Son Dakika
|
İran Dışişleri Bakanlığı'ndan müzakare açıklaması!
Trump’tan İran kararı!
Galatasaray, Osimhen’in ameliyata alındığını duyurdu
Konya’da akraba kavgasında 1 kişi vuruldu
Fatih’te çöken binaların ardından çevrede hasar tespit çalışması başlatıldı
Bursa’da bıçaklı kavga...Boğazı kesilen kişi hayatını kaybetti
Hakkari ve Yüksekova’da eğitime kar engeli
İsrail ordusu: "Tahran’a geniş çaplı bir saldırı dalgası başlatıldı"
İran’ın son füze saldırıları İsrail’deki birçok bölgede maddi zarara yol açtı
ABD ordusu, İran’ın tek yönlü saldırı İHA’larını vurdu
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Bisikletli genci sıkıştırıp aracından indi: Pahalıya patladı!
"Makas atmadım, sadece hız yaptım" dedi: Cezadan kaçamadı
Konya’da akraba kavgasında 1 kişi vuruldu
ABD, İran'da Kum Türbin Motoru Üretim Tesisi'ni hedef aldı
TEM otoyolunda iki aracın çarpışma anı kamerada
Bogdan Stancu: "Türkiye soğukkanlı ve ofansif oynamayı seviyor"
Hakkari ve Yüksekova’da eğitime kar engeli
SAĞLIK
Kanseri anlatırken, kendisi kansere yakalandı
23 Mart 2026 Pazartesi - 15:08:15
Merkezefendi Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM)’nde görev yapan Dr. Muammer Durak’a kolorektal kanseri tanısı konuldu. Yıllardır vatandaşlara kanser taramalarının önemini anlatan Durak; "Bende olmaz, benim hiçbir şikâyetim yok, teste ne gerek var demeyin taramalarınızı zamanında yaptırın" dedi. Çağımızın en önemli sağlık sorunlarından biri olan kanser, meslek ayırt etmeksizin herkesi etkiliyor. Merkezefendi KETEM’de görev yapan Dr. Muammer Durak’a kolorektal kanseri tanısı konulması bu gerçeği bir kez daha gözler önüne serdi. Görev yaptığı süre boyunca birçok vatandaşı kanser taramaları ve erken teşhis konusunda bilgilendiren Dr. Muammer Durak, yaşadığı sürecin kendisi için de önemli bir farkındalık oluşturduğunu belirterek; "KETEM’lerde her zaman vatandaşlarımıza taramaların önemini anlatıyoruz. Ancak bu hastalık sadece başkalarının değil, hepimizin kapısını çalabilir. Bu yüzden düzenli kontrolleri ihmal etmemek gerekiyor" dedi ve şöyle devam etti: " Sağlık Bakanlığı’nda 35 yıldır hekimlik yapıyorum. 2020 yılından itibaren de Merkezefendi İlçe Sağlık Müdürlüğü KETEM biriminde hekimlik mesleğime devam ediyorum. Birçok yerde kanserle ilgili eğitimler vererek vatandaşları taramalarını yaptırmaları konusunda çağrılarda bulundum. Her zaman erken teşhisin önemine vurgu yaptım. Meslek hayatımı sürdürürken bir gün benim de kanser olacağım aklıma gelmezdi. 2019 yılında kolonoskopim normal ve 2023 yılında yaptırdığımda gaitada gizli kan testim negatif olarak değerlendirildi. 2025 yılında 2 yıllık tarama zamanım gelince tekrar test yaptırdım ve sonucum pozitif çıktı ve kolon kanseri olduğumu öğrendim. Kolon kanserleri bazen hiçbir belirti vermeyebilir. Bende de bu durum yaşandı. Kanser olduğumu öğrenip ilk şoku atlattıktan sonra hemen tedaviye başladım. Kemoterapi aldım. Ameliyat oldum ve şuan halen takipli hastayım. Kanser hastalığını hekim olarak ele alıyordum, hasta olarak da o süreci yaşadım. Şuan fiziksel olarak gayet iyi durumdayım. İşimin başındayım. Hekim olarak kanseri anlatmaya devam ediyorum. Hem de yaşadığım bu süreci tarama yaptırmaya gelenlere anlatıyorum. Ben de kanser olmaz, benim hiçbir şikâyetim yok, teste ne gerek var demeyin taramalarınızı zamanında yaptırın" ifadelerini kullandı. Türkiye’de kolorektal kanser taramalarının gaitada gizli kan kiti yardımıyla hızlı, pratik ve güvenilir bir şekilde 2 yılda bir yapıldığını belirten Dr. Muammer Durak, " Kolorektal kanserde istemsiz kilo kaybı, uzun süre kabızlık, ishal, dışkılama alışkanlığı ve renginde değişiklik, gaz sancısı, ağrılı dışkılama gibi belirtiler verebileceği gibi bazen hiçbir belirti vermeden de oluşabilir. Riski azaltmak ve korunmak için taramaları zamanında yaptırmak çok önemlidir. İşlenmiş gıda tüketimini azaltmak, sebze, meyve ve tam tahıllı ürünler tüketmek gerekir. Normal vücut ağırlığını korumak ve her gün düzenli fiziksel aktivite yapmak çok faydalıdır. Sigara ve alkolden de uzak durmak gerekir. Şüpheli ve olağan dışı bir durumda muhakkak bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Unutmayın kanserde erken teşhis hayat kurtarır" dedi.
23 Mart 2026 Pazartesi - 14:03
Uzmanı uyardı: "Miyop dediğimiz tablo sadece bir göz numarası değildir, kontrol altına alınması gerekir"
Acıbadem Kayseri Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Alpaslan Koç; "Miyop dediğimiz tablo, sadece bir göz numarası değildir. Bu çok önemli bir durumdur ve kontrol altına alınması gerekir. Eğer sizde 1 numara bile miyop varsa çocuklarınızı yılda bir kez kontrole getirmelisiniz" dedi. Miyobun basite indirgenebilecek bir hastalık olmadığının altını çizen Acıbadem Kayseri Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Alpaslan Koç; "Miyop, gözün ön-arka çapının normalden daha büyük olması ve kırma gücünün fazla olması nedeniyle çocukların görüntüleri net bir şekilde görememesi anlamına gelir. Bu, kontakt lens ve gözlüklerle netleştirebildiğimiz bir durumdur. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bir miyop pandemisinden bahsediyor. Öyle ki, 2050 yılına geldiğimizde her iki kişiden birinin miyop olacağını söyleniyor. DSÖ, toplumsal olarak miyoba karşı önlem alınması gerektiği konusunda göz hekimlerini uyarıyor. Dolayısıyla, miyoba basit bir gözlük numarası olarak bakmamamız gerekiyor. Önemli bir hastalıktır" dedi. "Çocukta göz numarası 1 ile 3 derece arasındaysa göz arkasında yırtılma riski 3 kat artıyor" Miyobun; basit miyop ve dejeneratif miyop olarak ikiye ayrıldığı bilgisini veren Dr. Koç, dejeneratif miyop hakkında şu bilgileri verdi; "Dejeneratif miyop dediğimiz tablo; 6 numaranın üzerinde olduğu, göz arkasında ciddi değişikliklerin bulunduğu ve hastanın görmesinin yüzde 100’e çıkmadığı durumları ifade eder. Toplumda miyop çocukların sayısı arttıkça dejeneratif miyop sayısı da giderek artabilmektedir. Çocuğun göz numarasının 5 olması ile 10 olması arasında çok büyük farklar vardır. Eğer çocukta göz numarası 1 ile 3 derece arasındaysa göz arkasında yırtılma riski 3 kat artarken, 3-5 derece miyop olan çocuklarda bu risk 9 kat artmaktadır. 5-7 derece miyop olan çocuklarda bu durum 22 katına çıkarken, 7 numaranın üzerine geldiğimizde risk 44 katına kadar çıkabilmektedir. Miyop dediğimiz tablo sadece bir göz numarası değildir. Bu çok önemli bir durumdur ve kontrol altına alınması gerekir. Eğer sizde 1 numara bile miyop varsa çocuklarınızı yılda bir kez kontrole getirmelisiniz. Çocuklar bize geldiğinde bu çocukların dejeneratif miyopa gidip gitmeyeceğini anlamamız için gözün ön-arka çapının kaç olduğu bizim için çok önemlidir. Çocuğun normal büyüme döneminde bu ön-arka çap ortalama yılda 0.1 ile 0.2 milimetre arasında büyüme gösterir. Ancak bu durum 0.3 milimetreden fazla büyüme gösterirse bunu bir an önce tespit edip o çocuk üzerinde miyop kontrolünü başlatmamız gerekir" "Çocukların göz derecesi büyümeden ilerlemesini durdurmak bizim için çok önemlidir" Çocuklarda göz derecesinin büyümeden ilerlemesinin durdurulmasının önemine dikkat çeken Dr. Koç; "18 yaşından sonra hastanın korneası uygunsa gözü lazerle çizerek 10 numaraya kadar göz numarasını sıfırlayabiliyoruz. Çizdirmeye uygun değilse, 15-20 numara olsa bile göz içi mercekler ile göz numarasını sıfırlayabiliyoruz. Ancak göz numarasını sıfırladığımız bir çocuk ile normalde sıfır numara olan bir çocuk göz sağlığı açısından birebir aynı değildir. Aileler ameliyatla numara sıfırlanınca miyoptan tamamen kurtulduklarını sanıyorlar. Biz ameliyatla göz numarasını sıfırlasak bile göz arkası hâlâ büyük olduğu için yırtılma ve patlama riski devam etmektedir. Bu nedenle çocukların göz derecesi büyümeden ilerlemesini durdurmak bizim için çok önemlidir. Aileler genellikle çocukları 6-7 derece miyop olduktan sonra araştırma yapıyor ve ‘Nereye kadar ilerleyecek?’ sorusunu soruyorlar. Oysa çocuk 7 yaşındayken 1 numara miyopsa miyop kontrol programını başlatıp 6-7 numara olmadan kontrol altına almak çok daha önemlidir. Çocuklar saatlerce yakına bakmamalı, uzun süre kesintisiz okumamalıdır. Eğer 1 saat yakına bakıyorsanız mutlaka ara verip 10 dakika uzağa bakın. Sürekli yakına bakıp göz uyumunu artırmak miyop ilerlemesini hızlandırır. Bu nedenle 1 saat yakına bakıldığında gözleri 5-10 dakika dinlendirmek gerekir. Çocukların oda aydınlatmaları çok iyi olmalıdır. Oda ortamı loşsa miyop artışı görülebilir. Çocukların günde 1-2 saat açık havada vakit geçirmesi göz numarasının ilerlemesini yaklaşık yüzde 30 oranında durdurmaktadır. Dışarıda çocuk sürekli uzağa baktığı için yakına bakarken çalışan mekanizmalar devre dışı kalır ve miyop ilerlemesi yavaşlar. Çocukların karanlık ortamda tablet veya telefonla film izlemesi ya da oyun oynaması göz numarasını en çok artıran durumlardan biridir" ifadelerini kullandı. "Miyop gözlüklerini çocukların 12 saat takması gerekiyor" Miyop tedavisi hakkında bilgi veren Dr. Koç; "Ülkemizde yaklaşık 2 buçuk yıldır miyop kontrol camları bulunmaktadır. Göz numarasının ilerlemesini durdurmada faydasını gördük. Bu miyop gözlük camlarını mutlaka öneriyorum. Çocukların bu gözlükleri günde yaklaşık 12 saat takması gerekiyor. Ayrıca atropin sülfat damla ile gözün ön-arka çapındaki büyümeyi durdurabiliyoruz. Eskiden yüzde 1’lik dozda kullanıyorduk ve yan etki olarak çocuklar yakını göremiyor, gözlerde kızarıklık oluşuyordu; ancak göz numarasını durduruyordu. Şu anda yapılan çalışmalarla çok daha düşük dozlarda bu yan etkilerin neredeyse hiç olmadığı ve miyop ilerlemesini durdurabildiği gösterildi. Benim miyopa karşı elimdeki en büyük silahlardan biri atropin damladır. Gözlük camlarına rağmen göz numarası ilerleyen çocuklara atropin damla veriyoruz. Ortokeratoloji lensleri ise ‘gece lensi’ olarak bilinmektedir ve hastalardan oldukça iyi geri dönüşler almaktayız. Çocuk gece yatarken lenslerini takıyor, sabah kalktığında lensleri çıkarıyor ve göz numarası sıfır oluyor. Gün içinde başka lens kullanmadan ortokeratoloji lensleri sayesinde göz derecesi sıfır olabiliyor. Ayrıca bu lensler göz numarasının büyümesini yavaşlatıyor. Miyopun basit bir gözlük numarası olmadığını, bir toplum ve halk sağlığı sorunu olduğunu bilmemiz ve bu konuda bilinçli olmamız gerekiyor" şeklinde konuştu.
23 Mart 2026 Pazartesi - 13:51
Milas Kemikler Mahallesi içme suyu hattı kamusal alana taşınıyor
MUSKİ Genel Müdürlüğü, Milas ilçesi Kemikler Mahallesi’nde vatandaşların parsellerinden geçen içme suyu hatlarını, vatandaşların mülkiyetinden geçtiği için arızalara müdahalenin zorlaşması sorununu ortadan kaldırmak ve su kesintilerini en aza indirmek amacıyla toplam 2 bin 500 metrelik hattı kamusal alana taşıyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın il genelinde içme suyu hatlarının güçlendirilerek yaşanabilecek kesinti sürelerinin en aza indirilmesi yönündeki talimatları doğrultusunda, yatırımlarına devam eden Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü çalışmalarına Milas ilçesinin Kemikler Mahallesi’nde devam ediyor. Hatları kamusal alana taşınmasıyla müdahaleler kolaylaşıyor MUSKİ Genel Müdürlüğü ekipleri, Milas ilçesi Kemikler Mahallesi’nde içme suyu hatlarını modernize ederek daha güvenilir ve sürdürülebilir bir altyapı oluşturmak için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Mahallede uzun yıllardır vatandaşların özel mülklerinden geçen hatlar, özellikle yaz aylarında ve su talebinin arttığı dönemlerde kireçlenmeye bağlı tıkanmalar nedeniyle sık arızalanıyor; müdahale sırasında ekili tarım alanlarına zarar verme riski bulunuyor, bu sebeple arızalar uzun süre giderilemiyordu. Bu kapsamda MUSKİ ekipleri, 2 bin 500 metrelik terfi ve şebeke hattını kamusal sınıra taşıyarak yeniliyor. Hatların yol kamusal sınıra alınmasıyla, arızalara daha hızlı ve sağlıklı müdahale edilerek kesinti sürelerinin kısaltıldığı bir altyapı sistemi oluşturuluyor ve kireç kaynaklı tıkanmaların önüne geçiliyor. Çalışmaların yaklaşık 10 gün içinde tamamlanması planlanıyor. Kemikler Mahallesi Muhtarı Mehmet Kızıldağ, "Bir patlak olduğunda, ekili alanlara zarar veriyordu" Yürütülen şebeke hattı yenileme çalışmaları sayesinde, daha önce ekili ve biçili tarım alanlarından geçen hatlara müdahalede yaşanan zorlukların ortadan kaldırılacağına yönelik memnuniyetini belirten Kemikler Mahallesi Muhtarı Mehmet Kızıldağ, " Uzun yıllardır mahallemizde içme suyu hatları özel mülklerin içinden geçtiği için birçok zorluk yaşıyorduk. Özellikle bir patlak olduğunda, mısır ve buğday gibi ekili alanlara zarar veriyordu. Bu da hem vatandaşlarla zaman zaman sorun yaşamamıza neden oluyordu hem de MUSKİ ekiplerinin müdahale etmesini güçleştiriyordu. Üstelik hatlar çok eski olduğu için sık sık arızalar ve tıkanıklıklar yaşanıyordu. Bu nedenle hatların yenilenmesi artık şarttı. MUSKİ Genel Müdürlüğü’ne yaptığımız görüşmeler sonucunda bu durumu kendilerine ilettik. Bölge müdürlüğümüz ve ekiplerle sürekli iletişim halindeydik. Taleplerimiz değerlendirildi, sağ olsunlar hızlı bir şekilde proje hazırlandı ve çalışmalar başlatıldı. Şu anda da ekiplerimiz çalışmalarını titizlikle sürdürüyor. Başta Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras olmak üzere, MUSKİ Genel Müdürümüz Yılmaz Şengül’e ve sahada görev yapan tüm ekiplerimize şahsım ve mahalle halkım adına teşekkür ediyorum. Bu çalışmalar sayesinde artık hem altyapımız güvenli hale geliyor hem de vatandaşlarımızın günlük yaşamı kesintisiz suya erişimle daha rahat oluyor" dedi.
23 Mart 2026 Pazartesi - 12:39
Aile hekiminin ısrarı hayat kurtardı: "İhmal ettiğim test sayesinde kanserden kurtuldum"
Yalova’da yaşayan İlçe Özel İdare Müdürü Burhan Özsoy, aile hekiminin yoğun ısrarı ve yakın takibi sayesinde, ihmal ettiği tarama testiyle erken evrede yakaladığı kanseri yenmeyi başardı. Özsoy, "Eğer doktorumun ısrarını dinlemeseydim, belki de bugün hayatta olmayacaktım" dedi. Yalova İlçe Özel İdare Müdürü Burhan Özsoy, yaklaşık dört ay önce rutin bir kontrol için aile hekimine başvurdu. Özsoy, daha önceki ziyaretlerinde kendisine defalarca önerilmesine rağmen iş yoğunluğu ve çeşitli sebeplerle ihmal ettiği ’gaitada gizli kan’ (GGK) testini bu kez yaptırmaya karar verdi. Yapılan ilk testin pozitif çıkması üzerine, tedbir amaçlı uygulanan ikinci test de aynı sonucu verince süreç hızlandı. Korkup vazgeçecekken doktoru devreye girdi Teşhis sürecinin en kritik noktası ise sevk aşamasında yaşandı. Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yönlendirilen Özsoy, kolonoskopi ve endoskopi işlemlerinden çekinerek aldığı randevuyu iptal etmek istedi. Ancak Aile Hekimi Dr. Haşim Kabanka, hastasının durumunu yakından takip ederek randevunun iptal edilmesine izin vermedi ve bizzat süreci yöneterek Özsoy’un hastaneye gitmesini sağladı. Hastanede yapılan kolonoskopi sırasında bağırsakta tespit edilen polipler operasyonla alındı. Patoloji incelemesinde poliplerden birinde kanser hücresine rastlanması üzerine, ileri tetkikler için İstanbul Çapa Tıp Fakültesi’nde ameliyat kararı alındı. Yaklaşık 15-20 santimlik bir bölümü alınan Özsoy’un ameliyat sonrası patoloji sonuçları temiz çıktı ve erken teşhis sayesinde kemoterapiye gerek kalmadan sağlığına kavuştu. "Ücretsiz tarama testlerini ihmal etmeyin" Yaşadığı süreci anlatan Burhan Özsoy, aile hekimine minnettar olduğunu belirterek şunları söyledi: "Aile hekimim Dr. Haşim Kabanka’ya çok teşekkür ediyorum. Sadece testi yapmamı istemedi, hastane randevumu bizzat takip etti ve gitmem için ısrarcı oldu. Eğer onun bu kararlı tutumu olmasaydı hastalık ilerleyecekti. Bu basit ve ücretsiz testle kanser önlenebilir. Lütfen kimse ’bana bir şey olmaz’ demesin, düzenli taramalarını yaptırsın." Uzmanlar, 50-70 yaş aralığındaki tüm vatandaşların Aile Sağlığı Merkezleri ve KETEM’lerde ücretsiz olarak sunulan tarama testlerini düzenli olarak yaptırmasının hayati önem taşıdığını hatırlatıyor.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
22 Mart 2026 Pazar- 11:35
Dünyada şu ana kadar 60 kişide olan bu vakanın sonuncusu Diyarbakır’da görüldü
2
22 Mart 2026 Pazar- 11:01
Çocuğunuzu bahar alerjisinden korumanın yolları
3
22 Mart 2026 Pazar- 10:24
Alışılmış öfke normalleşiyor
4
22 Mart 2026 Pazar- 09:32
Bayram sonrası sıvı tüketimine dikkat
5
22 Mart 2026 Pazar- 10:56
Bayburt’ta vatandaşlar koruyucu sağlık hizmetleri konusunda bilgilendirildi
25 Kasım 2025 Salı - 13:54
"Kadınlar, şiddetin sessiz travmasını yıllarca atlatamıyor"
Kadına uygulanan şiddetin ‘sessiz ilerleyen bir travma hastalığı’ oluşturduğunu vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Dr. Mehmet Çevik, "Şiddete maruz kalan kadınların çoğu yalnızca o anı atlatmaya odaklanıyor. Ancak beyin travmayı bir tehdit olarak kaydediyor ve bu kayıt yıllarca kapanmıyor. Bu durum depresyon, panik bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu, uyku problemleri ve özgüven kaybı gibi birçok ruhsal tabloya yol açıyor" dedi. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’de, Liv Hospital Samsun Psikiyatri Uzmanı Dr. Mehmet Çevik, şiddetin oluşturduğu ruhsal etkilerin toplum tarafından hâlâ yeterince bilinmediğine dikkat çekti. Kadına yönelik şiddetin yalnızca fiziksel yaralanmalarla sınırlı kalmadığına değinen Uzm. Dr. Çevik, "Kadınların beyninde, sinir sisteminde ve psikolojik yapısında uzun vadeli izler bırakıyor" diye konuştu. "Depresyona yol açabilir" Kadına uygulanan şiddetin ‘sessiz ilerleyen bir travma hastalığı’ oluşturduğunu belirten Uzm. Dr. Çevik, şu bilgileri paylaştı: "Şiddete maruz kalan kadınların çoğu yalnızca o anı atlatmaya odaklanıyor. Ancak beyin travmayı bir tehdit olarak kaydediyor ve bu kayıt yıllarca kapanmıyor. Bu durum; depresyon, panik bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu, uyku problemleri ve özgüven kaybı gibi birçok ruhsal tabloya yol açıyor." "Duygusal şiddet etkili olabiliyor" Uzm. Dr. Çevik, "Yapılan son araştırmalar, sürekli psikolojik veya fiziksel şiddet gören kadınlarda beynin stres merkezinin aşırı aktif hale geldiğini, buna bağlı olarak da kişinin gündelik işlevselliğinin belirgin şekilde bozulduğunu gösteriyor. Özellikle duygusal şiddet çoğu zaman fark edilmeyerek, fiziksel şiddet kadar yıkıcı olabiliyor" dedi. "Destek almak bir zayıflık değil" Toplumun şiddet döngüsünü normalleştirmeyi bırakması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Çevik, "Şiddet yaşayan kadınların en büyük ihtiyacı güvenli bir alan ve yargılanmadan dinlenmek. Destek almak bir zayıflık değil, tam aksine iyileşme sürecinin ilk adımıdır" ifadelerini kullandı.
25 Kasım 2025 Salı - 13:06
Gençlerde ani ölümler artıyor: "Nedeni ise virüsün damarlarda bıraktığı hasar"
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, pandemi sonrası genç yaşta ani ölüm vakalarında artış gözlendiğini belirterek bunun nedeninin Kovid-19 virüsünün damarlarda oluşturduğu kalıcı hasar olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Özkaya, son dönemde spor sırasında veya sonrasında yaşanan beklenmedik kalp krizlerinin, virüsün damar yapısı üzerindeki etkilerinden kaynaklandığını söyledi. "5 yıllık yaşlanmaya eşdeğer" Prof. Dr. Özkaya, Kovid-19’un özellikle kılcal damar düzeyinde ciddi hasar bıraktığını belirterek, "Pandemi boyunca takip ettiğimiz binlerce hastada ‘endotelit’ dediğimiz damar iç yüzeyi hasarının ani ölümleri tetiklediğini saptadık ve uluslararası dergilerde yayınladık. Avrupa Kalp Dergisi’nin son verilerinde de bu durum ‘Kovid-19 sonrası damar yaşlanmasının hızlanması’ olarak tanımlanmıştır. Virüsü geçirenlerde damar yaşı, takvim yaşından daha yaşlı hale geliyor. Bu etki bazı kişilerde 5 yıllık yaşlanmaya eşdeğer" dedi. "Ani ölümlerin sebebi virüsün damar yapısına verdiği hasar" Gençlerdeki ani ölümlerin nedeni aşılar olmadığını ifade eden Prof. Dr. Özkaya, "Ani ölümlerin sebebi Kovid-19 aşıları değil, virüsün damar yapısına verdiği hasardır. Aşılar hastalık şiddetini ve damar içi hasarı azaltarak koruyucu rol oynamaktadır" diye konuştu. "Ağır spor sonrası kalp ve akciğer sorunu riski" Özkaya, Kovid-19 sonrasında yoğun egzersiz yapan gençlerde ani kalp krizlerinin görülebildiğini belirterek şunları söyledi: "Pandemi öncesi yaptığı ağır sporları aynı şekilde sürdüren bazı kişilerde ciddi kalp ve akciğer sorunları ortaya çıkabiliyor. Kovid-19 sonrası kalp ve akciğer kılcal damarlarındaki hasar nedeniyle ağır egzersiz sırasında vücut yeterli oksijenlenmeyi sağlayamıyor; bu durum ani ölüme kadar gidebiliyor." "Damar yaşlanması ölçülebilir ve büyük oranda geri döndürülebilir" Prof. Dr. Özkaya, Kovid-19 geçirenlerin yalnızca kısa vadeli komplikasyonlara değil, uzun vadeli damar yaşlanmasına da dikkat etmesi gerektiğini belirtti. Ancak bu hasarın tamamen kalıcı olmadığını vurguladı. Özkaya, "Bazı vasküler bozukluklar zaman içinde kısmen geri dönebiliyor. Yaşam tarzı düzenlemeleri, kan basıncının kontrolü, kalbi aşırı zorlayan egzersizlerden kaçınma ve uygun ilaç tedavileriyle bu süreç yavaşlatılabilir" ifadelerini kullandı.
25 Kasım 2025 Salı - 12:53
Sağlık Bakanlığından Karabük’teki hastanelere yeni tıbbi cihaz desteği
Sağlık Bakanlığı’nın 2025 yılı alım programı kapsamında Karabük’teki sağlık tesisleri yeni tıbbi cihazlarla güçlendirildi. Yapılan takviyeler kapsamında Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesine 10 adet diyaliz cihazı, 1 adet C kollu skopi cihazı, 1 adet laparoskopi sistemi, 3 adet yenidoğan ventilatör cihazı ve 17 adet ventilatör cihazı gönderildi. Safranbolu Devlet Hastanesine 2 adet diş üniti, 1 adet laparoskopi sistemi ve 2 adet ventilatör cihazı teslim edildi. Yenice Devlet Hastanesine 2 adet hemodiyaliz cihazı, Eskipazar Devlet Hastanesine ise 1 adet diş üniti temin edildi. Cihaz desteğiyle özellikle yoğun bakım, cerrahi girişimler ve diyaliz hizmetlerinde kapasitenin artırılmasının hedeflendiği, bu sayede hasta sevklerinin azaltılmasının amaçlandığı ifade edildi. Hastane yönetiminden yapılan açıklamada, sağlanan destek nedeniyle Sağlık Bakanlığı ile Vali Mustafa Yavuz ve milletvekilleri Cem Şahin ile Ali Kesinkılıç’a teşekkür edildi.
25 Kasım 2025 Salı - 12:47
Kırklareli’nde et satışları mercek altında
Kırklareli’nde Vize İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü Gıda Kontrol teknik ekipleri, et satışları yapan toplu tüketim ve işletmelerde denetimler gerçekleştirdi. Denetim ekipleri, işletmenin depo ve et işleme bölümlerinde incelemelerde bulunarak, işletmelerde etin tesise karkas halinde girişinden itibaren, tutuldukları depolar, işleme ve paketleme bölümleri inceledi. Kırklareli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, "Vize ilçemizde et üretim ve satış işletmelerinde denetimleri, ilçe müdürlüğümüzün teknik personelleri tarafından düzenli olarak gerçekleştirilmektedir" ifadelerine yer verildi.
25 Kasım 2025 Salı - 12:25
Op. Dr. Erdem Koç hasta kabulüne başladı
Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Polikliniğine atanan Op. Dr. Erdem Koç hasta kabulüne başladı. Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yeni doktor atamaları devam ediyor. Bu kapsamda hastanenin Ortopedi ve Travmatoloji Polikliniğine atanan Op. Dr. Erdem Koç hasta kabulüne başladı. Öte yandan ise eksik görülen polikliniklerde doktor atamalarının devam edeceği belirtildi.
25 Kasım 2025 Salı - 11:54
Uzmanından uyarı: "Günde 6 saatin altında uyku, amiloid-beta birikimini ve beyin iltihabını artırır"
Medical Park Ankara Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. İsmail Bozkurt, "Günde 6 saatin altında uyku, amiloid-beta birikimini ve beyin iltihabını artırır. Alzaymır riski 2-3 kat yükselir" dedi. Medical Park Ankara Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. İsmail Bozkurt, uykunun sadece bir dinlenme değil, aynı zamanda vücudun yenilenmesine katkı sağlayan bir süreç olduğunu belirtti. Dr. Bozkurt, sağlıklı uykunun insan vücuduna birçok yararı olduğunu vurguladı. Dr. Bozkurt ayrıca derin uykunun eksik olduğu durumlarda beynin ödeminin arttığını, nöroplastisitenin azaldığını ve enfeksiyon riskinin yükseldiğini ifade etti. "Kaliteli uyku, alzaymır ve parkinson riskini azaltıyor" Uykunun sadece dinlenme değil, beynin kendini temizlediği ve yenilediği aktif bir süreç olduğunu belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. İsmail Bozkurt, "Kaliteli uyku, alzaymır, parkinson ve inme riskini önemli ölçüde azaltabilir. Beyin uykuda durmaz. Bazı bölgeler uyanık zamana göre daha aktiftir. Uyku, beynin bakım, temizlik ve yenilenme sürecidir. Derin uykuda glinfatik sistem devreye girer ve beyin atıkları temizlenir. Amiloid-beta ve tau gibi toksik proteinler uzaklaştırılır. Gereksiz sinir bağlantıları budanır, hafıza sağlamlaşır. Ayrıca melatonin ve büyüme hormonu gibi birçok hormonun dengesi sağlanır. Derin uykuda beyin hücreleri küçülür, aralarındaki boşluk artar ve beyin omurilik sıvısı bu boşluklarda dolaşarak toksik maddeleri uzaklaştırır. Bu sistem bozulursa alzaymır riski belirgin şekilde artar" ifadelerini kullandı. "Günde 6 saatin altında uyku beyin iltihabı riskini artırır" Kronik uykusuzluğun nörodejeneratif hastalıklarla doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Bozkurt, "Günde 6 saatin altında uyku, amiloid-beta birikimini ve beyin iltihabını artırır. Alzaymır riski 2-3 kat yükselir. Parkinsonda da dopamin hücrelerinin kaybı hızlanır. Uyku eksildiğinde temizlik mekanizması durur ve toksik proteinler birikmeye başlar. Bu da uzun vadede zihinsel gerilemeye yol açabilir. Derin uyku eksik olduğunda beyin ödemi artar, nöroplastisite azalır, enfeksiyon riski yükselir. Hastanede dahi uyku hijyenini ve melatonin düzenini takip ediyoruz. Kaliteli uyku öğrenme, hafıza ve iyileşme süreçlerini doğrudan etkiler. REM ve derin uyku yeni sinir bağlantıları için gereklidir. Uyku olmadığında öğrenme de iyileşme de durur. Her apne atağında oksijen azalır ve kafa içi basınç yükselir. İnme riski 3-6 kat artar. CPAP tedavisi bu riski yüzde 70-80 azaltır. Uykusuzluk prefrontal korteksin ve hipokampusun işlevlerini bozar, inflamasyonu artırır ve beynin temizliğini engeller. Bu durum çoğu zaman tedavi edilebilir bir uyku bozukluğu belirtisidir" cümlelerine yer verdi.
25 Kasım 2025 Salı - 11:23
Ağız sağlığı diyabet ve kalp hastalıklarının seyrini değiştiriyor
Kış aylarında diş ve diş eti rahatsızlıkları yaygınlaşırken, yapılan araştırmalar ağız sağlığının diyabet ve kalp hastalıkları gibi kronik durumlarla da doğrudan ilişkili olduğunu gösteriyor. Dt. Can Gökkurt, ağız hijyeninin bu hastalıkların önlenmesinde kritik bir rol oynadığını vurguladı. Özellikle kış aylarında soğuk hava ve mevsimsel beslenme alışkanlıkları, diş çürükleri ve diş eti hastalıklarını artırabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, dünya genelinde 3 buçuk milyar insan çeşitli ağız hastalıklarıyla mücadele ediyor. Diş çürükleri ve diş eti iltihapları, erişkinlerde diyabet komplikasyonlarını yüzde 30’a kadar artırabiliyor. Medicana Kadıköy Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dt. Can Gökkurt, ağız bakımının tüm yaş gruplarında kronik hastalıkların önlenmesinde kritik bir yer tuttuğunu şu şekilde belirtti: "Düzenli ağız muayeneleri ve doğru hijyen uygulamaları sadece diş sağlığını değil, kalp-damar sağlığı, metabolik dengeler ve bağışıklık sistemi üzerinde de doğrudan etkili. Ağızda başlayan iltihaplanmalar, sistemik hastalıkların tetikleyicisi olabilir." Ağızda başlayan sorun tüm vücudu etkiliyor Ağız sağlığının sistemik hastalıklarla ilişkisi, özellikle son yıllarda yapılan araştırmalarla daha net ortaya konuyor. Bir çalışmada, ileri düzey diş eti hastalığı olan bireylerde kalp krizi riskinin yüzde 20, inme riskinin ise yüzde 44 oranında arttığı tespit edildi. Benzer şekilde, diyabetli hastalarda düzenli ağız bakımı uygulanmadığında kan şekeri kontrolünde ciddi dalgalanmalar gözlendi. Dt. Can Gökkurt, araştırmayla ilgili bilgiler aktararak, "Ağız sağlığı ihmal edildiğinde, vücutta kronik iltihaplanmalar oluşabilir. Bu durum sadece diş kaybına değil, uzun vadede kalp hastalıkları, böbrek sorunları ve metabolik düzensizliklere de yol açar. Bu nedenle ağız hijyeni, genel sağlık stratejisinin ayrılmaz bir parçasıdır" ifadelerini kullandı. Ağız hijyeninde bu yanlışlara dikkat Ağız bakımında yapılan hatalar; özellikle hızlı ve eksik fırçalama, diş ipi kullanımının ihmal edilmesi ve ağız bakım ürünlerinin yanlış seçimi olarak öne çıkıyor. Dt. Can Gökkurt, alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı: Dişler günde en az iki kez, her seferinde en az iki dakika olacak şekilde florürlü diş macunu ile fırçalanmalı. Diş ipi veya ara yüz fırçaları ile diş araları temizlenmeli. Şekerli ve asitli gıdaların tüketimi sınırlandırılmalı, özellikle gece yatmadan önce ağız temizliği ihmal edilmemeli. Düzenli diş hekimi kontrolleri, yılda en az iki kez uygulanmalı. Bu basit önlemler, diş ve diş eti hastalıklarının yanı sıra diyabet, kalp-damar sorunları ve enfeksiyon risklerini de azaltıyor. Çocuklarda ağız sağlığı bilinci ebeveyn desteğiyle güçlenir Çocuklarda ağız hijyeni alışkanlıklarının erken yaşta kazandırılması, ilerleyen yıllarda ciddi diş ve diş eti sorunlarının önlenmesinde kritik öneme sahip. Dünya genelinde çocukların yüzde 60’ı 12 yaşına gelene kadar en az bir diş çürüğü problemiyle karşılaşıyor. Dt. Can Gökkurt, çocuklarda ağız sağlığı farkındalığını artırmanın yollarını şöyle açıkladı: "Okul öncesi dönemde doğru diş fırçalama tekniklerini öğrenen çocuklar, yetişkinlikte ciddi diş ve diş eti sorunları ile daha az karşılaşıyor. Oyun ve etkinliklerle desteklenen eğitim programları, çocukların ağız sağlığını bilinçli şekilde korumasını sağlıyor. Ayrıca ebeveynlerin rolü, alışkanlık kazandırmada oldukça etkili." Düzenli kontroller diş kayıplarını önleyebilir Diş kaybının önlenmesi ve ağız sağlığının korunması için düzenli kontrollerin büyük önem taşıdığını belirten Dt. Can Gökkurt, yılda iki kez yapılan diş hekimi muayeneleri ve profesyonel temizliklerin, diş kaybı riskini yüzde 50’ye kadar azalttığını söyledi. Dt. Can Gökkurt, koruyucu uygulamaları ise şöyle özetledi: "Bireyler kendi günlük bakım rutinlerini düzenli olarak sürdürmeli ve profesyonel kontrolleri ihmal etmemeli. Bu, hem ağız sağlığını korur hem de sistemik hastalıkların riskini azaltır."
25 Kasım 2025 Salı - 11:15
Büyükbaş hayvanlara şap aşısı ve sağlık taraması
Tekirdağ’ın Marmaraereğlisi ilçesinde büyükbaş hayvanlara rapel pentavalan şap aşısı uygulandı. Tekirdağ Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekipleri, Marmaraereğlisi ilçesinde yürütülen aşılama programı kapsamında büyükbaş hayvanlara rapel pentavalan şap aşısı uyguladı. Ekipler aynı zamanda faaliyet gösteren hayvancılık işletmesinde ithal olarak getirilen büyükbaş hayvanlara tüberkülin testi gerçekleştirdi. Test sürecinin ardından hayvanların sağlık durumlarının net şekilde ortaya konulması için kan örnekleri de alındı. İl Müdürlüğü yetkilileri, bölgedeki hayvan sağlığının korunması ve hastalıkların yayılımının önlenmesi amacıyla çalışmaların planlı şekilde devam edeceğini belirtti.
25 Kasım 2025 Salı - 11:14
Eğil’de sağlıkta yeni bir seviye: 25 yataklı yeni devlet hastanesi yükseliyor
Diyarbakır’ın Eğil ilçesinde sağlık hizmetlerini çok daha güçlü ve modern bir yapıya kavuşturacak olan yeni 25 yataklı devlet hastanesi, Sağlık Bakanlığının yatırım programı kapsamında hızla yükseliyor. İlçede uzun yıllardır temel sağlık hizmetleri mevcut hastane binası üzerinden yürütülürken, yeni proje ile bu hizmetlerin kapasitesi ve niteliği önemli ölçüde artırılacak. Eğil’de mevcut hastane, yıllarca vatandaşların temel sağlık ihtiyaçlarını karşılayan önemli bir birim oldu. Ancak artan nüfus, gelişen sağlık teknolojileri ve vatandaşların daha kapsamlı ve hızlı hizmet beklentileri doğrultusunda artık çok daha donanımlı bir yapıya ihtiyaç duyuluyordu. Yeni hastane bu anlamda Eğil’e büyük bir sıçrama imkanı sunuyor. "Eğil, sağlık hizmetlerinde yeni bir standarda kavuşuyor" Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, yeni hastanenin ilçeye sağlayacağı katkıyı şu sözlerle ifade etti: "Eğil, bugüne kadar temel sağlık hizmetlerini karşılayan bir yapıya sahipti. Şimdi bu kapasiteyi çok daha ileri bir seviyeye taşıyoruz. Sağlık Bakanlığımızın güçlü yatırımıyla modern, erişilebilir ve kapsamlı bir hastane inşa ediyoruz. Bu tesis, Eğil ve kırsal mahallelerimiz için çok önemli bir kazanım olacak." İnşaatı hızla devam eden Eğil Devlet Hastanesi yeni hizmet binası, modern mimarisi ve gelişmiş teknik altyapısıyla dikkat çekiyor. Projenin 2026 yılı sonunda tamamlanarak hizmete açılması planlanıyor. Hastanenin yeni hizmet binası tamamlandığında otel konforunda 25 yataklı nitelikli yatan hasta odaları, 4 üniteli modern diyaliz merkezi, ilk kez ilçeye kazandırılacak ameliyathane, 1 doğum salonu, 4 ana branşta poliklinik, 2 diş üniti, tam donanımlı acil servis ve resüsitasyon birimi, görüntüleme ve laboratuvar birimleri sayesinde hızlı tanı ve tetkik imkanı sağlanacak. Hastane yeni hizmet ile birlikte Eğil’de sağlık hizmetlerinin erişilebilirliği ve kalitesi önemli ölçüde artacak. Özellikle tetkik, doğum, diyaliz ve acil müdahale gibi hizmetlerin artık ilçe içinde karşılanacak olması, vatandaşların zamandan tasarruf etmesini ve çok daha konforlu hizmet almasını sağlayacak.
25 Kasım 2025 Salı - 10:59
İl Sağlık Müdürlüğü, afetlere hazırlık kapasitesini güçlendirdi
Karabük İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE), afetlere hazırlık çalışmaları kapsamında yeni ekipman ve çadırların envantere eklenmesiyle sahra hastanesi kapasitesini artırdı. 2025 yılı Kasım ayında envantere kazandırılan 54 metrekarelik ve 36 metrekarelik çadırlarla birlikte toplam 8 ünite ve 350 metrekare kapalı alandan oluşan tam donanımlı bir sahra hastanesi oluşturuldu. İl Sağlık Müdürü Op. Dr. İsmail Kara, UMKE personelinin Van, Elazığ, İzmir ve Kahramanmaraş depremleri başta olmak üzere birçok afette gösterdiği özverili çalışmalardan dolayı teşekkür etti. Kara, ihtimal afetlere karşı 140 personel, sahra hastanesi çadırları, 3 UMKE aracı, 1 lojistik aracı, 1 acil müdahale ünitesi aracı ve güçlü ekipmanlarla 7/24 göreve hazır olunduğu vurgulayarak Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere Karabük Valisi Mustafa Yavuz, Karabük milletvekilleri Cem Şahin ve Dr. Ali Keskinkılıç ile tüm personele desteklerinden dolayı teşekkür etti. Kara, çalışmalarla ilgili yaptığı değerlendirmede de, "Karabük ilimiz her türlü kötü senaryoya hazırlıklıdır ve bu hazırlıklarımızı güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz. UMKE ekiplerimizin başarılı çalışmalarıyla afetlere karşı her zaman hazır bir şekilde müdahale edecek gücümüz bulunmaktadır" ifadelerini kullandı.
25 Kasım 2025 Salı - 10:47
Renkli tabak kuralı ile bağışıklık güçlendirilebilir
Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuğçe Arabalı, mevsim geçişlerinde bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini belirterek "Sonbahar, rengarenk sebze ve meyveleriyle antioksidan açısından oldukça zengindir. Renkli tabak kuralı uygularsanız yani tabağınızda ne kadar farklı renkte gıda varsa, o kadar çok antioksidan alırsınız" dedi. Acıbadem Bodrum Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuğçe Arabalı, havaların serinlediği sonbaharın bağışıklık sisteminin en çok desteğe ihtiyaç duyduğu dönem olduğuna dikkat çekerek "Sonbaharda günlerin kısalmasıyla birlikte enerji seviyemiz düşer, uyku düzenimiz değişir ve grip gibi mevsimsel hastalıklar sık görülür. Bu dönemde doğru beslenme, vücudun savunma hattını güçlendirmenin en etkili yollarından biridir" dedi. Vitamin ve mineraller bağışıklığın temelini oluşturuyor Bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışabilmesi için yeterli C vitamini, D vitamini, çinko ve demir alınması gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Arabalı, C vitamininin serbest radikallerle savaşarak bağışıklık hücrelerini koruduğunu belirtti. Nar, portakal, kivi, brokoli ve kırmızı biberin sonbahar sofralarında sıkça yer alması gerektiğini söyledi. D vitamininin güneşin azaldığı aylarda en fazla eksikliği görülen vitamin olduğunu dile getiren Arabalı, haftada 2-3 kez balık tüketimi, yumurta sarısı ve takviyelerin D vitamini ihtiyacını karşılamaya yardımcı olacağını ifade etti. Çinko ve demirin enfeksiyonlara karşı savaşan akyuvarların etkinliğini artırdığını, kırmızı et, kabak çekirdeği ve kuru baklagillerin bu minerallerin önemli kaynakları olduğunu söyledi. "Sarımsak doğal antibiyotik" Zencefil, zerdeçal ve karabiber üçlüsünün antienflamatuar etkileri sayesinde hem solunum yollarını koruduğunu hem de vücut direncini artırdığını kaydeden Arabalı, sarımsağın "allicin" bileşiği sayesinde doğal bir antibiyotik olduğunu vurguladı. Yoğurt, turşu ve kombucha gibi fermente gıdaların bağırsak florasını desteklediğini, sağlıklı bağışıklığın sağlıklı bağırsakta başladığını söyledi. "Sofrada ne kadar renk varsa o kadar antioksidan var" Sonbaharın antioksidan açısından zengin sebze ve meyveler sunduğunu belirten Arabalı, balkabağı, pancar, havuç ve ıspanak gibi sebzelerin A vitamini ve beta karoten içerikleriyle hücre yenilenmesini desteklediğini aktardı. Elma, nar ve armut gibi meyvelerin lif bakımından zengin olduğunu söyleyen Arabalı "Renkli tabak kuralı çok önemlidir; tabağınızda ne kadar farklı renk varsa, o kadar fazla antioksidan alırsınız" dedi. Bitki çayları bağışıklığı destekliyor Havaların soğumasıyla birlikte ıhlamur, zencefil, adaçayı ve kuşburnu çaylarının günlük rutine eklenebileceğini belirten Arabalı, bu çayların hem bağışıklığı desteklediğini hem de vücudu ısıttığını ifade etti. Ancak fazla tüketimin bazı ilaçlarla etkileşime girebileceğini, bu nedenle ölçülü içilmesi gerektiğini söyledi. Bağışıklık sistemini güçlendirmeye hastalandıktan sonra değil, mevsim geçişinden önce başlamak gerektiğini vurgulayan Arabalı "Unutmayın, en güçlü ilaç tabakta başlar. Yeterli su tüketimi, kaliteli uyku, stres yönetimi ve düzenli egzersizle vücudumuz doğanın değişen temposuna kolayca uyum sağlar" dedi.
25 Kasım 2025 Salı - 10:30
Kalp ameliyatında ECMO başarısı, bir ilk oldu
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesinde ilk kez ECMO cihazı ile başarılı kalp ameliyatı gerçekleştirildi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesinde, Sivas’ta ilk kez uygulanan ECMO (Ekstrakorporeal Membran Oksijenasyonu) cihazı kullanılarak gerçekleştirilen kalp ameliyatında bir hasta sağlığına kavuştu. Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Fatih Ada, operasyon süreciyle ilgili şu bilgileri paylaştı, "Hastamız Orhan Akbulut, nefes darlığı şikâyetiyle başvurduğu kardiyoloji bölümünde yapılan değerlendirmeler sonucunda ameliyat olması gerektiği belirtildi. Tarafımızca yapılan incelemelerde hastanın kalp kapağının değiştirilmesi ve koroner damarına bypass yapılması gerektiği tespit edildi. Titizlikle yapılan hazırlıkların ardından 60 yaşındaki hastamızın ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Ancak yoğun bakım sürecinde akciğerlerindeki sorun nedeniyle solunum cihazından ayrılması mümkün olmadı. Bu durum, açık kalp ameliyatları sırasında nadiren görülen ‘kapiller leak sendromu’ olarak adlandırdığımız bir tabloydu. Bunun üzerine hastaya solunum sistemini desteklemek amacıyla ECMO cihazı takıldı. ECMO ile birlikte hastanın akciğerleri toparlama sürecine girdi ve 4. günün sonunda cihaz desteğine ihtiyaç kalmadı. Hastamız kendi kendine nefes alabilir hale geldi, yoğun bakım süreci tamamlandıktan sonra servise alındı ve ameliyatın 12. gününde taburcu edildi"
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder