SAĞLIK
Veremin tanısı kolay, tedavisi ucuz, ihmali ise ölümle sonuçlanabiliyor 24 Mart 2026 Salı - 16:56:58 Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefa Levent Özşahin, 24 Mart Dünya Tüberküloz Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Şahin, "144 yıl önce Robert Koch tarafından M. Tuberculosis Basilinin keşfedildiği ve hastalığın teşhis ve tedavisinin yolunu açan 24 Mart 1882 gününe ithafen her yıl 24 Mart ‘Dünya Tüberküloz Günü’ olarak anılmaktadır" dedi. Verem hastalığının tanı ve tedavisi hakkında bilgiler aktaran Prof. Dr. Özşahin, "Verem mikrobik bir hastalıktır. Tanısı kolay, tedavisi ucuz ve ülkemizde parasızdır. Hastalık kesin olarak tedavi edilebilmektedir. Ancak yine de dünyada her yıl yaklaşık 10 milyon kişi verem olmakta ve bunların 1/4’ü bu hastalıktan ölmektedir. Yoksulluk, sağlık alt yapısının olmayışı, sağlık personeli eksikliği vb. bu sorunun nedenleridir" diye konuştu. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) verem hastalığı için 1993 yılında acil durum ilan ettiğine ve Doğrudan Gözetimli Tedavi Stratejisini geliştirdiğine dikkat çeken Özşahin, "Balgam incelemesine dayalı kesin tanı, düzenli sağlanan ilaçlar ile en az 6 ay süre tedavi, ilaçların hastaya gözetim altında yutturulması ve uygun bir kayıt kontrol sistemi, bu stratejinin bileşenleridir. DSÖ’nün hedefi 2050 yılında tüberkülozdan arınmış bir dünyaya kavuşmaktır" dedi. Ülkemizde her yıl, her 100 bin kişiden yaklaşık 15’inin vereme yakalandığının altını çizen Özşahin, "Bu hastalar Verem Savaş Dispanserlerinin takibinde tedavi edilmektedir. Ülkemizde nüfus hareketlerinin yoğunluğu bu sorunun günümüzde ve ileride kontrol altına alınmasını zorlaştırmaktadır. Öksürük, balgam çıkarma, iştahsızlık, zayıflama, terleme gibi yakınmaları olan hastaların sağlık kuruluşlarına başvurmaları tanı ve tedavideki ilk basamaktır" ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Tevfik Özlü: "KOAH hastalarının birçoğu KOAH olduğunu bilmiyor"
19 Kasım 2025 Çarşamba - 09:12 Prof. Dr. Tevfik Özlü: "KOAH hastalarının birçoğu KOAH olduğunu bilmiyor" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, birçok hastanın kronik obstrüktif hastalığı (KOAH) olduğunu bilmediğini belirterek, "Yapılan çalışmalarda ülkemizde 40 yaşın üzerinde neredeyse 4-5 kişiden birinde KOAH olduğu saptanmış" dedi. Dünya KOAH Günü dolayısıyla açıklama yapan Medical Park Karadeniz Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, Türkiye’de sigara içme sıklığına bağlı olarak KOAH’a rastlama sıklığının arttığına dikkat çekti. KOAH’ın genellikle sigaraya bağlı olarak geliştiğini ancak sigara içmeyenlerde de görüldüğünü ifade eden Özlü, "KOAH, akciğerde fonksiyon kaybı ile seyreden öksürük, balgam çıkarma ve nefes darlığı gibi şikâyetlere yol açan ilerleyici bir akciğer hastalığıdır. Asıl olarak sigaraya bağlı gelişir, ancak hiç sigara içmeyen kişilerde de KOAH gelişmekte. Burada en büyük sorun, özellikle kırsal alanda odun, kömür, tezek gibi biyoyakıtların tüketilmesi ve bunların dumanına uzun süre maruz kalınması. Kadınlar burada daha çok risk altında oluyor. İş yeri ortamında maruz kalınan bazı tozlar, zararlı gazlar da KOAH’a neden olabilir. Dış atmosfer kirliliğin de soluduğumuz havada bulunan kükürt dioksitler, azot oksit, ozon gibi gazlar, bunların izin verilen sınırların üzerinde olması, yani hava kirliliği dediğimiz olay da KOAH’a neden olabilir. Genetik olarak da KOAH’a bir yatkınlık söz konusudur. Eğer ailede KOAH’lı hasta varsa KOAH’a yakalanma riski artıyor. Evde içilen sigaradan dolayı büyüyen bebeklerde de ileride KOAH gelişme riski çok artıyor" dedi. "Türkiye’de çok yaygın" Yapılan çalışmalarda neredeyse 4-5 kişiden birinin KOAH olduğunun tespit edildiğini kaydeden Özlü, "Türkiye’de çok yaygın. Genelde yapılan çalışmalarda 40 yaşın üzerinde neredeyse 4-5 kişiden birinin KOAH olduğu saptanmış. Özellikle erkeklerde bu oran böyle. Kadınlarda bir miktar daha düşük. Ancak sigara içenlerde ve yaş ilerledikçe bu oran maalesef daha da artıyor. Türkiye’de sigara içme sıklığı fazla olduğu için ona bağlı olarak KOAH’a rastlama sıklığı da artıyor. Özellikle sigaraların yoğun içildiği ülkelerde KOAH’a rastlama olasılığı çok daha yüksek" diye konuştu. "Nefesin daralıyorsa KOAH’ı düşün, KOAH’ı aklına getir" Hastaların birçoğunun KOAH olduğunu bilmediğini belirten Özlü, "En önemli sorun, KOAH hastalarının birçoğunun KOAH olduğunu bilmemesi. Dolayısıyla KOAH tanısı almamış oluyor. Bu da hastalığın ilerlemesine, geri dönüşü olmayan bozuklukların, hasarların akciğerde ilerlemesine yol açıyor. Erken tanı o açıdan önemli. Maalesef hastaların birçoğu kendisinde ortaya çıkan yakınmaları KOAH’a bağlayamıyor. ’Ben yaşlandım, onun için yokuş çıkarken, merdiven çıkarken zorlanıyorum’ diyor. Ya da öksürük, balgam attığı zaman ’Sigara içiyorum da ondan oldu’ diyor. Onun için doktora gitmiyor, bunu önemsemiyor ve tanı konmuyor. Bu yıl Dünya KOAH Günü’nde asıl tema ’Nefesin daralıyorsa KOAH’ı düşün, KOAH’ı aklına getir. Sen de KOAH olabilirsin?’ şeklinde bir slogan benimsendi. Bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Eğer yaşıtlarınıza göre yokuş çıkmakta, merdiven çıkmakta zorlanıyorsanız, eğer her gün öksürüğünüz varsa, sürekli balgam çıkartıyorsanız ve sigara da içiyorsanız siz de KOAH olabilirsiniz. Bunu aklınıza getirin. Bunun tanısı için bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurun. Testleriniz yapılsın, nefes testiniz, gerekirse akciğer filminiz çekilsin. KOAH olup olmadığınız ortaya çıksın. Eğer KOAH’ınız varsa da mutlaka onun risk faktörlerine göre gerekli önlemlerin alınması gerekiyor" uyarısında bulundu.
Milletvekili Gider ve Başkan Elbi müjdeyi verdi, Karabiga’ya yeni sağlık yatırımı
18 Kasım 2025 Salı - 19:39 Milletvekili Gider ve Başkan Elbi müjdeyi verdi, Karabiga’ya yeni sağlık yatırımı Çanakkale’nin Biga ilçesine bağlı Karabiga beldesinde sağlık hizmetlerini güçlendirecek önemli bir yatırım resmen başlıyor. Sağlık Bakanlığı tarafından 3 hekimli Karabiga Aile Sağlığı Merkezi + 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu projesi yatırım programına alındı. Toplam 560 metrekare alanda inşa edilecek proje; modern, donanımlı ve erişilebilir bir sağlık yapısıyla Karabiga halkına daha kaliteli hizmet sunmayı hedefliyor. Yeni merkezde hem birinci basamak sağlık hizmetleri hem de acil sağlık müdahaleleri tek noktadan, hızlı ve etkin şekilde sağlanacak. AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, projeyle ilgili yaptığı açıklamada, "Karabiga’mız için önemli bir yatırım resmi olarak programa alındı. Karabiga’ya yapılacak Aile Sağlığı Merkezi (3 Aile Hekimliği Birimi) + 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu 560 metrekare yatırımının programa alınması Cumhurbaşkanlığımızca onaylandı. İşlevini yitiren mevcut Aile Sağlığı Merkezi yıkılarak; yerine modern, fonksiyonel ve sağlık hizmetlerinin tüm ihtiyaçlarına cevap verecek yeni bir tesis kazandırılacak. Bölgedeki hizmet kalitesini ileri taşıyacak bu yatırımın Karabiga’mıza hayırlı olmasını diliyorum. Sürece katkı sunan tüm kurumlara teşekkür ediyorum" dedi. Karabiga Belediye Başkanı Ahmet Elbi, projenin hayata geçmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek şu ifadeleri kullandı: "Karabiga’mızın güzel insanlarına söz verdiğimiz bir projenin daha mutluluğunu yaşıyoruz. Yaklaşık 6 aydır ısrarla takip ettiğimiz projemizin bugün yatırım müjdesini aldık. Uzun süredir hizmet veren aile sağlık merkezimiz yapısal olarak artık ömrünü bitirmişti. Şimdi yeni aile sağlık merkezimizin onayını aldık, ihalesi de yakın zamanda olacak inşallah. 560 metrekare taban alanına sahip 3 hekimli yeni aile sağlık merkezimiz bahçe düzenlemesiyle, tefrişatı ile ve son teknolojisiyle şehrimizin sağlık hizmetine büyük değer katacak. Karabiga’mıza hayırlı uğurlu olsun" dedi. Başkan Elbi, desteklerinden dolayı Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na ve her süreçte Karabiga’nın yanında olan AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider’e teşekkür etti. Yeni sağlık yatırımı, Karabiga’nın sağlık altyapısını güçlendirerek bölge halkının yaşam kalitesine önemli katkı sağlayacak.
Önemsiz sandığınız belirtiler, kalp krizi habercisi olabilir
18 Kasım 2025 Salı - 16:21 Önemsiz sandığınız belirtiler, kalp krizi habercisi olabilir Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Fatih Karakaş, kalp damar tıkanıkları ve buna bağlı kalp hastalıklarının dünyada en önemli ölüm sebeplerinden biri olduğunu söyleyerek, "Göğüs ağrısı, nefes darlığı ya da normalden farklı bir sıkıntı hissi varsa mutlaka dikkatli olmak gerekir. Kalp krizi her yerde gelebilir" dedi. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Fatih Karakaş, kalp krizinin her an her yerde olabileceğinin altını çizerek, "Kalp damar tıkanıkları ve kalp damar tıkanıklarına bağlı kalp hastalıkları dünyada en önemli ölüm nedenlerinden bir tanesidir. Kalp damar tıkanıkları ve damar hastalıkları kendisini kalp krizi olarak gösterebilir. Kalp krizi ise hayatı tehdit eden önemli durumdur. Kalp krizi geçiren hastalar erken vakitte tedavi olmazlarsa süreç oldukça hasar bırakıcı veya ölümcül olarak seyredebilir. Kalp krizinin bilindik bazı keşifleri vardır. Baskı şeklinde göğüs ağrısı, nefes darlığı, kola, omuza ve boyun bölgesine doğru yayılan ağrı, karın ağrısı, halsizlik, bulantı, çarpıntı ve soğuk terleme kalp krizi belirtileri olabilir. Yaşlı kişilerde, şeker hastalığı olanlarda ve farklı kronik rahatsızlığı olan kişilerde ise klasik keşif olmadan da kalp krizi olabilir" diye konuştu. "Kalp krizi her yerde gelebilir" Hissedilen bazı kronik sıkıntıların kalp krizi belirtisi olabileceğini söyleyen Doç. Dr. Karakaş, dakikaların çok önemli olduğunun altını çizerek hemen sağlık çalışanlarına haber verilmesi gerektiğini söyledi. İlk yardım bilgisi olmayan kişilerin kriz geçiren hastaya müdahale etmemesi gerektiğini söyleyen Karakaş, "Göğüs ağrısı, nefes darlığı veya normalden farklı bir sıkıntı hissi varsa mutlaka dikkatli olmak gerekir. Kalp krizi her yerde gelebilir. Geldiği zaman sağlık profesyoneli olmayan kişilerin hastaya müdahale etmeden hızlı bir şekilde ambulans çağırması, ambulans gelene kadar kişinin yanında durması gerekir. Tek başına ilk yardım bilgisi olmayan kişilerin müdahale etmesi, ilaç vermesi çok uygun değil. Kişinin kendi ilaçları varsa onlar hastaya verilebilir aksi durumda sakin kalıp profesyonel yardım istemeliyiz. Kalp krizinde dakikalar bizim için önemlidir. Ne kadar erken sağlık personeline ulaşırsak sonuçları o kadar yüz güldürücü olur" dedi. Yanınızda biri kalp krizi geçiriyorsa dikkat edilmesi gerekenleri anlatan Karakaş, "Önemli olan hastanın rahat olması. Üstündeki kıyafetler dar ise onları gevşetebiliriz, bir yere oturtabiliriz, düşmüş kimseleri boynundan veya başından travma almış olabileceği için oynatmak uygun değildir. Üstelik profesyonel bir eğitimimiz yok ise hastaya pozisyon vermek, ilaç vermek, dışardan bir müdahale uygun değildir. Hastaya yararlı olmaya çalışırken daha çok zarar verme ihtimaliniz vardır" ifadelerini kullandı.
KOAH hastalarında 10 yıl içinde akciğer kanseri gelişme ihtimali yüksek
18 Kasım 2025 Salı - 16:11 KOAH hastalarında 10 yıl içinde akciğer kanseri gelişme ihtimali yüksek Denizli İl Sağlık Müdürü ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Berna Öztürk, tüm dünyada 3’üncü ölüm nedeni haline gelen KOAH’ın önlenmesinde ve hastalık yükünün azaltılmasında risk faktörleriyle mücadelenin önemli olduğunu belirtti. KOAH ve akciğer kanserinin sigara içimi başta olmak üzere ortak risk faktörleriyle sık sık bir arada görüldüğünü vurgulayan İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, dünyada on yetişkinden birini etkileyen KOAH hastalığının önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu söyledi ve şöyle konuştu; "KOAH, nefes yollarında mikroplarla oluşmayan bir iltihaplanmaya bağlı oluşan, nefes darlığı, öksürük, balgam gibi kalıcı solunumsal yakınmalarla ortaya çıkan, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir kronik akciğer hastalığıdır. KOAH gelişimi için tüm dünyada en yaygın görülen risk faktörü sigara dumanıdır. Sigara içenler, içmeyenlere göre, daha fazla solunumsal şikayetlere, daha fazla solunum fonksiyon kaybına ve daha yüksek KOAH ölüm oranlarına sahiptirler. Diğer tip tütün kullanımı (pipo, puro, nargile vb.) ve çevresel tütün dumanı, hava kirliliğine maruziyet, iç ve dış ortamda odun ve kömür gibi fosil yakıtlar ile bitki sapları ve tezek gibi yakıtların dumanının solunması, tozlu-dumanlı işyerlerinde çalışmak da KOAH gelişimine katkıda bulunmaktadır. Son yıllarda önemi giderek vurgulanmaya başlayan ‘fiziksel aktivitede azalma, hareketsizlik’ de artık bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Hastalığın belirtileri yavaş olarak artar ve zamanla şiddetini arttırarak devam eder. İlerleyen zamanlarda kişi ilk başlarda yokuş çıkarken nefes almakta zorlanır. Eforda nefes darlığı çeken kişi, yol yürümek istemez ve zamanla evden çıkmamayı tercih eder hale gelir. Geceleri nefes probleminden dolayı uykusundan uyanır. Zaman içinde durum kötüleşerek, kişi günlük rutin işlerini bile yapamaz hale gelir. Bu kişiler yağışlı, sisli ve soğuk havalardan çok rahatsız olurlar. Kışın havada oluşan kirlilik bu kişiler için büyük bir risktir. KOAH, hastanın önemli ölçüde yaşam kalitesini bozan, aynı zamanda maliyeti de yüksek olan bir hastalıktır" dedi. KOAH hastalarında akciğer kanseri gelişme ihtimali yüksek Yapılan çalışmaların KOAH’ın akciğer kanseriyle yakın ilişkisini ortaya koyduğunu ifade eden İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, sigara içenlerde KOAH ve akciğer kanseri oranlarının çok yüksek olduğunu belirtti. Her iki hastalıkta erken tanı ve düzenli doktor kontrolünün önemine dikkat çeken Öztürk: "Sigara, solunum yollarında iltihaplanmayı tetikleyerek KOAH’a neden olurken, aynı zamanda akciğer hücrelerinde mutasyona yol açarak kanser gelişimini başlatabilir. Normal akciğer fonksiyonuna sahip kişilerle karşılaştırıldığında, KOAH hastalarında 10 yıl içinde akciğer kanseri gelişme ihtimali yüksek olduğu görülmüştür. KOAH hastaları, akciğer kanseri açısından risk altındadır. Her sigara içen KOAH olacak kanser olacak diye de bir kural yok ancak sigara riski çok artırır. Akciğer kanseri olan erkeklerde KOAH sıklığının kadınlara göre daha yüksek olduğu bildirilmiştir. Dünya genelinde akciğer kanseri; erkeklerde en sık, kadınlarda ise ikinci en yaygın kanser türü olup, kansere bağlı ölümler arasında ilk sırada yer almaktadır. Akciğer kanserinin en sık gözlenen belirtileri; geçmeyen veya giderek kötüleşen öksürük, öksürükle birlikte kan veya kanlı balgam çıkarmak, nefes alırken, öksürürken veya gülerken artan göğüs ağrısı, iştahsızlık, halsizlik, yorgunluk ve kilo kaybı, ses kısıklığı, nefes darlığı, tekrarlayan veya geçmeyen bronşit ve/veya zatürre ataklarıdır. Akciğer kanserinin yayılmadan önce, erken dönemde teşhis edilmesi tedavi başarısını önemli ölçüde artırsa da, çoğu zaman belirti vermediği için teşhis genellikle ileri evrelerde konur. Ortaya çıkan şikâyetler ise çoğu kez enfeksiyonlar veya sigaranın etkilerine bağlanarak göz ardı edilir. Bu nedenle, hem KOAH hem de akciğer kanserinin yüksek hastalık ve ölüm oranlarıyla seyretmesi, en etkili yaklaşımın bu iki hastalığa zemin hazırlayan ortak risk faktörlerinden korunma olduğunu açıkça göstermektedir. Her iki hastalıkta da erken tanı, düzenli doktor kontrolü ve multidisipliner tedavi uygulamaları sağ kalım oranlarını artırmaktadır. KOAH’lı kişilerde düşük doz bilgisayarlı tomografi (BT) gibi tarama yöntemleri, akciğer kanserinin erken dönemde yakalanmasına yardımcı olabilmektedir. Dumansız hava sahası uygulamaları ve ev içi maruziyetin azaltılmasına yönelik önlemler, aktif tütün kullanımını azaltmanın yanı sıra toplumun kanser yükünü de azaltmaktadır. Bu nedenle sigara içenler, bir an önce bırakmalıdır. Sigaranın bırakılmasından 10 yıl sonra akciğer kanseri riski, içmeye devam eden kişilere kıyasla yaklaşık %50 oranında azalır. Ailesinde akciğer kanseri olanlar ise sigaraya hiç başlamamalıdır. Tütün ürünü kullanan vatandaşlarımız, bu bağımlılıktan kurtulmak için Alo 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı, sigara bırakma polikliniklerimiz ya da mobil sigara bırakma polikliniğimize başvurabilirler" diye konuştu.
"Havaların soğumasıyla zatürre vakaları artıyor"
18 Kasım 2025 Salı - 15:42 "Havaların soğumasıyla zatürre vakaları artıyor" Havaların soğumasıyla birlikte solunum yolu enfeksiyonlarında gözle görülür bir artış yaşandığına dikkat çeken Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Funda Karaduman Yalçın, özellikle bağışıklık sistemi zayıf kronik hastalığı olanların, yaşlıların ve çocukların zatürre hastalığına dikkat etmesi gerektiğini söyledi. Havaların soğumasıyla birlikte solunum yolu enfeksiyonlarında gözle görülür bir artış yaşanıyor. Özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde ve risk grubundaki vatandaşlarda zatürre vakalarının yükselmesi dikkat çekiyor. Soğuk hava şartları, kapalı ortamlarda uzun süre kalınması ve grip gibi viral enfeksiyonların yaygınlaşması zatürreye zemin hazırlıyor. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi doktorlarından Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Funda Karaduman Yalçın, zatürre hastalığı konusunda bilgilendirmelerde bulunarak uyardı. Uzm. Dr. Funda Karaduman Yalçın, "Zatürre (Pnömoni) akciğerlerde iltihaplanmaya yol açan ciddi bir solunum yolu enfeksiyonudur. Özellikle risk gruplarında erken teşhis ve tedavi hayati önem taşır. Zatürre, akciğerlerdeki hava keseciklerinin iltihaplanmasıyla ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu iltihaplanma sonucunda akciğerlerde sıvı veya irin birikir, solunum zorlaşır ve oksijen seviyeleri düşer. Hastalık, bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde, yaşlılarda ve çocuklarda daha ağır seyredebilir" dedi. Zatürre olma nedenleri ve belirtileri Zatürre hastalığına en sık neden olan etkenin streptococcus pneumoniae denilen bakreti olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Funda Karaduman Yalçın, "Grip ve benzeri solunum yolu virüsleri zatürreye yol açabilir. Özellikle bağışıklığı zayıf kişilerde mantar kaynaklı zatürre görülebilir. Enfeksiyonun şiddetine bağlı olarak hastalık hafif seyredebilir ya da yaşamı tehdit edici boyuta ulaşabilir. Zatürre hastalığında yüksek ateş, üşüme ve titreme, Öksürük ve balgam çıkarma, Göğüs ve sırt bölgesinde batıcı ağrı, Nefes darlığı ve hızlı soluk alıp verme, Halsizlik, yorgunluk ve iştahsızlık gibi belirtiler görülmektedir" ifadelerine yer verdi. Belirtiler görüldüğünde doktora başvurulmalı Hastalığın belirtileri görüldüğünde vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Funda Karaduman Yalçın, "Özellikle risk grubundaki kişiler dediğimiz yaşlılar, kronik hastalığı olanlar ve çocuklar belirtiler başladığında hemen sağlık kuruluşuna gitmelidir. Zatürre hastalığında tedavi, hastalığın nedenine göre şekillenir. Bakteriyel zatürre; antibiyotik tedavisi uygulanır. Viral zatürre; destekleyici tedavi ve istirahat önerilir. Mantar kaynaklı zatürre; antifungal ilaçlar kullanılır. Bunun yanında bol sıvı tüketimi, istirahat ve doktor kontrolünde ilaç kullanımı tedavinin temelini oluşturur. Erken teşhis, hastalığın ciddiyetini azaltmada kritik öneme sahiptir" şeklinde konuştu. Uzm. Dr. Funda Karaduman Yalçın ayrıca, zatürrenin basit bir solunum yolu enfeksiyonu olmadığını, belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerektiğini de sözlerine ekledi.
Fethiye’nin Kayaköy ve Karakeçililer Mahallesinin su sorunu çözülüyor
18 Kasım 2025 Salı - 15:37 Fethiye’nin Kayaköy ve Karakeçililer Mahallesinin su sorunu çözülüyor Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, Fethiye ilçesine bağlı Kayaköy ve Karakeçililer Mahallelerinde yaşanan içme suyu yetersizliğini çözmek için yeni isale hattı yapımına başladı. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın il genelinde altyapının güçlendirilmesi, vatandaşlara sağlıklı suyun kesintisiz ulaştırılması yönündeki talimatlarıyla yatırımlarına devam eden MUSKİ ekipleri, çalışmalarına ara vermeden devam ediyor. Çalışmalar kapsamında, Kayaköy ve Karakeçililer Mahallelerinde, kapasitesi yetmeyen eskimiş boruların yerine modern borular döşenerek yapılacak yeni isale hattıyla, bölgedeki vatandaşların su sorunu tamamen ortadan kalkacak. Modern ve uzun ömürlü isale hattı yapımına başlandı MUSKİ ekipleri tarafından bölgedeki su sorununu çözmek amacıyla, uzun yıllardır kullanılan ve yetersiz olan eski boru hattının yerine modern ve uzun ömürlü isale hattı yapımına başlandı. Çalışmalar kapsamında 4 kilometre uzunluğunda, 200 milimetre çapındaki duktil boru döşeniyor. İmalatın tamamlanmasıyla birlikte mevcut sisteme her saniyede bir büyük damacana suya eşdeğer ek su verilecek. Bu sayede, turizm sezonunda artan nüfusun su ihtiyacı rahatlıkla karşılanacak ve bölgede uzun yıllar boyunca su sorunu yaşanmasının önüne geçilecek. Mahalle Muhtarı Şenol Öztürk: "Yukarıdaki evlere su çıkmıyordu" Yeni isale hattının yapımıyla su problemlerinin sona ereceğini belirten Kayaköy Mahalle Muhtarı Şenol Öztürk, "Bölgemizdeki borular 30 yıllık eski borulardı. Boruların kapasitesi artan nüfusun su ihtiyacını karşılamaya yetmiyordu. Su sorunu en büyük derdimizdi. Derdimizi yetkililere anlatarak talepte bulunduk. Taleplerimizi hızla yerine getirip bizleri su derdinden kurtaran Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’a ve MUSKİ Genel Müdürümüz Yılmaz Şengül’e bölge halkı olarak teşekkürlerimizi sunuyorum" dedi. İşletmeci Süleyman Çoban, "Yazın çok sorun oluyordu" Taleplerinin hızla yerine getirildiğini vurgulayan işletmeci Süleyman Çoban, "Biz işletmeciler olarak özellikle yaz aylarında nüfus yoğunluğu oluştuğu için çok sıkıntı çekiyorduk. Artan nüfusa su yetmiyor ve biz işletmeciler olarak turizm sezonunun en yoğun olduğu zamanda susuz kalıyorduk. Bu konudaki taleplerimizi yetkililere iletir iletmez yeni isale hattının imalatına başladılar. Sistemli ve hızlı bir biçimde bu boruların döşenmesiyle birlikte tüm dertlerimiz sona erecek. Kayaköy esnafları olarak ve şahsım adına Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’a ve MUSKİ Genel Müdürümüz Yılmaz Şengül’e teşekkürlerimizi iletiyorum" diye ekledi.
MSKÜ’lü genç hekim, TUS’ta Türkiye üçüncüsü oldu
18 Kasım 2025 Salı - 15:32 MSKÜ’lü genç hekim, TUS’ta Türkiye üçüncüsü oldu Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Tıp Fakültesi 2025 mezunu dönem birincisi Dr. Alican Bayar, 2025 Sonbahar Dönemi Tıpta Uzmanlık Sınavı’nda (TUS) gösterdiği üstün başarıyla Türkiye 3’üncülüğünü elde etti. Türkiye genelinde binlerce hekimin katıldığı zorlu sınavda gelen bu derece, hem MSKÜ Tıp Fakültesi hem de genç hekim için önemli bir gurur kaynağı oldu. MSKÜ Tıp Fakültesi son yıllarda TUS başarı sıralamalarında yükselişini sürdürürken, fakülte, mezunlarının Türkiye sıralamasında elde ettiği derecelerle dikkat çekmeye devam ediyor. Tıpta Uzmanlık Sınavı, Temel Tıp Bilimleri ve Klinik Tıp Bilimleri olmak üzere iki oturumdan oluşuyor ve hekimlerin uzmanlık branşlarına yerleşebilmesi için belirleyici rol oynuyor. Dr. Alican Bayar, her iki oturumda da yüksek performans göstererek Türkiye sıralamasında ilk üçe girmeyi başardı. Duygu ve düşüncelerini paylaşan Dr. Alican Bayar, "2025 2.Dönem Tıpta Uzmanlık Sınavında Türkiye’de 3.olarak üniversitemizi gururlandırdım ve İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları branşını seçtim. Üniversitemde aldığım eğitim ve içinde bulunduğum akademik ortam, sınava hazırlıkta güçlü bir temel oluşturdu. Uzmanlık eğitimi dönemimde kendimi bilimsel ve klinik anlamda geliştirmeye odaklanacağım. Hedefim, mesleğimi en iyi şekilde icra edebilmek ve edindiğim bilgileri daha ileriye taşımak. Bu dereceyi, yolun başında biri olarak sorumluluklarımı hatırlatan bir sonuç olarak görüyorum. Üniversitemize bana sunduğu tüm teorik ve pratik imkanlardan dolayı, ayrıca bana rehberlik eden hocalarıma ve destek veren aileme teşekkür ederim" diye konuştu. MSKÜ Tıp Fakültesi tarafından yapılan açıklamada ise, "Mezunumuzu kutluyor, başarılarının devamını diliyoruz. Emeği geçen tüm öğretim üyelerimize teşekkür ediyoruz" denildi.
Yapay zeka destekli uygulama ile 300 bebeğin yüzde 18’i riskli grupta tespit edildi
18 Kasım 2025 Salı - 15:12 Yapay zeka destekli uygulama ile 300 bebeğin yüzde 18’i riskli grupta tespit edildi Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Gelişimsel Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi Akademik Danışmanı Öğr. Gör. Dr. Sema Gül, tarafından geliştirilen yapay zekâ destekli "BabySensAI" uygulaması sayesinde taranan 300 bebeğin yüzde 18’inin nörogelişimsel risk taşıdığı belirlenerek erken rehabilitasyona yönlendirildi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Neonatoloji Bilim Dalı ve OMÜ Gelişimsel Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi (OGEM) öncülüğünde, Samsun Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle, bebeklerde nörogelişimsel risklerin erken dönemde fark edilmesi ve bilimsel müdahale yaklaşımlarının güçlendirilmesini amaçlayan "Riskli Bebeklerde Yapay Zekâ ile Erken Tanı ve Müdahale Sempozyumu" düzenlendi. OMÜ Dr. Öğr. Üyesi Beril Tekeli Yiğit ve Öğr. Gör. Ayşegül Keleşler Gümüş tarafından gerçekleştirilecek müzikli açılış başlayan sempozyum Tıp Fakültesi Yenidoğan Yoğun Bakım Sorumlusu Prof. Dr. Canan Seren’in riskli bebek, riskli bebeklerde yapay zekâ ile erken tanı, enteral beslenme sorunları ve çözüm yolları, riskli bebeklerde davranışsal müdahaleler, ev ortamı kalitesi ve gelişimsel riskler, proje takip süreci konuları ile ilgili sunumuyla devam etti. 300 bebeğin yüzde 18’i riskli bulundu Akabinde sunum yapan Öğr. Gör. Dr. Sema Gül projesi hakkında bilgi verdi. Dr. Sema Gül, 2020 yılından bu yana bebeklerin uzaktan hareket takibini gerçekleştirdiklerini belirterek, "Yapay zekâ modellerinin son dönemde popülerleşmesiyle birçok araç ortaya çıksa da biz yaklaşık 6 yıldır bebeklerin erken tanı almasına yönelik bir model üzerinde çalışıyoruz. Geliştirdiğimiz sistem; Serebral palsi, SMA gibi nörogelişimsel bozukluklarla birlikte hareket bozukluğu görülen hastalıkların erken dönemde tespitine yönelik hareket analizi yapıyor" dedi. Gül, aileler tarafından gönderilen 2–3 dakikalık iskelet formatındaki videoların yapay zekâ modeli tarafından incelendiğini ifade ederek, "Videolar üzerinden bebeğin risk grubunda olup olmadığını belirliyoruz. Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle il genelindeki 17 belediyede riskli bebeklerin taranmasına başlandı" diye konuştu. Yapılan taramalara ilişkin bilgi veren Gül, "Şu ana kadar 300 bebeğin taramasını yaptık. Bu 300 bebeğin yüzde 18’i riskli grupta bulundu ve erken tanı sayesinde erken rehabilitasyona yönlendirildi. Böylece hedeflediğimiz yüzde 40’lık sekel kaybını sağlamış olduk. Engel oranını yüzde 40 oranında azaltabildiğimizi gördük" ifadelerini kullandı. Sempozyumda ayrıca Samsun Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Eyüp Çakır bir konuşma yaptı. Sempozyuma Samsun İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Mehmet İrfan Yetik de katıldı.
Yapay zeka destekli uygulama ile 300 bebeğin yüzde 18’i riskli grupta tespit edildi
18 Kasım 2025 Salı - 15:09 Yapay zeka destekli uygulama ile 300 bebeğin yüzde 18’i riskli grupta tespit edildi Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Gelişimsel Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi Akademik Danışmanı Öğr. Gör. Dr. Sema Gül, tarafından geliştirilen yapay zekâ destekli "BabySensAI" uygulaması sayesinde taranan 300 bebeğin yüzde 18’inin nörogelişimsel risk taşıdığı belirlenerek erken rehabilitasyona yönlendirildi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Neonatoloji Bilim Dalı ve OMÜ Gelişimsel Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi (OGEM) öncülüğünde, Samsun Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle, bebeklerde nörogelişimsel risklerin erken dönemde fark edilmesi ve bilimsel müdahale yaklaşımlarının güçlendirilmesini amaçlayan "Riskli Bebeklerde Yapay Zekâ ile Erken Tanı ve Müdahale Sempozyumu" düzenlendi. OMÜ Dr. Öğr. Üyesi Beril Tekeli Yiğit ve Öğr. Gör. Ayşegül Keleşler Gümüş tarafından gerçekleştirilecek müzikli açılış başlayan sempozyum Tıp Fakültesi Yenidoğan Yoğun Bakım Sorumlusu Prof. Dr. Canan Seren’in riskli bebek, riskli bebeklerde yapay zekâ ile erken tanı, enteral beslenme sorunları ve çözüm yolları, riskli bebeklerde davranışsal müdahaleler, ev ortamı kalitesi ve gelişimsel riskler, proje takip süreci konuları ile ilgili sunumuyla devam etti. 300 bebeğin yüzde 18’i riskli bulundu Akabinde sunum yapan Öğr. Gör. Dr. Sema Gül projesi hakkında bilgi verdi. Dr. Sema Gül, 2020 yılından bu yana bebeklerin uzaktan hareket takibini gerçekleştirdiklerini belirterek, "Yapay zekâ modellerinin son dönemde popülerleşmesiyle birçok araç ortaya çıksa da biz yaklaşık 6 yıldır bebeklerin erken tanı almasına yönelik bir model üzerinde çalışıyoruz. Geliştirdiğimiz sistem; Serebral palsi, SMA gibi nörogelişimsel bozukluklarla birlikte hareket bozukluğu görülen hastalıkların erken dönemde tespitine yönelik hareket analizi yapıyor" dedi. Gül, aileler tarafından gönderilen 2-3 dakikalık iskelet formatındaki videoların yapay zekâ modeli tarafından incelendiğini ifade ederek, "Videolar üzerinden bebeğin risk grubunda olup olmadığını belirliyoruz. Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle il genelindeki 17 belediyede riskli bebeklerin taranmasına başlandı" diye konuştu. Yapılan taramalara ilişkin bilgi veren Gül, "Şu ana kadar 300 bebeğin taramasını yaptık. Bu 300 bebeğin yüzde 18’i riskli grupta bulundu ve erken tanı sayesinde erken rehabilitasyona yönlendirildi. Böylece hedeflediğimiz yüzde 40’lık sekel kaybını sağlamış olduk. Engel oranını yüzde 40 oranında azaltabildiğimizi gördük" ifadelerini kullandı. Sempozyumda ayrıca Samsun Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Eyüp Çakır bir konuşma yaptı. Sempozyuma Samsun İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Mehmet İrfan Yetik de katıldı.