Son Dakika
|
Gaziantep’te 4 yaşındaki Asiye Ateş’e pitbull saldırısı davasında karar
10 yıldır aranan FETÖ üyesi çatı katında yakalandı
Putin'den Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür
Bakan Kurum’dan tarihi kentsel dönüşüm müjdesi
Maltepe’de minibüs araca çarptı: Kaza anı kamerada
Adalet Bakanı Gürlek: ''Sosyal medyaya kimlikle girilecek''
Mert Hakan Yandaş tahliye edildi!
İstanbul Valisi Gül, "Bu yılın ilk üç ayında 37 çete çökertildi, 873 şahıs yakalandı"
İzmir’de parkta oynayan 2 yaşındaki çocuğa bıçaklı saldırı
Malatya’da tır ile otomobil kafa kafaya çarpıştı: 3 ölü, 1 yaralı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
NASA, Artemis II görevinden Dünya’nın yeni fotoğrafını paylaştı
10 yıldır aranan FETÖ üyesi çatı katında yakalandı
SEDAŞ’ın kazdığı çukura belediye aracı düştü
Kolluk kuvvetleri, basın kartını ibraz eden gazetecilerden ayrı bir kimlik talep etmeyecek
Define ararken yakalandı, hırsızlıktan gözaltına alındı
Maltepe’de minibüs araca çarptı: Kaza anı kamerada
Can pazarının yaşandığı sahilde boğulan genç yüzündeki egzama için denize girmiş
SAĞLIK
Bursa’da diyabetli öğrencilere sensör desteği
03 Nisan 2026 Cuma - 14:45:25
Bursa Büyükşehir Belediyesi, sosyal güvencesi bulunmayan Tip 1 diyabet hastası üniversite öğrencilerine yönelik, ‘Şeker Sensörü Desteği’ başlatıyor. Bursa’da gençlerin daha iyi bir eğitim alabilmesi ve gelecek kaygısı yaşamaması için çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’ye örnek olacak bir projeyi daha hayata geçiriyor. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı koordinesinde hayata geçirilen ‘Sürekli Glikoz Ölçüm Sensörü’ desteğiyle, üniversitelerin örgün eğitim programlarında öğrenim gören 18 yaş üzerindeki Tip 1 diyabetli gençlerin, kan şekeri seviyelerini gün içerisinde anlık olarak takip edebilmesi amaçlanıyor. Türkiye’de Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından söz konusu sensörler yalnızca 2-18 yaş aralığındaki hastalar için karşılanırken, Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan destek programıyla önemli bir sorun daha çözüme kavuşturulmuş olacak. Projeye, 15 Nisan-15 Mayıs tarihleri arasında başvurular alınacak. Projeden yararlanmak isteyen öğrencilerin Bursa’da ikamet etmesi, 18 yaşını doldurmuş olması, Tip 1 diyabet tanısına sahip bulunması ve üniversitelerin örgün eğitim programlarında aktif olarak öğrenim görmesi gerekiyor. Değerlendirme sürecinin ardından uygun bulunan öğrencilere sensör desteği sağlanacak. Başvurular için https://www.bursa.bel.tr/form/?form_id=b8b53cd277 adresi ziyaret edilebilir.
03 Nisan 2026 Cuma - 14:44
Yüksek tansiyonda "dil altı ilaç" her zaman doğru çözüm değil
Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, halk arasında "dil altı tansiyon ilacı" olarak bilinen yaklaşımın, her yüksek tansiyon durumunda doğru ve güvenli bir çözüm olmadığını belirterek, mutlaka tıbbi değerlendirme gerektiğini vurguladı. Halk arasında ani tansiyon yükselmelerinde "hayat kurtarıcı" olarak görülen dil altı ilaç kullanımı, sanılanın aksine her zaman güvenli değil. Kontrolsüz ve hızlı şekilde düşürülen tansiyon; beyin, kalp ve böbreklerde kalıcı hasara yol açabiliyor. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, dil altı tansiyon ilaçları hakkında bilgiler vererek uyarılarda bulundu. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, "Halk arasında ’dil altı tansiyon ilacı’ diye bilinen bazı ilaçlar, yıllardır ani tansiyon yükselmelerinde hızlı bir çözüm gibi görülüyor. Oysa bugün daha net biliyoruz: Her yüksek tansiyon tablosunda bu yaklaşım doğru değildir. Üstelik tansiyonu hızlı ve kontrolsüz biçimde düşürmeye çalışmak, bazı hastalarda faydadan çok zarar verebilir. Hipertansiyon toplumda çok yaygın olduğu için, bu alışkanlığın ne kadar geniş bir kesimi etkileyebileceğini görmek zor değildir. Bu nedenle mesele yalnızca bireysel bir tercih değil, aynı zamanda önemli bir halk sağlığı konusudur. Önce temel noktayı netleştirelim. Toplumda "dil altı tansiyon ilacı" diye anılan bazı ilaçlar, resmi ürün bilgilerine göre aslında ağızdan kullanılan tabletlerdir. Yani halk arasında yerleşen ifade ile resmi kullanım tanımı aynı şey değildir. Bir uygulamanın yıllardır biliniyor olması, onun herkes için doğru ve güvenli olduğu anlamına gelmez" dedi. Asıl soru sayı değil, tablo Dr. Yücel, "Tansiyon yükseldiğinde çoğu kişinin aklına önce şu soru gelir: ‘Kaç çıktı?’ Elbette sayı önemlidir. Ancak hekimlik açısından daha önemli soru çoğu zaman şudur: Bu yükselmeye eşlik eden tehlikeli bir belirti var mı? Çünkü her yüksek tansiyon aynı değildir. Bazen kişi sakinleştiğinde, birkaç dakika dinlendikten sonra ve doğru teknikle yeniden ölçüm yapıldığında değerler düşebilir. Ağrı, korku, panik, uykusuzluk, yoğun stres, merdiven çıkmak, yeni sigara içmiş olmak ya da kafein almak bile ölçümü geçici olarak yükseltebilir. Bu nedenle tek bir ölçüme bakarak kesin hüküm vermek her zaman doğru değildir. Öte yandan bazen asıl tehlike yalnızca rakam değildir; göğüs ağrısı, nefes darlığı, konuşma bozukluğu, yüzde kayma, kol ya da bacakta güçsüzlük, görme kaybı, bilinç bulanıklığı, bayılma ya da çok şiddetli alışılmadık baş ağrısı gibi belirtilerdir. Hekimlerin dikkat ettiği nokta tam da budur: Yalnızca tansiyonun kaç çıktığı değil, bu yüksekliğin vücutta neyle birlikte görüldüğü. Bu yüzden konu, "Tansiyonum yükseldi, bir hap alayım" kadar basit değildir. Bazı hastalarda asıl ihtiyaç evde kendi kendine ilaç almak değil, gecikmeden acil tıbbi değerlendirme yapılmasıdır" diye konuştu. "Her yüksek tansiyon acil değildir ama bazıları gerçekten acildir" "Her yüksek tansiyon acil değildir ama bazıları gerçekten acildir" diyen Dr. Yücel, "Toplumda sık yapılan hatalardan biri, her yüksek tansiyon değerini aynı kefeye koymaktır. Oysa güncel tıbbi yaklaşım iki farklı tabloyu birbirinden ayırır. Birincisi, tansiyon yüksek olsa da ciddi yakınması olmayan ve hedef organ hasarı düşündüren belirti taşımayan durumdur. Bu kişilerde amaç çoğu zaman tansiyonu dakikalar içinde sert biçimde düşürmek değildir. Önce ölçüm doğrulanır, hasta dinlendirilir, ilacını düzenli alıp almadığı sorgulanır ve tedavi gerekiyorsa hekim kontrolünde düzenlenir. İkincisi ise gerçekten tehlikeli olan tablodur. Yüksek tansiyona göğüs ağrısı, nefes darlığı, ani nörolojik belirti, bilinç değişikliği, görme kaybı ya da konuşma bozukluğu eşlik ediyorsa durum acil olabilir. Böyle bir tabloda evde çözüm aramak yerine acil yardım zincirine başvurmak gerekir. Toplumda yaygın bir inanış vardır: ‘Tansiyon ne kadar yüksekse, o kadar hızlı düşürmek gerekir.’ Oysa bu düşünce her zaman doğru değildir. Özellikle ileri yaşta ve uzun süredir hipertansiyonu olan kişilerde vücut belirli kan basıncı düzeylerine zaman içinde uyum sağlayabilir. Bu nedenle tansiyonun ani biçimde düşürülmesi, bazı hastalarda beyin, kalp ve böbrek gibi organlara giden kan akımını olumsuz etkileyebilir. Kısacası yalnızca rakamı görmek yetmez; o rakamın hangi bağlamda ortaya çıktığını da bilmek gerekir. Panikle yapılan ve kontrolsüz müdahaleler baş dönmesi, halsizlik, bayılma, düşme ve bazı durumlarda organ kanlanmasında bozulma gibi sorunlara yol açabilir. Özellikle yaşlı hastalarda bu risk daha da önemlidir. Bu nedenle güncel yaklaşım, belirti ve organ hasarı olmayan durumlarda "hemen ve sert biçimde düşürelim" anlayışından uzaklaşmıştır. Esas olan güvenli, kontrollü ve doğru değerlendirilmiş bir yaklaşımdır" şeklinde konuştu. Evde ne yapılmalı, ne yapılmamalı? Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, şöyle devam etti: "Öncelikle kişi çok yüksek bir ölçüm gördüğünde panik yapmamalıdır. Ölçüm doğru teknikle mi yapıldı, manşon uygun muydu, kişi birkaç dakika dinlenmiş miydi, kısa süre önce kahve, sigara, efor ya da yoğun stres olmuş muydu; bunların hepsi önemlidir. Uygun koşullarda birkaç dakika dinlenip ölçüm tekrarlanmalıdır. Evde doğru ölçüm için de birkaç basit kurala dikkat etmek gerekir: Ölçümden önce kısa bir dinlenme süresi olmalı, kişi konuşmadan oturmalı, sırtı desteklenmeli, kol kalp seviyesinde tutulmalı ve ölçüm mümkünse art arda birkaç kez değerlendirilmelidir. Tek ve aceleyle yapılmış bir ölçüm, özellikle kaygılı anlarda yanıltıcı olabilir. İkinci önemli nokta, başkasının ilacını kullanmamaktır. Komşunun, eşin, dostun ya da akrabanın ‘bana iyi geliyor’ dediği bir ilaç, başka biri için güvenli olmayabilir. Tansiyon ilaçları kişiye özel tedavi planının parçasıdır. Aynı ilaç, farklı hastalarda farklı etki ve riskler doğurabilir. Üçüncü nokta, bu ilaçları "evde dursun, yükselince alırım" mantığıyla genel bir çözüm gibi görmemektir. Böyle bir yaklaşım, altta yatan tehlikeli bir durumu gözden kaçırabilir. Kimi zaman mesele yalnızca tansiyonun yükselmesi değil; kalp, beyin, aort veya böbrekle ilgili ciddi bir sorunun ilk işareti olabilir. Bir başka sık hata da, düzenli kullanılan tansiyon ilaçlarını hekim önerisi olmadan azaltmak, kesmek ya da yalnızca şikâyet olduğunda almak şeklindeki düzensiz kullanımdır. Oysa tansiyon tedavisi çoğu hastada günlük ve planlı bir yaklaşımdır. Kriz anına odaklanıp uzun vadeli tedaviyi ihmal etmek, sorunu çözmek yerine büyütebilir." Hangi durumlarda acile başvurulmalı? Yücel, şu bilgileri verdi: "Yüksek tansiyona şu belirtilerden biri eşlik ediyorsa kişi beklememeli; 112’yi aramalı ya da en yakın acil servise başvurmalıdır: Göğüs ağrısı veya göğüste baskı hissi, nefes darlığı, konuşma bozukluğu, yüzde kayma, kol veya bacakta güçsüzlük, ani görme kaybı veya belirgin görme bozukluğu, bilinç bulanıklığı, sersemlik ya da bayılma, çok şiddetli ve alışılmadık baş ağrısı. Bu belirtiler varken konuyu yalnızca "tansiyon yükseldi" diye görmek yanıltıcı olabilir. Çünkü bazen yüksek tansiyon asıl sorunun nedeni değil, sonucudur; bazen de acil müdahale gerektiren hastalıklarla birlikte görülür. Toplumda bazı uygulamalar yıllar içinde öylesine yerleşir ki, insanlar bunları neredeyse tartışılmaz doğru kabul eder. "Dil altı tansiyon ilacı" anlayışı da büyük ölçüde böyle bir alışkanlığın ürünüdür. Geçmişte bazı ortamlarda bu tür uygulamalar daha sık görülmüş olabilir. Ancak güncel tıbbın bakışı, yüksek tansiyon yönetiminde daha seçici, daha kontrollü ve daha güvenli olma yönündedir. Bugün asıl amaç, tansiyonu gelişigüzel ve hızla düşürmek değil; hangi hastanın gerçekten acil durumda olduğunu ayırt etmek ve tedaviyi buna göre planlamaktır. Bu da bize çok açık bir kamu sağlığı mesajı verir: Her yüksek tansiyon tablosu ‘dil altına bir hap atıp geçsin’ anlayışıyla yönetilmemelidir." Doğru yaklaşım; doğru hastada, doğru değerlendirme Dr. Yücel, açıklamasını şöyle tamamladı: Yüksek tansiyonla yaşayan kişiler için en etkili koruma, yalnızca kriz anında ne yapılacağını bilmek değildir. Düzenli takip, ilaç uyumu, tuz kısıtlaması, kilo kontrolü, egzersiz ve hekim önerilerine bağlı kalmak, ani yükselmelerde panik çözüm aramaktan çok daha değerlidir. Halk arasında ‘dil altı tansiyon ilacı’ diye bilinen ilaçlar, sanıldığı kadar basit bir çözüm değildir. Tansiyonu hızlıca düşürmek her zaman doğru tedavi anlamına gelmez. Doğru yaklaşım; doğru hastada, doğru zamanda ve doğru değerlendirmeyle belirlenir. Akılda tutulması gereken en önemli cümle belki de şudur: Yüksek tansiyon tek başına bir sayı değildir; bazen dikkatle değerlendirilmesi gereken bir uyarıdır. Bu uyarıyı doğru okumak, yanlış bir alışkanlıktan daha değerlidir. Kısa hatırlatma: Her yüksek tansiyon tablosu evde ‘dil altı’ diye bilinen ilaçlarla müdahale gerektirmez. Asıl önemli olan, tehlike işareti olup olmadığını ayırt etmek ve gerektiğinde zaman kaybetmeden tıbbi yardım almaktır."
03 Nisan 2026 Cuma - 14:02
Sağlık çalışanları bu kez hayat kurtarmak için sevdiklerini aradı
Samsun’da "Biri kalbe, diğeri hayata dokunur" mottosuyla yola çıkılan çalışmada sağlık personeli, mesai saatleri içinde yakınlarını arayarak hem sevgilerini dile getirdi hem de kanser taramalarının önemini hatırlattı. "İkisini de söyle" Samsun İl Sağlık Müdürlüğü "Ulusal Kanser Haftası" kapsamında farkındalık oluşturmak amacıyla ezber bozan bir etkinliğe imza attı. Kampanya kapsamında paylaşılan sloganlarda, "Seni çok seviyorum" demenin manevi değeri ile "Kanser taramanı yaptırdın mı" sorusunun hayati önemi birleştirildi. Erken teşhisin kanserle mücadeledeki yüzde 100’e yakın başarı oranına dikkat çekilen çalışmada, sevdiklerimizin sağlığını korumanın da bir sevgi ifadesi olduğu vurgulandı. "Taramalar ücretsiz olarak yapılıyor" Etkinlik hakkında bilgi veren Samsun İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Duygu Suvacı, "1-7 Nisan Kanser Farkındalık Haftası kapsamında sağlık çalışanlarımızla birlikte sevdiğimiz arkadaşlarımızı aradık ve kanser taramalarını hatırlattık. Kuru kuru sevmeyelim; sevdiklerimizin sağlığı bizim için önemlidir. Kanser taramalarımızı yaptırmalıyız. Erken tanı hayat kurtarır. Dünyada ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer alan kanser, aslında önlenebilir bir hastalıktır. Erken tanı ile hayat kurtarabiliriz. Sevdiklerimizin kanser taramalarını hatırlatalım. Bizler sağlık çalışanları olarak sevdiklerimizi aradık ve kanser taramalarını hatırlattık. Sizler de sevdiklerinizi kanser taramaları için KETEM’lere, sağlıklı hayat merkezlerine, toplum sağlığı ve aile sağlığı merkezlerine yönlendirin. Bugün 1 dakika ayırırsanız, kanser taramalarınız için bu, size belki kocaman bir ömür olarak geri dönecektir. Bizler üç farklı kanser taraması yapmaktayız: 30-65 yaş arası kadınları rahim ağzı kanseri için, 40-69 yaş arası kadınları meme kanseri için 50-70 yaş arası hem kadın hem erkek hastaları kalın bağırsak kanseri taraması için merkezlerimize bekliyoruz" dedi.
03 Nisan 2026 Cuma - 14:00
Gördes Huzurevi’nde hem sağlık taraması hem moral etkinliği
Manisa’nın Gördes ilçesinde huzurevi sakinlerine yönelik düzenlenen kapsamlı sağlık taramasında yaşlı bireylerin sağlık durumları kontrol edilirken, program doğum günü kutlamaları ve kültürel etkinliklerle renklendi. Manisa İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri ile İlçe Sağlık Müdürlüğü iş birliğinde, Gördes Huzurevi sakinlerine yönelik kapsamlı bir sağlık taraması gerçekleştirildi. Program kapsamında huzurevi sakinlerine kanser taramaları, psikolojik danışmanlık hizmetleri ve obezite taramaları yapılarak genel sağlık durumları değerlendirildi. Gördes Huzurevi’nde düzenlenen programa, Manisa İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Uz. Dr. Metin Gümüş, Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Ümit Atman, İlçe Sağlık Müdürü Emrullah Demirel, Gördes Devlet Hastanesi Başhekimi Nöroloji Uzmanı Bahadır Erdoğan ile sağlık personeli katıldı. Huzurevi Müdürü Hakkı Altunkeyik, "Manisa İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı ekiplerimiz tarafından huzurevi sakinlerimize yönelik anlamlı bir sağlık etkinliği gerçekleştirdik. Amacımız, büyüklerimizin sağlığını korumak ve düzenli kontrollerini aksatmadan sürdürmektir. Bu kapsamda her yıl düzenli olarak kanser ve obezite taramalarını gerçekleştiriyoruz. Bugün bizleri yalnız bırakmayan tüm sağlık yöneticilerimize ve fedakâr sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum" dedi. Sağlık taramasının ardından huzurevi sakinlerinin doğum günleri kutlanarak pasta kesildi. Programın devamında ise Gördes Kültür ve Doğa Derneği tarafından yöresel türküler seslendirilip halk oyunları sergilendi. Sağlık hizmetleri ile kültürel etkinliklerin bir araya geldiği program, huzurevi sakinlerine hem sağlık hem de moral açısından destek sağladı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
01 Nisan 2026 Çarşamba- 11:57
Tıbbın gücü kadar moralin de iyileştirici bir yönü var
2
02 Nisan 2026 Perşembe- 10:10
Uzmanlardan ‘kahve’ uyarısı: "Günde 4 fincan ve üzeri olumsuz etkiler oluşturabiliyor"
3
02 Nisan 2026 Perşembe- 09:49
Ağrı’da sağlık yatırımları sahada incelendi
4
02 Nisan 2026 Perşembe- 11:01
20 yıllık ses teli çilesi ameliyatla son buldu
5
03 Nisan 2026 Cuma- 09:56
Kanser tedavisinde yeni dönem: Akıllı radyoterapi
26 Ekim 2025 Pazar - 09:09
Kış hastalıkları kapıda: Uzmanından maske vurgusu
Kulak Burun Boğaz (KBB) Bölümü’nden Doç. Dr. Neslihan Yaprak Barıt, yaklaşan kış mevsimi öncesi grip, nezle, soğuk algınlığı gibi hastalıkların başlayacağı bu dönemde maske kullanımının yeniden önem kazandığını belirterek, vatandaşları dikkatli olmaya çağırdı.
25 Ekim 2025 Cumartesi - 14:48
Bodrum Devlet Hastanesi’nde kalp pili dönemi başladı
Bodrum Devlet Hastanesi Kardiyoloji Servisi’nde ilk kez kalp pili uygulaması başarıyla gerçekleştirildi. Doç. Dr. Volkan Doğan başkanlığında Kardiyologlar Dr. Esra Çolak, Dr. Yahya Dağcan Bıçakçı ve Dr. Gündüz İncesu’dan oluşan ekip, anjiyo sorumlu hemşiresi Zehra Özdaş, anjiyo hemşiresi Zeliha Varlıgan ve röntgen teknisyeni Sümeyra Durdağı’nın desteğiyle son bir haftada önemli operasyonlara imza attı. Hastanede ilk kez şoklama pil (ICD) takıldı, 2 hastaya geçici kalp pili uygulandı ve yine ilk kez kalp zarından iğneyle sıvı çekme işlemi yapıldı. Ayrıca uzun süredir tıkalı olan 3 damar açılarak hastalar yeniden sağlığına kavuşturuldu. Bodrum Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne son 5 gün içinde başvuran 2 kalp krizi hastasına da anjiyografi ünitesinde başarılı müdahalelerde bulunuldu. Yapılan işlemler sayesinde hastaların hayati tehlikesi ortadan kaldırıldı. Hastane yönetiminden alınan bilgilere göre, son 3 ayda yalnızca kardiyoloji değil; genel cerrahi, kadın hastalıkları ve doğum başta olmak üzere birçok branşta da başarılı operasyon ve tedavi hizmetleri sürdürülüyor.
25 Ekim 2025 Cumartesi - 14:04
Doç. Dr. Tubaş: "Grip aşısı çocuklar ve yetişkinler güvenle yapılabilir"
Acıbadem Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı ve Sosyal Pediatrist Doç. Dr. Filiz Tubaş; grip aşısının 6 aydan büyük bebekler ve tüm yetişkinlerde güvenle yapılabileceğini belirtti. Alt solunum yolu enfeksiyonlarının en sık sebeplerinden birinin grip olduğunun altını çizen Doç. Dr. Filiz Tubaş; 6 aydan büyük bebeklerden başlayarak herkesin grip aşısını güvenle kullanabileceğini aktardı. Tubaş; "Sonbahar geldi, sonbaharla birlikte grip de yaygınlaştı. Gribe karşı alacağımız etkili önlemlerden biri, grip aşısı olmak! Ancak bu yeterince bilinmiyor ya da grip aşısına şüpheyle yaklaşılıyor. Sık sık ‘Grip önemli mi, aşı yaptıralım mı’ diye çokça soru alıyoruz. Evet; grip aşılarını yaptırmayı öneriyoruz. Çünkü güvenli bir aşı, çok uzun zamandır kullanılıyor. Ülkemizde küçük bebeklerde ve 5 yaş altı çocuklarda alt solunum yolu enfeksiyonlarının en sık sebeplerinden bir tanesi olan griptir. Ateş, zatürre, ishal gibi çocukların hastanede yatarak tedavi görmesi gibi bazı ağır sonuçlara yol açabiliyor. Çocukları korumak için Ekim ve Kasım ayında yaptırırsak Aralık ve Ocak aylarında gribe karşı koruma sağlamış oluyoruz. Kasım ayı sonu itibariyle enfeksiyonları sık gördüğümüz için de aşılamaların Ekim ve Kasım aylarında yapılmasını öneriyoruz" dedi. Grip aşısının covid aşılarından farklı tekniklerle yapıldığını da sözlerine ekleyen Doç. Dr. Filiz Tubaş; "Tek başına da uygulanabilir, diğer aşılarla da uygulanabilir. Diğer aşılarla geçimsizliği yoktur, birlikte yapılabilir. Covid aşılarından tekniği tamamen ayrıdır. 6 ay üstü bebeklere , bütün yetişkinlere ve 18 yaşına kadar bütün çocuklara güvenle uygulanabilir. Yalnızca yumurta alerjiniz veya aşının içindeki herhangi bir maddeye karşı ciddi alerjiniz varsa aşı yaptırmayı önermiyoruz" diye konuştu.
25 Ekim 2025 Cumartesi - 13:43
MUSKİ’den, Bodrum’a su temini ve kirlilik iddiaları hakkında açıklama
Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (MUSKİ), Bodrum’un içme ve kullanma suyunun temin edildiği barajlardaki su durumu ve kirlilik iddialarını açıklık getirdi. "Bodrum’a su temininde sıkıntı yok" MUSKİ Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, "Geçtiğimiz günlerde Bodrum’da su rezervlerinin tükenme noktasına geldiği, Bodrum’un 10 günlük suyu kaldığına ve su kirliliği yaşandığına dair birtakım açıklamaların olduğu görülmektedir. Bu iddialara yönelik açıklama yapılması gereği doğmuştur. Bodrum İlçemize Geyik ve Mumcular Barajı başta olmak üzere kurumumuz tarafından sağlanan yeraltı kaynaklarıyla su verilmektedir. Bodrum‘a su sağlayan barajlarda suyun seviyesinin azaldığı bir gerçek olmakla birlikte bu durum Bodrum’a su sağlanamayacağı anlamına gelmemektedir. Hali hazırda DSİ tarafından Mumcular Barajından alınan su 8 Eylülde kesilmiş ve tarımsal sulamaya aktarılmıştır. O günden bu yana barajdan Bodrum’a su sağlanamamaktadır. Geyik Barajı’nda su miktarı azalmış ve bir buçuk milyon metreküp yaklaşık su kalmıştır. Ancak, MUSKİ Genel Müdürlüğü olarak Bodrum’un içme suyunu karşılamak için çeşitli alternatifler geliştirilmiş ve alternatif su kaynakları projeleri yapılmıştır. Hali hazırda Bodrum’a 1000-1100 litre /saniyeye yakın su sağlanmaktadır. Sağlanan suyun daha önceki yıllarda 600-650 LT/saniyesi Geyik Barajından karşılanırken bu rakam 2025 yılında ancak neredeyse yarı yarıya düşmüş ve 300-400 litre/ saniyelik kısmını Geyik Barajı’ndan sağlanabilmektedir. Geri kalan kısmı ise Çamköy, Karaova Mumcular ve Bodrum yeraltı sularınındın karşılanmaktadır. Geyik Barajından su iletimin kesilmesi ihtimaline karşılık kurumumuz tarafından gerekli önlemler alınmıştır. Bu kapsamda yaptığımız proje ile Geyik Barajı hattı kullanılarak Akgedik Barajı’ndan alınan suyu Bodrum’a aktarabilecek hat çalışmaları ve teknik düzenlemeler yapılmıştır. 2024 yılında Akgedik Barajından bu terfi hattıyla 850 bin m3 su sağlanmış ve dolayısıyla Geyik Barajı’nda suyun bitmesi durumunda Akgedik Barajı’nın su alma sistemi devreye almaya hazır durumdadır. Geyik Barajı’ndaki su bitmiş olması Bodrum halkının içme suyunun azalması veya içme suyu verilememesi söz konusu değildir. Halkımızdan beklentimiz su kesintisi değil, daima tasarruflu su kullanımının yaygınlaştırılmasıdır. Dolayısıyla Bodrum’un 10 günlük suyu kaldı gibi açıklamalar halkımızı tedirgin edecek, endişeye sevk edecek türden spekülasyonlardır" denildi. Bodrum için gerekli önlemler hazırdır" denildi. "Barajlardan alınan su çeşitli aşamalardan sonra tüketiciyle ulaşıyor" Barajlardan temin edilen suyun kirli olduğu iddialarını doğru almadığı belirtilen açıklamada, "Suyun yetersizliğinin yanı sıra kirlilik gibi çok hassas bir konuda da birtakım yanlış açıklamaların olduğu görülmektedir. Mumcular ve Geyik Barajından alınan ham suyun arıtılmadan Bodrum’a, ya da herhangi bir bölgeye verilmesi kesinlikle söz konusu değildir. Basına yansıyan bu tür açıklama veya haberler yanlış anlaşılmaya mahal verecek türdendir. Barajlardan alınan su ilk olarak ozonlama ünitesinde işleme alınmakta ve ileri oksidasyon işleminden geçmektedir. Daha sonra suya ön dezenfeksiyon flokülasyon ve koagülasyon işlemlerinden geçirilmekte daha sonra yavaş kum filtrelerinden geçmekte ve son dezenfeksiyondan sonra şehir depolarına iletilmektedir. Suyun denetimi Sağlık Bakanlığı tarafından sürekli kontrol edilmektedir. Baraj suyu işlem yapılmadan halka verilecekmiş gibi yanlış anlaşılmalara fırsat verilmemelidir. Halkımızın temel ihtiyacı olan su hakkında yanlış anlaşılmalara ve halkımızı tereddütte düşürecek açıklamalardan uzak durulmalıdır. MUSKİ Genel Müdürlüğü ilkim değişikliği ve kuraklık senaryolarını dikkate alarak su kaynaklarının çeşitlendirmesi anlamında bir tek yüzey sularına değil, yeraltı sularına değil, barajlara değil, onun yanında denizden içme kullanma suyu elde etmek içinde çalışmalar yürütmektedir. Alternatif su kaynağı için Turgutreis desalinasyon tesisi için ihaleye çıkılmış ihale süreci tamamlandıktan sonra yapım aşamasına geçilecektir" denildi.
25 Ekim 2025 Cumartesi - 12:32
Elazığ’daki hastanelerin hizmetleri değerlendirildi
Elazığ’da düzenlenen toplantıda il genelindeki hastanelerde gerçekleştirilen hizmetler değerlendirildi. Elazığ İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı hastanelerde sunulan sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi, karşılaştırılabilir kaliteli ve verimli hizmet sunumunun artırılması, hasta/çalışan güvenliği ve memnuniyetinin sağlanmasına yönelik değerlendirme toplantısı düzenlendi. Hizmetlerin koordine edilmesi, izlenmesi, değerlendirilmesi ve raporlanmasının sağlanmasına yönelik Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Nilüfer Kılıç’ ın başkanlığında düzenlenen toplantıya; hizmet başkanları, idareciler birim sorumluları ve ilgili çalışanlar katıldı. İstatistiki veriler eşliğinde gerçekleştirilen toplantısı sırasında il genelindeki hastanelerde gerçekleştirilen hizmetler değerlendirilerek, karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.
25 Ekim 2025 Cumartesi - 12:22
Keçiören Belediyesi’nden meme kanseri farkındalık eğitimi
Keçiören Belediyesi tarafından kadın sağlığına dikkat çekmek amacıyla ‘Meme Kanseri Farkındalık Eğitimi’ düzenlendi. Ankara’nın Keçiören Belediyesi, toplumsal farkındalık ve fırsat eşitliğini artırmak amacıyla ilçenin en uzak mahallelerine kadar ulaşarak eğitim çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda, kadın sağlığına dikkat çekmek amacıyla ‘Meme Kanseri Farkındalık Eğitimi’ düzenlendi. Bağlum Kösrelik Mahalle Konağı’nda gerçekleştirilen etkinliğe Keçiören Belediyesi’nin kadın meclis üyeleri ile çok sayıda vatandaş katıldı. Sağlık personeli Busem Gül Kahraman tarafından verilen eğitimde meme kanserinin tanımı, risk faktörleri, erken tanı yöntemleri ve kendi kendine meme muayenesi (KKMM) uygulaması hakkında katılımcılara ayrıntılı bilgiler aktarıldı. Etkinlikte, meme kanserinin evrensel sembolü olan pembe kurdele takılarak farkındalık ve dayanışma mesajı verildi. Erken tanı hayat kurtarır Eğitim kapsamında, erken tanının meme kanseriyle mücadeledeki önemine dikkat çekilerek her kadının düzenli muayene ile erken teşhis şansını artırabileceği vurgulandı. Sağlık personeli Kahraman, 20-39 yaş aralığındaki kadınların üç yılda bir, 40-49 yaş aralığındakilerin iki yılda bir, 50 yaş ve üzerindekilerin ise her yıl düzenli kontrol ve muayene yaptırmalarının kadın sağlığı için en etkili koruma yöntemlerinden biri olduğunu belirtti.
25 Ekim 2025 Cumartesi - 12:17
Kızılay’dan Yüksekova’da kan bağışı çağrısı
Van Kızılay Kan Bağış Merkezi ekipleri, Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde kan bağışı çağrısında bulundu. Belirli aralıklarla Yüksekova’ya gelen Kızılay Kan Bağışı mobil aracı, ilçedeki çalışmalarına devam ediyor. Cengiz Topel Caddesi üzerinde, 15 Temmuz Şehitler Parkı karşısında kurulan stantta vatandaşlardan kan bağışları alınmaya sürdürülüyor. Ekipler, vatandaşlara kan bağışında bulunmaları için çağrı yaparken, toplanan kanların laboratuvar ortamında testten geçirildiğini, bulaşıcı hastalıklar açısından incelendiğini ve uygun olanların hastaların tedavisinde kullanılmak üzere kan merkezlerine gönderildiğini belirtti. "Düzenli kan verdim, uyku sorunum çözüldü" Kan bağışında bulunan Ferdi Dara isimli vatandaş, düzenli kan vermenin faydalarına dikkat çekerek, "3 ayda bir düzenli olarak kan veriyorum. Uyku düzenim düzeldi, kendimi daha dinç hissediyorum. Herkesin düzenli olarak kan vermesini tavsiye ediyorum" dedi. Kızılay yetkilileri, sağlıklı bireylerin düzenli kan bağışında bulunmasının hem kendi sağlıkları hem de hastalar için hayati önem taşıdığını bir kez daha vurguladı.
25 Ekim 2025 Cumartesi - 12:17
İl Sağlık Müdürlüğü’nden BUÜ’ye özel sertifika
Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), çalışan sağlığını ve kurum içi yaşam kalitesini artırmaya yönelik yürüttüğü çalışmalar sonucunda "Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İş Yeri" belgesini almaya hak kazandı. BUÜ, İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan kapsamlı değerlendirme ve denetimler sonucunda Bursa genelinde nadir olarak verilen Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İş Yeri belgesi almayı başardı. BUÜ Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı’na bağlı Beslenme Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalar; sağlıklı beslenme alışkanlıklarının desteklenmesi, fiziksel aktivitenin teşvik edilmesi ve çalışanların yaşam kalitesinin artırılmasına yönelik birçok uygulamayı kapsıyor. Rektör Yılmaz’dan "Bilinçli Gençlik" vurgusu Törende konuşan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, belgenin "HealthyCampus" (FISU) ve "Spor Dostu Kampüs" hedeflerine giden yolda önemli bir ilk adım olduğunun altını çizdi. Prof. Dr. Ferudun Yılmaz; "Öğrencilerimizin sağlıklı beslenme alışkanlıklarının teşviki, fiziksel aktivitenin yaşam kültürüne yerleşmesi ve çevreye duyarlı sürdürülebilir uygulamaların yaygınlaştırılması amacıyla çok sayıda faaliyet yürütüyoruz. Sağlık, Kültür ve Spor Başkanlığımız genelinde gerçekleştirilen etkinliklerin İl Sağlık Müdürlüğümüz nezdinde son derece özel bir belge ile taçlandırılması hepimizi mutlu etmiştir. Öğrencilerimizden tutun da akademik ve idari personelimize kadar tüm paydaşlar için daha sağlıklı, aktif ve çevreci bir kampüs yaşamı oluşturmayı arzu ediyoruz. Bu vesile ile çalışmalarımıza katkı sunan herkese gönülden teşekkür ediyor, belgemizin hayırlar getirmesini diliyorum" ifadelerini kullandı. İl müdüründen tebrik ve teşekkür İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin de sertifikasyon sürecindeki kriterlerin oldukça ağır olduğuna işaret ederek; " Bu belge, Bursa’da kolaylıkla verilen bir sertifika değildir. Standart bir akreditasyonun çok ötesinde anlamlar taşımaktadır. Bakanlığımız nezdinde de son derece kıymetli bir iş olarak görülmektedir. Bu ağır kriterlere rağmen yükün altına giren ve alnının akıyla çıkan üniversite yönetimini hassasiyetleri için tebrik ediyoruz. Bundan sonraki belge süreçlerinde de Bursa Uludağ Üniversitesi’nin gayretli çalışmalarını herkese referans olarak göstereceğiz" dedi. Program, Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İş Yeri Belgesi’nin takdiminin ardından sonra erdi.
25 Ekim 2025 Cumartesi - 11:42
Kamyondan düşüp pelvis kemiği kırıldı, Konya’da 2 saatlik ameliyatla sağlığına kavuştu
67 yaşındaki Mehmet Coşkun, sevk edildiği Beyhekim Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 2 saatlik ameliyatın ardından kırılan kemiği tedavi edildi.
25 Ekim 2025 Cumartesi - 11:36
Riskli gebeliği olan anne adayları danışma hattı üzerinden takip edilecek
Siirt İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı koordinasyonunda "Riskli Gebelik Danışma Hattı" hizmete açılmasıyla anne adaylarının takibi yapılacak. Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı koordinasyonunda, il ve ilçelerde bulunan riskli gebelerin gebelik süreçlerinde danışmanlık hizmeti alabilmeleri amacıyla "Riskli Gebelik Danışma Hattı" hizmete açıldı. Bu hat aracılığıyla, riskli gebeler gebelikleriyle ilgili her konuda bilgi ve destek alabilecek, gerekli takip ve tedavi süreçleri hakkında bilgilendirilecekler. Danışma hattında il sağlık müdürlüğünde görevli ebeler görev yapacak olup, riskli gebelerle birebir görüşmeler gerçekleştirilerek gebelik sürecinde yaşanan sorunlara çözüm bulunması ve sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmeleri sağlanacaktır. Gerektiğinde ise gebeler, en yakın kadın hastalıkları ve doğum uzmanına yönlendirilecek.
25 Ekim 2025 Cumartesi - 11:23
Didim’de meme kanseri farkındalık etkinliği gerçekleştirildi
Meme Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla, Didim Belediyesi tarafından erken tanı ve düzenli kontrollerin önemine dikkat çekmek amacıyla anlamlı bir etkinlik düzenlendi. Didim Belediyesi Gençlik Merkezi (DİGEM) Sanat Akademisi’nde gerçekleştirilen etkinliğe çok sayıda Didimli kadın katıldı. Etkinlikte, Genel Cerrahi ve Meme Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hedef Özgün, meme kanserinde erken teşhisin hayat kurtarıcı rolüne dair önemli bilgiler paylaştı. Katılımcılar, hem kendi sağlıklarını koruma konusunda bilinçlendi hem de sevdiklerine örnek olma fırsatı buldu. Program kapsamında, pozitif ve kaliteli yaşamın anahtarı olan doğru nefes ve egzersiz teknikleri de uygulamalı olarak katılımcılarla paylaşıldı. Ayrıca, Didim Belediyesi personelleri ile birlikte Kalben, Ercan Kesal ve Kerim Yağcı gibi sanat dünyasının tanınmış isimlerinin meme kanseri farkındalığına dikkat çeken mesajlarının yer aldığı özel video da etkinlikte izlendi. Etkinlikle ilgili açıklamalarda bulunan Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay; "Kendimizi ve sevdiklerimizi korumanın en güçlü yolu, düzenli kontroller ve erken tanıdır. Bu konuda farkındalık oluşturmak hepimizin sorumluluğudur. Didim Belediyesi olarak kadın sağlığına ve toplumsal bilinçlenmeye yönelik çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz" dedi.
25 Ekim 2025 Cumartesi - 11:10
Van’da bir haftada üç glomus tümörü ameliyatı yapıldı
Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, bir hafta içinde aynı tarafta yerleşmiş üç glomus tümörünü başarıyla ameliyat ettiklerini belirterek, bu durumun tıp dünyasında ender görülen bir tablo olduğunu ifade etti. Türkiye’nin farklı şehirlerinde doktorların "masada kalırsın, sesin kısılır, felç olursun" dediği glomus tümörlü hastalar, Lokman Hekim Van Hastanesinde yapılan başarılı ameliyatla sağlığına kavuşuyor. Son olarak 2’si Kocaeli’nden biri de Şırnak’tan gelen 3 hasta, Prof. Dr. Halil Başel tarafından ameliyat edildi. Yapılan başarılı operasyonla herhangi bir komplikasyon gelişmeden iyileşen hastalardan biri bugün diğer 2’si ise pazartesi günü taburcu edilecek. "İki hasta Kocaeli’nden, biri Şırnak’tan geldi" İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Halil Başel, bu hafta gerçekleştirdikleri üç ameliyatın da ilginç detaylar taşıdığını belirtti. Prof. Dr. Halil Başel, "Bu hafta 3 tane glomus tümörü ameliyatı yaptık. İki hastamız Kocaeli’nden geldi. İlginçtir, aynı gün, aynı anda geldiler. Her ikisinin de tümörü solda yerleşmişti ve klasik yerinden yaklaşık 3 cm yukarıdaydı. Üstelik oldukça büyük tümörlerdi. Üçüncü hastamız ise Şırnak’tan geldi. Onu 1,5 yıl önce bypass ameliyatı yapmıştık. O sırada fark etmiştik, yaralarının iyileşmesini bekledik. Onun ameliyatını da bu hafta yaptık" dedi. Başel, üç hastada da tümörlerin sol tarafta yerleştiğini vurgulayarak bunun tıbben oldukça nadir bir durum olduğunu söyledi. Başel, "Normalde bir hekimin hayatı boyunca görebileceği glomus tümörü hasta sayısı 2-3’tür. Biz bir hafta içinde aynı tarafta üç farklı hastayı ameliyat ettik. Gerçekten ilginç bir durum" ifadelerini kullandı. "Glomus tümörü çok ender görülür, tanı koymak zordur" Glomus tümörlerinin hekimler için bile tanı ve tedavi açısından zorluklar barındırdığını dile getiren Prof. Dr. Başel, şöyle konuştu: "Glomus tümörü çok ender görüldüğü için birçok doktor pratikte karşılaşmaz. Kitaplarda okudukları bir hastalık ama gerçek hayatta pek görmezler. Bu nedenle bazı doktorlar ‘bekleyelim’, bazıları ‘biyopsi yapalım’ ya da ‘ışın tedavisi verelim’ diyebiliyor. Ancak bunların hiçbiri doğru yaklaşım değil." "Biyopsi ve ışın tedavisi riskli, doğru adres uzman merkezlerdir" Prof. Dr. Başel, bu tür vakalarda en doğru adımın deneyimli merkezlerde ameliyat edilmek olduğunu vurgulayarak, "Hastalara biyopsi yapılması çok yanlış. Çünkü bu tümörler çok kanar ve acil ameliyat gerekebilir. Aynı şekilde ışın tedavisi de doğru değil. Çünkü ışın tedavisi bazı hastalarda papiller kanser gelişimine neden olabiliyor. Ayrıca tedaviye rağmen büyüyen vakalar var, bu da büyük sıkıntı oluşturuyor" diye konuştu. Glomus tümörlerinde zaman kaybının ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirten Başel, erken müdahalenin önemine dikkat çekerek, "Beklemek hastaya hiçbir fayda sağlamıyor. Aksine tümör büyüdükçe komplikasyonlar artıyor. Bu nedenle tanı konulduğu anda en kısa sürede ameliyat edilmesi ve hastanın bu konuda deneyimli bir merkeze yönlendirilmesi en doğru yaklaşım olur" şeklinde konuştu. "Üç hastamız da iyileşme sürecinde" Prof. Dr. Halil Başel, ameliyatların başarıyla tamamlandığını belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: "Üç hastamızın da tümörleri sol tarafa yerleşmişti. Bugün birini taburcu ediyoruz, diğer iki hastamız uzaktan geldikleri için pazartesi günü taburcu olacaklar. Bu kadar nadir görülen hastalıklarda hızlı tanı ve doğru yönlendirme hayat kurtarıyor." Şırnak’tan gelen Piruze Abi ile Kocaeli’nden gelen Nurçin Yiğit ve Firdevs Hacıismailoğlu ise hastane yönetimi ve Prof. Dr. Halil Başel’e emeklerinden dolayı teşekkür ettiler.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder