SAĞLIK
07 Mayıs 2026 Perşembe - 16:55 Denizli’de ücretsiz HPV aşı uygulaması başladı Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin ekonomik sıkıntılar nedeniyle sağlık hizmetlerine erişmekte zorluk çeken ailelere yönelik hayata geçirdiği ücretsiz HPV aşı uygulaması başladı. Kansere karşı büyük bir farkındalık oluşturulan aşılama programına erkeklerin de dahil edilmesi fark oluşturdu. Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin toplum sağlığını korumak ve sağlıkta fırsat eşitliği sağlamak amacıyla yüksek maliyetli sağlık hizmetlerine erişmekte zorluk çeken vatandaşlara yönelik başlattığı HPV aşı desteği fiilen uygulamaya geçti. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın yürüttüğü proje kapsamında ilk ziyaretler yapıldı. Evde Bakım ve Sağlık Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nde görevli sağlıkçıların ilk doz HPV aşısını uyguladığı programa Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Veysel Danacıoğlu da eşlik etti. Aşılama programına katılan vatandaşlar bu maliyetli ve hayati derecede önemli aşıya ücretsiz ulaşabilmenin kendileri için büyük bir destek olduğunu belirterek sağlanan imkan dolayısıyla Başkan Çavuşoğlu’na teşekkürlerini iletti. Aşılama hizmeti vatandaşın ayağına götürülüyor Halkın yoğun ilgisiyle büyüyen projenin sağlık desteği olmanın ötesine geçerek kent genelinde bilinçlenme seferberliğine dönüştüğü belirtildi. Randevu sistemiyle hak sahiplerinin adreslerine gidilerek yerinde uygulanan aşılama programına erkek çocuk ve gençlerin de dahil edilmesi ise kanserle mücadelede bir fark oluşturdu. Söz konusu uygulamanın virüsün bulaş zincirini kırmak ve toplum bağışıklığını sağlamak adına büyük önemi olduğu belirtilirken, aşıların muhafazasından taşınmasına kadar tüm süreçlerin ‘soğuk zincir’ kurallarına uygun olarak yürütüldüğü kaydedildi. Proje kapsamda, Dünya Sağlık Örgütü önerilerine göre, 9-14 yaş arası kız ve erkek çocuklarına 2 doz, 15-30 yaş arası kadınlara 3 doz ve 15-21 yaş arası erkeklere 3 doz dokuz valanlı HPV aşısı yapılacak. Sağlıklı bir gelecek için Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, HPV aşısının henüz Sağlık Bakanlığı’nın rutin aşı uygulaması içerisinde yer almadığına dikkati çekerek, bugünün ekonomik şartlarında bu hizmete ulaşmanın pek çok aile için mümkün olmadığını söyledi. Hem sağlıkta adaletsizliği gidermeye katkı koymak hem de kansere karşı bir farkındalık oluşturmak için hayata geçirdikleri projenin amacına ulaştığını vurgulayan Başkan Çavuşoğlu, "Projemize gösterilen yoğun ilgi, ne kadar doğru bir iş yaptığımızı bizlere bir kez daha gösterdi. Şehrimizde sağlıklı bir gelecek inşa etmek için tüm imkanlarımızı seferber etmeye devam edeceğiz" dedi. HPV aşısı neden önemli? Genital siğil, prekanseröz genital lezyonlar (servikal, vajinal, vulvar, anal) ile serviks, vajinal, vulvar, anal, penil ve baş-boyun kanserleri gibi birçok kanser türüne karşı koruyucu özelliği kanıtlanmış olan HPV aşısı, modern tıbbın kanserle mücadelesindeki en güçlü silahı olarak kabul ediliyor. Türkiye’de rutin aşılama takviminde olmadığı için eczanelerden ücretli olarak temin edilebilen aşı özellikle 9-14 yaş arasında uygulandığında bağışıklık sistemini güçlendirerek en yüksek korumayı sağlıyor.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 15:52 Uzm. Psikoloğu Turan: "Çocukların sağlıklı gelişimi, yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur" SANKO Üniversitesi Hastanesi Uzm. Psikoloğu Gizem Başkılıç Turan, "Çocukların sağlıklı gelişimi, yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur" dedi. ‘Riskli çocuk’ kavramının, çoğu zaman yanlış yorumlandığını söyleyen Uzm. Psikolog Turan, "Riskli çocuk, doğuştan tehlikeli olan değil; gelişim sürecinde çeşitli biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin etkisiyle duygusal ve davranışsal zorluklar yaşama ihtimali artmış çocuğu ifade eder" ifadelerini kullandı. Riskli çocukların toplumda farklı şekillerde karşımıza çıkabildiğini belirten Uzm. Psikolog Turan, "Bazı çocuklar aşırı öfkeli, saldırgan ya da kurallara karşı gelme eğiliminde olabilirken; bazıları da içe kapanık, kaygılı, yalnız ve görünmez kalmayı tercih edebilir. Bu çocukların ortak noktası, duygularını düzenlemekte zorlanmaları, yaşadıkları zorluklar karşısında esnek davranamaması ve sağlıklı baş etme becerilerinin yeterince gelişmemiş olmasıdır" dedi. Anne-baba ve öğretmenler için erken farkındalığın oldukça önemli olduğuna vurgu yapan Uzm. Psikolog Turan, "Çocukta hızlı ve anlamsız davranış değişiklikleri, yoğun öfke patlamaları, arkadaş ilişkilerinde bozulma, okuldan kaçınma, akademik başarıda düşüş, kuralları sürekli ihlal etme ya da aşırı içe kapanma gibi belirtiler dikkatle izlenmelidir. Özellikle şiddet içerikli konuşmalar, kendine veya başkalarına zarar verme ifadeleri mutlaka ciddiye alınmalıdır. Bu durumların ortaya çıkmasında tek bir neden yoktur. Aile içi çatışmalar, ihmal ya da tutarsız ebeveyn tutumları, travmatik yaşantılar, akran zorbalığı, dijital içeriklere kontrolsüz maruz kalma ve bazı nörogelişimsel ya da psikiyatrik yatkınlıklar bu süreci etkileyebilir. Yani çocuk davranışı, çoğu zaman çevresel ve duygusal birikimlerin bir yansımasıdır" ifadelerini kullandı. Riskli çocuklarda görülebilecek belirtiler Riskli olarak değerlendirilen çocuklarda sıklıkla görülebilecek belirtilerin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), davranış bozukluğu, zıt olma-karşı gelme bozukluğu ya da travma sonrası stres olduğunu kaydeden Uzm. Psikolog Turan, "Ancak burada önemli olan, çocuğu bir tanıya göre değil de bütüncül bir değerlendirme yapmaktır. Bu süreçte bir çocuk ve ergen psikiyatristi ile birlikte kapsamlı bir değerlendirme yapılması önemlidir" ifadelerine yer verdi. Riskli çocukların tedavi ve destek süreci Riskli çocuklarda tedavi ve destek sürecinin çocuğun ihtiyacına göre planlandığını kaydeden Uzm. Psikolog Turan, "Psikoeğitim, oyun terapisi, aile danışmanlığı ve gerektiğinde çocuk psikiyatrik değerlendirme süreci, müdahalenin temel yapı taşlarını oluşturur. Aileyle iş birliği içinde ilerlemek, en güçlü koruyucu faktörlerden biridir. Çünkü çocuk, değişimi en çok güvenli ve destekleyici ilişkiler içinde öğrenir" dedi. Uzm. Psikolog Turan, riski çocuklara yardımcı olmak için yapılabileceklerle ilgili olarak ise, "Öncelikle yargılamak yerine anlamaya çalışmak gerekir. ‘Neden böyle davranıyor?’ sorusu yerine ‘Bu çocuk ne yaşıyor?’ sorusunu sormak çok daha kapsayıcıdır. Sınır koyarken aynı zamanda duygusal destek sunmak, tutarlı ve güvenli bir ilişki kurmak ve çocuğun kendini ifade edebileceği alanlar oluşturmak büyük önem taşır. Destek almak için rehberlik servisleri, çocuk psikologları, çocuk ve ergen psikiyatrisi birimleri ve aile danışmanlık merkezlerine başvurulabilir. Erken müdahale, riskli davranışların kalıcı hale gelmesini önlemede kritik rol oynar. Unutulmamalıdır ki her çocuk anlaşılmaya, görülmeye ve doğru destekle yeniden yön bulmaya ihtiyaç duyar. Riskli çocukları dışlamak değil, onlara ulaşmak toplum olarak en büyük sorumluluğumuzdur" diye konuştu.
Bursa’da 110 bin hastaya evde sağlık hizmeti verildi
21 Şubat 2026 Cumartesi - 15:15 Bursa’da 110 bin hastaya evde sağlık hizmeti verildi Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Merkezi tarafından, 2025 yılında 41 bin 924 hasta ile iletişime geçilerek sağlık durumlarının izlendiği ve 110 bin 286 ev ziyareti gerçekleştirildiğini belirtti. 2025 yılında yürütülen evde sağlık hizmetleri çalışmaları hakkında açıklamalarda bulunan Uzm. Dr. Çetin, evde sağlık hizmetlerinin ihtiyacı olan bireylere ev ortamında sosyal ve psikolojik danışmanlık hizmetlerini de kapsayacak şekilde muayene, tetkik, tahlil, pansuman, tedavi, tıbbi bakım gibi hizmetleri içerdiğini dile getirdi. Bursa’da 145 personel ve toplam 25 birim ile evde sağlık hizmeti verildiği bilgisini veren Çetin, "Koordinasyon Merkezi tarafından yürütülen tüm çalışmaların Sağlık Bakanlığı’nın genelge ve yönetmelikleri doğrultusunda planlanmaktadır. Bu kapsamda ekiplerimiz geride bıraktığımız yılda yoğun bir mesai sürdürdüler ve 110 bin 286 ev ziyareti gerçekleştirmeyi başardılar." dedi. Hastaların sağlık durumlarının Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon ekibi ve sahadaki ekipler tarafından telefon görüşmesi, görüntülü görüşme ve dijital sistemler kullanılarak değerlendirilmesini içeren Uzaktan Hasta Değerlendirme çalışmalarının da yürütüldüğünü vurgulayan Çetin, "Uzaktan hasta değerlendirme hizmetleri kapsamında; ekiplerimiz tarafından hastaların genel durumları izlenerek, gerekli yönlendirmeler yapıldı. Bu sayede hastaların sağlık ihtiyaçları, ilgili mevzuat çerçevesinde hızlı ve etkin şekilde karşılandı. 2025 yılı içerisinde 425 hasta, bu hizmetten faydalandı." şeklinde konuştu. 57 bin 200 e-rapor düzenlendi Sağlık Bakanlığı tarafından özellikle 80 yaş ve üzeri bireylerin sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak amacıyla yürütülen e-rapor yenileme hizmeti çalışmalarının da evde sağlık hizmetleri aracılığı ile titizlikle yürütüldüğünü dile getiren Çetin, "Uygulama sayesinde ileri yaş grubundaki vatandaşların sağlık kuruluşlarına başvuru zorunluluğu en aza indirildi. Hasta ve hasta yakınlarına önemli bir kolaylık sağlandı. Mevzuatın yayınlandığı Mayıs 2025 tarihinden bugüne kadar 57 bin 200 e-rapor talebi karşılandı." Hasta memnuniyeti yüzde 98 Sağlık Bakanlığı tarafından, her yıl hazırlanan Hasta/Hasta Yakını Memnuniyet Değerlendirme Anketi sonuçlarına göre, Bursa genelinde sunulan evde sağlık hizmetlerinden hasta/hasta yakını memnuniyet oranının yüzde 98 olarak resmi kayıtlara geçtiğinin altını çizen Çetin, "Anket sonuçlarından elde edilen yüksek memnuniyet oranı; Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanlığı tarafından yürütülen planlı takip, etkin iletişim, mevzuata uygun hizmet anlayışı, hasta ve hasta yakını odaklı yaklaşımın etkinliğini göstermekte ve sahaya olumlu yansıdığını ortaya koymaktadır" dedi.
Ambulans kazalarını önleme ve güvenli sürüş toplantısı
21 Şubat 2026 Cumartesi - 14:39 Ambulans kazalarını önleme ve güvenli sürüş toplantısı Muğla Sağlık İl Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça’nın başkanlığında, kurum yöneticilerinin katılımıyla; 112 Acil Sağlık Hizmetleri istasyon sorumluları ve ambulans sürücülerine yönelik "Ambulans Kazalarını Önleme ve Güvenli Sürüş" konulu değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Son dönemde meydana gelen ambulans kazalarına dikkat çekilerek, benzer olayların önüne geçilmesi amacıyla alınabilecek tedbirler ayrıntılı şekilde ele alındı. Çalışan ve hasta güvenliğini esas alan yaklaşım doğrultusunda; sürüş disiplininin artırılması, riskli durum analizlerinin yapılması ve önleyici uygulamaların sahada etkin şekilde hayata geçirilmesi konusunda görüş birliğine varıldı. Bu kapsamda, Muğla genelinde Ambulans Sürüş Güvenliği Eğitimi (ASGE) ile tüm ambulans sürücülerinin bu eğitime katılımının sağlanmasına yönelik planlama yapıldı. Eğitimlerle birlikte sahada standart uygulama birliğinin güçlendirilmesi ve güvenli sürüş kültürünün kurumsal bir refleks haline getirilmesi hedefleniyor. Toplantıda; ekiplerin sahada karşılaştığı risk faktörleri detaylı şekilde değerlendirilirken, güvenli sürüş teknikleri, acil vakalara müdahale sürecinde dikkat edilmesi gereken hususlar ve ekip-hasta güvenliğini en üst düzeye çıkaracak uygulamalar istişare edildi. Özellikle yoğun trafik, olumsuz hava şartları ve zaman baskısı altında yürütülen görevlerde dikkat, koordinasyon ve tecrübenin hayati önemi vurgulandı. Ayrıca, 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu Karne Sistemi hakkında bilgilendirme yapıldı. Karne Sistemi 1 Ocak 2026 itibariyle başlatılmış olup, istasyonlar kalite, disiplin ve hizmet sunumu açısından puanlandırılmaya başlandı. Sistemle birlikte performans odaklı çalışma kültürünün güçlendirilmesi, kalite göstergelerinin düzenli takibi ve sürdürülebilir hizmet anlayışının pekiştirilmesi amaçlanıyor. Bu uygulama ile istasyonlar arasında kurumsal verimliliğin artırılması ve hizmet standartlarının daha da yükseltilmesi hedefleniyor. Muğla Sağlık İl Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça, konuşmasında, "Göreve başladığımızdan bu yana, Sağlık Bakanlığı’nın destekleriyle ilimize kazandırılan 18 yeni sıfır ambulans ile ambulans filomuz önemli ölçüde güçlendirilmiş; acil sağlık hizmetlerimizin kapasitesi ve müdahale hızı artırılmıştır. Vatandaşlarımızın özellikle hastaneler arası sevk ve il dışı nakillerinde yeni ambulanslarımızla hizmet alması, hasta konforunu da önemli ölçüde artıracaktır" dedi.
Zonguldak İl Sağlık Müdürü Gün’den Ramazan ayında beslenme uyarıları
21 Şubat 2026 Cumartesi - 14:31 Zonguldak İl Sağlık Müdürü Gün’den Ramazan ayında beslenme uyarıları Zonguldak İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün, Ramazan ayının gelmesiyle birlikte uzun saatler süren açlık ve değişen yeme düzenine karşı vatandaşları uyararak sağlıklı beslenme tavsiyelerinde bulundu. "Sahur öğününü atlamayın" Günün verimli geçmesi ve kan şekerinin erken saatlerde düşmemesi için sahurun önemine değinen Gün, sahurun günlük beslenmedeki kahvaltının yerini alması gerektiğini ifade etti. Gün, konuya ilişkin şunları söyledi: "Sahura kalkmamak ya da sahurda sadece su içmek açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine, güne hazırlıksız başlanmasına, gün içinde halsiz ve isteksiz olunmasına neden olacaktır. Bir ay boyunca bu şekilde beslenmek sağlık açısından da risk oluşturacaktır. İftarda ve sahurda kan şekerini birden yükseltmeyen, uzun süre tokluk hissi sağlayan, yavaş sindirilen proteinli ve lifli gıdalar, tam tahıllı ürünler ve süt ürünleri tercih edilmelidir." "Yemekleri yavaş ve iyice çiğneyerek tüketin" İftar sofralarındaki porsiyon kontrolü ve gıdaların hazırlanma aşamaları hakkında bilgi veren Gün, ağır yemeklerden ve hızlı tüketimden kaçınılması gerektiğine dikkat çekti. Orucun açılmasının ardından porsiyonların bölünmesi gerektiğini vurgulayan Gün, şu ifadeleri kullandı: "Tek seferde büyük porsiyonlar yerine, iftardan sonra aralıklarla her seferinde azar azar küçük porsiyonlar şeklinde beslenin. Oruç açıldıktan 10-15 dakika sonra sağlıklı pişirme yöntemleriyle hazırlanmış et yemeği, sebze yemeği veya salatayla devam edebilirsiniz. Özellikle ızgara, haşlama, fırında, buğulama gibi sağlıklı yöntemlerle hazırlanan yemekleri tercih edin. Kavrulmuş, kızartılmış ve tütsülenmiş yemeklerden uzak durun." "Sıvı tüketimine dikkat" Ramazan ayında vücudun sıvı ihtiyacının dengeli bir şekilde karşılanmasının hayati önem taşıdığını belirten Gün, günlük su tüketiminin kişinin kilosuna göre hesaplanabileceğini hatırlattı. Su içmek için susamayı beklememek gerektiğini belirten Gün, şunları kaydetti: "Bir günde tüketilecek toplam sıvı miktarı 2500-3000 mililitredir. Sıvı gereksinmesinin karşılanmasında su başlıca tercih olmalıdır. Su enerji içermez ve en iyi şekilde hidrasyon sağlar. Günlük su gereksinmesi, 35 mililitre ile vücut ağırlığının çarpılması şeklinde hesaplanabilir. Altmış beş yaşından sonra susama hissi azaldığı için bu bireyler susamadan su içmeye özen göstermelidir." "Kronik hastalar doktorlarına danışmalı" Sürekli ilaç kullanması gereken veya kronik rahatsızlığı bulunan bireylerin oruç ibadetlerini yerine getirmeden önce mutlaka tıbbi değerlendirmeden geçmesi gerektiğini ifade eden Gün, şu uyarılarda bulundu: "Diyabet, kalp, tansiyon, böbrek gibi kronik hastalığı olanların oruç tutmadan önce mutlaka doktorlarına danışmaları gerekir. Zira kronik hastalık herkeste aynı derecede seyretmediğinden, kimileri alacakları önlemlerle rahatça oruç tutabilecekken kimileri için ciddi tehlikelere yol açabilir. Kronik tiroid gibi bazı hastalıkları olanlar hekimlerinin kontrolünde, ilaçlarını sahur vaktinde aldıkları takdirde oruç tutabilirler."
‘Doğru iftar beslenmesi bağışıklığı güçlendiriyor’
21 Şubat 2026 Cumartesi - 11:24 ‘Doğru iftar beslenmesi bağışıklığı güçlendiriyor’ İftarda doğru besinlerin uygun miktarlarda tüketilmesinin, oruç tutarken bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine katkıda bulunduğunu ifade eden Diyetisyen Tuba Yıldırım, "İftarda protein ve sebze ağırlıklı beslenmeliyiz. Çok fazla karbonhidrat, yağlı, tuzlu, bol baharatlı gıdalardan kaçınmalıyız. Özellikle sindirim sistemini yormamak adına besinleri daha yavaş yemeye özen göstermeliyiz" dedi. Liv Sağlıklı Yaşam ve Danışma Merkezi’nden Diyetisyen Tuba Yıldırım, iftarda doğru beslenme hakkında bilgilendirmede bulundu. Sağlıklı ve yeterli beslenmenin, vücut direncini arttırarak hastalıklardan korunmada önemli rol oynadığını belirten Liv Sağlıklı Yaşam ve Danışma Merkezi’nden Diyetisyen Tuba Yıldırım, bu nedenle sahurda ve iftarda doğru besinlerin uygun miktarlarda tüketilmesinin, oruç tutarken bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine de katkıda bulunduğunu ifade etti. "Sahurda süt, yoğurt, peynir, yumurta gibi protein yönünden zengin beslenilmeli" Diyetisyen Tuba Yıldırım, "Ramazan döneminde beslenme sahur ve iftar olmak üzere iki ana öğünden oluşur. Sahur öğünü atlanmaması gereken önemli bir öğündür. Sahurda süt, yoğurt, peynir, yumurta gibi protein yönünden zengin, tam buğdaylı ekmek gibi lif açısından zengin, sebze ve meyve gibi antioksidan açısından zengin ve tokluk hissini artıracak besin grupları tercih edilmelidir" diye konuştu. "Gece 23.00-04.00 saatlerinde uykuda olmak önemli" Sahur gibi iftarda da doğru beslenmenin bağışıklık sistemimizi güçlü tutmak için çok önemli olduğuna işaret eden Diyetisyen Yıldırım, şu önerilerde bulundu: "İftarda protein ve sebze ağırlıklı beslenmeliyiz, çok fazla karbonhidrat, yağlı, tuzlu, bol baharatlı gıdalardan kaçınmalıyız. Özellikle sindirim sistemini yormamak adına çok hızlı yemek tüketmek yerine daha yavaş yemeye özen göstermeliyiz. Uyku düzenine mutlaka önem verilmelidir, ramazanda da en az 7-8 saat uyumaya özen gösterilmelidir. Özellikle vücudun melatonin salgıladığı hücre yenilenmesi sağlanan gece 23.00-04.00 saatlerinde uyku halinde olmak, bağışıklık sistemini güçlendirmek için çok önemlidir. Bol su içmeye özen gösterilmelidir, su bağışıklık sisteminin güçlü olmasında çok önemlidir. Az tüketildiğinde vücuttan toksik maddelerin atılamaması bağışıklık sistemine zarar verir." "İftarda besleyiciliği yüksek bir çorba için" Sahur ve iftar öğünlerinde bol sıvı almaya, yeterli protein tüketmeye özen gösterilmesi gerektiğinin altını çizen Diyetisyen Yıldırım, "Sahur öğününde yumurta, ceviz, badem gibi tokluk etkisi yüksek ve mevsim meyvesi sebzesi gibi lif ve vitamin içeriği yüksek hafif bir kahvaltı tercih edilmelidir. İftar öğününde besleyiciliği yüksek bir çorbanın ardından yavaş bir şekilde sebze veya et yemekleri tüketilmelidir. İki dilimi geçmeyecek şekilde tam buğday ekmeği ve beraberinde salata, yoğurt/ayran/kefir yeterli olacaktır" şeklinde konuştu. "İftar ve sahur arası zencefilli ve zerdeçallı yoğurt tüketmek, bağışıklığı güçlendirir" Yiyeceklerin yavaş yenmesi mideyi yormamak için çok önemli olduğunu vurgulayan Diyetisyen Yıldırım, "İftar ile sahur zamanı arasında zencefilli ve zerdeçallı yoğurt tüketimi, bağışıklığı güçlendirmeye yardım edecektir. Oruç tutarken yaşanan en önemli sorunlardan birisi kabızlıktır. Bunun için beslenmemizde hurma, ketentohumu, sumak ve zeytinyağına mutlaka yer verilmelidir" şeklinde açıklamasını sonlandırdı.
Uzmanından uyarı: "İnmemiş testis tedavi edilmezse ileride testis kanseri ve kısırlık riski oluşturur"
21 Şubat 2026 Cumartesi - 11:19 Uzmanından uyarı: "İnmemiş testis tedavi edilmezse ileride testis kanseri ve kısırlık riski oluşturur" Medicana Sağlık Grubu Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Banu Kumrulu, "Bebeklerde çözülmemiş inmemiş testis sorunu ileride testis kanseri ve kısırlık riski oluşturduğu unutulmamalı, ihmal edilmemelidir" dedi. Çocuklarda sıkça karşılaşılan inmemiş testisin kendi haline bırakılacak bir süreç olmadığını belirten Medicana Sağlık Grubu Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Banu Kumrulu konuya ilişkin açıklamalarda bulundu. Kumrulu, zamanında müdahalenin önemine dikkati çekerek, "Bebeklerde çözülmemiş inmemiş testis sorunu ileride testis kanseri ve kısırlık riski oluşturduğu unutulmamalı, ihmal edilmemelidir" diye konuştu. İnmemiş testis ile ‘utangaç testis’ (retraktil testis) kavramlarının aileler tarafından sıkça karıştırıldığını aktaran Kumrulu, inmemiş testisin testislerin doğumdan sonra torbaya hiç inmemesi durumu olduğunu, utangaç testisin ise normalde torbada olan testisin soğuk, korku veya muayene sırasında geçici olarak yukarı kaçması anlamına geldiğini belirtti. Her iki tanı arasındaki farka ilişkin bilgi veren Kumrulu şu ifadeleri kullandı: "İnmemiş testis karın içi ya da kasık kanalında bulunur. Elle torbaya indirilemez. Çoğu vakada ameliyat gerektirir. Önemlidir çünkü tedavi edilmezse kısırlık riski ve testis kanseri riski artar. Testis küçülebilir. Kasık fıtığı eşlik edebilir. Ameliyat için en uygun dönem 6 ay ile 1 yaş arasıdır. Utangaç, çekingen olarak tanımlanan retraktil testis genellikle zararsızdır, çocuk büyüdükçe düzelir. Nadir durumlarda gerçek inmemiş testise dönüşebilir. Ameliyat, çoğu zaman gerekmez, yılda 1 kontrol önerilir." Kumrulu ailelere evde kontrol önerilerini ve ne zaman hekime başvurmaları gerektiğini belirterek, "En uygun zaman ılık banyo sonrasıdır. Testis torbada hissediliyor mu, bazen var, bazen yok mu, soğukta kayboluyor mu takip edilmelidir. Testis hiç torbada görülmüyorsa, bir taraf sürekli boşsa, önceden torbada olan testis artık gelmiyorsa, çocuk cerrahisi veya çocuk ürolojisi değerlendirmelidir. İşlem, genel anestezi altında yapılan günübirlik bir ameliyattır. Aynı gün ayağa kalkar, 2-3 gün içinde rahatlar, en geç bir hafta içinde günlük hayatına dönebilir" ifadelerini kullandı. "İnmemiş testis kendi haline bırakılacak bir durum değildir" Bu durumun anne babanın hatası olmadığını ve sık görüldüğünün de altını çizen Kumrulu, "İnmemiş testis kendi haline bırakılacak bir durum değildir; zamanında yapılan basit bir ameliyat, çocuğunuzun ilerideki üreme sağlığını ve testis sağlığını korur. İhmal edilmemelidir" açıklamasında bulundu.
Türk Kızılay’dan Ramazan kampanyası filmi
21 Şubat 2026 Cumartesi - 10:28 Türk Kızılay’dan Ramazan kampanyası filmi Türk Kızılay, ‘Bu Ramazan’da da Bir Başına Olanların Yanı Başındayız’ sloganıyla başlattığı iyilik seferberliği kapsamında Ramazan ayı için hazırlanan kampanya filmini yayımladı. Türk Kızılay, ‘Bu Ramazan’da da Bir Başına Olanların Yanı Başındayız’ sloganıyla iyilik seferberliği başlattı. Ramazan ayı için hazırlanan kampanya filmi, Aksaray Gözlükuyu köyünde 15 yıldır tek başına yaşayan Selami Salman’ın yaşamından ilhamla hazırlandı. Türk Kızılay, Ramazan kampanyası filmini yayımladı. 65 ve daha yukarı yaştaki nüfus oranının yüzde 11,1’e yükseldiği, yalnız yaşayan kişi sayısının 5,5 milyonu geçtiği Türkiye’de pek çok çalışma yürüten Kızılay, kampanya filminde de bu ihtiyaca odaklandı. ‘Bu Ramazan’da da Bir Başına Olanların Yanı Başındayız’ sloganıyla hazırlanan film, Aksaray Gözlükuyu köyünde 15 yıldır tek başına yaşayan Selami Salman’ın gerçek hayat hikayesinden ilham aldı. Gözlükuyu köyünde Selami amcanın evinde çekimleri yapılan film, Kızılay gönüllülerinin Ramazan kapsamında köye yaptığı ziyaret üzerinden paylaşma ve yan yana durma ruhunu sade bir anlatımla izleyicilerle buluşturuyor. Kızılay Aksaray Şubesi yetkilileri de ihtiyaçları konusunda her zaman Salman’ın yanında olduklarını dile getirdi. Türk Kızılay, bu Ramazanda 1,8 milyar lira destekle yurt içi ve yurt dışında 7,5 milyon kişiye ulaşmayı hedefliyor. Vatandaşlar Kızılay’ın Ramazan yardımlarına zekat, fitre, fidye, yurt içi ve yurt dışı gıda yardımı, iftar sofrası ve bayramlık seçenekleriyle katkı sunabiliyor. Bağışlarını Kızılay’a yapmak isteyenler ‘fitre’, ‘fidye’, ‘iftar’ ve ‘sahur’ yazıp 1877’ye gönderebiliyor. Aşevlerine destek olmak isteyenler 240 lira öğün bedeli ve katları olacak şekilde katkı sunabilirken, dileyen yardımseverler 2 bin liralık bağışla bayramlık desteği verebiliyor. Ayrıca kizilay.org.tr internet sitesi üzerinden, kolay bağış uygulamasından, tüm bankalardan, mobil bankacılıktan, şubeler ve temsilcilikler aracılığıyla ya da 168 çağrı merkezini arayarak da Kızılay’a bağış ulaştırmak mümkün.
Ramazan ayında diyabet hastaları için sağlıklı beslenme ipuçları
20 Şubat 2026 Cuma - 17:08 Ramazan ayında diyabet hastaları için sağlıklı beslenme ipuçları Şeker hastalarının doktorlarından onay alarak oruç tutabileceğini belirten Endokrinoloji Uzmanı Doç. Dr. Pınar Köksal, oruç tutan diyabet hastalarına önerilerde bulundu. Diyabet hastalarında uzun süren açlık esnasında kan şekerinin düşebildiğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Doç. Dr. Pınar Köksal, "Ancak her diyabet hastası için farklılık gösteriyor. Bu sebeple oruç tutmak isteyen kişinin önce hekimi tarafından değerlendirilmesi gerekiyor. Diyabetin tipi, kullanılan ilaçlar, genel sağlık durumu, eşlik eden hipertansiyon, kalp hastalığı gibi başka hastalıkların olup olmaması gibi birçok faktör oruç tutma kararında önem taşıyor. Medicana Bursa Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Doç. Dr. Pınar Köksal, "Diyabeti hafif olan, kan şeker ölçümlerinin iyi seyrettiği doktoru tarafından teyit edilen hastaların oruç tutması, doktor onayı alındıktan sonra önemli bir sakınca oluşturmayabilir. Düzenli olarak parmaktan kan şeker ölçümleri yapılmalı, hipoglisemi riskini artıracağı için yoğun egzersizlerden kaçınmak gerekir. Ramazan ayı boyunca beslenmeye önem göstermeli. Sahurda posadan zengin ve uzun süre tok tutacak gıdalar tercih edilmeli. Çavdar veya tam buğday ekmeği, az yağlı peynir, yumurta, zeytin, bol yeşillik, bir bardak süt veya ayran ve bir porsiyon meyve uygun bir seçenek olabilir. Orucu, salata ve bir kâse çorba ile açıp, 10-15 dakika ara verdikten sonra yemeğe devam ederek ani şeker yükselmelerinden kaçınmak mümkündür. Gece ara öğününde ise, gün boyu yeterince tüketilmeyen meyve, süt veya yoğurt, az miktarda fındık, badem, ceviz gibi besin gruplarına yer verilmeli. Sıvı ihtiyacı için de iftardan sonra bol su ve bunun yanında yanı sıra şekersiz komposto, ayran, süt, şekersiz çay gibi içecekler tüketilebilir" dedi.
Kanseri yendi, davul-zurna ile kutladı
20 Şubat 2026 Cuma - 16:02 Kanseri yendi, davul-zurna ile kutladı Muğla’da kanserle verdiği zorlu mücadeleyi kazanan matematik öğretmeni İzel Gül Usta, sağlığına kavuşmasını davul zurna eşliğinde kutladı. Sevdikleriyle birlikte balonlar uçuran Usta, ‘Kanser 0, İzel 1’ diyerek yaşadığı mutluluğu paylaştı. Muğla’nın Milas ilçesinde yaşayan matematik öğretmeni İzel Gül Usta, kanser hastalığına karşı verdiği zorlu mücadeleyi kazanarak sağlığına kavuştu. Uzun ve yorucu bir tedavi sürecinin ardından hastalığı yenen Usta, kansere karşı kazandığı bu büyük zaferi sokakta davullu-zurnalı düzenlenen coşkulu bir kutlamayla taçlandırdı. Kutlamada aile bireyleri, yakınları Usta’yı yalnız bırakmadı. Ellerinde rengarenk balonlarla bir araya gelen kalabalık, hep birlikte gökyüzüne balon bırakarak bu anlamlı anı ölümsüzleştirdi. Kutlama sırasında İzel Gül Usta, elinde ‘Kanser 0, İzel 1’ döviziyle sevincini paylaştı. Kanseri yenen matematik öğretmeni İzel Gül Usta, "Geçtiğimiz Haziran ayında hayatımın en zor haberiyle sarsıldım. Lenfoma (lenf kanseri) olduğunu öğrendim. Yeni evliydim. Hayallerimiz vardı, çok korktum, ağladım. Günlerce kendime kapattım. Neden ben diye çok sorguladım. Ama sonra düşündüm dedim ki, ben öğrencilerime her problemin bir çözümü vardır diyorum. Ve bu sefer bu problemi çözen sırası sende dedim. Ve bu problemi çözmek için çok mücadele ettim. Hiç kolay değildi. Ama eşim, annem, babam, ailem, sevdiklerim bir an olsun bile yanımdan ayrılmadılar. Onların destekleri benim için çok özeldi gerçekten. Ve bir gün o mesajı aldım. İzel tedavilerimiz bitti, gözümüz aydın mesajıydı. Canım doktorum, onun desteği benim için çok özeldi. Ve ben iyileştim arkadaşlar. Şu anda tedavim devam ediyor, ama umarım bir daha bu hastalık hiçbir şekilde yanımıza bile yaklaşamaz. Herkese umut olsun diye bu videoyu çekiyorum. Biz çok güçlüyüz. İnanın umut hep var. Umudunuzu kaybetmeyin, kendinize güvenin" dedi.