Son Dakika
|
MUBRAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Levent Arkan adliyeye sevk edildi
Aralarında Mustafa Ceceli, Melek Mosso, Simge Sağın’ın da bulunduğu ünlü isimlere uyuşturucu operasyonu
Ekrem İmamoğlu hakkında yargı mensuplarını hedef aldığı gerekçesiyle soruşturma başlatıldı
İran'dan ateşkes çıkışı: "Ateşkes, yeni suçlar için moladır"
Narkotik polisinden ’Cono’lara operasyon: 55 gözaltı
Dağıstan'daki selde 6 kişi hayatını kaybetti
MHP İstanbul İl ve 39 İlçe teşkilatı feshedildi
Tokat merkezli 12 ilde yasa dışı bahis operasyonu: 64 gözaltı
Narin cinayetinde Nevzat Bahtiyar’ın yeniden yargılanmasına başlandı
İran Devrim Muhafızları’ndan Hürmüz Boğazı açıklaması
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Khartoum’s Marina Park Reopens After Years of War
Göztepe ile Galatasaray 64. randevuda
İsrail ordusu, İran’a yönelik yeni bir saldırı dalgasının tamamlandığını açıkladı
12 saatlik aranın ardından İran’dan İsrail’e yeni füze saldırısı
Suudi Arabistan, Bahreyn ve BAE yeni saldırılara hedef oldu
Türk Polis Teşkilatı’ndan 181. kuruluş yıl dönümünde duygulandıran film
BM’den ABD’ye sivil hedef uyarısı
Süper Lig’de 28. hafta görünümü
SAĞLIK
ANKA’dan ’Kanser Haftası’ farkındalık etkinliği
07 Nisan 2026 Salı - 11:28:55
Gaziantep Özel ANKA Hastanesi, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında farkındalık oluşturmak amacıyla önemli bir etkinliğe imza attı. Hastanede kurulan bilgilendirme standında ziyaretçilerle bir araya gelen uzman ekipler, kanserde erken teşhisin önemi hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Etkinlik kapsamında sağlıklı yaşam alışkanlıkları, düzenli kontrollerin gerekliliği ve erken tanının hayat kurtarıcı rolü vurgulandı. Ziyaretçilerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, toplumda bilinç oluşturmanın kanserle mücadelede en güçlü adımlardan biri olduğu ifade edildi. Gaziantep Özel ANKA Hastanesi yetkilileri, bu tür farkındalık çalışmalarının artarak devam edeceğini belirterek, vatandaşları düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemeleri konusunda uyardı.
07 Nisan 2026 Salı - 11:21
Hitit Üniversitesi Bilim Kafe’de otizm ve beslenme konuşuldu
Hitit Üniversitesi tarafından düzenlenen Bilim Kafe etkinliğinde ailelere, "otizm ve beslenme" konusunda ailelere önemli bilgiler verildi. Hitit Üniversitesi, 2 Nisan Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla Engelsiz Üniversite Koordinatörlüğü ve Beslenme Diyetetik Kulübü iş birliğinde düzenlediği Bilim Kafe etkinliğinde otizmli bireylerin aileleri ile bir araya geldi. Çorum Rehberlik ve Araştırma Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlikte "otizm ve beslenme" konusu ele alındı. Programda Engelsiz Üniversite Koordinatörü Doktor Öğretim Üyesi Naime Güneş Özler ile Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Doktor Öğretim Üyesi Şehriban Duyar Özer konuşmacı olarak yer aldı. Etkinlikte söz alan Doktor Öğretim Üyesi Naime Güneş Özler, otizmin günümüzde giderek daha fazla görülmeye başlandığını belirterek, 2023 yılı verilerine göre her 36 çocuktan birinin otizm tanısı aldığını ifade etti. Otizmin yalnızca tek bir nedene bağlı olmadığını, davranışsal ve biyolojik birçok unsurun etkileşimi sonucunda ortaya çıktığını vurgulayan Özler, otizmli bireylerin yaşadığı sosyal iletişim güçlükleri, sınırlı ve tekrarlayıcı davranış örüntüleri ile yüksek duyusal hassasiyet ve kaygı düzeylerinin beslenme alışkanlıklarını doğrudan etkilediğini belirtti. Çevresel faktörlerin ve biyolojik farklılıkların, otizmli bireylerde yemek yemeye karşı direnç gelişmesine ya da tam tersine aşırı yeme davranışına yol açabileceğini ifade eden Özler, ailelerin bu süreçte sabırlı, bilinçli ve destekleyici bir yaklaşım sergilemelerinin önemine dikkat çekti. Özler, doğru yönlendirme ve uygun stratejilerle beslenme süreçlerinin daha sağlıklı hale gelebileceğini belirterek ailelere çeşitli öneriler sundu. Doktor Öğretim Üyesi Şehriban Duyar Özer ise konuşmasında otizmin bir spektrum bozukluğu olduğunu ve her bireyde farklı özellikler gösterebildiğini ifade etti. Otizmli bireylerin geçmiş yaşantılarında karşılaştıkları olumsuz deneyimlerin ve travmaların beslenme davranışlarını etkileyebileceğine değinen Özer, bu nedenle her birey için standart bir diyet yaklaşımının doğru olmayacağını vurguladı. Özer, çocukların bireysel ihtiyaçlarının detaylı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini, bu değerlendirmeler sonucunda kişiye özel beslenme planlarının oluşturulmasının önem taşıdığını belirtti. Ayrıca toplumda sıkça karşılaşılan "her duyulan diyetin uygulanması" veya "bilinçsiz takviye kullanımı" gibi yanlış uygulamaların risklerine dikkat çekerek, beslenme süreçlerinde mutlaka uzman görüşüne başvurulması gerektiğini ifade etti. Eğitim süresince ailelerin aktif katılımı dikkat çekerken, katılımcılar merak ettikleri soruları doğrudan uzmanlara yöneltme fırsatı buldu.
07 Nisan 2026 Salı - 11:13
Teknoloji kullanımı artıyor, omurga rahatsızlıkları genç yaşlara iniyor
Son yıllarda klinik gözlemler ve yapılan çalışmalar sonucunda skolyoz ve bel fıtığı gibi omurga problemlerinin görülme yaşının giderek düştüğünü vurgulayan Fizyoterapist Sami Yıldırım, "Eskiden daha çok ileri yaşlarda karşımıza çıkan bu rahatsızlıklar artık çocukluk ve ergenlik döneminde de sıkça görülmeye başlandı" dedi. Gelişen teknolojiyle birlikte çocukların ekran başında geçirdiği süre her geçen gün artarken, bu durum fiziksel sağlık üzerinde ciddi etkiler oluşturmaya başladı. Uzmanlara göre hareketsiz yaşam tarzı ve yanlış duruş alışkanlıkları, özellikle omurga sağlığını tehdit ederek daha önce ileri yaşlarda görülen pek çok rahatsızlığın artık çocukluk ve ergenlik döneminde ortaya çıkmasına neden oluyor. Tablet, telefon ve bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte skolyoz ve bel fıtığı gibi fizyolojik sorunların görülme sıklığında artış yaşandığı belirtilirken, erken farkındalık ve doğru alışkanlıkların kazandırılması büyük önem taşıyor. Tunceli Sağlıklı Hayat Merkezinde görev yapan Fizyoterapist Sami Yıldırım, teknoloji kullanımının artmasıyla birlikte çocukların daha hareketsiz bir yaşam tarzına yöneldiğini, bu durumun ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirdiğini ifade etti. Fizyoterapist Yıldırım, "Son yıllarda klinik gözlemler ve yapılan çalışmalar skolyoz ve bel fıtığı gibi omurga problemlerinin görülme yaşının giderek düştüğünü ortaya koyuyor. Eskiden daha çok ileri yaşlarda karşımıza çıkan bu rahatsızlıklar artık çocukluk ve ergenlik döneminde de sıkça görülmeye başlandı. Bu artışta en önemli faktörlerden biri ise çocukların teknolojiyle geçirdiği sürenin ciddi şekilde artması. Özellikle tablet, telefon ve bilgisayar kullanımı çocukların hareketsiz kalmasına ve yanlış duruş alışkanlıkları geliştirmesine neden olabiliyor. Saatlerce başı öne eğik şekilde ekran karşısında kalmak omurgaya binen yükü artırarak kas iskelet şeklindeki dengeyi ciddi şekilde değiştirebiliyor" diye konuştu. "Erken teşhis ise bu tür rahatsızlıklarda büyük önem taşır" Yıldırım, "Skolyoz, yani omurganın yana doğru eğilmesi, büyüme çağındaki çocuklarda erken fark edilmezde ilerleyebilen, duruşu, kas iskelet dengesini ve ileri dönemde solunum fonksiyonlarını da etkileyebilen bir durum. Teknoloji kullanımına bağlı olarak gelişen diğer bozukluklar da bu süreci olumsuz etkileyebiliyor diyebiliriz. Bu konuda ailelerin çocuklarını gözlemlemesi çok önemli. Omuz seviyelerinde eşitsizlik, kürek kemiklerinde belirgin farklılık ve bel çukurlarındaki asimetrik durum erken dönemde fark edilebiliyor. Bu da erken tanı ve takibi kolaylaştırıyor. Özellikle yüzme, esneklik ve kuvvetlendirme egzersizleri omurga sağlığını desteklerken postür egzersizleri de duruş farkındalığının kazandırılmasında etkili rol oynuyor. Aynı zamanda çalışma ortamlarının ergonomik düzenlenmesi, ekranın göz hizasında olması ve oturma sırasında belin destekli olup, ayakların tam olarak yere basmasıyla beraber düzgün oturma pozisyonunu sürdürmek mümkün kılınıyor. Erken teşhis ise bu tür rahatsızlıklarda büyük önem taşır. Şüpheli durumlarda bir uzmana danışılması ve gerekli değerlendirmenin yapılması ileride oluşabilecek daha ciddi omurga problemlerinin önüne geçebiliyor. Sadece bu problemler değil, çocukluk döneminde kazanılan duruş alışkanlıkları bireye yaşam boyu eşlik ediyor. Bu nedenle teknoloji kullanımını doğru yönetmek, çocukları hareketli yaşama teşvik etmek, omurga sağlığının öneminin farkındalığını kazandırmak hepimizin ortak sorumluluğudur" şeklinde konuştu.
07 Nisan 2026 Salı - 10:43
Uzmanlardan suçiçeği uyarısı
Uzmanlar çocukluk hastalığı olarak bilinen suçiçeğinin aksine bulaşma hızı yüksek ciddi bir enfeksiyon hastalığı olduğunu söyledi. Ülke genelinde suçiçeği (varisella) vakalarında ara ara gözlemlenen artış aileleri tedirgin ederken, özellikle okul ve kreş gibi toplu alanlarda yayılan hastalıkla ilgili Burtom Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Ufuk Sevgican, şu açıklamayı yaptı : "Suçiçeği, özellikle çocukluk çağında sık görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Geçmişte oldukça yaygın olan bu hastalık, günümüzde aşı sayesinde büyük ölçüde kontrol altına alınmış olsa da, hâlâ dikkat edilmesi gereken önemli bir sağlık sorunu olmaya devam etmektedir. Suçiçeği oldukça bulaşıcıdır ve enfekte bir kişinin öksürmesi veya hapşırmasıyla havaya karışan solunum damlacıklarını soluyarak veya açık yaralardan gelen sıvıyla doğrudan temas yoluyla kolayca yayılır. Özellikle hastalığı daha önce geçirmemiş veya aşı olmamış kişiler için risk oldukça yüksektir. Suçiçeği genellikle kaşıntılı küçük sıvı dolu kabarcıklarla kendini gösterir. Virüse maruz kaldıktan sonra belirtilerin ortaya çıkması 7 ila 21 gün sürebilir. Döküntüler ise genellikle 5 ila 10 gün içinde seyrini tamamlar. Döküntüden önce görülebilen belirtiler arasında ateş, iştahsızlık, baş ağrısı ve genel bir halsizlik hali yer alır. Hastalığın seyri sırasında döküntüler üç aşamadan geçer. İlk olarak papül adı verilen kabarık şişlikler ortaya çıkar. Ardından vezikül olarak adlandırılan, içi sıvı dolu küçük kabarcıklar oluşur. Son aşamada ise kabarcıklar kabuk bağlar ve iyileşme süreci başlar. Virüs, tüm kabarcıklar kabuk bağlayana kadar bulaşıcı özelliğini sürdürür. Uzmanlar, suçiçeği olan çoğu sağlıklı bireyde semptomatik tedavinin yeterli olduğunu belirtiyor. Çocukların tırnaklarının kısa tutulması, ılık banyo yapılması ve gerekirse ağızdan antihistaminlerin kullanılması önerilir. Ateş ve ağrıyı azaltmak için parasetamol tercih edilirken, aspirin asla verilmemelidir. Ayrıca 12 yaşından büyük bireylerde antiviral ilaç tedavisi gerekebilmektedir. Hastalığın yayılmasını önlemek adına izolasyon büyük önem taşımaktadır. Suçiçeği olan bir kişi, döküntü ortaya çıkmadan 1-2 gün önce bulaşıcı hale gelir ve tüm kabarcıklar kabuk bağlayana kadar bu durum devam eder. Bu nedenle çocukların bu süreçte okul ve kreş gibi toplu ortamlardan uzak tutulması gerekmektedir. Sonuç olarak, suçiçeği her ne kadar çoğu zaman hafif seyirli bir hastalık olarak bilinse de, bulaşıcılığı ve yayılma hızı göz önünde bulundurulduğunda ciddiye alınması gereken bir enfeksiyondur. Aşılama, hijyen ve bilinçli yaklaşım, hem bireysel hem de toplumsal sağlığın korunmasında kilit rol oynamaktadır.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Nisan 2026 Pazartesi- 11:29
’Kırlangıç otu kullanımı’na dikkat, uzmanlar uyarıyor: "Gözlerine suyunu damlattı, göremez hale geldi"
2
04 Nisan 2026 Cumartesi- 16:31
Yalova’da "Emzirme Danışmanlığı ve Ulusal Değerlendirici Sağlık Personeli Eğitimi"
3
06 Nisan 2026 Pazartesi- 09:30
Malatya vertigo tedavisinde bölgenin referans noktası
4
06 Nisan 2026 Pazartesi- 09:42
Dünyanın ilk enfeksiyonlu bölgeye uygulanabilen yapay kemiği Eskişehir’de geliştirildi
5
06 Nisan 2026 Pazartesi- 10:08
Uzman doktordan 35 yaşın üzerindeki vatandaşlara uyarı: "Kalp krizleri ölüm nedeni oluyor"
16 Ekim 2025 Perşembe - 12:18
Muğla’da 19 bin işletme gıda denetiminden geçti
Muğla Tarım ve Orman İl Müdürü Seyfettin Baydar, Dünya Gıda Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, 2025 yılında 19 bin 120 işletmeyi denetlerken, 512 İdari yaptırım kararı uyguladı. İl Tarım ve Orman Müdürü Baydar, vatandaşların sağlıklı gıdaya ulaşımı için denetimlerin devam edeceğini açıkladı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından 1945 yılında kurulduğu tarih olan 16 Ekim, her yıl ‘Dünya Gıda Günü’ olarak kutlanıyor. Bu özel gün, dünya genelinde 150’den fazla ülkede düzenlenen etkinliklerle gıdanın önemi, güvenliği ve sürdürülebilirliği konusunda farkındalık oluşturmayı amaçlıyor. Muğla’da Dünya Gıda Günü kutlanıyor Bu yıl ‘Daha İyi Gıdalar ve Daha İyi Bir Gelecek İçin El Ele’ temasıyla kutlanan Dünya Gıda Günü kapsamında, Muğla İl Tarım ve Orman Müdürü farkındalık oluşturmak adına açıklamalarda bulundu. İl Müdürü Seyfettin Baydar, yaptığı açıklamada, Muğla genelinde yürütülen gıda güvenliği çalışmalarına dikkat çekti. "Halkın sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişimi için çalışıyoruz" İl Müdürü Baydar açıklamasında, "Muğla’da halkın sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişimi için üretimin her adımında üzerimize düşen görevleri yerine getirmekteyiz. Bu yıl içerisinde 19 bin 120 adet denetim gerçekleştirdik ve 669 numune alarak kontrollerini yaptık. İlimiz genelinde aktif olarak görev yapan 99 gıda kontrol görevlimizle çalışmalarımızı titizlikle sürdürüyoruz, ALO 174 Gıda Hattına gelen her ihbarı titizlikle değerlendiriyoruz. Bu yılbaşından itibaren 15 Ekim 2025 tarihine kadar 935 adet başvuru değerlendirmesini yaptık ve vatandaşları bilgilendirerek sonlandırdık. 512 adet idari yaptırım kararını uyguladık" ifadelerini kullandı. Gıda israfına dikkat çekti İl Müdürü Baydar konuşmasında gıda israfının küresel ölçekte ciddi bir sorun haline geldiğini vurguladı: Baydar, "Gıda israfı, üretilen gıdaların ölçüsüz veya bilinçsizce tüketilmeden çöpe gitmesidir. Dünyada her yıl gıdaların yaklaşık üçte biri kaybedilmekte ya da israf edilmektedir. Türkiye’de ise kişi başına yılda ortalama 93 kilogram yiyecek çöpe atılmaktadır. Bu, tüketime hazır gıdaların yüzde 17’sinin doğrudan çöpe gitmesi anlamına geliyor" dedi. "Her dokuz kişiden biri açlıkla karşı karşıya" "Küresel olarak bakıldığında, üretilen tüm gıdaların üçte birinden fazlası israf edilerek çöpe atılıyor. Oysa dünya üzerinde her dokuz kişiden biri açlıkla karşı karşıya. Bu tablo, gıdanın ne kadar değerli olduğunu açıkça gösteriyor" diyen Baydar, gıda israfının önlenmesinin insanlık için ahlaki bir sorumluluk olduğunu belirtti. "Sürdürülebilir gıda geleceği için çalışmaya devam edeceğiz" İl Müdürü Baydar, Türkiye’nin güçlü bir tarım ülkesi olduğuna dikkat çekerek, "Tarım sektörü ülkemiz ekonomisinin en önemli yapı taşlarından biridir. Bakanlık olarak, sürdürülebilir, güvenli ve sağlıklı gıdaya ulaşım konusunda farkındalık oluşturmak ve geleceğe daha güçlü bir gıda sistemi bırakmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz" dedi.
16 Ekim 2025 Perşembe - 11:56
Klasik otomobil ile meme kanserine dikkat çekti
Bursa’nın İnegöl ilçesinde Sağlık Müdürlüğü, 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında dikkat çekici bir farkındalık çalışmasına imza attı. Farkındalık etkinliği kapsamında klasik bir otomobil, pembe kurdele ve balonlarla süslenerek İnegöl sokaklarında gezdirildi. Etkinlikle, vatandaşların meme kanserinde erken teşhisin önemine dikkat çekilmesi hedeflendi. İlçe genelinde yapılan farkındalık gezisi vatandaşların ilgisini çekerken, etkinlik alanlarında bilgilendirme stantları da kuruldu. Sağlık ekipleri, vatandaşlara erken teşhis, tarama programları ve düzenli kontrollerin önemi hakkında bilgi verdi. İnegöl İlçe Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, meme kanserinde erken teşhisin hayat kurtardığını hatırlatarak tüm kadınlara belirli aralıklarla kontrollerini yaptırma çağrısında bulundu.
16 Ekim 2025 Perşembe - 11:55
Elazığ’da böcek ısırığı hastanelik etti
Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde yaşayan bir şahıs, iş yerinde çalışırken böcek sokması nedeniyle hastanelik oldu. Olay, Karakoçan ilçesinde meydana geldi.Edinilen bilgiye göre iş yerinde çalışan N.Ö, bir anda belinde yanma ve kaşıntı hissetti. Bir süre sonra belinde kızarıklık ve iltihaplanma meydana geldiğini gören N.Ö, hastaneye başvurdu. Hastane de yapılan ilk muayenesinin ardından tedavi altına alınan N.Ö’nün sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilirken,vücudunun belirli bölgelerinde kızarıklık ve iltihaplanmaların olduğu öğrenildi.
16 Ekim 2025 Perşembe - 11:43
Alaşehir Kızılay’dan Devlet Hastanesi Sosyal Marketine 600 kalem yardım
Türk Kızılay Alaşehir Şubesi tarafından Alaşehir Devlet Hastanesi Sosyal Marketine toplamda 600 kalemden oluşan giysi ve gıda yardımı yapıldı. Türk Kızılay Alaşehir Şubesi, Alaşehir Devlet Hastanesi bünyesinde faaliyet gösteren Sosyal Market’e 150 adet gıda ve 450 adet giysi yardımı yaptı. Yardımlar arasında pijama, ayakkabı, iç çamaşırı, çocuk, genç ve yaşlılara uygun kullanılmamış kıyafetler ile hasta mamaları yer aldı. Türk Kızılay Alaşehir Şube Başkanı Nedim Yamak, yaptığı açıklamada, "Alaşehir Devlet Hastanesi’nde tedavi gören ihtiyaç sahibi hastalarımız için hastane tarafından kurulan sosyal markette dağıtılmak üzere tüm yaş gruplarını kapsayan giyim ve mama yardımında bulunduk. Hastalarımıza acil şifalar diliyoruz." dedi. Alaşehir Devlet Hastanesi Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Nazan Karaman ise, yaklaşık üç yıl önce kurdukları sosyal marketin, ihtiyaç sahibi hastaların gereksinimlerini karşılamak amacıyla faaliyet gösterdiğini belirterek, "Bu konuda bize destek veren Türk Kızılay’a teşekkür ediyoruz. Sosyal marketimiz hastane çalışanlarının özverisiyle oluşturuldu, bugün Kızılay’ın bağışlarıyla daha da zenginleşti" diye konuştu. Alaşehir Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzm. Dr. Kadir Çağatay Biçer de, sosyal markete yapılan yardımlardan dolayı Türk Kızılay Alaşehir Şubesi’ne teşekkür etti. Hastane bünyesinde kurulan sosyal marketten, servislerde yatan ihtiyaç sahibi hastalar görevli hemşire eşliğinde hiçbir ücret ödemeden giysi ve mama gibi ihtiyaçlarını temin edebiliyor.
16 Ekim 2025 Perşembe - 11:40
Böbrek hastalıkları ölüm nedenleri arasında 7’nci sırada yer alıyor
Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli Dr. Eray Erdem, böbrek hastalıklarının, dünya genelinde milyonlarca insanı doğrudan ya da dolaylı bir şekilde etkileyen, çoğunlukla sinsi bir şekilde ilerleyen ciddi sağlık sorun olduğunu söyledi. Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli Dr. Eray Erdem, böbrek hastalıklarının küresel ölüm nedenleri arasında yedinci sırada yer almakta olduğunu söyledi. Bu hastalıkta erekli önlemlerin alınmaması halinde önümüzdeki yıllarda beşinci sıraya yükselmesi beklendiğini anlatan Erdem sözlerine şöyle devam etti: "Uluslararası Nefroloji Topluluğu tarafından yapılan çalışmalara göre; dünya çapında, bu hastalıktan etkilenen tahminen 850 milyon insan bulunmaktadır ve her yıl yaklaşık 11 milyon kişi, böbrek hastalığı nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Yüksek gelir düzeyine sahip ülkelerin yıllık sağlık bütçelerinin neredeyse yüzde 3’ü diyaliz ve böbrek nakli maliyetleri ile ilişkilidir. Ülkemizde, Türk Nefroloji Derneği tarafından yapılan bir çalışmaya göre, her 6-7 erişkinden birinde çeşitli evrelerde Kronik Böbrek Hastalığı (KBH) bulunmaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan 2023 yılı ölüm ve ölüm nedeni istatistikleri incelendiğinde de ülkemizde gerçekleşen ölümlerin yüzde 3,1’inin böbrek yetmezliği nedenli olduğu görülmektedir." "Erken teşhis, etkili tedavi ve periyodik izlemler de kronik böbrek hastalıklarının ilerlemesinin durdurur" Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli Dr. Eray Erdem açıklamasının devamında, "Dağılımı ülkeye, ırka, yaşa ve cinsiyete göre farklılıklar göstermekle birlikte, dünyada, kronik böbrek hastalığına yol açan en sık nedenler diyabet ve hipertansiyondur. Türk Nefroloji Derneği Böbrek Kayıt Sistemi verileri, ülkemizde de benzer bir eğilimi göstermekte; hipertansiyon, diyabet ve kalp hastalığı olanlarda kronik böbrek hastalığı sıklığının, normal popülasyona göre daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, bu hastalıklara neden olan risk faktörleriyle mücadele etmek, söz konusu hastalıklarından korunmada ya da ilerlemesini durdurmada birincil korunma yöntemidir. Erken teşhis, etkili tedavi ve periyodik izlemler de kronik böbrek hastalıklarının ilerlemesinin durdurulması ve bu hastalıklara bağlı yeni hastalık oluşmasının engellemesine yönelik önemli mücadele basamaklarıdır. Kronik hastalıklar ve risk faktörleri ile etkin bir şekilde mücadele etmeyi amaçlayan Bakanlığımız, Hastalık Yönetimi Platformu (HYP) adını verdiği bir uygulama geliştirerek kronik hastalıkların erken teşhisi, etkili tedavisi ve izlemlerini içeren süreçlerin, birinci basamak sağlık kuruluşlarında kanıta dayalı klinik uygulama yönergeleri doğrultusunda yürütülmesini sağlamıştır. Böylelikle hastalıkların kontrol altına alınması, bireylerin fonksiyon kaybı yaşamalarının ve engelli hale gelmelerinin önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Hâlihazırda aile hekimlerimiz HYP kapsamında hipertansiyon, diyabet, obezite, kardiyovasküler risk değerlendirmesi ve çok yönlü yaşlı değerlendirmesi yaparak kendilerine kayıtlı bireylerin ilgili hastalıklara ya da durumlara yönelik risk durumlarını belirlemekte; risk değerlendirmesi sonucuna uygun yaşam tarzı değişiklikleri konusunda danışmanlık vermekte; hastaların tedavilerini düzenlemekte; gerekli hallerde bu kişileri bir üst basamağa ya da sağlıklı hayat merkezlerine yönlendirmektedirler" dedi.
16 Ekim 2025 Perşembe - 11:31
"El hijyeni enfeksiyonlara karşı en güçlü kalkan"
Dünya El Yıkama Günü kapsamında minik öğrencilerle buluşan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Meltem Öner Karaçay, hijyenin temel adımı olan el yıkamanın önemini vurgulayarak, ""El hijyeni enfeksiyonlara karşı en güçlü kalkan" dedi. Her yıl kutlanan Küresel El Yıkama Günü kapsamında Özel Tunçsiper Okulları’nda ilkokul öğrencilerine el hijyeninin toplum sağlığı açısından taşıdığı öneme dikkat çeken anlamlı bir seminer veren Doruk Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Meltem Öner Karaçay, el temizliğinin hastalıkların önlenmesindeki kritik rolüne dikkat çekti. El yıkamada 20 saniye kuralı Uzm. Dr. Karaçay, "Özellikle yemeklerden önce, tuvaletten sonra ve dışarıdan eve gelindiğinde ellerin sabunla en az 20 saniye yıkanması büyük önem taşıyor. Ellerimiz gün boyunca birçok yüzeye temas ediyor ve gözle görülmeyen mikroplar bu temaslar sırasında kolayca bulaşabiliyor. Bu nedenle sadece su ile değil, sabunla detaylı şekilde yıkamak, hem kendi sağlığımızı hem de çevremizdekilerin sağlığını korumada en etkili yöntemlerden biri" dedi. Uzm. Dr. Meltem Öner Karaçay’ın, öğrencilere pratik el yıkama tekniklerini de uygulamalı olarak gösterdiği etkinlik boyunca öğrenciler hem eğlendi hem öğrendi. Etkinliğin sonunda, miniklerin yoğun ilgisi ve katılımıyla gerçekleşen bu faydalı sunum için Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Meltem Öner Karaçay’a okul yönetimi tarafından teşekkür edilerek bir hediye takdim edildi.
16 Ekim 2025 Perşembe - 11:31
Nilüfer’de göz hastalıkları ve tedavileri anlatıldı
Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği "Sağlık Buluşmaları" etkinliğinde göz sağlığı ele alındı. Op. Dr. Adnan İpçioğlu, vatandaşlara göz hastalıkları ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. Nilüfer Belediyesi, halkı sağlık konusunda bilinçlendirmeye yönelik düzenlediği "Sağlık Buluşmaları" programında bu kez göz sağlığını ele aldı. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirilen ve vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği söyleşiye, TEV Hayri Tokaman Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri de katıldı. Etkinliğin konuğu olan Op. Dr. Adnan İpçioğlu, göz hastalıkları, güncel tedavi yöntemleri ve göz bakımı hakkında önemli bilgiler paylaştı. Gözlerin dünyaya açılan pencereler olduğunu vurgulayan Op. Dr. İpçioğlu, bu değerli organların öneminin genellikle görme duyusu azaldığında fark edildiğini belirtti. Göz hastalıklarını üç ana kategoride inceleyen İpçioğlu, en yaygın sorunun kırma kusurları olduğunu açıkladı. Doğru sanılan yanlışlar Miyop, hipermetrop ve astigmatın uzakta bulanıklığa yol açtığını, presbiyopinin ise yakını net görememe sorunu oluşturduğunu anlatan İpçioğlu, toplumda yaygın bir yanlış bilgiyi de düzeltti. İpçioğlu, "Gözlük kullanımının numaranın artmasını engellediği ya da gözlük kullanmamanın numarayı artırdığı doğru değil. Gözlük sadece görmeyi düzeltir" diye konuştu. Katarakt hastalığının yaşla birlikte arttığını belirten İpçioğlu, 50 yaş üstü bireylerin yarısında bu rahatsızlığın görüldüğünü söyledi. Sarı nokta hastalığının ise 55 yaş sonrası, sigara içenlerde ve yetersiz beslenenlerde daha sık rastlandığını, tedavi edilmezse görme kaybına neden olabileceğini aktardı. Tedavi yöntemleriyle ilgili bilgi veren Op. Dr. İpçioğlu, kırma kusurlarının lazer tedavisi, gözlük veya lens ile düzeltilebileceğini, kataraktın protez merceklerle başarıyla tedavi edildiğini, sarı nokta hastalığında ise enjeksiyon ve ilaç tedavilerinin uygulandığını açıkladı. Op. Dr. Adnan İpçioğlu, söyleşinin sonunda katılımcıların sorularını da yanıtladı.
16 Ekim 2025 Perşembe - 11:30
Uzmanı açıkladı: "Erken teşhis ve farkındalık hayat kurtarıyor"
Sivas Medicana Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Celal Alandağ, dünyada her 8 ila 10 kadından birinde kanser görüldüğünü ve kansere yakalanmış 3 kadından 1’inde ise meme kanseri görüldüğünü söyleyerek, erken teşhisin hayat kurtardığını söyledi. Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak öne çıkıyor. Dünyada her 8 ila 10 kadından biri kansere yakalanıyor ve kansere yakalanan her üç kadından biri ise meme kanseri ile mücadele ediyor. Kadınlarda kansere bağlı ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olan meme kanseri, erken teşhisle büyük oranda tedavi edilebilen bir hastalık olarak biliniyor. Bu nedenle her yıl ekim ayı ‘Meme Kanseri Farkındalık Ayı’ olarak belirleniyor ve toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla çeşitli projeler gerçekleştiriyor. Bu duruma dikkat çekmek isteyen Sivas Medicana Hastanesi ve Sivas Belediyesi iş birliğiyle ‘Bir Sonraki Durak Mamografi’ adlı farkındalık projesini hayata geçirdi. Proje kapsamında otobüs durakları pembeye boyanarak, vatandaşlarda erken tanı bilinci oluşturulması hedeflendi. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi’nde görevli Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Celal Alandağ ise meme kanserinin kadınlarda hem en sık görülen hem de en çok ölüme neden olan kanser türü olduğunu belirterek, "Dünyada ortalama 8 ila 10 kadından biri kansere yakalanıyor. Kansere yakalanmış her 3 kadından 1’inde ise meme kanseri görülüyor" dedi. "Farkındalık çok önemli" Celal Alandağ, kanserde erken teşhisin önemine vurgu yaparak,"Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türü. Maalesef hem sıklık olarak hem de en çok ölüme neden olan kanserlerden bir tanesi. Dünyada ortalama 8 ila 10 kadından 1 tanesinde kanseri görüyoruz ve kansere yakalanmış her 3 kadından 1 tanesinde de bu meme kanserini görüyoruz. Meme kanserine farkındalık ayı çok önemli. Daha öncelerde meme kanserine farkındalık günü vardı daha sonra haftası oldu ve en sonunda da ayı olarak bunu belirlediler. Henüz toplumda farkındalık istenilen düzeyde değil. Meme kanseri taraması yeteri kadar yapılmıyor, erken teşhis çok önemli. Kanseri erkenden teşhis ettiğimiz zaman bunun evresi hastanın yaşam süresini çok belirliyor. Örneğin erken evre diye adlandırdığımız evre 1,2,3 hastalarımızda 6 ay ila 1 yıl kadar tedavi aldıktan sonra tamamen düzelip hastayı sadece kontrollere çağırırken 4. evre hastalık olduğu zaman hastanın ömür boyu tedavi alması gerekiyor. Erken dönemde hastalığı tespit ettiğimiz zaman, yeni koruyucu tedavilerle tedavi edebiliyoruz. Bunun içerisinde ameliyat, kemoterapi, hormonel tedavi, akıllı ilaçlar ve ışın tedavisi gibi tedavi yöntemleriyle hastalık yüzde 90 oranında tekrarlamıyor" dedi. "Projeler üretildi" Alandağ, yılda bir kez muayene yapılması gerektiğini söyleyerek, "İnsanlara meme kanseri teşhisi konulduğu zaman erken evrede ise çokta korumalarına gerek yok. Yeni tedavilerle yüzde 90 oranında hayat boyu kurtulabilirler. İleri seviyede bir kanser evresi tespit edildiyse o zaman bu hastaların ömür boyu yüzde 100 iyileşme şansı yok ve hayat boyu tedavi almak zorundalar. Meme kanserinin taraması özellikle 40 yaşından sonra Mamografi ile birlikte taramalar öneriyoruz. Ancak 30 yaşından sonra her kadının bu kansere karşı farkındalığının olması ve kendi kendine meme muayenesini yapabilmesi lazım. Yılda bir de hekim eşliğinde meme muayenesinin yapılması lazım. Medicana hastanesi ve Sivas Belediyesinin yapmış olduğu bir proje ’Bir sonraki durak Mamografi’ projesi Mamografi meme kanserinin taramak için en sık kullanılan yöntem. Dolayısıyla Medicana Hastanesi de Türkiye genelinde bazı illerde farkındalık oluşturmak için böylesi projeler üretildi. Farkındalık oluşturulduğu zaman 1 kişide bile kanserde erken teşhis edilse bu çok önemlidir" diye konuştu.
16 Ekim 2025 Perşembe - 11:28
Uzmanı açıkladı: "Erken teşhis ve farkındalık hayat kurtarıyor"
Sivas Medicana Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Celal Alandağ, dünyada her 8 ila 10 kadından birinde kanser görüldüğünü ve kansere yakalanmış 3 kadından 1’inde ise meme kanseri görüldüğünü söyleyerek, erken teşhisin hayat kurtardığını söyledi. Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak öne çıkıyor. Dünyada her 8 ila 10 kadından biri kansere yakalanıyor ve kansere yakalanan her üç kadından biri ise meme kanseri ile mücadele ediyor. Kadınlarda kansere bağlı ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olan meme kanseri, erken teşhisle büyük oranda tedavi edilebilen bir hastalık olarak biliniyor. Bu nedenle her yıl ekim ayı ‘Meme Kanseri Farkındalık Ayı’ olarak belirleniyor ve toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla çeşitli projeler gerçekleştiriyor. Bu duruma dikkat çekmek isteyen Sivas Medicana Hastanesi ve Sivas Belediyesi iş birliğiyle ‘Bir Sonraki Durak Mamografi’ adlı farkındalık projesini hayata geçirdi. Proje kapsamında otobüs durakları pembeye boyanarak, vatandaşlarda erken tanı bilinci oluşturulması hedeflendi. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi’nde görevli Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Celal Alandağ ise meme kanserinin kadınlarda hem en sık görülen hem de en çok ölüme neden olan kanser türü olduğunu belirterek, "Dünyada ortalama 8 ila 10 kadından biri kansere yakalanıyor. Kansere yakalanmış her 3 kadından 1’inde ise meme kanseri görülüyor" dedi. "Farkındalık çok önemli" Celal Alandağ, kanserde erken teşhisin önemine vurgu yaparak,"Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türü. Maalesef hem sıklık olarak hem de en çok ölüme neden olan kanserlerden bir tanesi. Dünyada ortalama 8 ila 10 kadından 1 tanesinde kanseri görüyoruz ve kansere yakalanmış her 3 kadından 1 tanesinde de bu meme kanserini görüyoruz. Meme kanserine farkındalık ayı çok önemli. Daha öncelerde meme kanserine farkındalık günü vardı daha sonra haftası oldu ve en sonunda da ayı olarak bunu belirlediler. Henüz toplumda farkındalık istenilen düzeyde değil. Meme kanseri taraması yeteri kadar yapılmıyor, erken teşhis çok önemli. Kanseri erkenden teşhis ettiğimiz zaman bunun evresi hastanın yaşam süresini çok belirliyor. Örneğin erken evre diye adlandırdığımız evre 1,2,3 hastalarımızda 6 ay ila 1 yıl kadar tedavi aldıktan sonra tamamen düzelip hastayı sadece kontrollere çağırırken 4. evre hastalık olduğu zaman hastanın ömür boyu tedavi alması gerekiyor. Erken dönemde hastalığı tespit ettiğimiz zaman, yeni koruyucu tedavilerle tedavi edebiliyoruz. Bunun içerisinde ameliyat, kemoterapi, hormonel tedavi, akıllı ilaçlar ve ışın tedavisi gibi tedavi yöntemleriyle hastalık yüzde 90 oranında tekrarlamıyor" dedi. "Projeler üretildi" Alandağ, yılda bir kez muayene yapılması gerektiğini söyleyerek, "İnsanlara meme kanseri teşhisi konulduğu zaman erken evrede ise çokta korumalarına gerek yok. Yeni tedavilerle yüzde 90 oranında hayat boyu kurtulabilirler. İleri seviyede bir kanser evresi tespit edildiyse o zaman bu hastaların ömür boyu yüzde 100 iyileşme şansı yok ve hayat boyu tedavi almak zorundalar. Meme kanserinin taraması özellikle 40 yaşından sonra Mamografi ile birlikte taramalar öneriyoruz. Ancak 30 yaşından sonra her kadının bu kansere karşı farkındalığının olması ve kendi kendine meme muayenesini yapabilmesi lazım. Yılda bir de hekim eşliğinde meme muayenesinin yapılması lazım. Medicana hastanesi ve Sivas Belediyesinin yapmış olduğu bir proje ’Bir sonraki durak Mamografi’ projesi Mamografi meme kanserinin taramak için en sık kullanılan yöntem. Dolayısıyla Medicana Hastanesi de Türkiye genelinde bazı illerde farkındalık oluşturmak için böylesi projeler üretildi. Farkındalık oluşturulduğu zaman 1 kişide bile kanserde erken teşhis edilse bu çok önemlidir" diye konuştu. (YÇ-GF-
16 Ekim 2025 Perşembe - 11:24
Prof. Dr. Havlucu’dan ‘Grip Aşısı’ uyarısı
Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Hafsa Sultan Hastanesi Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Yavuz Havlucu, hastalıktan korunmada en etkili yöntemin grip aşısı olduğunu vurgulayarak "Aşının koruyucu etkisi uygulamadan iki hafta sonra başlar. Koruyuculuğu 6-8 ay sürer. Ekim ve Kasım ayları grip aşısı için en uygun dönemdir" dedi. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Hafsa Sultan Hastanesi Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Yavuz Havlucu, soğuk havalarla birlikte viral enfeksiyonların artış gösterebildiğini belirterek grip aşısı yaptırılmasının önemine değindi. Ekim ve kasım aylarının grip aşısı yaptırmak için en uygun dönemler olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yavuz Havlucu, hareketsizlik, kansızlık, tiroidin yavaş çalışması, menopoz, güneş ışığı eksikliği, diyabet ve kalp hastalığı gibi durumların kişilerin daha kolay üşümesine neden olduğunu belirterek "Soğuk vücuttaki tüm sistemleri yavaşlatabilir. Hareketsizlik üşümeyi arttırır, bu nedenle üşümeye karşı hareket etmek en iyi yöntemdir" dedi. Astım ve KOAH hastalarının soğuk havada nefes darlığı, öksürük ve hırıltı atakları yaşayabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Havlucu, bu hastaların soğukta bronş spazmı riski taşıdığını, böyle durumlarda sıcak ortama geçip nefes açıcı ilaçlarını kullanmaları gerektiğini söyledi. Soğuğun sinir uçlarını etkileyerek "nevralji" olarak bilinen ani ve şiddetli ağrılara yol açabileceğini dile getiren Prof. Dr. Havlucu, ayrıca yüz felçleri, mide-bağırsak krampları ve kalp damar spazmlarının da soğuk havada görülebileceğini aktardı. Soğuk havalarda viral enfeksiyonların artış gösterebileceğini kaydeden Prof. Dr. Havlucu, "Hava soğuduğunda insanlar kapalı alanlara yöneliyor. Bu da virüslerin yayılması için uygun ortam oluşturuyor. Soğuk algınlığında ateş hafif veya yoktur, gripte yüksek ateş görülür. Gripte baş ağrısı ve halsizlik daha belirgindir. Soğuk algınlığında özel bir tedavi gerekmez, gripte ise destek tedavisi uygulanır." diye konuştu. Risk grubundaki kişilerin mutlaka hekime başvurması gerektiğini belirten Prof. Dr. Havlucu, "Hasta kişiler hekim önerisi dışında ilaç kullanmamalı, kalabalık ortamlara girmemeli, maske takarak bulaşmayı önlemelidir." dedi. Grip aşısının hastalıktan korunmada en etkili yöntem olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Havlucu, "Aşının koruyucu etkisi uygulamadan iki hafta sonra başlar. Koruyuculuğu 6-8 ay sürer. Ekim ve Kasım ayları grip aşısı için en uygun dönemdir." ifadelerini kullandı.
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:43
Makat çatlağına botoks tedavisi ile ameliyatsız çözüm
Botoksun anal fissür tedavisinde kullanıldığına dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Tuğba Balkaya Tunçel, "Botoks uygulaması sonrası çoğu hasta birkaç gün içinde belirgin bir rahatlama hisseder. Ağrı azalır, bununla beraber tuvalete gitme korkusu ortadan kalkar" dedi. Anal fissür ya da diğer adı ile makat çatlağı, toplumda oldukça yaygın olarak görülse de çoğu kişi bu durumu basit bir tahriş sanıp doktora gitmeyi erteliyor. Çeşitli nedenlerle ortaya çıkan çatlak eğer tedavi edilmez ise zamanla kronikleşiyor ve günlük yaşamı olumsuz etkileyen bir soruna dönüşüyor. Medline Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Tuğba Balkaya Tunçel, hastalığın ameliyatsız bir şekilde tedavi edilebildiğini söyleyerek önemli bilgiler verdi. Küçük bir yırtıkla başlıyor Dr. Tuğba Balkaya Tunçel, anal fissürün genellikle kabızlık, sert dışkılama veya doğum sonrası zorlanmalar sonucu anüs bölgesindeki ciltte oluşan küçük bir yırtıkla başladığını söyleyerek, "Sorun kendini tuvalet sırasında cam kesiği gibi hissedilen ağrı, kanama ve yanma ile belli eder. İlk başlarda ağrı nedeniyle kişi tuvalete gitmekten kaçınabilir; bu da kabızlığı artırarak çatlağın daha da derinleşmesine yol açar ve kısır bir döngü oluşur. Bunun sonucunda zamanla makat kaslarında spazm gelişir ve bu da bölgedeki kan akışını azaltarak yaranın iyileşmesini zorlaştırır. Eskiden anal fissür tedavisinde cerrahi yöntemler, özellikle de "sfinkterotomi" adı verilen kas kesme ameliyatları oldukça sık uygulanırdı. Ancak ameliyat sonrası gaz veya dışkı kaçırma riski nedeniyle son yıllarda ameliyatsız tedavi yöntemleri ön plana çıkmış durumdadır. Bu yöntemlerin en etkili ve güvenli olanlarından biri de botoks uygulamasıdır. Botoks ile anal fissür tedavisi, ameliyatsız gerçekleştirilmesi, kısa sürede uygulanabilmesi ve iyileşme oranının yüksek olması nedeniyle günümüzde altın standart yaklaşımlardan biri haline gelmiştir" şeklinde konuştu. Genel anestezi gerekmiyor Günümüzde daha çok estetik cerrahi ile gündeme gelen botoksun anal fissür tedavisinde kasları geçici olarak gevşetmek için kullanıldığını kaydeden Dr. Tunçel, şunlar söyledi: "Makat bölgesine çok küçük dozlarda yapılan bu enjeksiyon, kas spazmını ortadan kaldırır, böylece çatlak bölgesine kan akışı artar ve yara kendi kendine iyileşme fırsatı bulur. İşlem yaklaşık 5-10 dakika sürer ve genellikle lokal anesteziyle yapılır. Hastalar aynı gün evlerine dönebilir. Botoks uygulaması sonrası çoğu hasta birkaç gün içinde belirgin bir rahatlama hisseder. Ağrı azalır, bununla beraber tuvalete gitme korkusu ortadan kalkar. Ortalama 4-8 hafta içinde fissür tamamen iyileşir. Üstelik bu süreçte herhangi bir kesi, dikiş veya ameliyat izi olmaz. Kapanmışının etkisi 3 ila 6 ay sürer; bu sürede çatlak bölgesi de genellikle tamamen kapanmış olur. Ancak 30 gün içinde kısmi başarı elde edilen yani yakınmaların yarı yarıya azaldığı hastalarda, ikinci bir seans botoks uygulaması yapılması gerekebilir." Kişiye özel tedavi planlanıyor Her hastalıkta olduğu gibi anal fissür tedavisinde de kişiye özel bir yaklaşım gerektiğini vurgulayan Tunçel, "Bazı hastalarda botoks tedavisi tek başına yeterli olurken, ileri vakalarda ek ilaç tedavileri veya yaşam tarzı değişiklikleri gerekebilir. Bol su içmek, lif yönünden zengin beslenmek, kabızlıktan kaçınmak ve düzenli tuvalet alışkanlığı edinmek tedavinin başarısını artıran unsurlardır" ifadelerini kullandı.
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:35
Karapınar’da evde sağlık hizmetlerinde kalite artacak
Konya’nın Karapınar ilçesinde evde sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmaya yönelik çalışmalar devam ediyor. Karapınar Devlet Hastanesi, evde sağlık hizmetleri kapsamında yürüttüğü çalışmalara devam ediyor. Yatağa bağımlı, kronik hastalığı bulunan ya da operasyon sonrası hastaneye gelmesi mümkün olmayan vatandaşlara yönelik sunulan hizmetlere, hastane yönetimi de katılım sağladı. Karapınar Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Oğuzhan Pekince ve hastane müdürleri, evde sağlık hizmeti alan hastaları ziyaret ederek hem sunulan hizmetleri gözlemledi hem de bazı sağlık uygulamalarına aktif olarak katıldı. Ziyaretler sırasında hastaların genel sağlık kontrolleri yapıldı, ilaç düzenlemeleri gözden geçirildi ve gerekli durumlarda pansuman işlemleri gerçekleştirildi. Ziyaretlerde vatandaşların talep ve dileklerini de dinleyen hastane yönetimi, hizmet kalitesini artırmaya yönelik notlar aldı. Başhekim Pekince, evde sağlık hizmetlerini kesintisiz sürdüren ekibe teşekkür ederek, ziyaret edilen hastalara geçmiş olsun dileklerinde bulundu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder