Son Dakika
|
Bodrum açıklarında göçmen botu faciası: Ölü sayısı 19’a yükseldi
Sadettin Saran trafik kazası geçirdi
Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın mal varlığına el konuldu
Muhittin Böcek’in danışmanı ve çalışanı adliyeye sevk edildi
Afganistan ve Pakistan'ı sel vurdu: 47 ölü
MİT ve Suriye istihbaratından ortak operasyon: Firari casus yakalandı
Vedat Muriç: "Hepsi benim arkadaşım ama yarınki maç bambaşka"
Kosova Teknik Direktörü Foda: "Şansımız yüzde 50"
İsrail’de Bazan petrol rafinerisi vuruldu
Ekrem İmamoğlu, hakkında "hakaret ve tehdit" suçlarından soruşturma başlatıldı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Uludağ’da sezon uzadı nisan ayıyla 2 metre kar var
Bayraktar AKINCI TİHA, Kanatlı Güdüm Kiti 82 ile atış gerçekleştirdi
FIFA Başkanı Infantino’dan Türkiye’ye tebrik
Sarıyer’de aç kalan domuzlar hastane yakınına kadar geldi
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden İHA’ya ödül
Bodrum açıklarında göçmen botu faciası: Ölü sayısı 19’a yükseldi
Montella'ya basın toplantısında sulu kutlama
SAĞLIK
’Samsun, estetikte dünyada bilinen merkez haline geldi’
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:59:45
Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, Samsun’un estetik ve plastik cerrahi alanında dünya çapında tanınan bir merkez haline geldiğini söyledi. Samsun’da faaliyet gösteren FBM Tıp Merkezi’nin 21. kuruluş yıl dönümü düzenlenen etkinlikle kutlandı. Tıp merkezi çalışanları ve Prof. Dr. Hayati Akbaş, 21. yılın anısına pasta kesti. Kutlama programının ardından açıklamalarda bulunan merkezin sahibi Prof. Dr. Hayati Akbaş, merkezin kuruluş sürecinden bugüne kadar geçen gelişimi değerlendirdi. Akbaş, 21 yıl önce küçük bir ekiple yola çıktıklarını belirterek, zamanla büyüyerek güçlü bir aile haline geldiklerini ifade etti. Samsun’un estetik ve plastik cerrahi alanında önemli bir noktaya ulaştığını vurgulayan Akbaş, "21 yıl önce birkaç kişi ile yola çıktık ve daha sonra büyüyerek büyük bir aile olduk. Hedeflediğimiz, ulaştığımız yerlerin sayısı arttı. Samsun’u Türkiye’de ve dünyada estetik plastik cerrahi alanında bilinen bir merkez yapacağız demiştik ve bunu başardık. Bugün Samsun, estetik ve plastik cerrahide tüm dünyada ilgililer tarafından çok bilinen ve ilgiyle takip edilen bir yer oldu" dedi. Elde edilen başarının ekip çalışmasıyla mümkün olduğunu dile getiren Akbaş, "Güçlü bir ekibiz. Bu başarı hepimizin. Türkiye’nin herhangi bir yerinde Samsun denildiğinde FBM mutlaka anılıyor. Etki alanımız oldukça geniş. Samsun bizim için çok önemli, biz de Samsun için çok önemliyiz. Karşılıklı olarak bunun farkındayız" diye konuştu. Program, çalışanların eğlenceli anlarıyla sona erdi.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:57
Uzmanı uyardı: "Kanser artık tek tip hastalık değil"
Güven Hastanesi Medikal Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Dilşen Çolak, kanserin artık tek tip bir hastalık olmadığını belirterek, "Kanser, farklı biyolojilere, farklı davranış biçimlerine ve farklı tedavi yaklaşımlarına sahip hastalıkların genel adıdır. Bu nedenle her hastaya özel kişiselleştirilmiş bir yaklaşım gerektirir" dedi. Her yıl dünya genelinde milyonlarca insan kanser tanısı alırken, hastalığa bağlı kayıplar da önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl yaklaşık 20 milyon yeni kanser vakası görülüyor ve yaklaşık 10 milyon kişi kanser nedeniyle hayatını kaybediyor. Türkiye’de ise Sağlık Bakanlığı verilerine göre yılda 200 binden fazla kişiye kanser tanısı konuluyor ve kanser ölüm nedenleri arasında üst sıralarda yer alıyor. Ulusal Kanser Haftası kapsamında açıklamalarda bulunan Güven Hastanesi Medikal Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Dilşen Çolak, kanserin günümüzde değişen tanımı, erken tanının önemi ve korunma yollarına dikkati çekti. "Kanser artık tek tip bir hastalık olarak değerlendirilmiyor" Doç. Dr. Dilşen Çolak, tıbbın kansere bakışının son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini belirterek, "Eskiden kanser toplumda tek tip bir hastalık olarak algılanıyordu. Oysa bugün biliyoruz ki kanser, farklı biyolojilere, farklı davranış biçimlerine ve farklı tedavi yaklaşımlarına sahip hastalıkların genel adıdır. Bu nedenle her hastaya özel kişiselleştirilmiş bir yaklaşım gerektirir" diye konuştu. Kanser tedavisinin yalnızca fiziksel değil, psikolojik ve sosyal boyutlarıyla da ele alınması gerektiğini vurgulayan Çolak, multidisipliner yaklaşımın önemine dikkati çekti. "Erken tanıyla daha yüksek tedavi şansı" Kanserde erken tanının kritik rolüne değinen Çolak, "Erken tanı, henüz hastalık belirti vermeden ya da kanser öncülü aşamada yakalanabilmesidir. Bu sayede tedavi şansı artar ve daha küçük müdahalelerle hastalık kontrol altına alınabilir" dedi. Türkiye’de yürütülen tarama programlarının önemine değinen Çolak, özellikle meme, rahim ağzı ve kolorektal kanserlerin taramalarla erken evrede tespit edilebildiğini hatırlattı. "Kanserlerin önemli bir kısmı önlenebilir" Çolak, kanserin yalnızca tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil, aynı zamanda önlenebilir bir sağlık sorunu olduğunu da söyleyerek, "Kanserlerin önemli bir bölümü yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebilir. Sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve zararlı alışkanlıklardan uzak durmak bu noktada büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. Çolak, öne çıkan risk faktörleri ve önerilerini şöyle sıraladı: "Ultra işlenmiş gıdaların sık tüketimi kanser riskini artırabiliyor. Sigara, başta akciğer olmak üzere birçok kanser türü için en önemli risk faktörlerinden biri. Alkol tüketimi, kanser gelişimiyle ilişkilendiriliyor. Hareketsiz yaşam, obezite ve buna bağlı kanser riskini artırıyor." Akıllı ilaçlar ve kişiye özel yaklaşımlar Kanser tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını belirten Çolak, özellikle hedefe yönelik tedavilerin öne çıktığını ifade ederek, "Artık tedavilerde sadece klasik kemoterapiler değil, akıllı ilaçlar, immünoterapiler ve hedefe yönelik tedavi seçenekleri ön planda. Ancak her tedavi her hasta için uygun değildir. Tedavi planı hastalığın tipi, evresi ve hastaya ait özellikler doğrultusunda kişiye özel olarak belirlenir" açıklamasında bulundu. "Kanser sadece fiziksel değil, biyopsikososyal bir süreçtir" Kanserin yalnızca bir hastalık değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal bir süreç olduğunu vurgulayan Çolak, "Kanser tek başına fiziksel bir hastalık değildir. Biyopsikososyal bir süreçtir. Bu nedenle tedavi sürecinde sadece hastalığı değil, hastanın yaşam kalitesini de iyileştirmeyi hedefleriz" dedi. Aile desteğinin bu süreçte kritik rol oynadığını belirten Çolak, kanserin bireysel değil toplumsal bir sorun olduğunun altını çizdi. Ulusal Kanser Haftası kapsamında toplumda farkındalığın artırılmasının önemine de dikkati çeken Çolak, düzenli taramaların ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, "Erken tanı hayat kurtarıyor. Bu nedenle herkesin yaşına ve risk grubuna uygun kanser taramalarını düzenli olarak yaptırması büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:21
Karın bölgesindeki 30 santimlik dev tümör ameliyatla çıkarıldı
Denizli’de karın ağrısı ve kilo kaybı şikayetleriyle Özel Denizli Tekden Hastanesine başvuran 33 yaşındaki hastanın yapılan kontrollerinde karnında 30 santimetrelik tümör tespit edildi. Yaklaşık 5 saat süren ameliyatla tümörler başarıyla çıkarılırken, hasta kısa sürede sağlığına kavuştu. Özel Denizli Tekden Hastanesine karın ağrısı ve kilo kaybı şikayetlerle başvuran 33 yaşındaki hastanın yapılan tetkiklerinde 30 santimetrelik dev tümör tespit edildi. 5 yıl öncede Gastrointestinal stromal tümör (GİST) tanısı konulan hastanın akıllı ilaç tedavisi gördüğünü ifade eden Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Canan Karan, yapılan tetkiklerde karın bölgesinde yaklaşık 30 santimetrelik dev kitle ve karaciğerde iki metastatik lezyon tespit edildiğini ifade etti. Hastanın ameliyettan 5 gün sonra taburcu edildiğini ifade eden Tıbbi Onkoloji Uz. Dr. Canan Karan, "Hastamız 33 yaşında genç bir hasta. 5 yıl önce nadir gördüğümüz Gastrointestinal stromal tümör (GİST) hastasıydı. 5 yıldır akıllı ilaç tedavisi altındaydı. Hasta başvurduğunda, ciddi karın ağrısı, yeme içme azlığı ve kilo kaybı vardı. Tomografilerini çektik. Yaklaşık karında 30 santimetrelik dev bir kitle sapladık ve karaciğerde 2 adet metastatik lezyon sapladık. Ameliyat sonucunda vücuttaki tümör temizlendi. Birinci ay kontrolünü sağladık hastanın ve gayet sağlıklı. Genç bir hastaydı, 2 günlük yoğun bakım takibi sonrasında hastayı 5’inci gün taburcu ettik" dedi. "Ameliyat sonrası hastanın hiçbir problemi de olmadı" Yaklaşık 5 saat süren ameliyatta, hem karındaki dev tümörün hem de karaciğerdeki lezyonların başarıyla çıkarıldığını ifade eden Genel Cerrahi Op. Dr. Yunus Acar, "Öncelikle hastamızı Tıbbi Onkoloji Uzmanımız Canan hocamız gönderdi. Karnın içinde bir tümör olmuş ve aynı zamanda karaciğerinde sıçrama yaşanmış. Karının içinde yaklaşık bir basketbol topu büyüklüğünde olan 30 santimetrelik bir tümör kitlesi bulunuyordu. Karaciğerinde ise 5-6 santimetrelik 2 tane tümör vardı. Yaklaşık 4-5 saat süren ameliyatın ardından hem karaciğerindeki tümörlere hem de karnının içinde bulunan 30 santimlik kitleyi temiz bir şekilde çıkardık. Ameliyat sonrası hastanın hiçbir problemi de olmadı. 5’inci günün de ise şifayla evine gönderdik. Karaciğerinde sıçrama her zaman ameliyat edilemez değildir. Çoğu kitleyi çıkartabilmekteyiz" diye konuştu.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:18
Uzmanından farkındalık uyarısı: "Otizmli çocukları ‘düzeltmek’ değil ‘anlamak’ gerekir"
Otizmin hastalık değil farklılık olduğunu hatırlatan Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Budagova, "Otizmli çocuklar dünyayı farklı algılar, farklı iletişim kurar ve farklı tepkiler verir. Bu nedenle onları ‘düzeltmek’ değil, ‘anlamak’ gerekir" dedi. Budagova, otizmde ilaçlı tedavi değil, eğitimin ön planda olduğunu belirtti. Birleşmiş Milletler tarafından "Otizm Farkındalık Günü" olarak ilan edilen 2 Nisan, sadece bir hatırlatma değil; aynı zamanda toplumun otizmi doğru anlaması için bir çağrı niteliği taşıyor. Otizm, bireyin sosyal iletişiminden eğitim hayatına, günlük yaşamından toplumsal ilişkilerine kadar hayatın her alanını etkileyen bir gelişim farklılığı olarak tanımlanıyor. Erken fark edilmediğinde zorlukların büyüdüğünü doğru yaklaşımla ise hayatların değişebildiğini belirten Türkiye Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Budagova otizmi anlattı. Otizm her geçen gün daha fazla karşımıza çıkıyor Dr. Budagova, "Otizm, çocukluk çağında başlayan ve yaşam boyu devam eden bir gelişim farklılığıdır. Son yıllarda yapılan araştırmalar, otizmin görülme sıklığının arttığını gösteriyor. Ancak uzmanlara göre bu artışın önemli bir nedeni; farkındalığın yükselmesi, tanı kriterlerinin genişlemesi ve erken yaşta daha fazla çocuğun değerlendirilmesidir" dedi. "Otizm bir hastalık değil, farklılıktır" Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Günay Budagova, otizmin bir hastalık olarak değil, nörogelişimsel bir farklılık olarak ele alınması gerektiğini vurgulayarak, "Otizmli çocuklar dünyayı farklı algılar, farklı iletişim kurar ve farklı tepkiler verir. Bu nedenle onları ‘düzeltmek’ değil, ‘anlamak’ gerekir" diye konuştu. Bebeklik ve erken çocukluk döneminde ortaya çıkıyor Dr. Budagova, "Otizmin ilk sinyalleri genellikle bebeklik ve erken çocukluk döneminde ortaya çıkar. Ailelerin dikkat etmesi gereken bazı önemli işaretler şunlardır: İsmi söylendiğinde tepki vermeme, göz teması kurmama, işaret etme veya ortak dikkat kurmada zorluk, konuşma gecikmesi veya hiç konuşmama, tekrarlayan hareketler ve davranışlar, değişikliklere karşı aşırı direnç. Bu belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden uzman desteği almak büyük önem taşır" dedi. Gebelik koşulları otizme neden olabiliyor "Otizmin tek bir nedeni yok. Günümüzde bilimsel çalışmalar, genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin birlikte etkili olduğunu gösteriyor. Özellikle ileri ebeveyn yaşı, bazı gebelik koşulları ve doğumla ilgili faktörlerin riskle ilişkili olabileceği ifade ediliyor" diyen Dr. Budagova aşılar ile otizm arasında hiçbir bilimsel bağlantı bulunmadığının da altını çizdi. Otizmde en kritik konunun erken tanı ve erken eğitim olduğunu belirten Dr. Budagova, "Doğru zamanda başlanan eğitim ve destek programları sayesinde, sosyal iletişim becerileri gelişebilir, davranış sorunları azalabilir, bağımsız yaşam becerileri artabilir" dedi. Tedavide ilaç değil, eğitim ön planda Otizmin temel belirtilerini ortadan kaldıran bir ilaç tedavisi bulunmadığını hatırlatan Dr. Budagov, "Tedavinin temelini özel eğitim programları oluşturur. İlaçlar ise yalnızca eşlik eden sorunlar (uyku, dikkat eksikliği, kaygı gibi) için destek amaçlı kullanılır" diye konuştu. Dr. Günay Budagova, "Otizmli bireylerin hayatını kolaylaştıran en önemli unsur, toplumun yaklaşımıdır. Yargılamak yerine anlamaya çalışmak, dışlamak yerine kabul etmek büyük fark oluşturur. Unutulmamalıdır ki; otizm bir eksiklik değil, farklı bir gelişim biçimidir. Otizmi erken fark etmek, doğru yönlendirmek ve toplumsal kabulü artırmak; sadece bireyin değil, toplumun da geleceğini güçlendirir" diyerek sözlerini noktaladı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
30 Mart 2026 Pazartesi- 14:53
Algoloji uzmanları İzmir’de buluştu; ağrı pili uygulamasını akıllı gözlükle anlık olarak izledi
2
28 Mart 2026 Cumartesi- 10:10
Uzmanlardan gençlerde artan kolon kanserine karşı tarama testi çağrısı
3
31 Mart 2026 Salı- 10:27
Kronik ağrı ve spastisite tedavisinde güncel yaklaşımlar
4
31 Mart 2026 Salı- 10:55
Trabzon’da 112 camiasını üzen ölüm
5
31 Mart 2026 Salı- 10:30
Vertigoya dikkat: "Son dönemde daha sık karşılaşmaya başlandı"
31 Ekim 2025 Cuma - 11:52
Op. Dr. Öcük: "Burun estetiğinde amaç sadece güzellik değil, sağlıklı nefes alabilmektir"
Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Öcük, "Burun estetiğinde amaç sadece güzellik değil, sağlıklı nefes alabilmektir" dedi. Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özcan Öcük, burun estetiğinin (rinoplasti) hem dünyada hem de Türkiye’de en sık yapılan estetik operasyonların başında geldiğini belirterek, bu ameliyatlarda estetik kadar fonksiyonelliğin de büyük önem taşıdığını vurguladı. Burun estetiğinin sadece dış güzellik olmadığını söyleyen Dr. Öcük, "Günümüzde burun estetiği, dünyada ve Türkiye’de en sık yapılan ameliyatların başında gelmektedir. Burun estetiğinde dikkat edilmesi gereken en önemli unsurlardan biri, burunun sadece estetik açıdan güzel görünmesi değil, aynı zamanda fonksiyonel olarak sağlıklı bir şekilde nefes alabilmesidir. Doğru planlanmış bir burun estetiği, hem kişinin görünümünü güzelleştirir hem de rahat nefes almasını sağlayarak yaşam kalitesini ve uyku düzenini olumlu yönde etkiler. Rinoplasti yani burun estetiği planlanırken iki temel noktaya özellikle dikkat etmek gerekir: Burunun doğal ve yüzle uyumlu bir görünüme sahip olması ile birlikte hastanın nefes alma fonksiyonunun da korunması. Bazı hastalar, daha önce geçirdikleri operasyonlardan sonra istedikleri sonucu elde edemeyebilirler. Bu durumda yapılan ikinci ameliyatlara "revizyon rinoplasti" denir. Revizyon ameliyatları, ilk operasyonlara göre daha zordur ancak doğru planlama ve dikkatli bir cerrahi yaklaşımla son derece başarılı sonuçlar alınabilir. Önemli olan önceki ameliyatın detaylarını doğru analiz edip, yeni operasyonu buna göre titizlikle planlamaktır" dedi. "Burundan sağlıklı nefes almak yaşam kalitesi açısından çok önemlidir" Dr. Öcük, "Burundan sağlıklı nefes almak yaşam kalitesi açısından çok önemlidir. Rahat nefes almak; kaliteli bir uyku, daha enerjik bir yaşam ve konforlu bir egzersiz süreci sağlar. Bu nedenle burun estetiği planlaması mutlaka birebir muayene edilerek, hastanın ihtiyaçları doğrultusunda yapılmalıdır. Sosyal medyada görülen örneklere göre karar vermek yerine en doğru yaklaşım muayene sonrası kişiye özel bir planlama yapmaktır. Tüm hastalarımızı muayeneye bekliyoruz; birlikte en doğru ve sağlıklı planlamayı yapabiliriz" diye konuştu.
31 Ekim 2025 Cuma - 11:49
Op. Dr. Öcük: "Burun estetiğinde amaç sadece güzellik değil, sağlıklı nefes alabilmektir"
Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Öcük, "Burun estetiğinde amaç sadece güzellik değil, sağlıklı nefes alabilmektir" dedi. Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özcan Öcük, burun estetiğinin (rinoplasti) hem dünyada hem de Türkiye’de en sık yapılan estetik operasyonların başında geldiğini belirterek, bu ameliyatlarda estetik kadar fonksiyonelliğin de büyük önem taşıdığını vurguladı. "En önemli unsurlardan biri sağlıklı bir şekilde nefes alabilmesidir" Burun estetiğinin sadece dış güzellik olmadığını söyleyen Dr. Öcük, "Günümüzde burun estetiği, dünyada ve Türkiye’de en sık yapılan ameliyatların başında gelmektedir. Burun estetiğinde dikkat edilmesi gereken en önemli unsurlardan biri, burunun sadece estetik açıdan güzel görünmesi değil, aynı zamanda fonksiyonel olarak sağlıklı bir şekilde nefes alabilmesidir. Doğru planlanmış bir burun estetiği, hem kişinin görünümünü güzelleştirir hem de rahat nefes almasını sağlayarak yaşam kalitesini ve uyku düzenini olumlu yönde etkiler. Rinoplasti yani burun estetiği planlanırken iki temel noktaya özellikle dikkat etmek gerekir: Burunun doğal ve yüzle uyumlu bir görünüme sahip olması ile birlikte hastanın nefes alma fonksiyonunun da korunması. Bazı hastalar, daha önce geçirdikleri operasyonlardan sonra istedikleri sonucu elde edemeyebilirler. Bu durumda yapılan ikinci ameliyatlara "revizyon rinoplasti" denir. Revizyon ameliyatları, ilk operasyonlara göre daha zordur ancak doğru planlama ve dikkatli bir cerrahi yaklaşımla son derece başarılı sonuçlar alınabilir. Önemli olan, önceki ameliyatın detaylarını doğru analiz edip yeni operasyonu buna göre titizlikle planlamaktır" dedi. "Burundan sağlıklı nefes almak yaşam kalitesi açısından çok önemlidir" Dr. Öcük, "Burundan sağlıklı nefes almak yaşam kalitesi açısından çok önemlidir. Rahat nefes almak; kaliteli bir uyku, daha enerjik bir yaşam ve konforlu bir egzersiz süreci sağlar. Bu nedenle burun estetiği planlaması mutlaka birebir muayene edilerek, hastanın ihtiyaçları doğrultusunda yapılmalıdır. Sosyal medyada görülen örneklere göre karar vermek yerine, en doğru yaklaşım muayene sonrası kişiye özel bir planlama yapmaktır. Tüm hastalarımızı muayeneye bekliyoruz; birlikte en doğru ve sağlıklı planlamayı yapabiliriz" diye konuştu.
31 Ekim 2025 Cuma - 11:33
Nusaybin’de diş sağlığında yeni dönem: Protez laboratuvarı hizmete girdi
Mardin’in Nusaybin ilçesinde ağız ve diş sağlığı alanında önemli bir adım atıldı. Vatandaşlara erişilebilir, nitelikli ve çağdaş sağlık hizmeti sunmak amacıyla planlanan merkezde, acil, engelli, çocuk, mahkum ve genel poliklinikler yer alıyor. Merkezde dolgu, kanal tedavisi, gömülü diş çekimi ve diş taşı temizliği gibi birçok işlem diş hekimleri tarafından titizlikle gerçekleştiriliyor. Hizmete giren diş protez laboratuvarı sayesinde Nusaybinliler artık protez işlemleri için çevre illere gitmeden hizmeti yerinde alabilecek. Bu gelişme, vatandaşlara hem zaman hem de ulaşım kolaylığı sağlayacak. Nusaybin Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Başhekimi Dt. Cevat Akyün, laboratuvarın açılışıyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: ’’Nusaybin Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi olarak bugün önemli bir hizmeti daha hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Diş protez laboratuvarımız resmi olarak hizmete açılmıştır. Bu birimin açılmasıyla birlikte vatandaşlarımız protez hizmetlerine artık daha hızlı, kaliteli ve yerinde ulaşacaktır. İlçemize değer katacak bu hizmetin hayırlı olmasını diliyorum. İlçemize ve merkezimize sağladıkları destek için Sağlık Bakanlığımıza, Mardin Valiliğimize ve İl Sağlık Müdürlüğümüze teşekkür ederim. Hep birlikte daha sağlıklı bir Nusaybin için çalışmaya devam edeceğiz."
31 Ekim 2025 Cuma - 11:31
Tırnak kabusu 1 saatlik ameliyat ile sona erdi
Afyonkarahisar Şuhut Devlet Hastanesi’nde tırnak batması nedeniyle ağrı ve kızarıklık şikayetiyle başvuran bir hastaya başarılı bir operasyon gerçekleştirildi. Hastanın muayenesi sonrası Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Emre Bozdemir ve ekibi tarafından, ağrıyı en aza indirmek amacıyla hafif anestezi (sedasyon) yöntemiyle kısmi tırnak çekimi ameliyatı yapıldı. Yaklaşık bir saatlik servis takibi sürecinde herhangi bir komplikasyon gelişmeyen hasta, aynı gün sağlığına kavuşarak şifa ile taburcu edildi. Şuhut Devlet Hastanesi yetkilileri, gerçekleştirilen operasyonun ardından vatandaşlara sundukları sağlık hizmetlerinin kalitesine dikkat çekerek, "Hastalarımızın tedavi süreçlerinde hem konforu hem de güvenliği ön planda tutuyoruz. Her geçen gün daha donanımlı bir sağlık hizmeti sunmak için çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. Bozdemir, basit gibi görünen tırnak batması vakalarının zamanında ve doğru şekilde tedavi edilmesinin önemine değinerek, "Erken müdahale, ilerleyen enfeksiyonların ve kalıcı hasarların önüne geçer. Ekip olarak hastalarımızın sağlığı için titizlikle çalışıyoruz" dedi.
31 Ekim 2025 Cuma - 11:05
Mobil kanser tarama aracı köylere kadar ulaştı: Tarama sayısında yüzde 148’lik artış yaşandı
Sivas Valiliği himayesinde, İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde hizmet vermeye başlayan mobil mamografi aracıyla birlikte kadınlarda sıklıkla görülen meme kanseri taramalarında rekor artış yaşandı. Tarama sayısında yüzde 148’lik bir artışın yaşandığı kentte 9 bin 450 kişiye kanser taraması yapıldı. Sivas Valiliği, kadınlarda sıklıkla görülen meme kanserinde erken teşhis amacıyla kente mobil mamografi cihazı kazandırdı. Şifa Projesi çerçevesinde kazandırılan araç ile kent merkezinin yanı sıra ilçeler ve köylerde yaşayan kadınlara meme kanseri taraması yapıldı. 2023 yılında 3 bin 280 olan tarama sayısı, 2024 Kasım ayında hizmet vermeye başlayan Mobil Kanser Tarama Aracı ile birlikte 7 bin 404’e ulaştı. 2025 yılında 9 bin 450 tarama sayısına ulaşılan kentte, 384 kişinin meme kanseri taraması pozitif sonuçlandı. Tarama sonucu pozitif çıkan kadınlar, Numune Hastanesi Tarama Sonrası Teşhis Merkezi’ne yönlendirmeleri yapıldı. Kanser teşhisi konulan 28 hasta, mobil tarama aracı sayesinde erken tedaviye başladı. Mobil tarama aracı, Meme Kanseri Farkındalık Ayı çerçevesinde Sivas Devlet Hastanesi önüne konuşlanarak tarama yapmaya başladı. Aracı ziyaret eden Sivas Valisi Dr. Yılmaz Şimşek, görevli sağlık personeli ve vatandaşlarla bir araya gelerek sohbet etti. "Amacımız, meme kanseri konusunda toplumda bir farkındalık oluşturmak" Mobil tarama aracıyla ilgili açıklamalarda bulunan Vali Yılmaz Şimşek, "Bildiğiniz üzere ekim ayı, Meme Farkındalık Ayı. Bu amaç doğrultusunda ilimizde birçok etkinlik gerçekleştiriyoruz. Amacımız, meme kanseri konusunda toplumda bir farkındalık oluşturmak. Kadınlarımızı bu konuda bilgilendirmek, bilinçlendirmek ve özellikle de erken tanı konusunda onları uyarmak. Dünya Sağlık Örgütü verilerinde her yıl yaklaşık 20 milyon kişinin kansere yakalandığını görüyoruz. İlk sırada akciğer kanseri yer alıyor, ikinci sırada ise meme kanseri yer alıyor. Biz de bu gerçek ışığında ilimizde Şifa Projesi’ni başlattık. Öncelikle hayırseverimizin desteğiyle aracı temin ettik. İçine son teknoloji ile donatılmış mamografi cihazını yerleştirdik. Bunun akabinde taramalara başladık" dedi. "Tarama sayısında yüzde 148’lik bir artış söz konusu" Sivas’ın coğrafyasının oldukça geniş olduğuna dikkat çeken Vali Şimşek, "Bin 234 köyümüz var. Kırsal kesimde yaşayan vatandaşlarımız, merkezde yaşayan vatandaşlarımız kadar şanslı değil. Bizim amacımız, kırsal kesimde yaşayan vatandaşlarımızın ayağına bu tarama hizmetini götürmekti, onları da bu koruyucu sağlık hizmetine kavuşturmaktı. Çok şükür ki çok olumlu sonuçlar aldık. Bu projeye bir yıl önce başlamıştık. Geldiğimiz noktada tarama sayılarımızda ciddi bir artış görüyoruz. Tarama sayısında yüzde 148’lik bir artış söz konusu. Kadınlarımız erken teşhis sayesinde kanser hastalığı ilerlemeden tedavisine başlamış oluyor. Bu projeye destek veren sağlık yöneticilerimize, milletvekillerimize, fedakarca görev yapan sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum" ifadelerine yer verdi. Aracın içerisinde incelemelerde bulunan Vali Yılmaz Şimşek, sağlık çalışanları ve vatandaşlarla birlikte havaya 58 pembe balon bıraktı.
31 Ekim 2025 Cuma - 11:03
Mobil kanser tarama aracı köylere kadar ulaştı, tarama sayısında yüzde 148’lik artış yaşandı - Sivas Valiliği himayesinde kente kazandırılan Mobil Kanser Tarama Aracı sayesinde 9 bin 450 kadına meme kanseri taraması yapıldı
Sivas Valiliği himayesinde, İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde hizmet vermeye başlayan mobil mamografi aracı ile birlikte kadınlarda sıklıkla görülen meme kanseri taramalarında rekor artış yaşandı. Tarama sayısında yüzde 148’lik bir artışın yaşandığı kentte 9 bin 450 kişiye kanser taraması yapıldı. Sivas Valiliği, kadınlarda sıklıkla görülen meme kanserinde erken teşhis amacıyla kente mobil mamografi cihazı kazandırdı. Şifa Projesi çerçevesinde kazandırılan araç ile kent merkezinin yanı sıra ilçeler ve köylerde yaşayan kadınlara meme kanseri taraması yapıldı. 2023 yılında 3 bin 280 olan tarama sayısı, 2024 Kasım ayında hizmet vermeye başlayan Mobil Kanser Tarama Aracı ile birlikte 7 bin 404’e ulaştı. 2025 yılında 9 bin 450 tarama sayısına ulaşılan kentte 384 kişinin meme kanseri taraması pozitif sonuçlandı. Tarama sonucu pozitif çıkan kadınlar, Numune Hastanesi Tarama Sonrası Teşhis Merkezine yönlendirmeleri yapıldı. Kanser teşhisi konulan 28 hasta, mobil tarama aracı sayesinde erken tedaviye başladı. Mobil tarama aracı, Meme Kanseri Farkındalık Ayı çerçevesinde Sivas Devlet Hastanesi önüne konuşlanarak tarama yapmaya başladı. Aracı ziyaret eden Sivas Valisi Dr. Yılmaz Şimşek, görevli sağlık personeli ve vatandaşlarla bir araya gelerek sohbet etti. "Amacımız; meme kanseri konusunda toplumda bir farkındalık oluşturmak" Mobil tarama aracı ile ilgili İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulunan Vali Yılmaz Şimşek, "Bildiğiniz üzere ekim ayı, Meme Farkındalık Ayı. Bu amaç doğrultusunda ilimizde birçok etkinlik gerçekleştiriyoruz. Amacımız; meme kanseri konusunda toplumda bir farkındalık oluşturmak. Kadınlarımız bu konuda bilgilendirmek, bilinçlendirmek ve özellikle de erken tanı konusunda onları uyarmak. Dünya Sağlık Örgütü verilerinde her yıl yaklaşık 20 milyon kişinin kansere yakalandığını görüyoruz. İlk sırada akciğer kanseri yer alıyor, ikinci sırada ise meme kanseri yer alıyor. Biz de bu gerçek ışığında ilimizde Şifa Projesini başlattık. Öncelikle hayırseverimizin desteği ile aracı temin ettik. İçine son teknoloji ile donatılmış mamografi cihazını yerleştirdik. Bunun akabinde taramalara başladık" dedi. "Tarama sayısında yüzde 148’lik bir artış söz konusu" Sivas’ın coğrafyasının oldukça geniş olduğuna dikkat çeken Vali Şimşek, "Bin 234 köyümüz var. Kırsal kesimde yaşayan vatandaşlarımız, merkezde yaşayan vatandaşlarımız kadar şanslı değil. Bizim amacımız; kırsal kesimde yaşayan vatandaşlarımızın ayağına bu tarama hizmetini götürmekti, onları da bu koruyucu sağlık hizmetine kavuşturmaktı. Çok şükür ki çok olumlu sonuçlar aldık. Bu projeye bir yıl önce başlamıştık. Geldiğimiz noktada tarama sayılarımızda ciddi bir artış görüyoruz. Tarama sayısında yüzde 148’lik bir artış söz konusu. Kadınlarımız erken teşhis sayesinde kanser hastalığı ilerlemeden tedavisine başlamış oluyor. Bu projeye destek veren sağlık yöneticilerimize, milletvekillerimize, fedakarca görev yapan sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum" ifadelerine yer verdi. Aracın içerisinde incelemelerde bulunan Vali Yılmaz Şimşek, sağlık çalışanları ve vatandaşlar ile birlikte havaya 58 pembe balon bıraktı. (RM-
31 Ekim 2025 Cuma - 10:23
Antibiyotik direnci tehlikesine dikkat
Antibiyotiklerin, bakterilerin neden olduğu hastalıkları iyileştiren çok önemli ilaçlar olduğunu ancak her hastalığın antibiyotikle düzelmediğini söyleyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, "Örneğin, nezle, grip, öksürük gibi pek çok hastalık virüslerle oluşur ve bu hastalıklarda antibiyotik işe yaramaz. Yani antibiyotikler sadece doğru zamanda ve doğru hastalıkta kullanıldığında faydalıdır" dedi. Toplumda antibiyotik direnci tehlikesinin giderek arttığını belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, dikkat edilmesi gerekenler hakkında açıklamalarda bulundu. Antibiyotik direncinin tanımını yapan Liv Hospital Samsun’dan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, "Antibiyotikleri gereksiz kullandığımızda bakteriler bu ilaçlara alışabiliyor ve artık etkilenmemeye başlıyor. Buna ‘antibiyotik direnci’ denir. Böyle durumlarda basit bir hastalık bile daha uzun sürebilir ve tedavisi zorlaşabilir. Yani antibiyotikleri gereksiz kullanmak, sadece bugünümüzü değil geleceğimizi de etkiler" diye konuştu. "Gereksiz antibiyotik yerine vücudunuza destek olun" Çocukların en çok karşılaştığı hastalıkların çoğu virüs kaynaklı olduğunu ve vücudumuzun savunma sisteminin zamanla bu mikroplarla savaşmayı öğrendiğinin altını çizen Uzm. Dr. Çebi, "Bol su içmek, iyi beslenmek, uyku düzenine dikkat etmek ve doktorun önerdiği doğru tedaviyi uygulamak çoğu zaman iyileşmek için yeterlidir. Gereksiz antibiyotik almak yerine vücudumuza destek olmak en doğru yoldur" ifadelerini kullandı. "Anne babalar doktor önerisi olmadan çocuklarına antibiyotik vermemeli" Anne babaların doktor önerisi olmadan antibiyotik kullanmaması çok önemli olduğunu işaret eden Uzm. Dr. Çebi, "Her ateş, her öksürük antibiyotik gerektirmez. Hep birlikte bilinçli davranarak çocuklarımızın sağlığını koruyabilir, gelecekte güçlü ve etkili tedavi seçeneklerine sahip olmaya devam edebiliriz" şeklinde konuştu.
31 Ekim 2025 Cuma - 10:18
Medical Point, sağlıkta Türkiye’nin ’Altın Markası’
İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi, Ekonomiye Fayda Endeksi (EFE) sonuçlarına göre, özel hastane sektöründe Türkiye’nin "Altın Markası" unvanını kazandı. Türkiye İtibar Akademisi ve İstanbul Kent Üniversitesi iş birliğiyle bu yıl yedincisi düzenlenen Ekonomiye Fayda Endeksi (EFE) sonuçları açıklandı. Türkiye genelinde 26 bölge ve 72 ilde gerçekleştirilen araştırma kapsamında, kamuoyu nezdinde kurumların yönetim performansı, ürün ve hizmet kalitesi ile topluma sağladıkları sosyal fayda ölçümlendi. Yaklaşık 14 bin kişiyle Bilgisayar Destekli Telefon Görüşmesi (CATI) yöntemiyle yapılan araştırma sonucunda markalar, elde ettikleri puanlara göre Elmas, Platin ve Altın olmak üzere üç farklı ligde derecelendirildi. Türkiye’nin önde gelen markalarının yer aldığı listede İEÜ Medical Point, sağlık hizmetlerinde kalite, güven ve topluma katkı sağlayan çalışmalarıyla Altın Lig’de yer aldı. Bu kapsamda yapılan değerlendirmeler sonucunda İEÜ Medical Point Hastanesi, özel hastane sektöründe Türkiye’nin "Altın Markası" unvanına layık görüldü. İEÜ Medical Point Hastanesinden yapılan açıklamada, "Türkiye genelinde yapılan bu prestijli araştırmada ‘Altın Marka’ olarak yer almak bizim için büyük bir gurur kaynağı. Bu başarı; hasta memnuniyetini, etik değerleri ve topluma fayda sağlamayı esas alan tüm ekibimizin özverili çalışmalarının bir yansımasıdır. Sağlıkta kalite ve güven anlayışımızla insanımıza hizmet etmeye devam edeceğiz." denildi.
31 Ekim 2025 Cuma - 10:18
Bayburt’ta vatandaşlar ‘Erken Teşhis Hayat Kurtarır’ standında bilgilendiriliyor
Bayburt İl Sağlık Müdürlüğü tarafından ‘Kanserde Erken Teşhis Hayat Kurtarır’ sloganıyla Cumhuriyet Caddesi’nde bilgilendirme standı açıldı. Stantta, vatandaşlar kanser türleri ve erken teşhis hakkında bilgilendiriliyor. Kanser farkındalığını artırmak amacıyla açılan stantta, vatandaşlara meme, rahim ve bağırsak kanseri gibi çeşitli kanser türleri hakkında bilgi verildi. Stantta, bilgilendirici broşürler de dağıtılarak, erken teşhisin önemine dikkat çekildi. Sindirim sisteminde gizli bir kanamanın varlığını tespit etmeye yarayan önemli bir tarama yöntemi olan Dışkıda Gizli Kan Testi (GGK) vatandaşlara verilerek, gaita kitinin nasıl kullanılacağı anlatıldı. İl Sağlık Müdürlüğü personelleri, vatandaşları kanser taramaları için Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi’ne (KETEM) yönlendirerek, taramaların ücretsiz bir şekilde yapıldığını hatırlattı. Stantta ayrıca, erken teşhisin kanserle mücadelede hayat kurtarıcı bir rol oynadığına vurgu yapıldı.
31 Ekim 2025 Cuma - 09:55
Kışla birlikte gelen göz enfeksiyonlarına dikkat
Kış aylarında gribal enfeksiyonların artmasına paralel olarak göz hastalıklarında da artış görülürken, uzmanlar vatandaşları bu konuda dikkatli olma konusunda uyarıyor. Kış aylarında sık karşılaşılan göz problemleri konusunda bilgi veren Medicana Sağlık Grubu Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Hastalarımıza kış aylarında rahatsızlık veren sorunlardan biri de göz kuruluğudur. Kışın havalar yağışlı ve karlı geçmesine rağmen nem oranı düşük olduğundan hava oldukça kurudur. Ayrıca kış boyunca yanan kaloriferler, çalışan klimalar yeterince havalandırılmayan kapalı ortamlar bu etkilerin daha da artmasına yol açar. Özellikle uzun süre bilgisayar karşısında çalışan meslek grupları kuru göz rahatsızlığı açısından risk altındadırlar. Çünkü uzun süreli konsantrasyon gerektiren durumlarda insanlardaki mevcut göz kırpma sayısı azalmakta ve gözler daha çabuk kurumaktadır. Gözlerde batma, sulanma ve kızarıklık şeklinde kendini gösteren göz kuruluğunda, hastalara önerilerimiz, çalışılan ortamın nemlendirilmesi, bilgisayar karşısında daha sık göz kırpma ve göz hekiminin önereceği gözyaşı damlalarının kullanılması şeklindedir" dedi. Bir diğer problemin de gözde sulanma, kızarıklık, çapaklanma ile başlayan konjonktivitler olarak adlandırılan sorun olduğunu ifade eden İpçioğlu, "Kış aylarında virüslere bağlı hastalıkların artmasına paralel olarak özellikle gribal enfeksiyonların artış gösterdiği dönemlerde viralkonjonktivitin görülme sıklığı artmaktadır. Toplu yaşam alanları bu açıdan risk altındadır. Hastalık gözde kızarıklık, sulanma, çapaklanma ve ışığa karşı hassasiyet artışı şeklinde şikayetlere neden olur. Genellikle tek gözde başlayıp daha sonra diğer gözde de şikayetler ortaya çıkar. Gözün kornea dediğimiz saydam tabakasını tutarak görme azalması yapabileceğinden en kısa zamanda bir göz hekimine başvurmak gerekir. Hastalıktan korunmak için özellikle gözlerin çok ovulup kaşınmamasına, başkasına ait havlu, makyaj malzemesi ve benzeri şahsi eşyaların kullanılmamasına, bu tür hastalık belirtileri olan kişilerle yakın temastan kaçınılmasına ve el hijyenine dikkat edilmesi gerekir" diye konuştu. Ultraviyole ışınlarının da göz açısından riskleri olduğunu belirten Medicana Bursa Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Kış aylarında sıcaklığın az olması, ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerinin de daha az olduğu anlamına gelmiyor. Kışın karların oluşturduğu parlama ve yansımalar bu etkileri daha da arttırmaktadır. Bu nedenle dışarıda uzun süre vakit harcama eğiliminde olan çocuklar, açık havada çalışan işçiler ve kar sporu yapanlar risk altındadır. Yaşa bağlı katarakt, yaşa bağlı makula dejeneresansı, pterjium, ve göz çevresi cilt kanserleri güneş ışığına bağlı göz hastalıklarından bazılarıdır" diye konuştu.
31 Ekim 2025 Cuma - 09:52
Akdeniz Belediyesinden ’meme kanseri farkındalığı’ için pembe kurdele
Mersin’in merkez ilçe Akdeniz Belediyesi ile İlçe Sağlık Müdürlüğü iş birliğinde, ’1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı’ kapsamında Mersin’in en yoğun noktalarından Kuvayi Milliye ve İstiklal Caddelerinde farkındalık stantları kuruldu. Etkinliklerde vatandaşlara bilgilendirici broşürler dağıtılırken, meme kanserine dikkat çekmek amacıyla pembe kurdele ve balonlar verildi. Meme kanserinde erken teşhis ve düzenli kontrollerin önemine vurgu yapmak amacıyla düzenlenen etkinlikte, Akdeniz Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü ile İlçe Sağlık Müdürlüğü personelleri vatandaşlarla birebir iletişim kurdu. Uzman ekipler, hastalığın belirtileri, tarama yöntemleri ve erken teşhisin sağ kalımdaki kritik rolü hakkında bilgi paylaşarak yönlendirmelerde bulundu. Etkinliğe katılan Akdeniz İlçe Sağlık Müdürü Ayşe Arslan, stantları ziyaret ederek vatandaşlarla sohbet etti ve farkındalık mesajları verdi. Arslan, meme kanserinde erken tanının hayat kurtardığını vurgulayarak tüm kadınları düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemeye çağırdı.
31 Ekim 2025 Cuma - 09:30
Prof. Dr. Figen Ayhan: "Meme kanseri tedavisi alan her 5 kadından birinde lenfödem gelişme riski vardır"
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Figen Ayhan, "Meme kanseri tedavisi alan her 5 kadından birinde lenfödem gelişme riski vardır. Fazla kilolu, koltuk altından lenf cerrahisi geçiren ve/veya ışın tedavisi alan, aynı taraf kol veya memeden enfeksiyon geçiren ve bazı kemoterapileri alan hastalar yüksek risk grubundadır" dedi. Meme kanseri kadınlarda yaygın bir kanser türü olmaya devam ediyor. Meme kanseri cerrahisi geçiren, kemoterapi ve ışın tedavisi alan her 5 kadından 1’inde yıllar sonra bile sıklıkla kolda ve elde görülen ani şişliklerin ise lenfödem belirtisi olabileceği belirtildi. Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. F. Figen Ayhan, lenfödem erken teşhis edilmezse fonksiyon kaybına kadar gidebileceğini belirterek, hastalara bedenlerini izleme çağrısında bulundu. Prof. Dr. Ayhan ayrıca, erken teşhisin lenfödemiden korunmanın en etkili yolu olduğunu vurguladı. "Erken tanı ve tedavi almayan lenfödem kronik bir hastalığa dönüşür" Erken tanının her hastalıkta olduğu gibi lenfödemde de önemli bir yere sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Ayhan, "Meme kanseri tedavisi alan her 5 kadından birisinde lenfödem gelişme riski vardır. Fazla kilolu, koltuk altından lenf cerrahisi geçiren ve/veya ışın tedavisi alan, aynı taraf kol veya memeden enfeksiyon geçiren ve bazı kemoterapileri alan hastalar yüksek risk grubundadır ve yakın takip edilmelidir. Beden dikkatle izlenmeli, erkenden teşhis edilmelidir. Lenfödemden korunma ve erken tanı ile tedavisi mümkündür. Erken tanı ve tedavi almayan lenfödem kronik bir hastalığa dönüşür, önemli fonksiyon kayıpları meydana gelebilir. Bu hastalar da tam teşekküllü hastanelerin uzman lenfödem kliniklerinde yaşam boyu sağlıklı diyet, cilt bakımı, manuel lenfatik drenaj masajı, bandaj, gündüz veya gece giysileri ile egzersiz programı almalıdır" dedi. "Meme ameliyatı sonrası egzersizlere başlanmalıdır" Prof. Dr. F. Figen Ayhan, meme kanseri hastalarına özel lenfödem tedavisine ilişkin şöyle konuştu: "Tedavide ödem düzeyini mümkün olabildiğince azaltmak veya gidermek, enfeksiyon riskini azaltmak, lenfödemli bölgelerin fonksiyonel kapasitesini en üst düzeye çıkarmak ve kozmetik görünümü olabildiğince düzeltmek amaçlanır. Meme ameliyatı sonrası erken dönemde omuzun tam eklem açıklığını kazanmaya yönelik egzersizlere başlanmalıdır. Ameliyat ve ışın tedavisi sonrası erken dönemde ödemi artırabilecekleri için dirençli egzersizlerden kaçınılmalıdır. Daha sonraki dönemde kompleks dekonjestif tedavinin bir parçası olarak çok katlı bandajlama veya basınç giysisi kullanılarak eklem hareket açıklığı egzersizleri, germe egzersizleri, kademeli olarak direncin artırıldığı güçlendirme egzersizleri ve kardiyo egzersizleri olarak da bilinen kondisyon artırmaya yönelik aerobik egzersizler ile devam edilmelidir. Hem lenf hem de toplardamar (venöz) dolaşımdaki akımı bozarak lenfödemi arttırmaları nedeniyle eklem hareketi yapılmadan kas kasılmaları ile güçlendirmenin sağlandığı izometrik egzersizlerden kaçınılmalıdır. Meme kanseri ile ilişkili lenfödem risk grubunda olan kadınlar yılda bir kez lenfödem uzmanına başvurmalı ve kolunda şişlik hisseden her meme kanseri tanılı kadın da aynı uzmandan lenfödem tedavisini almalıdır."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder