SAĞLIK
03 Nisan 2026 Cuma - 12:26 Akciğer kanserinde ölüm oranı ürkütüyor: "20 yıl sigara içenler taramadan geçmeli" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Kıyık, akciğer kanserinin hem dünyada hem de Türkiye’de kanser kaynaklı ölümler arasında ilk sırada yer aldığını belirterek, özellikle uzun yıllar sigara kullanan kişilerin taramadan geçmesinin hayati önem taşıdığını söyledi. Akciğer kanserinde erken tanının hayat kurtardığını vurgulayan Kıyık, "Yaklaşık 20 yıl boyunca günde bir paket sigara içmiş, 50 ila 77 yaş arasındaki kişiler risk grubunda yer alıyor. Bu kişilere düşük doz bilgisayarlı tomografi çekildiğinde, 100 kişiden 4’ünde erken evrede akciğer kanseri teşhisi koyabiliyoruz" dedi. Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği (ASYOD) tarafından düzenlenen 11. Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi kapsamında Antalya’da bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Kıyık, akciğer kanserine ilişkin açıklamalar yaptı. Hastalığın görülme sıklığı ve ölüm oranlarının ürkütücü boyutta olduğunu ifade eden Kıyık, dünya genelinde her yıl yaklaşık 2 buçuk milyon akciğer kanseri vakası görüldüğünü, bunların 1 milyon 800 bininin ölümle sonuçlandığını belirtti. Türkiye’de ise yılda 50 bin yeni akciğer kanseri vakasının tespit edildiğini, bunların 35 bininin hayatını kaybettiğini kaydetti. "Akciğer kanseri ölüm sırasında birinci sırada" Akciğer kanserinin tüm dünyada ve Türkiye’de kanserler arasında ölüm sırasında ilk sırada bulunduğunu dile getiren Kıyık, taramanın temel amacının hastalığı oluşmadan önlemek ve erken evrede yakalamak olduğunu söyledi. Kıyık, "Dünyada yılda iki buçuk milyon akciğer kanseri görülüyor ve maalesef bunların 1 milyon 800 bin kişisi hayatını kaybediyor. Türkiye’ye gelecek olursak yılda 50 bin yeni akciğer kanseri görülüyor ve bunların 35 bini hayatını kaybediyor. Akciğer kanseri maalesef tüm dünyada ve Türkiye’de kanserler içerisinde ölüm sırasında birinci sırada yer alıyor" ifadelerini kullandı. Bir yanda koruyucu hekimliğin, diğer yanda tedavi edici hekimliğin bulunduğunu hatırlatan Kıyık, akciğer kanseri taramasının koruyucu hekimlik açısından önemli bir adım olduğuna dikkat çekti. Risk grubunu anlattı Tarama yapılacak grupların belirli kriterlere göre seçildiğini belirten Kıyık, "Biz hekimler akciğer kanserinde taramayı şu amaçla yapıyoruz. Bir koruyucu hekimlik var, bir de tedavi edici hekimlik var. Koruyucu önlemlerden bir tanesi de kişi akciğer kanseri olmasın diye akciğer kanseri taraması yapılmasıdır. Risk gruplarını önce belirliyoruz. Yaklaşık olarak 20 yıl günde bir paket sigara içmiş bir insan 50 ila 77 yaş arasındaysa, akciğer kanserinin en fazla görülme yaşları bu yaş grupları oluyor" dedi. Bu yaş grubunda yer alan ve uzun süre sigara kullanan kişilere düşük doz bilgisayarlı tomografi önerildiğini söyleyen Kıyık, bunun hem radyasyon maruziyetini azalttığını hem de kanser vakalarının başlangıç aşamasında tespit edilmesine imkan sağladığını kaydetti. Kıyık, "Bu yaş grubunda sigara içen insanlara düşük doz bilgisayarlı tomografi çektiriyoruz. Yani hem radyasyonundan korumuş oluyoruz hem de akciğer kanseri varsa bir başlangıç halinde yakalayıp onu bertaraf etmek istiyoruz. Hem de ikinci bir uyarı da o hastamızla, sigara içen kişiyle yüz yüze geldiğimiz zaman şunu anlatıyoruz; içtiğiniz sigara risk doğuruyor, sizi bunun için tarıyoruz. Belki onu sigarayı bırakması için de yardımcı bir gerekçe olmuş oluyor" diye konuştu. "100 kişiden 4’üne erken evrede teşhis konuyor" Tarama programlarının yalnızca kanseri değil, sigaranın yol açtığı diğer akciğer hastalıklarını da ortaya çıkarabildiğine işaret eden Kıyık, erken tanının çok yönlü fayda sağladığını söyledi. Kıyık, "Bu tarama yapıldığında 100 kişiden 4 kişiye erken evrede akciğer kanseri teşhisi konuyor. Ayrıca başka bir akciğer hastalığı varsa, kanser dışında onlar da ortaya çıkarılmış oluyor. Kişi başlangıç aşamasında bir enfeksiyonla karşı karşıya olabilir. İçtiği sigarayla maruz kaldığı başka bir hastalık, KOAH, interstisyel akciğer hastalığı gibi diğer hastalıklar da oluşuyor olabilir. Bunlar da önlenmiş oluyor" dedi. "Arabalarını bakıma götürdükleri gibi kendileri de gelsinler" Tarama sisteminin yaygınlaşmasının önemine değinen Kıyık, sigara kullanan vatandaşların sağlık kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini söyledi. Kıyık, "Artık Avrupa’da ve Amerika’da olan akciğer kanseri taramasının bizde de rutin olarak başlaması gerekiyor. Ama diyelim ki şu anda yok, bizim uyarımız sigara içen insanlara bir, sigarayı bırakmaları; iki, eğer sigara içiyorlarsa, bu yaş grubundaysalar, 50-77 yaş arasındaysalar, 20 yıldır sigara içmişlerse nasıl arabalarını yılda bir yahut da 10 bin kilometre, 15 bin kilometrede bir bakıma götürüyorlarsa, kendileri de buyursunlar gelsinler. Zaten devletimizin de sigara bırakma polikliniği hizmeti var. Hem o hizmeti almış olurlar hem de kendi sağlıkları için bir taramadan geçmiş olurlar" ifadelerini kullandı. Genç yaşta sigaraya başlayanlar için ayrı uyarı Türkiye’nin genç yaşta sigaraya başlama oranında öne çıkan ülkeler arasında bulunduğunu belirten Dr. Murat Kıyık, Rusya, Sırbistan ve Macaristan gibi ülkelerde de benzer bir tablo görüldüğünü söyledi. Sigaraya ne kadar erken başlanırsa riskin o kadar arttığını vurgulayan Kıyık, tarama yaş aralığının ortalama veriler üzerinden belirlendiğini ancak daha genç yaşta sigaraya başlayanların da ciddi risk altında olduğunu ifade etti. Kıyık, "Bütün dünyada bazı ülkelerde, özellikle bizim Türkiye, genç yaşta sigaraya başlama konusunda hemen hemen birinci sırada geliyor. Bizim gibi ülkeler var; Rusya, Sırbistan, Macaristan gibi ülkelerde de erken yaşta sigaraya başlama söz konusu. Onun için ne kadar erken başlanıyorsa sigaraya, riski o kadar artıyor. Aslında biz 50-77 diyoruz ama bunlar ortalama yaşlar. Kişi 15 yaşında bir paket sigara içmeye başlamışsa, 20 yıl içince 35 yaşına gelmiş oluyor. Aynı riski o da taşıyor aslında" dedi. "14 yaşında başlamıştı, 34 yaşında kaybettik" Genç yaşta sigaraya başlamanın ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğine ilişkin örnek de paylaşan Kıyık, çok genç akciğer kanseri hastalarıyla karşılaştıklarını söyledi. Kıyık, "Tarama grubu olarak 50-77 yaş arası grubu söylemiş isek de erken yaşta sigaraya başlayanlar dikkatli olmalı. Çünkü bizim çok genç akciğer kanser hastalarımız var. Hatta öyle ki, bir hastamın oğlu akciğer kanseriydi. Baba hala yaşıyor. Oğlunu 34 yaşında kaybettik. 14 yaşında sigaraya başlamıştı. Maalesef 3 yıl yaşadıktan sonra kaybettik" ifadelerine yer verdi. "Pulmoner emboli sessiz ölüme yol açabiliyor" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nuri Tutar da akciğer damarına pıhtı atmasının, tıptaki adıyla pulmoner embolinin, çoğu zaman kalp krizi ile karıştırılabilen ve ani ölümlere yol açabilen ciddi bir tablo olduğuna dikkat çekti. Pulmoner embolide en kritik noktanın hastalıktan şüphelenmek olduğunu vurgulayan Tutar, göğüs ağrısı, öksürük, balgam, ateş ve kanlı balgam gibi belirtilerle ortaya çıkabilen tablonun hayati risk taşıdığını söyledi. Prof. Dr. Tutar, "Akciğer damarına pıhtı atması özellikle sessiz ölüme yol açan bir durumdur. Aslında bilmediğimiz durumlarda, herkes kalp krizi geçirdiğini hissederken bunun sebebi pulmoner emboli olabilir. Aynı şekilde göğüs ağrısı yapar ve göğüs ağrısı sonucunda da hastalarda öksürük, balgam, ateş ve kanlı balgamla bize gelebilir. Göğüs ağrısının sebebi, akciğer damarına pıhtı atmasından kaynaklanabilir" dedi. Uzun yolculuk ve hareketsizlik uyarısı Pulmoner embolinin özellikle uzun süre hareketsiz kalan kişilerde daha sık görülebildiğini belirten Tutar, pıhtının çoğunlukla bacak toplardamarlarında oluştuğunu, ardından akciğer damarına ilerleyerek damarlanmayı bozduğunu ifade etti. Tutar, "Bu özellikle uzun süreli yolculukta, hareketsiz kalmış bireylerde oluşabilir. Bacaktaki toplardamarlarda pıhtı oluşur. Ondan sonrasında bu pıhtı akciğer damarına atar ve akciğerin damarlanmasını bozar. Bundan sonrasında biz sıklıkla kan sulandırıcı tedaviler kullanırız ve buna göre kan sulandırıcı tedavilerle hastalığı tedavi etmeye çalışırız. Burada en önemli şey, hastalıktan şüphelenmektir" diye konuştu. "Kalp krizi sanıldı, pulmoner emboli çıktı" Yakın zamanda üniversitede yaşanan bir vakayı örnek gösteren Prof. Dr. Tutar, pulmoner embolinin sinsi ve ölümcül seyredebildiğini anlattı. Tutar, "Çok yakın zamanda bizim üniversitemizde bir onkoloğun eşi göğüs ağrısıyla kırklı yaşlarda acile başvurdu ve kalp krizi şüphesiyle hemen anjiyo yapıldı. Ancak akciğer damarına pıhtı atmıştı ve hasta kaybedildi" ifadelerini kullandı. İki saat mola önerisi Özellikle uzun yolculuk yapanların, hareketsiz kalanların ve doğum kontrol hapı kullanan kadınların risk altında olduğuna işaret eden Tutar, korunma açısından basit ama etkili önlemlerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Tutar, "Doğal olarak özellikle uzun yolculuklarda iki saatte bir mola vermek gerekir. Doğum kontrol hapı kullanan kadınlar da risk altındadır. Bu açıdan dikkat edilmesi gerekir" dedi.
03 Nisan 2026 Cuma - 12:19 Uzmanlardan sağlık uyarısı: "Sahra tozları sağlığı olumsuz etkiliyor" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Faysal Baysal, sahra tozlarının yalnızca solunum yollarını değil, aynı zamanda alerjik bünyeye sahip bireyleri de olumsuz etkilediğini söyledi. Bölgeyi etkisi altına alan sahra çöl tozları, yüksek oranda ince partikül madde içerdiğinden başta solunum yolları olmak üzere sağlık açısından tehdit oluşturuyor. Medline Adana Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Faysal Baysal, özellikle risk altında yer alan bireylerin çöl tozlarının etkili olduğu günlerde dikkatli olması gerektiğini belirterek uyarı ve önerilerinde bulundu. Solunum yolları risk altında Dr. Baysal, çöl tozlarının yüksek oranda ince partikül madde (PM10 ve PM2.5) içerdiğinden solunum yollarına doğrudan etki ettiğini ifade ederek, "Bu durum ise nefes darlığı, öksürük ve boğazda tahriş gibi şikâyetlere yol açabiliyor. Astım ve KOAH hastalarında ise atak sıklığında artış gözlemlenebiliyor. Bu nedenle özellikle kronik solunum hastalığı bulunan kişilerin dış ortamda uzun süre kalmaması gerekiyor. Sahra tozları yalnızca solunum yollarını değil, aynı zamanda alerjik bünyeye sahip bireyleri de olumsuz etkiliyor. Burun akıntısı, hapşırma, gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtiler bu dönemde daha sık görülüyor. Alerjik rinit ve göz alerjisi olan kişilerin maske kullanımı ve hijyen kurallarına dikkat etmesi önem taşıyor" dedi. Kalp ve damar sağlığına dikkat! Havadaki ince partiküllerin yalnızca akciğerleri değil, dolaşım sistemini de etkileyebildiğini kaydeden Baysal, "Bu partiküller, kana karışarak kalp ritim bozuklukları ve tansiyon yükselmesi gibi istenmeyen sorunlara neden olabiliyor. Özellikle yaşlı bireyler ve kalp hastalarının bu süreçte tedbirli davranmaları ve kendilerini korumaları gerekiyor" diye konuştu. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Baysal, bu dönemde korunmak için yapılabilecekleri ise şöyle sıraladı: "Mümkün olduğunca kapalı alanlarda kalın. Dışarı çıkmanız gerekiyorsa maske kullanın. Bol su tüketerek metabolizmanızı destekleyin. Gözlerinizi korumak için temas ve ovuşturmadan kaçının. Eve geldikten sonra el, yüz ve burun temizliğine dikkat edin. Kronik hastalığınız varsa ve bununla ilgili belirtiler artarsa bir sağlık kuruluşuna başvurun."
Mersin’de meme kanseri farkındalık etkinliğinde kadınlar yoga yaptı
27 Ekim 2025 Pazartesi - 11:12 Mersin’de meme kanseri farkındalık etkinliğinde kadınlar yoga yaptı Mersin Büyükşehir Belediyesi, meme kanseri farkındalığını artırmak amacıyla düzenlediği etkinlikte kadınlara erken tanı ve muayene eğitimi verirken, yoga ile sağlıklı yaşamı teşvik etti. Büyükşehir Belediyesi, Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı koordinesinde meme kanserine dikkat çekmek için yoga etkinliği düzenlendi. Mezitli Kadın Sağlığı Danışma Merkezi ve Engelsiz Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinliğe kadınlar yoğun ilgi gösterdi. Etkinliklerde, Engelsiz Yaşam Merkezi’nden yararlanan özel bireylerin anneleleri ilk kez yoga deneyimi edinirken, Halk Sağlığı ve Denetim Şube Müdürü Uzman Doktor Bahar Gülcay Çat ise kadınlara meme kanserinde erken tanı ve teşhisin önemini anlattı. Meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu belirten Çat, Mezitli Kadın Sağlığı Danışma Merkezi’nde her yıl Ekim ayında farkındalık oluşturmak ve sağlıklı yaşamı teşvik etmek amacıyla etkinlik düzenlediklerini ifade etti. Çat, hareketsiz yaşamın meme kanseri başta olmak üzere tüm kanser tiplerini ve kronik hastalıkları tetiklediğini söyleyerek, "Yoga gibi egzersizlerle kişiler, ruhsal açıdan doygunluğa ulaşıp, bedensel ve ruhsal sağlıklarını pozitif yönde dönüştürebiliyor" dedi. "Erken tanı hayat kurtarıyor" Kadınlarda en sık tanı alan hastalıkların başında meme kanserinin geldiğine dikkat çeken Çat, meme kanserinin tamamen tedavi edilebilir ve erken tanı ile önlenebilir bir hastalık olduğunu hatırlattı. Çat, tarama programlarının çok genişletildiğini ve meme kanseri tedavisinde desteklerin arttığını belirterek, kadınların her yıl düzenli tarama ve kişisel muayene yapmalarının önemini vurguladı. Etkinlikte, kadınlara meme muayenesi eğitimi veren Çat, "Çok basit bir yöntemle, 2 dakikalık bir muayene yaparak kitlelerin erken teşhisi mümkün olabilir. Genetik nedenler bazı kadınlarda kanseri artırıyor. Bu nedenle, ailesinde kanser öyküsü olan kadınlar 35 yaşından itibaren her yıl düzenli olarak meme muayenesi yaptırmalı; 2 senede bir olmak üzere mamografi ile meme kanseri taramasına girmelidir. Herhangi bir aile öyküsü bulunmayan kişiler ise 40 yaşından itibaren 2 yılda bir mamografi tetkiki yaptırmalıdır" diye konuştu. Meme kanserinde risk faktörlerinin özellikle araçların kullanımının yaygınlaşmasıyla ortaya çıktığını belirten Çat, hareketsiz yaşamın kanseri tetikleyen önemli bir faktör olduğunun altını çizdi. Çat, sağlıklı beslenme ve egzersiz yapmanın kanseri önlemede etkin rol oynadığını ifade ederek, "Diyetisyenlerimizin önerdiği, özellikle Akdeniz ve Ege bölgesinde yaygın olan Akdeniz tipi beslenmeyi kişilerin hayatına katmasını teşvik ediyoruz" diye konuştu. "Sigara dumanına maruz kalan kişiler de kanser tehdidi altında" Meme kanseriyle birlikte diğer kanser türlerinde de sigaranın önemli bir tetikleyici olduğunu kaydeden Çat, "Sigara, sadece içen için değil, sigara dumanına maruz kalan kişiler için de aynı etkiyi oluşturuyor ve kansere sebep olan faktörlerin başında geliyor. Alkol kullanımı ise vücuttaki kanser hücrelerinin artmasına ve kanser hastalıklarının oluşmasına neden oluyor. Bilinenin aksine genetik faktörler, bunların yanında çok daha az bir paya sahip" ifadelerine yer verdi.
Pembe farkındalık parkeye taşındı
27 Ekim 2025 Pazartesi - 10:45 Pembe farkındalık parkeye taşındı Göztepe Basketbol Takımı, Darüşşafaka Lassa karşılaşması öncesi parkeye farkındalık pankartıyla çıktı. Medicana Sağlık Grubu’nun Meme Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla başlattığı "Bir sonraki durak: Mamografi" kampanyasına destek veren takım, "Mamografini yaptır, kontrollerini ihmal etme" mesajını verdi. Kampanyaya Kanserle Dans Derneği üyeleri de saha kenarından ellerindeki dövizlerle destek oldu. Aynı zamanda maça gelen kadın sporseverlere pembe kurdele dağıtıldı. Meme Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla kentin dört bir yanında "Bir sonraki durak: Mamografi" kampanyasıyla farkındalık oluşturan Medicana International İzmir Hastanesi, bu kez kampanyayı parkeye taşıdı. İzmir’in simgelerinden Tarihi Bergama Vapuru’nda başlayan kampanya, deniz ulaşımıyla devam etmişti. Söz konusu kampanya, bu kez Medicana’nın sağlık sponsoru olduğu Göztepe’nin katkılarıyla parkede yankı buldu. Karşılaşmayı izlemeye gelen kadınlara meme kanseri farkındalığının simgesi pembe kurdeleleri dağıtan Göztepe Basketbol Takımı, parkeye ellerinde "Mamografini yaptır, kontrollerini ihmal etme" yazılı pankartla çıkarak farkındalık mesajı verdi. Farkındalık çalışmasına, Darüşşafaka Lassa sporcuları da destek verdi. Pankartın açıldığı sırada spiker, "Meme kanserinde erken teşhise giden yol, kendi kendine elle muayene, düzenli doktor kontrolü ve mamografiden geçer. Erken teşhis tedavide başarı şansını artırır. Mamografini yaptır, kontrollerini ihmal etme" dedi. Led ekranlardaki mesajlarla da kadın sporseverlere meme kanseriyle mücadelede erken teşhisin önemi hatırlatıldı. Kanserle Dans Derneği üyeleri de kendilerine ayrılan courtside alanında hem takıma destek oldu hem de farkındalık mesajlarının yer aldığı dövizlerle meme kanserine dikkat çekti. Parkedeki farkındalık çalışması, sporseverlerin destek alkışlarıyla sona erdi.
Doğuştan rahmi olmayan kadınlar için umut ışığı: Sigmoid vajinoplasti
27 Ekim 2025 Pazartesi - 10:17 Doğuştan rahmi olmayan kadınlar için umut ışığı: Sigmoid vajinoplasti Kahramanmaraş’ta doğuştan rahmi ve vajinası olmayan kadınlar için umut veren operasyon yapıldı. Ameliyata alınan kadın hastada sigmoid vajinoplasti ameliyatı ile yeni vajina oluşturularak cinsel fonksiyon kısa sürede kazandırıldı. Mayer-Rokitansky-Küster-Hauser (MRKH) sendromu, doğuştan vajina ve rahmin olmaması veya az gelişmiş olması ile kendini gösteren nadir bir durum olarak biliniyor. Bu sendrom genellikle birincil amenore (adet görememe) ile fark edilirken, hastaların yumurtalık fonksiyonları genellikle normal seyrediyor. MRKH sendromu, cinsel fonksiyon eksikliği ve gebelik elde edememe gibi sorunlara yol açarken, hastalar için tedavi seçenekleri arasında sigmoid kolon neovajen operasyonu (sigmoid vajinoplasti) da yer alıyor. Bu yöntem, kalın bağırsaktan alınan bir segmentin vajinal boşluğa yerleştirilmesiyle yeni bir vajina oluşturulmasını sağlıyor. Sigmoid vajinoplasti, doğal kayganlık, yeterli uzunluk ve dirençli duvarlar sağlayarak cinsel ilişki için uygun ortam oluşturuyor. Ayrıca diğer yöntemlere kıyasla uzun süreli dilatasyon ihtiyacını azaltıyor ve erken cinsel fonksiyon kazanımına imkân tanıyor. 16 yaşında menstrüasyon döngüsü olmadığı için hastaneye götürüldüğünü belirten A.B., rahminin olmadığını öğrendiğini ifade etti. Evlenince diğer organının da eksik olduğunu fark ettiğini belirten A.B., ameliyatla tedavi edilebileceğini öğrendikten sonra uzun bir araştırma sürecine girdiğini dile getirdi. Sosyal medyadan Prof. Dr. Murat Bakacak’ı fark ettiğini ve İzmir’den Kahramanmaraş’a gelerek görüşme sağladığını anlatan A.B., "Samimi ve detaycı yaklaşımı beni etkiledi, böyle bir operasyonu ancak detaycı bir doktor hatasız yapabilirdi. Operasyonu Fatih hocamla birlikte titizlikle ve kapalı yöntemle gerçekleştirdiler. Ameliyat sonrası tedavi sürecim çok iyiydi, dayanılmayacak acılar yaşamadım. Bizler hayata razı olup köşemize çekilemeyiz, bunun bir tedavisi var. Murat hocam ve Fatih hocam sadece doktor değil, birer ağabey gibi yaklaştılar ve sağlığıma kavuşturdular. İyi ki İzmir’den gelmişim, çok teşekkür ederim" dedi. "İnsanların deprem sonrası Maraş’a sağlık hizmeti almak için gelmesi, kat ettiğimiz yolu gösteriyor" HG Hospital doktorlarından Doç. Dr. Fatih Mehmet Yazar, süreç hakkında şunları kaydetti: "Yaklaşık 10 yıldır Kahramanmaraş’ta genel cerrahi alanında hizmet veriyoruz. Deprem sonrası şehrimiz ayağa kalkma sürecinde ve sağlık alanında devlet ile özel sektör çok ciddi yatırımlar yaptı. Hastalarımız artık şehir dışına gitmek yerine bize gelmeye başladı. Hastamızın İzmir’den gelmesi, bizim için ameliyattan daha çok mutluluk verici bir durum çünkü insanların deprem sonrası Maraş’a sağlık hizmeti almak için gelmesi, kat ettiğimiz yolu gösteriyor" dedi. Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Murat Bakacak ise MRKH sendromu ve uyguladıkları ameliyatla ilgili şunları söyledi: "MRKH sendromu, doğuştan vajina ve rahmin olmamasıyla seyreder. Bu hastalık genellikle ilk adet döneminde ortaya çıkar. Rahim ve vajinaları olmadığı için hastalar adet göremez ve gebe kalamazlar. Biz bu hastamıza yıllardan beri Fatih hocamla birlikte farklı vajinal oluşturma ameliyatları yaptık. Son olarak tamamen kapalı yöntemle, kalın bağırsağın bir kısmını kullanarak neovajina oluşturduk. Bu ameliyat yaptığımız tekniği diğerlerinden biraz daha fonksiyonel ve faydalı olduğunu düşünüyoruz. İyileşme dönemi nispeten daha rahat ve cinsel fonksiyonlara kavuşmaları çok daha çabuk oluyor" diye konuştu. Sigmoid vajinoplasti, MRKH sendromu olan kadınlar için cinsel fonksiyonlarını kazanmanın ve yaşam kalitelerini artırmanın etkili bir yöntemi olarak öne çıktığı da kaydedildi.
Kanseri yenen hemşire işine dönmek için gün sayıyor
27 Ekim 2025 Pazartesi - 10:04 Kanseri yenen hemşire işine dönmek için gün sayıyor Malatya Şehit Mehmet Kılınç Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde hemşire olarak görev yapan kadın, yaklaşık 10 ay önce yakalandığı göğüs kanserini erken tanı ve tedaviyle yenerek sağlığına kavuştu. Zorlu süreci geride bırakan hemşire, bir ay sonra yeniden işine dönecek olmanın heyecanını yaşıyor. Malatya’da yaşayan 46 yaşındaki hemşire Berivan Kısacık, yaklaşık bir yıl önce göğsünde fark ettiği kitle sonrası Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi’ne (KETEM) başvurduğunu belirterek erken tanının hayatını kurtardığını söyledi. Göğsünde fark ettiği bir kitle sonrası çalıştığı hastanedeki KETEM standında görevli hemşirelere durumu aktardığını kaydeden Kısacık, "Hemşire arkadaşlar durumun ciddi olabileceğini söyleyip beni yönlendirdiler. 5 Ocak’ta KETEM’de mamografi ve ultrason çekildim ve sonucun kanser olduğunu öğrendim" dedi. Teşhisin ardından 10 ay süren kemoterapi ve radyoterapi tedavisi gördüğünü anlatan hemşire Kısacık, "Zorlu bir süreçti ama erken tanı sayesinde bugün sağlığıma kavuştum. Eğer o gün KETEM’deki arkadaşlarla görüşmeseydim belki de şu an işe başlamak değil, yaşayıp yaşamayacağımı düşünüyordum" ifadelerini kullandı. Kanser sürecinde ailesi arkadaşları ve sağlık çalışanlarının desteğini gördüğünü belirten Kısacık, "Kanserden korkmayın geç kalmaktan korkun. Kafanıza takılan bir durum varsa mutlaka KETEM’e gidin kontrollerinizi yaptırın. Bugün iyileşiyorsam bu erken teşhis sayesinde" diye konuştu. Bir ay sonra yeniden görevine başlayacağını belirten hemşire erken tanı farkındalığı oluşturan KETEM çalışanlarına ve İl Sağlık Müdürlüğü’ne de teşekkür etti.
Bel ve boyun fıtıklarının tedavisinde yapay zeka dönemi
27 Ekim 2025 Pazartesi - 09:57 Bel ve boyun fıtıklarının tedavisinde yapay zeka dönemi Yapay zeka destekli robotik lazerle, bel ve boyun fıtıklarının ameliyatsız tedavisinde yeni bir dönem başladı. Son teknoloji ürünü yapay zekâ destekli robotik lazer cihazı, bel-boyun fıtıkları başta olmak üzere, eklem problemleri, kas ağrıları, tendon yırtıkları, sinir sıkışmaları ve topuk dikeni gibi birçok kas-iskelet sistemi rahatsızlığının tedavisinde kullanılabiliyor. Lazer, 10-15 santimetre derinliğe kadar, hasarlı dokuyu hedef alarak, ameliyatsız, ağrısız bir şekilde iyileşmeyi sağlıyor. Her hastaya özel olarak programlanabiliyor. Yapay zeka destekli robotik lazerle ağrısız ve konforlu bir tedavi imkanı sunulduğunu belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. İrfan Koca, "Robotik lazer cihazı ile kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarının tedavisinde, ortalama 10-15 dakikalık seanslardan oluşan hastaya özgü planlanan, ağrısız ve konforlu tedavi seçeneği protokolleri ile robotik lazer teknolojisini kullanıyoruz. Özellikle ameliyatlık düzeyde olmayan boyun-bel fıtıkları, tendon, menisküs, eklem problemlerinin tedavisinde robotik lazer teknolojisini başarı ile uygulamaktayız. Cihazın robotik olmasının ve yapay zekâyı kullanmasının en önemli avantajı; her hastaya özel, kendi kendini programlayabilmesi, yani manuel bir ayardan ziyade hasarın derecesini, hasarın nerede olduğuna, derinliğini cihaz kendisi ölçerek, otomatik olarak belirlenen koordinatlara göre tedaviyi programlıyor" dedi. Doç. Dr. Koca, tedavi için başvuran hastaların öncelikli olarak bütüncül bakış açısıyla değerlendirildiği ve hastanın şikayetlerinin kök nedeni bulunduktan sonra uygulanacak en uygun tedavi protokolü ve tedavi süreci hakkında hastaya bilgi verildiğini ve robotik lazer tedavisinin genellikle haftada 2 seans olmak üzere ortalama 10 seans olarak uygulandığını ifade etti. "Robotik lazer tedavisi, her yaştan hastaya uygulanabilir" Doç. Dr. Koca, "Robotik lazer tedavisi, her yaştan hastaya uygulanabilir. Bir yaş kısıtlaması yoktur. Ancak 7 yaştan küçük çocuklarda uygulanmasının çok kısıtlı olması, düşük doz ve kısa süreli uygulanması ve her zaman hekim endikasyonu ve denetiminde olması gereklidir. Büyüme çağındaki ergenlerde de büyüme plaklarına zarar verilmemesi gereklidir. 18 yaş üzeri bireylerde bildirilen hiçbir güvenlik kısıtlaması yoktur. Hamilelerde, epilepsisi olan hastalarda ve aktif kanseri olan hastalarda kullanılmamalıdır" şeklinde konuştu. Robotik lazer tedavisinin yan etkileri hakkında da bilgi veren Doç. Dr. Koca, "Robotik lazer tedavisinin bildirilen hiçbir yan etkisi yoktur. Lazer ışınının retinaya olabilecek yan etkisi nedeni ile, baş bölgesine yakın uygulamalarda, hastanın ve odada bulunan kişilerin özel lazer gözlükleri kullanması gerekebilir" diye konuştu.
Doç. Dr. Ekiz: "İrritabl bağırsak sendromu yaşam kalitesini düşürüyor"
27 Ekim 2025 Pazartesi - 09:14 Doç. Dr. Ekiz: "İrritabl bağırsak sendromu yaşam kalitesini düşürüyor" İrritabl bağırsak sendromunun (IBS) bağırsaklarda yapısal bir hasar olmadan gelişen, fonksiyonel bir sindirim sistemi hastalığı olduğunu belirten Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Fuat Ekiz, "İrritabl Bağırsak Sendromu, bağırsak hareketlerinin ve duyarlılığının bozulması sonucu ortaya çıkar. Hastalar çoğu zaman karın ağrısı, gaz, şişkinlik, ishal ya da kabızlık şikayetleriyle başvurur. Ancak bu belirtiler genellikle psikolojik kaynaklı sanılıp ihmal ediliyor. Oysa IBS, ciddi bir yaşam kalitesi kaybına neden olabilen kronik bir hastalıktır" dedi. Medical Park Ordu Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Fuat Ekiz, IBS hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. IBS’nin bağırsaklarda yapısal bir hasar olmadan gelişen fonksiyonel bir sindirim sistemi hastalığı olduğunu belirten Doç. Dr. Fuat Ekiz, "Bu hastalık bağırsak hareketlerinin ve duyarlılığının bozulması sonucu ortaya çıkar. Hastalar çoğu zaman karın ağrısı, gaz, şişkinlik, ishal ya da kabızlık şikayetleriyle başvurur. Ancak bu belirtiler genellikle psikolojik kaynaklı sanılıp ihmal ediliyor. Oysa IBS, ciddi bir yaşam kalitesi kaybına neden olabilen kronik bir hastalıktır" ifadelerine yer verdi. "Beslenme alışkanlıkları da etkili olabilir" Stresin, hastalığın belirtilerini artıran bir faktör olduğunu ancak tek başına neden olmadığını ifade eden Doç. Dr. Ekiz, "Stres, IBS’nin alevlenmesini tetikler fakat tek neden değildir. Genetik yatkınlık, beslenme alışkanlıkları, bağırsak mikrobiyotasındaki dengesizlikler ve geçirilmiş enfeksiyonlar da etkili olabilir. Bu yüzden hastalığı yalnızca ‘psikolojik’ görmek doğru değildir" diye konuştu. "Tedavi her hastaya göre planlanmalı" IBS’de tedavinin kişiye özel planlanması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Ekiz, "Tedavide hastanın semptomlarına, yaşam tarzına ve beslenme alışkanlıklarına göre yol izlenir. Diyet düzenlemesi, gaz yapan ve bağırsak hareketlerini etkileyen gıdaların azaltılması, gerekirse probiyotik ve lif takviyeleri kullanılabilir. Stres yönetimi ve düzenli egzersiz de tedavinin önemli parçalarıdır" ifadelerini kullandı. "3 aydan uzun süren şikayetlerde uzman desteği alınmalı" Hastalığın genellikle dalgalı bir seyir izlediğini belirten Doç. Dr. Ekiz, uzun süren sindirim sistemi şikayetlerinin göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, şu uyarılarda bulundu: "Eğer karın ağrısı, gaz, şişkinlik veya dışkılama değişiklikleri 3 aydan uzun sürüyorsa mutlaka bir gastroenteroloji uzmanına başvurulmalıdır. Erken tanı, hem hastalığın kontrol altına alınmasını kolaylaştırır hem de gereksiz endişe ve yanlış tedavilerin önüne geçer." "Dengeli beslenme ve hareketli yaşam önemli" Bağırsak sağlığının korunması için dengeli beslenme, yeterli su tüketimi, düzenli egzersiz ve stres kontrolünün büyük önem taşıdığına dikkat çeken Doç. Dr. Ekiz, vatandaşlara bağırsak sağlığını korumaya yönelik yaşam tarzı değişiklikleri konusunda farkındalık çağrısında bulundu.
Yağışlarla birlikte artan doğada mantar dikkat
26 Ekim 2025 Pazar - 18:24 Yağışlarla birlikte artan doğada mantar dikkat DÜZCE(İHA) – Tüm yurtta olduğu gibi ormanlarla kaplı Düzce’de de doğada kendiliğinden yetişen mantarlarda artmaya başladı. Dr. Yasin Yılmaz, mantar zehirlenmelerinden korunmak için doğal alanlarda yetişen mantarlar yerine bandrollü kültür mantarları tercih edilmesi gerektiği bildirdi. Düzce’de yağışlarla birlikte mantar sezonu başladı. Doğada kendiliğinden yetişen mantarlara karşı uzmanlar zehirlenmelere karşı uyarıda bulundu. Düzce Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz, doğal ortamlarda yetişen ve yapısında zehir bulunan mantarların yenilmesiyle ölümle sonuçlanabilen ciddi zehirlenmelerin ülkemizde sık sık görüldüğü bildirildi. Mantar zehirlenmesi belirtileri mantarda bulunan zehrin niteliğine göre mantarın yenmesini takiben 2 ile 6 saat içinde ortaya çıktığına dikkat çeken Dr. Yasin Yılmaz, "İki saat içinde sersemlik, uyku hali, tansiyon düşüklüğü, bulanık görme, yüzde ve boyunda kızarma, ağızda metal tat duyusu, bulantı, kusma, terleme; bazı türlerin yenmesinden 6 saat sonra ise bulantı, kusma, ishal, ateş, çarpıntı, karın ağrısı, karaciğer-böbrek fonksiyon bozuklukları ve hatta ölümle sonuçlanan zehirlenme belirtileri de görülebilmektedir. Zehirlenme belirtileri görülmesi halinde vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmaları gerekmektedir. Mantar zehirlenmelerinden korunmak için; doğal alanlarda yetişen mantarlar yerine bandrollü kültür mantarları tercih edilmelidir" ifadelerinde bulundu.
Meme kanserine dikkat çekmek için motosiklet turu attılar
26 Ekim 2025 Pazar - 14:39 Meme kanserine dikkat çekmek için motosiklet turu attılar Balıkesir’de Motorcu10lar kulübünün kadın sürücüleri, kadın sağlığı ve meme kanserine dikkat çekmek için motosikletlerine pembe balonlar bağlayarak şehir turu attılar. Kadın motosiklet sürücüsü bayanlardan meme kanserine dikkat çekmek üzere pembe balonlarla süsledikleri motosikletleri ile şehir turu yaparak, kadın sağlığı ve meme kanserine karşı dikkat çekmek için tur attılar. Kadınlar Ali Hikmet Paşa meydanında meme kanserinin önemini anlatmak için toplandılar. Motorcu10’lar kulübünün kadınlar başkanı Selina Yağmur, "Motorcu10lar Kadınlar Kulübü olarak, sadece motor tutkusu için değil; kadın sağlığına dikkat çekmek, farkındalık ve bir kez daha hatırlatmak için toplandık. Meme kanserinde erken teşhis hayat kurtarır. Biz de bu anlamlı ayda, pembe kurdelelerimizi takarak motorlarımızla yola çıktık. Çünkü biz biliyoruz ki farkındalık da cesaret ister, tıpkı motor sürmek gibi. Her bir kadının kendi bedenini tanıması, düzenli kontrollerini yaptırması ve ‘bana bir şey olmaz’ dememesi çok önemli. Bugün gerçekleştirdiğimiz bu sürüş, sadece bir etkinlik değil; her kadına, her anneye, her kardeşe bir çağrıdır. Biz Motorcu10lar Kadınlar Kulübü olarak diyoruz ki; kaskınızı taktığınız gibi, kontrollerinizi de ihmal etmeyin. Farkındalıkla, sevgiyle, dayanışmayla ve umutla bu anlamlı günde bizlere destek veren Başkanımız İsmail Uzan’a ve değerli motor tutkunu arkadaşlarıma teşekkür ederim" dedi.