Son Dakika
|
MİT ve Emniyetten bombalı eylem hazırlığındaki DHKP-C’lilere operasyon
Adana’da 17 yaşındaki çocuğa bıçaklı saldırı: 2 şüpheli tutuklu, diğerleri firar
İstanbul’da polisevinde yangın paniği
Tuzla’da işçi konteynerlerinde yangın: 7 yaralı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''İlahilerden rahatsız olunmamalı''
Şehit Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’ın görüntüsü ortaya çıktı!
Galatasaray Başkanı Dursun Özbek PFDK’ya sevk edildi
Trump'tan İran'a: "Nükleer silaha sahip olmalarına izin vermeyeceğim"
F-16 uçağının düştüğü bölgede çalışmalar sabahın ilk ışıklarıyla devam ediyor
Balıkesir’de F-16 uçağı düştü: Pilot şehit oldu
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Ecuador Prison Crisis and the Rise of Criminal Control
Üniversite öğrencisinin cesedi denizde bulundu
İsviçre’deki ABD ve Ukrayna arasında "ikili barış görüşmeleri" sona erdi
İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Ciddi biçimde bir anlaşmanın unsurlarına girdik"
Elbistan'da ki depremde yaşanan panik kamerada
Afganistan-Pakistan sınırında şiddetli çatışma: 60 ölü
Londra’da Türk kuyumcu dükkanı palalı hırsızlar tarafından soyuldu
Bakan Memişoğlu: "Sağlık hizmetlerinde dünyanın örnek alınan ülkesiyiz"
SAĞLIK
Iğdır’a 29 yeni hekim atandı
26 Şubat 2026 Perşembe - 22:20:12
Sağlık Bakanlığı tarafından Iğdır’a 29 yeni hekim atandı. Iğdır genelinde sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi amacıyla toplam 29 yeni hekim ataması gerçekleştirildi. Yapılan atamalar kapsamında 7 tabip (pratisyen hekim) ve 22 uzman tabip, il merkezi ve ilçelerdeki sağlık kuruluşlarında göreve başlayacak. Sağlık kadrosuna yapılan bu takviyeyle birlikte vatandaşların sağlık hizmetlerine daha hızlı, kaliteli ve etkin şekilde erişiminin artırılması hedefleniyor. Hastanede göreve başlayacak uzmanlar ve branş dağılımı şöyle: "Acil Tıp: 2 uzman, İç Hastalıkları: 3 uzman, Göğüs Hastalıkları: 2 uzman, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları: 2 uzman, Nöroloji: 2 uzman, Göğüs Cerrahisi: 1 uzman, Beyin ve Sinir Cerrahisi: 1 uzman, Kardiyoloji: 1 uzman, Anesteziyoloji ve Reanimasyon: 1 uzman, Deri ve Zührevi Hastalıklar: 1 uzman, Kadın Hastalıkları ve Doğum: 1 uzman, Tıbbi Biyokimya: 1 uzman." Yapılan bu atamalarla birlikte özellikle acil servis, dahili branşlar ve cerrahi alanlarda hizmet kapasitesinin artırılması planlanıyor.
26 Şubat 2026 Perşembe - 15:41
Denizli İl Sağlık Müdürlüğü’nden ‘Sağlıklı Menopoz Okulu’ projesi
Denizli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, kadın sağlığının korunması ve menopozun doğal ve yönetilebilir bir yaşam süreci olduğuna dikkat çekmek amacıyla Pamukkale, Merkezefendi ve Acıpayam Sağlıklı Hayat Merkezlerinde ‘Sağlıklı Menopoz Okulu’ eğitim programı başlatıldı. Sağlık Bakanlığı tarafından, kadınların menopoz süreciyle ilgili doğru bilgiye ulaşmalarının sağlanması ve bu dönemde karşılaşabilecekleri sağlık sorunları ile sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri hakkında bilgilendirilmeleri amacıyla Türkiye’de Sağlıklı Menopoz Okulu projesi hayata geçirildi. Bu kapsamında Denizli’de de Sağlıklı Hayat Merkezlerinde eğitimler verilmeye başlandı. Eğitim programı kapsamında menopozun biyolojik temellerini anlamak, sürecin fiziksel etkilerini tanımak ve sağlıklı yaşama dair bilgiler edinmek, ruh sağlığı konusunda farkındalığı arttırarak bu dönemin sağlıklı ve bilinçli bir şekilde yönetilmesini sağlamak, menopoz döneminde sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmak, fiziksel aktiviteye önem vermek ve kronik hastalıklardan korunma yöntemleri hakkında bilgilendirmeler yapılıyor. Alanında uzman sağlık çalışanları tarafından verilen eğitimlerde kadınların bu süreci sağlıklı, bilinçli ve aktif bir şekilde geçirmeleri hedefleniyor. Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, Sağlık Bakanlığı’nın temel amaçlarından birinin ilk regl döneminden menopoza kadar kadın sağlığının her dönemde korunması, desteklenmesi ve sürdürülmesi için bilimsel veriler ışığında sağlık hizmeti sunumunun yanı sıra eğitim ve danışmanlık hizmeti verilmesi olduğunu söyleyerek; "Menopoz günümüzde artan yaşam süresi ile birlikte bir kadının yaşamının üçte birlik dönemini kapsayan doğal bir süreçtir. Ancak menopoz döneminde yaşanan fiziksel, hormonal ve duygusal/psikolojik değişimler ile ilgili kadınların bilgi arayışı ve bu değişimlere çözüm bulma ihtiyacı artmaktadır. Bu nedenle kadınların menopoz ile ilgili doğru bilgiye ulaşmalarının sağlanması ve bu dönemde karşılaşabilecekleri sağlık sorunları ile sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri hakkında bilgilendirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Bu kapsamda Sağlık Bakanlığımız tarafından Sağlıklı Hayat Merkezlerinde; "Sağlıklı Menopoz Okulu" kurulması için 2025 yılı sonunda çalışma başlatılmış olup, Denizli’de de Pamukkale, Merkezefendi ve Acıpayam Sağılıklı Hayat Merkezlerimizde Sağlıklı Menopoz Okulları açılarak faaliyetlerine başlamıştır. Menopoz dönemini daha sağlıklı, bilinçli ve konforlu geçirmek isteyen tüm kadınları Sağlıklı Hayat Merkezlerimizde alanında uzman hekim, ebe, psikolog, fizyoterapist ve diyetisyen tarafından yürütülen Menopoz Okullarına bekliyoruz" dedi.
26 Şubat 2026 Perşembe - 14:58
Türk kalp cerrahı Doç Dr. Yakut ve ekibinden uluslararası başarı
Şah damarlarında meydana gelen ciddi darlık ve tıkanıklıkların tedavisinde, İzmirli kalp damar cerrahı uzmanı Doç. Dr. Necmettin Yakut ve ekibi tarafından iç şah damarına kesi yapılmadan uygulanan yeni yöntem, istenmeyen komplikasyonları önemli ölçüden azalttı. Bu başarı, uluslararası tıp camisında büyük ilgi gördü. Halk arasında "şah damarı" olarak bilinen karotis (carotis) arter tıkanıklıkları; felç ve ölüm riski taşıyan, hayati derecede tehlikeli damar hastalıkları arasında yer alıyor. Sağ ve sol olmak üzere iki adet bulunan şah damarlarında meydana gelen ciddi darlık ve tıkanıklıklar, beyin dolaşımını doğrudan etkilediği için sonuçları kalp krizinden bile ağır olabiliyor. Dünya genelinde uzun yıllardır uygulanan klasik şah damarı ameliyatlarında belirli bir başarı oranının üzerine çıkılamaması ve komplikasyonların önemli bölümünün iç şah damarına yapılan cerrahi kesiden kaynaklanması, yeni teknik arayışlarını beraberinde getirdi. Bunun sonucunda, yaklaşık 25 yıl önce Doç. Dr. Necmettin Yakut ve ekibi tarafından iç şah damarına kesi yapılmadan uygulanan yeni bir cerrahi teknik geliştirildi. Günümüz teknolojisiyle daha da ileri taşınan bu yöntem, bugüne kadar 3 bin 300’ün üzerinde hastaya uygulanarak dünyada sayılı hastanelerin ulaştığı önemli bir deneyim seviyesine erişti. Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Yakut, "Hastanemizde ekip arkadaşlarımızla birlikte yeni meslektaşlarımızı da ekip içinde tutarak, kalp damar cerrahisinde ve hastalıklarında daima ileri teknikler geliştirme içindeyiz. Hastanemizin kuruluşundan bu yana daima "Araştırma Hastanesi" anlayışı ile çalışmalarımıza devam ediyoruz" dedi. Komplikasyon oranlarında düşüş Doç. Dr. Necmettin Yakut, "Uygulanan yeni teknikle, ameliyat sırasında istenmeyen olayların görülme oranının üç ila dört kat azaldığı gözlemlendi. Ayrıca beyin dolaşımının durdurulma süresinde ciddi oranda kısalma sağlanarak hasta güvenliği önemli ölçüde artırıldı. Hastanemizde uygulanan yeni teknikler ve çalışmalar yurt içinde birçok ulusal kongrede sunuldu; zamanla uluslararası bilimsel platformlarda da dikkat çekmeye başladı. Şimdi ise uluslararası kongrelere sıkça davetler alıyoruz" şeklinde konuştu. Charing Cross’ta sertifikalandırıldı Doç. Dr. Necmettin Yakut ve ekibi tarafından iç şah damarına kesi yapılmadan uygulanan yöntem, dünyanın seçkin ve prestijli vasküler cerrahi toplantılarından biri olarak kabul edilen Charing Cross International Symposium tarafından düzenlenen Nisan 2024 tarihindeki toplantıda kabul edilerek sertifikalandırıldı. Charing Cross International Symposium, vasküler alanda alınan kararların referans niteliği taşıdığı, uzun soluklu ve yenilikçi çalışmaların değerlendirildiği en üst düzey damarsal hastalıklar bilimsel toplantıların en önemlisi olarak biliniyor. LINC 2026’da yoğun ilgi Dr. Yakut konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Avrupa’nın önemli iki vasküler toplantılarından biri olan Leipzig Interventional Course (LINC) 2026 Ocak ayında Almanya’da düzenlendi. Devam eden çalışma, "Original Research / Innovations" kategorisinde kabul edilerek kongrenin ilk gününde sunuldu ve uluslararası camiada büyük ilgi gördü" dedi. Doç .Dr. Yakut, ayrıca LINC grubu tarafından yayımlanan "LINC Today 2026" gazetesinde çalışmaya tam sayfa yer ayrılmasının, hem hastane hem de ülkemiz adına ayrı bir gurur kaynağı olduğunu söyledi. "Ülkemizi üst düzeyde temsil ettik" Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Yakut, uluslararası vasküler camiada Türkiye’yi üst düzeyde temsil etmeye çalıştıklarını belirterek, hem yurt içinde hem de yurt dışında hastalar için daha güvenli ve etkili tedavi yöntemleri geliştirmeye devam edeceklerini ifade etti. Bu başarı, Türk tıbbının uluslararası arenadaki güçlü konumunu bir kez daha gözler önüne serdi.
26 Şubat 2026 Perşembe - 14:52
MUSKİ, Milas Güneş Mahallesi’nde içme suyu hatlarını yeniliyor
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, Muğla genelinde yaşayan vatandaşlara kesintisiz su iletiminin sağlanması için altyapının güçlendirilmesi yönündeki talimatları doğrultusunda yatırımlarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, çalışmalarına Milas’ta devam ediyor. Milas ilçesine bağlı Güneş Mahallesi Yakamoz Caddesi’nde, ekonomik ömrünü tamamladığı için sık sık arızalara neden olan 1.500 metre uzunluğundaki içme suyu hattının tamamı yenileniyor. Arızaların önüne geçilmesi hedefleniyor Milas ilçesinin Güneş Mahallesi Yakamoz Caddesi’nde, zamanla yıpranarak ekonomik ömrünü tamamlayan 1.500 metrelik içme suyu hattı, artan arıza riskleri ve su kayıplarına neden oluyordu. Bu kapsamda planlı ve koordineli şekilde yürütülen çalışmalarla mevcut hatlar yenileniyor. Yenileme sürecinde kullanım ömrünü dolduran hatlar devre dışı bırakılarak, daha dayanıklı, uzun ömürlü ve modern içme suyu hatları sisteme dahil ediliyor. Çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte içme suyu iletimi daha verimli, güvenli hale gelecek. Ayrıca bölgede yaşanan kesinti ve arızaların önüne geçilmesi ve kayıp-kaçak oranlarının azaltılması hedefleniyor. Modern altyapı sistemleri sayesinde bakım ve onarım ihtiyacı en aza indirilirken, yürütülen altyapı modernizasyonu çalışmalarıyla su kaynaklarının korunması, kayıpların azaltılması ve suyun gelecek nesillere güvenle aktarılması hedefleniyor. İl genelinde sürdürülen planlı hat yenileme projeleriyle Muğla’nın içme suyu altyapısı her geçen gün daha güçlü ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturuluyor. Güneş Mahallesi Muhtarı Cihan Yıldırım, "Biz Taleplerimizi MUSKİ’ye İlettik Hemen Çalışmalara Başladılar." Bölgedeki hattın yenilenmesi için taleplerinin hızlı bir şekilde karşılanmasından duyduğu memnuniyeti belirten Güneş Mahallesi Muhtarı Cihan Yıldırım, "Ben 1977 yılında Antalya’da doğdum. Üç aylıkken babamı kaybettikten sonra Güneş Mahallesi’ne yerleştik ve yaklaşık 49 yıldır bu mahallede yaşıyorum. Bu mahallenin geçmişini ve bugününü çok iyi bilirim. Son dönem seçimlerinde de mahallemizin muhtarı oldum. Mahallemizde altyapı sorunları yaşanıyordu. Yaklaşık 49 yıllık bir içme suyu hattımız bulunuyor ve zamanla yıprandı. Özellikle ağır tonajlı araçların geçişi sırasında sık sık patlamalar meydana geliyordu, arızalar ve kesintiler meydana geliyordu. Bu nedenle hattın yenilenmesi artık zorunlu hale gelmişti. Mahalle sakinlerimiz de bu sorunları bizlere iletti ve biz de taleplerimizi MUSKİ’ye ilettik, hemen çalışmalara başladılar, sağ olsunlar. Burada hattın yenilenmesi ve bizim problemlerimizi çözme noktasında bizlere destek veren başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’a ve MUSKİ Genel Müdürümüz Yılmaz Şengül’e şahsım ve mahallem adına teşekkür ediyorum" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
26 Şubat 2026 Perşembe- 12:16
Doktor çiftin zor anları! Pazı olarak aldıkları ot, tirşik otu çıktı
2
19 Haziran 2025 Perşembe- 15:07
İstanbul Koşuyolu Hastanesi tarihinde bir ilk: Aynı gün akciğer ve karaciğer nakli yapıldı
3
25 Şubat 2026 Çarşamba- 10:55
86 milyonluk Türkiye’de yapılan muayene sayısı 1.5 milyar oldu
4
20 Şubat 2026 Cuma- 10:45
Pandemide ölümle burun buruna gelen anne doktorlarıyla buluştu
5
26 Şubat 2026 Perşembe- 00:53
Bolu’da kendini odaya kilitleyen şizofreni hastası kadını polis ikna etti: Tedaviyi kabul etti
17 Şubat 2026 Salı - 13:20
Ramazan ayında su tüketimi ve sakin yeme uyarısı
Ramazan ayının sağlıklı geçirilebilmesi için önemli uyarılarda Pamukkale Sağlıklı Hayat Merkezinde görevli Diyetisyen Emine Ayvaz, sahurda hamur işleri ve yağlı yemeklerden uzak durulması gerektiğini, iftarda sakin ve sindirerek yemek yenilmesini, meyve ve yağlı tohumlar ile bağırsakların hızlandırılmasını ve günde 2-2,5 litre su içilmesinin gerektiğini anlattı. Ramazan ayında beslenme alışkanlıklarının değişmesi nedeniyle uzmanlar sağlıklı beslenmenin yollarını anlattı. Ramazan ayıyla birlikte oruç tutarken öğün sayısının azalsa da yemek çeşitliliğinin hiç olmadığı kadar arttığını söyleyen Diyetisyen Emine Ayvaz; "Yeterli ve dengeli beslenmenin sürdürülebilmesi için günün oruç tutulmayan bölümünde 2 ana öğünü tamamlamak gerekir. 1. Ana öğün sahurdur. Sahura kalkılmaması ya da sahurda sadece su içilmesinin zararlı olduğu göz ardı edilmemelidir. Eğer sahur öğünü, ağır yemeklerden oluşursa gece metabolizma hızı düştüğü için yemeklerin yağa dönüşme hızı ve kilo alma riski artmaktadır. Bu nedenle sahurda hafif bir kahvaltı yahut protein içeriği yüksek bir çorba ve salata kombinasyonu uygun olacaktır" dedi. "İftarda sakin ve sindirerek yemek yenilmeli" Ramazan ayında yapılan en büyük hatalarından birisinin de iftar sofraları için hazırlanan yiyecekler ve bunların tüketim miktarı olduğunu belirten Ayvaz; " İftarda kan şekeri çok düşük olduğundan kısa sürede çok miktarda besin tüketme isteği doğmaktadır. Tokluk hormonu yemekten 15-20 dk sonra salgılanmaya başlar. Eğer yemeğimizi çok hızlı tüketirsek tokluk hissine ulaşana kadar ihtiyacımızın çok daha fazlası besin tüketmiş oluruz. Ayrıca midede rahatsızlık oluşturmaması adına yemeğe 1 kepçe çorba ile başladıktan 10 dakika sonra az yağlı ızgara, haşlama, fırında ya da buğulama olarak hazırlanmış yemekler ile devam edilmelidir. Tatlı seçiminizi iftardan hemen sonra yapmak yerine, birkaç saat sonra ara öğünde tercih etmeniz önerilir. Ağır, şerbetli tatlılar yerine ekşimsi meyveler ve bol tarçınlı az şekerli sütlü tatlılar daha uygun olur" diye konuştu. "İftardan sonra her yarım saatte bir birer bardak su içmeye özen gösterilmeli" Ramazanda bağırsak hareketlerinin yavaşlaması neticesinde kabızlık görülebileceğini bunun için de iftardan bir saat sonra yarım saatlik yürüyüşler, yemeklerde lif oranı yüksek yiyecekler ve ara öğünlerde taze meyve, ceviz, fındık, badem gibi çiğ kuru yemişler tercih edilmesinin sindirime yardımcı olacağını belirten Diyetisyen Emine Ayvaz, "Günde ortalama en az 2-2,5 litre su içmeye ve susama hissi duymasanız bile iftardan sonra her yarım saatte bir birer bardak su içmeye özen gösteriniz. Suya ek olarak kafein içeren içecekler yerine de ayran, sade soda, rezene ve kekik gibi sindirime yardımcı bitki çayları tercih edebilirsiniz. Yemekle fazla tuz tüketmek susuzluğun daha fazla hissedilmesine neden olur. Bu nedenle özellikle sahurda olmak üzere oruç boyunca tuzlu yiyeceklerden uzak durarak tuz tüketimine dikkat etmenizde fayda vardır. Ek olarak; kronik rahatsızlığı olup düzenli ilaç kullanması gereken hastalar oruç tutmak için mutlaka hekimine danışmalı ve bir diyetisyen takibinde oruç tutmalıdır" şeklinde konuştu.
17 Şubat 2026 Salı - 12:16
Uzmanından sağlıklı Ramazan uyarısı
Kartepe Belediyesi bünyesinde hizmet veren diyetisyenler, Ramazan ayı boyunca vatandaşlara sağlıklı beslenme konusunda danışmanlık yapmayı sürdürecek. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği ücretsiz diyetisyenlik hizmeti, karışıklığı önlemek amacıyla randevu sistemiyle yürütülüyor. Başvuruda bulunanların vücut analizleri ve ölçümleri yapıldıktan sonra kişinin yaşam tarzı ve sağlık durumuna uygun beslenme listeleri hazırlanıyor. Diyetisyen Rüveyda Özakbulut, oruç tutarken sağlığın korunması için beslenme düzenine dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Tokluk süresini uzatmak için sahurda yumurta, lor peyniri ve tam buğday ekmeği gibi protein ve lif oranı yüksek gıdaların tüketilmesini öneren Özakbulut, "İftarda oruç açılıp çorba içildikten sonra yemeğe 15 dakika ara verilmelidir. Bu yöntem, mide kramplarını ve ani şeker yükselmesini önler. Uzun süreli açlıkta vücudun susuz kalmaması için iftar ile sahur arasında su tüketimi zamana yayılmalı, asitli içeceklerden kaçınılmalıdır" ifadelerini kullandı. Köseköy Mahallesi Şehit Mahmut Demirel Yüzme Havuzu ve Emekevler Genç Akademi’de hizmet veren birimlerden yararlanmak isteyen vatandaşların, belediyenin iletişim numaraları üzerinden randevu oluşturabileceği bildirildi.
17 Şubat 2026 Salı - 12:06
Kırklareli’nde hastaneye ilk hibe desteği
Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından Trakya Kalkınma Ajansı 2025 Yılı Teknik Destek Programı-01 kapsamında başvurusu yapılan ve hastane bünyesinde ilk kez hibe desteği almaya hak kazanan "Sağlıkta Akıllı Veri Yönetimi: İleri Excel Eğitimi ile Ortak Dil ve Sürdürülebilirlik" başlıklı projenin eğitimleri 16 Şubat 2026 itibarıyla başladı. Beş gün sürecek eğitim programının açılışında İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Cerit ile Hastane Başhekimi Dr. Öğr. Üyesi Zeliha Türkyılmaz konuşma yaptı. Projeyle, il genelindeki kamu sağlık kurumları ile hastanede görev yapan sağlık profesyonellerinin veri yönetimi becerilerinin geliştirilmesi hedeflendiği, eğitimlerle birlikte sağlık hizmetlerinde sürdürülebilirliğin güçlendirilmesi ve kurumlar arasında ortak bir veri dili oluşturulmasının amaçlandığı bildirildi. Programın, sağlık alanında kurumsal kapasitenin artırılmasına katkı sağlaması bekleniyor.
17 Şubat 2026 Salı - 11:59
Niğde’de sağlık altyapısına bağış desteği
Niğde İl Sağlık Müdürlüğü; Niğde’de sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesine katkı sunan bağışlara ilişkin açıklamada bulundu. Yapılan açıklamada; Niğde Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yaklaşık 2 milyon TL değerinde EKO cihazı, 1 milyon TL değerinde Çocuk Alerji ve Astım Test Cihazı ile 800 bin TL değerinde Ultrason cihazı kazandırıldığı belirtildi. Öte yandan Altunhisar Devlet Hastanesi’ne de 750 bin TL değerinde Panoramik Diş Röntgeni cihazı bağışı yapıldığı ifade edildi. Niğde İl Sağlık Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Doğan Bahadır İnan yaptığı açıklamada; bağışçılara ve bağışların gerçekleşmesinde sürece destek veren Niğde Milletvekili Cevahir Uzkurt’a da teşekkür etti. Yapılan bağışların, il genelinde sağlık hizmetlerinin kalitesini artırarak vatandaşlara daha etkin hizmet sunulmasına katkı sağlaması bekleniyor.
17 Şubat 2026 Salı - 11:33
Ramazanda enerji kaybettiren hatalara dikkat
Ramazan ayında oruç tutmak hem sindirim sistemini hem ruhu dinlendirirken, doğru beslenme de vücut için detoks etkisi oluşturmaya fayda sağlıyor. Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Beyza Vural Öten, oruç tutarken aynı zamanda şifa bulmak isteniyorsa beslenmede dikkat edilmesi gereken ve birebir uyulduğunda fayda sağlayan tavsiyelere dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Hızlı ve ağır yenen yemekler, mide hazımsızlığı, mide krampı, reflü, hipertansiyon, kan şekeri dengesizliği gibi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Medicana Konya Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Beyza Vural Öten, şekerli içecekler, beyaz ekmek, pirinç, patates gibi gıdaların kan şekerinde ani yükselişle beraber ani bir düşüş oluşturacağı için iftardan sonra halsiz, yorgun, ani uyuma isteği oluşturabileceğine ve oruç tutanların enerjisinin kaybolmasına neden olabileceğine dikkat çekti. İftarda masadan doymuş olarak kalkmayın Uzun süren açlıktan sonra ilk öğünün olabildiğince yavaş ve hafif olması gerekiyor. Önce bir bardak su ardından çorba ve iftariyelikler mideyi rahatlatıyor. Yemek süresini, tokluk sinyallerinin beyne iletilmesi için 20-25 dakikaya yaymanın daha az yemeye neden olabileceği için yemeği aralıklarla yemenin önemli olduğunu belirten Dyt. Beyza Vural Öten, "Çorbadan sonra 5-10 dakika ara vermek gerekiyor. Önce protein ağırlıklı bir yemek, daha sonra sebze - salata ve karbonhidrat grubu olan ekmek, pilav ve makarna gibi yardımcı yemekler en sona bırakılmalıdır. Kızartma ve aşırı yağlı yemeklerden kaçınılmalıdır. Metabolik olarak vücudu yormamak bu hususta büyük önem taşımaktadır" dedi. "Sahurda öğün olarak kahvaltı tercih edilmelidir" Sahurda ne kadar çok yersem o kadar tok kalırım düşüncesine kapılmanın yanlış olduğunu ifade eden Dyt. Beyza Vural Öten, "Tokluk süresi yenen yemeğin miktarı ile değil içeriği ile ilgilidir. Sahurda amaç gün boyu tok kalmayı destekleyecek bir öğün oluşturmaktır. Sahurda kan şekerinizi gün boyu dalgalandırmayacak gıdalara yer verilmesi gün içinde enerji kaybetmeden, halsiz kalmadan orucunuzu rahat bir şekilde tutmanıza katkı sağlayacaktır. Örneğin sahurda yumurta, peynir, yoğurt, cacık gibi proteinli gıdalarla beraber bol lifli çiğ sebzeler ve sağlıklı yağlar tercih edilmelidir. Yoğun karbonhidratlı yiyecekler metabolize olurken kendi ağırlığının 15 katı kadar su çeker, bu nedenle hamurlu, pilav, makarna gibi yiyecekleri tüketmek sizi ertesi gün çok daha fazla susatabilir ve kan şekerinizde ani dalgalanmalara sebep olur. Bu da gün içinde halsiz ve yorgun bırakabilir. Önerilen sahur öğünü kahvaltıyla yapılandır. Yumurta, yoğurt, avokado, ceviz, badem ve koyu yeşil yapraklı sebzeler, turp, pancar, havuç gibi çiğ sebzeleri mutlaka tüketmeye çalışın" ifadelerini kullandı. Su tüketiminde yapılan yanlışlar Su ihtiyacının çoğunu iftarda karşılamanın en büyük yanlışlardan birisi olduğunu belirten Dyt. Beyza Vural Öten, "Çünkü hem iftarda hem sahurda fazla su içmek midedeki sindirim enzimlerini seyrelterek sindirim hızını yavaşlatır, bu da hazımsızlık, şişkinlik, reflü şikayetlerine neden olur. Sahurda art arda içilen su 3-4 saat içinde vücudu terk eder. Su ihtiyacı iftarla sahur arası süreye yayılarak giderilmelidir. İftardan sonra içilen çay, kahve gibi içecekler su yerine geçmez. Aksine bu tür içecekler vücuttan su atılımını artırabilir. Gün içinde çok susamamak için sahurda şekerli, baharatlı, tuzlu gıdalardan uzak durmalıdır. Bu tür gıdalar sahurdan 8-9 saat sonra susama ihtiyacını artıracaktır. Oruç tutarken yeterli ve dengeli su tüketimi olmadığında, baş ağrısı, halsizlik ve kabızlık gibi sorunlarla da sıkça karşılaşılır" diye konuştu.
17 Şubat 2026 Salı - 11:30
Alanya’nın sağlık turizmi ALKÜ’de masaya yatırıldı
Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesinde (ALKÜ) sağlık turizminin gelişmesi ve ilerlemesi adına kurum ve kuruluşların temsilcilerinin yoğun katılımlarıyla "Türkiye’de Sağlık Turizminin Mevcut Durum, Yasal Mevzuat ve Devlet Teşvikleri Paneli" düzenlendi. ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, ALKÜ öncülüğünde kurulan Alanya Teknokent’in Alanya’nın sağlık turizmi alanına önemli katkılar vereceğini dile getirdi. ALKÜ’de turizm, sağlık ve spor kenti Alanya’ya sağlık turizminin daha kapsamlı ve gelişmiş olarak kazandırılması adına çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Bu kapsamda, ALKÜ Sağlık ve Spor Turizmi Öğrenci Topluluğu tarafından Ticaret Bakanlığı Genel Müdür Yardımcısı Alperen Kaçar, Sağlık Bakanlığı Sağlık Turizmi Daire Başkanı Seher Taş, Hizmet İhracatçılar Birliği Genel Sekreteri Fatih Özer, TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Elif Ural’ın konuşmacı olduğu "Türkiye’de Sağlık Turizminin Mevcut Durum, Yasal Mevzuat ve Devlet Teşvikleri Paneli" düzenlendi. Öztürk: "Alanya’mızda sağlık turizmi için her imkân var" Kaymakam Şakir Öner Öztürk, Alanya’da sağlık turizminin en iyi şekilde yapılması için tüm imkanların mevcut olduğunu belirtti. Kaymakam Öztürk, "Şehrimize sağlık alanında önemli bir katkı sağlayacak olan 300 yataklı yeni hastanemizi, Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleri ve Sağlık Bakanlığımızın destekleriyle kazandırıyoruz. Gelecek dönemde, Rektörümüzün şehrin tüm paydaşlarıyla el birliği içinde yürüttüğü çalışmalar neticesinde Alanya ALKÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’nin de tamamlanmasıyla imkan ve kabiliyetlerimiz daha da artacaktır. Türk hekimleri, eğitim süreçleri ve zekalarıyla dünyanın sayılı hekimleri arasında yer almaktadır; bu durum bizim için çok önemli bir sağlık turizmi avantajıdır. Sağlık turizmi alanının Alanya’mıza yeni bir vizyon kazandıracağını umuyor, panelin düzenleyen üniversitemizin Sağlık ve Spor Turizmi Kulübü’ndeki genç kardeşlerime, onlara destek olan öğretim üyelerimize ve ev sahipliği için Rektörümüze çok teşekkür ediyorum" dedi. "Alanya’nın potansiyeline inanıyorum" Alanya Belediye Başkan Yardımcısı Faruk Konukçu, "Alanya turizmin, tarımın, sporun başkenti. Bugün anlıyorum ki şehrin bütün dinamiklerini de burada yan yana omuz omuza görünce aynı zamanda sağlık turizminin de başkenti olacağına inanıyorum. Sağlık turizmi için Alanya’nın potansiyeline çok inanıyorum. Panelin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Panelin kentimiz için de hayırlı olmasını diliyorum" diye konuştu. "Teknokent sayesinde sağlık turizmi desteklenecek" ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, ALKÜ öncülüğünde kurulan Alanya Teknokent’in Alanya’nın sağlık turizmi alanına önemli katkılar vereceğini dile getirdi. Rektör Türkdoğan konuşmasında, "Teknokent’imizde sağlık turizmimize yön verecek, turizmimizi şekillendirecek gerek teknolojik yazılımlar gerekse maliyetleri düşürecek, fayda sağlayacak altyapıların hızlandırılması için çalışmalar yapılacak. Bu sektöre daha ön planda katma değer sağlayacak projelere yer vereceğiz. Düzenlenen panelimizde önemli konular ele alınacak. Panelin ülkemize, şehrimize ve sağlık turizmi alanına hayırlı olmasını diliyorum" dedi. "Güzel başarılara imza atacağız" ALTSO Başkanı Eray Erdem, sağlık turizminin çok önemli bir sektör olduğuna değinerek bu alanda yapılacak çalışmaların dünya standartlarına uygun olması gerektiğine değindi. Alanya’nın sağlık turizmine çok elverilişli bir şehir olduğunu vurgulayan Başkan Erdem, "Fiziki olarak altyapımız mevcut. Bu altyapımızla daha profesyonel şekilde kamu-özel iş birliği içinde sağlık turizminde güzel başarılara imza atacağımızı düşünüyoruz. ALTSO olarak biz sağlık turizmi alanına her zaman destek olacağız" diye konuştu. Başkanlardan sağlık turizmine tam destek Dr. Dt. Onuralp İşman, Alanya’nın sağlık turizminin geleceği için ailesinin önemli bir adım attığını, bugün gelinen süreçte Alanya’nın sağlık turizmi alanında ülkemizin en iyi şehirlerinden birisi olacağına inandığını belirtti. İşman, bu konuda çalışmalara her zaman destek olacaklarını dile getirerek panelin hayırlı olmasını söyledi. ALTAV Başkan Yardımcısı Gökçe Aydoğan Ergün, panelin sağlık turizmi adına çok önemli olduğunu vurgulayarak panelde emeği geçenlere teşekkür etti. Başkan Dr. Tevfik Yazan, sağlık turizminin stratejik bir sektör olduğunu vurgulayarak bu alanda yapılan çalışmaların önemli olduğunun altını çizdi. Başkan Cem Özcan, konuşmasında Türkiye’nin sağlık turizminde önde gelen ülkeler arasında yer aldığını vurgulayarak, Alanya’nın güçlü turizm potansiyeliyle bu alandaki çalışmaların büyük önem taşıdığını ifade etti. Özcan, sektör olarak sağlık turizmine yönelik her türlü girişime destek vermeye hazır olduklarını belirtti. TÜRSAB Başkanı Sarıkaya, sağlık turizminin ülkemize önemli bir rekabet ve katma değer kazandırdığını belirterek bu alanda çalışmaların her zaman gelişeceğine inandıklarını söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Bilgin Karademir, Alanya’nın daha sağlıklı geleceği için sağlık turizmine yatırımların ve çalışmaların daha da gelişmesi gerektiğini söyledi. Topluluk Başkanı Salih Gürsu Girgin konuşmasında öğrenci topluluğu olarak Alanya’nın ve ALKÜ’nün sağlık turizminin gelişmesi adına çalışmalar sürdürdüklerini dile getirdi. Ticaret Bakanlığı Genel Müdür Yardımcısı Alperen Kaçar, panlede uluslararası sağlık turizmi politikalarının yürütülmesi ve ihracat desteklerini detaylarıyla anlatırken Sağlık Bakanlığı Sağlık Turizmi Daire Başkanı Seher Taş, Türkiye’nin uluslararası sağlık turizmi politikaları, güncel mevzuat, iş birliği süreçleri ve uluslararası sağlık turizmi yetki belgesi prosedürlerini anlattı. Hizmet İhracatçılar Birliği Genel Sekreteri Fatih Özer, devlet teşvikleri ve hizmet ihracatının yurt dışında artırılmasına yönelik yürütülen başarılı çalışmalar hakkında bilgi verirken, TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Elif Ural ise sağlık turizmi ve konaklama sektörlerindeki tecrübeleriyle, özellikle uluslararası pazarlarda markalaşma konusuna değindi. Panel, plaket ve çiçek takdimi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi. SATUMER Ofis Sorumlusu Hadi Cantemur moderatörlüğündeki panele; Alanya Kaymakamı Şakir Öner Öztürk, Alanya Belediye Başkan Yardımcısı Faruk Konukçu, ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, Alanya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Turan Sağer, ALKÜ Rektör Yardımcısı ve ALKÜ Sağlık Turizmi Uygulama ve Araştırma Merkezi (SATUMER) Müdürü Prof. Dr. Atıf Bayramoğlu, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Işık Bayraktar, ALTSO Başkanı Eray Erdem, Alanya’da sağlık turizminin başlamasında öncülük eden İşman ailesinden Dr. Dt. Onuralp İşman, Öğrenci Topluluğu Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Bilgin Karademir, ALSTUD Başkanı Dr. Tevfik Yazan, Alanya TÜRSAB Bölge Temsil Kurulu Başkanı Kerim Sarıkaya, ALTİD Başkanı Cem Özcan, ALTAV Başkan Yardımcısı Gökçe Aydoğan Ergün, Topluluk Başkanı Salih Gürsu Girgin, siyasi parti temsilcileri, sektör temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
17 Şubat 2026 Salı - 11:30
Uzm. Dr. Özge Can radyoterapi hakkında doğru bilinen yanlışları anlattı
Manisa Şehir Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Uzm. Dr. Özge Can, radyoterapinin güvenli ve kontrollü bir tedavi yöntemi olduğunu belirterek, hastaların tedavi sonrası çevrelerine radyasyon yaymadığını ve günlük yaşamlarına güvenle devam edebileceklerini söyledi. Manisa Şehir Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Hekimi Uzm. Dr. Özge Can, toplumun sağlık okuryazarlığını artırmak ve radyoterapi sürecine ilişkin doğru bilgilendirme yapmak amacıyla önemli açıklamalarda bulundu. Radyoterapinin halk arasında "ışın tedavisi" olarak bilindiğini belirten Uzm. Dr. Can, tedavide yüksek enerjili ışınlarla kanser hücrelerinin hedef alındığını ve amaçlarının tümörlü dokuyu etkilerken sağlıklı dokuları mümkün olduğunca korumak olduğunu söyledi. "Radyoterapi alan hastalar çevrelerine radyasyon yaymazlar" Radyoterapi alan hastaların çevrelerine radyasyon yaydıklarına dair yanlış bir endişe içerisinde olduklarını belirten Uzm. Dr. Özge Can, Radyoterapi, halk arasında ışın tedavisi olarak bilinir. Bu tedavide yüksek enerjili ışınlar kullanarak kanser hücrelerini hedef alırız. Amacımız yalnızca tümörlü dokuyu etkilemek ve bu işlemi gerçekleştirirken sağlıklı dokuları mümkün olduğunca korumaktır. Günümüzde kullanılan ileri teknoloji cihazlar sayesinde tedavi güvenli ve hassas bir şekilde uygulanmaktadır. Tedavi sırasında hastamız tedavi masasına uzanır ve cihaz hastanın etrafında dönerek planlanan bölgeyi ışınlar. Işınlama esnasında herhangi bir ağrı ya da yanma hissedilmez ve cihaz hastaya temas etmez. Ayrıca cihaz açık sistem olduğu için kapalı alan hissi oluşturmaz. Seans sırasında hasta odada tek başına olsa da, ekip olarak kendisini tüm süreç boyunca kamera sistemiyle sürekli izler ve takip ederiz. Radyoterapi seansları genellikle 5 ila 15 dakika arasında sürer. Ancak toplam tedavi süresi hastalığın türüne, evresine ve kişiye özel oluşturulan tedavi planına göre değişiklik gösterebilir. Hastalarımızın en sık sorduğu sorulardan biri de şudur: ’Tedavi sonrasında etrafa radyasyon yayılır mı’ Özellikle evde hamile bir birey, küçük bir bebek ya da yaşlı bir aile üyesi varsa bu konuda endişe artmaktadır. Ancak bilinmelidir ki radyoterapi alan hastalar çevrelerine radyasyon yaymazlar. Seans sonrasında günlük yaşamlarına güvenle devam edebilirler" dedi. "Radyoterapi planlı, kontrollü ve güvenli bir tedavi yöntemidir" Radyoterapinin güvenli bir tedavi yöntemi olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Özge Can, "Bir diğer merak edilen konu ise tedaviye aç mı yoksa tok mu gelinmesi gerektiğidir. Bu durum, tedavi edilen bölgeye göre değişiklik gösterebilir. Bazı hastalarımızın aç gelmesi gerekirken, bazı hastalarımız tedaviye tok olarak gelebilir. Bu konu, tedavi öncesinde hekim tarafından hastaya ayrıntılı şekilde anlatılmaktadır. ’Neden kemoterapi değil de radyoterapi’ sorusu da sıkça gündeme gelmektedir. Çünkü her kanser hastasının tedavisi aynı değildir. Bazı hastalar yalnızca kemoterapi alırken, bazı hastalar yalnızca radyoterapi alabilir, bazı durumlarda ise iki tedavi birlikte uygulanabilir. Bu karar, farklı branşlardan hekimlerin yer aldığı multidisipliner bir ekip tarafından verilir. Radyoterapi özellikle hastalığın belirli bir bölgeye sınırlı olduğu durumlarda, ameliyat öncesinde tümörü küçültmek ve cerrahiyi kolaylaştırmak amacıyla, ameliyat sonrasında koruyucu tedavi olarak ya da hastalığa bağlı ağrı ve kanama gibi şikâyetlerin giderilerek yaşam kalitesinin artırılması amacıyla uygulanabilir. Radyoterapi planlı, kontrollü ve güvenli bir tedavi yöntemidir. Bu süreç boyunca uzman ekibimiz her zaman yanınızdadır. Aklınıza takılan her soruyu bize rahatlıkla sorabilirsiniz" ifadelerini kullandı.
17 Şubat 2026 Salı - 11:21
Ramazan’da bağırsak sağlığınıza dikkat edin
Klinik Diyetisyen Duygu Özbay, iftarda uzun süre aç kalmanın ardından yemekleri hızlı yemenin sindirimi zorlaştırdığını belirterek, "İftara çorba ile başlamak, ardından 10-15 dakika ara verip ana yemeğe geçmek ise sağlıklı bir yöntem olacaktır" dedi. Ramazan ayı, beslenme alışkanlıklarının değiştiği ve vücudun yeni düzene uyum sağlamaya çalıştığı özel bir dönemi ifade ediyor. Öğün sayısının azalması, gün içinde su içilememesi ve beslenme düzeninin değişmesi nedeniyle birçok kişi kabızlık sorunundan yakınıyor. Özellikle sahurun atlanması, iftarda hızlı ve ağır yemek tüketimi, yeterince sebze-meyve yenmemesi bağırsak hareketlerini yavaşlatabiliyor. Kabızlık; karın şişkinliği, gaz, mide rahatsızlığı ve halsizlik gibi sorunlara yol açarak oruç sürecini normalden daha zor bir hale getirebiliyor. Medline Adana Hastanesi’nden Klinik Diyetisyen Duygu Özbay, Ramazan’ı mümkün olduğunca rahat geçirmek için sindirim sistemini destekleyen bir beslenme düzeni oluşturmak gerektiğini söyleyerek uyarı ve önerilerde bulundu. Diyetisyen Özbay, önerilerini şu şekilde sıraladı: "Sahuru atlamak bağırsakları yavaşlatabilir Sahur, gün boyu enerjiyi korumanın yanı sıra bağırsakların düzenli çalışması açısından da önemli bir öğündür. Sahura kalkmamak ya da sadece çay, su içip geçiştirmek uzun süre aç kalınmasına neden olur ve sindirim sistemi daha da yavaşlar. Kabızlık yaşamamak için protein, lif ve sağlıklı yağ dengesi sağlanmalıdır. Sahurda yapılacak doğru besin tercihleri, kabızlık riskini önemli ölçüde azaltır. Lifli beslenme kabızlığa karşı en etkili destektir Kabızlıkla mücadelede en etkili yöntemlerden biri lif tüketimini artırmaktır. Lif, bağırsak hareketlerini hızlandırarak dışkının daha kolay atılmasını sağlar. Beyaz ekmek, pirinç pilavı, makarna gibi lif oranı düşük besinlerin fazla tüketilmesi kabızlığı artırabilir. Bunun yerine tam buğday ekmeği, yulaf, bulgur, kuru baklagiller ve sebze yemekleri sofralarda daha sık yer almalıdır. Ayrıca kabuklu meyveler ve salatalar da lif açısından oldukça zengindir. Bol su tüketimi ihmal edilmemeli Kabızlığın en önemli nedenlerinden biri de yetersiz sıvı tüketimidir. Lifli beslenme tek başına yeterli olmaz; lifin bağırsaklarda etkili olabilmesi için suya ihtiyaç vardır. İftar ile sahur arasında en az 8-10 bardak su içmeye özen gösterilmelidir. Su yerine sadece çay-kahve tüketmek doğru değildir çünkü bu içecekler vücuttan su atımını artırıp susuzluğu derinleştirebilir. Bu nedenle özellikle sahurdan önce mutlaka yeterli miktarda su içilmelidir. İftarda hızlı yemek kabızlığı artırabilir İftarda uzun süre aç kalmanın ardından yemekleri hızlı yemek sindirimi zorlaştırır. İftara çorba ile başlamak, ardından 10-15 dakika ara verip ana yemeğe geçmek ise sağlıklı bir yöntem olacaktır. Sofrada mutlaka sebze yemeği veya salata bulunmalı, ekmek ve pide tüketimi ise kontrollü olmalıdır. Aşırı kızartma ve hamur işi tüketimi bağırsakları daha da yavaşlatabilir. Hareket ve yürüyüş bağırsakları çalıştırır Ramazan’da kabızlık yaşamamak için sadece beslenme değil, günlük hareket de önemlidir. İftardan 1-2 saat sonra yapılacak 20-30 dakikalık hafif yürüyüş bağırsak hareketlerini artırır ve sindirimi rahatlatır. Gün boyu hareketsiz kalmak kabızlık riskini yükselteceği için mümkün olduğunca aktif olunmalıdır. Kuru kayısı ve yoğurt doğal destek sağlar Kabızlık şikayeti yaşayanlar için kuru kayısı, erik, incir gibi doğal lif kaynakları faydalı olabilir. Özellikle sahurda 2-3 adet kuru kayısı tüketmek bağırsakları destekler. Ayrıca yoğurt gibi probiyotik içeren besinler de bağırsak florasını güçlendirerek sindirimi kolaylaştırır. Gerekir ise bir doktora başvurun Kabızlık şikayeti birkaç gün içinde düzelmiyor, karın ağrısı ve şişkinlik gittikçe artıyorsa mutlaka uzman desteği alınmalıdır. Çözüm için bilinçsiz şekilde laksatif (müshil) kullanımının ise bağırsak tembelliğini artırabileceği unutulmamalıdır."
17 Şubat 2026 Salı - 11:08
Kuş besleyenlere kritik uyarı: Akciğerde geri dönüşümsüz hasar riski
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Gör. Aliye Gamze Çalış, halk arasında "kuşçu akciğeri" olarak bilinen Hipersensitivite Pnömonisi’ne ilişkin uyarılarda bulundu. Tanı konulmasına rağmen kuş beslemeye devam edilmesinin ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirten Çalış, "Akciğerde ilerleyici ve geri dönüşümsüz sertleşme gelişebilir, bu tablo solunum yetmezliğine kadar ilerleyebilir" dedi. Evde kuş beslemek, çatıda kuşların barınması ya da kuş pisliği temizliği sırasında ortaya çıkan partiküller, akciğer sağlığını tehdit edebiliyor. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Gör. Aliye Gamze Çalış, özellikle kuş tüyü ve dışkısına maruziyetin Hipersensitivite Pnömonisi’ne neden olabileceğini belirterek, hastalığın çoğu zaman grip ya da astımla karıştırıldığına dikkat çekti. Ev ortamındaki görünmeyen tehlike Kuşlara ait tüy, dışkı ve deri döküntülerinde bulunan antijenlerin solunum yoluyla akciğerlere ulaşmasının bağışıklık sistemini tetiklediğini ifade eden Çalış, "Kuşların tüyleri, dışkıları ya da deri döküntülerindeki antijenler inhale edildiğinde, akciğerlerimiz bunları yabancı madde olarak algılar. Bu durum bağışıklık sisteminin reaksiyon vermesine yol açar. Oluşan immünolojik yanıt sonucunda akciğer dokusunda sertleşme ortaya çıkabilir" dedi. Akut form grip gibi başlıyor Hipersensitivite Pnömonisi’nin akut ve kronik olmak üzere iki farklı klinik tabloda görülebildiğini belirten Çalış, akut formun temas sonrası saatler içinde gelişebildiğini söyledi. Çalış, "Kuşla temasınızdan yaklaşık 4-8 saat sonra grip benzeri semptomlar ortaya çıkabilir. Burun akıntısı, ateş, öksürük ve kırgınlık en sık görülen şikayetler arasında yer alır" şeklinde konuştu. Kronik form sinsi ilerliyor Uzun süreli maruziyetin daha ciddi bir tabloya yol açabileceğini vurgulayan Çalış, kronik formda belirtilerin yavaş geliştiğini ifade ederek, "Kronik formda hastalık yıllar içinde sinsi şekilde ilerler. Hastalar genellikle efor dispnesi, kuru öksürük ve gece tıkanma hissi tarif eder. Bu form daha ağır seyredebilir ve kalıcı hasar riski taşır" dedi. Birçok hasta astım zannediyor Semptomların farklı hastalıklarla karıştırılabildiğine dikkat çeken Çalış, "Tahminimizden çok daha fazla hastayla karşılaşıyoruz. Hastaların önemli bir kısmı kendini astım hastası zannediyor ya da uzun süre grip tedavisi alıyor. Bu nedenle doğru anamnez hayati önem taşıyor" ifadelerini kullandı. ‘Buzlu cam’ Tanı sürecine ilişkin bilgi veren Çalış, değerlendirmede kuş besleme öyküsünün belirleyici olduğunu kaydetti. Çalış, "Muayene sonrası akciğer grafisi, gerekirse yüksek çözünürlüklü tomografi (HRCT) çekiyoruz. Tomografide bizim için anahtar bulgu ‘buzlu cam’ görünümüdür. Kuş maruziyeti öyküsüyle birlikte bu bulgu tanıyı güçlü şekilde destekler" dedi. Kesin tanı için solunum fonksiyon testi ve bronkoskopi uygulandığını da sözlerine ekledi. Tedavide en kritik adım, antijenden uzaklaşmak Çalış, tedavi sürecinde en kritik adımın antijen maruziyetinin tamamen sonlandırılması olduğunu vurgulayarak, "En önemli şey antijenin uzaklaştırılmasıdır. Hayvanlarımız ve hobilerimiz elbette kıymetli ancak nefesimiz çok daha kıymetli. Bu nedenle hastalığa neden olan kuşlardan bir an önce uzaklaşmak gerekir. Kuşu başka odaya almak ya da bahçeye çıkarmak çözüm değildir. Tüy ve partiküller havada dolaşmaya devam edeceği için inhalasyon sürer ve hastalık tekrarlayabilir. Bu yüzden tamamen uzaklaşmak gerekir. Sadece bu önlem bile tedavi başarısında önemli bir katkı sağlar" dedi. Antijenin ortadan kaldırılmasının yeterli olmadığı hastalarda ilaç tedavisine başvurduklarını belirten Çalış, "Gerekli durumlarda yaklaşık 3 ay süreyle, hekim kontrolünde kortikosteroid tedavisi uyguluyoruz. Bazı hastalarda daha dirençli bir tablo görülebiliyor. Bu durumda bağışıklık sistemini daha güçlü şekilde baskılayan ilaçlar kullanmamız gerekebilir. Tedavi sürecinde hastalarımızı düzenli aralıklarla akciğer grafisi, solunum fonksiyon testi ve klinik muayenelerle takip ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Hobilerimiz kıymetli ama nefesimiz daha kıymetli" Tanı konulmasına rağmen önlem alınmamasının ciddi sonuçlara yol açabileceğini ifade eden Çalış, şöyle devam etti: "Akciğerde ilerleyici ve geri dönüşümsüz sertleşme gelişebilir. Bu durum bir süre sonra solunum yetmezliğine, oksijen cihazı kullanımına, hatta yoğun bakım ihtiyacına kadar ilerleyebilir." Çalış, kuş besleyen ve nefes darlığı ile öksürük şikayetleri bulunan kişilere göğüs hastalıkları hekimine başvurma çağrısı yaptı.
17 Şubat 2026 Salı - 11:00
MEM Müdürü Selehattin Kal kan bağışı yaparak örnek oldu
Karesi ilçesinde bulunan Karesi Şehit Jandarma Teğmen Cengiz Evranos İlkokulu ve Karesi Şehit Jandarma Teğmen Cengiz Evranos Ortaokulu tarafından düzenlenen kan bağışı kampanyasına katılarak destek verdi. Milli Eğitim Müdürü Selehattin Kal’da kampanyaya kan bağışladı. Okul idaresi, öğretmenler, veliler ve gönüllü vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği bağış etkinliğinde İl Müdürü Selehattin Kal’da bizzat kan vererek kampanyaya katkı sundu. Kan bağışının hayati önemine dikkat çeken Müdür Kal, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Verilen her ünite kan, kurtarılan üç can demektir. Kan bağışı; insan hayatına dokunan en anlamlı dayanışma örneklerinden biridir. Bu toplumsal dayanışmaya katkı sunan tüm öğretmen, veli ve gönüllülerimize teşekkür ediyorum." Toplumsal sorumluluk bilincini güçlendiren kampanya, eğitim camiasının sadece akademik alanda değil, insani ve sosyal konularda da örnek bir duruş sergilediğini bir kez daha ortaya koydu. Yetkililer, kanın acil değil sürekli bir ihtiyaç olduğuna dikkat çekerek, tüm vatandaşları düzenli kan bağışçısı olmaya davet etti.
17 Şubat 2026 Salı - 10:53
Uzman Dr. Cihangiroğlu uyardı: "Kronik hastalığı bulunanlar, oruç kararını mutlaka doktorunuzla birlikte verin"
Ramazan ayına sayılı günler kala önemli açıklamalarda bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Cihangiroğlu, kronik hastalığı bulunan vatandaşların oruç kararını mutlaka hekim kontrolünde vermesi gerektiğine dikkat çekti.
17 Şubat 2026 Salı - 10:46
Dr. Zeytun, laparoskopik cerrahi ile ilgili bilgi verdi
Medical Point Gaziantep Hastanesi bünyesinde görev yapan Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun, çocuklarda laparoskopik cerrahinin güvenli ve konforlu bir tedavi seçeneği sunduğunu belirtti. Medical Point Gaziantep Hastanesi bünyesinde görev yapan Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun, çocuklarda laparoskopik cerrahi ile ilgili bilgi verdi. Dr. Zeytun, "Laparoskopik cerrahi, karın bölgesine açılan küçük kesiler aracılığıyla kamera ve özel cerrahi aletler kullanılarak gerçekleştirilen kapalı ameliyat yöntemidir. Geleneksel açık ameliyatlara kıyasla daha küçük kesi izleri, daha az ağrı ve daha hızlı iyileşme süreci sağlaması nedeniyle özellikle çocuk hastalarda sıklıkla tercih edilmektedir" dedi. "Daha az ağrı, daha hızlı iyileşme" Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun, çocuk cerrahisinde teknolojinin sunduğu imkanlarla birlikte kapalı ameliyatların yaygınlaştığını ifade ederek, "Laparoskopik yöntem sayesinde çocuklarımız ameliyat sonrası dönemi çok daha konforlu geçiriyor. Daha küçük kesilerle gerçekleştirdiğimiz operasyonlar, hem enfeksiyon riskini azaltıyor hem de hastanede kalış süresini kısaltıyor. Çocuklar günlük yaşamlarına ve okullarına daha kısa sürede dönebiliyor. Laparoskopik cerrahi, apandisit, kasık fıtığı, over kistleri, safra kesesi hastalıkları, inmemiş testis ve bazı bağırsak problemleri başta olmak üzere birçok cerrahi hastalıkta başarıyla uygulanabiliyor" dedi. Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun, uygun hasta seçiminin önemine dikkat çekerek her vakanın bireysel olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Apandisit, kasık fıtığı gibi ameliyatlarda tek kesi (Single Port) ile operasyonları tamamlayabildiklerini ve operasyon skarının bile fark edilmediğini belirtti. Ailelere önemli uyarılar Ailelerin çocuklarında karın ağrısı, kusma ya da kasık bölgesinde fark edilen anormal durumlarda vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması gerektiğini belirten Doç. Dr. Hikmet Zeytun, erken teşhisin tedavi başarısını arttırdığını söyledi. Ayrıca çocuk cerrahisinde modern cerrahi teknikleri kullanarak bölge halkına nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam ettiklerini ifade etti. Laparoskopik cerrahinin sağladığı avantajlarla birlikte çocuk hastaların hem fiziksel hem de psikolojik olarak daha rahat bir ameliyat süreci geçirdiği belirtti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder