SAĞLIK
Atakum’da ücretsiz sağlık taramasına vatandaşlardan yoğun ilgi 12 Nisan 2026 Pazar - 15:18:53 Samsun’un Atakum Belediyesi ile Ondokuz Mayıs Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen ücretsiz sağlık tarama hizmeti vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Atakum Belediyesi ile Ondokuz Mayıs Üniversitesi Hemşirelik Bölümü iş birliğinde yürütülen sağlık tarama programı, ilk olarak Özgecan Kadın Danışma Merkezi’nde başlatılırken, Şehit Ömer Halisdemir Tesisinde devam etti. Sağlıklı yaşam konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen program, vatandaşların buluşma noktası oldu. Program kapsamında uzman sağlık personeli tarafından 18 yaş üstü kadınlar ve 50 yaş üstü erkeklere yönelik çeşitli sağlık hizmetleri sunuldu. Vatandaşlar tansiyon ve şeker ölçümü yaptırırken, kalp, böbrek, üreme sağlığı ve aile planlaması konularında da bilgilendirildi. Etkinlikte kanserde erken tanının önemine dikkat çekilirken, katılımcılar çeşitli tarama testlerinden geçirildi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Halk Sağlığı Hemşirelik Bölümü 4. sınıf öğrencileri tarafından kurulan stantlarda ise idrar kaçırma, aile planlaması, diyabet, menopoz, kalp sağlığı ve kanser taramaları hakkında bilgilendirme yapıldı. Öğrenciler, etkinliğin temel amacının toplumda sağlık bilincini artırmak ve hastalıklar ortaya çıkmadan önlem alınmasını sağlamak olduğunu belirtti. Programa katılan vatandaşlar da hizmetten duydukları memnuniyeti dile getirdi. Sağlık taramasına katılan bir vatandaş, düzenli kontroller yaptırdığını belirterek verilen bilgilerin faydalı olduğunu ifade etti. Bir diğer katılımcı ise hizmetin özellikle ileri yaş grubundaki vatandaşlar için önemli olduğunu vurgulayarak, toplumun sağlık konusunda daha bilinçli olması gerektiğini söyledi.
12 Nisan 2026 Pazar - 13:41 Genç neslin yeni tehdidi: Elektronik sigara alışkanlığı kalp krizini tetikliyor Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nden Doç. Dr. Zekeriya Doğan, genç yaşta kalp krizi görülme oranlarının arttığını vurgulayarak önemli uyarılarda bulundu. Özellikle yeni nesilde artış gösteren sigara ve elektronik tütün ürünleri kullanımıyla birlikte obezite ve modern yaşamın getirdiği psikolojik faktörlerin gençleri ciddi şekilde tehdit ettiğini belirten Doğan, "Ben gencim, kalp krizi geçirmem" algısının yanlış olduğuna dikkat çekti. Kardiyovasküler hastalıklara bağlı can kayıpları dünya genelinde ilk sırada yer almaya devam ederken, kalp krizinin "yaşlı hastalığı" olduğu algısı her geçen gün değişmeye devam ediyor. Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nden Doç. Dr. Zekeriya Doğan, özellikle gençlerde artan kalp krizi vakalarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Özellikle sigara, elektronik tütün ürünleri ve hareketsiz yaşamın yanı sıra psikolojik faktörlerin de büyük bir tehdit oluşturduğunu belirten Doğan; yaşam tarzı değişikliğinin hayati önem taşıdığını ifade etti. "Genç nesilde kalp krizinin artmasının en önemli nedenleri sigara ve elektronik tütün ürünlerinin kullanılması" Son dönemde modern yaşamın getirmiş olduğu olumsuzlukların yanı sıra geleneksel risk faktörlerinin de kalp kirizine olan etkisinin sürdüğünü ifade eden Doç. Dr. Zekeriya Doğan, şunları söyledi: "Ülkemizde ve dünya genelinde kardiyovasküler sistemden ölüm maalesef en önemli nedenler arasında ve artış hala devam etmekte. Özellikle genç hasta grubunda kalp krizi vakalarının artmasının en önemli nedenleri arasında sigara ve elektronik tütün ürünlerinin kullanılması, obezite, modern yaşamın getirmiş olduğu yalnızlık ve kaygının tetiklediği depresyon yer alıyor. Tabii ki geleneksel risk faktörleri olan diyabet, tansiyon, obezite, hareketsiz bir yaşam ve sigara kadar geleneksel olmayan risk faktörleri de kalp krizinin önemli nedenleri haline gelmiş durumda." "Kalp krizi önceden sinyal verir ve önlenebilir" Kalp krizinin çoğu zaman öncesinde belirti verdiğine dikkat çeken Doç. Dr. Doğan, "Kalp krizi önceden sinyal verir ve önlenebilir. ’Ben gencim, bana bir şey olmaz, 60 yaş üstünün hastalığıdır’ diye yaklaşmamak lazım. Göğüste ağrı, sıkışma, nefes darlığı, sol kola, sağ kola ya da çeneye vuran ağrı tipik semptomlar olmakla beraber kadın hastalarda, şeker hastalarında ve yaşlı hastalarda nefes darlığı, yorgunluk ve baş dönmesi gibi klasik olmayan semptomlar da belirti gösterebilir. Ülkemizde de dünyada olduğu gibi genç yaşta kalp krizi vakalarının arttığı bir gerçek. Özellikle modern yaşamın getirdiği izolasyon, depresyon ve kaygı bozukluğu maalesef genç yaşta kalp krizlerinin görülme oranını artırmaktadır. Bununla birlikte özellikle elektronik sigara alışkanlığının da genç yaş grubunda sık olması da yine başlıca nedenler arasında" şeklinde konuştu. "Şüphe varsa hemen 112 aranmalı" Doç. Dr. Doğan kalp krizi belirtilerinin ciddiye alınması gerektiğini vurgulayarak, "Göğüste herhangi bir ağrı, sıkışma, kola ya da çeneye yayılan ağrı, bulantı, kusma, baş dönmesi ve nefes darlığı gibi belirtilerden herhangi biri olduğunda ‘şüphe varsa şüphe yoktur’ yaklaşımıyla 112 acilen aranmalıdır. Asla kişi kendi imkanlarıyla arabasına binip hastaneye gitmeye çalışmamalı ve mümkün mertebe yüksek riskli bir hastaysanız bunlar olmadan önce gereken önlemler alınmalıdır" dedi. "Kendiniz ve sevdikleriniz için kalbinizi koruyun" Kalp krizinden korunmanın mümkün olduğunu belirten ve dikkat edilmesi gerekenleri aktaran Doç. Dr. Doğan, şu ifadelere yer verdi: "Sigara kesinlikle bırakılmalı, ’Ben gencim, kalp krizi geçirmem’ anlayışından uzak durulmalı ve risk sınıfı iyi belirlenmelidir. Bununla ilgili olarak diyabet, hipertansiyon, obezitenin önüne geçmek için yaşam tarzı değişikliklerini kesinlikle hayatımıza katmalı ve hastalarımızın varsa mevcut kullandığı ilaçlara düzenli ve kontrollü bir şekilde devam etmesidir. Özetle ’Sigarayı bırak, hareket et ve yaşam tarzı değişikliklerini mutlaka olumlu bir şekilde hayatına kat. Kendiniz ve sevdikleriniz için kalbinizi koruyun ve kalbinizin size söylediklerine kulak verin’."
12 Nisan 2026 Pazar - 13:12 Uzmanından dünyada en çok öldüren 4’üncü hastalık için uyarı: "KOAH’ı sigarayı bırakmak, zatürreyi aşı durdurur" Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Kliniği’nden Prof. Dr. Sait Karakurt, toplumda sık görülen Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) ve zatürre hakkında önemli uyarılarda bulundu. KOAH’ın ölümcül hastalıklar listesinde üst sırada yer alan ve toplumda sık görülen bir rahatsızlık olduğunu dile getiren Karakurt, "Vakaların yaklaşık yüzde 85’i sigara kullanımına bağlı" dedi. Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi uzmanlarından Prof. Dr. Sait Karakurt, dünya genelinde can kayıplarına neden olan hastalıklar arasında 4’üncü sırada yer alan KOAH ve beraberinde getirdiği zatürre riskine karşı önemli açıklamalarda bulundu. Vakaların yüzde 85’inin sigara kullanımı kaynaklı olduğunu vurgulayan Karakurt, KOAH’ın önlenebilir bir hastalık olduğunun altını çizerken; özellikle 65 yaş üstü ve risk grubundaki bireylerin zatürreye karşı aşılama ve erken teşhis konusunda hassas olmaları gerektiğini belirtti. "KOAH önlenebilir bir rahatsızlıktır; sigaranın bırakılmasıyla birlikte tamamen ortadan kalkacaktır" KOAH’ın en büyük sebebinin sigara kullanımı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Sait Karakurt, hastalığın ciddiyetini ve önlenebilmesi için yapılması gerekenleri şu şekilde aktardı: "KOAH toplumda sık görülen bir hastalıktır ve yaklaşık toplumda bunu yüzde 10 civarında görüyoruz. KOAH, zararlı maddelerin akciğeri parçalamasıyla oluşan bir rahatsızlık ve bunun da en önemli nedeni sigara. Vakaların aşağı yukarı yüzde 85’i sigara kullanımından kaynaklıdır. Bunun dışında hava kirliliği, iş yerlerinde kimyasal maddelere maruz kalma ve enfeksiyonlar da yine KOAH’ın nedenleri arasındadır. KOAH’ın önemi şu; bugün Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) dünyada insanları öldüren hastalıklar listesinde ilk 10’da 4’üncü sırada yer alıyor. KOAH önlenebilir bir rahatsızlıktır; sigaranın bırakılmasıyla birlikte tamamen ortadan kalkacaktır." "Akciğer dokusunun tahrip olduğu her durumda hastaların enfeksiyona karşı eğilimi artar" KOAH’ın akciğer dokusunu tahrip eden bir hastalık olduğunu ve bu nedenle de hastaların enfeksiyona açık hale geldiğine dikkat çeken Karakurt, "Akciğer dokusunun tahrip olduğu her durumda hastaların enfeksiyona karşı eğilimi artar ve enfeksiyona yakalandıkları zaman bunun geçmesi güç olur. KOAH’lı hastalar zatürre geçirdikleri zaman öksürük ve balgam artışı gibi bir takım belirtiler gelişir. Ayrıca ateşin 38,5 derecenin üstüne çıkması, nefes darlığının artması, titremeyle birlikte ateşin yükselmesi ve bir takım bilinç bozukluğu gibi belirtiler hastanın zatürre olduğunu gösterebilir. Bu nedenle hastaların erkenden doktora başvurmaları önemlidir" şeklinde konuştu. "Bronşitten ölüm pek görülmez ama zatürre tehlikelidir" Hastalarda bronşit ve zatürrenin ayırt edebilmesi için belirtilerin doğru tespit edilmesi gerektiğini vurgulayan Karakurt, "Hem zatürrede hem de bronşitte hastalarda öksürük, balgam ve ateş görülür ama burada ikisini ayırt etmek lazım. Bronşit daha çok hava yollarının yani bronşların iltihaplanmasıdır. Zatürre ise hava yollarının uçlarında bulunan ve karbondioksit değişimini sağlayan alveollerin yani hava keselerinin iltihaplanmasıdır. Bronşitten ölüm pek görülmez ama zatürre tehlikelidir; aşağı yukarı yüzde 10 gibi bir ölüm oranıyla seyreder ve bu ölüm oranı yaş arttıkça artar. Ayrım için ateşin yüksek olup olmamasına ve hastada bilinç bozukluğu, solunum sayısının artması ve morarma gibi belirtiler görüldüğü takdirde zatürre olabileceğini düşündürür. Bu gibi durumlarda en kısa zamanda bir sağlık kuruluşuna başvurmak gereklidir" ifadelerini kullandı. "Aşı olmak ve yaşam şartlarını düzeltmek zatürreden korunmak açısından önemlidir" Son olarak zatürrenin önlenebilir bir rahatsızlık olduğunu ifade eden Prof. Dr. Karakurt, "Zatürrenin aşısı var ve bunu mutlaka olmak gerekir. Zatürre riski genelde 5 yaş altı çocuklarda ve 65 yaş üstü bireylerde artar. Ayrıca hastalarda bilinçle alakalı sıkıntılar varsa örneğin felç gibi, ya da yutmayla alakalı sıkıntılar varsa çeşitli kas hastalıkları gibi zatürre de sıklıkla artar. Bir de daha sıkışık yaşamdan dolayı zatürre genelde kış aylarında daha çok gördüğümüz bir rahatsızlıktır. Bunun dışında okullar, kreşler, cezaevleri ve kışlalar gibi sıkışık yaşam şartlarında ve ekonomik düzeyin düşük olduğu durumlarda zatürrenin arttığını biliyoruz. Burada olabildiği kadar bu faktörleri düzeltmek ve aşı olmak zatürreden korunmak açısından önemlidir" dedi.
Üniversitede anne sütünün önemi anlatıldı
04 Ekim 2025 Cumartesi - 09:15 Üniversitede anne sütünün önemi anlatıldı Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 1-7 Ekim Emzirme Haftası dolayısıyla farkındalık standı açılarak, vatandaşlar bilgilendirildi. Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Yenidoğan Servisi tarafından açılan standı; Başhekim Yardımcısı ve Başmüdür Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Fuat Çetin, Başhekim Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Şükriye Özde, Başhemşire Yardımcısı İlknur Kuzyaka ve Hastane personeli de standı ziyaret ederek etkinliğe destek verdi. Standı ziyaret eden vatandaşlara; emzirme teknikleri, emzirme pozisyonları, süt üretimini artırma yöntemleri ve anne sütünün bebekler için faydaları hakkında bilgi verilerek, Sağlık Bakanlığı ve Düzce Üniversitesi’nin hazırladığı bilgilendirici broşürler dağıtıldı. Standı ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alan Başhekim Yardımcısı, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Şükriye Özde, sağlıklı bir büyümeye giden yolda atılması gereken ilk adımın anne sütü ile emzirmenin korunması, desteklenmesi ve yaygınlaştırılması olduğunu vurguladı. Dr. Şükriye Özde, emzirmenin sağlıklı bir bebek yetiştirmenin yanında, annenin sağlığını korumada önemli olduğuna vurgu yaptı. Anne sütünün önemi hakkında farkındalığı artırmak için açılan standın oldukça faydalı bir çalışma olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Şükriye Özde, emeği geçenlere ve katkı sağlayanlara teşekkür etti.
Elazığ’da göz sağlığı sempozyumu: Türkiye’nin dört bir yanından 300 hekim katıldı
03 Ekim 2025 Cuma - 16:44 Elazığ’da göz sağlığı sempozyumu: Türkiye’nin dört bir yanından 300 hekim katıldı Elazığ’da çeşitli illerden 300 hekimin katılımı ile düzenlenen 37. Yaz Sempozyumu’nda göz hastalıkları alanındaki güncel gelişmeler masaya yatırılacak. Türk Oftalmoloji Derneği’nce iki yılda bir düzenlenen 37. Yaz Sempozyumu, Elazığ’da bir otelde bugün başladı. Yurdun dört bir yanından gelen 300’e yakın göz hastalıkları uzmanı, 3 gün sürecek sempozyumda göz hastalıkları alanındaki güncel gelişmeleri masaya yatıracak. Sempozyum kapsamında 43 serbest bildiri sunulacak ve 6 panel gerçekleştirilecek. Özellikle gözün en karmaşık hastalıklarından biri olan üveit (uvea iltihabı) başta olmak üzere göz hastalıkları alanındaki güncel gelişmeler tartışılacak. Toplumu göz sağlığı konusunda bilgilendirmek mottosuyla sempozyuma katıldıklarını belirten Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kıvanç Güngör, "Türk Oftalmoloji Derneği takvimli toplantılarından olan, 3-5 Ekim 2025 tarihinde Elazığ’da ilk defa düzenlenen yaz sempozyumunda meslektaşlarımızla birlikteyiz. 300’ü aşkın meslektaşımızın katılım gösterdiği bu toplantı gerçek bir bilimsel şölen. Özellikle üveit ve üveit ile ilişkili klinik durumlarda göz tartışılacak. Bununla ilgili bilgi alışverişi yapılacak ve geleceğe yönelik projeksiyonlar yapılacak. Hepinizin bildiği gibi Türk Oftalmoloji Derneği’nin halkı göz sağlığı konusunda bilinçlendirmek ana amaçlarından biridir. Biz de bu konuda sürekli kendi platformlarımızda hem yayınlar hem de çalışmalar yapmaktayız. Bu çalışmaların devamı konusunda da oldukça kararlıyız" dedi. Anlamlı bir sempozyuma start verdiklerini ifade eden Türk Oftalmoloji Derneği Diyarbakır Şubesi Başkanı Doç. Dr. Seyfettin Erdem ise, "Türk Oftalmoloji Derneği Diyarbakır Şubesi olarak ilk defa Elazığ’da 300 katılımcıyı bulan bir sayıyla bir sempozyum gerçekleştirmekteyiz. Sempozyumumuz, Türk Oftalmoloji Derneği’nin 37. yıl sempozyumu olarak geçmektedir. Ülkemizin birçok yerinden bu konuda uzman hocalarımızın katılımıyla bu bilgi tüm uzman hekimlerimizle paylaşılmaktadır" şeklinde konuştu. "Türkiye’nin her yerinden göz hekimleriyle birlikte dolu dolu bir program yaşıyoruz" Beyoğlu Göz Eğitim ve Araştırma Hastanesi Glokom Anabilim Dalı Başkanı ve Türk Oftalmoloji Derneği MYK Üyesi Prof. Dr. Tekin Yaşar ise, "Öncelikle Elazığ’da olmaktan dolayı çok mutluyuz. Türk Oftalmoloji Derneği’nin geleneksel 37. Yaz Sempozyumu iki yılda bir Diyarbakır Şubesi tarafından düzenlenmekte. 2016 yılında Elazığ’da yapılması planlanmıştı ama maalesef üzücü bir terör olayı yüzünden ertelendi ve daha sonraki yıl Erzurum’la birlikte ortak yapıldı. Ben de o dönem Diyarbakır Şube Başkanıydım. 8 yıl aradan sonra tekrar Elazığ’a gelmekten dolayı çok mutluyuz. Bu kadim kentte 300’e yakın Türkiye’nin her yerinden göz hekimiyle birlikte dolu dolu bir program yaşıyoruz ve şehri de tanıma fırsatı bulacağız" diye konuştu.
Elazığ’da göz sağlığı sempozyumu: Türkiye’nin dört bir yanından 300 hekim katıldı
03 Ekim 2025 Cuma - 16:37 Elazığ’da göz sağlığı sempozyumu: Türkiye’nin dört bir yanından 300 hekim katıldı Türk Oftalmoloji Derneği’nin 37. Yaz Sempozyumu, Elazığ’da bir otelde düzenlenerek 3 gün boyunca Türkiye’nin dört bir yanından gelen 300’e yakın göz hastalıkları uzmanını buluşturdu. Türk Oftalmoloji Derneği’nin iki yılda bir düzenlenen 37. Yaz Sempozyumu, Elazığ’da bir otelde gerçekleştirildi ve 3 gün boyunca Türkiye’nin dört bir yanından gelen 300’e yakın göz hastalıkları uzmanını buluşturdu. Sempozyum kapsamında 43 serbest bildiri sunulacağı ve 6 panel gerçekleştirileceği öğrendik. Özellikle gözün en karmaşık hastalıklarından biri olan üveit (uvea iltihabı) başta olmak üzere, göz hastalıkları alanındaki güncel gelişmeler masaya yatırılacak. Toplumu göz sağlığı konusunda bilgilendirmek mottosuyla sempozyuma katıldıklarını dile getiren Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Kıvanç Güngör, " Türk Oftalmoloji Derneği, takvimli toplantılarından olan 3-5 Ekim 2025 tarihinde, Elazığ’da ilk defa düzenlenen yaz sempozyumunda meslektaşlarımızla birlikteyiz. 300’ü aşkın meslektaşımızın katılım gösterdiği bu toplantıda, gerçek bir bilimsel şölen, özellikle üveit ve üveit ile ilişkili klinik durumlarda gözle ilgili tartışılacak. Bununla ilgili bilgi alışverişi yapılacak ve geleceğe yönelik projeksiyonlar yapılacak. Hepinizin bildiği gibi, Türk Oftalmoloji Derneği özellikle toplumun göz sağlığıyla ilgili olarak halkı göz sağlığı konusunda bilinçlendirmek ana amaçlarından biridir. Biz de bu konuda sürekli kendi platformlarımızda hem yayınlar hem de çalışmalar yapmaktayız. Bu çalışmaları devamı konusunda da oldukça kararlıyız" dedi. Anlamlı bir sempozyuma start verdiklerini ifade eden Türk Oftalmoloji Derneği Diyarbakır Şubesi Başkanı Doç. Dr. Seyfettin Erdem, " Türk Oftalmoloji Derneği Diyarbakır Şubesi olarak ilk defa Elazığ’da 300 katılımcıyı bulan bir sayıyla bir sempozyum gerçekleştirmekteyiz. Sempozyumumuz, Türk Oftalmoloji Derneği’nin 37. yıl sempozyumu olarak geçmektedir. Ülkemizin birçok yerinden bu konuda uzman hocalarımızın katılımıyla bu bilgi tüm uzman hekimlerimizle paylaşılmaktadır" şeklinde konuştu. "Türkiye’nin her yerinden göz hekimiyle birlikte dolu dolu bir program yaşıyoruz" Beyoğlu Göz Eğitim ve Araştırma Hastanesi Glokom Anabilimdalı Başkanı Türk Oftalmoloji Derneği MYK Üyesi Prof. Dr. Tekin Yaşar ise " Öncelikle Elazığ’da olmaktan dolayı çok mutluyuz. Türk Oftalmoloji Derneği’nin geleneksel 37. Yaz Sempozyumu iki yılda bir Diyarbakır Şubesi tarafından düzenlenmekte. 2016 yılında Elazığ’da yapılması planlanmıştı ama maalesef üzücü bir terör olayı yüzünden ertelendi ve daha sonraki yıl Erzurum’la birlikte ortak yapıldı. Ben de o dönem Diyarbakır Şube Başkanıydım. 8 yıl aradan sonra tekrar Elazığ’a gelmekten dolayı çok mutluyuz. Bu kadim kentte 300’e yakın Türkiye’nin her yerinden göz hekimiyle birlikte dolu dolu bir program yaşıyoruz ve şehri de tanıma fırsatı bulacağız" diye konuştu. (RY-CK-