Son Dakika
|
İBB soruşturmasında Muhittin Böcek’in 2 şoförü gözaltına alındı
UEFA’dan Atilla Karaoğlan’a görev
İran Meclis Başkanı Galibaf'tan ABD'ye: "Tüm hareketlerinizi izliyoruz"
Trump'ın İran'a sunduğu 15 maddelik planın detayları ortaya çıktı
Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı tahliye edildi
AK Parti Sözcüsü Çelik’ten Özel’e tepki
Yenidoğan Çetesi davasında yeni gelişme!
Türkiye - Romanya maçını François Letexier yönetecek
MSB duyurdu: Ağrı’daki kazada 1 asker şehit oldu
Eyüpsultan’da camdan düşen yaşlı kadın hayatını kaybetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Arda Güler: "Hepimizin tek hayali Dünya Kupası’na gitmek"
UEFA’dan Atilla Karaoğlan’a görev
Yalova’da servis midibüsü kaza yaptı: 1 ölü, 20 yaralı
Kuveyt Uluslararası Havalimanı’na İHA saldırısı
A Milli Futbol Takımı’nın, FIFA Dünya Kupası yolundaki ilk rakibi Romanya
Katar Emiri Al-Thani’den Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür
İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Uluslararası hukuk pratikte ölmüştür"
SAĞLIK
"İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa" kampanyasında Van öne çıktı
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:48:33
Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen "İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa" kampanyası kapsamında Türkiye genelinde milyonlarca vatandaşın boy ve kilo ölçümü yapılırken, Van elde ettiği sonuçlarla öne çıkan iller arasında yer aldı. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen "İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa" kampanyası kapsamında Türkiye genelinde milyonlarca vatandaşın boy ve kilo ölçümü yapılırken, fazla kilolu olduğu belirlenen vatandaşlar ise sağlıklı hayat merkezlerine yönlendirilerek ücretsiz danışmanlık hizmeti almaya başladı. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun öncülüğünde yürütülen kampanya kapsamında Türkiye genelinde 10 milyon vatandaşın boy ve kilo ölçümü yapılırken, sağlıklı hayat merkezlerinde takip edilen danışanlar sayesinde 10 ayda toplam 513 bin kilo verildi. Kampanya kapsamında elde edilen verilerde Van, hem verilen toplam kilo miktarı hem de danışanların takiplerine devam etmesi açısından Türkiye’de öne çıkan iller arasında yer aldı. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Van İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Muhammed Tosun, kampanyanın Van’da önemli sonuçlar verdiğini belirtti. Tosun, "Sağlık Bakanlığımız tarafından yürütülen ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyası kapsamında ilimizde vatandaşlarımız sağlıklı hayat merkezlerimize yoğun ilgi göstermiştir. Son bir yıl içerisinde merkezlerimize başvuran yaklaşık 9 bin vatandaşımız, uzman diyetisyenlerimizin hazırladığı kişiye özel beslenme programları ve düzenli takiplerle toplamda 28 bin kilo vererek önemli bir başarı elde etmiştir. Van, bu sonuçlarla Türkiye genelinde en fazla kilo verilen iller olan İstanbul ve Denizli ile birlikte öne çıkan iller arasında yer almıştır" ifadelerini kullandı. Sağlıklı hayat merkezlerinde vatandaşlara ücretsiz beslenme danışmanlığı, fiziksel aktivite danışmanlığı ve psikolojik danışmanlık hizmetleri sunulduğunu belirten Tosun, sağlıklı bir yaşam için destek almak isteyen tüm vatandaşları sağlıklı hayat merkezlerine başvurmaya davet etti.
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:27
"İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyasıyla 513 bin kilo verildi
Sağlık Bakanlığı’nın geçen yılın mayıs ayında başlattığı ’İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ kampanyasıyla vatandaşlar, 10 ayda 513 bin kilo verdi. Sağlık Bakanlığı, geçen yılın mayıs ayında ’İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasını başlatmış, boy-kilo ölçümlerinde fazla kilolu çıkanlar Sağlıklı Hayat Merkezlerine (SHM) yönlendirilmişti. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, kampanyaya katılan vatandaşların SHM’lerde sunulan beslenme danışmanlığı ile 10 ayda yaklaşık 513 bin kilo verdiğini açıkladı. Bakan Memişoğlu, Türkiye’de ’İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ kampanyasıyla 10 milyon kişinin kilosunu ölçtüklerini, bu kampanyaya katılıp SHM’lerde takip ettikleri 211 bin vatandaşın ideal kilosuna ulaştığını belirtti. Beslenme alışkanlığı iyi olmayan kişilerin özellikle SHM’de hizmet aldığında kilolarını verdiklerini ve sağlıklı yaşama geçtiklerini belirten Memişoğlu, şimdiye kadar Türkiye’de bu kampanyayla 513 bin kilo verildiğini sözlerine ekledi. Türkiye genelinde 10 milyon vatandaşın boy-kilo ölçümleri yapılmıştı 10 Mayıs-10 Temmuz 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen kampanyada 10 milyon vatandaşa ulaşılmış, boy ve kilo ölçümleri yapılarak beden kitle indeksleri tespit edilmişti. Ölçümler sonucunda ’fazla kilolu’ çıkanlar ücretsiz beslenme danışmanlığı için SHM’ye davet edilmişti. Kampanya sonrası vatandaşlara verilen beslenme danışmanlığının SHM’deki ilk çıktıları toplandı. Verilere göre, SHM’deki takiplerine devam eden yaklaşık 211 bin kişinin yaklaşık 513 bin kilo verdiği açıklandı. En fazla danışan sayısı 13 bin 75 kişi ile İstanbul’da kaydedildi Kampanyaya en fazla danışan sayısı 13 bin 75 kişi ile İstanbul’da kaydedildiği belirtilirken, İstanbul’u 10 bin 901 danışan ile Antalya, 8 bin 738 danışan ile Van’ın izlediği ifade edildi. Ayrıca SHM’lerde kişiye özel düzenlenen beslenme programları ve rutin kontroller neticesinde en çok kilo verilen iller toplamda 51 bin 81 kg ile İstanbul, 35 bin 113 kg ile Denizli, 27 bin 634 kg ile Van oldu.
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:10
Ankara’da ‘Dünya Tüberküloz Günü’ sempozyumu düzenlendi
Ankara’da Dünya Tüberküloz Günü kapsamında düzenlenen sempozyumda, dirençli tüberkülozda kısa süreli ilaç tedavisine geçiş süreci ele alındı. Dünya Tüberküloz Günü kapsamında, Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi ev sahipliğinde, ‘Dirençli Tüberkülozda Kısa Süreli İlaç Tedavisine Geçiş’ konulu sempozyum düzenlendi. Programda konuşan, Ankara İl Sağlık Müdürü Ali Yılmaz, teknolojik imkanlardan yararlandıklarını belirterek, "2024 yılında toplam kaydedilen vaka sayısı yeni hastalarla beraber 387 olgu hızları da 2017’de 100 binde 13.8 iken 2024’te 100 binde 6.6’lara kadar düşmüş durumda açıkçası. Çoklu ilaca dirençli hasta sayılarımız da azalıyor. Bununla birlikte tabii ki tedavi başarımız da yüzde 80 ve üzerinde" ifadesini kullandı. "Korunma hastalığı tedavi etmekten çok daha önce geliyor" Kişinin sağlığının öncelikli olarak korunması gerektiğini belirten Yılmaz, "Birçok gelişmiş büyük şehir hastanelerimiz, eğitim hastanelerimiz, birçok imkanımız, donanımımız ve çok kıymetli sağlık çalışanlarımız, hocalarımız mevcut ve o konuda sıkıntı yaşamıyoruz. Ama biz ne kadar hastane yaparsak yapalım, içini ne kadar donatırsak donatalım, sizler orada çalışın hizmet verin ama önemli olan birinci planda, her zaman aslında bizim yıllardan beri dile getirdiğimiz, birinci basamak sağlık hizmetleri kişinin sağlığını öncelik olarak koruması. Tüberküloz da aynı şekilde, korunma hastalığı tedavi etmekten çok daha önce geliyor. O yüzden biz bu hastaları izole ediyoruz, o yüzden diğer hastalara bulaşmasını engellemeye çalışıyoruz ve bu risk ortamlarını azaltmaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu. "Tüberküloz bulaşıcı bir hastalıktır" Tüberkülozun bulaşıcı bir hastalık olduğunu belirten Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Aydın Yılmaz, "Tüberküloz bulaşıcı bir hastalıktır. Hızlı tanı koymak, her şeyden önce hızlı tedavi edilmesi gerekiyor. Bazen toplumda ve sağlık çalışanlarımızın arasında damgalama gibi bir takım yanlış hareketler olabiliyor. Bizim idare olarak sıkıntı yaşadığımız konulardan biri bu" ifadelerini kullandı. "Yılda 10,7 milyon yeni vaka çıkıyor" Asya ve Afrika’da Türkiye’deki gibi güçlü bir sağlık altyapısının bulunmadığına dikkati çeken Yılmaz, "Türkiye’nin neresinde olursa olsun arayan hekim arkadaşlarımıza mesajla ya da telefonla olsun gerekli bilgi ve donanımlarını bu arkadaşlara sunuyorlar. Dünyada tüberküloza bakıldığı zaman nedir? Yılda 10,7 milyon yeni vaka çıkıyor. Bunların 1,25 milyonu maalesef kaybediliyor. Asya ve Afrika’da Türkiye’deki gibi güçlü bir sağlık altyapısı yok. Oradan da gelen hastalarımız oluyor. Oradan gelen hastalarımızı da ücretsiz bir şekilde, yine güvencesi olmayan Türkiye’deki vatandaşlarımıza da hiçbir ücret almadan bu hastalığın tedavisini sağlıyoruz" dedi.
25 Mart 2026 Çarşamba - 15:59
Patnos Devlet Hastahanesi’nde modern cerrahi operasyonu
Ağrı’nın Patnos ilçesinde sağlık alanında önemli bir gelişme daha yaşandı. Patnos Devlet Hastanesi, gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla bölge halkına kaliteli sağlık hizmeti sunmayı sürdürüyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Op. Dr. Can Berk Karabudak ile Op. Dr. Gülcan Karataş Gezen tarafından Total Laparoskopik Histerektomi (TLH) yöntemi başarıyla uygulandı. Kapalı ameliyat tekniğiyle gerçekleştirilen operasyon, hastaya daha hızlı ve konforlu bir iyileşme süreci sağladı. Alanında uzman hekimlerin özenli çalışmasıyla tamamlanan operasyon sonrası hastanın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilirken, modern cerrahi yöntemlerin ilçede başarıyla uygulanması dikkat çekti. Gerçekleştirilen bu operasyon, Patnos’ta sağlık hizmetlerinin her geçen gün daha da geliştiğini bir kez daha ortaya koydu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Mart 2026 Salı- 09:41
Mersin’de biyopsi sonrası ölümde ihmal iddiası
2
24 Mart 2026 Salı- 14:37
Kirli çizmelerini çıkarıp galoşla aile sağlığı merkezine girdi
3
24 Mart 2026 Salı- 10:38
Dokuz Eylül Üniversitesi Diş Sağlığı Merkezi yeşil kartlı hasta kabulüne başladı
4
24 Mart 2026 Salı- 09:29
Emet Devlet Hastanesinde Endoskopi ve Kolonoskopi Ünitesi hizmet vermeye başladı
5
25 Mart 2026 Çarşamba- 08:59
"Her az yiyen çocuk iştahsız değil"
17 Kasım 2025 Pazartesi - 09:40
Uzmanından uyarı! "En büyük tehlike sigara"
Sivas Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Zübeyde Altun Arslantaş, tütün kullanımının akciğer kanserine bağlı ölümlerin yüzde 70’inden sorumlu olduğunu belirterek erken tanının önemine değindi. Sivas Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Zübeyde Altun Arslantaş, Kasım ayının dünya genelinde "Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı" olarak anıldığını belirterek akciğer kanserinin kansere bağlı ölümler arasında ilk sırada olduğunu ifade etti. Dr. Arslantaş, "Akciğer kanseri hâlâ en ölümcül kanser türü olmayı sürdürüyor. Ancak erken tanı sayesinde bu tablo değişebilir" diyerek hastalığın ciddiyetine dikkat çekti. Tütün kullanımının akciğer kanserine bağlı ölümlerin yaklaşık yüzde 70’ine neden olduğunu söyleyen Arslantaş, sadece sigaranın değil puro, pipo ve elektronik sigara gibi ürünlerin de ciddi risk oluşturduğunu vurguladı. Çevresel faktörler, genetik yatkınlık ve bazı akciğer hastalıklarının da riski artırdığını belirtti. Uzun süren öksürük, nefes darlığı, göğüs ağrısı, ses kısıklığı ve kanlı balgam gibi şikâyetlerin ihmal edilmemesi gerektiğini dile getiren Dr. Arslantaş, "Bu belirtiler erken tanı için önemli bir fırsattır." dedi. Erken teşhis edilen hastalarda sağ kalım oranının yüzde 70’e kadar yükselebildiğini kaydeden Arslantaş, risk grubundaki bireylerin düzenli kontrollerini yaptırmasının hayati önem taşıdığını söyledi. Tanı sürecinin fizik muayenenin yanı sıra akciğer grafisi, tomografi, bronkoskopi ve biyopsi gibi yöntemleri içerdiğini belirten Dr. Arslantaş, tütünle mücadelenin akciğer kanseriyle savaşta en etkili adım olduğunu sözlerine ekledi.
17 Kasım 2025 Pazartesi - 09:26
"Estetikte yapay zekânın mağduru olmayın"
Estetik dünyasındaki yeni bir tehlikeli trende dikkat çeken Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Yakup Çil, "Son yıllarda yapay zeka ile kendi vücudunda sanal değişiklikler yapan kişiler, aynı sonucu estetik cerrahi işlem sonucunda da beklemeye başladı. Bu durum, kişileri imkansızı beklemeye yönlendirerek tehlikeli sonuçlara yol açabilir. Yapay zeka mağdurları doğurabilir" dedi. İstinye Üniversitesi (İSÜ) Medical Park Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Yakup Çil, günümüzün en popüler teknolojik gelişmelerinden biri olan yapay zekanın, estetik cerrahi alanında gerçekçi olmayan beklentilere yol açarak "yapay zeka mağdurları" ortaya çıkarma tehlikesine dikkat çekti. "Ünlü fotoğrafı yerine, kendi sanal görüntüleriyle geliyorlar" Geçmiş yıllarda hastaların, çok beğendikleri ünlü bir kişinin resmiyle muayeneye gelmelerine ve "Bana bu oyuncunun burnundan yapar mısınız?" gibi taleplere alıştıklarını ifade eden Prof. Dr. Çil, günümüzde ise bu trendin değiştiğini vurguladı. Prof. Dr. Çil, "Son dönemde yapay zeka ile yüzünü daraltan ve genişleten, alın ve burun şeklini yapay zeka programları ile şekillendirip bizden aynısını talep eden kişilerin sayısı çok fazla arttı. Çok ünlü bir film yıldızının vücuduna benzer şekilde kendi vücudunu yapay zeka programlarıyla değiştiren ve aynısını bizden bekleyen kişi sayısında da önemli derecede artma görmekteyiz" dedi. "Hayal kırıklığı ve yaşam boyu üzüntüye neden olabilir" Prof. Dr. Çil, sanal olarak yapılan bu değişikliklerin aynısının cerrahi ile yapılmasının çok iyi olacağını düşünenlerin sayısının arttığını ancak burada büyük bir tehlikenin yattığını belirterek şöyle devam etti: "Yapay zeka programı ile elde edilen burun şekli değişikliği veya yapay zeka ile yapılan çok ince bir bel şekli, estetik ameliyat sonrası sağlanamayabilir. Bu durum, büyük bir hayal kırıklığı ile kişide hayatı boyunca sürecek olan üzüntülü durumlara neden olabilmektedir." "Cerrahinin sonucu için 1 yıl gerekirken, artık hemen beklenti oluşuyor" İnsan vücudunun çok kompleks bir yapı olduğunu ve hiçbir teknolojik gelişimin şu an için cerrahi işlem sonucunu önceden kesin olarak tahmin edemeyeceğini belirten Prof. Dr. Çil, cerrahi gerçekleri hatırlatarak, "Estetik işlemlerde tüm cerrahi işlemler gibi bir iyileşme dönemi gerektirmektedir. Estetik bir burun cerrahi işleminin sonucunun net olarak ortaya çıkması yaklaşık bir yıllık süreyi gerektirmektedir. Burun bölgesindeki şişliklerin geçmesi ve net olarak estetik işlemin sonucunun ortaya çıkması için bu sürenin geçmesi gerekir. Eğer biz işlemden hemen sonra yapay zeka programları ile yapılmış olan burun şeklini görmeyi bekliyorsak, büyük bir hayal kırıklığı yaşayabiliriz" diye konuştu. "Yapay zeka ile estetik önerisinde bulunan merkezlere güvenmeyin" Prof. Dr. Yakup Çil, hastalara ve estetik işlem düşünenlere şu tavsiyelerde bulundu: "İnsanlara yapay zekanın bir teknolojik program olduğunu ve özellikle estetik işlemler sonrası sonuçların yapay zekada olduğu gibi sağlanamayacağı anlatılmalıdır. Yapay zekayı kullandığını ve tüm işlemleri yapay zekada kişinin istediği gibi yaptığını ifade eden merkez ve kişilere rağbet etmemek gerekiyor. Cerrahın her şeyden önce bir insan olduğunu ve hayal ürünü sonuçları başaramayacağını unutmamalıyız. Gerçekçi beklentiler ile estetik işlemler yaptırmak ve bize gerçekçi sonuçlar vadeden kişilere müracaat etmek bizim için öncelikli olmalıdır."
17 Kasım 2025 Pazartesi - 09:23
Boyun omuriliğindeki daralma ameliyatı: Yaşlı hasta yeni teknikle ertesi gün sağlığına kavuştu
Kahramanmaraş’ta 86 yaşındaki yaşlı hasta, boyun bölgesindeki ciddi omurilik kanalı daralması ve kireçlenme şikayeti nedeniyle gittiği hastanede, yeni nesil kapalı teknikle yapılan operasyon sonrası ertesi gün sağlığına kavuştu. Kahramanmaraş’ta Ali Doğruer isimli hasta, boyun omuriliğinde ciddi seviyede daralma ve kireçlenme şikayeti ile HG Hospital’a başvurdu. Burada Pof. Dr. İdris Altun tarafından yapılan tetkikler sonucu ameliyata alınan yaşlı hasta, platin kullanılmadan uygulanan yöntemle sağlığına kavuştu. Operasyonun, minimal tekniklerle gerçekleştirildiği ve omuriliğin rahatlatılarak sinirlerin çalışmasının iyileştirildiği belirtildi. Operasyonla ilgili bilgi veren Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Altun, "86 yaşında ve boynunda ciddi bir kireçlenme ile omurilik kanalı daralması şikayeti vardı. Bu tür ameliyatlar genelde omurilik kanalının çıkartıldığı, platinlerin takıldığı yöntemlerle yapılmakta. Ancak biz bu hastamızda omurilik kanalına küçük pencereler açarak kanalını temizleyip omurgayı rahatlatan, sinirlerin çalışmasını sağlayan bir teknik uyguladık. Bu yöntem sayesinde hastamıza ek platin ya da başka bir işlem yapılmadı. Dün ameliyat ettiğimiz hastamızı bugün ayağa kaldırıp yürüttük. Herhangi bir yabancı madde olmadığı için hastamız gayet rahat durumda. Artık omurga ameliyatları daha az invazif, omuriliğin korunduğu, platinsiz yöntemlerle yapılabilmektedir. Bu tekniği hem boyunda hem beldeki dar kanallarda çok rahat uygulayabilmekteyiz" dedi. Tedavisi yapılan Ali Doğruer ise "Ameliyat çok güzel geçti. Sağ olsun hocamıza teşekkürler. Ameliyat olmak isteyen tereddüt etmeden gelsin. Ben rahatım iyiyim" diye konuştu.
17 Kasım 2025 Pazartesi - 09:22
Uzmanından uyarı: Baş ağrısı ve unutkanlık migren habercisi
Acıbadem Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Hülya Yıldız Bayar, baş ağrısı, unutkanlık, kaslarda güçsüzlük ve denge kaybının migren habercisi olduğunu belirtti. Zaman zaman hafife alınan migren hastalığın, bireylerin günlük yaşamını, iş gücünü ve ruh sağlığını ciddi şekilde etkilediğine dikkat çeken Acıbadem Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Hülya Yıldız Bayar, baş ağrısı, unutkanlık, kaslarda güçsüzlük denge kaybının migren habercisi olduğunu söyledi. Son yıllarda toplumda nörolojik hastalıkların görülme sıklığında belirgin bir artış yaşandığını belirten Dr. Hülya Yıldız Bayar migren, epilepsi, inme (felç), Alzheimer ve Parkinson gibi birçok nörolojik rahatsızlığın, hem bireylerin yaşam kalitesini düşürdüğünü hem de toplumsal sağlık yükünü artırdığını ifade etti. Baş ağrısı, unutkanlık, kaslarda güçsüzlük, denge kaybı gibi belirtilerin, çoğu zaman yeterince önemsenmediğini vurgulayan Dr. Bayar aslında bu semptomların ciddi nörolojik hastalıkların ilk işareti olabileceğini, erken tanı sayesinde, birçok nörolojik hastalığın kontrol altına alınabileceğini söyledi. "Migren atakları günlerce sürebilir" Migrenin; ışığa ve sese duyarlılıkla birlikte gelen, genellikle tek taraflı ve zonklayıcı tarzda bir baş ağrısı olduğunu ve saatlerce hatta günlerce sürebildiğini belirten Dr. Bayar, "Migren atakları saatlerce veya günlerce sürebilir. Bulantı, kusma, konuşma güçlüğü, görme bozuklukları, ışık ve sese duyarlılık gibi belirtiler de eşlik edebilir. Bu semptomlar da hastanın yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürür" ifadelerini kullandı. Migrenin nedeninin günümüzde hala tam olarak bilinmemekle birlikte genetik ve çevresel faktörlerin etkili olduğunun düşünüldüğünü söyleyen Dr. Bayar, atakların yetersiz veya aşırı uyku, belirli yiyecek ve içecekler (yaşlandırılmış peynir, işlenmiş etler, kırmızı şarap), yoğun fiziksel aktivite ve ani fiziksel değişiklikler ile tetiklenebileceğini belirtti. Muayene önemli Migren tanısı koymak için ileri tetkiklerden çok doğru öykü ve muayenenin önemine vurgu yapan Dr. Bayar, Uluslararası Baş Ağrısı Derneği kriterlerinin tanı koymada belirleyici olduğunu; bu kriterlere göre, tekrar eden ve genellikle başın bir tarafında zonklayıcı bir ağrı ile birlikte bulantı, kusma, ışığa veya sese karşı hassasiyet gibi belirtilerin arandığını, ayrıca tanı koyma sürecinde, diğer baş ağrısı türlerini ve altta yatan ciddi sağlık sorunlarını dışlamak için nörolojik muayene yapılabileceğini söyledi. Belirtilerin kişiden kişiye değişebilmesi nedeniyle tetikleyicilerin belirlenebilmesi için genellikle tanı sürecinde bir baş ağrısı günlüğü tutulmasının önerildiğini sözlerine ekledi. Migren, doğru tedavi ile kontrol altına alınabilir Hastalığın tedavisinde akut ve önleyici olmak üzere iki temel tedavi yaklaşımı olduğunu belirten Dr. Bayar, tedaviyle, semptomların hafifletilmesi ve gelecekteki atakların önlenmesinin hedeflediğini dile getirdi. Akut tedavi kapsamındaki ilaçların, atakları hafifletmek ya da durdurmak için atak başladığında alındığını ve erken kullanımın genellikle daha etkili sonuç verdiğini söyledi. Önleyici tedavinin ise atakların sıklığı ve şiddetini azaltmayı hedeflediğini aktardı. Migrenin, doğru tanı ve düzenli tedavi ile kontrol altına alınabileceğinin altını çizen Dr. Bayar, modern tedavi seçenekleri arasında profilaktik (koruyucu) ilaçlar, atak tedavileri, yaşam tarzı değişiklikleri ve gerektiğinde botoks uygulamalarının da yer aldığı bilgisini verdi. Tüm hastalıklarda olduğu gibi nörolojik hastalıklarda da erken tanının çok önemli olduğuna işaret eden Dr. Bayar, bu nedenle bireylere rutin nörolojik kontrollerini yaptırmaları, semptomlarını ihmal etmemelerini tavsiye etti.
17 Kasım 2025 Pazartesi - 09:21
Boyun omuriliğindeki daralma ameliyatı: Yeni teknikle ertesi gün sağlığına kavuştu
Kahramanmaraş’ta 86 yaşındaki yaşlı hasta, boyun bölgesindeki ciddi omurilik kanalı daralması ve kireçlenme şikayeti nedeniyle gittiği hastanede, yeni nesil kapalı teknikle yapılan operasyon sonrası ertesi gün sağlığına kavuştu. Kahramanmaraş’ta Ali Doğruer, boyun omuriliğinde ciddi seviyede daralma ve kireçlenme şikayeti ile HG Hospital’a başvurdu. Burada Pof. Dr. İdris Altun tarafından yapılan tetkikler sonucu ameliyata alınan yaşlı hasta, platin kullanılmadan uygulanan yöntemle sağlığına kavuştu. Operasyonun, minimal tekniklerle gerçekleştirildiği ve omuriliğin rahatlatılarak sinirlerin çalışmasının iyileştirildiği belirtildi. Operasyonla ilgili bilgi veren Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Altun, "86 yaşında ve boynunda ciddi bir kireçlenme ile omurilik kanalı daralması şikayeti vardı. Bu tür ameliyatlar genelde omurilik kanalının çıkartıldığı, platinlerin takıldığı yöntemlerle yapılmakta. Ancak biz bu hastamızda omurilik kanalına küçük pencereler açarak kanalını temizleyip omurgayı rahatlatan, sinirlerin çalışmasını sağlayan bir teknik uyguladık. Bu yöntem sayesinde hastamıza ek platin ya da başka bir işlem yapılmadı. Dün ameliyat ettiğimiz hastamızı bugün ayağa kaldırıp yürüttük. Herhangi bir yabancı madde olmadığı için hastamız gayet rahat durumda. Artık omurga ameliyatları daha az invazif, omuriliğin korunduğu, platinsiz yöntemlerle yapılabilmektedir. Bu tekniği hem boyunda hem beldeki dar kanallarda çok rahat uygulayabilmekteyiz" dedi. Tedavisi yapılan Ali Doğruer ise "Ameliyat çok güzel geçti. Sağ olsun hocamıza teşekkürler. Ameliyat olmak isteyen tereddüt etmeden gelsin. Ben rahatım iyiyim" diye konuştu.
