SAĞLIK
05 Nisan 2026 Pazar - 13:14 Bahar mevsimi pek çok hastalığı beraberinde getirebilir Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Eser Akkuş, bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğada yaşanan canlanma, beraberinde bazı sağlık sorunlarını da getirdiğini belirterek, "Bahar mevsimi pek çok hastalığı beraberinde getirebilir" dedi. Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğada yaşanan canlanma, beraberinde bazı sağlık sorunlarını da getiriyor. Özellikle çocuklarda sıkça görülen bahar alerjileri, erken önlem alınmadığında daha ciddi hastalıklara zemin hazırlayabiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Eser Akkuş aileleri uyardı. "Bahar mevsimi pek çok hastalığı beraberinde getirebilir" Doğa yeşillenirken havada uçuşan polenlerin, özellikle çocuklarda bahar alerjisini tetiklediğini ifade eden Akkuş, "Her yıl bahar aylarında çocuk polikliniklerinde alerjik rinit (saman nezlesi) ve alerjik astım şikayetlerinde belirgin artış gözleniyor. Baharda ağaç ve çimen polenleri yoğunlaştığında çocuklarda ardı ardına hapşırma nöbetleri, berrak burun akıntısı, burun ve göz kaşıntısı, sulanan gözler, öksürük ve yorgunluk gibi belirtiler sıkça görülüyor. Bahar mevsimi birçok aile için keyifli bir dönem olsa da, polen alerjisi olan çocuklar için zorlu geçebilir. Doğa uyanırken, baharın müjdecisi olarak kabul edilen çiçekler ve yeşillik aslında binlerce çocuğun sağlığını tehdit eder. Havada milyonlarca polen tanesi uçuşurken, özellikle alerjik bünyeli çocuklar için bahar ayları zorlu bir döneme dönüşür. Her yıl mart ayından itibaren çocuk polikliniklerine başvuran alerjik rinit ve astım vakalarında önemli ölçüde artış gözlenir" ifadelerini kullandı. "Belirtiler hafife alınmamalı" Ardışık hapşırma nöbetleri, berrak burun akıntısı ve burun tıkanıklığı, burun, göz, boğaz ve damakta kaşıntı, sulanan ve kızaran gözler, kuru öksürük, hırıltı ve nefes darlığı (astım atağı belirtisi olabilir), yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve uyku sorunları en sık görülen belirtiler arasında olduğunu dile getiren Akkuş, "Erken tanı ve doğru korunma yöntemleriyle çocukların bahar aylarını keyifle geçirmeleri mümkün. Ailelerin çocuğunda bahar belirtileri fark ettiğinde ’geçer’ diye beklememesi, mutlaka bir çocuk hastalıkları uzmanına başvurması gerekmektedir. Çünkü tedavi edilmeyen alerjik rinit, özellikle çocuklarda astım gelişimine zemin hazırlayabilir. Özellikle ailesinde alerji öyküsü olan, astımlı veya atopik bünyeli çocuklar risk grubundadır" diye konuştu. "Ailelere 7 pratik korunma önerisi" "Polenlerin en yoğun olduğu sabah erken saatleri ve akşamüstü dışarı çıkmayı sınırlayın" diyen Akkuş, "Eve geldikten sonra çocuğun kıyafetlerini değiştirin, saçını ve yüzünü yıkayın. Ev ve araç pencerelerini kapalı tutun, gerekirse hava temizleyici veya polen filtreli klima kullanın. Çocukların gözlük takmasını ve dışarıda maske kullanmasını teşvik edin. Nevresim ve çarşafları sık yıkayın, halı ve peluş oyuncakları azaltın. Belirtiler başladığında vakit kaybetmeden çocuk hastalıkları uzmanına başvurun. Doktor önerisiyle antihistaminik damla veya spreyler ile burun kortizon spreyleri gibi tedaviler erken dönemde başlanabilir. Gerekli görülen vakalarda alerji aşısı (immünoterapi) uzun vadeli çözüm sunar" ifadelerini kullandı. "Beslenme büyük rol oynuyor" Vücuttaki iltihabı azaltan anti-enflamatuar beslenme yaklaşımı, bağışıklık sistemini dengeleyerek hapşırma, burun akıntısı, göz kaşıntısı ve astım ataklarını hafifleteceğini söyleyen Akkuş, "Özellikle omega-3 yağ asitleri açısından zengin balık, ceviz ve keten tohumu, C vitamini yüksek taze meyve-sebzeler; probiyotik kaynakları ve antioksidanlar tüketmek faydalıdır. Öte yandan işlenmiş gıdalar, şeker ve kızartmalar inflamasyonu artırarak semptomları kötüleştirebilir. Çocuklarda bahar alerjisinde sağlıklı ve dengeli beslenme, sadece semptomları baskılamakla kalmaz, bağışıklık sistemini güçlendirerek uzun vadede daha dirençli bir bünye oluşmasına da katkı sağlar" diye konuştu.
Doç. Dr. Özdemir, topuk kanı önemine değindi
21 Ekim 2025 Salı - 10:51 Doç. Dr. Özdemir, topuk kanı önemine değindi Doç. Dr. Deniz Ökdemir, çocukların yenidoğan dönemlerindeki topuk kanı taramasının önemine değindi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Deniz Ökdemir, çocukların yenidoğan dönemlerindeki topuk kanı taraması hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Deniz Ökdemir, "Çocuklara yenidoğan dönemlerinde topuk kanı taraması yapıyoruz. Alınan topuk kanında 6 tane önemli hastalık açısından tahlil yapılıyor. Topuk kanı taraması yapılmasının amacı hastalıklara karşı erken dönemde teşhis konulması ve teşhis konulduğunda tedavilerinin daha kolay bir şekilde yapılabilmesi ve çocuklarda ciddi problemlere neden olması engelleniyor. Bebekler taburcu olduktan sonraki zamanda da topuk kanı testi alınıyor. Guthrie kâğıdı denilen kâğıdın üzerine birkaç damla kan damlatılıyor ve taburcu olduktan bir hafta içerisinde aile hekimliklerine başvurulup ikinci topuk kanı testinin yaptırılması gerekiyor. Topuk kanı alındıktan sonra aile hekimi aramıyorsa sonuçlar normal çıkmıştır. Bir problem olması durumunda ise aile hekimliği tarafından ebeveynler aranacaktır" dedi. Özdemir, "Çocuk endokrinoloji uzmanları olarak konjenital hipotiroidi ve Konjenital Adrenal Hiperplazi denilen böbrek üstü bezi ile ilgili problemleri tarıyoruz. Konjenital hipotiroit önlenebilir zeka geriliğinin en sık nedenidir. Bebeğin doğumunda hiçbir bulgusu olmaz ve bu hastalığa sadece topuk kanı taraması ile tanı konulabilir, tedavinin de 2 hafta içerisinde başlanması gerekiyor. Geç kalınan her günde çocuğun zekası etkileniyor. Son dönemlerde topuk kanının alınmasının zararlı olduğu ile ilgili bilime sığmayan haberler duyuyoruz. Bu haberlere itibar edilmemesi gerekiyor" diye konuştu.
Kayseri’de Aile Hekimliğine Uyum Eğitim Programı tamamlandı
21 Ekim 2025 Salı - 10:47 Kayseri’de Aile Hekimliğine Uyum Eğitim Programı tamamlandı Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, birinci basamak sağlık hizmeti sunmaya başlayan aile hekimlerine yönelik ‘Aile Hekimliğine Uyum Birinci Aşama Sertifikalı Eğitim Programı’ gerçekleştirildi. Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü Bölge Eğitim, Araştırma ve Uygulama Merkezi Eğitim Salonu’nda düzenlenen programa; Kayseri, Niğde, Aksaray, Nevşehir, Malatya, Elazığ, Adıyaman, Muş, Tokat ve Sivas illerinden gelen 33 aile hekimi katıldı. Erciyes Üniversitesinden Prof. Dr. Mustafa Mümtaz Mazıcıoğlu, Prof. Dr. Elçin Balcı, Doç. Dr. Elif Deniz Şafak, Acıbadem Kayseri Hastanesi’nden Doç. Dr. Filiz Tubaş ile Kayseri İl Sağlık Müdürlüğünden 10 eğitimcinin katkı sağladığı oturumlarda, aile hekimlerine, mesleki bilgi ve becerilerini güçlendirecek uygulamalı ve teorik eğitimler verildi. Sertifika töreninde, programın amacına ve aile hekimliği sistemine katkısına değinen İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan, "Aile Sağlığı Merkezlerimizde görev yapan hekimlerimiz, sadece teşhis ve tedavi hizmetleri değil; aynı zamanda bireye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri de sunmaktadır. 2010 yılından itibaren tüm ülkede uygulamaya konulan aile hekimliği sistemi ile birlikte aile sağlığı merkezlerinde verilen hizmetlerin profesyonel bir şekilde sunulması ve uygulamada birlik sağlanması adına bu alanlarda görev yapan hekimlere eğitimler tertip edilmekte. Bu kapsamda ilimizde düzenlenen eğitimimizde, ilk kez aile hekimliği yapacak hekim arkadaşlarımıza eğitmenlerimiz tarafından tıbbı hizmetler, idari hizmetler ve güncel mevzuatlar noktasında detaylı bilgiler verildi. 4’ü Erciyes Üniversitesinden olmak üzere toplam 14 eğitimci katkı sağladığı uyum eğitimine on farklı ilden gelen 33 aile hekimimiz katılım sağladı. Eğitimlerini başarıyla tamamlayarak sertifikalarını alan tüm hekimlerimizi kutluyor, görevlerinde başarılar diliyorum. Ayrıca eğitime katkı sağlayan değerli hocalarımıza da teşekkür ediyorum" dedi. Programın sonunda, eğitime katkı sağlayan eğitmenlere teşekkür belgelerini takdim eden İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan, emeklerinden dolayı kendilerine teşekkür etti.
Mevsim geçişleri kalp krizini tetikliyor, ölümlere neden olabiliyor
21 Ekim 2025 Salı - 10:40 Mevsim geçişleri kalp krizini tetikliyor, ölümlere neden olabiliyor Sivas Medicana Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. İsmail Erdoğu, mevsim geçişlerinde kalp hastalarının dikkatli olması gerektiğini belirterek, "Soğuk havalar kalp krizlerini tetikleyebilir, bu dönemde vücut ısısını korumak ve beslenmeye dikkat etmek büyük önem taşıyor" dedi. Mevsim geçişleri, sıcaklık farklarının artması ve hava şartlarının değişmesi vücut dengesi üzerinde önemli etkiler oluşturuyor. Bu dönemlerde ise özellikle kalp ve damar hastalıklarında artış gözlemleniyor. Ani ısı değişimleri, damarların daralmasına ve kalp üzerindeki yükün artmasına neden olarak kalp krizi riskini yükseltiyor. Soğuk havalarda kalp daha fazla efor sarf ettiği için kronik kalp hastalarının bu süreçte daha fazla dikkatli olmaları gerekiyor. Soğuk havalarda dışarıda yapılan ani ve ağır egzersizler de kalp krizini tetikleyebiliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sivas Medicana Hastanesi Kardiyoloji Bölümü Uzmanı Dr. İsmail Erdoğu, mevsim geçiş sürecinin önemli olduğunu belirterek, "Mevsim geçişleri gerçekten çok sıkıntılı bir süreç. Çünkü insanların bir önceki mevsimden bir alışkanlıkları var. Sıcak havalardan soğuk havalara geçiyoruz. Spor, yaşam tarzı ve yiyecekler gibi birçok şey değişime uğrayacak. Soğuk havalar geliyor, kalp hastalarının vücut ısılarını iyi korumaları gerekiyor" diye konuştu. "Bu dönemde artış görüyoruz" İsmail Erdoğu, kalp krizlerinin artacağı bir döneme girdiklerini belirterek, "Bu dönemde beslenme alışkanlıklarımız değişecek. Yazın insanlar daha sağlıklı besleniyorlar, daha çok sebze ve meyve ağırlıklı besleniyorlar. Ancak kışın daha fazla katı yağlı gıdalar ve baklagiller gibi yoğun gıdalardan tüketiyorlar. Bu dönemde insanların yeme, içme, kıyafetlerine ve sağlık kontrollerine dikkat etmeleri gerekiyor. 30 yaş altı, herhangi bir sağlık sorunu bulunmayan bireylerde vücutlarını yoracak şekilde ağır bir egzersiz yapmalarında sorun yok. Ancak 40-45 yaş üzerinde, çok spor yapmayan insanların vücutlarını yoracak şekilde ağır egzersizleri tek seferde yapmaları doğru değil. Havaların soğuk olduğu dönemlerde halı sahalarda maç yapmak, ani yorulmalarla birlikte havaların soğukluğuyla da kalp krizini tetikleyebilir. Bu mevsim geçişlerinde kalp krizi oranlarında artış görüyoruz. Sonrasında bir denge oluşuyor, ancak biz şu anda da yine kalp krizlerinin artacağı bir döneme girdik" dedi. "Sebze ve meyveyi eksik etmemek gerekiyor" Erdoğu, hastaneye müracaatların geç olmasının kalp krizi ölümlerine neden olabileceğini söyleyerek, "Kalp krizi ölümlerinin en sık nedenleri, hastaneye müracaatların geç olması. İnsanların şikayetlerini kalp hastalıklarına bağlı olarak düşünmemeleri ve hastaneye gelmek istememeleri ölüm oranlarını artırıyor. Toplum olarak hastaneye az giden insanlar değiliz, ancak benim de hastalarımda görmüş olduğum bir şey var. Aslında hastaneye gelmesi gereken insanlar hastaneye gelmiyor, gelmemesi gerekenler de sıkça geliyor. Örneğin genç ve sağlıklı bir birey, sigara bile içmiyor, şekeri ve tansiyonu yok, ancak ‘sırtım ağrıdı’ diye sıklıkla doktora geliyor. Ama yoğun sigara içmiş, 40 ila 60 yaş bandında bir birey hâlâ sigara içiyor, ailede kalp krizi geçiren var ve göğsü ağrıyor. O birey hastaneye gelmiyor. Risk faktörü olan doğru kişilerin hastaneye müracaat etmeleri çok kıymetli. Sebze, insan vücudu açısından oldukça değerli. Sebzelerde bulunan C ve E vitamini antioksidan özelliği ile damar sağlığı açısından çok önemli. Kış aylarında da sebze yemeyi ihmal etmemek gerekiyor. Kış sebzeleri ve günlük bir salatanın sofralardan eksik edilmemesi lazım. Haftanın en az iki günü balık tüketimi de soğuk havalarda bireyi ani kalp krizinden koruyacaktır" diye konuştu.
Mevsim geçişleri kalp krizini tetikliyor, ölümlere neden olabiliyor
21 Ekim 2025 Salı - 10:29 Mevsim geçişleri kalp krizini tetikliyor, ölümlere neden olabiliyor Sivas Medicana Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. İsmail Erdoğu, mevsim geçişlerinde kalp hastalarının dikkatli olması gerektiğini belirterek, "Soğuk havalar kalp krizlerini tetikleyebilir, bu dönemde vücut ısısını korumak ve beslenmeye dikkat etmek büyük önem taşıyor" dedi. Mevsim geçişleri, sıcaklık farklarının artması ve hava şartlarının değişmesiyle birlikte vücut dengesi üzerinde önemli etkiler oluşturuyor. Bu dönemlerde ise özellikle kalp ve damar hastalıklarında artış gözlemleniyor. Ani ısı değişimleri, damarların daralmasına ve kalp üzerindeki yükün artmasına neden olarak kalp krizi riskini yükseltiyor. Soğuk havalarda kalp daha fazla efor sarf ettiği için, kronik kalp hastalarının bu süreçte ekstra dikkatli olmaları gerekiyor. Soğuk havalarda dışarıda yapılan ani ve ağır egzersizler de kalp krizini tetikleyebiliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sivas Medicana Hastanesi Kardiyoloji Bölümü Uzmanı Dr. İsmail Erdoğu, mevsim geçiş sürecinin önemli olduğunu belirterek, Mevsim geçişleri gerçekten çok sıkıntılı bir süreç. Çünkü insanların bir önceki mevsimden bir alışkanlıkları var. Sıcak havalardan soğuk havalara geçiyoruz. Spor, yaşam tarzı ve yiyecekler gibi birçok şey değişime uğrayacak. Soğuk havalar geliyor, kalp hastalarının vücut ısılarını iyi korumaları gerekiyor" dedi. "Bu dönemde artış görüyoruz" İsmail Erdoğu, kalp krizlerinin artacağı bir döneme girdiklerini belirterek, "Bu dönemde beslenme alışkanlıklarımız değişecek. Yazın insanlar daha sağlıklı besleniyorlar, daha çok sebze ve meyve ağırlıklı besleniyorlar. Ancak kışın daha fazla katı yağlı gıdalar ve baklagiller gibi yoğun gıdalardan tüketiyorlar. Bu dönemde insanların yeme, içme, kıyafetlerine ve sağlık kontrollerine dikkat etmeleri gerekiyor. 30 yaş altı, herhangi bir sağlık sorunu bulunmayan bireylerde vücutlarını yoracak şekilde ağır bir egzersiz yapmalarında sorun yok. Ancak 40-45 yaş üzerinde, çok spor yapmayan insanların vücutlarını yoracak şekilde ağır egzersizleri tek seferde yapmaları doğru değil. Havaların soğuk olduğu dönemlerde halı sahalarda maç yapmak, ani yorulmalarla birlikte havaların soğukluğuyla da kalp krizini tetikleyebilir. Bu mevsim geçişlerinde kalp krizi oranlarında artış görüyoruz. Sonrasında bir denge oluşuyor, ancak biz şu anda da yine kalp krizlerinin artacağı bir döneme girdik" dedi. "Sebze ve meyveyi eksik etmemek gerekiyor" Erdoğu, hastaneye müracaatların geç olmasının kalp krizi ölümlerine neden olabileceğini söyleyerek, "Kalp krizi ölümlerinin en sık nedenleri, hastaneye müracaatların geç olması. İnsanların şikayetlerini kalp hastalıklarına bağlı olarak düşünmemeleri ve hastaneye gelmek istememeleri ölüm oranlarını artırıyor. Toplum olarak hastaneye az giden insanlar değiliz, ancak benim de hastalarımda görmüş olduğum bir şey var. Aslında hastaneye gelmesi gereken insanlar hastaneye gelmiyor, gelmemesi gerekenler de sıkça geliyor. Örneğin genç ve sağlıklı bir birey, sigara bile içmiyor, şekeri ve tansiyonu yok, ancak ‘sırtım ağrıdı’ diye sıklıkla doktora geliyor. Ama yoğun sigara içmiş, 40 ila 60 yaş bandında bir birey hâlâ sigara içiyor, ailede kalp krizi geçiren var ve göğsü ağrıyor. O birey hastaneye gelmiyor. Risk faktörü olan doğru kişilerin hastaneye müracaat etmeleri çok kıymetli. Sebze, insan vücudu açısından oldukça değerli. Sebzelerde bulunan C ve E vitamini antioksidan özelliği ile damar sağlığı açısından çok önemli. Kış aylarında da sebze yemeyi ihmal etmemek gerekiyor. Kış sebzeleri ve günlük bir salatanın sofralardan eksik edilmemesi lazım. Haftanın en az iki günü balık tüketimi de soğuk havalarda bireyi ani kalp krizinden koruyacaktır" diye konuştu. (YÇ-GF-
Op. Dr. İbrahim Gözen’den gözlükten kurtulmanın yollarını anlattı
21 Ekim 2025 Salı - 10:23 Op. Dr. İbrahim Gözen’den gözlükten kurtulmanın yollarını anlattı Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. İbrahim Gözen, Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde uyguladığı akıllı mercek tedavisi ile hem katarakt hastaları hakkında bilgi verdi. Op. Dr. İbrahim Gözen, "Modern göz cerrahisinin en etkili yöntemlerinden biri olan akıllı mercek (trifokal lens) uygulaması, uzak - orta - yakın mesafede net görüş sağlayarak hastalara yepyeni bir yaşam kalitesi kazandırıyor. Özellikle 40 yaş üstü bireylerde sık görülen presbiyopi (yaşa bağlı yakını görememe) sorunu, bu yöntemle kalıcı olarak çözülebiliyor" dedi. Op. Dr. İbrahim Gözen, "Hastalarımız artık gözlük taşımak zorunda kalmadan, günlük hayatlarına daha rahat devam edebiliyor. Akıllı mercekler sayesinde hem kitap okuyabiliyor, hem bilgisayar kullanabiliyor, hem de gece araç kullanırken net görüş elde edebiliyorlar. Uygulama sonrası yaşam kaliteleri ciddi anlamda artıyor" ifadelerine yer verdi. Tedavi sürecini anlatan Op. Dr. İbrahim Gözen, "40 yaş ve üzeri kişiler, katarakt hastaları, uzak ve yakın görme sorunları yaşayanlar. Gözlük veya lens kullanmak istemeyenler. Lokal anestezi altında, yaklaşık 10-15 dakikalık bir işlem. Aynı gün taburcu ve hızlı iyileşme süreci. Kalıcı çözüm, takılan lensler ömür boyu gözde kalır. Ameliyat sonrası hem uzak hem yakın görüşte netlik. Gözlükten tamamen kurtulma imkanı" diye konuştu.
Modern yaşamın sessiz tehdidi: Artan kalp krizleri
21 Ekim 2025 Salı - 09:57 Modern yaşamın sessiz tehdidi: Artan kalp krizleri Kardiyoloji Anabilim Dalı Uzmanı Dr. Hakan Tibilli, kalp hastalıklarının en sık görülen ölüm nedenlerinden olduğunu belirterek, "Sanayileşme, hareketsiz yaşam, kötü beslenme alışkanlıkları ve stres kalp sağlığımızı ciddi şekilde tehdit ediyor" dedi. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kardiyoloji Anabilim Dalı Uzmanı Dr. Hakan Tibilli, son yıllarda hem Türkiye’de hem de dünyada artan kalp krizi vakalarına dikkat çekerek, kalp sağlığının yalnızca bedensel değil, ruhsal bir bütünlük içinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Dr.Tibilli, "Kalp, yalnızca duygularımızı etkileyen bir organ değil; aynı zamanda duygularımızdan da doğrudan etkilenen bir organdır. Kaygı ve stres düzeyi yükseldiğinde kalbimiz hızla çarpar, ritim bozulur. Tersi durumda, kalp ritmindeki bozukluklar da anksiyeteyi artırır. Bu nedenle ruh sağlığıyla beden sağlığı birbirinden ayrı düşünülemez" şeklinde konuştu. Kalp krizlerinde artışın nedenleri Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kalp hastalıklarının en sık görülen ölüm nedenlerinden olduğunu belirten Dr. Tibilli, "Bu artış modern yaşamın getirdiği değişikliklerle doğrudan ilişkili. Sanayileşme, hareketsiz yaşam, kötü beslenme alışkanlıkları ve stres kalp sağlığımızı ciddi şekilde tehdit ediyor. Sedanter yaşam tarzı, egzersiz eksikliği ve yüksek kalorili beslenme kalp krizi riskini artırıyor" diye konuştu. Risk faktörlerinin ikiye ayrıldığını anlatan Dr. Tibilli, "Değiştirilemeyen risk faktörleri arasında yaş ve genetik yapı yer alır. Erkeklerde 45, kadınlarda 55 yaş üstü bireyler risk grubuna girer. Ailesinde genç yaşta kalp hastalığı öyküsü olanlar da bu gruptadır. Ancak sigara içmek, yüksek tansiyon, diyabet ve yüksek kolesterol gibi kalp krizi riskini belirgin biçimde artıran değiştirilebilir risk faktörleri üzerinde özellikle durulmalıdır. Sigaranın bırakılmasıyla risk bir yıl içinde yüzde 50 azalıyor, iki yıl sonra ise içmeyenlerle aynı seviyeye iniyor" ifadelerini kullandı. Belirtiler ve ilk müdahale kritik öneme sahip Kalp krizinin en sık nedeninin koroner arter hastalığı olduğunu aktaran Dr. Tibilli, "Ailesinde kalp hastalığı bulunan, özellikle diyabet geçmişi olan ve 10 yılı aşan şeker hastaları, kalp damarlarında tıkanıklık varmış gibi değerlendirilmelidir" dedi. Kalp krizinin uyarı sinyallerine karşı dikkatli olunması gerektiğine vurgu yapan Dr. Tibilli, "Göğüs ortasında baskı, yanma veya sıkışma tarzında ağrılar, sırta, kola yayılabilir. Bu ağrılar bazen mide ağrısı ile karıştırılır. Göbek deliği ile çene arasındaki bölgede oluşan ağrılar uyarıcıdır. Bu tür şikayetlerde vakit kaybetmeden harekete geçilmelidir. Ağrı 15 dakikadan uzun sürüyorsa artık akut koroner sendromdan söz ederiz. Bu durumda hasta istirahat ettirilmeli, 112 acil yardım çağrılmalı, hasta sakin bir ortamda tutulmalıdır. Aspirin varsa, 300 mg çiğnemesi önerilebilir. Zaman faktörü hayati önem taşır. Kalp krizinde her 30 dakikalık gecikme, ölüm riskini yüzde 8 oranında artırır. En önemli kriter zamandır; en yakın sağlık kuruluşuna bir an önce ulaşmak gerekir" diye bilgi verdi. Doğru beslenme, haftada 150 dakika egzersiz hayat kurtarır Dr. Tibilli, egzersizin kalp sağlığındaki önemine ve sağlıklı beslenmenin kalp krizlerini önlemede temel unsurlardan biri olduğuna da dikkat çekerek şunları söyledi: "Amerikan Kalp Birliği ve Avrupa Kardiyoloji Derneği’nin önerdiği şekilde haftada en az 150 dakika, idealde 200 dakikalık tempolu yürüyüş, aerobik egzersizler, yüzme ve bisiklet en güvenli ve etkili yöntemlerdir. Ağırlık kaldırma gibi yüksek yoğunluklu egzersizler haftada iki-üç günü geçmemeli. Doymuş yağ ve trans yağ asitlerinden fakir sebze, meyve ve lifli gıdalardan zengin bir beslenme modeli kalp dostudur. Tuz miktarı günde 6 gramı, yani bir çay kaşığını geçmemelidir. Unutmamak gerekir ki tüm besinlerde az da olsa doğal tuz bulunur. Özellikle salça gibi hazır ürünler gizli tuz kaynaklarıdır. Karbonhidrat, protein ve yağ dengesine dikkat edilmelidir. Beslenmede karbonhidrat oranı yüzde 50-60, protein yüzde 15, yağ yüzde 25-35 olmalı. Trans yağlardan, yani margarinlerden mümkün olduğunca uzak durulmalıdır. Kolesterol alımı günlük 200 miligram olmalıdır. Zeytinyağı kolesterolü düşürmez ama nötral etkidedir, yani yükseltmez. Bu nedenle tercih edilmelidir. Haftada iki kez balık tüketmek kalp sağlığını korur. Balıktaki omega-3 yağ asitleri trigliserit düzeylerini düşürür, pıhtılaşmayı azaltır ve ani kalp ölümü riskini azaltır." Hastalanmadan önce önlem alınmalı Son olarak kalp krizlerinin önlenebilir bir hastalık olduğunu önemle vurgulayan Tibilli, "Hastalandıktan sonra değil, sağlıklıyken önlem almak gerekir. Kalp krizinin neden olduğu ölümlerin büyük bir kısmı alınacak basit önlemlerle engellenebilir. Sigara bırakmak, egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek ve düzenli kontrolleri ihmal etmemek yaşam kalitesini artırır" diyerek sözlerini tamamladı.
‘Jinekolojik hastalıklarda geç teşhis, hayati tehlike sebebi’
21 Ekim 2025 Salı - 09:35 ‘Jinekolojik hastalıklarda geç teşhis, hayati tehlike sebebi’ Kadınlarda adet düzensizlikleri, kasık ağrısı, ara kanamalar, ilişki sırasında ağrı, karında şişlik veya sürekli yorgunluk hissi gibi belirtilerin çoğu zaman normal kabul edildiğini söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Nilay Yolcu Van, "Bu tür şikayetler hormonal değişiklikler ya da stresle ilişkilendirilip göz ardı ediliyor. Oysa bu bulguların arkasında endometriozis, miyom, yumurtalık kisti veya rahim ağzı kanseri gibi ciddi patolojiler olabilir" dedi. Kadınlarda sık görülen jinekolojik hastalıklar çoğu zaman sessiz ilerliyor ve bu durum tanı konulmasını geciktiriyor. Medical Park Ordu Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Nilay Yolcu Van, özellikle rahim ağzı kanseri, endometriozis, miyom ve yumurtalık kistleri gibi hastalıkların erken fark edilmemesi halinde hem üreme sağlığını hem de yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebileceğine dikkat çekti. "Basit görünen belirtiler ciddi hastalıkların habercisi olabilir" Kadınlarda adet düzensizlikleri, kasık ağrısı, ara kanamalar, ilişki sırasında ağrı, karında şişlik veya sürekli yorgunluk hissi gibi belirtilerin çoğu zaman normal kabul edildiğini söyleyen Opr. Dr. Nilay Yolcu Van, "Bu tür şikayetler hormonal değişiklikler ya da stresle ilişkilendirilip göz ardı ediliyor. Oysa bu bulguların arkasında endometriozis, miyom, yumurtalık kisti veya rahim ağzı kanseri gibi ciddi patolojiler olabilir. Kadınların kendi vücut sinyallerine duyarlı olmaları gerekiyor" uyarısında bulundu. "Rahim ağzı kanseri önlenebilir bir hastalıktır" Düzenli smear testi ve HPV taraması ile rahim ağzı kanserinin erken evrede tespit edilebileceğini belirten Opr. Dr. Van, "HPV aşısı, kansere giden sürecin önlenmesinde en etkili yöntemlerden biridir. 21 yaşından itibaren düzenli jinekolojik muayene ve tarama testleri, birçok kadının hayatını kurtarabilir" ifadelerini kullandı. "Endometriozis ve miyom kadınların yaşam kalitesini etkiliyor" Endometriozis (çikolata kisti) ve rahim miyomları, doğurganlık çağındaki kadınlarda en sık rastlanan iyi huylu jinekolojik hastalıklar arasında yer alıyor. Opr. Dr. Nilay Yolcu Van, "Bu hastalıklar sadece fiziksel ağrıya yol açmakla kalmaz; uzun dönemde doğurganlığı azaltabilir ve psikolojik stres oluşturabilir. Ultrasonografi ve gerekirse ileri görüntüleme yöntemleriyle erken evrede tanı konulması tedavi başarısını artırır" diye konuştu. "Düzenli kontrol hayat kurtarır" Opr. Dr. Van, her kadının yılda en az bir kez jinekolojik muayeneden geçmesi gerektiğini vurgulayarak, "Kadın sağlığında erken tanı, tedavi sürecinin yönünü tamamen değiştirir. İhmal edilen her belirti, geri dönüşü olmayan bir sürecin başlangıcı olabilir. Bu nedenle düzenli kontrolleri aksatmamak, sağlıklı bir yaşamın en önemli parçasıdır" ifadelerine yer verdi.
Medilines Hospital sağlıkta 5’inci yılını geride bıraktı
20 Ekim 2025 Pazartesi - 18:06 Medilines Hospital sağlıkta 5’inci yılını geride bıraktı Elazığ’da 2020 yılında kurulan ve milyonlarca vatandaşa sağlık hizmet veren Medilines Hospital, 5’inci yılını geride bıraktı. Elazığ’da 2020 yılında Muhittin Siğergök öncülüğünde faaliyetlerine başlayan Medilines Hospital, başta Elazığ olmak üzere çevre iller ve ülke geneline sağlık hizmeti veriyor. Son teknoloji ile donatılan hastane, aradan geçen 5 yıllık sürede 81 il, 33 ülkede 1 milyonu aşkın hastaya şifa dağıttı. Hastanenin kuruluş yıl dönümü dolayısıyla bir program düzenlendi. Programa Hastanede Yönetim Kurulu Başkanı Muhittin Siğergök, doktorlar, hemşireler ve personel katıldı. Kutlama pasta kesimi ve fotoğraf çekimi ile sona erdi. Bir Elazığ markası olarak yola çıktıklarını aktaran Muhittin Siğergök, "Bugün 5’inci yılımızı doldurduk. Onun gururu, keyfi ve mutluluğunu yaşıyoruz. En güzel olan, buradaki tüm arkadaşların kalben, vicdanen ve ruhen bir birliktelik içerisinde olmasıdır. Bu kaçınılmaz bir başarı şeklidir. Üst akıl bir hastane sahibi bir gün hastaneyi gezdi. Yanıma geldi, ‘Muhittin Bey, çok değişik bir sistem oturtmuşsunuz. Bir tarafta kurumsallık çok güzel oturmuş ama bir tarafta da duygusallık var. İkisinin aynı anlamda olması enteresan bir şey. Siz genlerinizle bir sitem oturtmuşsunuz’ dedi. Bu hem çalışanım hem de iş yerinin sahibiyim anlamına geliyor. Biz zaten bunun için bugüne kadar en zor anda ve günde hastaneyi açtık. Çok ilginçtir, o dönem tüm hastaneler çok ciddi manada kısmi destek alırken biz hiçbirini almadık. Buna rağmen en iyisi olduk ve hep aday olduk. O yolda da devam ediyoruz" dedi. Hastane Başhekimi Dr. Yusuf Kenan Aydın ise, "Mediline Hastanesi olarak tıptaki tüm yenilikleri, gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Bunları hastanemize entegre etmeye çalışıyoruz. Elazığ ve komşu illere daha kaliteli bir sağlık hizmeti verebiliriz diye sürekli bir araştırma, inceleme ve çaba içerisindeyiz. 250 ve daha fazla personel istihdam ederek Elazığ ekonomisine ve sosyal yapısına ciddi anlamda katkı sunuyoruz" diye konuştu.