Son Dakika
|
ASAYİŞ
Fatih’te bitişik halde bulunan 2 gecekondu çöktü: Yaralılar var!
Katar’da askeri helikopter kazası: 3 Türk personel şehit
Trump, Hürmüz Boğazı’nı açması için İran’a 48 saat süre verdi
Ordu’da kıyıya insansız deniz aracı vurdu
MHP ve DEM Parti bayramlaştı: "Terörsüz Türkiye" süreci öne çıktı
Arakçi: "Hürmüz Boğazı açık, temas halinde güvenli geçiş sağlamaya hazırız"
Bağcılar TEM’de yolcu otobüsü alevlere teslim oldu
ABD, İran petrolünün satışına 30 gün süreyle izin verdi
Bayram günü mahalle savaş alanına döndü: 3 ölü, 22 yaralı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rize’de komşularıyla bayramlaştı
Azerbaycan’dan Türkiye ve Katar’a başsağlığı
Isparta-Antalya kara yolunda feci kaza: 2 ölü, 4 yaralı
Vali Gül ve İl Emniyet Müdürü Yıldız’dan enkazdan kurtarılan yaralılara hastane ziyareti
Sadettin Saran: "İnşallah çok daha fazla kupalar alacağız"
Fatih’te enkaz altındaki yakınıyla telefonda görüştü
Gaziantep Üniversitesi’nde korkutan yangın: Milyonlarca liralık zarar!
SAĞLIK
Anmal: "Eşit işe eşit ücret olmadığı sürece bayram eksik kalır"
22 Mart 2026 Pazar - 15:02:32
Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabğatullah Anmal, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının yaşadığı sorunlara dikkat çekerek, adil ücret vurgusu yaptı. Anmal, aynı kurumda aynı işi yapan çalışanlar arasında ücret farklılıklarının kabul edilemez olduğunu belirterek, "Aynı kurumda aynı işi yaparak farklı ücrete tabi tutulmadığı gün bizlerin bayramı olur" dedi. Sağlık çalışanlarının büyük bir özveriyle görev yaptığını ifade eden Anmal, "Ülkemizin sağlık alanında ortaya koyduğu başarıda sizlerin emeği, fedakârlığı ve insanlara şifa olma gayreti büyük rol oynamaktadır. Bu kararlı duruş ve dayanışma, sadece ülkemizde değil dünyada da takdir toplamaktadır" ifadelerini kullandı. Sendikal mücadelede temel hedeflerinin adaletli bir ücret politikası ve çalışanlar arasında eşitliğin sağlanması olduğunu vurgulayan Anmal, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Ne zaman ki adaletsizliklerin yok edildiği ve çalışanlar arasında iş barışının sağlandığı gün, işte o gün bizim bayramımız olacaktır. Aynı kurumda aynı işi yaparak farklı ücrete tabi tutulmadığımız gün bizler için gerçek bayram olacaktır. Örgütlü mücadelenin verdiği güçle, hak ettiğimiz saygınlığı ve adil ücret düzenini hep birlikte sağlayacağımıza inanıyoruz." Anmal, tüm sağlık çalışanlarının Ramazan Bayramını kutlayarak, "Değerli meslektaşlarımın ve çalışma arkadaşlarımızın bayramını en içten dileklerimle kutluyor, sağlıklı ve huzurlu günler diliyorum" şeklinde konuştu.
22 Mart 2026 Pazar - 14:38
Siirt EAH Endokrinoloji Polikliniğinde tanı ve tedavi süreçleri titizlikle yürütülüyor
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Polikliniğinde, hormon sistemi ile ilişkili hastalıkların tanı, tedavi ve takip süreçleri titizlikle sürdürülüyor. İç hastalıkları uzmanlığı üzerine yapılan bir yan dal olan endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları tiroid ve paratiroid hastalıkları, diyabet, kolesterol yüksekliği, obezite, kemik metabolizma hastalıkları ile hipofiz ve böbrek üstü bezi hastalıklarının tanı ve tedavisini kapsıyor. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanı Dr. Hülya Kaynak Balkış, poliklinikte hormon hastalıklarının değerlendirilmesine yönelik gerekli tetkiklerin büyük bir kısmının yapılabildiğini belirtti. Obezitenin günümüzde önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Balkış, bu alanda kullanılan ilaçların mutlaka hekim kontrolünde başlanması ve düzenli takip edilmesi gerektiğini söyledi. Uygun görülen hastalarda tiroid ultrasonografisi ve ince iğne aspirasyon biyopsisinin uygulanarak tanı sürecinin desteklendiğini ifade eden Uzm. Dr. Balkış, muayeneye gelen hastaların kullandıkları ilaçları yanlarında getirmelerinin, yanlış veya eksik ilaç kullanımının önüne geçilmesine katkı sağladığını kaydetti. Şikayeti olan hastaların öncelikle iç hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmesi ve hekimin gerekli görmesi halinde endokrinoloji polikliniğine başvurmasının, etkin ve planlı hasta yönetimi açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Uzm. Dr. Balkış, "Hastalarımız bizim için çok değerlidir. Her hastamızla tek tek ilgilenerek gerekli değerlendirmeleri yapıyor, tanı ve tedavi süreçlerini en doğru ve bilimsel yöntemlerle planlıyoruz" dedi.
22 Mart 2026 Pazar - 11:35
Dünyada şu ana kadar 60 kişide olan bu vakanın sonuncusu Diyarbakır’da görüldü
Diyarbakır’da yaşayan 38 yaşındaki hasta, kolon kanseri tedavisi görürken, ileri evre sonucu penisinde oluşan kitle nedeni ile uzuv kaybı yaşadı. Literatürde dünyada şu ana kadar hastalığın bu aşamasında 60 kişide uzuv kaybıyla sonuçlanırken, bunun 10’u Türkiye’de yaşandı. Diyarbakır’da yaşayan 38 yaşındaki hastaya, 3 yıl önce kolon kanseri teşhisi konuldu. Hasta, ileri evre kanser olduğu için kemoterapi almaya başladı. Kolon ameliyatı olan hasta, daha sonra radyoterapi ve kemoterapi almaya devam etti. Tedavi sürecinde hastanın penisinde kitle tespit edilip tedaviler bu yönde devam etti. 10 ay kesintisiz 2 saat uyuyamayacak hale gelen hasta, doktorlarla yapılan istişare sonucu penisin alınması kararı alındı. Tıp literatüründe dünyada şu ana kadar 60 vaka kayıtlara geçerken, bunun 10’u Türkiye’de ve en sonuncusu Diyarbakır’da yaşandı. Memorial Diyarbakır Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Muhammet Fatih Kılınç, İHA muhabirine, vakanın dünyada çok nadir olan, literatürde şu ana kadar bildirilmiş 60. vaka olduğunu açıkladı. Bunlardan birinin de hastanelerinde karşılarına çıktığını belirten Doç. Dr. Kılınç, 38 yaşında bir erkek hastasının peniste ağrı, peniste ele gelen kitle ile kendilerine başvurduğunu ifade etti. "Ağrıları yatarak uyumasını önlüyor, ağrı kesiciler fayda etmiyordu" Doç. Dr. Kılınç, hastaya baktıklarında yaklaşık 3 yıl önce kolon kanseri tespit edildiğini kaydederek, "Bu hastamızda biraz ileri evre olduğu için hastamız ilk önce kemoterapi alıyor. Daha sonra hastaya kolon ameliyatı yapılıyor. Ameliyattan sonra hasta radyoterapi ve kemoterapiye devam ediyor. Ama ilerleyen süreçlerde hastanın penisinde ele gelen bir kitle tespit ediliyor. Daha sonra hastanın aldığı kemoterapi rejimleri bu kitleyi yok etmek için yapılıyor. Buna rağmen kitle büyümeye devam ediyor" dedi. "Hastada penisinde ağrı başlıyor ve hasta ilerleyen süreçte idrar yapamamaya kadar bir duruma geliyor" diyen Doç Dr. Kılınç, konuşmasına şöyle devam etti: "Biz, bu hastanın tedavi değişikliğine gitmemizi ilk başta organ korumaya yönünde bir stratejimiz oldu. Daha sonra hastada kemoterapi değişikliği yapılsa da bir çare bulunamıyor. Hastanın yaklaşık 10 aydır şiddetli ağrıları devam ediyor ve idrar yapamamaya başlıyor. Belirli aralıklarla hastaya sonda takılsa da kitle büyümeye devam ediyor. Hasta bize geldiğinde psikolojisi bozulmuştu. 10 aydır yatarak uyuyamıyordu. Kesintisiz 2 saat uyku uyuyamadığını ifade ediyordu. Ne kadar ağrı kesici alsa da ağrıları devam ediyordu. Aile hayatı bozulmuştu, iş hayatı bozulmuştu, çocuklara ilgilenemiyordu." "Hasta, uzuv kaybı yaşamış olmasına rağmen hayat kalitesi yükseldi" Artık yaptıkları bütün tedavilerin fayda etmediğini tespit ettiklerini aktaran Doç. Dr. Kılınç, "Hastayla ortak bir karar verip hastanın penisini alma yoluna gittik. Yani şu an hastanın bir organ kaybı, uzuv kaybı yaşamış olmasına rağmen hayat kalitesi yükseldi. ’Hocam artık uyuyabiliyorum, uzanabiliyorum, psikolojim daha da iyi oldu’ dedi. Uzuv kaybı yaşamasına rağmen hayat kalitesi yükseldi. Bizim burada değinmek istediğimiz şey kolan kanserinin farkındalığı. Kolon kanseri artık genç yaşlarda görülmeye başladı. Erken tanı bizim için önemli. Erken tanı olmazsa bu hastalığın nerelere gittiğini, ne gibi sonuçlar olduğunu ve organ kaybı, uzuv kaybına kadar gidebileceğini gördük. Bizim değinmek istediğimiz, kolan kanserinin farkındalığı, erken yaşta, erken tedavi, erken tanı bizim için önemli olduğunu, halkı bilinçlendirme yoluna gitmek istedik" diye konuştu. "10’u Türkiye’de tüm dünyada 60 hasta var" Vakaların 10 tanesinin Türkiye’de olduğuna değinen Doç. Dr. Kılınç, "Diğer kesimi tüm dünyada. Yaklaşık 50 tanesi dünya literatüründe bildirilmiş. Yeme alışkanlığımız özellikle bizim ülkemizde fazla. Çünkü bizde daha çok et tüketimi, yanmış ve kızartılmış et tüketimi olduğu için, yani işlenmiş et tüketimi fazla olduğu için özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kolan kanseri çok fazla görünmeye başladı. Yeme alışkanlığımız ve sağlıklı beslenme alışkanlığımızla dikkat etmemiz gerektiğini gösteren bir durum. Korkulması gereken bir durum. Uzuv kaybına kadar gidebiliyor. Halkın bilinçlenmesi için önemli olduğunu düşünüyoruz. Özellikle yaşadığımız coğrafyada çok sık görüldüğünü ifade ettik. Bu coğrafyada insanlar için eğer aile öykümüz var ve 40 yaşını geçmişse mutlaka yılda bir sefer kolan kanseri tarama testine girmemiz gerekiyor. İlk önce bu dahiliye bölümleri ve gastroenteroloji bölümlerimize başvurmamız gerekiyor. Tarama yapılması çok önemli, özellikle aile öykümüz varsa" ifadelerini kullandı.
22 Mart 2026 Pazar - 11:01
Çocuğunuzu bahar alerjisinden korumanın yolları
Bahar ayları çocuklar için özgürce doğanın keyfini çıkartmak anlamına gelse de, hapşırma krizleri, burun akıntısı ve kaşıntısına yol açan "alerjik nezle (rinit)" ya da bilinen diğer adıyla "saman nezlesi" oldukça rahatsız edici bir sağlık sorunu olarak yaşanabiliyor. Alerjik nezlenin 2 gruba ayrıldığını belirten Medicana Bursa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Bahar nezlesi, çimen, ağaç ve ot polenlerine bağlı gelişmekte iken, perennial alerjik nezle ise ev tozu akarı, hamamböceği, küf ve evcil hayvanlara bağlı gelişmektedir. Özellikle bahar aylarında burun akıntısı, burun tıkanıklığı sorunu yaşayan hastaların yaklaşık yarısı bahar nezlesidir. Bahar nezlesi yıl boyu sürer ya da mevsimseldir" dedi. Uzm. Dr. Mesut Arslan, alerji belirtilerini şöyle sıraladı: "Sık tekrarlayan burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve aksırık nöbetleri ile kendini gösterir. Aksırıklar arka arkaya 10-20 atak halinde, burun akıntısı ise su gibi olup çok bol miktarda ve devamlıdır. Akıntı olmadığı durumlarda çocuk burun tıkanıklığından şikâyet edebilir. Burun tıkanıklığı burun içini kaplayan mukozanın şişmesinden olur. Alerjik nezle, göz sulanması ve kaşıntısı gibi göz alerjileri ile birlikte de görülebilir. Bazen damakta ve genizde akıntı veya kaşıntı hissedilebilir." "Alerjik nezle genellikle soğuk algınlığıyla karıştırılabilen bir hastalıktır" diyen Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Eğer nezle, ilkbahar ve yaz aylarında başlayıp, üç haftadan uzun sürüyorsa ve iyileşme eğilimi göstermiyorsa, alerjik nezle şüphesi kuvvetli hale gelir. Böyle durumlarda mutlaka doktora danışılması gerekir. Bahar alerjisi çocuklukta 2 yaşından önce nadir görülür. Özellikle okul çağında sık görülür. Alerjik nezlesi olan çocuklarda astım da görülmesi sık karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle aileler çocukta öksürük ve hırıltı belirtilerine karşı dikkatli olmalıdır. Çocukluk yaşlarında ilk belirtilerini veren hastalık yetişkin döneminde de devam edebilir" şeklinde konuştu. Çocukta alerjik nezleden şüphelenildiği durumlarda, alerjiye neden olan maddeyi tespit etmek için cilt veya kan testleri yapılabileceğine değinen Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Testlerin sonucunda, çocuğun belli bir alerjene karşı duyarlı olduğu tespit edildiği takdirde, buna karşı tedbirler alınabilir ya da bu alerjiye yönelik tedaviye başlanabilir. Alerjik nezle tedavisinin ilk adımı alerjiye sebep olan alerjenlerden kaçınmaktır. Eğer çocuktaki alerjik nezle polenlere karşı gelişiyorsa, tozlaşmanın sıkça görüldüğü aylarda, çocuğu yeşil alanlardan mümkün olduğunca uzak tutmak gerekebilir ya da temas kaçınılmazsa tedavi altında tutulması sağlanmalıdır" dedi. Çevresel korunma yöntemlerinin yetersiz kaldığı durumlarda, ilaç tedavisinin etkili bir yöntem olacağına değinen Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Bu ilaçlar sadece belirtilerin görüldüğü günlerde kullanıldıklarında bile, çocuğun şikâyetlerini gidermeye yardımcı olabilir. İlaç tedavisi de yetersiz kaldığında çocuklarda aşı tedavisi, "immünoterapi" uygulanmaktadır. Çocuğun duyarlı olduğu alerjenlerin artan dozlarda çocuğa verilmesiyle bağışıklık sistemini düzenlemeyi amaçlayan aşı tedavisi, bir süre sonra vücudun bu alerjenleri doğal karşılayabilmesini sağlamaktadır" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
21 Mart 2026 Cumartesi- 10:58
Hemşirelikten bağışçılığa: Bu kez kendi hücreleriyle hayat kurtardı
2
21 Mart 2026 Cumartesi- 11:52
Uzmanı açıkladı: "Bayramda kurulan ilişkiler ruh sağlığını güçlendiriyor"
3
20 Mart 2026 Cuma- 11:04
Diyetisyen Ünal: "Bayramda günlük ortalama 3 ana, 3 ara öğün olarak beslenme planlanabilir"
4
21 Mart 2026 Cumartesi- 09:29
Bayramda çocukları şekerden uzak tutun
5
10 Ağustos 2007 Cuma- 16:04
Cinsel gücü arttıran 'Kudret Narı'
27 Kasım 2025 Perşembe - 09:50
Bakan Yumaklı: "Son tüketim tarihi geçmiş yaklaşık 30 ton gıda ürünü ele geçirilmiştir"
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "İzmir’de sağlıksız şartlarda depolanan ve son tüketim tarihi geçmiş yaklaşık 30 ton gıda ürünü ele geçirilmiştir" dedi. Bakan Yumaklı, sosyal medya hesabından İzmir’de sağlıksız şartlarda depolanan ve son tüketim tarihi geçmiş yaklaşık 30 ton gıda ürününün ele geçirildiğini açıkladı. Tarihi geçmiş ürünleri ucuza toplayıp piyasaya satmaya çalışanlara ekiplerin göz açtırmadığını belirten Yumaklı, işletmelerin mühürlendiğini ve ürünlere imha edilmek üzere el konulduğunu bildirdi. "Son tüketim tarihi geçmiş yaklaşık 30 ton gıda ürünü ele geçirilmiştir" Bakan Yumaklı, yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi: "Tarihi geçmiş ürünleri ucuza toplayıp, tekrar piyasaya satmaya çalışan gıda sahtekarlarına ekiplerimiz göz açtırmadı. İzmir’de sağlıksız şartlarda depolanan ve son tüketim tarihi geçmiş yaklaşık 30 ton gıda ürünü ele geçirilmiştir. Tarım ve Orman İl/İlçe Müdürlüğü ekiplerimizin ‘Alo 174 Gıda’ hattına gelen ihbar üzerine yaptığı denetimde ürünlerin STT/TETT bilgilerinin silinip yeniden basılmaya çalışıldığı tespit edilmiş; işletme mühürlenmiş, ürünlere imha edilmek üzere el konulmuş, sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. Vatandaşlarımızın sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişimi için Bakanlığımız, yerel yönetimlerimiz ve ilgili kurumlarımızla iş birliği içinde kararlılıkla çalışmalarımızı sürdüreceğiz."
27 Kasım 2025 Perşembe - 09:41
Yaşlı kadın omurga kırığı ameliyatı sonrası yeniden yürümeye başladı
Kahramanmaraş’ta 74 yaşındaki kadın hasta, omurga kırığı nedeniyle gerçekleştirilen başarılı operasyonun ardından yeniden yürümeye başladı. Kahramanmaraş’ta yaşayan 74 yaşındaki Hüsne Deligönül, omurgasında kırıklar nedeniyle yürüyemez oldu. HG Hospital’da beyin ve sinir cerrahinde tedaviye alınan hastanın karaciğer ve akciğer problemleri ile anestezi açısından riskler taşıdığı öğrenildi. Yapılan tetkikler sonucu ameliyata alınan yaşlı kadın sağlığına kavuştu. Hastaya yerleştirilen platinlerin ardından fizik tedavi süreci başlatıldı ve hastanın kısa sürede ayağa kalktığı öğrenildi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. İdris Altun, "Teyzemiz 74 yaşında bize omurga kırığı olarak gelmişti ve teyzemizin daha öncesinden anestezi açısından, ameliyata açısından riskleri vardı. Karaciğerde sorunu, akciğerde sorunları ve kemik yapısı ile ilgili sıkıntıları bulunuyordu. Omurgası kırık olduğu için anestezi doktorumuzla birlikte ameliyata aldık. Ameliyattan sonra platinlerini yerleştirdik ve fizik tedavi ile beraber rahatlıkla yürümesini sağladık" dedi. İyileşen Hüsne Deligönül ise, "Hocamın yanına geldikten sonra dört dörtlük oldum. Olmadım desem yalan konuşurum. Allah razı olsun. Çok şükür rahatsızlığım vardı, geldim ameliyat oldum, düzeldim. Rabbim onun ellerine daha çok kuvvet versin, benim gibi insanları kurtarsın" diye konuştu.
27 Kasım 2025 Perşembe - 09:41
"Kapalı oyun alanları riskli olabilir"
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, "Havalar soğuk, hastalıklar arttı. Kapalı oyun alanlarına yoğun ilgi gösterince hastalık durumu dezavantaja dönüyor. Kış aylarında kapalı oyun alanları riskli olabiliyor. Ayrıca şu anda doğru beslenme, uyku düzeni ve el hijyeni çok önemli. Çocuklarımıza mutlaka el yıkama alışkanlığı kazandırmalıyız. En önemlisi doğru el yıkamayı öğretmeliyiz. Okula gitsin gitmesin her yaştan çocuğumuz mutlaka sıkça el yıkamalı" dedi. Liv Hospital Samsun’dan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, kapalı oyun alanlarına gösterilen yoğun ilgiden ötürü uyarıda bulundu. Soğuk havalarda hastalıklardan korunmak için dikkat edilmesi gereken noktalara değinen Uzm. Dr. Çebi, "Kış tüm anne babaların çocukları için korkulu rüya, okul döneminde birçoğumuz hastanelerin yolunu tuttu. Şu an kapalı oyun alanlarından uzak durmakta fayda var, açık alanlar doğa yürüyüşleri daha sağlıklı. Ek olarak çocuklarımıza mutlaka el yıkama alışkanlığı kazandırmalıyız ve en önemlisi doğru el yıkamayı öğretmeliyiz. El yıkama alışkanlığı biz büyüklerde de çoğu hastalığı önlemekte, mikroplardan bizleri uzak tutmaktadır. Okula gitsin gitmesin her yaştan çocuğumuz mutlaka sıkça el yıkamalıdır" diye konuştu. Çocuklarımızın düzenli, dengeli, doğal ve mevsimine göre beslenmesinin bağışıklık sistemi için çok önemli olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Çebi, şunları söyledi: "Sebze ve meyveleri mevsimine göre tüketirsek hormonlu gıdalardan uzak durmuş oluruz. Bazı ilaçlar hakikaten sihirli dokunuşlar yapabilir. Doktor kontrolü ve önerisiyle alınan takviye vitaminler önerilerimiz arasındadır. Örneğin beta glukan içeren ilaçlar soğuk algınlığına karşı direnci arttırabilir ve artık her eczanede kolayca ulaşılabilir. Bağışıklık sistemini güçlendiren vitamin destekleri ve çeşitli ilaçlardan fayda görebilirsiniz. İdeali bu ilaçları 2 yaş ve üzerine kullanmaktır. Özel durumu olan, örneğin alerjik çocuklar için koruyucu ilaçlar dediğimiz birtakım ilaçlar astım ya da solunum sıkıntısı ataklarını azaltacaktır. Doktorunuzun düzenlediği şekilde bunları kullanırsanız acile taşınmalarınız azalacaktır. Öksürüklerimize kış boyunca ayva yaprağı ve ıhlamurları hazır tutalım, zararı yok, faydası çoktur. Karıştırıp demlersek içimi hoştur. Yine doğal öksürük şurubumuzun tarifi; bir turp tane karabiber ve balı içeren tariftir. Turp sebzesini oyup dibine tane karabiberi koyalım, içine balı döküp bir geniş kaba koyalım. Sabah kalktığımızda doğal öksürük şurubumuz hazır, günde 3 - 4 tatlı kaşığı verebilirsiniz. Tabi 1 yaşın altına vermiyoruz çünkü bal ile hazırlıyoruz. Bir de burnundan akıntı eksik olmayan, gece burun tıkanıklığından uyuyamayan çocuklar için önerimizde var. Bir soğanı soyun ve 4’e bölün. Yatağın başucuna asın, bir nebze akıntıyı hafifletir. İçinize sinmeyen her durumda, uykuyu bölen öksürük, 1 haftayı geçen grip nezle halinde mutlaka doktora başvurun. İlerlemeden hastalığın tedbirini alalım. Tedbirimizi aldığımız takdirde gelecek olan kıştan korkmamıza gerek yoktur."
27 Kasım 2025 Perşembe - 09:41
Uzmanı pankreas kanserine karşı uyardı: "Artan sigara kullanımı riski yükseltiyor"
Sigara kullanımının hastalığın önde gelen nedenlerinden biri olduğuna dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Özgür Yağmur, "Pankreas kanseri çok sinsi bir hastalık. Genelde hastalar doktora başvurduğunda ilerlemiş evrede oluyor" dedi. Vücudun sindirim ve kan şekeri dengesini sağlayan önemli bir organ olan pankreasta gelişen pankreas kanseri çoğu zaman sarılık, kilo kaybı, iştahsızlık ve sırt ağrısı gibi belirtiler ile ortaya çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre pankreas kanseri, tüm kanserler arasında ölüm oranı en yüksek türlerden biri ve vakaların yaklaşık yüzde 80’i ileri evrede teşhis ediliyor. Sigara kullanımı, obezite, aile öyküsü ve uzun süreli diyabet hastalığı ise risk faktörleri arasında öne çıkıyor. Uzmanlar, pankreas kanserinin genellikle sessiz ilerlediği için erken dönemde tespit edilmesinin oldukça zor olduğunu belirtirken, özellikle 50 yaş üzeri bireylerin rutin kontrolleri aksatmamasının erken teşhis açısından hayati önem taşıdığını vurguluyor. Konuyla ilgili İhlas Haber Ajansı’na konuşan Acıbadem Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Özgür Yağmur, pankreas kanserinin erken belirtilerinin genellikle fark edilmediğini belirterek, hastalığın tanı konulduğunda genellikle ileri evrede olduğunu söyledi. "Nedensiz kilo kaybına dikkat" Prof. Dr. Yağmur, dünya genelinde her yıl 250-300 bin kanser olgusunun tespit edildiğini, pankreas kanserinin erkeklerde 4. sırada yer aldığını belirterek, "Pankreas, karnın arka duvarına yakın uzun bir organ. Nedensiz kilo kaybı, sarılık ve büyük abdest renginde değişim, ilk uyarıcı belirtiler arasında yer alıyor" ifadelerini kullandı. Sigara kullanımının hastalığın önde gelen nedenlerinden biri olduğunu ifade ederken Prof. Dr. Yağmur, pasif içiciliğin de risk oluşturduğunu söyledi. Yağmur; "Asbest işçileri, obezite, alkol kullanımı, diyabet ve pankreas bezinin kronik iltihapları olanlar ile ağır sanayi işletmelerinde çalışanlar da risk grubunda. Hastalar doktora başvurduğunda yüzde 70-80 cerrahi müdahale mümkün olmuyor. Sadece yüzde 15-20’lik grup ameliyat edilebilir durumda oluyor. Bu alandaki yeni bilimsel gelişmeler de dikkat çekici. Gerek cerrahi gerekse diğer tıbbi yöntemlerdeki gelişmeler sayesinde pankreas kanserinde sağkalım oranı giderek artıyor. Aynı zamanda hastanın yaşam kalitesi de yükseliyor. Bu kanserin tedavisi pek çok kanser türünde olduğu gibi, multidisipliner bir yaklaşımla tedavi edilmesi tedavi başarısını yükselten çok önemli bir faktör" diye konuştu. Pankreas ameliyatlarının vücudun en kompleks operasyonlarından biri olduğunu kaydeden Prof. Dr. Yağmur, erkeklerde daha sık görülen hastalığın, son yıllarda artan sigara kullanımına bağlı olarak kadınları da risk grubuna soktuğunu belirtti.
27 Kasım 2025 Perşembe - 09:41
Sessizce biten ilişkilerin sayısı her geçen gün artıyor
Eskişehir’de Psikolog Nazlı Ağın, dijital çağın ilişkilerinde ayrılıkların artık yüksek sesle yaşanmadığını söyleyerek, "Sessiz ayrılık ve ghosting, modern ilişkilerin yeni dili olmuş durumda. Ancak, ilişkileri koruyan şey hala aynı: Netlik, açıklık ve yüzleşebilme cesareti" dedi. Psikolog Nazlı Ağın, günümüzde yeni kopuş biçimleri olarak öne çıkan ‘sessiz ayrılık’ ve ‘ghosting’ hakkında bilgilendirmede bulundu. Dijital çağın ilişkilerinde ayrılıkların artık yüksek sesle yaşanmadığını söyleyen Psikolog Ağın, "Bir yanda ağır ağır sönen bağlar, diğer yanda bir anda kapanan iletişim kanalları sessiz ayrılık ve hepimizin sosyal medyada da sıklıkla denk geldiği bir terim olan ghosting, günümüzün en yaygın kopuş biçimleri haline geldi" şeklinde konuştu. "Belirsizlik ise geride kalan için en ağır yük haline geliyor" Psikolog Ağın, "Sessiz ayrılık, ilişkiye yapılan duygusal yatırımın zamanla azaltılmasıyla ortaya çıkıyor. Konuşmalar yüzeysel hâle geliyor, yakınlık azalıyor, gelecek planları belirsizleşiyor. Partnerlerden biri çoğu ‘Bir şey değişti ama ne?’ duygusunun içinde kalıyor. Ortada resmi bir bitiş yok ama duygu çoktan tükenmiş oluyor. Ghosting ise, çok daha sert bir kopuş ve görmezden gelme hali. Kişi hiçbir açıklama yapmadan iletişimi tamamen kesiyor. Mesaj yok, arama yok, açıklama yok. Bu davranış çoğunlukla yüzleşme kaygısından, çatışmadan kaçma eğiliminden ve terk edilmeye yönelik duyulan kaygıdan besleniyor. Belirsizlik ise geride kalan için en ağır yük haline geliyor" ifadelerini kullandı. "Dijital iletişimin kolaylığı duygusal iletişimi zayıflattı" Her 2 davranışın da ortak noktasının kaçınma olduğunu vurgulayan Psikolog Ağın, sözlerine şöyle devam etti: "Sessiz ayrılık düşük dozda, ghosting ise yüksek dozda kaçınma stratejisi. Ortada cesaret gerektiren bir konuşmayı yapmaktan, olumsuz duygularla yüzleşmekten kaçınmak var. Peki neden bu kadar yaygınlaştı? Dijital iletişimin kolaylığı duygusal iletişimi zayıflattı. Kaçıngan bağlanma stilleri daha görünür oldu. Bir de ’alternatif bolluğu’ algısı var. Giderse yenisi gelir düşüncesi, ilişkileri yüzeyselleştiriyor. Sonuçta en küçük çatışmaya bile tahammül azalıyor." "Belirsizlik insan zihninin en zor baş ettiği şeylerden biri" Bu kopuş biçimlerinin neden bu kadar yaralayıcı olduğunu anlatan Psikolog Nazlı Ağın, "Çünkü belirsizlik insan zihninin en zor baş ettiği şeylerden biri. Açıklama olmadığında kişi kendini, ilişkisini ve değerini sorgulamaya başlıyor. ‘Neyi yanlış yaptım?’, ‘Bir anda neden yok oldu?’, ‘Ben mi anlamadım?’ gibi soruları kendine sormaya başlıyor. Bu yüzden sessiz ayrılık da ghosting de kişinin kendiliğine dair algısı üzerinde zedelenmelere yol açabiliyor" şeklinde konuştu. "İlişkide erken sinyalleri fark etmek önemli" ‘Sessiz ayrılık ve ghosting ile ilgili ne yapılabileceğini de anlatan Psikolog Ağın, "İlişkide erken sinyalleri fark etmek, duyguları açıkça konuşmak ve belirsizliğin oluşturduğu yükü tek başına taşımamak gerekir. Ghostinge maruz kalan kişinin de bunun kendi değerinden çok karşı tarafın içsel süreçleriyle ilgili olduğunu bilmesi önemli. Bunun yanında gerektiğinde profesyonel bir destek alınabilir. Sonuç olarak, sessiz ayrılık ve ghosting modern ilişkilerin yeni dili olmuş durumda. Ancak ilişkileri koruyan şey hala aynı: Netlik, açıklık ve yüzleşebilme cesareti" diyerek sözlerini sonlandırdı.
27 Kasım 2025 Perşembe - 09:34
Omurga kırığı ameliyatı sorası yeniden yürümeye başladı
Kahramanmaraş’ta 74 yaşındaki kadın hasta, omurga kırığı nedeniyle gerçekleştirilen başarılı operasyonun ardından yeniden yürümeye başladı. Kahramanmaraş’ta yaşaya 74 yaşındaki Hüsne Deligönül, omurgasında kırıklar nedeniyle yürüyemez oldu. HG Hospital’da beyin ve sinir cerrahinde tedaviye alınan hastanın karaciğer ve akciğer problemleri ile anestezi açısından riskler taşıdığı öğrenildi. Yapılan tetkikler sonucu ameliyata alınan yaşlı kadın sağlığına kavuştu. Hastaya yerleştirilen platinlerin ardından fizik tedavi süreci başlatıldı ve hastanın kısa sürede ayağa kalktığı öğrenildi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. İdris Altun, "Teyzemiz 74 yaşında bize omurga kırığı olarak gelmişti ve teyzemizin daha öncesinden anestezi açısından, ameliyata açısından riskleri vardı. Karaciğerde sorunu, akciğerde sorunları ve kemik yapısı ile ilgili sıkıntıları bulunuyordu. Omurgası kırık olduğu için anestezi doktorumuzla birlikte ameliyata aldık. Ameliyattan sonra platinlerini yerleştirdik ve fizik tedavi ile beraber rahatlıkla yürümesini sağladık" dedi. İyileşen Hüsne Deligönül ise, "Hocamın yanına geldikten sonra dört dörtlük oldum. Olmadım desem yalan konuşurum. Allah razı olsun. Çok şükür rahatsızlığım vardı, geldim ameliyat oldum, düzeldim. Rabbim onun ellerine daha çok kuvvet versin, benim gibi insanları kurtarsın" diye konuştu. (HLL-HİV-
27 Kasım 2025 Perşembe - 09:28
Uzmanı pankreas kanserine karşı uyardı: "Artan sigara kullanımı riski yükseltiyor"
Sigara kullanımının hastalığın önde gelen nedenlerinden biri olduğuna dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Özgür Yağmur, "Pankreas kanseri çok sinsi bir hastalık. Genelde hastalar doktora başvurduğunda ilerlemiş evrede oluyor" dedi. Vücudun sindirim ve kan şekeri dengesini sağlayan önemli bir organ olan pankreasta gelişen pankreas kanseri çoğu zaman sarılık, kilo kaybı, iştahsızlık ve sırt ağrısı gibi belirtiler ile ortaya çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre pankreas kanseri, tüm kanserler arasında ölüm oranı en yüksek türlerden biri ve vakaların yaklaşık yüzde 80’i ileri evrede teşhis ediliyor. Sigara kullanımı, obezite, aile öyküsü ve uzun süreli diyabet hastalığı ise risk faktörleri arasında öne çıkıyor. Uzmanlar, pankreas kanserinin genellikle sessiz ilerlediği için erken dönemde tespit edilmesinin oldukça zor olduğunu belirtirken, özellikle 50 yaş üzeri bireylerin rutin kontrolleri aksatmamasının erken teşhis açısından hayati önem taşıdığını vurguluyor. Konuyla ilgili Acıbadem Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Özgür Yağmur, İhlas Haber Ajansı’na konuştu. Prof. Dr. Yağmur, pankreas kanserinin erken belirtilerinin genellikle fark edilmediğini belirterek, hastalığın tanı konulduğunda genellikle ileri evrede olduğunu söyledi. "Nedensiz kilo kaybına dikkat" Prof. Dr. Yağmur, dünya genelinde her yıl 250-300 bin kanser olgusunun tespit edildiğini, pankreas kanserinin erkeklerde 4. sırada yer aldığını belirterek, "Pankreas, karnın arka duvarına yakın uzun bir organ. Nedensiz kilo kaybı, sarılık ve büyük abdest renginde değişim, ilk uyarıcı belirtiler arasında yer alıyor" ifadelerini kullandı. Sigara kullanımının hastalığın önde gelen nedenlerinden biri olduğunu ifade ederken Prof. Dr. Yağmur, pasif içiciliğin de risk oluşturduğunu söyledi. Ayrıca Yağmur, "Asbest işçileri, obezite, alkol kullanımı, diyabet ve pankreas bezinin kronik iltihapları olanlar ile ağır sanayi işletmelerinde çalışanlar da risk grubunda. Hastalar doktora başvurduğunda yüzde 70-80 cerrahi müdahale mümkün olmuyor. Sadece yüzde 15-20’lik grup ameliyat edilebilir durumda oluyor. Bu alandaki yeni bilimsel gelişmeler de dikkat çekici. Gerek cerrahi gerekse diğer tıbbi yöntemlerdeki gelişmeler sayesinde pankreas kanserinde sağkalım oranı giderek artıyor. Aynı zamanda hastanın yaşam kalitesi de yükseliyor. Bu kanserin tedavisi pek çok kanser türünde olduğu gibi, multidisipliner bir yaklaşımla tedavi edilmesi tedavi başarısını yükselten çok önemli bir faktör" diye konuştu. Pankreas ameliyatlarının vücudun en kompleks operasyonlarından biri olduğunu kaydeden Prof. Dr. Yağmur, erkeklerde daha sık görülen hastalığın, son yıllarda artan sigara kullanımına bağlı olarak kadınları da risk grubuna soktuğunu belirtti.
27 Kasım 2025 Perşembe - 09:17
Kütahya’da ’Yoğun Bakım Hemşireliği Sertifikalı Eğitim’ programı
Kütahya Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ’Yoğun Bakım Hemşireliği Sertifikalı Eğitim’ programının başarıyla tamamlandığı bildirildi. Programa katılım sağlayan 13 sağlık personeline sertifikaları takdim edildi. Hastane yönetimi, eğitimin düzenlenmesinde katkı sunan tüm ekibe teşekkür ederek, katılımcılara mesleki yaşamlarında başarılar diledi.
27 Kasım 2025 Perşembe - 09:17
Kütahya Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin ’İnme Ünitesi’ne teşekkür belgesi
Kütahya Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Kontrol Komitesi tarafından yapılan değerlendirmeler sonucu, 2025 yılı el hijyeni uygulamalarında en yüksek başarıyı gösteren ’İnme Ünitesi’ çalışanları teşekkür belgesi ile ödüllendirildi. Hastane yönetimi, el hijyeninin enfeksiyonların önlenmesindeki kritik rolüne dikkat çekerek hem hasta güvenliği hem de sağlık çalışanlarının korunması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Yetkililer, "Bu başarı, özverili çalışmaların ve ekip ruhunun en güzel göstergesidir. İnme Ünitesi ekibini tebrik ediyor, tüm sağlık çalışanlarımıza katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz" açıklamasında bulundu. Teşekkür belgesinin, sağlık hizmetlerinde kaliteyi artırma yönündeki çabaların bir parçası olduğu belirtilirken, İnme Ünitesi çalışanlarının bu başarıyı sürdürülebilir hale getirmeye yönelik kararlılığının altı çizildi.
27 Kasım 2025 Perşembe - 09:06
Uzm. Dr. Duman’dan damar hastalıkları ile ilgili uyarılar
Medical Point Gaziantep Hastanesi Radyoloji Uzmanı Dr. Ayhan Duman, yeni cihazlar ve gelişmiş yazılım altyapısıyla birlikte damar hastalıklarında erken tanı oranlarının belirgin şekilde arttığını söyledi. Medical Point Gaziantep Hastanesi, modern görüntüleme teknolojilerini güçlendirme çalışmaları kapsamında Doppler Ultrasonografi uygulamalarını ileri seviyeye taşıdı. Dr. Duman, "Doppler ultrasonografi, ses dalgaları kullanılarak kan akımının yönü ve hızını ölçmeye yarayan, radyasyon içermeyen gelişmiş bir görüntüleme yöntemidir. Özellikle son yıllarda daha net görüntü sağlayan yüksek çözünürlüklü prob teknolojileri sayesinde birçok hastalığın tanısında önemli bir rol oynamaktadır. Bu yöntemle yalnızca damar yapısı görüntülenmiyor, aynı zamanda kan akımının nasıl ilerlediği, daralma, tıkanıklık veya pıhtı gibi durumlar da ayrıntılı olarak değerlendirilebiliyor" dedi. "Erken tanı, tedavide fark oluşturuyor" Medical Point Gaziantep Hastanesi Radyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ayhan Duman, Doppler ultrasonografinin kullanım alanlarının her geçen gün genişlediğini belirterek, "Doppler ultrasonografi, damar sağlığının aydınlatılmasında vazgeçilmez bir yöntemdir. Bacak damarlarında pıhtı şüphesi olan hastalarda dakikalar içinde tanı koymamızı sağlıyor. Atardamar darlıkları, karotis (boyun damarları) hastalıkları, varisler, böbrek damar darlıkları gibi birçok kritik durumda hızlı teşhis koyarak tedavi sürecini çok daha etkili yönetebiliyoruz" ifadelerini kullandı. Dr. Duman, yöntemin özellikle gebelikte büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, bebeğin ve plasentanın kan akımının değerlendirilmesinde güvenilir ve zararsız bir yöntem olduğu bilgisini de ekledi. Dr. Duman, "Doppler ultrasonografi biriminde kullanılan yeni nesil cihazların daha yüksek çözünürlük ve daha hassas ölçüm imkanı sunduğunu belirtti. Bu sayede hem arteriyel hem venöz sistemin çok daha detaylı incelenebildiği ifade edildi" şeklinde konuştu. Dr. Duman, hastanede yapılabilen Doppler ultrasonografi çeşitlerinden bazılarını sıralayarak, "Venöz Doppler: Derin ven trombozu (DVT) tespiti. Arteriyel Doppler: Damar darlıkları, akım bozuklukları. Karotis (Boyun) Doppleri: İnme riskinin değerlendirilmesi. Renal Doppler: Böbrek damar darlıkları. Obstetrik Doppler: Gebelikte fetal ve plasental akım analizi. Portal - Hepatik Doppler: Karaciğer damar sistemi incelemeleri" diye konuştu. Medical Point Gaziantep Hastanesi, Doppler ultrasonografi için hızlı randevu olanağı sunduğunu ve tetkiklerin büyük kısmında sonuçların aynı gün içinde Uzm. Dr. Ayhan Duman tarafından değerlendirildiğini duyurdu.
26 Kasım 2025 Çarşamba - 23:38
Patnos Devlet Hastanesi’nden sistem ve ısınma açıklaması
Patnos Devlet Hastanesi yönetimi, 4 Kasım’daki sistem arızasının hastaneden kaynaklanmadığını, doğalgaz dönüşümü nedeniyle yaşanan ısınma sorunlarının ise bu hafta çözüleceğini duyurdu. Patnos Devlet Hastanesi yönetimi, vatandaşların tepkisine neden olan sistem arızası ve ısınma sorunuyla ilgili açıklama yaptı. 4 Kasım’da yaşanan sistem arızasının hastane altyapısıyla ilgisi olmadığı, Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye genelindeki güncellemesinden kaynaklandığı ve aynı gün giderildiği ifade edildi. Hastanenin daha konforlu bir şekilde ısınması için yapılan çalışmalarda test aşamasına gelindiği ve 24-30 Kasım arasında sorunların tamamen çözüleceği duyuruldu.
26 Kasım 2025 Çarşamba - 23:17
Bilim sağlık diplomasisi ve uluslararası iş birlikleri üst düzey programda ele alındı
11. Tıp Kurultayı ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Töreni’nde Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Aysun Bay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a "Şifayı Tabiatta Bulmak" adlı kitabını takdim etti. Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen 11. Tıp Kurultayı ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Töreni’nde, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Aysun Bay Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a "Şifayı Tabiatta Bulmak" adlı kitabını takdim etti. Toplantıda Nobel ödüllü bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar ile biyoteknoloji ekosistemi bilimsel projeler ve sağlık diplomasisi üzerine istişarelerde bulunuldu. KKTC ile sağlık turizmi iş birliği görüşmeleri Program kapsamında KKTC Sağlık Bakanı ile yapılan görüşmede Türkiye-KKTC sağlık turizmi projeleri, yatırım fırsatları ve Kuzey Kıbrıs’ın uluslararası sağlık hizmetleri kapasitesinin güçlendirilmesine ilişkin değerlendirmeler yapıldı. Dr. Hakan Özrek ile gerçekleştirilen ayrı görüşmede ise KKTC’nin sağlık turizmi altyapısı özel sağlık yatırımları, rehabilitasyon modelleri ve termal/yaşam merkezleri üzerine kapsamlı istişareler yürütüldü. Prof. Dr. Aysun Bay değerlendirmesinde, "Bilim, sağlık ve uluslararası vizyonun buluştuğu bu program, Türkiye’nin küresel konumuna güç katmıştır. TÜSEB çalışmaları ve KKTC ile sürdürdüğümüz sağlık turizmi projeleri, bölgesel kalkınmaya önemli katkılar sağlayacaktır" diye konuştu
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder