SAĞLIK
08 Nisan 2026 Çarşamba - 16:32 İran’daki savaş mağdurları için Van’dan 3 yardım tırı gönderildi Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun talimatlarıyla hazırlanan ilaç, tıbbi sarf malzemesi ve tıbbi cihaz taşıyan 3 yardım tırı, Van’dan İran’a gitmek üzere yola çıktı. Bölgede devam eden savaş nedeniyle yaşanan insani drama sessiz kalmayan Türkiye, sınır komşusu İran’daki tıbbi ihtiyaçların karşılanması amacıyla yardım seferberliği başlattı. Son iki gündür Türkiye’nin çeşitli illerindeki hastane ve sağlık tesislerinden gönderilen tıbbi malzemeler Van’da toplandı. Gerekli kontrolleri ve yükleme işlemleri tamamlanan 3 tır, bugün öğleden sonra Van’dan uğurlandı. Tırların, Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde bulunan Gürbulak Sınır Kapısı üzerinden İran’daki ihtiyaç sahibi bölgelere ulaştırılması hedefleniyor. "Hummalı bir çalışma yürütüldü" Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Van İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Muhammed Tosun, tırların yola çıkışı öncesinde tüm sağlık personelinin gece boyunca seferber olduğunu belirtti. Yardım malzemelerinin eksiksiz ve sağlıklı bir şekilde teslim edilmesi için tüm hazırlıkların tamamlandığını ifade eden İl Müdürü Tosun, "Maalesef hepinizin de bildiği gibi bir aydır bölgemizde bir savaş devam etmekte. Dün gece itibarıyla kısmi bir ateşkes başlamış durumda. Dün geceden itibaren gerek Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan gerek ülkemizin dışişleri bürokratları ve Sağlık Bakanımız Kemal Memişoğlu’nun talimatlarıyla ilimizden 3 tane ilaç, tıbbi sarf ve tıbbi cihaz yardım tırı toplandı. Bunlar da bugün itibarıyla İran sınırından, İran’daki ihtiyacı olan tıbbi bölgelere götürülmek üzere yola çıkacak" dedi. Çeşitli sağlık tesislerinden Van’da toplanan cihazların tamamen kontrollerinin yapıldığını dile getiren Tosun, "Dün gece saatlerinde gelen talimatla da bugün tırların karşı tarafa geçirilmesi bizlere iletildi. İl Sağlık Müdürlüğümüzün çalışanları, hastanelerimizin çalışanları ve yöneticilerimiz hummalı bir çalışmayla bu 3 tırı, tüm imkanlarımızı seferber ederek hazırladı. Bakanımızın talimatıyla inşallah bugün Van’dan yola çıkarak Doğubayazıt’taki sınır kapısından İran’daki kardeşlerimize yardım amaçlı teslim edilmek üzere gidecek. Bizim temennimiz bu savaşın tamamen sona ermesidir. Bu savaşın tamamen sona ermesi için de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın büyük bir öncülük ettiğini biliyoruz. Bu yardımlar büyük ihtimalle devam edecek. Biz de Van İl Sağlık Müdürlüğü olarak bakanımızın öncülüğünde bunları eksiksiz bir şekilde karşıdaki hem meslektaşlarımıza hem de ihtiyacı olan İranlı kardeşlerimize ulaştırmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız" diye konuştu.
Uzman Doktor Şirin Elmi: "Eller mikropların vücuda giriş kapısıdır"
14 Ekim 2025 Salı - 11:22 Uzman Doktor Şirin Elmi: "Eller mikropların vücuda giriş kapısıdır" Günlük hayatta fark etmeden dokunduğumuz yüzeyler, mikropların vücudumuza taşınmasına neden olarak enfeksiyon riskini artırıyor. Uzman Doktor Şirin Elmi, "Eller mikropların vücuda giriş kapısıdır, bu yüzden el yıkamak hastalıklara karşı en etkili savunmadır" dedi. Memorial Antalya Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Uzman Doktor Şirin Elmi, "15 Ekim Dünya El Yıkama Günü" dolayısıyla bir açıklama yaptı. Gün içinde kapı kolları, telefon ekranları, toplu taşıma tutamaçları veya market sepetleri gibi sayısız yüzeye dokunulduğuna dikkati çeken Şirin, "Bu yüzeyler, bakterilerden virüslere ve mantarlara kadar birçok mikroorganizmayı taşıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, ellerimizdeki mikroplar ağız, burun veya göz yoluyla vücuda taşındığında enfeksiyon riski yüzde 20-30 oranında artıyor. Uzmanlara göre el yıkamamak, yalnızca kişisel hijyen eksikliği değil, aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı sorunu anlamına geliyor" dedi. "Eller, mikropların vücudumuza giriş kapısıdır" El hijyeninin bulaşıcı hastalıklarla mücadeledeki kritik rolüne işaret eden Elmi, "Ellerimizi her gün kapı kolları, telefon ekranları, market arabaları gibi sayısız yere değdiriyoruz. Ancak günlük yaşamda bunların ardından hemen el yıkamak akla gelmiyor. Oysa el yıkamayı ihmal etmek ciddi sağlık sorunlarına davetiye çıkarıyor. Eller, mikropların vücudumuza giriş kapısıdır" diye konuştu. "Kirli eller hastalıkları tetikliyor" Kirli ellerin birçok hastalığı tetikleyebileceğini belirten Elmi, "Örneğin ishal ve gıda zehirlenmeleri sık görülür. Salmonella veya Norovirüs gibi mikroplar, kirli ellerle yemek hazırlarken kolayca bulaşır. Dünya Sağlık Örgütü, el hijyeni eksikliğinin her yıl milyonlarca ishal vakasına yol açtığını belirtmektedir. Özellikle çocuklarda bu durum ciddi sonuçlar doğurabilir. Bir diğer tehlike, solunum yolu hastalıklarıdır. Grip, soğuk algınlığı ve hatta koronavirüs, ellerimizle yüzümüze dokunduğumuzda hızla yayılır. Araştırmalar, el yıkamanın bu tür hastalıkların bulaşma riskini yüzde 30-40 azalttığını gösteriyor" ifadelerini kullandı. "Cilt enfeksiyonlarından parazitlere kadar risk" El hijyeninin yalnızca solunum yolu enfeksiyonlarıyla değil, cilt sağlığıyla da doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Elmi, "Kirli ellerdeki bakteriler, küçük bir sıyrık yoluyla kana karışıp ciddi enfeksiyonlara, hatta MRSA gibi dirençli bakterilere neden olabilir. Parazitler de cabasıdır. Özellikle çocuklarda görülen bağırsak parazitleri, kirli ellerle ağza taşınan yumurtalardan bulaşır. Bu durum karın ağrısı ve halsizlik gibi sorunlara yol açar. Kısacası, ellerimizi yıkamazsak mikroplar için kırmızı halı sermiş oluruz" diye konuştu. "El yıkamak hastalıklara karşı en etkili savunma" Doğru el yıkama alışkanlığının önemine de değinen Elmi, "Elleri yemek yemeden veya hazırlamadan önce, tuvaletten sonra, hapşırdıktan ya da öksürdükten sonra ve eve geldiğinizde mutlaka yıkamak gerekir. Dışarıdaysanız ve suya erişiminiz yoksa en az yüzde 60 alkol içeren bir el dezenfektanı kullanabilirsiniz. Ancak elleriniz gözle görülür şekilde kirliyse sabun ve su olması şarttır" dedi.
2. Akdeniz Obstetrik ve Jinekoloji Kongresi gerçekleşti
14 Ekim 2025 Salı - 10:55 2. Akdeniz Obstetrik ve Jinekoloji Kongresi gerçekleşti Başkent Üniversitesi Adana Kışla Sağlık Yerleşkesi, 10-11 Ekim tarihleri arasında kadın sağlığı uzmanlarını ağırladı. İki gün süren 2. Akdeniz Obstetrik ve Jinekoloji Kongresi’nde bilimsel oturumların yanı sıra canlı cerrahi uygulamaları da gerçekleştirildi. 2. Akdeniz Obstetrik ve Jinekoloji Kongresi Başkent Üniversitesi Adana Kışla Sağlık Yerleşkesinde gerçekleştirildi. Kongrenin açılış konuşmasını yapan Akdeniz Kadın Sağlığı Derneği Başkanı Prof. Dr. Erhan Şimşek konuşmasına, Başkent Üniversitesi Sağlık Kuruluşları Direktörü Prof. Dr. Ali Haberal ve Merkez Müdürü Prof. Dr. Birol Özer’e katkılarından dolayı teşekkür ederek başladı. Prof. Dr. Şimşek, derneğin kurucu başkanı Prof. Dr. Hüsnü Çelik’in önderliğinde Antalya’dan Kahramanmaraş’a uzanan 11 farklı merkezdeki üniversite ve eğitim hastanelerinin değerli akademisyenlerini bir araya getirdiklerini, bu sayede Akdeniz Bölgesi’nde kadın sağlığı odaklı faaliyetlerin başlamış olduğunu ifade etti. Pandemi ve deprem gibi büyük zorlukların hemen ardından, ilk kongrenin 180 katılımcının yer aldığı başarılı bir organizasyonla gerçekleştirdiklerini belirten Şimşek, "Bugün ise siz değerli hocalarımızın katkılarıyla kongremiz çok daha kapsamlı ve güçlü bir hale gelmiştir. Katılımınız ve desteğiniz için hepinize gönülden teşekkür ediyor, kongremizin verimli, keyifli ve bilimsel açıdan zengin geçmesini diliyorum" dedi. Akdeniz Kadın Sağlığı Derneği Kurucu Başkanı Prof. Dr. Hüsnü Çelik, derneğin beş yıl önce kurulduğunu hatırlatarak, "Yüz yüze ve çevrim içi olmak üzere toplam 83 toplantı gerçekleştirdik. Bu, mesleğimize ve derneğimize olan bağlılığımızın somut bir göstergesidir"diye konuştu. Federasyonun mottosunun "Sağlıklı Kadın, Güçlü Toplum, Güvenli Gelecek" olduğunu vurgulayarak sözlerine başlayan Prof. Dr. Gürkan Uncu, bölge başkanları ve yönetim kurulu üyelerinin özverili çalışmalarıyla meslektaşlar arasında dayanışmayı güçlendirmeyi, bilgi paylaşımını artırmayı ve kadın sağlığının korunması ile geliştirilmesine katkı sunmayı amaçladıklarını belirtti. "Bilgiyi paylaşmak hekimliğin en önemli sorumluluğudur" Başkent Üniversitesi Sağlık Kuruluşları Direktörü Prof. Dr. Ali Haberal’da, konuşmasına geçtiğimiz yıl yaşamını yitiren tıp dünyasının duayen ismi Prof. Dr. Ali Ayhan’ın "Sevgiyi ve bilgiyi paylaşalım" sözüyle başladı. Haberal, bu sözün Ali Ayhan hocanın vizyonunu ve hekimlik anlayışını özetlediğini belirterek, "Bu motto, bugünkü toplantının da anlamını yansıtmaktadır" diyerek vurgu yaptı. Haberal, bilgi ve teknolojinin hızla değiştiği bir çağda kadın doğum camiasının sürekli gelişiminin kaçınılmaz olduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Önemli olan, kadın doğum alanında çalışan hekimlerin bir arada olması, bilimsel çalışmaların güçlenmesi ve ülkemizin uluslararası platformlarda en iyi şekilde temsil edilmesidir. Jinekolojik onkoloji alanında çalışan bir hekim olarak, merhum hocamız Prof. Dr. Ali Ayhan’ın öncülüğünde Türkiye’nin uluslararası derneklerde kabul görmesine ve ülkemizin bu platformlarda temsil edilmesine tanıklık ettim. Bu gelişme, ülkemiz adına son derece kıymetli bir adımdı. Diliyorum ki, derneklerimiz ve federasyonlarımız bundan sonra da uluslararası kongrelerde etkinliklerini artırarak güçlü bir biçimde varlık göstermeye devam eder." Kadın doğum uzmanlığına olan ilginin azaldığına dikkat çeken Haberal, federasyonların Sağlık Bakanlığı ile iş birliği yaparak mesleğin hukuki güvencesinin güçlendirilmesi ve branşın yeniden cazip hale getirilmesinin önemine değindi.
Uzmanından uyarı: "İleri derecedeki varis hayatı tehdit edebilir"
14 Ekim 2025 Salı - 10:29 Uzmanından uyarı: "İleri derecedeki varis hayatı tehdit edebilir" Varisin ilerlemesiyle ciddi sağlık sorunlarının gelişebileceğine dikkati çeken Medical Park Ankara Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Murat İlkar Gelişen, "Varis, sadece estetik bir sorun olarak düşünülmemelidir. İleri derecede ve yaygın varislerde tromboflebit, derin ven trombozu ve akciğer embolisi gibi ciddi tablolar gelişebilir" dedi. Varis, bacak toplardamarlarının genişlemesiyle ortaya çıkan ve toplumda oldukça sık görülen bir damar hastalığı olarak biliniyor. Medical Park Ankara Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Murat İlkar Gelişen, varisin özellikle 40 yaş üzeri kadınlarda daha sık rastlandığını belirterek, "Bu durumun görülmesinde hormonal faktörlerin önemli rol oynadığı düşünülüyor" dedi. Vakaların yüzde 30’unda ailesel yatkınlık var Uzm. Dr. Gelişen, varisin oluşumunda genetik geçişin etkili olduğunu vurgulayarak, "Vakaların yaklaşık yüzde 30’unda ailesel yatkınlık vardır. Uzun süre ayakta kalmak veya hareketsiz şekilde oturmak da riski artırır" diye konuştu. Belirtiler ve riskler Varis hastalarında genellikle bacaklarda ağrı, ödem, yanma hissi, gece krampları ve huzursuzluk şikâyetlerinin görüldüğünü belirten Uzm. Dr. Gelişen, hastalığın sadece estetik bir sorun olarak düşünülmemesi gerektiğini ifade etti. Gelişen, "İleri derecede ve yaygın varislerde tromboflebit, derin ven trombozu ve akciğer embolisi gibi ciddi tablolar gelişebilir. Bu durumlar solunum yetmezliğine ve hatta ölüme yol açabilir" dedi. Tanı ve tedavi yöntemi Varis tanısının fizik muayene ve venöz renkli doppler ultrasonografiyle konduğunu belirten Gelişen, günümüzde hastalığın evresine göre farklı tedavi yöntemlerinin başarıyla uygulandığını söyleyerek, "Skleroterapi, köpük skleroterapi, lazer veya radyofrekans ablasyon ve toplardamar yapıştırma (vein sealing) gibi modern teknikler sayesinde etkin sonuçlar alınabiliyor. Deneyimli cerrah tarafından uygun yöntem seçilirse varis tedavisi oldukça başarılıdır" ifadelerini kullandı. Tedavi sonrası aynı damarda tekrarlama olmadığını ancak bacakların başka bölgelerinde yeni varislerin gelişebileceğini hatırlatan Uzm. Dr. Gelişen, varis çoraplarının da hastalığın ilerlemesini yavaşlattığını ancak tedavi edici olmadığını belirtti. Varisten korunmak için önerilerde bulunan Uzm. Dr. Gelişen, "Varis oluşumunu engellemek için düzenli yürüyüş yapmak, yüzmek, fazla kilolardan kurtulmak ve uzun süre ayakta kalmamaya dikkat etmek gerekir. Bacaklarda daha önce olmayan yeşil damarlar, ağrı veya şişlik fark edildiğinde mutlaka kalp ve damar cerrahisi hekimine başvurulmalıdır" ifadelerine yer verdi.
Uykudan uyandıran küme baş ağrısına dikkat
14 Ekim 2025 Salı - 10:26 Uykudan uyandıran küme baş ağrısına dikkat Sonbahar aylarının gelmesiyle birlikte bazı baş ağrısı türlerinde belirgin bir artış yaşanıyor. Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Hatice Şap, özellikle sonbahar ve ilkbahar dönemlerinde sıklığı artan küme baş ağrısına karşı uyarılarda bulundu. Küme baş ağrısının, genel baş ağrıları arasında migren ve gerilim tipi baş ağrılarından sonra en sık görülen üçüncü tipteki baş ağrısı olarak bilindiğini belirten Medicana Konya Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Hatice Şap, "Hastalar bu ağrıyı genellikle başın bir tarafında, göz çevresinde hissedilen dayanılmaz bir ağrı olarak tarif eder. Ağrı o kadar şiddetlidir ki, kişi oturamaz hale gelir, sürekli dolaşmak zorunda kalır" dedi. "Biyolojik saatteki dengesizlik rol oynayabilir" Küme baş ağrısının kesin nedeni henüz bilinmese de dönemsel olarak bahar ve sonbahar aylarında artış göstermesinin vücudun biyolojik saatindeki bir dengesizlikle ilişkilendirildiğini belirtilen Nöroloji Uzmanı Dr. Hatice Şap, "Araştırmalar, yüzün duyusunu sağlayan sinirlerde ağrıyla ilişkili hormonlar olan serotonin ve histamin salınımının bu ağrılarda etkili olduğunu düşündürüyor. Ayrıca hipotalamustaki işlev bozuklukları da ağrının ortaya çıkmasında rol oynayabiliyor" şeklinde konuştu. "Gözde kızarma ve yaşarma eşlik edebilir" Küme baş ağrısına sıklıkla gözde kızarma, yaşarma, yüzde terleme, burun akıntısı veya tıkanıklık, göz kapağında düşüklük ve yüzde ödem gibi belirtilerin eşlik ettiğini ifade eden Uzm. Dr. Hatice Şap, "Bu tür ağrılar genellikle uykuda başlar ve kişiyi her gece aynı saatte uyandırabilir. Bir atak 15 dakika ile 3 saat arasında sürebilir ve bazı hastalarda günde 7-8 defa tekrarlanabilir. Özellikle 20-50 yaş aralığındaki bireylerde ve kadınlarda erkeklere nazaran daha nadir görülür. Ancak her iki cinsiyet için de sigara ve alkol önemli tetikleyici unsurlar arasındadır. Bu nedenle tedavi sürecinde bu maddelerden uzak durulması büyük önem taşır" uyarısında bulundu. "Oksijen tedavisi ve sinir blokajı çözüm olabiliyor" Küme tipi baş ağrısı için standart bir tedavi şekli olmadığını kaydeden Uzm. Dr. Hatice Şap, "Küme baş ağrısı yaşayan kişilerin, mutlaka bir nöroloji uzmanına başvurmaları gerekir. Küme dönemi ağrı atakları 6 ile 12 hafta arasında sürebilir. Örnek vermek gerekirse, küme dönemleri her sonbahar başında başlayarak kış dönemi başında bitebilir. Bu ağrılar hastayı uykudan uyandıracak kadar şiddetli olabilir. Erken tanı ve uygun tedavi, hastaların yaşamını önemli ölçüde kolaylaştırır. Bazı hastalarda çok basit bir yöntem olan 15-20 dakikalık oksijen tedavisi atağı sonlandırabiliyor. Ancak bu yöntemden fayda görmeyen hastalarda ilaç tedavileri uygulanır. Dirençli vakalarda ise sinir blokaj tedavisi ile etkili sonuçlar alınabilir" diye konuştu.
Dr. Öğr. Üyesi Hakan Bozkurt’tan migren hakkında önemli uyarılar
14 Ekim 2025 Salı - 10:25 Dr. Öğr. Üyesi Hakan Bozkurt’tan migren hakkında önemli uyarılar Medical Point Gaziantep Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hakan Bozkurt, baş ağrısı ve migren arasındaki farklar hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Bozkurt, "Her baş ağrısı migren değildir, ancak migren genellikle hafife alınır" dedi. Baş ağrısının stres, uykusuzluk, açlık ve yoğun çalışma gibi çeşitli nedenlerle ortaya çıkabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Hakan Bozkurt, migrenin ise nörolojik bir hastalık olduğunu ve baş ağrısından çok daha fazlasını kapsadığını ifade etti. Migrenin sıklıkla başın tek tarafında zonklayıcı şekilde hissedildiğini, bulantı, kusma, ışığa ve sese karşı hassasiyet gibi belirtilerle seyrettiğini aktardı. Tedavi kişiye özel olmalı Migren tedavisinde standart bir reçeteden söz edilemeyeceğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Hakan Bozkurt, "Bazı hastalar atak sırasında kullanılan ilaçlarla rahat ederken, bazıları için koruyucu tedavi şarttır. Aynı zamanda stres yönetimi, sağlıklı beslenme ve düzenli uyku gibi yaşam tarzı değişiklikleri de tedavinin önemli bir parçasıdır" ifadelerini kullandı. Migrenle yaşam mümkün Migrenin kontrol altına alınabilir bir hastalık olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Hakan Bozkurt, erken tanının önemine değinerek, "Doğru tanı ve düzenli tedavi ile migren ataklarını en aza indirmek mümkün. Hastalarımızın şikâyetlerini ciddiye alarak en uygun çözümü birlikte belirliyoruz" diye konuştu.
2. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri yoğun ilgiyle tamamlandı
14 Ekim 2025 Salı - 10:20 2. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri yoğun ilgiyle tamamlandı Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği 2. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri, üç gün boyunca yüzlerce vatandaşın katılımıyla tamamlandı. Sağlıklı bir toplumun, mutlu bir kentin temeli olduğuna vurgu yapan Başkan Şadi Özdemir, "Sağlığı her şeyin başına koymak zorundayız. Erken teşhis hayat kurtarır" diyerek etkinliğin önemine dikkat çekti. Nilüfer Belediyesi’nin halk sağlığı konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlediği "2. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri", üç gün boyunca yüzlerce vatandaşın katılımıyla gerçekleşti. 8-10 Ekim tarihleri arasında Nilüfer Belediyesi Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğü ve Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirilen etkinlikte vatandaşlar ücretsiz sağlık taramalarından, eğitimlerden ve atölyelerden faydalandı. Üç günde yüzlerce kişiye ücretsiz sağlık hizmeti Program kapsamında bin 50 kişi kan şekeri, bin 280 kişi tansiyon, 616 kişi vücut kitle indeksi, 652 kişi göz, 536 kişi işitme, 478 kişi düz tabanlık, 329 kişi skolyoz, 411 kişi solunum fonksiyon testi yaptırdı. Ayrıca 450 kişi diş muayenesinden geçti, 187 kişi postür analizi, 246 kişi denge ve koordinasyon testi yaptırdı. 15 kişi ise sigara bırakma polikliniğinden destek aldı. Toplamda bin 500’den fazla Nilüferli etkinlik alanını ziyaret ederken, 500 kişi eğitimlere, yaklaşık 600 kişi de atölyelere katıldı. Çocuklara yönelik el yıkama, doğru diş fırçalama, sağlıklı beslenme, sanat terapisi ve detoks içeceği atölyeleri büyük ilgi gördü. "Sağlığı her şeyin başına koymak zorundayız" Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, etkinliğin kapanışında yaptığı değerlendirmede, halk sağlığını güçlendirmeye yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti. Başkan Şadi Özdemir, "Sağlıklı bir toplum, mutlu bir kentin temelidir. Sağlığı her şeyin başına koymak zorundayız. Bu etkinlikte yapılan her ölçüm, her test, daha sağlıklı bir yaşamın ilk adımıdır. Erken teşhis hayat kurtarır; bu bilinçle hareket ediyoruz" dedi. Başkan Şadi Özdemir, sözlerini sağlık emekçilerine ve etkinliğe katkı veren tüm kurumlara teşekkür ederek tamamladı: "Sağlık olmadan hayatın hiçbir rengi tam değildir. Nilüfer’in sağlıklı yarınları için herkesi bu tür etkinliklere katılmaya davet ediyorum."
Opr. Dr. Hakan Peker: "Her 8 kadından 1’i meme kanseri riski altında"
14 Ekim 2025 Salı - 10:20 Opr. Dr. Hakan Peker: "Her 8 kadından 1’i meme kanseri riski altında" Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri ile ilgili bilgiler paylaşan Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Hakan Peker, "Her 8 kadından 1’i, yaşamı boyunca meme kanserine yakalanma riski taşıyor. Meme kanseri erken evrede tespit edildiğinde tedavi başarısı yüzde 90’ın üzerindedir. Bu nedenle kadınların kendi kendine meme muayenesini ihmal etmemesi, yıllık kontrollerini ve mamografi taramalarını düzenli yaptırması hayati önem taşır" dedi. Medical Park Ordu Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Hakan Peker, erken tanının meme kanseri tedavisinde belirleyici rol oynadığını vurgulayarak dikkat edilmesi gerekenler hakkında uyarılarda bulundu. 40 yaş ve üzeri kadınların yılda bir kez mamografi çektirmesi gerektiğini, 20 yaşından itibaren ise her ay kendi kendine meme muayenesi yapmalarının erken teşhis açısından çok önemli olduğunu söyleyen Opr. Dr. Peker, "Ailesinde meme kanseri öyküsü olan kadınlarda risk daha yüksektir. Bu kişiler taramalara daha erken yaşta başlamalı ve düzenli kontrollerini aksatmamalıdır. Erken tanı, hem meme koruyucu cerrahiye imkan tanır, hem de tedavi sürecini kolaylaştırır" ifadelerini kullandı. "Risk faktörleri arasında yaşam tarzı öne çıkıyor" Meme kanserinde genetik yatkınlığın yanı sıra obezite, sigara, alkol tüketimi, fiziksel hareketsizlik ve dengesiz beslenme gibi yaşam tarzı faktörlerinin de önemli rol oynadığını ifade eden Opr. Dr. Hakan Peker, "Kadınların sağlıklı kiloda kalması, düzenli egzersiz yapması ve hormon tedavilerini doktor kontrolünde kullanması gerekir. Emzirmek, meme kanserine karşı koruyucu bir etkidir" diye konuştu. "Tedavide başarı oranı artıyor" Opr. Dr. Peker, son yıllarda meme kanseri tedavisinde cerrahi, kemoterapi, radyoterapi ve hedefe yönelik tedavi yöntemlerindeki gelişmelerin umut verici olduğunun altını çizerek, "Artık birçok hasta, erken evrede tespit edilen meme kanseriyle tam olarak iyileşebiliyor. Bu nedenle farkındalıktan çok, düzenli tarama ve erken tanı bilinci üzerinde durmak gerekir" şeklinde konuştu.
Kemah’ta erken teşhis için her hafta bir adım; Kanser farkındalık stantları kuruluyor
14 Ekim 2025 Salı - 09:36 Kemah’ta erken teşhis için her hafta bir adım; Kanser farkındalık stantları kuruluyor Kemah Toplum Sağlığı Merkezi, kanserde erken teşhisin hayat kurtardığı bilinciyle her hafta Kemah İlçe Hastanesi’nde bilgilendirme stantları kurarak farkındalık oluşturuyor, aynı zamanda ücretsiz tarama hizmetlerine nasıl ulaşabilecekleri anlatılıyor. Kurulan stantlarda vatandaşlara, kanser türleri, erken belirtiler, tarama programları ve ücretsiz sağlık hizmetlerine nasıl ulaşabilecekleri hakkında bilgi veriliyor. Etkinlik boyunca görevli sağlık çalışanları, gelen soruları yanıtlayarak yönlendirmelerde bulunuyor. Hastanede kurulan stantlarda vatandaşlarla bir araya gelinerek meme, rahim ağzı ve kolon kanseri taramaları hakkında bilgilendirmelerde bulunularak bilgilendirici el broşürleri dağıtıyorlar. Yetkililer, kanserle mücadelede erken teşhisin hayat kurtardığını vurgulayarak, Sağlık Bakanlığı’nın Ulusal Kanser Tarama Programı çerçevesinde Meme Kanseri Taraması; 40-70 yaş arası kadınlara 2 yılda bir mamografi, Rahim Ağzı (Serviks) kanseri Taraması 30-65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir HPV-DNA testi ve Kalın Bağırsak (Kolorektal) Kanseri Taraması 50-70 yaş arası kadın ve erkeklere 2 yılda bir gaitada gizli kan testi ile ilgili bilgiler aktarıyor. Her yaştan vatandaşı, sağlığı için sadece birkaç dakikasını ayırarak açılan stantlara uğramaya davet eden yetkililer, "Unutmayın, erken teşhis hayat kurtarır. Halkımızı bilgilendirmeye, birlikte sağlıkla ilerlemeye devam ediyoruz" dedi.
Uzmanı uyardı: "Her baş dönmesi vertigo değil"
14 Ekim 2025 Salı - 09:24 Uzmanı uyardı: "Her baş dönmesi vertigo değil" Her baş dönmesinin vertigo olmadığını belirten Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Mustafa Kemal Olgun, "Baş dönmelerini üç ana bölümde incelememiz gerekiyor. Birincisi sistemik hastalıklar, şeker, kalp ya da tansiyon olabiliyor. İkinci bölümde nörolojik hastalıklar var. Üçüncü bölümde ise iç kulağa bakıyoruz, yani işitme ve denge organımıza. Burada sıkıntı varsa ’vertigo’ diyoruz" dedi. Vertigo rahatsızlığı son yıllarda birçok insanın kabusu oldu. Özel Medline Adana Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Mustafa Kemal Olgun, vertigo ile ilgili vatandaşları bilgilendirdi. Vertigonun bir baş dönmesi hastalığı olduğunu, her baş dönmesinin vertigo almadığına değinen Uzman Dr. Olgun, "İnsanlar vertigo deyince kafaları karışabiliyor, ciddi bir hastalık mı var diye düşünüyorlar. Baş dönmesi insanlar için sıkıntılı bir durumdur. Öncelikle hastalardan bir hikayesini dinliyoruz. Çünkü baş dönmelerini üç ana bölümde incelememiz gerekiyor. Birincisi sistemik hastalıklar, şeker, kalp ya da tansiyon olabiliyor. İkinci bölümde nörolojik hastalıklar var. Üçüncü bölümde ise iç kulağa bakıyoruz, yani işitme ve denge organımıza. Diğer iki seçeneği devre dışı bırakırsak hastamıza birkaç soru soruyoruz. Çınlama, baş dönmesi, mide bulantısı ya da denge problemi olup olmadığını soruyoruz. Bunlardan alacağımız cevaba göre hastalarımıza bazı manevralar uyguluyoruz" diye konuştu. "Kristalleri manevralarla yerine oturtuyoruz" Bulgu elde edilmesi durumunda hastalara iki seans uyguladıklarına dikkat çeken Olgun "Kristal demek, iç kulağımızın içerisinde elektron mikroskoplarla görülebilen partiküller demektir. İç kulağımızdaki sıvı dengesini bozarak baş dönmesi yapıyor. Biz de o manevralarla o kristalleri yerine oturtuyoruz. Uzun süreli kullanılması gereken baş dönmesi ilaçları var. Ayrıca vitamin-mineral dengesi var. Vücut bağışıklığına bakıyoruz. Aslında bu işin dördüncü bölümü de var. Hastamızı muayene ediyoruz ama hiçbir sıkıntı bulamıyoruz. Tansiyon, mineral ve diğer her şey iyi ama hasta şikayetçi. İşte o zaman migren türü ya da gerginlik ile stres var mı ona bakıyoruz."
Gaziantep Şehir Hastanesi, 2 yılda 5,5 milyon hastaya hizmet verdi
14 Ekim 2025 Salı - 09:18 Gaziantep Şehir Hastanesi, 2 yılda 5,5 milyon hastaya hizmet verdi Gaziantep Şehir Hastanesi’nin, 2’inci yıl dönümü pasta kesimiyle kutlandı. Geride kalan 2 yılda 5,5 milyon hastaya hizmet verildiğini açıklayan İl Sağlık Müdürü Beytullah Şahin, bin 875 yatak kapasiteli hastanede 180 binin üzerinde ameliyat gerçekleştirildiğini belirtti. Başhekim Prof. Dr. Ilgın Türkçüoğlu ise 6 bin 700 kişilik dev bir sağlık ordusu ile hizmet verdiklerini söyledi. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki en büyük sağlık yatırımı olan ve Türkiye’nin 4’üncü büyük şehir hastanesi olan Gaziantep Şehir Hastanesi’nin hizmette 2’inci yılı kesilen pasta ile kutlandı. Ekim 2023’te hizmete açılan bin 875 yatak kapasiteli Gaziantep Şehir Hastanesi, geride kalan 2 yıllık süreçte 5,5 milyonu aşkın hastaya sağlık hizmeti sundu. Şehir hastanesinin 2 yıllık bilançosu Gaziantep Şehir Hastanesi’nin 2 yıllık bilançosunu açıklayan Gaziantep İl Sağlık Müdürü Beytullah Şahin, geride kalan 2 yılda 5,5 milyonun hasta muayene edildiğini, 150 bin civarında hasta yatışı yapıldığını ve 180 binin üzerinde ameliyat gerçekleştirildiğini açıkladı. Başhekim Prof. Dr. Ilgın Türkçüoğlu ise 6 bin 700 kişilik dev bir sağlık ordusu ile hizmet verdiklerini belirtti. "5,5 milyonun hasta muayene edildi, 150 bin civarında hasta yatışı yapıldı, 180 binin üzerinde ameliyat gerçekleştirildi" Gaziantep Şehir Hastanesi’nin 2 yıl içerisinde 5,5 milyon hastaya hizmet verdiğini belirten Gaziantep İl Sağlık Müdürü Beytullah Şahin, "Hastanemiz hizmette 2 yılını geride bıraktı. Bugüne kadar hastanemizde 5,5 milyonun üzerinde hasta muayene edilmiş, 150 bin civarında hasta yatışı yapılmış, 180 binin üzerinde ameliyat gerçekleştirilmiştir. Bu ameliyatların yüzde 55’i nitelikli diye tabir ettiğimiz büyük ameliyatlardan oluşuyor. Hastanemiz hidroterapi merkezleri, teyitli ameliyatları, Türkiye’de sadece 3 tane olan tıbbı genetik tanı merkezi ile başarılı bir grafik çizmektedir. Ülkemizde ve dünyada nadir olan son teknolojik bir laboratuvara da kavuştuk. Bu da bizim tanı ve tedavi süreçlerimizi hızlandırarak güvenilirliğini de arttırıyor" dedi. "6 bin 700 kişilik dev bir sağlık ordusu ile birçok hastanenin 5 yılda kat edeceği süreci 2 yılda tamamladık" Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ilgın Türkçüoğlu ise 6 bin 700 kişilik dev bir sağlık ordusu ile hizmet verdiklerini belirterek, "Hastanemiz 2 yılını geride bıraktı. Bu süreçte hastanemiz hızlı bir şekilde kalkındı. Özellikli kliniklerin, laboratuvarların kurulması, nitelikli hizmetlerin verilmesi ve özellikli ameliyatların yapılması anlamında özverili bir ekiple çalışıyoruz. Birçok hastanenin 5 yılda kat edeceği süreci biz 2 yılda tamamladık. Biz, 6 bin 700 kişilik dev bir sağlık ordusu ile çalışıyoruz ve hizmet veriyoruz. Eğitim kliniklerinde hoca kadrolarımız da gün geçtikçe artıyor. Herkes özveriyle çalıştığı için memnuniyeti ve nitelikli sağlık hizmetini sağlıyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin 4’üncü büyük şehir hastanesi olarak önemli hizmetler veriyor" Hastanenin 2’inci yıl dönümü kutlama programına katılan Gaziantep Vali Yardımcısı Abdullah Şen ise şehir hastanelerinin öneminden bahsederek, "Böyle bir hastaneyi hayal ettiği ve ülkemize kazandırdığı için Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a Gaziantep adına, milletimiz adına teşekkür ediyorum. Gaziantep Şehir Hastanesi, Türkiye’nin 4’üncü büyük şehir hastanesi olarak önemli hizmetler veriyor. Bu dev tesis, Osmaniye, Kahramanmaraş, Kilis, Adıyaman gibi çevre illere de sağlık hizmeti sunuyor" şeklinde konuştu. Çok Disiplinli Çocuk ve Genç Ruh Sağlığı Merkezi’nin açılışı yapıldı, 2’inci yıl dönümü kesilen pasta ile kutlandı Konuşmaların ardından Gaziantep Şehir Hastanesi Çok Disiplinli Çocuk ve Genç Ruh Sağlığı Merkezi’nin açılışı yapıldı. Açılışın ardından Gaziantep Şehir Hastanesi’nin 2’inci yıl dönümü kesilen pasta ile kutlandı. Programa, Gaziantep Vali Yardımcısı Abdullah Şen, İl Sağlık Müdürü Dr. Beytullah Şahin, Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ilgın Türkçüoğlu ile sağlık çalışanları katıldı.