Son Dakika
|
Rehin alınan taksicinin cesur müdahalesi kamerada
Kene nedeniyle hayatını kaybetti
Ekrem İmamoğlu ve diğer 3 sanığın ‘siyasal casusluk’ suçundan yargılanmasına başlandı
Muhittin Böcek ve oğlunun ifadesi 8,5 saat sürdü
La Liga’da şampiyon Barcelona
İran basını ABD’nin teklifinin kabul edilmediğini duyurdu
Hantavirüs salgının yaşandığı yolcu gemisinde tahliyeler başladı
Özgür Özel hakkında soruşturma başlatıldı
Özkan Yalım: "Özel’in kullandığı Mercedes marka aracın VIP dönüşüm işlemleri belediye tarafından ödendi"
Pentagon, UFO dosyalarını yayınlamaya başladı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Beyoğlu’nda sandalyede asılı olan çantayı böyle çaldı
Hayvan pazarında kan döküldü: Ölü ve yaralılar var!
Havuç yerken nefes alamayan öğrenciyi, öğretmeni Heimlich manevrasıyla kurtardı
La Liga’da şampiyon Barcelona
Trump: "İran’ın cevabı kesinlikle kabul edilemez"
Netanyahu: "İran ile savaş bitmedi, daha yapılacak çok iş var"
Dışişleri Bakanı Fidan, Mısırlı mevkidaşı ile görüştü
SAĞLIK
Prof. Dr. Tok: "(Hantavirüs) Yeniden bir pandemi ihtimalı yok ama tedbir şart"
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:36:58
Liv Hospital Ankara Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Duran Tok, "Hantavirüs şimdilik ciddi bir pandemi tehdidi değildir. Bunun için panik olmak yerine, tedbir alınmalıdır" dedi. Hantavirüsün son günlerde Güney Amerika açıklarındaki bir yolcu gemisinde görülen vakalar ve Andes virüsü varyantının insandan insana bulaşma riski nedeniyle hem küresel ve hem de yerel halk sağlığı gündeminde yeniden yer aldığını ifade eden Liv Hospital Ankara Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Duran Tok, bu durumun aynı zamanda virüsü sadece bir çevre sağlığı sorunu olmaktan çıkarıp, hastane enfeksiyon kontrolü de gerektiren bir boyuta taşıdığına dikkati çekti. "Fare hastalığı hakkında gerçekler" Hantavirüsün doğada özellikle tarla fareleri ve bazı kemirgen türlerinin salgılarında (idrar, dışkı, tükürük) bulunan bir virüs olduğunun altını çizen Tok, "İnsanlara genellikle bu atıklara temas ya da atıkların kuruyup havaya karışması sonucu tozların solunmasıyla bulaşır. Virüsün kuluçka süresi 1-8 hafta gibi geniş bir bant aralığı olduğundan, bu durum kaynağın tespitini güçleştirebilmektedir şeklinde konuştu. "Gemideki hantavirüs türü daha ölümcül" Hantavirüslerin geleneksel olarak ’Eski Dünya’ (Avrupa/Asya - böbrek tutulumlu) ve ’Yeni Dünya’ (Amerika - akciğer tutulumlu) olarak ikiye ayrıldıklarını belirten Tok, "Asya-Avrupa kökenlilerde ölüm oranı daha düşüktür. Ancak; Güney Amerika açıklarındaki bir yolcu gemisinde (MV Hondius) görülen vakalar daha ciddi seyredebilen gruptandır" ifadelerini kullandı. "Kanamalı Ateşli Böbrek Sendromu ülkemizde baskın form" Prof. Dr. Tok, hastalığın iki ayrı sendromu olduğunu aktararak "Daha ciddi seyreden Hantavirüs KardiyoPulmoner Sendromu‘nda (Hantavirüs kalp akciğer tutulumlu sendromu); spesifik olmayan ateş, kas ağrısı, halsizlik ve ciddi sindirim sistemi semptomlar (bulantı/kusma). Sonraki dönemde ise hızla ilerleyen akciğer ödemi ve şok görülür. Bu form Amerika’da baskın olan formdur. Kanamalı Ateşli Böbrek Sendromu ise; ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, bulantı, karın-bel ağrısı ve akut böbrek hasarı ile seyreder. Bu form ülkemizde, Avrupa ve Asya’da baskın olan formdur" açıklamasında bulundu. "Toplumun alması gereken önlemler Toplumun hantavirüse karşı 3 yolla önlem alabileceğinin altını çizen Tok, bunları şöyle anlattı: Temizlikte Islak Yöntem, kömürlük, depo veya eski evleri temizlerken asla kuru süpürge veya elektrikli süpürge kullanmayın. Tozu havalandırmak virüsü solumanıza neden olur. Önce çamaşır sulu suyla (yüzde 10’u çamaşır suyu) alanı ıslatın, 5-10 dakika bekleyin ve sonra silin. Kemirgen Kontrolü, evlerin girişlerini kapatın, gıdaları kapalı cam/metal kaplarda saklayın. Kişisel Korunma, kırsal alan temizliklerinde maske ve eldiven takın. Ayrıca dış ortama dayanıklı virüsler olmadığı için yıkama, temizlik ve hijyen ile yayılımın önüne geçilebilir. "Yalancı griple karışabilir" Hantavirüsün halk sağlığı açısından bazı temel tehlikeler barındırdığını söyleyen Tok, "Hastalık sık görülmez ancak bulaştığında akciğer ve böbrek yetmezliği gibi hayati riskler oluşturabilir. Ayrıca yalancı grip riski de dikkate alınmalıdır. Çünkü ilk belirtiler grip ile çok karıştırılır. Ancak kemirgen teması öyküsü varsa veya nefes darlığı eklenirse durum acildir" dedi. "Yeniden bir pandemi ihtimalı yok ama tedbir şart" Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yetkililerinin hantavirüsün insanlar arasında ancak uzun süreli ve çok yakın temas sonucunda yayılabildiğini bildirdiğini işaret eden Tok, "İnsandan insana bulaşma Andes suşuna özgü ve son derece nadirdir. Ayrıca toz ve enfekte kemirgen hayvan çıkartıları yoluyla bulaşması nedeni ile küresel bir pandemi riski düşük kabul edilmektedir. Hantavirüs şimdilik ciddi bir pandemi tehdidi değildir ancak bireysel düzeyde öldürücülüğü yüksek olduğu için farkındalık hayat kurtarabilir. Bunun için panik olmak yerine, tedbir alınmalıdır" ifadelerini kullandı. "Erken başvuruda testler negatif çıkabilir" Tok, tanıda hastada alınan öykü ve klinik şüphenin oldukça önemli olduğunu anlatarak "Örneğin; kırsal alan, tarla, orman, depo, gemide kapalı alanlar veya kemirgenlerle temas öyküsü olan ve aynı zamanda ateşi olan hastalarda klinik şüphe mutlaka akla gelmelidir. Laboratuvar tanısı genellikle ELISA ile hantavirüs IgM/IgG antikorlarının gösterilmesi veya erken dönemde viral RNA’nın saptanması ile konur. Erken başvurularda testler negatif çıkabileceğinden, eğer klinik şüphe devam ediyorsa tekrar test edilmelidir" şeklinde konuştu. "Tedavide sadece destekleyici bakım uygulanıyor" Hastalığın spesifik bir tedavisi olmadığının altını çizen Tok, "Tedavi tamamen destekleyici bakımdır. Sıvı-elektrolit dengesinin dikkatli yönetimi, oksijen desteği ve gerektiğinde yoğun bakım desteği sağlanır" dedi. Hantavirüs Türkiye’de yeni değil Türkiye’de Hantavirüs ile ilgili 1997’den bu yana başta Karadeniz Bölgesi olmak üzere zaman zaman vakalar bildirildiğini vurgulayan Tok, hastalığın yeni olmamasına rağmen neden önemli olduğu sorusuna ise şu şekilde yanıt verdi: "Söz konusu gemideki Andes suşu bizim coğrafyamızdaki türlerden farklıdır. Andes türü akciğerleri etkilemekte ve çok daha ağır seyretmektedir. Ülkemizde risk düşük olmakla birlikte yine de başta kırsal alanlar olmak üzere tarım ve hasat sezonunda kemirgen temasından kaçınmak, hijyen kuralarına riayet oldukça önemlidir."
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:26
Mardin’de Her Gebeye Bir Ebe uygulaması
MARDİN (İHA) – Mardin’de, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Normal Doğum Eylem Planı kapsamında hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması doğrultusunda, koordinatör ebeler tarafından gebe ve lohusalara yönelik ev ziyaretleri aralıksız devam ediyor. Programa, Mardin İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Saffet Yavuz, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Cihat Adın, Çocuk, Ergen, Kadın ve Üreme Sağlığı Birim Sorumlusu Uzm. Dr. Ahmet Gülşe, Artuklu İlçe Sağlık Müdürü Dr. Nurullah Kurtay ile koordinatör ebeler katıldı. Ziyaretlerde anne adayları ve lohusalarla birebir görüşmeler yapılarak gebelik süreci, normal doğum, doğum sonrası bakım, anne sütü ve bebek sağlığı konularında bilgilendirme ve danışmanlık hizmeti verildi. Anne ve bebek sağlığının korunması, normal doğuma yönelik toplumsal farkındalığın artırılması ve vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin güçlendirilmesi amacıyla yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğü belirtildi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:09
Emet’te küçükbaş hayvanlara yönelik aşılama ve kimliklendirme çalışmaları
Kütahya’nın Emet ilçesinde küçükbaş hayvanlara yönelik aşılama ve kimliklendirme çalışmaları aralıksız sürüyor. Emet İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü veteriner hekimleri tarafından Emet Merkez ile Yağcık Köyü’nde küçükbaş hayvanlara koyun-keçi çiçek, PPR ve brusella aşıları uygulandı. Çalışmalar kapsamında ayrıca kuzu ve oğlakların kimliklendirme işlemleri de gerçekleştirildi. Yetkililer, yürütülen uygulamalarla hayvan hastalıklarının önlenmesi, hayvan varlığının kayıt altına alınması ve halk sağlığının korunmasının amaçlandığını belirtti. İlçede hayvan sağlığı ve koruyucu hekimlik çalışmalarının aralıksız devam ettiği ifade edildi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:08
Çavdarhisar’da ithal damızlık sığırların sağlık kontrolleri yapıldı
Kütahya’nın Çavdarhisar ilçesinde ithal damızlık etçi sığırlara yönelik sağlık kontrolleri gerçekleştirildi. Çavdarhisar İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü veteriner hekimleri tarafından Ağarı Köyü’nde yürütülen çalışmalar kapsamında, karantina sürecindeki ithal damızlık etçi sığırlardan kan numuneleri alındı ve şap aşılama uygulamaları yapıldı. Hayvan hastalıklarının önlenmesi ve hayvan sağlığının korunmasına yönelik çalışmaların ilçe genelinde aralıksız sürdürüldüğü bildirildi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 12:18
Erzurum’da "tam buğday ekmeği yaygınlaştırma kampanyası" tanıtım toplantısı düzenlendi
2
10 Mayıs 2026 Pazar- 09:48
Karnındaki devasa şişlik 22 kiloluk tümör çıktı: "Kabızlık diye düşündüm" dedi
3
10 Mayıs 2026 Pazar- 11:06
Van’da "Her Gebeye Bir Ebe" projesinden Anneler Günü etkinliği
4
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 09:12
20’li yaşlarda kolon kanseri alarmı: Belirtiler hemoroidle karışıyor
5
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:12
Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ilk suda doğum: Kuzey bebek sağlıkla dünyaya geldi
12 Şubat 2026 Perşembe - 14:48
MSKÜ Diş Hekimliği Fakültesi’ne İleri Dijital Görüntüleme Sistemleri kazandırıldı
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Diş Hekimliği Fakültesi, ileri görüntüleme sistemlerini klinik hizmet altyapısına kazandırarak tanı ve tedavi süreçlerinde yeni bir aşamaya geçti. MSKÜ Diş Hekimliği Fakültesi mevcut temel dental görüntüleme sistemlerine ek olarak hizmete alınan Dental Volümetrik Tomografi (DVT) cihazı ile bundan sonra çene ve çevresindeki sert dokuların üç boyutlu olarak değerlendirilmesine imkan tanıyacak. Geleneksel iki boyutlu görüntüleme yöntemlerine kıyasla daha yüksek görüntü kalitesi ve doğruluk sunan bu sistem sayesinde, cerrahi ve protetik işlemler başta olmak üzere birçok tedavi daha güvenli ve etkin şekilde planlanabilecek. Ayrıca sefalometrik radyografi cihazı, diş ve çene yapılarının büyüme ve gelişim sürecinin değerlendirilmesinde önemli avantajlar sunacak. Özellikle alt ve üst çene arasındaki iskeletsel uyumsuzlukların ve dişlerdeki çapraşıklıkların ayrıntılı analizine imkân sağlayacak bu cihaz, ortodontik tedavilerin planlanması ve tedavi sürecindeki değişimlerin izlenmesinde etkin rol oynayacak. İleri görüntüleme sistemlerinin MSKÜ Diş Hekimliği Fakültesi bünyesinde aktif olarak kullanılmasıyla birlikte, hastaların şehir dışındaki merkezlere yönlendirilme ihtiyacı ortadan kalkacak.
12 Şubat 2026 Perşembe - 14:33
Iğdır’da şap hastalığı sonrası hayvanlarda döl tutmama sorununa bilimsel çözüm arayışı
Tarım ve Orman Bakanlığı Iğdır İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Iğdır Üniversitesi iş birliğinde, Karaağaç Kampüsü 15 Temmuz Şehitleri Konferans Salonu’nda "İneklerde Döl Verimi ve Buzağı Yaşama Gücünü Artırmaya Yönelik Yetiştirici Eğitim Çalıştayı" düzenlendi. Yoğun katılımla başlayan çalıştay, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla açıldı. Programda konuşan Iğdır İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Tingiş, şap hastalığı sonrası hayvanlarda döl tutmama sorununa bilimsel çözüm arayışı için çalıştayı düzenlendiklerini belirterek; "İlimizde özellikle ineklerde döl verimi ve buzağı kayıplarıyla alakalı olarak Iğdır Üniversitesi ve Kafkas Üniversitesi akademisyenlerimiz ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüzün iş birliğinde bir program gerçekleştirdik. Özellikle şap hastalığından sonra ilimizde görülen döl tutmama sorunlarını çözmek ve hayvancılığımızın verimliliğini artırmak amacıyla bu faaliyeti başlattık. Bakanlığımızın imkanları ve üniversitelerimizin değerli akademisyenlerinin desteğiyle ilimizdeki hayvan varlığını daha iyi seviyelere taşımak ve artırmak istiyoruz. Özellikle döl verimi kayıplarını minimuma indirerek, sağlıklı genleri ilimize kazandırmayı; süt ve et verimi yüksek hayvan varlığını artırarak hem sayı hem de verimlilik açısından gelişim sağlamayı hedefliyoruz. Bugün de bu kapsamda eğitim çalıştayımızı gerçekleştirdik. Çalıştay süresince üreticilerimizin A’dan Z’ye yaşadığı sıkıntıları, sorunları ve problemleri ele aldık. Devamında ise çözüm önerilerini gündeme getireceğiz. Üreticilerimizin üretimden kesime, hasada kadar her aşamada yanındayız. Tarım ve Orman Bakanlığı olarak üreticilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Özellikle şap hastalığından sonra bazı hayvanlarda döl tutmama problemlerinin arttığına dair sahadan geri bildirimler aldık. Birinci ve ikinci tohumlamadan sonra gebelik elde edilememesi gibi sorunların artması üzerine bu çalıştayı düzenleme kararı aldık. Bu kapsamda, sorunların nedenlerini akademisyenlerimizle birlikte inceleyip değerlendirerek çözüm önerileri geliştireceğiz. Besleme, embriyo transferi ve suni tohumlama başta olmak üzere teknik konularda yapılacak çalışmalarla bu sorunları kökünden çözmeyi ve Iğdır’ımızın hayvan varlığını hem artırmayı hem de daha verimli hâle getirmeyi amaçlıyoruz. Bu doğrultuda çalıştayımızı gerçekleştirmiş bulunuyoruz." dedi. Hayvancılığın bölge ekonomisindeki kritik rolüne dikkat çeken Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Gürel ise "Hayvancılık bölgemizin ekonomik ve sosyal yapısının temel dinamiklerinden birisidir. Iğdır’ımızın sahip olduğu Coğrafik avantajlar ve üretim kültürü doğru bilgi bilimsel yöntemler ve nitelikli eğitimle birleştiğinde çok daha güçlü bir potansiyele dönüşmektedir. İşte bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu çalıştay tam da bu dönüşümün bir parçası niteliğindedir. Döl veriminin artırılması ve buzağı yaşama gücünün yükseltilmesi işletme karı açısından oldukça önemli bir unsurdur. Aynı Zamanda bu durum işletme karlılığının ötesinde sürdürülebilir hayvancılık, gıda güvenliği ve ülke ekonomisi açısından da büyük bir önem taşımaktadır." dedi. Çalıştayda, şap hastalığı sonrası hayvanlarda döl tutmama sorununa bilimsel çözüm arayışı, ineklerde döl veriminin artırılması, buzağı kayıplarının azaltılması ve modern yetiştiricilik yöntemleri hakkında uzmanlar tarafından katılımcılara bilgiler verildi. Eğitim programının, bölgedeki hayvancılığın gelişimine önemli katkı sağlaması hedefleniyor. Düzenlenen çalıştaya Iğdır Valisi M. Fırat Taşolar, Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Gürel, İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Tingiş, akademisyenler, ilgili kurum temsilcileri, yetiştiriciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.
12 Şubat 2026 Perşembe - 14:06
RSV kışın zirve yapıyor: Prematüre ve 8 aydan küçük bebekler tehlike altında
RSV’nin her yıl milyonlarca çocuğu etkilediğini belirten Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Sert, prematüre doğan ve kronik rahatsızlığı bulunan çocukların RSV’ye yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu söyledi. Dr. Sert, "RSV mevsimi başlamadan hamileler ve 8 aydan küçük bebekler için koruyucu aşı ihmal edilmemeli" uyarısında bulundu. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Sert, RSV’nin (Respiratuar Sinsityal Virüs) genellikle sonbaharda başladığını ve kış aylarında zirve yaptığını söyledi. RSV’nin dünya genelinde 5 yaş altı çocuklarda alt solunum yolu enfeksiyonlarının en önemli nedenlerinden biri olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Sert, küresel verilerin her yıl yaklaşık 30 milyondan fazla RSV enfeksiyonu görüldüğünü, 3 milyondan fazla hastane yatışı yaşandığını ve özellikle küçük çocuklarda ciddi can kayıplarına yol açabildiğini ortaya koyduğunu söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Sert, RSV’ye yakalanan çocukların büyük çoğunluğunun hafif semptomlar gösterdiğini, prematüre doğan veya belirli tıbbi rahatsızlıkları olan çocukların daha ciddi hastalığa yakalanma riski taşıdığını da belirtti. "Gebelikte yapılan aşı ilk 6 ayı koruyor" RSV aşısının anne adaylarına gebeliğin uygun haftalarında uygulanabildiğini belirten Dr. Sert, "Anneye yapılan aşı sayesinde oluşan koruyucu antikorlar plasenta yoluyla bebeğe geçer. Bu durum, özellikle yaşamın ilk 6 ayında ağır RSV enfeksiyonu riskini önemli ölçüde azaltır. Gebelerin mutlaka kadın doğum ve çocuk hekimlerine danışarak aşıyı değerlendirmeleri gerekir" ifadelerini kullandı. Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Sert, RSV’nin yalnızca bebekler için değil ileri yaş grupları için de ciddi risk oluşturduğunu belirterek, 50-74 yaş arası kronik kalp veya akciğer hastalığı bulunanlar, ek kronik rahatsızlığı olan bireyler ile huzurevi ve uzun süreli bakım tesislerinde yaşayanların da tek doz aşı ile korunması gerektiğini vurguladı. Kalabalık ve kapalı ortamlardan kaçının RSV’nin damlacık yoluyla hızla bulaştığını ifade eden Dr. Sert, kalabalık ve kapalı ortamlarda riskin arttığını el hijyeni, ortamların havalandırılması ve hasta kişilerle temastan kaçınılmasının bulaş riskini azalttığını vurguladı. (GD-BÇGEN - Ahmet Yiğit Yıldırım: "Bağımlılık boşlukta filizlenir, kimliği olmayan, hedefi olmayan, ait olduğu yeri bulamayan genci esir alır" (Fotoğraflı) Hasan Fehmi Demir RİZE (İHA) - Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım, "Gençlerimize irade kazandırıyoruz, sorumluluk yüklüyoruz, hayatın içinde sağlam durmasını sağlıyoruz. Çünkü bağımlılık boşlukta filizlenir, kimliği olmayan, hedefi olmayan, ait olduğu yeri bulamayan genci esir alır" dedi. Ülkü Ocakları Genel Merkezi tarafından illerde düzenlenen bilgi yarışmasının ardından bölge yarışmaları etabına geçildi. Karadeniz Bölgesi Ortaöğretim Teşkilatları arası bilgi yarışması da Rize’nin ev sahipliğinde gerçekleşti. Bölge yarışmasına Amasya, Artvin, Bartın, Bayburt, Bolu, Çorum, Düzce, Gümüşhane, Giresun, Karabük, Kastamonu, Ordu, Samsun, Sinop, Tokat, Trabzon, Zonguldak ve Rize’nin de aralarında olduğu 18 katıldı. Yarışmada konuşan Ülkü Ocakları Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım, gençlerin ahlaki değerlerle birlikte teknolojiye ve çağa ayak uydurmasını sağlamak için çalıştıklarını dile getirerek, "Bilgi ayrışmamız sade bir yarışma değildir. Bugün burada geleceğin kadrolarına da şahitlik edeceğiz. Buradaki arkadaşlarımız hem bilgileriyle hem ahlaklarıyla hem duruşlarıyla hepsi bizi gururla temsil edecekler. Platon’a göre cesaret olacak ama bilgiyle birleşecek. Yoksa o cesaret yıkıcı olur. Biz o yüzden gençlerimizi o minvalde yetiştirmeye gayret ediyoruz. Hem cesaretli hem de bilgili bir gençlik yetiştirmek için çalışıyoruz. Ama bugün bilgi, teknoloji artarken ahlaki değerlerimi maalesef koruyamıyoruz. Bizim muasırlaşma anlayışımız Gökalp’in dediği gibi batıyı körü körüne taklit etmek değil, ilmi almak, ahlakı korumaktır. O yüzden biz Ülkü Ocakları’nda hem bilgili hem cesaretli hem de ahlaklı bir gençlik yetiştiriyoruz. Bizim yol pusulamız çift başlı Selçuklu Kartalı’dır. Bir başı doğuya bakar, köklerimize, inancımıza, ahlakımıza, bir başı batıya bakar, ilim, bilim, teknolojiye ve çağa. Biz kökü mazide olan bir atiyiz. Ne geçmişimizden kopacağız, ne çağın gerisinde kalacağız. Ülkü Ocakları olarak Türklüğü koruyup yüceltmeyi, İslam’ın ahlakıyla yaşamayı ve çağın ilmi ile yükselmeyi bir ülkü haline getirdik. Bu yüzden yapacağımız her çalışmada bu değerleri önümüze koyup bu çerçevede ilerlememiz gerekiyor" dedi. Gençler için en büyük tehlikenin uyuşturucu, alkol, sanal kumar ve dijital bağımlılıklar olduğunun altını çizen Genel Başkan Yıldırım, "Ülkü Ocakları sadece bir eğitim kurumu değildir. Ülkü Ocakları aynı zamanda bir koruma kalkanıdır. Bugün karşımızda yeni bir cephe vardır. Bu cephe tankla, tüfekle gelmiyor. Bu cephe uyuşturucuyla, alkolle, sanal kumarla, dijital bağımlılıklarla geliyor. Şunu çok iyi biliyoruz ki bir gencimizi uyuşturucuya teslim etmek bir vatan toprağını kaybetmekten farksızdır. Çünkü bir gencimizi kurtarmak demek bir aileyi kurtarmaktır, bir mahalleyi kurtarmaktır, bir milleti kurtarmaktır ve bir geleceği kurtarmaktır. Biz Ülkü Ocakları’nda gençlerimize irade kazandırıyoruz, sorumluluk yüklüyoruz, hayatın içinde sağlam durmasını sağlıyoruz. Çünkü bağımlılık boşlukta filizlenir, kimliği olmayan, hedefi olmayan, ait olduğu yeri bulamayan genci esir alır. O yüzden biz hiçbir gencimizi yalnız bırakmıyoruz ve Ülkü Ocakları’nın bu boşluğu doldurduğunu çok iyi biliyoruz. Burada gençlerimiz yalnız, sahipsiz, yönsüz, başıboş değildir. Biz gençlerimizi bağımlılıkla mücadelede yalnız değildir. Sanatla, bilimle, teknolojiyle, ahlakla donatıyoruz. Gencin enerjisini sokağa değil istiklale yönlendiriyoruz. Ve diyoruz ki ’Ülkü Ocakları varsa umut vardır, Ülkü Ocakları varsa gelecek vardır’ ifadelerini kullandı. Yarışmanın sonunda etkinliğe katılan tüm öğrencilere sertifika verilirken dereceye giren illere ödül verildi. Rize’de bir otelde 2 gün süren yarışmalara Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım, genel merkez yöneticileri, Ülkü Ocakları İl Başkanları ve yönetimleri, MHP İl Başkanları ve yönetimleri katıldı.
12 Şubat 2026 Perşembe - 13:37
Elazığ’da 52 yaşındaki hasta kapalı yöntemle yapılan kalp ameliyatıyla sağlığına kavuştu
Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesine göğüs ağrısı ve kalp damarı tıkanıklığı şikayetiyle başvuran 52 yaşındaki hasta, klasik açık ameliyat yerine kapalı by-pass yöntemiyle tedavi edildi. Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi’ne göğüs ağrısı ve damar tıkanıklığı şikayetiyle başvuran 52 yaşındaki hasta, yapılan tetkikler sonucunda kalp damarlarının kapalı olduğu tespit edilince ameliyata alındı. Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanları Op. Dr. Sefa Şenol ve Doç. Dr. Davut Azboy tarafından gerçekleştirilen operasyonda, Türkiye’de sayılı merkezde uygulanan minimal invaziv cerrahi yöntemi uygulandı. Başarılı bir operasyonla sağlığına kavuşan ve halk arasında "kapalı ameliyat" olarak bilinen, göğüs kafesi kesilmeden yapılan bu yöntemle hasta, kısa sürede taburcu olma imkanına kavuştu. Gerçekleştirilen bu özel operasyonun detayları hakkında bilgi veren Op. Dr. Sefa Şenol, "Koronel artr hastalığı ve damar tıkanıklığı olması sebebiyle hastamıza normal açık kalp cerrahisi dışında halk arasında kapalı yöntem denilen minimal invaziv girişimle by-pass ameliyatı gerçekleştirdik. Ekip arkadaşım doktor Davut bey ile beraber bu işlemi yaptık. Birinci hastamızı taburcu ettik. Bugün de hastamızı taburcu edeceğiz. Bu yöntemin avantajı, hasta bir an önce kendi yaşantısına geçebilmekte, yük kaldırabilmekte ve ağrısı az olabilmekte" dedi. Diyabet hastası olduğu için sağlık bakımında yaşadığı sıkıntılara değinen hasta, Elazığ’da geçirdiği başarılı operasyon sonrası iyi durumda olduğunu dile getirdi.
12 Şubat 2026 Perşembe - 13:14
Sinop’ta akılcı ilaç kullanımına dikkat çekildi
Sinop Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi tarafından toplumda sağlık okuryazarlığını artırmak ve bilinçli ilaç kullanımına dikkat çekmek amacıyla, "Akılcı İlaç Kullanımı" konulu söyleşi gerçekleştirildi. Durağan Meslek Yüksekokulu Eczane Hizmetleri Bölümünden Öğr. Gör. Bahar Tan Özay’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen söyleşide, Durağan Meslek Yüksekokulu Eczane Hizmetleri Bölümünden Öğr. Gör. Kübra Konaklı konuşmacı olarak yer aldı. Öğr. Gör. Konaklı, akılcı ilaç kullanımının temel ilkelerini, gereksiz ve yanlış ilaç kullanımının bireysel ve toplumsal sonuçlarını, antibiyotik direnci başta olmak üzere ilaçların bilinçsiz kullanımına bağlı gelişen sorunları ele aldı. Söyleşide ayrıca ilaçların doğru dozda, doğru sürede ve hekim önerisi doğrultusunda kullanılmasının önemi vurgulandı. Söyleşi kapsamında katılımcıların soruları yanıtlanarak günlük yaşamda sık karşılaşılan ilaç kullanım hataları örneklerle açıklandı. Hatıra fotoğrafı çekiminin ardından program sona erdi.
12 Şubat 2026 Perşembe - 12:33
Kapasitesi büyütülen TÖTM hemodiyaliz ünitesi yeni yerinde hizmete açıldı
Hasta konforunu ve hizmet kapasitesini artırmak amacıyla modernize edilen İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi (TÖTM) Hemodiyaliz Ünitesi, taşınan yeni yerinde açılışı gerçekleştirildi. Toplam bin 110 metrekarelik alana sahip olan yeni ünite, bölgedeki diyaliz hastalarına daha nitelikli sağlık hizmeti sunmayı hedefliyor. Açılış törenine; İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, TÖTM Başhekimi Prof. Dr. Erol Karaaslan, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Aslan, AFAD İl Müdürü Serdal Türker, İl Sağlık Müdürlüğü personeli ve sağlık çalışanları katıldı. "Hasta güvenliğini önceleyen bir yapı kurduk" Açılış konuşmasını yapan Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özkan Ulutaş, ünitenin daha iyi hizmet verme hedefinde olduğunu söyledi. Konuşmasında Ulutaş, "Yeni ünitemizde hasta güvenliğini önceleyen bir yapı kurmaya çalıştık. Enfeksiyon kontrolü, teknik altyapı ve çalışma şartları bu anlayışla planlandı. Amacımız daha nitelikli ve güvenilir bir hizmet sunmaktır" dedi. Ünitenin tıp öğrencileri ve asistanlar için önemli bir öğrenme ortamı oluşturacağını belirten Ulutaş, süreçte emeği geçen üniversite yönetimine ve sağlık personeline teşekkür etti. "Hijyen ve hasta konforu temel esasımız oldu" Başhekim Prof. Dr. Erol Karaaslan, eski diyaliz ünitesinin fiziksel olarak yetersiz kalmaya başladığını belirtti. Karaaslan, "Hijyen ve hasta konforu, hatta hasta yakınlarının konforu büyük önem arz ediyor. Yeni ünitemizi bu esaslar üzerine yaptık. Süreç boyunca hastalarımızın mağdur olmaması için destek veren Sağlık Müdürlüğümüze ve Eğitim Araştırma Hastanemize de ayrıca teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. AFAD İl Müdürü Serdar Türker de projenin hayata geçirilmesinde sağlanan kurumsal iş birliğine değindi. Afet süreçlerinde sağlık çalışanlarının en önemli paydaşları olduğunu ifade eden Türker, diyaliz ünitesinin bölge için hayırlı olmasını diledi. "Mekânsal kapasite 2,5 kat artırıldı" Son olarak konuşan İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat ise Turgut Özal Tıp Merkezinin sağlık alanında marka haline geldiğini ve bu değeri korumak için yatırımlara devam ettiklerini söyledi. Hastanedeki iyileştirme çalışmalarının hızla devam ettiğini ifade eden Rektör Akpolat, "465 metrekare olan ünitemizi bin 110 metrekareye çıkararak mekansal kapasiteyi 2,5 katından fazla artırdık. Şu an aktif 24 diyaliz cihazımızla hizmet veriyoruz. En önemli değişiklik ise hastalarımızın bölünmüş ünitelerde mahremiyetlerinin ve konforlarının korunması oldu" diye konuştu. Rektör Akpolat, ünitenin 5 yılda 75 bin hastaya hizmet verdiğine dikkat çekerek açılışta emeği geçen tüm birimlere teşekkür etti. Konuşmaların ardından kurdele kesilerek yeni Hemodiyaliz Ünitesinin açılışı gerçekleştirildi. Kurdele kesimi sonrası Rektör Akpolat ve beraberindekiler üniteyi gezdi.
12 Şubat 2026 Perşembe - 12:25
Prostat kanseri tedavisinde yeni yöntem tescillendi
Kastamonu Üniversitesi’nde metastatik prostat kanserinin tedavisinde kullanılan kemoterapi ilacının etkinliğini artırmaya yönelik geliştirilen yeni yöntem, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillendi. Kastamonu Üniversitesi bünyesinde yürütülen araştırma kapsamında, prostat kanserinde yaygın olarak kullanılan kemoterapi ilacının etkisini artırmaya yönelik yeni bir yöntem geliştirildi. Üniversite adına yapılan patent başvurusunda, Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Asuman Özgöz ile Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Nesrin İçli’nin yanı sıra farklı üniversitelerden akademisyenler de yer aldı. Çalışmada, kemoterapi ilacının bitkisel kökenli doğal bir madde olan sambucus nigra agglutinin (SNA) ile birlikte kullanımı incelendi. Laboratuvar ortamında yapılan deneylerde, SNA’nın tek başına kanser hücreleri üzerinde belirgin bir etki oluşturmadığı, ancak kemoterapi ilacı ile birlikte uygulandığında tedavinin etkinliğini önemli ölçüde artırdığı belirlendi. Araştırma sonuçlarına göre, 2 maddenin birlikte kullanımı kanser hücrelerinin daha etkili şekilde yok edilmesine katkı sağlıyor. Bu yaklaşımın, ilerleyen süreçte daha düşük kemoterapi dozlarıyla tedavi imkanı sunarak hastalarda görülebilecek yan etkilerin azaltılmasına katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor. Patentle tescillenen yöntemin, klinik çalışmalarla desteklenmesi halinde prostat kanseri tedavisine yönelik yeni ve tamamlayıcı uygulamaların geliştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Bitkisel kökenli SNA maddesinin kemoterapiyle birlikte kullanımının prostat kanseri özelinde literatürde ilk kez ele alınması da çalışmayı bilimsel açıdan dikkat çekici kılıyor. Rektör Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, yaptığı açıklamada, üniversitelerde üretilen bilginin toplumsal faydaya dönüşmesinin önemine değinerek, geliştirilen her patentin bilimsel bilginin uygulamaya aktarılmasının somut bir göstergesi olduğunu ifade etti. Prostat kanseri gibi toplum sağlığını yakından ilgilendiren bir alanda yürütüldüğünün anlatan Topal, bu çalışmanın akademik bilgi birikiminin sağlık alanına katkısını ortaya koyduğunu belirtti. Topal, üniversite olarak nitelikli ve yenilikçi araştırmaları desteklemeyi sürdüreceklerini söyledi.
12 Şubat 2026 Perşembe - 12:08
HG Hospital 1’inci yılını kutladı: "Sağlıkta güçlü altyapı, kesintisiz hizmet"
Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü olan 12 Şubat, HG Hospital’ın kuruluşunun birinci yılına da ev sahipliği yaptı. HG Hospital Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Halil Gürsoy, yayımladığı mesajda 12 Şubat’ın yalnızca tarihi bir gün olmadığını belirterek, aynı zamanda şehrin yeniden ayağa kalkışının ve kararlılığının sembolü olduğunu ifade etti. 6 Şubat depremlerinin ardından şehirde sağlık hizmetlerinin öneminin daha da arttığını vurgulayan Gürsoy, HG Hospital’ın bu sorumluluk bilinciyle hizmet verdiğini kaydederek, hastanenin bugün 800 personel ve 80 hekim kadrosuyla Kahramanmaraş ve bölge halkına kesintisiz sağlık hizmeti sunduğunu belirtti. Kısa sürede bölgesel ölçekte güçlü bir sağlık merkezi konumuna ulaştıklarını aktaran Gürsoy, HG Hospital bünyesinde Acil Ünitesi, KVC ameliyatlarının yapılabildiği ameliyathaneler, erişkin, yenidoğan, çocuk ve KVC yoğun bakım üniteleri, koroner yoğun bakım, fizik tedavi ünitesi, uyku laboratuvarı, inme merkezi, kalp merkezi, göz ünitesi, tıbbi onkoloji, endoskopi, radyoloji ile biyokimya ve mikrobiyoloji laboratuvarlarının hizmet verdiğini bildirdi. "Şehrimizin sağlık yükünü omuzlamaya devam edeceğiz" 12 Şubat’ın kurtuluş ruhunun bugün sağlıkta ve insan hayatına dokunan her alanda yaşatıldığını dile getiren Gürsoy, HG Hospital’ın birinci kuruluş yıl dönümünü Kahramanmaraş’ın kurtuluş günüyle aynı tarihte idrak etmenin ayrı bir anlam taşıdığını söyledi. Gürsoy açıklamasında, kurtuluş mücadelesinin tüm kahramanlarını rahmet ve minnetle andıklarını, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet dilediklerini belirterek, HG Hospital olarak insan hayatını merkeze alan anlayışla şehrin yaralarını sarmaya ve bölgenin sağlık yükünü omuzlamaya kararlılıkla devam edeceklerini ifade etti.
12 Şubat 2026 Perşembe - 11:20
Kanser farkındalığı ve bulaşıcı hastalıklar anlatıldı
DÜZCE (İHA) – Yığılca Toplum Sağlığı Merkezi tarafından, toplumda kanser farkındalığını artırmak, erken tanının hayati önemine dikkat çekmek ve bulaşıcı hastalıklar konusunda bilinç düzeyini yükseltmek amacıyla Yığılca İlçe Devlet Hastanesi’nde bilgilendirme standı kuruldu. Yığılca Devlet Hastanesinde kurulan stantta vatandaşlara; kanser taramalarının önemi, erken teşhisin tedavi sürecine katkısı, düzenli sağlık kontrollerinin gerekliliği ve bulaşıcı hastalıklardan korunma yolları hakkında kapsamlı bilgilendirmeler yapıldı. Sağlık personeli tarafından sunulan bilgilendirmelerde, özellikle tarama programlarına katılımın artırılması ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması konularına vurgu yapıldı. Etkinlik kapsamında hazırlanan bilgilendirici broşürler vatandaşlara dağıtılırken, katılımcıların merak ettikleri sorular da uzman personel tarafından yanıtlandı. Çalışma ile birlikte, toplumun sağlık okuryazarlığının artırılması, erken tanı bilincinin yaygınlaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi hedeflendi. Yetkililer, benzer farkındalık çalışmalarının ilçe genelinde farklı noktalarda da sürdürüleceğini belirterek, vatandaşları düzenli sağlık taramalarına katılmaya davet etti.
12 Şubat 2026 Perşembe - 11:20
Minilere ağız ve diş sağlığı eğitimi
ül Kevseri 4–6 Yaş Grubu Kur’an kursunda eğitim gören minik öğrencilere yönelik ağız ve diş sağlığı eğitimi düzenlendi. Sağlık Hizmetleri Başkanlığında görevli diş hekimleri tarafından verilen eğitimde, çocuklara ağız ve diş sağlığının önemi, doğru diş fırçalama teknikleri, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının diş sağlığı üzerindeki etkileri ve düzenli diş hekimi kontrolünün gerekliliği hakkında yaş gruplarına uygun, eğlenceli ve öğretici yöntemlerle bilgiler aktarıldı. Eğitim programı kapsamında ayrıca, çocuklarda erken yaşta acil durum bilinci oluşturmayı amaçlayan Minik 112 Projesi’nin tanıtımı yapıldı. Proje çerçevesinde, 112 Acil Çağrı Hattı’nın doğru ve etkin kullanımı, acil durumlarda yapılması gerekenler ve yardım isteme yolları minik öğrencilere anlatıldı. Etkinlik sonunda öğrencilere çeşitli bilgilendirici materyaller dağıtılırken, çocukların konuya ilgisi ve katılımı memnuniyetle karşılandı. Düzenlenen eğitimle birlikte, erken yaşta sağlık bilinci kazandırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedeflendi.
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:55
‘Bir defadan bir şey olmaz’ diyerek başladı, bırakabilmek için 15 yıldır mücadele ediyor
Hatay’da görevli Doktor Abdulkerim Girişken, sigara bağımlılığından kurtulmak için kişin kararlı olması gerektiğini ifade ederek sigarayı bırakmak isteyenlerin sigara bırakma klinikleri veya ‘Alo 171’i arayarak bağımlılıklarından kurtulabileceklerini söyledi. Sigarayı bırakabilmek için 15 yıldır mücadele veren Alican Rende, ‘bir defadan bir şey olmaz’ diyerek başladığını anlattı. Tütün kullanımı, günümüzde halk sağlığını tehdit eden en büyük önlenebilir nedenlerden biri olarak kabul ediliyor. Türkiye’de insanların en çok kullanılan Sigara; başta akciğer kanseri ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olmak üzere pek çok solunum sistemi hastalığına yol açarken, kalp-damar hastalıkları ve inme riskini de ciddi ölçüde rahatsızlıklara zemin hazırlıyor. Sigara kullanımın çocuk yaşlarına kadar düşerken sigarayla tanışma anlarının sigara bağımlılığın başlangıcı olarak görülüyor. Sigara bağımlısı olan insanların ‘Ben bağımlı değilim’ diyerek inkar ettiğini söyleyen Arsuz ilçe Sağlık Müdürlüğü’nde görevli Doktor Abdulkerim Girişken, sigara bağımlılığından kurtulmaya karar vermiş kişiler ilçe sağlık müdürlüklerimizde sigara bırakma kliniklerine başvuru yaparak ilk adımı atacaklarını söyledi. Lise zamanlarından arkadaşlarından görerek sigara içmeye başladığını ifade eden Alican Rende, 15 yılın ardından sigarayı bırakmak istediği için hastaneye başvurduğunu söyledi. "Bu süreç içerisinde de yemeklerden tat alma, koku alma ve fiziksel olarak akciğerlerin temizlenme aşaması başlıyor" Sigarayı bırakmak isteyenlerin öncelikle isteyerek karar vermesinin önemli olduğunu söyleyen Doktor Abdülkerim Girişken, sigara kullanımının kanser riskini ortaya çıkarabileceğini belirterek "Sigarayla tanışma aslında çocuk yaşlarda başlıyor. Ailemizde, çevremizde içen bireylerle tanışmış oluyoruz. Özellikle kötü kokusu çok akıllarda yer kalıyor. Zamanla bunu kullanma aşamasına gelen ilk tanışma ise ortaokul çağında başlamış olabiliyor. Bu yaşlara kadar düştü ne yazık ki; ilerleyen çağlarda arkadaş ortamı, iş hayatı, kötü bir zaman geçmişi olan durumlarda sigarayla tanışmak çok mümkün oluyor. Aslında burada içenler ‘ben bağımlı değilim’ diyerek bana çok inkar ediyorlar. Bireyin ilk önce bunun için karar vermesi lazım. Karar vermekle istemek arasında fark var. Kişi buna kararlıysa, eylemleri doğrultusunda sigarayı bırakmak için hedefler belirler. Sigara kullanımı özellikle solunum sisteminde ve kardiovasküler sistemde çok sıkıntılar yaşatıyor. Ağız ciğerlerimizde, dudağımızda, dişimizde, gırtlağımızda, boğazımızda ağrılara sebep olur, tür yerlerde ne yazık ki kanser risklerine yol açabiliyor. Özellikle sigara ilk bırakma aşamalarında kişi çok yoruluyor. Bu süreç içerisinde de yemeklerden tat alma, koku alma ve fiziksel olarak akciğerlerin temizlenme aşaması başlıyor. İlk 1 yılda neredeyse yüzde 70’i, 2 yılda ise yılda neredeyse yüzde 95’i eski haline tamamen dönmüş bir hale ulaşıyor. Sigara bırakmaya karar vermiş kişiler ilçe sağlık müdürlüklerimizde sigara bırakma kliniklerine başvurabilirler. Buna ek olarak Alo 171’i arayarak ilgili hizmetleri alabilirler" şeklinde konuştu. "15 yıl önce lise zamanlarındayken arkadaşlarımdan görüp ‘onlara bir şey olmuyorsa bana da bir şey olmaz’ diye başladım" Lise zamanlarında başladığı sigarayı 15 yılın ardından bırakmak istediğini söyleyen Alican Rende, "15 yıl olması gerekiyor lise zamanlarındayken arkadaşlarımdan görüp ‘onlara bir şey olmuyorsa bana da bir şey olmaz’ diye başladım. Bir yerden sonra uyanınca sigara içtiğini fark ediyorsun ve sigaran bittiği zaman arıyorsun. O zaman bağımlı olduğunu fark ediyorsun. Üniversite öğrencisiyken, 7 yıl önce ilaç vardı ve onu kullandım. Uzun süre bıraktım ama pandemi döneminde geri başladım. Pandemi bittiğinde tekrardan bıraktım. Depremle birlikte geri başladım. Ağız alışkanlığı olduğu için bir şeyler yemek zorundaymışım gibi hissediyordum ve çevreyi değiştiremedim. Çevremde herkes sigara içiyordu ama ilaçla bıraktığım dönemde bütün dumanlar beni rahatsız etmeye başladı, o günler güzeldi. Farkında olmadan tekrardan başladım. Bir defadan olmaz diye geri başladım ve sonrasında alışkanlık geri geliyor. Yoğun ve stresli bir dönemden geçiyorum. Bırakmaya karar verdiğim bir dönem var ama o şu an değil. Sigarayı hiç sevmiyorum. Cidden sevmeden içiyorum ama alışkanlık bir şekilde çözemiyorum. Şu şekilde sigara içilmeyen ortamda insanlarla oturamıyorum, bu sıkıntılı bir durum geliyor. Sigara içmeyen arkadaşlarımız da sigara içilen ortama girdiği için bizle oturmak istemediğini fark ediyorsun. Kıyafetlerin veya saçın kötü kokuyor. Sigarayı bırakmayı istediğim için buradayım" ifadelerini kullandı.
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:54
‘Bir defadan bir şey olmaz’ diyerek başladı, bırakabilmek için 15 yıldır mücadele ediyor
Hatay’da görevli Doktor Abdulkerim Girişken, sigara bağımlılığından kurtulmak için kişin kararlı olması gerektiğini ifade ederek sigarayı bırakmak isteyenlerin sigara bırakma klinikleri veya ‘Alo 171’i arayarak bağımlılıklarından kurtulabileceklerini söyledi. Sigarayı bırakabilmek için 15 yıldır mücadele veren Alican Rende, ‘bir defadan bir şey olmaz’ diyerek başladığını anlattı. Tütün kullanımı, günümüzde halk sağlığını tehdit eden en büyük önlenebilir nedenlerden biri olarak kabul ediliyor. Türkiye’de insanların en çok kullanılan Sigara; başta akciğer kanseri ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olmak üzere pek çok solunum sistemi hastalığına yol açarken, kalp-damar hastalıkları ve inme riskini de ciddi ölçüde rahatsızlıklara zemin hazırlıyor. Sigara kullanımın çocuk yaşlarına kadar düşerken sigarayla tanışma anlarının sigara bağımlılığın başlangıcı olarak görülüyor. Sigara bağımlısı olan insanların ‘Ben bağımlı değilim’ diyerek inkar ettiğini söyleyen Arsuz ilçe Sağlık Müdürlüğü’nde görevli Doktor Abdulkerim Girişken, sigara bağımlılığından kurtulmaya karar vermiş kişiler ilçe sağlık müdürlüklerimizde sigara bırakma kliniklerine başvuru yaparak ilk adımı atacaklarını söyledi. Lise zamanlarından arkadaşlarından görerek sigara içmeye başladığını ifade eden Alican Rende, 15 yılın ardından sigarayı bırakmak istediği için hastaneye başvurduğunu söyledi. "Bu süreç içerisinde de yemeklerden tat alma, koku alma ve fiziksel olarak akciğerlerin temizlenme aşaması başlıyor" Sigarayı bırakmak isteyenlerin öncelikle isteyerek karar vermesinin önemli olduğunu söyleyen Doktor Abdülkerim Girişken, sigara kullanımının kanser riskini ortaya çıkarabileceğini belirterek "Sigarayla tanışma aslında çocuk yaşlarda başlıyor. Ailemizde, çevremizde içen bireylerle tanışmış oluyoruz. Özellikle kötü kokusu çok akıllarda yer kalıyor. Zamanla bunu kullanma aşamasına gelen ilk tanışma ise ortaokul çağında başlamış olabiliyor. Bu yaşlara kadar düştü ne yazık ki; ilerleyen çağlarda arkadaş ortamı, iş hayatı, kötü bir zaman geçmişi olan durumlarda sigarayla tanışmak çok mümkün oluyor. Aslında burada içenler ‘ben bağımlı değilim’ diyerek bana çok inkar ediyorlar. Bireyin ilk önce bunun için karar vermesi lazım. Karar vermekle istemek arasında fark var. Kişi buna kararlıysa, eylemleri doğrultusunda sigarayı bırakmak için hedefler belirler. Sigara kullanımı özellikle solunum sisteminde ve kardiovasküler sistemde çok sıkıntılar yaşatıyor. Ağız ciğerlerimizde, dudağımızda, dişimizde, gırtlağımızda, boğazımızda ağrılara sebep olur, tür yerlerde ne yazık ki kanser risklerine yol açabiliyor. Özellikle sigara ilk bırakma aşamalarında kişi çok yoruluyor. Bu süreç içerisinde de yemeklerden tat alma, koku alma ve fiziksel olarak akciğerlerin temizlenme aşaması başlıyor. İlk 1 yılda neredeyse yüzde 70’i, 2 yılda ise yılda neredeyse yüzde 95’i eski haline tamamen dönmüş bir hale ulaşıyor. Sigara bırakmaya karar vermiş kişiler ilçe sağlık müdürlüklerimizde sigara bırakma kliniklerine başvurabilirler. Buna ek olarak Alo 171’i arayarak ilgili hizmetleri alabilirler" şeklinde konuştu. "15 yıl önce lise zamanlarındayken arkadaşlarımdan görüp ‘onlara bir şey olmuyorsa bana da bir şey olmaz’ diye başladım" Lise zamanlarında başladığı sigarayı 15 yılın ardından bırakmak istediğini söyleyen Alican Rende, "15 yıl olması gerekiyor lise zamanlarındayken arkadaşlarımdan görüp ‘onlara bir şey olmuyorsa bana da bir şey olmaz’ diye başladım. Bir yerden sonra uyanınca sigara içtiğini fark ediyorsun ve sigaran bittiği zaman arıyorsun. O zaman bağımlı olduğunu fark ediyorsun. Üniversite öğrencisiyken, 7 yıl önce ilaç vardı ve onu kullandım. Uzun süre bıraktım ama pandemi döneminde geri başladım. Pandemi bittiğinde tekrardan bıraktım. Depremle birlikte geri başladım. Ağız alışkanlığı olduğu için bir şeyler yemek zorundaymışım gibi hissediyordum ve çevreyi değiştiremedim. Çevremde herkes sigara içiyordu ama ilaçla bıraktığım dönemde bütün dumanlar beni rahatsız etmeye başladı, o günler güzeldi. Farkında olmadan tekrardan başladım. Bir defadan olmaz diye geri başladım ve sonrasında alışkanlık geri geliyor. Yoğun ve stresli bir dönemden geçiyorum. Bırakmaya karar verdiğim bir dönem var ama o şu an değil. Sigarayı hiç sevmiyorum. Cidden sevmeden içiyorum ama alışkanlık bir şekilde çözemiyorum. Şu şekilde sigara içilmeyen ortamda insanlarla oturamıyorum, bu sıkıntılı bir durum geliyor. Sigara içmeyen arkadaşlarımız da sigara içilen ortama girdiği için bizle oturmak istemediğini fark ediyorsun. Kıyafetlerin veya saçın kötü kokuyor. Sigarayı bırakmayı istediğim için buradayım" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder