SAĞLIK
5 saat süren mikro operasyon başarıyla tamamlandı: Kendi dokusuyla hayata tutundu 13 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:18:27 Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, kanser nedeniyle memesi alınan bir hastaya, kendi dokusu kullanılarak mikro cerrahi yöntemle yeni meme oluşturuldu. Şehirde ilk kez uygulanan bu operasyonla, hastanın karın bölgesinden alınan doku damarlarıyla birlikte göğüs bölgesine nakledildi. Rahatsızlığı nedeniyle Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran hastada gerçekleştirilen operasyon iki aşamalı olarak tamamlandı. İlk olarak genel cerrahi ekibi tarafından gerçekleştirilen işlemin ardından, Plastik Cerrahi Uzmanları Dr. Muaz Zuhurlu ve Dr. Emre Berkay Zeyrek devraldı. Yaklaşık 5 saat süren operasyonda, "serbest doku aktarımı" adı verilen mikro cerrahi yöntemi uygulandı. Operasyon kapsamında hastanın karın bölgesinden alınan doku, mikroskop altında damar bağlantıları yapılarak göğüs bölgesine taşındı. Uzmanlar, hastanın kendi dokusunun kullanıldığı bu yöntemin, yapay materyallere oranla vücutla daha uyumlu ve kalıcı sonuçlar sunduğunu ifade etti. Yaşam kalitesini artırıyor Uygulanan yöntemin meme kanseri sonrası rehabilitasyon sürecinde ve hastanın yaşam kalitesinin artırılmasında önemli rol oynadığı belirtildi. Sakarya’da ilk kez gerçekleştirilen bu mikro cerrahi müdahalesinin, bölgedeki benzer durumdaki hastalar için bir tedavi alternatifi oluşturması hedefleniyor. Hastanın sağlık durumunun iyi olduğu ve takip sürecinin devam ettiği öğrenildi.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:08 "Yapay zekanın tesellisi tehlike saçıyor, muhakeme yeteneğini bloke ediyor" Uzmanlar, yapay zekanın insan beynini bloke ederek muhakeme yeteneğini zayıflattığı ve yanlış yönlendirmelerle bireyleri intihara kadar sürükleyebileceği uyarısında bulundu. Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Elif Yöyen, yapay zekayla kurulan duygusal bağın sosyal izolasyonu derinleştirdiğini ve insanın problem çözme yeteneğini körelttiğini belirtti. Yapay zekayı arkadaş olarak kullanan gençlerin sosyal olarak kendini izole etmeye meyilli olduğunu belirten Yöyen, yapay zekanın özellikle gençler üzerinde bilinçsiz kullanım sonucunda büyük hasarlara yol açabileceğini vurguladı. "Yapay zeka bize hükmetmeye başlıyor" Değişen toplum yapısıyla beraber insanların yalnızlaştığını ve çözümü yapay zekada aradığını belirten Yöyen, "İnsanoğlu yalnızlığa tahammül edebilen bir varlık değildir. İnsan beyni sosyal bir varlıktır. Dolayısıyla insanlar bu sosyalleşme ihtiyaçlarını yapay zekayla sohbet ederek gidermeye çalışıyorlar ve tabii ki oradan aldıkları küçük tavsiyelerle de hayatlarına yön vermeye çalışıyorlar. Fakat bu tavsiyeler aslında kişilerin kendi gerçekte küçük de olsa sorunlarında, problem çözebilme becerilerini azaltıyor. Kız arkadaşınla kavga ettiysen ona bir çiçek al ve özür dile. Oldukça robotik davranmaya başlıyoruz ve yapay zeka bize hükmetmeye başlıyor. Bu anlamda insanın problem çözme ve düşünme, muhakeme edebilme süreçlerini bloke ettiği için masum bile görünse insan beynini bloke eden bu yapısıyla değersiz olduğunu düşünüyorum yapay zekanın" dedi. "Gençler neden buna ihtiyaç duyuyor" Kendini rahat ifade edemeyen ve toplumda kendilerine yer bulamayan gençlerin yapay zekayı arkadaş gibi kullandıklarını vurgulayan ve bu konuda gençlerin ailelerine ve arkadaşlarına büyük rol düştüğünü ifade eden Yöyen, "Öyle görünüyor ki yapay zekayla sohbet eden gençler daha sosyal ve ailesel ilişkileri anlamında kendini geri çekmiş. Daha sosyal anlamda izolasyonuna kendini sürüklemiş, yalnızlaşmış çocuklar. Aileler ya da onların çevresinde bulunanların buna biraz dikkat etmesi gerekiyor" diye konuştu. "Kendi kendinize terapi de yapamazsınız" Terapi uygulamasının bir uzman eşliğinde yapılması gerektiğini belirten Yöyen, "Terapi bir başka kişi tarafından size uygulanabilen bir hizmettir. Evet ağırlıklı olarak konuşma üzerine yapılmış olan bir tedavi biçimidir ama nasıl konuşacağımızı, ne zaman konuşacağımızı, ne zaman geri bildirim vereceğimizi, neyi nasıl yansıtacağımızı özel tekniklerle öğreniyoruz. Bu anlamda kendi kendine terapi diye bir şey yok. Sadece bu kendi var olan sorunlarını yüksek sesle dile getirmek ve bu sorunun varlığını kabul etmek bu konuda bir farkındalık geliştirmek olabilir" ifadelerini kullandı. Yapay zeka algoritmasının verilen bilgilerle şekillendiğini belirten Yöyen, terapi ve tedavi süreçlerinde bir uzman yönlendirilmesiyle kullanılması gerektiğini vurgulayarak, "Yapay zeka ’gel bana derdini anlat, gel bana halini anlat, ben sana teşhis koyayım ve seni yönlendireyim’ gibi bir uygulamada bulunmaz. Bu yüzden sorumluluk tamamen yapay zekayı kullanan bireyin kendisinde olması gerekiyor. Kişinin verdiği bilgilerle yapay zeka şekillendiği ve algoritma öyle yönlendirildiği için kendini doğru ifade edemediğinde yapay zekadan alacağı geri bildirimle depresyon derinleşebilir. ’Artık gerçekten hiçbir çıkar yol bulamıyorum’ diyerek insanları intihara sürükleyebilir" ifadelerini kullandı.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 15:59 Prof. Dr. Çelik: "Obezite artık kozmetik bir sorun değil kronik bir hastalıktır" Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, obezitenin artık estetik bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu durumun çağın en korkutucu salgını haline geldiğini söyledi. Avrupa Obezite Günü dolayısıyla dünya genelinde ve Türkiye’de artış gösteren kilo problemleri, modern toplumların en büyük sağlık tehditlerinden biri olarak kabul ediliyor. Sadece fiziksel değil, psikososyal etkileriyle de bireylerin yaşam kalitesini düşüren obezite, küresel ölçekte bir pandemi halini alırken, uzmanlar bu durumun kronik bir hastalık olarak ele alınması gerektiği uyarısında bulunuyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde yaklaşık 7 yıldır faaliyette olan Van Obezite Merkezi, bölgedeki obezite ile mücadelede lokomotif rolü üstleniyor. Günümüze kadar 2 binden fazla danışanın sağlık hizmeti aldığı merkezde, başvuranların yüzde 60’ı başarılı bir şekilde kilo vermeyi başardı. Merkezde takip edilen hastaların 200’ü ise cerrahi yöntemlerle tedavi edilerek sağlığına kavuştu. "Obezite, sadece biyolojik nedenlerle açıklanacak bir durum değil" İHA muhabirine konuşan Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, günümüzde obezitenin ciddi bir salgın halini aldığını belirtti. Prof. Dr. Çelik, "Günümüzde, çağımızın en önemli salgınlarından biri obezitedir. Obezite artık estetik ya da kozmetik bir sorun olarak algılanmıyor, algılanmamalıdır da. Halen estetik amaçlarla obezite tedavisine başvuran ya da bu şekilde düşünen insanlar var; ancak bu kesinlikle yanlıştır. Çünkü obezite; kanserden şeker hastalığına, tansiyona kadar birçok hastalığın ana nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ayrıca obezite, sadece biyolojik nedenlerle açıklanacak bir durum da değildir; psikolojik ve sosyolojik yönleri olan, ’multifaktöriyel’ dediğimiz bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla bu, sadece şu ilaçla ya da şu ameliyatla düzelecek biyolojik bir problem değildir; psikolojiyi ve sosyal desteği de gerektiren, birçok bölümü ilgilendiren bir hastalıktır. Bu nedenle obeziteyle mücadele de birçok alanı kapsamaktadır" dedi. "Bu bir suçluluk durumu değil, bir hastalıktır" Eskiden insanların açlıktan vefat ettiğini günümüzde ise aşırı kilodan dolayı sağlığını kaybedenlerin sayısının daha fazla olduğuna dikkat çeken Çelik, "Bunları, obezitenin ne kadar ciddi bir problem haline geldiğini vurgulamak için söylüyorum. Öte yandan, obez popülasyondaki insanları suçlamamamız gerekiyor. Bu bir suçluluk durumu değil, bir hastalıktır. Dolayısıyla hastalıkla daha akılcı yöntemlerle mücadele etmemiz gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye genelinde obezite oranı yüzde 30-31 civarında gözüküyor. Van ilimizde de maalesef obezite yüksek oranda seyrediyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde, İl Sağlık Müdürlüğümüzün de katkılarıyla 2019 yılında kurduğumuz Obezite Merkezimiz, şu anda 2 bine yakın danışanıyla aktif hizmet vermeye devam ediyor. Buraya gelen danışanlarımızın çok başarılı bir şekilde tedavi olduklarını ve verilerimize göre ciddi kilo kaybı sağladıklarını biliyoruz" diye konuştu. Obezitenin çok inatçı bir hastalık olduğunu, kilo verdikten sonra tekrar kilo almalarının mümkün olduğunu hatırlatan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kilo verip tekrar geri almak, hastaların yüzde 60’ında izlediğimiz bir durumdur. Ameliyat ettiğimiz hastalarda bile 2-3 yıl sonra bir kısmının geri kilo aldığını görüyoruz. Bu durum şunu gösteriyor: Obezite sadece mideyi küçülterek, bir hap alarak ya da bir iğne yaparak çözülecek bir konu değildir. Bu bir kozmetik sorun değil; şeker hastalığı gibi ömür boyu mücadele gerektiren kronik bir sağlık sorunudur. Şayet iyi donanımlı bir merkezde takip edilirse, hastaların tekrar kilo alma oranı azalacaktır."
Diyarbakır’da tütünle mücadele güçleniyor
09 Şubat 2026 Pazartesi - 14:41 Diyarbakır’da tütünle mücadele güçleniyor Diyarbakır genelinde tütün bağımlılığıyla mücadele çalışmaları, hizmet çeşitliliği, teknolojik altyapı ve erişilebilirlik açısından her yıl daha da güçlenerek devam ediyor. 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, yürütülen çalışmaların bilimsel yöntemler ve profesyonel danışmanlık hizmetleri temelinde sürdürüldüğünü belirtti. Uzm. Dr. Emre Asiltürk, sigaranın birey sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekerek, "Sigara içilen her an, sağlıktan ve gelecekteki mutlu günlerden verilen bir ödündür. Bugün o paketi bir kenara bırakmak, kendinize ve sevdiklerinize verebileceğiniz en değerli hediyedir’’ dedi. İl genelinde hizmet veren Mobil Sigara Bırakma Polikliniği, özellikle sağlık kuruluşlarına erişimde zorluk yaşayan kırsal bölgelerdeki vatandaşlar ile yoğun iş temposu nedeniyle zaman ayıramayan bireyler için önemli bir kolaylık sağlıyor. Uzman ekipler tarafından yürütülen mobil hizmet kapsamında, karbonmonoksit ölçümü, nikotin bağımlılık testleri, bireysel danışmanlık hizmetleri sunuluyor. Tütün bağımlılığı tedavisi eğitimi almış hekimlerce yapılan değerlendirmeler sonucunda gerekli görülen kişilere ilaç tedavisi başlanıyor ve kişiye özel "Bırakma Planları" oluşturuluyor. Düzenli takip ve motivasyon desteği ise tedavi sürecinin sürdürülebilirliğini artırıyor. 2025 yılı boyunca Diyarbakır’da tütün bağımlılığıyla mücadele hizmetlerine yoğun başvuru gerçekleşti. İl genelindeki verilere göre 2 bin 88 kişi sigara bırakma polikliniklerine başvurdu, bin 199 kişiye ilaç tedavisi başlandı, 224 kişi sigarayı tamamen bıraktı. Bu sonuçlarla birlikte Diyarbakır’da sigara bırakma başarı oranı yüzde 10,72 olarak kaydedildi. Tütünle mücadele çalışmaları Yenişehir KETEM, Ergani Sağlıklı Hayat Merkezi, Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Talaytepe Sağlıklı Hayat Merkezi, Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesi, 26 Kasım 2025 itibarıyla hizmete giren Çermik İlçe Sağlık Müdürlüğü bünyesinde sürdürülüyor. Hizmet kalitesini artırmak amacıyla 2025 yılında 62 hekime özel eğitim verildiğini belirten Uzm. Dr. Emre Asiltürk, kapasite artırım çalışmaları kapsamında bu eğitimin 24 Şubat 2026 tarihinde yeniden düzenleneceğini ifade etti. Uzm. Dr. Emre Asiltürk, "Sigarayı bırakmak için en doğru zaman, karar verdiğiniz andır. 9 Şubatı sağlığınız için bir milat yapın’’ diye konuştu.
Kilis’te ’Dünya Sigarayı Bırakma Günü’nde vatandaşlar bilgilendirildi
09 Şubat 2026 Pazartesi - 14:38 Kilis’te ’Dünya Sigarayı Bırakma Günü’nde vatandaşlar bilgilendirildi Her yıl milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine neden olan tütün bağımlılığıyla mücadele kapsamında ’9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü’ dolayısıyla Kilis’te vatandaşlara bilgilendirme yapıldı. Kilis’te Aile Sağlığı Merkezleri ve Sağlıklı Hayat Merkezi’nde sigara kullanan vatandaşlara yönelik bilgilendirme çalışması gerçekleştirildi. Yetkililer, sigaranın zararları ve bırakma yöntemleri hakkında vatandaşlara bilgi verdi. Kilis İl Sağlık Müdürü Kadir Söylemez, Dünya Sigarayı Bırakma Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, sigaranın içeriğinde 4 binden fazla kimyasal madde bulunduğunu belirterek, bu maddelerin insan sağlığına ciddi zararlar verdiğini söyledi. Söylemez, "Sigaranın kanserojen etkisinden tutun da akciğere ve kalbe ek yük oluşturarak damar sertliği, hipertansiyon ve kalp yetmezliği gibi birçok hastalığa sebebiyet verdiği bilinmektedir. Bu vesileyle vatandaşlarımıza ‘Sigarayı bırak, hayatını değiştir’ çağrısında bulunuyoruz" dedi. Sigara bırakmak isteyen vatandaşların Alo 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı’ndan destek alabileceğini ifade eden Söylemez, Sağlıklı Hayat Merkezleri’nin de bu konuda hizmet verdiğini kaydetti. İl genelinde sigara bırakma hizmetlerinin yaygınlaştırılacağını belirten Söylemez, "Yaklaşık bir ay içerisinde ilimizde tüm aile hekimliklerimizde sigara bırakma polikliniği açmayı planlıyoruz. Hastanemizde şu anda aktif olarak hizmet veren iki sigara bırakma polikliniğimiz bulunmaktadır. Tüm vatandaşlarımızı sigarayı bırakmaya davet ediyoruz" diye konuştu. Sigara kullanan vatandaşlar ise sigarayı bırakmak için çaba göstereceklerini ifade etti.
Dr. Kadriye Kayabaşı: "Asrın pandemisi sigara"
09 Şubat 2026 Pazartesi - 14:23 Dr. Kadriye Kayabaşı: "Asrın pandemisi sigara" Dünyada 8 milyon kişinin ölümüne sebep olan sigara bağımlılığının çok büyük sağlık sorunlarına sebep olduğunu belirten uzmanlar, sigaranın ’asrın pandemisi’ olduğunu ifade ediyor. Çağın en büyük sorunu olarak görülen sigara nedeniyle her yıl 8 milyon kişi hayatını kaybediyor. Pasif içicilik nedeniyle de her yıl 1 milyon kişinin hayatını kaybettiği ifade ediliyor. Bağımlılığın çok büyük sağlık sorunlarına sebep olduğunu belirten uzmanlar, sigaranın ’asrın pandemisi’ olduğunu ifade ediyor. Asrın pandemisi: Sigara 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü ile ilgili konuşan Doktor Kadriye Kayabaşı, "Ne yazık ki hep griplerden, Covid-19’dan, influenzadan bahsediyoruz ama aslında asrın pandemisi sigara. Dünyada her yıl 8 milyon insanı sigaraya, yine 1 milyon insanı pasif içiciliğe bağlı nedenlerden dolayı kaybediyoruz. O yüzden sigara bizim çağımızın en büyük ölümcül problemi. Sigara Bırakma Polikliniğinde, danışanlarımız hem MHRS üzerinden randevu ile hem de bizzat başvurarak randevu alıp bizimle iletişime geçiyorlar. Şu an yeni başlayan bir sistemimiz de var; uzaktan değerlendirme, eğer ki danışanlar yoğunluklarından, çalışma şartlarından, çocuklarından dolayı gelemiyorlarsa biz de MHRS üzerinden, uzaktan değerlendirmeyle başvurup telefonlarına giden linkle bağlantı kurup görüşme sağlayabiliyoruz" dedi. "Amacımız sigarayı bırakma eyleminin devamlılığını sağlamak" Randevuların MHRS üzerinden alındığını ifade eden Dr. Kayabaşı, "Bu görüşmede de bağımlılıklarını ölçüyoruz; yüksek mi, orta mı yoksa az derecede mi bağımlı diye. Konuşuyoruz neden bırakamadığını ve bırakamama sebepleri arasında neler var. Psikolojik kökenliyse burada psikologlarımız da var, davranış terapi yöntemleriyle onlara destek olmaya çalışıyoruz. Bakıyoruz eğer bağımlılığı yüksekse ve bunu psikolojik yöntemlerle aşamıyorsa farmakolojik tedaviye başvuruyoruz ve Sağlık Bakanlığının bize verdiği ilaçlarla destek sağlıyoruz ve bırakan danışanlarımız oluyor. İlacımıza başladıktan 1 hafta sonra tekrar görüşmeye çağırıyoruz, bırakma günü belirliyoruz, bırakabilip bırakamadığını sorguluyoruz. Eğer ilaçla bıraktırıyorsak 1 ay sonunda ilaç bittikten sonra düzenli olarak kişiyi görüşmelere çağırıyoruz. Aslında amacımız sigarayı bırakma eyleminin devamlılığını sağlamak" ifadelerine yer verdi. "Sigarayı bıraktırmak benim için nesillerimizi kurtarmak anlamına geliyor" ’Sigarasız Türkiye’ sloganı ile yola çıkıldığını söyleyen Kadriye Kayabaşı, "Dünyadaki en büyük ölüm nedenlerinden biri olan sigara asrımızın en büyük pandemisi, problemi. Sigarayı bıraktırmak benim için nesillerimizi kurtarmak anlamına geliyor. Bir kişi sigarayı bıraktığında kendi evlatlarına, torunlarına, ecdadına aslında bir miras bırakıyor. Hem sağlıklı bir nesil hem de sağlıklı bir dünya için sigarayı bırakmamız gerekiyor. Sivas’taki sağlık çalışanları olarak bir hayalimiz var; Sigarasız Sivas, Sigarasız Türkiye diyoruz" şeklinde konuştu.
Denizli’de 5 bin 14 kişi sigarayı bırakmak için başvurdu
09 Şubat 2026 Pazartesi - 14:17 Denizli’de 5 bin 14 kişi sigarayı bırakmak için başvurdu Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, 2025 yılında 5 bin 14 kişinin sigara bırakma polikliniklerine başvurduğunu bunlardan bin 744’ünün sigarayı bıraktığını, 60 bin 801 kez sahada denetim yapıldığını ve sigara yasağına uymayan 431 işletmeye ceza uygulandığını söyledi. 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, tütün ürünleri kullanımının başta akciğer kanseri olmak üzere birçok kanser türüne, kalp ve solunum yolu hastalıklarına yol açtığını söyledi. Sigara kullanımının çok önemli bir toplum sağlığı sorunu olduğuna dikkat çeken Öztürk, sigaranın en önemli önlenebilir ölüm nedenleri arasında yer aldığını vurguladı. 2025 yılında 5 bin 14 kişi sigara bırakma polikliniklerine başvurdu Tütün ürünü kullanılan süre ve tütün ürünü kullanım sıklığının arttıkça kanser ve diğer sağlık risklerinin de artacağını söyleyen Uz. Dr. Berna Öztürk, " Tütün ürünü kullanımı vücudun hemen hemen her organına zarar vermekte ve önlenebilir pek çok hastalık, sakatlık ve erken öleme de sebep olmaktadır. Tüm bu riskler göz önüne alındığında geç kalmadan bırakmak için adım atmak çok önemlidir. İlk sigara bırakma gününden itibaren yüksek kalp atış hızı normale döner, kan basıncı düşer, kan dolaşımındaki karbon monoksit seviyesi normale döner. 2-12 hafta içinde dolaşım düzelir, kanın akışkanlığı artar, el ayak gibi vücudun uç kısımları daha iyi kanlanır, akciğer kapasitesi artar. 1 yıl sonra akciğerler daha sağlıklı hale gelir, koroner kalp hastalığı riski sigara içen birinin yarısına düşer. Ülkemizde tütün ürünü kullananlar ve bırakmak isteyenler Sağlık Bakanlığı Alo 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı’nı arayarak destek alıp ilimizdeki sigara bırakma polikliniklerine başvurabilir. İlimizdeki sigara ile mücadelede rakamlara da bakacak olursak; 2025 yılında 5 bin 14 kişi sigara bırakma polikliniklerine başvurdu. Bunlardan 1744’ü sigarayı bıraktı. Hekimlerimiz tarafından uygun görülen hastalara, sigara bırakma tedavisinde kullanılan ilaçlar da ücretsiz olarak verildi" dedi. 64 bin 364 kez sahada sigara denetimi yapıldı. Denizli’de 4207 sayılı kanun kapsamında 7 gün - 24 saat esasına göre tütün denetimlerinin yapıldığını aktaran Uz. Dr. Berna Öztürk, Rutin denetimlerin yanı sıra kapalı mekanlarda sigara kullanımı olursa vatandaşlarımız tarafından ALO 184 ya da Yeşil Dedektör Mobil Uygulaması üzerinden gelen ihbarlara yönelik denetimler de yapılmaktadır. Gelen ihbarlar en geç 2 saat içinde ekiplerimiz tarafından değerlendirilerek gerekli işlemler yapılmaktadır. Yine bu doğrultuda, 2025 yılında sahada 60 bin 801 kez rutin denetim yapıldı ve bunlardan sigara ihlali yapan 431 işletmeye işlem yapıldı" ifadelerini kullandı.
Dr. Kadriye Kayabaşı: "Asrın pandemisi sigara"
09 Şubat 2026 Pazartesi - 14:11 Dr. Kadriye Kayabaşı: "Asrın pandemisi sigara" Dünyada 8 milyon kişinin ölümüne sebep olan sigara bağımlılığı, çağın en büyük ölümcül problemi olarak görülüyor. Sigara bağımlılığıyla mücadele için kurulan Sigara Bırakma Poliklinikleri, vatandaşların bağımlılıktan kurtulmalarını sağlıyor. Çağın en büyük sorunu olarak görülen sigara nedeniyle her yıl 8 milyon kişi hayatını kaybediyor. Pasif içicilik nedeniyle de her yıl 1 milyon kişinin hayatını kaybettiği ifade ediliyor. Bağımlılığın çok büyük sağlık sorunlarına sebep olduğunu belirten uzmanlar, sigaranın ‘asrın pandemisi’ olduğunu ifade ediyor. Asrın pandemisi: Sigara 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü ile ilgili konuşan Doktor Kadriye Kayabaşı, "Ne yazık ki hep griplerden, Covid-19’dan, influenzadan bahsediyoruz ama aslında asrın pandemisi sigara. Dünyada her yıl 8 milyon insanı sigaraya, yine 1milyon insanı pasif içiciliğe bağlı nedenlerden dolayı kaybediyoruz. O yüzden sigara bizim çağımızın en büyük ölümcül problemi. Sigara Bırakma Polikliniğinde, danışanlarımız hem MHRS üzerinden randevu ile hem de bizzat başvurarak randevu alıp bizimle iletişime geçiyorlar. Şu an yeni başlayan bir sistemimiz de var; uzaktan değerlendirme, eğer ki danışanlar yoğunluklarından, çalışma şartlarından, çocuklarından dolayı gelemiyorlarsa biz de MHRS üzerinden, uzaktan değerlendirmeyle başvurup telefonlarına giden linkle bağlantı kurup görüşme sağlayabiliyoruz" dedi. "Amacımız sigarayı bırakma eyleminin devamlılığını sağlamak" Randevuların MHRS üzerinden alındığını ifade eden Dr. Kayabaşı, "Bu görüşmede de bağımlılıklarını ölçüyoruz; yüksek mi, orta mı yoksa az derecede mi bağımlı diye. Konuşuyoruz neden bırakamadığını ve bırakamama sebepleri arasında neler var. Psikolojik kökenliyse burada psikologlarımız da var, davranış terapi yöntemleriyle onlara destek olmaya çalışıyoruz. Bakıyoruz eğer bağımlılığı yüksekse ve bunu psikolojik yöntemlerle aşamıyorsa farmakolojik tedaviye başvuruyoruz ve Sağlık Bakanlığının bize verdiği ilaçlarla destek sağlıyoruz ve bırakan danışanlarımız oluyor. İlacımıza başladıktan 1 hafta sonra tekrar görüşmeye çağırıyoruz, bırakma günü belirliyoruz, bırakabilip bırakamadığını sorguluyoruz. Eğer ilaçla bıraktırıyorsak 1 ay sonunda ilaç bittikten sonra düzenli olarak kişiyi görüşmelere çağırıyoruz. Aslında amacımız sigarayı bırakma eyleminin devamlılığını sağlamak" ifadelerine yer verdi. "Sigarayı bıraktırmak benim için nesillerimizin kurtarmak anlamına geliyor" ‘Sigarasız Türkiye’ sloganı ile yola çıkıldığını söyleyen Kadriye Kayabaşı, "Dünyadaki en büyük ölüm nedenlerinden biri olan sigara asrımızın en büyük pandemisi, problemi. Sigarayı bıraktırmak benim için nesillerimizin kurtarmak anlamına geliyor. Bir kişi sigarayı bıraktığında kendi evlatlarına, torunlarına, ecdadına aslında bir miras bırakıyor. Hem sağlıklı bir nesil hem de sağlıklı bir dünya için sigarayı bırakmamız gerekiyor. Sivas’taki sağlık çalışanları olarak bir hayalimiz var; Sigarasız Sivas, Sigarasız Türkiye diyoruz" şeklinde konuştu.
Sigara ve tütün ürünleri akciğer hastalıklarında hayati önem taşıyor
09 Şubat 2026 Pazartesi - 13:29 Sigara ve tütün ürünleri akciğer hastalıklarında hayati önem taşıyor Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Funda Karaduman Yalçın, "Özellikle sigara ve tütün ürünleri gibi risk faktörlerinden uzak durmak, düzenli kontrolleri ihmal etmemek ve belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden doktora başvurmak akciğer hastalıklarında hayati önem taşır" dedi. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Funda Karaduman Yalçın, 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü kapsamında bilgilendirmelerde bulundu. Toplumda sağlıklı yaşam bilincini geliştirmek ve tütün kullanımının zararlarına dikkat çeken Uzm. Dr. Funda Karaduman Yalçın, "Sigara ve tütün ürünleri kullanımı akciğer hastalıkları, KOAH (kronik obstrüktif akciğer) ve kanser gelişme ihtimalini yükseltir. Akciğer kanseri basit bir solunum yolu hastalığı değildir. Risk faktörlerinden uzak durmak, düzenli kontrolleri ihmal etmemek ve belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden doktora başvurmak hayati önem taşır" diye konuştu. Sigara ve tütün ürünlerinin yalnızca akciğer kanserine değil, KOAH gibi kronik ve ilerleyici akciğer hastalıklarına da zemin hazırladığını vurgulayan Yalçın, "Akciğer kanseri ve KOAH, erken dönemde belirti vermeden ilerleyebilen, geç tanı konulduğunda yaşam kalitesini ve süresini ciddi şekilde etkileyen hastalıklardır. Uzun süren öksürük, nefes darlığı, balgamda kan, göğüs ağrısı ve istemsiz kilo kaybı gibi belirtiler ciddiye alınmalı, özellikle sigara kullanan bireyler düzenli kontrollerini ihmal etmemelidir. Sigaranın bırakılması hem kanser riskini azaltmakta hem de KOAH’ın ilerlemesini yavaşlatmaktadır. Erken teşhis, her iki hastalıkta da tedavi başarısını belirleyen en önemli faktördür" şeklinde konuştu. "Akciğer dokusundaki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkan akciğer kanseri, dünyada en sık görülen ve en çok ölüme yol açan kanser türleri arasında yer alıyor. Erken evrede genellikle belirti vermediği için tanı çoğu zaman geç konuluyor" diyen Uzm. Dr. Funda Karaduman Yalçın, "Sigara ve tütün ürünleri kullanımı, hava kirliliği ve asbest gibi zararlı maddelere maruz kalma, genetik yatkınlık, hastalığın risk faktörleri arasındadır. Özellikle sigara içenlerde uzun süren öksürük, balgamda kan, göğüs ağrısı ve nefes darlığı ve hızlı kilo kaybı gibi belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerekmektedir. Unutmamak gerekir ki, erken teşhis tedavi başarısını artırıyor. Hastalığın evresine ve hastanın genel durumuna göre cerrahi müdahale, kemoterapi, radyoterapi, hedefe yönelik ilaçlar ve immünoterapi uygulanabiliyor. Son yıllarda immünoterapinin umut verici sonuçlar verdiği bilinmektedir" ifadelerini kullandı.
KOAH riski sigara ile artıyor
09 Şubat 2026 Pazartesi - 13:21 KOAH riski sigara ile artıyor Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Aziz Uluışık, sigara kullanan kişilerin KOAH’a yakalanma riskinin daha fazla olduğunu söyledi. Sigara bağımlılığının önlenebilir ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer aldığını belirten Uzm. Dr. Aziz Uluışık, her yıl dünyada 7 milyondan fazla insanın sigaraya bağlı sebeplerden öldüğünü vurguladı. Dünya Sağlık Örgütü, Amerikan Kanser Topluluğu ve Dünya Akciğer Vakfı’nın hazırladığı Tütün Atlası’na göre Türk erkeklerinin yüzde 31’inin tütün kaynaklı hastalıklardan ölümlerde 2’nci sırada olduğuna dikkat çeken Liv Hospital Samsun Göğüs Hastalıkları Kliniği’nden Uzm. Dr. Aziz Uluışık, ’Dünya Sigara Bırakma Günü’ nedeniyle uyarılarda bulundu. Uluışık, "Sigara içenler solunum yolu hastalıklarına yakalandığında, daha ağır bir hastalık süreci geçiriyorlar. Bu nedenle ülkemizde sigara içenlerin bu konuda dikkatli olması ve nikotin bağımlılığından kurtulma süreçlerini kararlılıkla öne çekmeleri gerekiyor" dedi. Sigaranın akciğer kanseri başta olmak üzere diğer kanserler, KOAH (kronik obstruktif akciğer) hastalığı ve kalp damar hastalıkları riskini artıran en önemli etken olduğunu hatırlatan Uluışık, "Sigara dumanında bulunan 4 binden fazla kimyasal maddenin 80’den fazlasının kanser yapıcı özelliği bulunuyor. Akciğer kanserine yakalanan her 10 hastadan 8’inin sigara kullanıcısı olduğu biliniyor. Sinsi bir hastalık olan akciğer kanserine yüzde 60-70 vakada ancak ileri evrede tanı konulabiliyor" diye konuştu. Günümüzde en ölümcül dördüncü hastalık olan KOAH’ın yüzde 90’ının sebebinin sigara olduğunu belirten Uzm. Dr. Aziz Uluışık, "Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünya genelinde sigara içenlerin sayısı 1 milyar 100 milyon kişidir. Yılda 7 milyon insan sigara tüketimi sebebiyle hayatını kaybediyor. DSÖ, Amerikan Kanser Topluluğu ve Dünya Akciğer Vakfı’nın hazırladığı Tütün Atlası’na göre, Türkiye’deki erkeklerin yüzde 31’i tütün kaynaklı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu oran Kuzey Kore’nin ardından dünyada en yüksek ikinci orandır. Kadınlardaki oran ise yüzde 12 olup orta gelirli ülkelerin ortalamasına denktir. Günümüzde en ölümcül dördüncü hastalık olan KOAH’ın yüzde 90 sebebi sigaradır. Koroner kalp hastalığına bağlı ölümlerin yüzde 10-30’undan sigara sorumludur. Günde 1-4 arası sigara içimi ve hatta pasif sigara içicisi olmak bile kalp ve akciğer hastalıklarına yakalanma riskini artırmaktadır. Gırtlak kanseri, prostat kanseri ve mesane kanseri görülme sıklığı belirgin şekilde artmaktadır. Midede gastrit, ülser ve mide kanseri riskini artırmaktadır. Hamilelikte sigara içiminin bebeğe zararlı olduğu kesin kanıtlanmıştır. Sigara içenlerde alzaymır hastalığına yakalanma ve inme riski artmaktadır. Kısırlık, erken doğum, erken menopoz riski artmaktadır. Gün içinde yorgunluk, halsizlik, stres ve uykusuzluk görülebilir. Sigaranın ciltte kırışıklık, dişlerde sararma ve ağız içinde kötü koku oluşumu gibi estetik zararları da mevcuttur. Her yönden sağlığımıza zararı olan sigara için söyleyebileceğimiz tek şey, sigarayı bırak hayatı bırakma olacaktır" şeklinde konuştu. Sigara ve Covid-19’u da ilişkilendiren Uzm. Dr. Aziz Uluışık, şunları söyledi: "Aralık 2019’dan itibaren görünmeye başlayan Covid-19 enfeksiyonu da hem kalp-damar sistemi hem de solunum sistemine doğrudan hasar vermektedir. Bir diğer yandan mevcut bilgiler göstermektedir ki, sigara kullanımının yol açtığı başlıca hastalıklar olan kalp-damar hastalıkları ve KOAH gibi kronik solunum hastalığı bulunan bireyler, sağlıklı bireylere göre, hastalığın daha ağır seyretme riskine sahiptir. Diğer yandan, sigara kullanımı solunum yollarımızdaki koruyucu mekanizmaları bloke ederek, alt solunum yolu enfeksiyonu gelişimini kolaylaştırmaktadır."
SANKO Üniversitesi Hastanesi saç ekim merkezi hizmet vermeye başladı
09 Şubat 2026 Pazartesi - 13:00 SANKO Üniversitesi Hastanesi saç ekim merkezi hizmet vermeye başladı SANKO Üniversitesi Hastanesi Saç Ekim Merkezi hizmet vermeye başladı. Merkezde saç sağlığı, saç restorasyonu ve estetik kıl ekimi alanlarında, bilimsel temelli uygulamalar sunulmaktadır. Tüm işlemler hasta güvenliği, doğal görünüm ve uzun vadeli memnuniyet esas alınarak, alanında uzman sağlık profesyonelleri tarafından gerçekleştirilmektedir. Saç sağlığı ve yenileyici tedaviler Merkez yapılan PRP (Platelet Rich Plasma) uygulaması ile kişinin kendi kanından elde edilen trombositten zengin plazma ile saç köklerinin uyarılması, saç dökülmesinin azaltılması ve saç kalitesinin artırılması amaçlanır. Mezoterapi ile saç derisine uygulanan vitamin, mineral ve aminoasit içerikli özel karışımlar sayesinde saç köklerinin beslenmesi ve saçın güçlenmesi desteklenir. Kırmızı Işık (LED) terapisi de hücresel düzeyde dolaşımı artırarak saç köklerinin metabolik aktivitesini destekleyen, tamamlayıcı bir tedavi yöntemidir. Eksozom tedavisi hücresel yenilenmeyi destekleyen ileri biyoteknolojik bir uygulama olup, saç köklerinin rejenerasyon kapasitesini artırmayı ve saç dökülmesinin kontrol altına alınmasını hedefler. Özellikle yoğun saç kaybı yaşayan danışanlarda destekleyici tedavi olarak tercih edilmektedir. Merkez yapılan saç ve kıl ekimi uygulamalarından saç ekimi ile kişiye özel planlama ve doğal saç çizgisi tasarımı ile kalıcı, estetik ve yüz hatlarıyla uyumlu sonuçlar hedeflenmektedir. Sakal ekimi ile yüz anatomisine uygun yoğunluk ve dağılım esas alınarak, doğal görünümlü sakal uygulamaları gerçekleştirilmektedir. Kaş ekimi ile kaş seyrekliği, şekil bozukluğu veya travma sonrası oluşan kayıplarda, yüz ifadesini tamamlayan dengeli çözümler sunulmaktadır. Yara, yanık ve sakar dokusu ekimi travma, yanık ya da cerrahi girişimler sonrası oluşan iz bölgelerine kıl kökü transferi yapılarak estetik görünümün yeniden kazandırılması amaçlanmaktadır. Merkezde uygulanan ileri teknikler ise safir FUE tekniği safir uçlarla açılan mikro kanallar sayesinde doku travması en aza indirilir, iyileşme süresi kısalır ve daha doğal yoğunluk elde edilir. DHI (Direct Hair Implantation) yöntemi ile özel implanter kalemler aracılığıyla greftlerin doğrudan ekilmesini sağlayan bu yöntem, yüksek tutunma oranı ve sık ekim avantajı sunar. SANKO Üniversitesi Hastanesi Saç Ekim Merkezi’nde tüm uygulamalar tıbbi etik kurallarına uygunluk, uluslararası kalite ve sterilizasyon standartları, kişiye özel değerlendirme ve tedavi planlaması, doğal görünüm ve hasta memnuniyeti odaklı yaklaşım esas alınarak yürütülmektedir. Her danışan için hedef yalnızca estetik bir sonuç değil, aynı zamanda güven veren, sürdürülebilir ve profesyonel bir sağlık hizmeti deneyimi sunmaktır.
Bandırma’da 72 yaşındaki beyin tümörü hastası son teknolojiyle sağlığına kavuştu
09 Şubat 2026 Pazartesi - 12:35 Bandırma’da 72 yaşındaki beyin tümörü hastası son teknolojiyle sağlığına kavuştu Balıkesir’in Bandırma ilçesinde, beyin tümörü tanısı konulan 72 yaşındaki kadın hasta, ileri teknoloji cihazlar kullanılarak gerçekleştirilen başarılı ameliyatla sağlığına kavuştu. Beyin dokusundaki hücrelerin anormal ve kontrolsüz çoğalması sonucu oluşan beyin tümörleri, bulundukları bölgede çevre dokulara bası ve ödem yaparak ciddi santral sinir sistemi semptomlarına yol açabiliyor. Baş ağrısı, bulantı-kusma, denge kaybı, çift görme, konuşma bozukluğu, nöbet geçirme ve davranış değişiklikleri bu belirtiler arasında yer alıyor. Bu şikâyetlerle Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi’ne başvuran 72 yaşındaki kadın hastada yapılan tetkikler sonucunda, sol parietal lobda 29x31 milimetre boyutlarında beyin tümörü tespit edildi. Hasta, Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği’ne yatırılarak tedavi altına alındı. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Eray Öğüt tarafından gerçekleştirilen ameliyatta, beyin tümörü cerrahisinde güncel olarak kullanılan ileri teknoloji cihazlardan faydalanıldı. Operasyon sırasında, 3 boyutlu düzlemde beyin görüntüsü oluşturarak hedefin ameliyat esnasında eş zamanlı olarak görülmesini sağlayan nöronavigasyon cihazı, sinir hasarını önlemeye yönelik nöromonitör cihazı ve tümör dokusunun hassas şekilde çıkarılmasında kullanılan CUSA (Cavitational Ultrasonic Surgery Aspirator) teknolojisi başarıyla uygulandı. Ameliyatın ardından hasta, postoperatif dönemde 1 gün yoğun bakımda takip edildi. Genel durumu iyi olarak değerlendirilen hasta daha sonra kliniğe alındı. Takiplerinde şikâyetlerinin gerilediği gözlenen hastanın, 4’üncü günün sonunda taburcu edilmesinin planlandığı öğrenildi. Başarılı operasyonun ardından Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ziyarette bulunan Başhekim Dr. Öğretim Üyesi Nart Görgü, hastayı yerinde görerek geçmiş olsun dileklerini iletti. Dr. Görgü, emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ederek, hastanede bu tür ileri düzey ve özellikli ameliyatların yapılmasının önemine vurgu yaptı ve sürecin takipçisi ile destekçisi olacaklarını ifade etti.