SAĞLIK
Yüksek riskli beyin ameliyatı Ardahan’da ilk kez yapıldı 10 Mart 2026 Salı - 16:02:00 Ardahan’da sağlık hizmetleri her geçen gün geliştirilerek hasta odaklı tedavilerine bir yenisini daha ekledi. Kentte sağlık alanında önemli bir başarıya daha imza atıldı. İl genelinde ilk kez gerçekleştirilen yüksek riskli beyin ameliyatı, uzman doktorların titiz çalışması sonucu başarıyla tamamlandı. 29 yaşındaki Emre Toptaş, geçirmiş olduğu rahatsızlık ve buna bağlı olarak gelişen ani bilinç kaybı ve sonum kaybı sonrası Ardahan Devlet Hastanesine kaldırıldı. Hastaya yapılan tetkiklerde kanamanın damar yumağından kaynaklandığı belirlendi. Ardahan Devlet Hastanesi’nin 2. basamak sağlık kuruluşu olması dolayısıyla, dijital substraksiyon anjiyografi (DSA) imkanının bulunmaması ve sevkin zaman kaybına yol açacak olması nedeniyle hasta ameliyata alındı. Hastanın entübe halde ve bilincinin kapalı olarak acil servise getirildiğini hatırlatan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, "Biz gördüğümüzde hastayı şuuru yerinde değildi. Beyin kanaması olduğu zaman hani tomografi çektiğimizde anlayabiliyoruz bunu. Ama bu yaşta bir kaza geçirmeden birden bu kadar büyük bir beyin kanaması olması bizi şüphelendirdi. Damar yumağı olabilir mi, ya da damar büyümesi, anevrizma dediğimiz şey olabilir mi? Ona bakmak için bir tomografisini gördük. Tomografide AVM olduğunu gördük. Yani beyinde damar yumağı dediğimiz damarların iç içe geçmiş ve kanamış hali beyin cerrahisinin en zor dediğimiz ameliyatlarından birini yapacağımızı anladık o sırada. Sonra acil ameliyat kararı verdik. Yakınlarına da bilgi verdik. Ardahan’da DSA imkanlarının bulunmadığı, söz konusu hasta için sevk şanslarının olmadığı ve kanama kontrolü yapıp bunu planlayarak ameliyata almak için hızlıca hareket ettik’’ dedi. Dr. Eray, "Şahdamarı dediğimiz damarını bağladıktan sonra ameliyatta kanamasını kontrol edebilmek için kafatasını kaldırarak beyindeki o damar yumağını çıkardık. Kanamalı bir ameliyattı kendisi. Zor bir ameliyattır. Süresi de uzundur. Hayati riski de çok yüksektir. Çok nadir görülür beyin kanamalarında. 10 binde 5 kadar görülen bir durum. Hani onu görmüş olduk ve müdahale ettik. Şahdamarı bağlamamızın avantajı şu oldu. Kanamamızı kontrol etmemizi sağladı. Büyük ihtimal hani hayata tutunmasını sağlayan manevralardan biri oldu." Ameliyatı bitirdikten sonra yoğun bakımda 2 hafta takip ettiklerini aktaran Eray, "Kemiğini karnına koymuştuk kendisinin. Onu tekrar kafasına koymak için ikinci bir ameliyatı bekliyoruz. Sonra bir anjiyo görüntüleme yaptık tekrar. AVM dediğimiz damar yumağı çıktı mı diye. Onun da total olarak hepsinin çıktığını gördük. O yüzden içimizde rahat şu aşamada." Dedi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, erken teşhisin beyin hastalıklarında hayati önem taşıdığına da dikkat çekerek, şiddetli baş ağrısı, denge kaybı ve görme bozukluğu gibi belirtiler yaşayan vatandaşların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini de söyledi. Hasta Emre Toptaş da şu an kendisini çok iyi hissettiğini belirterek, "Durumum iyi. Hocam sağ olsun, hayatımızı kurtardı." dedi. İl Sağlık Müdürü İshak Askeroğlu ise Sağlık Bakanlığı’nın "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" kapsamında, projeleri Ardahan’da artırarak uygulamak istediklerini söyledi. Askeroğlu, "Bu zamana kadar ilimizde yapılamaz denilen ameliyatları, tedavileri yaptık. Onlardan birisi de Emre’ye uygulandı. Kendisine yaptığımız uygulama normalde ilimizin şartlarında bu tür hastaların ameliyatı oldukça büyük bir risk taşıyor. Ancak cerrahi ekibimiz ve sonrasında yoğun bakım ekibimizin yapmış olduğu özverili çalışmayla ilimizde daha önce hiç yapılmayan bu ameliyatı başarıyla yapmış oldular. Hastamız şu an itibariyle sağlığına kavuşmuş durumda. Yakın zamanda geçireceği ikinci bir ameliyatla da tedavisi tamamlanmış olacak. Ardahan’daki vatandaşlarımız için sağlık hizmetlerini en iyi şekilde sunmaya devam edeceğiz." dedi.
10 Mart 2026 Salı - 14:41 Türkiye’de 10 milyon kişi böbrek hastalığı riski altında Prof. Dr. Aydın Türkmen, Türkiye’de 10 milyon kişinin böbrek hastalığı riski altında olduğunu söyledi. Dünya Böbrek Günü dolayısıyla açıklama yapan Türkiye Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Türkmen; Türkiye’de kronik böbrek hastalığının ciddi boyutlara ulaştığını belirterek, organ bağışı ve erken tanının hayati önem taşıdığını söyledi. Prof. Dr. Aydın Türkmen tarafından paylaşılan verilere göre, Türkiye’de kronik böbrek hastalığı görülme sıklığı yüzde 16 seviyesine ulaştı. Bu oranın yaklaşık 10 milyon kişinin böbrek yetersizliği riskiyle karşı karşıya olduğunu gösterdiğini belirten Türkmen; hastalığın sinsi ve ilerleyici yapısına dikkat çekerek erken tanının süreci durdurabileceğini veya yavaşlatabileceğini ifade etti. Vatandaşların düzenli sağlık kontrolü yaptırmasının büyük önem taşıdığını belirten Türkmen; hastalık, böbrek fonksiyonlarının yüzde 15’in altına düştüğü son evreye ulaştığında hastalar için diyaliz veya organ naklinin hayati seçenekler olduğunu söyledi. Her yıl yaklaşık 13 bin yeni hastanın diyaliz sistemine dahil olduğunu belirten Türkmen, Türkiye’de yıllık organ nakli sayısının yaklaşık 3 bin 500 seviyesinde kaldığını ifade etti. Organ naklinin hastalara yalnızca daha yüksek yaşam kalitesi sunmadığını, aynı zamanda diyalize göre yaşam süresini de anlamlı şekilde uzattığını dile getirdi. Türkiye’nin organ nakli cerrahisinde önemli başarılar elde ettiğini belirten Türkmen, bağış oranlarının ise istenilen seviyede olmadığını vurguladı. Batı ülkelerinde organ nakillerinin yüzde 90’ının kadavradan gerçekleştirildiğini ifade eden Türkmen, Türkiye’de ise bu oranın tam tersi olduğunu ve nakillerin yüzde 90’ının canlı donörlerden yapıldığını söyledi. Milyon nüfus başına düşen kadavra bağış sayısının Türkiye’de 5 civarında olduğunu belirten Türkmen, bu rakamın ABD ve İspanya gibi ülkelerde 50 seviyelerinde olduğunu dile getirdi. Çapraz nakil sistemi nakil sayısını artırabilir Donör sıkıntısının aşılması için çapraz nakil sisteminin önemine dikkat çeken Türkmen; doku veya kan grubu uyumsuzluğu nedeniyle nakil olamayan ailelerin ulusal bir havuzda toplanmasının, nakil sayılarını en az %10 artırabileceğini söyledi. Yeni yönetmeliklerle beyin ölümü tespit edilen vakalarda aileye haber verme sürecinin kolaylaştırılmasının bilimsel açıdan olumlu bir gelişme olduğunu belirten Türkmen, toplumsal farkındalığın da artırılması gerektiğini ifade etti. Nakilli annelerin başarı öyküsü Organ naklinin yalnızca bir tedavi yöntemi olmadığını, aynı zamanda hastalar için yeni bir hayat anlamına geldiğini belirten Türkmen; diyaliz aşamasındaki kadın hastaların anne olma ihtimalinin oldukça düşük olduğunu söyledi. Başarılı bir böbrek nakli sonrası ise birçok hastanın sağlığına kavuşarak bebek sahibi olabildiğini ifade eden Türkmen, kliniklerinde nakil sonrası anne olan yaklaşık 200 hastanın bulunduğunu belirtti. Türkmen; erken tanı, organ bağışı bilincinin artırılması, nakil sonrası düzenli takip ve merkezlerin sağ kalım oranlarına göre denetlenmesinin Türkiye’nin böbrek sağlığı politikası açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.
10 Mart 2026 Salı - 12:45 Dünya Uyku Günü Eskişehir’de farkındalık etkinlikleriyle kutlanacak Tüm Uyku Tıbbı ve Araştırmaları Derneği (TUTDER) Başkanı Prof. Dr. Vural Fidan, her yıl mart ayının üçüncü haftasının cuma günü dünya genelinde kutlanan Dünya Uyku Günü etkinliklerinin bu yıl 13 Mart 2026 Cuma günü "İyi Uyuyun, Daha İyi Yaşayın" sloganıyla Eskişehir’de gerçekleştirileceği ve uyku sağlığının önemine dikkat çekileceğini belirtti. Prof. Dr. Fidan, uyku sağlığının bireylerin fiziksel, zihinsel ve ruhsal sağlığı için hayati öneme sahip olduğunu belirterek, modern yaşamın getirdiği yoğun tempo, teknoloji kullanımı ve düzensiz yaşam alışkanlıklarının uyku düzenini olumsuz etkilediğini ifade etti. Özellikle gençler arasında düzensiz uyku alışkanlıklarının yaygınlaştığına dikkat çeken Prof. Dr. Vural Fidan, "Gençlerimizin sağlıklı bir yaşam sürmeleri, öğrenme kapasitelerinin artması ve zihinsel performanslarının korunması için kaliteli uyku büyük önem taşımaktadır. Dünya Uyku Günü vesilesiyle gençlerimize ulaşarak uyku farkındalığını artırmayı hedefliyoruz." Dünya Uyku Günü kapsamında toplumda uyku sağlığı bilincini artırmaya yönelik çeşitli bilgilendirme ve farkındalık çalışmaları gerçekleştirileceğini belirten Fidan, gençlere yönelik özel bir farkındalık çalışması da yapılacağını ifade etti. Bu kapsamda üzerinde "İyi Uyuyun, Daha İyi Yaşayın" sloganının yer aldığı farkındalık kalemleri gençlere hediye edilecek. Günlük yaşamda kullanılacak bu kalemlerle gençlerin uykunun önemini sürekli hatırlamaları ve sağlıklı uyku alışkanlıkları geliştirmeleri amaçlanıyor. Uzmanlar, düzenli ve kaliteli uykunun bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, zihinsel performansı artırdığını ve birçok kronik hastalığın önlenmesine katkı sağladığını vurgularken, sağlıklı bir yaşam için uyku düzeninin korunmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. TUTDER Başkanı Prof. Dr. Vural Fidan, Dünya Uyku Günü dolayısıyla tüm toplumu uyku sağlığı konusunda bilinçli olmaya ve sağlıklı uyku alışkanlıkları geliştirmeye davet etti.
İzmir’de sağlık filosuna 45 yeni ambulans
15 Ocak 2026 Perşembe - 13:09 İzmir’de sağlık filosuna 45 yeni ambulans Sağlık Bakanlığı tarafından İzmir’e tahsis edilen 45 yeni ambulans, düzenlenen törenle hizmete alındı. Son 4 ayda yapılan takviyelerle kentteki acil yardım ambulansı sayısı 155’ten 200’e yükselirken, kentsel vakalara ulaşma süresi 7 dakikanın altına düştü. Sağlık Bakanlığı tarafından "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" vizyonu doğrultusunda temin edilen 45 ambulans için İzmir Şehir Hastanesi’nde teslim töreni gerçekleştirildi. Törene İzmir Valisi Süleyman Elban, AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin, İzmir Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Yaprak Üstün ve sağlık çalışanları katıldı. Vali Elban: "Gelişmiş ülkelerden 3-4 kat daha hızlıyız" Törende konuşan İzmir Valisi Süleyman Elban, Türkiye’nin sağlıkta erişim hızı konusunda dünya standartlarının üzerinde olduğunu vurguladı. Elban, "Türkiye’de sadece acil çağrıya en gelişmiş ülkelerden 3-4 kat hızlı müdahale edilmiyor, aynı zamanda nitelikli bina, yatak ve cihaz erişiminde de büyük bir gelişmişlik bulunuyor. 20 dakikada vakaya müdahale kabiliyeti olan ülkelerde 6 aydan önce MR sırası alınamazken, ülkemizde büfeden su alır gibi hızlı erişebiliyoruz. Personelimiz dünyada parmakla gösteriliyor. Amacımız insanımızın daha sağlıklı olması. Bu vizyonu sağlayan Sayın Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyoruz" dedi. Eyyüp Kadir İnan: "İzmir’e 100 milyar liralık sağlık yatırımı" AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, İzmir’in geçmişteki sağlık şartları ile bugünkü durumunu kıyaslayarak çarpıcı rakamlar paylaştı. 2003 yılından bu yana İzmir’e 70 milyar TL’lik yatırım yapıldığını belirten İnan, "20 yıl önce sadece 3 büyük hastane vardı ve fiziki şartları çok kötüydü. Bugün ise 140 sağlık tesisini tamamladık. İzmir Şehir Hastanesi, 2 bin 60 yatak kapasitesiyle Ege’nin şifa fabrikası oldu ve bugüne kadar 8 milyon vatandaşımıza hizmet verdi. Devam eden ve planlanan projelerle İzmir’e toplamda 100 milyar liralık sağlık yatırımı kazandırıyoruz" diye konuştu. İnan, gelecek projeler hakkında da bilgi vererek, "2026’nın ilk 8 ayında Dikili’de bir hastane, Selçuk’ta ise devasa bir sağlık kampüsü hayata geçecek. Menemen’de 250 yataklı hastane çalışmamız sürüyor. 2002 yılında İzmir’de sadece 30 ambulans varken bugün bu sayı 200’e ulaştı" ifadelerini kullandı. "Hastanenin çöplerini toplamaktan aciz yerel yönetim" AK Partili İnan, hastanenin çöplerinin toplanmasında yerel yönetim tarafından sorun yaşandığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Tamamladığımız ve devam eden projelerle birlikte İzmir’e 100 milyar liralık sağlık yatırımı kazandırıyoruz. Yerel yönetim ise kronik sıkıntıları yönetemiyor. Bu hastanenin çöplerini toplamaktan aciz bir yerel yönetim var. Biz hizmet diyoruz her defasında. Onlar mazeret üretiyor. Amacımız acil ambulans ihtiyacı olan herkese günün 24 saati ulaşmak. İlimizde 124 acil sağlık hizmetleri istasyonları var. 2002 yılında şehrimizde ambulans sayısı sadece 30’du. Bugün bu sayı 200’e ulaştı. Sadece nicelik değil nitelik de arttı." Ceyda Bölünmez Çankırı: "Vakaya ulaşma oranı yüzde 93’e çıktı" AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, İzmir’deki 124 istasyonda bin 941 personelin görev yaptığını hatırlatarak şunları söyledi: "2025 yılı başında 10 dakikada vakaya ulaşma oranı yüzde 79 iken, bugün bu oran yüzde 93’e ulaşmıştır. Kentsel vakaya ulaşma süremiz 7 dakikanın altındadır. Avrupa ve Amerika’da bu süreler 15-20 dakikayı bulurken, Türkiye dünya standartlarını aşmıştır." "İzmir başarısı Türkiye ortalamasının üzerinde" İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul ise ambulans envanteri hakkında detaylı bilgi vererek, "45 yeni ambulansla filomuz 200’e çıktı. Ayrıca envanterimizde 4 yenidoğan, 3 yoğun bakım, 2 dört sedyeli, 1 kar paletli, 1 helikopter ve 11 motosiklet ambulansı olmak üzere toplam 22 özel donanımlı araç aktif görevdedir. İzmir’in başarısı Türkiye ortalamasının da üzerindedir" dedi. Konuşmaların ardından Vali Süleyman Elban ve protokol üyeleri, sağlık çalışanlarına yeni ambulansların anahtarlarını teslim ederek kurdele kesimini gerçekleştirdi.
Uzman Doktor Şenses: "Bilinçsiz egzersizler bel fıtığı ve menisküs riskini artırıyor
15 Ocak 2026 Perşembe - 13:02 Uzman Doktor Şenses: "Bilinçsiz egzersizler bel fıtığı ve menisküs riskini artırıyor Memorial Bodrum Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uz. Dr. İnci Şenses, spor ve egzersizin, sağlıklı bir yaşamın temel unsurları arasında yer alırken, bilinçsiz ve kontrolsüz şekilde yapılan uygulamaların ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğini ifade etti. Dr. Şenses, özellikle doktora danışılmadan, alanında uzman olmayan kişiler tarafından sosyal medyada paylaşılan egzersiz videolarındaki hareketlerin bilinçsizce uygulanması; bel fıtığı, omuz eklem hasarları ve menisküs gibi kalıcı problemlere neden olabildiğini açıkladı. Memorial Bodrum Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uz. Dr. İnci Şenses, kişiye özel planlanmayan egzersizlerin oluşturduğu riskler hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Fiziksel tıp ve rehabilitasyon kliniklerine başvuran hastalarda egzersize bağlı yaralanmaların belirli hareketlerde yoğunlaştığını belirten Uz. Dr. Şenses, yanlış teknikle yapılan plank egzersizlerinin bel fıtığını tetiklediğini ifade etti. Uygun olmayan direnç lastikleriyle yapılan egzersizlerin omuz ekleminde hasara yol açabildiğini vurgulayan Şenses, kontrolsüz ve hatalı formda uygulanan squat hareketlerinin ise diz ekleminde menisküs ve bağ yaralanmalarına neden olabildiğini kaydetti. Sosyal medyadaki egzersiz videolarına dikkat Dijital platformlarda paylaşılan egzersiz videolarının, bireyin mevcut sağlık durumu değerlendirilmeden uygulanmasının sakatlanma riskini artırdığını belirten Şenses, bu içeriklerin büyük bölümünün; yaş, fiziksel kapasite, omurga sağlığı, eklem yapısı, kilo ve geçirilmiş hastalıklar dikkate alınmadan hazırlandığını, bu nedenle her birey için güvenli olmadığını dile getirdi. Yanlış egzersize yol açan temel hatalar Egzersiz kaynaklı sakatlıkların temelinde üç ana hatanın öne çıktığını belirten Uz. Dr. Şenses, bunları şu şekilde sıraladı: "Ağrının kas, fıtık ya da kemik kaynaklı olup olmadığı belirlenmeden yapılan egzersizler. Herkese aynı egzersiz anlayışıyla kişiye özel planlama yapılmaması. Yanlış hız, uygunsuz yük ve hatalı tekrar sayılarıyla yapılan uygulamalar" Egzersiz öncesi klinik değerlendirme şart Egzersizin koruyucu ve tedavi edici etkilerinden güvenli şekilde yararlanabilmek için uygulama öncesinde klinik değerlendirmenin büyük önem taşıdığını vurgulayan Şenses, bireyin egzersize başlamadan önce mevcut şikayetlerinin kaynağının netleştirilmesi gerektiğini belirtti. Ağrının kas-iskelet sistemi, disk patolojisi ya da eklem yapılarıyla ilişkili olup olmadığının doğru egzersiz planlamasını doğrudan etkilediğini ifade etti. Planlanan programın bireyin yaşı, fiziksel kapasitesi, eşlik eden kronik hastalıkları ve geçmiş travmalarıyla uyumlu olması gerektiğini kaydeden Şenses, standart egzersiz protokollerinin bireysel farklılıklar dikkate alınmadan uygulanmasının sakatlanma riskini ciddi oranda artırdığını söyledi. Egzersizin süresi, sıklığı, yoğunluğu ve hızının klinik açıdan temel parametreler arasında yer aldığını dile getiren Şenses, yanlış yükleme, kontrolsüz tempo ve uygunsuz tekrar sayılarının kas, tendon ve eklem dokularında hasara yol açabileceğini ifade etti. Egzersiz sırasında ortaya çıkan ağrının fizyolojik bir uyum süreci mi yoksa patolojik bir durumun göstergesi mi olduğunun mutlaka ayırt edilmesi gerektiğini belirtti. Uzman kontrolü olmadan egzersiz riskli Kas-iskelet sistemi ağrılarında sosyal medyada görülen veya kulaktan dolma bilgilerle hareket edilmesinin ciddi riskler barındırdığını vurgulayan Uz. Dr. İnci Şenses, ağrı, hareket kısıtlılığı ya da performans kaybı yaşayan bireylerin sosyal medya içerikleriyle değil, mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilerek tedavi sürecine başlaması gerektiğini ifade etti.
Bir ailenin kararı üç hayata umut oldu
15 Ocak 2026 Perşembe - 12:55 Bir ailenin kararı üç hayata umut oldu Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi (SEAH)’te yoğun bakımda tedavi görmekte olan bir hastaya beyin ölümü tanısı konulmasının ardından, ailesinin kararıyla bir karaciğer ve iki böbrek nakil bekleyen 3 hastaya bağışlandı. Zamana karşı yarışın yaşandığı süreçte, SEAH Organ Nakli ekiplerinin koordineli ve özverili çalışmalarıyla aynı gece içerisinde iki kadaverik böbrek nakli başarıyla gerçekleştirildi. Bağışlanan karaciğer ise uygun alıcıya nakledilmek üzere İstanbul’a gönderildi. Operasyonlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Böbrek Nakli Merkezi Başkanı Doç. Dr. Necattin Fırat, Sakarya’da faaliyet gösteren böbrek nakli merkezinin bugüne kadar birçok başarılı nakle imza attığını vurguladı. Doç. Dr. Fırat, organ bağışının hastanede gerçekleşmesi sebebiyle böbreklerin öncelikli olarak Sakaryalı hastalara nakledildiğini, karaciğerin ise İstanbul’da organ bekleyen bir hastaya umut olmak üzere gönderildiğini belirtti. Nakil sürecinin sağlıklı şekilde yürütülmesi için nakil koordinatörleriyle birlikte yoğun bakım, ameliyathane, anestezi ve cerrahi ekiplerinin iki gün boyunca büyük bir özveriyle çalıştığını ifade eden Doç. Dr. Fırat, operasyonların başarıyla neticelenmesinin en büyük mutlulukları olduğunu dile getirdi. Organ Nakli Merkezi Genel Müdürü Prof. Dr. Hamad Dheir ise Türkiye’de organ bağışı konusunda toplumsal farkındalığın artırılmasının önemine dikkat çekti. Dheir, beyin ölümü tanısı konulan bireylerden organ bağışı oranlarının batılı ülkelere kıyasla düşük seviyede olduğunu belirterek, organ bekleyen binlerce hasta bulunduğunu ve tüm vatandaşları organ bağışına destek olmaya davet etti.
Başhekim Prof. Dr. Artaş, "Hastanemiz bölge illerle birlikte yaklaşık 3,5 milyon nüfusa hitap etmektedir"
15 Ocak 2026 Perşembe - 12:48 Başhekim Prof. Dr. Artaş, "Hastanemiz bölge illerle birlikte yaklaşık 3,5 milyon nüfusa hitap etmektedir" Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde güçlü akademik kadrosu ve deneyimli sağlık çalışanlarıyla modern tıbbın tüm imkanlarının sunulduğunu belirten Başhekim Prof. Dr. Gökhan Artaş, "Fırat Üniversitesi Hastanesi yalnızca Elazığ’a değil, bölge illerle birlikte yaklaşık 3,5 milyon nüfusa hitap etmektedir. Hastanemiz bin 59 yatak ve 168 yoğun bakım yatağı ile tüm tanı, tedavi, ameliyat ve girişimsel işlemlerin gerçekleştiriliyor" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi, 160 bin metrekare kapalı alan, 50 bin metrekare açık alan, bin 59 yatak, 164 yoğun bakım yatağı, 268 öğretim üyesi olmak üzere 784 akademik personel ile birlikte 2 bin 181 yardımcı sağlık ve idari personelden oluşan toplam 2 bin 965 kişilik büyük bir sağlık ordusu ile hizmet sunuyor. Hastane, Elazığ merkezli olmak üzere Bingöl, Muş, Tunceli, Bitlis, Erzincan ve çevre il ve ilçelerden gelen hastalarla birlikte yaklaşık 3,5 milyon nüfusa hitap eden bir sorumluluk taşıyor. Yıllık 1 milyon 225 bin poliklinik başvurusu, 404 bin acil başvurusu, 81 bini aşan yatan hasta sayısı, 67 bini aşkın ameliyat ve 150 bini aşan ileri girişimsel işlem ile Fırat Üniversitesi Hastanesi, merkez üssü görevi görüyor. 2025 yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fırat Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Gökhan Artaş, "Hastanemiz ilin ve bölgenin en köklü sağlık kuruluşlarından birisidir. Fırat Üniversitesi Hastanesi olarak 2025 yılı boyunca vatandaşlarımıza en iyi şekilde hizmet vermeye çalıştık. Hastanenin güçlü akademik kadrosu ve deneyimli sağlık çalışanları ve modern tıbbın tüm imkanları sunuluyor. Fırat Üniversitesi Hastanesi, yalnızca Elazığ’a değil, bölge illerle birlikte yaklaşık 3,5 milyon nüfusa hitap etmektedir. Hastanemiz bin 59 yatak ve 168 yoğun bakım yatağı ile tüm tanı, tedavi, ameliyat ve girişimsel işlemlerin gerçekleştiriliyor. Modern laboratuvar ve görüntüleme altyapısına sahip bir hastane olarak 2026 yılında da ilimize ve bölgemize en iyi şekilde hizmet vermeye devam edeceğiz" diye konuştu. Yeni Fırat Üniversitesi Hastanesi projesine de değinen Artaş, "Projenin ihalesi gerçekleştirildi. Yeni yatırımla birlikte daha güçlü ve modern bir fiziksel altyapı oluşturulacak. Kompakt tasarımıyla daha verimli, deprem güvenliği yüksek, hasta konforunu ve sağlık çalışanlarımızın çalışma koşullarını iyileştiren çağdaş sağlık yapıları hizmete girecek. Bu yatırım, bölgemizin sağlık hizmetleri açısından geleceğine önemli katkı sağlayacaktır. Fırat Üniversitesi Hastanesi olarak insan hayatını merkeze alan anlayışımızla sorumluluktan kaçmadan çalışmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Van’da yüksek riskli hasta başarılı ameliyatla sağlığına kavuştu
15 Ocak 2026 Perşembe - 12:14 Van’da yüksek riskli hasta başarılı ameliyatla sağlığına kavuştu Van’da ileri evre KOAH, morbid obezite ve akciğer damarlarına pıhtı atması nedeniyle yüksek riskli kabul edilen 56 yaşındaki kadın hasta, kalbinde tespit edilen yaklaşık 4 santimetre büyüklüğündeki kitle ve eş zamanlı pıhtı temizleme operasyonunun ardından sağlığına kavuştu. Van’ın İpekyolu ilçesinde yaşayan 6 çocuk annesi Kadriye Tefiye (56), artan nefes darlığı şikâyetiyle Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp Merkezi’ne başvurdu. Yapılan tetkiklerde hastanın kalbinin sağ tarafında yaklaşık 4 santimetre boyutlarında kitle tespit edildi. Ayrıca hastada akciğer damarlarına pıhtı attığı belirlendi. Kalp ve Damar Cerrahı Op. Dr. Tahir Olgaç tarafından gerçekleştirilen ve yaklaşık 3 saat süren başarılı ameliyat sonucunda, hastanın kalbinde tespit edilen yaklaşık 4 santimetre büyüklüğündeki kitle ile eş zamanlı olarak akciğer damarlarındaki pıhtılar temizlendi. Operasyonun ardından sağlığına kavuşan hasta, tedavi sürecinin tamamlanmasının ardından taburcu edilecek. "Operasyonu planladığımız şekilde başarıyla gerçekleştirdik" Konuya ilişkin konuşan Kalp ve Damar Cerrahı Op. Dr. Tahir Olgaç, hastanın kardiyoloji ve göğüs hastalıkları bölümleri tarafından yakından takip edildiğini belirtti. Op. Dr. Olgaç, "Hastamız 56 yaşında, morbid obez ve ileri KOAH’ı bulunan bir hastamızdı. Aynı zamanda akciğer damarlarına pıhtı atan bir hastamızdı. Bu durumun sebebi araştırılırken kardiyoloji ve göğüs hastalıkları bölümleri arasında sürekli takip edilmekteydi. Yapılan tetkikler sonucunda hastamızın kalbinin sağ tarafında yaklaşık 3’e 4 cm boyutlarında bir kitle tespit edildi. Bunun üzerine kardiyoloji ve kalp cerrahisi ekibi olarak konsey kararı aldık ve hastamızı ameliyat etmeye karar verdik. Ameliyat için hazırlıklarımıza başladık. Esasında teknik olarak basit ve zor olmayan bir ameliyattı ancak hastamız için oldukça riskliydi. Bunun nedeni ileri KOAH’ının bulunması, morbid obez olması ve akciğer damarlarına pıhtı atmış olmasıydı. Buna rağmen operasyonu planladığımız şekilde başarıyla gerçekleştirdik" dedi. Kalbin sağ tarafındaki kitleyi, kalbi durdurmadan bypass altında, kalp çalışır vaziyetteyken sağ atriyumdan çıkardıklarını dile getiren Olgaç, "Aynı zamanda akciğerine giden damarlara endarterektomi dediğimiz pıhtı temizleme işlemini de uyguladık. İşlem sonrasında hastamız aynı gün yoğun bakımda uyandı, bilinci açıldı ve kendine geldi. Ekstübe edildi ve genel durumu gayet iyiydi. Herhangi bir sıkıntı yaşanmadı. Hastamız ameliyat öncesine kıyasla nefes darlığı şikâyetinin yüzde 70-80 oranında geçtiğini ifade etti. Daha sonra servis sürecinde de aynı şekilde takiplerimizi sürdürdük. Akciğer rehabilitasyon süreci başlatıldı ve hastamızın durumu giderek daha da iyiye gitti. Şu anda genel durumu iyi olup, bugün taburculuğunu planlamaktayız" diye konuştu. Başarılı ameliyatın ardından şikayetlerinden kurtulduğunu ifade eden 6 çocuk annesi Kadriye Tefiye isimli hasta ise başarılı operasyonu gerçekleştiren doktor ve ekibine teşekkür etti.
Çocuğunuzun tatilde kendini keşfetmesine izin verin
15 Ocak 2026 Perşembe - 11:20 Çocuğunuzun tatilde kendini keşfetmesine izin verin Klinik Psikolog Fulda Karaçiçek, yarıyıl tatilinde her boş anı yapılandırılmış etkinliklerle doldurmanın çocuğun kendi iç sesini duymasını zorlaştırdığını söyledi. Sömestr tatili, çocuğun derslerdeki açığını kapatmaya yarayan bir molanın yanı sıra bireysel kimliğinin gelişimine katkı sağlayan önemli bir süreci de ifade ediyor. Yoğun okul temposu içinde çocukların genellikle yapmaları gerekenlere odaklanırken, ’tatil sürecinde ne istiyorum?’ sorusunu kaçırdıklarını söyleyen Medline Adana Hastanesi’nden Klinik Psikolog Fulda Karaçiçek, bu dönemi verimli geçirilebilmesi için ebeveynlere önerilerde bulundu. İç sesini duymasına fırsat verin Çocukların kendini keşfetme süreci; oyun, hayal kurma, deneme-yanılma ve özgür zamanla yakından ilişkili olduğunu vurgulayan Klinik Psikolog Karaçiçek, "Ancak iyi niyetle yapılan aşırı planlamalar, kurslarla doldurulan tatil programları ya da sürekli verimli olma beklentisi, bu doğal süreci sekteye uğratabilir. Her boş anı yapılandırılmış etkinliklerle doldurmak, çocuğun kendi iç sesini duymasını zorlaştırır. Oysa canı sıkılmasına izin verilen, kendi oyununu kurabilen çocuklar; problem çözme ve duygusal esneklik açısından daha güçlü beceriler geliştirir. Tatil döneminde çocuklar, akademik rollerinden bir süreliğine uzaklaşarak farklı yönlerini deneyimleme şansı bulur. Resim yapmak, müzikle ilgilenmek, bir spor branşını denemek ya da yalnızca sessizce vakit geçirmek, çocuğun ilgi ve yeteneklerini fark etmesine yardımcı olur. Bu süreçte önemli olan çocuğun neyi ne kadar süreyle yapmak istediğine saygı duyulmasıdır. Sürekli yönlendirilen ya da başkalarının beklentilerine göre hareket eden çocuklar, kendi isteklerini tanımakta zorlanabilir" diye konuştu. Çocuğunuzu cesaretlendirin Ebeveyn tutumunun keşif sürecinin sağlıklı ilerlemesinde belirleyici rol oynadığını kaydeden Karaçiçek, " ‘Bu sana yakışır’, ‘Bundan bir şey olmaz’ gibi iyi niyetli ama yönlendirici cümleler, çocuğun deneme cesaretini azaltabilir. Bunun yerine ebeveynin gözlemleyen, destekleyen ve alan tanıyıp cesaretlendiren bir rolde olması çocuğun özgüvenini güçlendirir. Çocuk, kabul gördüğünü hissettiğinde yeni şeyler denemeye daha açık olur ve hata yapmaktan korkmaz. Yarıyıl tatili aynı zamanda çocuğun iç dünyasını fark etmek için de önemli ipuçları sunar. Sessizleşme, içe kapanma ya da aşırı hareketlilik gibi davranışlar; çocuğun duygusal ihtiyaçlarına dair sinyaller verebilir. Bu sinyalleri hemen düzeltmeye çalışmak yerine anlamaya çalışmak, çocuğun kendini ifade etmesini kolaylaştırır. Kendini tanıyan ve duygularını fark edebilen çocuklar, uzun vadede daha sağlıklı kararlar alabilir" dedi. Klinik Psikolog Karaçiçek, çocuğun kendini keşfetmesi için yeterli alan tanınan bir tatilin, yalnızca dinlendirici değil, ruhsal gelişimi destekleyen kalıcı bir deneyime dönüştüğünü söyledi. Karaçiçek, şu önerilerde bulundu: "Tatil programını tamamen doldurmak yerine boş zamanlara da yer açın. Çocuğunuzun ilgi gösterdiği alanları gözlemleyin, yönlendirmek yerine destekleyin. Canının sıkılmasına izin verin; bu durum bir şeyi meydana getirme duygusunu besler. Yeni şeyler deneme konusunda cesaretlendirici ama baskısız olun. Çocuğun duygularını ve davranışlarını yargılamadan dinleyin. Tatili bir performans dönemi değil, keşif süreci olarak görün."
Bayburt’ta tüberkülozla mücadele çalışmaları değerlendirildi
15 Ocak 2026 Perşembe - 11:20 Bayburt’ta tüberkülozla mücadele çalışmaları değerlendirildi Tüberküloz kontrol hizmetlerinin il genelinde kesintisiz yürütülmesine ve güçlendirilmesine yönelik değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Bayburt İl Sağlık Müdürlüğünde düzenlenen toplantıda, tüberküloz hastalığının kontrol altına alınması, yayılımının önlenmesi ve sahadaki uygulamaların etkinliğinin artırılmasına yönelik çalışmalar ele alındı. 2025 yılı boyunca kent genelinde yürütülen tüberküloz kontrol faaliyetlerinin değerlendirildiği toplantıda, erken tanının, tedaviye erişimin ve kurumlar arası iş birliğinin önemi vurgulandı. Toplantıda ayrıca tüberkülozla mücadelede sürdürülebilirliğin sağlanması, risk gruplarına yönelik çalışmaların güçlendirilmesi ve saha uygulamalarında karşılaşılan sorunların çözüm önerileri görüşülerek, tüberküloz kontrol hizmetlerinin etkin ve kesintisiz bir şekilde sürdürülmesine yönelik yeni kararlar alındı. Verem Savaş Birimi Sorumlu Hekimi Dr. Burak Ertaş tarafından yapılan sunumda, tüberküloz hastalığına ilişkin güncel bilgiler paylaşılırken, mevcut durum ve yürütülen çalışmalar hakkında bilgilendirme yapıldı. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Harun Sivlim başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya, İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Faruk Kahraman, İl Tarım ve Orman Müdürü Ebubekir Köse, Şube Müdürü Ebru Doğan ile sağlık yöneticileri, saha çalışanları ve veremle mücadelede görev alan sağlık personeli katıldı.