SAĞLIK
08 Nisan 2026 Çarşamba - 16:32 İran’daki savaş mağdurları için Van’dan 3 yardım tırı gönderildi Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun talimatlarıyla hazırlanan ilaç, tıbbi sarf malzemesi ve tıbbi cihaz taşıyan 3 yardım tırı, Van’dan İran’a gitmek üzere yola çıktı. Bölgede devam eden savaş nedeniyle yaşanan insani drama sessiz kalmayan Türkiye, sınır komşusu İran’daki tıbbi ihtiyaçların karşılanması amacıyla yardım seferberliği başlattı. Son iki gündür Türkiye’nin çeşitli illerindeki hastane ve sağlık tesislerinden gönderilen tıbbi malzemeler Van’da toplandı. Gerekli kontrolleri ve yükleme işlemleri tamamlanan 3 tır, bugün öğleden sonra Van’dan uğurlandı. Tırların, Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde bulunan Gürbulak Sınır Kapısı üzerinden İran’daki ihtiyaç sahibi bölgelere ulaştırılması hedefleniyor. "Hummalı bir çalışma yürütüldü" Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Van İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Muhammed Tosun, tırların yola çıkışı öncesinde tüm sağlık personelinin gece boyunca seferber olduğunu belirtti. Yardım malzemelerinin eksiksiz ve sağlıklı bir şekilde teslim edilmesi için tüm hazırlıkların tamamlandığını ifade eden İl Müdürü Tosun, "Maalesef hepinizin de bildiği gibi bir aydır bölgemizde bir savaş devam etmekte. Dün gece itibarıyla kısmi bir ateşkes başlamış durumda. Dün geceden itibaren gerek Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan gerek ülkemizin dışişleri bürokratları ve Sağlık Bakanımız Kemal Memişoğlu’nun talimatlarıyla ilimizden 3 tane ilaç, tıbbi sarf ve tıbbi cihaz yardım tırı toplandı. Bunlar da bugün itibarıyla İran sınırından, İran’daki ihtiyacı olan tıbbi bölgelere götürülmek üzere yola çıkacak" dedi. Çeşitli sağlık tesislerinden Van’da toplanan cihazların tamamen kontrollerinin yapıldığını dile getiren Tosun, "Dün gece saatlerinde gelen talimatla da bugün tırların karşı tarafa geçirilmesi bizlere iletildi. İl Sağlık Müdürlüğümüzün çalışanları, hastanelerimizin çalışanları ve yöneticilerimiz hummalı bir çalışmayla bu 3 tırı, tüm imkanlarımızı seferber ederek hazırladı. Bakanımızın talimatıyla inşallah bugün Van’dan yola çıkarak Doğubayazıt’taki sınır kapısından İran’daki kardeşlerimize yardım amaçlı teslim edilmek üzere gidecek. Bizim temennimiz bu savaşın tamamen sona ermesidir. Bu savaşın tamamen sona ermesi için de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın büyük bir öncülük ettiğini biliyoruz. Bu yardımlar büyük ihtimalle devam edecek. Biz de Van İl Sağlık Müdürlüğü olarak bakanımızın öncülüğünde bunları eksiksiz bir şekilde karşıdaki hem meslektaşlarımıza hem de ihtiyacı olan İranlı kardeşlerimize ulaştırmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız" diye konuştu.
Uzman açıkladı: "Akıllı lenslerle gözlüksüz net görüş mümkün"
14 Ekim 2025 Salı - 15:59 Uzman açıkladı: "Akıllı lenslerle gözlüksüz net görüş mümkün" Akıllı lenslerin uzak, orta ve yakın mesafeyi aynı anda net görmeyi sağlayan çok odaklı (multifokal) lensler olduğunu belirten Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Serdar İlgüy, "Bu lensler hem katarakt ameliyatlarında hem de gözlükten kurtulmak isteyen 40 yaş üstü kişilerde başarıyla kullanılabiliyor" dedi. Liv Hospital Samsun Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Serdar İlgüy, akıllı lenslerin katarakt ve görme bozukluğu tedavisinde sağladığı faydalar hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Göz sağlığı alanındaki teknolojik gelişmeler, özellikle "akıllı lens" uygulamalarıyla görme sorunlarının tedavisinde yeni bir dönem başlattı. Akıllı lenslerin uzak, orta ve yakın mesafeyi aynı anda net görmeyi sağlayan çok odaklı (multifokal) lensler olduğunu söyleyen Opr. Dr. İlgüy, "Bu lensler hem katarakt ameliyatlarında hem de gözlükten kurtulmak isteyen 40 yaş üstü kişilerde başarıyla kullanılabiliyor" dedi. "Katarakt ve ileri yaş görme bozukluklarında tercih ediliyor" Opr. Dr. İlgüy, akıllı lenslerin en sık katarakt ameliyatlarında tercih edildiğini belirterek, "Katarakt ameliyatı sırasında gözdeki saydamlığını yitirmiş lens çıkarılarak yerine akıllı lens yerleştirilir. Bu sayede kişi ameliyat sonrası hem katarakttan kurtulur hem de gözlük ihtiyacı büyük oranda ortadan kalkar" diye konuştu. Ayrıca İlgüy, miyop, hipermetrop, astigmat veya presbiyopi (yakın görme bozukluğu) gibi sorunları olan ve lazer tedavisine uygun olmayan 40 yaş üstü kişilerde de akıllı lenslerin etkili bir seçenek olduğunu söyledi. "Her göz akıllı lense uygun olmayabilir" Her bireyin bu ameliyat için uygun olmadığını vurgulayan Dr. İlgüy, "Göz tembelliği ve şaşılığı olanlar, ileri sarı nokta hastalığı veya diyabete bağlı retina hasarı bulunan kişiler için akıllı lens uygun değildir. Ayrıca kornea yapısı ileri derecede bozuk olanlar ya da kontrolsüz göz tansiyonu bulunanlarda bu uygulama önerilmez" ifadelerini kullandı. "Akıllı lensin sağladığı avantajlar" Akıllı lenslerin en önemli avantajının, farklı mesafelerde gözlüksüz net görüş sağlaması olduğunu ifade eden Op. Dr. İlgüy, "Katarakt ameliyatı sırasında takılan akıllı lensler ömür boyu göz içinde kalabilir. Göz numaraları sabitlenir ve ilerlemez. Tek bir ameliyatla hem katarakt tedavisi hem de uzak ve yakın görüş düzeltmesi sağlanır. Takıp çıkarma veya zamanla değiştirme gerekmez" açıklamasında bulundu. "Ameliyat öncesi dikkat edilmesi gerekenler" Dr. Serdar İlgüy, akıllı lens ameliyatının cerrahi bir işlem olduğunu hatırlatarak şunları söyledi: "Her cerrahide olduğu gibi akıllı lens uygulamalarında da düşük oranda komplikasyon riski vardır. Bu nedenle ameliyat kararı, hasta ile hekim tarafından detaylı değerlendirme sonrasında verilmelidir. Gereksiz cerrahi işlemlerden kaçınılmalı ve hasta bilgilendirilmelidir."
Büyükşehir Can Dostları unutmuyor
14 Ekim 2025 Salı - 15:49 Büyükşehir Can Dostları unutmuyor Muğla Büyükşehir Belediyesi, Tarım ve Orman Bakanlığı işletme onay belgesiyle faaliyet gösteren Kedi-Köpek Maması Üretim Tesisi, sokak hayvanları ve hayvan bakımevlerinde bulunan can dostların sağlıklı beslenmesi için mama üretimini sürdürüyor. Kedi-Köpek Maması Üretim Tesisi bugüne kadar yaklaşık 12 milyon TL değerinde 42 ton mama üreterek sokak hayvanları ve hayvan bakımevinde bulunan can dostlara dağıttı. Can dostlar için mama üretimi devam ediyor Üretilen mamalar sadece Muğla’daki hayvan bakımevlerinde değil, mama desteğine ihtiyaç duyan diğer belediyelere de gönderiliyor. Tesis görevlileri Türkiye genelindeki birçok belediye ve özel idareye de formülasyon ve proses anlamında danışmanlık yapıyor. Sokak hayvanlarının beslenme ihtiyacına sürdürülebilir ve ekonomik bir çözüm sunan tesis, Türkiye’de kurulan ilk tesislerden biri olmasının yanı sıra ruhsat almayı başaran ilk tesis olma özelliğini taşıyor. Ziraat Mühendisi Uysal: "Bugüne kadar 42 ton mama üretildi" Muğla Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda görevli Ziraat Mühendisi Uğur Uysal, "Tesisimize gelen balık, tavuk gibi gıda ürünlerinden kompost teknolojisi kullanarak mama üretiyoruz. Elde ettiğimiz mamaları başta Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı hayvan bakımevi olmak üzere 13 ilçemize ücretsiz ulaştırıyoruz. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras’ın destekleriyle bugüne kadar 42 ton mama ürettik. Bu konuda Türkiye’de ruhsat alan ilk belediyelerden birisiyiz, birçok belediyeye danışmanlık yapıyoruz. Büyükşehir Belediyesi olarak can dostlarımıza destek olmaya devam edeceğiz." diye konuştu. Başkan Aras: "İhtiyaç duyan diğer belediyelere de katkı sağlıyoruz" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, can dostların yaşam hakkını korumak ve sürdürülebilir çözümler üretmek için çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı. Başkan Aras, "Can dostlarımızın beslenme ihtiyacına kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm sunmak amacıyla faaliyet gösteren Kedi-Köpek Maması Üretim Tesisi, hem Muğla hem de ülke genelinde örnek bir model oluşturuyor. Tesisimizde üretilen mamalarla yalnızca ilimizdeki sokak hayvanlarına değil, mama desteğine ihtiyaç duyan diğer belediyelere de katkı sağlıyoruz. Büyükşehir Belediyesi olarak, hayvan haklarına saygılı, çevre dostu ve sürdürülebilir bir anlayışla çalışmalarımızı yürütüyoruz. Muğla’mızın her köşesindeki can dostlarımız için mama üretimini kesintisiz sürdürecek, örnek projelerle bu alandaki öncülüğümüzü devam ettireceğiz" dedi.
Akıllı lens ameliyatı hayat kalitesini artırıyor
14 Ekim 2025 Salı - 15:27 Akıllı lens ameliyatı hayat kalitesini artırıyor "Görme bozukluklarının yaşam kalitesi üzerindeki etkisinin arttığı günümüzde, akıllı lens ameliyatı özellikle 40 yaş sonrasında ortaya çıkan yakın görme problemleri ve katarakt tedavisinde gözlük bağımlılığını azaltıyor. Akıllı lensin hastalara net görüş ve daha konforlu bir yaşam sunan modern bir yöntem olarak öne çıktığını belirten Nev Sağlık Grubu Göz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Özgür Kiriş, akıllı lens ameliyatı ile ilgili açıklamalarda bulundu. "Akıllı lens ameliyatı kimler için uygun?" Op. Dr. Özgür Kiriş, özellikle 40 yaş sonrasında ortaya çıkan yakın görme bozuklukları ve katarakt hastalığında, akıllı lens ameliyatının kalıcı bir çözüm sunduğunu ifade etti. Göz sağlığının, bireylerin yaşam kalitesi üzerinde doğrudan etkili olduğunu vurgulayan Op. Dr. Özgür Kiriş, "Özellikle 40 yaş sonrasında başlayan yakın görme bozukluğu ve ileri yaşlarda ortaya çıkan katarakt, görme fonksiyonunu kısıtlayan en sık görülen nedenler arasında yer alıyor. Geleneksel tedavi yöntemleri genelde gözlük ve kontakt lenslerle sınırlıyken, günümüzde akıllı lensler sayesinde hastalara kalıcı bir çözüm sunulabiliyor" dedi. Op. Dr. Kiriş, akıllı lens ameliyatının, katarakt cerrahisi sırasında doğal merceğin çıkarılması ve yerine çok odaklı yapay göz içi lensin yerleştirilmesi prensibine dayandığını belirterek, "Bu lensler, yakın, orta ve uzak mesafelerde net görüş sağlayacak şekilde tasarlanmıştır" ifadelerini kullandı. Dr. Kiriş, akıllı lens implantasyonunun özellikle katarakt tanısı almış bireylerde, 40 yaş üzeri yakın görme güçlüğü yaşayanlarda hem uzak hem yakın gözlüğe bağımlı olanlarda ve lazer ameliyatına uygun olmayan, gözlükten ve lensten kurtulmak isteyen 40 yaş üstü hastalarda önerildiğini söyledi. Cerrahi işlemin standart katarakt ameliyatı ile aynı olduğunu dile getiren Kiriş, "Fakoemülsifikasyon yöntemi ile doğal mercek çıkarılır. Yerine seçilen çok odaklı göz içi lensi yerleştirilir. İşlem genellikle damla ile göz uyuşturularak lokal anestezi altında 10-15 dakika içerisinde tamamlanır. Hastalar genelde aynı gün taburcu edilir ve kısa sürede görme fonksiyonlarına kavuşur" diye konuştu. "Gözlüksüz konfor ve yaşam kalitesinde artış" Akıllı lens ameliyatının en önemli avantajlarını da sıralayan Op. Dr. Kiriş, "Gözlük bağımlılığının azalmasıyla yakın, orta ve uzak mesafede net görüş sağlanır. Bu da okuma, bilgisayar kullanma ve araç sürme gibi aktivitelerde gözlüksüz konfor ve yaşam kalitesinde artış demektir. Üstelik tek seferlik cerrahi ile kalıcı bir çözüm sunulmuş olur" şeklinde konuştu. "Her hasta için uygun değil" Her hastanın bu ameliyat için uygun olmayabileceğini vurgulayan Op. Dr. Kiriş, "Retina hastalıkları (örneğin sarı nokta hastalığı, tavuk karası), diyabet, göz tansiyonu (glokom), keratokonus gibi ilerleyici ve kalıtsal kornea hastalıkları, şiddetli kuru göz ve mükemmeliyetçi kişilik yapısı ya da gerçekçi olmayan beklentileri olan kişiler bu ameliyat için uygun değildir" dedi. Bazı hastalarda gece ışıklarında parlamalar (halolar) veya kontrast duyarlılığında azalma görülebileceğini ifade eden Kiriş, hasta seçiminin ve cerrahi öncesi bilgilendirmenin büyük önem taşıdığının altını çizdi. "Yaşam kalitesinde belirgin artış sağlamaktadır" "Akıllı lens ameliyatı, günümüzde hem katarakt tedavisinde hem de yakın görme bozukluğu tedavisinde modern ve etkili bir yöntem olarak öne çıkmaktadır" diyen Op. Dr. Kiriş, "Uygun hasta grubunda, doğru cerrahi teknikle uygulandığında yüksek memnuniyet oranları ve yaşam kalitesinde belirgin artış sağlamaktadır" ifadelerini kullandı
Meme kanseri sonrası sessiz tehlike: Lenfödem
14 Ekim 2025 Salı - 14:23 Meme kanseri sonrası sessiz tehlike: Lenfödem Meme kanseri sonrası kolunda şişlik oluşan 68 yaşındaki kadın, il il dolaştıktan sonra gediği Kocaeli Şehir Hastanesi’nde gördüğü tedavi sonrası hastalığın ilerlemesi durdu. Uzmanlar, erken tanı ve düzenli bakımın hastalığın ilerlemesini önlemede büyük önem taşıdığını vurgulayarak, meme kanserinden sonra lenfödeme dikkat edilmesi konusunda uyarıyor. Halk arasında pek bilinmeyen lenfödem, büyük sorunlara yol açıyor. Vücudun bazı bölgelerinde ciddi şişliklere yol açabilen bu rahatsızlık, halk arasında "fil hastalığı" olarak da biliniyor. Uzuvlarda şişlik, ağrı ve hareket kısıtlılığıyla kendini gösteren bu durum, erken fark edilmediğinde kronikleşebiliyor. Kocaeli Şehir Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bölümü’nde tedavi gören 68 yaşındaki Nebiye Akarsu, meme kanseri nedeniyle geçirdiği mastektomi (memesinin alınması) sonrasında ileri derecede lenfödemle mücadele ediyor. Sağ kolu ciddi derecede şişen kadın, günlük yaşamında ciddi zorluklar yaşarken, gördüğü tedavi sonrası adeta yeniden doğdu. Uzmanlar, özellikle kanser ameliyatı ve radyoterapi gören hastaların lenfödem açısından risk altında olduğunu vurguluyor. Erken tanı ve düzenli bakımın, hastalığın ilerlemesini önlemekte büyük önem taşıdığı ifade ediliyor. 2 şekilde görülüyor Lenf ödem, primer (doğuştan) ve sekonder (sonradan) olmak üzere iki farklı şekilde görülebiliyor. Primer lenfödem nadir görülürken, sekonder lenfödem özellikle kanser tedavisi sonrası daha sık rastlanıyor. Uzmanlar, uygun tedavi ve bakım ile lenfödemin kontrol altına alınabileceğini ve hastaların yaşam kalitesinin artırılabileceğini belirtiyor. "Tedavi sonrası hastalığın ilerlemesi durdu" 68 yaşındaki Nebiye Akarsu, meme kanseri sonrası kolunda oluşan şişliklerle mücadelesini anlatarak, erken tanı ve doğru tedavinin önemine dikkat çekti. Akarsu, "Daha önce göğüs rahatsızlığı geçirdim ve göğsüm alındı. Ameliyattan bir veya iki ay sonra kolum şişmeye başladı. Başta ne yapacağımı bilemedim, ameliyatı yapan doktorum bana bunun tedavisinin olduğunu söylemedi. Sonradan öğrendim ve fizik tedaviye başvurdum. Daha önce başka hastanelere de gitmiştim; üniversite hastanesi ve Eskişehir gibi yerleri aradım, yönlendirme sonucu Kocaeli Şehir Hastanesi’ne geldim. Burada üç hafta boyunca tedavi gördüm. Sonrasında bana bası giysisi verildi. 6 aydır bu tedaviye devam ediyorum. Doktoruma ve fizyoterapistime çok teşekkür ediyorum. Tekrar gelmek istiyorum doktorlarımı özledim" dedi. "Bulgular hafifletilebiliyor ve hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabiliyor" Lenfödemin kronik bir hastalık olduğunu söyleyen Dr. Merve Turan, "Lenfödem, lenfatik dolaşımın doğuştan veya sonradan gelişen nedenlerle bozulması sonucu dokularda proteinden zengin sıvının birikmesiyle oluşan kronik bir hastalıktır. En sık nedeni kanser cerrahisi ve radyoterapidir, bunun dışında travmalar, enfeksiyonlar, obezite, immobilite ve venöz yetmezlik de etkili olabilir. Tedavi sürecinde hastalarımızın şişliklerini azaltmak, eklem hareketlerini korumak ve yaşam kalitelerini artırmak için manuel lenf drenajı, bandajlama, egzersiz ve bası giysileri kullanıyoruz. Ayrıca hastalara cilt bakımı ve temizliği eğitimi veriyoruz. Tedavi planı, her hastanın ihtiyacına göre bireyselleştiriliyor. Bu sayede bulgular hafifletilebiliyor ve hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabiliyor" diye konuştu. "Özel basınç teknikleriyle bandajlama yapıyoruz" Hastalara cilt bakımı eğitimi verdiklerini ifade eden Fizyoterapist Şeymanur Sancar, "Tedavi sürecimizde öncelikle hastaya cilt bakımı ve temizliği eğitimi veriyoruz. Ardından manuel lenf drenajı uyguluyoruz. Lenfödemin tekrar bölgeye yerleşmemesi için kısa bandajlı özel basınç teknikleriyle bandajlama yapıyoruz. Bandajlama sonrası hastaların tedavisine kompresyon çorabı ile devam ediyoruz. Ayrıca ev egzersizlerini gösteriyoruz ve hastaları günlük yaşam aktivitelerinde nelere dikkat etmeleri gerektiği konusunda bilgilendiriyoruz. Hastalarımızın süreci yakından takip ediliyor ve tedavi planları gerektiğinde güncelleniyor. Bu multidisipliner yaklaşım sayesinde hem hastalar daha hızlı iyileşiyor hem de tekrar eden komplikasyonların önüne geçiyoruz" ifadelerini kullandı. "Fizik tedavi biriminden ciddi destek alıyoruz" Ameliyat sonrası hızlı taburcu olmaları için fizik tedaviyi desteklediklerini söyleyen Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Şaşkın, "Ameliyat sonrası erken dönemde taburcu olabilmeleri ve günlük yaşamlarına daha hızlı dönebilmeleri için fizik tedavi biriminden ciddi destek alıyoruz. Bizim kliniğimizde bu işi yürüten fizyoterapist arkadaşlarımız sabah-akşam çalışıyor. Hastaların daha hızlı iyileşmesi ve taburcu süreçlerinin kısalması, multidisipliner çalışmamız sayesinde mümkün oluyor" şeklinde konuştu. "Yaşam kalitelerini artırmalarını sağlamak" Kocaeli Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Bahri Elmas modern tıbbın güncel yöntemlerini kullanarak yüksek nitelikli hizmet sunduklarını söyleyerek, "Fiziksel tıp ve rehabilitasyon bölümümüz modern tıbbın güncel yöntemlerini kullanarak yüksek nitelikli hizmet sunuyor. 75 yatak kapasiteli hastanemiz, modern fizyoterapi salonları, elektro-hidroterapi üniteleri ve robotik rehabilitasyon sistemleri ile güçlü bir altyapıya sahip. Alanında uzman hekimler, fizyoterapistler, iş-uğraş terapistleri ve destek personeli ile hastalarımıza multidisipliner bakım sağlıyoruz. Amacımız, hastaların fonksiyonel bağımsızlıklarını yeniden kazanmalarını ve yaşam kalitelerini artırmalarını sağlamak" dedi. "Nitelikli hizmet sunuluyor" Kocaeli Şehir Hastanesi’nin gelişmiş altyapısı ve uzman kadrosuyla bölgenin referans merkezlerinden biri haline geldiğini belirten İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Yüksel Pehlevan, "Kocaeli Şehir Hastanesi, gelişmiş altyapısı ve uzman kadrosuyla bölgenin referans merkezlerinden biri haline geldi. Fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinde hem kalp ameliyatı sonrası hastalara hem de lenfödem gibi kronik rahatsızlık yaşayan vatandaşlarımıza nitelikli hizmet sunuluyor. Bu, ilimizin sağlık kapasitesinin geldiği noktayı gösteriyor" ifadelerine yer verdi.
Gürcü sağlık çalışanları, 1 gününü Samsun’daki hastanede geçirdi
14 Ekim 2025 Salı - 13:25 Gürcü sağlık çalışanları, 1 gününü Samsun’daki hastanede geçirdi SAMSUN (İHA) – Gürcistan’dan gelen, aralarında doktorların da bulunduğu 16 kişilik sağlık grubu, Samsun’daki özel bir hastanede 1 gün geçirerek burada uygulanan yöntemleri ve işleyişi gözlemleme fırsatı buldu. Medicana International Samsun Hastanesi, aralarında doktor, hemşire, sağlık memuru ve tıp öğrencileri bulunan 16 kişilik heyeti ağırladı. 1 tam günü hastanede geçiren Gürcü sağlık çalışanları; hasta bakım hizmetleri, poliklinikler, ameliyathaneler, servis, yoğun bakım ve tüm birimleri yerinde görerek Türk uzmanlardan bilgi aldı. Gürcü sağlık çalışanlarını Samsun’da ağırlamaktan memnun olduklarını ifade eden Medicana International Samsun Hastanesi Genel Müdürü Güner Armutlu, "Bu ziyaretin hem misafirlere hem de bizlere olumlu yansımasını umut ediyorum. Gürcistan’la bir bağımız var. 2 ofisimizle Batum ve Tiflis’te hizmet veriyoruz. Bugünden sonra birlikteliğimiz güçlenerek devam eder diye umuyorum. Medicana International Samsun Hastanesi, bölgenin en büyük hastanelerinden biri. 250 yatak kapasiteli hastanemizde organ nakli hariç tüm ameliyatların yapıldığı bir hastaneyiz. 800 çalışanımız var ve bunların 100’ü doktor kadrosunda yer alıyor. 108 yoğun bakım yatağımız var. Kardiyoloji, kalp ve damar cerrahisi, beyin cerrahisi, onkoloji, göz, üroloji, ortopedi, plastik cerrahi, kulak, burun ve boğaz, göğüs cerrahisi ve göğüs hastalıkları bölgede en güçlü olduğumuz branşlar. Bunların dışındaki tüm branşlarda da kabul gören bir hastaneyiz. Medicana olarak yurt dışında da Bosna-Hersek’in yanı sıra İngiltere’de Londra ve Manchester’da hastanelerimiz var. Tıbbın en üst teknolojisini kullanan, sağlıkta dünyadaki tüm gelişmeleri yakından takip edip anında kendi bünyesinde uygulamaya sokan gelişime çok açık, değişimi yakından takip eden ve bu kapsamda da Türkiye’nin en gelişmiş hastanesiyiz" dedi. Ziyaretin sonunda Gürcü heyeti de kendilerine olan yaklaşım ve nezaketten memnun kaldıklarını, hastane yönetimine güzel ev sahipliği ve bilgi aktarımı için teşekkür ettiklerini ifade ettiler. Armutlu da ziyaretten memnun kaldıklarını ve yeni heyetlerin de ilerleyen günlerde hastanelerine gelebileceklerini sözlerine ekledi.
Denizli kanser taramalarında üst sıralarda yer aldı
14 Ekim 2025 Salı - 13:19 Denizli kanser taramalarında üst sıralarda yer aldı Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk başkanlığında İlçe Sağlık Müdürleri ve Toplum Sağlığı Merkezi Başkanları’nın katılımıyla Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri Değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda açıklamalarda bulunan Uz. Dr. Berna Öztürk, "Ekim ayında ilk 10 gün içinde en fazla mamografi çekimi yapan 30 merkezin içinde ilimizden Pamukkale KETEM 1., Merkezefendi KETEM 8. ve Mobil Kanser Tarama Tırımız da 11. sırada yer aldı" dedi. Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Aytekin Polat, Başkan Yardımcıları ve Birim Sorumlularının da katıldığı toplantıda; il genelinde yürütülen birinci basamak sağlık hizmetlerinin mevcut durumu ele alınarak sahada yürütülen çalışmaların etkinliği, hizmet kalitesi ve vatandaş memnuniyetine yansımaları ayrıntılı olarak incelendi. İlçe Sağlık Müdürlükleri ve Toplum Sağlığı Merkezlerinin GÖREN izleme ve değerlendirme sistemindeki birinci basamak sağlık hizmetleri göstergeleri üzerinden hizmet değerlendirmesi yapıldı. Halk Sağlığı Başkanlığı birim sorumluları tarafından birim sunumları yapılarak, iş ve işleyişe yönelik bilgilendirme ve değerlendirmelerin de yapıldığı toplantıda; İlçe Sağlık Müdürleri ve Toplum Sağlığı Merkezi Başkanlarının talep ve önerileri görüşüldü. Toplantı sonunda, 2025 yılında kanser taramalarında ve "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" projesi kapsamında hedef nüfuslara gören en çok başarılı performans sergileyen ilçelere teşekkür belgesi verildi. İl Sağlık Müdürümüz Uz. Dr. Berna Öztürk, emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına tebriklerini ileterek ekipleri adına başarılı ilçelerin İlçe Sağlık Müdürü ve Toplum Sağlığı Merkezi Başkanlarına belgelerini takdim etti. Denizli, Türkiye’de birinci sırada yer aldı İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre Denizli’nin, Türkiye geneli büyük bir başarı elde ettiğini belirterek, Ekim Ayında ilk 10 gün içinde en fazla mamografi çekimi ile meme kanseri taraması yapan ilk 30 merkezin içinde birinci olduklarını söyledi. Uz. Dr. Berna Öztürk; "Sağlık Bakanlığımız tarafından Ekim ayında ilk 10 gün içinde en fazla mamografi çekimi yapan 30 merkezin içinde ilimizden Pamukkale KETEM 1., Merkezefendi KETEM 8. ve Mobil Kanser Tarama Tırımız da 11. sırada yer aldı. 2018 yılından bu yana yürüttüğümüz Pembe Şehir Projemiz ile bugüne kadar kanser taramalarında birçok başarı ve birincilik elde ettik. Bu yılda aynı hedefle çalışmalarımız devam ederken İlimizden 3 merkezin Türkiye geneli ilk 30’a girmesi bizleri yine gururlandırdı. Bu başarıda emeği olan tüm sağlık çalışanlarımıza emekleri için çok teşekkür ediyorum. Yine yıl bazında yürütülen kanser tarama programları ve "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" programlarında başarı gösteren, bugün belge verdiğimiz tüm ilçelerimizi kutluyorum. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin toplum sağlığının temelini oluşturduğunu bir kez daha vurgulayarak il ve ilçelerimizde özveriyle çalışan tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Başkan Murat Ercan, çölyaklı vatandaşlarla piknikte buluştu
14 Ekim 2025 Salı - 12:05 Başkan Murat Ercan, çölyaklı vatandaşlarla piknikte buluştu Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, ilçede yaşayan çölyak hastaları ve ailelerini özel bir piknik etkinliğinde ağırladı. Eko Çiftlik Sıfır Atık Eğitim Merkezi’nde yemekler yenildi, çocuklar oyunlar oynadı, sohbetler edildi. Başkan Ercan çölyaklı vatandaşlara desteklerinin devam edeceğini açıkladı. Glütensiz ekmek yardımı ve sosyal destek kartına 3 ayda bir yapılan ödemelerle çölyaklı vatandaşların glutensiz gıdaya ulaşmalarına yardımcı olan Sincan Belediyesi, farkındalık oluşturmak adına özel bir piknik tertip etti. Geleneksel hale gelen piknik etkinliği bu yıl Eko Çiftlik Sıfır Atık Eğitim Merkezi’nde gerçekleşti. Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan çölyaklı vatandaşların her biriyle ayrı ayrı ilgilendi, sohbet etti, fotoğraf çektirdi. Renkli görüntülere sahne olan etkinliğe 350 kişi katıldı, çölyak hastalarının beslenme ihtiyaçlarına uygun ikramlar sunuldu. Aileler doğayla iç içe zaman geçirirken, çocuklar tamamı geri dönüşüm malzemelerinden inşa edilen parkta gönüllerince oynadı. Piknik buluşmasının çölyak konusunda farkındalığı arttırması da hedeflendi. Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, "Günlük ekmek temini, glütensiz gıda desteği ve her 3 ayda bir destek kartı aracılığıyla sağladığımız yardımlarla ilçemizde yaşayan çölyak hastası vatandaşlarımıza destek oluyoruz. Çölyakın bir yaşam biçimi olduğunu her fırsatta söylüyorum. Bugün de burada güzel bir piknik organizasyonunda bir araya geldik. Katılımlarınızdan dolayı çok teşekkür ederim. Çölyaklı vatandaşlarımızın ihtiyaç duydukları ürünlere kolay ulaşabilmeleri için elimizden geleni yapacağız" ifadelerini kullandı.
Meme kanseri hakkında A’dan Z’ye bilinmesi gerekenler
14 Ekim 2025 Salı - 11:55 Meme kanseri hakkında A’dan Z’ye bilinmesi gerekenler Meme kanseri dünyada her yıl milyonlarca kadını etkilerken, Türkiye’de kadınlarda görülen kanserlerin dörtte birini oluşturuyor. Meme Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Halit Özgül, "Erken evrede yakalanan meme kanserinde tedavi başarısı yüzde 99’a kadar çıkmaktadır" diyerek erken tanının önemine dikkat çekti. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 2,3 milyon kadına meme kanseri tanısı konuluyor. Türkiye’de kadınlarda görülen kanserlerin yaklaşık yüzde 25’ini oluşturan bu hastalık, her 8 kadından 1’inin yaşamı boyunca karşılaşabileceği ciddi bir risk olarak öne çıkıyor. Memorial Antalya Hastanesi Meme Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Halit Özgül, 15 Ekim Dünya Meme Sağlığı Günü kapsamında yaptığı açıklamada, "Türkiye’de meme kanseri en sık 35-45 yaş aralığında görülmektedir. Dünya genelinde en sık 45-55 yaş aralığında ortaya çıkmaktadır. Türkiye’de vakaların yarısından fazlası 50 yaş öncesinde tanı almaktadır" dedi. "Erken tanı tedavide başarı oranını artırıyor" Meme kanserinde en kritik unsurun erken teşhis olduğunu vurgulayan Özgül, "Erken evrede yakalanan meme kanserinde tedavi başarısı yüzde 99’a kadar çıkmaktadır. Ortalama sağkalım oranı yüzde 90 civarındadır. Erken tanıda tedavi daha kısa, daha kolay ve daha az maliyetlidir" ifadelerini kullandı. Kendi kendine meme muayenesinin ve düzenli kontrollerin önemini vurgulayan Özgül, hastalığın henüz belirti vermeden tespit edilebileceğini söyledi. Özgül, "Meme kanserinde erken teşhis, tedavi başarısını artıran en kritik faktördür. Kendi kendine meme muayenesi, düzenli doktor kontrolleri ve mamografi gibi tarama yöntemleri, hastalığın henüz belirti vermeden tespit edilmesini sağlayabilir. Uzmanlar, 20 yaşından itibaren her kadının ayda bir kez kendi kendine meme muayenesi yapmasını öneriyor. 40 yaşından sonra ise düzenli mamografi taramaları, risk faktörlerine bağlı olarak daha erken yaşlarda bile başlamalı. Unutmayın, erken teşhis sadece tedavi sürecini kolaylaştırmakla kalmaz, aynı zamanda hayat kurtarır" diye konuştu. "Belirtileri göz ardı etmeyin" Op. Dr. Halit Özgül, meme kanserinde en çok dikkat edilmesi gereken belirtilerin altını çizerek, "Memede ele gelen sert ve ağrısız kitle, meme şeklinde değişiklik veya asimetri, ciltte çukurlaşma ve portakal kabuğu görünümü, meme başında akıntı ve koltuk altında şişlik en önemli uyarı işaretleridir. Bu belirtilerden herhangi birinin görülmesi halinde vakit kaybetmeden uzmana başvurulması hayati önem taşır" şeklinde konuştu. "Risk faktörlerini tanıyın" Kadın olmanın en temel risk faktörü olduğunu belirten Özgül, diğer önemli riskleri şöyle sıraladı: "Yaş faktörü, aile öyküsü ve BRCA1/2 gen mutasyonu, obezite ve hareketsiz yaşam, sigara ve alkol kullanımı, doğum yapmamak veya emzirmemek, uzun süreli hormon tedavileri meme kanseri riskini artırır." Hastalığa karşı alınabilecek önlemlere ilişkin de konuşan Özgül, "Sağlıklı beslenme alışkanlığı edinmek, haftada en az üç saat egzersiz yapmak, sigara ve alkolden uzak durmak, sağlıklı kiloyu korumak ve gereksiz radyasyondan kaçınmak korunmada büyük önem taşır" ifadelerini kullandı. "Cerrahi tedavide modern yöntemler etkili sonuç veriyor" Meme kanserinde cerrahi tedavinin en temel ve etkili yöntemlerden biri olduğunu belirten Özgül, modern tekniklerle artık hem sağlık hem de estetik açıdan başarılı sonuçlar alınabildiğini şu şekilde söyledi: "Cerrahi tedavi, özellikle erken evrede hem sağkalım hem de yaşam kalitesini belirleyen ana faktördür. Meme koruyucu cerrahide tümör ve çevresindeki sağlıklı dokunun çıkarılmasıyla kozmetik avantaj sağlanır ve sonrasında radyoterapi uygulanır. Büyük veya çok odaklı tümörlerde total mastektomi tercih edilir. Modifiye radikal mastektomide meme dokusu ile birlikte aksiller lenf nodları çıkarılır. Sentinel lenf nodu biyopsisi ile koltuk altındaki ilk lenf nodları incelenir; eğer temizse geniş diseksiyon gerekmez ve lenfödem riski azalır. Onkoplastik cerrahi ve rekonstrüksiyon ameliyatlarıyla tümör çıkarılırken estetik ve onarım yöntemleri birlikte uygulanabilir. Bu sayede hem kanser kontrolü hem de psikolojik iyilik hali sağlanır."
Evde hemodiyaliz uygulaması Türkiye’de ilk kez ilçe bazında Sakarya’da hayata geçiyor
14 Ekim 2025 Salı - 11:45 Evde hemodiyaliz uygulaması Türkiye’de ilk kez ilçe bazında Sakarya’da hayata geçiyor Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi (SEAH) Nefroloji Kliniği tarafından iki yıl önce başlatılan evde hemodiyaliz uygulaması, Türkiye’de ilk kez ilçe düzeyinde Akyazı’da hayata geçmeye hazırlanıyor. Ayrıca Karasu ilçesinde de eğitim çalışmalarının başlatılacağı bildirildi. Sakarya’da ev hemodiyalizi tedavisi alan hastaların iki yıllık süreçlerini başarıyla tamamlamaları dolayısıyla Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kutlama programı düzenlendi. Programa İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Kayhan Özdemir, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Op. Dr. Özcan Öktem ve Hastane Başhekimi Doç. Dr. Fatih Günysu katılarak hastalar, sağlık çalışanları ve eğitim ekibiyle bir araya geldi. Ev hemodiyalizi, hastalara tedavilerini kendi evlerinde daha özgür ve konforlu bir şekilde sürdürebilme imkanı sunan çağdaş bir tedavi yöntemi olarak dikkat çekiyor. SEAH Nefroloji Klinik İdari Sorumlusu Prof. Dr. Hamad Dheir, uygulamanın Sakarya’da yaygınlaşmasında desteklerinden dolayı İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Kayhan Özdemir’e teşekkür ederek kısa sürede önemli bir mesafe kat edildiğini ifade etti. Toplantıya katılan ev hemodiyalizi hastaları da deneyimlerini paylaşarak, tedavi yöntemiyle yaşam kalitelerinin belirgin şekilde arttığını vurguladı. Hastalar evde hemodiyaliz sayesinde daha özgür bir yaşam sürdüklerini, ten renklerinin açıldığını, günlük performanslarının arttığını, daha önce kullandıkları birçok ilaca artık ihtiyaç duymadıklarını dile getirdi. Türkiye’de ilk kez ilçe düzeyinde Akyazı’da başlatılan ev hemodiyalizi eğitimlerine dikkat çeken Prof. Dr. Hamad Dheir, SEAH Nefroloji Kliniğini çalışmalarıyla Karasu’da eğitim çalışmalarının başlayacağını belirtti. Dheir, "Bakanlığımızın izni doğrultusunda, İl Sağlık Müdürlüğümüzün desteğiyle evde hemodiyaliz uygulamasını birçok ilçemize yaymak istiyoruz. Eğitim programlarıyla hastalar, tedavilerini kendi evlerinde güvenle uygulayabilecek bilgi ve beceriye sahip hale geliyor. Diyaliz hastalarımız bu uygulamayla hayat konforunu artırıyor ve daha sağlıklı bir süreçte ilerliyor" diye konuştu.
Kapalı bypass yöntemi ile daha kontrollü iyileşme süreci
14 Ekim 2025 Salı - 11:25 Kapalı bypass yöntemi ile daha kontrollü iyileşme süreci Kardiyovasküler Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Önder Teskin, kalp damar hastalıklarının tedavisinde kullanılan kapalı bypass yöntemi hakkında bilgi verdi. Kapalı bypassın, göğüs kemiğinin tamamen açıldığı klasik ameliyatlardan farklı olarak daha küçük kesilerle uygulandığını ifade eden Sakarya Özel Adatıp Hastanesi Kardiyovasküler Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Önder Teskin, bu yöntem sayesinde uygun hastalarda ameliyat sonrası iyileşme sürecinin daha kontrollü ilerlediğini belirti. Tıkalı kalp damarlarında cerrahi girişim için kapalı bypassın ciddi bir alternatif olduğunu söyleyen Prof. Dr. Teskin, "Her hasta için ayrı planlama yapılır. Damar yapısı, kişinin genel sağlık durumu ve varsa ek hastalıkları göz önünde bulundurularak yöntem belirlenir" diye konuştu. Kalp damar cerrahisinin temel hedefinin kalbin ihtiyaç duyduğu kanı almasını sağlamak olduğunu dile getiren Prof. Dr. Teskin, "Kapalı bypass, bu hedefe ulaşmak için kullanılan yöntemlerden biridir. Ancak her hasta için uygunluğu ayrı ayrı değerlendirilir" şeklinde konuştu. Kalp ve damar hastalıklarında erken başvurunun önemine değinen Prof. Dr. Önder Teskin, "Göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çabuk yorulma gibi şikâyetler ciddiye alınmalı. Bu tür belirtiler olduğunda bir uzmana başvurmak, doğru tedavi planlaması için büyük önem taşır" ifadelerini kullandı.