17 Kasım 2025 Pazartesi - 09:06
Uzmanı uyardı: "Sürekli yorgunluğun sebebi B12 eksikliği olabilir"
Tedavi edilmeyen B12 vitamini eksikliğinin kansızlıktan depresyona kadar pek çok tabloya yol açabileceğine belirten İç Hastalıkları ve Yetişkin Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Soner Solmaz, "Bu nedenle halsizlik, uyku isteği, unutkanlık gibi şikayetleri olan herkes, B12 düzeyini kontrol ettirmelidir" dedi. Enerjiden sinir sistemine kadar pek çok hayati işlevi destekleyen B12 vitamininin eksikliği, sürekli yorgun, halsiz hissetmek ve konsantrasyon kaybı yaşamak gibi etkilere yol açıyor. B12 vitamini, kırmızı kan hücrelerinin üretiminde, sinir sisteminin sağlıklı çalışmasında ve beyin fonksiyonlarının korunmasında kritik rol oynuyor, eksikliği ise uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor. Konuyla ilgili Acıbadem Adana Hastanesi İç Hastalıkları ve Yetişkin Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Soner Solmaz, açıklamalarda bulundu. "Ruh halindeki değişikliklere dikkat edin" Eksiklik durumunun sessizce ilerlemesi halinde vücudun bazı sinyaller gönderdiğine aktaran Prof. Dr. Solmaz, "Sürekli yorgunluk ve halsizlik, baş dönmesi ve nefes darlığı, unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu, el ve ayaklarda karıncalanma veya uyuşma, denge sorunları ve kas zayıflığı, ruh hali değişiklikleri, depresyon ve sinirlilik gibi belirtileri yaşıyorsanız vakit kaybetmeden doktorunuza başvurun. Kan testi ile eksiklik tespit edilebilir ve uygun tedavi ile hızla giderilebilir" diye konuştu. "Vejetaryenler ve 50 yaş üstündekiler risk altında" B12 eksikliğine herkeste rastlanmakla birlikte bazı gruplarda daha çok görüldüğüne değinen Prof. Dr. Solmaz bu risk gruplarını şöyle sıraladı: "Bitkisel besinler B12 açısından yetersiz olduğu için vejetaryen ve veganlar, emilim sorunları yaşanabileceği için 50 yaş üstü yetişkinler, mide veya bağırsak ameliyatı geçirenler, Crohn, çölyak gibi hastalıklar vesilesiyle sindirim sistemi sorunları olanlar ile özellikle Metformin veya mide asidini azaltan ilaçları düzenli kullananlar." B12 vitamininin ağırlıklı olarak hayvansal gıdalarda bulunduğuna da değinen Solmaz, et, tavuk, hindi, balık, süt, yoğurt, peynir ve yumurtanın en güçlü doğal kaynaklar arasında yer aldığını ifade ederek, "Vejetaryen bireyler için B12 ile zenginleştirilmiş gıdalar ve doktor kontrolünde alınan takviyeler hayati öneme sahiptir. Ancak hiçbir hasta kendi başına takviye kullanmamalı, mutlaka doktor kontrolünde olmalıdır" ifadelerini kullandı. B12’nin yalnızca enerji verici bir vitamin olmadığını, aynı zamanda sinir sistemini koruyan ve ruh halini dengeleyen önemli bir madde olduğunu vurgulayan Porf. Dr. Solmaz, "B12 eksikliği tedavi edilmezse kansızlıktan depresyona kadar pek çok tabloya yol açabilir. Bu nedenle halsizlik, uyku isteği, unutkanlık gibi şikâyetleri olan herkes, B12 düzeyini kontrol ettirmelidir" şeklinde konuştu. "Yüksek B12 sessiz seyreder ama göz ardı edilmemelidir" Genellikle eksikliğiyle gündeme gelse de sebebi bilinmeyen B12 vitamini yüksekliğinin de önemli bir sağlık uyarısı olabileceğini de aktaran Prof. Dr. Solmaz, "Eğer kişi takviye almıyor, enjeksiyon kullanmıyor ve beslenmesinde aşırı B12 bulunmuyorsa, kanında yüksek B12 tespit edilmesi mutlaka araştırılmalıdır" dedi. Yüksek B12 seviyesinin genellikle belirti vermediğini, ancak bazı hastalarda ciltte kaşıntı, iştahsızlık, sindirim bozuklukları ve kilo kaybı görülebileceğini de söyleyen Solmaz, karaciğer hastalıkları, bazı kanser türleri ve böbrek yetmezliği gibi durumların kandaki B12 düzeyini yükseltebileceğinden bahsetti. Solmaz, "B12 yüksekliği her zaman kanser anlamına gelmez, ancak vücudun depolama ve kullanım dengesinde bozulma olduğunu gösterebilir. Bu durumda karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri yapılmalı, gerekirse ileri tetkikler uygulanmalıdır. Sebebi açıklanamayan yüksek veya düşük B12 seviyesi, vücudun bize verdiği bir uyarıdır. Bu durumu hafife almamak gerekir. Düzenli kan kontrolleriyle erken tanı konulması, ciddi hastalıkların önlenmesinde hayat kurtarıcı rol oynar" diyerek sözlerini tamamladı.
16 Kasım 2025 Pazar - 15:10
Kireçlenmeye karşı eksozom tedavisi yaygınlaşıyor
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. İrfan Koca, diz kireçlenmeleri başta olmak üzere birçok alanda kullanılan eksozom tedavisinin hastalar için ameliyatsız yeni bir tedavi seçeneği sunduğunu söyledi. Sık karşılaşılan sağlık sorunlarından birisi olan eklem kireçlenmesinin (osteoartrit), eklem kıkırdağının zamanla aşınması ve bozulmasıyla ortaya çıkan ağrı, hareket kısıtlılığı ve yaşam kalitesinde düşüşe yol açan yaygın bir rahatsızlık olduğunu belirten Doç. Dr. Koca, kireçlenmenin en sık diz, kalça ve el eklemlerinde görüldüğü ifade etti. Dr. Koca, eklemlerin kireçlenmesine karşı geleneksel tedavi yöntemleri arasında ağrı kesici ilaçlar, fizik tedavi uygulamaları, eklem içi enjeksiyon tedavileri ve ileri durumlarda cerrahi müdahaleler önerilmekle birlikte son yıllarda rejeneratif (onarıcı) tıp alanındaki gelişmelerin hastalar için ameliyatsız yeni tedavi seçenekleri sunduğunu söyledi. Başarı ile uygulanıyor Eksozomların, hücrelerimiz tarafından doğal olarak üretilen, nanometrik boyutta küçük kesecikler olduğunu ifade eden Dr. Koca, "Bu kesecikler içlerinde proteinler, RNA’lar, lipidler ve çeşitli büyüme faktörleri taşırlar. Adeta hücrelerin birbiriyle konuştuğu ‘haberleşme paketleri’ gibidirler. Bu biyolojik paketler, hasarlı dokuya ulaştıklarında oradaki hücrelerin, dokulardaki onarım, yenilenme ve iltihap süreçlerini baskılama fonksiyonu için harekete geçmelerini sağlarlar. Eksozomlar söz konusu bu etkileri ile son yıllarda eklem ve cilt problemleri başta olmak üzere tıbbın birçok farklı alanlarında umut verici bir tedavi seçeneği olarak son yıllarda başarı ile uygulanmaktadır" dedi. Eksozom Bir Kök Hücre Tedavisi midir Dr. Koca, "Eksozom tedavisi, kök hücre tedavisinin bir adım ilerisidir. Çünkü içinde canlı hücre değil, sadece hücrelerin ‘iyileştirici mesajları’ vardır. Bu da onu hem güvenli hem de immünolojik açıdan daha risksiz hale getirir" şeklinde konuştu. Eklem kireçlenmesi için Eksozom tedavisinin avantajları Diz kireçlenmesinde ve menisküs hasarında eksozom tedavisinin amacının eklem kıkırdağının ve menisküslerin yenilenmesini desteklemek, iltihabı azaltmak ve hastanın ağrı ile hareket kısıtlılığını hafifletmek olduğunu belirten Dr. Koca, "Eksozomlar, steril koşullarda diz eklemine enjekte edilerek uygulanır. Bu sayede; inflamasyonu azaltıcı etkiler gösterir. Kıkırdak ve hasarlı bağ dokunun kendini onarmasını teşvik eder. Eklem sıvısının kalitesini artırarak eklem hareketlerini kolaylaştırır. Ağrıyı azaltarak yaşam kalitesini yükseltir" ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Koca, eklem kireçlenmesinde eksozom tedavisinin avantajları hakkında bilgi vererek, "Eksozom tedavisi enjeksiyon şeklinde uygulanan ameliyatsız bir tedavi seçeneğidir. Uygulama sonrası hafif şişlik veya hassasiyet görülebilir. Ancak ciddi yan etki beklenmez. İyileşme süreci hızlıdır ve günlük yaşama çabuk dönüş sağlar. Eklem probleminin derecesine göre tekrarlanabilir ve diğer tedavilerle kombine edilebilir" diye konuştu.
16 Kasım 2025 Pazar - 14:42
Beyşehir’de aile hekimlerinin sahada karşılaştığı güçlükler ele alındı
Konya’nın Beyşehir ilçesinde aile hekimlerinin sahada görev yaparken karşılaştığı güçlükler hakkında toplantı düzenlendi. Beyşehir Devlet Hastanesinde yapılan toplantıda Beyşehir, Seydişehir, Hüyük, Derebucak ve Yalıhüyük ilçelerinde görev yapan aile hekimleri bir araya geldi. Sağlık Bakanlığının tanıdan tedaviye güncel yaklaşımlar eğitim programı kapsamında gerçekleştirilen toplantının açılışında konuşan Beyşehir Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Kutay Güven, meslektaşlarına mesleki bilgi, tecrübe ve deneyimlerini paylaştı. Güven, 1 Ocak 2025 tarihinde başlatılan klinik entegrasyon sürecinin sahada daha etkin ve nitelikli şekilde hayata geçirilmesi için tüm paydaşların özveri ile çalıştığını belirtti. Beyşehir İlçe Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Ali Kılınç’ın koordinatörlüğünde üç gün süren eğitim programında kasım ayı için belirlenen diyabet eğitimi ise İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Altınışık’ın sunumlarıyla gerçekleştirildi.
16 Kasım 2025 Pazar - 12:23
Gezici Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği vatandaşın ayağına gidiyor
Nimet Bayraktar Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’ne tahsis edilerek vatandaşların hizmetine sunulan Gezici Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği’nden vatandaşlar, memnuniyet duyduklarını paylaştı. Gezici Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği’nin hizmet duraklarından birisi olan Develi ilçesi Köseler Mahallesi’nde vatandaşlar, verilen sağlık hizmetinden duydukları memnuniyeti ifade ederek, Başkan Büyükkılıç ve emeği geçenlere teşekkür etti. Gezici Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği’nden faydalanan mahalle sakinlerinden Mehmet Başaran, hizmetten duyduğu memnuniyeti ifade ederek, "Allah razı olsun bu işi yaptıranlar, gönderenlerden ve bu hizmeti verenlerden" dedi. Dişinde problem olduğunu ve dişlerinin temizletildiğini dile getiren Başaran, Büyükşehir Belediyesi’ne ve İl Sağlık Müdürlüğü ile Nimet Bayraktar Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’ne teşekkürlerini iletti. Tedavi hizmeti alan Ekrem Gökdeniz isimli mahalle sakini vatandaş da bu hizmetlerden dolayı teşekkürlerini ileterek, "Emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Sağ olun. Hizmetten çok memnunuz" ifadelerini kullandı. Köseler Mahallesi Muhtarı Uğur Yönel ise köylüler ve şahsı adına verilen hizmet için teşekkürlerini ileterek şunları paylaştı; "Kayseri Büyükşehir Belediyesi ile İl Sağlık Müdürlüğü’nün Gezici Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği hizmetinin olduğunu duyduk, biz de köylüler olarak İl Sağlık Müdürlüğü’ne ve Kayseri Büyükşehir Belediyesi’ne talepte bulunduk. Onlar da sağ olsunlar olumlu yanıt verdiler, talebimize cevap verdiler, bugün köyümüze gelerek otobüsü köyümüzün meydanına hazırladılar. Biz de köyümüze daha önceden duyurmuştuk, yoğun bir talep var, köylülerimiz mahalle halkı memnun. Teşekkür ediyoruz. Allah razı olsun ilgililerden, ilgilenenlerden, gelen hekimlerden Allah razı olsun, teşekkür ediyoruz mahallem adına ve şahsım adına." Kayseri’de yüzlerce kişiye hizmet ulaştırmış olan ve 6 Şubat Depremleri sürecinde de Başkan Büyükkılıç’ın talimatları ile deprem bölgesinde hizmet vererek toplam 15 binden fazla depremzedeye hizmet ulaştıran Gezici Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği, bu önemli sağlık hizmetini sürdürmeye devam ediyor.
16 Kasım 2025 Pazar - 12:09
Uzmanından uyarı: İşlenmiş gıdalar erken yaşta bağırsak kanserine yol açabiliyor
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Uğur Coşkun, ultra işlenmiş gıdaların erken yaşlarda bağırsak kanserine yol açması ile ilgili açıklama yaptı. Prof. Dr. Uğur Coşkun, ultra işlenmiş gıdalar ile ilgili yapılmış çalışmalara dair açıklama paylaştı. Ultra işlenmiş gıdaları fazla miktarda tüketenlerin yüzde 45 daha fazla adenoma kolorektal kanser öncüsü geliştirdiğini vurgulayan Uğur Coşkun, işlenmiş gıdaların erken yaşlarda bağırsak kanserine yol açacağını belirtti. "Çalışma, ultra işlenmiş gıdaların yüzde 45 daha fazla adenoma kolorektal kanser öncüsü geliştirdiğini ortaya koydu" Coşkun, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Sosis, salam, hazır çorbalar, kola, patates cipsleri gibi ultra işlenmiş gıdalarla ilgili şimdiye kadar yapılan çalışmalar, bu gıdaların tüketiminin diyabet, kalp hastalıkları ve bazı kanser türlerinin görülme riskini arttırabileceğini göstermiştir. Birkaç gün önce yayınlanan yeni bir çalışmada, yaklaşık 30 bin kadının diyet ve endoskopi verilerini inceleyen araştırmacılar, ultra işlenmiş gıdaları fazla miktarda tüketen bireylerin, az tüketenlere kıyasla yüzde 45 daha fazla adenoma kolorektal kanser öncüsü geliştirdiğini ortaya koydu. Chan ve arkadaşlarının çalışmasının sonuçları JAMA Oncology dergisinde yayımlandı." "Erken başlangıçlı kolorektal kanserle ilişkilendiren ilk çalışma oldu" Katılımcıların tamamına 50 yaşından önce en az 2 defa kolonoskopi yapılmış olduğunu belirten Coşkun, "Çalışmada, hazır yemekler, paketli atıştırmalıklar, yüksek şeker, tuz, doymuş yağ içeren ürünler ve bol katkı maddesi barındıran endüstriyel gıdaların günlük tüketilen miktarına bakıldı. Araştırmacılar daha önce ultra işlenmiş gıdalar ile genel kolorektal kanser arasında bir ilişki bulmuştu, ancak bu çalışma ultra işlenmiş gıdaları erken başlangıçlı kolorektal kanserle ilişkilendiren ilk çalışma oldu" ifadelerini kullandı. "Ultra işlenmiş gıdaların yüksek tüketimi erken başlayan kolorektal kanserin sebepleri arasında yer alabilir" Çalışmanın sonuçlarını özetleyen Uğur Coşkun, "Ultra işlenmiş gıdaların yüksek tüketimi örneğin günde 5-10 porsiyon, bağırsak sağlığını olumsuz etkileyebilir ve erken başlayan kolorektal kanserin sebepleri arasında yer alabilir. Bununla birlikte, ultra-işlenmiş gıda tüketiminin doğrudan kolon kanserine neden olabileceğine dair elimizde halen net bir bilgi yok. Diyet sadece tek başına bu artışı açıklamıyor. Ama veriler ultra işlenmiş gıdalardan uzak durmanın erken yaşta kolon kanseri riskini azaltma stratejisi olabileceğini gösteriyor. Erken yaşlarda kolon sağlığını korumak için, şeker, tuz ve doymuş yağ oranı yüksek; lif, vitamin ve mineral yönünden fakir, yapay katkılar, renklendiriciler ve tatlandırıcılar içeren gıdalardan mümkün olduğunca uzak durmak ve daha çok sebze, meyve, tam tahıllı ürünler gibi yüksek lif içeren doğal besinleri sık tüketmek gerekir" dedi.
16 Kasım 2025 Pazar - 12:07
Sular Akademi Hastanesi’nde afet tatbikatı
Kahramanmaraş Sular Akademi Hastanesi afetlere hazırlık ve kurumlar arası koordinasyonu güçlendirmek amacıyla gerçeğini aratmayan kapsamlı bir afet tatbikatı gerçekleştirdi. Sular Akademi Hastanesini senaryo gereği, sağanak yağış sonrası su bastı. Baskın sonucunda içeride tahliye edilmesi gereken hastalar oldu. Hastane Başhekimi ve Çocuk Yoğun Bakım Uzmanı Doç. Dr. Tahir Dalkıran koordinasyonunda yürütülen tatbikatta tüm ekipler hızla teyakkuza geçti. Hastalar için mor ve sarı kod uygulamaları devreye alınırken, triaj ekibi tahliye işlemlerini adım adım gerçekleştirdi. Tatbikatta doktorlar, hemşireler ve destek personeli afet planı kapsamında kendilerine verilen görevleri eksiksiz yerine getirdi. İlk müdahalelerin ardından hastalar güvenli alanlara tahliye edildi. Tatbikat boyunca hem hastane içi hem de kurumlar arası koordinasyon başarıyla sürdürüldü. Başhekim Dalkıran, "Bu tatbikatlar, afet anında koordinasyonu artırmak ve güvenliği en üst düzeye çıkarmak için hayati öneme sahiptir. Ekiplerimiz senaryoya uygun ve profesyonel bir şekilde görevlerini başarıyla yerine getirmiştir. Katkı sağlayan tüm personelimize teşekkür ediyorum" dedi.
16 Kasım 2025 Pazar - 12:03
TVHB Başkanı Eroğlu: "Hijyen bilinci ve eğitimi yeterli olmayan kişilerin çalışması gıda güvenliği ile halk sağlığı riski haline gelmiştir"
Türk Veteriner Hekimler Birliği (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu, "Şehir yaşamında bu sektörün ana lokomotifi yeme-içme hizmetleridir. Bu alanlarda hijyen bilinci ve eğitimi yeterli olmayan kişilerin çalışması en önemli gıda güvenliği ile halk sağlığı riski haline gelmiştir" dedi. TVHB Başkanı Eroğlu, en son İstanbul’da olmak üzere son günlerde üst üste meydana gelen gıda kaynaklı zehirlenme vakalarına ve can kayıpları ile ilgili yazılı açıklama yayımladı. Gıda zehirlenmelerinde Tek Sağlık yaklaşımına değinen Eroğlu, eğitimi yeterli olmayan kişilerin çalışmasının gıda güvenliği ile halk sağlığı riski haline geldiğini vurguladı. "Gıda zehirlenmelerinin, kurumlararası iş birliğini önceleyen Tek Sağlık yaklaşımıyla değerlendirilmesi gerekmektedir" Art arda meydana gelen gıda kaynaklı zehirlenme vakalarında pek çok kişinin etkilendiğini ve can kayıplarının meydana geldiğini hatırlatan Eroğlu, "Gıda güvenliği, zoonotik hastalıklar ve halk sağlığı alanındaki mesleki sorumlulukla TVHB olarak, kamuoyunu bilimsel veriler ışığında bilgilendirme gereği doğmuştur. Yaşanan gıda zehirlenme vakaları gıda güvenliğinde yaşanan sorunları açıkça ortaya koymaktadır. Başta hayvansal olmak üzere gıdalar beslenmemiz için vazgeçilmez olup bu gıdaların üretimi, işlenmesi, muhafazası ve tüketime sunulması aşamalarında gerekli hijyen şartlarına uyulmaması zehirlenmelere zemin hazırlamaktadır. Bu vakaların bilimsel açıdan aydınlatılması etkenlerin, sorumluların tespiti ve gerekli tedbirlerin alınarak benzer olayların tekrarının önlenmesi açısından çok önemlidir. İnsan ve gıdalardan alınan örnekler arasındaki ilişkinin kurulması açısından gıda zehirlenmelerinin, kurumlararası iş birliğini önceleyen Tek Sağlık yaklaşımıyla değerlendirilmesi gerekmektedir" ifadelerini kullandı. "Hijyen bilinci ve eğitimi yeterli olmayan kişilerin çalışması gıda güvenliği ile halk sağlığı riski haline gelmiştir" Sanayide otomasyon ve dijital teknolojilerin dünyada ve Türkiye’de istihdamın hizmet sektörüne kaymasına neden olduğunu belirten Eroğlu, "Şehir yaşamında bu sektörün ana lokomotifi yeme-içme hizmetleridir. Bu alanlarda hijyen bilinci ve eğitimi yeterli olmayan kişilerin çalışması en önemli gıda güvenliği ile halk sağlığı riski haline gelmiştir. Her düzeyde gıda üretimi yapan işletmelerin fiziki alt yapısı ile personelinin asgari hijyen şartlarını sağlayıp sağlamadığı etkin ve sürdürülebilir bir şekilde kontrol edilmeli ve hijyen eğitimleri bir ön şart olmalıdır. Denetimler ile bu şartları sağlamayan işletmelerin ve personelin faaliyetlerine ara verilmelidir. Gıda zehirlenmeleri sıklıkla bakteriler, virüsler, parazitler, toksinler veya kimyasal kirleticilerle bulaşmış gıdaların tüketilmesi sonucu ortaya çıkmaktadır. Salmonella, E. coli, Listeria monocytogenes, Campylobacter, Vibrio, Yersinia, Brucella gibi bakteriler; Staphylococcus aureus, Clostridium botulinum ve Bacillus cereus toksinleri ile Norovirüs, Rotavirüs, Hepatit A ve E gibi virüsler başta olmak üzere çok sayıda etken gıda kaynaklı enfeksiyon ve intoksikasyonlarda rol oynamaktadır" diye konuştu. "Pişmiş gıdaların oda sıcaklığında en fazla 30 dakika bekletilmesi gerekmektedir" Eroğlu, aynı zamanda şu ifadelere yer verdi: "Uygunsuz saklama şartları, soğuk zincirin kırılması, hayvansal gıdaların yetersiz pişirilmesi, ev tipi konservelerin hatalı hazırlanması, toplu tüketim yerlerinde yetersiz hijyen ve çapraz kontaminasyon, riskin artmasına neden olmaktadır. Özellikle bebekler, küçük çocuklar, hamileler, yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf olan bireyler ağır ve ölümcül seyirli hastalıklar açısından yüksek risk altındadır. Şiddetli ve kanlı ishal, yüksek ateş, uzun süren kusma, şiddetli karın krampları, aşırı susuzluk, kas güçsüzlüğü, solunumda zorlanma, çift görme veya konuşma-yutma güçlüğü gibi belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulmalıdır. Vatandaşlarımızın gıda zehirlenmelerinden korunmak için alabileceği temel önlemler şunlardır; hayvansal gıdaların tam olarak pişirilmesi, pişmiş gıdaların oda sıcaklığında en fazla 30 dakika bekletilmesi, bozulma şüphesi olan gıdaların kesinlikle tüketilmemesi, sokak satıcıları ve yüksek yoğunluklu işletmelerden alışverişte dikkatli olunması, ev tipi konservelerde doğru sterilizasyon ve kapak kontrolünün yapılması, havası alınmadan açılabilen konservelerin tüketilmemesi, hemen tüketilmeyecek gıdaların buzdolabında uygun şartlarda saklanması, dondurulacak ürünlerin bir öğünde tüketilecek porsiyonlar halinde dondurulması, yemek hazırlama ve tüketiminden önce ve sonra mutlaka ellerin yıkanması gerekmektedir." Eroğlu, gıda güvenliğinin ancak hayvansal gıdaların üretim aşamasından tüketime kadar sağlıklı ve hijyenik süreçlerden geçmesiyle mümkün olduğunu belirtti. Çiftlikten sofraya gıda güvenliğinin önemine dikkati çeken Eroğlu, gıda güvenliğinin tüm toplumun ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı ve gıda sektöründe çalışanlara yönelik hijyen eğitimlerinin önemini ifade etti. Aynı zamanda Eroğlu, görev verilmesi halinde bu konuda üzerlerine düşeni yapmaya hazır olduklarını, ayrıca hayatını kaybedenlere rahmet, tedavi görenlere acil şifa diledi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder