SAĞLIK
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:48 "İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa" kampanyasında Van öne çıktı Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen "İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa" kampanyası kapsamında Türkiye genelinde milyonlarca vatandaşın boy ve kilo ölçümü yapılırken, Van elde ettiği sonuçlarla öne çıkan iller arasında yer aldı. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen "İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa" kampanyası kapsamında Türkiye genelinde milyonlarca vatandaşın boy ve kilo ölçümü yapılırken, fazla kilolu olduğu belirlenen vatandaşlar ise sağlıklı hayat merkezlerine yönlendirilerek ücretsiz danışmanlık hizmeti almaya başladı. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun öncülüğünde yürütülen kampanya kapsamında Türkiye genelinde 10 milyon vatandaşın boy ve kilo ölçümü yapılırken, sağlıklı hayat merkezlerinde takip edilen danışanlar sayesinde 10 ayda toplam 513 bin kilo verildi. Kampanya kapsamında elde edilen verilerde Van, hem verilen toplam kilo miktarı hem de danışanların takiplerine devam etmesi açısından Türkiye’de öne çıkan iller arasında yer aldı. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Van İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Muhammed Tosun, kampanyanın Van’da önemli sonuçlar verdiğini belirtti. Tosun, "Sağlık Bakanlığımız tarafından yürütülen ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyası kapsamında ilimizde vatandaşlarımız sağlıklı hayat merkezlerimize yoğun ilgi göstermiştir. Son bir yıl içerisinde merkezlerimize başvuran yaklaşık 9 bin vatandaşımız, uzman diyetisyenlerimizin hazırladığı kişiye özel beslenme programları ve düzenli takiplerle toplamda 28 bin kilo vererek önemli bir başarı elde etmiştir. Van, bu sonuçlarla Türkiye genelinde en fazla kilo verilen iller olan İstanbul ve Denizli ile birlikte öne çıkan iller arasında yer almıştır" ifadelerini kullandı. Sağlıklı hayat merkezlerinde vatandaşlara ücretsiz beslenme danışmanlığı, fiziksel aktivite danışmanlığı ve psikolojik danışmanlık hizmetleri sunulduğunu belirten Tosun, sağlıklı bir yaşam için destek almak isteyen tüm vatandaşları sağlıklı hayat merkezlerine başvurmaya davet etti.
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:27 "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyasıyla 513 bin kilo verildi Sağlık Bakanlığı’nın geçen yılın mayıs ayında başlattığı ’İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ kampanyasıyla vatandaşlar, 10 ayda 513 bin kilo verdi. Sağlık Bakanlığı, geçen yılın mayıs ayında ’İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasını başlatmış, boy-kilo ölçümlerinde fazla kilolu çıkanlar Sağlıklı Hayat Merkezlerine (SHM) yönlendirilmişti. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, kampanyaya katılan vatandaşların SHM’lerde sunulan beslenme danışmanlığı ile 10 ayda yaklaşık 513 bin kilo verdiğini açıkladı. Bakan Memişoğlu, Türkiye’de ’İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ kampanyasıyla 10 milyon kişinin kilosunu ölçtüklerini, bu kampanyaya katılıp SHM’lerde takip ettikleri 211 bin vatandaşın ideal kilosuna ulaştığını belirtti. Beslenme alışkanlığı iyi olmayan kişilerin özellikle SHM’de hizmet aldığında kilolarını verdiklerini ve sağlıklı yaşama geçtiklerini belirten Memişoğlu, şimdiye kadar Türkiye’de bu kampanyayla 513 bin kilo verildiğini sözlerine ekledi. Türkiye genelinde 10 milyon vatandaşın boy-kilo ölçümleri yapılmıştı 10 Mayıs-10 Temmuz 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen kampanyada 10 milyon vatandaşa ulaşılmış, boy ve kilo ölçümleri yapılarak beden kitle indeksleri tespit edilmişti. Ölçümler sonucunda ’fazla kilolu’ çıkanlar ücretsiz beslenme danışmanlığı için SHM’ye davet edilmişti. Kampanya sonrası vatandaşlara verilen beslenme danışmanlığının SHM’deki ilk çıktıları toplandı. Verilere göre, SHM’deki takiplerine devam eden yaklaşık 211 bin kişinin yaklaşık 513 bin kilo verdiği açıklandı. En fazla danışan sayısı 13 bin 75 kişi ile İstanbul’da kaydedildi Kampanyaya en fazla danışan sayısı 13 bin 75 kişi ile İstanbul’da kaydedildiği belirtilirken, İstanbul’u 10 bin 901 danışan ile Antalya, 8 bin 738 danışan ile Van’ın izlediği ifade edildi. Ayrıca SHM’lerde kişiye özel düzenlenen beslenme programları ve rutin kontroller neticesinde en çok kilo verilen iller toplamda 51 bin 81 kg ile İstanbul, 35 bin 113 kg ile Denizli, 27 bin 634 kg ile Van oldu.
Samsun, organ bağışında Türkiye birincisi oldu
14 Kasım 2025 Cuma - 13:45 Samsun, organ bağışında Türkiye birincisi oldu Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Doku, Organ Nakli ve Diyaliz Hizmetleri Daire Başkanlığı tarafından yayımlanan 2024 yılı verilerine göre, Samsun Bölge Koordinasyon Merkezi organ bağışında büyük bir başarıya imza attı. 9 bölge arasında yapılan değerlendirmede, Samsun Bölge Koordinasyon Merkezi, kadaverik organ bağışı oranlarında (pmp) Türkiye birincisi oldu. Amasya, Giresun, Ordu, Rize, Samsun, Sinop, Tokat ve Trabzon illerini kapsayan Samsun Bölge Koordinasyon Merkezi, 2024 yılında yürüttüğü kadaverik donör süreçleri, beyin ölümü bildirimleri, organ çıkarım koordinasyonu ve transfer süreçlerindeki etkin çalışmalarıyla dikkat çekti. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, bölge 2024 yılında 51 kadaverik donörle 10,270 pmp oranına ulaştı. Bu oranla nüfusa oranla Samsun, diğer illeri geçerek Türkiye birincisi oldu. İl sıralamasında da Samsun birinci Rize ikinci Bölgedeki 8 ilin kendi içinde değerlendirildiği pmp sıralamasında ise Samsun 18,15 oranıyla birinci olurken, Rize 17,12 oranıyla ikinci sırada yer aldı. Giresun, Sinop, Ordu, Amasya, Trabzon ve Tokat ise sırasıyla listede yer aldı. Başarı sıralamasında Samsun’dan Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi ile Rize’den Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne plaket takdim edildi. Başarı ekip çalışmasının sonucu Elde edilen başarının, uzman hekimlerden organ nakli koordinatörlerine, hastane yöneticilerinden yoğun bakım çalışanlarına, 112 ekiplerinden cerrahi nakil ekiplerine kadar yüzlerce sağlık çalışanının özverili çalışmalarının sonucu olduğunu vurgulayan Samsun İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras, "Kalp, karaciğer, akciğer gibi hayati organların ileri düzey yetmezliğinde tek çözüm organ naklidir. Türkiye’de ve dünyada birçok insan, organ nakli beklerken hayatını kaybetmektedir. Biz organ nakli sayılarını artırdıkça bu kayıpları azaltacağız. Sağlık Bakanlığı’mız da bu konu üzerinde titizlikle çalışmaktadır. Bu kapsamda ülkemizde dokuz tane Organ ve Doku Nakli Koordinasyon Merkezi oluşturulmuştur. Bunlardan bir tanesi Samsun Bölge Koordinasyon Merkezidir. Bölgemize bağlı sekiz il bulunmaktadır. Kadavralık organ nakli son derece titiz yürütülmesi gereken bir süreçtir. Beyin ölümü gerçekleşen her hasta, organ bağışı açısından bir adaydır. Ekiplerimiz, başka bir vatandaşa umut olabilir miyiz diye büyük bir gayret göstermektedir. Samsun, organ bağışı konusunda çok büyük başarılar elde etmiştir. 2024 yılı verilerine göre Samsun, organ naklinde hem Bölge Koordinasyon Merkezleri arasında birinci, hem de il sıralamasında birinci olmuştur. Bu başarı sonucunda da Sağlık Bakanı’mız tarafından çifte plaketle ödüllendirilmiştir" ifadelerini kullandı. "e-Devlet üzerinde organ bağışı yapılabiliyor" Müdür Uras şunları söyledi: "Artık e-Devlet üzerinde organ bağışı yapabiliyor. Hastanelerimizin organ ve doku nakli birimlerinde gerekli bilgilendirmeler yapılabilir. Her bağış yeni bir yaşam demektir. Umuda ortak olun." Sağlık Bakanı’nın elinde ödül aldılar Samsun Organ Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlusu Dr. Mehmet Kazak ise ödülü, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’ndan aldı.
"İş yerinde saatlerce hareketsiz kalmayın"
14 Kasım 2025 Cuma - 12:32 "İş yerinde saatlerce hareketsiz kalmayın" Diyabetin belirtilerine dikkat çeken Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Tutal, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde bilgilendirmelerde bulunarak, "Susuzluk, çok su içme ve sık idrara çıkma, kilo kaybı, tekrarlayan enfeksiyonlar, el ve ayaklarda uyuşma ve daha ciddi vakalarda ise koma diyabetin başlıca belirtileridir" dedi. Günümüzde hareketsizlik, yüksek kalorili besinlerin tüketimi, şekerli ve früktoz içeren sıvı gıdaların fazla alınması nedeniyle obezite ve buna paralel olarak da diyabetin görülme oranı hızla arttı. Liv Hospital Samsun Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Tutal, diyabetin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de milyonlarca kişiyi etkilediğini söyleyerek dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgilendirmede bulundu. "Susuzluk, kilo kaybı ve sık idrara çıkmaya dikkat" Susuzluk, çok su içme ve sık idrara çıkma, kilo kaybı, tekrarlayan enfeksiyonlar, el ve ayaklarda uyuşma ve daha ciddi vakalarda komanın diyabetin başlıca belirtileri olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Esra Tutal, "Şeker hastalığı, ömür boyu süren kronik bir hastalıktır. Tedavi ile kan şekeri normal sınırlarına çekilebilir. Kan şekerinin normal sınırlarda olması kişiyi, şekerin olumsuz sonuçlarından korur. Şeker düşürücü ilaçlar zamanında ve düzenli olarak kullanılmalıdır" uyarısında bulundu. "Kroner arter ve inme riskini 2-4 kat artırıyor" Diyabetin koroner arter hastalığını ve inme riskini 2-4 kat arttırdığını da belirten Uzm. Dr. Tutal, "Diyabet zamanla kalp, damarlar, göz, böbrek ve sinirlerde yapısal değişikliklere yol açabilir. Kronik böbrek yetersizliğinin de en önemli sebeplerindendir" dedi. "Fazla kilolar şeker hastalığına davetiye çıkartıyor" Uzm. Dr. Esra Tutal, fazla kiloların şeker hastalığına davetiye çıkardığını ifade ederek şunları önerdi: "İş yerinde uzun saatler boyunca hareketsiz kalmayın. Özellikle ofis ortamında saatlerce oturarak çalışmak diyabet riskini artırır. Fiziksel olarak aktif olmaya dikkat edin, düzenli olarak haftanın en az 5 günü, en az 30 dakika yürüyüş yapmaya özen gösterin. Az yağlı, düşük kalorili, lifli gıdalar tercih edin. Meyve sebze ve tam tahıllı besinleri sık tüketin."
Uşak’ta diyabete karşı farkındalık oluşturudu
14 Kasım 2025 Cuma - 12:20 Uşak’ta diyabete karşı farkındalık oluşturudu 14 Kasım Dünya Diyabet Günü vesilesiyle Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde önemli açıklamalar yapıldı. Uzman Diyabet Eğitim Hemşiresi Esin Erdem, diyabetin görülme sıklığının hem dünyada hem de ülkemizde endişe verici boyutlara ulaştığını, ancak erken tanı ve bilinçli yaşam tarzıyla hastalığın kontrol altına alınabileceğini vurguladı. Diyabetin iki ana tipi bulunduğunu açıklayan Erdem, Tip 1 diyabetin genellikle çocukluk veya gençlik döneminde ortaya çıktığını belirtti. Bağışıklık sisteminin pankreastaki insülin üreten hücrelere saldırması sonucu gelişen bu tipte, hastaların yaşam boyu insülin tedavisi alması gerekiyor. Aşırı susama, sık idrara çıkma, ani kilo kaybı, halsizlik ve bulanık görme gibi belirtilerin hızlı bir şekilde kendini gösterdiğini ifade eden Erdem, düzenli insülin kullanımı ve kan şekeri takibinin önemine dikkat çekti. Tip 2 diyabetin ise daha sinsi bir seyir izlediğini anlatan Erdem, bu tipin geçmişte yetişkin hastalığı olarak bilinmesine rağmen, günümüzde yanlış beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzı nedeniyle gençler arasında da yaygınlaştığını söyledi. Vücudun yeterli insülin üretmesine rağmen hücrelerin insüline direnç gösterdiği bu durumda, obezite ve genetik faktörlerin önemli rol oynadığını vurguladı. Korunma için hayat tarzı değişikliği şart Diyabetten korunmak için atılması gereken adımları sıralayan Erdem, dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve sağlıklı kilo kontrolünün temel unsurlar olduğunu belirtti. Haftada en az 150 dakika fiziksel aktivite yapılmasını, rafine şeker ve işlenmiş gıdalardan uzak durulmasını önerdi. Rutin sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi, stres yönetimi ve sigara-alkolden kaçınılması gerektiğini de sözlerine ekledi.
Gizli şekerleri tanımak diyabetten koruyor
14 Kasım 2025 Cuma - 12:10 Gizli şekerleri tanımak diyabetten koruyor Uzm. Dr. Konul Faramarzi, diyabetten korunma yöntemleri hakkında bilgi vererek, gıda ürünlerinde yer alan gizli şekerleri tanımanın önemine değindi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre bugün dünyada yaklaşık 540 milyon yetişkin diyabetle yaşıyor. Uzmanlar bu sayının 2045 yılına kadar 780 milyonu aşmasını beklerken, Türkiye’de de diyabetli birey sayısının son 20 yılda hızla artarak 9 milyona ulaştığı tahmin ediliyor. Diyabetin her geçen gün daha yaygın hale geldiğini söyleyen Medstar Antalya Hastanesi Endokrinoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Konul Faramarzi, özellikle gizli şekerlerin fark edilmesinin diyabetten korunmada önemli bir adım olduğunu belirtti. Şekerin (glikoz) vücudun temel enerji kaynağı olduğunu belirten Uzm. Dr. Faramarzi, modern beslenme alışkanlıklarının gereksinimin çok üzerinde şeker tüketimine yol açtığını kaydetti. Günümüzde birçok bireyin günde 90–100 gramdan fazla serbest şeker tükettiğine dikkat çeken Faramarzi, "DSÖ günlük serbest şeker miktarının toplam enerjinin yüzde 10’unu, yani yaklaşık 25–30 gramı geçmemesini öneriyor. Oysa birçok kişi sadece bir kahvaltıda bu miktarı aşmış oluyor" dedi. "Gıda etiketi okumak gizli şekerleri ortaya çıkarıyor" "Şeker tüketmiyorum" diyen birçok kişinin farkında olmadan yüksek miktarda şeker aldığını söyleyen Faramarzi, şekerin tatlıların dışında hazır gıdalarda "gizli" şekilde bulunduğunu hatırlattı. Kahvaltılık gevrekler, aromalı yoğurtlar, soslar, paketli atıştırmalıklar, hazır meyve suları ve soğuk çayların yüksek miktarda gizli şeker içerdiğini ifade eden Faramarzi, "Etiketlerde glikoz şurubu, fruktoz, dekstroz, maltoz, sakkaroz, invert şeker şurubu gibi farklı isimlerle karşımıza çıkar. Bu nedenle gıda etiketi okumak birinci adımdır" diye konuştu. Günlük alınan şekeri fark ettirmeden artıran alışkanlıklar Gün içerisinde zararsız gibi görünen alışkanlıkların şeker tüketimini üç-dört kat artırabileceğini dile getiren Faramarzi, "Kahveye eklenen şeker ve aromalı şuruplar, sık tüketilen meyve suları, hazır tatlılar, küçük kaçamakların sık tekrarı ve yemek sonrası tatlı isteğiyle yapılan atıştırmalar, günlük şekeri kolayca 100 gramın üzerine çıkarır" dedi. "Bu 8 belirti diyabetin habercisi olabilir" Diyabet riskinin bazı belirtilerle kendini gösterebildiğini belirten Faramarzi, şu belirtilere dikkat çekti: "Sık idrara çıkma, aşırı susama, açlık hissi, yorgunluk ve halsizlik, görmede bulanıklık, kilo değişiklikleri, ciltte yaraların geç iyileşmesi, mantar veya enfeksiyonlar, el ve ayaklarda uyuşma ya da karıncalanma." Belirtilerden bir veya birkaçının aynı anda görülebileceğini söyleyen Faramarzi, erken tanı ve doktor takibinin önem taşıdığını vurguladı.
Dünya genelinde her 10 yetişkinden 1’i diyabet hastası
14 Kasım 2025 Cuma - 11:49 Dünya genelinde her 10 yetişkinden 1’i diyabet hastası Dünyada her 6 saniyede 1 kişinin diyabet hastalığından hayatını kaybettiğine dikkat çeken Endokrinoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Deniz Gökalp "Günümüzde yeni tedaviler var. Örneğin yapay pankreas, vücuttaki kan şeker düzeyine göre uygun dozlarda insülin uyguluyor. Ayrıca kola takılan bir cihazla parmaklarımızı delmeden Sürekli Glukoz Monitörizasyonu sistemiyle hastanın glukoz seviyesi anlık olarak ölçülüp akıllı telefonlardan takip edilebiliyor" dedi. Acıbadem Eskişehir Hastanesi Endokrinoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Deniz Gökalp "çeşitli nedenlerle pankreastan insülinin yetersiz salınması veya insülinin dokularda etkisini gösterememesi sonucu ortaya çıkan kan şeker yüksekliği ile karakterize sistemik bir hastalık" olarak tanımladığı diyabet hakkında önemli bilgiler verdi. Diyabetin Tip-1 Diyabet, Tip-2 Diyabet, gebelik diyabeti ve diğer spesifik tipler olmak üzere 4 sınıfta değerlendirildiğini belirten Prof. Dr. Gökalp "Pankreasın beta hücrelerinin bağışıklık sistemi bozukluğu sonucu meydana gelen insülin eksikliği nedeniyle Tip 1 Diyabet görülmektedir. Tip 2 Diyabet ise insülin etkisine karşı direnç veya insülinin pankreastan salınım defekti sonucu ortaya çıkmaktadır" dedi. Dünya genelinde her 10 yetişkinden 1’inin yani yaklaşık 550 milyon kişinin diyabetli olduğuna işaret eden Prof. Dr. Gökalp "Ülkemizde diyabet artmaktadır. 15 yıl önce yapılan çalışmada yetişkin nüfusta diyabet yüzde 14 oranında görülürken günümüzde yaklaşık yüzde 20 civarında görülmektedir. Bununla beraber ne yazık ki her 3 diyabetli yetişkinden 1’i diyabetli olduğunun farkında değildir. Maalesef her 6 saniyede 1 kişi diyabet hastalığından hayatını kaybetmektedir" diye konuştu. Eskiden diyabetin gelişmiş ve sosyoekonomik düzeyi yüksek ülkelerde daha fazla görülmesine rağmen günümüzde diyabet hastalarının yüzde 75’inin düşük ve orta gelirli ülkelerde görüldüğünü aktardı. "Kişiye özel tedavi tercih ediliyor" Diyabet görülme sıklığının bu kadar artması nedeniyle tedavilerin de güncellendiğini belirten Prof. Dr. Gökalp "Günümüzde bireyselleştirilmiş tedaviler tercih edilmektedir. Hastanın kalp hastalığının olup olmadığı, kilo fazlalığı ve obezite varlığı ile böbrek ve karaciğer fonksiyonlarının durumuna göre tedavi tercihleri yapılmaktadır. Son yıllarda böbrekten şeker atılımını arttıran SGLT2 inhibitörleri dediğimiz ve iştah merkezini baskılayan GLP-1 analogları grubu yeni ilaçlar hastaların kilo vermesini sağlarken aynı zamanda kalp ve damar hastalıklarındaki faydalarıyla ön plana çıkmaktadır" dedi. "Yapay pankreas akıllı telefona yüklenen bir yazılımla çalışıyor" Tip 1 diyabetli hastalarda tercih edilen yapay pankreas yöntemine değinen Prof. Dr. Gökalp yapay pankreasın bir organ olmadığını, pankreası taklit edebilecek şekilde geliştirilmiş bir insülin pompası olduğunu ifade etti. Derinin altına yerleştirilen bir insülin pompasının yine derinin altına konan, bir sensöre bağlı kan şekeri ölçüm cihazı ile yemek, fiziksel aktivite, stres ve uyku gibi durumlarda, ne kadar insülinin gerekli olduğunu belirleyen bir yazılıma sahip akıllı telefondan oluştuğunu anlattı. Sistemin vücuttaki kan şeker düzeyine göre uygun dozlarda insülin uyguladığını aktaran Prof. Dr. Gökalp "Bu sistem Tip 1 diyabet hastaları için daha sağlıklı bir hayat ve artmış yaşam kalitesi anlamına gelmekte. Yani 24 saat boyunca kan şekeri azalıp artmasına göre insülin dozları da otomatik olarak değişecektir. Sistem sürekli kan şekeri ölçümü yaptığı için sensörün uyarısına göre kan şekerimiz yükseldiğinde insülin salınımı başlayacak. Şekerimiz belirli bir seviyenin altına düştüğünde insülin salınımını durdurup kan şekerinin daha fazla düşmesini önleyecektir" dedi. "SGM ile anlık glukoz ölçümü cep telefonundan izlenebiliyor" Gukoz ölçüm tekniklerindeki yeniliklerden de bahseden Prof. Dr. Gökalp uzun yıllar parmak ucundan bakılan glukoz ölçümünün, yerini daha popüler olan Sürekli Glukoz Monitorizasyonu (SGM) sistemine bıraktığını dile getirdi. SGM sistemleri ile kolumuzda cilt altına yerleştirilen bir aparatla glukoz değerinin anlık olarak ölçülüp sisteme kaydedildiğini söyleyen Prof. Dr. Gökalp "Böylece glukoz değerleri aile bireyleri ve sağlık personelleri ile sürekli paylaşımına imkan tanıması nedeniyle hastaların kan glukoz değerlerinin uzaktan izlenmesi sayesinde, diyabetin yönetilmesi ve oluşabilecek olumsuz durumların önlenmesinde yardımcı olmaktadır. Kan glukozunun o andaki düşme veya yükselmeye ilişkin verileri cep telefonuna aktardığı için hem yetişkin hem de çocuk hastaların aile bireyleri glukoz değerlerini anlık görüp glukoz düşmelerine ve yükselmelerine erken müdahale edebilmektedirler" diyerek bilgi verdi.
Diyabet sessizce ilerliyor: Uzmanlardan erken tanı çağrısı
14 Kasım 2025 Cuma - 11:38 Diyabet sessizce ilerliyor: Uzmanlardan erken tanı çağrısı Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü kapsamında toplumda giderek artan diyabet vakalarına dikkat çekti. Hastanenin Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Güven, diyabetin dünya genelinde 500 milyonun üzerinde kişiyi etkilediğini, Türkiye’de ise her 7-8 kişiden birinin diyabetli olduğunu söyledi. Erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Doç. Dr. Güven, "Toplumda diyabetli bireylerin önemli bir kısmı hastalığının farkında değil. Her iki kişiden birinin diyabetli olup bunu bilmediğini düşünüyoruz. Oysa basit bir kan tahlili bile tanı koymak için yeterlidir" dedi. Diyabetin özellikle bazı gruplarda daha sık görüldüğünü belirten Doç. Dr. Güven, ailesinde diyabet öyküsü bulunanlar, obezitesi olan bireyler, kortizon tedavisi gören hastalar, bel ve kalça çevresi geniş olanlar, kolesterol ve tansiyon yüksekliği olan kişilerin risk grubunda olduğunu söyledi. Hastalığın birçok kişide sessiz ilerlediğini belirten Doç. Dr. Güven, diyabetin en sık görülen belirtilerini şöyle sıraladı: ‘’Ağız kuruluğu, aşırı su içme, sık idrara çıkma, tekrarlayan mantar enfeksiyonları, ayaklarda yanma, çok yemeye rağmen kilo alamama.’’ Doç. Dr. Güven, bu şikayetleri yaşayan vatandaşların zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini söyledi. Diyabetin yalnızca "kan şekerinin yüksekliği" olmadığını vurgulayan Güven, uzun süre yüksek seyreden kan şekerinin vücudun birçok organında kalıcı hasar oluşturduğunu belirterek, ‘’Diyabet damarların iç yüzeyini bozar. Bu bozulma göz, böbrek, sinir sistemi, kalp ve damarlar gibi hayati organlarda ciddi tahribata yol açar. Gözlerde görme kaybına neden olan diyabetik retinopati, böbrek yetmezliği, sinirlerde his kaybı, kalp krizi ve felç riski artışı, hatta enfekte diyabetik ayak yaraları nedeniyle uzuv kaybı görülebilir." "Diyabet önlenebilir bir hastalıktır" Doç. Dr. Mehmet Güven, yaşam tarzı değişikliklerinin diyabetin kontrolünde büyük rol oynadığını kaydederek düzenli egzersiz, günlük 30 dakikalık yürüyüş, karbonhidrattan fakir ve liften zengin beslenme, hazır ve işlenmiş gıdalardan uzak durma ve günde en az 2 litre su tüketimi gibi alışkanlıkların önemini vurguladı. Diyabet tedavisinde modern tıbbın büyük ilerlemeler kaydettiğini anlatan Güven, dijital insülin pompaları ve kişiye özel tedavi yöntemlerinin yaygınlaştığını hatırlatarak, "Diyabet doğru yöntemlerle kontrol altına alınabilir ve hastaların yaşam kalitesi artırılabilir" ifadelerini kullandı.
Büyükşehir’den 13 ilçede ücretsiz Diyabet taraması
14 Kasım 2025 Cuma - 11:24 Büyükşehir’den 13 ilçede ücretsiz Diyabet taraması Muğla Büyükşehir Belediyesi, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü kapsamında diyabet hastalığına dikkat çekmek, erken teşhisin önemini vurgulamak ve farkındalık oluşturmak amacıyla 13 ilçede ücretsiz şeker ve tansiyon ölçümü gerçekleştiriyor. Büyükşehir Belediyesi sağlık ekipleri tarafından yürütülen taramalar, 14-21 Kasım 2025 tarihleri arasında sabah 09.30-12.00 saatleri arasında yapılacak. Ölçümler, il genelinde vatandaşların kolay ulaşabileceği noktalarda kurulacak sağlık stantlarında gerçekleştirilecek. Parmak ucundan yapılan ölçümler sonucu kan şekeri değeri yüksek çıkan vatandaşlar sağlık personeli tarafından bilgilendirilerek en yakın sağlık kuruluşlarına yönlendirilecek. İlçelerde Ölçümler Nerede ve Hangi Tarihlerde Yapılacak? Etkinlikler kapsamında Bodrum ilçesinde 14 Kasım’da Sağlık Birimi Ofisi önünde, 19 Kasım’da Akyarlar Mahallesi Muhtarlığı önünde ve 20 Kasım’da Bitez Mahallesi Muhtarlığı önünde şeker ölçümü yapılacak. Milas’ta 14 Kasım’da Sağlık Birimi Ofisi önünde, 20 Kasım’da ise Güllük Mahallesi Pazaryerinde vatandaşlarla bir araya gelinecek. Yatağan’da 14 Kasım’da Sağlık Birimi Ofisi önünde, 18 Kasım’da Yeniköy Mahallesinde ölçüm yapılacak. Kavaklıdere’de 18 Kasım’da Ortaköy Mahallesinde, 21 Kasım’da ise Kurucuova Mahallesinde etkinlik gerçekleştirilecek. Menteşe’de 14 Kasım’da 2 Nolu Hizmet Binası bahçesinde, 20 Kasım’da ise Sınırsızlık Meydanında vatandaşlara ücretsiz şeker ölçümü hizmeti sunulacak. Ula’da 18 Kasım’da Sarayyanı Mahallesi Muhtarlığı önünde, 21 Kasım’da Ula Belediye Binası önünde ölçümler yapılacak. Marmaris’te 14 Kasım’da Armutalan Hizmet Binası bahçesinde, 20 Kasım’da Kemeraltı Mahallesi’nde sağlık ekibi görev yapacak. Datça’da 14 Kasım’da MUSKİ Abone İşleri Binası önünde, 20 Kasım’da Yazı Mahallesinde vatandaşlara hizmet verilecek. Köyceğiz’de 18 Kasım’da Gülpınar Mahallesi Öğretmen Evi önünde, 20 Kasım’da ise Çandır Mahallesi Muhtarlığı önünde ölçüm noktaları kurulacak. Ortaca’da 14 Kasım’da Sağlık Birimi Ofisi önünde, 21 Kasım’da Pazaryeri girişinde ölçümler yapılacak. Dalaman’da 18 Kasım’da Akçataş Mahallesi Cami önünde, 21 Kasım’da Pazaryeri girişinde vatandaşlara ücretsiz ölçüm hizmeti sunulacak. Fethiye’de 14 Kasım’da Sağlık Birimi Ofisi önünde, 19 Kasım’da ise Pazaryeri girişinde etkinlik gerçekleştirilecek. Seydikemer’de 14 Kasım’da Sağlık Birimi Ofisi önünde, 19 Kasım’da Yakabağ Mahallesi’nde vatandaşların kan şekeri ölçümleri yapılacak. Başkan Aras: "Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yerleşmesi için çalışıyoruz" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, diyabet farkındalığına yönelik etkinliklerin toplum sağlığı açısından önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Sağlık hizmetlerinde önceliğimiz koruyucu ve önleyici çalışmalardır. Vatandaşlarımızın bilinçlenmesi, diyabetin erken teşhisi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yerleşmesi için 13 ilçemizde sahadayız. Bu tür etkinliklerle hem farkındalık oluşturuyor hem de erken teşhisle birçok hastalığın önüne geçilmesine katkı sağlıyoruz" dedi.