SAĞLIK - 25 Mart 2026 Çarşamba 12:59

Türkiye’de kronik hastalıklarda alarm: Tedaviye uyum hayati önemde

A
A
A

27 Mart 'Dünya Tedaviye Uyum Günü' kapsamında Kahramanmaraş'ta düzenlenen etkinlikte uzmanlar, kronik hastalıklarda tedaviye uyumun artırılmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Prof. Dr. Mustafa Araz ve Prof. Dr. Oktay Ergene, hipertansiyon, diyabet ve obezite gibi hastalıkların kontrol altına alınmaması halinde ciddi komplikasyonlara ve erken ölümlere yol açtığını vurguladı.

27 Mart 'Dünya Tedaviye Uyum Günü' kapsamında Kahramanmaraş KİGEM Kadın İşgücünü Geliştirme Merkezi'nde Prof. Dr. Mustafa Araz ve Prof. Dr. Oktay Ergene, Servier Türkiye'nin koşulsuz katkılarıyla Türkiye'de ilk defa 14 derneğin iş birliği ile hayata geçen, "Türkiye 2030'da yüzde 50" projesi kapsamında vatandaşlarla bir araya geldi. Hasta, hasta yakını, sağlık profesyonelinin katıldığı ve katılımcıların tansiyon değerlerinin ölçülmesiyle başlayan etkinliğin moderatörlüğünü tiyatro sanatçısı-yönetmen Mert Öner yaptı.

Klinik Endokrinoloji ve Diyabet Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Araz, Dünya Tedaviye Uyum Günü kapsamında yaptığı açıklamada, kronik hastalıklarda tedaviye uyumun kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Kronik hastalıkların uzun vadede organ ve dokularda ciddi hasarlara yol açtığını ifade eden Araz, "En sık görülen hastalıklar arasında hipertansiyon ve diyabet yer alıyor. Bu hastalıklar, kalp, damar, böbrek ve sinir sistemi gibi birçok organda hasara neden olarak uzun vadeli komplikasyonlara ve ölüm riskinde artışa yol açıyor" dedi.

Türkiye’de kronik hastalıklarda alarm: Tedaviye uyum hayati önemde

"Türkiye'de kronik hastalık oranları yüksek"

Türkiye'de hipertansiyonun erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 31'inde, diyabetin ise yüzde 16'sında görüldüğünü aktaran Araz, bu oranların yüksekliğine dikkat çekti. Kontrol oranlarının ise istenilen seviyede olmadığını vurgulayan Araz, kronik hastalıklarda hedef değerlere ulaşma oranının yüzde 30-40 civarında olduğunu kaydetti.

"Türkiye'de tedaviye uyum oranı yüzde 36"

Tedaviye uyumun hem dünyada hem de Türkiye'de yeterli düzeyde olmadığını dile getiren Araz, "Hastaların tedaviye uyum oranı dünya genelinde yüzde 30 ila 50 arasında. Türkiye'de ise bu oran yaklaşık yüzde 36 seviyesinde" diye konuştu.

Türkiye’de kronik hastalıklarda alarm: Tedaviye uyum hayati önemde
"Uyum artarsa ölüm ve komplikasyonlar azalıyor"

Tedaviye uyumun artırılmasının önemli kazanımlar sağlayacağını vurgulayan Araz, "Tedaviye uyum sayesinde ölüm oranlarında yaklaşık yüzde 21 azalma, organ hasarı ve komplikasyonlarda ise yüzde 30 ila 50 oranında düşüş sağlamak mümkün" dedi.

"2030'da tedavi başarı hedefi yüzde 50"

2030 yılına yönelik hedeflere de değinen Araz, tedaviye uyumu artırarak tedavi başarısında artışa yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirtti ve "Amacımız Türkiye'de tedavi başarı oranını diyabette yüzde 36,7'den, hipertansiyonda ise yüzde 22,2'den yüzde 50'ye çıkarmak. Bu sayede hastalıkların uzun vadede oluşturduğu zararları azaltmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.

"Metabolik hastalıklar erken ölümlerin başlıca nedeni"

Kalp Damar Hastalıklarından Korunma ve Farkındalık Derneği Başkanı Prof. Dr. Oktay Ergene ise diyabet, obezite ve hipertansiyonun birbiriyle bağlantılı olduğunu belirterek, bu hastalıkların kontrol altına alınmaması halinde erken ölüm riskinin ciddi şekilde arttığını söyledi.

Metabolik hastalıkların temelinde obezite ve glikoz kontrol bozukluğunun yer aldığını belirten Ergene, "Diyabet, kalp ve böbrek hastalıkları birbiriyle ilişkili. Bu hastalıklar orta ve uzun vadede ciddi organ hasarlarına yol açarak dünyada erken ölümlerin en önemli nedenlerinden biri haline geliyor" dedi.

"50 yaş sonrası risk hızla artıyor"

ABD'de yapılan bir araştırmaya değinen Oktay Ergene, belirli yaşın üzerindeki bireylerde bu hastalıklardan en az birinin görülme oranının yüzde 90'ların üzerine çıktığını belirterek, "50 yaş sonrası 10 kişiden 9'unda bu hastalıklardan en az biri görülüyor" diye konuştu.

Türkiye’de kronik hastalıklarda alarm: Tedaviye uyum hayati önemde

"Türkiye'de obezite ve diyabet oranı yüksek"

Türkiye'de obezite oranının erişkin nüfusta yüzde 36-40 seviyelerinde olduğunu, diyabetin ise yaklaşık yüzde 17 oranında görüldüğünü aktaran Ergene, bu oranların Avrupa ülkelerine kıyasla oldukça yüksek olduğuna dikkat çekti.

"Türkiye'de yaşam süresi daha kısa"

Türkiye'de yaşam süresinin gelişmiş ülkelere göre daha kısa olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Oktay Ergene, "Gelişmiş ülkelerde ortalama yaşam süresi 80'li yaşların üzerine çıkarken, Türkiye'de bu rakam 77 civarında. Arada 10 yıla varan farklar bulunuyor" ifadelerini kullandı.

"Sağlıklı yaşam alışkanlıkları erken yaşta kazanılmalı"

Hastalıkların önlenmesinde sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine işaret eden Ergene, yaşam tarzının genç yaşlarda düzenlenmesi gerektiğini belirtti. Hastalık geliştikten sonra ise ilaç tedavisinin kaçınılmaz olduğunu söyledi.

"Hipertansiyon çoğu zaman ciddiye alınmıyor"

Hipertansiyonun çoğu zaman hafife alındığını dile getiren Prof. Dr. Oktay Ergene, "Hipertansiyon, dünyadaki ölümlerin ve kalp hastalıklarının önemli bir kısmından sorumlu. Ancak toplumda yeterince ciddiye alınmıyor ve ilaç kullanımı ihmal ediliyor. Türkiye'de sağlık sisteminde ilaca erişim çok iyi durumda iken kronik hastalıklar için düzenli ilaç kullanım oranlarımız çok düşük" dedi.

"Tuz tüketiminin azaltılması önemli"

Toplumsal önlemlerin önemine de değinen Ergene, tuz tüketiminin azaltılmasının hipertansiyonla mücadelede önemli bir adım olduğunu belirtti.

"70 yaşında hipertansiyon oranı yüzde 70"

İleri yaşlarda hipertansiyon görülme sıklığının arttığını ifade eden Ergene, "30 yaşındaki bireylerde hipertansiyon görülme oranı yüzde 30 iken, 40 yaşındaki bireylerde yüzde 40, 70 yaşındaki bireylerde ise bu oran yüzde 70'i buluyor. Yani 10 kişiden 7'sinde hipertansiyon var" dedi.

"Tansiyon kontrolü hayati önem taşıyor"

Kan basıncının kontrol altına alınmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Ergene, "Günümüzde artık biliyoruz ki tansiyonun 130/80 mmHg'nin altına indirilmesi gerekiyor. Aksi halde kalp krizi ve inme riski ciddi şekilde artıyor. Basit bir ilaç tedavisiyle bu riskleri büyük ölçüde azaltmak mümkün" diye konuştu.

"Tiyatro hatırlatır, uyum yaşatır"

Tiyatro sanatçısı Mert Öner ise aynı takvimde buluşan Dünya Tedaviye Uyum Günü ve Dünya Tiyatro Günü'nün adeta hayatın dengesine vurgu yaparak, "27 Mart'ın iki anlamı var: Dünya Tiyatro Günü ve Tedaviye Uyum Günü. Aynı günde buluşmaları, hayatın hem sahnede hem bedenimizde aynı incelikli dengeyle aktığını hatırlatıyor, bu rastlantının içinde tuhaf bir sevinç, derin bir anlam var. Sahne, insanın doğayla yeniden aynı ritmi aradığı yerdir. Bir nefes, bir söz, bir beden. Hepsi görünmeyen bir uyumun parçası. Tiyatro hatırlatır. Uyum yaşatır. Hikâyeler ise unuttuklarımızı iyileştirir. Bizi birbirimize, toprağa, hayata yeniden bağlar. Çünkü dünya, ancak hikayelerimizi paylaştığımız sürece dengede kalır" şeklinde konuştu.

"Türkiye 2030'da yüzde 50 projesi"

Dünyada veriler her iki hastadan birinin tedaviye uyumsuz olduğunu gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü rakamlarına göre dünyada 1.3 milyar kişi hipertansiyon, 800 milyondan fazla kişi de diyabet hastası. Her 9 kişiden biri diyabetle yaşadığının farkında değil. OECD verileri, tedaviye uyumun artmasıyla uzun dönemde ölüm oranlarının yüzde 21 azaltılabileceğini gösteriyor. Aynı araştırma, yüksek hasta uyumunun sağlık harcamaları üzerinde yıllık 125 milyar euro katkı sağlayabileceğini ortaya koymaktadır.
Türkiye'de ise tüm erişkinlerin yüzde 31'i hipertansiyon, yüzde 16,6'si diyabet hastası. Hipertansiyon tedavisine başlayan hastaların yarısı ilk iki yılda tedavilerini yarım bırakıyor. Tedaviye uyum sağlamayan hastaların hastaneye yatışlar üzerindeki artış oranı yüzde 20'ye varıyor. Alarm veren bu tablonun değişmesine katkı sağlamak için hayata geçen Türkiye 2030'da yüzde 50 projesi 13 uzmanlık 1 hasta derneğinin katılımıyla ortaya çıkan ve hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıklarda hastanın tedaviye uyumu ve tedavi başarısının yükselmesini hedefleyen bir sosyal sorumluluk projesidir. Servier Türkiye'nin koşulsuz desteklediği bu projenin amacı 2030 yılına kadar hipertansiyonda yüzde 22,2, diyabette yüzde 36,7 olan tedavi başarı oranını yüzde 50'ye çıkartmaktır.

"14 dernek ortak amaç için birleşti"

Hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıklarda tedaviye uyum oranlarını yükselterek hastalık kontrol başarısını 2030'a kadar en az yüzde 50'ye ulaştırmayı hedefleyen bu projede, Ateroskleroz Derneği, Avrasya Kalp Yetersizliği Derneği, Dahiliye Uzmanları Derneği, İç Hastalıkları Uzmanlık Eğitim Araştırma Derneği, Kalp Damar Hastalıklarıyla Mücadele ve Farkındalık Derneği, Kardiyovasküler Akademi Derneği, Klinik Endokrinoloji ve Diyabet Derneği, Metabolik Sendrom Derneği, Türk Diyabet Cemiyeti, Türk Girişimsel Kardiyoloji Vakfı, Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği, Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği, Türkiye Diyabet Vakfı, Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği yer alıyor.

Umutcan İşledici - Serkan Çetinkaya

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı: Kastamonu’da AK Partililer ile bayramlaşma programında bir araya gelen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, siyasette yaşanan gelişmelere değinerek, "Son dönemdeki kepazelikleri görüyorsunuz, hepsi bizden uzaktır. Bizim onlarla hiçbir ilgimiz yok. Ben burada birkaç kez söyledim, bunu yine tekrar ediyorum. Bizi hiç bir şekilde ilgilendirmedi. Çünkü onlarla bizim aramızda bakış, farkı var, onlarla bizim aramızda vizyon farkı var, onlarla bizim aramızda hayata bakış anlamında bir fark var" dedi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kurban Bayramı dolayısıyla memleketi Kastamonu’yu ziyaret etti. İlk olarak Kastamonu Valiliği’nde düzenlenen bayramlaşma programına katılan Bakan Yumaklı, daha sonra AK Parti Kastamonu İl Başkanlığını ziyaret etti. Ziyarette partililerle bayramlaşan Bakan Yumaklı, daha sonra açıklamalarda bulundu. "Cumhurbaşkanımız her türlü imkanı zorlayarak bu zulmün durması için gayret ediyor" Konuşmasına İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına değinen Vali Dallı, "964 gündür bir toplum, bir katiller sürüsü tarafından soykırıma uğramış vaziyette. Artık televizyonları açamaz olduk, içtiğimiz su, yediğimiz bir lokma boğazımıza dizilir oldu. Biz bütün bunlara karşı ne yapılabiliyorsa bu dünyada dünya üzerindeki ülkeler arasında yapan ve yapabilecek olan tek ülkeyiz. Sayın Cumhurbaşkanımız her seferinde, her türlü imkanı zorlayarak, kullanarak bu zulmün durması için gayret ediyor. Yine Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla bizler de her ortamda, dünyadaki herhangi bir muhatabımızla beraber olurken, konuşurken bunları dile getiriyoruz. Ancak bugün haklının güçlü olduğu değil, güçlünün haklı olduğu böyle çok enteresan bir ortam yaşanıyor. Bizim ülkemizin böyle bir duruma düşmemesi için 24 senedir AK Parti teşkilatları, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkeyi imar etmek için, geliştirmek için, güçlü kılmak için her şeyi yapmakta. Ben başlangıçtan itibaren, önce Sayın Cumhurbaşkanımızın şahsında bütün AK Parti teşkilatlarında görev almış olanlara, halihazırda var olanları, bu süreç içerisinde hayatını kaybetmiş olanlara şükranlarımı arz ediyorum. Aramızdan ayrılmış olanların da mekanları cennet olsun diyorum, Allah onlardan razı olsun. Biz herhangi bir siyasi parti değiliz. Biz vatandaşımızla sadece seçimden seçime bir araya gelen bir parti değiliz. Biz 7 gün 24 saat, yılın her günü vatandaşlarımızla hemhal olan, onların derdine derman olmak isteyen, bu üzere çalışan, Cumhurbaşkanımızın da ‘biz bu millete hizmetkar olmaya geldik’ diye formüle ettiği o amaç uğruna çalışıyoruz, çabalıyoruz. Aynı şekilde de devam edeceğiz. Çok güçlü olmak zorundayız. Her ne iş yapıyorsak yapalım, görevimiz ne olursa olsun, sorumluluğumuz ne olursa olsun en iyisini yapmak zorundayız, en doğrusunu yapmak zorundayız, herkesten daha fazla çalışmak zorundayız. Çünkü şöyle gözümüzü kapatalım, Türkiye’nin etrafına bir bakalım. Eğer bugün bu ülke bir istikrar adası, bir barış adasıysa, hür ve özgür bir şekilde bu memlekette nefes alıyorsak AK Parti iktidarlarının, mensuplarının 24 yıldır cansiparane çalışması sayesindedir" dedi. "450 bin bin konutun bugün maketini bile yapmaktan aciz olanlar, ‘hadi canım, yapsınlar da görelim’ dediler" "Bizim davamız hak bir dava, bizim davamız doğru bir dava" ifadeleriyle sözlerini sürdüren Yumaklı, "Çünkü milleti esas alıyoruz. Şöyle bir bakalım son 10 senede bu ülkenin başına neler geldi? Sadece 12 tane il, şundan birkaç sene önce yerle bir oldu. 450 bin bin konutun bugün maketini bile yapmaktan aciz olanlar, ‘hadi canım, yapsınlar da görelim’ dediler. Bugün o insanlar normal hayatlarına döndü. Rabb’im bir daha böyle afetlerle bizleri sınamasın, karşılaştırmasın inşallah. Onun öncesinde bütün dünya çapında pandemi yaşadık. Onun bir öncesinde bu ülkenin insanı gibi, evladı gibi görünüp arka taraftan başka şeyleri niyetlenip bu ülkenin insanlarına darbe yapmak isteyenleri de yine bu millet durdurmuş oldu. Avrupa ülkesinde belki bir tanesi bile 100 yılda bir, 200 yılda bir olacak şeyleri biz beş yılda, on yılda yaşadık ama yine dimdik ayaktayız. Çünkü bu ülkeyi seven, gerçekten kendisini bu millete adamış bir Cumhurbaşkanımız var, onun yol arkadaşları var, aynı şekilde canı gönülden çalışacak dava arkadaşları var, parti teşkilatlarımız var" diye konuştu. "Son dönemdeki kepazelikleri görüyorsunuz, hepsi bizden uzaktır" AK Parti’nin genç bir parti olmasına rağmen yüzyıllardır devam eden bir birikimle çalıştığını vurgulayan Yumaklı, siyasetteki gelişmelere değinerek, "Son dönemdeki kepazelikleri görüyorsunuz, hepsi bizden uzaktır. Bizim onlarla hiçbir ilgimiz yok. Ben burada birkaç kez söyledim, bunu yine tekrar ediyorum. Bizi hiç bir şekilde ilgilendirmedi. Çünkü onlarla bizim aramızda bakış, farkı var, onlarla bizim aramızda vizyon farkı var, onlarla bizim aramızda hayata bakış anlamında bir fark var. Bu millete hizmet etmenin gururunu yaşamak ile başka şeyleri amaçlamak arasında büyük farklar var. Dolayısıyla ikisini hiçbir zaman için yan yana getirmeyeceğiz. Hiçbir şekilde de bizi ilgilendirmiyorlar. Biz Sayın Cumhurbaşkanımızın yine söylediği, liderimizin söylediği gibi çalışmaya, çabalamaya devam edeceğiz, bu millete hizmet etmeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
İstanbul Mehmet Topal’a Belçika, Romanya ve Makedonya’dan teklif var Teknik Direktör Mehmet Topal, Avrupa’nın çeşitli liglerinden gelen teklifleri değerlendirmeye aldı. İki sezondur farklı dönemlerde Romanya Süper Lig ekibi Petrolul Ploieşti’yi çalıştıran Teknik Direktör Mehmet Topal’a buradaki başarılı performansının ardından Avrupa’nın farklı liglerinden teklifler geliyor. Son olarak ligde kalma play-off’larında göreve gelen ve Petrolul’ü ligde tutmayı başaran Mehmet Topal gelecek sezon için henüz kararını vermedi. Topal daha önce de takımı UEFA Konferans Ligi elemelerine taşımayı başarmıştı. Romanya’nın farklı takımları, Belçika Ligi ve Makedonya Ligi’nden teklifler alan genç teknik adam, kararını FIFA Dünya Kupası’ndan sonra verecek. Petrolul Ploieşti’nin de Mehmet Topal’ı takımda tutmak için yoğun çaba sarf ediyor. Mehmet Topal kısa bir süre önce Romanya basınına yaptığı açıklamada, "Petrolul benim teknik direktörlüğe başladığım yer. Petrolul ile kopmaz bir gönül bağım oldu. Zor günlerde de yanlarında oldum ve ligde tuttum. Romanya Ligi artık benim bildiğim bir lig" ifadelerini kullandı. 40 yaşındaki teknik adam öte yandan UEFA Pro Lisans eğitimi tamamlayarak lisansın sahibi oldu. Dünya Kupası’nı takip edecek Futbolculuk kariyerinde Galatasaray, Valencia, Fenerbahçe, Başakşehir ve Beşiktaş gibi takımlarda forma giyen Mehmet Topal, 2026 FIFA Dünya Kupası’nı yerinde takip ederek izlenimlerde bulunacak. Topal, Dünya Kupası’ndan sonra gelecekle ilgili kararını verecek. Mehmet Topal, farklı dönemlerde göreve geldiği Petrolul Ploieşti ile 38 maça çıkarken, 13 galibiyet, 16 beraberlik ve 9 mağlubiyet yaşadı.