SAĞLIK
03 Mayıs 2026 Pazar - 15:43 Küresel sağlık diplomasisinde Türkiye vurgusu Türkiye, sağlık turizmi ve küresel sağlık diplomasisi alanında önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 14-15 Mayıs 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek "Uluslararası Sağlık Turizmi Zirvesi", dünyanın dört bir yanından üst düzey katılımcıları bir araya getirecek. Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) öncülüğünde, Genel Başkan Prof. Dr. Aysun Bay liderliğinde gerçekleştirilecek zirveye, 50’den fazla ülkeden sağlık bakan yardımcıları, büyükelçiler, uluslararası yatırımcılar, akademisyenler, sağlık yöneticileri ve sektör temsilcilerinin katılması bekleniyor. Türkiye’den ise Sağlık, Ticaret ile Kültür ve Turizm bakanlıkları nezdinde üst düzey katılım öngörülüyor. Zirvede, sağlık turizminde kalite ve akreditasyon, uluslararası hasta güvenliği, yatırım modelleri, kamu-özel iş birlikleri (PPP), dijital sağlık çözümleri ve yapay zeka destekli sağlık sistemleri gibi başlıklar ele alınacak. Organizasyon kapsamında ayrıca ülkeler arası iş birliklerini geliştirmeye yönelik B2B görüşmeler ile stratejik protokol imza süreçleri de gerçekleştirilecek. Prof. Dr. Aysun Bay yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin sağlık turizminde sadece bir hizmet sağlayıcı değil, aynı zamanda küresel sağlık diplomasisinin merkezlerinden biri olma yolunda ilerlediğini belirterek, "Antalya Zirvesi ile amacımız; ülkeler arasında sürdürülebilir iş birlikleri kurmak, yatırım süreçlerini hızlandırmak ve sağlıkta kalite standartlarını uluslararası düzeyde güçlendirmektir" dedi. Zirvenin, Türkiye’nin sağlık turizmindeki güçlü altyapısını, nitelikli insan kaynağını ve stratejik coğrafi konumunu uluslararası kamuoyuna tanıtması açısından önemli bir platform olması bekleniyor.
03 Mayıs 2026 Pazar - 12:25 Migrenle mücadelede ilk adım: Hastalar önce tetikleyicileri bulmalı Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren tedavisinde en kritik aşamanın hastaların kendi ataklarını tetikleyen unsurları belirlemesi olduğunu vurgulayarak, hastalığın sadece bir baş ağrısı değil, yaşam kalitesini düşüren ciddi bir sağlık sorunu olduğunu belirtti. Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren hastalığının yönetimi, tedavi yöntemleri ve yaşam tarzı değişiklikleri hakkında açıklamalarda bulundu. Dr. Uluğ, migrenin çocukluk çağlarından itibaren görülebilen, günlük hayatı sekteye uğratan ve doğru tanı konulması gereken bir süreç olduğunu ifade etti. "Doğru tanı büyük önem taşıyor" Her baş ağrısının migren olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dr. Nuray Can Uluğ, tanı sürecinin titizlikle yönetilmesi gerektiğini söyledi. Uluğ, "Öncelikle migreni taklit eden damarsal hastalıklar gibi durumların olup olmadığı araştırılmalı; gerekirse görüntüleme ve kan tahlilleri yapılmalıdır. Ayda bir veya iki kez görülen seyrek ataklarda sadece ağrıyı dindirmeye yönelik tedaviler yeterli olabilir. Ancak ağrılar haftada birkaç güne yayılıyor ve kişi sık sık acil servise başvuruyorsa, koruyucu ve daha kapsamlı bir tedavi planlanmalıdır" dedi. Migren botoksu ve aşı yöntemi Güncel tedavi seçeneklerine de değinen Dr. Uluğ, halk arasında "migren aşısı" olarak bilinen uygulamalar ile migren botoksunun rutin tedaviler arasına girdiğini ve başarılı sonuçlar verdiğini kaydetti. Migrenin sadece ağrıdan ibaret olmadığını; ışığa hassasiyet, kusma ve keyifsizlik gibi belirtilerle sosyal yaşamı felç edebildiğini hatırlattı. Lodos, açlık ve mayalı gıdalara dikkat Atakları tetikleyen çevresel faktörlere karşı hastaları uyaran Dr. Uluğ, son olarak şunları söyledi: "Adet dönemleri, uzun süreli açlık, lodoslu hava, mayalı içecekler ve aroması yüksek gıdalar migreni tetikleyebilir. Hatta şeker tüketimi ile migren arasında doğrudan bir bağlantı görülebilmektedir. Tedavide asıl amacımız, hastaların bu tetikleyicileri fark ederek kendi sorunlarıyla başa çıkma yöntemlerini öğrenmelerine yardımcı olmaktır."
Bağımlılık ‘bir kereden bir şey olmaz’ ile başlıyor
06 Mart 2026 Cuma - 17:04 Bağımlılık ‘bir kereden bir şey olmaz’ ile başlıyor Yeşilay Haftası kapsamında Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde düzenlenen etkinlikte uzmanlar, bağımlılığın beyindeki etkilerini ve toplumsal sonuçlarını anlattı. Konuşmacılar, "bir kereden bir şey olmaz" düşüncesiyle başlayan sürecin zamanla ciddi bağımlılıklara dönüşebildiğini belirterek, bu mücadelede ilk adımın sigaradan uzak durmak ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını artırmak olduğunu vurguladı. Sağlıklı Yaşam İçin Bağımlılıkla Mücadelede Çok Boyutlu Yaklaşımlar etkinliği OMÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde düzenlendi. Etkinlik kapsamında bağımlılıkla mücadelenin bireysel ve toplumsal boyutları ele alındı. Bilim İletişim Ofisi tarafından organize edilen "Sağlıklı Yaşam İçin Bağımlılıkla Mücadelede Çok Boyutlu Yaklaşımlar" etkinliğinde konuşan OMÜ Bağımlılıkla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Alaattin Altın, "Bağımlılık yapan maddelerin ilk anda vermiş olduğu yalancı bir haz vardır. Bunun oluşturduğu bir algı var. Çevremizdeki insanlar bunu kullanıyor ve tavsiye ediyorsa biz de bu algıya kapılarak maalesef ‘bir kereden bir şey olmaz’ diyerek o maddeyi kullanıyoruz. Bir kişi A maddesini ilk defa kullandığında örneğin 100 birim dopamin salınımı gerçekleşiyor. Kişi normal bir olayda mutlu olduğunda, örneğin dersten geçtiğinde ya da yemek yediğinde 5 birim dopamin salınımı oluyor ve tekrar sıfıra geri geliyor. Ancak kişi A maddesini kullandığında 100 birim salgılanıyor, daha sonra o sıfıra geri inemiyor. Artık eksiye düşüyor. Eksi 10’a düştüğünde anksiyete, kaygı, huzursuzluk ve yoksunluk sendromları ortaya çıkmaya başlıyor. Beyniniz size oyun oynamaya başlıyor ve ‘tekrar bu maddeyi kullanırsan bu hâlden kurtulursun’ diyor. Kişiler de o hâlden kurtulmak için tekrar kullanıyor. Ancak artık 100 birim salgılanmayacak. Eksi 10’da olduğu için 90 birim salgılanacak ve kişi bu sefer eksi 20’ye düşecek. Daha sonra o kişi o maddeden haz alamaz hâle geliyor. Haz alamadığı için maddenin dozunu artırmaya başlıyor. Sonra yine lezzet alamaz hâle gelince maddeyi değiştirmeye başlıyor. Bu süreçte en büyük sorun, bağımlının ‘ben bağımlıyım’ dememesidir. ‘Ben istesem bırakırım’ düşüncesi ortaya çıkıyor. Bu şekilde bağımlılık artarak devam ediyor. Öncelikli olarak mücadelemizi sigarayla vermemiz gerekiyor. Bunu üstüne basa basa söylüyorum. Bağımlılığa giden yollara baktığımızda en başta sigara geliyor. Bir kişi sigara içmeden kolay kolay diğer maddeleri kullanmaz. Sigara bu işin emekleme safhasıdır. Hayatımızda güzellikleri artırmamız lazım. Öncelikli olarak spor yapmamız gerekiyor" dedi. "Konuşmadığımız zaman, dokunmadığımız zaman bağımlılığımızın çok farkına varmıyoruz" Yeşilay Samsun Şubesi Başkanı Emre Güneş, "Durağan bir hayatımız varsa, bu durum ister istemez bizi teknolojiye itiyor. Hiç yoksa film izlerken bir şeyler atıştırıyoruz. Bu da sağlığımızı bozabiliyor. Samsun’da Yeşilay Spor Kulübü’nü kurduk. Çocukları, gençleri ve aileleri spora teşvik etmek için çalışmalar yürütüyoruz. Aslında konuşmadığımız ve dokunmadığımız zaman bağımlılığımızın çok farkına varmıyoruz. Bu noktada dikkat etmemiz gerekiyor. Sonrasında çok büyük zararlar verebiliyor. Örneğin Dubai çikolatası ilk çıktığında ‘Almamız lazım’ dedik. İlk defa yediğimizde çok büyük haz aldık. Ancak sonraki yemelerimizde o haz yok. İşte bağımlılık böyle bir şey" diye konuştu. Samsun Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Müdürlüğü’nde görevli polis memuru Hasan Arslan ise öğrencilere bağımlılığın tehlikelerini ve özgür birey olmanın önemini anlattı. Gençlerin hayat hikâyelerini kendi ellerinde tutmaları gerektiğini belirten Arslan, bağımlılığın hem bireyleri hem de ailelerini etkilediğini vurguladı. Ayrıca narkotik maddelerin beyindeki etkilerini ve davranış kontrolünü nasıl bozduğunu örneklerle açıkladı. Arslan, kendi deneyimlerini de öğrencilerle paylaştı. Program kapsamında öğrenciler, narkotik arama köpeği Hector ile tanışma fırsatı da buldu. Etkinlik, katılımcıların sorularının yanıtlandığı soru-cevap bölümünün ardından sona erdi. Bilgilendirme stantları açıldı Öte yandan, OMÜ Bağımlılıkla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi, 1–7 Mart Yeşilay Haftası dolayısıyla Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Halk Sağlığı Hemşireliği İntörn Uygulaması dersi alan öğrenciler ve Yeşilay Gönüllüleri ile birlikte üniversitenin çeşitli yerleşkelerinde bilgilendirme stantları açtı. Stantlarda bağımlılık konusu ele alındı. Dağıtılan materyaller ve yapılan bilgilendirmeler; tütün ve alkol bağımlılığı, madde bağımlılığı, teknoloji bağımlılığı ile kumar ve sanal kumar bağımlılığı konularını kapsayarak sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının kazandırılmasına yönelik farkındalık oluşturmayı amaçladı. Türkçe ve İngilizce hazırlanan broşürler aracılığıyla katılımcılara bilgilendirme yapılarak öğrencilerin soruları cevaplandırıldı. Etkinlik bağımlılıkla mücadele konusunda farkındalık oluşturulması hedefiyle tamamlandı.
Bu hastanenin çalışanlarının yüzde 63’ü kadın
06 Mart 2026 Cuma - 16:05 Bu hastanenin çalışanlarının yüzde 63’ü kadın Samsun’da hizmet veren özel bir hastanenin çalışanlarının yüzde 63’ünü kadınlar oluşturuyor. Hastanede bu kapsamda kadınların emeklerini gösteren fotoğraf sergisi açıldı. Medicana International Samsun Hastanesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında "Kadın Cesarettir" temalı fotoğraf sergisi düzenledi. Hastanede çalışan kadınların fotoğraflarından oluşan serginin açılışı, Medicana International Samsun Hastanesi Genel Müdürü Güner Armutlu tarafından yapılırken, Armutlu ayrıca hastanede çalışan kadın personele günün anlam ve önemine ilişkin bileklik hediye etti. Sağlık sektöründe kadınların önemli bir rol üstlendiğini vurgulayan Güner Armutlu, sektörün insan hayatına doğrudan dokunan ve yoğun emek gerektiren alanlardan biri olduğunu söyledi. Armutlu, "Sağlık sektörü insanların en çok umut bağladığı alanlardan biridir. Bu alanda en büyük katkı ise kadınlara düşüyor. Hastanemizde 800 personel görev yapıyor ve bunların 503’ü kadınlardan oluşuyor. Aynı tablo grubumuz genelinde de geçerli. Medicana Sağlık Grubu bünyesinde yaklaşık 7 bin çalışan bulunuyor ve bunların yüzde 73’ü kadınlardan oluşuyor. Kadınların olduğu yerde emek, özveri ve çaba vardır. Bu da sağlık hizmetlerinde kaliteyi beraberinde getiriyor" dedi. Kadınların emeğinin ölçülmesinin mümkün olmadığını ifade eden Armutlu, sergiyle hastanede görev yapan kadınların emeklerine dikkat çekmek istediklerini belirterek tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. Hastanenin lobisinde açılan fotoğraf sergisinin 5 gün boyunca ziyaret edilebileceği bildirildi.
Medicana Hastanesi’nden menopoz farkındalığı etkinliği
06 Mart 2026 Cuma - 16:01 Medicana Hastanesi’nden menopoz farkındalığı etkinliği Medicana Hastanesi’nden menopoz farkındalığı etkinliğinde konuşan Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Songül Turğut, "Menopoz döneminde östrojenin azalmasıyla birlikte beyin ve kalp damar sertliği meydana gelmektedir. Buna bağlı olarak inme ve kalp hastalığı, hipertansiyon gibi durumlar da ortaya çıkmaktadır. Yaşam tarzı değişiklikleri önerilebilir" dedi. Medicana Ankara Hastanesi tarafından menopoz konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla koruyucu ve önleyici sağlık hizmeti misyonu ile kurguladığı ‘Menopoz Wellness Proje Lansmanı’ gerçekleştirildi. Prpgram kapsamında düzenlenen ‘İsmini Vermek İstemeyen’ başlıklı söyleşide menopoz konusunda farkındalık oluşturmayı amaçlayan kadınlarla birlikte sohbet ortamı oluşturuldu. Kadın sağlığı alanında uzman hekimlerin katılımıyla menopoz döneminde yaşanan fiziksel ve psikolojik değişimler ele alındı. Uzman doktorların, menopozun kadın yaşamının doğal bir evresi olduğunu belirterek bu süreçte doğru bilgilendirme ve düzenli sağlık kontrollerinin önemine dikkat çekti. Etkinlikte ayrıca menopoz döneminde görülebilecek belirtiler, hormon değişimlerinin etkileri, sağlıklı beslenme ve yaşam tarzının bu süreçteki rolü hakkında katılımcılara bilgi verildi. Katılımcılar, merak ettikleri soruları uzmanlara yöneltme fırsatı bulurken, alanında uzman doktorlar verdikleri cevaplarla birlikte kadınların menopoz sürecini daha sağlıklı ve bilinçli şekilde geçirmelerine katkı sağlamayı hedeflediklerini ifade etti. "Yaşam tarzı değişiklikleri önerilebilir" Menopoz döneminde yaşanan sıkıntılardan bahseden Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Songül Turğut, bu belirtilerden en belirgin olanının kalp hastalığı olduğunu belirterek, "Menopoz döneminde östrojenin azalmasıyla birlikte sinir sisteminde östrojen reseptörlerinin azalmasına bağlı olarak bazı nörolojik bulgular ortaya çıkabiliyor. Bunlar; bilinçsel fonksiyonlarda bozulma, unutkanlık, beyin sisi dediğimiz durumlar. Menopoz döneminde östrojenin azalmasıyla birlikte beyin ve kalp damar sertliği meydana gelmektedir. Buna bağlı olarak inme ve kalp hastalığı, hipertansiyon gibi durumlar da ortaya çıkmaktadır. Yaşam tarzı değişiklikleri önerilebilir" cümlelerini kullandı. "Hayatınızda mutlaka hareket ve spor olmalı" Menopoz sürecinin kadınlar için var olan bir süreç olduğunu ve bu konuda farkındalık oluşturmak gerektiğinin altını çizen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. İrem Alyazıcı Küçükyıldız ise, "Menopoz sürecinin kadınlar için bir kabulleniş süreci olmasından çıkmasını ve bu konudaki farkındalıkların arttırılmasını önemsiyorum. Her kadının menopoz sürecinde aynı oranda desteğe ihtiyacı olmayabilir. Ancak bazen işler gerçekten rayından çıkıp çok zorlu, hayat kalitesini bozan noktalara ulaşabiliyor. Böyle durumlarda da mutlaka destek tedavi gerektiğini düşünüyorum. Bunun öncesinde iyi bir hayat için gerekli birçok şey var. Birincisi hayatınızda mutlaka hareket ve spor olmalı" diye konuştu. "Meme kanserlerinin büyük çoğunluğu menopoz sonrası oluşuyor" Kadınlarda meme sağlığının menopoz öncesi kadar menopoz sonrası da önemli olduğunu vurgulayan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İsmail Hakkı Özerhan ise, "Meme sağlığı, menopoz öncesinde de önemli ama menopoz sonrasında daha önem arz ediyor. Çünkü meme kanserlerinin büyük çoğunluğu menopoz sonrası 50 ile 70 yaş arasında olmakta. Şöyle bir algı oluyor. Menopoz öncesinde 40’lı, 50’li yaşlarda yaptırılan tetkiklerde bir sıkıntı çıkmadığı gibi. Bundan sonra da çıkmayacakmış gibi bir yanlış bir algı var. Halbuki meme kanserlerinin önemli bir kısmı 50-70 yaş arasında daha fazla olmakta. Hem kendi kendine muayene, hem de hemen ardından yıllık yapılacak mamografi veya ultrasonografi muayenelerle bu süreç tamamlanmalı ve devam ettirilmelidir. Özellikle menopoz sonrasında memenin içerisindeki süt kanalcıkları azalmakla birlikte memenin içerisindeki yağ dokuları daha ön plana çıkmakta ve bu yağ dokuları da memenin iç mikro ortamında bir değişikli oluşturmakta ve meme kanserlerine yatkınlığı dolaylı olarak arttırmaktadır" şeklinde konuştu. "Beslenme çok önemli" Menopoz sürecinde yeterli ve dengeli beslenme kadar egzersizin de önemli bir yol olduğunu vurgulayan Fizik Tedavi ve Rehabilitisyon Uzmanı Prof. Dr. F. Figen Ayhan ise, "Osteoporoz, östrojen eksikliğine bağlı özellikle 45 yaşından önce menopoza girenlerde ve cerrahi menopoza girenlerde çok sık gördüğümüz bir durum. Biz Uluslararası Osteoporoz Vakfı’nın kurduktan sonra bu alanda daha çok hastamız oldu ve gördük ki gerçekten kırıkların büyük bir çoğunluğu aslında önlenebilir. Birincisi beslenme çok önemli. Kalsiyum, magnezyum ve D vitamini almak çok önemli. İkincisi de egzersiz çok önemli. Osteoporozun yanında sarkopeni dediğimiz kas kaybını da menopozdaki hastalarımız çok yaşıyor. Bu nedenle, biz hastalarımızın beslenmenin yanında haftada 150 dakika egzersiz yapmalarını istiyoruz. Bunun yanı sıra sigara ve alkol tüketimi gibi sağlıksız davranışların da önüne geçmemiz gerekiyor" ifadelerine yer verdi. Düzenlenen lansmana; Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Deniz Han Deniz, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. İrem Alyazıcı Küçükyıldız ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Emre Günakan, Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İsmail Hakkı Özerhan, Fizik Tedavi ve Rehabilitisyon Uzmanı Prof. Dr. F. Figen Ayhan ve Fizik Tedavi ve Rehabilitisyon Uzmanı Prof. Dr. Didem Sezgin Özcan, Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Songül Turğut, Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Zeynep Şeyma Turinay, Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Sena Nur Doğan ve kadınlar katılım sağladı.
Van’da bir kadının karnından 35 santimetrelik dev kitle çıkarıldı
06 Mart 2026 Cuma - 15:41 Van’da bir kadının karnından 35 santimetrelik dev kitle çıkarıldı Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Dursun Odabaşı Tıp Merkezine karın ağrısı ve kansızlık şikayetiyle başvuran 35 yaşındaki kadının karnından dev kistik kitle operasyonla alındı. Van YYÜ Dursun Odabaşı Tıp Merkezine karın ağrısı ve kansızlık şikayetleriyle başvuran 35 yaşındaki kadın hastada, yapılan tetkikler sonucunda karın içinde dev kistik kitle tespit edildi. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Ümit Haluk İliklerden tarafından acil ameliyata alınan hastanın karnından 35x25 santimetre boyutlarında kitle çıkarıldı. Operasyona ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Ümit Haluk İliklerden, hastanın karnındaki kitleyi daha önceden fark ettiğini ancak korkusu nedeniyle hastaneye başvurmadığını belirterek, "Hastamız karın ağrısı ve kansızlık şikayetleriyle merkezimize başvurdu. Yapılan tetkiklerde karın içerisinde dev kistik kitle tespitinin üzerine hastayı acil operasyona aldık. Operasyonda, karındaki 35x25 santimetrelik dev kistik kitle, diğer organlar korunarak başarılı bir şekilde çıkarıldı" dedi. Hastanenin Genel Cerrahi, Anesteziyoloji ve Kadın Doğum Anabilim Dalı ekiplerince multidisipliner bir takip ve tedavi programının uygulandığını ifade eden İliklerden, "Ameliyat sonrası hastanın genel durumu iyi ve serviste takipleri sürdürülmektedir. Hastamızı birkaç gün içerisinde taburcu etmeyi planlıyoruz" diye konuştu.
Karatay’da sağlık yatırımlarına bir yenisi daha
06 Mart 2026 Cuma - 15:38 Karatay’da sağlık yatırımlarına bir yenisi daha Konya’nın merkez Karatay ilçesi Ovakavağı Mahallesi’ne yeni bir sağlık tesisi kazandırılıyor. Karatay Belediyesi, Konya İl Sağlık Müdürlüğü ve Ovakavağı Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği iş birliğiyle hayata geçecek Aile Sağlığı Merkezi, mahalle halkına daha sağlıklı ve modern bir hizmet sunacak. Karatay Belediyesi öncülüğünde hayata geçirilecek Aile Sağlığı Merkezi’nin protokolü; Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Konya İl Sağlık Müdürü Yusuf Yavuz, Ovakavağı Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Mustafa Aydıncı ve Ovakavağı Mahalle Muhtarı Ömer Türkmen tarafından imzalandı. Ovakavağı Mahallesi’nde mevcut sağlık ocağı binasının ekonomik ömrünü tamamlaması nedeniyle yapılacak yeni tesisle birlikte mahalle sakinleri, aile hekimliği sistemi kapsamında birinci basamak sağlık hizmetlerinden daha modern ve sağlıklı bir ortamda yararlanabilecek. İmzalanan protokol kapsamında 196 metrekare kullanım alanına sahip yeni Aile Sağlığı Merkezi inşa edilecek. Kılca: "Sağlık tesislerimize yeni bir halka ekliyoruz" Protokol imza töreninde konuşan Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, ilçedeki sağlık yatırımlarını artırmaya devam ettiklerini belirtti. Ovakavağı Mahallesi’nde eski sağlık biriminin yıkıldığını hatırlatan Kılca, yeni sağlık ocağının hayırlı olmasını diledi. Yeni sağlık tesisinin Karatay Belediyesi, Konya İl Sağlık Müdürlüğü ve Ovakavağı Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği iş birliğiyle hayata geçirileceğini belirten Kılca, yapılacak yatırımın Konya’ya ve Karatay’a hayırlı olmasını temenni ederek İl Sağlık Müdürü Yusuf Yavuz’a desteklerinden dolayı teşekkür etti. Konya İl Sağlık Müdürü Yusuf Yavuz da Ovakavağı Mahallesi’ne kazandırılacak Aile Sağlığı Merkezi’nin yöre için önemli bir yatırım olacağını belirtti. Sağlık hizmetlerinde son dönemde koruyucu sağlık uygulamalarına daha fazla önem verildiğini ifade eden Yavuz, bu noktada Aile Sağlığı Merkezlerinin büyük bir rol üstlendiğini dile getirdi. Konya’nın bu alanda güçlü bir altyapıya sahip olduğunu vurgulayan Yavuz, başta Karatay Belediyesi olmak üzere belediyelerin sağlık yatırımlarına önemli destek verdiğini belirterek Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca ve katkı sunan tüm belediyelere teşekkür etti. Ovakavağı Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Mustafa Aydıncı ve Ovakavağı Mahallesi Muhtarı Ömer Türkmen de mahalleye kazandırılacak sağlık tesisi dolayısıyla memnuniyetlerini dile getirdi.
Kolonoskopi için belirtileri beklemeyin: Kolon kanseri artık gençleri de tehdit ediyor
06 Mart 2026 Cuma - 15:09 Kolonoskopi için belirtileri beklemeyin: Kolon kanseri artık gençleri de tehdit ediyor Türkiye’de en sık görülen üçüncü kanser türü olan ve görülme yaşı giderek düşen kolon kanserinde erken tanı hayati önem taşıyor. Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Bülent Şengül, kolonoskopinin önleyici bir tedbir olabileceğini belirterek, "Kolonoskopi kontrolleri sizlere kolon kansersiz bir yaşam sunabilir" dedi. Mart ayı kolon kanserine dikkat çekmek ve toplumda erken tanı bilincini artırmak amacıyla ’Kolon Kanseri Farkındalık Ayı’ olarak anılıyor. Türkiye’de en sık görülen kanser türleri arasında üçüncü sırada yer alan ve görülme yaşı giderek düşen kolon kanseri, çoğu zaman erken evrede belirti vermeden ilerliyor. Bu nedenle düzenli tarama ve kolonoskopi kontrollerinin kanserleşme potansiyeli taşıyan poliplerin erken dönemde tespit edilmesinde ve hastalık başlamadan önlenmesinde büyük fayda sağladığını vurgulayan Medicana International İzmir Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Uzm. Dr. Bülent Şengül, kolon kanserine karşı dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi. "Genç yaş grubu da tanı almaya başladı" Kolon kanserinin kadın ve erkekte görülme sıklığının aynı olduğunu dile getiren Dr. Şengül, "Eskiden ileri yaş hastalığı olarak bilinen bu kanser türünde görülme yaşı son yıllarda giderek düşmekte ve genç yaş grubunda tanı konulan olgu sayısı giderek artmaktadır" dedi. Kolon kanserine karşı dikkat edilmesi gerekenleri aktaran Dr. Şengül, "Akdeniz tipi beslenme riski azaltır. Hayvansal yağ ve kırmızı etten zengin beslenmek, işlenmiş ve katkılı et ürünlerini fazlaca tüketmek riski artırır. Sigara ve alkol kullanımı riski artırır. Fazla kilolarınızdan kurtulmak riski azaltır. Düzenli egzersiz ve spor riski azaltır, hareketsiz yaşam tarzı riski artırır. Kolonoskopi ve gaitada gizli kan testi gibi tarama testleri hayati öneme sahiptir" açıklamasını yaptı. "Şikayet oluşmasını beklemeyin" Kolon kanserine karşı en güçlü yöntemin düzenli kontrol olduğunu belirten Uzm. Dr. Bülent Şengül, şu ifadeleri kullandı: "45 yaş ve üzerindeki kişiler herhangi bir şikâyet ya da bulgu olmasını beklemeden kolonoskopi kontrolü yaptırmalıdırlar. Ailesinde kolon kanseri, meme kanseri, yumurtalık ve rahim kanseri öyküsü olan kişiler ise daha erken yaşlarda kolonoskopi kontrollerine başlamalıdırlar. Bu kanser gruplarında genetik yatkınlık önemli rol oynamaktadır. Kolon kanserlerinin çoğu, polip denilen bağırsak içerisindeki et beni şeklindeki iyi huylu küçük lezyonların zamanla büyümesi ve ilerlemesi sonucu oluşmaktadır. Erken yaşlarda başlanan ve birkaç yıl aralarla düzenli olarak yaptırılan kolonoskopi kontrollerinde polip tespit edilirse, bu yapılar özel bir yöntemle kesilerek bağırsaktan uzaklaştırılmakta ve bu polipten yola çıkarak gelişebilecek bir kolon kanseri süreci daha başlamadan sona erdirilmektedir. Öte yandan bu hastalık genelde ilk zamanlarda sinsi seyredip, geç evrelerde belirti vermeye başladığı için herhangi bir şikayet olmaksızın yaptırılan kolonoskopi kontrolü hastalığın erken evrede bulunmasına imkan sağlayacağı için hayat kurtarıcı bir öneme sahiptir." Makattan kanamalara dikkat Kolonoskopi yapılması gereken durumlara ilişkin de bilgi veren Dr. Şengül, 45 yaş ve üzerindeki kadın-erkek ayrımı olmaksızın herkesin düzenli tarama yaptırması gerektiğini belirtti. Şengül, "Ailesinde birinci derece yakınlarında kolon kanseri ya da kolon polip öyküsü bulunanlar, daha önce kendisinde kolon kanseri veya polip belirlenenler, 10 yıldan uzun süredir iltihabi bağırsak hastalığı olanlar risk grubunda yer alıyor. Ayrıca karın ağrısı, kilo kaybı, bağırsak alışkanlığında değişiklik (normal seyrederken kabızlık ya da ishal gelişmesi), demir eksikliği anemisi, gaitada gizli kan testi pozitifliği, dışkıda taze kan görülmesi veya makattan kanama gibi belirtiler varlığında gecikmeden kolonoskopi yapılması öneriliyor. Kişinin kendisinde ya da yakınlarında meme, yumurtalık veya rahim kanseri öyküsü bulunması da dikkate alınması gereken önemli risk faktörleri arasında yer alıyor" dedi. Dr. Şengül, makattan kanamanın çoğu zaman hemoroid kaynaklı sanılarak önemsenmediğini söyleyerek, "Bu yaklaşım, kolorektal kanser tanısında gecikmeye yol açabiliyor. Tanıdaki her gecikme, hastalığın ilerlemesine ve tedavi seçeneklerinin azalmasına neden olabilir. Daha önce hemoroid tanısı almış olsanız bile makattan kanama durumunda mutlaka bir uzmana başvurarak kolonoskopi kontrolü talep edin. Unutmayın kolonoskopi yapılmadan geçen zaman aleyhinize işleyebilir ve tedavi şansınızı azaltabilir" diye konuştu.
İzmir’de ’Ramazanda Sağlık Programı’ etkinlikleri başladı
06 Mart 2026 Cuma - 14:55 İzmir’de ’Ramazanda Sağlık Programı’ etkinlikleri başladı İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, Ramazan ayı boyunca her ilçede ’Ramazanda Sağlık Programı’ etkinlikleri düzenliyor. Program kapsamında il genelinde kurulan stantlarla sağlık hizmetleri vatandaşlarla buluşturuluyor. Ramazan ayının birlik ve dayanışma ruhuyla gerçekleştirilen çalışmalarda; sağlıklı yaşam, doğru beslenme ve hastalıklardan korunma konularında vatandaşların sağlık okuryazarlığını artırmaya yönelik bilgilendirmeler yapılıyor. Stantlarda dijital sağlık uygulamaları tanıtılırken, temel ilk yardım ve hayat kurtaran müdahalelere ilişkin uygulamalı gösterimler gerçekleştiriliyor. Program ile vatandaşların sağlık konusunda bilinçlenmesi ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanması hedefleniyor. Vatandaşların yoğun olduğu noktalar tercih ediliyor Etkinlikler için vatandaşların yoğun olduğu iftar öncesi ve sonrası saatler tercih ediliyor. Ramazan çadırları, etkinlik alanları, meydanlar, alışveriş merkezleri, cadde ve çarşılar, cami çevreleri ile parklar sağlık bilgilendirme ve yönlendirme noktası olarak kullanılıyor. Ölçümler yapılarak uzman desteği sağlanıyor Kurulan sağlık noktalarında vatandaşların boy ve kilo ölçümleri yapılarak beden kitle indeksleri değerlendiriliyor. Uzmanlar tarafından sağlıklı beslenme önerileri verilirken, ihtiyaç duyan kişiler ilgili sağlık merkezlerine yönlendiriliyor. Ayrıca karbon monoksit ölçümleri yapılarak tütün ve tütün ürünleriyle mücadele konusunda destek sağlanıyor. Kadın ve yaşlı sağlığına yönelik bilgilendirme Program kapsamında kadın sağlığı alanında Menopoz Okulu ve Gebe Okulu tanıtımları yapılıyor. Yaşlı, engelli ve kronik hastalığı bulunan vatandaşlara yönelik hizmet veren birimler hakkında bilgilendirme ve doğru yönlendirmeler gerçekleştiriliyor. Etkinlikler Ramazan ayı sonuna kadar İzmir’in farklı noktalarında devam edecek.
Bakan Memişoğlu açıkladı: Sağlıkta bilim adamlarına SGK destekli araştırma dönemi
06 Mart 2026 Cuma - 14:03 Bakan Memişoğlu açıkladı: Sağlıkta bilim adamlarına SGK destekli araştırma dönemi Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu TÜSEB ile SGK iş birliği kapsamında yürütülecek bilimsel araştırmalarda hasta maliyetlerinin SGK tarafından karşılanacağını belirterek, "Yeni tedavi yöntemleri, ilaçlar ve sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine güçlü finansal destek sağlanacak" dedi. Bir dizi program için Tokat’a gelen Bakan Memişoğlu valilik ziyareti sonrası açıklamalarda bulundu. Sigarayı bırakma çağrısı yaptı Memişoğlu yaptığı açıklamada, "Ben toplumumuza özellikle sağlıklı yaşamlarıyla ilgili, sağlıklı kalmalarıyla ilgili çaba harcamalarını, bağımlılıklardan uzak kalmalarını özellikle istirham ediyorum. Biliyorsunuz bu hafta Yeşilay Haftası. Yeşilay; sigara bağımlılığından madde bağımlılığına kadar her türlü mücadelede toplumumuzun yanında, bizlerin yanında. Toplumumuz da bu konudaki bağımlılıklardan uzak kalmak için sağlıkçılarla beraber inşallah, özellikle Ramazan ayı gibi mübarek ayda, irademizi güçlendirdiğimiz ayda hazır fırsat var; bu ayda kötü alışkanlıklarımızdan, özellikle sigaradan kurtulmanın en güzel zamanlarını yaşayacaklar. Bizlere başvururlarsa Sağlıklı Hayat Merkezlerine, hastanelere, sigara bırakma polikliniklerine, beraber bu illetten onları kurtaracağımıza söz veriyorum" dedi. Bilim adamlarına maliyet desteği geliyor Bakan Memişoğlu konuşmasının devamında bilimsel araştırmalara SGK desteği sağlanacağını söyleyerek, "Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) ile beraber Sosyal Güvenlik Kurumu’nun çabasıyla, özellikle Türkiye’de yeni bir şey söyleyecek bilim insanlarının yapacakları çalışmalarda, bilimsel araştırmalarda dünyaya ve sağlığa katkı verilecek çalışmalarla ilgili, bu çalışmalarda hastalarımızın maliyetlerini Sosyal Güvenlik Kurumu karşılayacak. Bu özellikle ’üreten sağlık’ mottomuzdaki Türkiye’deki yeni şeylerin söylenmesiyle ilgili gerçekten iyi bir finansal kaynak olacak. Özellikle bilim insanlarımızın, araştırmacılarımızın bu konudaki desteğiyle çok iyi şeyler söyleyeceğine, dünyaya yeni tedavi yöntemleri, yeni ilaçlar, yeni cihazlar kazandıracağına eminim. Bu konuda üretmeye, üreteni desteklemeye devam edeceğiz. Türkiye; koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modeliyle Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’nı yaşayacak ve dünyada nasıl sağlık hizmetinde örnek olmuşsa, sağlığın teknolojisinde de biliminde de örnek ülke haline gelecek" ifadelerini kullandı.