Son Dakika
|
Trump: "(İran’da düşürülen ABD savaş uçağı) Bu bir savaş, savaş halindeyiz"
Bakan Fidan’dan diplomasi trafiği
Mardin’de kaybolan yaşlı kadın ölü bulundu
İzmir’de parkta 2 yaşındaki çocuğa bıçakla saldıran şüpheli tutuklandı
Pakistan'da 6,3 büyüklüğünde deprem
Gaziantep’te 4 yaşındaki Asiye Ateş’e pitbull saldırısı davasında karar
10 yıldır aranan FETÖ üyesi çatı katında yakalandı
Putin'den Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür
Bakan Kurum’dan tarihi kentsel dönüşüm müjdesi
Maltepe’de minibüs araca çarptı: Kaza anı kamerada
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Boğaz’da gemi arızası: Trafik çift yönlü askıya alındı
Pakistan'da 6,3 büyüklüğünde deprem
NASA, Artemis II görevinden Dünya’nın yeni fotoğrafını paylaştı
10 yıldır aranan FETÖ üyesi çatı katında yakalandı
SEDAŞ’ın kazdığı çukura belediye aracı düştü
Kolluk kuvvetleri, basın kartını ibraz eden gazetecilerden ayrı bir kimlik talep etmeyecek
Define ararken yakalandı, hırsızlıktan gözaltına alındı
SAĞLIK
Bursa’da diyabetli öğrencilere sensör desteği
03 Nisan 2026 Cuma - 14:45:25
Bursa Büyükşehir Belediyesi, sosyal güvencesi bulunmayan Tip 1 diyabet hastası üniversite öğrencilerine yönelik, ‘Şeker Sensörü Desteği’ başlatıyor. Bursa’da gençlerin daha iyi bir eğitim alabilmesi ve gelecek kaygısı yaşamaması için çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’ye örnek olacak bir projeyi daha hayata geçiriyor. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı koordinesinde hayata geçirilen ‘Sürekli Glikoz Ölçüm Sensörü’ desteğiyle, üniversitelerin örgün eğitim programlarında öğrenim gören 18 yaş üzerindeki Tip 1 diyabetli gençlerin, kan şekeri seviyelerini gün içerisinde anlık olarak takip edebilmesi amaçlanıyor. Türkiye’de Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından söz konusu sensörler yalnızca 2-18 yaş aralığındaki hastalar için karşılanırken, Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan destek programıyla önemli bir sorun daha çözüme kavuşturulmuş olacak. Projeye, 15 Nisan-15 Mayıs tarihleri arasında başvurular alınacak. Projeden yararlanmak isteyen öğrencilerin Bursa’da ikamet etmesi, 18 yaşını doldurmuş olması, Tip 1 diyabet tanısına sahip bulunması ve üniversitelerin örgün eğitim programlarında aktif olarak öğrenim görmesi gerekiyor. Değerlendirme sürecinin ardından uygun bulunan öğrencilere sensör desteği sağlanacak. Başvurular için https://www.bursa.bel.tr/form/?form_id=b8b53cd277 adresi ziyaret edilebilir.
03 Nisan 2026 Cuma - 14:44
Yüksek tansiyonda "dil altı ilaç" her zaman doğru çözüm değil
Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, halk arasında "dil altı tansiyon ilacı" olarak bilinen yaklaşımın, her yüksek tansiyon durumunda doğru ve güvenli bir çözüm olmadığını belirterek, mutlaka tıbbi değerlendirme gerektiğini vurguladı. Halk arasında ani tansiyon yükselmelerinde "hayat kurtarıcı" olarak görülen dil altı ilaç kullanımı, sanılanın aksine her zaman güvenli değil. Kontrolsüz ve hızlı şekilde düşürülen tansiyon; beyin, kalp ve böbreklerde kalıcı hasara yol açabiliyor. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, dil altı tansiyon ilaçları hakkında bilgiler vererek uyarılarda bulundu. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, "Halk arasında ’dil altı tansiyon ilacı’ diye bilinen bazı ilaçlar, yıllardır ani tansiyon yükselmelerinde hızlı bir çözüm gibi görülüyor. Oysa bugün daha net biliyoruz: Her yüksek tansiyon tablosunda bu yaklaşım doğru değildir. Üstelik tansiyonu hızlı ve kontrolsüz biçimde düşürmeye çalışmak, bazı hastalarda faydadan çok zarar verebilir. Hipertansiyon toplumda çok yaygın olduğu için, bu alışkanlığın ne kadar geniş bir kesimi etkileyebileceğini görmek zor değildir. Bu nedenle mesele yalnızca bireysel bir tercih değil, aynı zamanda önemli bir halk sağlığı konusudur. Önce temel noktayı netleştirelim. Toplumda "dil altı tansiyon ilacı" diye anılan bazı ilaçlar, resmi ürün bilgilerine göre aslında ağızdan kullanılan tabletlerdir. Yani halk arasında yerleşen ifade ile resmi kullanım tanımı aynı şey değildir. Bir uygulamanın yıllardır biliniyor olması, onun herkes için doğru ve güvenli olduğu anlamına gelmez" dedi. Asıl soru sayı değil, tablo Dr. Yücel, "Tansiyon yükseldiğinde çoğu kişinin aklına önce şu soru gelir: ‘Kaç çıktı?’ Elbette sayı önemlidir. Ancak hekimlik açısından daha önemli soru çoğu zaman şudur: Bu yükselmeye eşlik eden tehlikeli bir belirti var mı? Çünkü her yüksek tansiyon aynı değildir. Bazen kişi sakinleştiğinde, birkaç dakika dinlendikten sonra ve doğru teknikle yeniden ölçüm yapıldığında değerler düşebilir. Ağrı, korku, panik, uykusuzluk, yoğun stres, merdiven çıkmak, yeni sigara içmiş olmak ya da kafein almak bile ölçümü geçici olarak yükseltebilir. Bu nedenle tek bir ölçüme bakarak kesin hüküm vermek her zaman doğru değildir. Öte yandan bazen asıl tehlike yalnızca rakam değildir; göğüs ağrısı, nefes darlığı, konuşma bozukluğu, yüzde kayma, kol ya da bacakta güçsüzlük, görme kaybı, bilinç bulanıklığı, bayılma ya da çok şiddetli alışılmadık baş ağrısı gibi belirtilerdir. Hekimlerin dikkat ettiği nokta tam da budur: Yalnızca tansiyonun kaç çıktığı değil, bu yüksekliğin vücutta neyle birlikte görüldüğü. Bu yüzden konu, "Tansiyonum yükseldi, bir hap alayım" kadar basit değildir. Bazı hastalarda asıl ihtiyaç evde kendi kendine ilaç almak değil, gecikmeden acil tıbbi değerlendirme yapılmasıdır" diye konuştu. "Her yüksek tansiyon acil değildir ama bazıları gerçekten acildir" "Her yüksek tansiyon acil değildir ama bazıları gerçekten acildir" diyen Dr. Yücel, "Toplumda sık yapılan hatalardan biri, her yüksek tansiyon değerini aynı kefeye koymaktır. Oysa güncel tıbbi yaklaşım iki farklı tabloyu birbirinden ayırır. Birincisi, tansiyon yüksek olsa da ciddi yakınması olmayan ve hedef organ hasarı düşündüren belirti taşımayan durumdur. Bu kişilerde amaç çoğu zaman tansiyonu dakikalar içinde sert biçimde düşürmek değildir. Önce ölçüm doğrulanır, hasta dinlendirilir, ilacını düzenli alıp almadığı sorgulanır ve tedavi gerekiyorsa hekim kontrolünde düzenlenir. İkincisi ise gerçekten tehlikeli olan tablodur. Yüksek tansiyona göğüs ağrısı, nefes darlığı, ani nörolojik belirti, bilinç değişikliği, görme kaybı ya da konuşma bozukluğu eşlik ediyorsa durum acil olabilir. Böyle bir tabloda evde çözüm aramak yerine acil yardım zincirine başvurmak gerekir. Toplumda yaygın bir inanış vardır: ‘Tansiyon ne kadar yüksekse, o kadar hızlı düşürmek gerekir.’ Oysa bu düşünce her zaman doğru değildir. Özellikle ileri yaşta ve uzun süredir hipertansiyonu olan kişilerde vücut belirli kan basıncı düzeylerine zaman içinde uyum sağlayabilir. Bu nedenle tansiyonun ani biçimde düşürülmesi, bazı hastalarda beyin, kalp ve böbrek gibi organlara giden kan akımını olumsuz etkileyebilir. Kısacası yalnızca rakamı görmek yetmez; o rakamın hangi bağlamda ortaya çıktığını da bilmek gerekir. Panikle yapılan ve kontrolsüz müdahaleler baş dönmesi, halsizlik, bayılma, düşme ve bazı durumlarda organ kanlanmasında bozulma gibi sorunlara yol açabilir. Özellikle yaşlı hastalarda bu risk daha da önemlidir. Bu nedenle güncel yaklaşım, belirti ve organ hasarı olmayan durumlarda "hemen ve sert biçimde düşürelim" anlayışından uzaklaşmıştır. Esas olan güvenli, kontrollü ve doğru değerlendirilmiş bir yaklaşımdır" şeklinde konuştu. Evde ne yapılmalı, ne yapılmamalı? Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, şöyle devam etti: "Öncelikle kişi çok yüksek bir ölçüm gördüğünde panik yapmamalıdır. Ölçüm doğru teknikle mi yapıldı, manşon uygun muydu, kişi birkaç dakika dinlenmiş miydi, kısa süre önce kahve, sigara, efor ya da yoğun stres olmuş muydu; bunların hepsi önemlidir. Uygun koşullarda birkaç dakika dinlenip ölçüm tekrarlanmalıdır. Evde doğru ölçüm için de birkaç basit kurala dikkat etmek gerekir: Ölçümden önce kısa bir dinlenme süresi olmalı, kişi konuşmadan oturmalı, sırtı desteklenmeli, kol kalp seviyesinde tutulmalı ve ölçüm mümkünse art arda birkaç kez değerlendirilmelidir. Tek ve aceleyle yapılmış bir ölçüm, özellikle kaygılı anlarda yanıltıcı olabilir. İkinci önemli nokta, başkasının ilacını kullanmamaktır. Komşunun, eşin, dostun ya da akrabanın ‘bana iyi geliyor’ dediği bir ilaç, başka biri için güvenli olmayabilir. Tansiyon ilaçları kişiye özel tedavi planının parçasıdır. Aynı ilaç, farklı hastalarda farklı etki ve riskler doğurabilir. Üçüncü nokta, bu ilaçları "evde dursun, yükselince alırım" mantığıyla genel bir çözüm gibi görmemektir. Böyle bir yaklaşım, altta yatan tehlikeli bir durumu gözden kaçırabilir. Kimi zaman mesele yalnızca tansiyonun yükselmesi değil; kalp, beyin, aort veya böbrekle ilgili ciddi bir sorunun ilk işareti olabilir. Bir başka sık hata da, düzenli kullanılan tansiyon ilaçlarını hekim önerisi olmadan azaltmak, kesmek ya da yalnızca şikâyet olduğunda almak şeklindeki düzensiz kullanımdır. Oysa tansiyon tedavisi çoğu hastada günlük ve planlı bir yaklaşımdır. Kriz anına odaklanıp uzun vadeli tedaviyi ihmal etmek, sorunu çözmek yerine büyütebilir." Hangi durumlarda acile başvurulmalı? Yücel, şu bilgileri verdi: "Yüksek tansiyona şu belirtilerden biri eşlik ediyorsa kişi beklememeli; 112’yi aramalı ya da en yakın acil servise başvurmalıdır: Göğüs ağrısı veya göğüste baskı hissi, nefes darlığı, konuşma bozukluğu, yüzde kayma, kol veya bacakta güçsüzlük, ani görme kaybı veya belirgin görme bozukluğu, bilinç bulanıklığı, sersemlik ya da bayılma, çok şiddetli ve alışılmadık baş ağrısı. Bu belirtiler varken konuyu yalnızca "tansiyon yükseldi" diye görmek yanıltıcı olabilir. Çünkü bazen yüksek tansiyon asıl sorunun nedeni değil, sonucudur; bazen de acil müdahale gerektiren hastalıklarla birlikte görülür. Toplumda bazı uygulamalar yıllar içinde öylesine yerleşir ki, insanlar bunları neredeyse tartışılmaz doğru kabul eder. "Dil altı tansiyon ilacı" anlayışı da büyük ölçüde böyle bir alışkanlığın ürünüdür. Geçmişte bazı ortamlarda bu tür uygulamalar daha sık görülmüş olabilir. Ancak güncel tıbbın bakışı, yüksek tansiyon yönetiminde daha seçici, daha kontrollü ve daha güvenli olma yönündedir. Bugün asıl amaç, tansiyonu gelişigüzel ve hızla düşürmek değil; hangi hastanın gerçekten acil durumda olduğunu ayırt etmek ve tedaviyi buna göre planlamaktır. Bu da bize çok açık bir kamu sağlığı mesajı verir: Her yüksek tansiyon tablosu ‘dil altına bir hap atıp geçsin’ anlayışıyla yönetilmemelidir." Doğru yaklaşım; doğru hastada, doğru değerlendirme Dr. Yücel, açıklamasını şöyle tamamladı: Yüksek tansiyonla yaşayan kişiler için en etkili koruma, yalnızca kriz anında ne yapılacağını bilmek değildir. Düzenli takip, ilaç uyumu, tuz kısıtlaması, kilo kontrolü, egzersiz ve hekim önerilerine bağlı kalmak, ani yükselmelerde panik çözüm aramaktan çok daha değerlidir. Halk arasında ‘dil altı tansiyon ilacı’ diye bilinen ilaçlar, sanıldığı kadar basit bir çözüm değildir. Tansiyonu hızlıca düşürmek her zaman doğru tedavi anlamına gelmez. Doğru yaklaşım; doğru hastada, doğru zamanda ve doğru değerlendirmeyle belirlenir. Akılda tutulması gereken en önemli cümle belki de şudur: Yüksek tansiyon tek başına bir sayı değildir; bazen dikkatle değerlendirilmesi gereken bir uyarıdır. Bu uyarıyı doğru okumak, yanlış bir alışkanlıktan daha değerlidir. Kısa hatırlatma: Her yüksek tansiyon tablosu evde ‘dil altı’ diye bilinen ilaçlarla müdahale gerektirmez. Asıl önemli olan, tehlike işareti olup olmadığını ayırt etmek ve gerektiğinde zaman kaybetmeden tıbbi yardım almaktır."
03 Nisan 2026 Cuma - 14:02
Sağlık çalışanları bu kez hayat kurtarmak için sevdiklerini aradı
Samsun’da "Biri kalbe, diğeri hayata dokunur" mottosuyla yola çıkılan çalışmada sağlık personeli, mesai saatleri içinde yakınlarını arayarak hem sevgilerini dile getirdi hem de kanser taramalarının önemini hatırlattı. "İkisini de söyle" Samsun İl Sağlık Müdürlüğü "Ulusal Kanser Haftası" kapsamında farkındalık oluşturmak amacıyla ezber bozan bir etkinliğe imza attı. Kampanya kapsamında paylaşılan sloganlarda, "Seni çok seviyorum" demenin manevi değeri ile "Kanser taramanı yaptırdın mı" sorusunun hayati önemi birleştirildi. Erken teşhisin kanserle mücadeledeki yüzde 100’e yakın başarı oranına dikkat çekilen çalışmada, sevdiklerimizin sağlığını korumanın da bir sevgi ifadesi olduğu vurgulandı. "Taramalar ücretsiz olarak yapılıyor" Etkinlik hakkında bilgi veren Samsun İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Duygu Suvacı, "1-7 Nisan Kanser Farkındalık Haftası kapsamında sağlık çalışanlarımızla birlikte sevdiğimiz arkadaşlarımızı aradık ve kanser taramalarını hatırlattık. Kuru kuru sevmeyelim; sevdiklerimizin sağlığı bizim için önemlidir. Kanser taramalarımızı yaptırmalıyız. Erken tanı hayat kurtarır. Dünyada ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer alan kanser, aslında önlenebilir bir hastalıktır. Erken tanı ile hayat kurtarabiliriz. Sevdiklerimizin kanser taramalarını hatırlatalım. Bizler sağlık çalışanları olarak sevdiklerimizi aradık ve kanser taramalarını hatırlattık. Sizler de sevdiklerinizi kanser taramaları için KETEM’lere, sağlıklı hayat merkezlerine, toplum sağlığı ve aile sağlığı merkezlerine yönlendirin. Bugün 1 dakika ayırırsanız, kanser taramalarınız için bu, size belki kocaman bir ömür olarak geri dönecektir. Bizler üç farklı kanser taraması yapmaktayız: 30-65 yaş arası kadınları rahim ağzı kanseri için, 40-69 yaş arası kadınları meme kanseri için 50-70 yaş arası hem kadın hem erkek hastaları kalın bağırsak kanseri taraması için merkezlerimize bekliyoruz" dedi.
03 Nisan 2026 Cuma - 14:00
Gördes Huzurevi’nde hem sağlık taraması hem moral etkinliği
Manisa’nın Gördes ilçesinde huzurevi sakinlerine yönelik düzenlenen kapsamlı sağlık taramasında yaşlı bireylerin sağlık durumları kontrol edilirken, program doğum günü kutlamaları ve kültürel etkinliklerle renklendi. Manisa İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri ile İlçe Sağlık Müdürlüğü iş birliğinde, Gördes Huzurevi sakinlerine yönelik kapsamlı bir sağlık taraması gerçekleştirildi. Program kapsamında huzurevi sakinlerine kanser taramaları, psikolojik danışmanlık hizmetleri ve obezite taramaları yapılarak genel sağlık durumları değerlendirildi. Gördes Huzurevi’nde düzenlenen programa, Manisa İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Uz. Dr. Metin Gümüş, Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Ümit Atman, İlçe Sağlık Müdürü Emrullah Demirel, Gördes Devlet Hastanesi Başhekimi Nöroloji Uzmanı Bahadır Erdoğan ile sağlık personeli katıldı. Huzurevi Müdürü Hakkı Altunkeyik, "Manisa İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı ekiplerimiz tarafından huzurevi sakinlerimize yönelik anlamlı bir sağlık etkinliği gerçekleştirdik. Amacımız, büyüklerimizin sağlığını korumak ve düzenli kontrollerini aksatmadan sürdürmektir. Bu kapsamda her yıl düzenli olarak kanser ve obezite taramalarını gerçekleştiriyoruz. Bugün bizleri yalnız bırakmayan tüm sağlık yöneticilerimize ve fedakâr sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum" dedi. Sağlık taramasının ardından huzurevi sakinlerinin doğum günleri kutlanarak pasta kesildi. Programın devamında ise Gördes Kültür ve Doğa Derneği tarafından yöresel türküler seslendirilip halk oyunları sergilendi. Sağlık hizmetleri ile kültürel etkinliklerin bir araya geldiği program, huzurevi sakinlerine hem sağlık hem de moral açısından destek sağladı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
01 Nisan 2026 Çarşamba- 11:57
Tıbbın gücü kadar moralin de iyileştirici bir yönü var
2
03 Nisan 2026 Cuma- 09:56
Kanser tedavisinde yeni dönem: Akıllı radyoterapi
3
02 Nisan 2026 Perşembe- 09:49
Ağrı’da sağlık yatırımları sahada incelendi
4
03 Nisan 2026 Cuma- 09:54
Meme kanseri hastaları doktorlarıyla bowling pistinde buluştu
5
03 Nisan 2026 Cuma- 09:48
Doç. Dr. Dişel: "Her hasta için farklı bir yol haritası oluşturmak mümkün hale geldi"
25 Ekim 2025 Cumartesi - 10:56
Tenis oynarken omuz çıkığı yaşayan 64 yaşındaki hasta, kullanılan özel plakla sağlığına kavuştu
Batman’da, tenis oynarken omuz çıkığı yaşayan 64 yaşındaki Mehmet Şerif Rençber, ileri yaş nedeniyle ameliyat olamayacağı, kendiliğinden iyileşeceği cevabı olmasına rağmen başka bir doktorun özel plak kullanarak ameliyat etmesiyle sağlığına kavuştu. 64 yaşındaki Mehmet Şerif Rençber, tenis oynarken omzunun üzerine düşmesiyle çıkık yaşandı. Rençber, tedavi için gittiği başka doktorlardan ileri yaşı nedeniyle ameliyat edilemeyeceği, kendiliğinde iyileşmesi gerektiği cevabını aldı. Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz Başer’e başvuran Rençber, burada kullanılan özel plakla sağlığına kavuştu. Dr. Başer, hastanın 64 yaşında omuz çıkığı nedeniyle kendilerine başvurduğunu söyledi. Kendisi, arkadaşlarıyla tenis oynarken omuz üzerine düşme sonrası omuzunda bir çıkık geliştiğini belirten Başer, "Normalde bu omuz çıkığını genç hasta grubunda görebiliyoruz. Hastamız ileri yaş olmasına rağmen aktif spor yapan bir hastamız. Bize başvurduğunda omuz eklemi yerinde değildi. Hastanın kemik yapısına tam uyumlu, nadir kullanılan özel bir plak ile başarılı bir ameliyat gerçekleştirdik. Daha sonra biz de ameliyat kararı verdik. Ameliyatında daha çok gençlerde kullanılan nadir, özel şekilli, çengel bir plak kullandık. Daha sonra filmlerini de çekip kontrol ettikten sonra hastamızın ameliyatını başarılı bir şekilde tamamladık. Başarılı ameliyatın ardından hemen fizik tedavi sürecini başlattık. Hastamız bugünden itibaren yavaş yavaş omuz hareketlerini yapabilecek hale geldi. Kol askısından bir an önce kurtulacak ve hastamız en geç 2-3 haftaya kadar eski omuz hareketlerine ağrısız kavuşmasını bekliyoruz" dedi. Daha önce başvurduğu doktorların ileri yaşı nedeniyle ameliyatın mümkün olmayacağını ve kendiliğinden iyileşmesi gerektiğini söylediklerini belirten Rençber ise, "Benim gibi emekli olan arkadaşlarımla tenis oynarken omuz üstüne düştüm. Düşmem münasebetiyle omuzdaki açılma çok büyüktü. Birkaç doktora gittim ve Bu ameliyatın mümkün olamayacağını, 25 yaşına kadar olan hastaları genelde ameliyat yaptıklarını söylediler. ’Yaşının ileri yaş grubunda olduğunuz için dokunmuyoruz. O kendi kendine iyileşir’ dediler. Sonra da Doktor Mehmet Yavuz Bey’e geldim. Mehmet Yavuz Bey durumu inceledi. Dedi ki, ’yapabilirim.’ Bunda inşallah sıkıntı yaşamasın dedi şimdi başarılı bir ameliyat oldum, çok memnun kaldım. Bayağı ilgilendi. Ameliyat sonrası en ufak bir sancı, bir sıkıntı görmedim ve yaşamadım. Ameliyat sonrası bile omuzum neredeyse eskisi gibi hareket edebiliyorum, kısıtlılığım ilk gün bile ciddi şekilde azaldı" şeklinde konuştu.
25 Ekim 2025 Cumartesi - 10:54
Göcek’te özel teknede rahatsızlanan vatandaş için tıbbi tahliye
Muğla’nın Fethiye ilçesi açıklarında seyreden özel teknede rahatsızlanan vatandaşa tıbbi tahliye gerçekleştirildi. Fethiye ilçesi Göcem açıklarında seyreden özel teknede rahatsızlanan vatandaş için yardım çağrısı yapıldı. Yapılan yardım çağrısı üzerine bölgeye yönlendirilen Sahil Güvenlik ekipleri rahatsızlanan vatandaşı bota alarak 112 ambulans ekiplerine teslim etti.
25 Ekim 2025 Cumartesi - 10:37
Atakum Devlet Hastanesi’nin yüzde 25’i tamamlandı
SAMSUN (İHA) – Samsun’da yapımı devam eden 250 yatak kapasiteli Atakum Devlet Hastanesi’nin yüzde 25’i tamamlandı. Sağlık yatırımları Samsun’da devam ediyor. Bu kapsamda Atakum’un Balaç Mahallesi’nde inşaatına devam edilen Atakum Devlet Hastanesi’nin fiziki gerçekleşme seviyesi yüzde 25’i geçti. 2 milyar 420 milyon TL sözleşme bedelli hastane 76 bin 296 metrekarelik arsa alanında 2027 yılının sonlarına doğru hizmete girmesi bekleniyor. Atakum Devlet Hastanesi’nin yanı sıra 50 yatak kapasiteli, 566 milyon proje bedelli Alaçam-Yakakent Devlet Hastanesi’nin ikmal ihale sonrası inşaatı yüzde 63 seviyesini geçti ve yapımına devam ediliyor. Bu hastanelere ek olarak 1 milyar 649 milyon TL yapım bedelli 250 yatak kapasiteli Tekkeköy Devlet Hastanesi’nin yapım aşaması devam ederken, kentin en büyük sağlık yatırımı olan Samsun Şehir Hastanesi de geçici kabul aşamasında ve bu yıl sonuna kadar hizmete girmesi öngörülüyor.
25 Ekim 2025 Cumartesi - 10:33
Ambulans sürücülerine ASGE eğitimi verildi
Antalya’da 112 Acil Sağlık ekiplerinde görev yapmak üzere yeni atanan ambulans sürücü adaylarına trafikte karşılaşabileceği tehlikeli durumlara karşı teorik ve uygulamalı olarak Ambulans Sürüş Güvenliği Eğitimi (ASGE) verildi. Antalya’da 112 Acil Sağlık Ambulanslarında görev yapmak üzere yeni atanan personel ve ambulans sürücü adaylarına Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından Ambulans Sürüş Güvenliği Eğitimi (ASGE) eğitimi verildi. Eğitimde kursiyerlere ambulans kazalarının önlenmesinin yanı sıra etkin ve hızlı hizmet verilmesinin amacıyla ambulans sürücülerinin trafikte karşılaşabileceği tehlikeli durumlarda yapması gerekenler teorik ve uygulamalı olarak öğretildi. Teorik ve uygulamalı eğitim verildi Eğitimin 8 saatlik teorik kısmında; kursiyerlere trafik bilgisi ve trafik kuralları, ambulans çeşitleri ve teknik özellikleri, ambulanslarda sürüş güvenliği, araç bakımı, kontrolü ve temizliği, güvenli sürücülük davranışları geliştirme hakkında bilgiler verildi. Ayrıca kursiyerlere ambulans kullanımında psikoteknik testin önemi, özel durumlarda ambulans kullanımı, ambulans kazaları ve kabin güvenliği, ambulans yangınları ve yangına güvenli müdahale teknikleri, ışık ve siren protokolleri, ambulansta iletişim ve yön bulma cihazlarının kullanımı, ambulans kullanımı açısından hukuki durumlarla ilgili sunumlar yapıldı. 16 saatlik uygulamalı eğitim Eğitimin 16 saatlik uygulamalı bölümünde ise ambulans sürücülerinin trafikte karşılaşacağı tehlikeli durumlarda yapması gereken doğru manevraların ve diğer güvenli sürüş becerilerinin kazandırılması amacıyla çeşitli etaplardan oluşan eğitimler verildi. 8 saati teorik, 16 saati uygulamalı olarak verilen toplamda 40 saatlik ASGE eğitiminin ardından teorik ve uygulamalı sınavı başarıyla tamamlayan kursiyerlere ile "Ambulans Sürüş Güvenliği Eğitici Eğitimi Başarı Belgesi" verildi.
25 Ekim 2025 Cumartesi - 10:30
Bangladeş ile helal sağlık turizmi, termal yatırımlar, iş forumları gündemde
Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay ile Bangladeş Büyükelçisi M. Amanul Haq arasında yapılan görüşmede iki ülke arasında sağlık turizmi, hastane işletmeciliği, helal turizm ve yatırım alanlarındaki stratejik iş birlikleri ele alındı. Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay ve beraberindeki heyet Bangladeş Büyükelçisi M. Amanul Haq ile bir görüştü. Görüşmede, Bangladeş’in hızla gelişen sağlık altyapısı ve Türkiye’nin uluslararası sağlık turizmi tecrübesinin bir araya getirilmesiyle, karşılıklı yatırım ve hizmet modellerinin güçlendirileceği vurgulandı. SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, Türkiye’nin sağlık diplomasisinde Asya ülkeleriyle yeni köprüler kurduğunu belirterek şunları söyledi: "Bangladeş, yüksek hasta potansiyeli, genç nüfusu ve sağlık yatırımlarına açık yapısıyla bölgesinde yükselen bir aktör. Helal sağlık turizmi, termal tedavi ve hastane işletmeciliği alanlarında Bangladeş ile güçlü bir ortaklık kurmak istiyoruz. SATKOF olarak bu iş birliğinde aktif ve kolaylaştırıcı bir rol üstleneceğiz." Bangladeş Büyükelçisi M. Amanul Haq ise iki ülke arasındaki iş birliğinin ekonomik ve sosyal açıdan büyük fırsatlar sunduğunu belirterek, "Türk sağlık sisteminin tecrübesi Bangladeş için çok değerli. Özellikle hastane işletmeciliği ve sağlık yatırımları alanında da birlikte çalışmak istiyoruz. Vize süreçleri ve aracılarla yaşanan zorlukların çözümü için SATKOF’un koordinasyonunda karşılıklı temsilcilik adımları atılmasından memnuniyet duyuyoruz" dedi. Görüşmede, Afyonkarahisar’daki termal turizm modeli, helal sağlık hizmetlerinin standardizasyonu, Bangladeş temsilciliğinin kurulma süreci ve İzmir’de düzenlenecek 1. Uluslararası Sağlık Turizmi Köprüleri Kongresi’ne Büyükelçinin ve Bangladeşli devlet temsilcilerinin katılım onayları gündeme geldi.
25 Ekim 2025 Cumartesi - 10:25
’’Tahminlere göre 2030 yılında 512 milyon insan açlıkla mücadele edecek ’’
‘Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Durumu 2025’ raporunda yüksek gıda fiyatlarının halk sağlığını tehdit ettiği ve 2030 yılında 512 milyon insanın açlıkla mücadele edeceği vurgulanırken, 2,6 milyar insanın da sağlıklı bir diyeti karşılayamadığı belirtildi. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Ofisi iş birliğiyle Dünya Gıda Günü etkinlikleri kapsamında ‘Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Durumu 2025’ Türkiye lansmanına ev sahipliği yaptı. Etkinlik, her yıl FAO, Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD), Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Dünya Gıda Programı (WFP) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından ortaklaşa hazırlanan ve açlığın sona erdirilmesi, gıda güvenliğinin sağlanması ile beslenmenin iyileştirilmesine yönelik ilerlemeyi değerlendiren ‘Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Durumu (SOFI)’ raporunun 2025 edisyonun temel mesajlarına odaklandı. Bu yılki Rapor, gıda güvenliği ve beslenme açısından yüksek gıda fiyatı enflasyonunun oluşturuduğu etkileri ele alıyor. Etkinlik, TEPAV İcra Direktörü Gülbin Şahinbeyoğlu’nun açılış konuşmasıyla başladı. Raporun bu yılki mesajlarının son derece çarpıcı olduğunu belirten Şahinbeyoğlu, yüksek gıda enflasyonu ve artan fiyatların gıda güvenliği ile beslenme üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, raporun özellikle düşük gelirli aileler, kadınlar ve kırsal bölgelerde yaşayan topluluklar için sağlıklı beslenmeye erişimin giderek zorlaştığını ortaya koyduğunu ifade etti. Açılış konuşmaları, Dünya Gıda Programı (WFP) Türkiye Ülke Direktör Yardımcısı Margaret Rehm’in değerlendirmeleriyle devam etti. Rehm de, gıda fiyatlarındaki enflasyonun küresel gıda güvenliğinin merkezinde yer aldığını belirterek, artan maliyetlerin ailelerin besleyici gıdalara erişimini zorlaştırdığını vurguladı. Yaklaşık 2,6 milyar insanın sağlıklı bir diyeti karşılayamadığını hatırlatan Rehm, fiyat artışlarının hem açlık hem de obezite gibi çift yönlü beslenme sorunlarını derinleştirdiğini ifade etti. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Türkiye Temsilcisi Dr. Tasnim Atatrah, yüksek gıda fiyatları ve enflasyonun yalnızca gıda sistemlerini değil, halk sağlığını da tehdit ettiğini vurguladı. İnsanların sağlıklı beslenmeyi karşılayamadığı için daha ucuz ancak besin değeri düşük seçeneklere yöneldiğini belirten Atatrah, bu eğilimin obezite ve kronik hastalık risklerini artırarak yeni bir halk sağlığı krizine yol açtığını ifade etti. Açılış konuşmaları, FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık’ın konuşmasıyla sona erdi. Selışık, raporun verilerine dayanarak küresel açlıkta sınırlı bir iyileşme görülse de bölgesel eşitsizliklerin derinleştiğini vurguladı. Afrika’nın birçok bölgesi ve Batı Asya’da açlığın artmaya devam ettiğini belirten Selışık, mevcut tahminlere göre 2030 yılında 512 milyon insanın hâlâ açlıkla mücadele edeceğini ifade etti. Ayrıca, kadınlarda anemi ve yetişkinlerde obezite gibi beslenme göstergelerinde kötüleşme yaşandığını söyleyen Selışık, bu yıl rapora eklenen Asgari Beslenme Çeşitliliği göstergesinin, özellikle çocuklar ve kadınlar arasında beslenme çeşitliliğinin yetersiz kaldığını ortaya koyduğunu dile getirdi.
25 Ekim 2025 Cumartesi - 10:20
Meme kanserine karşı bir sonraki durak: Mamografi
Medicana Bursa Hastanesi ve ONKODAY (Onkoloji Dayanışma Derneği) iş birliğiyle, meme kanserinde erken teşhisin önemini vurgulamak amacıyla "Meme Kanserine Karşı Bir Sonraki Durak: Mamografi" başlıklı farkındalık söyleşisi düzenlendi. MBA Okulları Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğe öğrenciler, öğretmenler ve sağlık çalışanları yoğun ilgi gösterdi. Program, Gazeteci Ahmet Emin Yılmaz’ın moderatörlüğünde gerçekleşti. Söyleşide; ONKODAY Derneği Yönetim Kurulu Uyesi ve Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Türkkan Evrensel, Medicana Bursa Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. İbrahim Yıldırım ve Medicana Bursa Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ersoy Taşpınar konuşmacı olarak yer aldı. Uzmanlar, meme kanserinin erken teşhis edildiğinde tamamen tedavi edilebilen bir hastalık olduğuna dikkat çekti. Katılımcılara; düzenli doktor kontrollerinin, kendi kendine meme muayenesinin ve mamografi taramalarının erken teşhis açısından hayati önem taşıdığı vurgulandı. Ayrıca sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, ideal kiloda kalma ve sigaradan uzak durmanın, hastalığın görülme riskini önemli ölçüde azalttığı belirtildi. Programda, meme kanserinin kimlerde daha sık görüldüğü, hangi yaş grubundan itibaren taramaların yapılması gerektiği ve risk faktörlerinin kişisel düzeyde nasıl hesaplanabileceği gibi konular da ele alındı. Uzmanlar, meme kanseri ihtimalinin genetik, hormonal ve yaşam tarzı etkenleriyle bağlantılı olduğunu belirterek, düzenli kontrollerin aksatılmaması gerektiğini vurguladı. Etkinlik boyunca öğrenciler, meme kanseri farkındalığına destek olmak amacıyla hazırladıkları anlamlı pankartlarla erken teşhisin önemine dikkat çekti. Söyleşi, öğrencilerden gelen soruların uzmanlar tarafından yanıtlanmasıyla sona erdi.
25 Ekim 2025 Cumartesi - 10:04
3 yıl sonra duş alıp, tıraş olan Barış’ın anksiyete ve depresyon sorunu olduğu ortaya çıktı
Hatay’da 3 yıla yakın süredir evden çıkmayarak sadece telefonla ve bilgisayarla oynayan ve 3 yılın ardından ilk defa tıraş olup dışarıya çıkan Barış Özbay’a, yapılan muayene sonucunda anksiyete ve depresyon tanısı konuldu.
25 Ekim 2025 Cumartesi - 10:00
3 yıl sonra duş alıp, tıraş olan Barış’ın anksiyete ve depresyon sorunu olduğu ortaya çıktı
Hatay’da 3 yıla yakın süredir evden çıkmayarak sadece telefonla ve bilgisayarla oynayan ve 3 yılın ardından ilk defa tıraş olup dışarıya çıkan Barış Özbay’ın yapılan muayene sonucunda anksiyete ve depresyon tanısı konuldu. Barış’ın yapılan kan tahlillerinde vitamin eksikliği tespit edildiğini ifade eden Antakya İlçe Sağlık Müdürü Doktor Ferdi Coşgun, Barış’ın sağlık sorunlarıyla ilgili tedaviye başlandığını ifade ederek sosyal medya ve dijital bağımlığın genç adamda psikolojik sorunları tetiklediğini düşündüklerini söyledi. Kahramanmaraş merkezli depremlerde evini kaybeden 50 yaşındaki anne Semra Özbay ve 23 yaşındaki oğlu Barış Özbay, yaşadıkları depremin ardından Defne ilçesinde hayata birlikte tutunuyorlar. Depremde hem evlerini hem yakınlarını kaybeden aile, üç yıldır zorlu bir süreçle mücadele ediyor. Depremin ardından yaşama hevesini kaybeden ve okuduğu üniversiteyi yarıda bırakarak sürekli bilgisayar ve cep telefonuyla oynamaya başlayan Barış Özbay, sanal dünyaya bağımlı hale gelerek hayat hikayesiyle Türkiye’nin dikkatini çekmişti. Yaşamak için gerekli ihtiyaçlarını gideren genç adam; ne duş alıyor ne de tırnaklarını kesmek gibi özel gereksinimlerini yerini getiriyordu. Devlet kurumlarının girişimleriyle Barış’ın yeni hayatına başlamasına yönelik ilk adımı atmıştı. Yaklaşık 3 yıl sonra duş alan, tıraş olan ve evinden çıkıp farklı bir noktaya giden Barış’ın annesi Semra Özbay’ın yüzü evladı için gülmeye başladı. Antakya Belediyesi ekipleri, 3 yılın ardından yeni hayat yolundaki ilk adımı atan Barış ve annesinin yaşadığı evi, köşe bucak temizledi. Temizliğin ardından Antakya İlçe Sağlık Müdürlüğüne bağlı Evde Sağlık Hizmetlerinden gelen sağlık ekipleri, evde çıkmayan telefon bağımlısı gençten kanlar alarak muayene etti. Barış’ın yapılan kan tahlillerinde vitamin eksikliği tespit edildiğini ifade eden Antakya İlçe Sağlık Müdürü Doktor Ferdi Coşgun, Barış’la ilgili klinik tanı olarak anksiyete ve depresyon tanısı konularak tedaviye başlandığını ve bunların temelinde sosyal medya ve dijital bağımlılık durumunun tetiklediğini düşündüklerini söyledi. "Bu kan tahlilleri değerlendirildi ve çok şükür herhangi bir sağlık problemi olmadığını gördük sadece birkaç vitamin eksikliği söz konusuydu" Barış’ın yapılan kan tahlilleri sonucunda beslenmeden kaynaklı vitamin eksiliği olduğunu söyleyen Coşgun, "Barış Özbay kardeşimizle ilgili bize sosyal medya kanalları üzerinden bilgileri geldikten sonra gerekli çalışmaları yaptık. Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ve Antakya İlçe Sağlık Müdürlüğü sağlık ekipleri evde sağlık birimleri konuya hemen vakıf olarak Barış kardeşimizin ailesine ulaştık. Barış’ın önce bakımları yaptırdık, temizliğini sağladık ve evde sağlık ekibimiz tarafından sağlık muayeneleri gerçekleştirildi. Kan tahlilleri alındı. Bu kan tahlilleri değerlendirildi ve çok şükür herhangi bir sağlık problemi olmadığını gördük. Birkaç vitamin eksikliği söz konusuydu, bunlar da beslenme düzensizliğinden kaynaklı olduğunu düşünüyoruz. Onlarla ilgili gerekli çalışmalar vitamin destekleri reçetelerle birlikte sağlandı" dedi. "Klinik tanı olarak anksiyete ve depresyon tanısı konuldu ve bunlarla ilgili tedaviye başlandı" Barış’ın yapılan psikolojik muayenesinde klinik olarak anksiyete ve depresyon tanısı konulduğunu ifade eden Antakya İlçe Sağlık Müdürü Coşgun, "Barış kardeşimizin şu andan sonraki hayatında daha sağlıklı olabilmesi için psikososyal desteği sağlamak üzere çalışmalarımız devam ediyoruz. Bu süreçte uzman psikiyatri doktorumuz tarafından değerlendirmeleri yapıldı, gerekli tedavileri sağlandı. Barış’ın daha sonraki hayatında da adapte olabilmesi ve hayatını düzenlenebilmesi için psikologlarımız tarafından da psikoterapiler yapılacak. Şu anda aldığı klinik tanı olarak anksiyete ve depresyon tanısı konuldu. Bunlarla ilgili tedavi başlandı ama bunun temelinde gördüğümüz kadarıyla bir sosyal medya ve dijital bağımlılık durumunun tetiklediği düşünüyoruz. Sosyal hayattan kopmamaları, gerçek insanlarla diyalog kurmaları, kitaplarla haşır neşir olmaları ve arkadaşlarıyla birlikte olmaları bu şekilde gerçek hayatın içerisinde kalmalarını tavsiye ediyoruz. Bu durumun çok meşakkatli bir süreç olacağını düşünmüyorum fakat bazı kritik noktalarımız var. Bunları uzman doktorlarla ve psikologlarımızla irtibat halinde kalarak inşallah kritik noktalara çok yaklaşmadan aşarak sosyal hayata ailesine kazandırmaya çalışacağız" ifadelerini kullandı.
25 Ekim 2025 Cumartesi - 09:50
Menopoz son değil yeni bir başlangıç
Menopoz, kadın yaşamında doğal bir biyolojik süreç olarak kabul edilir ve yalnızca üreme fonksiyonunun sonlandığı bir dönem değildir. Bu süreç fiziksel, psikolojik ve sosyal yönleriyle tüm kadın sağlığını etkileyebilir. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cihan Karadağ, menopozun kadın cinsel sağlığı için bir son değil, yeni bir başlangıç olduğuna dikkat çekiyor. Menopoz, Dünya Sağlık Örgütü’ne göre yumurtalık faaliyetlerinin sona ermesi ve aylık menstrüasyon döngüsünün kalıcı olarak durması ile tanımlanır. Doç. Dr. Cihan Karadağ, "Menopoz, üreme yeteneğini kaybetmek olarak değerlendirilmemeli; aksine, kadın bedeninin üreme sistemini yeniden şekillendirdiği bir dönem olarak ele alınmalıdır" diyerek sürecin kapsamını açıklıyor. Menopoz öncesi dönem değişimin başlangıcıdır Kadın sağlığında menopozun üç aşamada incelendiğini belirten Doç. Dr. Cihan Karadağ, "Premenopoz, menopoz ve postmenopoz. Premenopoz dönemi, genellikle 45-47 yaşlarında başlar ve adet düzensizlikleri, sıcak basmaları, gece terlemeleri gibi belirtilerle kendini gösterir. Premenopozda görülen belirtiler genel olarak; adet düzensizlikleri, sıcak basması ve gece terlemesi, cilt yapısında izlenen değişiklikler ve hormonal dalgalanmalardır. Bu dönemde kadınların tüm detaylarıyla doğru bilgilendirilmesi ve gerekli durumlarda profesyonel destek alması önemlidir." -Belirtiler, yaşam kalitesini etkileyebilir Menopoz döneminde premenopozda başlayan belirtiler devam edebileceğini belirten Doç. Dr. Cihan Karadağ, "Yaklaşık yüzde 75 oranında sıcak basmaları ve gece terlemeleri gözlenir. Bu durum menopoz dönemindeki kadınların yüzde 53’ünde uykusuzluk sorununa yol açabilir. Ayrıca ürogenital sistemde değişiklikler yaşanır; sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma, stres inkontinansı, vajinal kuruluk ve ilişki sırasında ağrı gibi problemler görülebilir. Bu sorunlar hem fiziksel sağlığı hem de özgüveni etkileyebilir, bu nedenle bütüncül bir yaklaşım gereklidir" ifadelerini kullandı. Menopozla birlikte vücutta hormon ve mineral kayıpları meydana gelir. "Sağlıklı bir menopoz süreci için replasman tedavileri ile eksik hormon ve minerallerin yerine konması önemlidir" diyen Doç. Dr. Cihan Karadağ açıklamalarını şu sözlerle tamamladı: "Replasman tedavileri sayesinde kemik dokusu güçlendirilir, sıcak basmaları ve gece terlemeleri kontrol altına alınır ve kalp-damar hastalıkları gibi riskler azaltılır. Menopozun fiziksel ve zihinsel bir süreç olarak ele alınması, tedavi seçeneklerini doğru belirlemede kritik rol oynamaktadır. Alanında uzman hekimlerce yapılan bütüncül bir tedavi planıyla menopozun yol açtığı olumsuz etkiler hafifletilir, osteoporoz ve yüksek kolesterol gibi ek riskler kontrol altına alınır. Böylece menopoz dönemi ‘gençliğin bir başka dönemi’ olarak yaşanabilir.
25 Ekim 2025 Cumartesi - 09:48
Erzurum’da iş yerlerine dumansız hava ziyareti
Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Doç. Dr. Emine Füsun Karaşahin, tütün ve tütün ürünleriyle mücadele kapsamında iş yerlerini ziyaret ederek esnafı bilgilendirdi, ardından açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Karaşahin, kapalı alanlarda sigara kullanımının önlenmesi ve vatandaşların dumansız hava hakkının korunması için yürütülen çalışmaların önemine dikkat çekti. Doç Dr Karaşahin "Sigara bağımlılığı olan vatandaşlarımıza hastanelerimiz ve aile sağlığı merkezlerimizde bulunan polikliniklerde hizmet veriyoruz. Kamu kurumlarında yerinde sigara bırakma polikliniği, sahada ise mobil sigara bırakma polikliniği uygulamalarıyla mücadeleyi her alana taşıyoruz." dedi. Dumansız hava hakkına sahip çıkmak İşletmelerle iş birliğinin önemine değinen Karaşahin, "Kapalı alanlarda tütün ve tütün ürünlerinin tüketilmemesi konusunda esnafımızın duyarlılığı çok önemli. Denetim kadar farkındalık da bu mücadelenin en güçlü ayağını oluşturuyor." ifadelerini kullandı. Vatandaşlara da "dumansız hava hakkına sahip çıkma" çağrısında bulunan Karaşahin, kapalı alanlarda ihlal tespit edenlerin ALO 184 SABİM hattı veya Yeşil Dedektör uygulaması üzerinden ihbarda bulunabileceklerini hatırlattı. İşte başvuru yapılabilinecek o poliklinikler Erzurum’da hizmet veren sigara bırakma poliklinikleri ise şöyle sıralandı: Atatürk Üniversitesi Hastanesi - Atatürk Üniversitesi Kampüsü Yakutiye/Erzurum Tel: 0 442 344 66 66, Erzurum Şehir Hastanesi - Çat Yolu Üzeri Yakutiye/Erzurum Tel: 0 442 432 10 00, Horasan Devlet Hastanesi - Adnan Menderes Mah. Prof. Recep Akdağ Cad. No:20 Horasan/Erzurum Tel: 0 442 711 30 08, Oltu Devlet Hastanesi - Yasin Haşimoğlu Mah. Turan Sok. No:1 Oltu/Erzurum Tel: 0 442 816 19 05, Aziziye Sağlıklı Hayat Merkezi - Saltuklu Mah. Hacı Hüseyin Efendi Cad. No:33 Aziziye/Erzurum Tel: 0 442 327 28 25, Ceylanoğlu Sağlıklı Hayat Merkezi - Rabia Ana Mah. 2. Halitpaşa Cad. No:14 Yakutiye/Erzurum Tel: 0 442 234 43 04, Kayakyolu Aile Sağlığı Merkezi - Yunus Emre Mah. Hürmet Sok. No:1 Palandöken/Erzurum Tel: 0 442 316 23 05, Karayazı Aile Sağlığı Merkezi - Yeni Mah. Çakmak Sok. Karayazı/Erzurum Tel: 0 442 541 20 51, Tortum Bağbaşı Aile Sağlığı Merkezi - Bağbaşı Mah. Vatan Sok. No:2A Tortum/Erzurum Tel: 0 507 319 77 81 Doç. Dr. Emine Füsun Karaşahin, "Toplum sağlığı için hep birlikte dumansız bir Erzurum hedefine yürüyoruz." sözleriyle açıklamasını tamamladı.
25 Ekim 2025 Cumartesi - 09:40
Sivas’ta böbrek hastalarının yaşam kalitesini artıran uygulama
Sivas Numune Hastanesi’nde Nefroloji Uzmanı Dr. Meryem Timuçin’in koordinasyonunda, Genel Cerrahi Uzmanları Op. Dr. Gündüz Akgöl ve Op. Dr. Mutlu Doğan laparoskopik yöntemle periton diyaliz kateteri takılması işlemi başarıyla gerçekleştirildi. Nefroloji Uzmanı Dr. Meryem Timuçin, bu yöntemin periton zarı aracılığıyla uygulandığını ifade ederek "Kronik böbrek yetmezliği tedavisinde etkili bir yöntem olan periton diyalizi, hastaların hastaneye bağlı kalmadan kendi evlerinde uygulayabildikleri, yaşam kalitesini artıran bir tedavi seçeneğidir. Periton diyalizi, hastaların sosyal hayatından kopmadan, bağımsız bir şekilde tedavilerini sürdürebilmesini sağlar. Nefroloji uzmanı olarak uygun gördüğümüz tüm hastalarda bu yöntemi güvenle uygulayabiliyoruz" dedi. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gündüz Akgöl ise açık yöntemle yapılan bu ameliyatı artık kapalı sistemle gerçekleştirdiklerini belirterek, "Laparoskopik yöntemle karın içi organları tam olarak görüntüleyebiliyor, kateteri en uygun bölgeye yerleştirebiliyoruz. Oluşturduğumuz özel tünel sayesinde, sonrasında oluşabilecek sızdırma ve diğer komplikasyonları büyük ölçüde engelledik. Bu yöntem hasta için hem konforlu hem de güvenli; biz cerrahlar içinse teknik olarak oldukça kolay ve başarılı bir uygulama" diye konuştu. Uygulamanın hasta üzerindeki olumlu etkilerini değerlendiren Op. Dr. Mutlu Doğan da laparoskopik yöntemin sunduğu avantajlara çekti. Doğan, "Bu yöntem sayesinde hastanın hastanede kalış süresi kısalıyor ve daha hızlı taburcu edilebiliyor. Daha önce lokal anestezi altında, doğrudan gözlem olmadan yapılan kateter yerleştirmeleri artık doğrudan görerek, en uygun yere konumlandırılarak yapılıyor. Bu da uzun vadede komplikasyonları neredeyse sıfıra indiriyor. Yapışıklık, sıvının geri alınamaması gibi istenmeyen durumlarla karşılaşmıyoruz" ifadelerine yer verdi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder