtiyaçları karşılanıyor. Fizyoterapi desteği, hareket kabiliyetini artırarak yaşam konforunu yükseltmeye katkı sağlarken, diyetisyen hizmeti ile kişiye özel beslenme programları hazırlanarak sağlıklı yaşam teşvik ediliyor. Kuaförlük hizmeti ise vatandaşların sadece fiziksel değil, moral ve motivasyon açısından da kendilerini iyi hissetmelerine yardımcı oluyor. Özellikle evden çıkmakta zorlanan bireylere yerinde sunulan bu hizmetler, vatandaşların kendilerini iyi hissetmelerine ve yalnız olmadıklarını fark etmelerine katkı sağlıyor. Hizmetten yararlanmak isteyenler başvuru yapabilir "Evde Bakım" hizmetinden yararlanmak isteyen vatandaşlar için belediyenin dijital ve telefon üzerindeki erişim kanalları açık tutuluyor. Söz konusu hizmet hakkında detaylı bilgi almak isteyen vatandaşlar, 0236 231 45 80 numaralı hattı arayarak yetkililere ulaşabiliyor. Başvurular ise belediyenin yönetişim portalı adresi https://yonetisim.manisa.bel.tr/WebBasvuru/evde-bakim-hizmeti-basvuru-formu#/ üzerinden veya Üzüm mobil uygulaması aracılığıyla her zaman yapılabiliyor. "Hastaneye giderken çok zorlanıyorduk" Hizmetten yararlanan vatandaşlardan Mediha Çambel, belediye ekiplerinin desteğiyle hastaneye gitme zorunluluğunun ortadan kalktığını belirterek, "Çok iyiler. Sekiz ay hastanede kaldıktan sonra eve geçtik. Ekipler düzenli gelmeye başladı, büyük bir kolaylık yaşıyoruz" ifadelerini kullandı. "Gönülden yapıyoruz" Manisa Büyükşehir Belediyesi bünyesinde görev yapan uzmanlar ise yaptıkları işin bir görevden öte sosyal bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Fizyoterapist Esra Hüsne Dağlı, "Başkanımız Besim Dutlulu’ya evde bakım birimini hayata geçirdiği için teşekkür ederiz. Haftada bir veya iki gün evlere giderek yaptığımız fizik tedavi uygulamaları, hastalarımız için büyük bir fayda sağlıyor." derken, geriatri bakım personeli Yaren Demirci, "Kişisel bakım hizmetini sadece fiziksel bir destek değil, hastalarımızın yaşam kalitesini artıran bir sosyal hizmet olarak görüyoruz." şeklinde konuştu. Hemşire Gizem Demir, "Evden çıkmakta zorlanan vatandaşlarımızın ameliyat sonrası pansuman ve yatak yarası bakımlarını ev konforunda gerçekleştirerek, onları hastane süreçlerinin yorgunluğundan kurtarıyoruz." ifadelerini kullanırken, kuaför Ferhat Kacar şunları söyledi: "Başkanımız Besim Dutlulu öncülüğünde, evden çıkamayan 65 yaş üstü büyüklerimize hizmet veriyoruz. Bu işi canı gönülden yapıyoruz."
Manisa’da 65 yaş üstüne sağlıktan kişisel bakıma kapsamlı destek
07 Mart 2026 Cumartesi - 09:39 Manisa’da 65 yaş üstüne sağlıktan kişisel bakıma kapsamlı destek Manisa’da yaşayan 65 yaş ve üzeri dezavantajlı vatandaşlar, Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin sunduğu psikolog, hemşire, fizyoterapi, kişisel bakım, diyetisyen ve kuaförlük hizmetleriyle hem sağlık hem de sosyal anlamda destekleniyor. Evde ve yerinde verilen bu destekler, yaşlı bireylerin yaşam kalitesi artırılıyor. Manisa Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı ve halk sağlının korunması doğrultusunda 65 yaş ve üzeri dezavantajlı vatandaşlara yönelik sunduğu kapsamlı destek hizmetlerini aralıksız sürdürüyor. Yaş almış bireylerin hem fiziksel hem de ruhsal sağlıklarını korumayı hedefleyen çalışmalar kapsamında psikolog, hemşire, fizyoterapi, diyetisyen, kişisel bakım ve kuaförlük hizmetleri profesyonel ekipler tarafından titizlikle veriliyor. Sunulan psikolojik danışmanlık hizmetiyle vatandaşların yalnızlık, kaygı ve yaşlılığa bağlı duygusal zorluklarla baş etmeleri desteklenirken, hemşirelik hizmetleri sayesinde düzenli sağlık kontrolleri ve temel bakım ihtiyaçları karşılanıyor. Fizyoterapi desteği, hareket kabiliyetini artırarak yaşam konforunu yükseltmeye katkı sağlarken, diyetisyen hizmeti ile kişiye özel beslenme programları hazırlanarak sağlıklı yaşam teşvik ediliyor. Kuaförlük hizmeti ise vatandaşların sadece fiziksel değil, moral ve motivasyon açısından da kendilerini iyi hissetmelerine yardımcı oluyor. Özellikle evden çıkmakta zorlanan bireylere yerinde sunulan bu hizmetler, vatandaşların kendilerini iyi hissetmelerine ve yalnız olmadıklarını fark etmelerine katkı sağlıyor. Hizmetten yararlanmak isteyenler başvuru yapabilir "Evde Bakım" hizmetinden yararlanmak isteyen vatandaşlar için belediyenin dijital ve telefon üzerindeki erişim kanalları açık tutuluyor. Söz konusu hizmet hakkında detaylı bilgi almak isteyen vatandaşlar, 0236 231 45 80 numaralı hattı arayarak yetkililere ulaşabiliyor. Başvurular ise belediyenin yönetişim portalı adresi https://yonetisim.manisa.bel.tr/WebBasvuru/evde-bakim-hizmeti-basvuru-formu#/ üzerinden veya Üzüm mobil uygulaması aracılığıyla her zaman yapılabiliyor. "Hastaneye giderken çok zorlanıyorduk" Hizmetten yararlanan vatandaşlardan Mediha Çambel, belediye ekiplerinin desteğiyle hastaneye gitme zorunluluğunun ortadan kalktığını belirterek, "Çok iyiler. Sekiz ay hastanede kaldıktan sonra eve geçtik. Ekipler düzenli gelmeye başladı, büyük bir kolaylık yaşıyoruz" ifadelerini kullandı. "Gönülden yapıyoruz" Manisa Büyükşehir Belediyesi bünyesinde görev yapan uzmanlar ise yaptıkları işin bir görevden öte sosyal bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Fizyoterapist Esra Hüsne Dağlı, "Başkanımız Besim Dutlulu’ya evde bakım birimini hayata geçirdiği için teşekkür ederiz. Haftada bir veya iki gün evlere giderek yaptığımız fizik tedavi uygulamaları, hastalarımız için büyük bir fayda sağlıyor." derken, geriatri bakım personeli Yaren Demirci, "Kişisel bakım hizmetini sadece fiziksel bir destek değil, hastalarımızın yaşam kalitesini artıran bir sosyal hizmet olarak görüyoruz." şeklinde konuştu. Hemşire Gizem Demir, "Evden çıkmakta zorlanan vatandaşlarımızın ameliyat sonrası pansuman ve yatak yarası bakımlarını ev konforunda gerçekleştirerek, onları hastane süreçlerinin yorgunluğundan kurtarıyoruz." ifadelerini kullanırken, kuaför Ferhat Kacar şunları söyledi: "Başkanımız Besim Dutlulu öncülüğünde, evden çıkamayan 65 yaş üstü büyüklerimize hizmet veriyoruz. Bu işi canı gönülden yapıyoruz."
Kanserle savaşmıyor ’misafir’ gibi karşılıyor
07 Mart 2026 Cumartesi - 08:55 Kanserle savaşmıyor ’misafir’ gibi karşılıyor Trabzon’da bir çocuk annesi Güzin Emral Yazıcı, kanser olduğunu öğrendiği andan bugüne geçen hastalık sürecini bir ’savaş’ değil bir ’misafir’ olarak kabul ederek tedavi sürecini herkese örnek olacak bir olgunlukla yaşıyor. Erzurum’da uzun yıllar yaşayan sağlık çalışanı Güzin Emral Yazıcı, memleketi Trabzon’a tayin olduktan sadece iki hafta sonra mide ağrısı şikayetiyle doktoruna başvurdu. İlk etapta mide kanseri teşhisi konulan Yazıcı’nın detaylı tetkikler sonucu iki taraflı meme kanseri olduğu ve hastalığın nadir görülen bir şekilde mide ile kemiklere metastaz yaptığı belirlendi. "Kanserle savaşmıyorum" diyerek hastalığı geçici bir misafir olarak gördüğünü belirten Yazıcı, sosyal medyada açtığı hesap üzerinden benzer durumdaki kadınlarla iletişim kurarak dayanışma ve moral desteğinin önemini vurguluyor. Ameliyata hazırlanırken... Trabzonlu 41 yaşındaki Güzin Emral Yazıcı, üniversite eğitimini Erzurum’da tamamladıktan sonra çalışma hayatına da aynı şehirde başladı. Uzun yıllar Erzurum’da görev yapan sağlık çalışanı Yazıcı, bir süre önce memleketine tayin talebinde bulundu. Atamasının gerçekleşmesiyle birlikte Trabzon’da görevine başlayan Yazıcı’nın hayatı ise göreve başladıktan iki hafta sonra yaşadığı sağlık sorunu ile bambaşka bir yön aldı. Mide ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran Yazıcı’ya ilk etapta mide kanseri teşhisi konuldu. Tedavi için Ankara’ya giden Yazıcı, Hacettepe Üniversitesi’nde ameliyata hazırlanırken yapılan ileri tetkiklerde kan değerlerindeki anormallik dikkat çekti. Mide kanserinin bu tabloyu açıklamaması üzerine ameliyat iptal edildi ve tanı süreci yeniden başlatıldı. Yaklaşık 20 gün süren detaylı incelemelerin ardından Yazıcı’nın aslında iki taraflı meme kanseri olduğu ve hastalığın nadir görülen bir şekilde mide ile kemiklere metastaz yaptığı belirlendi. Kan değerlerinin düşüklüğü nedeniyle kemoterapi uygulanamıyor Kan değerlerinin düşüklüğü nedeniyle kemoterapi uygulanamayan Yazıcı için akıllı ilaç tedavisi planlandı. Ankara’da bir onkolog eşliğinde başlatılan tedavinin ilk üç aylık kontrolünde gerileme tespit edildi. Altıncı ayını doldurmak üzere olan Yazıcı’nın tedavi sürecinin planlandığı şekilde devam ettiği, Nisan ayında yeniden kontrole gideceği öğrenildi. 15 yaşında bir kız çocuğu annesi olan Yazıcı, teşhis sürecinin psikolojik olarak yıpratıcı geçtiğini ancak hastalığa teslim olmadığını dile getirdi. "Kanserle savaşmıyorum" diyen Yazıcı, hastalığı bedeninde oluşan ancak geçici olduğuna inandığı bir misafir olarak gördüğünü ifade etti. Süreç boyunca sosyal medyada açtığı hesap üzerinden benzer hastalıkla mücadele eden kadınlarla iletişim kurduğunu belirten Yazıcı, dayanışmanın ve moral desteğinin tedavi sürecine olumlu katkı sağladığını vurguladı. Pozitif kalmanın önemine dikkat çeken Yazıcı, tamamen iyileşeceği güne odaklandığını kaydetti. "Çok şükür gerileme var; tamamen iyileşeceğim günü umutla bekliyorum" Trabzon’da mide kanseri teşhisi konulduğunu tedavi için gittiği Ankara’da ise meme kanseri teşhisi konulduğunu belirten Güzin Emral Yazıcı, "Erzurum’da yaşarken bir anda memleketime tayin isteme kararı aldım. Tayinim çıktı ve Trabzon’a geldim. Ancak görev yerimde yalnızca iki hafta çalışabildim. İkinci haftanın sonunda mide kanseri teşhisi aldım. Bu haberi almak büyük bir şoktu. Kanser kelimesini duyduğunuz an, sanki doktor size doğrudan öleceksin demiş gibi hissediyorsunuz. Tedavi için Ankara’ya gitmeye karar verdim. Apar topar Ankara’ya, Hacettepe Üniversitesi’ne gittik. Mide kanseri olmam imkansızdı. Midemde rahatsızlık hissetmiyordum. Sadece midem ağrıyordu. Orada yapılan tetkiklerde mide kanseri olduğu söylendi ve hemen ameliyatla midemin alınması planlandı. Kendimi psikolojik olarak ameliyata hazırladım. Ameliyat olacak ve iyileşecektim. Ancak ameliyat öncesi alınan kan örneklerinde ilikle ilgili bir bozukluk tespit edildi. Doktorlar, mide kanserinin bu şekilde kan değerlerini bozmayacağını belirterek ameliyatı iptal etti. Yeniden araştırmalar başladı. Yaklaşık 20 gün süren detaylı incelemelerin ardından aslında mide kanseri değil, meme kanseri olduğum ortaya çıktı. Meme kanseri midede metastaz yapmazmış, dünyada çok az görülen örnekleri varmış. Aslında akciğer, karaciğer ve kemiğe yayılım görüldüğünü ifade ettiler. Bende ise hem midede hem de kemikte metastazlarım oluşmuş. Çok zor teşhis aldım. İki taraflı meme kanseri teşhisi konuldu. Ankara’da bir onkologla tedavi sürecine başladık. Kan değerlerim çok bozuk olduğu için kemoterapi alamadım. Bunun yerine akıllı ilaç tedavisine başlandı. Tedaviye vücudum güzel yanıt veriyor. İlk üç aylık kontrolüm Ankara’da yapıldı. Şu anda altıncı ayın içindeyim ve Nisan ayında yeniden kontrole gideceğim. Çok şükür gerileme var. Tamamen iyileşeceğim günü umutla bekliyorum" dedi. "Kendimi bırakmıyorum, hastalığa teslim olmuyorum" "İlk duyduğumda dünyam başıma yıkıldı" Yazıcı, "Çok gencim hiçbir şey yaşamadım diye düşündüm. Teşhisi ilk öğrendiğimde aklıma hemen 15 yaşındaki kızım geldi. Bir kız çocuğu annesiyim. O an, sanki dünyadaki son günümü yaşıyormuşum gibi hissettim. Ama zamanla bunun böyle olmadığını anlıyorsunuz. Tedaviye yanıt aldıkça, vücudunuz karşılık verdikçe kendinizi daha iyi hissediyorsunuz. Şimdi sürece alıştım. Kendimi bırakmıyorum, hastalığa teslim olmuyorum. İyi olacağıma inanıyorum. Bu süreçte sosyal medyada bir sayfa açtım. Benim gibi olan kadınlarla iletişim kurmak, birbirimize destek olmak istedim. Çok güzel ve pozitif mesajlar alıyorum. İnsanlar kendi hikayelerini paylaşıyor. Bu süreç psikolojik olarak yıpratıcı. İnsanlarla dertleşmek, birbirimize moral vermek bana güç veriyor. Kimseyle kendimi kıyaslamıyorum. Kanser kıyaslanacak bir hastalık değil. Herkesin süreci ve tedavisi kendine özgü. Ancak birlik olmanın, birbirimize moral vermenin çok önemli olduğuna inanıyorum. Kanser kelimesi korkutucu ama değil. Korkmuyorum" şeklinde konuştu. "Kanserle savaşmıyorum" Kanserle savaşmadığını onu kabul ettiğini kaydeden Yazıcı, "Hastalığı ilk öğrendiğimde herkesi kendim aradım. Merhaba, nasılsın cümleleri ile başladım sonrasında ‘biliyor musun, ben kanser oldum’ dedim. Sanki grip oldum der gibi söyledim. Bir kuzenim var, kişisel gelişim uzmanı. Onu aradığımda önce inanmakta zorlandı. Ne yapacağım diye sordum. Bana, ‘Kendini bununla yorma, bununla savaşma’ dedi. Bu cümle bana çok iyi geldi. Çünkü bu hastalık benim bedenimde oluştu. Onunla savaşmıyorum, onu kabul ettim. Ama zamanı geldiğinde geldiği gibi geri püskürteceğim. O benim bir parçam değil, sadece geçici bir misafir. Genç ya da yaşlı, birçok insan bu hastalıkla mücadele ediyor. Zor bir hastalık. Hem psikolojik hem maddi olarak zor bir süreç. Ancak eve kapanıp sürekli ah, vah demenin kimseye faydası yok. Pozitif kalmanın çok önemli olduğuna inanıyorum. Ben, bu hastalığın psikolojik etkenlerle de bağlantılı olabileceğini düşünüyorum. Bu zamana kadar gamlı yaşadıysak bugünden sonra kendimizi daha iyi yaşamaya adapte edelim. Dolaşalım, nefes alalım, bugüne şükredelim. İnanıyorum ki yeneceğiz. Herkes yenme umuduyla yaşasın. Ben böyle yaşıyorum ve kendimi iyi hissediyorum. Onu yeneceğime yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandı. Öte yandan Güzin Emral Yazıcı’nın bu süreçte en büyük destekçisi eşi Fatih Yazıcı olurken, eşinin tedavi süreciyle yakından ilgileniyor.