SAĞLIK
26 Şubat 2026 Perşembe - 15:41 Denizli İl Sağlık Müdürlüğü’nden ‘Sağlıklı Menopoz Okulu’ projesi Denizli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, kadın sağlığının korunması ve menopozun doğal ve yönetilebilir bir yaşam süreci olduğuna dikkat çekmek amacıyla Pamukkale, Merkezefendi ve Acıpayam Sağlıklı Hayat Merkezlerinde ‘Sağlıklı Menopoz Okulu’ eğitim programı başlatıldı. Sağlık Bakanlığı tarafından, kadınların menopoz süreciyle ilgili doğru bilgiye ulaşmalarının sağlanması ve bu dönemde karşılaşabilecekleri sağlık sorunları ile sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri hakkında bilgilendirilmeleri amacıyla Türkiye’de Sağlıklı Menopoz Okulu projesi hayata geçirildi. Bu kapsamında Denizli’de de Sağlıklı Hayat Merkezlerinde eğitimler verilmeye başlandı. Eğitim programı kapsamında menopozun biyolojik temellerini anlamak, sürecin fiziksel etkilerini tanımak ve sağlıklı yaşama dair bilgiler edinmek, ruh sağlığı konusunda farkındalığı arttırarak bu dönemin sağlıklı ve bilinçli bir şekilde yönetilmesini sağlamak, menopoz döneminde sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmak, fiziksel aktiviteye önem vermek ve kronik hastalıklardan korunma yöntemleri hakkında bilgilendirmeler yapılıyor. Alanında uzman sağlık çalışanları tarafından verilen eğitimlerde kadınların bu süreci sağlıklı, bilinçli ve aktif bir şekilde geçirmeleri hedefleniyor. Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, Sağlık Bakanlığı’nın temel amaçlarından birinin ilk regl döneminden menopoza kadar kadın sağlığının her dönemde korunması, desteklenmesi ve sürdürülmesi için bilimsel veriler ışığında sağlık hizmeti sunumunun yanı sıra eğitim ve danışmanlık hizmeti verilmesi olduğunu söyleyerek; "Menopoz günümüzde artan yaşam süresi ile birlikte bir kadının yaşamının üçte birlik dönemini kapsayan doğal bir süreçtir. Ancak menopoz döneminde yaşanan fiziksel, hormonal ve duygusal/psikolojik değişimler ile ilgili kadınların bilgi arayışı ve bu değişimlere çözüm bulma ihtiyacı artmaktadır. Bu nedenle kadınların menopoz ile ilgili doğru bilgiye ulaşmalarının sağlanması ve bu dönemde karşılaşabilecekleri sağlık sorunları ile sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri hakkında bilgilendirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Bu kapsamda Sağlık Bakanlığımız tarafından Sağlıklı Hayat Merkezlerinde; "Sağlıklı Menopoz Okulu" kurulması için 2025 yılı sonunda çalışma başlatılmış olup, Denizli’de de Pamukkale, Merkezefendi ve Acıpayam Sağılıklı Hayat Merkezlerimizde Sağlıklı Menopoz Okulları açılarak faaliyetlerine başlamıştır. Menopoz dönemini daha sağlıklı, bilinçli ve konforlu geçirmek isteyen tüm kadınları Sağlıklı Hayat Merkezlerimizde alanında uzman hekim, ebe, psikolog, fizyoterapist ve diyetisyen tarafından yürütülen Menopoz Okullarına bekliyoruz" dedi.
26 Şubat 2026 Perşembe - 14:58 Türk kalp cerrahı Doç Dr. Yakut ve ekibinden uluslararası başarı Şah damarlarında meydana gelen ciddi darlık ve tıkanıklıkların tedavisinde, İzmirli kalp damar cerrahı uzmanı Doç. Dr. Necmettin Yakut ve ekibi tarafından iç şah damarına kesi yapılmadan uygulanan yeni yöntem, istenmeyen komplikasyonları önemli ölçüden azalttı. Bu başarı, uluslararası tıp camisında büyük ilgi gördü. Halk arasında "şah damarı" olarak bilinen karotis (carotis) arter tıkanıklıkları; felç ve ölüm riski taşıyan, hayati derecede tehlikeli damar hastalıkları arasında yer alıyor. Sağ ve sol olmak üzere iki adet bulunan şah damarlarında meydana gelen ciddi darlık ve tıkanıklıklar, beyin dolaşımını doğrudan etkilediği için sonuçları kalp krizinden bile ağır olabiliyor. Dünya genelinde uzun yıllardır uygulanan klasik şah damarı ameliyatlarında belirli bir başarı oranının üzerine çıkılamaması ve komplikasyonların önemli bölümünün iç şah damarına yapılan cerrahi kesiden kaynaklanması, yeni teknik arayışlarını beraberinde getirdi. Bunun sonucunda, yaklaşık 25 yıl önce Doç. Dr. Necmettin Yakut ve ekibi tarafından iç şah damarına kesi yapılmadan uygulanan yeni bir cerrahi teknik geliştirildi. Günümüz teknolojisiyle daha da ileri taşınan bu yöntem, bugüne kadar 3 bin 300’ün üzerinde hastaya uygulanarak dünyada sayılı hastanelerin ulaştığı önemli bir deneyim seviyesine erişti. Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Yakut, "Hastanemizde ekip arkadaşlarımızla birlikte yeni meslektaşlarımızı da ekip içinde tutarak, kalp damar cerrahisinde ve hastalıklarında daima ileri teknikler geliştirme içindeyiz. Hastanemizin kuruluşundan bu yana daima "Araştırma Hastanesi" anlayışı ile çalışmalarımıza devam ediyoruz" dedi. Komplikasyon oranlarında düşüş Doç. Dr. Necmettin Yakut, "Uygulanan yeni teknikle, ameliyat sırasında istenmeyen olayların görülme oranının üç ila dört kat azaldığı gözlemlendi. Ayrıca beyin dolaşımının durdurulma süresinde ciddi oranda kısalma sağlanarak hasta güvenliği önemli ölçüde artırıldı. Hastanemizde uygulanan yeni teknikler ve çalışmalar yurt içinde birçok ulusal kongrede sunuldu; zamanla uluslararası bilimsel platformlarda da dikkat çekmeye başladı. Şimdi ise uluslararası kongrelere sıkça davetler alıyoruz" şeklinde konuştu. Charing Cross’ta sertifikalandırıldı Doç. Dr. Necmettin Yakut ve ekibi tarafından iç şah damarına kesi yapılmadan uygulanan yöntem, dünyanın seçkin ve prestijli vasküler cerrahi toplantılarından biri olarak kabul edilen Charing Cross International Symposium tarafından düzenlenen Nisan 2024 tarihindeki toplantıda kabul edilerek sertifikalandırıldı. Charing Cross International Symposium, vasküler alanda alınan kararların referans niteliği taşıdığı, uzun soluklu ve yenilikçi çalışmaların değerlendirildiği en üst düzey damarsal hastalıklar bilimsel toplantıların en önemlisi olarak biliniyor. LINC 2026’da yoğun ilgi Dr. Yakut konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Avrupa’nın önemli iki vasküler toplantılarından biri olan Leipzig Interventional Course (LINC) 2026 Ocak ayında Almanya’da düzenlendi. Devam eden çalışma, "Original Research / Innovations" kategorisinde kabul edilerek kongrenin ilk gününde sunuldu ve uluslararası camiada büyük ilgi gördü" dedi. Doç .Dr. Yakut, ayrıca LINC grubu tarafından yayımlanan "LINC Today 2026" gazetesinde çalışmaya tam sayfa yer ayrılmasının, hem hastane hem de ülkemiz adına ayrı bir gurur kaynağı olduğunu söyledi. "Ülkemizi üst düzeyde temsil ettik" Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Yakut, uluslararası vasküler camiada Türkiye’yi üst düzeyde temsil etmeye çalıştıklarını belirterek, hem yurt içinde hem de yurt dışında hastalar için daha güvenli ve etkili tedavi yöntemleri geliştirmeye devam edeceklerini ifade etti. Bu başarı, Türk tıbbının uluslararası arenadaki güçlü konumunu bir kez daha gözler önüne serdi.
26 Şubat 2026 Perşembe - 14:52 MUSKİ, Milas Güneş Mahallesi’nde içme suyu hatlarını yeniliyor Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, Muğla genelinde yaşayan vatandaşlara kesintisiz su iletiminin sağlanması için altyapının güçlendirilmesi yönündeki talimatları doğrultusunda yatırımlarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, çalışmalarına Milas’ta devam ediyor. Milas ilçesine bağlı Güneş Mahallesi Yakamoz Caddesi’nde, ekonomik ömrünü tamamladığı için sık sık arızalara neden olan 1.500 metre uzunluğundaki içme suyu hattının tamamı yenileniyor. Arızaların önüne geçilmesi hedefleniyor Milas ilçesinin Güneş Mahallesi Yakamoz Caddesi’nde, zamanla yıpranarak ekonomik ömrünü tamamlayan 1.500 metrelik içme suyu hattı, artan arıza riskleri ve su kayıplarına neden oluyordu. Bu kapsamda planlı ve koordineli şekilde yürütülen çalışmalarla mevcut hatlar yenileniyor. Yenileme sürecinde kullanım ömrünü dolduran hatlar devre dışı bırakılarak, daha dayanıklı, uzun ömürlü ve modern içme suyu hatları sisteme dahil ediliyor. Çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte içme suyu iletimi daha verimli, güvenli hale gelecek. Ayrıca bölgede yaşanan kesinti ve arızaların önüne geçilmesi ve kayıp-kaçak oranlarının azaltılması hedefleniyor. Modern altyapı sistemleri sayesinde bakım ve onarım ihtiyacı en aza indirilirken, yürütülen altyapı modernizasyonu çalışmalarıyla su kaynaklarının korunması, kayıpların azaltılması ve suyun gelecek nesillere güvenle aktarılması hedefleniyor. İl genelinde sürdürülen planlı hat yenileme projeleriyle Muğla’nın içme suyu altyapısı her geçen gün daha güçlü ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturuluyor. Güneş Mahallesi Muhtarı Cihan Yıldırım, "Biz Taleplerimizi MUSKİ’ye İlettik Hemen Çalışmalara Başladılar." Bölgedeki hattın yenilenmesi için taleplerinin hızlı bir şekilde karşılanmasından duyduğu memnuniyeti belirten Güneş Mahallesi Muhtarı Cihan Yıldırım, "Ben 1977 yılında Antalya’da doğdum. Üç aylıkken babamı kaybettikten sonra Güneş Mahallesi’ne yerleştik ve yaklaşık 49 yıldır bu mahallede yaşıyorum. Bu mahallenin geçmişini ve bugününü çok iyi bilirim. Son dönem seçimlerinde de mahallemizin muhtarı oldum. Mahallemizde altyapı sorunları yaşanıyordu. Yaklaşık 49 yıllık bir içme suyu hattımız bulunuyor ve zamanla yıprandı. Özellikle ağır tonajlı araçların geçişi sırasında sık sık patlamalar meydana geliyordu, arızalar ve kesintiler meydana geliyordu. Bu nedenle hattın yenilenmesi artık zorunlu hale gelmişti. Mahalle sakinlerimiz de bu sorunları bizlere iletti ve biz de taleplerimizi MUSKİ’ye ilettik, hemen çalışmalara başladılar, sağ olsunlar. Burada hattın yenilenmesi ve bizim problemlerimizi çözme noktasında bizlere destek veren başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’a ve MUSKİ Genel Müdürümüz Yılmaz Şengül’e şahsım ve mahallem adına teşekkür ediyorum" dedi.
Glütensiz gıda paketi desteğinde müracaatlar başladı
18 Şubat 2026 Çarşamba - 13:41 Glütensiz gıda paketi desteğinde müracaatlar başladı Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin çölyak hastalarının sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişimi için vereceği glütensiz gıda paketi desteği müracaatları başladı. Başvurular, 28 Şubat 2026 Cumartesi gününe kadar sürecek. Denizli Büyükşehir Belediyesi, yüksek maliyetli glütensiz gıdalarla beslenmek zorunda olan ihtiyaç sahibi çölyak hastalarını bu yıl da yalnız bırakmıyor. Dar gelirli ailelerin glütensiz ürünlere ulaşmasını kolaylaştırmayı hedefleyen Denizli Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı bu kapsamda glütensiz gıda paketi desteği projesini hayata geçirdi. Ömür boyu diyet zorunluluğu olan çölyak hastalarının, yüksek maliyetli gıdalara erişimini kolaylaştırmak amacıyla başlatılan glütensiz gıda paketi desteğine www.denizli.bel.tr adresindeki "Başvurular" sekmesi ile https://apps.denizli.bel.tr/glutensizgidayardimibasvuru/ adresinden online olarak başvuru yapılıyor. Başvurular, 28 Şubat 2026 Cumartesi gününe kadar sürecek. Şartları taşıyan herkes desteklerden faydalanabilir Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, "Bir elin verdiğini diğer el görmeyecek" diyerek bu yolculuğa çıktıklarını hatırlattı. Başkan Çavuşoğlu, "Sosyal desteklerimize başvurmanın şartları var. Denizli’de yaşayıp da bu şartları kim taşıyorsa bu desteklerden faydalanabilir" dedi. Paylaşmayı ve dayanışmayı hayatın her alanına yaymaya devam ettiklerini kaydeden Çavuşoğlu, çölyak hastalarının glütensiz gıdaya erişiminin maliyetli bir süreç olduğunu, özellikle dar gelirli ailelerin bu konuda büyük zorluk çektiğini ifade ederek, "Amacımız bir nebze de olsa hastalarımızın mutfağındaki eksikleri tamamlamak ve onlara yalnız olmadıklarını hissettirmektir" dedi.
Çameli Belediyesinden Ramazan öncesi marketlere sıkı denetim
18 Şubat 2026 Çarşamba - 13:40 Çameli Belediyesinden Ramazan öncesi marketlere sıkı denetim Ramazan ayı öncesinde ilçedeki marketlerde kapsamlı denetim gerçekleştiren Çameli Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, fiyat etiketi, son tüketim tarihi ve hijyen kurallarını mercek altına aldı. Çameli Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, yaklaşan Ramazan ayı öncesinde ilçe genelinde faaliyet gösteren marketlerde denetimlerini artırdı. Vatandaşların güvenli ve sağlıklı alışveriş yapabilmesi amacıyla gerçekleştirilen kontrollerde birçok başlık titizlikle incelendi. Denetimlerde raf ve kasa fiyatlarının uyumu kontrol edilirken, ürünlerin son tüketim tarihleri, depolama ortamları ve hijyen standartları detaylı şekilde gözden geçirildi. Ayrıca ürün etiket bilgilerinin mevzuata uygun olup olmadığı ve iş yerlerinin genel düzeni de denetim kapsamına alındı. Temel gıda ürünlerinde herhangi bir fiyat artışı ya da tüketiciyi mağdur edecek uygulamaların önüne geçmek amacıyla işletme yetkililerine gerekli bilgilendirmeler yapıldı. Zabıta ekipleri, yürürlükteki kuralları hatırlatarak hem tüketici haklarının korunması hem de haksız rekabetin önlenmesi konusunda uyarılarda bulundu. Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan, vatandaşların huzurlu ve sağlıklı bir Ramazan ayı geçirmesi için denetimlerin belirli aralıklarla devam edeceğini belirterek, karşılaşılan olumsuzlukların belediyeye bildirilmesi çağrısında bulundu.
Mobil Sağlıklı Hayat Timi Bademdere’de hizmet verdi
18 Şubat 2026 Çarşamba - 13:19 Mobil Sağlıklı Hayat Timi Bademdere’de hizmet verdi Niğde’nin Çamardı ilçesine bağlı Bademdere köyünde bulunan Sağlık Evi’nde, Niğde İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Mobil Sağlıklı Hayat Timleri vatandaşlarla bir araya gelerek birinci basamak sağlık hizmetlerini yerinde ve ücretsiz olarak sundu. Sağlık hizmetlerine erişimde güçlük yaşayan vatandaşlara doğrudan ulaşmak için hayata geçirilen proje kapsamında Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde görevli hekim tarafından sigara bırakma konusunda birebir danışmanlık hizmeti verildi. Çocuk Gelişimi Hizmetleri kapsamında 2-6 yaş arası çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri yapılarak ailelere rehberlik sağlandı. KETEM birimi tarafından ise rahim ağzı ve kolorektal kanser taramaları gerçekleştirildi. Ayrıca diyetisyen eşliğinde sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konularında danışmanlık hizmeti sunulurken, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlara ulaştırıldı. Evde sağlık hizmeti alan hastalar ve yaşlılar ise uzman hekim tarafından ziyaret edilerek sağlık durumları değerlendirildi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezleri bünyesinde yürütülen proje ile ilgili açıklama yapan Niğde İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Doğan Bahadır İnan, vatandaşların bulunduğu her noktada kapsamlı, erişilebilir ve ücretsiz sağlık hizmeti sunma hedefi doğrultusunda hizmetlerine devam ettiklerini belirtti.
Mersin’de ücretsiz hasta nakil ambulansı hizmeti 85 bin hastaya ulaştı
18 Şubat 2026 Çarşamba - 12:40 Mersin’de ücretsiz hasta nakil ambulansı hizmeti 85 bin hastaya ulaştı Mersin Büyükşehir Belediyesinin ücretsiz ‘hasta nakil ambulansı’ hizmetiyle, yatağa bağımlı ve oksijen desteği alan hastalar güvenli şekilde hastaneye ve evlerine ulaştırılıyor. 16 ambulans ve 44 personelle yürütülen hizmet kapsamında 2019’dan bu yana 85 bin hastaya destek verildi. Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığının vatandaşlara sunduğu ‘hasta nakil ambulansı’ hizmeti, yatağa bağımlı hastaların ücretsiz olarak hastaneye veya evden eve nakillerini sağlıyor. Halk Sağlığı ve Denetim Şube Müdürlüğü koordinesinde hizmet veren ambulans servisinin merkezde ve ilçelerde verdiği hizmet, hasta ve hasta yakınları tarafından memnuniyetle karşılanıyor. 11’i merkezde ve 5’i ilçelerde olmak üzere toplam 16 hasta nakil ambulansı ile hizmet veren servisin bünyesinde, bir de acil yardım ambulansı bulunuyor. Büyükşehir Belediyesinin 16 hasta nakil ambulansı, merkez ve ilçelerde görev başında Merkezde ve ilçelerde vatandaşların sağlık hizmetleri ve konforu için çalışan hasta nakil ambulans servisi, yapılan planlama ile gün içinde randevularla hareket ediyor. Gerekli ekipmanlar ve uzman sağlık personeli refakatinde gerçekleştirilen nakil hizmetinden, yatağa bağımlı veya oksijen desteği alması gereken vatandaşlar ücretsiz yararlanabiliyor. 44 sağlık personeli ile vatandaşların yanında olan servis, 2019 yılından bu yana 85 bin hastaya hizmet verdi. Merkez ilçeler dışında yaşayan vatandaşlar, planlama ile hareket eden ekiplerin nakil hizmeti için bir gün önceden randevu oluşturabiliyor. Ekipler, hastaların tedavi süreçleri bittikten sonra yine evlerine güvenli bir şekilde naklini sağlıyor. Hizmetten faydalanmak isteyen vatandaşlar, ‘Alo 185’ Teksin Çağrı Merkezinden randevu alabiliyor. "2019 yılından bu yana 85 bin hastaya nakil hizmeti verdik" Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Halk Sağlığı ve Denetim Şube Müdürlüğü Ambulans Servisi Mesul Müdürü Deniz Anahtar, kent genelinde kesintisiz hizmet verdiklerini vurgulayarak, 2019 yılından bu yana 85 bin hastaya ulaştıklarını ifade etti. Hastaların güvenli ulaşımını esas aldıklarını dile getiren Anahtar, "Sürekli oksijen desteği alan veya yatağa tam bağımlı hastalarımızın evden hastaneye, hastaneden de eve nakillerini sağlıklı ve güvenli bir şekilde sağlamaktayız. Vatandaşlarımız ‘Alo 185’ Teksin Çağrı Merkezinden bizlere ulaşım sağlıyor. Hastalarımıza uzman personelimiz ve teknolojik cihazlarla donatılmış ambulanslarımızla hizmet vermekteyiz" dedi.
’Sosyal medyanın etkisiyle çocuk ve gençlerde estetik talebi arttı’
18 Şubat 2026 Çarşamba - 12:36 ’Sosyal medyanın etkisiyle çocuk ve gençlerde estetik talebi arttı’ Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, sosyal medyanın etkisiyle çocuk ve gençlerde estetik cerrahi taleplerinin arttığını belirterek, "İstisnalar dışında estetik müdahaleler, fiziksel ve ruhsal gelişim tamamlandıktan sonra yapılmalıdır" dedi. Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, çocuk ve gençlerde estetik cerrahi taleplerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Günümüzde sosyal medyanın etkisiyle küçük yaş gruplarının estetik ameliyatlara yöneldiğini ifade eden Akbaş, estetik cerrahinin doğru zaman ve doğru endikasyon ile yapılması gerektiğini vurguladı. Akbaş, "Estetik amaçlı cerrahi müdahaleler için çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimlerini tamamlaması gerekmektedir. Mümkünse estetik operasyonlar en az 18 yaş tamamlandıktan sonra yapılmalıdır. Ancak bazı özel durumlarda erken müdahale gerekebilir" ifadelerini kullandı. Özel durumlardan örnek veren Akbaş, kepçe kulak gibi fiziksel farklılıkların çocukların psikolojisini ve sosyal yaşamını olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Bu gibi vakalarda ameliyatın okul öncesi dönemde yapılmasının çocuğun ruh sağlığı açısından faydalı olacağını, aşırı büyük göğüs gelişimi gibi durumların da çocuğun psikolojisini ve günlük yaşantısını olumsuz etkileyebileceğini belirten Akbaş, "Bazı durumlarda fiziksel gelişim tamamlanmadan da cerrahi müdahale yapılabilir. Bu, çocuğun hem ruhsal hem de fiziksel sağlığı için önemlidir" diye konuştu. "Her vaka titizlikle değerlendirilmeli" Bazı durumlarda, fiziksel gelişimin tamamlanmasını beklemek gerekmediğini belirten Akbaş, "Bazı durumlarda mutlaka plastik cerrahi müdahalesi gerekir. Bazı durumlarda ise fiziksel ve ruhsal gelişimin tamamlanması beklenmeli ve ondan sonra cerrahi müdahale yapılmalıdır. Bu gibi durumlarda mutlaka uzman görüşü değerlidir. Bir çocuk ailesinden böyle bir talepte bulunuyorsa, aile bu çocuğu plastik cerrahi uzmanıyla karşı karşıya getirmeli ve operasyonla ilgili gerçek fikirler konusunda bilgilendirmelidir; böylece uygun zamanda operasyon yapılabilir. Bazen doğar doğmaz estetik ameliyatlar yapılabilir. Çocuk doğduğunda dudak yarıklığı gibi durumlar olabilir. Bu gibi durumlarda beklenmez; 2–3 ay içerisinde operasyonlar başlar. Bazen yıllar değil, aylar içerisinde bile plastik cerrahi müdahale gerekebilir. Doğuştan olan bazı durumlarda, örneğin damar büyüklüğü, dudak, yüz, bacak veya kol ile ilgili sorunlarda, ergenlik beklenmez; müdahale yapılması gerekir" şeklinde konuştu.
Kahramanmaraş’ta belinden zımba teli çıkan bebeğin ailesi sorumluların ceza almasını istedi
18 Şubat 2026 Çarşamba - 12:21 Kahramanmaraş’ta belinden zımba teli çıkan bebeğin ailesi sorumluların ceza almasını istedi KAHRAMANMARAŞ (İHA) – Kahramanmaraş’ta hastaneye götürülen bir yaşındaki bebeğin belinden akciğer zarına doğru ilerleyen 2 santimetrelik zımba teli çıktı. Aile, bebeğin doğduğundan beri zımba teli yüzünden rahatsızlık çektiğini belirterek sorumluların ceza almasını istedi. Dulkadiroğlu ilçesi Sümer Mahallesi’nde ikamet eden Orhan ve Hatice Nur Poyraz çifti, 18 Ocak 2025 tarihinde Kahramanmaraş Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi’nde çocuklarını kucaklarına aldı. Doğum sonrası sarılık nedeniyle bebek bir süre kuvöze alındı. Yaklaşık bir hafta kuvözde kalan bebek taburcu edildi. Baba Orhan Poyraz, 1 yaşına kadar Ömer Asaf bebeğin gece gündüz durmadan ağlaması üzerine hastaneye gitti. Ancak sırt üstü yatmak istemeyen bebeğin ağlaması durmadı. Baba Poyraz, bir gün acil serviste yapılan kontrollerde bebeğin belinde yabancı cisim olduğunu, çekilen filmlerde ise "L" şeklinde zımba teli tespit edildiğini söyledi. Çeşitli hastanelere yönlendirildiklerini anlatan baba, uzun süre müdahale edilmediğini, daha sonra özel bir hastanede yapılan operasyonla zımba telinin çıkarıldığını kaydetti. "Filmlere baktılar ’L şeklinde zımba teli var, alınması lazım’ dediler" Poyraz, bebeğin doğduktan sonra sarılık diyerek kuvöze alındığını belirterek, "Bir hafta orada yattı. Sonra çıkardılar, eve getirdik. Eve geldikten sonra gece gündüz ağlaması hiç durmadı. Tekrar hastaneye götürdüm. Kaşınıyordu, bir hafta banyo yaptıramadık. Sonra duş aldırdım, bağırması daha da arttı. Belini açtık, sırtına baktık, bir şey var mı diye kontrol ettik, görünürde yoktu. Hastaneye götürdük, şurup verdiler. Aylar geçti. Daha sonra acilde bir doktor çocuğumun belinde yabancı cisim olduğunu söyledi. 184’ü aradım, şikayette bulundum. Başhekim yardımcısının yönlendirmesiyle tomografi çekildi. O zaman belinde zımba teli olduğu netleşti. Başka bir hastaneye götürdük, ’riskli, 8 yaşına kadar alınamaz’ dediler, geri gönderdiler. Eve geldikten üç gün sonra oğlum bayıldı. Kardeşimle özel hastaneye götürdük. Orada filmlere baktılar, ’akciğere doğru gidiyor, L şeklinde zımba teli var, alınması lazım’ dediler" dedi. "Bu olay araştırılsın" Özel hastanede zımba telinin ameliyatla çıkarıldığını ifade eden Poyraz, olayın araştırılmasını isteyerek, "Bu süreçte prematüre olan kızım da hastanedeydi. Bu olayı duyunca kızımı da çocuk hastanesinden erken taburcu ettiler. 1 kilo 900 gramdı. Şimdi iki bebeğim de evde. Ben bir yıldır işe gidemiyorum. İnşaat işçisiyim, asgari ücretle çalışıyordum. Zımba teli çıkarılmadan önce çocuğum felç gibi yatıyordu. Şimdi biraz daha iyi ama hala çok ağlıyor. Bir yıldır bu şekildeyiz. Allah korusun bir enfeksiyon olsa, başına bir şey gelse bunun hesabını kim verecek" diye konuştu. Baba Poyraz, sorumluların bulunması için suç duyurusunda bulunduğunu ve süreci takip ettiğini kaydetti.
Sağlıklı Menopoz Okulları’nda ücretsiz eğitimler veriliyor
18 Şubat 2026 Çarşamba - 12:20 Sağlıklı Menopoz Okulları’nda ücretsiz eğitimler veriliyor Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünce yürütülen ’Sağlıklı Menopoz Okulu’ programı kapsamında Ankara’daki Yiğit Gençbay Sağlıklı Hayat Merkezi tarafından ’Menopoz Okulu’ eğitimi düzenlendi. Kadınların menopoz döneminde yaşadığı fiziksel, hormonal ve ruhsal değişimlere ilişkin farkındalık oluşturmayı amaçlayan eğitim programında, menopozun fizyolojik süreci, kemik sağlığı, sağlıklı beslenme, duygusal değişimler ve fiziksel aktivitenin önemi ele alındı. Kızılcaşar Kültür Merkezi’ndeki eğitimlerde hekim, ebe, hemşire, diyetisyen, psikolog ve fizyoterapistlerden oluşan uzman ekip, katılımcılara menopoz sürecini daha sağlıklı ve bilinçli geçirebilmeleri için bilimsel veriler ışığında bilgiler verdi. Uzm. Dr. Feyza Nur Ünsal, menopozun doğal bir yaşam dönemi olduğuna dikkat çekerek, "Eğitimlerimizi biz hekim, ebe, hemşire, diyetisyen, psikolog ve fizyoterapist eşliğinde ücretsiz olarak vermekteyiz. Bu eğitimlerde neler yapıyoruz peki? Kadınlarla menopoz sürecini konuşuyoruz. Menopozdaki kemik sağlığını, yine menopozda beslenme önerileri, fiziksel aktiviteyi ve menopoz sürecindeki kadınların duygu durum değişikliklerinden konuşuyoruz" dedi. Ebe Banı Çiçek Kırdıoğlu Çetin ise verilen eğitimlerle kadınların yaşam kalitesini artırmayı hedeflediklerini belirterek, "Kadınlarımıza verdiğimiz bu eğitimlerle hayat kalitelerini yükseltmeyi amaçlıyoruz. Burada sağlık kontrollerinin düzenli yaptırmalarını, menopoz döneminde yaşayabilecekleri sorunları ve bu sorunlarda yapabilecekleri konusunda onlara yardımcı olup yol gösteriyoruz" ifadelerini kullandı. Eğitime katılan Yeliz Dağıştan (40), programın kendisi için yol gösterici olduğunu belirterek, "Menopozla beslenme özellikle çok ilgimi çekti. Yani tabii ki sağlıklı beslenmeyi, dengeli beslenmeyi biliyoruz ama beyaz ete yönelmemiz gerektiği söylendi mesela. Balık tüketimi kırmızı etten daha önemliymiş bu süreçte. Bunu öğrendiğime mutluyum" şeklinde konuştu. Dağıştan, alanında uzman kişilerden doğru bilgiye ulaşmanın önemine değinerek, "Günümüzde bilgi çağındayız ve bilgiye çok kolay erişiyoruz. Birçok yerden bilgi alabiliyoruz ama doğru bilgiye erişmek çok önemli. Alanında uzman kişiler tarafından bu bilgilere ulaştığım için çok mutluyum. Herkesin de uzmanlar tarafından bilgilendirilmesi gerektiğini düşünüyorum" dedi. Yetkililer, Sağlıklı Menopoz Okulları kapsamında yürütülen ücretsiz eğitimlerin Sağlıklı Hayat Merkezleri, Toplum Sağlığı Merkezleri ve Aile Sağlığı Merkezleri aracılığıyla yaygınlaştırıldığını belirterek, kadınları bu hizmetlerden faydalanmaya davet etti.
Kalp hastalarına Ramazan uyarısı
18 Şubat 2026 Çarşamba - 12:18 Kalp hastalarına Ramazan uyarısı Kalp hastalarının oruç tutup tutamayacağına ilişkin genel bir kural olmadığını belirten Kardiyoloji Uzmanı Dr. Erdal Durmuş, "Her hasta kendi kardiyoloji hekimi tarafından bireysel olarak değerlendirilmelidir" dedi. Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Erdal Durmuş, Ramazan ayı öncesinde kalp hastalarının dikkat etmesi gereken hususlara ilişkin açıklamalarda bulundu. Oruç tutmanın iyi kolesterolü (HDL) artırabildiğini, kötü kolesterolü (LDL) düşürebildiğini kaydeden Durmuş, "Oruç, tansiyonu düşürerek kalp hastalığı riskini azaltabilir. Ayrıca vücuttaki enflamasyonu azaltarak kalp sağlığı üzerinde olumlu etkiler gösterebilir. Her hasta kendi kardiyoloji hekimi tarafından bireysel olarak değerlendirilmelidir" ifadelerini kullandı. "Kalp yetersizliği olanlar risk altında" Kalp yetersizliği bulunan hastaların oruç tutmasının sakıncalı olabileceğini vurgulayan Uzm. Durmuş, "Bu hastalar genellikle yoğun şekilde idrar söktürücü ilaç kullanır. Uzun süreli açlık ve susuzluk, böbrek fonksiyonlarında bozulmaya ve ciddi tansiyon düşüklüğüne yol açabilir. Kalp fonksiyonu ileri derecede bozulmuş hastaların oruç tutmaması gerekir" şeklinde konuştu. "Kontrolsüz tansiyon hastalarına uyarı" Kontrolsüz yüksek tansiyonu olan hastaların da dikkatli olması gerektiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Durmuş, "Uzun süreli açlık ve iftarda fazla miktarda besin tüketimi sağlığı tehdit edebilir. Ancak tansiyonu ilaç tedavisiyle kontrol altında olan hastalarda, ilaç saatleri iftar ve sahura göre düzenlenirse oruç tutulabilir" diye konuştu. Uzm. Durmuş, güncel yaklaşıma göre tedaviyle kontrol altına alınmış tansiyonun ortalama 135/85 mmHg’nin altında olması gerektiğini ifade etti. "Kalp damar tıkanıklığı olanlar dikkat etmeli" Kalp damar tıkanıklığı bulunan hastaların da risk grubunda olduğunu dile getiren Uzm. Durmuş, "Son 6 ay içinde kalp krizi geçiren, bypass ya da koroner stent yapılan hastaların oruç tutması önerilmez. Bu hastalar ikili kan sulandırıcı kullandığı için uzun süreli açlık ve susuzluk pıhtılaşma riskini artırabilir" dedi. Hastalığın kontrol altına alındığı ve tekli kan sulandırıcıya geçildiği dönemde, hekim onayıyla oruç tutulabileceğini belirten Uzm. Durmuş, aktif göğüs ağrısı veya ciddi nefes darlığı olan kişilerin de oruç tutmadan önce mutlaka doktora başvurması gerektiğini söyledi. "Ritim bozukluğu ve kapak hastaları için risk" Kalbinde kontrolsüz ritim bozukluğu ya da ciddi kapak hastalığı bulunan kişilerin de oruç tutarken dikkatli olması gerektiğini kaydeden Dr. Durmuş, "Özellikle metal kapak takılmış ve kan sulandırıcı (oral antikoagülan) ilaç kullanan hastalarda, beslenme düzenindeki değişiklik ve susuzluk ilaç düzeyini bozabilir. Bu durum kanamaya ya da kalp kapağında pıhtı oluşmasına yol açabilir. Ritmi kontrol altında olan ve beslenmeden etkilenmeyen ilaç kullanan hastalar ise doktor kontrolünde oruç tutabilir" açıklamasında bulundu. Kalp pili olanlar oruç tutabilir mi Kalp pili olan hastaların iki gruba ayrıldığını söyleyen Uzm. Durmuş, "Kalp yetersizliği nedeniyle pil takılan ve yoğun ilaç kullanan hastalar için oruç uygun olmayabilir. Ritim bozukluğu nedeniyle pil takılan ve yoğun ilaç kullanmayan hastalar ise genel durumları uygunsa oruç tutabilir" dedi. "Ramazan’da beslenme önerileri" Ramazan ayında kalp hastalarının beslenmesine de dikkat etmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Durmuş, "Aşırı yağlı ve ağır et yemeklerinden uzak durulmalıdır. Sebze ağırlıklı Akdeniz tipi beslenme tercih edilmelidir. İftar ile sahur arasında yeterli miktarda su içilmeli, çay ve kahve gibi idrar söktürücü içeceklerin tüketimi azaltılmalıdır" dedi.
Uzmanından kritik uyarı: "Haftada bir kredi kartı ağırlığında plastik yutuyoruz ve mikroplastik maruziyeti çocuk sahibi olma hayallerini kırıyor"
18 Şubat 2026 Çarşamba - 12:15 Uzmanından kritik uyarı: "Haftada bir kredi kartı ağırlığında plastik yutuyoruz ve mikroplastik maruziyeti çocuk sahibi olma hayallerini kırıyor" Medicana Sağlık Grubu Üroloji Uzmanı Op. Dr. Hikmat Jabrayilov, "Haftada bir kredi kartı ağırlığında plastik yutuyoruz ve mikroplastik maruziyeti çocuk sahibi olma hayallerini kırıyor" dedi. Son zamanlarda erkek üreme seviyesinin kritik seviyede düştüğünü ve bu durumun alarm seviyesine ulaştığını söyleyen Medicana Sağlık Grubu Üroloji Uzmanı Op. Dr. Hikmat Jabrayilov çevresel risklere de ayrıca dikkat çekti. Jabrayilov, haftada bir kez, kredi kartı ağırlığında plastik yuttuğumuzu ve mikroplastik maruziyetinin üremede ciddi sıkıntılar doğurduğunu belirtti. Bir yıl boyunca korunmasız ve düzenli ilişkiye rağmen çocuk sahibi olunamaması olarak tanımlanan infertilite halk arasında bilinen adı ile kısırlık vakalarının arttığını belirten Jabrayilov, her beş çiftten birinin bu sorunla karşı karşıya olduğunu ifade ederek, yaklaşık 30 yıl önce erkek kaynaklı kısırlık oranının yüzde 20 ile yüzde 30 arasıyken bugün erkek kaynaklı kısırlığın yüzde 50’ye yaklaştığını ifade etti. "Mikroplastikler vücudumuza girdiğinde adeta ‘hormon korsanlığı’ yapıyor" Son 20 yılda 30 yaş altı erkeklerin önemli bir bölümünde sperm sayısının düştüğünü belirten Jabrayilov, "Güncel çalışmalar gösteriyor ki 1970’lerden bu yana sperm sayısı yarıdan fazla azaldı. 2000’lerden sonra düşüş hızı daha da arttı. Batı ülkelerinde 30 yaş altı erkeklerin önemli bir bölümünde sperm sayısı düşük, doğal yolla baba olma süresi uzamış durumda ve tüp bebek başvuruları son 10 yılda belirgin artış gösterdi. Bu tablo yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sağlık sorunu. Mikroplastikler vücudumuza girdiğinde adeta ‘hormon korsanlığı’ yapıyor. Sperm fabrikasını (testis) bozarak üretimi azaltıyor. Mikrodalga fırınlarda plastik ile yemek ısıtmak, sıcak içecekleri plastik kaplarda tüketmek, yağlı gıdaların plastikle teması ciddi sağlık riskleri oluşturuyor. Güneş ışınları da bu zehrin etkisini güçlendirerek çevreye saçılmasına neden oluyor" ifadelerini kullandı. "Plastik şişeyi arabada bırakmak ve sonra bundan su içmek ciddi bir mikroplastik maruziyetidir" Plastiğin sadece çevremizde değil, vücudumuzun artık her yerinde olduğunun altını çizen Jabrayilov, "Plastik şişeyi arabada bırakmak ve sonra bundan su içmek ciddi bir mikroplastik maruziyetidir. Plastik sadece çevrede değil, artık kanımızda ve organlarımızda. İnsanlar haftada yaklaşık 5 gram, yani bir kredi kartı ağırlığında mikroplastik yutuyor. Plastikle teması azaltmak, cam ve çelik alternatiflere yönelmek çok önemli. Bu sadece çevre meselesi değil, aile kurma hayali de. Plastikten uzaklaşmak, sadece gezegenimizi değil, çocuk sahibi olma şansımızı da koruduğu unutulmamalıdır. Haftada bir kredi kartı ağırlığında plastik yutuyoruz ve mikroplastik maruziyeti çocuk sahibi olma hayallerini kırıyor" cümlelerine yer verdi.
Yiğit Gençbay Sağlıklı Hayat Merkezi’nden ‘Menopoz Okulu’ Eğitimi
18 Şubat 2026 Çarşamba - 12:14 Yiğit Gençbay Sağlıklı Hayat Merkezi’nden ‘Menopoz Okulu’ Eğitimi Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen ‘Sağlıklı Menopoz Okulu’ programı kapsamında, Ankara Yiğit Gençbay Sağlıklı Hayat Merkezi tarafından Kızılcaşar Kültür Merkezi’nde ‘Menopoz Okulu’ eğitimi düzenlendi. Kadınların menopoz döneminde yaşadığı fiziksel, hormonal ve ruhsal değişimlere ilişkin farkındalık oluşturmayı amaçlayan eğitim programında; menopozun fizyolojik süreci, kemik sağlığı, sağlıklı beslenme, duygusal değişimler ve fiziksel aktivitenin önemi ele alındı. Eğitimlerde hekim, ebe, hemşire, diyetisyen, psikolog ve fizyoterapistlerden oluşan uzman ekip, katılımcılara menopoz sürecini daha sağlıklı ve bilinçli geçirebilmeleri için bilimsel veriler ışığında bilgilendirmelerde bulundu. Program kapsamında eğitim veren Uzm. Dr. Feyza Nur Ünsal, menopozun doğal bir yaşam dönemi olduğuna dikkat çekerek, "Eğitimlerimizi biz hekim, ebe, hemşire, diyetisyen, psikolog ve fizyoterapist eşliğinde ücretsiz olarak vermekteyiz. Bu eğitimlerde neler yapıyoruz peki? Menopoz sürecini konuşuyoruz kadınlarla. Menopozdaki kemik sağlığını, yine menopozda beslenme önerileri, fiziksel aktiviteyi ve menopoz sürecindeki kadınların duygu durum değişikliklerinden konuşuyoruz" dedi. Ebe Banı Çiçek Kırdıoğlu Çetin ise verilen eğitimlerle kadınların yaşam kalitesini artırmayı hedeflediklerini belirterek, "Kadınlarımıza verdiğimiz bu eğitimlerle hayat kalitelerini yükseltmeyi amaçlıyoruz. Burada sağlık kontrollerinin düzenli yaptırmalarını, menopoz döneminde yaşayabilecekleri sorunları ve bu sorunlarda yapabilecekleri konusunda onlara yardımcı olup yol gösteriyoruz" ifadelerini kullandı. Eğitime katılan Yeliz Dağıştan (40) da programın kendisi için yol gösterici olduğunu belirterek, "Menopozla beslenme özellikle çok ilgimi çekti. Yani tabii ki sağlıklı beslenmeyi, dengeli beslenmeyi biliyoruz ama beyaz ete yönelmemiz gerektiği söylendi mesela. Balık tüketimi kırmızı etten daha önemliymiş bu süreçte. Bunu öğrendiğime mutluyum" şeklinde konuştu. Dağıştan, alanında uzman kişilerden doğru bilgiye ulaşmanın önemine değinerek, "Günümüzde bilgi çağındayız ve bilgiye çok kolay erişiyoruz. Birçok yerden bilgi alabiliyoruz ama doğru bilgiye erişmek çok önemli. Alanında uzman kişiler tarafından bu bilgilere ulaştığım için çok mutluyum. Herkesin de uzmanlar tarafından bilgilendirilmesi gerektiğini düşünüyorum" dedi. Yetkililer, Sağlıklı Menopoz Okulları kapsamında yürütülen ücretsiz eğitimlerin Sağlıklı Hayat Merkezleri, Toplum Sağlığı Merkezleri ve Aile Sağlığı Merkezleri aracılığıyla yaygınlaştırıldığını belirterek, kadınları bu hizmetlerden faydalanmaya davet etti. (FÇ-
Diyetisyen Tayşi’den Ramazan’da beslenme uyarısı
18 Şubat 2026 Çarşamba - 11:57 Diyetisyen Tayşi’den Ramazan’da beslenme uyarısı Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Saadet Tayşi, Ramazan ayında sağlıklı ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekti. Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Saadet Tayşi, Ramazan ayında beslenme düzeninin doğru planlanması gerektiğini belirterek vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Oruç tutacak kişiler için sahur öğününün büyük önem taşıdığını vurgulayan Tayşi, gün boyu tokluk hissinin korunabilmesi için yeterli miktarda sıvı tüketilmesi ve protein ağırlıklı besinlere yer verilmesi gerektiğini ifade etti. İftar öğününde ise ani ve kontrolsüz şekilde yemek yenilmemesi gerektiğini belirten Tayşi, çorba ve kahvaltı tabağı ile başlayarak başlangıç ile ana yemek arasında 10 dakika ara verilmesi gerektiğini, aksi halde mideye bir anda fazla yüklenilmesinin hazımsızlık, şişkinlik ve mide rahatsızlıklarına yol açabileceğini aktardı. "Sahura kalkmak ve bol su tüketmek son derece önemli" Oruç tutacak kişiler için sahur öğününün büyük bir önem taşıdığını ve en az 1,5 litreye kadar su tüketilmesi gerektiğini ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Saadet Tayşi, "Ramazan ayı bizim sofralarımızın şenlik olduğu zamanlardır. Bu güzel günümüzde birlik ve beraberlikle içerisinde sofralarımızın dolu dolu olmasını istiyoruz. Fakat dikkat etmemiz gereken unsurlarımız var. Burada öncelikle sahura kalkmak bizim için son derece önemli. Burada hem yeteri düzeyde sıvı almamız ve yeterli düzeyde protein almamıza dikkat etmemiz gerekiyor. Çünkü uzun zaman susuzlukla birlikte böbreklerimiz rahatsızlanabilir ve sıvı ihtiyacımızı yeteri düzeyde alamazsak bu sefer baş dönmelerimiz, halsizliklerimiz ve yorgunluklarımız oluşur. Bundan dolayı mutlaka sahurda en azından 750 mililitre - 1,50 litre sıvı alımlarımıza dikkat edelim. Burada sahurdayken tuzlu besinleri azaltalım ki sıvı ihtiyacımız veya susuzluğumuz artmasın. Mesela kavrulmuş tuzlu etler tüketmeyelim veya tuzlu salamuralı zeytinler tercih etmeyelim. Bunlara dikkat edersek son derece iyi olur" dedi. "Sahurda tükettiğimiz proteinler bizlere tokluk sağlar ve orucumuzu daha kolay tutarız" Sahurda yeteri kadar protein alındığı takdirde tokluk sağladığını ve orucun daha kolay tutulmasına yardımcı olduğunu söyleyen Tayşi, "Sahurdayken dikkat etmemiz gereken bir önemli nokta ise yeterli protein almak. Çünkü proteinler bizlere tokluk sağlar ve böylelikle orucumuzu daha kolay tutmamıza yardımcı olur. Mutlaka yumurtamızı ve peynirimizi sahurda ihmal etmeden tüketelim. Bizim burada aynı zamanda tokluğumuzu arttıran diğer bir besin grubumuz, yağlı tohumlar yani ceviz, fındık, fıstık bunları da sahurda beslenmemize ilave ederek daha kaliteli bir sahur yapmış oluruz. Diğer yandan tabağımızda yeşillikleriniz olsun ki yeterli düzeyde lif alalım. Bu liflerle birlikte bağırsak hareketlerimiz de rahat çalışır. Çünkü Ramazan ayında genellikle hastalarımızdan hazımsızlık yaşadıkları yönünde şikayetler geliyor. Burada da yeterli düzeyde lif almak bizim için son derece önemli" ifadelerini kullandı. "Başlangıçla ana yemek arasına 10 dakika ara olması gerekiyor" İftarda ani ve kontrolsüz bir şekilde yemek yenilmemesi, başlangıç ile ana yemek arasında 10 dakika ara verilmesi gerektiğini belirten Tayşi, "İftarda başlangıcımızı çorba gibi hafif beslenmeyle başlatarak, küçük bir kahvaltı tabağı ile devam ettirebiliriz. Bu şekilde başlayıp hemen arkasından ana yemeğe geçerseniz mideniz hızlı hızlı çalışmaya başlar ve daha fazla yorulmuş olur. Bundan dolayı mutlaka başlangıçtan ana yemeğe geçene kadar bir 10 dakikalık mesafe koyulması gerekiyor. Aynı zamanda iftardayken hızlı miktarda su içtiğiniz zaman da şişkinliğiniz artabilir. Buradaki su içimlerinizi daha alımlı bir şekilde tutmaya özen gösterin. İftar başlangıcında mutlaka su içmeyi ve çorba içmeyi unutmayın. Bu durum hem susuzluğunuzu giderir hem de tansiyon düşüklüğünüzü engeller. Çorbalarımız da kremalı çorbalar yerine daha çok tahıllı çorbaları, tavuklu veya sebzeli bir çorba içeriklerini tercih edin. Bizim iftardaki diğer bir noktamız ise, yağlı ve kızartmalı yemekler yerine fırınlanmış, haşlanmış, közlenmiş sebzelerle oluşturulan etli veya tavuklu bir sebzeler tercih edilip yanında ise az yağlı pilavlar veya pilavımız yoksa börek tarzında şeyler tercih edilebilir" şeklinde konuştu. "İftarda, gazlı içecekler tercih etmemelisiniz" İftarda gazlı içecek, tatlı ve su tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini aktaran Tayşi, "İftarda, gazlı içecekler tercih etmemelisiniz. Çünkü gazlı içecekler kalori miktarlarını arttırır ve kan şekeri dengenizi yükseltebilir. Buna dikkat edelim. iftardan sonra tatlı ihtiyacı ortaya çıkar. Öncelik olarak sütlü tatlılar veya meyvelerden yapılan tatlılar tercih edilebilir. Bunlar ise kış ayında çok tüketilen kabak tatlısı, ayva tatlısı gibi daha yumuşak yiyecek meyvelerden oluşabilir. Mutlaka günde suyumuzun içerisine soda koyalım böylelikle mineral yoğunluğunu da artırmış oluruz, daha da iyi olmuş olur. Mutlaka iftardan sonra, bir saat sonra yürüyüş yapılmalı, kan şekeri dengesini daha iyi sağlar. Bu önerileri dikkate almanızı ve bu şekilde Ramazanı güzel geçirmenizi umut ediyoruz" diye konuştu.