Son Dakika
|
Özgür Özel hakkında soruşturma başlatıldı
Özkan Yalım: "Özel’in kullandığı Mercedes marka aracın VIP dönüşüm işlemleri belediye tarafından ödendi"
Pentagon, UFO dosyalarını yayınlamaya başladı
Diyarbakır’da inşaat halindeki otelde yangın
Muhittin Böcek'i oğlu Gökhan Böcek etkin pişmanlıktan yararlandı!
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi
Ankara’da yaşlı adamı ağır yaralayıp parasını gasp eden saldırgan tutuklandı
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Önünü kestiği yaşlı adamın parasını çalıp öldüresiye darp etti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Putin: "Zafer her zaman bizimdi ve her zaman bizim olacak"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, BAE Başkanı Zayed Al Nahyan ile telefonda görüştü
Antalya’da 40 metrelik falezlerden düşen turist hayatını kaybetti
Özgür Özel hakkında soruşturma başlatıldı
Bursa'da geri dönüşüm deposunda korkutan yangın!
Tarlasında silahlı saldırıya uğrayan mahalle muhtarı hayatını kaybetti
ABD, İran’a yönelik ablukayı ihlal ettiği öne sürülen 2 gemiyi vurdu
SAĞLIK
Uzmandan hantavirüs uyarısı: "Küresel salgın riski düşük ancak korunma önlemleri önemli"
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:26:28
Hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğuna dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" dedi. Son günlerde bir gemide görülen vakalarla yeniden gündeme gelen hantavirüs enfeksiyonlarına ilişkin uzmanlar uyarılarda bulundu. Kemirgenler aracılığıyla bulaşan hastalığın özellikle riskli meslek gruplarında daha sık görülebildiği söyleyerek, korunma önlemlerinin önemine dikkat çekildi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğunu belirterek, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Bu nedenle tarım çalışanları, doğada aktif görev yapan kişiler ve veterinerler gibi risk gruplarında hastalık daha sık görülebilmektedir" diye konuştu. "İki farklı klinik tabloya yol açabiliyor" Hantavirüs enfeksiyonlarının iki ana klinik formunun bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Akciğer tutulumu ile seyreden tipi daha çok Amerika kıtasında görülürken, böbrek yetmezliği bulgularıyla seyreden formu ülkemizde özellikle Karadeniz Bölgesi’nde karşımıza çıkmaktadır" şeklinde konuştu. "İnsandan insana bulaş genellikle görülmüyor" Hastalığın ateş, halsizlik, yorgunluk ve bazı vakalarda kanama gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Türkiye’de ilk vakalar 2000’li yıllarda Zonguldak ve Giresun’da bildirilmiştir. Aynı dönemde Samsun’da da takip ettiğimiz vakalar bulunmaktaydı. Son dönemde gündeme gelen salgında rol oynayan Andes alt tipinin nadir de olsa insandan insana bulaşabileceği bilinmektedir. Tedavi süreci genellikle destekleyici yaklaşımlarla yürütülmektedir" ifadelerini kullandı. "Korunma önlemleri önem taşıyor" Hantavirüsten korunmak için kemirgenlerle temastan kaçınılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" açıklamasında bulundu. "COVID-19 benzeri pandemi beklenmiyor" Hastalığın bulaşma yolları nedeniyle COVID-19 benzeri küresel bir salgın riskinin beklenmediğini dile getiren Prof. Dr. Leblebicioğlu şunları söyledi: "Mevcut bilgiler ışığında hantavirüsün dünya çapında bir pandemiye yol açması beklenmemektedir."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:25
Profesörden ’Hantavirüs’ uyarısı: "Kapalı alanlar risk taşıyor"
Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, son günlerde gündeme gelen hantavirüs vakalarına ilişkin uyarılarda bulundu. Virüsün genellikle kemirgenlerden bulaştığını belirten Geyik, özellikle uzun süre kapalı kalan depo, gemi ve ambar gibi alanlarda dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Büyük Anadolu Kocaeli Darıca Hastanesi’nde Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, gündemde olan hantavirüs ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bir turistik seyahat gemisinde görülen hantavirüs enfeksiyonu toplumda endişe oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hantavirüsler; başta fareler ve kemirgenler olmak üzere bazı yabani kemiriciler tarafından taşınan, insanlarda ciddi solunum ve böbrek yetmezliği tablolarına yol açabilen viral enfeksiyon etkenleridir. Önceki yıllarda ülkemizde de tespit edilmiş hastalıklardandır. Özellikle uzun süre kapalı kalan yaşam alanları, gemiler, depolar, ambarlar, konteynerler, liman sahaları, yiyecek stok alanları ve uzun süre kullanılmamış ortamlar bulaşma riski açısından önemlidir" dedi. Hantavirüs bulaş yolları Hantavirüsün insandan insana kolay bulaşan bir hastalık olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "En sık bulaş yolu: Enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyası ile kirlenmiş ortamların solunması, fare dışkısı bulunan alanların süpürülmesi sırasında virüsün havaya karışması, kirli yüzeylere temas sonrası ağız, burun veya göze dokunulması ve nadiren kemirgen ısırıklarıdır" şeklinde konuştu. "1–8 hafta içinde ortaya çıkabilir" Belirtiler genellikle kemirgen teması sonrası 1–8 hafta içinde ortaya çıkabildiğini söyleyen Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hastalık başlangıçta grip benzeri belirtilerle ortaya çıkar. Yüksek ateş, halsizlik, aşırı yorgunluk, baş/kas/karın/sırt ağrıları, bulantı ve kusma sık görülen bulgulardır. Ağır vakalarda ise: öksürük, nefes darlığı, akciğer tutulumu, böbrek fonksiyon bozukluğu, tansiyon düşüklüğü ve yoğun bakım gereksinimi olabilir. Bize yakın coğrafyada klinik olarak genellikle böbrek hasarı ve hemorajik ateşle seyreden "böbrek sendromuna" rastlanırken Amerika coğrafyasında ise nefes darlığı, hipotansiyon, akciğer ödemi ve solunum yetmezliği ile karakterize hastalık tablosu daha çok görülür" ifadelerini kullandı. Korunma için hayati önlemler Fare ve kemirgen kontrolü şart olduğunu söyleyen Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Gıda depoları kapalı tutulmalı, açıkta yiyecek bırakılmamalı, çöp alanları düzenli temizlenmeli, gemilerde ve limanlarda profesyonel kemirgen kontrolü yapılmalıdır. Kemirgen dışkısı görülen alanlarda kuru süpürme veya elektrikli süpürge kullanımı virüsü havaya yayabilir. Temizlik sırasında eldiven ve maske takılmalı, çamaşır suyu içeren dezenfektanlar kullanılmalıdır. Uzun süre kapalı kalan depo, ambar, gemi kamarası veya konteynerler uzun süre havalandırılmalıdır. Riskli alanlarda:N95/FFP2 maske, eldiven, koruyucu gözlük takılmalıdır" açıklamasında bulundu. Risk altında olanlar ve risk durumu Dr. Mehmet Faruk Geyik şunları söyledi: Gemi personelleri, liman çalışanları, depo ve ambar çalışanları, temizlik personelleri, kampçılar ve kırsal alan çalışanları, uzun süre kapalı alan temizliği yapan kişiler risk altındadır. Hantavirüs nadir görülen ancak ciddi seyredebilen bir enfeksiyondur. Şu an için toplumda yaygın bir salgın olduğuna bir veri bulunmamaktadır. Ateş, yoğun halsizlik, nefes darlığı veya kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması önerilir. Toplum sağlığının korunması için doğru bilgiye dayalı hareket etmek, hijyen kurallarına uymak ve resmi sağlık otoritelerinin açıklamalarını takip etmek hayati önem taşımaktadır."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:18
Erzurum’da "tam buğday ekmeği yaygınlaştırma kampanyası" tanıtım toplantısı düzenlendi
"Tam Buğday Ekmeği Yaygınlaştırma Kampanyası" tanıtım toplantısı, Erzurum Şehir Hastanesi Konferans Salonu’nda geniş katılımla gerçekleştirildi. Program, tam buğday ekmeğiyle ilgili hazırlanan tanıtım filminin izletilmesiyle başladı. Ardından protokol üyeleri açılış konuşmalarını gerçekleştirdi. Toplantıda, Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Murat Ağırtaş, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Kılıç ve Erzurum Valisi Aydın Baruş katılımcılara hitap etti. Programda, Sağlık Bakanlığı adına sunum yapan Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirer, sağlıklı beslenmenin toplum sağlığı açısından önemine dikkat çekti. Demirer, yaptığı konuşmada, "Sağlık kaybının çok önemli bir kısmı, yaklaşık dörtte biri beslenme alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Yanlış beslenme bugün birçok hastalığın temel sebeplerinden biri haline gelmiş durumda. Her yıl milyonlarca insan, sağlıksız beslenmeye bağlı hastalıklarla karşı karşıya kalıyor. Özellikle kanser vakalarının önemli bir bölümü ve tip 2 diyabet hastalıkları, yanlış diyet alışkanlıklarıyla ilişkilendiriliyor. Dolayısıyla burada yapılması gereken şey çok açık. Öncelikle risk faktörlerini doğru belirleyeceğiz. Beslenmede nerede hata yaptığımızı tespit edeceğiz ve bunların iyileştirilmesi için planlı politikalar geliştireceğiz. Bugün burada özellikle üzerinde durduğumuz konu ise tam tahıl tüketiminin artırılmasıdır. Çünkü bu, sağlık açısından en önemli koruyucu faktörlerden biri olarak görülüyor. Bunu ortaya koyan yalnızca tek bir çalışma da yok. Yapılan başka araştırmalarda da tam tahıl tüketiminin yetersiz olmasının, ölüm oranları ve hastalık yüküyle doğrudan ilişkili olduğu ortaya konuldu. 28 ülkede, 6 milyondan fazla insanın verileri üzerinde gerçekleştirilen çalışmalarda, yeterli tam tahıl tüketiminin sağlık açısından en önemli koruyucu unsurlardan biri olduğu değerlendirildi" dedi. Sunumun ardından protokol üyeleri tarafından imza töreni gerçekleştirildi. Daha sonra protokol üyeleri tam buğday ürünlerinin sergilendiği stantları gezdi. Programa konuşmacıların yanı sıra Erzurum Tarım ve Orman Müdürü Alpaslan Kenger, Erzurum İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir, Erzurum Kültür ve Turizm İl Müdürü Ahmet Yer, Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mesud Fakirullahoğlu, kurum müdürleri, STK temsilcileri, davetliler ve vatandaşlar katıldı.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:00
Bayburt’ta öğrenciler hijyen ve sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirildi
Dünya El Hijyeni Günü kapsamında öğrencilere el yıkama, el hijyeni, diyabet ve obeziteyle mücadelede sağlıklı beslenmenin önemi anlatıldı. Bayburt Devlet Hastanesi personelleri tarafından Şehit Recep Eşiyok İlköğretim Okulunda düzenlenen eğitimde, ’Temiz El Hayat Kurtarır’ sloganıyla el hijyenine dikkat çekildi. Enfeksiyon Kontrol Hemşiresi Elif Tuba Yazıcı, öğrencilere el yıkama alışkanlığının hastalıklardan korunmadaki önemini slayt eşliğinde anlattı. Eğitimde, günlük yaşamda doğru el yıkama yöntemleri ve hijyen kurallarına ilişkin bilgiler paylaşıldı. Diyabet Hemşiresi Zübeyde Kahveci ise diyabet ve obeziteyle mücadelede dengeli ve düzenli beslenmenin önemine değindi. Öğrencilere sağlıklı beslenme, hareketli yaşam ve diyabetten korunma konularında bilgilendirme yapıldı. Etkinlikte düzenlenen eğlenceli aktivitelerle öğrencilerde el hijyeni ve sağlıklı yaşam konusunda farkındalık oluşturuldu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
08 Mayıs 2026 Cuma- 21:25
Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor"
2
08 Mayıs 2026 Cuma- 14:44
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
3
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:12
Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ilk suda doğum: Kuzey bebek sağlıkla dünyaya geldi
4
07 Mayıs 2026 Perşembe- 15:13
DAKAF’26’da Lokman Hekim Van Hastanesi gençlerin kariyer hedeflerine ışık tuttu
5
08 Mayıs 2026 Cuma- 12:46
Profesör açıkladı: "Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor"
18 Şubat 2026 Çarşamba - 11:00
Altıeylül zabıtasından ramazan öncesi sıkı denetim
Ramazan ayında vatandaşların güvenli ve sağlıklı gıdaya ulaşabilmesi için denetimlerini artıran Altıeylül Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, ilçe genelinde kapsamlı kontroller gerçekleştirdi. Özellikle temel tüketim ürünlerinde fiyat artışları, hijyen kuralları ve ürün gramajları titizlikle incelendi.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 10:56
Ekran bağımlılığı gözleri kurutuyor: 20-20-20 kuralı kurtarıcı olabilir
Uzun süre ekran karşısında kalmanın dijital göz yorgunluğunu tetiklediğine dikkat çeken Op. Dr. Duygu Erdem, özellikle ekran kullanımına bağlı olarak göz kırpma sayısının azalmasının göz kuruluğunu artırdığını, yakın mesafeden uzun süre odaklanmanın göz kaslarını zorladığını ve çocuklarda kontrolsüz ekran süresinin miyopi riskini yükselttiğini vurguladı. Dijital ekranlar artık yaşamın vazgeçilmez bir parçasıyken; eğitimden iş hayatına, sosyal ilişkilerden günlük iletişime kadar pek çok alanda bilgisayar, tablet ve akıllı telefon kullanımı artıyor. Yalnızca yetişkinler değil; çocuklar ve gençler de ders, ödev, oyun ve sosyal medya nedeniyle uzun süre ekran başında kalıyor. Medicana Ataşehir Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Duygu Erdem, "Özellikle uzun süreli ve aralıksız ekran kullanımının göz yorgunluğu ve kuruluk şikâyetlerini artırmaktadır. Gözler uzun süre aynı mesafeye odaklandığında hem kas yapıları hem de göz yüzeyi zorlanır. Düzenli ara verilmediğinde şikâyetler gün içinde belirgin şekilde artabilir" açıklaması yaptı. Göz kırpma azalıyor, göz kuruluğu artıyor Ekrana bakarken normalde dakikada 15-20 kez kırpılan gözlerin farkında olmadan çok daha az kırpıldığını söyleyen Op. Dr. Duygu Erdem, "Bu durum gözyaşı film tabakasının bozulmasına ve göz kuruluğuna yol açar. Göz kırpma refleksi azaldığında göz yüzeyinin yeterince nemlenemez ve rahatsızlık hissinin artar. Özellikle klimalı ortamlarda çalışanlar ve kontakt lens kullanan bireylerde şikâyetler daha belirgin hâle gelir. Bu kişilerde yanma ve batma hissi daha yoğun yaşanabilir, günün ilerleyen saatlerinde bulanık görme şikâyetleri artabilir" şeklinde konuştu. Yakın mesafe göz kaslarını sürekli çalıştırıyor Uzun süre yakın mesafeden ekrana bakmanın göz kaslarının sürekli çalışmasına neden olduğunu belirten Op. Dr. Duygu Erdem, "Gün sonunda göz çevresinde baskı hissi, şakaklarda gerilme ve odaklanmada zorlanma gibi yakınmalar ortaya çıkar. Çocuklarda ve gençlerde uzun süreli ve kontrolsüz ekran kullanımı, miyopi (uzağı görememe) gelişimi ve ilerlemesi açısından önemli bir risk faktörü olarak kabul edilir. Ekran kullanım süresi kadar ekranın hangi şartlarda ve ne kadar düzenli aralar verilerek kullanıldığı da önemlidir" dedi. En etkili yöntem: 20-20-20 kuralı Göz sağlığını korumak için en etkili yöntemlerden birinin 20-20-20 kuralı olduğunu belirten Op. Dr. Duygu Erdem, "Her 20 dakikada bir 20 saniye boyunca yaklaşık 6 metre uzaklıktaki bir noktaya bakmak göz kaslarını rahatlatır. Bu basit yöntem, ekran karşısında uzun süre kalan kişiler için etkili bir destek sağlar. Ekranın göz hizasından biraz aşağıda konumlandırılması, ortam ışığının uygun olması ve düzenli göz kırpmaya özen gösterilmesi de önemlidir. Gerektiğinde suni gözyaşı damlalarının kullanılması fayda sağlayabilir. Tüm bu önlemler dijital göz yorgunluğunu azaltmada önemli rol oynar. Ekranlardan tamamen uzak durmak günümüz şartlarında pek mümkün olmasa da bilinçli kullanım ve basit önlemlerle göz sağlığının korunabilir" ifadelerini kullandı.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 10:54
Yüzde 90 tıkalı boyun damarına kritik müdahale: Felç riski önlendi
Samsun’da felç geçiren ve boyun damarında yüzde 90 darlık tespit edilen 71 yaşındaki hasta, yüksek ameliyat riski nedeniyle kasıktan girilerek yapılan anjiyografik stent işlemi ve doktorların başarılı müdahalesiyle sağlığına kavuştu. Samsun’da yaşayan Zekai Bozyel (71), 15 yıl önce bypass ve kalp kapak ameliyatı geçirdi. Rutin kontrolleri devam eden Bozyel, 20 gün önce kolunda güçsüzlük şikayetiyle nöroloji servisine yatırıldı. Yapılan tetkiklerde hastanın sağ boyun damarında yüzde 30, sol boyun damarında ise yüzde 90 oranında darlık tespit edildi. Sol taraftaki ciddi darlığın hastanın felç geçirmesine neden olduğu belirlendi. Hastanın daha önce kronik akciğer rahatsızlığı bulunması ve geçirdiği ameliyatlar nedeniyle anestezi açısından yüksek risk taşıdığı değerlendirildi. Bunun üzerine hastanın durumu kardiyoloji ekibi tarafından yeniden ele alındı. Akabinde Medicana International Samsun Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Yanık, boyun damarında yüzde 90 darlık tespit edilen ve daha önce baypas ile kalp kapak ameliyatı geçiren hastaya ameliyatla kasıktan girerek uygulanan anjiyografik yöntemle stent yerleştirdi. Gerçekleştirilen başarılı müdahaleyle yeniden felç riskinin önüne geçildiğini belirtti. "İşlem sonrası herhangi bir sorun yaşamadık ve hastamızı taburcu ettik" Hastanın filmlerini inceleyip muayenesini yaptıklarını belirten Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Yanık, "Zekai bey 15 yıl önce bypass ve kalp kapak ameliyatı olmuş, rutin takiplerinde devam eden bir hastamız. 20 gün önce nöroloji servisine yatıyor. İnme hikayesi ve kolunda güçsüzlük var. Yapılan tetkiklerinde boyun damarında darlık saptanıyor. Sağdaki boyun damarında yüzde 30, soldaki boyun damarında ise yüzde 90 civarında bir darlık var. Bu felç geçirmesine sebep olan bir darlık. Öncelikle ameliyat düşünüldü ancak kronik akciğer öyküsü ve diğer rahatsızlıkları nedeniyle anestezi açısından riskli bulundu. Biz damarın bu şekilde bırakılmasının daha riskli olacağını düşündük. Hastamızla görüşerek işlemi yapmaya karar verdik. Başarılı bir şekilde soldaki boyun damarına kasıktan girerek, herhangi bir kesi yapmadan anjiyografik olarak stent yerleştirdik. İşlem sonrası herhangi bir sorun yaşamadık ve hastamızı taburcu ettik. Müdahale edilmemesi durumunda daha ciddi bir felç riski söz konusuydu" dedi. Operasyon sonrası sağlığına kavuştuğunu belirten Zekai Bozyel ise, "Hastaneye geldiğim zaman kafamda ve boynumda bir daralma hissi vardı. Şimdi durumum gayet normaldir" diye konuştu. Babasının felç geçirdiğini ifade eden Recep Bozyel de, "Babam riskli bir hastaydı ve sürekli kontrol altındaydı. Ahmet hocamızla tanıştık. ’Bu işin üstesinden gelirse Ahmet hoca gelir’ dediler. Babamın geçmişini de biliyordu. Ameliyat oldu ve şu ana kadar hiçbir problem yaşamadık. Başarılı bir operasyon gerçekleştirildi" ifadelerini kullandı.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 10:48
Doç. Dr. Gülcü: "Herkes için oruç güvenli değil"
Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oktay Gülcü, Kardelen Televizyonu’nda yayınlanan Analiz programına konuk oldu. Ramazan ayı öncesi önemli uyarılarda bulunan Gülcü, bazı kalp hastaları için oruç tutmanın ciddi riskler taşıdığını belirterek, "Riskli hasta gruplarına oruç tutmalarını önermiyoruz" dedi. Kardelen Televizyonu’nun ilgiyle takip edilen programı Analiz, alanında uzman isimleri ağırlamaya devam ediyor. Programın son konuğu Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oktay Gülcü oldu. Gülcü, programda Genel Yayın Yönetmeni Soner İstanbullu ve Gazeteci-Yazar Esat Bindesen’in sorularını yanıtladı. Yayında, yaklaşan Ramazan ayı öncesinde özellikle kalp hastalarının dikkat etmesi gereken konular ele alındı. "Kalp hastaları oruç tutabilir mi?" Programda ilk olarak "Kalp rahatsızlığı olanlar, stent takılan hastalar Ramazan’da oruç tutabilir mi?" sorusu gündeme geldi. Doç. Dr. Gülcü, bu soruya net yanıtlar verdi. Sıvı kaybının yalnızca yaz aylarında yaşanmadığını vurgulayan Gülcü, kış aylarında da vücudun ciddi sıvı kaybına uğrayabileceğini söyledi. Her hastanın durumunun ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gülcü, riskli grupları şöyle sıraladı: Ciddi kalp yetersizliği bulunan, Son bir yıl içinde iki veya daha fazla kez kalp yetersizliği nedeniyle hastaneye yatışı olan, Kontrol altına alınamayan hipertansiyonu bulunan, Birden fazla ilaç kullanmasına rağmen tansiyonu düşmeyen hastalar, Kontrolsüz diyabeti olan ve diyabete bağlı koma geçirmiş hastalar, Yakın zamanda büyük cerrahi operasyon geçirenler, Son bir ay içinde kalp krizi geçiren, son üç ay içinde bypass ameliyatı olan hastalar, Ciddi ritim bozukluğu bulunanlar, Diyalize girmemiş ancak ileri derecede böbrek yetersizliği olan hastalar. Bu gruplardaki hastalara oruç tutmayı kesinlikle önermediklerini ifade eden Gülcü, "Bu hastalarımızın ilaçlarını düzenli kullanmaları, yeterli sıvı almaları ve beslenmelerine dikkat etmeleri hayati önem taşıyor. Diğer, stabil seyreden hastalar ise doktor kontrolünde oruç tutabilir" dedi. "Ani hava değişimleri kalp krizini tetikleyebilir" Programda kalp krizine yol açan faktörlere de değinen Gülcü, özellikle Erzurum gibi yüksek rakımlı ve soğuk iklimli bölgelerde yaşayan vatandaşları uyardı. Soğuk havanın damarlar üzerinde büzüştürücü etkisi olduğunu belirten Gülcü, bunun pıhtılaşma riskini artırdığını söyledi. "Soğuk havalarda vücut, hayati organları korumak için kanı beyin ve kalp bölgesine yönlendirir. Bu durum kol ve bacaklardaki dolaşımı yavaşlatır. Dolaşımın yavaşladığı yerde pıhtılaşma riski artar" diyen Gülcü, yüksek rakımın da kalp üzerindeki yükü artırdığına dikkat çekti. Yüksek rakımda oksijen oranının düşük olduğunu belirten Gülcü, "Kalp, vücudun ihtiyacı olan oksijeni karşılamak için daha fazla çalışmak zorunda kalıyor. Talep artıyor ama arz düşüyor. Bu da kalp hastaları için ciddi bir risk oluşturuyor. Özellikle ani hava değişimlerinden hastalarımız mutlaka uzak durmalı" ifadelerini kullandı.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 10:43
Demirözü’nde marketler denetlendi
Bayburt’un Demirözü ilçesinde zabıta ekiplerince ramazan öncesinde marketlere yönelik denetim gerçekleştirildi. Denetimlerde ürünlerin son kullanma tarihleri ile etiket ve fiyat bilgileri kontrol edildi. Ekipler tarafından yapılan incelemelerde raflardaki ürünlerin mevzuata uygunluğu denetlenirken, tüketici haklarının korunmasına yönelik uygulamalar da gözden geçirildi. Eksiklik ve usulsüzlük tespit edilen işletmelere cezai işlem uygulandı. Denetimlerin, vatandaşların sağlıklı ve güvenli alışveriş yapabilmesi amacıyla belirli aralıklarla sürdürüleceği öğrenildi.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 10:30
Sağlık-Sen’den Şırnak’ta acil servislere akademik destek
Sağlık-Sen tarafından hazırlanan "Acilden Kliniğe-Acilin El Kitabı", Şırnak ve İdil’deki hastanelerde görev yapan hekimlere teslim edildi. Sağlık-Sen Hekim Komisyonu öncülüğünde, sağlık şehitlerine ithaf edilerek hazırlanan eser, acil servislerde görev yapan pratisyen hekimler için rehber, uzman hekimler için ise bilgileri tazeleyen önemli bir kaynak olma özelliği taşıyor. Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabğatullah Anmal, acil servislerin hastanelere başvuran vatandaşların büyük bölümüne hizmet verdiğini belirterek, "Hekimlerimizin emeğini savunurken mesleki gelişimlerini desteklemeye devam ediyoruz. Akademik sendikacılık anlayışıyla hazırlanan bu eseri hekimlerimizin istifadesine sunuyoruz" dedi. Kitabın il genelindeki hastanelerde görev yapan tüm hekimlere ulaştırılacağı öğrenildi.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 10:25
Diş hekiminden uyarı, iftardan sahura bardak bardak çay içenler dikkat
Ramazan ayının vazgeçilmezi olan çay keyfinin ağız sağlığını sandığından daha fazla tehdit ettiğine dikkat çeken Diş Hekimi Demet Bozyiğit Yüksel, özellikle iftar ve sahur arasında aşırı tüketilen çayın diş eti hastalıklarını tetiklediği ve oruçluyken ağız kuruluğunu artırdığı ifade etti. Ramazan ayının gelmesi ile birlikte Diş Hekimi Demet Bozyiğit Yüksel, vatandaşlara ağız ve diş sağlığını korumaları konusunda önemli bilgilendirmelerde ve uyarılarda bulundu. Ramazan ayında ağızda artan asitlik oranına ve tükürük etkisinin azalmasına değinen Diş Hekimi Demet Bozyiğit Yüksel, özellikle diş sağlığının ve tedavisinin aksatılmaması gerektiğini vurguladı. "Fırçalamazsak çürük miktarı artar" Ramazan ayında da rutin ağız fırçalamalarının iftar ve sahurda yapılmasını öneren Bozyiğit Yüksel, "Ramazan’da çok uzun süre aç ve susuz kalındığı için ağız ortamında asitlik artar, bakterilerin alanı genişler. Bu durumda çürük miktarı artar, diş etinde iltihabi durum, hiperemiklik miktarı artar, ağız kokusu ve ağız kuruluğu meydana gelir. Çünkü tükürüğün yıkayıcı etkisi vardır. Tükürük azaldığı için bu gibi durumlar meydana gelebilir. Bizim yapacağımız rutin işlem sabah ve akşam dişlerinizi fırçalamaktır. Aynı şekilde saatleri değiştirerek yapıyoruz, sahurda ve iftarda diş fırçalamamıza devam etmemiz gerekiyor. Fırçalamazsak çürük miktarı artar, oruçlu olduğumuz sürede diş eti iltihabı artar, hastalarda çok şiddetli ağız kokusu meydana gelir ki bizim hastalarımızın en çok şikayet ettiği şey ağız kokusu. Bu gibi durumlarla Ramazan ayında karşılaşmamak için ağız hijyenimize, fırçalamamıza dikkat etmemiz gerekiyor" dedi. "Ramazan’da kesinlikle diş tedavilerinizi aksatmayın" Oruçluyken tedavi sürecinin aksatılmaması gerektiğini ve acil müdahalelerin önemini belirten Yüksel, "Dişte tedavisi devam eden hastalar acil durumlarda tabii ki oruçluyken tedavi görmeli; kanal tedavisi, dolgu gibi işlem gerekiyorsa yapılmalı. Eğer ki hasta bu konuda hassassa ve dayanabiliyorsa iftardan sonra da bizim kliniğimiz aynı şekilde iftardan sonra hizmet vermekte, tedavisine devam edebilir. Ama bir diş taşı işlemi yaptıracaksa, o suyu yutmadan, hekim o patı kullanmadan diş taşı tedavisi yaptırabilir hastalarımız. Yaptırmazsa hem çürük ortamı artar, hastalarımızda çok şiddetli apseler oluşabilir ya da ihmal ettiğinde yüz şişliğiyle, çok şiddetli ağrıyla karşılaşabilir. Ramazan’da kesinlikle diş tedavilerimizi aksatmıyoruz, rutin fırçalamalarımıza devam etmemiz gerekiyor" diye konuştu. "En azından macunsuz, sadece diş fırçasıyla fırçalamaları gerekir" Özellikle Türk milletinin vazgeçilmezi olan çay ve kahve tüketimine karşı uyarılarda bulunan Diş Hekimi Demet Bozyiğit Yüksel, sahur menüsü için tavsiyelerini de değinerek, "Sahurda tükettiğimiz şeylere dikkat etmemiz gerekiyor. Kafeinli gıdalar, asitli içecekler, soğan ve sarımsak gibi koku oluşturacak, susamayı artıracak ürünler tüketmememiz gerekiyor. Daha çok kalsiyum içerikli gıdalar tüketilmeli ve bol su içilmeli. Hem tükürük miktarını artırmış oluruz hem de ağız hijyenini sağlamış oluruz. Çok asitli içecekler tüketmememiz gerekiyor. Çok fazla çay ve kahve tüketmememiz gerekiyor. Hem demir emilimini azaltır, diş eti hastalığı oluşturur hem de hastada oruçlu dönemde aşırı susuzluk ve ağız kuruluğu hissettirebilir. Ayrıca soğanlı, sarımsaklı ve baharatlı gıdalar tüketmememiz gerekiyor. Hem ağız kokusu yapar hem mide rahatsızlığı yapar hem de susama miktarımızı, ağız kuruluğunu artırır. Sahurda genelde yoğurtlu, sıvı ve sulu şeyler tüketmememiz gerekiyor. Yeşil sebzeler ve daha çok kalsiyum içerikli gıdalar tüketirsek orucu daha güzel ve daha rahat bir şekilde atlatabiliriz. Gün içerisinde dişlerini fırçalamak isteyen veya bu konuda hassas olan hastalarım için söylüyorum, en azından macunsuz, sadece diş fırçasıyla fırçalamaları gerekir. O suyu yutmadan hem ağızda bir ferahlık sağlanır hem de ağız hijyenini oruçlu dönemde daha iyi korumuş oluruz. Ramazan ayında hastalarımızın ağız hijyenine dikkat etmeleri lazım ve rutin diş tedavilerini aksatmamaları gerekiyor" şeklinde konuştu.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 10:18
Kumluca Devlet Hastanesi’nde 1 yılda 424 bin 651 hasta muayene edildi
Antalya’nın Kumluca ilçesinde İlçe Kaymakamı Bahadır Güneş, devlet hastanesini ziyaret ederek hastane yönetiminden çalışmalarla ilgili bilgi aldı. Kumluca Kaymakamı Bahadır Güneş, daire amirleriyle birlikte Kumluca Devlet Hastanesi’ni ziyaret ederek yöneticilerden çalışmalarla ilgili bilgi aldı. Kaymakam Bahadır Güneş, hastaneye gelişinde ilk olarak diyaliz ünitesini gezdi, ardından poliklinikleri dolaşarak hastalarla sohbet etti. Hastane kapalı oto parkı, acil servis, yoğun bakım üniteleri ve yapımı devam eden kroner yoğun bakım servisini de gezen Güneş, toplantı salonuna geçti. Hastane Başhekimi Fatih Aladağ ve idareciler tarafından Kaymakam Bahadır Güneş’e hastanedeki çalışmalar ve yeni gelişmeler hakkında bilgi verildi. 160 dönümlük arazi üzerinde 33 dönümlük kapalı alanda kurulan hastanenin, 163 araçlık kapalı otoparkı bulunduğunu, 150 yatak kapasitesine sahip olduğunu belirten Başhekim Fatih Aladağ, "Toplam personel sayımız 546, 38 uzman hekim, 17 pratisyen hekim, 343 sağlık personeli ve diğer alanlardaki 137 kişi ile hizmet vermekteyiz" dedi. Başhekim Fatih Aladağ, "Hastanemizde yıllık muayene ettiğimiz hasta sayısı 424 bin 651, Acil bölümünde yıllık muayene ettiğimiz hasta sayısı 136 bin 775, Diş Hastanemizde yıllık muayene ettiğimiz hasta sayımız 25 bin 348, hastanemiz bünyesinde yıllık yatan hasta sayımız 9 bin 906 kişi, Yoğun Bakım ünitemizde yıllık yatan hasta sayımız 861 kişi, yıllık yeni doğan yoğun bakım sayımız ise 355 kişidir" dedi. Aladağ, "Hastanemizde yıllık 6 bin 169 kişi ameliyat oldu. ABC Grubu ameliyatlarında ise 2 bin 365 hastamız ameliyat oldu. Hastanemizde Gastroskopi olan hasta sayımız 263 kişi ve kolonoskopi olan hasta sayımız ise 260 kişidir. Birinci seviye yoğun bakım sayımız 6 ve ikinci seviye yoğun bakım yatağımız ise 6 kişi olup toplam 12 yoğun bakım yatağımız bulunmaktadır" dedi. Başhekim Aladağ son olarak, "Batı Antalya Bölgesinde ilk olacak olan kroner anjiyo bakım merkezimizdeki çalışmalar aralıksız sürüyor. En kısa zamanda da o merkezimizi hizmete açmayı hedefliyoruz dedi. Hastane yönetimi tarafından 112 acil merkezinin Temel Eğitim Mahallesi’nde yapılması planlanan yeni bir binaya taşınacağını, yetersiz olan ortopedi başta olmak üzere bazı branşlarda yeni doktorların geleceğinin bilgisi verilen Kaymakam Bahadır Güneş hastaneden ayrıldı.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 10:09
İki öğünü tamamlamak önemli
Düzce Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz, "Ramazan’da sağlıklı beslenmenin sürdürülebilmesi için iftar ve sahur arasında geçen sürede en az 2 öğünü tamamlamak önemlidir" dedi. Dr. Yasin Yılmaz, 11 ayın sultanı Ramazan ayını daha sağlıklı geçirmesi için sağlıklı beslenme önerilerinde bulundu. Yılmaz, "Ramazan ayı, oruç tutanlar için beslenme ve yaşam şeklinin değiştiği bir dönemdir. Sağlıklı beslenmenin sürdürülebilmesi için iftar ve sahur arasında geçen sürede en az 2 öğünü tamamlamak önemlidir. İki vakit arasındaki zaman dilimin kısalması ve uykudan istifade etmek amacıyla sahurda yemek yenmemesi ya da sadece su içilmesi gün içerisinde açlık kan şekerinin ani düşmesine ve buna bağlı olarak günün daha verimsiz geçmesine neden olmaktadır" ifadelerinde bulundu. Sahura kalkmak önemli Sahura kalkmanın vücut sağlığı açısından önemli olduğunu işaret eden Yılmaz, "Sahura mutlaka kalkılmalı. Sağlıklı bir oruç süreci için; süt, yoğurt, peynir, yumurta, tam tahıllı ekmekler gibi besinlerden oluşan hafif bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, zeytinyağlı yemekler, yoğurt ve salatadan oluşan bir öğün tercih edilmeli ancak aşırı yağlı ve tuzlu yemekler ile hamur işlerinden uzak durulması gerekmektedir. İftar vaktinde ise yapılan en büyük hatalardan birisi de çok hızlı bir şekilde, çok yüksek miktarda besin tüketmektir. Çok hızlı yemek yendiğinde bu süre zarfında fazla miktarda, enerjisi yüksek besinler yenilir ve bu durum hem sağlık açısından risk oluşturabilir hem de ilerleyen günlerde kilo alımına zemin hazırlayabilir" dedi. Sıvı tüketimine dikkat! Doktor Yılmaz, İftar ve sahur arasında yeterince sıvı alınmazsa su ve mineral kaybı sonucu halsizlik, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemleri yaşanabileceğini belirterek "Günde ortalama en az 1,5-2 litre (8-10 su bardağı) su içmeye, bununla birlikte Ramazan ayında sıvı ihtiyacını da karşılayacak ayran, taze sıkılmış meyve-sebze suları, sade maden suyu veya komposto gibi şeker içeriği düşük sıvıları tüketmeye özen gösterilmelidir" şeklinde konuştu. Ramazanda beslenme önerileri Yasin Yılmaz, sağlıklı beslenme ile ilgili ise şu açıklamaları yaptı; "Sağlıklı bir Ramazan ayı geçirmek ve bağışıklığımızı güçlü tutmak adına oruç tutarken yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterin. Tek seferde büyük porsiyonlar yerine, iftardan sonra aralıklı ve her seferinde küçük porsiyonlar şeklinde beslenin. Yemeklerinizi hızlı yemekten kaçının, yavaş yavaş ve iyice çiğneyerek tüketin. Sahur öğününüzü atlamayın. Sahurda süt, yoğurt, peynir, yumurta, tam tahıllı ekmekler gibi yiyeceklerden oluşan hafif bir kahvaltı yapabilir ya da çorba, zeytinyağlı yemekler, yoğurt ve salatadan oluşan bir öğün tercih edin. iftara söğüş salata veya çorba gibi hafif yemeklerle başlayıp 10-15 dakika sonra az yağlı et yemeği, sebze yemeği ile devam edebilirsiniz. Hem enerji veren hem de kan şekerini hızlı bir şekilde yükselten beyaz ekmek, pirinç pilavı, kızarmış patates gibi yiyecekler yerine bulgur pilavı, kepekli ekmek veya kepekli makarna tercih edin. Mümkün olduğunca iftar ve sahurda badem, ceviz vb. tüketmeye özen gösterin. İftarda aşırı şerbetli, yağlı tatlılar yerine; sütlü tatlılar (sütlaç, güllaç, muhallebi gibi) veya meyve tercih edin. Susama hissi duymasanız bile iftar ve sahur arasında sık sık su için. Suya ek olarak kafein içeren içecekler yerine de süt, ayran, sade soda, taze sıkılmış meyve-sebze suları, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları tercih edebilirsiniz. Yemekleri pişirme yöntemlerinin de önemli olduğunu unutmayın. Özellikle ızgara, haşlama, fırında, buğulama gibi sağlıklı yöntemlerle hazırlanan yemekleri tercih edin. Kavrulmuş, kızartılmış ve tütsülenmiş yemeklerden mümkün olduğunca uzak durun. İftardan 1-2 saat sonra kısa mesafeli yürüyüşler veya evde hafif egzersizler yapın. Beslenme düzenindeki değişikliklere bağlı olarak oluşabilecek sindirim problemlerini önlemek için lif oranı yüksek yiyecekler (kuru baklagiller -kuru fasulye, mercimek, nohut-, kepekli tahıllar ve tam buğday ekmeği, sebzeler ve salata) tercih edilmelidir. Taze ve kuru meyveler, hoşaf ve kompostolar, hurma, ceviz, badem vb gibi kuru yemişler tüketilmelidir."
18 Şubat 2026 Çarşamba - 09:39
İlk sahur öncesi uzmandan kritik uyarı
Medical Point Gaziantep Hastanesi Diyetisyeni Zişan Sobacı, ilk sahurda yapılan beslenme hatalarına dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Diyetisyen Zişan Sobacı, uzun sürecek açlık dönemine sağlıklı bir başlangıç yapmanın ay boyunca enerjiyi korumak açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Uzun saatler aç kalacağız düşüncesiyle aşırı ve ağır yemek tüketmek en sık yapılan hatalardan biri, özellikle kızartmalar, hamur işleri ve fazla tuzlu gıdaların gün içinde susuzluk hissini artırır ve mide problemlerine yol açabilir" dedi. Sahurda doğru beslenme İdeal sahur öğünü ile ilgili bilgi veren Diyetisyen Sobacı, "Yumurta, peynir, yoğurt gibi kaliteli protein kaynakları, tam buğday ekmeği ve yulaf gibi kompleks karbonhidratlar, bol yeşillik ve lifli sebzeler, ceviz, badem gibi sağlıklı yağlar, yeterli miktarda su içermeli, sahurda kan şekerini dengede tutan ve uzun süre tokluk sağlayan besinler tercih edilmeli. Aksi halde gün içinde halsizlik, baş ağrısı ve dikkat dağınıklığı görülebilir" ifadelerini kullandı. "Çay ve tatlı tüketimine dikkat" Sahurda aşırı çay ve kahve tüketiminin vücuttan su atımını artırarak susuzluğa neden olabileceğini belirten Sobacı, şerbetli tatlılardan ise özellikle uzak durulması gerektiğini vurguladı. Diyetisyeni Zişan Sobacı, iftar ile sahur arasında en az 8-10 bardak suyun zamana yayılarak tüketilmesi gerektiğini de hatırlattı. Diyetisyen Zişan Sobacı, "Ramazan ayı bir denge ayıdır. İlk sahurdan itibaren bilinçli ve ölçülü beslenmek hem sağlığımızı hem de ibadet sürecimizi olumlu etkiler" diye konuştu.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 09:28
Diyet Uzmanı Başkülekçi: "Doğru Sahur, kontrollü iftar"
Anka Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Başkülekçi, Ramazan ayının yalnızca ruhsal değil, bedensel denge açısından da önemli bir dönem olduğunu belirtti. Gün boyu süren açlık sonrası yapılan yanlış beslenme tercihlerinin halsizlik, baş ağrısı, mide yanması ve hızlı kilo artışı gibi sorunlara yol açabileceğini ifade eden Diyetisyen Başkülekçi, doğru planlanan sahur ve iftar ile Ramazan’ın hem enerjik hem de sağlıklı geçirilebileceğini söyledi. Sahurun oruç tutmanın adeta sigortası olduğunu vurgulayan Diyetisyen Başkülekçi, sahura kalkmadan tutulan orucun kan şekerinin hızlı düşmesine ve gün içinde yoğun acıkmaya neden olabileceğini belirtti. En doğru sahurun kahvaltı tarzında ve dengeli içeriklerden oluşması gerektiğini ifade eden Diyetisyen Başkülekçi, protein açısından zengin yumurta, peynir ve yoğurt gibi besinlerin, tam buğday ekmeği ya da yulaf gibi kompleks karbonhidratların, zeytin ve ceviz gibi sağlıklı yağların ve mutlaka sebzelerin yer aldığı bir öğünün gün boyu tokluk süresini uzatacağını söyledi. Buna karşılık börek, poğaça, salam, sucuk gibi işlenmiş ve aşırı tuzlu gıdaların susuzluğu artırabileceğini, fazla çay ve kahve tüketiminin de gün içinde daha fazla susamaya yol açabileceğini dile getirdi. İftarda ise en sık yapılan hatanın gün boyu boş kalan mideye bir anda yüklenmek olduğunu belirten Diyetisyen Başkülekçi, orucun 1-2 hurma ve su ile açılmasının ardından kısa bir mola verilmesini önerdi. Bu molanın sindirim sistemini hazırladığını ve aşırı yemek tüketimini engellediğini ifade eden Diyetisyen Başkülekçi, iftarın önce çorba ile başlaması, ardından kısa bir ara verilerek ana yemek ve salata ya da yoğurt ile devam edilmesinin daha sağlıklı bir yöntem olduğunu söyledi. Ana yemeklerde kızartma yerine ızgara, fırın ya da zeytinyağlı seçeneklerin tercih edilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Tatlı tüketiminin iftardan hemen sonra değil, 1-2 saat sonra yapılmasının daha doğru olacağını belirten Diyetisyen Başkülekçi, sütlü tatlılar veya meyvenin daha dengeli bir tercih olduğunu, şerbetli tatlıların ise seyrek tüketilmesi gerektiğini ifade etti. İftar ile sahur arasında ortalama 2-2,5 litre su içmenin baş ağrısı, kabızlık ve halsizlik gibi şikayetleri büyük ölçüde önlediğini vurguladı. Ramazan ayında önemli olanın çok yemek değil, doğru ve dengeli beslenmek olduğunu belirten Diyetisyen Başkülekçi, dengeli bir sahur, kontrollü bir iftar ve yeterli su tüketimi ile bu mübarek ayın hem sağlıklı hem de rahat geçirilebileceğini ifade ederek sağlıklı ve bereketli bir Ramazan temennisinde bulundu.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 09:23
"Benim kahramanım sigarayı bıraktı"
Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü ile Erzurum İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde yürütülecek olan "Dumansız Bir Dünya Bırak Çocuğuna, Bisikleti de Bizden Olsun" yarışmasına ilişkin protokol, Erzurum İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir ve Erzurum İl Millî Eğitim Müdürü Süleyman Ekici tarafından imzalandı. Yarışma ile çocukların sigara bırakma sürecinde yetişkinleri teşvik eden aktif sağlık elçileri olmaları hedefleniyor. Yarışma kapsamında, Erzurum’da bulunan resmi ve özel ortaokulların 5-8. sınıf öğrencileri arasından, 9 Şubat - 31 Mayıs 2026 tarihleri arasında Sigara Bırakma Polikliniklerine en fazla yetişkini yönlendiren her ilçeden 1, toplam 20 öğrenciye 17 Haziran 2026 tarihinde düzenlenecek törenle bisiklet hediye edilecek. Sigarayı Bırakma Günü dolayısıyla, çocukların sigara bırakma sürecinde yetişkinleri teşvik eden aktif birer sağlık elçisi olmasını sağlamak, Sigara Bırakma Polikliniklerinin (SBP) bilinirliğini artırmak ve SBP’ye başvuruları teşvik etmek amacıyla Erzurum’da bulunan resmi ve özel ortaokullarda eğitim gören 5-8. Sınıf öğrencileri arasında Dumansız Bir Dünya Bırak Çocuğuna, Bisikleti De Bizden Olsun yarışması başladı. Erzurum İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü arasında imzalanan protokol kapsamında yürütülecek olan yarışmaya ilişkin bilgilendirme metni ve sosyal medya görseli yarışmaya ilişkin detaylı bilgi ve dokümanlara https://erzurumism.saglik.gov.tr/TR-374154/benim-kahramanim-sigarayi-birakti.html adresinden erişim sağlanabilmektedir.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder