SAĞLIK
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:26 Uzmandan hantavirüs uyarısı: "Küresel salgın riski düşük ancak korunma önlemleri önemli" Hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğuna dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" dedi. Son günlerde bir gemide görülen vakalarla yeniden gündeme gelen hantavirüs enfeksiyonlarına ilişkin uzmanlar uyarılarda bulundu. Kemirgenler aracılığıyla bulaşan hastalığın özellikle riskli meslek gruplarında daha sık görülebildiği söyleyerek, korunma önlemlerinin önemine dikkat çekildi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğunu belirterek, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Bu nedenle tarım çalışanları, doğada aktif görev yapan kişiler ve veterinerler gibi risk gruplarında hastalık daha sık görülebilmektedir" diye konuştu. "İki farklı klinik tabloya yol açabiliyor" Hantavirüs enfeksiyonlarının iki ana klinik formunun bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Akciğer tutulumu ile seyreden tipi daha çok Amerika kıtasında görülürken, böbrek yetmezliği bulgularıyla seyreden formu ülkemizde özellikle Karadeniz Bölgesi’nde karşımıza çıkmaktadır" şeklinde konuştu. "İnsandan insana bulaş genellikle görülmüyor" Hastalığın ateş, halsizlik, yorgunluk ve bazı vakalarda kanama gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Türkiye’de ilk vakalar 2000’li yıllarda Zonguldak ve Giresun’da bildirilmiştir. Aynı dönemde Samsun’da da takip ettiğimiz vakalar bulunmaktaydı. Son dönemde gündeme gelen salgında rol oynayan Andes alt tipinin nadir de olsa insandan insana bulaşabileceği bilinmektedir. Tedavi süreci genellikle destekleyici yaklaşımlarla yürütülmektedir" ifadelerini kullandı. "Korunma önlemleri önem taşıyor" Hantavirüsten korunmak için kemirgenlerle temastan kaçınılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" açıklamasında bulundu. "COVID-19 benzeri pandemi beklenmiyor" Hastalığın bulaşma yolları nedeniyle COVID-19 benzeri küresel bir salgın riskinin beklenmediğini dile getiren Prof. Dr. Leblebicioğlu şunları söyledi: "Mevcut bilgiler ışığında hantavirüsün dünya çapında bir pandemiye yol açması beklenmemektedir."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:25 Profesörden ’Hantavirüs’ uyarısı: "Kapalı alanlar risk taşıyor" Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, son günlerde gündeme gelen hantavirüs vakalarına ilişkin uyarılarda bulundu. Virüsün genellikle kemirgenlerden bulaştığını belirten Geyik, özellikle uzun süre kapalı kalan depo, gemi ve ambar gibi alanlarda dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Büyük Anadolu Kocaeli Darıca Hastanesi’nde Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, gündemde olan hantavirüs ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bir turistik seyahat gemisinde görülen hantavirüs enfeksiyonu toplumda endişe oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hantavirüsler; başta fareler ve kemirgenler olmak üzere bazı yabani kemiriciler tarafından taşınan, insanlarda ciddi solunum ve böbrek yetmezliği tablolarına yol açabilen viral enfeksiyon etkenleridir. Önceki yıllarda ülkemizde de tespit edilmiş hastalıklardandır. Özellikle uzun süre kapalı kalan yaşam alanları, gemiler, depolar, ambarlar, konteynerler, liman sahaları, yiyecek stok alanları ve uzun süre kullanılmamış ortamlar bulaşma riski açısından önemlidir" dedi. Hantavirüs bulaş yolları Hantavirüsün insandan insana kolay bulaşan bir hastalık olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "En sık bulaş yolu: Enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyası ile kirlenmiş ortamların solunması, fare dışkısı bulunan alanların süpürülmesi sırasında virüsün havaya karışması, kirli yüzeylere temas sonrası ağız, burun veya göze dokunulması ve nadiren kemirgen ısırıklarıdır" şeklinde konuştu. "1–8 hafta içinde ortaya çıkabilir" Belirtiler genellikle kemirgen teması sonrası 1–8 hafta içinde ortaya çıkabildiğini söyleyen Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hastalık başlangıçta grip benzeri belirtilerle ortaya çıkar. Yüksek ateş, halsizlik, aşırı yorgunluk, baş/kas/karın/sırt ağrıları, bulantı ve kusma sık görülen bulgulardır. Ağır vakalarda ise: öksürük, nefes darlığı, akciğer tutulumu, böbrek fonksiyon bozukluğu, tansiyon düşüklüğü ve yoğun bakım gereksinimi olabilir. Bize yakın coğrafyada klinik olarak genellikle böbrek hasarı ve hemorajik ateşle seyreden "böbrek sendromuna" rastlanırken Amerika coğrafyasında ise nefes darlığı, hipotansiyon, akciğer ödemi ve solunum yetmezliği ile karakterize hastalık tablosu daha çok görülür" ifadelerini kullandı. Korunma için hayati önlemler Fare ve kemirgen kontrolü şart olduğunu söyleyen Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Gıda depoları kapalı tutulmalı, açıkta yiyecek bırakılmamalı, çöp alanları düzenli temizlenmeli, gemilerde ve limanlarda profesyonel kemirgen kontrolü yapılmalıdır. Kemirgen dışkısı görülen alanlarda kuru süpürme veya elektrikli süpürge kullanımı virüsü havaya yayabilir. Temizlik sırasında eldiven ve maske takılmalı, çamaşır suyu içeren dezenfektanlar kullanılmalıdır. Uzun süre kapalı kalan depo, ambar, gemi kamarası veya konteynerler uzun süre havalandırılmalıdır. Riskli alanlarda:N95/FFP2 maske, eldiven, koruyucu gözlük takılmalıdır" açıklamasında bulundu. Risk altında olanlar ve risk durumu Dr. Mehmet Faruk Geyik şunları söyledi: Gemi personelleri, liman çalışanları, depo ve ambar çalışanları, temizlik personelleri, kampçılar ve kırsal alan çalışanları, uzun süre kapalı alan temizliği yapan kişiler risk altındadır. Hantavirüs nadir görülen ancak ciddi seyredebilen bir enfeksiyondur. Şu an için toplumda yaygın bir salgın olduğuna bir veri bulunmamaktadır. Ateş, yoğun halsizlik, nefes darlığı veya kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması önerilir. Toplum sağlığının korunması için doğru bilgiye dayalı hareket etmek, hijyen kurallarına uymak ve resmi sağlık otoritelerinin açıklamalarını takip etmek hayati önem taşımaktadır."
Çöl tozu Türkiye’de: Uzmanından "Gözünüzü ovuşturmayın" uyarısı
17 Şubat 2026 Salı - 10:43 Çöl tozu Türkiye’de: Uzmanından "Gözünüzü ovuşturmayın" uyarısı Tozlu havalarda masum bir refleks gibi görünen göz ovuşturmanın ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirterek özellikle kontakt lens kullananları uyaran Prof. Dr. Aylin Kılıç, "Havada asılı kalan mikroskobik kum ve toz partikülleri göz yüzeyine yerleşebilir. Bu dönemde gözü ovuşturmak, adeta zımpara etkisi oluşturarak korneayı çizebilir. Kornea çizikleri ise yalnızca şiddetli ağrıya değil, aynı zamanda enfeksiyon gelişimine ve geçici hatta kalıcı görme sorunlarına yol açabilir" dedi. Kuzey Afrika üzerinden taşınan yoğun çöl tozları, Meteoroloji’nin uyarılarının ardından Türkiye genelinde etkisini göstermeye başladı. İlçelerde havadaki toz partikülleri park halindeki araçların üzerini kaplayarak otomobilleri adeta çamur rengine bürüdü. Uzmanlar, asıl riskin solunum yoluyla alınan ince partiküller olduğuna dikkat çekerken, göz sağlığı açısından da önemli uyarılar yapılıyor. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Kılıç, tozlu havalarda basit bir refleks gibi görünen göz ovuşturmanın ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirtti. Prof. Dr. Kılıç, "Havada asılı kalan mikroskobik kum ve toz partikülleri göz yüzeyine yerleşebilir. Bu dönemde gözü ovuşturmak, bu partiküllerin korneayı çizmesine neden olabilir. Kornea çizikleri hem şiddetli ağrıya hem de enfeksiyon riskine yol açabilir" dedi. "Masum bir hareket, kalıcı hasara dönüşebilir" Tozlu havalarda gözlerde yanma, batma, kızarıklık ve sulanma görülebileceğini ifade eden Prof. Dr. Kılıç, "Göze kaçan partiküller elle temas ettiğinde yüzey hasarı artar. Ayrıca ellerimizde bulunan mikroorganizmalar göz yüzeyine taşınarak enfeksiyona zemin hazırlar. Özellikle kontakt lens kullanan kişiler bu süreçte daha dikkatli olmalı" ifadelerini kullandı. Kontak lens kullananlar daha dikkatli olmalı Alerjik bünyeye sahip kişiler, kontakt lens kullananlar ve kuru göz hastalarının bu süreçte çok daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Kılıç, "Bu havalarda mümkün olduğunca açık alanda uzun süre kalmayın. Dışarı çıkmak zorundaysanız mutlaka koruyucu gözlük kullanın. Gözünüzde yanma ya da yabancı cisim hissi oluştuğunda asla ovuşturmayın; bu hareket korneayı çizebilir. Bunun yerine steril serum fizyolojik ile nazikçe yıkama yapın. Görmede ani azalma, ışığa karşı hassasiyet veya geçmeyen ağrı varsa vakit kaybetmeden bir göz hekimine başvurun. Basit görünen bir ihmal, kalıcı görme sorunlarına dönüşebilir" uyarısında bulundu.
Eşrefpaşa Hastanesi’nin yeni binasında sona doğru
17 Şubat 2026 Salı - 10:21 Eşrefpaşa Hastanesi’nin yeni binasında sona doğru Türkiye’nin ilk ve tek belediye hastanesi İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’nin yeni ek hizmet binasında kaba inşaat tamamlandı, ince işçilik aşamasına geçildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 7 gün 24 saat sürdürülen çalışmalarla bina en kısa sürede hizmete açılacak. Mevcut yapıya köprüyle bağlanacak modern tesis, İzmir’e güçlü bir sağlık altyapısı kazandıracak. İzmir Büyükşehir Belediyesi, 118 yıllık gururu İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’nin yeni hizmet binasında kaba inşaatı tamamladı. Fen İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından aralıksız sürdürülen çalışmalar kapsamında bodrum dâhil 7 kattan oluşan yapının kat imalatları bitirildi. 2020 İzmir depremi sonrası hasar gören C bloğun yıkılmasının ardından projelendirilen ek hizmet binası, dayanıklı ve modern yapısıyla kente uzun yıllar hizmet verecek şekilde yükseliyor. "İnşaatın zorlu etabı tamamlandı, daha hızlı ilerleyecek" İzmir Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı Yapı İşleri Şube Müdürü Ece Bahar, toplam 549 milyon liralık yatırımla hayata geçirilen proje kapsamında inşaatın Temmuz 2024’te başladığını ve yüzde 45 seviyesine ulaştığını belirtti. Kaba inşaatın tamamlandığını, iç mekânda ince işçilik ile mekanik ve elektrik imalatlarının sürdüğünü aktaran Bahar, dış cephede granit seramik uygulamalarına başlandığını ve mevcut bina ile yeni bina arasında yapılacak köprünün temelinin atıldığını söyledi. İnşaatın en zorlu aşamasının geride kaldığını vurgulayan Bahar, çalışmaların planlanan takvim doğrultusunda ilerlediğini ve projeyi temmuz ayında tamamlayarak İzmirlilerin hizmetine sunmayı hedeflediklerini ifade etti. "İzmir’e yakışır estetik ve modern bir bina kazandırmayı hedefliyoruz" Bahar, deprem sürecinin ardından daha dayanıklı bir temel sistemi geliştirildiğini ve inşaatın bu doğrultuda sürdürüldüğünü belirtti. İzmir’e uzun yıllar hizmet edecek nitelikli bir sağlık yapısı inşa ettiklerini vurgulayan Bahar, proje tamamlandığında hem dış cephe tasarımı hem de iç mekân düzenlemeleriyle kente estetik ve modern bir hastane kazandırmayı hedeflediklerini söyledi. "Hastanemizin hizmetini üst seviyeye çıkaracak" İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram, yeni ek hizmet binasında önemli ilerleme kaydedildiğini belirterek, 118 yıldır İzmir’e hizmet veren hastanenin kapasitesinin bu yatırımla önemli ölçüde artacağını söyledi. Bayram, "2020 depreminde hasar gören ve içinde yoğun bakım, acil servis ile ameliyathanelerin bulunduğu bu binayı kullanamıyorduk. Yeni yapıyla birlikte ikinci seviye acil servis, 6 ameliyathane, 1 sezaryen salonu ve 1 doğumhane kazanıyoruz. Projeyle ayrıca ikinci seviye yoğun bakım ve yenidoğan yoğun bakım ünitesi ile çamaşırhane ve yemekhane gibi destek birimleri de hizmete alınacak. Hastanemiz mevcut hizmetini genişleterek daha üst seviyede sağlık hizmeti sunacak" dedi. İnşaatın ardından en kısa sürede hizmete başlayacak Bayram, yeni binanın tamamlanmasının ardından en kısa sürede hizmete açılması için hazırlıkların sürdüğünü belirtti. Uzun süredir personel, donanım ve tıbbi ekipman ihtiyaçları üzerinde çalıştıklarını ifade eden Bayram, hastalara en iyi koşullarda hizmet sunmayı hedeflediklerini söyledi. Eşrefpaşa Hastanesi’nin özellikle sosyal güvencesi olmayan ve ihtiyaç sahibi yurttaşlara yönelik önemli bir görev üstlendiğini vurgulayan Bayram, yeni binayla birlikte mevcut yapının da yenilenerek yara bakımı ve palyatif hizmetler gibi alanlarda geliştirileceğini kaydetti.
Ramazan’da doğru besin seçimi sağlık sorunlarını önlüyor
17 Şubat 2026 Salı - 10:17 Ramazan’da doğru besin seçimi sağlık sorunlarını önlüyor Ramazan ayında uzun süreli açlık sonrası oluşabilecek sağlık sorunlarının önüne geçmek için özellikle tansiyon, kolesterol ve sindirim sistemi rahatsızlığı bulunanların beslenme düzenine dikkat etmesi önem taşıyor. Acıbadem Kent Hastanesi Diyetisyeni Hande Selen Ok, bilimsel çalışmaların orucun sağlık üzerindeki olumlu etkilerini kanıtladığını ancak bu faydanın sağlanabilmesi için iftar ve sahurda sağlıklı besinlerin tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Oruç tutarken vücut direncinin düşmemesi için alışveriş listelerinin bilinçli hazırlanması gerekiyor. Sofralarda süt ve süt ürünleri, et grubu, tahıllar ile sebze ve meyveden oluşan dört temel besin grubunun dengeli bir şekilde yer alması tavsiye ediliyor. Özellikle sahurda yumurta, beyaz et, tereyağı ve zeytinyağı gibi sağlıklı protein ve yağ kaynaklarının tüketilmesi tokluk süresini uzatıyor. Lif açısından zengin olan tahıllar, kuru meyveler ve sebzeler ise sindirim sistemini destekliyor. İftar ve sahur olmak üzere iki ana öğünün yetersiz kaldığı durumlarda, teravih öncesi veya sonrasında ara öğünler yapılabiliyor. Tatlı seçiminde ise ağır şerbetli ve hamurlu gıdalar yerine sütlü veya meyveli hafif tatlıların tüketilmesi öneriliyor. Kronik rahatsızlığı olanlara uyarılar Yüksek tansiyon, kolesterol ve sindirim sistemi şikayeti olanların Ramazan boyunca besin tercihlerine ekstra özen göstermesi gerekiyor. Yüksek tansiyon sorunu olanların tuzlu peynir, zeytin, sucuk ve pastırma gibi gıdalardan uzak durarak muz, ıspanak, kayısı gibi potasyum içeren besinlere ve su tüketimine ağırlık vermesi tavsiye ediliyor. Yüksek kolesterolü olanların kırmızı et ve sakatat tüketimini sınırlandırması gerekirken, kabızlık şikayeti yaşayanların lifli gıdalarla birlikte kuru kayısı veya erik hoşafı tüketmesi öneriliyor. Hazımsızlık ve gaz şikayeti bulunanların ise çok sıcak veya soğuk yiyeceklerden kaçınması, yemekleri yavaş yiyerek iyi çiğnemesi sağlık sorunlarının önüne geçiyor. "Sahurda dört temel besin grubuna sadık kalınmalı" Acıbadem Kent Hastanesi Diyetisyeni Hande Selen Ok, Ramazan ayında sağlıklı ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekerek iftar ve sahur sofralarına ilişkin önerilerde bulundu. Sahur ve iftarda dengeli beslenmek amacıyla dört temel besin grubuna yer verilmesi gerektiğini belirten Ok, "Bu gruplar; et, süt, ekmek (tahıl) ve sebze-meyve grubudur. Et grubu; et, tavuk, balık, yumurta, peynir ve kuru baklagilleri kapsarken; süt grubu süt, yoğurt ve ayrandan oluşur. Ekmek grubunda ise ekmeğin yanı sıra çorba, pilav ve makarna gibi gıdalar yer almaktadır" dedi. "Protein ağırlıklı bir menü oluşturulmalı" Beslenme düzeninde tokluk süresini uzatan gıdalara önem verilmesi gerektiğini ifade eden Ok, "Protein ve kaliteli yağ içeren et, tavuk, balık, yumurta, kuru baklagiller ve kuru yemişler bu kategoriye girmektedir. Sahur öğününde de dört temel besin grubuna sadık kalınmalı, özellikle yumurta, peynir ve sebze içeren protein ağırlıklı bir menü oluşturulmalıdır" şeklinde konuştu. İftar sonrası yürüyüş ve ara öğün tavsiyesi İftar rutini ve sonrasındaki öğün düzenine değinen Diyetisyen Ok, orucun öncelikle hurma ve çorba ile açılmasını, sindirimi kolaylaştırmak adına yemeğe 10 dakika ara verilmesini önererek, "Sonrasında dört temel besin grubunu içeren zengin bir ana öğüne geçilmelidir. Yemekten yaklaşık iki saat sonra hafif bir yürüyüş yapılabilir ve bu süreç bir ara öğünle desteklenebilir. İftardan sonra, saat 21.00-22.00 civarında kuru meyve, kuru yemiş veya sütlü tatlı içeren bir ara öğün tüketilebilir. Yatmadan önce ise süt, yoğurt veya ayran tercih edilebilir" ifadelerini kullandı. "Orucun faydası için sağlıklı besinler tercih edilmeli" Ramazan ayında uzun süreli açlığa bağlı olarak yavaşlayan metabolizmanın kabızlık problemlerine yol açabileceğine işaret eden Ok, bu sorunu yaşayan bireylerin lif oranı yüksek gıdalara yönelmesi gerektiğini vurguladı. Ok, sözlerini "Bilimsel çalışmalar, orucun sağlık üzerindeki olumlu etkilerini kanıtlamıştır, ancak bu faydanın sağlanabilmesi için iftar ve sahurda sağlıklı besinlerin tercih edilmesi gerekmektedir" şeklinde tamamladı.
Memorial Bodrum Hastanesi SGK ile anlaştı, tam kapasite hizmete başladı
17 Şubat 2026 Salı - 10:03 Memorial Bodrum Hastanesi SGK ile anlaştı, tam kapasite hizmete başladı Memorial Sağlık Grubu’nun Türkiye’deki 12’nci yatırımı olan Memorial Bodrum Hastanesi, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile yaptığı anlaşmayla birlikte tam kapasite hizmete başladı. Hastane Direktörü Şerafettin Demiray, 23 Ocak itibarıyla SGK anlaşmasının yürürlüğe girdiğini açıkladı. SGK’lı hastalara hizmet başladı Basın mensuplarıyla bir araya gelen Memorial Bodrum Hastanesi Direktörü Şerafettin Demiray, SGK ile imzalanan sözleşmenin sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştıracağını belirterek, "Bu sözleşme, toplumun daha geniş kesimlerinin yüksek standartlı özel sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştıracak. Artık tüm branşlarımızda SGK’lı vatandaşlarımıza kapılarımızı açtık" dedi. Onkoloji ve Nükleer Tıp yolda Hastanenin gelecek hedeflerine de değinen Demiray, Bodrum ve çevresi için önem taşıyan yeni branşların yıl sonuna doğru hizmete gireceğini bildirdi. Radyasyon Onkolojisi, Medikal Onkoloji ve Nükleer Tıp bölümlerinin açılacağını kaydeden Demiray, etik ve kaliteli sağlık hizmetini bölge geneline yaymayı hedeflediklerini ifade etti. "Otel inşaatı ile ilgimiz yok" Kamuoyunda oluşan yanlış algılara da açıklık getiren Demiray, hastanenin yanında devam eden otel inşaatının Memorial ile ilgisi olmadığını söyledi. Demiray, "Hastanemizde tüm inşaat süreçleri tamamlanmıştır. Yan taraftaki bağımsız otel inşaatı nedeniyle hastanenin bitmediği yönünde bir algı var. Ancak 7 ameliyathane, 50 poliklinik ve 148 yatak kapasitemizle tamamen aktif durumdayız" diye konuştu. 30 yataklı yoğun bakım 112 sisteminde Bölgede yoğun bakım yatak sayısının yetersizliğine dikkat çeken Demiray, hastanenin 30 yataklı yoğun bakım ünitesinin 112 Acil Servis sistemine dahil edildiğini açıkladı. Bu gelişmeyle birlikte Bodrum’un yanı sıra çevre il ve ilçelerden de hasta nakillerinin başladığı bildirildi.
Memorial Bodrum Hastanesi SGK ile anlaştı, tam kapasite hizmete başladı
17 Şubat 2026 Salı - 09:58 Memorial Bodrum Hastanesi SGK ile anlaştı, tam kapasite hizmete başladı Memorial Sağlık Grubu’nun Türkiye’deki 12’nci yatırımı olan Memorial Bodrum Hastanesi, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile yaptığı anlaşmayla birlikte tam kapasite hizmete başladı. Hastane Direktörü Şerafettin Demiray, 23 Ocak itibarıyla SGK anlaşmasının yürürlüğe girdiğini açıkladı. SGK’lı hastalara hizmet başladı Basın mensuplarıyla bir araya gelen Memorial Bodrum Hastanesi Direktörü Şerafettin Demiray, SGK ile imzalanan sözleşmenin sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştıracağını belirtti. Demiray, "Bu sözleşme, toplumun daha geniş kesimlerinin yüksek standartlı özel sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştıracak. Artık tüm branşlarımızda SGK’lı vatandaşlarımıza kapılarımızı açtık" dedi. Onkoloji ve Nükleer Tıp yolda Hastanenin gelecek hedeflerine de değinen Demiray, Bodrum ve çevresi için önem taşıyan yeni branşların yıl sonuna doğru hizmete gireceğini bildirdi. Radyasyon Onkolojisi, Medikal Onkoloji ve Nükleer Tıp bölümlerinin açılacağını kaydeden Demiray, etik ve kaliteli sağlık hizmetini bölge geneline yaymayı hedeflediklerini ifade etti. "Otel inşaatı ile ilgimiz yok" Kamuoyunda oluşan yanlış algılara da açıklık getiren Demiray, hastanenin yanında devam eden otel inşaatının Memorial ile ilgisi olmadığını söyledi. Demiray, "Hastanemizde tüm inşaat süreçleri tamamlanmıştır. Yan taraftaki bağımsız otel inşaatı nedeniyle hastanenin bitmediği yönünde bir algı var. Ancak 7 ameliyathane, 50 poliklinik ve 148 yatak kapasitemizle tamamen aktif durumdayız" diye konuştu. 30 Yataklı Yoğun Bakım 112 sisteminde Bölgede yoğun bakım yatak sayısının yetersizliğine dikkat çeken Demiray, hastanenin 30 yataklı yoğun bakım ünitesinin 112 Acil Servis sistemine dahil edildiğini açıkladı. Bu gelişmeyle birlikte Bodrum’un yanı sıra çevre il ve ilçelerden de hasta nakillerinin başladığı bildirildi.
Erken teşhisle hayata tutundular
17 Şubat 2026 Salı - 09:57 Erken teşhisle hayata tutundular Malatya’da Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi’ne (KETEM) başvuran iki kadın, meme kanserini erken evrede teşhis edilmesi sayesinde tedaviyle sağlığına kavuştu. Kadınlar, erken teşhisin önemine dikkat çekerek düzenli tarama çağrısında bulundu. Malatya’da yaşayan 60 yaşındaki Betül Işık ile 45 yaşındaki Huriye Yıldız meme kanserini erken evrede teşhis edilmesi sayesinde tedaviyle sağlığına kavuştu. Hastalık sürecini anlatan 60 yaşındaki Betül Işık, "Kanserle tanıştığımda 58 yaşındaydım. 2024 yılının Haziran ayında mamografi sonucunda bir kitle tespit edildi. Yapılan ultrason ve ileri tetkiklerin ardından evre 1 meme kanseri teşhisi konuldu. Yaklaşık üç ay süren tetkik ve değerlendirme sürecinin ardından 16 Ağustos 2024’te ameliyat oldum. Erken evrede yakalandığı için kemoterapi ve radyoterapiye gerek duyulmadı. Şu anda ilaç tedavim devam ediyor, kontrollerimi aksatmıyorum. Tarama yaptırmaktan korkmayalım. Erken teşhis hayat kurtarıyor" dedi. 45 yaşındaki Huriye Yıldız ise herhangi bir şikayeti olmamasına rağmen tarama yaptırdığını belirterek, "Kendimi sağlıklı hissediyordum, ağrım yoktu. Sağlık çalışanlarının yönlendirmesiyle mamografi çektirdim. İyi ki de gitmişim. Hastalık ilk evrede yakalandı. Tedavi sürecim devam ediyor. Bu süreç zor ama erken teşhis sayesinde umut var. Kendinizi iyi hissediyor olsanız bile mutlaka tarama yaptırın" ifadelerini kullandı KETEM Sorumlu Hemşiresi Arzu Sarıçam da kanser taramalarının önemine vurgu yaparak, "Kanserde erken teşhis hayat kurtarır. Meme, rahim ağzı ve kolon kanseri taramaları Sağlık Bakanlığı tarafından ücretsiz olarak yapılmaktadır. Vatandaşlarımızı KETEM’lere, sağlıklı yaşam merkezlerine ve aile hekimlerine başvurarak taramalarını düzenli yaptırmaya davet ediyoruz" diye konuştu.
Erken teşhisle hayata tutundular
17 Şubat 2026 Salı - 09:53 Erken teşhisle hayata tutundular Malatya’da Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi’ne (KETEM) başvuran iki kadın, meme kanserini erken evrede teşhis edilmesi sayesinde tedaviyle sağlığına kavuştu. Kadınlar, erken teşhisin önemine dikkat çekerek düzenli tarama çağrısında bulundu. Malatya’da yaşayan 60 yaşındaki Betül Işık ile 45 yaşındaki Huriye Yıldız meme kanserini erken evrede teşhis edilmesi sayesinde tedaviyle sağlığına kavuştu. Hastalık sürecini anlatan 60 yaşındaki Betül Işık, "Kanserle tanıştığımda 58 yaşındaydım. 2024 yılının Haziran ayında mamografi sonucunda bir kitle tespit edildi. Yapılan ultrason ve ileri tetkiklerin ardından evre 1 meme kanseri teşhisi konuldu. Yaklaşık üç ay süren tetkik ve değerlendirme sürecinin ardından 16 Ağustos 2024’te ameliyat oldum. Erken evrede yakalandığı için kemoterapi ve radyoterapiye gerek duyulmadı. Şu anda ilaç tedavim devam ediyor, kontrollerimi aksatmıyorum. Tarama yaptırmaktan korkmayalım. Erken teşhis hayat kurtarıyor" dedi. 45 yaşındaki Huriye Yıldız ise herhangi bir şikayeti olmamasına rağmen tarama yaptırdığını belirterek, "Kendimi sağlıklı hissediyordum, ağrım yoktu. Sağlık çalışanlarının yönlendirmesiyle mamografi çektirdim. İyi ki de gitmişim. Hastalık ilk evrede yakalandı. Tedavi sürecim devam ediyor. Bu süreç zor ama erken teşhis sayesinde umut var. Kendinizi iyi hissediyor olsanız bile mutlaka tarama yaptırın" ifadelerini kullandı KETEM Sorumlu Hemşiresi Arzu Sarıçam da kanser taramalarının önemine vurgu yaparak, "Kanserde erken teşhis hayat kurtarır. Meme, rahim ağzı ve kolon kanseri taramaları Sağlık Bakanlığı tarafından ücretsiz olarak yapılmaktadır. Vatandaşlarımızı KETEM’lere, sağlıklı yaşam merkezlerine ve aile hekimlerine başvurarak taramalarını düzenli yaptırmaya davet ediyoruz" diye konuştu. (HE-LO-Y)
Uzmanından iftar sofraları için sağlıklı beslenme önerileri
17 Şubat 2026 Salı - 09:40 Uzmanından iftar sofraları için sağlıklı beslenme önerileri Ramazan’da iftarda yapılan beslenme hatalarının kan şekeri dengesizliğine ve mide sorunlarına neden olabileceğine dikkat çeken Diyetisyen Şeyma Dinç, "Aşırı yağlı ve kızartılmış yiyecekler, şeker oranı yüksek tatlılar, gazlı içecekler ve çok tuzlu besinlerden uzak durulmalıdır. Bu tür besinler kan şekeri dengesizliğine ve mide rahatsızlıklarına yol açabilir" dedi. İstinye Üniversitesi Hastanesi Liv Hospital Bahçeşehir’den Diyetisyen Şeyma Dinç, Ramazan ayında uzun süren açlığın ardından yapılan iftarın büyük önem taşıdığını belirterek, doğru besin seçimi ve tüketim sırasının sindirim sistemi ve kilo kontrolü açısından belirleyici olduğunu söyledi. "İftarda tüketilebilecek besinler" Ramazan ayında iftar öğününün içeriğine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Dyt. Dinç, "Izgara, haşlama veya fırında pişirilmiş et, tavuk ya da balık gibi protein kaynakları iftarda mutlaka yer almalıdır. Vitamin, mineral ve lif açısından zengin sebze yemekleri ile salatalar bu öğüne eklenmelidir. Yoğurt ve ayran gibi süt ürünleri sindirimi destekleyici özellikleri nedeniyle tercih edilebilir. Hurma gibi kan şekerini dengeli şekilde yükselten besinler de iftarda tüketilebilir. Aşırı yağlı ve kızartılmış yiyecekler, şeker oranı yüksek tatlılar, gazlı içecekler ve çok tuzlu besinlerden uzak durulmalıdır. Bu tür besinler kan şekeri dengesizliğine ve mide rahatsızlıklarına yol açabilir" diye konuştu. "İftara su ve çorba içerek başlayın" İftarda besin tüketim sırasının önemli olduğuna dikkat çeken Dyt. Dinç, "İftara önce su içilerek, ardından hafif bir çorba tüketilerek başlanmalıdır. Çorba sonrası kısa bir ara verilmesi sindirimi olumlu etkiler. Daha sonra ana yemekle birlikte lif kaynağı olan sebze yemeği ya da bol salata tüketilmelidir. Tatlı ise ana yemekten 1-2 saat sonra yenmelidir" dedi. "Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edin" İftardan sonraki süreçte hafif beslenmenin önemine değinen Dyt. Dinç, "Bu dönemde ağır, yağlı ve kızartılmış yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Şerbetli tatlılar yerine meyve veya az şekerli sütlü tatlılar tercih edilmelidir. Yoğurt, kuruyemiş veya tam tahıllı küçük atıştırmalıklar uygun ara öğün seçenekleri olabilir. Ayrıca sıvı alımı sürdürülmeli, şekerli ve gazlı içeceklerle fazla kafein sınırlandırılmalıdır" açıklamasında bulundu. "Tok tutan besinler" Tok tutma süresi uzun olan besinlerin genellikle protein, lif ve sağlıklı yağ içeriği yüksek gıdalar olduğunu belirten Dyt. Dinç, "Yumurta, peynir, kırmızı et, tavuk, balık ve kurubaklagiller protein açısından zengindir. Tam buğday ekmeği, yulaf, bulgur, sebze ve meyveler lif içeriği yüksek besinlerdir. Zeytin, avokado, ceviz, badem ve fındık ise sağlıklı yağ kaynakları arasında yer alır" ifadelerini kullandı. "Sahur ve iftar menüsü" Kişiye göre değişmekle birlikte örnek bir menü paylaşan Dinç, şu önerilerde bulundu: "Sahur: 1-2 adet yumurta Beyaz peynir veya lor peyniri 5-6 adet zeytin 2 tam ceviz Bol yeşillik, domates, salatalık 1-2 dilim tam buğday ekmeği İftar: 1 bardak su ve 1 adet hurma 1 kâse çorba 5-10 dakika aradan sonra; ızgara, fırın veya haşlama et, tavuk ya da balık Zeytinyağlı sebze yemeği veya bol salata 3-4 yemek kaşığı bulgur pilavı veya makarna 1 kase yoğurt veya cacık." "Ramazan’da sağlıklı beslenme önerileri" Ramazan ayında dengeli beslenmenin önemine dikkat çeken Dinç, "Protein ağırlıklı beslenilmeli, tam buğday ekmeği, yulaf ve bulgur gibi kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir. Tuzlu ve çok baharatlı yiyeceklerden kaçınılmalı, basit şeker ve paketli gıdalar sınırlandırılmalıdır. Kızartma yerine haşlama, ızgara veya fırın yöntemleri kullanılmalı ve gün içinde yeterli su içilmelidir" dedi. "Ramazan’da sık yapılan beslenme hataları" Ramazan ayında yapılan yanlışlara da değinen Dyt. Dinç, "Sahuru atlamak, iftarda hızlı ve aşırı miktarda yemek yemek, çok baharatlı ve tuzlu besinler tüketmek ve yetersiz sıvı almak en sık yapılan beslenme hataları arasındadır" diye konuştu. Ramazan ayında sağlıklı ve dengeli beslenmenin, gün boyu aç kalan vücudun ihtiyaç duyduğu besin ögelerinin doğru şekilde alınmasını sağladığını belirten Dyt. Dinç, "Sebze, protein ve yeterli sıvı alımını içeren bilinçli bir beslenme düzeni hem Ramazan süresince hem de uzun vadede sağlığın korunmasına ve yaşam kalitesinin artmasına katkı sağlar" diye konuştu.
Kepez’e bir günde ikinci sağlık yatırımı
16 Şubat 2026 Pazartesi - 18:38 Kepez’e bir günde ikinci sağlık yatırımı Kepez de Beşkonaklılar Mahallesi’ndeki Fatma-Numan Sır Aile Sağlığı Merkezi ve Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nun açılışının ardından Fevzi Çakmak Mahallesi’nde Bedia-Nimet Şimşek Aile Sağlığı Merkezi’nin temeli atıldı. Kepez Belediyesi’nin arsa tahsisini gerçekleştirdiği ve hayırsever Nimet Şimşek’in yapımını üstlendiği Fevzi Çakmak Mahallesi Bedia-Nimet Şimşek Aile Sağlığı Merkezi’nin temeli törenle atıldı. Bölgedeki sağlık altyapısının güçlendirilmesi ve nüfus yoğunluğuna paralel artan hizmet ihtiyacının karşılanmasını hedefleyen Aile Sağlığı Merkezi’nin temel atma töreninde konuşan hayırsever Nimet Şimşek, sağlığın çok kıymetli bir hazine olduğunu ve bunun için sağlıkla ilgili bir yatırım yaptıklarını belirterek, "Allah hayrımızı kabul etsin" dedi. Fevzi Çakmak Mahallesi Muhtarı Mehmet Sidal da bu kalıcı eserin mahalleye kazandırılması için yer tahsisinde bulunan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ve merkezin yapımını üstlenen Şimşek ailesine teşekkür etti. "Kepez’de hizmet seferberliği" Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, Kepez’de bir hizmet seferberliği olduğunu belirterek, bir saat önce yine Kepez’de Fatma-Numan Sır Aile Sağlığı Merkezi ve Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nun açılışının yapıldığını bildirdi. 3 hekimli Bedia-Nimet Şimşek Aile Sağlığı Merkezi’nin de temelini atıyor olmanın mutluluğunu yaşadıklarını dile getiren Özkan, "Hayırseverimiz olmazsa olmazdı, Kepez Belediye Başkanımız olmazsa olmazdı. Allah razı olsun. İl Sağlık Müdürlüğümüz de işbirliği içinde çalışarak bu tesisin temel atma törenini hep beraber gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. "Güçlü bir toplum, sağlıklı bireylerle, bilinçli ailelerle ve erişilebilen sağlık sistemi ile mümkündür" Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, aynı gün içinde bir merkezin açılışının ardından yeni bir Aile Sağlığı Merkezi’nin temelini atıyor olmanın mutluluğunu yaşadıklarını dile getirdi. Kepez Belediyesi olarak sağlık yatırımlarını çok önemsediklerini belirten Başkan Kocagöz, Antalya Valisi Hulusi Şahin, İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan ve hayırsever Nimet Şimşek ve ailesine teşekkür etti. Sağlığın bir toplumun en temel hakkı ve en kıymetli hazinesi olduğunu belirten Başkan Kocagöz, "Güçlü bir toplum, sağlıklı bireylerle, bilinçli ailelerle ve erişilebilen sağlık sistemi ile mümkündür. Temennimiz bu merkezin kapısından giren her vatandaşımızın güler yüzle karşılanması, güvenli hizmet alması ve sağlığına kavuşarak ayrılmasıdır. Biliyorum ki özveriyle çalışacak doktorlarımız, hemşirelerimiz ve sağlık çalışanlarımıza şimdiden teşekkür ediyorum" dedi. Kepez’e 11 sağlık protokolü Başkan Kocagöz, bugüne kadar Kepez’de 11 protokol yapıldığını, 4 Aile Sağlığı Merkezi’nin temelinin atıldığını ve 2 Aile Sağlığı Merkezi’nin açılışının yapıldığını bildirdi. Antalya’nın en büyük ilçesinin Kepez olduğuna değinen Başkan Kocagöz, nüfus artıkça ihtiyaçların arttığını, hayırseverler ve devletin kurumlarıyla işbirliği halinde insanlara hizmet etmek için her zaman ellerini taşın altına koyduklarını ve koymaya devam edeceklerini ifade etti. Açılışta konuşan Antalya Valisi Hulusi Şahin de, bugün Kepez’e kazandırılan ikinci sağlık yatırımının temel atma töreninde bir araya geldiklerini belirterek, "2-3 ay içinde buranın da açılışını yaparız" dedi ve ardından hayırsever Şimşek ailesine teşekkür etti. Sağlık yatırımlarının önemine değinen Vali Şahin, "Kepez, Antalya’nın en büyük ilçesi. Antalya nüfusuna her yıl 50 bin nüfus ekleniyor. Bu nüfusun önemli bir kısmı Kepez’e geliyor ve Kepez hızla büyüyor. Bu büyüme ile ilçe kamu hizmetleri bekliyor. Alt yapı gerekiyor, sağlık ocağı gerekiyor, hastane gerekiyor. İşte bu yükü alan hayırseverlerimize teşekkür ediyoruz. Hayırseverlerimiz bizim yükümüzü alıyorlar, bizi rahatlatıyorlar. Yerel yönetimler burada çok kritik. Çünkü arsa olmadan iş yapamazsınız. Birinci basamak sağlık hizmeti mahallenin merkezinde olmalıdır. Bu hususta örnek çalışmayı Kepez Belediyemiz sağlıyor. Kepez Belediye Başkanımız Mesut Kocagöz’e huzurlarınızda teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Kepez’de 7 hekimli Fatma Numan Sır ASM ve ASHİ hizmete açıldı
16 Şubat 2026 Pazartesi - 17:16 Kepez’de 7 hekimli Fatma Numan Sır ASM ve ASHİ hizmete açıldı Kepez’in Beşkonaklılar Mahallesi’nde yapımı tamamlanan 7 hekimli Fatma Numan Sır Aile Sağlığı Merkezi ve Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu düzenlenen törenle hizmete açıldı. Yeni sağlık yatırımı, vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırırken mahallenin sağlık altyapısına da önemli bir katkı sunacak. Antalya Valisi Hulusi Şahin’in katılımıyla gerçekleştirilen açılış töreninde konuşan hayırsever Salih Sır, böyle anlamlı bir hayra vesile olmaktan dolayı duyduğu mutluluğu dile getirdi. Beşkonaklılar Mahallesi Muhtarı Mehmet Daban ise emeği geçenlere teşekkür ederek, ilçeye kazandırılan yeni yatırımların artarak devam etmesi temennisinde bulundu. Kepez ilçesi şanslı Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, "Bu memlekette kim taş taş üstüne koyuyorsa Allah ondan bin kere razı olsun" dedi. Aile hekimliğini bir gömleğin ilk düğmesi olarak tanımlayan Prof. Dr. Özkan, sağlık hizmetlerinin temel basamağında aile hekimliğinin çok önemli bir rol oynadığını vurguladı. Kepez’in çok özellikli bir yer olduğunu belirten Özkan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Kepez’in aile hekimliğine kayıtlı nüfusu 642.636’dır. 57 aile sağlığı merkezi ve 238 aile hekimi ile birinci basamak sağlık hizmeti verilmektedir. Her bir aile hekimine düşen nüfus ortalama 2.700 kişidir. Kepez ilçesi şanslı; Kepez Belediye Başkanı var, il sağlık müdürlüğü çok güzel projeler üretiyor ve burada eşgüdüm içinde birlikte çalışıyoruz" dedi. Kepez’in Sütçüler Mahallesi’nde 9 birimli Aile Sağlığı Merkezi, Sağlıklı Hayat Merkezi, 112 Acil Sağlık İstasyonu binasının önümüzdeki günlerde açılacağını, Kültür Mahallesi’nde 9 birimli ASM, SHM ve 112 Acil Sağlık İstasyonu ile Kepez Teomanpaşa da 6 birimli ASM ve 112 Acil Sağlık Merkezi’nin proje aşamasında olduğunu bildirdi. Antalya’da 15 hayırseverle protokol imzalandığını bunun 13 tanesinin Kepez ilçesi için olduğunu söyledi. Kocagöz: "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz de, Fatma Numan Sır Aile Sağlığı Merkezi ve Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nun hayırlara vesile olması dileğinde bulundu. Kepez Belediyesi’nin sosyal belediyecilik ilkesiyle bu yatırımlar için yer temininden çevre düzenine kadar birçok hizmeti yerine getirdiğini belirterek, desteklerinden dolayı Antalya Valisi Hulusi Şahin, İl Sağlık Müdürü Prof.Dr. Behzat Özkan ve hayırsever Sır ailesine teşekkür etti. Antalya Valisi Şahin ve İl Sağlık Müdürü Prof.Dr. Özkan’ın her temel atmaya, her açılışa gelerek yanlarında olduklarını dile getiren Başkan Kocagöz, "Bizi hiç yalnız hissettirmediler. Biz bütün kurumlarla işbirliği içinde çalışıyoruz. Hepimizin ortak paydası insan. O parti bu parti demeden, hizmet veriyoruz. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Bizim hedefimiz bu" dedi. Sağlık en kıymetli hazine Sağlığın bir toplumun en temel hakkı ve en kıymetli hazinesi olduğunu belirten Başkan Kocagöz, "Güçlü bir toplum, sağlıklı bireylerle, bilinçli ailelerle ve erişilebilen sağlık sistemi ile mümkündür. Temennimiz bu merkezin kapısından giren her vatandaşımızın güler yüzle karşılanması, güvenli hizmet alması ve sağlığına kavuşarak ayrılmasıdır. Biliyorum ki özveriyle çalışacak doktorlarımız, hemşirelerimiz ve sağlık çalışanlarımıza şimdiden teşekkür ediyorum" diye konuştu. Kepez için 11 sağlık protokolü Kepez’deki sağlık yatırımlarına değinen Başkan Kocagöz, "Bugüne kadar 11 protokol yaptık. 4 Aile Merkezi temeli atıldı, 2 aile sağlığı merkezi açıldı. Antalya’nın en büyük ilçesi olan Kepez gün geçtikçe daha da büyümektedir. Antalya’da nüfus artış oranı yüzde 1.2 iken, Kepez’in nüfus artışı yüzde 2.1’dir. Hep diyoruz; Antalya’nın geleceği Kepez, işte buda bunu ispatlıyor. Antalya buraya göç ediyor. Muratpaşa ile aramızdaki fark 140 bini geçti. Nüfus artınca ihtiyaçlar çoğalıyor. Artan nüfus demek daha fazla hizmet, daha fazla yatırım demektir. Sağlıktan eğitime kadar her alanda yatırımlarımızı sürdürüyoruz" dedi. Kuzeyyaka Mahallesi’ndeki 15 dönümlük arazinin Milli Eğitim Bakanlığı’na tahsis edilmesi hususunun belediyenin şubat ayı meclis gündemine taşındığını da hatırlatarak, Kepez’e kazandırılacak yeni eğitim yatırımının sinyalini verdi. Başkan Kocagöz, "Kepez Belediyesi olarak insanımızı ilgilendiren her konuda bu bizim işimiz değil deyip kenara çekilmiyoruz, elimizi taşın altına koyuyoruz ve koymaya da devam edeceğiz " diyerek sözlerini tamamladı. Vali Şahin:"Kepez ile örnek çalışma yürütüyoruz" Açılış töreninde konuşan Antalya Valisi Hulusi Şahin de, yine Kepez’de çok kıymetli bir eseri birlikte açmanın mutluluğunu yaşadıklarını dile getirerek, "Antalya’nın sağlık yatırımlarında pek çok şehirden ayrıştığını belirterek; "Bu başarıda yerel yönetimlerin bize verdiği destek çok belirleyici. Çünkü arsa üretimi yapmadığınız takdirde ne kadar paranız da olsa başaramazsınız. Bu konuda Kepez ile çok örnek bir çalışma yürütüyoruz" dedi. Vali Şahin, desteklerinden dolayı Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan ve hayırsever Sır ailesine teşekkür etti. Konuşmaların ardından Fatma Numan Sır Aile Sağlığı Merkezi ve Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu kurdele kesimiyle hizmete açıldı.
OMÜ’de yenilenen Merkezi Sterilizasyon Ünitesi hizmete alındı
16 Şubat 2026 Pazartesi - 16:31 OMÜ’de yenilenen Merkezi Sterilizasyon Ünitesi hizmete alındı Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’nde, Merkezi Sterilizasyon Ünitesi (MSÜ) yenilenerek hizmete alındı. 2026 yılı itibarıyla tamamlanan çalışma ile ünitenin fiziki alanı ve cihaz kapasitesi artırıldı. OMÜ bünyesinde 2011 yılında 450 metrekare alanda hizmet vermeye başlayan eski ünitenin yerine, bin metrekare kapalı alana sahip yeni bir merkez kuruldu. Hastanede aktif olarak hizmet veren 28 ameliyathanenin yanı sıra servis ve polikliniklerin sterilizasyon işlemleri de bu merkezde gerçekleştiriliyor. Yapılan yatırım kapsamında cihaz parkurunda da artış sağlandı. Buhar sterilizatör sayısı 4’ten 7’ye, yıkama-dezenfeksiyon cihazı sayısı ise 4’ten 8’e çıkarıldı. Hassas malzemeler için kullanılan hidrojen peroksit sterilizatör sayısı 2’ye yükseltilirken, etilen oksit sistemi korunarak kullanılmaya devam ediliyor. Ünitede günlük ortalama bin adet barkodlu cerrahi set ve bohçanın hazırlık ve takip işlemleri gerçekleştiriliyor. Hastaneden edinilen bilgiye göre, cerrahi hizmetlerin ve hasta güvenliğinin önemli unsurlarından biri olan Merkezi Sterilizasyon Ünitesi’nin uluslararası standartlara uygun şekilde yeniden yapılandırıldığı belirtildi. Artan ameliyathane kapasitesi ve modern tıbbi ihtiyaçlara cevap verecek şekilde planlanan yeni ünitenin, hastanenin sterilizasyon süreçlerini tek merkezden yürüttüğü ifade edildi. "Güçlü bir teknolojik altyapı ile yeniden hizmete açıldı" OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, "Sağlık hizmetlerinin kalitesini belirleyen en önemli faktörlerden biri, tanı ve tedavilerin yanı sıra sistemin güvenli ve sürdürülebilir olmasıdır. Sterilizasyon üniteleri de hastanemizin görünmeyen ancak bu unsurlarda önemli rol oynayan birimlerinden biridir. Hem çalışan sağlığı hem de hastalarımızın ve sistemin güvenliği açısından sterilizasyon üniteleri çok önemli görevler üstleniyor. Tanı ve tedavi süreçlerinde, komplikasyonların önlenmesinde önemli rol oynuyor. Hastane yatış sürelerini kısaltıyor, operasyon sürelerini azaltıyor ve güvenli bir ortam oluşturuyor. Barkod sistemi ile olası riskler önceden tespit ediliyor ve hızlıca önlem alınabiliyor. 2011 yılında açılan bu ünitemiz, şimdi genişletilerek kapasitesi artırıldı, modernize edildi ve güçlü bir teknolojik altyapı ile yeniden hizmete açıldı" dedi. Tıp Fakültesi Başhekimi Prof. Dr. Ünsal Özgen ise "Benim açımdan önemli olan, ihtiyaca cevap vermekti. İhtiyacımız; teknolojik olarak yenilenmek, kapasite artışına cevap vermek ve dünya standartlarını yakalamaktı. Bu üç hedefe de ulaştık" diye konuştu.