Son Dakika
|
UEFA’dan Atilla Karaoğlan’a görev
İran Meclis Başkanı Galibaf'tan ABD'ye: "Tüm hareketlerinizi izliyoruz"
Trump'ın İran'a sunduğu 15 maddelik planın detayları ortaya çıktı
Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı tahliye edildi
AK Parti Sözcüsü Çelik’ten Özel’e tepki
Yenidoğan Çetesi davasında yeni gelişme!
Türkiye - Romanya maçını François Letexier yönetecek
MSB duyurdu: Ağrı’daki kazada 1 asker şehit oldu
Eyüpsultan’da camdan düşen yaşlı kadın hayatını kaybetti
Antalya’da inşaat malzemeleri deposunda yangın
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
UEFA’dan Atilla Karaoğlan’a görev
Yalova’da servis midibüsü kaza yaptı: 1 ölü, 20 yaralı
Kuveyt Uluslararası Havalimanı’na İHA saldırısı
A Milli Futbol Takımı’nın, FIFA Dünya Kupası yolundaki ilk rakibi Romanya
Katar Emiri Al-Thani’den Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür
İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Uluslararası hukuk pratikte ölmüştür"
Körfez ülkelerine yeni füze ve İHA saldırıları
SAĞLIK
Alanya’da ULAR ameliyatıyla zorlu tümörde bağırsak devamlılığı korundu
25 Mart 2026 Çarşamba - 14:15:02
Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde önemli bir başarıya imza atıldı. Hastanede görevli Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Tamer Akay ve ekibi, hastanede ilk kez uygulanan Ultra Low Anterior Rezeksiyon (ULAR) operasyonuyla anal kanala çok yakın tümörlerde dahi bağırsak devamlılığını korumayı başardı. Alanya’da yaşayan 65 yaşındaki Şaban Görgülü, makatta ağrı şikâyetiyle Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvurdu. Hastanede görevli Hastanede görevli Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Tamer Akay tarafından yapılan fizik muayene ve görüntüleme sonucunda anal kanala yalnızca 2 cm mesafede tümöral kitle tespit edildi. Görgülü, multidisipliner bir yaklaşımla, farklı branşlardaki hekimlerin görüş ve önerileri doğrultusunda tedavi altına alındı. Onkoloji uzmanları tarafından uygulanan neoadjuvan tedavi sayesinde tümör geriletildi ve anal kanala olan mesafe 4 cm’ye kadar çıkarıldı. Bu kritik sürecin ardından hastanın onayı alınarak Dr. Öğretim Üyesi Tamer Akay ve hastanede görevli Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ramazan Serdar Arslan tarafından Ultra Low Anterior Rezeksiyon (ULAR) operasyonu gerçekleştirildi. Söz konusu operasyon; kalın bağırsağın makata yakın son bölümünde yerleşen kanserlerin tedavisinde kullanılan, bağırsak devamlılığını koruyan ve stoma (torba) ihtiyacını en aza indirmeyi amaçlayan ileri bir cerrahi yöntem olarak öne çıkıyor. Tür ameliyatları hastanemizde başarıyla gerçekleştiriyoruz Hastanede ilk kez uygulanan ve başarıyla tamamlanan operasyon hakkında bilgi veren Dr. Öğretim Üyesi Tamer Akay, "Hekim arkadaşım Dr. Öğretim Üyesi Arslan ile birlikte yaptığımız ULAR yöntemi; özellikle rektumun alt kısmında, son 5-6 cm’de yerleşen ve dış sfinkter kaslarına yayılmamış tümörlerde uygulanır. Bu teknik sayesinde anüs ve dış sfinkter kasları korunabilmekte, hastaların bağırsak kontrolü büyük ölçüde devam etmektedir. Bu tür zorlu vakalarda en önemli hedef yalnızca kanserli dokunun tamamen çıkarılması değil aynı zamanda hastanın yaşam kalitesinin korunmasıdır. Özellikle anal kanala çok yakın tümörlerde; doğru hasta seçimi, uygun cerrahi teknik ve multidisipliner yaklaşım sayesinde kalıcı kolostomiye gerek kalmadan hastanın yaşam kalitesi korunarak başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir" diye konuştu. İleri cerrahi teknikler ve ekip çalışmasının kanser tedavisinde kritik rol oynadığını vurgulayan Akay, "Ekibimizle birlikte bu tür ameliyatları hastanemizde başarıyla gerçekleştiriyoruz. Hastamız Şaban Görgülü‘nün ameliyatı da başarılı geçti. Takipleri hastanemiz tarafından sürdürülecektir" ifadesini kullandı.
25 Mart 2026 Çarşamba - 14:13
Organlarıyla 4 kişiye umut oldu
Bursa’nın İnegöl ilçesinde tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden 62 yaşındaki Abdulaziz Çakmak, organlarıyla 4 hastaya umut oldu. Tadavi gördüğü İnegöl Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesinde beyin ölümü gerçekleşen 62 yaşındaki Abdulaziz Çakmak’ın yakınları örnek bir duyarlılık göstererek organ bağışına onay verdi. Bunun üzerine Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi ve Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinden gelen uzman ekiplerce İnegöl Devlet Hastanesi’nde organ alımı gerçekleştirildi. 2 böbrek, 1 karaciğer ve korneası ekiplerce alınarak Bursa ve Ankara’daki hastalara nakledildi. İnegöl Devlet Hastanesi resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Hastanemiz genel yoğun bakım ünitesinde tedavi görmekte olan 62 yaşındaki Abdulaziz Çakmak’ın beyin ölümü gerçekleşmesi sonucu yakınlarıyla yapılan aile görüşmesinde, organ nakli hakkında bilgilendirme yapılmıştır. Aynı zamanda organ bağışçısı olan hastamızın ailesi de örnek bir duyarlılık göstererek organ bağışına onay vermiştir. Organ nakli süreci yasal mevzuat ve etik kurallar çerçevesinde hastanemiz organ nakli kooordinasyon ekibi tarafından hızlı ve büyük bir titizlikle yürütülmüştür. Süreç sonucunda bağışlanan organlar Bursa ve Ankara illerinde dört ayrı hastaya umut olmuştur." Açıklama şöyle devam etti: "Bu süreçte özverili çalışmalarından dolayı kurumumuz idaresine, organ ve doku nakil koordinatörlüğümüze, yoğun bakım ünitesi, ameliyathane, radyoloji, laboratuvar ekip arkadaşlarımıza, nakil için çıkarımı yapan Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesine, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesine, Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli kıymetli hocalarımıza ve organ bağışını kabul eden yüce gönüllü ailemize teşekkür eder, birçok insana hayat olan merhuma Allah’tan rahmet dileriz. Organ bağışı sayesinde birçok hastaya sağlıklı yaşam şansı doğacak olması, acı bir kaybın toplum adına umut verici bir dayanışmaya dönüşmesine vesile olmuştur. Herkesi organ bağışçısı olmaya davet ediyor ve nakil bekleyen tüm hastalara acil şifalar diliyoruz. Organ bağışçısı olmak için hastanelerin organ ve doku nakil birimlerine başvurabilir veya E-Nabız üzerinden organ bağışı beyanında bulunabilirsiniz."
25 Mart 2026 Çarşamba - 13:37
Muradiye’ye ücretsiz sağlık merkezi müjdesi
Yunusemre Belediyesi, Muradiye Mahallesi’nde önemli bir ihtiyacı karşılayarak Muradiye Ali Çullu Sağlık Hizmetleri Merkezi’ni hizmete açtı. Merkezde fizyoterapist, psikolog ve diyetisyen vatandaşlara ücretsiz danışmanlık hizmeti vermeye başladı. Halkın sağlığı ve mutluluğu için çalışmalarını sürdüren Yunusemre Belediyesi, Muradiye Mahallesi’nde hayata geçirdiği projelere bir yenisini daha ekledi. İyilikseverlerin desteğiyle tamamlanan Muradiye Ali Çullu Sağlık Hizmetleri Merkezi, vatandaşların kullanımına hazır hale getirildi. Yeni merkezle birlikte Muradiye bölgesinde yaşayan vatandaşlar; fizyoterapi, yetişkin ve çocuklara yönelik psikolojik danışmanlık ile diyetisyenlik hizmetlerinden yararlanabilecek. Hafta içi 08.30-17.30 saatleri arasında hizmet verecek merkezin bölgede önemli bir eksikliği giderdiğini belirten Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, konuya ilişkin yaptığı açıklamada Muradiye’nin artık ihmal edilen bir bölge olmadığını ifade etti. Başkan Balaban, "Göreve gelir gelmez mahallemiz için planladığımız yatırımları hızla hayata geçirmeye başladık. Bu kapsamda Muradiye yatırımlarımızdan birini daha faaliyete aldık. Muradiye Ali Çullu Sağlık Hizmetleri Merkezimiz artık vatandaşımızın hizmetinde. Merkezimizde fizyoterapist, psikolog ve diyetisyenimiz bulunuyor. Artık vatandaşlarımız bu hizmetler için merkeze gitmek zorunda kalmayacak. Mutlu bir Muradiye için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz." dedi. Merkezde sunulan tüm hizmetlerin ücretsiz olduğunu belirten vatandaşlar ise Muradiye’ye böyle bir sağlık hizmeti kazandırılmasından dolayı Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban’a teşekkür etti.
25 Mart 2026 Çarşamba - 13:36
Samsun Şehir Hastanesi’nde Çocuk Hematoloji-Onkoloji Kliniği açıldı
Samsun Şehir Hastanesi bünyesinde Çocuk Hematoloji Ve Onkoloji Kliniği hizmete açıldı. Yeni klinikle birlikte, çocukluk çağı kanser hastalarının artık il dışına sevk edilmesine gerek kalmayacak. Samsun İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras, Samsun Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mahmut Ulubay ile Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı ve Çocuk Hematoloji-Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zuhal Keskin’in katılımıyla merkezin açılışı yapıldı. Akabinde Müdür Mustafa Uras yaptığı açıklamada, "Samsun’da sağlık hizmetlerinin gerek niteliği gerek erişilebilirliği açısından bugün yine önemli bir adım atıldı. Şu ana kadar Samsun’da Sağlık Bakanlığı nezdinde çocuk hematoloji ve onkoloji kliniği bulunmamaktaydı. Şehir hastanesi süreciyle birlikte, Samsun Şehir Hastanesi’nde çocuk hematoloji kliniği; 10 yataklı servis, 5 yataklı ayaktan kemoterapi ünitesi ve 2 adet çocuk hematoloji-onkoloji polikliniği ile hizmet vermeye başladı. Çocukluk çağı kanserleri, anne ve babalar için çok büyük bir yıkım. İlimizde bu hizmet yalnızca üniversite hastanesinde verilmekteydi ve onun da belirli bir kapasitesi vardı. Samsun’un aynı zamanda bir bölge merkezi olması nedeniyle talep oldukça fazla ve bu talep karşılanamıyordu. Daha önce de birçok kez ifade ettiğim gibi Samsun, sağlıkta bir amiral gemisi konumunda. Bugün bu ifademizi bir kez daha pekiştiriyoruz. Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Kliniğimizi de hizmete açtık. Artık vatandaşlarımızın Samsun dışındaki illere gitmesine gerek kalmayacak. Bu süreçler oldukça meşakkatli ve zor. Bir anne-baba için evladının böyle bir hastalıkla karşılaşması büyük bir yıkımdır. Tedavi sürecinde il dışına gitmek, aileleri hem maddi hem de manevi açıdan ciddi şekilde yıpratmaktadır. Üstelik bu süreç tek seferlik bir tedavi ya da ameliyatla sınırlı değildir; aylarca sürebilmektedir. Bu nedenle farklı bir şehirde bulunmak, aile birliği açısından da ciddi zorluklar doğurmaktadır. Bugün burada, Samsun Şehir Hastanesi’nde bu hizmeti hem şehrimize hem de bölge halkına sunmak bizim için büyük bir gurur kaynağıdır. Samsun Şehir Hastanesi, Samsun Üniversitesi ile afiliye bir hastanedir. Samsun Üniversitesi öğretim üyemiz, aynı zamanda Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı ve Çocuk Hematoloji-Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zuhal Keskin Sarılar gözetiminde görev yapan ekibe, sundukları değerli sağlık hizmetleri için teşekkür ediyorum" dedi. "Burada olduğumuz için şanslıyız" Iğdır’dan gelen anne Tuğçe Yılmaz ise "İlk olarak Amasya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tetkiklerimiz yapıldı. Akabinde ani olarak Samsun Şehir Hastanesi’ne sevk edildik. Burada olduğumuz için şanslıyız. Hekimler ve hemşireler çok iyiler" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Mart 2026 Salı- 09:41
Mersin’de biyopsi sonrası ölümde ihmal iddiası
2
24 Mart 2026 Salı- 14:37
Kirli çizmelerini çıkarıp galoşla aile sağlığı merkezine girdi
3
24 Mart 2026 Salı- 10:38
Dokuz Eylül Üniversitesi Diş Sağlığı Merkezi yeşil kartlı hasta kabulüne başladı
4
24 Mart 2026 Salı- 09:29
Emet Devlet Hastanesinde Endoskopi ve Kolonoskopi Ünitesi hizmet vermeye başladı
5
24 Mart 2026 Salı- 14:05
TVHB Başkanı Eroğlu: "Tüberküloz, dünyanın en eski bulaşıcı kronik hastalıklarından bir tanesi"
17 Kasım 2025 Pazartesi - 09:40
Göğüs cerrahisi uzmanı uyardı: "Akciğer kanserinde erken teşhis için geç kalmayın"
Akciğer kanserinin genellikle 50’li yaşlarda görülmeye başladığından sigara kullanımı gibi risk faktörlerine sahip bireylerin herhangi bir şikayetleri olmasa dahi akciğer grafisi ve düşük doz akciğer tomografisi ile tetkik edilmesi gerektiğini belirten Göğüs Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Volkan Yılmaz, "Akciğer kanserinde erken teşhis için geç kalmayın" dedi. VM Medical Park Samsun Hastanesi’nden Göğüs Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Volkan Yılmaz, akciğer kanseri hakkında bilgilendirmelerde bulundu. En önemli ve önlenebilir sağlık sorunlarından birinin de akciğer kanseri olduğunu belirten Op. Dr. Yılmaz, "Akciğer kanseri görülme sıklığı (insidansı) yaşla birlikte artış gösteriyor ve genellikle 50-70 yaş arasında görülüyor. Bu kanser türünde risk faktörlerinin büyük bir kısmı önlenebilir olmasıyla dikkat çekiyor. Sigarayı bırakmak en başta gelen akciğer kanserinden korunma yöntemidir" diye konuştu. "Sigara tüketimi kanseri tetikleyebilir" Akciğer kanserinin etiyolojisinde (sebeplerinde) sigara kullanımının öncelikli risk faktörü olarak göze çarptığını dile getiren Opr. Dr. Yılmaz, "Sigara içmenin, akciğer kanserine yakalanma riskini 20 kat artırdığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bunun yanı sıra, pasif içicilik, asbest, krom, arsenik ve nikel maruziyeti, radyasyon etkisi, radon gazı solunması, hava kirliliği ve altta yatan pulmoner hastalıklar gibi faktörler de akciğer kanserinin gelişiminde rol oynuyor. Sigara kullanımının etkisini belirleyen unsurlar ise sigaraya başlanan yaş, tüketim süresi, günlük miktar ve sigara tipi olarak özetlenebilir" şeklinde konuştu. "Öksürük ve nefes darlığı görülüyor" Akciğer kanserine yakalanan hastaların çoğunun tanı anında semptomatik olduğunu belirten Dr. Yılmaz, "Sıklıkla öksürük, nefes darlığı, hemoptizi (kanlı balgam) ve göğüs ağrısı gibi spesifik belirtilerle başvuran hastalarda; halsizlik, kilo kaybı ve ateş gibi non-spesifik şikayetler de görülebilmektedir. Uzmanlar, akciğer kanserinin erken teşhis edilmesinin tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını vurguluyor. Son yıllarda tanı ve tedavi tekniklerinde yaşanan gelişmeler, minimal invaziv yöntemler ve hedefe yönelik tedaviler, bu kanser türüyle mücadelede önemli bir fark oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı. "Gelişmiş tedavi yöntemleri" Torakoskopik (VATS, video yardımlı göğüs cerrahisi) kapalı akciğer ameliyatları sayesinde hastaların daha az ağrı hissederek günlük hayata daha hızlı dönebildiğini söyleyen Yılmaz, "Ayrıca, bu yöntemler hastalara kemoterapi, immünoterapi ve radyoterapi gibi onkolojik tedavilerin daha kısa sürede başlama imkânı sunuyor. Akciğer kanserinde tedavi planı, büyük ölçüde tümörün evresine göre yapılmaktadır. Cerrahi tedavi, erken evrede teşhis edilen küçük hücreli dışı akciğer kanserinin tedavisinde, en uzun sağ kalım süresini sağlayan en etkili yöntem olarak kabul ediliyor" açıklamasında bulundu. "Erken teşhis ve sigara ile mücadele hayati önem taşıyor" Yılmaz, şunları söyledi: "Öksürük, nefes darlığı, hemoptizi, göğüs ağrısı, halsizlik, kilo kaybı ve ateş gibi belirtiler yaşayan kişilerin zaman kaybetmeden bir uzmana başvurmaları gerekir. Erken tanı ve cerrahi tedavi şansını kaçırmamak için harekete geçmek, sigarayı bırakıp hayata tutunmak gerekir."
17 Kasım 2025 Pazartesi - 09:40
Uzmanından uyarı! "En büyük tehlike sigara"
Sivas Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Zübeyde Altun Arslantaş, tütün kullanımının akciğer kanserine bağlı ölümlerin yüzde 70’inden sorumlu olduğunu belirterek erken tanının önemine değindi. Sivas Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Zübeyde Altun Arslantaş, Kasım ayının dünya genelinde "Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı" olarak anıldığını belirterek akciğer kanserinin kansere bağlı ölümler arasında ilk sırada olduğunu ifade etti. Dr. Arslantaş, "Akciğer kanseri hâlâ en ölümcül kanser türü olmayı sürdürüyor. Ancak erken tanı sayesinde bu tablo değişebilir" diyerek hastalığın ciddiyetine dikkat çekti. Tütün kullanımının akciğer kanserine bağlı ölümlerin yaklaşık yüzde 70’ine neden olduğunu söyleyen Arslantaş, sadece sigaranın değil puro, pipo ve elektronik sigara gibi ürünlerin de ciddi risk oluşturduğunu vurguladı. Çevresel faktörler, genetik yatkınlık ve bazı akciğer hastalıklarının da riski artırdığını belirtti. Uzun süren öksürük, nefes darlığı, göğüs ağrısı, ses kısıklığı ve kanlı balgam gibi şikâyetlerin ihmal edilmemesi gerektiğini dile getiren Dr. Arslantaş, "Bu belirtiler erken tanı için önemli bir fırsattır." dedi. Erken teşhis edilen hastalarda sağ kalım oranının yüzde 70’e kadar yükselebildiğini kaydeden Arslantaş, risk grubundaki bireylerin düzenli kontrollerini yaptırmasının hayati önem taşıdığını söyledi. Tanı sürecinin fizik muayenenin yanı sıra akciğer grafisi, tomografi, bronkoskopi ve biyopsi gibi yöntemleri içerdiğini belirten Dr. Arslantaş, tütünle mücadelenin akciğer kanseriyle savaşta en etkili adım olduğunu sözlerine ekledi.
17 Kasım 2025 Pazartesi - 09:26
"Estetikte yapay zekânın mağduru olmayın"
Estetik dünyasındaki yeni bir tehlikeli trende dikkat çeken Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Yakup Çil, "Son yıllarda yapay zeka ile kendi vücudunda sanal değişiklikler yapan kişiler, aynı sonucu estetik cerrahi işlem sonucunda da beklemeye başladı. Bu durum, kişileri imkansızı beklemeye yönlendirerek tehlikeli sonuçlara yol açabilir. Yapay zeka mağdurları doğurabilir" dedi. İstinye Üniversitesi (İSÜ) Medical Park Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Yakup Çil, günümüzün en popüler teknolojik gelişmelerinden biri olan yapay zekanın, estetik cerrahi alanında gerçekçi olmayan beklentilere yol açarak "yapay zeka mağdurları" ortaya çıkarma tehlikesine dikkat çekti. "Ünlü fotoğrafı yerine, kendi sanal görüntüleriyle geliyorlar" Geçmiş yıllarda hastaların, çok beğendikleri ünlü bir kişinin resmiyle muayeneye gelmelerine ve "Bana bu oyuncunun burnundan yapar mısınız?" gibi taleplere alıştıklarını ifade eden Prof. Dr. Çil, günümüzde ise bu trendin değiştiğini vurguladı. Prof. Dr. Çil, "Son dönemde yapay zeka ile yüzünü daraltan ve genişleten, alın ve burun şeklini yapay zeka programları ile şekillendirip bizden aynısını talep eden kişilerin sayısı çok fazla arttı. Çok ünlü bir film yıldızının vücuduna benzer şekilde kendi vücudunu yapay zeka programlarıyla değiştiren ve aynısını bizden bekleyen kişi sayısında da önemli derecede artma görmekteyiz" dedi. "Hayal kırıklığı ve yaşam boyu üzüntüye neden olabilir" Prof. Dr. Çil, sanal olarak yapılan bu değişikliklerin aynısının cerrahi ile yapılmasının çok iyi olacağını düşünenlerin sayısının arttığını ancak burada büyük bir tehlikenin yattığını belirterek şöyle devam etti: "Yapay zeka programı ile elde edilen burun şekli değişikliği veya yapay zeka ile yapılan çok ince bir bel şekli, estetik ameliyat sonrası sağlanamayabilir. Bu durum, büyük bir hayal kırıklığı ile kişide hayatı boyunca sürecek olan üzüntülü durumlara neden olabilmektedir." "Cerrahinin sonucu için 1 yıl gerekirken, artık hemen beklenti oluşuyor" İnsan vücudunun çok kompleks bir yapı olduğunu ve hiçbir teknolojik gelişimin şu an için cerrahi işlem sonucunu önceden kesin olarak tahmin edemeyeceğini belirten Prof. Dr. Çil, cerrahi gerçekleri hatırlatarak, "Estetik işlemlerde tüm cerrahi işlemler gibi bir iyileşme dönemi gerektirmektedir. Estetik bir burun cerrahi işleminin sonucunun net olarak ortaya çıkması yaklaşık bir yıllık süreyi gerektirmektedir. Burun bölgesindeki şişliklerin geçmesi ve net olarak estetik işlemin sonucunun ortaya çıkması için bu sürenin geçmesi gerekir. Eğer biz işlemden hemen sonra yapay zeka programları ile yapılmış olan burun şeklini görmeyi bekliyorsak, büyük bir hayal kırıklığı yaşayabiliriz" diye konuştu. "Yapay zeka ile estetik önerisinde bulunan merkezlere güvenmeyin" Prof. Dr. Yakup Çil, hastalara ve estetik işlem düşünenlere şu tavsiyelerde bulundu: "İnsanlara yapay zekanın bir teknolojik program olduğunu ve özellikle estetik işlemler sonrası sonuçların yapay zekada olduğu gibi sağlanamayacağı anlatılmalıdır. Yapay zekayı kullandığını ve tüm işlemleri yapay zekada kişinin istediği gibi yaptığını ifade eden merkez ve kişilere rağbet etmemek gerekiyor. Cerrahın her şeyden önce bir insan olduğunu ve hayal ürünü sonuçları başaramayacağını unutmamalıyız. Gerçekçi beklentiler ile estetik işlemler yaptırmak ve bize gerçekçi sonuçlar vadeden kişilere müracaat etmek bizim için öncelikli olmalıdır."
17 Kasım 2025 Pazartesi - 09:23
Boyun omuriliğindeki daralma ameliyatı: Yaşlı hasta yeni teknikle ertesi gün sağlığına kavuştu
Kahramanmaraş’ta 86 yaşındaki yaşlı hasta, boyun bölgesindeki ciddi omurilik kanalı daralması ve kireçlenme şikayeti nedeniyle gittiği hastanede, yeni nesil kapalı teknikle yapılan operasyon sonrası ertesi gün sağlığına kavuştu. Kahramanmaraş’ta Ali Doğruer isimli hasta, boyun omuriliğinde ciddi seviyede daralma ve kireçlenme şikayeti ile HG Hospital’a başvurdu. Burada Pof. Dr. İdris Altun tarafından yapılan tetkikler sonucu ameliyata alınan yaşlı hasta, platin kullanılmadan uygulanan yöntemle sağlığına kavuştu. Operasyonun, minimal tekniklerle gerçekleştirildiği ve omuriliğin rahatlatılarak sinirlerin çalışmasının iyileştirildiği belirtildi. Operasyonla ilgili bilgi veren Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Altun, "86 yaşında ve boynunda ciddi bir kireçlenme ile omurilik kanalı daralması şikayeti vardı. Bu tür ameliyatlar genelde omurilik kanalının çıkartıldığı, platinlerin takıldığı yöntemlerle yapılmakta. Ancak biz bu hastamızda omurilik kanalına küçük pencereler açarak kanalını temizleyip omurgayı rahatlatan, sinirlerin çalışmasını sağlayan bir teknik uyguladık. Bu yöntem sayesinde hastamıza ek platin ya da başka bir işlem yapılmadı. Dün ameliyat ettiğimiz hastamızı bugün ayağa kaldırıp yürüttük. Herhangi bir yabancı madde olmadığı için hastamız gayet rahat durumda. Artık omurga ameliyatları daha az invazif, omuriliğin korunduğu, platinsiz yöntemlerle yapılabilmektedir. Bu tekniği hem boyunda hem beldeki dar kanallarda çok rahat uygulayabilmekteyiz" dedi. Tedavisi yapılan Ali Doğruer ise "Ameliyat çok güzel geçti. Sağ olsun hocamıza teşekkürler. Ameliyat olmak isteyen tereddüt etmeden gelsin. Ben rahatım iyiyim" diye konuştu.
17 Kasım 2025 Pazartesi - 09:22
Uzmanından uyarı: Baş ağrısı ve unutkanlık migren habercisi
Acıbadem Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Hülya Yıldız Bayar, baş ağrısı, unutkanlık, kaslarda güçsüzlük ve denge kaybının migren habercisi olduğunu belirtti. Zaman zaman hafife alınan migren hastalığın, bireylerin günlük yaşamını, iş gücünü ve ruh sağlığını ciddi şekilde etkilediğine dikkat çeken Acıbadem Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Hülya Yıldız Bayar, baş ağrısı, unutkanlık, kaslarda güçsüzlük denge kaybının migren habercisi olduğunu söyledi. Son yıllarda toplumda nörolojik hastalıkların görülme sıklığında belirgin bir artış yaşandığını belirten Dr. Hülya Yıldız Bayar migren, epilepsi, inme (felç), Alzheimer ve Parkinson gibi birçok nörolojik rahatsızlığın, hem bireylerin yaşam kalitesini düşürdüğünü hem de toplumsal sağlık yükünü artırdığını ifade etti. Baş ağrısı, unutkanlık, kaslarda güçsüzlük, denge kaybı gibi belirtilerin, çoğu zaman yeterince önemsenmediğini vurgulayan Dr. Bayar aslında bu semptomların ciddi nörolojik hastalıkların ilk işareti olabileceğini, erken tanı sayesinde, birçok nörolojik hastalığın kontrol altına alınabileceğini söyledi. "Migren atakları günlerce sürebilir" Migrenin; ışığa ve sese duyarlılıkla birlikte gelen, genellikle tek taraflı ve zonklayıcı tarzda bir baş ağrısı olduğunu ve saatlerce hatta günlerce sürebildiğini belirten Dr. Bayar, "Migren atakları saatlerce veya günlerce sürebilir. Bulantı, kusma, konuşma güçlüğü, görme bozuklukları, ışık ve sese duyarlılık gibi belirtiler de eşlik edebilir. Bu semptomlar da hastanın yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürür" ifadelerini kullandı. Migrenin nedeninin günümüzde hala tam olarak bilinmemekle birlikte genetik ve çevresel faktörlerin etkili olduğunun düşünüldüğünü söyleyen Dr. Bayar, atakların yetersiz veya aşırı uyku, belirli yiyecek ve içecekler (yaşlandırılmış peynir, işlenmiş etler, kırmızı şarap), yoğun fiziksel aktivite ve ani fiziksel değişiklikler ile tetiklenebileceğini belirtti. Muayene önemli Migren tanısı koymak için ileri tetkiklerden çok doğru öykü ve muayenenin önemine vurgu yapan Dr. Bayar, Uluslararası Baş Ağrısı Derneği kriterlerinin tanı koymada belirleyici olduğunu; bu kriterlere göre, tekrar eden ve genellikle başın bir tarafında zonklayıcı bir ağrı ile birlikte bulantı, kusma, ışığa veya sese karşı hassasiyet gibi belirtilerin arandığını, ayrıca tanı koyma sürecinde, diğer baş ağrısı türlerini ve altta yatan ciddi sağlık sorunlarını dışlamak için nörolojik muayene yapılabileceğini söyledi. Belirtilerin kişiden kişiye değişebilmesi nedeniyle tetikleyicilerin belirlenebilmesi için genellikle tanı sürecinde bir baş ağrısı günlüğü tutulmasının önerildiğini sözlerine ekledi. Migren, doğru tedavi ile kontrol altına alınabilir Hastalığın tedavisinde akut ve önleyici olmak üzere iki temel tedavi yaklaşımı olduğunu belirten Dr. Bayar, tedaviyle, semptomların hafifletilmesi ve gelecekteki atakların önlenmesinin hedeflediğini dile getirdi. Akut tedavi kapsamındaki ilaçların, atakları hafifletmek ya da durdurmak için atak başladığında alındığını ve erken kullanımın genellikle daha etkili sonuç verdiğini söyledi. Önleyici tedavinin ise atakların sıklığı ve şiddetini azaltmayı hedeflediğini aktardı. Migrenin, doğru tanı ve düzenli tedavi ile kontrol altına alınabileceğinin altını çizen Dr. Bayar, modern tedavi seçenekleri arasında profilaktik (koruyucu) ilaçlar, atak tedavileri, yaşam tarzı değişiklikleri ve gerektiğinde botoks uygulamalarının da yer aldığı bilgisini verdi. Tüm hastalıklarda olduğu gibi nörolojik hastalıklarda da erken tanının çok önemli olduğuna işaret eden Dr. Bayar, bu nedenle bireylere rutin nörolojik kontrollerini yaptırmaları, semptomlarını ihmal etmemelerini tavsiye etti.
17 Kasım 2025 Pazartesi - 09:21
Boyun omuriliğindeki daralma ameliyatı: Yeni teknikle ertesi gün sağlığına kavuştu
Kahramanmaraş’ta 86 yaşındaki yaşlı hasta, boyun bölgesindeki ciddi omurilik kanalı daralması ve kireçlenme şikayeti nedeniyle gittiği hastanede, yeni nesil kapalı teknikle yapılan operasyon sonrası ertesi gün sağlığına kavuştu. Kahramanmaraş’ta Ali Doğruer, boyun omuriliğinde ciddi seviyede daralma ve kireçlenme şikayeti ile HG Hospital’a başvurdu. Burada Pof. Dr. İdris Altun tarafından yapılan tetkikler sonucu ameliyata alınan yaşlı hasta, platin kullanılmadan uygulanan yöntemle sağlığına kavuştu. Operasyonun, minimal tekniklerle gerçekleştirildiği ve omuriliğin rahatlatılarak sinirlerin çalışmasının iyileştirildiği belirtildi. Operasyonla ilgili bilgi veren Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Altun, "86 yaşında ve boynunda ciddi bir kireçlenme ile omurilik kanalı daralması şikayeti vardı. Bu tür ameliyatlar genelde omurilik kanalının çıkartıldığı, platinlerin takıldığı yöntemlerle yapılmakta. Ancak biz bu hastamızda omurilik kanalına küçük pencereler açarak kanalını temizleyip omurgayı rahatlatan, sinirlerin çalışmasını sağlayan bir teknik uyguladık. Bu yöntem sayesinde hastamıza ek platin ya da başka bir işlem yapılmadı. Dün ameliyat ettiğimiz hastamızı bugün ayağa kaldırıp yürüttük. Herhangi bir yabancı madde olmadığı için hastamız gayet rahat durumda. Artık omurga ameliyatları daha az invazif, omuriliğin korunduğu, platinsiz yöntemlerle yapılabilmektedir. Bu tekniği hem boyunda hem beldeki dar kanallarda çok rahat uygulayabilmekteyiz" dedi. Tedavisi yapılan Ali Doğruer ise "Ameliyat çok güzel geçti. Sağ olsun hocamıza teşekkürler. Ameliyat olmak isteyen tereddüt etmeden gelsin. Ben rahatım iyiyim" diye konuştu.
17 Kasım 2025 Pazartesi - 09:06
Uzmanı uyardı: "Sürekli yorgunluğun sebebi B12 eksikliği olabilir"
Tedavi edilmeyen B12 vitamini eksikliğinin kansızlıktan depresyona kadar pek çok tabloya yol açabileceğine belirten İç Hastalıkları ve Yetişkin Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Soner Solmaz, "Bu nedenle halsizlik, uyku isteği, unutkanlık gibi şikayetleri olan herkes, B12 düzeyini kontrol ettirmelidir" dedi. Enerjiden sinir sistemine kadar pek çok hayati işlevi destekleyen B12 vitamininin eksikliği, sürekli yorgun, halsiz hissetmek ve konsantrasyon kaybı yaşamak gibi etkilere yol açıyor. B12 vitamini, kırmızı kan hücrelerinin üretiminde, sinir sisteminin sağlıklı çalışmasında ve beyin fonksiyonlarının korunmasında kritik rol oynuyor, eksikliği ise uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor. Konuyla ilgili Acıbadem Adana Hastanesi İç Hastalıkları ve Yetişkin Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Soner Solmaz, açıklamalarda bulundu. "Ruh halindeki değişikliklere dikkat edin" Eksiklik durumunun sessizce ilerlemesi halinde vücudun bazı sinyaller gönderdiğine aktaran Prof. Dr. Solmaz, "Sürekli yorgunluk ve halsizlik, baş dönmesi ve nefes darlığı, unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu, el ve ayaklarda karıncalanma veya uyuşma, denge sorunları ve kas zayıflığı, ruh hali değişiklikleri, depresyon ve sinirlilik gibi belirtileri yaşıyorsanız vakit kaybetmeden doktorunuza başvurun. Kan testi ile eksiklik tespit edilebilir ve uygun tedavi ile hızla giderilebilir" diye konuştu. "Vejetaryenler ve 50 yaş üstündekiler risk altında" B12 eksikliğine herkeste rastlanmakla birlikte bazı gruplarda daha çok görüldüğüne değinen Prof. Dr. Solmaz bu risk gruplarını şöyle sıraladı: "Bitkisel besinler B12 açısından yetersiz olduğu için vejetaryen ve veganlar, emilim sorunları yaşanabileceği için 50 yaş üstü yetişkinler, mide veya bağırsak ameliyatı geçirenler, Crohn, çölyak gibi hastalıklar vesilesiyle sindirim sistemi sorunları olanlar ile özellikle Metformin veya mide asidini azaltan ilaçları düzenli kullananlar." B12 vitamininin ağırlıklı olarak hayvansal gıdalarda bulunduğuna da değinen Solmaz, et, tavuk, hindi, balık, süt, yoğurt, peynir ve yumurtanın en güçlü doğal kaynaklar arasında yer aldığını ifade ederek, "Vejetaryen bireyler için B12 ile zenginleştirilmiş gıdalar ve doktor kontrolünde alınan takviyeler hayati öneme sahiptir. Ancak hiçbir hasta kendi başına takviye kullanmamalı, mutlaka doktor kontrolünde olmalıdır" ifadelerini kullandı. B12’nin yalnızca enerji verici bir vitamin olmadığını, aynı zamanda sinir sistemini koruyan ve ruh halini dengeleyen önemli bir madde olduğunu vurgulayan Porf. Dr. Solmaz, "B12 eksikliği tedavi edilmezse kansızlıktan depresyona kadar pek çok tabloya yol açabilir. Bu nedenle halsizlik, uyku isteği, unutkanlık gibi şikâyetleri olan herkes, B12 düzeyini kontrol ettirmelidir" şeklinde konuştu. "Yüksek B12 sessiz seyreder ama göz ardı edilmemelidir" Genellikle eksikliğiyle gündeme gelse de sebebi bilinmeyen B12 vitamini yüksekliğinin de önemli bir sağlık uyarısı olabileceğini de aktaran Prof. Dr. Solmaz, "Eğer kişi takviye almıyor, enjeksiyon kullanmıyor ve beslenmesinde aşırı B12 bulunmuyorsa, kanında yüksek B12 tespit edilmesi mutlaka araştırılmalıdır" dedi. Yüksek B12 seviyesinin genellikle belirti vermediğini, ancak bazı hastalarda ciltte kaşıntı, iştahsızlık, sindirim bozuklukları ve kilo kaybı görülebileceğini de söyleyen Solmaz, karaciğer hastalıkları, bazı kanser türleri ve böbrek yetmezliği gibi durumların kandaki B12 düzeyini yükseltebileceğinden bahsetti. Solmaz, "B12 yüksekliği her zaman kanser anlamına gelmez, ancak vücudun depolama ve kullanım dengesinde bozulma olduğunu gösterebilir. Bu durumda karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri yapılmalı, gerekirse ileri tetkikler uygulanmalıdır. Sebebi açıklanamayan yüksek veya düşük B12 seviyesi, vücudun bize verdiği bir uyarıdır. Bu durumu hafife almamak gerekir. Düzenli kan kontrolleriyle erken tanı konulması, ciddi hastalıkların önlenmesinde hayat kurtarıcı rol oynar" diyerek sözlerini tamamladı.
16 Kasım 2025 Pazar - 15:10
Kireçlenmeye karşı eksozom tedavisi yaygınlaşıyor
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. İrfan Koca, diz kireçlenmeleri başta olmak üzere birçok alanda kullanılan eksozom tedavisinin hastalar için ameliyatsız yeni bir tedavi seçeneği sunduğunu söyledi. Sık karşılaşılan sağlık sorunlarından birisi olan eklem kireçlenmesinin (osteoartrit), eklem kıkırdağının zamanla aşınması ve bozulmasıyla ortaya çıkan ağrı, hareket kısıtlılığı ve yaşam kalitesinde düşüşe yol açan yaygın bir rahatsızlık olduğunu belirten Doç. Dr. Koca, kireçlenmenin en sık diz, kalça ve el eklemlerinde görüldüğü ifade etti. Dr. Koca, eklemlerin kireçlenmesine karşı geleneksel tedavi yöntemleri arasında ağrı kesici ilaçlar, fizik tedavi uygulamaları, eklem içi enjeksiyon tedavileri ve ileri durumlarda cerrahi müdahaleler önerilmekle birlikte son yıllarda rejeneratif (onarıcı) tıp alanındaki gelişmelerin hastalar için ameliyatsız yeni tedavi seçenekleri sunduğunu söyledi. Başarı ile uygulanıyor Eksozomların, hücrelerimiz tarafından doğal olarak üretilen, nanometrik boyutta küçük kesecikler olduğunu ifade eden Dr. Koca, "Bu kesecikler içlerinde proteinler, RNA’lar, lipidler ve çeşitli büyüme faktörleri taşırlar. Adeta hücrelerin birbiriyle konuştuğu ‘haberleşme paketleri’ gibidirler. Bu biyolojik paketler, hasarlı dokuya ulaştıklarında oradaki hücrelerin, dokulardaki onarım, yenilenme ve iltihap süreçlerini baskılama fonksiyonu için harekete geçmelerini sağlarlar. Eksozomlar söz konusu bu etkileri ile son yıllarda eklem ve cilt problemleri başta olmak üzere tıbbın birçok farklı alanlarında umut verici bir tedavi seçeneği olarak son yıllarda başarı ile uygulanmaktadır" dedi. Eksozom Bir Kök Hücre Tedavisi midir Dr. Koca, "Eksozom tedavisi, kök hücre tedavisinin bir adım ilerisidir. Çünkü içinde canlı hücre değil, sadece hücrelerin ‘iyileştirici mesajları’ vardır. Bu da onu hem güvenli hem de immünolojik açıdan daha risksiz hale getirir" şeklinde konuştu. Eklem kireçlenmesi için Eksozom tedavisinin avantajları Diz kireçlenmesinde ve menisküs hasarında eksozom tedavisinin amacının eklem kıkırdağının ve menisküslerin yenilenmesini desteklemek, iltihabı azaltmak ve hastanın ağrı ile hareket kısıtlılığını hafifletmek olduğunu belirten Dr. Koca, "Eksozomlar, steril koşullarda diz eklemine enjekte edilerek uygulanır. Bu sayede; inflamasyonu azaltıcı etkiler gösterir. Kıkırdak ve hasarlı bağ dokunun kendini onarmasını teşvik eder. Eklem sıvısının kalitesini artırarak eklem hareketlerini kolaylaştırır. Ağrıyı azaltarak yaşam kalitesini yükseltir" ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Koca, eklem kireçlenmesinde eksozom tedavisinin avantajları hakkında bilgi vererek, "Eksozom tedavisi enjeksiyon şeklinde uygulanan ameliyatsız bir tedavi seçeneğidir. Uygulama sonrası hafif şişlik veya hassasiyet görülebilir. Ancak ciddi yan etki beklenmez. İyileşme süreci hızlıdır ve günlük yaşama çabuk dönüş sağlar. Eklem probleminin derecesine göre tekrarlanabilir ve diğer tedavilerle kombine edilebilir" diye konuştu.
16 Kasım 2025 Pazar - 14:42
Beyşehir’de aile hekimlerinin sahada karşılaştığı güçlükler ele alındı
Konya’nın Beyşehir ilçesinde aile hekimlerinin sahada görev yaparken karşılaştığı güçlükler hakkında toplantı düzenlendi. Beyşehir Devlet Hastanesinde yapılan toplantıda Beyşehir, Seydişehir, Hüyük, Derebucak ve Yalıhüyük ilçelerinde görev yapan aile hekimleri bir araya geldi. Sağlık Bakanlığının tanıdan tedaviye güncel yaklaşımlar eğitim programı kapsamında gerçekleştirilen toplantının açılışında konuşan Beyşehir Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Kutay Güven, meslektaşlarına mesleki bilgi, tecrübe ve deneyimlerini paylaştı. Güven, 1 Ocak 2025 tarihinde başlatılan klinik entegrasyon sürecinin sahada daha etkin ve nitelikli şekilde hayata geçirilmesi için tüm paydaşların özveri ile çalıştığını belirtti. Beyşehir İlçe Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Ali Kılınç’ın koordinatörlüğünde üç gün süren eğitim programında kasım ayı için belirlenen diyabet eğitimi ise İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Altınışık’ın sunumlarıyla gerçekleştirildi.
16 Kasım 2025 Pazar - 12:23
Gezici Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği vatandaşın ayağına gidiyor
Nimet Bayraktar Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’ne tahsis edilerek vatandaşların hizmetine sunulan Gezici Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği’nden vatandaşlar, memnuniyet duyduklarını paylaştı. Gezici Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği’nin hizmet duraklarından birisi olan Develi ilçesi Köseler Mahallesi’nde vatandaşlar, verilen sağlık hizmetinden duydukları memnuniyeti ifade ederek, Başkan Büyükkılıç ve emeği geçenlere teşekkür etti. Gezici Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği’nden faydalanan mahalle sakinlerinden Mehmet Başaran, hizmetten duyduğu memnuniyeti ifade ederek, "Allah razı olsun bu işi yaptıranlar, gönderenlerden ve bu hizmeti verenlerden" dedi. Dişinde problem olduğunu ve dişlerinin temizletildiğini dile getiren Başaran, Büyükşehir Belediyesi’ne ve İl Sağlık Müdürlüğü ile Nimet Bayraktar Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’ne teşekkürlerini iletti. Tedavi hizmeti alan Ekrem Gökdeniz isimli mahalle sakini vatandaş da bu hizmetlerden dolayı teşekkürlerini ileterek, "Emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Sağ olun. Hizmetten çok memnunuz" ifadelerini kullandı. Köseler Mahallesi Muhtarı Uğur Yönel ise köylüler ve şahsı adına verilen hizmet için teşekkürlerini ileterek şunları paylaştı; "Kayseri Büyükşehir Belediyesi ile İl Sağlık Müdürlüğü’nün Gezici Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği hizmetinin olduğunu duyduk, biz de köylüler olarak İl Sağlık Müdürlüğü’ne ve Kayseri Büyükşehir Belediyesi’ne talepte bulunduk. Onlar da sağ olsunlar olumlu yanıt verdiler, talebimize cevap verdiler, bugün köyümüze gelerek otobüsü köyümüzün meydanına hazırladılar. Biz de köyümüze daha önceden duyurmuştuk, yoğun bir talep var, köylülerimiz mahalle halkı memnun. Teşekkür ediyoruz. Allah razı olsun ilgililerden, ilgilenenlerden, gelen hekimlerden Allah razı olsun, teşekkür ediyoruz mahallem adına ve şahsım adına." Kayseri’de yüzlerce kişiye hizmet ulaştırmış olan ve 6 Şubat Depremleri sürecinde de Başkan Büyükkılıç’ın talimatları ile deprem bölgesinde hizmet vererek toplam 15 binden fazla depremzedeye hizmet ulaştıran Gezici Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği, bu önemli sağlık hizmetini sürdürmeye devam ediyor.
16 Kasım 2025 Pazar - 12:09
Uzmanından uyarı: İşlenmiş gıdalar erken yaşta bağırsak kanserine yol açabiliyor
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Uğur Coşkun, ultra işlenmiş gıdaların erken yaşlarda bağırsak kanserine yol açması ile ilgili açıklama yaptı. Prof. Dr. Uğur Coşkun, ultra işlenmiş gıdalar ile ilgili yapılmış çalışmalara dair açıklama paylaştı. Ultra işlenmiş gıdaları fazla miktarda tüketenlerin yüzde 45 daha fazla adenoma kolorektal kanser öncüsü geliştirdiğini vurgulayan Uğur Coşkun, işlenmiş gıdaların erken yaşlarda bağırsak kanserine yol açacağını belirtti. "Çalışma, ultra işlenmiş gıdaların yüzde 45 daha fazla adenoma kolorektal kanser öncüsü geliştirdiğini ortaya koydu" Coşkun, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Sosis, salam, hazır çorbalar, kola, patates cipsleri gibi ultra işlenmiş gıdalarla ilgili şimdiye kadar yapılan çalışmalar, bu gıdaların tüketiminin diyabet, kalp hastalıkları ve bazı kanser türlerinin görülme riskini arttırabileceğini göstermiştir. Birkaç gün önce yayınlanan yeni bir çalışmada, yaklaşık 30 bin kadının diyet ve endoskopi verilerini inceleyen araştırmacılar, ultra işlenmiş gıdaları fazla miktarda tüketen bireylerin, az tüketenlere kıyasla yüzde 45 daha fazla adenoma kolorektal kanser öncüsü geliştirdiğini ortaya koydu. Chan ve arkadaşlarının çalışmasının sonuçları JAMA Oncology dergisinde yayımlandı." "Erken başlangıçlı kolorektal kanserle ilişkilendiren ilk çalışma oldu" Katılımcıların tamamına 50 yaşından önce en az 2 defa kolonoskopi yapılmış olduğunu belirten Coşkun, "Çalışmada, hazır yemekler, paketli atıştırmalıklar, yüksek şeker, tuz, doymuş yağ içeren ürünler ve bol katkı maddesi barındıran endüstriyel gıdaların günlük tüketilen miktarına bakıldı. Araştırmacılar daha önce ultra işlenmiş gıdalar ile genel kolorektal kanser arasında bir ilişki bulmuştu, ancak bu çalışma ultra işlenmiş gıdaları erken başlangıçlı kolorektal kanserle ilişkilendiren ilk çalışma oldu" ifadelerini kullandı. "Ultra işlenmiş gıdaların yüksek tüketimi erken başlayan kolorektal kanserin sebepleri arasında yer alabilir" Çalışmanın sonuçlarını özetleyen Uğur Coşkun, "Ultra işlenmiş gıdaların yüksek tüketimi örneğin günde 5-10 porsiyon, bağırsak sağlığını olumsuz etkileyebilir ve erken başlayan kolorektal kanserin sebepleri arasında yer alabilir. Bununla birlikte, ultra-işlenmiş gıda tüketiminin doğrudan kolon kanserine neden olabileceğine dair elimizde halen net bir bilgi yok. Diyet sadece tek başına bu artışı açıklamıyor. Ama veriler ultra işlenmiş gıdalardan uzak durmanın erken yaşta kolon kanseri riskini azaltma stratejisi olabileceğini gösteriyor. Erken yaşlarda kolon sağlığını korumak için, şeker, tuz ve doymuş yağ oranı yüksek; lif, vitamin ve mineral yönünden fakir, yapay katkılar, renklendiriciler ve tatlandırıcılar içeren gıdalardan mümkün olduğunca uzak durmak ve daha çok sebze, meyve, tam tahıllı ürünler gibi yüksek lif içeren doğal besinleri sık tüketmek gerekir" dedi.
16 Kasım 2025 Pazar - 12:07
Sular Akademi Hastanesi’nde afet tatbikatı
Kahramanmaraş Sular Akademi Hastanesi afetlere hazırlık ve kurumlar arası koordinasyonu güçlendirmek amacıyla gerçeğini aratmayan kapsamlı bir afet tatbikatı gerçekleştirdi. Sular Akademi Hastanesini senaryo gereği, sağanak yağış sonrası su bastı. Baskın sonucunda içeride tahliye edilmesi gereken hastalar oldu. Hastane Başhekimi ve Çocuk Yoğun Bakım Uzmanı Doç. Dr. Tahir Dalkıran koordinasyonunda yürütülen tatbikatta tüm ekipler hızla teyakkuza geçti. Hastalar için mor ve sarı kod uygulamaları devreye alınırken, triaj ekibi tahliye işlemlerini adım adım gerçekleştirdi. Tatbikatta doktorlar, hemşireler ve destek personeli afet planı kapsamında kendilerine verilen görevleri eksiksiz yerine getirdi. İlk müdahalelerin ardından hastalar güvenli alanlara tahliye edildi. Tatbikat boyunca hem hastane içi hem de kurumlar arası koordinasyon başarıyla sürdürüldü. Başhekim Dalkıran, "Bu tatbikatlar, afet anında koordinasyonu artırmak ve güvenliği en üst düzeye çıkarmak için hayati öneme sahiptir. Ekiplerimiz senaryoya uygun ve profesyonel bir şekilde görevlerini başarıyla yerine getirmiştir. Katkı sağlayan tüm personelimize teşekkür ediyorum" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder