Son Dakika
|
Uşak Belediyesi’ne operasyon: Belediye başkanı ile birlikte 11 kişi gözaltına alındı
Galatasaray - Fenerbahçe derbisinin tarihi belli oldu
İstanbul'da 4 cezaevi aracı kaza yaptı
İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Minab'daki okul saldırısı savaş suçudur"
Üç kişinin öldüğü bar saldırısının dehşet anları
İran Devrim Muhafızları: "Hürmüz Boğazı kapalıdır, her türlü gemi geçişi sert karşılık bulacaktır"
Uşak Belediyesi’ne rüşvet operasyonu: Başkan da dahil 11 gözaltı
Trump: "İran, benimle anlaşma yapmak için yalvarıyor"
İran, ABD'nin 15 maddelik teklifine resmen yanıt verdi
Yenidoğan çetesi davasında ara karar!
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Devrim Muhafızları Ordusu: "El-Harc Hava Üssü’ndeki çok sayıda yakıt ikmal uçağını imha ettik"
Ceza infaz kurumuna ait servis aracı devrildi: 16 yaralı
ABD Dışişleri Bakanı Rubio: "Kara birlikleri olmadan bunu başarabiliriz"
Kaybolan otizmli Fırat her yerde didik didik aranıyor
Diyarbakır’da bir günde 3 kuyumcu hedef alındı
Formula 1’de sıradaki durak Japonya
Uyuşturucu soruşturmasında Hande Erçel ifade verdi
SAĞLIK
Sağlıklı nesiller için bilim insanları Konya’da buluştu
27 Mart 2026 Cuma - 16:19:47
Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Tıp Fakültesi, NEÜ Hemşirelik Fakültesi ve NEÜ Seydişehir Kamil Akkanat Sağlık Bilimleri Fakültesi tarafından, iç ve dış paydaşların katkılarıyla çocuk sağlığının üç farklı alanını tek çatı altında toplayan IMPEDCON 2026 etkinliğinin açılış programı düzenlendi. 27-29 Mart tarihleri arasında devam edecek olan 1. Uluslararası Meram Pediatri Hemşireliği, 3. Uluslararası Meram Pediatri ve 4. Uluslararası J Project İmmün Yetmezlikler Kongrelerinin açılış programında konuşan NEÜ Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, NEÜ’nün öncülüğünde çok sayıda kongre ve sempozyumların gerçekleştirildiğini aktardı. Prof. Dr. Zorlu, üniversite olarak bu alanda marka haline geldiklerini belirterek, "Markalaşmış çok sayıda kongre ve sempozyumumuz var. Bir taraftan Konya da bu programların merkezi olmaya başladı. Aynı anda 3 farklı kongreyi tek çatı altında gerçekleştirebilmek de ayrı bir maharet. Türkiye’nin ve dünyanın farklı bölgelerinden kıymetli bilim insanlarını bir araya getirmek, gerçekten ciddi bir organizasyon ve çalışma gerektirir" dedi. Son zamanlarda bölgede yaşanan gelişmelere de değinen Prof. Dr. Cem Zorlu, "Bölgemiz adeta bir ateş çemberi içerisinde. Kongremize İran’dan katılan bilim insanlarının da bulunması bu açıdan ayrı bir anlam taşıyor. Artık Orta Doğu’da kanın akmadığı, barışın hakim olduğu ve insanların korku içinde yaşamadığı bir dönemin başlamasını ümit ediyoruz" diye konuştu. Kongrenin öneminden bahsederek konuşmasına başlayan Konya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz da, böyle bir organizasyonun Konya’da gerçekleştiriliyor olmasının onur ve gurur verici olduğunu belirterek emeği geçenlere teşekkür etti. "Hepimiz sağlıklı nesiller yetiştirmek için çalışıyoruz" IMPEDCON 2026’nın üç ana bakış açısıyla tasarlandığını ifade eden Kongre Başkanı Prof. Dr. İsmail Reisli ise, "Çocuk sağlığının sadece hastalıkların tedavisiyle sınırlı olmadığına inanıyoruz. Koruyucu tıptan yenidoğan bakımına, kronik hastalık yönetiminden bağışıklık sistemi hastalıklarına kadar uzan geniş bir yelpazeyi kapsar. Bu nedenle, çocuk sağlığı, disiplinler arası iş birliğinin en güçlü örneklerinden biridir. Ayrıca, güçlü bir hemşirelik altyapısı olmadan kaliteli çocuk sağlığı hizmetlerinin mümkün olmadığını da biliyoruz. Öte yandan bağışıklık sistemi ve hastalıkları, özellikle çocukluk döneminde günümüzde daha da önem kazanmıştır. Bu kapsamda İmmünoloji Kongresi, bağışıklık sisteminin temel mekanizmalarından klinik immünolojiye kadar geniş bir bakış açısı sunacaktır. Bu üç kongrenin eş zamanlı olarak düzenlenmesi, modern tıbbın ruhunu yansıtıyor: İş birliği, bilgi paylaşımı ve bütüncül bir yaklaşım. Çocuk doktorları, hemşireler, immünologlar ve diğer sağlık profesyonelleri olarak hepimiz aynı hedef için çalışıyoruz. Sağlıklı nesiller yetiştirmek. Bu kongre; yalnızca bilgi paylaşımını değil, aynı zamanda yeni iş birliklerinin temellerini atmayı, genç meslektaşlarımız için ilham verici bir bilimsel ortam oluşturmayı ve güçlü disiplinler arası etkileşimi amaçlamaktadır" şeklinde konuştu. Çocuk sağlığının geliştirilmesinin ortak bir çaba gerektirdiğine yürekten inandıklarını söyleyen NEÜ Hemşirelik Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emine Geçkil de "Doktorlar, hemşireler ve tüm sağlık profesyonelleri, tek bir ekibin ayrılmaz parçalarıdır. Çocukların bakımına kattığımız her dokunuş, her karar ve her bilgi parçası, hayatları değiştirme ve geleceği şekillendirme gücüne sahiptir" ifadelerini kullandı. Açılış programına, NEÜ Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, Konya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz, NEÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şükrü Nail Güner, NEÜ Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emel Ege, NEÜ Seydişehir Kamil Akkanat Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Kongre Başkanı Prof. Dr. İsmail Reisli, NEÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Rıza Tunçdemir, NEÜ Nezahat Keleşoğlu Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayhan Uludağ ile çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı.
27 Mart 2026 Cuma - 15:51
Genç Onkologlar Kemer’de Buluştu: Bilim ve hukuk aynı platformda
Antalya’nın Kemer ilçesinde düzenlenen ‘2’nci Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi’nde genç onkologlar bir araya geldi. Antalya’nın Kemer ilçesinde düzenlenen ‘2. Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi’, genç onkoloji uzmanları ile bilim insanlarını bir araya getirdi. Kişiselleştirilmiş Onkoloji Derneği tarafından organize edilen kongre, bu yıl ikinci kez gerçekleştirilirken, genç hekimlerin mesleki gelişimine odaklanan yapısıyla dikkat çekti. Kongrede, onkoloji alanında uzmanlık eğitimi alan ya da yeni uzman olmuş genç hekimlerin erken dönemde birlikte çalışması, sunum becerilerini geliştirmesi ve güncel bilimsel bilgilere erişiminin artırılması hedeflendi. Aynı zamanda mesleğe olan ilgi ve bağlılığın güçlendirilmesi, Türkiye’deki onkoloji alanındaki sorunların paylaşılması ve çözüm yollarının tartışılması da toplantının öncelikli başlıkları arasında yer aldı. Kişiselleştirilmiş Onkoloji Derneği Genel Sekreteri Uğur Coşkun, kongrenin gençlere yönelik olması açısından önemli bir boşluğu doldurduğunu belirterek Avrupa’dan ve farklı ülkelerden katılan uzmanların da katkısıyla uluslararası bir vizyonun tartışıldığını ifade etti. Coşkun, özellikle Batı ülkelerindeki eğitim modellerine benzer şekilde, yoğun ihtisas sürecinde edinilen bilgi ve tecrübelerin genç hekimlere erken dönemde kazandırılmasının temel hedef olduğunu vurguladı. Kongrede bilimsel oturumların yanı sıra hukuki konular da geniş yer buldu. Danıştay ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nden hakimlerin katılımıyla, hekimlerin sıklıkla karşılaştığı malpraktis davaları, bilirkişi raporları ve ilaçların geri ödeme süreçlerine ilişkin önemli değerlendirmeler yapıldı. Bu sayede katılımcılar, mesleki uygulamalarını doğrudan etkileyen hukuki süreçler hakkında birinci elden bilgi edinme fırsatı yakaladı. Aytuğ Üner ise kongrede bağırsak, akciğer ve baş-boyun kanserleri başta olmak üzere birçok kanser türünün ele alındığını belirterek, yapay zeka destekli tanı yöntemleri, hasta ile iletişim ve yeni tedavi yaklaşımlarının da detaylı şekilde incelendiğini aktardı. Üner, bilimsel içeriğin yanı sıra hukukçularla yapılan etkileşimin farklı bakış açıları kazandırdığını dile getirdi. Genç hekimleri temsilen İmdat Erolu, daha önce benzer etkinliklerde genellikle dinleyici konumunda olduklarını belirterek bu kez sahnede yer alıp güncel bilimsel gelişmeleri tartışma fırsatı bulduklarını söyledi. Erolu, bu yaklaşımın genç onkologlar için yol gösterici olduğunu ifade etti. Yurt dışından katılan konuşmacıların da yer aldığı kongrede, vizyoner yaklaşımlar ve uluslararası deneyimler paylaşılırken, genç hekimlerin mesleki donanımının artırılması adına önemli bir platform oluşturuldu. 29 Mart’ta sona erecek kongre, hem bilimsel hem de mesleki dayanışma açısından verimli oturumlara sahne oldu.
27 Mart 2026 Cuma - 15:39
Bozkır Devlet Hastanesi Diyaliz Ünitesi’nin kapasitesi artırıldı
Konya’nın Bozkır İlçe Devlet Hastanesi’nde hizmet veren Diyaliz Ünitesi’nin cihaz ve yatak kapasitesi yükseltilerek tescilli cihaz ve yatak kapasitesi 9+1’e, toplam hizmet verecek diyaliz cihazı sayısı 14’e çıkartıldı. Bozkır’da özellikle yaz tatili döneminde artan diyaliz hasta taleplerini karşılamak, hastaların tedavi bekleme sürelerini azaltmak ve hizmet kalitesini yükseltmek amacıyla cihaz sayısı, yatak kapasitesi ve fiziksel alanın genişletilmesi için yapılan çalışmalar tamamlandı. Hastaneye yeni kazandırılan 5 adet hemodiyaliz cihazının temini ve kurulumu ile birlikte diyaliz ünitesinin kapasitesi 9+1’e çıkartıldı. Cihaz ve yatak tescil izin işlemleri tamamlanırken, diyaliz ünitesi yaz tatili diyalizinde kullanılması planlanan cihazlarla birlikte toplamda 14 adet diyaliz cihazı ile hizmet vermeye başladı. Yapılan çalışmalar sonucu diyaliz ünitesi 79 hastaya kadar hizmet verme kapasitesine ulaşmış oldu. Bozkır Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Gökhan Bilgehan, diyaliz ünitesinin Bozkır ve mahallelerinin yanı sıra diyaliz ünitesi bulunmayan Ahırlı, Yalıhüyük ilçeleri ile Hadim ve Akören ilçelerinin bazı mahallelerinde yaşayan hastalara da hizmet verdiğini belirterek, "Diyaliz ünitemizde mevcut durumda tedavi gören hasta sayımız bugün itibari ile 33’dür. Her ay ünitemizde tedavi gören hasta sayımıza göre yapılan tedavi seans sayımız farklılık göstermektedir. Diyaliz ünitemizde 2025 yılı içinde aylık ortalama 36,5 hastamıza, aylık ortalama 370 seans diyaliz yapılmıştır. Yaz tatili döneminde yapılan yaz tatil diyalizi ile birlikte 2025 yılı Haziran ve Temmuz ayı içinde 43, Ağustos ayında 49, Eylül ayında 44 hastamıza diyaliz hizmeti sunulmuştur. 2025 yılı yaz tatili döneminde diyaliz tedavisi verdiğimiz hasta sayımız bazı aylarda 49’a kadar yükselmiştir. Özellikle yaz tatili döneminde ve bayram tatillerinde diyaliz ünitemize tedavi için başvuru yapan hasta talebimiz fazla olmaktadır. Yaz tatil diyalizi yaptığımız ve maksimum kapasite de hasta aldığımız halde bu talepleri karşılamakta zorlanmaktaydık. Kurumumuza yeni kazandırılan diyaliz cihazlarımıza ek olarak yine envanterimizde bulunan ve tatil diyalizinde kullanılmak üzere ayrılan 4 adet diyaliz cihazı ile birlikte toplamda 14 cihaz ve yatak kapasitesi ile halkımızın diyaliz tedavi talepleri kurumumuzca karşılanmış olacaktır" dedi.
27 Mart 2026 Cuma - 14:26
Tavşanlı’da geleceğin odyometristlerine kariyer rehberliği
Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) Tavşanlı Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu tarafından düzenlenen "Kariyer Buluşması ve İşitme Günleri" etkinliği ile Odyometri bölümü öğrencileri sektörün önde gelen isimleriyle bir araya geldi. Tavşanlı Kültür Sarayı’nda gerçekleştirilen programa akademik kadro, sektör temsilcileri ve çok sayıda öğrenci katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan etkinlikte, işitme sağlığının dünü, bugünü ve geleceği masaya yatırıldı. Etkinliğin açılışında konuşan yetkililer, odyometrinin işitme sağlığının korunmasından rehabilitasyonuna kadar uzanan, teknolojiyle iç içe bir alan olduğunu vurguladı. Öğrencilerin sadece teorik bilgiyle yetinmemesi gerektiğini belirten konuşmacılar, bu tür buluşmaların mesleki bakış açısını geliştirmek ve güncel uygulamalarla tanışmak adına büyük fırsat sunduğunu ifade etti. "İşitme Günleri 2026" kapsamında, alanında uzman isimler öğrencilere deneyimlerini aktardı. Sektörde 20 yılı geride bıraktığını belirten Odyometrist Cenk Caba, işitme cihazı sektörünün sadece verilerden ibaret olmadığını, doğrudan bireyin yaşam kalitesine dokunan kritik bir süreç olduğunu söyledi. Caba, "Bu alana ulaştığınız andan itibaren kopamıyorsunuz. Sizlerin de mezun olduğunuzda bu alanda evrimleşeceğinize ve bizlerden daha iyi katkılar sağlayacağınıza inanıyorum" dedi. Eğitim seminerinde Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Fatih Sanver, Öğretim Görevlisi Büşra Türkoğlu ve Öğretim Görevlisi Ömer Faruk Demir akademik perspektif sunarken; Uzman Odyometrist Fatih Kırmızıgül ve Okan Hüdayet ise saha tecrübelerini paylaştı. İşitme cihazı teknolojilerindeki son gelişmelerin ve Türkiye distribütörlüğü yürütülen bazı markaların uygulama tekniklerinin anlatıldığı seminer, öğrencilerin sorularının yanıtlanmasıyla sona erdi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
26 Mart 2026 Perşembe- 17:04
Defne Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Ünitesi 300 bin seans gerçekleştirdi
2
27 Mart 2026 Cuma- 12:50
Gıda etiketlemesinde yeni dönem: Menüde içerik ve kalori zorunlu olacak
3
26 Mart 2026 Perşembe- 10:27
Boynunda kemoterapi, kalbinde meslek aşkı: İki farklı kanser ile mücadele eden hekimin sarsılmaz azmi
4
26 Mart 2026 Perşembe- 14:43
Nefes darlığı her zaman akciğer kaynaklı olmak zorunda değil
5
27 Mart 2026 Cuma- 11:39
Doktor uyardı: "İş yerinde saatlerce hareketsiz kalmayın"
07 Kasım 2025 Cuma - 13:12
Dakikalar hayat kurtarıyor: İnmede erken müdahale büyük önem taşıyor
İnmede dakikalar hayat kurtarırken, erken müdahale büyük önem taşıyor. Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Çabalar, inmenin erken tanısı ve tedavisinin hayat kurtardığını belirterek, "İnme (felç), beyne giden kan akışının ani bir şekilde kesilmesi ya da beyin damarlarında kanama meydana gelmesi sonucu ortaya çıkan, acil müdahale gerektiren nörolojik bir durumdur. Beyin hücreleri oksijen ve besin alamadığında dakikalar içinde hasar görmeye başlar" dedi. İnmenin iki ana türde görüldüğünün altını çizen Çabalar, "İskemik inme, beyin damarının tıkanması sonucu oluşur. İnme vakalarının yaklaşık yüzde 80’i bu türdedir. Hemorajik inme, beyin damarının yırtılıp kanamasıyla oluşur. Daha az görülür ancak ölüm riski daha yüksektir. İnme genellikle ani başlayan belirtilerle kendini gösterir. Yüzde kayma veya asimetri, konuşma bozukluğu veya kelimeleri bulmada zorlanma, kol veya bacakta güçsüzlük ya da hissizlik (özellikle vücudun bir tarafında), görme bulanıklığı veya çift görme, şiddetli baş ağrısı ve denge kaybı inmenin belirtileridir" dedi. Erken tanı için F.A.S.T. kuralının hayati önem taşıdığını belirten Çabalar, "F (Face): Yüzde kayma var mı?, A (Arms): Kollarını kaldırabiliyor mu?, S (Speech): Konuşması anlaşılır mı?, T (Time): Bu belirtiler varsa zaman kaybetmeden 112 Acil Servis aranmalıdır. İnme şüphesi olan kişiye asla yemek veya su verilmemeli, uyutulmamalı ve vakit kaybetmeden acil servise ulaşılmalıdır. İnmede her dakika, beynin kurtarılabilecek hücreleri için kritik önemdedir. İnmede her dakika önemlidir çünkü her geçen dakikada milyonlarca beyin hücresi kaybedilir. Erken tanı konulan hastalarda, pıhtı çözücü tedavi ve girişimsel yöntemlerle kalıcı hasar riski büyük ölçüde azaltılabilir" dedi. Çabalar, inmeden korunmak için şu tavsiyelerde bulundu: "Tansiyon, kolesterol ve kan şekeri düzenli kontrol edilmelidir. Sigara ve alkol kullanımından kaçınılmalıdır. Düzenli egzersiz yapılmalı, ideal kilo korunmalıdır. Sebze, meyve ve tam tahıllardan zengin beslenilmelidir. Stres yönetimi ve düzenli uyku ihmal edilmemelidir". Çabalar, inme riskini artıran faktörleri şöyle sıraladı: "Hipertansiyon Diyabet Kalp hastalıkları Obezite Yüksek kolesterol Hareketsiz yaşam tarzı Sigara ve alkol kullanımı". Çabalar, inme tedavisinde kullanılan yöntemleri şöyle sıraladı: "Trombolitik (pıhtı çözücü) tedavi: Belirtilerin başlamasından sonraki ilk 4,5 saat içinde uygulanabilir. Mekanik trombektomi: Damar tıkanıklığının kateterle açılması işlemi. Yoğun bakım ve rehabilitasyon desteği: Beyin fonksiyonlarının yeniden kazanılmasına yardımcı olur". İnme sonrası rehabilitasyonun önemi Çabalar, "İnme sonrası süreçte fizik tedavi, konuşma terapisi ve psikolojik destek büyük önem taşır. Bu süreç, hastanın günlük yaşamına bağımsız şekilde dönebilmesini sağlar. Hasta yakınlarının sabırlı, destekleyici ve motive edici tutumu iyileşme sürecini hızlandırır. Ailenin doğru bilgilendirilmesi, hastanın moralini ve tedaviye uyumunu güçlendirir. Doğru tedavi ve düzenli takip ile birçok inme hastası yeniden aktif ve üretken bir yaşam sürdürebilmektedir. Yaşam tarzı değişiklikleri, risk faktörlerinin kontrolü ve düzenli hekim takibi kalıcı iyileşmede anahtardır" diye konuştu.
07 Kasım 2025 Cuma - 12:49
Bakan Memişoğlu: "Organ bağışında biz 149 merkeziyle dünyada örnek olan bir ülkeyiz"
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Türkiye’nin organ bağışı konusunda Dünyada örnek bir ülke olduğunu söyleyerek, "Elektronik sistemde artık e-Nabız üzerinden e-Devlet kimlik doğrulamasıyla isteyen herkes organlarını bağışlayabiliyor. Organları bağışlamak esasında öldükten sonra, yaşamınızın sonunda dâhil bir insana can verebiliyorsunuz, iyilik yapabiliyorsunuz. Bu konuda biz dünyanın en iyi altyapısına, insan gücüne sahibiz ve nakil konusunda da 149 merkeziyle dünyada örnek olan bir ülkeyi" dedi. Bakan Memişoğlu, yerinde inceleme ve değerlendirme yapmak amacıyla Afyonkarahisar’a geldi. Bakan Memişoğlu, il gezisinde önce Afyonkarahisar Valisi Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı ve ildeki yetkililerle görüşen Bakan Memişoğlu ardından valilikte basın açıklaması yaptı. Afyonkarahisar’ın son 20 senede sağlık hizmetleri anlamında çok büyük gelişim gösterdiğini belirten Bakan Memişoğlu, Afyonkarahisar’da toplam 24 hastane olduğunu, ayrıca ilde sağlık hizmetlerini iyi sunan bir insan gücünün olduğunu vurguladı. Afyonkarahisar’da yapılacak sağlık yatırımlarından bahseden Bakan Memişoğlu, Emirdağ Devlet Hastanesinin 2026 yılının başında hizmete açılacağını duyurdu. "Sağlıklı Hayat Merkezleri bir çok mahallede" Bakan Memişoğlu, ücretsiz hizmet veren Sağlıklı Hayat Merkezlerini (SHM) koruyucu sağlığın önemli unsurları olarak gördüklerini çünkü bu merkezlerin mahallelerde bulunması dolayısıyla insanların diyetisyen, psikolog, fizyoterapist ve çocuk gelişimciye rahatlıkla ulaşabildiği SHM’lerde vatandaşlara spor-egzersiz öğretildiği, kişilerin diş bakımı ve kanser taramalarının yapıldığını ifade etti. Afyonkarahisar’da dört tane Sağlıklı Hayat Merkezi olduğu bilgisini paylaşan Bakan Memişoğlu, Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS)’den SHM’lere randevu alınabileceğini söyledi. "Türkiye’nin maalesef akciğer kanseri konusunda dünyada ilk üçte" Kasım ayının ’Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı’ olduğunu belirten Bakan Memişoğlu, "Ben bağımlılıktan uzak kalınmasını çünkü Türkiye’nin maalesef akciğer kanseri konusunda dünyada ilk üçte olduğunu özellikle belirtmek istiyorum. Sigara bunun en büyük nedeni, tütün kullanımı. Bu konuda da toplumun farkında olmasını, hep beraber sigarayı bırakmak için çaba harcamamız gerektiğini, bunun için de mobil araçlarımızla insanlarımızın yanına gittiğimizi ve bu araçları gören sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlarımızın bu konuda ekiplerimizle beraber bu iradeyi göstermesini ve sağlıklı kalmaları için sigaradan kurtulmalarını bekliyoruz" dedi. "e-Devlet kimlik doğrulamasıyla isteyen herkes organlarını bağışlayabiliyor" Bakan Memişoğlu, 4 Kasım 2025 Salı günü, Ankara Bilkent Şehir Hastanesinde düzenlenen Organ Bağışı Haftası Farkındalık Toplantısı’nda tüm organlarını bağışladığını kaydederek, "Elektronik sistemde artık e-Nabız üzerinden e-Devlet kimlik doğrulamasıyla isteyen herkes organlarını bağışlayabiliyor. Organları bağışlamak esasında öldükten sonra, yaşamınızın sonunda dâhil bir insana can verebiliyorsunuz, iyilik yapabiliyorsunuz. Bu konuda biz dünyanın en iyi altyapısına, insan gücüne sahibiz ve nakil konusunda da 149 merkeziyle dünyada örnek olan bir ülkeyiz. Ama bu nakillerimizin çoğunu canlıdan yapıyoruz. Yani canlının karaciğerinin yarısını alıyoruz, böbreğinin bir tanesini alıyoruz. İnsanlar bu kadar özveriliyken lütfen organlarını bağışlasınlar, onlar hayatlarını kaybettikten sonra organları kullanılabilsin. Bu büyük bir iyilik ve mutluluk kaynağı. Onun için ben insanlarımızdan organlarını bağışlamasını, özellikle e-Devlet üzerinden bunu yapmalarını bekliyorum." "Organ bekleyen veya organ nakli olan insanlarımıza pozitif ayrımcılık tanıyoruz" Bakan Memişoğlu, organ bağışında bulunan kişinin beyin ölümü gerçekleşip organları nakil işlemleri için kullanıldıktan sonra o kişinin birinci derece yakınlarının organ bağışı listesinde acil organ bekleyenler haricinde öncelikli olacağı bilgisini sözlerine ekleyerek şöyle devam etti: "Şimdi başka bir şey daha yaptık organ bekleyen veya organ nakli olan insanlarımızı da randevu sisteminde (MHRS) önceliğe aldık. Bundan sonra bu konuda da onlara pozitif ayrımcılık yapacağız."
07 Kasım 2025 Cuma - 12:39
Periodontitis tedavisinde yenilikçi yaklaşım; Tübitak’tan destek almaya hak kazandı
Atatürk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Didem Özkal Eminoğlu’nun yürütücülüğünü üstlendiği "Deneysel Periodontitis Oluşturulan Sıçanlarda Subgingival İrrigasyon ile Moleküler İyot (I) Uygulamasının Alveoler Kemik Kaybı, İnflamasyon ve Oksidatif Stres Üzerine Etkilerinin TLR4/NF-B Yolağı Aracılığıyla Değerlendirilmesi" başlıklı proje, TÜBİTAK 3501-Kariyer Geliştirme Programı kapsamında yapılan bilimsel değerlendirme sonucunda desteklenmeye hak kazandı. Diş eti hastalıklarının en önemli türlerinden biri olan periodontitisin tedavisinde yenilikçi yaklaşımlar geliştirmeyi hedefleyen proje, moleküler iyot (I) kullanımının antioksidan ve antiinflamatuar etkilerini biyokimyasal ve histopatolojik yöntemlerle inceleyerek ağız sağlığı alanında yeni bir tedavi perspektifi sunmayı amaçlıyor. Deneysel düzeyde yürütülecek bu özgün çalışma, ağız ve diş sağlığı biliminde hem yerli hem de evrensel ölçekte katkı sağlayabilecek nitelikte görülüyor. Üniversitenin bilimsel vizyonuna katkı Atatürk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Çavuşoğlu, TÜBİTAK tarafından desteklenmeye hak kazanan projesi dolayısıyla Doç. Dr. Didem Özkal Eminoğlu’nu ziyaret ederek tebriklerini iletti. Prof. Dr. Çavuşoğlu, Atatürk Üniversitesinin bilimsel üretkenliği teşvik eden, genç akademisyenleri destekleyen bir araştırma ekosistemine sahip olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: "Üniversitemiz, araştırmacı kimliğiyle öne çıkan akademisyenlerinin yürüttüğü projelerle hem ülkemiz hem de bilim dünyası için önemli katkılar sunmaktadır. Bu tür çalışmalar, bilimsel gelişimin yanı sıra toplumsal faydayı da önceleyen üniversite vizyonumuzun güçlü birer göstergesidir." "Köklü akademik geleneğin içinde yer almaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum" Proje hakkında değerlendirmede bulunan Doç. Dr. Didem Özkal Eminoğlu ise Atatürk Üniversitesinin köklü akademik geleneği içinde yer almaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek şu ifadeleri kullandı: "Bilimsel üretkenliği ve köklü akademik geleneğiyle ülkemizin öncü kurumlarından biri olan Atatürk Üniversitesi bünyesinde çalışmaktan büyük bir gurur duyuyorum. Ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün adını taşıyan bir üniversitede, onun kadınlara açtığı eğitim ve bilim yolunda ilerlemek benim için hem bir onur hem de bir sorumluluk kaynağıdır. Bu proje, yalnızca akademik bir adım değil; Türk kadınının bilime, yeniliğe ve üretime katkısının somut bir göstergesidir." Doç. Dr. Didem Özkal Eminoğlu, projenin hayata geçirilme sürecinde destek veren Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’na, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Çavuşoğlu’na, Proje Geliştirme ve Koordinasyon Ofisinden Prof. Dr. Serdar Burmaoğlu’na, Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Recep Orbak’a, Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Taner Arabacı’ya ve proje danışmanları Prof. Dr. Elif Çadırcı ile Prof. Dr. Serkan Yıldırım’a teşekkür etti.
07 Kasım 2025 Cuma - 12:37
Zabıta, okul mutfaklarını mercek altına aldı
Hakkari Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, öğrenci sağlığını korumak amacıyla okul pansiyonu yemekhanelerine yönelik hijyen denetimleri gerçekleştirdi. Kent genelinde farklı bölgelerdeki okul pansiyonlarını denetleyen zabıta ekipleri, mutfakların genel temizliği, yemek hazırlama alanları, personel hijyeni ve kullanılan ekipmanların durumunu detaylı şekilde inceledi. Yapılan denetimlerde özellikle Atatürk Anadolu Lisesi yemekhanesi, mutfak düzeni, personelin temiz kıyafetle çalışması, galoş kullanımı ve yemek hazırlık alanlarının hijyenik durumu açısından ekiplerden tam not aldı. Zabıta ekipleri, mutfakta, çöplerin kapaklı olması, tabak-kaşıkların temizliği ve genel düzen konularında hassasiyet gösteren görevlilere teşekkür etti. Öğrencilerin sağlığını her şeyin önünde tuttuklarını belirten zabıta yetkilileri, hijyen denetimlerinin düzenli olarak devam edeceğini ifade etti.
07 Kasım 2025 Cuma - 12:14
"Sigara, gebelik şansını yüzde 40 azaltıyor"
Hamilelik döneminden en az 3 ay öncesinde sigaranın bırakılması gerektiğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Seher Sarı Kayalarlı, "Araştırmalar, sigaranın gebe kalmayı yüzde 40 azalttığını gösteriyor" dedi. Liv Hospital Samsun Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Seher Sarı Kayalarlı, gebelikte sigara içmenin bilinen en zararlı etkisinin anne karnında bebeğin gelişme geriliğine sebep olması ve düşük doğum ağırlıklı bebekler doğması olduğunu söyledi. "Erken doğum riskini artırıyor" Opr. Dr. Seher Sarı Kayalarlı, "Hamilelik döneminde sigara içmek erken doğum riskini arttırır. Gebelikte düşük tehlikesi, dış gebelik ihtimali daha yüksek olur. Erken su gelişi, plasentanın erken ayrılması (ablasyo plasenta) riski de belirgin olarak artmış olur. Gebelik sırasında açıklanamayan anormal kanamalara sebep olabilir. Ayrıca perinatal (anne karnında veya doğum sonrası yeni doğan döneminde) bebek ölümlerine sebep olabilir" şeklinde konuştu. "Ani bebek ölümüne yol açabilir" Gebelik sırasında sigara içmenin en ciddi probleminin ani bebek ölümüne yol açması olduğunu dile getiren Dr. Kayalarlı, bunun dışında sigara içen annelerin bebeklerinin akciğerlerinin daha az geliştiğini, ileri aşamada ise astım ve akciğer sorunları yaşama risklerinin daha fazla olduğunu söyledi. "Çocukluk döneminde obezite riskinde artış bulundu" Sigaranın bebeklerin beynini de olumsuz etkilediğini; öğrenme zorluğu, düşük zekâ, davranış bozuklukları gibi etkilere neden olabildiğinin altını çizen Dr. Sarı, "Ayrıca yakın zamanda yapılmış çalışmalarda sigara içen annelerin bebeklerinde çocukluk döneminde obezite riskinde artış bulunmuştur. Yani, gebelikte sigara içimi bebeklerde tüm yaşamı boyunca zarar verecek etkilere sebep olmaktadır" ifadelerini kullandı. "Pasif içiciler zararlı etkilere daha fazla maruz kalıyor" Sigaranın gebelik planı yaptıktan en az 3 ay önce sigaranın bırakılması gerektiğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Seher Sarı Kayalarlı, şunları söyledi: "Araştırmalar sigaranın gebe kalmayı yüzde 40 oranında azalttığını belirlemiştir. Sigaranın erkek kısırlığına sebep olması, embriyo kalitesini düşürmesi gibi olumsuz etkileri de bulunmaktadır. Pasif içicilikte de bu zararlar kişilere etki etmektedir. Hatta pasif sigara içicilik sigara içen bir kişiden daha çok zarar vermektedir. Sigara içen kişi, sigara dumanını filtre ederek almaktayken, pasif içiciler sigaradan çıkan dumanı filtre edilmeden soludukları için zararlı etkilere daha fazla maruz kalmış olurlar. Bu yüzden, gebe kadınlar sigara içmeseler de, pasif içiciliğe maruz kaldıklarında bundan daha fazla etkilenmektedir."
07 Kasım 2025 Cuma - 11:15
Ambulans helikopter kalp pili ihtiyacı olan hastaya umut oldu
Samsun’un Terme ilçesinde kalp pili takılması gereken yaşlı hasta, yeni hizmete giren helikopter iniş alanı sayesinde hızlıca Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ulaştırıldı. Terme Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne kalp ağrısı şikayetiyle başvuran 73 yaşındaki hasta, Acil Servis Doktoru Senem Ülkü Bala’nın yaptığı ilk muayene sonrası acil kalp pili takılması gerektiği belirlenince ambulans helikopterle sevk edildi. Hasta, hastane bahçesinde kısa süre önce hizmete alınan yeni helikopter acil iniş alanından alınarak Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne nakledildi. Hastanın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Samsun İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, "Hastamıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, ambulans helikopterimizin Terme ve çevre ilçelerdeki hastalarımıza daha hızlı hizmet sunabilmesi imkanını veren helikopter acil iniş pistine katkılarından dolayı Terme Belediyemize ve hastane yönetimimize teşekkür ediyoruz" ifadelerine yer verildi.
07 Kasım 2025 Cuma - 11:07
Kumar endüstrisinin gizli silahı: Kazanmaya "ramak kala" hissi bağımlılığı artırıyor
Bağımlılıkla mücadele uzmanı, sanal bahis ve kumar bağımlılığının nörobiyolojik bir beyin hastalığı olduğunu belirterek, ailelerin duygusal tepkiler yerine profesyonel destek almasının önemine dikkat çekti. Bağımlılık Uzmanı Çağlar Erdem, sanal bahis ve kumar bağımlılığının nörobiyolojik bir beyin hastalığı olduğunu belirterek, ailelere ve gençlere önemli uyarılarda bulundu. Erdem, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, bağımlılığın nörobiyolojik temelleriyle birlikte aile, adli ve sosyal yönleri olan çok katmanlı bir olgu olduğuna dikkat çekti. "Bağımlılıkla mücadelede bütün boyutlarıyla yaklaşılırsa sağlıklı sonuçlar elde edilir" diyen Erdem, sanal bahis, kart oyunu, slot cihazı ve at yarışı gibi oyunlarda bilinmeyeni bilmiş olmanın insanda bir haz ve yükselme hissi oluşturduğunu söyledi. Kumar endüstrisinin bu psikolojik eğilimi iyi bildiğini belirten Erdem, "Bütün kumar cihazları, özellikle gençlerin dikkat etmesi gereken şekilde, kazanca değil kayba uyarlanmıştır. ’Ramak kala’ anlayışı vardır. Kumar endüstrisi bunu çok iyi bildiği için ’kıl payı kaybetmek’, kişide bir dahaki sefere kazanacağı düşüncesini diri tutar ve tekrar risk alarak oynamasına sebep olur" dedi. "Adeta kangren haline getiriyor" Kumar bağımlılığında kişinin en büyük yanılgısının, ’artık kazanmayı öğrenecek kadar tecrübem var’ düşüncesi olduğunu ifade eden Erdem, bunun bağımlılığı daha da pekiştirdiğini söyledi. Türkiye’de ailelerin bağımlılıkla mücadelede en büyük hatasının durumu gizlemek veya kendi başına çözmeye çalışmak olduğunu dile getiren Erdem, "Problem ister kumar bağımlılığı, ister madde bağımlılığı olsun, insanlar kafalarındaki kalıplarla çözmeye çalışıyor, saklıyor, gizliyor ya da utanıp kimseyle paylaşmıyor. ’Ben çözerim’ sanıyor. Bu tutum bağımlılığı daha da pekiştiriyor, adeta kangren haline getiriyor" diye konuştu. "Mutlaka profesyonel bir destek alınmalıdır" Ailelerin ilk yapması gerekenin duygularını kontrol etmek olduğunu vurgulayan Erdem, "Kumar bağımlısına ya da diğer bağımlılara öfkeyle yaklaşmak, onlara acımak veya aşırı merhamet göstermek, bağımlılığı artırdığı gibi aileyi de dibe çeker. Ailenin profesyonel bir yardım alması bu noktada çok önemlidir. Duygularını kontrol etmek, bana göre tüm bağımlılıkların temel tedavi prensibidir. Hastanın kendi sorumluluğunu alması, kurallı bir yaşama adapte olması gerekir. Aile bunu tek başına yapamaz, mutlaka profesyonel bir destek alınmalıdır" ifadelerini kullandı. Kumar bağımlılığında dört evre olduğunu açıklayan Erdem, "İnsan, acıdan kurtulmak için intihar eder. Baş edemeyeceği bir acı vardır. Acı çok genel bir kavramdır. Kumar bağımlılarında dört evre vardır: Kazanma evresi, kaybetme evresi, tükenme evresi ve koyuverme evresi. Kişi bilinçsiz bir şekilde bahis oynamaya başlar. Tamamen tükenmiştir, borçlarını ödeyemeyeceğini, yalnız kaldığını düşünür. O acıdan kurtulmak için intihar yolunu seçer" uyarısında bulundu. "İntihar konusunda toplumda yanlış bir anlayış var" İntihar eğilimi gösteren kişilerin mutlaka uzman desteği alması gerektiğini belirten Erdem, "İntihar konusunda toplumda yanlış bir anlayış vardır: ’İntihar edecek kişi bunu söylemez, gider eder.’ Oysa bu doğru değildir. Eğer bir kişi intihardan bahsediyorsa, çok bunaldığını söylüyorsa, vasiyet veya hatıra bırakıyorsa, o kişi büyük ihtimalle intiharı düşünüyordur. Böyle birini gördüğünüzde mutlaka bir uzmana yönlendirmenizi tavsiye ederim" diye konuştu. Bağımlılıkla mücadelede devletin önemli adımlar attığını belirten Erdem, "Umarım bu çabalar daha başarılı şekilde devam eder" dedi.
07 Kasım 2025 Cuma - 10:54
Çocuk Gelişim Uzmanı Karakaş: "Güçlü çocuklar, sevgi ve güvenin hakim olduğu ailelerin içinde yetişir"
Ege Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Çocuk Gelişimi Değerlendirme ve Aile Danışmanlığı Birimi, ailelere ve çocuklara yönelik rehberlik hizmetlerini sürdürüyor. Üniversitenin güçlü akademik birikimiyle uzman kadrosunu bir araya getiren birim, Ege Üniversitesi personeli ve onların 0-18 yaş aralığındaki çocuklarına ücretsiz olarak psikososyal destek sağlıyor. Birim Danışmanı Burcu Karakaş, aile danışmanlığı ve çocuk gelişimi alanındaki bilgi ve tecrübelerini paylaşarak, çocukların her gelişim evresinde karşılaşabilecekleri duygusal, sosyal ve akademik güçlüklerde ailelere rehberlik etmeyi ve sağlıklı, sürdürülebilir bir aile ortamı oluşturmalarına katkı sunmayı amaçladıklarını belirtti. Çocuk gelişimi ve aile danışmanlığı alanından bahseden Burcu Karakaş, "En güçlü motivasyonum, her zaman çocuklara duyduğum koşulsuz sevgi ve onlarla kurduğum doğal bağ oldu. Çocuk gelişimi alanının hem kişiliğimle hem de yaşam felsefemle tam olarak örtüştüğünü düşünüyorum. Kendimi bu alanda geliştirmek benim için bir zorunluluk değil, keyifle sürdürdüğüm bir öğrenme yolculuğu. Çünkü biz eğitimciler, çocuklara bir şeyler öğretirken aslında onlardan da çok şey öğreniyoruz" dedi. "Çocuk, ailesinden bağımsız değerlendirilemez" Aile danışmanlığı ile çocuk gelişimi arasındaki ilişkiye değinen Burcu Karakaş, iki alanın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı. Karakaş, "Aile, çocuğun doğduğu andan itibaren güvenle sığındığı ilk sosyal çevredir ve gelişiminde belirleyici bir rol oynar. Benim yaklaşımım, çocuğu değerlendirirken aile sistemini bir bütün olarak ele almak üzerine kurulu. Çünkü sağlıklı bir gelişim için çocuğu yalnızca bireysel değil, çevresiyle birlikte görmek gerekir. Günümüzde değişen aile yapısı, iş yaşamı ve teknolojinin etkisiyle farklı bir dinamik kazandı. Ancak çocuğun temel ihtiyacı değişmiyor. Aileyle geçirilen nitelikli zaman, etkili iletişim ve koşulsuz sevgi, her dönemde sağlıklı gelişimin temelini oluşturuyor. Güçlü çocuklar, sevgi ve güvenle büyüdüğü ailelerin içinde yetişir" diye konuştu. "Danışmanlık gelişim sürecinin her aşamasında değerli" Aile danışmanlığı desteğinin yalnızca sorun dönemlerinde değil, her zaman aileler için faydalı olabileceğini vurgulayan Burcu Karakaş, "Çoğu zaman uzman desteği ancak ciddi bir problem yaşandığında alınır sanılıyor. Oysa biz bu hizmeti yalnızca krizleri çözmek için değil; aileleri güçlendirmek, farkındalık kazandırmak ve iletişim kalitesini artırmak için sunuyoruz. Sunduğumuz bu hizmetin en önemli yönü, önleyici ve geliştirici olması. Özellikle 0-6 yaş dönemi, çocukların gelişim temellerinin atıldığı çok kritik bir evredir. Bu dönemde yapılan değerlendirmeler, hem çocukların gelecekteki becerileri hem de ailelerin farkındalığı açısından büyük önem taşır. Kısacası danışmanlık, bir müdahaleden çok, önleyici ve güçlendirici bir rehberlik sürecidir. Her aile, yaşamının bir döneminde bu desteğin kapsayıcı gücünden fayda görebilir" dedi. "Aile içi iletişim, çocuğun dünyayı algılama biçimini belirler" Aile içi iletişimin çocuğun gelişiminde belirleyici olduğunu vurgulayan Burcu Karakaş, "Ailede kurulan iletişim biçimi, çocuğun kendini nasıl algıladığını, duygularını nasıl ifade ettiğini ve çevresiyle nasıl ilişki kurduğunu şekillendirir. Empati, saygı ve anlayış temelli bir iletişim dili, çocuğa değerli olduğunu hissettirir ve güven duygusunu pekiştirir. Ebeveynlerin birbirleriyle kurduğu dengeli ilişki de çocuğun duygusal temelini oluşturur; çünkü çocuklar dünyayı büyüklerin duygusal tepkilerini gözlemleyerek öğrenir. Huzurlu bir aile ortamı, özgüveni yüksek, sosyal becerileri gelişmiş bireylerin yetişmesini sağlar. Kısacası, çocuğa verilebilecek en büyük armağan; ilişkilerini saygı, iş birliği ve anlayış üzerine kurmuş ebeveynlerdir" diye konuştu. "Güçlü aile, güçlü toplumun temelidir" Birimin hedeflerini paylaşan Burcu Karakaş, "En temel amacımız, Ege Üniversitesi ailesinin her dönemde ihtiyaç duyduğu desteği alabilmesini sağlamak. Yalnızca sorun odaklı değil, önleyici ve geliştirici bir yaklaşımla çalışıyoruz. Ebeveynlerin farkındalığını artırmak, çocukların gelişim süreçlerini yakından izlemek ve her çocuğun kendi potansiyeline ulaşabileceği bir ortam yaratmak önceliklerimiz arasında. Güçlü aile bağlarını desteklemek ve bu modeli uzun vadede diğer kurumlara da örnek olacak bir yapıya dönüştürmek istiyoruz. Çünkü güçlü aile, güçlü toplumun temelidir. Gelişimi anlamak, yaşamı anlamaktır; biz de bu yolculukta ailelerin yanında olmaya devam edeceğiz" dedi.
07 Kasım 2025 Cuma - 09:58
Etlik Şehir Hastanesi 3. yılında 15 milyonun üzerinde muayene hizmeti verdi
Etlik Şehir Hastanesi 2022 yılından bugüne kadar 15 milyonun üzerinde poliklinik muayene hizmeti verdi. Ankara Etlik Şehir Hastanesi, açılışının üçüncü yılı dolayısıyla hazırladığı özel tanıtım videosunu sosyal medya hesaplarından paylaştı. Videoda, hastanenin üç yıllık süreçte kaydettiği sağlık hizmetleri, teknolojik altyapısı ve insan odaklı vizyonu anlatıldı. Hazırlanan videoda, Etlik Şehir Hastanesi’nin yalnızca bir sağlık kurumu değil, ‘bilimin, teknolojinin ve insan sevgisinin birleştiği bir yaşam merkezi’ olduğu vurgulandı. Avrupa’nın en büyük sağlık komplekslerinden biri olan hastane, 1 milyon metrekare kampüs alanı, 207 bin metrekare oturum ve 1 milyon 145 bin metrekare kapalı alanıyla modern tıbbın merkezlerinden biri haline geldi. Üç yılda 15 milyonun üzerinde poliklinik muayenesi 2022 yılında hizmete giren hastanede, bugüne kadar 15 milyonun üzerinde poliklinik muayenesi, 3 milyondan fazla acil muayene ve 452 bini aşkın ameliyat gerçekleştirildi. 4 bin 50 tescilli yatak, 771 yoğun bakım yatağı ve 5 bin 753 araç kapasiteli kapalı otoparkıyla hastane, her gün binlerce kişiye sağlık hizmeti sunuyor. Videoda; Cyber Knife, tomoterapi, robotik cerrahi, hiperbarik oksijen tedavisi, göz anjiyosu ve hibrit ameliyathaneler gibi ileri teknoloji birimlerine de yer verildi. Hastane, her yıl 34 binden fazla doğum, 655 hiperbarik tedavi, 3 bin 459 diyaliz ve 378 suda doğum ile sağlık hizmetlerinde önemli bir kapasiteye ulaştı. "Sağlığın kalbi burada atıyor" Etlik Şehir Hastanesi’nde 3 bin 750 akademisyen ve 4 bin 500’ün üzerinde sağlık çalışanı görev yapıyor. Videoda, "Etlik Şehir Hastanesi, gücünü teknolojiden, ruhunu insandan alan bir iyileşme merkezi. Modern tıbbın ışığında Türk hekimlerinin tecrübesiyle görünmeyen görünür oluyor, bir hücrede bir yaşam yeniden yazılıyor, sağlığın kalbi burada atıyor" ifadeleri yer aldı.
07 Kasım 2025 Cuma - 09:50
Medical Point Hastanesi ve Stanford Üniversitesi arasında bilimsel iş birliği
İEÜ Medical Point Hastanesi, olağan hekim toplantısında önemli bir ismi ağırladı. Toplantıya katılan Dr. Laurel Crosby, Stanford Üniversitesi’yle yapılacak iş birliği ve sağlıkta yenilikçi uygulamalardan bahsetti. İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi, dünya çapında bilimsel gelişmeleri yakından takip etmeye ve sağlıkta öncü uygulamalara imza atmaya devam ediyor. Bu kapsamda, Stanford University ile yürütülen bilimsel iş birliği süreci kapsamında, her ay gerçekleşen Olağan Hekim Toplantısı’nda bilim dünyasının önemli isimlerinden Dr. Laurel Crosby ağırlandı. Multidisipliner sağlık yaklaşımı Stanford Genom Teknoloji Merkezi’nde Mühendislik Araştırma Görevlisi olarak görev yapan Dr. Crosby, nadir hastalıklar, moleküler tanı teknolojileri ve genetik mühendisliği alanındaki yenilikçi araştırmalarını Medical Point hekimleriyle paylaştı. Sunumda, genetik tanı süreçlerinde kullanılan ileri teknoloji yaklaşımlar, moleküler biyoteknolojideki son gelişmeler ve multidisipliner bilimsel iş birliklerinin geleceği ele alındı. Yenilikçi uygulamalar Toplantıda, bilimsel bilgi paylaşımının sağlık hizmetlerinin kalitesine katkısı bir kez daha vurgulandı. Medical Point Hastanesi’nin araştırma odaklı vizyonu doğrultusunda yürütülecek bu tür uluslararası vizyon sağlıkta yenilikçi uygulamaları destekleyeceği belirtildi. Medical Point Hastaneler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Veysi Kubba, katılım gösteren tüm hekimlere ve değerli katkılarından dolayı Dr. Laurel Crosby’e teşekkür ederek, bu iş birliğinin sağlıkta sürdürülebilir bilimsel ilerlemeye önemli katkılar sunacağını ifade etti.
07 Kasım 2025 Cuma - 09:19
Azerbaycanlı 8 yaşındaki çocuk, kemik iliği nakliyle Türkiye’de hayata tutundu
Azerbaycan’dan bağışıklık hastalığı nedeniyle İstanbul’a gelen 8 yaşındaki Umud Shahbazov, başarılı kemik iliği naklinin ardından yeni yaşına umutla girdi. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Kemik İliği Nakil Merkezi ekibi, küçük Umud için hastanede sürpriz bir doğum günü kutlaması düzenledi. Azerbaycan’ın Kürdemir şehrinde yaşayan ve bağışıklık hastalığı tanısı ile uzun süredir ağır enfeksiyonlar geçirdiği için tedaviler alan 8 yaşındaki Umud Shahbazov, kemik iliği nakli için Türkiye’ye getirildi. Yapılan tetkiklerde ablası Leman Shahbazov’un uygun donör olduğu belirlenince kemik iliği nakli kararı alındı. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Kemik İliği Nakil Merkezi’nde gerçekleştirilen operasyon başarıyla tamamlandı. Nakil sonrası süreçte sağlığı iyiye giden küçük Umud’a, hastane ekibince sürpriz bir doğum günü organizasyonu yapıldı. "Kardeşten nakillerde başarı oranı çok yüksek" Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Hilmi Apak, Umud’un tedavi süreci hakkında bilgi verdi. Prof. Dr. Apak, "Umud’a kardeşinden yapılan nakil sonrası hücre tutunması çok iyi ilerliyor. Kardeş donörlerden yapılan nakiller, genetik uyumun yüksek olması nedeniyle başarı oranı en yüksek gruplardan biridir. Merkezimizde birçok ülkeden gelen çocuklara bu tür nakilleri başarıyla uyguluyoruz" dedi. "Moral desteği tedavinin bir parçasıdır" Prof. Dr. Apak, kemik iliği naklinin sadece tıbbi bir işlem olmadığını, aynı zamanda umut ve dayanışma anlamı taşıdığını belirterek, "Lösemi gibi ağır hastalıklarda moral desteği tedavinin bir parçasıdır. Ailenin ve sağlık ekibinin desteği, çocukların iyileşme sürecinde büyük rol oynuyor. Umud’un tedavi süreci de bunun en güzel örneklerinden biri oldu" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Apak, "Her başarılı nakil, bir çocuğun geleceğe umutla bakması demektir. Umud’un hikayesi, adı gibi gerçekten umut verici" diye konuştu. Hastane ekibinden doğum günü sürprizi Tedavi sürecinde 8’inci yaşına giren Umud için hastane personeli doğum günü kutlaması düzenledi. Umud yeni yaşına doktorları, hemşireleri ve sağlık çalışanlarıyla birlikte pastasını keserek girdi.
06 Kasım 2025 Perşembe - 18:06
Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’nde tesis ve hasta güvenliği konuşuldu
Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’nde ‘Tesis ve Hasta Güvenliği Toplantısı’ gerçekleştirildi. Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’nde tesis ve hasta güvenliğinin güçlendirilmesine yönelik toplantı gerçekleştirildi. Toplantıda hasta güvenliği uygulamaları, risk yönetimi, acil durum süreçleri ve tesis güvenliği başlıkları ele alındı. Kalite Yönetim Birimi tarafından organize edilen toplantıya Hastane Başhekimi Op. Dr. Hasan Keser, hastane yönetimi ve birim sorumluları katıldı. Başhekim Op. Dr. Hasan Keser, toplantıda yaptığı konuşmada, "Hasta ve çalışan güvenliği, sağlık hizmetlerimizin temelini oluşturuyor. Bu kapsamda yürüttüğümüz kalite çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyoruz. Tüm çalışma arkadaşlarıma, birim sorumlularımıza özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder