Son Dakika
|
İran’dan düşürülen ABD savaş uçağının pilotunu bulana ödül
Maltepe’de minibüs araca çarptı: Kaza anı kamerada
Adalet Bakanı Gürlek: ''Sosyal medyaya kimlikle girilecek''
Mert Hakan Yandaş tahliye edildi!
İstanbul Valisi Gül, "Bu yılın ilk üç ayında 37 çete çökertildi, 873 şahıs yakalandı"
İzmir’de parkta oynayan 2 yaşındaki çocuğa bıçaklı saldırı
Malatya’da tır ile otomobil kafa kafaya çarpıştı: 3 ölü, 1 yaralı
Romanya Milli Takımı’nda Mircea Lucescu dönemi sona erdi
Fenerbahçe - Beşiktaş derbisinde Yasin Kol düdük çalacak
Burundi'de mühimmat deposunda patlama: 13 ölü, 57 yaralı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Kolluk kuvvetleri, basın kartını ibraz eden gazetecilerden ayrı bir kimlik talep etmeyecek
Define ararken yakalandı, hırsızlıktan gözaltına alındı
Maltepe’de minibüs araca çarptı: Kaza anı kamerada
Can pazarının yaşandığı sahilde boğulan genç yüzündeki egzama için denize girmiş
Trabzonspor ile Galatasaray 143. randevuda
Trendyol Süper Lig’de 28. hafta heyecanı
Şişli’de sağanak yağış nedeniyle yol çöktü
SAĞLIK
Bursa’da diyabetli öğrencilere sensör desteği
03 Nisan 2026 Cuma - 14:45:25
Bursa Büyükşehir Belediyesi, sosyal güvencesi bulunmayan Tip 1 diyabet hastası üniversite öğrencilerine yönelik, ‘Şeker Sensörü Desteği’ başlatıyor. Bursa’da gençlerin daha iyi bir eğitim alabilmesi ve gelecek kaygısı yaşamaması için çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’ye örnek olacak bir projeyi daha hayata geçiriyor. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı koordinesinde hayata geçirilen ‘Sürekli Glikoz Ölçüm Sensörü’ desteğiyle, üniversitelerin örgün eğitim programlarında öğrenim gören 18 yaş üzerindeki Tip 1 diyabetli gençlerin, kan şekeri seviyelerini gün içerisinde anlık olarak takip edebilmesi amaçlanıyor. Türkiye’de Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından söz konusu sensörler yalnızca 2-18 yaş aralığındaki hastalar için karşılanırken, Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan destek programıyla önemli bir sorun daha çözüme kavuşturulmuş olacak. Projeye, 15 Nisan-15 Mayıs tarihleri arasında başvurular alınacak. Projeden yararlanmak isteyen öğrencilerin Bursa’da ikamet etmesi, 18 yaşını doldurmuş olması, Tip 1 diyabet tanısına sahip bulunması ve üniversitelerin örgün eğitim programlarında aktif olarak öğrenim görmesi gerekiyor. Değerlendirme sürecinin ardından uygun bulunan öğrencilere sensör desteği sağlanacak. Başvurular için https://www.bursa.bel.tr/form/?form_id=b8b53cd277 adresi ziyaret edilebilir.
03 Nisan 2026 Cuma - 14:44
Yüksek tansiyonda "dil altı ilaç" her zaman doğru çözüm değil
Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, halk arasında "dil altı tansiyon ilacı" olarak bilinen yaklaşımın, her yüksek tansiyon durumunda doğru ve güvenli bir çözüm olmadığını belirterek, mutlaka tıbbi değerlendirme gerektiğini vurguladı. Halk arasında ani tansiyon yükselmelerinde "hayat kurtarıcı" olarak görülen dil altı ilaç kullanımı, sanılanın aksine her zaman güvenli değil. Kontrolsüz ve hızlı şekilde düşürülen tansiyon; beyin, kalp ve böbreklerde kalıcı hasara yol açabiliyor. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, dil altı tansiyon ilaçları hakkında bilgiler vererek uyarılarda bulundu. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, "Halk arasında ’dil altı tansiyon ilacı’ diye bilinen bazı ilaçlar, yıllardır ani tansiyon yükselmelerinde hızlı bir çözüm gibi görülüyor. Oysa bugün daha net biliyoruz: Her yüksek tansiyon tablosunda bu yaklaşım doğru değildir. Üstelik tansiyonu hızlı ve kontrolsüz biçimde düşürmeye çalışmak, bazı hastalarda faydadan çok zarar verebilir. Hipertansiyon toplumda çok yaygın olduğu için, bu alışkanlığın ne kadar geniş bir kesimi etkileyebileceğini görmek zor değildir. Bu nedenle mesele yalnızca bireysel bir tercih değil, aynı zamanda önemli bir halk sağlığı konusudur. Önce temel noktayı netleştirelim. Toplumda "dil altı tansiyon ilacı" diye anılan bazı ilaçlar, resmi ürün bilgilerine göre aslında ağızdan kullanılan tabletlerdir. Yani halk arasında yerleşen ifade ile resmi kullanım tanımı aynı şey değildir. Bir uygulamanın yıllardır biliniyor olması, onun herkes için doğru ve güvenli olduğu anlamına gelmez" dedi. Asıl soru sayı değil, tablo Dr. Yücel, "Tansiyon yükseldiğinde çoğu kişinin aklına önce şu soru gelir: ‘Kaç çıktı?’ Elbette sayı önemlidir. Ancak hekimlik açısından daha önemli soru çoğu zaman şudur: Bu yükselmeye eşlik eden tehlikeli bir belirti var mı? Çünkü her yüksek tansiyon aynı değildir. Bazen kişi sakinleştiğinde, birkaç dakika dinlendikten sonra ve doğru teknikle yeniden ölçüm yapıldığında değerler düşebilir. Ağrı, korku, panik, uykusuzluk, yoğun stres, merdiven çıkmak, yeni sigara içmiş olmak ya da kafein almak bile ölçümü geçici olarak yükseltebilir. Bu nedenle tek bir ölçüme bakarak kesin hüküm vermek her zaman doğru değildir. Öte yandan bazen asıl tehlike yalnızca rakam değildir; göğüs ağrısı, nefes darlığı, konuşma bozukluğu, yüzde kayma, kol ya da bacakta güçsüzlük, görme kaybı, bilinç bulanıklığı, bayılma ya da çok şiddetli alışılmadık baş ağrısı gibi belirtilerdir. Hekimlerin dikkat ettiği nokta tam da budur: Yalnızca tansiyonun kaç çıktığı değil, bu yüksekliğin vücutta neyle birlikte görüldüğü. Bu yüzden konu, "Tansiyonum yükseldi, bir hap alayım" kadar basit değildir. Bazı hastalarda asıl ihtiyaç evde kendi kendine ilaç almak değil, gecikmeden acil tıbbi değerlendirme yapılmasıdır" diye konuştu. "Her yüksek tansiyon acil değildir ama bazıları gerçekten acildir" "Her yüksek tansiyon acil değildir ama bazıları gerçekten acildir" diyen Dr. Yücel, "Toplumda sık yapılan hatalardan biri, her yüksek tansiyon değerini aynı kefeye koymaktır. Oysa güncel tıbbi yaklaşım iki farklı tabloyu birbirinden ayırır. Birincisi, tansiyon yüksek olsa da ciddi yakınması olmayan ve hedef organ hasarı düşündüren belirti taşımayan durumdur. Bu kişilerde amaç çoğu zaman tansiyonu dakikalar içinde sert biçimde düşürmek değildir. Önce ölçüm doğrulanır, hasta dinlendirilir, ilacını düzenli alıp almadığı sorgulanır ve tedavi gerekiyorsa hekim kontrolünde düzenlenir. İkincisi ise gerçekten tehlikeli olan tablodur. Yüksek tansiyona göğüs ağrısı, nefes darlığı, ani nörolojik belirti, bilinç değişikliği, görme kaybı ya da konuşma bozukluğu eşlik ediyorsa durum acil olabilir. Böyle bir tabloda evde çözüm aramak yerine acil yardım zincirine başvurmak gerekir. Toplumda yaygın bir inanış vardır: ‘Tansiyon ne kadar yüksekse, o kadar hızlı düşürmek gerekir.’ Oysa bu düşünce her zaman doğru değildir. Özellikle ileri yaşta ve uzun süredir hipertansiyonu olan kişilerde vücut belirli kan basıncı düzeylerine zaman içinde uyum sağlayabilir. Bu nedenle tansiyonun ani biçimde düşürülmesi, bazı hastalarda beyin, kalp ve böbrek gibi organlara giden kan akımını olumsuz etkileyebilir. Kısacası yalnızca rakamı görmek yetmez; o rakamın hangi bağlamda ortaya çıktığını da bilmek gerekir. Panikle yapılan ve kontrolsüz müdahaleler baş dönmesi, halsizlik, bayılma, düşme ve bazı durumlarda organ kanlanmasında bozulma gibi sorunlara yol açabilir. Özellikle yaşlı hastalarda bu risk daha da önemlidir. Bu nedenle güncel yaklaşım, belirti ve organ hasarı olmayan durumlarda "hemen ve sert biçimde düşürelim" anlayışından uzaklaşmıştır. Esas olan güvenli, kontrollü ve doğru değerlendirilmiş bir yaklaşımdır" şeklinde konuştu. Evde ne yapılmalı, ne yapılmamalı? Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, şöyle devam etti: "Öncelikle kişi çok yüksek bir ölçüm gördüğünde panik yapmamalıdır. Ölçüm doğru teknikle mi yapıldı, manşon uygun muydu, kişi birkaç dakika dinlenmiş miydi, kısa süre önce kahve, sigara, efor ya da yoğun stres olmuş muydu; bunların hepsi önemlidir. Uygun koşullarda birkaç dakika dinlenip ölçüm tekrarlanmalıdır. Evde doğru ölçüm için de birkaç basit kurala dikkat etmek gerekir: Ölçümden önce kısa bir dinlenme süresi olmalı, kişi konuşmadan oturmalı, sırtı desteklenmeli, kol kalp seviyesinde tutulmalı ve ölçüm mümkünse art arda birkaç kez değerlendirilmelidir. Tek ve aceleyle yapılmış bir ölçüm, özellikle kaygılı anlarda yanıltıcı olabilir. İkinci önemli nokta, başkasının ilacını kullanmamaktır. Komşunun, eşin, dostun ya da akrabanın ‘bana iyi geliyor’ dediği bir ilaç, başka biri için güvenli olmayabilir. Tansiyon ilaçları kişiye özel tedavi planının parçasıdır. Aynı ilaç, farklı hastalarda farklı etki ve riskler doğurabilir. Üçüncü nokta, bu ilaçları "evde dursun, yükselince alırım" mantığıyla genel bir çözüm gibi görmemektir. Böyle bir yaklaşım, altta yatan tehlikeli bir durumu gözden kaçırabilir. Kimi zaman mesele yalnızca tansiyonun yükselmesi değil; kalp, beyin, aort veya böbrekle ilgili ciddi bir sorunun ilk işareti olabilir. Bir başka sık hata da, düzenli kullanılan tansiyon ilaçlarını hekim önerisi olmadan azaltmak, kesmek ya da yalnızca şikâyet olduğunda almak şeklindeki düzensiz kullanımdır. Oysa tansiyon tedavisi çoğu hastada günlük ve planlı bir yaklaşımdır. Kriz anına odaklanıp uzun vadeli tedaviyi ihmal etmek, sorunu çözmek yerine büyütebilir." Hangi durumlarda acile başvurulmalı? Yücel, şu bilgileri verdi: "Yüksek tansiyona şu belirtilerden biri eşlik ediyorsa kişi beklememeli; 112’yi aramalı ya da en yakın acil servise başvurmalıdır: Göğüs ağrısı veya göğüste baskı hissi, nefes darlığı, konuşma bozukluğu, yüzde kayma, kol veya bacakta güçsüzlük, ani görme kaybı veya belirgin görme bozukluğu, bilinç bulanıklığı, sersemlik ya da bayılma, çok şiddetli ve alışılmadık baş ağrısı. Bu belirtiler varken konuyu yalnızca "tansiyon yükseldi" diye görmek yanıltıcı olabilir. Çünkü bazen yüksek tansiyon asıl sorunun nedeni değil, sonucudur; bazen de acil müdahale gerektiren hastalıklarla birlikte görülür. Toplumda bazı uygulamalar yıllar içinde öylesine yerleşir ki, insanlar bunları neredeyse tartışılmaz doğru kabul eder. "Dil altı tansiyon ilacı" anlayışı da büyük ölçüde böyle bir alışkanlığın ürünüdür. Geçmişte bazı ortamlarda bu tür uygulamalar daha sık görülmüş olabilir. Ancak güncel tıbbın bakışı, yüksek tansiyon yönetiminde daha seçici, daha kontrollü ve daha güvenli olma yönündedir. Bugün asıl amaç, tansiyonu gelişigüzel ve hızla düşürmek değil; hangi hastanın gerçekten acil durumda olduğunu ayırt etmek ve tedaviyi buna göre planlamaktır. Bu da bize çok açık bir kamu sağlığı mesajı verir: Her yüksek tansiyon tablosu ‘dil altına bir hap atıp geçsin’ anlayışıyla yönetilmemelidir." Doğru yaklaşım; doğru hastada, doğru değerlendirme Dr. Yücel, açıklamasını şöyle tamamladı: Yüksek tansiyonla yaşayan kişiler için en etkili koruma, yalnızca kriz anında ne yapılacağını bilmek değildir. Düzenli takip, ilaç uyumu, tuz kısıtlaması, kilo kontrolü, egzersiz ve hekim önerilerine bağlı kalmak, ani yükselmelerde panik çözüm aramaktan çok daha değerlidir. Halk arasında ‘dil altı tansiyon ilacı’ diye bilinen ilaçlar, sanıldığı kadar basit bir çözüm değildir. Tansiyonu hızlıca düşürmek her zaman doğru tedavi anlamına gelmez. Doğru yaklaşım; doğru hastada, doğru zamanda ve doğru değerlendirmeyle belirlenir. Akılda tutulması gereken en önemli cümle belki de şudur: Yüksek tansiyon tek başına bir sayı değildir; bazen dikkatle değerlendirilmesi gereken bir uyarıdır. Bu uyarıyı doğru okumak, yanlış bir alışkanlıktan daha değerlidir. Kısa hatırlatma: Her yüksek tansiyon tablosu evde ‘dil altı’ diye bilinen ilaçlarla müdahale gerektirmez. Asıl önemli olan, tehlike işareti olup olmadığını ayırt etmek ve gerektiğinde zaman kaybetmeden tıbbi yardım almaktır."
03 Nisan 2026 Cuma - 14:02
Sağlık çalışanları bu kez hayat kurtarmak için sevdiklerini aradı
Samsun’da "Biri kalbe, diğeri hayata dokunur" mottosuyla yola çıkılan çalışmada sağlık personeli, mesai saatleri içinde yakınlarını arayarak hem sevgilerini dile getirdi hem de kanser taramalarının önemini hatırlattı. "İkisini de söyle" Samsun İl Sağlık Müdürlüğü "Ulusal Kanser Haftası" kapsamında farkındalık oluşturmak amacıyla ezber bozan bir etkinliğe imza attı. Kampanya kapsamında paylaşılan sloganlarda, "Seni çok seviyorum" demenin manevi değeri ile "Kanser taramanı yaptırdın mı" sorusunun hayati önemi birleştirildi. Erken teşhisin kanserle mücadeledeki yüzde 100’e yakın başarı oranına dikkat çekilen çalışmada, sevdiklerimizin sağlığını korumanın da bir sevgi ifadesi olduğu vurgulandı. "Taramalar ücretsiz olarak yapılıyor" Etkinlik hakkında bilgi veren Samsun İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Duygu Suvacı, "1-7 Nisan Kanser Farkındalık Haftası kapsamında sağlık çalışanlarımızla birlikte sevdiğimiz arkadaşlarımızı aradık ve kanser taramalarını hatırlattık. Kuru kuru sevmeyelim; sevdiklerimizin sağlığı bizim için önemlidir. Kanser taramalarımızı yaptırmalıyız. Erken tanı hayat kurtarır. Dünyada ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer alan kanser, aslında önlenebilir bir hastalıktır. Erken tanı ile hayat kurtarabiliriz. Sevdiklerimizin kanser taramalarını hatırlatalım. Bizler sağlık çalışanları olarak sevdiklerimizi aradık ve kanser taramalarını hatırlattık. Sizler de sevdiklerinizi kanser taramaları için KETEM’lere, sağlıklı hayat merkezlerine, toplum sağlığı ve aile sağlığı merkezlerine yönlendirin. Bugün 1 dakika ayırırsanız, kanser taramalarınız için bu, size belki kocaman bir ömür olarak geri dönecektir. Bizler üç farklı kanser taraması yapmaktayız: 30-65 yaş arası kadınları rahim ağzı kanseri için, 40-69 yaş arası kadınları meme kanseri için 50-70 yaş arası hem kadın hem erkek hastaları kalın bağırsak kanseri taraması için merkezlerimize bekliyoruz" dedi.
03 Nisan 2026 Cuma - 14:00
Gördes Huzurevi’nde hem sağlık taraması hem moral etkinliği
Manisa’nın Gördes ilçesinde huzurevi sakinlerine yönelik düzenlenen kapsamlı sağlık taramasında yaşlı bireylerin sağlık durumları kontrol edilirken, program doğum günü kutlamaları ve kültürel etkinliklerle renklendi. Manisa İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri ile İlçe Sağlık Müdürlüğü iş birliğinde, Gördes Huzurevi sakinlerine yönelik kapsamlı bir sağlık taraması gerçekleştirildi. Program kapsamında huzurevi sakinlerine kanser taramaları, psikolojik danışmanlık hizmetleri ve obezite taramaları yapılarak genel sağlık durumları değerlendirildi. Gördes Huzurevi’nde düzenlenen programa, Manisa İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Uz. Dr. Metin Gümüş, Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Ümit Atman, İlçe Sağlık Müdürü Emrullah Demirel, Gördes Devlet Hastanesi Başhekimi Nöroloji Uzmanı Bahadır Erdoğan ile sağlık personeli katıldı. Huzurevi Müdürü Hakkı Altunkeyik, "Manisa İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı ekiplerimiz tarafından huzurevi sakinlerimize yönelik anlamlı bir sağlık etkinliği gerçekleştirdik. Amacımız, büyüklerimizin sağlığını korumak ve düzenli kontrollerini aksatmadan sürdürmektir. Bu kapsamda her yıl düzenli olarak kanser ve obezite taramalarını gerçekleştiriyoruz. Bugün bizleri yalnız bırakmayan tüm sağlık yöneticilerimize ve fedakâr sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum" dedi. Sağlık taramasının ardından huzurevi sakinlerinin doğum günleri kutlanarak pasta kesildi. Programın devamında ise Gördes Kültür ve Doğa Derneği tarafından yöresel türküler seslendirilip halk oyunları sergilendi. Sağlık hizmetleri ile kültürel etkinliklerin bir araya geldiği program, huzurevi sakinlerine hem sağlık hem de moral açısından destek sağladı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
01 Nisan 2026 Çarşamba- 11:57
Tıbbın gücü kadar moralin de iyileştirici bir yönü var
2
02 Nisan 2026 Perşembe- 10:10
Uzmanlardan ‘kahve’ uyarısı: "Günde 4 fincan ve üzeri olumsuz etkiler oluşturabiliyor"
3
02 Nisan 2026 Perşembe- 09:49
Ağrı’da sağlık yatırımları sahada incelendi
4
02 Nisan 2026 Perşembe- 11:01
20 yıllık ses teli çilesi ameliyatla son buldu
5
02 Nisan 2026 Perşembe- 12:13
Uzmanından ‘İlişkileri tehdit eden sessizlik’ uyarısı
27 Ekim 2025 Pazartesi - 10:04
Kanseri yenen hemşire işine dönmek için gün sayıyor
Malatya Şehit Mehmet Kılınç Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde hemşire olarak görev yapan kadın, yaklaşık 10 ay önce yakalandığı göğüs kanserini erken tanı ve tedaviyle yenerek sağlığına kavuştu. Zorlu süreci geride bırakan hemşire, bir ay sonra yeniden işine dönecek olmanın heyecanını yaşıyor. Malatya’da yaşayan 46 yaşındaki hemşire Berivan Kısacık, yaklaşık bir yıl önce göğsünde fark ettiği kitle sonrası Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi’ne (KETEM) başvurduğunu belirterek erken tanının hayatını kurtardığını söyledi. Göğsünde fark ettiği bir kitle sonrası çalıştığı hastanedeki KETEM standında görevli hemşirelere durumu aktardığını kaydeden Kısacık, "Hemşire arkadaşlar durumun ciddi olabileceğini söyleyip beni yönlendirdiler. 5 Ocak’ta KETEM’de mamografi ve ultrason çekildim ve sonucun kanser olduğunu öğrendim" dedi. Teşhisin ardından 10 ay süren kemoterapi ve radyoterapi tedavisi gördüğünü anlatan hemşire Kısacık, "Zorlu bir süreçti ama erken tanı sayesinde bugün sağlığıma kavuştum. Eğer o gün KETEM’deki arkadaşlarla görüşmeseydim belki de şu an işe başlamak değil, yaşayıp yaşamayacağımı düşünüyordum" ifadelerini kullandı. Kanser sürecinde ailesi arkadaşları ve sağlık çalışanlarının desteğini gördüğünü belirten Kısacık, "Kanserden korkmayın geç kalmaktan korkun. Kafanıza takılan bir durum varsa mutlaka KETEM’e gidin kontrollerinizi yaptırın. Bugün iyileşiyorsam bu erken teşhis sayesinde" diye konuştu. Bir ay sonra yeniden görevine başlayacağını belirten hemşire erken tanı farkındalığı oluşturan KETEM çalışanlarına ve İl Sağlık Müdürlüğü’ne de teşekkür etti.
27 Ekim 2025 Pazartesi - 09:57
Bel ve boyun fıtıklarının tedavisinde yapay zeka dönemi
Yapay zeka destekli robotik lazerle, bel ve boyun fıtıklarının ameliyatsız tedavisinde yeni bir dönem başladı. Son teknoloji ürünü yapay zekâ destekli robotik lazer cihazı, bel-boyun fıtıkları başta olmak üzere, eklem problemleri, kas ağrıları, tendon yırtıkları, sinir sıkışmaları ve topuk dikeni gibi birçok kas-iskelet sistemi rahatsızlığının tedavisinde kullanılabiliyor. Lazer, 10-15 santimetre derinliğe kadar, hasarlı dokuyu hedef alarak, ameliyatsız, ağrısız bir şekilde iyileşmeyi sağlıyor. Her hastaya özel olarak programlanabiliyor. Yapay zeka destekli robotik lazerle ağrısız ve konforlu bir tedavi imkanı sunulduğunu belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. İrfan Koca, "Robotik lazer cihazı ile kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarının tedavisinde, ortalama 10-15 dakikalık seanslardan oluşan hastaya özgü planlanan, ağrısız ve konforlu tedavi seçeneği protokolleri ile robotik lazer teknolojisini kullanıyoruz. Özellikle ameliyatlık düzeyde olmayan boyun-bel fıtıkları, tendon, menisküs, eklem problemlerinin tedavisinde robotik lazer teknolojisini başarı ile uygulamaktayız. Cihazın robotik olmasının ve yapay zekâyı kullanmasının en önemli avantajı; her hastaya özel, kendi kendini programlayabilmesi, yani manuel bir ayardan ziyade hasarın derecesini, hasarın nerede olduğuna, derinliğini cihaz kendisi ölçerek, otomatik olarak belirlenen koordinatlara göre tedaviyi programlıyor" dedi. Doç. Dr. Koca, tedavi için başvuran hastaların öncelikli olarak bütüncül bakış açısıyla değerlendirildiği ve hastanın şikayetlerinin kök nedeni bulunduktan sonra uygulanacak en uygun tedavi protokolü ve tedavi süreci hakkında hastaya bilgi verildiğini ve robotik lazer tedavisinin genellikle haftada 2 seans olmak üzere ortalama 10 seans olarak uygulandığını ifade etti. "Robotik lazer tedavisi, her yaştan hastaya uygulanabilir" Doç. Dr. Koca, "Robotik lazer tedavisi, her yaştan hastaya uygulanabilir. Bir yaş kısıtlaması yoktur. Ancak 7 yaştan küçük çocuklarda uygulanmasının çok kısıtlı olması, düşük doz ve kısa süreli uygulanması ve her zaman hekim endikasyonu ve denetiminde olması gereklidir. Büyüme çağındaki ergenlerde de büyüme plaklarına zarar verilmemesi gereklidir. 18 yaş üzeri bireylerde bildirilen hiçbir güvenlik kısıtlaması yoktur. Hamilelerde, epilepsisi olan hastalarda ve aktif kanseri olan hastalarda kullanılmamalıdır" şeklinde konuştu. Robotik lazer tedavisinin yan etkileri hakkında da bilgi veren Doç. Dr. Koca, "Robotik lazer tedavisinin bildirilen hiçbir yan etkisi yoktur. Lazer ışınının retinaya olabilecek yan etkisi nedeni ile, baş bölgesine yakın uygulamalarda, hastanın ve odada bulunan kişilerin özel lazer gözlükleri kullanması gerekebilir" diye konuştu.
27 Ekim 2025 Pazartesi - 09:49
Prof. Dr. Celkan: "Şah damarı darlığı felç ihtimalini arttırıyor"
Medical Point Gaziantep Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Adnan Celkan, şah damarı darlığının felçliğe neden olduğunu söyledi. Prof. Dr. Celkan, özellikle hipertansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği ve sigara kullanımı olan bireylerin düzenli kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Mehmet Adnan Celkan, "Beyne giden ana damarlar arasında yer alan şah damarında (karotis arter) oluşan darlık, çoğu zaman hiçbir belirti vermeden ilerleyerek felç riski oluşturabiliyor" dedi. Prof. Dr. Mehmet Adnan Celkan, "Şah damarı darlığı genellikle yıllar içinde, fark edilmeden gelişir. Ancak erken tanı konulursa basit bir tedaviyle felç riski büyük oranda ortadan kaldırılabilir. Boyunda üfürüm sesi, ani görme kaybı, konuşma bozukluğu veya vücudun bir tarafında güçsüzlük gibi belirtiler ciddiye alınmalı" ifadelerini kullandı. Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde modern görüntüleme yöntemleriyle şah damarı darlığının erken evrede tespit edilebildiğini ifade eden Prof. Dr. Celkan, "Erken tanı sayesinde hastalar ameliyatsız yöntemlerle bile tedavi edilebiliyor. Gecikmiş vakalarda ise cerrahi müdahale hayat kurtarıcı olabiliyor" diye konuştu.
27 Ekim 2025 Pazartesi - 09:47
Sağlık çalışanları tarafından el hijyeninin önemi anlatıldı
Hastalıklardan korunmak ve enfeksiyonları önlemek amacıyla Bayburt Devlet Hastanesinde el hijyenine dikkat çekmek için stant açıldı. Hastanenin poliklinik girişinde açılan stantta, hasta, hasta yakınları ve sağlık çalışanları bilgilendirildi. ’Sağlık Ellerimizde’ sloganıyla yürütülen çalışmada, ellerin doğru şekilde nasıl yıkanacağı anlatıldı. Etkinlik kapsamında ayrıca ’Ellerimizi Doğru Yıkayalım’ yazılı bilgilendirici broşürler dağıtıldı. Stantta, sağlık çalışanları tarafından ellerin gün içerisinde sıklıkla yıkanması ve mikroplardan arındırılması gerektiği vurgulandı.
27 Ekim 2025 Pazartesi - 09:38
Bayburt’ta meme kanseri farkındalık standı açıldı
Meme kanseri farkındalık ayı kapsamında Bayburt Devlet Hastanesinde toplum tabanlı kanser taramalarının yaygınlaştırılması ve erken teşhise dikkat çekmek amacıyla stant açıldı. Hastane poliklinik girişinde açılan stantta, hastalara, hasta yakınlarına ve hastane çalışanlarına broşürler eşliğinde bilgilendirme yapıldı. ’Kanserde erken teşhis hayat kurtarır’ sloganıyla yürütülen çalışmada, erken teşhisin önemi vurgulandı. Stantta, 40-69 yaş aralığındaki kadınların meme kanseri taramaları için KETEM veya aile hekimlerine başvurarak kolayca taramalarını yaptırabilecekleri hatırlatıldı. Toplumda farkındalık oluşturmak ve erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla kurulan stantta, sağlık çalışanları tarafından kanser hakkında bilgilendirmeler yapılarak, broşürler dağıtıldı.
27 Ekim 2025 Pazartesi - 09:14
Doç. Dr. Ekiz: "İrritabl bağırsak sendromu yaşam kalitesini düşürüyor"
İrritabl bağırsak sendromunun (IBS) bağırsaklarda yapısal bir hasar olmadan gelişen, fonksiyonel bir sindirim sistemi hastalığı olduğunu belirten Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Fuat Ekiz, "İrritabl Bağırsak Sendromu, bağırsak hareketlerinin ve duyarlılığının bozulması sonucu ortaya çıkar. Hastalar çoğu zaman karın ağrısı, gaz, şişkinlik, ishal ya da kabızlık şikayetleriyle başvurur. Ancak bu belirtiler genellikle psikolojik kaynaklı sanılıp ihmal ediliyor. Oysa IBS, ciddi bir yaşam kalitesi kaybına neden olabilen kronik bir hastalıktır" dedi. Medical Park Ordu Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Fuat Ekiz, IBS hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. IBS’nin bağırsaklarda yapısal bir hasar olmadan gelişen fonksiyonel bir sindirim sistemi hastalığı olduğunu belirten Doç. Dr. Fuat Ekiz, "Bu hastalık bağırsak hareketlerinin ve duyarlılığının bozulması sonucu ortaya çıkar. Hastalar çoğu zaman karın ağrısı, gaz, şişkinlik, ishal ya da kabızlık şikayetleriyle başvurur. Ancak bu belirtiler genellikle psikolojik kaynaklı sanılıp ihmal ediliyor. Oysa IBS, ciddi bir yaşam kalitesi kaybına neden olabilen kronik bir hastalıktır" ifadelerine yer verdi. "Beslenme alışkanlıkları da etkili olabilir" Stresin, hastalığın belirtilerini artıran bir faktör olduğunu ancak tek başına neden olmadığını ifade eden Doç. Dr. Ekiz, "Stres, IBS’nin alevlenmesini tetikler fakat tek neden değildir. Genetik yatkınlık, beslenme alışkanlıkları, bağırsak mikrobiyotasındaki dengesizlikler ve geçirilmiş enfeksiyonlar da etkili olabilir. Bu yüzden hastalığı yalnızca ‘psikolojik’ görmek doğru değildir" diye konuştu. "Tedavi her hastaya göre planlanmalı" IBS’de tedavinin kişiye özel planlanması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Ekiz, "Tedavide hastanın semptomlarına, yaşam tarzına ve beslenme alışkanlıklarına göre yol izlenir. Diyet düzenlemesi, gaz yapan ve bağırsak hareketlerini etkileyen gıdaların azaltılması, gerekirse probiyotik ve lif takviyeleri kullanılabilir. Stres yönetimi ve düzenli egzersiz de tedavinin önemli parçalarıdır" ifadelerini kullandı. "3 aydan uzun süren şikayetlerde uzman desteği alınmalı" Hastalığın genellikle dalgalı bir seyir izlediğini belirten Doç. Dr. Ekiz, uzun süren sindirim sistemi şikayetlerinin göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, şu uyarılarda bulundu: "Eğer karın ağrısı, gaz, şişkinlik veya dışkılama değişiklikleri 3 aydan uzun sürüyorsa mutlaka bir gastroenteroloji uzmanına başvurulmalıdır. Erken tanı, hem hastalığın kontrol altına alınmasını kolaylaştırır hem de gereksiz endişe ve yanlış tedavilerin önüne geçer." "Dengeli beslenme ve hareketli yaşam önemli" Bağırsak sağlığının korunması için dengeli beslenme, yeterli su tüketimi, düzenli egzersiz ve stres kontrolünün büyük önem taşıdığına dikkat çeken Doç. Dr. Ekiz, vatandaşlara bağırsak sağlığını korumaya yönelik yaşam tarzı değişiklikleri konusunda farkındalık çağrısında bulundu.
26 Ekim 2025 Pazar - 18:24
Yağışlarla birlikte artan doğada mantar dikkat
DÜZCE(İHA) – Tüm yurtta olduğu gibi ormanlarla kaplı Düzce’de de doğada kendiliğinden yetişen mantarlarda artmaya başladı. Dr. Yasin Yılmaz, mantar zehirlenmelerinden korunmak için doğal alanlarda yetişen mantarlar yerine bandrollü kültür mantarları tercih edilmesi gerektiği bildirdi. Düzce’de yağışlarla birlikte mantar sezonu başladı. Doğada kendiliğinden yetişen mantarlara karşı uzmanlar zehirlenmelere karşı uyarıda bulundu. Düzce Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz, doğal ortamlarda yetişen ve yapısında zehir bulunan mantarların yenilmesiyle ölümle sonuçlanabilen ciddi zehirlenmelerin ülkemizde sık sık görüldüğü bildirildi. Mantar zehirlenmesi belirtileri mantarda bulunan zehrin niteliğine göre mantarın yenmesini takiben 2 ile 6 saat içinde ortaya çıktığına dikkat çeken Dr. Yasin Yılmaz, "İki saat içinde sersemlik, uyku hali, tansiyon düşüklüğü, bulanık görme, yüzde ve boyunda kızarma, ağızda metal tat duyusu, bulantı, kusma, terleme; bazı türlerin yenmesinden 6 saat sonra ise bulantı, kusma, ishal, ateş, çarpıntı, karın ağrısı, karaciğer-böbrek fonksiyon bozuklukları ve hatta ölümle sonuçlanan zehirlenme belirtileri de görülebilmektedir. Zehirlenme belirtileri görülmesi halinde vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmaları gerekmektedir. Mantar zehirlenmelerinden korunmak için; doğal alanlarda yetişen mantarlar yerine bandrollü kültür mantarları tercih edilmelidir" ifadelerinde bulundu.
26 Ekim 2025 Pazar - 14:39
Meme kanserine dikkat çekmek için motosiklet turu attılar
Balıkesir’de Motorcu10lar kulübünün kadın sürücüleri, kadın sağlığı ve meme kanserine dikkat çekmek için motosikletlerine pembe balonlar bağlayarak şehir turu attılar. Kadın motosiklet sürücüsü bayanlardan meme kanserine dikkat çekmek üzere pembe balonlarla süsledikleri motosikletleri ile şehir turu yaparak, kadın sağlığı ve meme kanserine karşı dikkat çekmek için tur attılar. Kadınlar Ali Hikmet Paşa meydanında meme kanserinin önemini anlatmak için toplandılar. Motorcu10’lar kulübünün kadınlar başkanı Selina Yağmur, "Motorcu10lar Kadınlar Kulübü olarak, sadece motor tutkusu için değil; kadın sağlığına dikkat çekmek, farkındalık ve bir kez daha hatırlatmak için toplandık. Meme kanserinde erken teşhis hayat kurtarır. Biz de bu anlamlı ayda, pembe kurdelelerimizi takarak motorlarımızla yola çıktık. Çünkü biz biliyoruz ki farkındalık da cesaret ister, tıpkı motor sürmek gibi. Her bir kadının kendi bedenini tanıması, düzenli kontrollerini yaptırması ve ‘bana bir şey olmaz’ dememesi çok önemli. Bugün gerçekleştirdiğimiz bu sürüş, sadece bir etkinlik değil; her kadına, her anneye, her kardeşe bir çağrıdır. Biz Motorcu10lar Kadınlar Kulübü olarak diyoruz ki; kaskınızı taktığınız gibi, kontrollerinizi de ihmal etmeyin. Farkındalıkla, sevgiyle, dayanışmayla ve umutla bu anlamlı günde bizlere destek veren Başkanımız İsmail Uzan’a ve değerli motor tutkunu arkadaşlarıma teşekkür ederim" dedi.
26 Ekim 2025 Pazar - 13:32
Romatizma hastaları için eğitim polikliniği
Balıkesir Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilay Şahin Tıp Fakültesinde Fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümünde romatizma hastalarına yönelik eğitim polikliniği açıldığını açıkladı. Romatizma hastaları için yeni umut. Balıkesir Tıp fakültesi fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümünde Eğitim Polikliniği açıldı. Romatizma, halk arasında "kireçlenme", "iltihaplı romatizma" veya "kas romatizması" olarak bilinen çok sayıda hastalık. Ancak bu hastalıklar yalnızca ilaçla değil, doğru egzersiz, doğru beslenme ve bilinçli yaşam alışkanlıklarıyla da kontrol altına alınabiliyor. Prof. Dr. Nilay Şahin tarafından kurulan Romatizma Hastaları Eğitim Polikliniği, romatizma hastalarına yeni bir yaklaşım sunacak. Yeni kurulan romatizma hastalarına yönelik eğitim polikliniğinde hastalara sadece muayene yapılmayacak, aynı zamanda hastalığını anlaması, vücudunu tanıması ve kendi tedavisine aktif olarak katılması sağlanacak. Prof. Dr. Şahin; " Romatizma hastalarına kendi bedenlerini tanıtacağız" Romatizma hastalarına yönelik eğitim polikliniğinin kurulmasının nedenleri ve amaçları hakkında bilgi veren Prof. Dr. Nilay Şahin eğitim poliklinik de ki amaç, "Her hastayı "bilinçli, güçlü ve ağrısız bir yaşama" taşımak. İlaç kullanımını azaltmak ve daha kaliteli bir hayat sağlamak olduğunu açıklayarak, Polikliniğin amaçlarını şu şekilde sıraladı; Hastalığınızın ne olduğu, nasıl ilerlediği ve nasıl kontrol altına alınabileceği anlaşılır bir dille anlatılması. Doğru egzersiz eğitimi: Her hastalığa özel olarak planlanan bel, diz, omuz ve el eklemleri egzersizleri video ve broşür desteğiyle öğretilmesi. Beslenme danışmanlığı: Romatizmal hastalıklarda iltihabı azaltan, bağışıklığı destekleyen glutensiz ve dengeli beslenme önerileri sunulur. Osteoporoz (kemik erimesi) farkındalığı: Kemik yoğunluğunu korumak ve düşme riskini azaltmak için bireysel eğitim ve egzersiz programları uygulanması. Kireçlenme (osteoartrit) eğitimi: Günlük yaşamda eklemlerin nasıl korunacağı, doğru duruş ve hareket alışkanlıkları öğretilmesi. Doğru duruş, doğru yaşam: Kas-iskelet sistemi sağlığını korumaya yönelik kişiye özel öneriler ve evde uygulanabilir mini egzersiz planları verilmesi eğitimleri verilecek. Prof. Dr. Nilay Şahin hastalarına verdiği son mesajda, "Romatizma tedavisinde ilaç kadar önemli bir unsur da hastanın kendi bedenini tanımasıdır. Biz burada, hastalarımıza yalnızca tedavi değil; bilgi, hareket ve güven kazandırıyoruz" dedi.
26 Ekim 2025 Pazar - 11:25
Ani sıcaklık değişimleri grip ve nezleye yakalanma riskini artıyor
Sonbaharın gelişiyle birlikte hava sıcaklıklarındaki ani değişimler, güneş ışığının azalması ve nem oranlarındaki düşüş, solunum yolu enfeksiyonlarında belirgin bir artışa sebep oluyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, özellikle bu dönemde nezle, grip ve sinüzit gibi hastalıkların daha sık görüldüğünü belirterek, korunma yolları konusunda uyarılarda bulundu. Mevsim geçişlerinin insan sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Acıbadem Bursa Hastanesi Prof. Dr. Mehmet Karadağ, vücudun ani sıcaklık değişimlerine karşı verdiği stres yanıtının bağışıklık sistemini zayıflattığını belirtti. Karadağ, "Gece-gündüz arasındaki sıcaklık farkları vücudun ısıl denge mekanizmasını zorlar. Bu durum, bağışıklık hücrelerinin etkinliğini azaltarak enfeksiyonlara zemin hazırlar. Aynı zamanda güneş ışığı süresinin azalmasıyla birlikte ciltte D vitamini üretimi düşer, bu da enfeksiyonlara karşı direncin azalmasına yol açar" diye konuştu. "Risk gruplarındakiler bu dönemde daha dikkatli olmalı" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, bu dönemde bağışıklık sistemi henüz tam gelişmemiş çocukların, yaşlıların, kronik hastalıkları olan bireylerin ve hamilelerin daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı. Özellikle grip vakalarının bu gruplarda daha ağır seyredebileceğini ve komplikasyonlara yol açabileceğini söyledi. "Nezle ve grip karıştırılıyor" Nezle ve grip belirtilerinin birbirine karıştırılmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Mehmet Karadağ, bu iki enfeksiyon arasındaki farkları şöyle açıkladı: "Nezle genellikle hafif seyreder; burun akıntısı, boğaz yanması ve hafif halsizlik gibi belirtilerle ortaya çıkar. Grip ise aniden başlar, yüksek ateş, kas ve eklem ağrıları ile yoğun halsizlik gibi belirtilerle seyredebilir. Ayrıca tat ve koku kaybı, nefes darlığı gibi belirtiler varsa Covid de akla gelmelidir." "Grip aşısı en etkili korunma yöntemlerinden biri" Gripten korunmanın en etkili yollarından birinin mevsimsel grip aşısı olduğunu hatırlatan Karadağ, özellikle risk gruplarının her yıl eylül-kasım ayları arasında aşı yaptırmasının önemine dikkat çekti. Karadağ, "Grip aşısı, vücuda hastalık yapmayan inaktive virüs parçaları vererek bağışıklık sistemini uyarır. Bu sayede virüsle karşılaşıldığında daha hızlı ve etkili bir bağışıklık yanıtı gelişir. 65 yaş üstü bireyler, kronik hastalar, hamileler, küçük çocuklar ve sağlık çalışanları öncelikli gruptur" dedi. "Bireysel önlemler salgınların önlenmesinde büyük rol oynuyor" Mevsim geçişlerinde solunum yolu enfeksiyonlarına karşı bireysel önlemlerin toplumsal salgınların önlenmesinde büyük rol oynadığını vurgulayan Acıbadem Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, "Sağlıklı bir bağışıklık sistemi ve doğru korunma yöntemleri ile bu dönemi hastalanmadan geçirmek mümkün" ifadelerini kullandı. "Bağışıklığı korumak için dikkat etmelisiniz" Mevsim geçişlerinde bağışıklığı korumak ve enfeksiyonlardan kaçınmak için dikkatli olunması gerektiğini belirten Prof. Dr. Mehmet Karadağ şu önerilerde bulundu: "Ellerinizi sık sık yıkayın ve temas yüzeylerini dezenfekte edin. Kapalı ve kalabalık ortamlarda maske takın. Katmanlı giyinin; vücut ısınızı dengede tutun. Dengeli beslenin, C vitamini açısından zengin meyveler tüketin. Bitki çayları (ıhlamur, zencefil, ekinezya) bağışıklığı destekler. Kapalı alanları düzenli olarak havalandırın. Düzenli uyku ve egzersizle, bağışıklık sisteminizin güçlenmesine destek olun."
26 Ekim 2025 Pazar - 11:17
AFAD, Şırnak Devlet Hastanesine 10 yaşam konteyneri desteğinde bulundu
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Şırnak Devlet Hastanesine 10 adet yaşam konteyneri desteğinde bulundu. Şırnak Valisi Birol Ekici’nin talebi ve AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan’ın talimatları doğrultusunda Kahramanmaraş’tan sevk edilen konteynerler hastaneye teslim edildi. Hastane yönetiminden yapılan açıklamada, konteynerlerin vatandaşlara daha kaliteli ve verimli sağlık hizmeti sunmak amacıyla kullanılacağı belirtildi. Konteynerlerin, tıbbi malzeme depolama, korunma alanı oluşturma ve tedavi hizmetlerinde düzen ve rahatlık sağlama amacıyla kullanılacağı kaydedildi. Açıklamada, "Hastanemizin mevcut alanını daha verimli kullanmak, hem çalışanlarımız hem de vatandaşlarımız için daha konforlu bir hizmet ortamı oluşturmak amacıyla bu konteyner yapıları talep ettik. Şehrimize ve halkımıza hayırlı olsun" ifadelerine yer verildi. AFAD’ın desteğiyle Şırnak Devlet Hastanesine kazandırılan yaşam konteynerlerinin, sağlık hizmetlerinin etkinliğini artıracağı ve hasta memnuniyetine katkı sağlayacağı belirtildi.
26 Ekim 2025 Pazar - 11:13
Odunpazarı’nda Sağlık ve Diyanet iş birliğiyle aileye yönelik farkındalık semineri yapıldı
Eskişehir’de Odunpazarı İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Halk Sağlığı Merkezleri’nde görevli personele yönelik "Neslin Korunması ve Yetiştirilmesi Bağlamında Ailenin Önemi" konulu farkındalık çalışması gerçekleştirildi. Odunpazarı İlçe Müftülüğü Aile ve Dini Rehberlik Bürosu tarafından planlanan seminerler Vaiz Dr. Esra Oğul Çelik, ADRB Vaizi Tuba Dönmez ve ADRB Vaizi Rahime Oğul tarafından gerçekleştirildi. Odunpazarı Müftülüğü, Halk Sağlığı Merkezleri’nin yaptığı hizmetleri yerinde görme fırsatı bulunan çalışma esnasında gösterdikleri ilgi ve nezaket için Halk Sağlığı Merkezleri’nin müdürlerine, doktorlarına, hemşirelerine ve görevlilerine teşekkür etti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder