SAĞLIK
29 Mart 2026 Pazar - 14:22 Atakum’da vatandaşlara genel sağlık taraması gerçekleştirildi Samsun’un Atakum ilçesinde, 18 yaş üstü kadınlar ve 50 yaş üstü erkeklere yönelik genel sağlık taraması yapıldı. Sağlıklı hayat konusunda vatandaşları bilgilendirmek için düzenlenen program yoğun ilgi gördü. Atakum Belediyesi, Samsun İl Sağlık Müdürlüğü ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) işbirliğinde düzenlenen ‘Kadın Sağlığını Geliştirme Programı’ kapsamında Özgecan Kadın Danışma Merkezi’nde vatandaşlara yönelik genel sağlık taraması gerçekleştirildi. Program, toplum sağlığını koruma, güçlendirme çalışmaları kapsamında 18 yaş üstü kadınlar ve 50 yaş üstü erkeklere yönelik düzenlendi. Uzman sağlık personeli eşliğinde kanser taramasına katılan vatandaşlar tansiyon, şeker ölçümü gibi hizmetlerden faydalanmanın yanı sıra kalp, böbrek, üreme sağlığı ve aile planlaması hakkında önemli bilgiler aldı. Kadınlar, programda rahim ağzı taramasına katılarak mobil kanser tarama aracında HPV ve DNA testi verdi. Kanserde erken tanı ve tedavi sürecine dikkat çekilen organizasyon, vatandaşlar tarafından büyük ilgi gördü. Programda konuşan OMÜ Halk Sağlığı Hemşireliği Ana Bilim Dalında görevli Dr. Öğretim Üyesi Figen Çavuşoğlu, "Bu program öncelikle, 35-70 yaş aralığındaki tüm kadınların ve 50-70 yaş aralığındaki tüm erkeklerin, ulusal kanser tarama programı çerçevesinde erken tanı ve tarama programına katılımlarını desteklemek için düzenlendi. Aynı zamanda cinsel sağlık ve üreme sağlığı kapsamında aile planlaması, menopoz ve menopoza uyum, kalp sağlığını koruma, diyabetle yaşam gibi başlıklar altında hakkında kadınlarımızı bilinçlendirmek ve kadın sağlığını güçlendirmek için buradayız. Stantlar açtık ve sağlık uygulamaları yapıyoruz. Sağlık İl Müdürlüğünün mobil kanser tarama aracı var. Bu aracın içerisinde rahim ağzı kanserine yönelik HPV ve DNA testi için tarama yapılıyor. Bugünkü programımızın yanı sıra 10 Nisan’da Ömer Halisdemir Parkı’nda ve 24 Nisan’da da Çakırlar Korusunda olacağız, tüm Atakumluları etkinliklere bekliyoruz" dedi. Sağlık taramaları devam edecek Atakum Belediye Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Şafak Ari Emir, programa yoğun katılım olmasından duydukları memnuniyeti ifade ederek "Burada kadın sağlığını güçlendirme başlığı altında OMÜ Halk Sağlığı ve Hemşirelik Bölümü öğrencileri ve İl Sağlık Müdürlüğü ile bir tarama programı gerçekleştirdik. Sağlık tarama programına, kadınların yoğun ilgisi oldu. Nisan ayı içerisinde 10 Nisan ve 24 Nisan tarihlerinde iki sağlık tarama faaliyeti gerçekleştireceğiz" diye konuştu. Sunulan sağlık tarama hizmetinden yararlanan vatandaşlar ise bu etkinliklerin kadın sağlığı ve kadının gelişimi açısından olumlu bulduklarını belirtti. Etkinliklerin devamını beklediklerini söyleyen vatandaşlar, "Her bilgiye her zaman, her yerde ulaşamıyoruz. Ayağımıza gelen böyle bir hizmet için üniversitemize, Atakum Belediyesi’ne ve İl Sağlık Müdürlüğü’ne çok teşekkür ediyoruz" ifadelerine yer verdiler.
29 Mart 2026 Pazar - 11:32 Ani baş dönmesi Vertigo habercisi olabilir Baş hareketiyle aniden ortaya çıkan baş dönmesi; vertigonun ilk belirtisi olabileceğini belirten Eskişehir Özel Ümit Hastanesi KBB Uzmanı Nargız Salahova, özellikle şiddetli baş dönmesi, denge kaybı ve çift görme gibi belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden uzmana başvurulması gerektiğini söyledi. Vertigo, kişinin kendisinin ya da çevresinin dönüyor, sallanıyor veya hareket ediyormuş gibi hissettiği bir baş dönmesi türü olarak tanımlanıyor. Bu durum çoğu zaman denge kaybı, mide bulantısı ve günlük aktiviteleri sürdürmede zorluk gibi şikâyetlerle birlikte görülüyor. Vertigo şikâyeti ile başvuran hastalarda ilk adımın ayrıntılı değerlendirme olduğunu belirten Salahova, "Baş dönmesi şikâyeti ile gelen hastalarımızın öncelikle detaylı hikâyesini alıyoruz. Baş dönmesinin nasıl başladığını, ne kadar sürdüğünü ve beraberinde başka şikâyetlerin olup olmadığını sorguluyoruz. Ardından muayene ile vertigonun kaynağını ayırt etmeye çalışıyoruz" dedi. Santral ve kulak kaynaklı vertigo ayrımı Vertigo farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabildiğini aktaran Dr. Salahova, bazı durumlarda sorunun beyinden kaynaklanabildiğini, bu durumlarda; şiddetli baş dönmesi, yürüme güçlüğü ve belirgin dengesizlik ve çift görme gibi nörolojik belirtiler görülebildiğini söyledi. Bu tür durumlarda hastaların nöroloji uzmanına yönlendirildiğini ifade eden Salahova, "KBB alanında ise vertigonun en sık görülen nedeni kulak içindeki denge organıyla ilgili sorunlar. Bu hastalıkların başında halk arasında ‘kulak kristallerinin oynaması’ olarak bilinen Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo geliyor. Kısaca BPPV olarak tanımlanan bu rahatsızlık, adından da anlaşılacağı gibi iyi huylu, kısa süreli ataklar halinde ortaya çıkan ve başın belirli pozisyonlarıyla tetiklenen bir vertigo türüdür." İfadelerini kullandı. Hastalığın; özellikle 50 yaş sonrası bireylerde ve kadınlarda daha sık görüldüğünü belirten Salahova, BPPV’nin genellikle şu hareketlerle ortaya çıktığını söyledi: Yatağa uzanma veya yatakta dönme, başın yukarı ya da aşağı hareket ettirilmesi, ani baş hareketleri gibidir." Tanı ve tedavide manevralar kullanılıyor Salahova, "BPPV’nin tanı ve tedavisinde özel manevralar uygulanıyor. Bu manevralarla kulak içindeki denge kristallerinin doğru konuma yönlendirilmesi ve baş dönmesinin ortadan kaldırılması hedefleniyor"dedi. Bazı hastalarda vertigo rehabilitasyonuna da ihtiyaç duyulduğunu belirten Salahova, "Sık tekrarlayan vertigo ataklarında dengeyi güçlendiren egzersizler uyguluyoruz. Stabiliteyi artıran egzersizler, proprioseptif çalışmalar ve gövde stabilizasyonu bu tedavinin bir parçası" diye konuştu. Hareketsizlik vertigoyu artırabilir Vertigo yaşayan birçok kişinin baş dönmesinin tekrar etmesinden korktuğu için hareket etmekten kaçındığını belirten Dr. Salahova, bunun yanlış bir yaklaşım olduğuna dikkat çekti ve tedavinin önemli bir parçasının hastayı yeniden hareket etmeye teşvik etmek ve hareketsizliğin önüne geçmek olduğunu vurguladı. Ne zaman doktora başvurulmalı Baş dönmesi kısa süreli ve hafif olsa bile bazı durumlarda mutlaka uzman değerlendirmesi gerektiğine dikkat çeken KBB Uzmanı Nargız Salahova, özellikle şu belirtiler varsa gecikmeden doktora başvurulmasını önerdi: Şiddetli ve uzun süren baş dönmesi, yürüme güçlüğü, çift görme veya konuşma bozukluğu ve şiddetli dengesizlik."
Organ bağışında lider bölgenin yöneticileri bir araya geldi
05 Kasım 2025 Çarşamba - 11:56 Organ bağışında lider bölgenin yöneticileri bir araya geldi Organ bağışında Balıkesir, Bilecik, Çanakkale, Yalova illerini de kapsayan Bursa bölgesinin il sağlık müdürleri, organ nakil koordinatörleri ve hastane yöneticileri Bursa Şehir Hastanesi’nde düzenlenen koordinasyon toplantısında bir araya geldi. Son 14 yılda 12’nci kez Türkiye lideri olan Bursa bölgesinin, bu başarısında emeği geçenlerin onurlandırıldığı toplantıda; vefat eden yakınlarının organlarını bağışlayan vatandaşların konuşmaları da duygu dolu anlar yaşattı. 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında düzenlenen toplantıya Bursa Vali Yardımcısı Hulusi Doğan, Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, Balıkesir İl Sağlık Müdürü Dr. Miraç Çavdar, Bilecik İl Sağlık Müdürü Dr. Ferhat Damkacı, Yalova İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halim Ömer Kaşıkcı’nın yanı sıra bölgenin organ nakil koordinatörleri, kamu ve özel hastanelerinin yöneticileri de katıldı. Organ bağışı ile ilgili uluslararası sanatçıların eserlerinin yer aldığı serginin kurdele kesimi ile başlayan toplantıda Bursa Bölge Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Doç. Dr. Gülbahar Çalışkan, bölgede yürütülen çalışmalarla ilgili sunum gerçekleştirdi. Bursa yeniden zirvede Doç. Dr. Çalışkan’dan sonra kürsüye çıkan Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Çetin ise, Sağlık Bakanlığı’nın organ bağışı konusuna oldukça hassasiyet yaklaştığını belirtti. Organ bağışının zor bir konu olduğunu ancak dışarıdan bakıldığında bu zorluğun anlaşılamadığına dikkat çeken Çetin, "Bu stresli ortamda kişi eğer sağken organ bağışına yönelik beyan bırakmadıysa mevzuatımız gereği aileden izin almadan organlarını alamazsınız. Gerçekten zor bir ortam. Bir taraftan aileler yaslarını yaşıyor, bir taraftan 7-8 kişiye umut olma imkânı var. Bu kritik zamanı yönetemezseniz işler yürümüyor. Balıkesir Şehir Hastanesi ve Bursa Şehir Hastanesi öncülüğünde ve diğer illerimizin katkılarıyla geçtiğimiz yıl Antalya’ya devrettiğimiz organ bağışı birinciliğini bu yıl geri aldık. Hepinize çok teşekkür ediyorum" dedi. "Kızımın vasiyetini yerine getirdik" Toplantı, vefat eden yakınlarının organlarını bağışlayan kişilerin konuşmaları ile devam etti. Geçtiğimiz yıl geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeden ve organlarıyla birçok hastaya umut olan Rabia Seyhan’ın annesi Selma Seyhan’ın yaptığı konuşma, katılımcılara duygu dolu anlar yaşattı. Kızının vasiyetini yerine getirdiklerini dile getiren anne Seyhan, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Merhume Rabia Seyhan’ın annesiyim. Bundan tam 16 ay öncesi trafik kazası geçirdi. Kazadan 2 gün önce kendisiyle bir konuşma yapmıştık. Ben organlarımı bağışlayacağım demişti. Pazar günü de kaza geçirdi. 11 gün yoğun bakımda kaldı. Sonrasında vefat etti organlarını bağışladık. Kızımızın vasiyetini yerine getirdik. Hem üzücü hem de gurur verici bir şey. Kızımın vasiyeti yerine geldi. Nice canlara can oldu. Kalbini verdiğimiz kişi de vefat ettiğini duydum. Allah rahmet eylesin. İnşallah öbür dünyada buluşmuşlardır. Organları herkes bağışlasın. Nice genç yaşta organ bekleyen hastalarımız var. Bir insana can olmak bütün insanlara can olmaktır. Ben buna inanarak kızımın organlarını verdim." Program, nakil sayesinde hayata tutunan bireylerin görüşleriyle devam etti. Daha sonra Bursa bölgesinin Türkiye’nin zirvesinde yer almasında emeği geçen kişilere teşekkür belgeleri takdim edildi. (AB-
İzmir Can Hastanesi’den ’Evde Sağlık’ta yeni dönem
05 Kasım 2025 Çarşamba - 11:43 İzmir Can Hastanesi’den ’Evde Sağlık’ta yeni dönem İzmir’in köklü sağlık kuruluşlarından İzmir Can Hastanesi, hastaların hastaneye gelmeden profesyonel sağlık hizmeti alabilmesini sağlayan Evde Sağlık Hizmetleri Birimi ile dikkat çekiyor. Evde Sağlık Hizmeti; muayene, tetkik, tedavi, pansuman, enjeksiyon, serum takılması, laboratuvar örneklerinin alınması ve kronik hastalık takibi gibi birçok hizmeti kapsıyor. Böylece, özellikle yaşlı, yatağa bağımlı veya kronik hastalığı bulunan bireyler, hastaneye gitmek zorunda kalmadan kendi evlerinde güvenle sağlık hizmeti alabiliyor. İzmir Can Hastanesi Evde Sağlık Birimi Sorumlusu Dr. Onur Duygu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Evde Sağlık hizmetimizle, hastalarımızın konforunu ve güvenliğini ön planda tutuyoruz. Amacımız, sağlık hizmetini ev ortamına taşıyarak iyileşme sürecine katkı sağlamak. 7 gün 24 saat ulaşılabilir yapımızla İzmir’in her noktasına hizmet veriyoruz." Evde Sağlık ekibi, hastaların ihtiyaçlarına göre kişiselleştirilmiş bakım planları oluşturuyor ve süreç boyunca hekim kontrolünde takip sağlıyor. Hastaneye gelemeyen hastalar, "Evde Sağlık Hattı" üzerinden randevu alarak bu hizmetten kolayca faydalanabiliyor. 7/24 Ulaşılabilirlik Evde Sağlık Birimi, haftanın her günü ve günün her saati hizmet sunuyor. Hastalar detaylı bilgi ve randevu için 0232 715 40 00 ya da 0532 064 15 57 üzerinden iletişime geçebiliyor.
SEAH’ta Suda Doğum uygulaması yeniden başladı
05 Kasım 2025 Çarşamba - 10:46 SEAH’ta Suda Doğum uygulaması yeniden başladı Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi (SEAH) Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Kampüsünde bir süredir ara verilen "Suda Doğum" yöntemi yeniden uygulanmaya başladı. Anne ve bebek sağlığı açısından normal doğumun önemine dikkat çekmek amacıyla düzenlenen gebe sınıfları ve okullarındaki eğitimler tüm hızıyla sürerken, normal doğumun daha konforlu ve sancısız gerçekleşmesini sağlayan suda doğum uygulaması anne adaylarından yoğun ilgi görüyor. Anne adaylarının yakından takip ettiği uygulamaya bir süre önce yeniden başlayan SEAH Kadın Doğum Kliniğinde, bu yöntemle bir kız bebek dünyaya getiren Pınar Gevrek, normal doğum planlarken ebelerin yönlendirmesiyle hastanede suda doğum imkanı olduğunu öğrendiğini belirtti. Gevrek, "Suda doğumu daha önce sosyal medyada görmüştüm ve konuyla ilgili az çok bilgi sahibiydim. Burada böyle bir hizmet olduğundan haberim yoktu. Ebe hanımın söylemesi üzerine kabul ettim ve doğumumu bu şekilde yaptım. Bu yöntem bana doğum sürecinde çok yardımcı oldu, herkese tavsiye ediyorum; imkanı olan suda doğum yapsın" diye konuştu. Suda doğumun yararlarına ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Hilal Uslu Yuvacı, uygulamanın hem anne hem de bebek açısından birçok avantaj sunduğunu belirtti. Doç. Dr. Yuvacı, "Suda doğum, annenin gevşemesine yardımcı olarak doğum ağrısını azaltan, kasların daha etkin çalışmasını sağlayan ve doğum süresini kısaltabilen doğal bir yöntemdir. Ilık suyun rahatlatıcı etkisi sayesinde anne daha az stres yaşar, bu da doğumun daha fizyolojik ve kontrollü ilerlemesini sağlar. Hastanemizde bunun için hazırladığımız güzel bir odamız var. Odanın içinde doğum sürecinde anne adayımızın kendini evinde hissedeceği bir ortam oluşturmaya çalıştık. Bu odada yine doğum eyleminin takip edildiği bir su küvetimiz var. Stresi mümkün mertebe ne kadar azaltırsak doğum o kadar kolaylaşıyor. Uygun anne adaylarında, gerekli hijyen ve güvenlik şartları sağlandığında bu yöntem oldukça güvenlidir" ifadelerini kullandı.
Organ bağışı bir kişinin başka bir kişiye yaşam umudu olmasının en anlamlı yoludur
05 Kasım 2025 Çarşamba - 10:32 Organ bağışı bir kişinin başka bir kişiye yaşam umudu olmasının en anlamlı yoludur SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Nefroloji Bilim Dalı’nda görev yapan Uzm. Dr. Orhan Özdemir, "Organ bağışı, bir kişinin başka bir kişiye yaşam umudu olmasının en anlamlı yoludur" dedi. SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi (TransplANTEPSANKO) hekimlerinden de olan Uzm. Dr. Özdemir, 3-9 Kasım Organ Bağış Haftası’nın, organ bağışı ve naklinin hayati önemine dikkat çekmek için önemli bir fırsat olduğunu söyledi. Ülkemizde her yıl binlerce hastanın, özellikle kronik böbrek yetmezliği nedeniyle organ nakli beklediğine dikkat çeken Uzm. Dr. Özdemir, böbrek naklinin, son dönem böbrek yetmezliği tedavisinde yaşam süresini uzatan ve yaşam kalitesini belirgin biçimde artıran en etkin tedavi seçeneği olduğunu kaydetti. Günümüzde böbrek nakillerinin hem canlı vericilerden hem de kadavra donörlerden başarıyla gerçekleştirilebildiğini ifade eden Uzm. Dr. Özdemir, "Canlı vericili nakillerde donör ve alıcı arasındaki doku uyumu, tıbbi değerlendirme ve etik ilkeler doğrultusunda titizlikle incelenmektedir. Kadavra donör sayısının artması ise toplumun organ bağışı bilincinin yükselmesiyle mümkündür. Bu nedenle organ bağışı konusunda farkındalık oluşturmak, sağlık profesyonelleri kadar toplumun her bireyinin sorumluluğudur. Böbrek nakli yapılan hastalarda uygun immünsüpresif (Bağışıklık sistemini baskılayan) tedaviler sayesinde uzun dönem greft ve hasta sağkalımı her geçen yıl daha da iyileşmektedir. Cerrahi tekniklerdeki ilerlemeler, deneyimli transplantasyon ekipleri ve düzenli takip programları nakil başarısını artıran temel unsurlardır" dedi. Uzm. Dr. Özdemir, "Her bir bağış, bekleme listesinde yer alan bir hastaya yeniden hayat verebilir. Unutmayalım ki, her organ bağışı, filizlenen yeni bir yaşamdır" diyerek sözlerini tamamladı.
Dr. Demirçubuk, "İnek sütü masum değil"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 10:30 Dr. Demirçubuk, "İnek sütü masum değil" Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Gümüş Demirçubuk, inek sütünün erken yaşta tüketilmesinin çocuk sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. Dr. Ayşe Gümüş Demirçubuk, bebeklerin ilk 12 ay boyunca yalnızca anne sütü veya uygun formül mamalarla beslenmesi gerektiğini vurgulayarak, "İnek sütü, bebeklerin sindirim sistemine uygun değildir. İçeriğindeki yüksek protein ve mineral oranı, böbrekleri zorlayabilir ve bağırsaklarda mikroskobik kanamalara neden olabilir. Bu durum, demir eksikliği anemisine yol açabilir" dedi. "Alerji ve laktoz duyarlılığına dikkat" Dr. Demirçubuk, bazı çocuklarda inek sütü proteinine karşı alerjik reaksiyonlar gelişebileceğini belirterek, "İnek sütü alerjisi, özellikle yaşamın ilk aylarında sık görülür. Bu durum cilt döküntüleri, kusma, ishal, karın ağrısı veya solunum problemleriyle kendini gösterebilir. Aileler, bu belirtileri fark ettiklerinde mutlaka bir uzmana başvurmalıdır. Bir yaşını dolduran çocuklarda, günlük süt alımı 200 ml’yi sınırılı kalmasını tercih ediyoruz. Aşırı süt tüketimi iştahsızlığa, demir eksikliğine ve dengesiz beslenmeye yol açabilir. Çocuğun yaşına uygun dengeli bir beslenme programı çok önemlidir" şeklinde konuştu. Anne Sütü Her Zaman İlk Tercih Dr. Ayşe Gümüş Demirçubuk, anne sütünün bebekler için en değerli besin olduğunu hatırlatarak, "Anne sütü, bebeğin ihtiyacı olan tüm besin öğelerini ve bağışıklık destekleyici maddeleri içerir. Her anne, ilk 6 ay sadece anne sütü vermeye gayret etmeli; 6. aydan sonra uygun ek gıdalarla birlikte emzirmeye devam etmelidir. 1 yaşından önce inek sütü verilmemeli. Süt alerjisi belirtileri gözlemlenirse doktora başvurulmalı. 1 yaşından sonra süt, ölçülü ve dengeli biçimde verilmelidir. Alternatif kalsiyum kaynakları (yoğurt, peynir, yeşil sebzeler) dengeli şekilde tüketilmelidir" diye konuştu.
Dr. Öcük: "Yanlış dolgu uygulamaları kalıcı hasar ve ölüme neden olabilir"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:58 Dr. Öcük: "Yanlış dolgu uygulamaları kalıcı hasar ve ölüme neden olabilir" Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özcan Öcük, burun, dudak ve yüz hatlarına yapılan dolgu işlemleri hakkında önemli uyarılarda bulundu. Dr. Öcük, son yıllarda artan merdiven altı estetik uygulamalara dikkat çekerek, bu tür işlemlerin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. "Dolgu ve benzeri medikal estetik uygulamaları mutlaka uzman hekimler tarafından, uygun şartlarda ve Sağlık Bakanlığı onaylı ürünlerle yapılmalıdır" diyen Öcük, yanlış uygulamaların doku kaybı, kalıcı hasar hatta ölüm gibi ciddi sonuçlara neden olabileceğini vurguladı. "Merdiven altı yapılan işlemlerde sakatlık, doku kaybı, kalıcı hasarlar hatta ölümle sonuçlanabilecek ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir" Dolgu botoks gibi işlemlerin uzmanlar tarafından yapılmasının önemine dikkat çeken Dr. Öcük, "Dolgu, botoks ve mezoterapi gibi işlemler mutlaka uzman hekimler tarafından yapılmalıdır. Bu tür uygulamaların sertifikalı ve yetkin kişilerce gerçekleştirilmesi son derece önemlidir. Aksi takdirde, sakatlık, doku kaybı, kalıcı hasarlar hatta ölümle sonuçlanabilecek ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle, işlemlerin uygun şartlarda, uzman kişiler tarafından ve Sağlık Bakanlığı onaylı ürünlerle yapılması büyük önem taşır. Ayrıca danışanlarımızın sosyal yaşamda görünüm ve yaşam kalitesi beklentileri de bizim için çok değerlidir. Bu sebeple, medikal estetik uygulamaların tamamı hijyenik şartlarda, güvenilir ve onaylı ürünlerle gerçekleştirilmelidir" şeklinde konuştu. "Hastane ortamında, son derece hijyenik şartlarda gerçekleştirilmesinden emin olabilirler" Dr. Öcük, "Hatem Hastanesi bünyesindeki Estetik Merkezi’mizde; dolgu, botoks, lazer, fraksiyonel lazer, altın iğne ve mezoterapi gibi birçok medikal estetik işlem bizzat uzman doktorlarımız tarafından yapılmaktadır. Bu sayede hastalarımız, hem kullanılan ürünlerin Sağlık Bakanlığı onaylı olmasından hem de işlemlerin hastane ortamında, son derece hijyenik şartlarda gerçekleştirilmesinden emin olabilirler. Komplikasyon riskimiz oldukça düşüktür ve hastalarımızın güvenliği bizim için her zaman en öncelikli konudur" diye konuştu.
Ablasından karaciğer nakli alan vatandaş tüm organlarını bağışladı
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:58 Ablasından karaciğer nakli alan vatandaş tüm organlarını bağışladı Siirt’te daha önce ablasından karaciğer nakli alan bir vatandaş, Organ Bağış Haftasında uğradığı stantta tüm organlarını bağışladı. Siirt İl Sağlık Müdürlüğü organ bağış birimi ekipleri, Güres Caddesi’nde 3-9 Organ Bağış Haftası kapsamında stant açtı. Ekipler, vatandaşları organ bağışı konusunda bilgilendirdi. Bir dönem organ bekleyen 37 yaşındaki Ömer Özüm, stantta uğrayarak tüm organlarını bağışladı. Evli ve 2 kız çocuk babası Ömer Özüm 2015 yılında karaciğer nakli olduğunu söyledi. Ablasından karaciğer nakli aldığını söyleyen Özüm şimdi de bağışçı olduğunu belirterek, "Hepatit B’den dolayı karaciğerim hasar gördü. Buradan geçerken organ bağışçısı olmak istedim ve tüm organlarımı bağışlamak istedim. Benim gibi organ bekleyenlere rabbimden şifa diliyorum. Tez zamanda inşallah sağlıklarına kavuşurlar" dedi. Özüm, organ beklemenin çok zor bir süreç olduğunu ifade ederek, "Gerçekten herkes için aile için hasta için çok zor bir süreç ama umutlarını kaybetmesinler. En kısa zamanda organlar bulunur inşallah, sağlıklarına kavuştular. Ben de empati yaparak organ bağışçısı olmak istedim" ifadelerinde bulundu. İl Sağlık Müdürlüğü organ bağış biriminden Paramedik Çağla Çüvgün, arkadaşıyla beraber bu sene 40 olan organ bağış sayısını 374’e çıkardıklarını kaydetti. Organ bağış farkındalığını arttırmak için 161 tane kurum ziyareti gerçekleştirdiklerini aktaran Çüvgün, "Binlerce insana ulaştık, binlerce kalplere dokunduk. Siz de organ bağışçı olursanız bir kişinin hayatını kurtarabilirsiniz. Standımıza bekliyoruz. İl Sağlık Müdürlüğü ve hastanenin organ bağış birimine başvurarak organ bağışçısı olabilirsiniz. E-nabız ve e-devletten kolayca organ bağışçısı olabilirsiniz" diye konuştu.
Doğuştan 200 binde bir görülen hastalıkla 2 yıl boyunca yaşayan çocuk sağlığına kavuştu
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:51 Doğuştan 200 binde bir görülen hastalıkla 2 yıl boyunca yaşayan çocuk sağlığına kavuştu Diyarbakır’da yaşayan 2 yaşındaki Tevab Aram Zengin, doğuştan bağırsaklarının göğüs boşluğuna çıkmasıyla akciğerini sıkıştırdı. 200 binde bir görülen diyafram fıtığının en nadir tipiyle 2 yıl boyunca yaşayan Aram, 1 saatlik ameliyatla sağlığına kavuştu. 2 yaşındaki Tevab Aram Zengin, sık sık akciğer enfeksiyonu geçirip ve zatürre nedeniyle tedavi görmeye başladı. Birçok hastaneye götürülen Aram, daha sonra öneri üzerine Memorial Dicle Hastanesi Çocuk Cerrahı Op. Dr. Taner Kamacı’ya yönlendirildi. Kamacı, 200 binde bir görülen diyafram fıtığının en nadir tipini tespit ederek ameliyat kararı aldı. 2 yaşındaki Aram, 1 saatlik ameliyatın ardından göğüs boşluğuna çıkan bağırsaklarının yerine yerleştirilmesiyle sağlığına kavuştu. Op. Dr. Taner Kamacı, hastanın diyafram hernesi dedikleri bir rahatsızlıkla kendilerine başvurulduğu söyledi. Hastanın sık sık akciğer enfeksiyonu geçirip ve zatürre nedeniyle tedavi gören bir hasta olduğunu belirten Kamacı, bunları araştırırken çocuğun diyaframında doğuştan gelen bir yırtık olduğu ve bu yırtıktan bağırsaklarının karın içinde olması gerekirken göğüs boşluğuna doğru çıktığı ve akciğeri sıkıştırdığını tespit ettiklerini ifade etti. Kamacı, doğuştan itibaren böyle diyafram yırtıkları olduğuna değinerek, "Bu hastamızın özelliği diyafram fıtıklarının en nadir görülen tipi. Morgagni hernisi dediğimiz özel bir tip. Yaklaşık 200 bin doğumda bir görünen nadir vaka. Türkiye’de geçen sene 937 bin bebek doğmuş. Düşünün bu şekilde Türkiye’de sadece 5 hasta doğuyor bir yıl içinde. Akciğer filmleri ve tomografisiyle teşhisini koyduk" dedi. "Bundan sonra akciğer enfeksiyonu geçirmeden tamamen normal hayatına dönecek" Kapalı laparoskopik yöntemle ameliyatı yaptıklarını kaydeden Kamacı, "Ameliyatta göğüs boşluğuna çıkan bağırsakları karnın içine geri indirdik. Diyaframda olan yırtığı ya da fıtık kısmını dikerek kapalı yöntemle kapatıyoruz. Yaklaşık 1 saat süren bir ameliyatla hastamızı tedavi ettik. Bir sonraki gün de hastamızı taburcu ederek evine gönderdik. Bugün hastamızın kontrolünü yapıyoruz. Kontrolünde de her şey yolunda görünüyor. Fıtığında her hangi bir sıkıntı yok. Bundan sonra akciğer enfeksiyonu geçirmeden tamamen normal hayatına dönecek" şeklinde konuştu. Anne Ruhcan Zengin ise Tevab Aram Zengin’in 2 yaşında olduğunu, 2 yıldır hep rahatsızlığı olduğunu söyledi. Karaciğer enzimlerinin yükseldiğini dile getiren Zengin, "Onunla uğraşıyorduk, bu hastalıktan bir bilgimiz yoktu. Hastane hastane gezdiriyorduk. Tabii karaciğer üstünde durmuştuk. Başka bir hastanede hocamız onu görünce bizi Tamer hocaya yönlendirdi. Taner hoca da çok ilgilendi. Çok teşekkür ediyoruz. Şu an çok şükür, çok iyi" ifadelerinde bulundu.
Dr. Öcük: "Yanlış dolgu uygulamaları kalıcı hasar ve ölüme neden olabilir"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:51 Dr. Öcük: "Yanlış dolgu uygulamaları kalıcı hasar ve ölüme neden olabilir" Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özcan Öcük, burun, dudak ve yüz hatlarına yapılan dolgu işlemleri hakkında önemli uyarılarda bulundu. Dr. Öcük, son yıllarda artan merdiven altı estetik uygulamalara dikkat çekerek, bu tür işlemlerin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. "Dolgu ve benzeri medikal estetik uygulamaları mutlaka uzman hekimler tarafından, uygun şartlarda ve Sağlık Bakanlığı onaylı ürünlerle yapılmalıdır" diyen Öcük, yanlış uygulamaların doku kaybı, kalıcı hasar hatta ölüm gibi ciddi sonuçlara neden olabileceğini vurguladı. "Merdiven altı yapılan işlemlerde sakatlık, doku kaybı, kalıcı hasarlar hatta ölümle sonuçlanabilecek ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir" Dolgu botoks gibi işlemlerin uzmanlar tarafından yapılmasının önemine dikkat çeken Dr. Öcük, "Bugün sizlere medikal estetik uygulamalardan bahsetmek istiyorum. Dolgu, botoks ve mezoterapi gibi işlemler mutlaka uzman hekimler tarafından yapılmalıdır. Bu tür uygulamaların sertifikalı ve yetkin kişilerce gerçekleştirilmesi son derece önemlidir. Aksi takdirde, sakatlık, doku kaybı, kalıcı hasarlar hatta ölümle sonuçlanabilecek ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle, işlemlerin uygun şartlarda, uzman kişiler tarafından ve Sağlık Bakanlığı onaylı ürünlerle yapılması büyük önem taşır. Ayrıca danışanlarımızın sosyal yaşamda görünüm ve yaşam kalitesi beklentileri de bizim için çok değerlidir. Bu sebeple, medikal estetik uygulamaların tamamı hijyenik şartlarda, güvenilir ve onaylı ürünlerle gerçekleştirilmelidir" şeklinde konuştu. "Hastane ortamında, son derece hijyenik şartlarda gerçekleştirilmesinden emin olabilirler" Dr. Öcük, "Hatem Hastanesi bünyesindeki Estetik Merkezimizde; dolgu, botoks, lazer, fraksiyonel lazer, altın iğne ve mezoterapi gibi birçok medikal estetik işlem bizzat uzman doktorlarımız tarafından yapılmaktadır. Bu sayede hastalarımız, hem kullanılan ürünlerin Sağlık Bakanlığı onaylı olmasından hem de işlemlerin hastane ortamında, son derece hijyenik şartlarda gerçekleştirilmesinden emin olabilirler. Komplikasyon riskimiz oldukça düşüktür ve hastalarımızın güvenliği bizim için her zaman en öncelikli konudur" diye konuştu. (FA-LO-Y
Kış geldi, virüsler geri döndü
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:36 Kış geldi, virüsler geri döndü Kış mevsiminin gelmesiyle birlikte, kapalı ortamlarda geçirilen sürenin artması ve temasın yoğunlaşması, solunum yolu hastalıklarında artışa sebep oldu. Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reşit Mıstık, özellikle grip, nezle, Covid-19 ve RSV vakalarında yükseliş görüldüğünü belirterek vatandaşları dikkatli olmaya çağırdı. Kış aylarında sık görülen virüslerin benzer belirtilerle başladığını ancak hastalıkların seyir ve risk düzeylerinin farklı olduğunu vurgulayan Medicana Bursa Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mıstık, "Grip, nezle, Covid-19 ve RSV hastalıkları çoğu zaman benzer şekilde başlar. Ancak hastalıkların ciddiyeti, bulaşma süresi ve risk grupları farklıdır. Özellikle yaşlılar, kronik kalp-akciğer hastaları ve diyabeti olanlar daha dikkatli olmalıdır. Gribin kuluçka süresi 1-4 gündür. Hastalık ani başlayan ateş, baş ve kas ağrısı, halsizlik, kuru öksürük gibi belirtilerle kendini gösterir. Gribin ölüm oranı sağlıklı bireylerde düşük olsa da, kalp veya akciğer hastalığı olanlarda risk 100 kat artıyor" dedi. Soğuk algınlığı ve nezle genellikle hafif seyirli enfeksiyonlar olduğunu belirten Mıstık, "Ateş nadir görülür, burun akıntısı ve halsizlik ön plandadır. Bu hastalıkların genellikle kısa sürede iyileşmektedir. Zatürre veya ağır komplikasyon beklenmez. Aşısı yoktur" diye konuştu. Covid-19’un kuluçka süresi 3-10 gün olduğunu belirten Mıstık, "Ateş, boğaz ağrısı, kas ağrısı, tat ve koku kaybı, kırgınlık ve bazen ishal gibi belirtilerle seyreder. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre Eylül 2025’te 75 ülkeden 53 bin 670 örneğin yüzde 6,8’i pozitif bulunmuştur. Avrupa, dünya genelinde en yüksek vaka oranına sahip bölge konumundadır (yüzde 23). En yaygın varyant XFG (yüzde 61-68) olup, halk sağlığı açısından ek risk taşımadığı bildirilmiştir" dedi. RSV (respiratuvar sinsityal virüs) kuluçka süresi 2-8 gün olarak görüldüğünü belirten Mıstık, "Özellikle bebeklerde bronşit ve zatürreye sebep olabilirken, erişkinlerde genellikle hafif seyreder. RSV enfeksiyonları kış ve ilkbahar aylarında artış gösterir. Bu virüslerin ayırt edilmesinde laboratuvar testlerinin önemine dikkat edilmesi gerekiyor. Artık nezle, grip, COVID-19 ve RSV’yi birbirinden ayıran hızlı testler mevcut. Özellikle risk grubundaki kişilerin test yaptırması ve erken teşhisi alması çok önemli" şeklinde konuştu. Kışa girerken yapılması gereken önlemleri ise Mıstık şu şekilde sıraladı; "Kapalı alanlarda uzun süre kalmaktan kaçının. El hijyenine özen gösterin. Öksürürken ve hapşırırken ağız ve burnunuzu kapatın. Kalabalık ortamlarda maske kullanımı koruyucu olabilir. Aşı zamanı gelmişse grip ve Covid-19 aşılarını mutlaka yaptırın. Kış aylarında gribi hafife almamak, hem kendimizi hem çevremizdekileri korumak açısından çok önemli."