Son Dakika
|
İran'dan ateşkes çıkışı: "Ateşkes, yeni suçlar için moladır"
Narkotik polisinden ’Cono’lara operasyon: 55 gözaltı
Dağıstan'daki selde 6 kişi hayatını kaybetti
MHP İstanbul İl ve 39 İlçe teşkilatı feshedildi
Tokat merkezli 12 ilde yasa dışı bahis operasyonu: 64 gözaltı
Narin cinayetinde Nevzat Bahtiyar’ın yeniden yargılanmasına başlandı
İran Devrim Muhafızları’ndan Hürmüz Boğazı açıklaması
Netanyahu’dan Trump’a kurtarma operasyonu tebriği
ABD ve İsrail’in gece boyunca İran’a düzenlediği saldırılarda can kaybı 34’e yükseldi
Antalya’da feci kaza: 2 kişi hayatını kaybetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Khartoum’s Marina Park Reopens After Years of War
Türk Polis Teşkilatı’ndan 181. kuruluş yıl dönümünde duygulandıran film
BM’den ABD’ye sivil hedef uyarısı
Süper Lig’de 28. hafta görünümü
Bakan Bolat: "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye’ye son 23 yılda her alanda çağ atlattık"
Kupa Voley’de finalin adı Ziraat Bankkart-Galatasaray
Tayland'da Charnvirakul hükümeti resmen göreve başladı
İBB davasında sanıkların cezaevi şartlarına ilişkin iddialar yalanlandı
SAĞLIK
3 bin 800 metrelik su isale hattı yenilendi
06 Nisan 2026 Pazartesi - 19:20:01
Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, Muğla genelinde eskiyen, şahıs arazisi içinde kalan ve sık sık patlayan su isale hatlarında yenileme çalışmalarını sürdürüyor. MUSKİ ekipleri son olarak Dalaman Şerefler Mahallesi Kırcagedire mevkiinde 3 bin 800 metrelik su isale hattını hem yeniledi, hem de vatandaş mülkiyeti dışına çıkardı. MUSKİ Genel müdürlüğünden yapılan açıklamada, "Dalaman ilçemizin Şerefler Mahallesi Kırcagedire mevkiinde, ekonomik ömrünü tamamlayan içme suyu hatlarının yenileme çalışmalarına başladık. Kullanım ömrünü tamamlayan, çap yetersizliği nedeniyle basınç sorununa neden olan, mülkiyet içerisinden geçtiği için arıza ve bakım süreçlerinde erişim sorunu yaşanan 3 bin 300 metrelik hattı, kamusal yol güzergâhına alarak yeniliyoruz. Dalaman Belediyesi’nin bölgede gerçekleştireceği yol çalışmaları ile eş zamanlı yürüttüğümüz bu çalışma sayesinde hat kapasitesini artırarak basınç ve debi sürekliliğini sağlıyor, kayıp-kaçak oranlarını düşürüyor ve arıza ile bakım süreçlerini daha hızlı ve kontrollü hale getiriyoruz. Böylece mahallemize uzun yıllar sorunsuz hizmet verecek modern ve sürdürülebilir bir içme suyu altyapısı kazandırıyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’ın il genelinde altyapının güçlendirilerek vatandaşlarımıza kesintisiz hizmet sunulması hedefi doğrultusunda çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz" denildi.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 17:30
Kanser farkındalığı: "Erken teşhis hayat kurtarır"
Samsun’un Çarşamba ilçesinde kanserle mücadelede erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla farkındalık çalışmaları gerçekleştirildi. Çarşamba İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalarda, kanser vakalarındaki artışa ve erken tanının hayati önemine vurgu yapıldı. İlçe Sağlık Müdürü Dr. Muhammet Faruk Akyüz, yaptığı açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü’nün 2025 projeksiyonlarına göre dünya genelinde kanser vakalarının hızla artmasının beklendiğini belirtti. Dr. Akyüz, erken tanı ve gelişmiş tedavi yöntemleri sayesinde özellikle Avrupa’da kanser kaynaklı ölüm oranlarında düşüş gözlemlendiğini ifade ederek, "Akciğer, meme ve kolorektal kanserler en yaygın türler arasında yer alıyor. Vakaların yaklaşık yüzde 90’ı çevresel faktörler ve yaşam tarzından kaynaklanmaktadır" dedi. Türkiye’de yürütülen tarama çalışmalarına da değinen Akyüz, "Bir yıl içerisinde 7,7 milyon kişiye ücretsiz tarama yapılmış ve yüz binlerce riskli vaka erken dönemde tespit edilmiştir. Bu durum düzenli kontrollerin hayat kurtarıcı etkisini açıkça ortaya koymaktadır" diye konuştu. KETEM’lerde ücretsiz tarama imkanı bulunduğunu hatırlatan Akyüz, taramalarda şüpheli bulgulara rastlanan kişilerin ileri tetkik için ilgili sağlık kuruluşlarına yönlendirildiğini, teşhis ve tedavi süreçlerinin ise üst basamak sağlık kurumlarında sürdürüldüğünü kaydetti. Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında; 40-69 yaş arası kadınlara meme kanseri için yılda bir klinik muayene ve 2 yılda bir mamografi, 30-65 yaş arası kadınlara rahim ağzı kanseri için 5 yılda bir HPV-DNA testi, 50-70 yaş arası kadın ve erkeklere ise kalın bağırsak kanseri için 2 yılda bir gaitada gizli kan testi uygulandığı bildirildi. Ayrıca bu yaş grubuna 10 yılda bir kolonoskopi önerildiği belirtildi. Öte yandan, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında ilçede çeşitli farkındalık etkinlikleri düzenlendi.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 16:41
Şanlıurfa’da sağlıklı beslenme ve böbrek sağlığı için eğitim seferberliği başlatıldı
Zengin gastronomi kültürü ve köklü mutfak geleneğiyle bilinen Şanlıurfa’da, bu kez sağlıklı beslenme ve böbrek sağlığı konusunda önemli bir toplumsal farkındalık adımı atıldı. Türk Böbrek Vakfı ile Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan işbirliği protokolü ile kentte sağlıklı beslenme ve böbrek sağlığı konusunda kapsamlı bir eğitim programı başlatıldı. Engelliler Koordinasyon ve Yaşam Merkezi’nde düzenlenen imza törenine, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, TBV Başkanı Timur Erk, Hilvan Belediye Başkanı Serhan Paydaş, Harran Üniversitesi Rektör Vekili Abdulcenap Cevheri ve çok sayıda davetli katıldı. İş birliği kapsamında böbrek hastalıklarına karşı farkındalığın artırılması, erken teşhisin yaygınlaştırılması ve sağlıklı yaşam bilincinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Eğitim programları ve bilinçlendirme kampanyalarıyla toplumun geniş kesimlerine ulaşılması planlanıyor. Gülpınar, törende yaptığı konuşmada, toplum sağlığına verilen önemin sadece sözde kalmadığını, uygulamaya geçirilen projelerle sürekli vurgulandığını belirterek, "Toplum sağlığına verdiğimiz önemi, göreve geldiğimiz ilk günden bu yana hayata geçirdiğimiz ve inşallah geçirmeye devam edeceğimiz projelerle sürekli vurguluyoruz, vurgulamaya da devam edeceğiz. Bildiğiniz üzere, üzerinde özellikle durduğumuz Liman Ayık Projesi ile zararlı maddelerden etkilenen vatandaşlarımızın, yani çok değerli insanlarımızın tedavisi konusunda ilk adımı attık. Her zaman ifade ettiğimiz gibi bu proje, bizim en önemli çalışmalarımızdan biri oldu ve olmaya da devam edecek. Çünkü ne yaparsak yapalım, insan hayatına dair sunulan en küçük hizmet dahi son derece kıymetlidir" dedi. "Sağlık en büyük değer" Gülpınar, sağlığın en büyük değer olduğunu vurgulayarak, bu iş birliğinin sadece bir protokol değil, toplum sağlığına yönelik önemli bir adım olduğunu ifade etti. Sağlıklı bireylerin sağlıklı bir toplumun temelini oluşturduğunu vurgulayan Gülpınar, belediye olarak her kesime ulaşacak farkındalık çalışmaları yürütmeyi hedeflediklerini söyledi. TBV Başkanı Timur Erk ise konuşmasında, özellikle beslenme alışkanlıklarına dikkat edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Şanlıurfa mutfağının lezzetli ancak tuz oranı yüksek olabildiğini belirten Erk, tuz tüketiminin azaltılmasının böbrek sağlığı açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Erk, ayrıca Fırat Nehri suyunun önemine değinerek, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı. TBV Başkanı Timur Erk, katkılarından dolayı Gülpınar’a teşekkür belgesi takdim etti. Programın ardından uzmanlar tarafından böbrek sağlığı ve sağlıklı beslenme konusunda katılımcılara bilgiler aktarıldı.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 16:38
Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ve TBV böbrek sağlığı için protokol imzaladı
Zengin gastronomi kültürü ve köklü mutfak geleneğiyle bilinen Şanlıurfa’da, bu kez sağlıklı beslenme ve böbrek sağlığı konusunda önemli bir toplumsal farkındalık adımı atıldı. Türk Böbrek Vakfı ile Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan işbirliği protokolü ile kentte sağlıklı beslenme ve böbrek sağlığı konusunda kapsamlı bir eğitim programı başlatıldı. Engelliler Koordinasyon ve Yaşam Merkezi’nde düzenlenen imza törenine, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, TBV Başkanı Timur Erk, Hilvan Belediye Başkanı Serhan Paydaş, Harran Üniversitesi Rektör Vekili Abdulcenap Cevheri ve çok sayıda davetli katıldı. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı koordinesinde düzenlenen protokol, Gülpınar ile TBV Başkanı Timur Erk arasında imzalandı. İş birliği kapsamında böbrek hastalıklarına karşı farkındalığın artırılması, erken teşhisin yaygınlaştırılması ve sağlıklı yaşam bilincinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Eğitim programları ve bilinçlendirme kampanyalarıyla toplumun geniş kesimlerine ulaşılması planlanıyor. Gülpınar, törende yaptığı konuşmada, toplum sağlığına verilen önemin sadece sözde kalmadığını, uygulamaya geçirilen projelerle sürekli vurgulandığını belirterek, "Toplum sağlığına verdiğimiz önemi, göreve geldiğimiz ilk günden bu yana hayata geçirdiğimiz ve inşallah geçirmeye devam edeceğimiz projelerle sürekli vurguluyoruz, vurgulamaya da devam edeceğiz. Bildiğiniz üzere, üzerinde özellikle durduğumuz Liman Ayık Projesi ile zararlı maddelerden etkilenen vatandaşlarımızın, yani çok değerli insanlarımızın tedavisi konusunda ilk adımı attık. Her zaman ifade ettiğimiz gibi bu proje, bizim en önemli çalışmalarımızdan biri oldu ve olmaya da devam edecek. Çünkü ne yaparsak yapalım, insan hayatına dair sunulan en küçük hizmet dahi son derece kıymetlidir" dedi. "Sağlık en büyük değer" Gülpınar, sağlığın en büyük değer olduğunu vurgulayarak, bu iş birliğinin sadece bir protokol değil, toplum sağlığına yönelik önemli bir adım olduğunu ifade etti. Sağlıklı bireylerin sağlıklı bir toplumun temelini oluşturduğunu vurgulayan Gülpınar, belediye olarak her kesime ulaşacak farkındalık çalışmaları yürütmeyi hedeflediklerini söyledi. TBV Başkanı Timur Erk ise konuşmasında, özellikle beslenme alışkanlıklarına dikkat edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Şanlıurfa mutfağının lezzetli ancak tuz oranı yüksek olabildiğini belirten Erk, tuz tüketiminin azaltılmasının böbrek sağlığı açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Erk, ayrıca Fırat Nehri suyunun önemine değinerek, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı. TBV Başkanı Timur Erk, katkılarından dolayı Gülpınar’a teşekkür belgesi takdim etti. Programın ardından uzmanlar tarafından böbrek sağlığı ve sağlıklı beslenme konusunda katılımcılara bilgiler aktarıldı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Nisan 2026 Pazartesi- 11:29
’Kırlangıç otu kullanımı’na dikkat, uzmanlar uyarıyor: "Gözlerine suyunu damlattı, göremez hale geldi"
2
04 Nisan 2026 Cumartesi- 16:31
Yalova’da "Emzirme Danışmanlığı ve Ulusal Değerlendirici Sağlık Personeli Eğitimi"
3
06 Nisan 2026 Pazartesi- 09:30
Malatya vertigo tedavisinde bölgenin referans noktası
4
06 Nisan 2026 Pazartesi- 09:42
Dünyanın ilk enfeksiyonlu bölgeye uygulanabilen yapay kemiği Eskişehir’de geliştirildi
5
06 Nisan 2026 Pazartesi- 10:08
Uzman doktordan 35 yaşın üzerindeki vatandaşlara uyarı: "Kalp krizleri ölüm nedeni oluyor"
16 Ekim 2025 Perşembe - 11:40
Böbrek hastalıkları ölüm nedenleri arasında 7’nci sırada yer alıyor
Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli Dr. Eray Erdem, böbrek hastalıklarının, dünya genelinde milyonlarca insanı doğrudan ya da dolaylı bir şekilde etkileyen, çoğunlukla sinsi bir şekilde ilerleyen ciddi sağlık sorun olduğunu söyledi. Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli Dr. Eray Erdem, böbrek hastalıklarının küresel ölüm nedenleri arasında yedinci sırada yer almakta olduğunu söyledi. Bu hastalıkta erekli önlemlerin alınmaması halinde önümüzdeki yıllarda beşinci sıraya yükselmesi beklendiğini anlatan Erdem sözlerine şöyle devam etti: "Uluslararası Nefroloji Topluluğu tarafından yapılan çalışmalara göre; dünya çapında, bu hastalıktan etkilenen tahminen 850 milyon insan bulunmaktadır ve her yıl yaklaşık 11 milyon kişi, böbrek hastalığı nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Yüksek gelir düzeyine sahip ülkelerin yıllık sağlık bütçelerinin neredeyse yüzde 3’ü diyaliz ve böbrek nakli maliyetleri ile ilişkilidir. Ülkemizde, Türk Nefroloji Derneği tarafından yapılan bir çalışmaya göre, her 6-7 erişkinden birinde çeşitli evrelerde Kronik Böbrek Hastalığı (KBH) bulunmaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan 2023 yılı ölüm ve ölüm nedeni istatistikleri incelendiğinde de ülkemizde gerçekleşen ölümlerin yüzde 3,1’inin böbrek yetmezliği nedenli olduğu görülmektedir." "Erken teşhis, etkili tedavi ve periyodik izlemler de kronik böbrek hastalıklarının ilerlemesinin durdurur" Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli Dr. Eray Erdem açıklamasının devamında, "Dağılımı ülkeye, ırka, yaşa ve cinsiyete göre farklılıklar göstermekle birlikte, dünyada, kronik böbrek hastalığına yol açan en sık nedenler diyabet ve hipertansiyondur. Türk Nefroloji Derneği Böbrek Kayıt Sistemi verileri, ülkemizde de benzer bir eğilimi göstermekte; hipertansiyon, diyabet ve kalp hastalığı olanlarda kronik böbrek hastalığı sıklığının, normal popülasyona göre daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, bu hastalıklara neden olan risk faktörleriyle mücadele etmek, söz konusu hastalıklarından korunmada ya da ilerlemesini durdurmada birincil korunma yöntemidir. Erken teşhis, etkili tedavi ve periyodik izlemler de kronik böbrek hastalıklarının ilerlemesinin durdurulması ve bu hastalıklara bağlı yeni hastalık oluşmasının engellemesine yönelik önemli mücadele basamaklarıdır. Kronik hastalıklar ve risk faktörleri ile etkin bir şekilde mücadele etmeyi amaçlayan Bakanlığımız, Hastalık Yönetimi Platformu (HYP) adını verdiği bir uygulama geliştirerek kronik hastalıkların erken teşhisi, etkili tedavisi ve izlemlerini içeren süreçlerin, birinci basamak sağlık kuruluşlarında kanıta dayalı klinik uygulama yönergeleri doğrultusunda yürütülmesini sağlamıştır. Böylelikle hastalıkların kontrol altına alınması, bireylerin fonksiyon kaybı yaşamalarının ve engelli hale gelmelerinin önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Hâlihazırda aile hekimlerimiz HYP kapsamında hipertansiyon, diyabet, obezite, kardiyovasküler risk değerlendirmesi ve çok yönlü yaşlı değerlendirmesi yaparak kendilerine kayıtlı bireylerin ilgili hastalıklara ya da durumlara yönelik risk durumlarını belirlemekte; risk değerlendirmesi sonucuna uygun yaşam tarzı değişiklikleri konusunda danışmanlık vermekte; hastaların tedavilerini düzenlemekte; gerekli hallerde bu kişileri bir üst basamağa ya da sağlıklı hayat merkezlerine yönlendirmektedirler" dedi.
16 Ekim 2025 Perşembe - 11:31
"El hijyeni enfeksiyonlara karşı en güçlü kalkan"
Dünya El Yıkama Günü kapsamında minik öğrencilerle buluşan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Meltem Öner Karaçay, hijyenin temel adımı olan el yıkamanın önemini vurgulayarak, ""El hijyeni enfeksiyonlara karşı en güçlü kalkan" dedi. Her yıl kutlanan Küresel El Yıkama Günü kapsamında Özel Tunçsiper Okulları’nda ilkokul öğrencilerine el hijyeninin toplum sağlığı açısından taşıdığı öneme dikkat çeken anlamlı bir seminer veren Doruk Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Meltem Öner Karaçay, el temizliğinin hastalıkların önlenmesindeki kritik rolüne dikkat çekti. El yıkamada 20 saniye kuralı Uzm. Dr. Karaçay, "Özellikle yemeklerden önce, tuvaletten sonra ve dışarıdan eve gelindiğinde ellerin sabunla en az 20 saniye yıkanması büyük önem taşıyor. Ellerimiz gün boyunca birçok yüzeye temas ediyor ve gözle görülmeyen mikroplar bu temaslar sırasında kolayca bulaşabiliyor. Bu nedenle sadece su ile değil, sabunla detaylı şekilde yıkamak, hem kendi sağlığımızı hem de çevremizdekilerin sağlığını korumada en etkili yöntemlerden biri" dedi. Uzm. Dr. Meltem Öner Karaçay’ın, öğrencilere pratik el yıkama tekniklerini de uygulamalı olarak gösterdiği etkinlik boyunca öğrenciler hem eğlendi hem öğrendi. Etkinliğin sonunda, miniklerin yoğun ilgisi ve katılımıyla gerçekleşen bu faydalı sunum için Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Meltem Öner Karaçay’a okul yönetimi tarafından teşekkür edilerek bir hediye takdim edildi.
16 Ekim 2025 Perşembe - 11:31
Nilüfer’de göz hastalıkları ve tedavileri anlatıldı
Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği "Sağlık Buluşmaları" etkinliğinde göz sağlığı ele alındı. Op. Dr. Adnan İpçioğlu, vatandaşlara göz hastalıkları ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. Nilüfer Belediyesi, halkı sağlık konusunda bilinçlendirmeye yönelik düzenlediği "Sağlık Buluşmaları" programında bu kez göz sağlığını ele aldı. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirilen ve vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği söyleşiye, TEV Hayri Tokaman Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri de katıldı. Etkinliğin konuğu olan Op. Dr. Adnan İpçioğlu, göz hastalıkları, güncel tedavi yöntemleri ve göz bakımı hakkında önemli bilgiler paylaştı. Gözlerin dünyaya açılan pencereler olduğunu vurgulayan Op. Dr. İpçioğlu, bu değerli organların öneminin genellikle görme duyusu azaldığında fark edildiğini belirtti. Göz hastalıklarını üç ana kategoride inceleyen İpçioğlu, en yaygın sorunun kırma kusurları olduğunu açıkladı. Doğru sanılan yanlışlar Miyop, hipermetrop ve astigmatın uzakta bulanıklığa yol açtığını, presbiyopinin ise yakını net görememe sorunu oluşturduğunu anlatan İpçioğlu, toplumda yaygın bir yanlış bilgiyi de düzeltti. İpçioğlu, "Gözlük kullanımının numaranın artmasını engellediği ya da gözlük kullanmamanın numarayı artırdığı doğru değil. Gözlük sadece görmeyi düzeltir" diye konuştu. Katarakt hastalığının yaşla birlikte arttığını belirten İpçioğlu, 50 yaş üstü bireylerin yarısında bu rahatsızlığın görüldüğünü söyledi. Sarı nokta hastalığının ise 55 yaş sonrası, sigara içenlerde ve yetersiz beslenenlerde daha sık rastlandığını, tedavi edilmezse görme kaybına neden olabileceğini aktardı. Tedavi yöntemleriyle ilgili bilgi veren Op. Dr. İpçioğlu, kırma kusurlarının lazer tedavisi, gözlük veya lens ile düzeltilebileceğini, kataraktın protez merceklerle başarıyla tedavi edildiğini, sarı nokta hastalığında ise enjeksiyon ve ilaç tedavilerinin uygulandığını açıkladı. Op. Dr. Adnan İpçioğlu, söyleşinin sonunda katılımcıların sorularını da yanıtladı.
16 Ekim 2025 Perşembe - 11:30
Uzmanı açıkladı: "Erken teşhis ve farkındalık hayat kurtarıyor"
Sivas Medicana Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Celal Alandağ, dünyada her 8 ila 10 kadından birinde kanser görüldüğünü ve kansere yakalanmış 3 kadından 1’inde ise meme kanseri görüldüğünü söyleyerek, erken teşhisin hayat kurtardığını söyledi. Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak öne çıkıyor. Dünyada her 8 ila 10 kadından biri kansere yakalanıyor ve kansere yakalanan her üç kadından biri ise meme kanseri ile mücadele ediyor. Kadınlarda kansere bağlı ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olan meme kanseri, erken teşhisle büyük oranda tedavi edilebilen bir hastalık olarak biliniyor. Bu nedenle her yıl ekim ayı ‘Meme Kanseri Farkındalık Ayı’ olarak belirleniyor ve toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla çeşitli projeler gerçekleştiriyor. Bu duruma dikkat çekmek isteyen Sivas Medicana Hastanesi ve Sivas Belediyesi iş birliğiyle ‘Bir Sonraki Durak Mamografi’ adlı farkındalık projesini hayata geçirdi. Proje kapsamında otobüs durakları pembeye boyanarak, vatandaşlarda erken tanı bilinci oluşturulması hedeflendi. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi’nde görevli Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Celal Alandağ ise meme kanserinin kadınlarda hem en sık görülen hem de en çok ölüme neden olan kanser türü olduğunu belirterek, "Dünyada ortalama 8 ila 10 kadından biri kansere yakalanıyor. Kansere yakalanmış her 3 kadından 1’inde ise meme kanseri görülüyor" dedi. "Farkındalık çok önemli" Celal Alandağ, kanserde erken teşhisin önemine vurgu yaparak,"Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türü. Maalesef hem sıklık olarak hem de en çok ölüme neden olan kanserlerden bir tanesi. Dünyada ortalama 8 ila 10 kadından 1 tanesinde kanseri görüyoruz ve kansere yakalanmış her 3 kadından 1 tanesinde de bu meme kanserini görüyoruz. Meme kanserine farkındalık ayı çok önemli. Daha öncelerde meme kanserine farkındalık günü vardı daha sonra haftası oldu ve en sonunda da ayı olarak bunu belirlediler. Henüz toplumda farkındalık istenilen düzeyde değil. Meme kanseri taraması yeteri kadar yapılmıyor, erken teşhis çok önemli. Kanseri erkenden teşhis ettiğimiz zaman bunun evresi hastanın yaşam süresini çok belirliyor. Örneğin erken evre diye adlandırdığımız evre 1,2,3 hastalarımızda 6 ay ila 1 yıl kadar tedavi aldıktan sonra tamamen düzelip hastayı sadece kontrollere çağırırken 4. evre hastalık olduğu zaman hastanın ömür boyu tedavi alması gerekiyor. Erken dönemde hastalığı tespit ettiğimiz zaman, yeni koruyucu tedavilerle tedavi edebiliyoruz. Bunun içerisinde ameliyat, kemoterapi, hormonel tedavi, akıllı ilaçlar ve ışın tedavisi gibi tedavi yöntemleriyle hastalık yüzde 90 oranında tekrarlamıyor" dedi. "Projeler üretildi" Alandağ, yılda bir kez muayene yapılması gerektiğini söyleyerek, "İnsanlara meme kanseri teşhisi konulduğu zaman erken evrede ise çokta korumalarına gerek yok. Yeni tedavilerle yüzde 90 oranında hayat boyu kurtulabilirler. İleri seviyede bir kanser evresi tespit edildiyse o zaman bu hastaların ömür boyu yüzde 100 iyileşme şansı yok ve hayat boyu tedavi almak zorundalar. Meme kanserinin taraması özellikle 40 yaşından sonra Mamografi ile birlikte taramalar öneriyoruz. Ancak 30 yaşından sonra her kadının bu kansere karşı farkındalığının olması ve kendi kendine meme muayenesini yapabilmesi lazım. Yılda bir de hekim eşliğinde meme muayenesinin yapılması lazım. Medicana hastanesi ve Sivas Belediyesinin yapmış olduğu bir proje ’Bir sonraki durak Mamografi’ projesi Mamografi meme kanserinin taramak için en sık kullanılan yöntem. Dolayısıyla Medicana Hastanesi de Türkiye genelinde bazı illerde farkındalık oluşturmak için böylesi projeler üretildi. Farkındalık oluşturulduğu zaman 1 kişide bile kanserde erken teşhis edilse bu çok önemlidir" diye konuştu.
16 Ekim 2025 Perşembe - 11:28
Uzmanı açıkladı: "Erken teşhis ve farkındalık hayat kurtarıyor"
Sivas Medicana Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Celal Alandağ, dünyada her 8 ila 10 kadından birinde kanser görüldüğünü ve kansere yakalanmış 3 kadından 1’inde ise meme kanseri görüldüğünü söyleyerek, erken teşhisin hayat kurtardığını söyledi. Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak öne çıkıyor. Dünyada her 8 ila 10 kadından biri kansere yakalanıyor ve kansere yakalanan her üç kadından biri ise meme kanseri ile mücadele ediyor. Kadınlarda kansere bağlı ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olan meme kanseri, erken teşhisle büyük oranda tedavi edilebilen bir hastalık olarak biliniyor. Bu nedenle her yıl ekim ayı ‘Meme Kanseri Farkındalık Ayı’ olarak belirleniyor ve toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla çeşitli projeler gerçekleştiriyor. Bu duruma dikkat çekmek isteyen Sivas Medicana Hastanesi ve Sivas Belediyesi iş birliğiyle ‘Bir Sonraki Durak Mamografi’ adlı farkındalık projesini hayata geçirdi. Proje kapsamında otobüs durakları pembeye boyanarak, vatandaşlarda erken tanı bilinci oluşturulması hedeflendi. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi’nde görevli Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Celal Alandağ ise meme kanserinin kadınlarda hem en sık görülen hem de en çok ölüme neden olan kanser türü olduğunu belirterek, "Dünyada ortalama 8 ila 10 kadından biri kansere yakalanıyor. Kansere yakalanmış her 3 kadından 1’inde ise meme kanseri görülüyor" dedi. "Farkındalık çok önemli" Celal Alandağ, kanserde erken teşhisin önemine vurgu yaparak,"Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türü. Maalesef hem sıklık olarak hem de en çok ölüme neden olan kanserlerden bir tanesi. Dünyada ortalama 8 ila 10 kadından 1 tanesinde kanseri görüyoruz ve kansere yakalanmış her 3 kadından 1 tanesinde de bu meme kanserini görüyoruz. Meme kanserine farkındalık ayı çok önemli. Daha öncelerde meme kanserine farkındalık günü vardı daha sonra haftası oldu ve en sonunda da ayı olarak bunu belirlediler. Henüz toplumda farkındalık istenilen düzeyde değil. Meme kanseri taraması yeteri kadar yapılmıyor, erken teşhis çok önemli. Kanseri erkenden teşhis ettiğimiz zaman bunun evresi hastanın yaşam süresini çok belirliyor. Örneğin erken evre diye adlandırdığımız evre 1,2,3 hastalarımızda 6 ay ila 1 yıl kadar tedavi aldıktan sonra tamamen düzelip hastayı sadece kontrollere çağırırken 4. evre hastalık olduğu zaman hastanın ömür boyu tedavi alması gerekiyor. Erken dönemde hastalığı tespit ettiğimiz zaman, yeni koruyucu tedavilerle tedavi edebiliyoruz. Bunun içerisinde ameliyat, kemoterapi, hormonel tedavi, akıllı ilaçlar ve ışın tedavisi gibi tedavi yöntemleriyle hastalık yüzde 90 oranında tekrarlamıyor" dedi. "Projeler üretildi" Alandağ, yılda bir kez muayene yapılması gerektiğini söyleyerek, "İnsanlara meme kanseri teşhisi konulduğu zaman erken evrede ise çokta korumalarına gerek yok. Yeni tedavilerle yüzde 90 oranında hayat boyu kurtulabilirler. İleri seviyede bir kanser evresi tespit edildiyse o zaman bu hastaların ömür boyu yüzde 100 iyileşme şansı yok ve hayat boyu tedavi almak zorundalar. Meme kanserinin taraması özellikle 40 yaşından sonra Mamografi ile birlikte taramalar öneriyoruz. Ancak 30 yaşından sonra her kadının bu kansere karşı farkındalığının olması ve kendi kendine meme muayenesini yapabilmesi lazım. Yılda bir de hekim eşliğinde meme muayenesinin yapılması lazım. Medicana hastanesi ve Sivas Belediyesinin yapmış olduğu bir proje ’Bir sonraki durak Mamografi’ projesi Mamografi meme kanserinin taramak için en sık kullanılan yöntem. Dolayısıyla Medicana Hastanesi de Türkiye genelinde bazı illerde farkındalık oluşturmak için böylesi projeler üretildi. Farkındalık oluşturulduğu zaman 1 kişide bile kanserde erken teşhis edilse bu çok önemlidir" diye konuştu. (YÇ-GF-
16 Ekim 2025 Perşembe - 11:24
Prof. Dr. Havlucu’dan ‘Grip Aşısı’ uyarısı
Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Hafsa Sultan Hastanesi Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Yavuz Havlucu, hastalıktan korunmada en etkili yöntemin grip aşısı olduğunu vurgulayarak "Aşının koruyucu etkisi uygulamadan iki hafta sonra başlar. Koruyuculuğu 6-8 ay sürer. Ekim ve Kasım ayları grip aşısı için en uygun dönemdir" dedi. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Hafsa Sultan Hastanesi Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Yavuz Havlucu, soğuk havalarla birlikte viral enfeksiyonların artış gösterebildiğini belirterek grip aşısı yaptırılmasının önemine değindi. Ekim ve kasım aylarının grip aşısı yaptırmak için en uygun dönemler olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yavuz Havlucu, hareketsizlik, kansızlık, tiroidin yavaş çalışması, menopoz, güneş ışığı eksikliği, diyabet ve kalp hastalığı gibi durumların kişilerin daha kolay üşümesine neden olduğunu belirterek "Soğuk vücuttaki tüm sistemleri yavaşlatabilir. Hareketsizlik üşümeyi arttırır, bu nedenle üşümeye karşı hareket etmek en iyi yöntemdir" dedi. Astım ve KOAH hastalarının soğuk havada nefes darlığı, öksürük ve hırıltı atakları yaşayabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Havlucu, bu hastaların soğukta bronş spazmı riski taşıdığını, böyle durumlarda sıcak ortama geçip nefes açıcı ilaçlarını kullanmaları gerektiğini söyledi. Soğuğun sinir uçlarını etkileyerek "nevralji" olarak bilinen ani ve şiddetli ağrılara yol açabileceğini dile getiren Prof. Dr. Havlucu, ayrıca yüz felçleri, mide-bağırsak krampları ve kalp damar spazmlarının da soğuk havada görülebileceğini aktardı. Soğuk havalarda viral enfeksiyonların artış gösterebileceğini kaydeden Prof. Dr. Havlucu, "Hava soğuduğunda insanlar kapalı alanlara yöneliyor. Bu da virüslerin yayılması için uygun ortam oluşturuyor. Soğuk algınlığında ateş hafif veya yoktur, gripte yüksek ateş görülür. Gripte baş ağrısı ve halsizlik daha belirgindir. Soğuk algınlığında özel bir tedavi gerekmez, gripte ise destek tedavisi uygulanır." diye konuştu. Risk grubundaki kişilerin mutlaka hekime başvurması gerektiğini belirten Prof. Dr. Havlucu, "Hasta kişiler hekim önerisi dışında ilaç kullanmamalı, kalabalık ortamlara girmemeli, maske takarak bulaşmayı önlemelidir." dedi. Grip aşısının hastalıktan korunmada en etkili yöntem olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Havlucu, "Aşının koruyucu etkisi uygulamadan iki hafta sonra başlar. Koruyuculuğu 6-8 ay sürer. Ekim ve Kasım ayları grip aşısı için en uygun dönemdir." ifadelerini kullandı.
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:43
Makat çatlağına botoks tedavisi ile ameliyatsız çözüm
Botoksun anal fissür tedavisinde kullanıldığına dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Tuğba Balkaya Tunçel, "Botoks uygulaması sonrası çoğu hasta birkaç gün içinde belirgin bir rahatlama hisseder. Ağrı azalır, bununla beraber tuvalete gitme korkusu ortadan kalkar" dedi. Anal fissür ya da diğer adı ile makat çatlağı, toplumda oldukça yaygın olarak görülse de çoğu kişi bu durumu basit bir tahriş sanıp doktora gitmeyi erteliyor. Çeşitli nedenlerle ortaya çıkan çatlak eğer tedavi edilmez ise zamanla kronikleşiyor ve günlük yaşamı olumsuz etkileyen bir soruna dönüşüyor. Medline Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Tuğba Balkaya Tunçel, hastalığın ameliyatsız bir şekilde tedavi edilebildiğini söyleyerek önemli bilgiler verdi. Küçük bir yırtıkla başlıyor Dr. Tuğba Balkaya Tunçel, anal fissürün genellikle kabızlık, sert dışkılama veya doğum sonrası zorlanmalar sonucu anüs bölgesindeki ciltte oluşan küçük bir yırtıkla başladığını söyleyerek, "Sorun kendini tuvalet sırasında cam kesiği gibi hissedilen ağrı, kanama ve yanma ile belli eder. İlk başlarda ağrı nedeniyle kişi tuvalete gitmekten kaçınabilir; bu da kabızlığı artırarak çatlağın daha da derinleşmesine yol açar ve kısır bir döngü oluşur. Bunun sonucunda zamanla makat kaslarında spazm gelişir ve bu da bölgedeki kan akışını azaltarak yaranın iyileşmesini zorlaştırır. Eskiden anal fissür tedavisinde cerrahi yöntemler, özellikle de "sfinkterotomi" adı verilen kas kesme ameliyatları oldukça sık uygulanırdı. Ancak ameliyat sonrası gaz veya dışkı kaçırma riski nedeniyle son yıllarda ameliyatsız tedavi yöntemleri ön plana çıkmış durumdadır. Bu yöntemlerin en etkili ve güvenli olanlarından biri de botoks uygulamasıdır. Botoks ile anal fissür tedavisi, ameliyatsız gerçekleştirilmesi, kısa sürede uygulanabilmesi ve iyileşme oranının yüksek olması nedeniyle günümüzde altın standart yaklaşımlardan biri haline gelmiştir" şeklinde konuştu. Genel anestezi gerekmiyor Günümüzde daha çok estetik cerrahi ile gündeme gelen botoksun anal fissür tedavisinde kasları geçici olarak gevşetmek için kullanıldığını kaydeden Dr. Tunçel, şunlar söyledi: "Makat bölgesine çok küçük dozlarda yapılan bu enjeksiyon, kas spazmını ortadan kaldırır, böylece çatlak bölgesine kan akışı artar ve yara kendi kendine iyileşme fırsatı bulur. İşlem yaklaşık 5-10 dakika sürer ve genellikle lokal anesteziyle yapılır. Hastalar aynı gün evlerine dönebilir. Botoks uygulaması sonrası çoğu hasta birkaç gün içinde belirgin bir rahatlama hisseder. Ağrı azalır, bununla beraber tuvalete gitme korkusu ortadan kalkar. Ortalama 4-8 hafta içinde fissür tamamen iyileşir. Üstelik bu süreçte herhangi bir kesi, dikiş veya ameliyat izi olmaz. Kapanmışının etkisi 3 ila 6 ay sürer; bu sürede çatlak bölgesi de genellikle tamamen kapanmış olur. Ancak 30 gün içinde kısmi başarı elde edilen yani yakınmaların yarı yarıya azaldığı hastalarda, ikinci bir seans botoks uygulaması yapılması gerekebilir." Kişiye özel tedavi planlanıyor Her hastalıkta olduğu gibi anal fissür tedavisinde de kişiye özel bir yaklaşım gerektiğini vurgulayan Tunçel, "Bazı hastalarda botoks tedavisi tek başına yeterli olurken, ileri vakalarda ek ilaç tedavileri veya yaşam tarzı değişiklikleri gerekebilir. Bol su içmek, lif yönünden zengin beslenmek, kabızlıktan kaçınmak ve düzenli tuvalet alışkanlığı edinmek tedavinin başarısını artıran unsurlardır" ifadelerini kullandı.
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:35
Karapınar’da evde sağlık hizmetlerinde kalite artacak
Konya’nın Karapınar ilçesinde evde sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmaya yönelik çalışmalar devam ediyor. Karapınar Devlet Hastanesi, evde sağlık hizmetleri kapsamında yürüttüğü çalışmalara devam ediyor. Yatağa bağımlı, kronik hastalığı bulunan ya da operasyon sonrası hastaneye gelmesi mümkün olmayan vatandaşlara yönelik sunulan hizmetlere, hastane yönetimi de katılım sağladı. Karapınar Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Oğuzhan Pekince ve hastane müdürleri, evde sağlık hizmeti alan hastaları ziyaret ederek hem sunulan hizmetleri gözlemledi hem de bazı sağlık uygulamalarına aktif olarak katıldı. Ziyaretler sırasında hastaların genel sağlık kontrolleri yapıldı, ilaç düzenlemeleri gözden geçirildi ve gerekli durumlarda pansuman işlemleri gerçekleştirildi. Ziyaretlerde vatandaşların talep ve dileklerini de dinleyen hastane yönetimi, hizmet kalitesini artırmaya yönelik notlar aldı. Başhekim Pekince, evde sağlık hizmetlerini kesintisiz sürdüren ekibe teşekkür ederek, ziyaret edilen hastalara geçmiş olsun dileklerinde bulundu.
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:32
Ödüllü cerrahtan bel fıtığına ameliyatsız çözüm: Algolojik yöntemle 1 saatte taburcu olmak mümkün
Geçen yıl ‘yılın en iyi genç beyin cerrahı’ seçilen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Hakan Şahin, bel fıtığı nedeniyle yaşam konforu bozulan ve ameliyat olmak istemeyen hastaların küçük iğneler kullanılarak ameliyatsız bir tedavi yöntemi olan algolojik işlemlerle iyileşebileceklerini söyledi. Yaptığı çalışmalarla yakın süre önce Türkiye’de ‘Yılın En İyi Genç Beyin Cerrahı’ ödülünü alan Medicana International Samsun Hastanesi Doktorlarından Doç. Dr. Mehmet Hakan Şahin, bel fıtığı hastalığının tedavisinde kullanılan ameliyatsız algolojik işlemler hakkında bilgi verdi. Bıçak kesiklerinin risk oluşturduğu şeker hastalarında ve ameliyat olmak istemeyen hastalarda kullanılan yöntemle kısa sürede fıtıktan kurtulmanın mümkün olduğunu dile getiren Doç. Dr. Şahin, ameliyatı, toparlanması ve tedavisi uzun süren fıtık ameliyatına göre bu yöntemin daha dikkat çekici olduğunu vurguladı. "Algolojik işlem, doğru hastada muazzam konfor sağlıyor" Algolojik işlemin, uygulanan doğru hastalarda muazzam bir konfor oluşturduğunu dile getiren Doç. Dr. Mehmet Hakan Şahin, "Bel fıtığı genelde iki omur kemiği arasındaki yastıkların dışarı çıkması sonucu oluşan lezyonlardır. Bunlar sinire bası yaptığı için hastalarımıza bulgu vermektedir. Bizim yaptığımız işlemler de şöyle, fıtığın derecesine göre hastanın medikal veya fizik tedaviden fayda görmediğinde yaptığımız işlemler. Bu işlemler hastayı ameliyattan alıkoyan, onun konforunu sağlayan, fıtığın geri kaçmasını veya geri yerine oturmasını sağlayan işlemler. Çok konforlu ve güzel işlemler. Çünkü hastayı ameliyattan çevirdiğiniz zaman onun cildindeki, kasındaki yaralanmaları, eklemlerindeki yaralanmaları aslında engellemiş oluyoruz. Her hasta için bir çözüm değildir. Çünkü bazı hastalarda fıtığı inanılmaz büyük olduğu için 3. veya 4. derece dediğimiz patlamış fıtıklarda olduğu zaman bu sefer hastalara da bu algolojik işlem fayda vermemekte. Tam tersine zarar bile verebilmekte. Doğru hasta seçimiyle hastaya muazzam bir konfor verirken, yanlış hasta seçiminde ise hastaya eziyet olabilir. Kullanılan yöntem, çok güzel bir yöntem. Çünkü hastalarımızın birçoğu patlamış fıtık olarak gelmiyor. Birinci ve ikinci derece fıtık olarak geldiği için hastalarımızın birçoğuna cevap verebilen güzel bir yöntem" dedi. "Fıtıktan kurtulan hastalar 1 saat içerisinde taburcu edilip, evlerine gidiyor" Hastaların ameliyat sonrası uzun süren iyileşme süreci yerine algolojik işlem sonrası 1 saatte yürüyerek evine gidebildiğine dikkat çeken Şahin, "Bahsi geçen tedavi yöntemi son 5 yılda çok fazla popülerleşti. Bununla ilgili kullanılan iğne yöntemleri bir ilaçtan daha az ya da cihazlara bağımlı bir yöntem. Bu yüzden teknolojik gelişimi de zamanla oturdu. Şimdilik son 5 yıldır çok popüler ama yapan hekim sayısı çok az. Yetkinlik çok az kişide çünkü. Anestezi yan dal uzmanları, algologlar, beyin cerrahlarında ve fizik tedavi uzmanlarında bu yetkinlik var ama bütün hekimler bu yöntemi kullanmıyorlar. Bu yüzden yapan sayısı az. Popüler olmasının bir güzel sebebi de şu: Hastayı ameliyattan alıkoyduğu, ameliyat olmak istemeyen hastaya bir çözüm olduğu için etkili bir yöntem olarak karşımıza çıkmakta. Ameliyatta, her halükarda hastanın bir anestezi alması lazım. Yaklaşık hasta 1 veya 1,5 saat içinde anestezi altında kalıyor ki, fıtık sayısına göre bu süre 5 saate kadar uzayabilir. Bahsettiğim algolojik yöntemle seviyelerine göre yaklaşık bir seviyeye 10 veya 15 dakikada müdahale edebildiğimiz için 3 seviyede fıtığı olan bir hastada bile en fazla 30-40 dakika içerisinde işlemi tamamlamış oluyoruz. Hasta işlemden yaklaşık 1 saat içerisinde taburcu olarak evine gidiyor" diye konuştu. Operasyonun komplikasyon oranlarının çok düşük olduğunu belirten Dr. Şahin ayrıca şunları söyledi: "Ameliyat ettiğiniz her hastaya bıçak değdiği için yarasının iyileşmesini beklersiniz, kanama ihtimallerini göz ardı edemezsiniz ve takip tedavi süreçleri çok daha uzun oluyor. Ama algolojik işlemlerde takip ve tedavi süreçleri inanılmaz kısa. Bu yüzden hastalara büyük bir konfor veriyor ve cerrahi ile arada kalınan, medikal tedavi ile cerrahi ile arada kalınan hastalarda çok ciddi bir opsiyon olarak karşımıza çıkıyor. Aslında cerrahiye gidecek hastalar içerisinde ise tünelden önceki son çıkışta diyebiliriz. Çok etkili ve güzel bir tedavi yöntemi. 18 yaşından 90 yaşına kadar bütün yaş grupları için aslında uygun bir tedavi yöntemi. Ama fıtık en çok 40 ile 65 yaş arası karşımıza çıktığı için genellikle tedavi ettiğimiz yaş grubu yoğunlukla 40 ile 65 yaş grubu arası." 2024 yılında İstanbul’da düzenlenen 1. Yaşargil Mikronöroşirürji Kongresi’nde, Doç. Dr. Mehmet Hakan Şahin’e ’Yılın En İyi Genç Beyin Cerrahı’ ödülü verilmişti.
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:29
Kalp rahatsızlığı bulunan hasta MEAH’ta sağlığına kavuştu
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nde, "Tekrarlayan Kalp Pili Şoklaması Nedeniyle Oluşan Elektriksel Fırtına" tanısı konulan 71 yaşındaki bir hastaya acil şartlarda ablasyon tedavisi başarıyla uygulandı. Hastanenin Kardiyoloji Kliniği hekimlerinden Dr. Öğretim Üyesi Süleyman Barutçu tarafından gerçekleştirilen operasyon, tekrarlayan pil şoklamaları şikayetiyle hastaneye başvuran hasta için hayati öneme sahipti. Dr. Barutçu, hastaya "elektriksel fırtına" tanısı koyarak acil şartlarda müdahale kararı aldı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Dr. Öğretim Üyesi Barutçu, elektriksel fırtınanın kalpteki ritim bozukluğunun çok sık ve tekrarlayıcı şekilde ortaya çıktığı, hayatı tehdit eden bir durum olduğunu belirtti. Barutçu, bu tür olgularda zaman kaybının ciddi risk oluşturduğuna dikkat çekerek, ablasyon işleminin çoğu zaman tek kalıcı çözüm olduğunu vurguladı. Dr. Barutçu, işlemi şu sözlerle anlattı: "Ablasyon işlemi, kalp içerisinde ritim bozukluğunu başlatan bölgelerin yakılarak izole edildiği yani bir nevi etkisiz hale getirildiği bir yöntemdir. Bu hastamız özelinde hayati tehlike doğuran acil bir klinik durumla karşı karşıya kaldık. Anestezi ekibimizin desteği, anjiyo ünitemizdeki çalışanlarımızın özverili çabası ve teknik destek sağlayan ekiplerin katkılarıyla işlemi acil şartlarda başarıyla tamamladık" Başarılı operasyon sonucunda hastanın ritim bozukluğunun düzeldiğini ve "elektriksel fırtına" durumundan çıktığını belirten Dr. Barutçu, hastaya geçmiş olsun dileklerini iletti. Daha önceleri benzer sorunlar yaşayan hastaların mecburen il dışına sevk edilmesi gerektiğini hatırlatan Dr. Barutçu, "Artık bu tür ileri kardiyak girişimlerin Muğla’da yapılabiliyor olması, hem hastalarımız hem de şehrimiz için sevindirici bir gelişme" ifadelerini kullanarak hastane yönetimine ve tüm ekip arkadaşlarına teşekkürlerini sundu. Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi yönetimi de yaptığı açıklamayla hastaya geçmiş olsun dileklerini ileterek, ablasyon işlemini başarıyla gerçekleştiren Dr. Öğretim Üyesi Süleyman Barutçu ve işlemde görev alan tüm ekibi tebrik etti.
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:29
Eskişehir Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nin son 3 ayı değerlendirildi
Eskişehir Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nin 3 aylık değerlendirme toplantısı düzenlendi. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici ve başkanların katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, hastanenin performansı ve geleceğe yönelik planların ele alındı. Başhekim Dr. Dt. Kadir Gördeli, hastanenin genel durumu ve hizmet kalitesini artırmaya yönelik projeler hakkında bilgi verdi. Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) verilerini sunan Başhekim Yardımcısı Dt. Ömer Eren, randevu sistemi ve hasta kabul süreçlerindeki iyileştirmeleri anlattı. Mali verileri sunan İdari ve Mali İşler Müdürü Nebi Kasçı ise, hastanenin mali durumu ve bütçe kullanımı hakkında bilgi paylaştı.
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:23
ESOGÜ Hastanesi’nde ’Ameliyathane Hemşireliği Sertifikasyon Programı’ düzenlendi
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde düzenlenen ’Ameliyathane Hemşireliği Sertifikasyon Programı’nda katılımcılara teorik ve uygulamalı eğitimler verildi. ’Sağlık Bakanlığı Sağlık Alanı Sertifikalı Eğitim Standartları’ doğrultusunda planlanan ’Ameliyathane Hemşireliği Sertifikasyon Programı’nın 6’ncısı gerçekleştirildi. 15 Eylül - 14 Ekim 2025 tarihleri arasında düzenlenen programa, ESOGÜ Hastanesi ve Eskişehir Şehir Hastanesi’nden toplam 5 kursiyer katılım sağladı. Eğitim ve Gelişim Hemşiresi Emine Çetin Atay ile Program Sorumlusu Züleyha Kandemir, katılımcılara eğitim verdi. 12 günü teorik, 10 günü uygulamalı olmak üzere toplam 22 gün süren programın sonunda, kursiyerler Sağlık Bakanlığı tarafından tescil edilen sertifikaları almaya hak kazandı. Programın, ameliyathanede görev yapan hemşirelerin görevlerini etkin ve verimli şekilde gerçekleştirmelerini sağlamak amacıyla düzenlendiği belirtildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder