Son Dakika
|
AVM’de dehşet: 3 yaşındaki çocuk parmağını kaybetti
Beyaz Saray, ABD'li heyetin yarın Pakistan'da İran tarafıyla görüşeceğini teyit etti
Erdoğan: "İmalatçı ihracatçılarımızda vergiyi yüzde 9’a indiriyoruz"
26 yıl hapis cezası bulunan kadın, gizli bölmede yakalandı
Spiker Ela Rümeysa Cebeci, ‘ev hapsi’ şartıyla tahliye edildi
Netanyahu, prostat kanseri tedavisi gördüğünü açıkladı
Michael Eneramo hayatını kaybetti
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İstanbul Park 5 dönem boyunca yarışlara ev sahipliği yapacak"
Formula 1 yeniden Türkiye’de
Trump: "İran’a karşı nükleer silah kullanmayacağım"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
Bakan Fidan’dan ABD-İran gerilimi için kritik mesaj
Kadın Güreş Milli Takımı, Avrupa ikincisi
Kırmızı bültenle aranan Hindistanlı uyuşturucu kaçakçısı İstanbul’da yakalandı
İran Dışişleri Bakanı Arakçi İslamabad'da
Trump: "İran, ABD’nin taleplerini karşılamaya yönelik bir teklif planlıyor"
Netanyahu, prostat kanseri tedavisi gördüğünü açıkladı
Merz: "İran yaptırımlarını kademeli olarak hafifletmeye hazırız"
SAĞLIK
Karakoçan’da uyuşturucuyla mücadele: 1 gözaltı
24 Nisan 2026 Cuma - 22:07:22
Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde polis ekipleri tarafından yapılan çalışmada aracından uyuşturucu madde çıkan şüpheli gözaltına alındı. Edinilen bilgiye göre, Karakoçan ilçesinde, uyuşturucu ile mücadele kapsamında İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin çalışması aralıksız sürüyor. Bu çerçevede yürütülen çalışmalar ve denetimler sırasında şüpheli bir araç durduruldu. Araçta yapılan aramalarda tütüne emdirilmiş vaziyette 43,17 gram kannabinoid uyuşturucu madde ele geçirildi. Gözaltına alınan şüpheli A.A. hakkında yasal işlem başlatıldığı bildirdi.
24 Nisan 2026 Cuma - 18:05
Türkiye ile Maldivler arasında sağlık alanında iş birliği
USTKON ve SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, sağlık turizmi ve sağlık yatırımları alanındaki uluslararası iş birliklerini güçlendirmeye devam ediyor. Prof. Dr. Aysun Bay, Maldivler Büyükelçisi Abdul Raheem Abdul Latheef ile bir araya geldi. Görüşmede başta onkoloji hastanesi projesi olmak üzere sağlık hizmetleri, sağlık eğitimi, medikal sektör ve sağlık turizmi alanlarındaki iş birliği imkanları kapsamlı şekilde ele alındı. Görüşmeler kapsamında, Maldivler’de hayata geçirilmesi planlanan sağlık yatırımları için karşılıklı mutabakatın sağlanmasının ardından proje modeli, finansal yapı ve uygulama süreçlerinin netleştirilmesi konusunda ortak irade ortaya konuldu. Maldivler Hükümeti’nin projeye sağlayacağı destekler ile Türkiye’nin sağlık alanındaki güçlü altyapısının bir araya getirilerek, iki ülke arasında sürdürülebilir ve yüksek katma değerli bir iş birliğinin geliştirilmesinin hedeflendiği belirtildi. Tarafların, önümüzdeki süreçte teknik ve idari çalışmaların hızlandırılması, karşılıklı ziyaretlerin gerçekleştirilmesi ve somut projelerin hayata geçirilmesi konusunda da mutabık kaldığı öğrenildi. Türkiye ile Maldivler arasında kurulacak stratejik iş birliğinin, sağlık turizmi başta olmak üzere birçok alanda uluslararası ölçekte önemli katkılar sağlaması bekleniyor.
24 Nisan 2026 Cuma - 17:54
Bursa İl Sağlık Müdürlüğü’nden Yüşra açıklaması
Bursa İl Sağlık Müdürlüğü, Şehir Hastanesi’nde tedavi gördüğü sırada vefat eden Yüsra Türkoğlu ilgili açıklama yaptı. Yapılan yazılı açıklamada, dava kapsamında, 24.04.2026 tarihinde hastanede herhangi bir gözaltı yapılmadığı, adli soruşturmanın devam ettiği ve sürecin İl Sağlık Müdürlüğü’nce yakından takip edildiği belirtildi.
24 Nisan 2026 Cuma - 16:25
Sağlık Bakanlığı’ndan İran’a ikinci etap insani yardım amaçlı tıbbi malzeme gönderildi
Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı tarafından İran’a 6 tır insani yardım amaçlı tıbbi malzeme ve ilaç gönderilmiştir. Van İl Sağlık Müdürlüğü’nde hazırlanan 107 palet yardım malzemesi Ağrı Doğu Bayazıt Gürbulak Sınır Kapısı’na doğru yola çıktı. İran’a gönderilmek üzere 107 palet ilaç ve tıbbi sarf malzemesi hazırlandı 104 palet 361 kalemden oluşan yaklaşık 1,8 milyon tıbbi sarf malzemesi, 2 palet 78 kalemden oluşan yaklaşık 10 bin ilaç, 1 palet 22 kalemden oluşan 385 soğuk zincir ilaç, İran’a gönderilmek üzere Van İl Sağlık Müdürlüğü’nün deposuna nakledildi. Acil müdahale ve cerrahi işlemler için tıbbi sarf malzemeleri tırlara yüklendi İran’a gönderilen yardım kolilerinde enjektörler, cerrahi maskeler, steril eldivenler, oksijen maskeleri ve koruyucu ekipmanlar başta olmak üzere çok sayıda tıbbi sarf malzemesi yer alıyor. Bu malzemeler, acil müdahale ve cerrahi işlemler başta olmak üzere sağlık hizmetlerinin kesintisiz sürdürülebilmesi açısından önem taşıyor. Yardım tırlarında temel ilaçlar ve onkoloji ilaçları da bulunuyor İran’a gönderilen tırlarda tıbbi malzemelerin haricinde, antibiyotikler, ağrı kesiciler ve endokrin ilaçları gibi temel ilaçlar yer alırken; soğuk zincir ilaçlar arasında onkoloji ilaçları da bulunuyor. Sağlık Bakanlığı İran’a ilk etapta 3 tır ilaç, tıbbi cihaz ve sarf malzemesi göndermişti Sağlık Bakanlığı İran’a aynı ay içerisinde ikinci kez insani amaçlı tıbbi malzeme gönderdi. İlk etapta 3 tır (60 palet) tıbbi cihaz, ilaç ve sarf malzemesi İran’a gönderilmiş; röntgen, ultrason, ventilatör ve hasta başı monitör gibi kritik ekipmanlar bölgeye ulaştırıldı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Nisan 2026 Cuma- 09:23
Diş ağrısı şikayetiyle gitti 25 dişinden oldu
2
24 Nisan 2026 Cuma- 11:16
Samsun’un kalbi yerli teknolojiyle koruma altında: 3 noktada hizmete girdi
3
23 Nisan 2026 Perşembe- 09:01
Van’da ‘Her Gebeye Bir Ebe’ dönemi: 6 bin anne adayına ulaşıldı
4
24 Nisan 2026 Cuma- 10:34
Sosyal medyadaki "paket egzersizlerin" faturası ağır olabilir
5
24 Nisan 2026 Cuma- 11:33
Bahar yorgunluğuna karşı 10 süper besin
09 Nisan 2026 Perşembe - 13:48
Başarı masada değil, hayat düzeninde başlar
Her bireyin odaklanma saatleri ve zihinsel enerjisi farklı olduğunu belirten Psikolog Ozan Yazıcı, "Bu nedenle saatlerce masa başında kalmak yerine, zihnin en açık olduğu zaman dilimlerinde kısa ama yoğun odaklanma süreçleri oluşturmak daha etkilidir. Aksi halde, kişi fiziksel olarak çalışsa bile zihinsel olarak üretken olamaz" dedi. Liv Hospital Samsun Psikoloji Kliniği’nden Psikolog Ozan Yazıcı, sınav başarısıyla ilgili bilgilendirmelerde bulundu. Sınav başarısının çoğu zaman uzun saatler çalışmakla ilişkilendirildiğini ifade eden Psikolog Yazıcı, oysa psikolojik açıdan bakıldığında başarıyı belirleyen temel unsurun çalışma süresinden çok, kişinin kurduğu yaşam düzeninde saklı olduğunu ifade etti. "Kaliteli uyku, etkili çalışmanın ayrılmaz parçası" Zihnin ancak dengeli bir sistem içinde verimli çalışabildiğini işaret eden Psikolog Ozan Yazıcı, "Verimli bir çalışma düzeni, öncelikle kişinin kendi ritmini tanımasıyla başlar. Her bireyin odaklanma saatleri ve zihinsel enerjisi farklıdır. Bu nedenle saatlerce masa başında kalmak yerine, zihnin en açık olduğu zaman dilimlerinde kısa ama yoğun odaklanma süreçleri oluşturmak daha etkilidir. Aksi halde kişi fiziksel olarak çalışsa bile zihinsel olarak üretken olamaz" diye konuştu. Bu noktada fiziksel hareketin önemi devreye girdiğini ifade eden Psikolog Yazıcı şunları söyledi: "Gün içinde yapılan kısa yürüyüşler ya da hafif egzersizler, zihni tazeleyerek odaklanmayı artırır. Hareket etmek, çalışmaya ara vermek değil; aksine çalışmanın sürdürülebilirliğini sağlamaktır. Aynı şekilde beslenme de zihinsel performansı doğrudan etkiler. Düzensiz ve dengesiz beslenme, enerji dalgalanmalarına ve dikkat kaybına yol açarken; dengeli bir beslenme düzeni, zihinsel stabiliteyi destekler. Uyku ise çoğu zaman ihmal edilen ama öğrenmenin temelini oluşturan bir diğer faktördür. Gün içinde öğrenilen bilgilerin kalıcı hale gelmesi, uyku sırasında gerçekleşir. Yetersiz uyku, sadece yorgunluk değil; aynı zamanda dikkat dağınıklığı ve öğrenme güçlüğü anlamına gelir. Bu nedenle kaliteli uyku, etkili çalışmanın ayrılmaz bir parçasıdır." "Stres yönetimi sınav sürecinde çok önemli" Sınav sürecinde oluşan stresin yönetilmesinin de büyük önem taşıdığını söyleyen Psikolog Ozan Yazıcı, "Sürekli baskı altında olan bir zihin, bir süre sonra tükenir ve motivasyonunu kaybeder. Bu yüzden kişinin kendini iyi hissettiği, rahatladığı ve şarj olduğu alanlara zaman ayırması gerekir. Bu bir müzik dinleme anı, kısa bir yürüyüş ya da sosyal bir sohbet olabilir. Bu tür aktiviteler, zihinsel dengeyi koruyarak yeniden odaklanmayı kolaylaştırır" şeklinde konuştu.
09 Nisan 2026 Perşembe - 12:04
Kısa bir egzersizle sarkmayı önlemek mümkün
Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Gültekin Koçun, kadınların korkulu rüyası olan rahim sarkmasının önlenebileceğini vurgulayarak, pelvik tabanı güçlendiren egzersizlerin korunmada kritik rol oynadığını ifade etti. Op. Dr. Gültekin Koçun, "Günde yalnızca 5 dakika ayrılarak yapılacak Kegel egzersizleri sarkma riskini azaltabilir. Ayrıca düzenli egzersiz ve doğru yaşam alışkanlıklarıyla süreç kontrol altına alınabilir" dedi. Rahim sarkması, kadınların özellikle ilerleyen yaşlarda karşılaştığı ancak çoğu zaman dile getirmekte zorlandığı önemli sağlık sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Günlük yaşamı, sosyal hayatı ve organ fonksiyonlarını etkileyebilen bu durum, erken dönemde fark edildiğinde ameliyatsız yöntemlerle dahi yönetilebiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gültekin Koçun, rahim sarkmasının temelinde pelvik taban kasları ve bağ dokuların zayıflamasının yattığını belirterek, "Rahim sarkması (uterus prolapsusu), rahmi yerinde tutan kasların ve bağ dokuların zayıflaması sonucu rahmin vajina içine ya da dışına doğru kayması durumudur. Bu tablo çoğunlukla pelvik taban dediğimiz destek yapının hasar görmesiyle ortaya çıkar. Özellikle çok sayıda ve zor vajinal doğumlar, menopoz sonrası östrojen azalması, kronik kabızlık, ağır yük kaldırma, kronik öksürük ve obezite gibi faktörler pelvik dokular üzerinde sürekli baskı oluşturarak sarkmaya zemin hazırlar" diye konuştu. 50 yaş sonrası çok sık görülüyor Rahim sarkmasının her yaşta görülebileceğini ancak özellikle menopoz sonrası dönemde belirgin şekilde arttığını ifade eden Op. Dr. Gültekin Koçun, "Rahim sarkması özellikle 50 yaş üzerindeki kadınlarda daha sık görülür. En yoğun görüldüğü dönem 50-60 yaş aralığıdır. Klinik verilere göre 60 yaşın üzerindeki her üç kadından birinde farklı derecelerde sarkma görülebilir. Menopozla birlikte östrojen hormonunun azalması, pelvik taban dokularının zayıflamasına neden olur ve risk belirgin şekilde artar. Bununla birlikte çok sayıda doğum yapmış ya da bağ dokusu zayıf olan kadınlarda daha genç yaşlarda da görülebilir" dedi. Her rahim sarkmasının ameliyat gerektirmediğinin altını çizen Op. Dr. Gültekin Koçun, tedavi kararının hastaya özel verilmesi gerektiğini belirterek, "Tedavi planı sarkmanın derecesine ve hastanın yaşam kalitesini ne ölçüde etkilediğine göre şekillenir. Özellikle erken ve orta evrelerde ameliyatsız yöntemlerle oldukça başarılı sonuçlar elde edilebilir" ifadelerini kullandı. Cerrahi hangi durumlarda kaçınılmaz olur İleri evre sarkmalarda cerrahinin ön plana çıktığını belirten Op. Dr. Gültekin Koçun, sözlerine şöyle devam etti: "Rahmin vajina dışına çıktığı ileri evre sarkmalarda, şiddetli idrar ve bağırsak problemleri geliştiğinde, vajinal yaralar ve enfeksiyonlar oluştuğunda ya da hastanın yaşam kalitesi ciddi şekilde bozulduğunda cerrahi kaçınılmaz hale gelir. Ayrıca ameliyatsız yöntemlerden fayda görmeyen hastalarda da cerrahi planlanmaktadır. Günümüzde rahim sarkması ameliyatları büyük oranda kapalı yöntemlerle gerçekleştirilmektedir. Laparoskopik ve robotik cerrahi yöntemlerde karın bölgesine büyük kesi yapılmaz. Küçük kesilerden girilerek rahim asma işlemi gerçekleştirilir. Bu yöntemler sayesinde hastalar daha az ağrı hisseder, kan kaybı minimum olur ve genellikle kısa sürede günlük hayatlarına dönebilirler. Ameliyat sonrası iyileşme süreci genellikle 4 ila 6 hafta sürmektedir. Ameliyat sonrası ilk günlerde erken mobilizasyon çok önemlidir. Evde dinlenme sürecinde hafif ağrılar normaldir ve kontrol altına alınabilir. Ancak ilk 6 hafta ağır kaldırmamak, cinsel ilişkiden kaçınmak, kabız kalmamak ve enfeksiyon riskine karşı dikkatli olmak gerekir. Bu kurallara uyum, ameliyatın başarısını doğrudan etkiler." Tekrarlama riski yaşam tarzıyla ilişkili Rahim sarkmasının cerrahi sonrası tekrar edebileceğine dikkat çeken Op. Dr. Gültekin Koçun, "Bilimsel veriler, ameliyat sonrası hastaların yaklaşık yüzde 10 ile yüzde 30’unda ilerleyen yıllarda yeniden sarkma gelişebileceğini göstermektedir. Bu noktada en önemli faktör hastanın yaşam tarzıdır. Ağır kaldırmak, kronik kabızlık, fazla kilo ve sigara kullanımına bağlı öksürük gibi durumlar pelvik tabana yük bindirerek sarkmanın tekrarına neden olabilir. Ayrıca bağ dokusunun genetik olarak zayıf olması ve menopoz sonrası hormonal değişimler de riski artırır" diye konuştu. Güçlü kas, düşük basınç ile korunmak mümkün Ameliyatsız tedavi seçeneklerinin özellikle başlangıç ve orta evrelerde etkili olduğunu vurgulayan Op. Dr. Gültekin Koçun, rahim sarkmasının tamamen önlenemese de büyük ölçüde engellenebileceğini de kaydetti. Op. Dr. Gültekin Koçun, "Düzenli pelvik taban egzersizleri yapmak, ideal kiloyu korumak, kabızlığı önlemek ve ağır kaldırmaktan kaçınmak en önemli koruyucu adımlardır. Sigaranın bırakılması ve kronik öksürüğün tedavi edilmesi de pelvik taban sağlığı açısından kritiktir. Menopoz döneminde uygun hastalarda lokal östrojen tedavileri dokuların gücünü korumaya yardımcı olabilir. Özetle; güçlü kas yapısı ve düşük karın içi basıncı sağlandığında sarkma riski önemli ölçüde azaltılabilir" dedi. Op. Dr. Gültekin Koçun, pelvik taban kas egzersizleri yani Kegel egzersizlerinin, rahim sarkmasını önlemede en temel ve etkili yöntem olduğunu belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: "Kegel egzersizi, pelvik taban kaslarını doğru şekilde çalıştırmaya dayanmaktadır. Bu kaslar, idrar yaparken akışı durdurmaya yarayan kaslardır. Egzersiz sırasında bu kaslar sıkılır, 3-5 saniye boyunca tutulur ve ardından gevşetilir. Bu hareket gün içinde düzenli aralıklarla tekrarlanmalı ve zamanla alışkanlık haline getirilmelidir. Düzenli uygulandığında pelvik tabanı güçlendirerek rahmi destekleyen yapıyı korur, sarkmanın ilerlemesini yavaşlatabilir ve idrar kaçırma gibi şikayetlerin azalmasına katkı sağlar. Bunun yanı sıra vajinal pesser dediğimiz destek halkaları rahmi mekanik olarak yukarıda tutar ve ameliyata güçlü bir alternatif oluşturabilir. Pelvik taban fizyoterapisi, biofeedback ve elektriksel stimülasyon gibi yöntemler de kasların güçlenmesine katkı sağlar."
09 Nisan 2026 Perşembe - 11:58
Uzm. Dr Zeynep Erdoğan: "Menenjit hastalığından korunmanın en etkili yolu aşılanmaktır"
SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda görev yapan Uzm. Dr. Zeynep Göktürk Erdoğan, menenjit hastalığından korunmanın en etkili yolunun aşılanmak olduğunu söyledi. Uzm. Dr. Erdoğan, "Menenjit, beynimizi ve omuriliğimizi saran koruyucu zarların (Meninksler)iltihaplanmasıdır. Bu iltihaba genellikle virüsler veya bakteriler neden olur" dedi. Neden acil bir durumdur Menenjitin, özellikle bakteriyel türlerinin, çok hızlı ilerleyerek, saatler içinde hayati tehlike oluşturabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Erdoğan, erken teşhis ve tedavi yapılmadığında karşılaşılabilecek sonuçlar hakkında açıklamalarda bulunarak, "İşitme kaybı, öğrenme güçlükleri, beyin hasarı gibi kalıcı etkiler bırakabilir" dedi. Kritik belirtileri Belirtilerin yaşa göre değişebileceğini kaydeden Uzm. Dr. Erdoğan, "Çocuğunuzda şu bir kaç belirti varsa hemen bir doktora başvurun. sürekli, tiz sesli ağlama: Susturulamayan, huzursuz bir ağlama hali. vücutta kaskatı kesilme veya tam tersi aşırı gevşeklik: Kas tonusunda değişiklikler. fışkırır tarzda kusma: Basit bir mide bulantısından daha şiddetli. bıngıldakta şişkinlik: Başın tepesindeki yumuşak bölgenin dışa doğru çıkıntı yapması. beslenmeyi reddetme ve aşırı uyku hali: Uyandırmakta zorluk çekme. deri döküntüleri: Özellikle basınca solmayan kırmızı-mor lekeler" şeklinde konuştu. Daha büyük çocuklar ve gençlerdeki belirtilere değinen Uzm. Dr Zeynep Erdoğan, "Şiddetli baş ağrısı ve yüksek ateş: Genellikle ani başlar. ense sertliği: Çocuğun çenesini göğsüne değdirememesi. ışığa karşı aşırı hassasiyet (Fotofobi): Işıklı ortamlarda rahatsız olma. zihin karışıklığı, kafa karışıklığı veya aşırı sinirlilik. Eklem ve kas ağrıları" ifadelerine yer verdi. Cam bardak testi Uzm. Dr. Erdoğan, menenjit hastalığı şüphesinde uygulanan cam bardak testi ile ilgili şunları söyledi: "Çocuğunuzun vücudunda küçük kırmızı noktalar veya morarmalar fark ederseniz, hemen şeffaf bir cam bardağı lekenin üzerine bastırın. Şayet;camın altından rengi solar veya kaybolur ise normal döküntüdür. Menenjit şüphesinde bardakla bastırmanıza rağmen leke olduğu gibi duruyorsa, bu damar dışına sızan bir kanamanın işaretidir. Bu durumda vakit kaybetmeden acil servise başvurun." Menenjitten korunma yolları Menenjitten korunmanın en etkili yolunun aşılanmak olduğunu bildiren Uzm. Dr. Erdoğan, korunma yolları ile ilgili şunları söyledi: "Ulusal aşı takvimi: Sağlık Bakanlığı’nın takvimindeki aşılar (Pnömokok, Hib vb. gibi) bazı menenjit türlerine karşı koruma sağlar. Meningokok Aşıları: Bu aşılar rutin takvimde yer almaz, ancak menenjitin en tehlikeli türlerinden birine karşı korur. Doktorunuzla bu aşıyı mutlaka görüşün ve ne zaman yapılması gerektiğini planlayın. Sık sık ellerinizi yıkayın, ortak eşya kullanımından kaçının, öksürük ve hapşırık hijyeni, Ağzı ve burnu mendille kapatmak veya dirsek içini kullanmak. kalabalık ve havasız ortamlardan kaçınmak." "Şüphelenirseniz, hemen harekete geçin" Uzm. Dr. Erdoğan, "Ateş, ense sertliği, fışkırır tarzda kusma veya deri döküntüsü vb. belirtilerden herhangi birini fark ederseniz, hiç beklemeden en yakın acil servisine başvurun. Erken müdahale hayat kurtarır ve kalıcı hasarları önler" diye konuştu.
09 Nisan 2026 Perşembe - 11:51
Elazığ’da TRSM çalışmaları ele alındı
Elazığ İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Toplum Ruh Sağlığı Merkezi (TRSM) çalışmaları ele alındı. Elazığ İl Sağlık Müdürlüğü tarafından TRSM İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı düzenlendi. Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı bünyesinde gerçekleştirilen toplantıya, kurul üyesi kamu kurum ve kuruluşlarının yetkilileri, idareciler ile ilgili birim sorumluları katılım sağladı. 2026 yılının ilk toplantısı olma özelliği taşıyan buluşmada, Toplum Ruh Sağlığı Merkezi çalışmalarının daha etkin ve verimli yürütülmesine yönelik önemli konular ele alındı. Kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesi, hizmetlerin daha koordineli bir şekilde sunulması ve TRSM’den hizmet alan bireylerin ihtiyaçlarının daha etkin karşılanması amacıyla çeşitli kararlar alındı. Toplantıda ayrıca, mevcut çalışmalar değerlendirilerek karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.
09 Nisan 2026 Perşembe - 11:48
Yalova Eğitim ve Araştırma’dan bir ilk daha
Yalova’da ilk kez kapalı (laparoskopik) safra kesesi ameliyatı uyanık anestezi (epidural) ile gerçekleştirildi. Yalova’da sağlık alanında dikkat çeken bir başarıya daha imza atıldı. Genel anestezide kullanılan ilaçlara karşı anafilaksi (şiddetli alerjik reaksiyon) öyküsü bulunan bir hastada safra kesesi ameliyatı, epidural anestezi yöntemiyle başarıyla gerçekleştirildi. Literatürde oldukça nadir yer alan bu yöntem sayesinde hastada alerjik riskler azaltılarak daha güvenli bir cerrahi süreç hedeflendi. Ameliyat boyunca hasta, bilinci açık şekilde takip edilirken operasyon sorunsuz tamamlandı. Operasyon, anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanı Dr. Muhammed Halit Tekeci ile genel cerrahi uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Osman Akdoğan ve ekiplerinin koordineli çalışmasıyla gerçekleştirildi. Uzman ekip tarafından titizlikle planlanan ve uygulanan bu girişim, Yalova’da bu alanda gerçekleştirilen ilk vaka olma özelliği taşıyor. Ameliyat sonrası servise yatırılan hasta, tedavisinin ardından şifa ile taburcu edildi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 11:18
Minikleri tehdit eden virüs
Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Mukaddes Kılıç Sağlam, bebekler ve küçük çocuklarda sıklıkla görülen rota virüsü hakkında bilgilendirmede bulundu. Rota virüsü enfeksiyonlarının genellikle sonbahar ve kış aylarında daha sık görüldüğünü ancak yılın her döneminde ortaya çıkabileceğini ifade ederek konuşmasına başlayan Dr. Mukaddes Kılıç Sağlam, "Şu anda hastanemizde rota virüsüne bağlı yatışlar sık görülüyor olsa da bu sayıların önceki yıllarla benzer düzeyde olduğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle mevcut durumu bir salgın olarak değerlendirmek doğru olmaz" dedi. "En riskli grup 2 yaş altı çocuklar" Rota virüsünün en sık, bağışıklık sisteminin henüz tam gelişmediği 2 yaş altı bebeklerde görüldüğüne işaret eden Dr. Sağlam, "Ancak genel olarak 5 yaşın altındaki tüm çocuklar risk altındadır. Özellikle kreş ve anaokulu gibi toplu yaşam alanlarında virüs kolay yayıldığı için bu yaş grubunda enfeksiyon daha sık karşımıza çıkar" şeklinde konuştu. Rota virüsünün en yaygın belirtilerinin ishal, kusma, ateş ve karın ağrısı olduğunu ifade eden Sağlam, bu tabloya zaman zaman dışkıda kan görülmesi, ağız ve boğazda kuruluk, uyku hali, iştahsızlık, yorgunluk, halsizlik ve baş dönmesinin de eşlik edebildiğini kaydetti. "Sıvı kaybı hayati risk oluşturabilir" Ailelerin özellikle sıvı kaybı belirtilerine dikkat etmesi gerektiğinin altını çizen Öğr. Üyesi Dr. Sağlam, "Ağız kuruluğu, gözyaşında azalma, idrar miktarında belirgin düşüş, dalgınlık ve genel durum bozukluğu varsa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Özellikle küçük çocuklarda sıvı kaybı hızlı gelişebileceği için bu belirtiler önem taşır" dedi. Rota virüsü enfeksiyonunun genellikle 3 ila 7 gün içinde kendiliğinden düzeldiğini belirten Sağlam, bu süreçte özellikle kusma ve ishale bağlı sıvı kaybı riskine dikkat çekerek "Hastalığın ağır seyretme riski; özellikle 2 yaş altındaki bebeklerde, bağışıklık sistemi zayıf olan çocuklarda ve yeterli sıvı alamayanlarda daha yüksektir. Ayrıca prematüre doğan bebekler ve kronik hastalığı olan çocuklar da riskli grupta yer alır. Bu nedenle bu çocukların daha yakından izlenmesi önemlidir" ifadelerini kullandı. Bulaşma yolları ve korunma Rota virüsünün öncelikle dışkı yoluyla bulaştığını belirten Sağlam, "Kontamine yiyecek ve içeceklerin tüketilmesi, el-ağız teması, kişisel eşyaların ortak kullanımı ve ellerin yeterince sık ve doğru yıkanmaması bulaşmayı kolaylaştırır. Ayrıca virüs; kapı kolları, oyuncaklar ve diğer sert yüzeyler üzerinde uzun süre canlı kalabildiği için bu yüzeyler aracılığıyla da yayılabilir" dedi. Ev içinde bulaşmayı önlemek için el hijyenine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Sağlam açıklamasında, "Çocuğun altı değiştirildikten sonra eller mutlaka sabun ve suyla yıkanmalı, sık temas edilen yüzeyler ve oyuncaklar düzenli olarak temizlenmelidir. Kişisel eşyaların ortak kullanılmaması ve hasta çocuğun mümkünse bir süre diğer çocuklardan ayrı tutulması bulaş riskini azaltacaktır" ifadelerine yer verdi. "Tedavide en önemli nokta sıvı desteği" Rota virüsü tedavisinde en önemli yaklaşımın kaybedilen sıvının yerine konması olduğunu belirten Sağlam, "Hastalığın en önemli riski sıvı kaybıdır. Bu nedenle çocuklara bol sıvı verilmesi, mümkünse oral rehidratasyon solüsyonlarının kullanılması büyük önem taşır. Antibiyotiklerin tedavide yeri yoktur" dedi. Hafif ve orta şiddetteki vakalarda evde bakımın yeterli olabileceğini belirten Öğr. Üyesi Sağlam "Ancak ağızdan sıvı alamama, sürekli kusma, idrar miktarında belirgin azalma, ağız kuruluğu, gözyaşında azalma, dalgınlık, yüksek ateş veya genel durum bozukluğu varsa vakit kaybetmeden hastaneye başvurulmalıdır" uyarılarında bulundu. "Aşı ciddi vakaları büyük oranda önler" Rota virüsü aşısının özellikle 2 yaş altındaki bebekleri ciddi hastalıktan korumada etkili olduğunu ifade eden Sağlam, "Ağız yoluyla uygulanır ve genellikle 2–3 doz olarak programlanır. Aşının en önemli faydası, ağır seyreden ishal ve kusma nedeniyle hastaneye yatış gerektiren vakaları büyük ölçüde önlemesidir. Aşı, hastalığı tamamen engellemese de ciddi vakaları yüzde 85–95 oranında önleyerek önemli bir koruyucu etki sağlar. Aşılı çocuklarda hastalık genellikle daha hafif geçer ve komplikasyon riski düşüktür" ifadelerini kullandı. "Aşısız çocuklar büyük risk altında" Aşı yaptırılmayan çocukların özellikle 2 yaş altında ciddi risk altında olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Sağlam, "Bu durum hızlı sıvı kaybına, hastaneye yatışa ve nadiren de olsa hayati komplikasyonlara yol açabilir. Servisimizde yatış yaparak izlediğimiz rota virüs vakalarının tamamı aşısız çocuklardan oluşmaktadır" dedi. Aşılanmamış çocuklarda hastalığın daha ağır seyredebildiğini ve bulaş riskinin yüksek olduğu uyarısında bulunan Öğretim Üyesi Dr. Sağlam, "Ayrıca küçük kardeşler ve okul/kreş ortamındaki diğer çocuklar için de yayılma riski artar. Bu nedenle aşı hem bireysel hem de toplumsal koruma açısından kritik öneme sahiptir" şeklinde açıklamasını tamamladı.
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:59
Demans sürecinde ailelere uyarılar
Demans hastalarının uzun bakım sürecinde aile içi iş bölümü yapılması ve bakım verenlerinin önce kendi sağlıklarını korumasının hayati önem taşıyor. Eskişehir’de hizmet veren Özel Ümit Hastanesi Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Nuray Can Uluğ, demans hastalarının bakım sürecine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Demansın yalnızca hastayı değil, hasta yakınlarını da etkileyen zorlu bir süreç olduğunu belirten Uluğ, ailelerin bilinçli ve hazırlıklı olması gerektiğini söyledi. Demansa en sık neden olan hastalığın Alzheimer olduğunu ifade eden Dr. Uluğ, hastalığın evreler halinde ilerlediğini ve her dönemde farklı ihtiyaçların ortaya çıktığını belirtti. Bu nedenle hasta yakınlarının sürece hem maddi hem de manevi olarak hazırlanmasının önem taşıdığını vurguladı. Hastalığın ilk evrelerinde hastaların büyük ölçüde bağımsız yaşayabildiğini ancak kaybolma ve dolandırılma gibi risklere karşı önlem alınması gerektiğini söyleyen Dr. Nuray Can Uluğ, orta evrede ev içi güvenliğin artırılması gerektiğine dikkat çekti. "Kapıyı kilitlemek tek başına yeterli değildir, daha kapsamlı önlemler alınmalıdır" dedi. İleri evrede ise hastaların tam bakıma ihtiyaç duyduğunu belirtti. Aile içinde iş bölümü yapılmalı Bakım sürecinin uzun yıllar sürebileceğini ifade eden Dr. Uluğ, her evrenin ortalama 4-5 yıl devam edebileceğini söyledi. Bu nedenle bakımın tek bir kişi tarafından yürütülmesinin zor olduğunu belirterek, aile içinde görev paylaşımı yapılmasının önemine değindi. İletişimde sade dil önemli Demans hastalarıyla iletişimde basit ve net bir dil kullanılması gerektiğini belirten Dr. Uluğ, hastaların zorlanmaması ve sabırlı bir yaklaşım sergilenmesi gerektiğini ifade etti. Bakım verenler de korunmalı Hasta yakınlarının kendi sağlıklarını ihmal etmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Uluğ, "Bu süreç oldukça yıpratıcıdır. Bakım verenin de psikolojik ve fiziksel olarak iyi olması gerekir" dedi. Sürecin doğru yönetilmemesi durumunda hasta yakınlarında da ciddi sorunlar ortaya çıkabileceğine dikkat çekti.
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:37
Çocuklarda sık kulak çekmesine dikkat
Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Ufuk Ertural, çocuklarda huzursuz ve iştahsızlığın önemli bir nedeni olan kulak ağrısı hakkında bilgi verdi. Çocuklarda ve bebeklerde sık görülen bir sağlık sorunu olan kulak ağrısının birçok sebebi olabiliyor. Ağrının en önemli nedenlerinden biri olan kulak enfeksiyonları, her 6 çocuktan 5’inde 3 yaşına kadar görülebiliyor. Kulak ağrısına yol açan enfeksiyonlara zamanında müdahale edilmediğinde işitme kayıpları yaşanabiliyor. Konuşma kabiliyeti olmayan küçük çocuklar ve bebekler ise ağrının varlığını kulaklarını çok sık çekerek belli edebiliyor. Çocuklarda kulak ağrısının 8 nedeni Uz. Dr. Ufuk Ertural, çocuklarda kulak ağrısının nedenleri ile ilgili verdiği bilgilerde, "Kulak enfeksiyonları ve diğer kulak, burun ve boğaz sorunları nedeniyle ebeveynler çocuklarını doktora çok sık getirmektedir. Çocuklarda kulak enfeksiyonlarının sık görülmesinin nedeni ise kulak zarının arkasında sıvı birikmesine neden olan östaki tüplerinin yetişkinlere oranla iyi çalışmaması ve bağışıklık sistemlerinin henüz gelişme aşamasında olmasıdır. Kulak enfeksiyonları, çocuklarda iştahsızlığa, uyku ve zamanla duyma problemine yol açmaktadır. Çocuklarda kulak ağrısının nedeni şunlar olabilir; Kulak enfeksiyonu, kulakta biriken sıvı, yüzücü kulağı, kulak kirinin kanalı tıkaması, kulağa sokulan ve orada sıkışıp kalan cisimler, kulak kanalının tahriş olması ya da ortaya çıkan yaranın olması, diş çürüğü veya diş çıkarma gibi bir diş probleminin varlığı ve sık tekrarlanan boğaz ağrısı" dedi. Enfeksiyon aniden başlar Enfeksiyonların aniden başladığını söyleyen Ertural, "Çocuklardaki kulak enfeksiyonu çoğu zaman orta kulakta aniden ortaya çıkar. Orta kulak, kulak zarı ile iç kulağın arasında bulunan hava dolu boşluktur. Bu boşlukta, ses titreşimlerini kulak zarından iç kulağa ileten hassas kemikler bulunur. Orta kulağı, boğaz arkasına bağlayan kanalda ise östaki tüpleri vardır. Bu tüpler kulaktaki hava basıncını düzenler ve orta kulak boşluğunda sıvı birikmesini önler. Östaki borusundaki sorunlar ise orta kulak boşluğundan sıvı boşalmasının zorlaşmasına ve bu da işitme kaybına neden olabilir. Kulak enfeksiyonları da orta kulakta sıvı birikmesine yol açar. Sonuç olarak sıvı birikimi orta kulağın enfekte olmasının en önemli nedenidir" ifadelerini kullandı. Ertural enfeksiyonlarla ilgili verdiği bilgilerde "Orta kulak enfeksiyonları; virüsler veya bakteriler çocukların kulak zarının arkasındaki alandaki boşlukta enfekte olarak kulak ağrısına, ateş veya işitme kaybına neden olur. Genellikle 7 yaşın altındaki çocuklarda sık rastlanan bu durum, özellikle de soğuk algınlığı sonrasında etkili olur. Orta kulak ile burnun arka kısmını birbirine bağlayan östaki tüplerinin gelişmemiş olması nedeniyle orta kulakta sıvı birikir. Bu nedenle zararlı bakteriler bu alanda çoğalır. Dış kulak enfeksiyonları; en önemli nedeni dış kulak kanalının enfekte olmasıdır. Sonuç olarak ağrı veya akıntı ortaya çıkar. Bu enfeksiyonlar büyük çocuklarda yaygın bir durumdur. Aşırı suya maruz kalma (yüzücü kulağı), tırnak ya da pamuk çubuklarıyla kulak kanalının tahriş edilmesinden kaynaklanabilir" dedi. Oluşmaması için önlem alınmalı Enfeksiyonların oluşmaması için alınması gereken önlemleri sıralayan Ertural, "Kulak ağrısı ile başlayan sürecin önlenmesinde, aşağıdaki yöntemler etkili olabilmektedir. Çocuklara grip aşısının sezon başında yaptırılması enfeksiyonun oluşma ihtimalini düşürecektir. Çocukların kulağı, pamuk çubukları veya sivri cisimlerle kesinlikle temizlenmemelidir. Mevsimsel nezlesi olan kişilerden çocuklar uzak tutulmalıdır. Diğer çocuklarla etkileşim halinde olan çocuklara el yıkama alışkanlığı kazandırılmalıdır. Bebeklere yatar vaziyette kesinlikle biberon verilmemelidir" ifadelerini kullandı.
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:29
Köyceğiz Devlet Hastanesi’nde tedavi gören hastaların istekleri dinlendi
Muğla’nın Köyceğiz ilçesinde Devlet Hastanesinde yatan hastaların durumlarını yerinde takip etmek amacıyla Başhekim Op. Dr. Süreyya Kolcuoğlu, Hastane Müdürü ile birlikte acil servislerde tedavi alan, servislerde yatan ve poliklinik hizmeti alan hastaları ziyaret etti. Hastanede hasta memnuniyetini sağlamak ve geliştirmek amacıyla hastalar Başhekim Op. Dr. Süreyya Kolcuoğlu tarafından ziyaret edildi. Hasta ve hasta yakınlarına geçmiş olsun dileklerini ileten Başhekim Op.Dr. Süreyya Kolcuoğlu, hastalarla sohbet ederek istek ve dileklerini dinledi. Başhekim Op. Dr. Kolcuoğlu, servisleri dolaşarak hastalarla yakından ilgilendi, sağlık durumları hakkında bilgi aldı ve moral desteği sağladı. Vatandaşların hasta bakımı, temizlik, karşılama ve yönlendirme, güvenlik hizmetlerinden memnun olduklarını dinleyen Başhekim Op. Dr. Kolcuoğlu, ilgili çalışanlara teşekkür etti. Bu ziyarette hastalar ve refakatçileri tarafından karşılıklı görüş ve öneriler, talep ve memnuniyetler dile getirildi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:18
Kısa video bağımlılığı ile bağlanma kaygısı arasında ilişki bulundu
Çin’de yapılan bir araştırma, bağlanma kaygısı yaşayan bireylerde kısa video bağımlılığı riskinin arttığını ortaya koydu. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Umut Balatacı, gençlerde dijital içerik tüketiminin yalnızca ekran süresiyle değil duygusal ve bilişsel süreçlerle de ilişkili olduğunu söyledi. Sosyal medya platformlarında hızla yayılan kısa videoların özellikle gençler arasında bağımlılık riskini artırdığına yönelik bilimsel çalışmalar artıyor. Çin’de Anhui Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Beşeri Bilimler Fakültesi’nde yürütülen ve Frontiers in Psychology dergisinde yayımlanan bir araştırma, kısa video bağımlılığının psikolojik kökenlerine dikkat çekti. Yürütülen çalışmada, bağlanma kaygısı ile kısa video bağımlılığı arasındaki ilişki incelendi. Araştırmada 18-22 yaş arasındaki 342 üniversite öğrencisinin verileri değerlendirilerek bağlanma kaygısı, dikkat kontrolü ve duyguları tanımlama güçlüğü (aleksitimi) gibi faktörlerin bağımlılık üzerindeki etkileri analiz edildi. Araştırma sonuçları, bağlanma kaygısı yüksek bireylerde kısa video bağımlılığı gelişme riskinin daha fazla olduğunu gösterdi. Ayrıca dikkat kontrolünün zayıf olması ve duyguları ifade etmede yaşanan güçlüklerin bu ilişkiyi güçlendirdiği tespit edildi. "Duygusal düzenleme zorlukları bağımlılığı tetikleyebilir" Araştırmayı değerlendiren Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Umut Balatacı, kısa video içeriklerinin hızlı ve yoğun uyarıcı yapısının özellikle gençler için risk oluşturabileceğini belirtti. Dr. Balatacı, "Kısa videolar çok kısa sürede yoğun uyaran sunar ve beynin ödül mekanizmasını hızlı biçimde aktive eder. Bu nedenle özellikle duygusal düzenleme güçlüğü yaşayan gençlerde bu içeriklere yönelme daha kolay olabilir" dedi. Araştırmada dikkat kontrolünün önemli bir rol oynadığını belirten Balatacı, "Odaklanma becerisi güçlü olan gençlerin, bağlanma kaygısı gibi duygusal zorluklar yaşasalar bile kısa video kullanımını daha iyi kontrol edebildiği görülüyor. Bu da dikkat becerilerini geliştiren yaklaşımların koruyucu olabileceğini düşündürüyor" diye konuştu. "Sorun sadece ekran süresi değil" Dr. Balatacı, kısa video bağımlılığıyla mücadelede yalnızca ekran süresini sınırlamanın yeterli olmayabileceğini vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: "Bu tür dijital alışkanlıkları değerlendirirken sadece ’ne kadar süre izleniyor’ sorusuna odaklanmak doğru değil. Gençlerin duygularını ifade edebilmesi, stresle başa çıkma becerileri ve dikkat kontrolü gibi psikolojik faktörler de önemli. Ailelerin ve eğitimcilerin bu alanlarda destekleyici bir yaklaşım benimsemesi büyük önem taşıyor." Konsantrasyon becerileri koruyucu olabilir Dr. Umut Balatacı, "Araştırmacılar da çalışmada dikkat kontrolünün geliştirilebileceğine dikkat çekerek farkındalık çalışmaları, odaklanmayı güçlendiren aktiviteler ve telefonsuz zaman dilimleri oluşturmanın kısa video bağımlılığı riskini azaltabileceğini ifade ediyor. Dijital içerik tüketimi özellikle ergenlik döneminde psikolojik gelişimle yakından ilişkilidir. Sağlıklı teknoloji kullanım alışkanlıklarının erken yaşlarda kazandırılması önem arz ediyor" diye konuştu.
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:13
Ünlülere operasyonlar sürerken uzmanlardan ‘uyuşturucu’ uyarısı: "Bir kereden çok şey olur"
Ünlü isimlere yönelik uyuşturucu operasyonları sürerken madde ve kumar bağımlılığına yönelik uyarılarda bulunan Psikiyatri Uzmanı Dr. Cavid Guliyev, "Sadece kişiyi değil aileyi de etkileyen bir durum. Maddi zorluklar ya da ilişki sorunlarıyla, iş kayıplarıyla bize başvurabiliyorlar, maalesef başvurular istediğimiz seviyede değil. Kişiler başlangıçta hastalık olduğunu fark etmiyor ya da kabullenmiyorlar. Buna düşünce tuzakları diyoruz; bir kereden bir şey olmaz değil, bir kereden çok şey olur. Zaten ekseriyâ başlama ve devam etme nedenleri de bu düşünceye bağlıdır. Tedavi ekibinin, toplumun da el birliğiyle işin üstesinden gelinebiliniyor" dedi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:03
Medical Point Gaziantep Hastanesi radyoloji uzmanından uluslararası başarı
Medical Point Gaziantep Hastanesi Radyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Davut Ünsal Çapkan’ın uluslararası alanda önemli bir başarı elde etti. Medical Point Gaziantep Hastanesi tarafından yapılan açıklamada, "Uzmanımız Dr. Öğr. Üyesi Davut Ünsal Çapkan, European Society of Radiology tarafından düzenlenen ve uluslararası geçerliliğe sahip European Diploma in Radiology (EDiR) sınavını başarıyla tamamlayarak, radyoloji alanındaki yetkinliğini uluslararası düzeyde tescillemiştir. EDiR sınavı; ileri düzey teorik bilgi, klinik değerlendirme yetkinliği ve tanı doğruluk becerilerini ölçen, Avrupa ve dünya genelinde saygınlığı yüksek bir yeterlilik standardıdır. Bu başarı, hekimimizin mesleki gelişime verdiği önemin ve hasta odaklı yaklaşımının güçlü bir göstergesidir. Başarısına ilişkin değerlendirmede bulunan Dr. Davut Ünsal Çapkan, hasta bakımında kaliteyi artırmayı, güncel bilimsel gelişmeleri yakından takip etmeyi ve akademik çalışmalarla mesleki gelişimini sürdürmeyi hedeflediğini ifade etmiştir" ifadeleri kullanıldı. Medical Point Gaziantep Hastanesi Başhekimi ve Gögüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ekber Şahin ise, "Hekimlerimizin uluslararası düzeyde elde ettiği bu tür başarılar, hastanemizin bilimsel vizyonunun ve kalite odaklı sağlık hizmeti anlayışının en önemli göstergelerindendir. Dr. Davut Ünsal Çapkan’ı bu önemli başarısından dolayı tebrik ediyor, kendisinin hem hastanemize hem de ülkemiz sağlık sistemine değer katmaya devam edeceğine inanıyorum" ifadelerine yer verdi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder