SAĞLIK
05 Nisan 2026 Pazar - 13:14 Bahar mevsimi pek çok hastalığı beraberinde getirebilir Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Eser Akkuş, bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğada yaşanan canlanma, beraberinde bazı sağlık sorunlarını da getirdiğini belirterek, "Bahar mevsimi pek çok hastalığı beraberinde getirebilir" dedi. Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğada yaşanan canlanma, beraberinde bazı sağlık sorunlarını da getiriyor. Özellikle çocuklarda sıkça görülen bahar alerjileri, erken önlem alınmadığında daha ciddi hastalıklara zemin hazırlayabiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Eser Akkuş aileleri uyardı. "Bahar mevsimi pek çok hastalığı beraberinde getirebilir" Doğa yeşillenirken havada uçuşan polenlerin, özellikle çocuklarda bahar alerjisini tetiklediğini ifade eden Akkuş, "Her yıl bahar aylarında çocuk polikliniklerinde alerjik rinit (saman nezlesi) ve alerjik astım şikayetlerinde belirgin artış gözleniyor. Baharda ağaç ve çimen polenleri yoğunlaştığında çocuklarda ardı ardına hapşırma nöbetleri, berrak burun akıntısı, burun ve göz kaşıntısı, sulanan gözler, öksürük ve yorgunluk gibi belirtiler sıkça görülüyor. Bahar mevsimi birçok aile için keyifli bir dönem olsa da, polen alerjisi olan çocuklar için zorlu geçebilir. Doğa uyanırken, baharın müjdecisi olarak kabul edilen çiçekler ve yeşillik aslında binlerce çocuğun sağlığını tehdit eder. Havada milyonlarca polen tanesi uçuşurken, özellikle alerjik bünyeli çocuklar için bahar ayları zorlu bir döneme dönüşür. Her yıl mart ayından itibaren çocuk polikliniklerine başvuran alerjik rinit ve astım vakalarında önemli ölçüde artış gözlenir" ifadelerini kullandı. "Belirtiler hafife alınmamalı" Ardışık hapşırma nöbetleri, berrak burun akıntısı ve burun tıkanıklığı, burun, göz, boğaz ve damakta kaşıntı, sulanan ve kızaran gözler, kuru öksürük, hırıltı ve nefes darlığı (astım atağı belirtisi olabilir), yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve uyku sorunları en sık görülen belirtiler arasında olduğunu dile getiren Akkuş, "Erken tanı ve doğru korunma yöntemleriyle çocukların bahar aylarını keyifle geçirmeleri mümkün. Ailelerin çocuğunda bahar belirtileri fark ettiğinde ’geçer’ diye beklememesi, mutlaka bir çocuk hastalıkları uzmanına başvurması gerekmektedir. Çünkü tedavi edilmeyen alerjik rinit, özellikle çocuklarda astım gelişimine zemin hazırlayabilir. Özellikle ailesinde alerji öyküsü olan, astımlı veya atopik bünyeli çocuklar risk grubundadır" diye konuştu. "Ailelere 7 pratik korunma önerisi" "Polenlerin en yoğun olduğu sabah erken saatleri ve akşamüstü dışarı çıkmayı sınırlayın" diyen Akkuş, "Eve geldikten sonra çocuğun kıyafetlerini değiştirin, saçını ve yüzünü yıkayın. Ev ve araç pencerelerini kapalı tutun, gerekirse hava temizleyici veya polen filtreli klima kullanın. Çocukların gözlük takmasını ve dışarıda maske kullanmasını teşvik edin. Nevresim ve çarşafları sık yıkayın, halı ve peluş oyuncakları azaltın. Belirtiler başladığında vakit kaybetmeden çocuk hastalıkları uzmanına başvurun. Doktor önerisiyle antihistaminik damla veya spreyler ile burun kortizon spreyleri gibi tedaviler erken dönemde başlanabilir. Gerekli görülen vakalarda alerji aşısı (immünoterapi) uzun vadeli çözüm sunar" ifadelerini kullandı. "Beslenme büyük rol oynuyor" Vücuttaki iltihabı azaltan anti-enflamatuar beslenme yaklaşımı, bağışıklık sistemini dengeleyerek hapşırma, burun akıntısı, göz kaşıntısı ve astım ataklarını hafifleteceğini söyleyen Akkuş, "Özellikle omega-3 yağ asitleri açısından zengin balık, ceviz ve keten tohumu, C vitamini yüksek taze meyve-sebzeler; probiyotik kaynakları ve antioksidanlar tüketmek faydalıdır. Öte yandan işlenmiş gıdalar, şeker ve kızartmalar inflamasyonu artırarak semptomları kötüleştirebilir. Çocuklarda bahar alerjisinde sağlıklı ve dengeli beslenme, sadece semptomları baskılamakla kalmaz, bağışıklık sistemini güçlendirerek uzun vadede daha dirençli bir bünye oluşmasına da katkı sağlar" diye konuştu.
MUSKİ Fethiye’deki arızayı giderdi
21 Ekim 2025 Salı - 14:12 MUSKİ Fethiye’deki arızayı giderdi Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) ekipleri, Fethiye’nin Karaçulha Mahallesi’nde merkez mahalleleri besleyen ana isale hattında meydana gelen arızayı 16 saatlik yoğun çalışmanın ardından giderdi. Vatandaşlara kesintisiz içme suyu sağlamak için 7/24 sahada görev yapan MUSKİ ekipleri, muhtemel arızalara anında müdahale edebilmek amacıyla hazırlıklarını sürekli olarak sürdürüyor. Bu kapsamda Karaçulha Mahallesi’nde sabah saat 06.00’da meydana gelen arızaya hızla müdahale eden ekipler, çalışmalarını akşam 22.00 itibarıyla tamamladı. MUSKİ Genel Müdür Yardımcısı Meltem Sibel Tekeoğlu Kurtuluş: "Arızaya Anında Müdahaleye Başladık" MUSKİ Genel Müdür Yardımcısı Meltem Sibel Tekeoğlu Kurtuluş, arızanın vatandaşları mümkün olan en az düzeyde etkilemesi için ekiplerin erken saatlerden itibaren sahada olduğunu belirtti. Kurtuluş, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Karaçulha ana depodan merkez depoları besleyen isale hattımızda bir arıza meydana geldi. Arızanın bulunduğu nokta yaklaşık 8 metre derinlikte ve müdahalesi oldukça zordu. Fethiye’nin yaklaşık 10 Mahallesini etkileyecek arızaya değo seviyelerinin yüksek olması ve sondaj kuyularının devreye alınmasıyla birlikte sadece Çamköy ve Eldirek Mahaller ile Taşyaka, Cumhuriyet Mahallelerinin üst kısımları etkilendi. Arızayı gidermek için 20 personelimizle, 2 kamyon, 1 ekskavatör, 2 kepçe, 1 kuga ve 3 ekip aracımızla sabah saatlerinde sahaya indik. 17 saatlik yoğun ve detaylı bir çalışmanın ardından hattı yeniden devreye aldık"
Uzmanından uyarı: "Göz alerjisi göz kuruluğuna yol açabilir"
21 Ekim 2025 Salı - 13:30 Uzmanından uyarı: "Göz alerjisi göz kuruluğuna yol açabilir" Mevsimsel alerjilerle artan göz kaşıntısı, sulanma ve kızarıklık şikayetlerinin göz alerjisi belirtisi olabileceğini dikkati çeken Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Özkan Ergür, "Alerji tedavi edilmezse kornea hasarı ve göz kuruluğu gelişebilir" dedi. Medical Park Ankara Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Özkan Ergür, göz alerjisi hakkında açıklamalarda bulundu. Göz alerjisinin, gözün alerjen maddelere karşı gösterdiği bir reaksiyon olduğunu söyleyen Op. Dr. Ergür, "Bu reaksiyon, gözün histamin üretmesiyle ortaya çıkar. Göz, alerjenlerle mücadele etmek için histamin salgılar; bu da kızarıklık, kaşıntı, sulanma ve batma hissine yol açar. Alerji tedavi edilmezse kornea hasarı ve göz kuruluğu gelişebilir" dedi. "Belirtiler kişiden kişiye değişebilir" Göz alerjisinin en yaygın belirtilerinin kaşıntı, sulanma, kızarıklık, yanma ve batma hissi olduğunu belirten Op. Dr. Ergür, "Bazı kişilerde göz kapağı şişliği, ciltte kuruluk, ışığa karşı hassasiyet ve gözde kum varmış hissi de görülebilir" diye konuştu. "Tedavi yolları" Göz alerjisinin tedavisinde en etkili yöntemin alerjenden uzak durmak olduğunu vurgulayan Op. Dr. Ergür, "Mevsimsel alerjilerde bu her zaman mümkün olmayabilir. Bu durumda antihistaminik ilaçlar, dekonjestanlar ve göz damlaları kullanılabilir. Dirençli vakalarda alerji aşıları devreye girer. Doğal yöntemler de destekleyici olarak kullanılabilir. Ilık kompres, çay poşeti uygulaması veya aloe vera bazı hastalarda rahatlama sağlayabilir. Ancak bu uygulamalar mutlaka doktor kontrolünde yapılmalıdır" uyarısında bulundu. "Lens kullananlar dikkat etmeli" Alerji dönemlerinde kontakt lens kullanımının şikayetleri artırabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Ergür, "Polen ve toz gibi alerjenler lens yüzeyine yapışarak rahatsızlık oluşturabilir. Bu dönemde lens kullanım süresi kısaltılmalı ya da geçici olarak bırakılmalıdır" dedi. Göz alerjisinin lazer göz cerrahisi için kesin bir engel oluşturmadığını da belirten Op. Dr. Ergür, "Ancak alerji mutlaka kontrol altına alınmalı. Uygunluk değerlendirmesi hekim tarafından yapılmalıdır" ifadelerini kullandı. Alerjiden korunmak için 5 etkili öneri Dr. Ergür, göz alerjisinden korunmak için şu önerilerde bulundu: "Gözlerinizi polen ve rüzgardan korumak için güneş gözlüğü takın. Ev ve araç pencerelerini kapalı tutun. Dışarıdan geldikten sonra kıyafetlerinizi değiştirin, çamaşırlarınızı dışarıda kurutmayın. Gece yatmadan önce duş alın; saç ve cildinizdeki polenleri temizleyin. Günlük polen sayımını takip edin, yüksek olduğu günlerde dışarıda az zaman geçirin."
Kanser hastalarının psikolojik olarak desteklenmesi gerekiyor
21 Ekim 2025 Salı - 12:01 Kanser hastalarının psikolojik olarak desteklenmesi gerekiyor Kanser hastalarının tanı ve tedavi sürecinde yoğun kaygı ve korku yaşayabileceğine değinen Uzman Psikolog Beste Çokaygil "Enerji kaybı, ilgi azalması, sosyalliğin azalması ve devam eden üzüntü gibi depresif belirtilerin uzun sürmesi halinde profesyonel bir yardım alınması gerekebilir" dedi. Kanser tanısı almanın, kişinin hayatını aniden değiştiren, derin psikolojik etki oluşturan bir süreç olduğunu belirten Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzman Psikolog Beste Çokaygil kişinin, fiziksel tedavi kadar duygusal ve zihinsel bir mücadele de verdiğini ve bu sürecin hem hastalar hem de yakın çevreleri için yoğun duygusal bir yük oluşturduğunu söyledi. Kanser tanısı sonrası kişilerin genellikle şok, inkar ve yoğun kaygı yaşadığını ifade eden Psikolog Çokaygil "Bu gerçek olamaz’ veya ‘Benim başıma gelmez’ gibi düşünceler doğal tepkilerdir. Bu aşamada tanıyı kabullenmek zaman alabilir. Tanı sonrası belirsizlik ve gelecek endişesi, yoğun kaygı ve korku oluşturabilir. Tedavi süreci, yaşamın nasıl etkileneceği ve muhtemel yan etkiler, sürekli tetikte olma hali, uykusuzluk ve sinirlilik gibi belirtilere yol açabilir" dedi. Tedavi süreci veya yaşam tarzı değişikliklerinin kişinin sosyal rollerini etkileyerek depresif belirtiler oluşturabileceğini anlatan Psikolog Çokaygil bu sürecin enerji kaybı, ilgi azalması, sosyalliğin azalması, devam eden üzüntü gibi yansımaları olabileceğini; bu belirtilerin uzun sürmesi halinde profesyonel bir yardım alınması gerektiğini dile getirdi. Tanı ve tedavi sürecinde kişinin kendisini suçlayarak ‘’Neden ben?’’ sorusunu sıklıkla sorduğunu ve bu duyguların sürecin getirdiği normal tepkiler olduğunu sözlerine ekledi. "Saç dökülmesi ve kilo kaybı özgüven sorunu oluşturabilir" Kanser tedavilerinin kişide bedensel değişikliklere yol açabildiğini belirten Psikolog Çokaygil "Saç dökülmesi, kilo kaybı, cerrahi izler veya fiziksel yorgunluk, kişinin beden algısını etkiler. Bu durum, benlik saygısı ve özgüveni üzerinde de yansımalar oluşturabilir. Kişi, kendini tanıdığı bedenden uzaklaşabilir. Kanser sürecinde yaşanan tüm duyguların normal olduğunu kabul etmek önemlidir. Korku, öfke, üzüntü veya kaygı hissetmek doğaldır. Bu duyguları bastırmak yerine fark etmek ve ifade etmek, psikolojik yükü hafifletir" diye konuştu. "Kaygı ve üzüntüyü yönetmek için uzman desteği" Duygusal tepkilerin, destekle daha yönetilebilir hâle geleceğinin altını çizen Psikolog Çokaygil, aile, arkadaşlar ve destek gruplarının, kişinin duygularını paylaşmasına imkan sağladığını; uzman desteğinin, kaygı ve üzüntüyü yönetmek, öfke ve korkuyu azaltmak için etkili yöntemler sunduğunu söyledi. Beden, sosyal roller ve duygularla barışmanın, ruhsal iyileşme ve yaşam kalitesinin artmasının en temel adımlarından olduğundan bahseden Psikolog Çokaygil "Günlük küçük ritüeller oluşturmak, ruhsal dayanıklılığı artırır. Kısa yürüyüşler yapmak, meditasyon veya nefes çalışmaları yapmak, hobi uğraşlarla duyguları ifade etmek stresi azaltır ve zihinsel enerjiyi korur" dedi.
Kayseri’de Aile Hekimliği’ne Uyum Eğitim Programı tamamlandı
21 Ekim 2025 Salı - 11:34 Kayseri’de Aile Hekimliği’ne Uyum Eğitim Programı tamamlandı Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, birinci basamak sağlık hizmeti sunmaya başlayan aile hekimlerine yönelik "Aile Hekimliği’ne Uyum Birinci Aşama Sertifikalı Eğitim Programı" gerçekleştirildi. Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü Bölge Eğitim, Araştırma ve Uygulama Merkezi Eğitim Salonu’nda düzenlenen programa; Kayseri, Niğde, Aksaray, Nevşehir, Malatya, Elazığ, Adıyaman, Muş, Tokat ve Sivas illerinden gelen 33 aile hekimi katıldı. Erciyes Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mustafa Mümtaz Mazıcıoğlu, Prof. Dr. Elçin Balcı, Doç. Dr. Elif Deniz Şafak, Acıbadem Hastanesi’nden Doç. Dr. Filiz Tubaş ve Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü’nden 10 eğitmenin katkı sağladığı oturumlarda, aile hekimlerine, mesleki bilgi ve becerilerini güçlendirecek uygulamalı ve teorik eğitimler verildi. Sertifika töreninde, programın amacına ve aile hekimliği sistemine katkısına değinen İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan, "Aile Sağlığı Merkezleri’mizde görev yapan hekimlerimiz, sadece teşhis ve tedavi hizmetleri değil; aynı zamanda bireye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri de sunmaktadır. 2010 yılından itibaren tüm ülkede uygulamaya konulan aile hekimliği sistemiyle birlikte aile sağlığı merkezlerinde verilen hizmetlerin profesyonel bir şekilde sunulması ve uygulamada birlik sağlanması adına bu alanlarda görev yapan hekimlere eğitimler tertip edilmekte. Bu kapsamda ilimizde düzenlenen eğitimimizde, ilk kez aile hekimliği yapacak hekim arkadaşlarımıza eğitmenlerimiz tarafından tıbbı hizmetler, idari hizmetler ve güncel mevzuatlar noktasında detaylı bilgiler verildi. 3’ü Erciyes Üniversitesi’nden, 1’i ilimizde hizmet veren özel bir hastaneden olmak üzere toplam 14 eğitimcinin katkı sağladığı uyum eğitimine on farklı ilden gelen 33 aile hekimimiz katılım sağladı. Eğitimlerini başarıyla tamamlayarak sertifikalarını alan tüm hekimlerimizi kutluyor, görevlerinde başarılar diliyorum. Ayrıca eğitime katkı sağlayan değerli hocalarımıza da teşekkür ediyorum" dedi.
Başhekim Opr. Dr. Mehmet Deniz’den "Kadın Sağlığı ve Hijyen" semineri
21 Ekim 2025 Salı - 11:29 Başhekim Opr. Dr. Mehmet Deniz’den "Kadın Sağlığı ve Hijyen" semineri Manavgat Devlet Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. Mehmet Deniz, KYK Manavgat Kız Öğrenci Yurdu’nda kalan öğrencilere "Kadın Sağlığı ve Hijyen" konulu seminer verdi. Dr. Deniz, her kadının yılda bir kez kadın doğum muayenesi yaptırması gerektiğini vurguladı. Antalya’nın Manavgat ilçesinde, Manavgat Devlet Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. Mehmet Deniz, Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) Manavgat Kız Öğrenci Yurdu’nda kalan öğrencilere "Kadın Sağlığı ve Hijyen" konulu seminer verdi. İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü ile İlçe Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen seminer öncesinde, Başhekim Opr. Dr. Mehmet Deniz, KYK Manavgat Kız Öğrenci Yurdu Müdürü Hülya Yıldırım’ı ziyaret ederek bir süre sohbet etti. Yurt konferans salonunda gerçekleştirilen seminerde Opr. Dr. Deniz, kadın sağlığı ve hijyen konularında kapsamlı bilgiler aktardı. Her kadının şikayeti olmasa bile yılda en az bir kez kadın doğum uzmanına muayene olması gerektiğini belirten Deniz, ayrıca düzenli ultrason ve meme kontrolünün önemine dikkat çekti. Seminere katılan öğrenciler, verilen bilgilerin farkındalık kazandırdığını ifade ederek bu tür etkinliklerin düzenli olarak yapılmasının önemini vurguladı. Yurt Müdürü Hülya Yıldırım ise katılımı ve değerli paylaşımları için Opr. Dr. Mehmet Deniz’e teşekkür etti.
Uzman Dr. Gökhan Yazıcıoğlu: "Dünyanın 3’te 1’i iyot eksikliği riski altında"
21 Ekim 2025 Salı - 11:24 Uzman Dr. Gökhan Yazıcıoğlu: "Dünyanın 3’te 1’i iyot eksikliği riski altında" Endokrinoloji Bölümü’nden Uzman Dr. Gökhan Yazıcıoğlu, "21 Ekim Küresel İyot Eksikliği Bozukluklarını Önleme Günü" kapsamında iyot hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. Uzm. Dr. Yazıcıoğlu, "Dünyanın 3’te 1’i iyot eksikliği riski altında" dedi. İyot eksikliği, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen ve çoğu zaman fark edilmeyen önemli bir sağlık sorunu olarak dikkat çekiyor. Memorial Antalya Hastanesi Endokrinoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Gökhan Yazıcıoğlu, "21 Ekim Küresel İyot Eksikliği Bozukluklarını Önleme Günü" kapsamında yaptığı açıklamada, iyotun vücut için hayati önem taşıdığını belirtti. "Dünya nüfusunun 3’te 1’i risk altında" Uzm. Dr. Gökhan Yazıcıoğlu, iyotun tiroid hormonlarının üretimi için vazgeçilmez bir mineral olduğunu belirterek, "Tiroid bezi iyot sayesinde T3 ve T4 hormonlarını sentezler. Bu hormonlar, metabolizma, büyüme ve beyin gelişimi gibi hayati süreçleri düzenler. Ancak dünya nüfusunun yaklaşık üçte biri iyot eksikliği riski altında yaşamaktadır" dedi. Yazıcıoğlu, Türkiye’de de bazı kırsal bölgelerde bu sorunun görüldüğünü, ancak tuz iyotlama programları sayesinde büyük oranda kontrol altına alındığını kaydetti. "Belirtiler sinsi ilerler" İyot eksikliğinin genellikle fark edilmeden ilerlediğini belirten Yazıcıoğlu, "Yorgunluk, saç dökülmesi, kilo artışı, konsantrasyon güçlüğü gibi belirtiler başka rahatsızlıklarla karıştırılabilir. Ancak uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir" ifadelerini kullandı. "Fazlası da zarar" İyotun eksikliğinin olduğu kadar fazlasının da zararlı olabileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Yazıcıoğlu, "İyot ihtiyacı yaş, cinsiyet ve yaşam evresine göre değişir. Günlük üst sınır yetişkinlerde bin 100 mikrogramdır. Fazla iyot, hipertiroidizm veya alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Bu nedenle takviye kullanılmadan önce mutlaka uzmana danışılmalıdır" şeklinde konuştu. "Her yaş grubunun ihtiyacı farklı" Dünya Sağlık Örgütü ve Türk Endokrinoloji Derneği’nin rehberlerine göre önerilen günlük iyot miktarlarını paylaşan Yazıcıoğlu, "Yetişkinlerde günlük 150 mikrogram iyot yeterlidir. Hamile kadınlarda bu miktar 220 mikrograma, emziren annelerde 290 mikrograma çıkar. Çocuklarda 90-120, ergenlerde ise 120 mikrogram iyot alınması gerekir" dedi. "İyot eksikliği ciddi hastalıklara yol açar" İyot eksikliğinin en çok tiroid bezini etkilediğini ifade eden Uzm. Dr. Yazıcıoğlu, "İyot eksikliği guatr, hipotiroidizm ve gelişim bozuklukları gibi hastalıklara neden olabilir. Gebelikte iyot eksikliği, bebekte zihinsel ve fiziksel gelişim geriliğine yol açabilir. Ayrıca bağışıklık sistemini zayıflatabilir, enfeksiyonlara yatkınlığı artırabilir" ifadelerini kullandı. "İyot eksikliğini önlemek mümkün" İyot eksikliğinin önlenebilir bir sorun olduğunu vurgulayan Yazıcıoğlu, "İyotlu tuz kullanmak, haftada birkaç kez balık ve süt ürünleri tüketmek, gebelikte iyot seviyelerini kontrol ettirmek çok önemlidir. Dağlık bölgelerde yaşayanlar, veganlar ve tiroid hastaları düzenli olarak tarama yaptırmalıdır. Basit bir idrar testiyle iyot düzeyi kolayca ölçülebilir" sözleriyle önerilerde bulundu. "Tiroid sessiz bir kahramandır" Açıklamasının sonunda Yazıcıoğlu, "Tiroid, vücudumuzun sessiz kahramanıdır. Ona iyotla destek olmak sağlığımız için büyük önem taşır. İyot eksikliği önlenebilir bir sorundur; önemli olan farkındalık oluşturmaktadır" dedi.
Elektronik sigarada yanlış güven hissi
21 Ekim 2025 Salı - 11:22 Elektronik sigarada yanlış güven hissi Denizli Özel Egekent Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Bilgin Emrecan, elektronik sigaraların "Geleneksel tütün ürünlerine kıyasla daha az zararlı" algısının, kullanıcılar arasında yanlış bir güven hissi oluşturduğunu söyledi. Dört yıl önce yüzde 5 olan e-sigara kullanım oranının, son araştırmalara göre özellikle 18-25 yaş grubunda yüzde 20’ye ulaştığına dikkat çeken Prof. Dr. Bilgin Emrecan, "Genç kullanıcılar bu cihazları tütün ürünlerinden bağımsız, sigara bırakmaya yardımcı bir araç gibi görüyor; oysa içerdikleri nikotin ve uçucu kimyasallar kalp-damar sistemine doğrudan zarar veriyor" dedi. Yapılan güncel çalışmalarda, e-sigara buharındaki formaldehit, asetaldehit ve ağır metallerin damar çeperlerinde iltihaplanma ve erken yaşta endotel disfonksiyonuna yol açtığı ifade edildi. Prof. Dr. Bilgin Emrecan, "2024 yılında yayınlanan bir meta-analiz, düzenli e-sigara kullanımının arteriyel sertliği yüzde 30’a kadar artırdığını ortaya koydu. Ayrıca, bazı vakalarda elektronik sigaranın tetiklediği ani kalp ritim bozukluklarının hastaneye yatış gerektiren acil durumlara sebep oluyor" ifadelerini kullandı. Özellikle cerrahi planlanan hastaların, ameliyattan en az iki hafta önce elektronik sigarayı tamamen bırakmalarını öneren Prof. Dr. Bilgin Emrecan, toplumun bu ürünün "zararsız" olduğu yanılgısından bir an önce kurtulması gerektiğini uyardı. E-sigaralar sigarayı tamamen bırakmak için tek başına yeterli bir tedavi yöntemi olmadığını ifade eden Prof. Dr. Emrecan, kalp sağlığı söz konusu olduğunda bilimsel çalışmalarda kanıtlanmış yöntemlerin uygulanması gerektiğini belirtti.
Tekirdağ’da Acil Günleri Sempozyumu düzenlendi
21 Ekim 2025 Salı - 10:58 Tekirdağ’da Acil Günleri Sempozyumu düzenlendi Tekirdağ İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesinde düzenlenen Acil Günleri Sempozyumu’nda, yeni başlayan sağlık personeline acil serviste karşılaşabilecekleri zorluklar ve çözüm yolları anlatıldı. Tekirdağ İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesinde, acil servise yeni katılan personellere yönelik "Acil Günleri Sempozyumu" düzenlendi. Sempozyumda, acil serviste karşılaşılan zorluklar ve çözüm yöntemleri ele alındı. Tekirdağ İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Lütfi Çağatay Onar, yaptığı konuşmada yeni katılan personele yönelik düzenlenen sempozyumun önemine dikkat çekerek, "Aramıza yeni katılan arkadaşlar var yani sizlerin daha konforlu hasta bakımı o konfor alanı içerisinde hastalarımız için daha verimli olabilmeniz için bu toplantıları düzenliyoruz. 5 yıldaki bu toplantılar inanılmaz olumlu. Yağmur yağıyor elinizde bir şemsiye yoksa haliyle ıslanırsınız. O şemsiye aslında bu sempozyum; bize her türlü zorlu şartlara karşı koruyan, geliştiren, değiştiren, pratikte de önemli şeyleri önümüze seren, yaşam pratiğinde karşımıza gelebilecek şeyleri öngörmemizi sağlayan bir yapıdır. Bu kapsamda bu sempozyumu düzenliyoruz" dedi. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu da konuşmasında, sahada deneyim kazanmanın önemine vurgu yaparak, "Arkadaşlarımız fakültelerinden yeni mezun oldular, oradan da belki önemli bir donanımla geldiler ama şimdi artık sahadalar. Sahada olmak, sorumluluk almak başka bir şey. Sahaya çıkmadan önce konunun en iyi bilenlerinden birebir onların anlatımıyla, yaşamdan tecrübelerin aktarılması, soru ve cevaplarla bu iki gün boyunca halkla karşı karşıya geldiğimiz en önemli yer olan acilde tıbbın konusunda kendilerini geliştirecekler. İnşallah pek çok hayatın kurtarılmasına vesile olacaklar" ifadelerini kullandı. Sempozyum Başkanı Uzm. Dr. Orhan Eroğlu ise acil serviste ekip ruhunun önemine değinerek, "Burada bulunmamız aslında bir görev değil bir sorumluluk. Yeni başlayan meslektaşlarımıza şunu söylemek istiyorum; acilde başarı aslında insanı anlamakla başlar. Ekip olabilmek, paylaşabilmek ve en önemlisi sakin kalabilmek. Bizi biz yapan değerler bunlar. Bu sempozyumu yeni başlayan arkadaşlar için, en sık gördüğümüz konuları ve en sık karşılaşacakları hastaları pratiklerini iyileştirmek ve hastayı hayata tutabilmek için organize ediyoruz" dedi.
Sağlık çalışanlarından banka promosyonuna dev destek: 36 saatte 50 bin imza toplandı
21 Ekim 2025 Salı - 10:55 Sağlık çalışanlarından banka promosyonuna dev destek: 36 saatte 50 bin imza toplandı Devlet Memurları Konfederasyonu ve Genç Sağlık Sendikası Genel Başkanı Osman Kaya tarafından sağlık çalışanlarının gündeminde olan banka promosyonu anlaşmaları için sosyal medyada başlattığı kampanyada 36 saatte 50 bin imza toplandı. Devlet Memurları Konfederasyonu ve Genç Sağlık Sendikası Genel Başkanı Osman Kaya’nın, sağlık çalışanlarının uzun süredir gündeminde olan banka promosyonları konusunda sosyal medyada başlattığı imza kampanyası büyük destek gördü. Kampanya kapsamında, promosyon anlaşmalarının Sağlık Bakanlığı tarafından tek elden yürütülmesinin yanı sıra, ocak ayı maaş zammı oranında güncellenmesi ve her yıla en az bir maaş tutarında olmak üzere 3 yıllık anlaşmalarla toplam en az 3 maaş tutarında promosyon ödenmesi talep edildiği belirtildi. "Bu süreç yalnızca bir promosyon meselesi değildir" Devlet Memurları Konfederasyonu ve Genç Sağlık Sendikası Genel Başkanı Osman Kaya, kampanyanın sosyal medyada kısa sürede büyük ilgi gördüğünü belirterek, "Bu süreç yalnızca bir promosyon meselesi değildir; emeğe, adalete ve hakkaniyete sahip çıkma mücadelesidir" ifadelerini kullandı. Hedef 100 bin imza Söz konusu kampanyanın yalnızca 36 saat gibi kısa bir sürede 50 bin imza toplandığı belirtilirken, kampanyaya katılımın 100 bini bulması amaçlandığı vurgulandı. Sağlık çalışanlarının sesini duyurmak ve adaletli bir promosyon süreci sağlamak amacıyla başlatılması amaçlanan bu çağrı, kısa sürede ülke genelinde destek bulmaya devam ediyor.