SAĞLIK
Veremin tanısı kolay, tedavisi ucuz, ihmali ise ölümle sonuçlanabiliyor 24 Mart 2026 Salı - 16:56:58 Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefa Levent Özşahin, 24 Mart Dünya Tüberküloz Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Şahin, "144 yıl önce Robert Koch tarafından M. Tuberculosis Basilinin keşfedildiği ve hastalığın teşhis ve tedavisinin yolunu açan 24 Mart 1882 gününe ithafen her yıl 24 Mart ‘Dünya Tüberküloz Günü’ olarak anılmaktadır" dedi. Verem hastalığının tanı ve tedavisi hakkında bilgiler aktaran Prof. Dr. Özşahin, "Verem mikrobik bir hastalıktır. Tanısı kolay, tedavisi ucuz ve ülkemizde parasızdır. Hastalık kesin olarak tedavi edilebilmektedir. Ancak yine de dünyada her yıl yaklaşık 10 milyon kişi verem olmakta ve bunların 1/4’ü bu hastalıktan ölmektedir. Yoksulluk, sağlık alt yapısının olmayışı, sağlık personeli eksikliği vb. bu sorunun nedenleridir" diye konuştu. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) verem hastalığı için 1993 yılında acil durum ilan ettiğine ve Doğrudan Gözetimli Tedavi Stratejisini geliştirdiğine dikkat çeken Özşahin, "Balgam incelemesine dayalı kesin tanı, düzenli sağlanan ilaçlar ile en az 6 ay süre tedavi, ilaçların hastaya gözetim altında yutturulması ve uygun bir kayıt kontrol sistemi, bu stratejinin bileşenleridir. DSÖ’nün hedefi 2050 yılında tüberkülozdan arınmış bir dünyaya kavuşmaktır" dedi. Ülkemizde her yıl, her 100 bin kişiden yaklaşık 15’inin vereme yakalandığının altını çizen Özşahin, "Bu hastalar Verem Savaş Dispanserlerinin takibinde tedavi edilmektedir. Ülkemizde nüfus hareketlerinin yoğunluğu bu sorunun günümüzde ve ileride kontrol altına alınmasını zorlaştırmaktadır. Öksürük, balgam çıkarma, iştahsızlık, zayıflama, terleme gibi yakınmaları olan hastaların sağlık kuruluşlarına başvurmaları tanı ve tedavideki ilk basamaktır" ifadelerini kullandı.
KOAH riski sigara ile artıyor
19 Kasım 2025 Çarşamba - 10:51 KOAH riski sigara ile artıyor Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Aziz Uluışık, sigara kullanan kişilerin KOAH’a yakalanma riskinin daha fazla olduğunu söyledi. Sigara bağımlılığının önlenebilir ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer aldığını belirten Uzm. Dr. Aziz Uluışık, her yıl dünyada 7 milyondan fazla insanın sigaraya bağlı sebeplerden öldüğünü vurguladı. Dünya Sağlık Örgütü, Amerikan Kanser Topluluğu ve Dünya Akciğer Vakfı’nın hazırladığı Tütün Atlası’na göre Türk erkeklerinin yüzde 31’inin tütün kaynaklı hastalıklardan ölümlerde 2. sırada olduğuna dikkat çeken Liv Hospital Samsun Göğüs Hastalıkları Kliniği’nden Uzm. Dr. Aziz Uluışık, ‘Dünya Tütüne Hayır Günü’ nedeniyle uyarılarda bulundu. Uluışık, "Sigara içenler Covid-19 hastalığına yakalanırlarsa, daha ağır bir hastalık süreci geçiriyorlar. Bu nedenle ülkemizde sigara içenlerin bu konuda dikkatli olması ve nikotin bağımlılığından kurtulma süreçlerini kararlılıkla öne çekmeleri gerekiyor" dedi. Sigaranın akciğer kanseri başta olmak üzere diğer kanserler, kronik obstruktif akciğer hastalığı (KOAH) ve kalp damar hastalıkları riskini artıran en önemli etken olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Aziz Uluışık, "Sigara dumanında bulunan 4 binden fazla kimyasal maddenin 80’den fazlasının kanser yapıcı özelliği bulunuyor. Akciğer kanserine yakalanan her 10 hastadan 8’nin sigara kullanıcısı olduğu biliniyor. Sinsi bir hastalık olan akciğer kanserine yüzde 60-70 vakada ancak ileri evrede tanı konulabiliyor" diye konuştu. Günümüzde en ölümcül dördüncü hastalık olan KOAH’ın yüzde 90’ının sebebinin sigara olduğunu belirten Uzm. Dr. Aziz Uluışık, "Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünya genelinde sigara içenlerin sayısı 1 milyar 100 milyon kişidir. Yılda 7 milyon insan sigara tüketimi sebebiyle hayatını kaybediyor. DSÖ, Amerikan Kanser Topluluğu ve Dünya Akciğer Vakfı’nın hazırladığı Tütün Atlası’na göre, Türkiye’deki erkeklerin yüzde 31’i tütün kaynaklı hastalıklar nedeniyle yaşamını yitiriyor. Bu oran Kuzey Kore’nin ardından dünyada en yüksek ikinci orandır. Kadınlardaki oran ise yüzde 12 olup orta gelirli ülkelerin ortalamasına denktir. Günümüzde en ölümcül dördüncü hastalık olan KOAH’ın yüzde 90 sebebi sigaradır. Koroner kalp hastalığına bağlı ölümlerin yüzde 10-30’undan sigara sorumludur. Günde 1-4 arası sigara içimi ve hatta pasif sigara içicisi olmak bile kalp ve akciğer hastalıklarına yakalanma riskini artırmaktadır. Gırtlak kanseri, prostat kanseri ve mesane kanseri görülme sıklığı belirgin şekilde artmaktadır. Midede gastrit, ülser ve mide kanseri riskini artırmaktadır. Hamilelikte sigara içiminin bebeğe zararlı olduğu kesin kanıtlanmıştır. Sigara içenlerde Alzheimer hastalığına yakalanma ve inme riski artmaktadır. Kısırlık, erken doğum, erken menopoz riski artmaktadır. Gün içinde yorgunluk, halsizlik, stres ve uykusuzluk görülebilir. Sigaranın ciltte kırışıklık, dişlerde sararma ve ağız içinde kötü koku oluşumu gibi estetik zararları da mevcuttur. Her yönden sağlığımıza zararı olan sigara için söyleyebileceğimiz tek şey, sigarayı bırak hayatı bırakma olacaktır" şeklinde konuştu. Sigara ve Kovid-19’u da ilişkilendiren Uzm. Dr. Aziz Uluışık, ayrıca şunları söyledi: "Aralık 2019’dan itibaren görünmeye başlayan Covid-19 enfeksiyonu da hem kalp-damar sistemi hem solunum sistemine doğrudan hasar vermektedir. Bir diğer yandan mevcut bilgiler göstermektedir ki, sigara kullanımının yol açtığı başlıca hastalıklar olan kalp-damar hastalıkları ve KOAH gibi kronik solunum hastalığı bulunan bireyler, sağlıklı bireylere göre, Covid-19 hastalığına yakalandıklarında hastalığın daha ağır seyretme riskine sahiptir. Dolayısıyla, sigara kullanımına bağlı gelişen bu hastalıklar, ağır Kovid-19 hastalığı için doğrudan birer risk faktörüdür. Diğer yandan, sigara kullanımı solunum yollarımızdaki koruyucu mekanizmaları bloke ederek, alt solunum yolu enfeksiyonu gelişimini kolaylaştırmaktadır. Bu durum Covid-19 enfeksiyonu ve yayılmakta olan salgın için önemli bir risk faktörü haline getirmektedir. Tüm bu gerekçelerle sigara kullanımının terk edilmesi, özellikle Covid-19 salgınının sağlığımızı tehdit ettiği şu günlerde çok önemli ve önceliklidir."
Düşük kalorili ’salata menülerine’ ilgi artıyor
19 Kasım 2025 Çarşamba - 10:37 Düşük kalorili ’salata menülerine’ ilgi artıyor Sağlıklı beslenme ve düşük kalorili öğünlere olan talep hızla yükselirken, ev yemeği tadında pratik salata menüleri de giderek daha fazla tercih edilmeye başladı. Yeni ürünler özellikle hızlı hayat temposunda sağlıklı seçim arayanların ilgisini çekiyor. Günlük hayatın temposu arttıkça, sağlıklı ve düşük kalorili öğünlere yönelim de belirgin biçimde yükseliyor. Spor yapanlar, ofis çalışanları ve hızlı hayat tarzına sahip bireyler; pratik, doğal ve besleyici seçeneklere daha fazla ihtiyaç duyuyor. Bu talep, hazır gıda pazarında yeni ürün kategorilerinin oluşmasına zemin hazırlarken, salata menüleri son dönemin en ilgi gören seçenekleri arasında yer alıyor. Bugün sağlıklı hayat odaklı beslenme yalnızca sporcularla sınırlı değil; çalışan annelerden genç profesyonellere kadar geniş bir kesim düşük kalorili, doğal ve doyurucu ürünlere yöneliyor. Bu eğilim, üreticileri de menülerini daha sağlıklı içeriklerle zenginleştirmeye yönlendiriyor. Ev Dışı Tüketim (EDT) pazarında ev yemeği tadındaki ürünleriyle bilinen Bidaa, bu doğrultuda düşük kalorili yeni salata menülerini tüketiciyle buluşturdu. Firma, zaten geniş olan dünya mutfağı ürün gamını şimdi de fit hayatı destekleyen bir kategoriyle güçlendirmiş durumda. Bidaa, daha önce Türk mutfağının yanı sıra Uzakdoğu, Çin, Kore, Hindistan ve Avrupa mutfaklarından seçkin tatlarla menüsünü zenginleştirmişti. Yeni salata menülerinde ise dünya mutfaklarının hafif reçeteleri merkezde yer alıyor. Koruyucu içermeyen ürünler; taze sebzeler, bitkisel proteinler, özel soslar ve düşük kalori hedefiyle hazırlanan tariflerden oluşuyor. Ürünler derin dondurucuda 6 ay ile 1 yıl arasında güvenle saklanabiliyor ve yalnızca 3 dakikada tüketime hazır hale geliyor. Yeni ürün grubuna ilişkin değerlendirmede bulunan Bidaa Satış ve Pazarlama Müdürü Müge Gölcü, tüketici beklentilerindeki dönüşümün ürün geliştirme stratejilerini doğrudan etkilediğini belirterek şunları söyledi: "Sağlıklı ve düşük kalorili ürünlere olan yönelim artık geçici bir akım değil; geniş kitlelerin tercih ettiği kalıcı bir hayat şekline dönüştü. Biz de bu ihtiyaca cevap verebilmek için yeni salata menülerimizi geliştirdik. Tüm ürünlerimizde olduğu gibi burada da katkısız, doğal ve ev yemeği tadında bir lezzeti koruyoruz. Hızlı yaşayan, formuna dikkat eden ve güvenilir öğün arayışında olan herkesin rahatlıkla tercih edebileceği bir seçenek oluşturduk." Gölcü, gıda teknolojisinin sunduğu imkanları tüketici lehine kullandıklarını vurgulayarak, pratik hazırlanabilirliğin günümüz tüketici davranışlarında en etkili kriterlerden biri haline geldiğini ifade etti. Yeni salata menülerinin sadece diyet yapanlara değil; sporcular, çalışan kadınlar, genç profesyoneller ve gün içinde sağlıklı ara öğün arayan geniş bir kitleye hitap ettiği belirtiliyor. Bidaa’nın "Geleneğin Pratik Tadı" yaklaşımıyla geliştirdiği bu yeni ürün grubu, sağlıklı hayat trendinin yükseldiği dönemde katkısız, doğal ve pratik hazır gıda alternatifleri arayanlar için güçlü bir seçenek sunuyor.
Prematüre bebeklere pastalı kutlama
19 Kasım 2025 Çarşamba - 10:18 Prematüre bebeklere pastalı kutlama Sivas Numune Hastanesinde Dünya Prematüre Günü kapsamında Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde etkinlik düzenlendi. Etkinliğe hastane yöneticileri, servis çalışanları, prematüre bebekler ve aileleri katılarak bu özel günün anlamını paylaştı. Pasta kesilen programda konuşan Yenidoğan Yoğun Bakım Uzmanı Dr. Coşkun Armağan, prematüre bebeklerin yaşam mücadelesine tanıklık eden sağlık profesyonellerinin bu süreçteki önemine dikkat çekti. Dr. Armağan "Bizler gibi hayatının büyük bir kısmı Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi kapılarında geçen, her gün bir mucizeye tanıklık edenler olarak bir aradayız. Bizler, o küçücük kuvözlerin içinde hayata tutunma azmi gösteren, beklenenden çok daha erken aramıza katılan minik savaşçılarımızın ilk nefeslerinden ilk gülümsemelerine kadar her anına şahitlik eden bir ekibiz. Erken doğum, sadece tıbbi bir durum değil; aileler için bir maraton, bizler için ise özel bir ihtimam ve dikkat gerektiren kutsal bir görevdir. Bu süreçte gösterdikleri sonsuz sabır ve güven için ailelerimize; mesai mefhumu gözetmeksizin en hassas dokunuşları sergileyen tüm Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi hemşirelerimize ve tüm destek ekibimize yürekten teşekkür ediyorum. Biz bir aileyiz ve bu başarı bir ekip işidir. Mor rengin temsil ettiği hassasiyeti ve direnci bir an olsun unutmayalım. Onların her bir gramı bizim için kazanılmış bir zaferdir" dedi.
Sorgun’da 864 kişiye kanser taraması yapıldı
19 Kasım 2025 Çarşamba - 10:14 Sorgun’da 864 kişiye kanser taraması yapıldı Sorgun İlçe Sağlık Müdürlüğü, halk sağlığını koruma ve erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla yürüttüğü kanser taraması faaliyetlerinde Ekim ayı içerisinde 864 kişiye; meme, kolorektal (kalın bağırsak) ve rahim ağzı kanseri taraması gerçekleştirdi. "Kanseri erken yakalamak çok önemli" Aile Hekimi Cemal Demir kanser taramalarına oldukça odaklandıklarını belirtti. Demir, "30 yaşından itibaren herkesten smear almaya çalışıyoruz. HPV taraması yapmaya çalışıyoruz. 40 yaştan itibaren 2 yılda bir duruma göre yılda bir mamografi yaptırmak istiyoruz. 50 yaşından itibaren her iki cinsiyette de gaitada gizli kan bakarak kolon taraması yapıyoruz. İnsanları ikna etmekte güçlük çekiyoruz. Elimizden geldiğince çevremizden örnekler veriyoruz. Kanseri erken yakaladığımızda çok basit bir müdahaleyle kurtaracağımız bir şeyi belki de sadece 5 yıllık bir ömür üzerinden konuşmak zorunda kalabiliriz" dedi. "Beslenme birçok şeyin başlangıç noktası" Demir, beslenme faktörünün önemine değinerek, "Beslenme birçok şeyin başlangıç noktası sanırım. Mesela şeker hastalığında genetik zemin olsa bile tek başına genetik zeminle alakalı değil. Beslenme, spor yapma, uyuşuk bir yaşam tarzı seçmesi belirleyici konular. Mesela ben şeker hastası olacağım belki genlerim buna müsait ama 50-60 yaşında olacağım şeyi kötü beslenerek bunu 30-40 yaşına kadar çekebiliyorum. Tek başına genetiği suçlayamıyoruz. Bunun ortaya çıkmasını da biz sağlıyoruz. Kendi bölgemden örnek vermek gerekirse az önceki hastam arabaşı çorbasının hamurunu yutmaktan çok hoşlanıyordu. Ekmek tüketmeyi çok seviyorlar. Hastalarımızın yürümelerini çok istiyorum. Hem zayıflasınlar hem kendilerini iyi hissetsinler istiyoruz" ifadelerine yer verdi. "Sorgun’un kanser tarama programlarında en yüksek seviyeye ulaştık" Sorgun İlçe Sağlık Müdürü Uzman Doktor Onur Türkön Ekim ayının Sorgun’da kanser taramaları açısından son derece verimli geçtiğini belirtti. 3 büyük tarama programında Sorgun’da daha önce ulaşılmayan oranlara çıkıldığını ifade eden Türkön, "Geçen yıl aynı dönemde yüzde 26 olan meme kanseri taraması bu yıl 254 kişiyle yüzde 66’ya ulaştı. Yine geçen yıl aynı dönemde yüzde 27 olan rahim ağzı kanseri taraması ise bu yıl 210 kişiyle yüzde 123’e ulaştı. Geçen yıl yüzde 65 olan kolorektal kanser tarama oranı ise 400 kişiyle yüzde 111 olarak gerçekleşti. Bu oranlar Sorgun’un kanser tarama programlarında bugüne kadarki en yüksek seviyeler anlamına geliyor" diyerek ulaşılan rekor düzeydeki taramaları ifade etti. "Aile sağlığı çalışanları ve hekimlerimiz vatandaşlarımıza yardımcı oluyorlar" Ayrıca Uz.Dr.Türkön, kanser tarama tetkikleri kolorektal, meme kanseri ve rahim ağzı kanserinin tamamının ücretsiz olduğunu söyledi. Tetkiklerin aile hekimliği, sağlıklı hayat merkezleri ve KETEM’lerde yapılabileceğini söyleyen Türkön, "Vatandaşlarımızın hepsi aile sağlığı merkezlerine giderek bu hizmeti alabilmektedirler. Ek olarak bu sonuçların herhangi birisinde pozitiflik tespit edilmesi durumunda gerek ulaşım gerek randevu alınması herhangi bir ihtiyaçları olduğunda aile sağlığı çalışanları ve hekimlerimiz tarafından bizlere dönüş yapılmakta ve herhangi bir ihtiyaçları olduğunda yardımcı olmaya çalışmaktayız" diyerek konuya dikkat çekti. "Kanserin erken dönemde yakalanmasını sağlamak istiyoruz" Türkön, tarama testi yapılması amacının hastanın güncel hayattaki konforunun bozulmadan sürmesini sağlamak olduğunu belirtti. Türkön, "Kanserden korunma konusunda yapabilecekleri en uygun şey sigaranın bırakılması. Tüm kanser türleri için geçerli olan bir faktör. Beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi kanserden korunma anlamında oldukça faydalı. Tüm bunlara rağmen genetik ve diğer faktörlere bağlı olarak kansere karşı daha erken farkındalıkları olabilmesi için aile hekimliklerine gitmeyi ve kanser taraması yaptırmayı unutmasınlar" dedi.
Gebelik kaybı yaşayanlar için umut verici haber
19 Kasım 2025 Çarşamba - 10:08 Gebelik kaybı yaşayanlar için umut verici haber Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Seda Deniz Işıklar, tekrarlayan gebelik kaybı yaşayan ailelerin yaklaşık yüzde 65’inin ilerleyen süreçte sağlıklı bir bebek sahibi olabildiğini açıkladı. Gebelik kayıplarının sebeplerini ve alınabilecek önlemleri anlatan Op. Dr. Işıklar, gebelik kayıplarının kadınlar ve aileler için önemli bir endişe kaynağı olduğunu belirterek, "Tüm gebeliklerin yaklaşık yüzde 15’i kayıpla sonuçlanıyor. Bu kayıpların sebeplerini her zaman tespit edemiyoruz. Ancak bildiklerimizin yarısından fazlası bebekle ilgili genetik sorunlardan kaynaklanıyor" dedi. Tekrarlayan gebelik kayıpları ve önlemler Gebelikte 3 veya daha fazla sayıda kayıp yaşanmasının ’tekrarlayan gebelik kaybı’ olarak adlandırıldığını ifade eden Op. Dr. Işıklar, "Tek bir kayıp yaşandıysa 2’nci gebelik için fazla endişelenmeye gerek yok. Ancak 2’nci kayıp da varsa, detaylı tetkikler yapıyoruz ve bir sonraki gebelik öncesi incelemeler planlıyoruz" diye belirtti. Genetik ve rahim kaynaklı nedenler Erken dönemde yaşanan kayıpların büyük kısmının genetik hastalıklardan kaynaklandığını anlatan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Seda Deniz Işıklar, rahimle ilgili sorunların da bu noktada önemli bir etkisi olduğunu söyledi. Op. Dr. Işıklar, "Doğuştan gelen çift rahim, rahim içinde perde veya rahimin küçük olması, rahim ağzı yetersizliği, miyom ve polipler gibi yapılar gebeliği sürdürememeye sebep olabiliyor" şeklinde konuştu. Enfeksiyonlar ve diğer riskler Mikrobik enfeksiyonlar ve bazı hastalıkların da gebelik kayıplarına yol açabileceğini sözlerine ekleyen Op. Dr. Işıklar, 20 haftadan önceki tüm kayıpları düşük olarak değerlendirdiklerini ve özellikle ilk 3 ay içindeki kayıplar üzerinde durduklarını söyledi. Tedavi ve çözüm yolları Gebelik kaybına yol açan durumların çözümü için çeşitli yöntemler olduğunu söyleyen Op. Dr. Işıklar, sorunların türüne yönelik tedavi yaklaşımlarını şöyle özetledi: "Genetik sorunlar: Çoğu tesadüfi oluşur, nadiren tekrar ederse tüp bebek yöntemi önerilebilir. Rahim kaynaklı sorunlar: Perde veya çift rahim gibi durumlar cerrahi yöntemlerle düzeltilebilir. Enfeksiyonlar: Medikal tedavi ile çoğu zaman çözülebilir. İmmünolojik ve pıhtılaşma bozuklukları: Kan testleriyle tespit edilip uygun şekilde tedavi uygulanır."
Ağaca takılıp 1,5 saat asılı kalan paraşütçü, yeniden uçmak istiyor
19 Kasım 2025 Çarşamba - 09:36 Ağaca takılıp 1,5 saat asılı kalan paraşütçü, yeniden uçmak istiyor Antalya’da yamaç paraşütü yaparken ağaca takılan ve 1.5 saat havada asılı kaldıktan sonra kurtarılan 42 yaşındaki Mehmet Tarık Yanar, Adana’da geçirdiği ameliyatlar sonucu yeniden sağlığına kavuştu. Tedavisi süren Yanar, "Seneye ilk hedefim yeniden uçabilmek" dedi. Olay, geçen 22 Mart tarihinde Antalya’nın Alanya ilçesinde meydana geldi. Arkadaşlarıyla birlikte yamaç paraşütü yapan Mehmet Tarık Yanar, yaklaşık 800 metre rakımlı tepeden havalandı. Bir süre havada süzülüp, yaklaşık 650 metre rakıma geldiğinde kontrolünü kaybeden Yanar, ormana düştü. İhbar üzerine bölgeye UMKE, itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ormanda yapılan arama kurtarma çalışmalarında Yanar’a ulaşan ekipler, ilk müdahaleyi olay yerinde yaptı. Bacağında kırık olduğu belirlenen Yanar, yaklaşık 1,5 saat süren çalışma sonucu bulunduğu noktadan alınarak ambulansla hastaneye kaldırıldı. Antalya’da ilk müdahalelerin ardından Yanar, Acıbadem Adana Ortopedia Hastanesi’ne sevk edildi. Adana’ya geldikten sonra 3 hafta hastanede kalan Yanar, geçirdiği ameliyatların ardından taburcu edildi. Yaklaşık 3 ay tedavi gören Mehmet Tarık Yanar, yeniden yürümeye başladı. "Şu anda kemik iyileşmesi oluyor" İhlas Haber Ajansı’na konuşan Acıbadem Adana Ortopedia Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doktor Alper Gölpınar, "Hastamız 1.5 saat ağaçta asılı kalıyor ve her 2 ayağında da kırıkları vardı. Sağ bacağını kaybetme riski vardı. Komplike bir müdahale yaptık ve fiskatör dediğimiz sistemi taktık. Hem topuk, hem ayak bileği hem de diz çevresi kırıkları için 4 kez ameliyat yaptık. Şuanda kemik iyileşmesi oluyor. Kemik iyileştikten sonrada son 1 ameliyat daha yapacağız. Yeniden yamaç paraşütü yapar hale getireceğiz" dedi. "Yeniden uçacağım" Yeniden yürümeye başlayan ve sağlığına kavuşan Mehmet Tarık Yanar, "Çok ciddi bir kaza geçirdim. 3 saat süren kurtarma operasyonu sonucu kurtarıldım. Adana’ya ilk geldiğimde ayağım aslında kurtarılabilecek şekilde değildi. Gerekli müdahaleler yapıldı. Çok sancılı süreçler geçirdim. Şu an yürüyebiliyorum, çok mutluyum. İyileştikten sonra yeniden yamaç paraşütü yapmayı bekliyorum" diye konuştu.
Anne karnında böbreği şişen bebek, 1 aylıkken ameliyatla sağlığına kavuştu
19 Kasım 2025 Çarşamba - 09:28 Anne karnında böbreği şişen bebek, 1 aylıkken ameliyatla sağlığına kavuştu Diyarbakır’da, anne karnındayken şişlik tespit edilen 4 aylık Ömer Asaf, 1 aylıkken Memorial Dicle Hastanesi Çocuk Cerrahı Op. Dr. Taner Kamacı’nın yaptığı operasyonla böbreği çürümekten kurtardı. Diyarbakır’da doğan Ömer Asaf Tanrıkulu, anne karnındayken kadın doğum uzmanının yaptığı ultrasonlarda sağ böbreğinde ciddi genişleme olduğunu tespit etti. Doğumdan sonra sağ böbreğinde idrarın rahat bir şekilde mesanesinden süzülmediği tespiti üzerine ameliyat kararı alındı. Memorial Dicle Hastanesi Çocuk Cerrahı Op. Dr. Taner Kamacı, Ömer Asaf’ı başarılı bir şekilde ameliyat ederek, böbreğin çürümeden kurtarılmasını sağladı. Op. Dr. Tamer Kamacı, Ömer Asaf’ın daha anne karnındayken kadın doğum uzmanının yaptığı ultrasonlarda sağ böbreğinde ciddi genişleme olduğu tespit edildiğini ve o şekilde doğumu olduğunu söyledi. Doğumdan sonra yapılan ultrasonlarda yine sağ böbreğinde çok ciddi genişleme tespit ettiklerini belirten Kamacı, "Sonrada bu sağ böbreğindeki genişlemenin sebebini araştırdık. Anne karnında başlayan böbrek genişlemesine Antenatal hidronefroz diyoruz. Bunun en sık sebeplerinden bir tanesi böbrek çıkışında darlık olmasıdır. Bu duruma biz kısaca UPJ darlığı diyoruz. Ömer Asaf’ta da bu rahatsızlığı tespit ettik. Bu darlıktan dolayı Sağ böbreğinden idrarın rahat bir şekilde mesanesine akamadığını tespit ettik. Hem genişlemenin fazla olması, hem de boşalmanın hiç olmaması nedeniyle daha 1 aylıkken ve böbreği bozulmadan ameliyatını gerçekleştirdik" dedi. Gayet başarılı bir ameliyatla böbrek çıkışındaki o dar kısmın ameliyatla çıkartılıp daha geniş bir anastomozla tekrar idrar kanalını böbreğine bağladıklarını ifade eden Asaf, "Ameliyattan sonra o bölgeye bir stent koyduk ve bir ay sonra da o stenti (kateteri) çektik. Ömer Asaf, şu anda 4 aylık oldu. Kontrollerinde her şey yolunda. Böbreğindeki o genişlemeler geriledi. Böbreğinde her hangi bir fonksiyon kaybı olmadı. Artık idrar yolu enfeksiyonu geçirmiyor. Bundan sonra ona uzun, sağlıklı bir ömür diliyoruz" diye konuştu. "1 aylık bebeği böbreği bozulmasın diye hemen alıp ameliyatını yaptık" "Eğer böbrek çıkışındaki darlık çok ciddi ise ki Ömer Asaf da çok ciddi idi, böbreğindeki genişleme 32 milim olmuştu ve çektiğimiz sintigrafide de hiç boşalma olmadığını söylüyordu" diyen Kamacı, "Böyle durumlarda bazen aylar için de bile böbrek de çok ciddi fonksiyon kayıpları ve ilerleyen zamanlarda çürüme diyebileceğimiz bir soruna sebep olabiliyor. Böbrek de bozulduktan sonra ameliyatını yapsak bile çok fazla geri düzelme olmuyor. O yüzden ameliyatını böbrek bozulmadan önce yapmak gerekiyor. Bizde 1 aylık bebeği böbreği bozulmasın diye hemen alıp ameliyatını yaptık. İyi ki de ameliyatını erken yapmışız. Çünkü şu anda böbrekleri gayet iyi" şeklinde konuştu. Baba Vedat Tanrıkulu ise, bebeğin sağ böbreğinde şişme olduğunu ifade ederek, "1 aylıkken ameliyat ettik. Ameliyat yaptıktan sonra gayet düzeldi. Taner hocaya çok teşekkür ediyorum" ifadelerinde bulundu.