SAĞLIK
20 Mart 2026 Cuma - 11:19 Uzmanından Ramazan sonrası beslenmeye kademeli geçiş uyarısı Ramazan sonrası ani ve ağır beslenmenin sindirim sistemini zorlayabileceğini belirten Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Alpaslan Tanoğlu, "Ramazan ayı boyunca uzun süreli açlığa ve iki öğünlü beslenmeye alışan sindirim sistemini bayramla birlikte aniden eski düzenine döndürmek, mide ve bağırsak sisteminde bir yük oluşturabileceği için geçiş sürecini kademeli yönetmek büyük önem taşımaktadır" dedi. Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Alpaslan Tanoğlu, Ramazan ayı sonrası beslenme düzenine geçişte dikkat edilmesi gerekenler hakkında uyarılarda bulundu. Uzun süreli açlık sonrası bayramda birdenbire eski beslenme alışkanlıklarına dönmenin sindirim sistemi üzerinde ciddi yük oluşturabileceğini ifade eden Prof. Dr. Tanoğlu, bu sürecin kontrollü ve kademeli şekilde yönetilmesi gerektiğini söyledi. "Uzun açlık sonrası ağır yemek risk oluşturur" Ramazan ayında değişen beslenme alışkanlıklarının sindirim sistemi üzerinde belirgin etkiler oluşturduğunu dile getiren Prof. Dr. Tanoğlu, "Ramazan ayı normal günlük yaşantımıza göre beslenme düzenimizin ve saatlerinin değişmesi nedeniyle hayatımızda farklı bir zaman dilimini yansıtıyor. Bu ay boyunca uzun süreli açlığa ve iki öğünlü beslenmeye alışan sindirim sistemini bayramla birlikte aniden eski düzenine döndürmek, mide ve bağırsak sisteminde bir yük oluşturabileceği için geçiş sürecini kademeli yönetmek büyük önem taşımaktadır" diye konuştu. "Bayram sabahına hafif bir kahvaltıyla başlayın" Bayram sabahı yapılacak kahvaltının günün geri kalanını doğrudan etkilediğini vurgulayan Prof. Dr. Tanoğlu, "Bayram sabahına ağır, yağlı ve kızartmalı yiyecekler yerine peynir, zeytin, yumurta ve bol yeşillik gibi hafif bir kahvaltıyla başlamak, gün boyu porsiyon kontrolüne dikkat ederek mide kapasitesini zorlamamak en sağlıklı yaklaşım olacaktır" dedi. Gece yeme alışkanlığına da dikkat çeken Prof. Dr. Tanoğlu, "Sahur alışkanlığından kalan gece yeme isteğini dizginlemek için yatmadan en az 2-3 saat önce beslenmeyi kesmek ve akşam yemeğinde hafif yemekleri tercih etmek sindirim sisteminin normal ritmine daha rahat dönmesini sağlar" diye konuştu. "Aşırı ve hızlı yemek ciddi sorunlara yol açabilir" Bayramda en sık yapılan hatalardan birinin hızlı ve aşırı yemek tüketimi olduğunu belirten Prof. Dr. Tanoğlu, "Ramazan boyunca uzun süreli açlığa ve yavaşlayan metabolizmaya uyum sağlayan mide-bağırsak sistemi, bayramda çok miktarda ve hızlı yemekle karşılaşırsa, ciddi bir mekanik ve kimyasal stres altına girer. Mide kapasitesinin üzerinde hızla dolduğunda mide duvarındaki gerilme reseptörleri aşırı uyarılır, mide asit üretimi artar ve bu durum gastriti tetikleyebilir. Aynı zamanda mide asidinin yemek borusuna kaçmasıyla reflü atakları görülebilir" ifadelerini kullandı. "Şerbetli tatlılar mideyi ve bağırsakları zorlar" Bayramda aşırı tatlı tüketiminin sindirim sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu dile getiren Prof. Dr. Tanoğlu, "Şerbetli tatlıların ve şekerli gıdaların kontrolsüz tüketimi midede şişkinlik, dolgunluk hissi, kramp ve yanma gibi şikâyetlere yol açabilir. Yüksek şeker içeriği mide boşalmasını geciktirerek gaz oluşumuna neden olurken, bağırsaklarda fermente olarak aşırı gaz ve ishal gibi sorunlara yol açabilir" ifadelerini kullandı. "Reflü ve gastriti olanlar dikkat etmeli" Reflü, gastrit ve mide hassasiyeti olan bireylerin bayramda daha özenli beslenmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Tanoğlu, "Ağır, yağlı ve kızartma yiyecekler mide boşalmasını geciktirerek şikâyetleri artırır. Bu yüzden sütlü tatlılar tercih edilmeli ve porsiyonlar sınırlı tutulmalıdır. Yemek sonrası davranışlar da önemlidir. Yemekten hemen sonra uzanmak yerine hafif hareket etmek, mümkünse kısa yürüyüşler yapmak sindirimi kolaylaştırır" diye konuştu. "Çay ve kahve tüketimi sınırlandırılmalı" Bayram ziyaretlerinde sunulan ikramlara dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tanoğlu, "Ağır tatlılar, hamur işleri ve yağlı yiyecekler mide asidini artırarak reflü ve gastrit şikâyetlerini tetikleyebilir. Bu yüzden bu tür gıdalar mümkün olduğunca sınırlı tüketilmelidir. Çay ve kahve tüketiminde sınırların aşılması, özellikle mide hassasiyeti olanlar için risk taşır. Kafein, mide kapakçığını gevşeterek mide asidinin yemek borusuna kaçmasına neden olur ve reflüyü tetikler. Bu yüzden çayı açık ve limonsuz tüketmek, kahveyi ise mümkünse tok karnına ve günde 1-2 fincanla sınırlandırmak en doğrusudur. Alternatif olarak bitki çayları (rezene, papatya gibi) veya sade maden suyu (oda sıcaklığında) gibi mideyi yormayan alternatiflere yönelmek daha uygun olacaktır" dedi. "Günde 2.5 litre su içmek ve lifli besinlere yer vermek önemli" Bayram boyunca su tüketiminin de ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Tanoğlu, şu bilgileri paylaştı: "Günde ortalama 2-2,5 litre su tüketmek sindirim sisteminin düzenli çalışmasına katkı sağlar. Tam tahıllı ürünler, sebze ve meyveler gibi lifli besinler bağırsak hareketlerini artırır. Ayrıca fiziksel aktivite de bağırsakların düzenli çalışmasına destek olur." "Bazı belirtiler ciddiye alınmalı" Bazı şikâyetlerin ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Tanoğlu, "Özellikle dinlenmekle geçmeyen, göğse, sırta veya çeneye doğru yayılan şiddetli mide ağrıları; bazen tipik bir sindirim sorunu gibi görünse de kalp krizinin veya ciddi bir safra kesesi iltihabının habercisi olabilir. Bunun dışında yutma güçlüğü, ağızdan kan gelmesi veya dışkının siyah renkte olması gibi durumlar, sindirim sisteminde acil müdahale gerektiren bir kanamanın veya hasarın belirtisi olabileceği için vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Ayrıca, uzun süren açlık sonrası tüketilen ağır öğünlerin ardından gelişen şiddetli ve kuşak tarzında yayılan karın ağrıları, özellikle safra kesesi ve safra yollarında taşı olanlarda pankreas iltihabı (pankreatit) açısından uyarıcı olabilir. Diğer bir deyişle, vücudunuzun alışık olmadığı kadar şiddetli veya farklı hissettiren sağlık belirtilerini asla ihmal etmemek gerekir ve bu durumlarda en yakın acil servise başvurmak uygun olacaktır" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.
20 Mart 2026 Cuma - 11:04 Diyetisyen Ünal: "Bayramda günlük ortalama 3 ana, 3 ara öğün olarak beslenme planlanabilir" Diyetisyeni Nurseli Ertekin Ünal, Ramazan Bayramı sürecinin normal beslenmeye geçmek için uyum süreci olarak görülmesinin sağlık açısından önemli olduğunu belirterek, "Bayramda günlük ortalama 3 ana, 3 ara öğün olarak beslenme planlanabilir" dedi. Yozgat Şehir Hastanesi’nde görevli Diyetisyen Nurseli Ertekin Ünal, bayramda doğru ve dengeli beslenmekle ilgili ipuçları vererek, "Beslenmeye yönelik rahatsızlıkların önlenmesi ve metabolizmanın eski haline dönebilmesi için az az, sık sık beslenme öneriyoruz. Günlük ortalama 3 ana ve 3 ara öğün şeklinde beslenme planlanabilir. Bayramda hafif bir kahvaltı ile güne başlamak uzun zamandır o saatlerde çalışmayan mideyi yormayacaktır. Kahvaltıda tam tahıllı ekmeklerden tercih etmek, sağlıklı protein kaynakları olan yumurta ve peynir tüketmek, domates, salatalık, yeşillik gibi liften zengin çiğ sebze tüketmek, kahvaltıda kavurma ve kızartmalardan uzak durmak gün içerisinde bize fayda sağlayacaktır" dedi. "Protein kaynaklarını ve süt ürünlerini masamızda bulundurmalıyız" Protein ve süt ürünlerinin iştah konusunda dengeleyici unsur olduğunu söyleyen Ünal, "Öğle ve akşam yemeklerinde öğünlere çorbayla başlamak,. ardından zeytinyağlı bir sebze yemeği tüketmek, daha sonra günlük toplamda 3-4 köfte kadar olacak şekilde et, tavuk, balık gibi protein kaynaklarını tüketmek, yine masamızda yoğurt, ayran, cacık gibi süt ve süt ürünlerinden bulundurmak gün içerisinde bize iştah kontrolünde yardımcı olacaktır" ifadelerini kullandı. "Bayram ikramlıklarında porsiyonları küçük tutmalıyız" Yüksek yağ ve şeker içeriği olan şerbetli tatlılardan, hamur işlerinden uzak durmak gerektiğini belirten Ünal, "Sütlü tatlılar, taze ve kuru meyveler, kuru yemişler tercih etmek kan şekerimizde oluşabilecek ani dalgalanmaların da önüne geçer. Çikolata ve şeker tüketiminde dikkatli davranmak, ölçülü tüketmek önemlidir. Yine bayram ikramlıklarında porsiyonları mümkün olduğunca küçük tutmalıyız. Sıvı tüketiminin artması mide ve bağırsaklarımızın düzenli çalışması için oldukça önemli. Günlük ortalama 2-2 buçuk litre kadar sıvı tüketmeyi öneriyoruz. Su, ayran, sade maden suları, az şekerli limonata, komposto, hoşaf gibi ürünler günlük sıvı tüketimimizi arttırmamıza yardımcı olur" dedi. "Fazla kalorileri yakmak için tempolu yürüyüşler yapılabilir" Bayramda tüm bireylerin, özellikle yaşlı ve tansiyon hastası kişilerin kafein içeriği yüksek olan çay ve kahve tüketiminde dikkat etmesi gerektiğini söyleyen Ünal, "Bunların fazla tüketimi çarpıntı, kalp ritim bozuklukları, mide problemlerine sebebiyet verebilir. Bayramda alınan fazla kalorileri yakmak için orta tempolu yürüyüşler yapmak, bayram dönemindeki kilo kontrolünüzde yardımcı olacaktır" şeklinde konuştu.
20 Mart 2026 Cuma - 09:40 Bayramda tatlıya denge uyarısı: Uzmanından kritik beslenme önerileri Ramazan Bayramı’nda beslenme düzeninin ani değişimine dikkat çeken Diyetisyen Hasan Tuncay, özellikle tatlı tüketiminin kontrollü yapılması gerektiğini vurguladı. Ramazan ayı boyunca değişen beslenme alışkanlıklarının ardından bayramda eski düzene dönüş süreci, vücut açısından kritik bir geçiş dönemi oluşturuyor. Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü Sağlıklı Hayat Merkezinde görev yapan Diyetisyen Hasan Tuncay, uzun süreli açlık sonrası birden yoğun besin tüketiminin sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekti. Özellikle bayramda artan tatlı tüketiminin dengelenmesi gerektiğini belirten Tuncay, kahvaltıdan gün içi öğün planlamasına kadar önemli uyarılarda bulundu. Ramazan Bayramında kahvaltıdan itibaren öğünlere dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Hasan Tuncay, "Ramazan ayıda uzun süreli bir açlık dönemi oluyor. Gün boyunca hiçbir şey yemeyip akşamları belirli kısıtlı saatlerde beslenmek zorunda kalıyoruz. Ondan sonra sahura kalkıp, bir şeyler yiyip ondan sonra uyuyoruz. Bu bizim vücudumuzun ritmini değiştiriyor. Doğal olarak hormonlarımız da bu süreçten etkileniyor. 30 gün boyunca hormonlarımız bu süreçten etkilendiği için bayram süreci de biraz daha geçiş dönemi olacağı için birden yüklenmemek adına uymamız gereken bazı kurallar var. Öncelikle bayram günü, sabah kalktığımızda çok ağır olmayacak şekilde kahvaltımızı yapacağız. Peynirimizi, yumurtamızı, bol sebzemizi tüketeceğiz. Yanında mutlaka ekmeğimiz de olacak. Kan şekerimizi belirli bir seviyeye kadar yükselteceğiz ki direkt tatlı isteğimiz olmasın. Sonuçta 30 gün boyunca sadece sahur yapıldı ve iftar açıldı. Bu süreçte vücudu kahvaltıya hazırlamamız gerekiyor. Onun dışında yüksek miktarda şeker içeren, bal, reçel, pekmez gibi tatlılar tüketmeyeceğiz. Çünkü zaten gün içerisinde şekerlemeler ve şeker tatlıları tüketeceğimiz için kahvaltıda bunları tercih etmesek daha sağlıklı olur" dedi. Diyetisyen Tuncay, "Normalde bizim diyetimizde, sağlıklı proteinlere yer verdiğinizde, peynir yumurta ve etimizi düzenli bir şekilde yediğimizde, ekmek grubu ve sebzeleri düzenli bir şekilde yediğimizde kan şekerimiz sağlıklı seyrediyor. Kahvaltıyı bu şekilde yaptıktan sonra gün içerisinde ekstra ürün öğün koymadan ya da kullandığımız öğünlerden ekmeği, makarnayı, çorbayı ve pilavı çıkararak şerbet ve tatlılardan aldığımız en azından şekeri biraz olsun dengeleyebiliriz. Tabi normal günlerde önerdiğimiz bir beslenme şekli değil, bayrama özel. 30 gün boyunca beslenme kısıtıyla yaşadığımız için bayram sürecini ‘tatlı yemeyin’ diyerek geçiştiremeyiz. Mutlaka tatlılar yenilecek. Ama bunu nasıl dengelememiz gerektiğini bilmemiz gerekiyor. Mümkünse öğlen vakitlerinde şeker, şerbet tatlılarını tüketelim. Akşam vakitlerine kalmasın. Bazen metabolik hızımız yavaşladığı için akşam saatlerinde yediğimiz tatlının bize zarar verme ihtimali daha yüksek, karaciğerde yağa dönüşme ihtimali daha yüksek. Sonraki gün yine şekerli şerbetli tatlılar yiyeceksek eğer bu kurallara uyarak, gün içerisinde tükettiğimiz özellikle basit karbonhidratlardan uzak durarak, ekmeği, pilavı, makarnayı, çorbayı ve meyveyi kısarak, sebze ve proteinle beslenerek bu süreci geçirebiliriz" diye konuştu.
Uzmanından çocukluk çağı obezitesi uyarısı
04 Aralık 2025 Perşembe - 15:02 Uzmanından çocukluk çağı obezitesi uyarısı Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Deniz Ökdemir, çocukluk çağı obezitesinin hızla arttığını belirterek ailelere uyarıda bulundu. Doç. Dr. Ökdemir, fastfood tüketimi ve ekran bağımlılığından uzak durulması, çocukların günlük en az 1-2 saat fiziksel aktivite yapmasının önemini vurguladı. Obezitenin vücut yağ oranının normalin üzerine çıkması anlamına geldiğini belirten Doç. Dr. Ökdemir, bu durumun vücut kitle endeksi üzerinden değerlendirildiğini aktardı. Vücut Kitle endeksinin çocuğun kilosunun boyunun karesine bölünmesiyle hesaplandığını ifade eden Do. Dr. Ökdemir, 30’un üzerindeki değerin obezite olarak tanımlandığını vurguladı. Çocukluk çağında obezitenin hızla arttığını ifade eden Doç. Dr. Ökdemir, küçük yaşta obez olan çocukların ilerleyen yaşlarda da obez kalma riskinin yüksek olduğuna dikkat çekti. Kalp krizi, inme ve diyabet gibi ölümcül hastalıkların temelinde de obezitenin bulunduğunu söyleyen Ökdemir, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine değindi. Fast foodtüketiminden uzak durulması, ekran süresinin sınırlandırılması ve çocukların günlük en az 1-2 saat fiziksel aktivite yapmasının gerektiğini ifade eden Ökdemir, obez çocuklarda özgüven eksikliği ve sosyal hayattan kopma gibi sorunların yaşandığını dile getirdi. Obezitenin çocuklarda vücut yağ oranının normalin üzerinde olması anlamına geldiğini, bunu anlamak için çocuklarda vücut kitle endeksine bakıldığına değinen Ökdemir, obezitenin günümüzün önemli bir hastalığı olduğunu, çocuklarda görülme sıklığının çok hızlı arttığını ve çocukların küçük yaşta obez olmasının, erişkin yaşlarda da obez olacakları anlamına geldiğini ifade etti. Ayrıca, dünyadaki en sık ölüm nedenleri arasında yer alan kalp krizi, inme ve diyabet gibi hastalıkların temelinde de obezitenin bulunduğuna dikkat çekti.
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu:
04 Aralık 2025 Perşembe - 13:50 Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu: Çankırı’da açıklamalarda bulunan Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Türkiye’nin sağlık hizmetlerinde dünyada örnek gösterilen bir ülke olduğunu belirterek, "Bazılarının hayal edemediği hizmet kapasitesine Türkiye ulaşmış durumda" dedi. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, bir dizi temaslarda bulunmak, sağlık alanındaki yatırımları incelemek için Çankırı’yı ziyaret etti. Bakan Memişoğlu, ziyaretleri kapsamında Çankırı Valisi Mustafa Fırat Taşolar ile bir araya geldi. Daha sonra basına kapalı olarak gerçekleştirilen Sağlıklı Türkiye Yüzyılı Sağlık Yöneticileri Toplantısına katıldı. Bakan Memişoğlu, daha sonra AK Parti Çankırı İl Başkanlığını ziyaret ederek partililerle bir araya geldi. "Türkiye herkesin aracı barış elçisi olarak gördüğü bir ülke haline gelmiş durumda" Partililere seslenen Bakan Memişoğlu, "30 senen önce hiç sesini çıkartmayan, ne denilirse yapan ülkemiz şu anda kendi söylediğini yaptırabilen, dünya politikasına yön verebilen, aynı zamanda da güvenilir, herkesin aracı barış elçisi olarak gördüğü bir ülke haline gelmiş durumda. Esasında bu her birimizin Sayın Cumhurbaşkanımımızın liderliğinde, büyük çabasıyla oldu. Bundan sonraki amacımız ülkemizi çok daha iyi seviyeler ulaştırıp hem teknoloji hem insan gücü hem de alt yapısıyla sadece kendisini değil, kendindeki dost ülkelerin kalkınmasını sağlayacak şekilde ön ayak olmak. Cumhurbaşkanımız, ‘Türkiye sadece Türkiye’den ibaret değildir’ diyor. Bu cümle önemli bir cümle. Bu cümleden yola çıkarak şunu bilmemiz gerekir; biz geçmişinde üç kıtada hüküm sürmüş, adaletle, barışla insanlığa hizmet etmiş bir medeniyetin temsilcileriyiz. Bunu unutmadan birbirimize sıkıca sarılarak, ayrıştırıcı taraflarımızı değil, birleştirici taraflarımızı ön tarafa çıkararak üreteceğiz ve çok daha iyi yerlere geleceğiz" dedi. "Bazılarının hayal edemediği hizmet kapasitesine Türkiye ulaşmış durumda" Sağlık alanında yapılan yatırımlarla ilgili de konuşan Memişoğlu, "Türkiye sağlıkla ilgili, özellikle son 25 senede, Cumhurbaşkanımız ve geçmiş bakanlarımız ve çalışanlarımızın büyük emeğiyle, sağlık hizmetlerini en iyi şekilde yapan, her yere ulaştıran, aynı zamanda da dünyaya örnek olan, bunu da Kovid ve depremde gösteren bir yapıya kavuşmuş durumda. Çok net söylüyorum, 2024 senesinde 1 milyar 48 bin kez insana dokunan bir sağlık hizmetimiz var. Bugün bazı gelişmiş ülke diye düşündüğümüz ülkelerde insanlar, doktora ulaşmak için 6 ay bekleyebiliyorlar. Bizim ülkemizde her vatandaşın aile hekimi olduğu gibi bugün yatak kapasitesi olarak 220 binin üzerine çıkmış ve bu yataklardan birçoğunun tek kişilik, çift kişilik en üst sağlık alt yapısıyla hizmet ediliyor. Bunu başarmak çok zor bir iş. Bazılarının hayal edemediği hizmet kapasitesine Türkiye ulaşmış durumda. Şehir hastaneleri dünyanın örnek sağlık kurumlarından bir tanesi. O nedenle de biz bu sağlık hizmetlerini daha iyi sunabilmek için çalışmaya devam ediyoruz" diye konuştu. "İnsanlarımızın başka ile gitmeden bütün sağlık hizmetini karşılayacak şekilde yapıya kavuşacak" Çankırı’ya yapılan sağlık hizmetleri yatırımlarıyla ilgili bilgi veren Memişoğlu, "Termal, ılıca, su altyapısı, sağlık altyapısı gibi her türlü insanımıza hizmet edecek girişimi yapıyoruz ve gerçekleştiriyoruz. Hastanemiz ikmal inşaatıyla beraber 2026’nın sonunda bitecek. 2026 sonu iddialı bir söylem. Bunu yapmak için elimizden geleni, Grup Başkanvekilimiz ile beraber yapacağız. Bu 400 yataklı hastanemizin yapılması ve şu an hizmet veren hastanemizle birlikte yatak kapasitesi 700’e ulaşacak. Bu eğitim ve araştırma hastanesi altyapısına kavuşacak. Eğitim ve araştırma gibi Çankırı’dan başka ile gitmeden insanımızın bütün sağlık hizmetini karşılayacak şekilde yapıya kavuşacak. İlçelerimizin birçoğunda hastanemiz oluşmuş durumda. Kızılırmak ve Ilgaz’daki yeni yapacağımız hastanelerimiz olacak" şeklinde konuştu. Çankırı’nın sağlık turizmi noktası haline gelmesini önemsediklerini kaydeden Memişoğlu, "Özellikle Kurşunlu’da bir termal tesis kurulmuş durumda. Biz bu tesisi Türkiye’de sağlık turizmi anlamında da öncelikli yerlerimizden birisi olarak tespit ettik. Sayın Grup Başkanvekilimiz çok çaba harcamış. Biz de bu çabanın karşılığı olarak orayı sağlık turizmi noktası olarak değerlendireceğiz" ifadelerini kullandı. "İnsanlar dünyanın 160 ülkesinden Türkiye’ye gelip sağlık hizmeti almaya çalışıyor" Türkiye’nin sağlık hizmetleri noktasında önemli bir ülke haline geldiğini vurgulayan Bakan Memişoğlu, "Bizler AK Parti’nin neferleri olarak çevrenizdeki insanlara Türkiye’nin sağlık alt yapısı ve insan gücü anlamında dünyanın en iyi sağlık hizmetlerine sahip olduğunu söyleyin. Çok net iddia ediyorum, Türkiye dünyanın en iyi sağlık hizmetini sunan ülkelerinden bir tanesi ve bunu örnek alan birçok ülke var. İnsanlar dünyanın 160 ülkesinden Türkiye’ye gelip sağlık hizmeti almaya çalışıyor. Bundan 30 sene evvel bizim insanımız kalp ameliyatı için bile yurtdışına gidiyordu. Biz sağlıkta dünyanın en iyi hizmetini yapan ülke halindeyiz. Şimdi sağlık teknolojisi üretimini de gerçekleştirmeye çalışıyoruz" dedi.
Kepçe kulak ameliyatı çocuklara özgüvenlerini kazandırıyor
04 Aralık 2025 Perşembe - 13:43 Kepçe kulak ameliyatı çocuklara özgüvenlerini kazandırıyor Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Sümbül Bayraktar Güzeldağ, "Kepçe kulak ameliyatı ile hem çocuklarda akran zorbalığının önüne geçmek hem de tüm yaş gruplarında özgüvenli bir yaşama adım atmak mümkün" dedi. Çocukların benlik gelişiminin en kritik olduğu dönemlerde bir kepçe kulak sorunu ile karşılaşmalarının önüne geçmek onların gelecekteki ruhsal dayanıklılıklarını da güçlendiriyor. Medline Adana Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Sümbül Bayraktar Güzeldağ, günümüzde kepçe kulak ameliyatının, sunduğu güvenli ve kalıcı çözüm sayesinde bireylerin kendilerini daha iyi hissetmelerine yardımcı olduğunu söyleyerek önemli bilgiler verdi. Akran zorbalığının önüne geçiliyor Kepçe kulak görünümü her ne kadar tıbbi açıdan bir hastalık olmasa da sosyal hayata etkileri nedeniyle önemsenmesi gereken bir durum olduğunu kaydeden Dr. Güzeldağ, "Kepçe kulak ameliyatı (otoplasti) ile hem çocuklarda akran zorbalığının önüne geçmek hem de tüm yaş gruplarında özgüvenli bir yaşama adım atmak mümkündür. Kepçe kulak ameliyatı için en ideal yaş aralığının 5-6 yaş civarı olması tesadüf değildir. Çünkü bu dönemde kulak gelişiminin yaklaşık yüzde 85-90’ı tamamlanmış olur ve kulak yapıları cerrahi müdahale için uygun hale gelir. Ameliyatın okul çağı başlamadan yapılması, çocuğun okulda karşılaşabileceği alay edilme veya zorbalık gibi travmatik deneyimlerin önüne geçmek açısından büyük önem taşır. Böylece çocuk hem daha sağlıklı bir sosyal ortama adım atar hem de kendini daha güvende hisseder" dedi. Yetişkinler için yaş sınırı bulunmuyor Güzeldağ, yetişkinler için ise otoplastide herhangi bir üst yaş sınırı olmadığını vurgulayarak, "Yaşamın her döneminde gerçekleştirilebilen bu işlem, estetik görünümünden memnun olmayan bireylerde özgüveni artıran, sosyal bağları geliştiren etkili bir çözüm olarak karşımıza çıkar. Klasik cerrahi yöntem, genel anestezi altında yaklaşık 1-2 saat süren bir işlemdir. Modern tıpta geliştirilen alternatif yöntemlerden biri olan ameliyatsız iple kepçe kulak düzeltme tekniği ise lokal anestezi ile yaklaşık 15-20 dakika gibi kısa bir sürede uygulanabilmektedir. Hangi tekniğin uygun olduğuna ise kişisel kulak yapısı ve beklentiler değerlendirilerek doktorla beraber karar verilir. Ameliyat sonrası dönem, iyileşme sürecinin sağlıklı ilerlemesi açısından önem taşır. İlk 3-4 gün boyunca kulakları tamamen kapatan baskılı bir bandaj uygulanır. Sonrasında hastalara 3-4 hafta boyunca özellikle gece kullanmak üzere saç bandı veya tenisçi bandı takmaları önerilir. İlk hafta içerisinde şişlik ve morluklar görülebilir fakat çoğu hasta kısa sürede, genellikle bir hafta içinde okuluna veya işine dönebilir. Kulakların tam olarak oturması ve ödemin tamamen geçmesi ise yaklaşık 6 ay içinde tamamlanır" diye konuştu. Yan etkiler nadiren görülüyor Ailelerin bu süreçte en çok merak ettiği konulardan birinin de ameliyatın güvenilirliği olduğunu belirten Dr. Güzeldağ , "Otoplasti, deneyimli bir cerrah tarafından gerçekleştirildiğinde oldukça güvenlidir ve komplikasyon riski son derece düşüktür. Enfeksiyon, hafif ağrı veya geçici his değişikliği gibi küçük yan etkiler görülebilse de bunlar genellikle kısa sürede kendiliğinden düzelir. Operasyon öncesinde yapılan ayrıntılı muayene, doğru teknik seçimi ve ameliyat sonrası önerilere uyulması hem çocuklarda hem de yetişkinlerde oldukça başarılı ve kalıcı sonuçlar elde edilmesini sağlar" diye konuştu.
Kars Vali Vekili Aydın Göçer, "Asılsız çağrı yapanlar insanlık suçu işliyor"
04 Aralık 2025 Perşembe - 13:42 Kars Vali Vekili Aydın Göçer, "Asılsız çağrı yapanlar insanlık suçu işliyor" Kars Vali Vekili Aydın Göçer, 1-7 Aralık 112 Acil Sağlık Hizmetleri Haftası nedeniyle kurulan stantta yaptığı açıklamada, 112 Acil Çağrı Merkezine asılsız çağrı bırakanların insanlık suçu işlediğine dikkat çekti. Kars Sağlık İl Müdürlüğü, 1-7 Aralık 112 Acil Sağlık Hizmetleri Haftası kapsamında bedesten alanında stantlar kurularak acil sağlık hizmetlerinin insan yaşamında ki önemini anlatmaya yönelik bilgi paylaştı. Stantta, Olay Yeri Güvenliği ve Temel Yaşam Desteğinin sağlanmasını anlatmak için maketler yapılarak bu maketler üzerinden canlandırma yaptı, vatandaşlara el broşürleri dağıttı. Stantları ziyaret eden Kars Vali Vekili Aydın Göçer, Kars İl Sağlık Müdürü Uzman Dr. Arif Eker ve sağlık personelinden bilgi aldı. Gazetecilere açıklama yapan Vali Vekili Aydın Göçer, "Bugün 1-7 Aralık 112 Acil Sağlık Hizmetleri Haftası nedeniyle toplumda farkındalık oluşturmak ve kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla şehrimizin Bedesten Bölgesi’nde İl Sağlık Müdürlüğümüz ekiplerince tanıtıcı faaliyetler gerçekleştirmektedir. Hiç şüphesi yok ki sağlık birimlerimiz her daim görevi başındadır. Ancak her bir vatandaşımızın, kamu kurumumuzun, şirketlerimizin bu anlamda bilgi sahibi olması, acil müdahaleyi öğrenmesi son derece önem arz etmektedir. Çünkü bu müdahaleler son derece zaman açısından önemli müdahalelerdir. O yüzden burada vatandaşlarımızın istifadesi amacıyla, farkındalıklarını artırmak gayesi ve maksadıyla arkadaşlarımız bir hafta boyunca burada tanıtıcı faaliyetlere devam edeceklerdir. Acil müdahaleyi öğrenmeleri, en azından temel düzeyde öğrenmeleri için herkese davet ediyoruz. Umarım gerek kalmaz diyelim kimse için ama malum gerekli de oluyor. Dolayısıyla bilgili olmakta, farkında olmakta da fayda var" dedi. 112 Acil Çağrı Merkezine asılsız çağrı bırakanların insanlık suçu işlediğine dikkat çeken Göçer, "Artık tüm acil çağrı numarası 112 adlı numara adı altında birleşmiş durumda. Bütün acil durumlar aynı numaradan hizmet vermektedir. Yani asılsız çağrıya diyecek bir şey bulamıyorum ben. Yani insan olan birinin böyle bir şey yapmaması lazım. Tabi teknik hata, yanlış anlama gibi durumlar hariç bilinçli olarak eğer böyle bir şey yapıyorsa bunlar adeta bir insanlık suçu işlemektedir. Çünkü oraya asılsız ihbara giden bir ekip gerçekten ihtiyacı olan bir hastanın imdadına yetişemeyebilir. Çok ağır bir sorumluluk, bunu yapanlar var ise hukuken de tabii ki bunun hesabını vereceklerdir" diye konuştu. Kars’ta kış mevsiminde sağlık hizmetlerinin hazır olduğuna da değinen Göçer, "Kış mevsimine giriyoruz. 112 sağlık birimi ekiplerimiz tam teşekkül olarak acil sağlık hizmetlerini her hal ve şartta sunmaya hazırdır. Haletli ambulansımız var. Gerekli bir durum olursa uçak veya helikopter de şehrimize geliyor. 4 tekerli araçlarımız hali hazırda görevlerini ifa etmektedir." şeklinde konuştu.
MUSKİ Köyceğiz merkezindeki içme suyu hatlarını yeniliyor
04 Aralık 2025 Perşembe - 13:41 MUSKİ Köyceğiz merkezindeki içme suyu hatlarını yeniliyor Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın talimatları doğrultusunda, şebeke sistemlerinin güçlendirilmesine yönelik yatırımlarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) ekipleri çalışmalarına Köyceğiz ilçesinin merkez mahallelerinde devam ediyor. 4 kilometre hat yenilenecek MUSKİ Genel Müdürlüğü ekipleri tarafından, 4 kilometre uzunluğundaki kullanım ömrünü tamamlamış içme suyu hatları, modern ve sağlıklı hatlarla yenileniyor. Çalışma kapsamında Gülpınar Mahallesi Gümüş Sokak, Ulucami Mahallesi Turan Emeksiz ve Cengiz Topel Caddeleri ile Yeni Mahalle Zeytin Sokak mevkilerinde başlatılan yenileme işlemleri tamamlandığında, merkezdeki mahallelerde yaşanan sorunların büyük ölçüde giderilmesi hedefleniyor. Yıllar önce yapılan ve artık basınç dayanımını yitiren asbest boruların yerine, günümüz standartlarına uygun, yüksek basınç dayanımı ve sağlık kriterlerine sahip modern içme suyu hattı yapılıyor. İl genelinde, kullanım ömrünü tamamlamış olan ya da kullanılan boru materyal ve sistemlerinin yapılan iş için uygun olmaması nedeniyle değiştirilmesi işlemlerinin önemini belirten MUSKİ İşletmeler 3. Bölge Daire Başkan Vekili Sefa Türkmen, "Son zamanlarda sürekli patlayan asbest borularımızın, ömrünü tamamlamış hatlarımızın değiştirilmesi gerekiyordu. Genel müdürümüz Sayın Yılmaz Bey’in de talimatıyla bu işe başladık. Yaklaşık 4 kilometrelik bir hat çalışması planlıyoruz. Köyceğiz’de 3 tane mahallemizde bu çalışma yapılacak. Yılsonuna kadar tamamlanması planlanmaktadır. Ve vatandaşlarımıza kesintisi arzunu sunmuş olacağız" dedi.
Yozgatralli etkinliğinde ambulanslar en hızlı müdahale için yarıştı
04 Aralık 2025 Perşembe - 13:27 Yozgatralli etkinliğinde ambulanslar en hızlı müdahale için yarıştı Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 1-7 Aralık 112 Acil Sağlık Hizmetleri Haftası kapsamında ambulans rallisi düzenlendi. Fuar alanında düzenlenen etkinlikte 13 ekip yer aldı. 4-5 Aralık tarihlerinde sürecek olan etkinlikte ilk gün parkurda ekipler hızlı müdahale için yarıştı. Pediatri, yetişkin ve travmalı vakalara müdahale senaryoları canlandırıldı. Travmalı ve yetişkin hastaya müdahale için hasta taşıma ve ambulans sürüş etabında yerini aldı. Yozgat İl Sağlık Müdürü Mehmet Akif Karaarslan ‘Ambulans Rallisi’ adı altında düzenlenen bu etkinliğin aslında bir eğitim faaliyeti olduğunu belirtti. Karaarslan sözlerini şöyle sürdürdü: "Daha önce yine acil sağlık hizmetleri istasyonlarımızda çalışan ekiplerimizin kendi bilgi birikimlerini burada yaptıkları bu etkinlikle arttırmayı hedefliyoruz. İlk çağrı geldiğinden itibaren yaralıya müdahale noktasında ekiplerimizin ambulansla o çağrıya intikal etmeleri, orada yaralıya müdahale etmeleri, sonrasında yaralıyı alıp ambulansa kadar taşımaları ve ambulansla hastaneye nakli ve acil müdahale gerekiyorsa onu yapmalarını içeren bir etkinlik faaliyeti düzenlendi." 13 ekiple bu etkinliği düzenlediklerini belirten Karaarslan, "112 Acil Sağlık Hizmetleri stresli bir hizmet. Bir taraftan stres yönetimini bir taraftan da bilgi birikimlerini ve motivasyonlarını geliştirmek bakımından çok faydalı bir etkinlik olacağına inanıyoruz. Bu vesileyle bütün Acil Sağlık Hizmeti çalışanlarımızın, Acil Sağlık Hizmetleri Haftasını kutluyorum" dedi.
Genç: "Trabzon’da özel bireylerin ailelerinin ’Benden sonra çocuğum ne olacak?’ endişesi son bulacak"
04 Aralık 2025 Perşembe - 13:22 Genç: "Trabzon’da özel bireylerin ailelerinin ’Benden sonra çocuğum ne olacak?’ endişesi son bulacak" Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, özel gereksinimli bireylerin ailelerinin "Benden sonra çocuğum ne olacak?" endişesini ortadan kaldıracaklarını söyledi. Başkan Genç, 160 yataklı Ahi Evren Kalp Hastanesi’nin özel bireyler için kalıcı yaşam merkezine dönüştürüleceğini vurguladı. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Yomra Vilayetler Birliği Özel Eğitim Uygulama Okulu tarafından düzenlenen programa katıldı. Öğrenciler tarafından hazırlanan piyano resitali, musiki dinletisi, Reyhani dansı ve çeşitli gösterilerin sahnelendiği etkinliğe, Başkan Genç’in yanı sıra Yomra Kaymakamı Oğuzhan Ocak, İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Uygun, İlçe Milli Eğitim Müdürü Ayhan Yıldırım, AK Parti Yomra İlçe Başkanı Aydoğan İskender, öğretmenler, öğrenciler ve veliler iştirak etti. Öğrencilerin performansları izleyicilerden büyük beğeni topladı. Özel gereksinimli bireylerin toplumdaki yerinin güçlendirilmesi adına yapılan çalışmaların önemli olduğunu vurgulayan Başkan Genç, "Bu işe Yomra’da sahip çıkılmasına vesile olan herkese teşekkür ediyorum. Bunu bir siyasi söylem olarak ifade etmiyorum; bundan 20 yıl önce bizzat şahit olduğum için söylüyorum. Maalesef o dönem, fedakarlıklarıyla takdiri hak eden anneler, bu özel yavrularıyla 24 saatini bir an bile gözlerini ayırmadan geçiren anneler, çocuklarını toplum içine çıkarmaktan hicap duyuyordu. Nereden nereye geldik? Bunun için öncelikle zihniyetin değişmesi gerekiyordu. ’Yaratılmışların en şereflisi insandır’ inancına sahip olan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, bu anlayışı değiştirmiştir. Buradan kendilerine şükranlarımızı sunuyoruz. Bir zamanlar bu yavrularımıza ’özürlü’ deniliyordu; Cumhurbaşkanımız bu kavramı kaldırarak zihniyet dönüşümünün önünü açtı ve tüm imkanları bu evlatlarımızın gelişimi ve eğitimi için seferber etti. Allah kendisinden razı olsun. Az önce hep birlikte gördük; bu yavrularımıza sevgiyle yaklaşıldığında, onların yetenekleri en güzel şekilde ortaya çıkıyor. Birbirinden güzel gösterileriyle hepimizi gururlandırdılar. Hepsini tebrik ediyor, gözlerinden öpüyorum" dedi. "Bu işin temelinde sevgi vardır" diyen Başkan Genç, sözlerini şu cümlelerle tamamladı: "Burada da görüyoruz ki sevgi varsa engel yoktur. Bu işi severek yapan, gönlünü vererek başlayan ve ardından mesleki birikimleriyle evlatlarımıza emek sunan Milli Eğitim camiamıza ve kıymetli öğretmenlerimize huzurlarınızda teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum. Burası şehrimiz için örnek bir okuldur. Yomra, bu anlamda gerçekten örnek teşkil etmektedir. Biz de buraya hem ziyaret etmek hem de varsa eksikleri gidermek için gereken her adımı atıyoruz ve atacağız. Yaptıklarımız ve yapacaklarımız bizim için ne bir lüks ne de bir lütuftur; aksine bir vazifedir. Verdiğimiz sözleri yerine getireceğiz. Bütün gücümüzle bu güzel evlatlarımızın yanında ve yakınında olmaya devam edeceğiz. ’Benden sonra bu çocuğun hali ne olacak?’ diyen annelerimizin sorusuna da cevap vermek istiyoruz. Bu doğrultuda Trabzon’da önemli bir adım attık. Ahi Evren Kalp Hastanesi’ni geçtiğimiz ay Sağlık Bakanlığımızdan devraldık. 160 yatak kapasiteli bu hastanemizi, özel bireylerimizin ihtiyaçları doğrultusunda devletimizin ve belediyemizin katkısıyla kalıcı bir yaşam merkezi olarak hizmete sunacağız. Böylece annelerimizin o endişelerine son vereceğiz."