SAĞLIK
02 Nisan 2026 Perşembe - 16:30 Otizmde kritik uyarı: "6 aylık bebeklerde bile görülebilir" Sivas Devlet Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıklarından Uzm. Dr. Beyza Karataş Bozok, otizmin yalnızca 3 yaşından sonra anlaşılabileceği yönündeki yaygın inanışın gerçeği yansıtmadığını söyledi. Uzm. Dr. Beyza Karataş Bozok, otizm spektrum bozukluğuna ilişkin önemli açıklamalarda bulunarak toplumda doğru bilinen yanlışlara dikkat çekti. Otizm belirtilerinin çok daha erken dönemlerde ortaya çıkabileceğini vurgulayan Bozok, "Bazı bebekler 6. aydan itibaren akranlarından farklı gelişim gösterebilir. Bu nedenle erken belirtilerin gözden kaçırılmaması büyük önem taşıyor" dedi. Tanı sürecine ilişkin de bilgi veren Bozok, "Otizm tanısı herhangi bir kan, idrar tetkiki ya da görüntüleme yöntemi ile konulmaz. Tanı, çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı tarafından yapılan ayrıntılı klinik değerlendirme ile konulur" diye konuştu. Ailelere erken dönem belirtiler konusunda ayrıntılı uyarılarda bulunan Bozok, "Erken dönemde bazı gelişimsel işaretlerin dikkatle izlenmesi gerekir. Örneğin 6 ay civarında sosyal gülümsemenin ya da duygusal yüz ifadelerinin olmaması, 9 ayda ses çıkarma, gülücük ve mimiklerin sınırlı kalması önemli bir uyarı olabilir. 12 ayda ismi söylendiğinde tepki vermeme dikkat edilmesi gereken hususlardır. Bunun yanı sıra işaret etme, gösterme, el sallama gibi jestlerin gelişmemesi de erken belirtiler arasında yer alır. 24 ay civarında çocuğun iki kelimeli spontan cümleler kuramaması ya da gelişimin herhangi bir döneminde konuşma ve sosyal becerilerde gerileme görülmesi mutlaka değerlendirilmelidir. Bu belirtilerden herhangi biri varsa zaman kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır" ifadelerine yer verdi. Erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Bozok, "Erken tanı ve erken müdahale, çocuğun gelişimsel kazanımları açısından belirleyicidir. Özellikle 2,5 yaş öncesinde başlanan özel eğitim ve destek programlarının çok daha etkili olduğu bilinmektedir" dedi.
02 Nisan 2026 Perşembe - 15:57 Sağlık ve ekonomide güçlü sistem hedefi bu görüşmede ele alındı MHP Genel Başkan Yardımcılığı görevine atanan Özgür Bayraktar ile bir araya gelen AL-KON Konfederasyonu ve Hekimsen heyeti, Türkiye’nin sağlık ve ekonomik yapısında ihtiyaç duyulan dönüşümlere ilişkin değerlendirmede bulundu. AL-KON Konfederasyonu ve Hekimsen Sendikası Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban öncülüğündeki heyet, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcılığı görevine atanan Özgür Bayraktar’a hayırlı olsun ziyaretinde bulunarak, Türkiye’nin sağlık ve iktisadi geleceğine yönelik kritik başlıklarda değerlendirmelerde bulundu. Gerçekleştirilen görüşmede; Hekimlik Meslek Kanunu başta olmak üzere sağlık sisteminde köklü dönüşüm ihtiyacı, hekim haklarının güçlendirilmesi ve kamu yararını esas alan sürdürülebilir politikaların hayata geçirilmesi konuları ele alındı. Aynı zamanda iktisadi yapılanma süreçleri ve çalışan odaklı projelerin ülke ekonomisine sağlayacağı katkılar stratejik bir perspektifle değerlendirildi. "Sağlıkta ve ekonomide adil ve güçlü bir sistem için kararlılıkla çalışıyoruz" AL-KON Konfederasyonu ve Hekimsen Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, "Attığımız her adım; yalnızca bugünü değil, yarının güçlü Türkiye’sini inşa etme hedefinin bir parçasıdır. Sağlıkta ve ekonomide sürdürülebilir, adil ve güçlü bir sistem için kararlılıkla çalışıyoruz. Bayraktar’ın üstlendiği bu önemli görevin, milletimizin refahına ve devletimizin bekasına önemli katkılar sunacağına inanıyoruz" dedi.
Kanseri yenen hemşire işine dönmek için gün sayıyor
27 Ekim 2025 Pazartesi - 10:04 Kanseri yenen hemşire işine dönmek için gün sayıyor Malatya Şehit Mehmet Kılınç Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde hemşire olarak görev yapan kadın, yaklaşık 10 ay önce yakalandığı göğüs kanserini erken tanı ve tedaviyle yenerek sağlığına kavuştu. Zorlu süreci geride bırakan hemşire, bir ay sonra yeniden işine dönecek olmanın heyecanını yaşıyor. Malatya’da yaşayan 46 yaşındaki hemşire Berivan Kısacık, yaklaşık bir yıl önce göğsünde fark ettiği kitle sonrası Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi’ne (KETEM) başvurduğunu belirterek erken tanının hayatını kurtardığını söyledi. Göğsünde fark ettiği bir kitle sonrası çalıştığı hastanedeki KETEM standında görevli hemşirelere durumu aktardığını kaydeden Kısacık, "Hemşire arkadaşlar durumun ciddi olabileceğini söyleyip beni yönlendirdiler. 5 Ocak’ta KETEM’de mamografi ve ultrason çekildim ve sonucun kanser olduğunu öğrendim" dedi. Teşhisin ardından 10 ay süren kemoterapi ve radyoterapi tedavisi gördüğünü anlatan hemşire Kısacık, "Zorlu bir süreçti ama erken tanı sayesinde bugün sağlığıma kavuştum. Eğer o gün KETEM’deki arkadaşlarla görüşmeseydim belki de şu an işe başlamak değil, yaşayıp yaşamayacağımı düşünüyordum" ifadelerini kullandı. Kanser sürecinde ailesi arkadaşları ve sağlık çalışanlarının desteğini gördüğünü belirten Kısacık, "Kanserden korkmayın geç kalmaktan korkun. Kafanıza takılan bir durum varsa mutlaka KETEM’e gidin kontrollerinizi yaptırın. Bugün iyileşiyorsam bu erken teşhis sayesinde" diye konuştu. Bir ay sonra yeniden görevine başlayacağını belirten hemşire erken tanı farkındalığı oluşturan KETEM çalışanlarına ve İl Sağlık Müdürlüğü’ne de teşekkür etti.
Bel ve boyun fıtıklarının tedavisinde yapay zeka dönemi
27 Ekim 2025 Pazartesi - 09:57 Bel ve boyun fıtıklarının tedavisinde yapay zeka dönemi Yapay zeka destekli robotik lazerle, bel ve boyun fıtıklarının ameliyatsız tedavisinde yeni bir dönem başladı. Son teknoloji ürünü yapay zekâ destekli robotik lazer cihazı, bel-boyun fıtıkları başta olmak üzere, eklem problemleri, kas ağrıları, tendon yırtıkları, sinir sıkışmaları ve topuk dikeni gibi birçok kas-iskelet sistemi rahatsızlığının tedavisinde kullanılabiliyor. Lazer, 10-15 santimetre derinliğe kadar, hasarlı dokuyu hedef alarak, ameliyatsız, ağrısız bir şekilde iyileşmeyi sağlıyor. Her hastaya özel olarak programlanabiliyor. Yapay zeka destekli robotik lazerle ağrısız ve konforlu bir tedavi imkanı sunulduğunu belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. İrfan Koca, "Robotik lazer cihazı ile kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarının tedavisinde, ortalama 10-15 dakikalık seanslardan oluşan hastaya özgü planlanan, ağrısız ve konforlu tedavi seçeneği protokolleri ile robotik lazer teknolojisini kullanıyoruz. Özellikle ameliyatlık düzeyde olmayan boyun-bel fıtıkları, tendon, menisküs, eklem problemlerinin tedavisinde robotik lazer teknolojisini başarı ile uygulamaktayız. Cihazın robotik olmasının ve yapay zekâyı kullanmasının en önemli avantajı; her hastaya özel, kendi kendini programlayabilmesi, yani manuel bir ayardan ziyade hasarın derecesini, hasarın nerede olduğuna, derinliğini cihaz kendisi ölçerek, otomatik olarak belirlenen koordinatlara göre tedaviyi programlıyor" dedi. Doç. Dr. Koca, tedavi için başvuran hastaların öncelikli olarak bütüncül bakış açısıyla değerlendirildiği ve hastanın şikayetlerinin kök nedeni bulunduktan sonra uygulanacak en uygun tedavi protokolü ve tedavi süreci hakkında hastaya bilgi verildiğini ve robotik lazer tedavisinin genellikle haftada 2 seans olmak üzere ortalama 10 seans olarak uygulandığını ifade etti. "Robotik lazer tedavisi, her yaştan hastaya uygulanabilir" Doç. Dr. Koca, "Robotik lazer tedavisi, her yaştan hastaya uygulanabilir. Bir yaş kısıtlaması yoktur. Ancak 7 yaştan küçük çocuklarda uygulanmasının çok kısıtlı olması, düşük doz ve kısa süreli uygulanması ve her zaman hekim endikasyonu ve denetiminde olması gereklidir. Büyüme çağındaki ergenlerde de büyüme plaklarına zarar verilmemesi gereklidir. 18 yaş üzeri bireylerde bildirilen hiçbir güvenlik kısıtlaması yoktur. Hamilelerde, epilepsisi olan hastalarda ve aktif kanseri olan hastalarda kullanılmamalıdır" şeklinde konuştu. Robotik lazer tedavisinin yan etkileri hakkında da bilgi veren Doç. Dr. Koca, "Robotik lazer tedavisinin bildirilen hiçbir yan etkisi yoktur. Lazer ışınının retinaya olabilecek yan etkisi nedeni ile, baş bölgesine yakın uygulamalarda, hastanın ve odada bulunan kişilerin özel lazer gözlükleri kullanması gerekebilir" diye konuştu.
Doç. Dr. Ekiz: "İrritabl bağırsak sendromu yaşam kalitesini düşürüyor"
27 Ekim 2025 Pazartesi - 09:14 Doç. Dr. Ekiz: "İrritabl bağırsak sendromu yaşam kalitesini düşürüyor" İrritabl bağırsak sendromunun (IBS) bağırsaklarda yapısal bir hasar olmadan gelişen, fonksiyonel bir sindirim sistemi hastalığı olduğunu belirten Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Fuat Ekiz, "İrritabl Bağırsak Sendromu, bağırsak hareketlerinin ve duyarlılığının bozulması sonucu ortaya çıkar. Hastalar çoğu zaman karın ağrısı, gaz, şişkinlik, ishal ya da kabızlık şikayetleriyle başvurur. Ancak bu belirtiler genellikle psikolojik kaynaklı sanılıp ihmal ediliyor. Oysa IBS, ciddi bir yaşam kalitesi kaybına neden olabilen kronik bir hastalıktır" dedi. Medical Park Ordu Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Fuat Ekiz, IBS hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. IBS’nin bağırsaklarda yapısal bir hasar olmadan gelişen fonksiyonel bir sindirim sistemi hastalığı olduğunu belirten Doç. Dr. Fuat Ekiz, "Bu hastalık bağırsak hareketlerinin ve duyarlılığının bozulması sonucu ortaya çıkar. Hastalar çoğu zaman karın ağrısı, gaz, şişkinlik, ishal ya da kabızlık şikayetleriyle başvurur. Ancak bu belirtiler genellikle psikolojik kaynaklı sanılıp ihmal ediliyor. Oysa IBS, ciddi bir yaşam kalitesi kaybına neden olabilen kronik bir hastalıktır" ifadelerine yer verdi. "Beslenme alışkanlıkları da etkili olabilir" Stresin, hastalığın belirtilerini artıran bir faktör olduğunu ancak tek başına neden olmadığını ifade eden Doç. Dr. Ekiz, "Stres, IBS’nin alevlenmesini tetikler fakat tek neden değildir. Genetik yatkınlık, beslenme alışkanlıkları, bağırsak mikrobiyotasındaki dengesizlikler ve geçirilmiş enfeksiyonlar da etkili olabilir. Bu yüzden hastalığı yalnızca ‘psikolojik’ görmek doğru değildir" diye konuştu. "Tedavi her hastaya göre planlanmalı" IBS’de tedavinin kişiye özel planlanması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Ekiz, "Tedavide hastanın semptomlarına, yaşam tarzına ve beslenme alışkanlıklarına göre yol izlenir. Diyet düzenlemesi, gaz yapan ve bağırsak hareketlerini etkileyen gıdaların azaltılması, gerekirse probiyotik ve lif takviyeleri kullanılabilir. Stres yönetimi ve düzenli egzersiz de tedavinin önemli parçalarıdır" ifadelerini kullandı. "3 aydan uzun süren şikayetlerde uzman desteği alınmalı" Hastalığın genellikle dalgalı bir seyir izlediğini belirten Doç. Dr. Ekiz, uzun süren sindirim sistemi şikayetlerinin göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, şu uyarılarda bulundu: "Eğer karın ağrısı, gaz, şişkinlik veya dışkılama değişiklikleri 3 aydan uzun sürüyorsa mutlaka bir gastroenteroloji uzmanına başvurulmalıdır. Erken tanı, hem hastalığın kontrol altına alınmasını kolaylaştırır hem de gereksiz endişe ve yanlış tedavilerin önüne geçer." "Dengeli beslenme ve hareketli yaşam önemli" Bağırsak sağlığının korunması için dengeli beslenme, yeterli su tüketimi, düzenli egzersiz ve stres kontrolünün büyük önem taşıdığına dikkat çeken Doç. Dr. Ekiz, vatandaşlara bağırsak sağlığını korumaya yönelik yaşam tarzı değişiklikleri konusunda farkındalık çağrısında bulundu.
Yağışlarla birlikte artan doğada mantar dikkat
26 Ekim 2025 Pazar - 18:24 Yağışlarla birlikte artan doğada mantar dikkat DÜZCE(İHA) – Tüm yurtta olduğu gibi ormanlarla kaplı Düzce’de de doğada kendiliğinden yetişen mantarlarda artmaya başladı. Dr. Yasin Yılmaz, mantar zehirlenmelerinden korunmak için doğal alanlarda yetişen mantarlar yerine bandrollü kültür mantarları tercih edilmesi gerektiği bildirdi. Düzce’de yağışlarla birlikte mantar sezonu başladı. Doğada kendiliğinden yetişen mantarlara karşı uzmanlar zehirlenmelere karşı uyarıda bulundu. Düzce Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz, doğal ortamlarda yetişen ve yapısında zehir bulunan mantarların yenilmesiyle ölümle sonuçlanabilen ciddi zehirlenmelerin ülkemizde sık sık görüldüğü bildirildi. Mantar zehirlenmesi belirtileri mantarda bulunan zehrin niteliğine göre mantarın yenmesini takiben 2 ile 6 saat içinde ortaya çıktığına dikkat çeken Dr. Yasin Yılmaz, "İki saat içinde sersemlik, uyku hali, tansiyon düşüklüğü, bulanık görme, yüzde ve boyunda kızarma, ağızda metal tat duyusu, bulantı, kusma, terleme; bazı türlerin yenmesinden 6 saat sonra ise bulantı, kusma, ishal, ateş, çarpıntı, karın ağrısı, karaciğer-böbrek fonksiyon bozuklukları ve hatta ölümle sonuçlanan zehirlenme belirtileri de görülebilmektedir. Zehirlenme belirtileri görülmesi halinde vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmaları gerekmektedir. Mantar zehirlenmelerinden korunmak için; doğal alanlarda yetişen mantarlar yerine bandrollü kültür mantarları tercih edilmelidir" ifadelerinde bulundu.
Meme kanserine dikkat çekmek için motosiklet turu attılar
26 Ekim 2025 Pazar - 14:39 Meme kanserine dikkat çekmek için motosiklet turu attılar Balıkesir’de Motorcu10lar kulübünün kadın sürücüleri, kadın sağlığı ve meme kanserine dikkat çekmek için motosikletlerine pembe balonlar bağlayarak şehir turu attılar. Kadın motosiklet sürücüsü bayanlardan meme kanserine dikkat çekmek üzere pembe balonlarla süsledikleri motosikletleri ile şehir turu yaparak, kadın sağlığı ve meme kanserine karşı dikkat çekmek için tur attılar. Kadınlar Ali Hikmet Paşa meydanında meme kanserinin önemini anlatmak için toplandılar. Motorcu10’lar kulübünün kadınlar başkanı Selina Yağmur, "Motorcu10lar Kadınlar Kulübü olarak, sadece motor tutkusu için değil; kadın sağlığına dikkat çekmek, farkındalık ve bir kez daha hatırlatmak için toplandık. Meme kanserinde erken teşhis hayat kurtarır. Biz de bu anlamlı ayda, pembe kurdelelerimizi takarak motorlarımızla yola çıktık. Çünkü biz biliyoruz ki farkındalık da cesaret ister, tıpkı motor sürmek gibi. Her bir kadının kendi bedenini tanıması, düzenli kontrollerini yaptırması ve ‘bana bir şey olmaz’ dememesi çok önemli. Bugün gerçekleştirdiğimiz bu sürüş, sadece bir etkinlik değil; her kadına, her anneye, her kardeşe bir çağrıdır. Biz Motorcu10lar Kadınlar Kulübü olarak diyoruz ki; kaskınızı taktığınız gibi, kontrollerinizi de ihmal etmeyin. Farkındalıkla, sevgiyle, dayanışmayla ve umutla bu anlamlı günde bizlere destek veren Başkanımız İsmail Uzan’a ve değerli motor tutkunu arkadaşlarıma teşekkür ederim" dedi.
Romatizma hastaları için eğitim polikliniği
26 Ekim 2025 Pazar - 13:32 Romatizma hastaları için eğitim polikliniği Balıkesir Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilay Şahin Tıp Fakültesinde Fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümünde romatizma hastalarına yönelik eğitim polikliniği açıldığını açıkladı. Romatizma hastaları için yeni umut. Balıkesir Tıp fakültesi fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümünde Eğitim Polikliniği açıldı. Romatizma, halk arasında "kireçlenme", "iltihaplı romatizma" veya "kas romatizması" olarak bilinen çok sayıda hastalık. Ancak bu hastalıklar yalnızca ilaçla değil, doğru egzersiz, doğru beslenme ve bilinçli yaşam alışkanlıklarıyla da kontrol altına alınabiliyor. Prof. Dr. Nilay Şahin tarafından kurulan Romatizma Hastaları Eğitim Polikliniği, romatizma hastalarına yeni bir yaklaşım sunacak. Yeni kurulan romatizma hastalarına yönelik eğitim polikliniğinde hastalara sadece muayene yapılmayacak, aynı zamanda hastalığını anlaması, vücudunu tanıması ve kendi tedavisine aktif olarak katılması sağlanacak. Prof. Dr. Şahin; " Romatizma hastalarına kendi bedenlerini tanıtacağız" Romatizma hastalarına yönelik eğitim polikliniğinin kurulmasının nedenleri ve amaçları hakkında bilgi veren Prof. Dr. Nilay Şahin eğitim poliklinik de ki amaç, "Her hastayı "bilinçli, güçlü ve ağrısız bir yaşama" taşımak. İlaç kullanımını azaltmak ve daha kaliteli bir hayat sağlamak olduğunu açıklayarak, Polikliniğin amaçlarını şu şekilde sıraladı; Hastalığınızın ne olduğu, nasıl ilerlediği ve nasıl kontrol altına alınabileceği anlaşılır bir dille anlatılması. Doğru egzersiz eğitimi: Her hastalığa özel olarak planlanan bel, diz, omuz ve el eklemleri egzersizleri video ve broşür desteğiyle öğretilmesi. Beslenme danışmanlığı: Romatizmal hastalıklarda iltihabı azaltan, bağışıklığı destekleyen glutensiz ve dengeli beslenme önerileri sunulur. Osteoporoz (kemik erimesi) farkındalığı: Kemik yoğunluğunu korumak ve düşme riskini azaltmak için bireysel eğitim ve egzersiz programları uygulanması. Kireçlenme (osteoartrit) eğitimi: Günlük yaşamda eklemlerin nasıl korunacağı, doğru duruş ve hareket alışkanlıkları öğretilmesi. Doğru duruş, doğru yaşam: Kas-iskelet sistemi sağlığını korumaya yönelik kişiye özel öneriler ve evde uygulanabilir mini egzersiz planları verilmesi eğitimleri verilecek. Prof. Dr. Nilay Şahin hastalarına verdiği son mesajda, "Romatizma tedavisinde ilaç kadar önemli bir unsur da hastanın kendi bedenini tanımasıdır. Biz burada, hastalarımıza yalnızca tedavi değil; bilgi, hareket ve güven kazandırıyoruz" dedi.
Ani sıcaklık değişimleri grip ve nezleye yakalanma riskini artıyor
26 Ekim 2025 Pazar - 11:25 Ani sıcaklık değişimleri grip ve nezleye yakalanma riskini artıyor Sonbaharın gelişiyle birlikte hava sıcaklıklarındaki ani değişimler, güneş ışığının azalması ve nem oranlarındaki düşüş, solunum yolu enfeksiyonlarında belirgin bir artışa sebep oluyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, özellikle bu dönemde nezle, grip ve sinüzit gibi hastalıkların daha sık görüldüğünü belirterek, korunma yolları konusunda uyarılarda bulundu. Mevsim geçişlerinin insan sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Acıbadem Bursa Hastanesi Prof. Dr. Mehmet Karadağ, vücudun ani sıcaklık değişimlerine karşı verdiği stres yanıtının bağışıklık sistemini zayıflattığını belirtti. Karadağ, "Gece-gündüz arasındaki sıcaklık farkları vücudun ısıl denge mekanizmasını zorlar. Bu durum, bağışıklık hücrelerinin etkinliğini azaltarak enfeksiyonlara zemin hazırlar. Aynı zamanda güneş ışığı süresinin azalmasıyla birlikte ciltte D vitamini üretimi düşer, bu da enfeksiyonlara karşı direncin azalmasına yol açar" diye konuştu. "Risk gruplarındakiler bu dönemde daha dikkatli olmalı" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, bu dönemde bağışıklık sistemi henüz tam gelişmemiş çocukların, yaşlıların, kronik hastalıkları olan bireylerin ve hamilelerin daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı. Özellikle grip vakalarının bu gruplarda daha ağır seyredebileceğini ve komplikasyonlara yol açabileceğini söyledi. "Nezle ve grip karıştırılıyor" Nezle ve grip belirtilerinin birbirine karıştırılmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Mehmet Karadağ, bu iki enfeksiyon arasındaki farkları şöyle açıkladı: "Nezle genellikle hafif seyreder; burun akıntısı, boğaz yanması ve hafif halsizlik gibi belirtilerle ortaya çıkar. Grip ise aniden başlar, yüksek ateş, kas ve eklem ağrıları ile yoğun halsizlik gibi belirtilerle seyredebilir. Ayrıca tat ve koku kaybı, nefes darlığı gibi belirtiler varsa Covid de akla gelmelidir." "Grip aşısı en etkili korunma yöntemlerinden biri" Gripten korunmanın en etkili yollarından birinin mevsimsel grip aşısı olduğunu hatırlatan Karadağ, özellikle risk gruplarının her yıl eylül-kasım ayları arasında aşı yaptırmasının önemine dikkat çekti. Karadağ, "Grip aşısı, vücuda hastalık yapmayan inaktive virüs parçaları vererek bağışıklık sistemini uyarır. Bu sayede virüsle karşılaşıldığında daha hızlı ve etkili bir bağışıklık yanıtı gelişir. 65 yaş üstü bireyler, kronik hastalar, hamileler, küçük çocuklar ve sağlık çalışanları öncelikli gruptur" dedi. "Bireysel önlemler salgınların önlenmesinde büyük rol oynuyor" Mevsim geçişlerinde solunum yolu enfeksiyonlarına karşı bireysel önlemlerin toplumsal salgınların önlenmesinde büyük rol oynadığını vurgulayan Acıbadem Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, "Sağlıklı bir bağışıklık sistemi ve doğru korunma yöntemleri ile bu dönemi hastalanmadan geçirmek mümkün" ifadelerini kullandı. "Bağışıklığı korumak için dikkat etmelisiniz" Mevsim geçişlerinde bağışıklığı korumak ve enfeksiyonlardan kaçınmak için dikkatli olunması gerektiğini belirten Prof. Dr. Mehmet Karadağ şu önerilerde bulundu: "Ellerinizi sık sık yıkayın ve temas yüzeylerini dezenfekte edin. Kapalı ve kalabalık ortamlarda maske takın. Katmanlı giyinin; vücut ısınızı dengede tutun. Dengeli beslenin, C vitamini açısından zengin meyveler tüketin. Bitki çayları (ıhlamur, zencefil, ekinezya) bağışıklığı destekler. Kapalı alanları düzenli olarak havalandırın. Düzenli uyku ve egzersizle, bağışıklık sisteminizin güçlenmesine destek olun."