SAĞLIK
14 Mart 2026 Cumartesi - 14:46 14 Mart’ta hekimlere anlamlı teşekkür Samsun 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen özel etkinlikte hekimlerin sağlık hizmetine sunduğu özverili çalışmalar vurgulandı. "Yol gösteren bir çift gözün ışığında" temasıyla gerçekleştirilen etkinlikte hekimlere, emeklerine teşekkür amacıyla Samsunspor’dan ilhamla hazırlanan atkı ve şapka hediye edildi. VM Medical Park Samsun Hastanesi, 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında hekimlerine yönelik anlamlı bir teşekkür etkinliği düzenledi. "Yol gösteren bir çift gözün ışığında" temasıyla gerçekleştirilen etkinlikte, hekimlerin insan hayatına dokunan özverili çalışmalarına dikkat çekildi. Sağlık hizmetinin en önemli yapı taşlarından olan hekimlerin fedakârlık ve sorumlulukla yürüttükleri mesleğin değerine vurgu yapılan etkinlikte, hastane yönetimi tarafından hekimlere anlamlı bir hediye takdim edildi. Şehrin simgelerinden biri olan ve Atatürk’lü armasıyla gurur duyulan Samsunspor’dan ilhamla hazırlanan atkı ve şapka, hekimlere teşekkür amacıyla sunuldu. "Hekimlerimiz toplum için umut ve güven kaynağı" VM Medical Park Samsun Hastanesi Genel Müdürü Dr. Şafak Aygül, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada hekimlerin toplum sağlığı için üstlendiği kritik role dikkat çekti. Dr. Aygül, "Yol gösteren bir çift gözün ışığında ilerleyen hekimlerimiz, yalnızca hastalarını tedavi eden değil; aynı zamanda topluma umut olan, güven veren ve insan hayatına dokunan en kıymetli meslek grubudur. Büyük bir özveriyle yürüttükleri bu onurlu meslekte hastanemize ve toplum sağlığına kattıkları değer için tüm hekimlerimize gönülden teşekkür ediyorum. Biz büyük bir aileyiz ve hekimlerimiz bu ailenin en kıymetli parçalarıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘yol gösteren bir çift göz’ sözünden ilhamla hazırladığımız bu küçük armağanla emekleri için kendilerine teşekkür etmek istedik. Hekimlerimizin Atatürk’ün ışığında daha nice hayatlara dokunmaya devam edeceğine yürekten inanıyorum" diye konuştu. 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla gerçekleştirilen etkinlikte, hekimlerin mesleki emekleri ve toplum sağlığı için verdikleri mücadele bir kez daha takdirle anıldı.
14 Mart 2026 Cumartesi - 13:53 Güven Hastanesi’nden Tıp Bayramı’nda ödül töreni Güven Hastanesi, 14 Mart Tıp Bayramı’nda Güven Hastanesi’nin kurucularının adını aldığı ‘18’inci Dr. Aysun ve Dr. Ahmet Küçükel Tıp Ödülleri’ gününü düzenledi. Güven Hastanesi, 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında ödül töreni düzenledi. Sağlık çalışanlarının ödüllendirildiği ’18’inci Dr. Aysun ve Dr. Ahmet Küçükel Tıp Ödülleri’ programı çerçevesinde sağlık alanındaki başarılar ödüllendirilirken, sağlık sektörünün insan hayatındaki önemine vurgu yapıldı. Programda, ayrıca bilimsel araştırmaların ve sağlık hizmetlerinin gelişmesine katkı sunan çalışmaların desteklenmesinin önemine de değinildi. "Güven Sağlık Grubu 51 senelik yolculuğunda her gün ilerleme sevdasıyla yoluna devam ediyor" Hekimler ve sağlık çalışanlarının katılımıyla gerçekleştirilen ödül töreninde açıklamalarda bulunan Güven Eğitim ve Sağlık Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Banu Küçükel, sağlık çalışanlarının toplum sağlığı için üstlendiği kritik role dikkat çekti. Güven Sağlık Grubu’nun uzun yıllardır vatandaşlara hizmet ettiğini ve bu yolculukta Türkiye’ye sağlık hizmetlerinde ilkleri yaşattığını belirten Küçükel sözlerine şu şekilde devam etti: "Güven Sağlık Grubu 51 senelik yolculuğunda her gün ilerleme sevdasıyla, hatalarından öğrenerek, en yüksek potansiyeline ulaşma azmiyle yoluna devam ediyor. Hevesi, memleketinde sağlık hizmet fonksiyonlarında ilkleri yapmak, çıtayı hep yükseğe koymak, geliştirmek, köklendirmektir. Biz, memleketimize ve insanlığa hizmetin yolunu bu çatı altında mahcup ve muhtaç olmadan verenlerdeniz. Vakfımız, kamu yararına bir vakıf. Ulusal ve uluslararası pek çok güzel projelere imza atıyor, memleketin zor zamanlarında yaralara merhem oluyor. Bu sene Güven Eğitim ve Sağlık Vakfı’nın da 20’nci senesi. Bu vesileyle bunu da kutluyoruz, onurlandırıyoruz. Vakfımızın çatısında; bilime sonsuz güvenimizle, genç bilim insanlarını desteklemek, heveslendirmek, sorumluluğunu da yerine getirmek için 18 senedir, Dr. Aysun ve Dr. Ahmet Küçükel Tıp Ödüllerimizi her yıl artan bir ilgiyle büyütüyor ve köklendiriyoruz. Bu ödüller, bilime katkı sunan, geleceğe yön veren, sağlık alanındaki bilgi birikimini ileriye taşıyan ve insan hayatını iyileştirmeye yönelik çalışmalar yürüten, değerli bilim insanlarını onurlandırmak için takdim edilmektedir. Henüz bilinmez olana ışık tutmak için merak yolculuğuna adım atan, ödül alsın almasın tüm bilim insanlarımızı kutlamak boynumuzun borcudur." "Her biri kendi alanında özgün çalışmalardı" Tıp ödülleri kapsamında açıklamalarda bulunan Güven Sağlık Grubu Bilim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Esin Kaymaz Morkoç, ödüllerin her birinin kendi alanlarına özgü çalışmalar olduğunu ifade ederek, "Güven Bilim Ödülleri’nin 18’incisini sahipleriyle buluşturuyoruz. Her biri kendi alanında özgün ve toplum sağlığına yön veren çalışmalardı. Beraberinde günümüze Tıp Günüyle devam edeceğiz. Ayrıca bugün Tıp Bayramı. Tüm sağlık çalışanlarının, meslektaşlarımın Tıp Bayramı’nı kutluyorum. Tıp Bayramı, 1919 yılında işgal altındaki ülkemizde tıp öğrencilerinin başlattığı bir direniş harekatı aslında. Bu nedenle sadece bir kutlama günü değil; direnişin, özgürlüğün ve mücadelenin de bir simgesi" şeklinde konuştu. "Güven Sağlık Kurulu olarak, Türkiye’yi daha ileri götürmeyi hedefledik" Güven Hastanesi olarak Türkiye’ye sağlık hizmetleri alanında geri durmayacaklarının altını çizen Tıp Günü Kongre Başkanı Prof. Dr. Berkant Özpolat, "18’inci Aysun Küçükel ve Ahmet Küçükel Ödül Töreni’nde, Türk öğrencileriyle birlikte 14 Mart’ı bir arada kutlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Güven Sağlık Kurulu olarak, tıbbı daha ileri götürmeyi ve hastalarımıza şefkatle yaklaşmayı bir hedef belirledik. Bundan sonra da bu hedef doğrultusunda da yürümeye devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "Kurucularımızın ışığı doğrultusunda görevimizi sürdürmekten onur duyuyorum" Güven Hastanesi’nin kurucuları Dr. Aysun ve Dr. Ahmet Küçükel’in vizyonunda ilerleyeceklerini söyleyen Güven Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Fazıl Mustafa Cesur ise, "Burada üç şeyi kutlamak için beraberiz. Birincisi 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyoruz. İkincisi de 18’incisini kutladığımız Dr. Aysun ve Dr. Ahmet Küçükel Ödül Töreni. İlk günden itibaren bu ödül töreninin içinde oldum. Böyle güzel bir organizasyon içinde olmaktan da mutluluk duyuyorum. Kurucularımızın ışığı doğrultusunda, kanıta dayalı tıbbın gerçeklerinden ayrılmadan görevimizi sürdürmekten onur duyuyorum" açıklamasında bulundu. Program, obezite oturumları, robotik cerrah oturumları, menopoz oturumları, demansın değişen yüzü oturumları kapsamında gerçekleşti.
Yılbaşında beslenme tavsiyeleri: Ağır yemeklere dikkat
30 Aralık 2025 Salı - 19:02 Yılbaşında beslenme tavsiyeleri: Ağır yemeklere dikkat Memorial Kayseri Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, yılbaşı akşamı sofrada dikkat edilmesi gerekenler hakkında verdiği bilgilerde, "Yılbaşı akşamlarında genellikle sofralar çok çeşitli olduğundan dolayı hastalar ağır yemekler tüketmekte ve sindirim sorunları ortaya çıkmaktadır" dedi. Yılbaşı akşamı bol baharatlı ve yağlı besinlerden kaçınılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Mustafa Kaplan, "Yılbaşı akşamlarında genellikle sofralar çok çeşitli olduğundan dolayı hastalar ağır yemekler tüketmekte ve sindirim sorunları ortaya çıkmaktadır. Reflü, hazımsızlık ve özellikle mayonez, kremalı yiyecekler tüketilmesine bağlı olaraktan besin zehirlenmeleri hastalarda görülebilmektedir. Bu tür sıkıntıları yaşamamak için hastalarda bazı basit önlemlerin alınmasını tavsiye etmekteyiz. Özellikle yılbaşı sofrasına çok aç oturulmamasını, mümkünse yemekten önce çorba gibi besinlerin tüketilmesini öneriyorum. Yılbaşında ana yemek olarak kırmızı, beyaz et, hindi etinin de tüketilmesini söylüyoruz" ifadelerini kullandı. "Yılbaşının ertesi sabahı hafif kahvaltılar yapılmalı" Yılbaşı akşamı içecek tüketimine de dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Kaplan, yemekten sonra hafif kuru yemişler tercih edilmesi gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Kaplan, "Yemekten sonra çok ağır tatlılar yerine, meyve tatlıları, hafif kuru yemişlerin tercih edilmesini tavsiye ediyoruz. Ağır yemeklere bağlı acılı, bol baharatlı ve yağlı yemeklere bağlı hastalarda reflü şikâyetleri çok sık görülmektedir. Yılbaşının ertesi sabahı yormayacak, hafif kahvaltılar yapılmasını tavsiye etmekteyiz. Yemek sonrasında hazımsızlık sorunları çeken kişilerde nane, rezene gibi bitkisel çaylarında tüketilmesini tavsiye etmekteyiz. Yılbaşı akşamları içecek tüketimi biraz daha fazla oluyor. Yılbaşı akşamları içeceklerin olabildiğince az tüketilmesi sindirim sisteminiz açısından daha sağlıklı olacaktır. Reflü şikayet çok olan kişilerde antiasit ilaçlar ve şuruplar kullanmasını tavsiye ediyoruz" şeklinde konuştu.
Yılbaşı akşamında yemek yerken pişman etmeyecek 10 altın kural
30 Aralık 2025 Salı - 18:50 Yılbaşı akşamında yemek yerken pişman etmeyecek 10 altın kural Yılbaşı günü sağlıklı beslenmek için önerilerde bulunan Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Berna Ertuğ, "Tek bir gece tüm yıllık çabayı bozmaz ama aşırıya kaçmak da gereksiz şişkinlik, hazımsızlık ve sabah yorgunluğuna yol açar" dedi. Yılbaşı denince akla hindi, mezeler, kuruyemiş ve bolca tatlı ve içecek geldiğini belirten Memorial Antalya Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Berna Ertuğ, geleneksel lezzetler bir yana, çoğu kişinin ocak ayının ilk günlerinde ‘fazla kaçırdım’ pişmanlığıyla tartıya çıkmaktan korktuğunu söyledi. Dyt. Berna Ertuğ, "Yılbaşı gecesinin ‘kaçamak günü’ olmadığını, sadece bir akşam yemeği olduğunu unutmamak gerekiyor. Tek bir gece tüm yıllık çabayı bozmaz ama aşırıya kaçmak da gereksiz şişkinlik, hazımsızlık ve sabah yorgunluğuna yol açar. Oysa küçük dokunuşlarla hem sofranızın zenginliğini koruyabilir hem de yeni yıla daha sağlıklı bir başlangıç yapabilirsiniz" şeklinde konuştu. "31 Aralık sabahını aç geçirmeyin" Yılbaşı gecesi kendinizi tamamen yasaklarla sıkmanın ya da tamamen serbest bırakmanın da doğru olmadığını belirten Dyt. Berna Ertuğ, "Önemli olan yılbaşı sofrasında da dengeli olmaktır. 31 Aralık gününde tüm gün aç kalmak yapılabilecek en büyük hatadır. Bu nedenle güne kahvaltıyla başlanmalı, ara öğünler atlanmamalı, öğle yemeğinde, akşam et yenileceğinden, sebze ağırlıklı beslenilmelidir" diye konuştu. Yılbaşı sofrasının uyulması gereken altın kurallar Yılbaşı sofrasında yapılması gerekenleri sıralayan Dyt. Berna Ertuğ, "Yılbaşı sofrasında en dikkat edilmesi gereken durum, açlık hissinin kontrolüdür. Sadece açlık nedeniyle değil, gecenin coşkusuna kapılarak aşırıya kaçmak yani sınırsız tüketim, yeni yılın ilk gününün sabahına ishal, mide bulantısı, besin zehirlenmesi, şişkinlik, hazımsızlık ve kan şekeri yüksekliği gibi sağlık sorunlarıyla uyanmaya neden olabilir. Tabak kuralını uygulayın: Tabağınızın yarısını sebze/salata, dörtte birini protein (hindi, balık, kırmızı et), dörtte birini karbonhidrat (pilav, börek, makarna) ile doldurun. Böylece otomatik olarak porsiyon kontrolü yapmış olursunuz. Kırmızı eti ızgara veya fırında tercih edin: Kırmızı et tüketilecekse, kızartma etler yerine fırında veya ızgarada pişirilen etler tüketilmelidir Hindinin derisiz yerinden seçin: Hindi derisi lezzetli olsa da doymuş yağ ve kalori bombasıdır. Derisiz göğüs eti hem daha az kalorilidir hem de daha çok protein içerir. Zeytinyağlıları başrole koyun: Yaprak sarma, barbunya pilaki, fava, enginar gibi zeytinyağlılar hem lezzetli hem de lif kaynağıdır. Masada bolca yer verseniz de suçluluk hissetmezsiniz. Ancak her mezeden 1-2 kaşıktan fazla tüketmeyin. Tatlıyı paylaşın: Yılbaşı sofrasında hamurlu tatlılar yerine sütlü ya da meyveli tatlılar bulunmalıdır. Tüm tatlılardan birer küçük dilim alın ya da tatlı tabağını masanın ortasına koyup çatal batırarak paylaşın. Böylece ’koca bir dilim yedim’ yerine ’tadına baktım’ dersiniz. Kuruyemişte ölçü önemli: 1 avuç (yaklaşık 25-30 gram) kuruyemiş 160-200 kaloridir. Bunun için ufak bir kase belirlenmeli ve içine beyaz leblebi, ceviz, fındık, fıstık, badem, kuru kayısı, kuru erik gibi çeşitlerden azar azar konulmalıdır. Alkol tüketimine dikkat edin: Alkol alımından uzak durulmalı ya da limit sınırlandırılmalıdır. Bu yapılamıyorsa alkol bol su veya soda ile sulandırılarak tüketilebilir. Böylece hem daha yavaş içersiniz hem de ertesi sabah baş ağrısı riski azalır. Ara öğün olarak meyve ve yoğurt bulundurun: Gece yarısından sonra acıkanlar için dilimlenmiş elma, armut, mandalina ve bir kase probiyotik yoğurt harika alternatiflerdir. Su içmeyi unutmayın: Her alkollü içecekten sonra 1 bardak su için. Hem alkolün etkisini azaltır hem de ertesi gün daha zinde kalkarsınız. Hareket edin: Gece yarısından sonra ‘İyi seneler’ ziyaretlerine yürüyerek gidin ya da ertesi sabah 30 dakikalık tempolu bir yürüyüş yapın. Hem sindirime yardımcı olur hem de kalorilerin bir kısmını yakarsınız" ifadelerini kullandı. "Yılbaşı gecesi uyumadan önce bol su için" Yeni yılın ilk gününü zinde geçirmek için de öneride bulunan Dyt. Berna Ertuğ, "Yılbaşı gecesi uyumadan önce bol su için. Güne kahvaltı ile başlayın. Sebze ve meyve ağırlıklı beslenin. Gün içinde sıvı tüketiminizi artırın. Metabolizmanızı hızlandırmak için gün içinde 2 fincan bitki çayı tüketin. Antioksidan tüketimi yorgunluk, halsizlik gibi problemlerin etkisini azalttığından, nar, kivi, greyfurt, portakal mandalina gibi meyvelerden tüketin. Mümkünse egzersiz ve açık havada tempolu yürüyüş yapın. Öğünlerinizi az ve sık planlayın" dedi.
Sağlıkta 2025 bilançosu: Koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modeli
30 Aralık 2025 Salı - 17:49 Sağlıkta 2025 bilançosu: Koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modeli Sağlık Bakanlığı, 2025 yılında ‘Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ vizyonu doğrultusunda koruyucu sağlık hizmetleri, dijitalleşme, yerli üretim ve farkındalık kampanyalarıyla sağlık sistemini güçlendirmeye yönelik çok sayıda uygulamayı hayata geçirdi. Sağlık Bakanlığı 2025 yılındaki çalışmalarını, ‘Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ vizyonu doğrultusunda; ‘Koruyan, Geliştiren, Üreten Sağlık’ modelini esas alarak sürdürdü. ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’, ‘Dumansız Türkiye’, ‘İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ ve benzeri kampanyalarla, hastalanmadan önce sağlığı önceleyen bir yaklaşımla toplumda sağlıklı yaşam kültürü oluşturmayı hedefleyen Bakanlık, pek çok yeniliği de hayata geçirdi. Koruyucu sağlık hizmetleri güçlendirildi Koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında bu yıl, 40-69 yaş arasındaki 1 milyon 40 bin 885 kişiye mamografi taraması yapıldı. Ulusal Mamografi Raporlama Sistemi sayesinde son 1 yılda 25 binden fazla kadında kanser erken teşhis edildi. Daha fazla vatandaşın ücretsiz kanser tarama hizmetlerinden haberdar olması için kısa mesaj (SMS) ile bilgilendirme uygulaması hayata geçirildi. Bu kapsamda yaklaşık 15 milyon vatandaş kanser taramalarına davet edildi. Kronik hastalıklara erken teşhis Hastalık Yönetim Platformu’nda (HYP) yer alan ‘diyabet, hipertansiyon, kardiyovasküler risk, obezite, yaşlı değerlendirme, koroner arter hastalığı, kronik böbrek hastalığı, inme, astım, KOAH’ modülleri aracılığıyla son 1 yıl içinde 69 milyon tarama ve 43,6 milyon izlem yapıldı. Çocukluk çağı aşı takvimine yeni aşılar eklendi Bu yıl, Türkiye’de 1998 yılından itibaren uygulanan Hepatit B aşısı ile 2008 yılından bugüne uygulanan beşli karma aşıyı (difteri, tetanos, boğmaca, çocuk felci, hemofilus influenza tip b) bir araya getiren ‘altı bileşenli karma aşı’ uygulamasına başlandı. Ayrıca; aşılama programına tetanos-difteri-aselüler boğmaca (TDAB) aşısı da eklendi. Randevuya erişimde kolaylık Vatandaşların Sağlık Bakanlığına bağlı kamu hastaneleri, ağız ve diş sağlığı merkezleri ile aile hekimlerine; ‘muayene randevusu’ alabildiği Merkezi Hekim Randevu Sistemi’nden (MHRS) 2025 yılından 388 milyon 95 bin 539 randevu alındı. Sistemden günlük verilen ortalama randevu sayısı 1,7 milyonu buldu. Sistem, 81 ilde 72 branşta aynı güne, 73 ilde aynı günde tüm branşlara randevu verilebilecek hale getirildi. Yapılan düzenleme ve iyileştirmelerle; randevu bekleyen hasta sayısı 4 milyondan 400 binin altına düştü. Randevu bekleyen vatandaşların oranı ise yüzde 90 azaldı. Sağlıklı Yaş Alma Merkezleri (YAŞAM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM), Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) ve Gebe Okullarına vatandaşların MHRS üzerinden randevu alarak da gidebilmesi sağlandı. Ayrıca şehit yakınları, gaziler ve gazi yakınlarına MHRS’de randevu önceliği tanındı. Aynı zamanda bu yıl, Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden randevu talebi oluşturmadan önce vatandaşların tercihine sunmak üzere ‘aile hekimine yönlendirme’ uygulaması devreye alındı. Ayrıca, aile hekimliklerinde akupunktur ve fitoterapi uygulamaları başladı. Kampanyalarla farkındalık çalışmaları Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan protokol kapsamında, ‘Sağlıklı Çocuk Sağlıklı Gelecek Programı’ yürütülmeye başladı. Programın başlangıcından bu yana 855 okulda 284 bin 723 öğrenciye ulaşıldı. ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ Kampanyası kapsamında 3 ayda Türkiye genelinde 10 milyondan fazla vatandaşın boy-kilo ölçümleri gerçekleştirildi. Çalışmalar sonucunda vücut kitle endeksleri hesaplanan vatandaşların yaklaşık yüzde 65’inin fazla kilolu olduğu tespit edilerek Sağlıklı Yaşam Merkezleri’ndeki diyetisyen ve fiziksel aktivite danışmanlarına yönlendirme yapıldı. ‘Dumansız Türkiye’ sağlık iletişimi kampanyası yürütüldü. 81 ilde çapraz denetimlerle kafe ve restoranlarda sigara yasağına uyulup uyulmadığına dair denetimler yapıldı. 4 milyonu aşkın denetimde 30 binden fazla ihlal tespit edildi. Öte yandan Tütünle Mücadele Timleri (TİM) 700 bine yakın vatandaşa ulaştı. 277 bin vatandaş ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattına yönlendirildi. Mobil sigara bırakma poliklinikleri ve TİM’ler tarafından 180 binden fazla vatandaşa danışmanlık hizmeti verildi. ‘Normal Doğum Eylem Planı’ sayesinde primer sezaryen oranında 4.1 puanlık yani yüzde 12,3’lük düşüş sağlandı. Anne adaylarına rehberlik edecek uygulamalar Bu yıl, anne dostu hastane sayısı 39 yeni hastane ile 194’e yükseldi. Gebe Okullarında 554 bin 824 gebeye eğitim verilirken; ‘Her Gebeye Ebe Uygulaması’ kapsamında 377 bin gebeye ulaşıldı. Annelik Yolculuğu Mobil Uygulaması ile gebelik, doğum, lohusalık ve 0-2 yaş arası bebek bakımıyla ilgili bilimsel bilgiler kullanıcıların ücretsiz erişimine sunuldu. Uygulama mobil marketlerden 76 bin kez indirilerek binlerce anne ve aileye ulaştı. Sağlıkta dijitalleşme hız kazandı E-nabız üzerinden hizmet veren ‘NeyimVar?’ uygulaması ile son 1 yılda 5,9 milyon kişi randevu alırken hastalık belirtilerine göre, doğru branşa yönlendirildi. RADIS-Akılcı Görüntüleme Karar Destek Sistemi projesi ile gereksiz görüntüleme tetkikleri azaltıldı, maliyetler düşürüldü. Evde Sağlık Yönetim Sistemi’ne (ESYS) e-Rapor entegrasyonu ile tam bağımlı veya 80 ve üstü yaştaki kişilere ait 583 bin 493 raporun otomatik olarak yenilenmesi sağlandı. ‘Dijital organ bağışı düzenlemesi’ ile bağışın e-Nabız Sistemi üzerinden yapılması sağlanarak bağış süreçleri kolaylaştırıldı. Uygulamanın hayata geçirildiği ekim ayından itibaren yaklaşık 45 binden fazla vatandaş organını e-Nabız profili üzerinden bağışladı. Milli teknoloji hamlesinin sağlıktaki yansıması ‘üreten sağlık’ ‘Üreten Sağlık’ modeli kapsamında verilen proje destekleri ile 41 adet yerli ürün geliştirme projesi başlatıldı. Bu kapsamda; ASELSAN ile geliştirilen yerli kalp-akciğer makinesinin ilk testleri başarıyla tamamlandı. Yerli üretim cihaz, gelecek yıldan itibaren Türkiye’deki hastanelerde kullanılacak. Glikoz seviyelerinin 24 saat boyunca anlık izlenmesini sağlayan Yerli Sürekli Glikoz İzleme Cihazı’nın ise üretimi tamamlanarak klinik çalışmalarına başlandı. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Biyoteknoloji Enstitüsü ile Kanser Enstitüsü’nün ortak projesiyle CAR-T hücre tedavisi Türkiye’de yerli imkanlarla geliştirildi. ASELSAN iş birliğiyle Mobil Dijital Röntgen Cihazı geliştirildi ve kamu hastanelerinde cihazların kullanımına başlandı. ASELSAN iş birliğiyle geliştirilen yerli otomatik şok cihazının- Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) dağıtımına başlandı. Türk Tıp Dünyası Kurultayı’nda TÜSEB-Biosys iş birliğiyle geliştirilen Ev Tipi Mekanik Ventilatör ’Bioxy’nin ilk kez tanıtımı yapıldı. Aşıdan biyoteknolojiye, tanı kitlerinden yapay zeka destekli tıbbi cihazlara kadar sağlık teknolojileri alanında Ar-Ge ve Ür-Ge amaçlı bin 924 (1.924) proje Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından desteklendi. ‘Üreten Sağlık’ modelinin en önemli adımlarından biri olan ‘4Fikirden Ürüne Portalı’ hayata geçirildi. SMA ilacının yerli üretimi ve yerli aşıların üretimi Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) ile Polifarma İlaç arasında SMA ilacının yerli üretimine ilişkin protokol imzalandı. İlacın seri üretimine 2026 yılında geçilmesi hedefleniyor. Kuduz ve Kırım Kongo aşılarının tamamen yerli üretimi için yürütülen laboratuvar çalışmalarının son aşamasına gelindi. İlaç, kozmetik ve tıbbi cihaz denetimleri sürdürüldü Sağlık Bakanlığı 2025 yılında ilaç, tıbbi cihaz, kozmetik, biyosidal ürünler (vücutla temas eden) ile sağlık beyanıyla yapılan satış ve tanıtımlara ilişkin denetimlerini aralıksız sürdürdü. İnternet, sosyal medya ve benzeri mecralarda yapılan ilaç satış veya tanıtımlarına yönelik denetimleri sonucunda, 1418 internet sitesinin erişime kapatılması sağlandı. Yine aynı mecralarda, sağlık beyanı kullanılarak yapılan ürün satış ve tanıtımlarına yönelik denetimlerde 3407 internet sitesi erişime engellendi. Mevzuata aykırı satış ve tanıtımlara yönelik olarak idari para cezaları uygulandı. Sağlıkta dijital denetim dönemi Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun talimatıyla, tüm sağlık kuruluşlarında dijital denetimler başlatıldı. Sağlık hizmet sunumunda karşılaşılan gerek finansal gerekse insan sağlığı açısından riskli olabilecek durumları yapay zeka destekli veri analiz yöntemiyle tespit ederek önleyen, Risk Esaslı Denetim Sistemi’nin (REDES) başarı oranı yüzde 90’ın üzerine çıktı. Acil sağlık hizmetleri 2025 yılında da kesintisiz devam etti Acil sağlık hizmetleri ülke genelinde tüm kırsal bölgeleri kapsayacak şekilde yaygınlaştırıldı, acil sağlık hizmetleri istasyon sayısı 3 bin 574 ’e çıkarıldı. Türkiye’de, 2025 yılında yaklaşık 6,5 milyon hasta veya yaralı kara ambulanslarıyla, 3 bin 206 hasta veya yaralı deniz ambulanslarıyla, 50 bin 684 hasta veya yaralı ise hava ambulanslarıyla hastanelere nakledildi. Sağlık yatırımları hız kazandı. Bu yıl Türkiye genelinde 60 yeni ikinci ve üçüncü basamak sağlık tesisinin yapımı tamamlandı. 302 yeni Aile Sağlığı Merkezi ve 71 Sağlıklı Hayat Merkezi açıldı.
Mengücek Gazi EAH’de ileri düzey görüntüleme hizmeti
30 Aralık 2025 Salı - 16:21 Mengücek Gazi EAH’de ileri düzey görüntüleme hizmeti Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde PET BT Kliniği faaliyete başladı. Yeni hizmet biriminin Erzincan’ın yanı sıra bölge iller için de önemli bir sağlık ihtiyacını karşılayacağı belirtildi. PET BT Kliniğinin tanıtımında konuşan Nükleer Tıp Uzmanı Dr. Rahime Şahin, Pozitron Emisyon Tomografisi ve Bilgisayarlı Tomografi (PET/CT) cihazının özellikle onkolojik hastaların tanı ve tedavi süreçlerinde kritik rol oynadığını söyledi. Dr. Şahin, cihazın kanser hastalarının teşhisinde, hastalığın yaygınlığı ve evresinin belirlenmesinde, tedavi sonrası yanıtın değerlendirilmesinde ve takipli hastalarda nüks şüphesinin tespitinde etkin olarak kullanılacağını ifade etti. PET/CT görüntülemenin ilaçlı olarak uygulanacağını belirten Şahin, ilk hasta kabulüne başlandığını kaydetti. Hastane Başhekimi Prof. Dr. Ufuk Kuyrukluyıldız ise başlangıçta günlük 5 hastanın PET CT çekimi için kabul edileceğini belirterek, artan kanser vakalarına daha hızlı ve etkin tanı konulabilmesi açısından kliniğin büyük önem taşıdığını vurguladı. Prof. Dr. Kuyrukluyıldız, Erzincanlı hastaların il dışına sevk edilmesinin önüne geçildiğini, ilerleyen süreçte ise şehir dışından da hasta kabul edileceğini dile getirdi. İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin de Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 500 yatak kapasitesi, deprem izolatörlü yapısı ve donanımlı altyapısıyla PET CT cihazı için uygun koşullara sahip olduğunu belirtti. PET CT eksikliği nedeniyle hastaların uzun süredir il dışına sevk edildiğini hatırlatan Tekin, cihazın 25 Aralık tarihinde kurularak hizmete alındığını ifade etti. Dr. Tekin, çevre illerden gelecek hastaların da artık Erzincan’da teşhis ve tedavi imkânına kavuşacağını söyledi.
İstanbul’da yılbaşı hazırlığı: 31 Aralık’ta 10 bin 552 sağlık çalışanı görevinin başında olacak
30 Aralık 2025 Salı - 13:23 İstanbul’da yılbaşı hazırlığı: 31 Aralık’ta 10 bin 552 sağlık çalışanı görevinin başında olacak İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, sosyal medya hesabından yılbaşına ilişkin yaptığı açıklamada, "Tüm hazırlıklarımızı tamamladık, 31 Aralık 2025-1 Ocak 2026 tarihleri arasında İstanbul genelindeki 60 sağlık tesisimizde sağlık hizmetleri kesintisiz olarak sürdürülecektir. 31 Aralık itibarıyla 10 bin 552, 1 Ocak itibarıyla ise 10 bin 118 sağlık personelimiz görev başında olacaktır" dedi. İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, sosyal medya hesabından yılbaşında İstanbul’daki sağlık hizmetine yönelik açıklama yaptı. Doç. Dr. Güner açıklamada, "İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü olarak, yılbaşı süresince vatandaşlarımıza kesintisiz sağlık hizmeti sunulabilmesi amacıyla tüm hazırlıklarımızı tamamladık. Bu kapsamda, kent genelinde oluşabilecek her türlü ihtiyaca hızlı ve etkili şekilde müdahale edebilmek için gerekli planlamalar titizlikle yapılmıştır. 31 Aralık 2025 - 1 Ocak 2026 tarihleri arasında İstanbul genelindeki 60 sağlık tesisimizde sağlık hizmetleri kesintisiz olarak sürdürülecektir. 31 Aralık itibarıyla 10 bin 552, 1 Ocak itibarıyla ise 10 bin 118 sağlık personelimiz görev başında olacaktır. Ayrıca 112 Acil Sağlık Hizmetleri kapsamında il genelinde 340 aktif istasyonda, bin 304 sağlık personeli ile vatandaşlarımıza hizmet verilmeye devam edilecektir" dedi. "İstanbul halkının yeni yılını sağlık, huzur ve esenlik temennilerimizle karşılıyoruz" Açıklamasında devamında ise Doç. Dr. Güner, "Sağlık çalışanlarımız, yılın her günü olduğu gibi yeni yıl gecesinde de görevlerini büyük bir sorumluluk bilinciyle ve özveriyle sürdürecektir. Gösterdikleri bu fedakarlık, toplum sağlığının korunması ve hizmetin sürekliliği açısından hayati önem taşımaktadır. Bu anlamlı katkıları dolayısıyla tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyor, İstanbul halkının yeni yılını sağlık, huzur ve esenlik temennilerimizle karşılıyoruz. Vatandaşlarımızın yeni yılı güven ve huzur içinde karşılayabilmesi için sağlık hizmetlerimiz, il genelinde 24 saat kesintisiz olarak sunulmaya devam edecektir" ifadelerine yer verdi.
Prof. Dr. Uzbay: "Kumar ve bahis bağımlılığının kimyasal bağımlılıktan farkı yok"
30 Aralık 2025 Salı - 13:03 Prof. Dr. Uzbay: "Kumar ve bahis bağımlılığının kimyasal bağımlılıktan farkı yok" SAMSUN (İHA) – Prof. Dr. Tayfun Uzbay, aile kurumuna zarar veren davranışlar arasında yer alan kumar ve bahis bağımlılığının, kimyasal madde bağımlılığından hiçbir farkı olmadığını söyledi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde (OMÜ) 2025 Aile Yılı kapsamında düzenlenen "21’inci Yüzyılda Bağımlılık" konulu konferansta konuşan Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, madde ve davranışsal bağımlılıklar hakkında değerlendirmelerde bulundu. "Kumar ve bahis bağımlılığının kimyasal bağımlılıktan farkı yok" Her türlü bağımlılığın aile yapısına zarar verdiğini vurgulayan Prof. Dr. Tayfun Uzbay, 2000’li yıllarla birlikte bağımlılık türlerinin değişmeye başladığını belirtti. Uzbay, "Davranışsal bağımlılıklar diye adlandırılan yeni bir kavram ortaya çıktı. Aslında 21’inci yüzyılda bağımlılığı iki gruba ayırıyoruz: Kimyasal maddelere bağlı bağımlılıklar ve kimyasal olmayan bağımlılıklar. Tütün, alkol, esrar, eroin ve kokain gibi maddeler kimyasal bağımlılıklardır. İnternet, akıllı telefon, sosyal medya, oyunlar, kumar ve bahis ise kimyasal olmayan bağımlılıklar olarak karşımıza çıkıyor. Kumarın şekil değiştirmesi, yaygınlaşması ve kolay ulaşılabilir hale gelmesi ciddi bir tehdit oluşturuyor. Aile yapısını tehdit etme açısından kimyasal bağımlılıklarla diğer bağımlılıklar arasında hiçbir fark yok" dedi. "Fazla kolaycılık bilişsel becerileri zayıflatıyor" Kolaycılığın gençler üzerindeki olumsuz etkilerine de değinen Uzbay, internetin yaygınlaşmasıyla birlikte bilişsel işlevlerde gerileme yaşandığını söyledi. Uzbay, "Araştırmalar, internetin hayatımıza girmesiyle birlikte ortalama IQ seviyesinde düşüş olduğunu gösteriyor. Z ve alfa kuşakları için büyük beklentiler vardı ancak fazla kolaycılığa yöneldikçe okuma ve yazma becerileri zayıflıyor. Sürekli ekrana dokunuyoruz ama yazamıyoruz. Kalem tutmakta zorlanan gençler görüyoruz. İnsanları diğer canlılardan ayıran en önemli özellik, el becerisi ve muhakeme gücüdür. Bu dijital devrime henüz tam olarak adapte olabilmiş değiliz. Tarım ve sanayi devrimlerinde olduğu gibi bu sürecin de kurbanları olacak. Bu nedenle süreci bilinçli yaşamak gerekiyor" diye konuştu. "Bağımlılık bir beyin hastalığıdır" Bağımlılığın yalnızca ahlaki bir sorun olarak ele alınmasının yanlış olduğunu vurgulayan Uzbay, "Bağımlılık, keyif verici bir unsurun beyni etkilemesiyle ortaya çıkan bir beyin hastalığıdır. Parkinson, depresyon ve anksiyete gibi beyinle ilişkili hastalıklar neyse, bağımlılık da aynı şekilde değerlendirilmelidir. Bağımlılığı sadece irade veya ahlak zayıflığı olarak görmek çözümü yanlış yerden aramaktır. Bağımlılık ahlaki değerleri çökertir, aile yapısına zarar verir ve toplumsal çürümeyi hızlandırır. Bu nedenle mutlaka kontrol altına alınmalı ve tedavi stratejileriyle ele alınmalıdır. Aksi halde toplum içinde yayılma riski taşır" ifadelerini kullandı.
BURTOM, saç ekiminde eğitim merkezi oldu
30 Aralık 2025 Salı - 11:16 BURTOM, saç ekiminde eğitim merkezi oldu Başta Bursa olmak üzere yaklaşık 15 ildeki tıbbi görüntüleme ve tanı merkezleri, tıp merkezleri ve diğer sağlık birimleriyle ayda 200 bini aşkın kişiye hizmet veren BURTOM Sağlık Grubu, Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilerek, Saç Ekimi Uygulayıcı Sertifikalı Eğitim Programı düzenlemeye başladı. Doç. Dr. Alper Aksoy’un yönetimindeki ilk sertifika programı tamamlanarak, katılımcılara sertifikaları verildi. BURTOM Sağlık Grubu’nun ileri tıp uygulamalarındaki birikimini profesyonellere aktarmak amacıyla düzenlediği "Saç Ekimi Uygulayıcı Sertifikalı Eğitim Programı", Doç. Dr. Alper Aksoy ve uzman hekimler tarafından Burtom Konur Cerrahi Tıp Merkezi’nde başarıyla tamamlandı. Saç ekimi alanında hem teorik hem de uygulamalı bilgi düzeyini artırmayı hedefleyen program, sektörde görev yapan uzmanlara güncel teknikler, sterilizasyon ve hasta güvenliği protokolleri, operasyon aşamaları ve etik uygulamalara yönelik kapsamlı içerikler sundu. Katılımcılar, gerçekleştirilen uygulamalı eğitimlerde saç ekimi süreçlerini sahada deneyimleme fırsatı buldu. Eğitim sürecini değerlendiren Doç. Dr. Alper Aksoy, şu ifadeleri kullandı: "Sağlık Bakanlığı, saç ekimi konusunda sertifikalı bir eğitim programı standardı oluşturdu. Bu eğitimler, ancak ‘Eğitim Merkezi’ niteliği taşıyan kurumlarda düzenlenebiliyor. BURTOM Sağlık Grubu olarak, gerekli yeterlilikleri sağlayarak ‘Eğitim Merkezi’ niteliğini aldık. Bu sertifikalı eğitim programının amacı; tabiplere, ulusal ve uluslararası düzeyde gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar ve uygulamalar çerçevesinde, tıbbi endikasyonu olan kişilere saç ekimi uygulaması yapacak ve görevlerini eksiksiz yerine getirebilecek gerekli bilgiyi, beceriyi, tutumu ve yeterliliği kazandırmaktır. Saç ekimi, yüksek hassasiyet ve multidisipliner yaklaşım gerektiren bir alandır. Bu nedenle doğru eğitimlerle donatılmış profesyoneller yetiştirmek, hem hasta güvenliği hem de operasyon kalitesi açısından büyük önem taşımaktadır. Burtom Sağlık Grubu olarak bu alandaki bilgi ve deneyimimizi meslektaşlarımıza aktarmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz." Program sonunda, eğitimlerini başarıyla tamamlayan katılımcılara sertifikaları takdim edildi.