SAĞLIK
05 Nisan 2026 Pazar - 13:14 Bahar mevsimi pek çok hastalığı beraberinde getirebilir Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Eser Akkuş, bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğada yaşanan canlanma, beraberinde bazı sağlık sorunlarını da getirdiğini belirterek, "Bahar mevsimi pek çok hastalığı beraberinde getirebilir" dedi. Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğada yaşanan canlanma, beraberinde bazı sağlık sorunlarını da getiriyor. Özellikle çocuklarda sıkça görülen bahar alerjileri, erken önlem alınmadığında daha ciddi hastalıklara zemin hazırlayabiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Eser Akkuş aileleri uyardı. "Bahar mevsimi pek çok hastalığı beraberinde getirebilir" Doğa yeşillenirken havada uçuşan polenlerin, özellikle çocuklarda bahar alerjisini tetiklediğini ifade eden Akkuş, "Her yıl bahar aylarında çocuk polikliniklerinde alerjik rinit (saman nezlesi) ve alerjik astım şikayetlerinde belirgin artış gözleniyor. Baharda ağaç ve çimen polenleri yoğunlaştığında çocuklarda ardı ardına hapşırma nöbetleri, berrak burun akıntısı, burun ve göz kaşıntısı, sulanan gözler, öksürük ve yorgunluk gibi belirtiler sıkça görülüyor. Bahar mevsimi birçok aile için keyifli bir dönem olsa da, polen alerjisi olan çocuklar için zorlu geçebilir. Doğa uyanırken, baharın müjdecisi olarak kabul edilen çiçekler ve yeşillik aslında binlerce çocuğun sağlığını tehdit eder. Havada milyonlarca polen tanesi uçuşurken, özellikle alerjik bünyeli çocuklar için bahar ayları zorlu bir döneme dönüşür. Her yıl mart ayından itibaren çocuk polikliniklerine başvuran alerjik rinit ve astım vakalarında önemli ölçüde artış gözlenir" ifadelerini kullandı. "Belirtiler hafife alınmamalı" Ardışık hapşırma nöbetleri, berrak burun akıntısı ve burun tıkanıklığı, burun, göz, boğaz ve damakta kaşıntı, sulanan ve kızaran gözler, kuru öksürük, hırıltı ve nefes darlığı (astım atağı belirtisi olabilir), yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve uyku sorunları en sık görülen belirtiler arasında olduğunu dile getiren Akkuş, "Erken tanı ve doğru korunma yöntemleriyle çocukların bahar aylarını keyifle geçirmeleri mümkün. Ailelerin çocuğunda bahar belirtileri fark ettiğinde ’geçer’ diye beklememesi, mutlaka bir çocuk hastalıkları uzmanına başvurması gerekmektedir. Çünkü tedavi edilmeyen alerjik rinit, özellikle çocuklarda astım gelişimine zemin hazırlayabilir. Özellikle ailesinde alerji öyküsü olan, astımlı veya atopik bünyeli çocuklar risk grubundadır" diye konuştu. "Ailelere 7 pratik korunma önerisi" "Polenlerin en yoğun olduğu sabah erken saatleri ve akşamüstü dışarı çıkmayı sınırlayın" diyen Akkuş, "Eve geldikten sonra çocuğun kıyafetlerini değiştirin, saçını ve yüzünü yıkayın. Ev ve araç pencerelerini kapalı tutun, gerekirse hava temizleyici veya polen filtreli klima kullanın. Çocukların gözlük takmasını ve dışarıda maske kullanmasını teşvik edin. Nevresim ve çarşafları sık yıkayın, halı ve peluş oyuncakları azaltın. Belirtiler başladığında vakit kaybetmeden çocuk hastalıkları uzmanına başvurun. Doktor önerisiyle antihistaminik damla veya spreyler ile burun kortizon spreyleri gibi tedaviler erken dönemde başlanabilir. Gerekli görülen vakalarda alerji aşısı (immünoterapi) uzun vadeli çözüm sunar" ifadelerini kullandı. "Beslenme büyük rol oynuyor" Vücuttaki iltihabı azaltan anti-enflamatuar beslenme yaklaşımı, bağışıklık sistemini dengeleyerek hapşırma, burun akıntısı, göz kaşıntısı ve astım ataklarını hafifleteceğini söyleyen Akkuş, "Özellikle omega-3 yağ asitleri açısından zengin balık, ceviz ve keten tohumu, C vitamini yüksek taze meyve-sebzeler; probiyotik kaynakları ve antioksidanlar tüketmek faydalıdır. Öte yandan işlenmiş gıdalar, şeker ve kızartmalar inflamasyonu artırarak semptomları kötüleştirebilir. Çocuklarda bahar alerjisinde sağlıklı ve dengeli beslenme, sadece semptomları baskılamakla kalmaz, bağışıklık sistemini güçlendirerek uzun vadede daha dirençli bir bünye oluşmasına da katkı sağlar" diye konuştu.
Elektronik sigara, sigara içmeyen gençleri hedef alıyor
19 Ekim 2025 Pazar - 09:49 Elektronik sigara, sigara içmeyen gençleri hedef alıyor Elektronik sigaranın gençler için sinsi bir tehlike olduğunu belirten Prof. Dr. Ahmet Güzel, "13-17 yaş grubunda kullanıcıların yüzde 70’i daha önce hiç sigara içmemiş çocuklardan oluşuyor. Yani elektronik sigara, bağımlılığa giden yolun başlangıcı haline geliyor" dedi. Çocuklar için elektronik sigara tehlikesine dikkat çeken Medipol Bahçelievler Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Güzel, tatlandırıcılarla cazip hale getirilen bu ürünlerin kullanımındaki artışın endişe verici olduğunu söyledi. Bu cihazların, çocuklarımızın geleceği için ciddi bir tehdit olduğunun altını çizen Prof. Güzel, "Bu ürünlerin kokusuz oluşu, ateş gerektirmemesi ve kolayca saklanabilmesi kullanım oranlarını artırıyor. İçerisine eklenen tatlandırıcılar ve aromalar ise çocukluk çağında cazibeyi daha da artırıyor" dedi. İlk deneme elektronik Avrupa ve Amerika’da yapılan araştırmalara değinen Prof. Dr. Güzel, çarpıcı bir veriyi paylaşarak, "13-17 yaş arasındaki kullanıcıların yüzde 70’i daha önce hiç sigara içmemiş çocuklardan oluşuyor. Yani bu çocuklar ilk kez elektronik sigara kullanarak bağımlılık sürecine giriyor. Türkiye’de de tüketimin giderek arttığını ve benzer bir tehlikenin kapıda olduğunu söylemek mümkün" dedi. Nikotin tuzları tehlikeyi katlıyor Son dönemde piyasaya çıkan yeni nesil elektronik sigaraların daha büyük riskler taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Güzel, "Bu ürünlerde kullanılan nikotin tuzları, kana daha fazla nikotin geçmesine neden oluyor. Bu da beyindeki bağımlılık merkezlerini daha güçlü uyararak bağımlılığı hızla artırıyor. Ayrıca nikotin, sadece sigaraya değil diğer bağımlılıklara da kapı aralayabiliyor" diye konuştu. Akciğer ve kalp üzerindeki etkileri Elektronik sigaranın kısa sürede ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını hatırlatan Prof. Dr. Güzel, "2019-2020 yılları arasında ABD’de elektronik sigara kullanımına bağlı akciğer hasarı nedeniyle 2 bin 800 vaka kaydedildi. Bu çok hızlı gelişen, ciddi bir tablo. Ayrıca yüksek nikotin miktarları çarpıntıya yol açarak kalbin dinlenme sırasında beslenmesini engelliyor ve kalp krizi riskini artırıyor" ifadelerini kullandı. Kanser riski kapıda Elektronik sigaraların yüksek ısılara ulaşarak kansere yol açabilecek aldehit gibi zararlı kimyasallar ürettiğini söyleyen Prof. Dr. Güzel, "Normal tütünden daha fazla kanserojen madde açığa çıkıyor. Henüz uzun dönem etkilerini bilmiyoruz ancak ilerleyen yıllarda akciğer kanseri vakalarında artış görebiliriz" diye uyardı. Elektronik sigaranın yalnızca basit bir alışkanlık değil, ciddi bir bağımlılık ve sağlık tehdidi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Güzel, "Gençlerimizi bu ürünlerden mutlaka uzak tutmalıyız. Çocukların ve ebeveynlerin bilinçlendirilmesi, toplum sağlığı açısından büyük önem taşıyor" dedi.
Suriye’den Türkiye’ye ‘Hamit’ bebek için yaşam yolu: Kalp damarları ters doğmuştu, 4,5 saatlik başarılı operasyon
19 Ekim 2025 Pazar - 09:15 Suriye’den Türkiye’ye ‘Hamit’ bebek için yaşam yolu: Kalp damarları ters doğmuştu, 4,5 saatlik başarılı operasyon Suriye’de kalp damarları ters olarak dünyaya gelen Hamit el Salih önce Hatay’a oradan İstanbul’a getirildi, buradaki başarılı operasyonla yaşama tutunmayı başardı. Genç anne, tedavisi süren bebeğine ağlayarak sarılırken yaklaşık 4,5 saatlik ameliyatı ekibiyle gerçekleştiren Çocuk Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. A. Can Vuran, "Çocuğun transferini uçak ambulansla yapabildik. Bu bebekler süreç içerisinde ameliyat olmazsa oksijen dengesizliği bir de beraberinde kalple alakalı süregelen güçsüzlük nedeniyle maalesef kaybedilirler. 23’üncü gününde ameliyatını gerçekleştirdik, yaklaşık 70 dakika civarı kalbi durduruldu. Ameliyatı başarılı geçti, kalple alakalı sorunları ortadan kalktı sayılır, Bütün bebek bekleyen ailelerden talebimiz; hamilelik sürecinde iyi bir takip" dedi. Suriye’de yaşayan 21 yaşındaki Beyan Halid Suveyd, üçüncü çocuğu Hamit el Salih’i Hama kentinde ağustos ayında kucağına aldı. Doğuştan kalp damarlarının ters olduğu ciddi bir kalp anomalisi olarak ifade edilen büyük arter transpozisyonu (TGA) tanılı minik bebek Suriye’den Hatay İskenderun’a getirildi. Burada yapılan incelemeler sonrası solunum cihazına bağlı olarak Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne 26 Ağustos’ta nakledildi. Bin 900 gramlık Hamit bebek, 27 Ağustos’ta 23 günlükken Çocuk Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği İdari Sorumlusu Prof. Dr. A. Can Vuran ve ekibi tarafından acil olarak ameliyata alındı. Yaklaşık 70 dakika kalbi durdurulan bebeğin açık olarak yapılan ameliyatı başarıyla gerçekleştirilirken hem aile hem de ekip büyük mutluluk yaşadı. Annesi gözyaşlarıyla bebeğine sarıldı Yenidoğan servisinde tedavisi devam eden minik bebeği ziyaret eden annesi ağlayarak bebeğinin ellerini öptü, kokusunu içine çekerek taburcu olacağı günü beklediğini söyledi. Prof. Dr. A. Can Vuran ve Yenidoğan Uzmanı Doç. Dr. Funda Yavanoğlu Atay da yaklaşık 2 aydır tedavisi süren bebeğin geçirdiği operasyon ve tedavi sürecine ilişkin bilgi verdi. Uzmanlar, gebelik sürecinde takibin önemine, erken tanının hayati rolüne dikkat çekerek ailelere uyarılarda bulundu. 21 yaşındaki Beyan Halid Suveyd, Hama’da bebeğinin tedavisi için olumlu yanıt alamadığını ve Türkiye’ye nakledildiğini söylerken bebeğin başarılı bir tedavi gerçekleştirilmesinden duyduğu memnuniyeti ifade etti. Bebeğinin tedavisinde, bakımında emeği geçen herkese teşekkür eden genç anne, hasta olan tüm bebeklerin sağlığına kavuşması temennisinde bulundu. "Ameliyat olmazsa bir süreçler içerisinde maalesef kaybedilirler" Bebeğin geliş sürecine ilişkin bilgi veren Prof. Dr. A. Can Vuran, "112’nin çok ciddi, aktif, yoğun çalışan bir nakil hizmeti var. Bebek ciddi bir organizasyonla öncesinde Suriye’den Hatay’a transfer edildi. Sonrasında çocuğun transferini uçak ambulansla buraya yapabildik. Bu tip bebekler ilk defa gelmiyorlar, bu tabloyu düzenlemek açısından biz de süreç içerisinde bir tecrübe sahibi olduk. EKO bulguları açısından tanısı iletilmişti, direkt ameliyat olması amaçlı aldık çünkü bu transfer süreçleri, çocuğun Suriye’de tanı almasının gecikmesi ve bir enfeksiyon tedavisi nedeniyle zaten gecikmiş bir durumdaydı. Bu hasta grubu konjental kalp hastalıkları içerisinde, ameliyat olacak doğumsal kalp hastalıkları arasında yüzde 5 ila 10 civarında bir yer tutar. Büyük arter transpozisyonu denen bir hastalığa sahip sadeleştirmeye çalışırsak; kalpten çıkan büyük damarların ters olduğu ve koroner damarlarının da kirli kanın çıktığı kalp bölmesinden kaynak aldığı bir hastalıktır. Bu bebekler süreç içerisinde ameliyat olmazsa oksijen dengesizliği, düşüklüğü bir de beraberinde kalple alakalı süregelen güçsüzlük nedeniyle bir süreç içinde maalesef kaybedilirler" şeklinde konuştu. "Yaklaşık 70 dakika civarı kalbi durduruldu" Hastalık ve gerçekleştirilen operasyona yönelik konuşan Prof. Dr. Vuran, sözlerine şöyle devam etti: "Standart literatürde 2 hafta içerisinde bu bebeklerin ameliyat gereksinimi ortaya konmuştur. Bebek bize geldiğinde 22 gün civarındaydı, ertesi gün hazırlıkları tamamlayıp 23’üncü gününde ameliyatını gerçekleştirdik. Açık bir kalp ameliyatı, bu tip hastalıkların tedavisinde kalp akciğer makinası vasıtasıyla vücut dışı dolaşım uygulanması gerekir. Hastalığın tipine, çocuğun kilosuna, mevcut durumun kompleksliğine göre değişkenlik göstermekle beraber bu bebekte yaklaşık 70 dakika civarı kalbi durduruldu. Yaklaşık 2 saat bir süreçte de vücut dışı dolaşım kalp akciğer makinasına bağlı kalmak durumunda kaldı. Ameliyat da 4-4,5 saat kadar sürmüştür. Ameliyatı başarılı geçti, kalple alakalı sorunları ortadan kalktı sayılır, akciğerleriyle alakalı hem prematüre doğum hem de geçirmiş olduğu enfeksiyon dolayısıyla hala uzun bir tedavi ve gelişim dönemine ihtiyaç var. Bu ameliyatlardan sonra tamamen normal bir yaşam sürmek mümkün olabilir, ilave olarak kan sulandırıcı ilaç kullanmaları gerekiyor. İlave ameliyat ihtiyacı olan çocuk sayısı oldukça azaldı. Bu hastalığın dışında doğumdan hemen sonra girişim yapılması gereken bebekler de olabiliyor. Bunların anne karnında tespit edilmesi, gerekirse müdahale edilebileceği sağlık kurumuna annesinin karnında gönderilmesi çok önemli çünkü doğum olduktan sonra ciddi bir sorun varsa bazen bunun transportu çok olumsuz sonuçlara yol açabiliyor. Bütün bebek bekleyen insanlardan talebimiz; hamilelik sürecinde iyi bir takip, beslenmelerine dikkat etmeleri" "Çok ciddi gelip annelerinin kucaklarında gitmeleri hiçbir şekilde paha biçilemez" ‘Bebek dış merkezden entübe bir şekilde geldi’ diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Funda Yavanoğlu Atay, "Genel durumu geldiğinde çok iyi değildi, ertesi gün de cerrahlarımız tarafından operasyona alındı. Yaklaşık 6 gün boyunca kardiyovasküler cerrahi yoğun bakımında kaldı. Şu anda sadece dışarıdan ek oksijen ihtiyacı var, ciddi akciğer enfeksiyonu geçirdi, ona bağlı antibiyotik tedavisinin tamamlanmasını bekliyor. Annesi tarafından beslenir hale geldikten, oksijen desteğini de kestikten sonra inşallah bebeğimizi evine gönderebileceğiz. Hastaların çok ciddi bir şekilde bize gelip annelerinin kucaklarında gitmesi zaten bu mesleği yapış nedenlerimizden bir tanesi, inanılmaz mutluluk verici, mesleğimizin en güzel yanı bu; hiçbir şekilde paha biçilemez. Gebeliklerin sağlık profesyonelleri tarafından takip edilmesi çok önemli ve doğumlarının da mutlaka sağlık profesyonelleri eşliğinde hastanede yapılması gerekiyor. Büyüme, gelişmesi, ileri ki dönemdeki nörolojik durumları erken dönemde tanı ve tedavi çok etkiliyor" dedi.
Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanlığı bankaların maaş promosyonları için çalışma başlattı
18 Ekim 2025 Cumartesi - 15:38 Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanlığı bankaların maaş promosyonları için çalışma başlattı Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabgatullah Anmal, bankaların memur maaş promosyonları için tüm banka yöneticileri ile yüz yüze görüşmeye başladıklarını söyledi. Şırnak genelinde rekabetin en yüksek ölçüde sağlanması için tüm banka yöneticileriyle yüz yüze görüşülerek en iyi teklifle gelmelerini davet ettiklerini ifade eden Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Anmal, kentte kamu, özel, ilçe, il merkez şubelerini ayırt etmeden tüm bankalara gittiklerini belirterek süreçle ilgili yapılan çalışmalarda sağlık çalışanlarını bilgilendirdiklerini dile getirdi. 20 Ekim 2025 tarihinde Şırnak merkez ve ilçelerinde görev yapan sağlık çalışanlarını ilgilendiren banka promosyon ihalesinde gerekli rekabet şartlarının sağlanması için yetkili sendika Sağlık-Sen ailesi ve yönetimi olarak yoğun bir çalışma yürüterek banka şube yöneticilerini bilgilendirip sağlık çalışanların hak ettikleri emeğin karşılığını alabilme mücadelesini sürdürdüklerini belirten Anmal, "Bu çalışmamızı yapmadan öncede sürecin sağlıklı ve şeffaf yürütülmesi tüm sendika yöneticilerin çalışmalarda yer alması için birlikte çalışma çağrısını yaparak, bu haklı mücadeleyi birlikte yürütmenin önemine işaret ettik. Ancak sürecin başından beri yaptığımız çağrıya kimisi çeşitli bahaneler, kimisi yoğun çalışmayı gerekçe gösterip herhangi olumlu bir geri dönüş olmadı. İl ve ilçelerdeki temsilci ve yönetim kurulu üyelerimiz ile birlikte, şu banka bu banka ayırt etmeden il genelinde tüm banka yöneticilerini katılması için davet ederek sağlıklı bir rekabetin sağlanması içinde çalışmalara devam ettik" dedi. Sağlık çalışanların hak ettikleri adil ve hakkaniyetli bir rakamın banka idarecileri tarafından gelmesini umut ettiklerine vurgu yapan Anmal, "Çünkü piyasa şartların altında sağlık çalışanlarının beklentilerinden uzak sunulacak her hangi bir teklifi kabul etmeyeceğimizi tüm sağlık çalışanlarımıza iletiyoruz. Sağlık çalışanlarının razı olmayacağı herhangi bir teklife bizde razı olmayacağız. Sağlık-Sen ailesi ve teşkilatı olarak, çalışanların hakkını yemeye çalışanlara karşı sessiz kalmayız. Sağlık-Sen ailesi olarak biz, gecesini gündüzüne katan sağlık çalışanlarının sesi, nefesi, gücü olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Tüm kanser vakalarının yüzde 15’i meme kanseri
18 Ekim 2025 Cumartesi - 13:05 Tüm kanser vakalarının yüzde 15’i meme kanseri Meme Kanseri Farkındalık Ayı olması dolayısıyla açıklama yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Ezgi Aydın, meme kanserinde erken teşhisin yaşam süresini uzattığını belirterek, kadınların düzenli kontrollerini ihmal etmemesini önerdi. Meme kanserinin, meme dokusundaki hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla oluşan tümoral hastalık olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Ezgi Aydın, "Hastalık genellikle süt kanallarında, süt bezlerinde başlar. Meme kanserinin en önemli belirtisi memede hissedilen kitledir. Meme başı akıntısı meme başında çekilme, memede kızarıklık kanserin belirtileridir. Genetik faktörler ve gen mutasyonları, hastalığın en önemli nedenleri arasındadır. Bunun yanı sıra obezite, alkol ve sigara kullanımı, toksin yükü ve sağlıksız beslenme de riski artırır. Sağlıklı beslenmek ve bağımlılıklardan uzak durmak, bu riski azaltmada önemli rol oynar" diyerek kadınların düzenli kontrollerini yaptırmalarını tavsiye etti. "Kadınlarda en sık görülen kanser türü" Meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu ve her 100 meme kanseri vakasının 4’ünün de 60 yaş üzeri erkeklerde görüldüğünü kaydeden Dr. Aydın, "Meme kanseri, kadınlarda genellikle 40 yaşından sonra, erkeklerde ise 60 yaş üzerinde ortaya çıkar. Tüm kanser vakalarının yaklaşık yüzde 15’ini meme kanseri oluşturur. Meme kanseri 40 yaşından sonra daha sık görülse de genç yaşlarda da ortaya çıkabilir. Erken yaşta gelişen meme kanseri genellikle daha hızlı seyreder. Ailesinde genetik öykü bulunan bireylerin daha sık takibe alınması gerekir. Her kitle kanser değildir ancak kitle olmadan da kanser gelişebilir. Bu duruma ‘gizli’, yani okült kanser denir" diyerek meme kanserine karşı en önemli tedbirlerden birinin erken teşhis olduğunu kaydetti. Kendi kendine muayenenin önemine dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Ezgi Aydın, "Her kadının düzenli olarak kendi kendine meme muayenesi yapması gerekir. Muayene, meme başı çevresinden başlayarak meme dokusuna kadar dairesel hareketlerle elle yapılmalıdır. Hassasiyet ya da kitle hissedildiğinde, vakit kaybetmeden uzman hekime başvurulmalıdır" dedi.
Düzenli kahve ve çay tüketimi kanser hastalarında yaşam süresini uzatabilir
18 Ekim 2025 Cumartesi - 13:02 Düzenli kahve ve çay tüketimi kanser hastalarında yaşam süresini uzatabilir Yapılan bir araştırmaya göre düzenli kahve ve çay tüketimi kanser hastalarında yaşam süresini uzatabiliyor. Yapılan bir araştırmaya göre çay ve kahvenin kanser hastalarının ilerlemesine karşı koruyucu bir rol oynayabileceğini gösteren veriler elde edildi. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Uğur Coşkun, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Coşkun, "Kahve ve çay tüketiminin kanser hastalarının sağkalımını olumlu yönde etkilediği öne sürülmüştür, ancak bugüne kadar yayınlanan çalışmalar çelişkili sonuçlar ortaya koymuşken çok yeni yayınlanan bir sistematik incelemede çay ve kahve tüketimine dair çok önemli sonuçlar ortaya kondu. İtalya merkezli IRCCS Avrupa Onkoloji Enstitüsü’nde çalışan araştırma ekibi, çay ve kahvenin kanser hastalarının ilerlemesine karşı koruyucu bir rol oynayabileceğini gösteren veriler elde etti. Yakın zamanda yayınlanan bu çalışmada 1993-2023 yılları arasında farklı coğrafyalardan 40 000’i aşkın kanser hastasının verilerini bir araya getirerek analiz etti" dedi. Araştırmada özellikle çay tüketiminin kahveye göre daha güçlü bir koruyucu etki gösterdiğini belirten Coşkun, "Çalışmada, yüksek miktarda çay veya kahve tüketimi olan hastaların, daha düşük miktarda tüketenlere kıyasla kanserin yaklaşık yüzde 24 oranında daha düşük ilerlemesi riski taşıdığı belirlendi. Çalışmanın detaylarına baktığımızda incelenen kanser türleri arasında kolorektal kanserler, meme kanseri, prostat kanseri ile karaciğer, mesane gibi diğer kanser türleri bulunuyor. Kolorektal kanser özelinde çay ve kahve tüketiminin etkisi daha belirgin bulunurken, meme kanserinde yalnızca çay tüketiminin kanser riskini azaltmada anlamlı bir etki sağladığı tespit edildi" dedi. Düzenli çay ve kahve tüketiminin genel sağlık üzerinde olumlu etkileri olduğuna dikkati çeken Coşkun, "Her iki içecekte de şeker ve şurup kullanılmaması etkinin sağlanması için önemlidir. Bu çalışmaya göre kanser hastalarına fazla miktarda çay ve kahve tüketimini önermemiz doğru olmayacaktır. Çünkü fazla miktarda çay ve kahvenin kanser hastalarında başta kardiovasküler istem olmak üzere bir takım sakıncalı durumları da ortaya çıkabilir. Her hastanın kendi doktoru ile bu konuları değerlendirmesi uygun olacaktır" ifadelerini kullandı.
Siirt’te mobil diş kliniği ile hizmet köylülerin ayağına gidiyor
18 Ekim 2025 Cumartesi - 11:48 Siirt’te mobil diş kliniği ile hizmet köylülerin ayağına gidiyor Siirt İl Sağlık Müdürlüğü, vatandaşların ağız ve diş sağlığı hizmetine kolayca ulaşabilmesi için mobil diş kliniği hizmeti veriyor. Bu kapsamda mobil diş kliniği aracı, Ekmekçiler köyünde hizmet verdi. Ulaşımın güç olduğu bölgelerde yaşayan vatandaşların tedaviye erişimini kolaylaştırmak amacıyla gerçekleştirilen hizmette, merkezdeki 35 köyün ardından kalan 240 köye de tek tek gidileceği kaydedildi. Yapılan işlemler arasında diş çekimi, dolgu, simantasyon, flor uygulaması, fissür örtücü uygulaması ve diş temizliği yer aldı. İl Sağlık Müdürü Uzman Dr. Besim Hacıoğlu, halka bir hizmeti daha başlattıklarını belirterek, mobil diş ünitesiyle köy köy gezeceklerini söyledi. Başlangıçta merkezdeki 35 köye, daha sonra ise kalan 240 köye gideceklerini aktaran Hacıoğlu, "Köylerin nüfusuna göre bazı yerlerde bir gün, bazı yerlerde bir hafta kalacağız. Diş çekimi, dolgu tedavisi, kanal tedavisi yapılıyor. Protez ölçümü alıp merkezde yaptıracağız. Daha sonra kişilerin adı ve soyadına göre teslim edeceğiz. Hayırlı olsun" dedi. Köylülerden Abdurrezzak Başkurt ise hekimlere, mobil araçla Ekmekçiler köyüne geldikleri için teşekkür etti. Hizmetin ayaklarına geldiğini söyleyen Başkurt, "Diş çekimi, dolgu ve temizlik için çok memnunuz. Merkez köyleri tek tek dolaşacaklar, hepsini bitirecekler. Gurur duyuyoruz" şeklinde konuştu.
Siirt’te mobil diş kliniği ile hizmet köylülerin ayağına gidiyor
18 Ekim 2025 Cumartesi - 11:38 Siirt’te mobil diş kliniği ile hizmet köylülerin ayağına gidiyor Siirt İl Sağlık Müdürlüğü, vatandaşların ağız ve diş sağlığı hizmetine kolayca ulaşabilmesi için mobil diş kliniği hizmeti veriyor. Bu kapsamda mobil diş kliniği aracı, Ekmekçiler köyünde hizmet verdi. Ulaşımın güç olduğu bölgelerde yaşayan vatandaşların tedaviye erişimini kolaylaştırmak amacıyla gerçekleştirilen hizmette, merkezdeki 35 köyün ardından kalan 240 köye de tek tek gidileceği kaydedildi. Yapılan işlemler arasında diş çekimi, dolgu, simantasyon, flor uygulaması, fissür örtücü uygulaması ve diş temizliği yer aldı. İl Sağlık Müdürü Uzman Dr. Besim Hacıoğlu, halka bir hizmeti daha başlattıklarını belirterek, mobil diş ünitesiyle köy köy gezeceklerini söyledi. Başlangıçta merkezdeki 35 köye, daha sonra ise kalan 240 köye gideceklerini aktaran Hacıoğlu, "Köylerin nüfusuna göre bazı yerlerde bir gün, bazı yerlerde bir hafta kalacağız. Diş çekimi, dolgu tedavisi, kanal tedavisi yapılıyor. Protez ölçümü alıp merkezde yaptıracağız. Daha sonra kişilerin adı ve soyadına göre teslim edeceğiz. Hayırlı olsun" dedi. Köylülerden Abdurrezzak Başkurt ise hekimlere, mobil araçla Ekmekçiler köyüne geldikleri için teşekkür etti. Hizmetin ayaklarına geldiğini söyleyen Başkurt, "Diş çekimi, dolgu ve temizlik için çok memnunuz. Merkez köyleri tek tek dolaşacaklar, hepsini bitirecekler. Gurur duyuyoruz" şeklinde konuştu. (ZG-AKK-Y)
Op. Dr. Deniz: "Menopozda hormonlar yeniden düzenlenirken sistem geçici olarak yapılandırılır"
18 Ekim 2025 Cumartesi - 11:29 Op. Dr. Deniz: "Menopozda hormonlar yeniden düzenlenirken sistem geçici olarak yapılandırılır" Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Deniz Han Deniz, Menopoz döneminde hormonların yeniden düzenlenirken vücudun küçük bir devrim yaptığını belirterek, "Bu dönemde vücut küçük bir devrim yapar. Hormonlar yeniden düzenlenirken sistem geçici olarak yapılandırılır. Yani bu bir arıza değil, güncellemedir" dedi. Menopoz döneminde hormonların yeniden düzenlenirken vücudun küçük bir devrim yaptığını, farkındalıkla bu sürecin rahat geçirilebileceğini söyleyen Medicana International Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Deniz Han Deniz, kadınlara tavsiyelerde bulundu. Dünyada her yıl 50 milyona yakın kadının girdiği menopoz döneminin doğal ve sağlıklı bir yaşam evresi olarak görülmesi gerektiğini belirten Deniz, farkındalıkla bu dönemin enerji, özgüven ve bilgelik çağına dönüşebileceğini söyledi. Menopozun bir son değil, doğanın planladığı yeni bir başlangıç olduğunu vurgulayan Deniz, "Bu dönemde vücut küçük bir devrim yapar. Hormonlar yeniden düzenlenirken sistem geçici olarak yapılandırılır. Yani bu bir arıza değil, güncellemedir. Kadının gücünün yeni ritmidir. Bu dönüş yolculuğunu bastırmak değil, anlamak ve kucaklamak gerekir" diye konuştu. 7 başlıkla menopoz süreci yönetilebilir Kadınların 7 başlığa dikkat ederek bu dönemi rahat geçirebilmesinin mümkün olduğunu belirten Deniz, şu başlıkları paylaştı: "Beslenmeye dikkat edilmeli. Kalsiyum ve D vitamini yönünden zengin beslenme bu dönemde kemik sağlığını korur. Sebze, meyve, tam tahıllar ve sağlıklı yağların tüketimi; şekerli, işlenmiş gıdalardan ve aşırı kafeinden kaçınılması önemlidir. Hem kemiklerin güçlenmesi hem ruh halinin iyileşmesi için hareket çok önemlidir. Haftada en az 3-4 gün düzenli egzersiz yapılmalıdır. Uyku sorunları menopozda yaygındır. Rutin oluşturarak, ekran süresini azaltıp, uyku öncesi ağır yemeklerden kaçınmak bu sorunu çözebilir. Sıcak basmalar ve terlemelerle başa çıkmak için pamuklu, bol kıyafetler tercih edilmeli. Stresi azaltmaya yönelik nefes egzersizleri, meditasyon yapılmalı. Gerekirse doktorla hormon tedavisi gibi seçenekler konuşulmalıdır. Ruh hali dalgalanmaları normaldir. Bir uzmandan veya destek grubundan psikolojik destek almak faydalı olabilir. Osteoporoz riski için kemik yoğunluğu ölçümü; mamografi, jinekolojik muayene ve kan testlerini aksatmamak, gerekirse de hormon tedavisi de değerlendirilmelidir. Menopoz döneminde cinsellikten tamamen uzaklaşıldığına dair inanışlara ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Vajinal kuruluk gibi sorunlar için doktor tavsiyesiyle nemlendirici veya hormon içeren ürünler kullanılabilir. Vücut değişir, hormonlar değişir ama yakınlık ve sevgi hep oradadır. Cinsellik yalnızca fiziksel bir eylem değil; duygusal bir paylaşım ve bağ kurma biçimidir. Bu nedenle menopoz, cinselliğin sonu değil; belki de yeni bir boyuta geçişidir. İletişim, menopoz döneminin sihirli anahtarıdır. Eşler anlamalı, dinlemeli, destek olmalıdır. Menopoz sadece bir ‘kadın meselesi’ değildir; birlikte yaşanan bir hayatın doğal bir evresidir. Bu süreci birlikte atlatmak için empati en iyi ilaçtır."