SAĞLIK - 11 Nisan 2026 Cumartesi 11:07

Psikofarmakologlar 15-18 Nisan’da Antalya’da toplanıyor

A
A
A
Psikofarmakologlar 15-18 Nisan’da Antalya’da toplanıyor

17. Uluslararası Psikofarmakoloji ve Çocuk-Ergen Psikofarmakolojisi / Psikoterapi Kongresi 15-18 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya Belek’te gerçekleştirilecek.


Türk Psikofarmakoloji Derneği (TAP) tarafından düzenlenen ve "Tedavi Direncinin Üstesinden Gelmek" ana temasıyla planlanan uluslararası katılımlı Kongrede, tedaviye dirençli vakalardaki son trendler etkileşimli bir şekilde paylaşacak, klinisyenlerin karşılaştığı güncel zorluklara pratik çözümler sunacak ve temel bilimler, biyolojik psikiyatri, sinirbilim ve psikiyatrik nörogörüntüleme alanlarındaki son gelişmeleri gözden geçirecek. Kongrede ayrıca, en güncel klinik araştırmalarla desteklenen tanı yaklaşımları, psikoterapiler ve diğer farmakolojik olmayan tedaviler ile bunların uygulama standartları ve kılavuzları hakkında kapsamlı tartışmalar yoluyla psikiyatrik tedavilerde bütünleştirici yaklaşımlar ele alınacak.


17. Uluslararası Psikofarmakoloji ve Çocuk-Ergen Psikofarmakolojisi / Psikoterapi Kongresi hakkında bilgi veren Kongre Başkanı Erişkin Psikiyatristi Dr. Ayşe Sakallı Kani, "Kongremizin mottosu "Tedavi Direncini Aşmaktır. Dört gün sürecek bu kongrede; seçkin ulusal ve uluslararası konuşmacılar ile araştırmacılar, psikofarmakoloji ve diğer klinik uygulama alanlarındaki en güncel bilgileri ve çığır açan gelişmeleri aktaracak, tedaviye dirençli vakalardaki en son eğilimleri etkileşimli olarak paylaşacak, klinisyenlerin karşılaştığı güncel zorluklara pratik çözümler sunacak; ayrıca temel bilimler, biyolojik psikiyatri, nörobilim ve psikiyatrik nörogörüntüleme alanlarındaki en yeni gelişmeleri değerlendireceklerdir. Bunun yanında, teşhise dair yaklaşımlar, psikoterapiler ve diğer farmakolojik olmayan tedavi yöntemleri ile bunların uygulama standartları ve kılavuzlarını kapsayan kapsamlı tartışmalarla, psikiyatrik tedavilerde bütüncül yaklaşıma katkı sağlamayı hedeflemekteyiz. ICP 2026’nın en önemli hedeflerinden biri, klinik uygulayıcı ile araştırmacı arasındaki bağı güçlendirmek olacaktır. Önceki kongrelerimizde olduğu gibi, değerli konuşmacılar paneller, konferanslar, ikili konferanslar ve workshoplar aracılığıyla alanındaki en son gelişmeleri aktaracaklardır. Tüm bu oturumların, en güncel klinik araçlarla etkileşim kurmaya, uzmanlardan doğrudan öğrenmeye, etiyoloji, tanı ve tedaviye yönelik yenilikçi fikirler keşfetmeye ve araştırma alanlarının sınırlarını genişletmeye katkı sağlaması beklenmektedir" dedi.


Kongre Eş Başkan Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Dr. Alperen Bıkmazer, "Her ICP’ de olduğu gibi, kongrede sunulmak üzere kabul edilen ve katılımcılar tarafından gerçekleştirilen en iyi üç sözlü/poster araştırma sunumu özeti, Bilimsel Komite tarafından ICP 2026 Olağanüstü Araştırma Sunumları Ödülleri ile onurlandırılacaktır. Değerlendirme sürecinde, ödüle aday çalışmaların kısa raporları incelenecek ve kongre sırasında sunulan tüm özetler ve konuşma metinleri ile birlikte dijital kitapta çevrimiçi olarak yayımlanacaktır" derken, Kongrenin Uluslararası İlişkiler Başkanı Dr. Allan Young da, "ICP 2026’nın tüm katılımcılar için hem kişisel hem de mesleki anlamda unutulmaz bir deneyim olacağına inanıyoruz. Kongremize katılanlar, ilham verici araştırmacı ve klinisyenlerle etkileşimde bulunarak zenginleştirici bilimsel oturumlardan faydalanma imkanı bulacaklardır" şeklinde konuştu.


Kongre Başkanı Dr. Ayşe Sakallı Kani’nin verdiği bilgiye göre, 700 Psikiyatrist ve Psikoterapistin katılacağı ve 4 gün devam edecek kongrede 5 konferans, 18 genel oturum, 9 yıldızlar oturumu, 67 panel, 6 kurs, 7 uzmanlarla buluşma oturumu, 3 uydu sempozyum, 10 sözel bildiri oturumu, 148 sözel bildiri, 97 poster bildiri sunumu gerçekleştirilecek.


Hasan Eker yönetimindeki BURKON tarafından organize edilen, bilimsel düzeyi yüksek toplantılar ve bildirilerle 4 gün sürecek olan, Türkiye’nin değişik illerinden 700 Psikiyatrist ve Psikoterapistin katılacağı kongrede güncel konular yenilikler ele alınacak.



Psikofarmakologlar 15-18 Nisan’da Antalya’da toplanıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Göç İdaresi Başkanı Kök: "Türkiye, göç yönetiminde küresel ölçekte örnek bir model ortaya koyuyor" Göç İdaresi Başkanı Hüseyin Kök, Göç İdaresi Başkanlığının kuruluşunun 13. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, "Türkiye, göç yönetiminde küresel ölçekte örnek bir model ortaya koyuyor" dedi. Türkiye’nin göç yönetiminde son yıllarda attığı adımlar, kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi ve dijitalleşme süreçleriyle birlikte yeni bir aşamaya taşınıyor. Göç İdaresi Başkanlığı’nın 13’üncü kuruluş yıl dönümü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Hüseyin Kök, Türkiye’nin göç politikalarını hukuk, insan hakları ve milli menfaatler çerçevesinde bütüncül bir yaklaşımla sürdürdüğünü belirtti. Türkiye, göç yönetiminde küresel ölçekte örnek bir model ortaya koyuyor Göç İdaresi Başkanı Hüseyin Kök, Göç İdaresi Başkanlığının kuruluşunun 13. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Türkiye’nin göç yönetiminde; hukuk, insan hakları ve millî menfaatlerimiz temelinde, medeniyet değerlerimizden güç alarak, kamu düzeni, kamu güvenliği ve kamu sağlığından taviz vermeden, tarihi tecrübe, rasyonel bakış açısı ve insani yaklaşımıyla dünyaya örnek bir modeli ortaya koyduğunu belirtti. Başkan Hüseyin Kök, insan haklarını gözeten, kamu düzeni ve güvenliğini önceleyen, aynı zamanda da uluslararası iş birliğini esas alan bütüncül bir model geliştirildiğini belirterek bir tarafta düzensiz göçle mücadelede kararlı adımlar atıldığını, diğer tarafta da düzenli göç yönetiminde dijitalleşme ve kurumsal kapasitenin güçlendirildiğini vurguladı. "Sadece göçü yöneten değil, göç yönetimine yön veren bir kurumsal yapıya ulaştık" Hüseyin Kök, Göç İdaresi’nin temellerinin 13 yıl önce atıldığını ve süreç içerisinde önemli bir kurumsal dönüşüm gerçekleştirildiğini belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: "Türkiye’nin göç alanındaki çalışmaları, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi’nin destekleriyle, bütüncül ve stratejik bir bakış açısıyla yönetilmektedir. Göç alanındaki tüm faaliyetler, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı koordinesinde ve ilgili tüm kurumların katılımıyla gerçekleştirilmektedir." Düzensiz göçle mücadelede insan odaklı ve kararlı duruş Hüseyin Kök, Türkiye’nin düzensiz göçle mücadelesinin, insan haklarına saygılı, uluslararası hukuka uygun ve kamu düzeninden taviz vermeyen sağlam bir temele dayandırıldığını ifade etti. Başkan Hüseyin Kök, 2021-2025 Strateji Belgesi hedeflerinin yüzde 100 oranında başarıyla tamamlanmasının bu kararlılığın en somut göstergesi olduğunu vurguladı. Başkan Hüseyin Kök, hazırlıkları tamamlanan 2026-2030 Strateji Belgesi ve Ulusal Eylem Planı’nın da Türkiye’nin düzensiz göçle mücadele sürecine daha büyük bir ivme kazandıracağını belirtti. Kök, Türkiye’nin düzensiz göçle mücadelede insan haklarına uygun şekilde yürütülen beş ayaklı bir strateji uyguladığını; bunların sorunun kaynağında çözülmesine yönelik tedbirler, etkili sınır güvenlik tedbirleri, ülke içerisinde etkin yakalama, düzensiz iş gücüyle mücadele ve etkin geri gönderme mekanizmaları olduğunu söyledi. Kaynak ülkelerde diplomasi Düzensiz göçle mücadelenin yalnızca sınır hattında değil, kaynak ülkelerde yürütülen ikili ilişkiler ve diplomatik çalışmalarla da desteklendiğini belirten Hüseyin Kök, buna örnek olarak gönül coğrafyamız başta olmak üzere birçok ülke ile çalışmalar yürütüldüğünü, bilgi ve tecrübe paylaşımında bulunulduğunu aktardı. Sınır yönetiminde entegre dönüşüm ve UKORAM modeli Türkiye’nin sınır güvenliğinin artık yalnızca fiziki tedbirlerle değil, ileri teknoloji sistemleriyle desteklenen proaktif ve entegre bir sınır yönetimi anlayışıyla sağlandığını belirten Hüseyin Kök, son yıllarda bu alanda güçlü bir kurumsal ve yüksek teknolojik kapasitenin inşa edildiğinin altını çizdi. Sınır hattında güvenlik duvarları, devriye yolları ve aydınlatma sistemlerinin yanı sıra elektro-optik kuleler, sismik algılayıcılar ve insansız hava araçlarıyla desteklenen keşif-gözetleme sistemlerinin aktif olarak kullanıldığını belirten Kök, sınır güvenliğinin çok katmanlı bir yapıyla güçlendirildiğini kaydetti. Hüseyin Kök, 2021 yılında faaliyete geçirilen Ulusal Koordinasyon ve Ortak Risk Analiz Merkezi (UKORAM) ile düzensiz göç hareketlerinin ve sınır aşan risklerin daha etkin şekilde analiz edildiğini ve raporlandığını belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: "Sınır yönetimi alanında ortak strateji oluşturmak ve risk analizi faaliyetleri yürütmek, kontrol edilebilen ve edilemeyen riskleri azaltmak amacıyla uyarılarda bulunmak ve sınır gözetiminden sorumlu olan kamu kurum ve kuruluşlarının risk analizi ile ilgili koordinasyonunu sağlamak amacıyla 2021 yılında faaliyete geçirilen Ulusal Koordinasyon ve Ortak Risk Analiz Merkezi (UKORAM) sayesinde düzensiz göç rotalarından sınır aşan halk sağlığı tehditlerine kadar birçok riski bilimsel analizlerle önceden öngörebiliyoruz. Sınır kapılarımızda gerçekleştirdiğimiz önemli modernizasyon hamleleriyle kapasiteyi üst seviyeye taşıdık. Kilis Çobanbey’den Hatay Cilvegözü’ne kadar kara sınır kapılarımızı modern altyapılarla güçlendirdik. Ayrıca 8 havalimanımızda kabul edilemeyen yolcu (INAD) işlemlerinin devralınmasıyla yabancılara yönelik tüm iş ve işlemlerde uygulama birliği sağladık. ‘Limanlarda Tek Kart’ projesiyle deniz sınır kapılarımızda güvenlik konseptini yeniden kurguladık." Mobil göç noktaları ile etkin denetim Yurt içindeki denetim mekanizmalarının da güçlendirildiğini belirten Hüseyin Kök, 19 Temmuz 2023’te İstanbul’da başlatılan ve kısa sürede tüm Türkiye’ye yayılan Mobil Göç Noktası uygulamasının bugün 375 araç ve binlerce personelle sahada aktif olarak görev yaptığını söyledi. Düzenli göç yönetiminde dijitalleşme Hüseyin Kök, Türkiye’nin düzensiz göçle mücadelenin yanı sıra düzenli göç yönetimine de büyük önem verdiğini söyledi. Kök, Türkiye’nin düzenli göç süreçlerini de etkin ve şeffaf şekilde yürüttüğünü vurguladı. Yerli ve millî olarak geliştirilen GÖÇBİL uygulaması ve diğer yazılımlarla yabancıların elektronik ortamda bilgilendirildiğini, işlemlerinin daha hızlı ve kolay bir şekilde yürütüldüğünü; 2015 yılından bu yana uygulanan e-İkamet sistemi sayesinde ikamet izinlerine ilişkin başvuru süreçlerinin dijital ortama taşındığını belirten Başkan Hüseyin Kök, Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) ile bildirimlerin elektronik ortamda yapılmaya başlandığını ifade etti. Bu uygulamaların hem veri güvenliğini artırdığını hem de işlem süreçlerini önemli ölçüde hızlandırdığını söyledi. Uluslararası öğrenciler için yeni kolaylıklar Türkiye’nin uluslararası eğitim merkezi olma hedefi doğrultusunda önemli adımlar atıldığını belirten Hüseyin Kök, Yükseköğretim Kurulu ile gerçekleştirilen iş birliği sayesinde uluslararası öğrencilerin ikamet başvurularını İl Göç İdaresi Müdürlüklerine gitmek zorunda kalmadan, kendi üniversite yerleşkeleri içinde yapabildiğini ifade etti. Bu uygulama sayesinde öğrencilerin hızlı bir şekilde Yabancı Kimlik Numarası (YKN) aldığını, resmi işlemlerini kolay şekilde tamamladığını belirten Kök, mezuniyet sonrası sunulan 1 yıllık ikamet imkânı ile Türkiye’de kalış süreçlerinin desteklendiğini söyledi. Ayrıca Türkçe, İngilizce, Arapça, Rusça ve Farsça olmak üzere 5 dilde hizmet veren YİMER 157’yi arayan uluslararası öğrencilerin 2’yi tuşladıklarında doğrudan kesintisiz danışmanlık hizmeti alabildiklerini belirterek bu uygulamaların Türkiye’nin öğrenci dostu göç politikasının somut göstergeleri arasında yer aldığını vurguladı. Türk ve akraba topluluklar Türkiye’nin göç yönetiminde tarihi ve kültürel bağlara sahip topluluklara yönelik sorumluluklarını da yerine getirdiğini vurgulayan Kök, bu kapsamda yapılan çalışmalara örnek olarak Ahıska Türklerinin iskan süreçleri hakkında şu bilgileri verdi: "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan kararı doğrultusunda Ahıska Türklerinin Erzincan Üzümlü’deki iskân süreçleri tamamlandı. Bitlis’in Ahlat ilçesinde ise iskân çalışmaları devam etmektedir. Soydaşlarımızın sosyal hayata uyumunun sağlanması amacıyla ilgili kurumlarla koordinasyon içinde çalışmalar sürdürülmektedir. Ayrıca bölgesel krizler nedeniyle Türkiye’ye getirilen soydaş ve misafir topluluklara yönelik insani destekler devam etmektedir." Gönüllü geri dönüşlerde insan onuruna yakışır yönetim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "Biz, göç meselesine binlerce yıllık medeniyetimiz, tarihimiz, bizi biz yapan kadim değerlerimiz merceğinden bakıyoruz" sözünü hatırlatan Kök, "Türkiye dün olduğu gibi gönüllü geri dönüş sürecinde de Suriyeli kardeşlerimizin yanında, tarihin doğru tarafında yer almıştır. Suriye’de meydana gelen gelişmelerin ardından gönüllü geri dönüşler hız kazanmıştır. 8 Aralık 2024 tarihinden itibaren 650 binden fazla Suriyeli ülkelerine gönüllü, güvenli, onurlu ve düzenli dönüş yapmıştır. 2016 yılından bu yana gönüllü geri dönüş yapan Suriyelilerin sayısı ise 1 milyon 390 bini geçmiştir. Geri dönüşlere ilişkin süreç uluslararası standartlara uygun olarak büyük bir hassasiyetle ve şeffaf bir şekilde yürütülmektedir. Gönüllü, güvenli, onurlu ve düzenli olarak gerçekleşen bu dönüşler ‘üçüncü göz’ olarak Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK)’nin şahitliğinde gerçekleşmektedir. Ülkemiz, Suriye krizinin başladığı günden bu yana attığı her adımda dünyaya örnek gösterilen bir göç yönetimi anlayışı ortaya koymuştur" dedi. "Göç yönetiminde güçlü kurumsal kapasitemizi daha da ileri taşıyacağız" Kök açıklamasının sonunda, göç yönetiminde uluslararası iş birliği ve gelişmelerin gerek müktesebat gerekse sahada atılan adımlarla yakından takip edildiğinin, göçün uluslararası alandaki domino etkisi gözetilerek proaktif bir yaklaşım sergilendiğinin ve bu alanda görevli tüm kurum ve kuruluşlarla etkin bir koordinasyon içerisinde çalışıldığının altını çizerek; "Kuruluşumuzun 13. yılında edindiğimiz tecrübe ve güçlü kurumsal kapasiteyle hem vatandaşlarımızın huzur ve güvenliğini hem de ülkemizde bulunan yabancıların hak ve hukukunu gözeten bir göç yönetimi anlayışını sürdürmeye kararlılıkla devam edeceğiz. Türkiye’nin göç yönetimindeki kurumsal kapasitesini ve dünyaya örnek model olma vizyonunu daha da ileriye taşıyacağız" dedi.
Aydın Köşk’te çilekte pestisit denetimi sürüyor Aydın’ın Köşk ilçesinde çilek üretiminde kalite ve güvenliğin artırılmasına yönelik çalışmalar kapsamında hasat öncesi pestisit kalıntı denetimleri aralıksız devam ediyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın talimatları doğrultusunda yürütülen çalışmalar çerçevesinde, Köşk İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri tarafından ilçede son yıllarda üretimi artış gösteren çilek ürününde numune alımı gerçekleştiriliyor. İlçe Müdürlüğü bünyesindeki ziraat mühendislerinden oluşturulan teknik ekipler, sahada hızlı ve etkili bir şekilde numune toplama çalışmalarını sürdürüyor. Denetimler sırasında üreticilere yalnızca numune alımıyla sınırlı kalınmayarak, çilek hastalık ve zararlıları ile mücadele yöntemleri hakkında da bilgilendirme yapılıyor. Ayrıca kimyasal mücadele sürecinde dikkat edilmesi gereken hususlar konusunda üreticilere önemli uyarılarda bulunuluyor. Yapılan çalışmalarla hem ürün kalitesinin artırılmasının hem de tüketici sağlığının korunmasının hedeflendiğini belirten Köşk İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada "Bakanlığımızın talimatıyla ilçemiz programı kapsamında, ilçemizde yetiştirme alanı ve üretiminde son yıllarda ivme kazanan çilek ürününde hasat öncesi pestisit kalıntı taraması için numune alımı çalışmaları İlçe Müdürlüğümüz yetkili Ziraat Mühendislerinden oluşturulmuş teknik ekipler tarafından hızlı ve etkili şekilde sürdürülmektedir. Numune alım çalışmaları sırasında ayrıca değerli üreticilerimize çilek hastalık zararlıları ve mücadele yöntemleri, kimyasal mücadele esnasında uyulması ve dikkat edilmesi gerekenler ile ilgili bilgilendirmelerde özellikle yapılmaktadır. Çevremize, doğaya ve insanımıza duyarlı bereketli bol kazançlar dileriz" ifadeleri yer aldı.
Ankara Göç İdaresi Başkanı Kök: "Türkiye, göç yönetiminde küresel ölçekte örnek bir model ortaya koyuyor" Göç İdaresi Başkanı Hüseyin Kök, Göç İdaresi Başkanlığının kuruluşunun 13. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, "Türkiye, göç yönetiminde küresel ölçekte örnek bir model ortaya koyuyor" dedi. Türkiye’nin göç yönetiminde son yıllarda attığı adımlar, kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi ve dijitalleşme süreçleriyle birlikte yeni bir aşamaya taşınıyor. Göç İdaresi Başkanlığı’nın 13’üncü kuruluş yıl dönümü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Hüseyin Kök, Türkiye’nin göç politikalarını hukuk, insan hakları ve milli menfaatler çerçevesinde bütüncül bir yaklaşımla sürdürdüğünü belirtti. Türkiye, göç yönetiminde küresel ölçekte örnek bir model ortaya koyuyor Göç İdaresi Başkanı Hüseyin Kök, Göç İdaresi Başkanlığının kuruluşunun 13. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Türkiye’nin göç yönetiminde; hukuk, insan hakları ve millî menfaatlerimiz temelinde, medeniyet değerlerimizden güç alarak, kamu düzeni, kamu güvenliği ve kamu sağlığından taviz vermeden, tarihi tecrübe, rasyonel bakış açısı ve insani yaklaşımıyla dünyaya örnek bir modeli ortaya koyduğunu belirtti. Başkan Hüseyin Kök, insan haklarını gözeten, kamu düzeni ve güvenliğini önceleyen, aynı zamanda da uluslararası iş birliğini esas alan bütüncül bir model geliştirildiğini belirterek bir tarafta düzensiz göçle mücadelede kararlı adımlar atıldığını, diğer tarafta da düzenli göç yönetiminde dijitalleşme ve kurumsal kapasitenin güçlendirildiğini vurguladı. "Sadece göçü yöneten değil, göç yönetimine yön veren bir kurumsal yapıya ulaştık" Hüseyin Kök, Göç İdaresi’nin temellerinin 13 yıl önce atıldığını ve süreç içerisinde önemli bir kurumsal dönüşüm gerçekleştirildiğini belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: "Türkiye’nin göç alanındaki çalışmaları, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi’nin destekleriyle, bütüncül ve stratejik bir bakış açısıyla yönetilmektedir. Göç alanındaki tüm faaliyetler, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı koordinesinde ve ilgili tüm kurumların katılımıyla gerçekleştirilmektedir." Düzensiz göçle mücadelede insan odaklı ve kararlı duruş Hüseyin Kök, Türkiye’nin düzensiz göçle mücadelesinin, insan haklarına saygılı, uluslararası hukuka uygun ve kamu düzeninden taviz vermeyen sağlam bir temele dayandırıldığını ifade etti. Başkan Hüseyin Kök, 2021-2025 Strateji Belgesi hedeflerinin yüzde 100 oranında başarıyla tamamlanmasının bu kararlılığın en somut göstergesi olduğunu vurguladı. Başkan Hüseyin Kök, hazırlıkları tamamlanan 2026-2030 Strateji Belgesi ve Ulusal Eylem Planı’nın da Türkiye’nin düzensiz göçle mücadele sürecine daha büyük bir ivme kazandıracağını belirtti. Kök, Türkiye’nin düzensiz göçle mücadelede insan haklarına uygun şekilde yürütülen beş ayaklı bir strateji uyguladığını; bunların sorunun kaynağında çözülmesine yönelik tedbirler, etkili sınır güvenlik tedbirleri, ülke içerisinde etkin yakalama, düzensiz iş gücüyle mücadele ve etkin geri gönderme mekanizmaları olduğunu söyledi. Kaynak ülkelerde diplomasi Düzensiz göçle mücadelenin yalnızca sınır hattında değil, kaynak ülkelerde yürütülen ikili ilişkiler ve diplomatik çalışmalarla da desteklendiğini belirten Hüseyin Kök, buna örnek olarak gönül coğrafyamız başta olmak üzere birçok ülke ile çalışmalar yürütüldüğünü, bilgi ve tecrübe paylaşımında bulunulduğunu aktardı. Sınır yönetiminde entegre dönüşüm ve UKORAM modeli Türkiye’nin sınır güvenliğinin artık yalnızca fiziki tedbirlerle değil, ileri teknoloji sistemleriyle desteklenen proaktif ve entegre bir sınır yönetimi anlayışıyla sağlandığını belirten Hüseyin Kök, son yıllarda bu alanda güçlü bir kurumsal ve yüksek teknolojik kapasitenin inşa edildiğinin altını çizdi. Sınır hattında güvenlik duvarları, devriye yolları ve aydınlatma sistemlerinin yanı sıra elektro-optik kuleler, sismik algılayıcılar ve insansız hava araçlarıyla desteklenen keşif-gözetleme sistemlerinin aktif olarak kullanıldığını belirten Kök, sınır güvenliğinin çok katmanlı bir yapıyla güçlendirildiğini kaydetti. Hüseyin Kök, 2021 yılında faaliyete geçirilen Ulusal Koordinasyon ve Ortak Risk Analiz Merkezi (UKORAM) ile düzensiz göç hareketlerinin ve sınır aşan risklerin daha etkin şekilde analiz edildiğini ve raporlandığını belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: "Sınır yönetimi alanında ortak strateji oluşturmak ve risk analizi faaliyetleri yürütmek, kontrol edilebilen ve edilemeyen riskleri azaltmak amacıyla uyarılarda bulunmak ve sınır gözetiminden sorumlu olan kamu kurum ve kuruluşlarının risk analizi ile ilgili koordinasyonunu sağlamak amacıyla 2021 yılında faaliyete geçirilen Ulusal Koordinasyon ve Ortak Risk Analiz Merkezi (UKORAM) sayesinde düzensiz göç rotalarından sınır aşan halk sağlığı tehditlerine kadar birçok riski bilimsel analizlerle önceden öngörebiliyoruz. Sınır kapılarımızda gerçekleştirdiğimiz önemli modernizasyon hamleleriyle kapasiteyi üst seviyeye taşıdık. Kilis Çobanbey’den Hatay Cilvegözü’ne kadar kara sınır kapılarımızı modern altyapılarla güçlendirdik. Ayrıca 8 havalimanımızda kabul edilemeyen yolcu (INAD) işlemlerinin devralınmasıyla yabancılara yönelik tüm iş ve işlemlerde uygulama birliği sağladık. ‘Limanlarda Tek Kart’ projesiyle deniz sınır kapılarımızda güvenlik konseptini yeniden kurguladık." Mobil göç noktaları ile etkin denetim Yurt içindeki denetim mekanizmalarının da güçlendirildiğini belirten Hüseyin Kök, 19 Temmuz 2023’te İstanbul’da başlatılan ve kısa sürede tüm Türkiye’ye yayılan Mobil Göç Noktası uygulamasının bugün 375 araç ve binlerce personelle sahada aktif olarak görev yaptığını söyledi. Düzenli göç yönetiminde dijitalleşme Hüseyin Kök, Türkiye’nin düzensiz göçle mücadelenin yanı sıra düzenli göç yönetimine de büyük önem verdiğini söyledi. Kök, Türkiye’nin düzenli göç süreçlerini de etkin ve şeffaf şekilde yürüttüğünü vurguladı. Yerli ve millî olarak geliştirilen GÖÇBİL uygulaması ve diğer yazılımlarla yabancıların elektronik ortamda bilgilendirildiğini, işlemlerinin daha hızlı ve kolay bir şekilde yürütüldüğünü; 2015 yılından bu yana uygulanan e-İkamet sistemi sayesinde ikamet izinlerine ilişkin başvuru süreçlerinin dijital ortama taşındığını belirten Başkan Hüseyin Kök, Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) ile bildirimlerin elektronik ortamda yapılmaya başlandığını ifade etti. Bu uygulamaların hem veri güvenliğini artırdığını hem de işlem süreçlerini önemli ölçüde hızlandırdığını söyledi. Uluslararası öğrenciler için yeni kolaylıklar Türkiye’nin uluslararası eğitim merkezi olma hedefi doğrultusunda önemli adımlar atıldığını belirten Hüseyin Kök, Yükseköğretim Kurulu ile gerçekleştirilen iş birliği sayesinde uluslararası öğrencilerin ikamet başvurularını İl Göç İdaresi Müdürlüklerine gitmek zorunda kalmadan, kendi üniversite yerleşkeleri içinde yapabildiğini ifade etti. Bu uygulama sayesinde öğrencilerin hızlı bir şekilde Yabancı Kimlik Numarası (YKN) aldığını, resmi işlemlerini kolay şekilde tamamladığını belirten Kök, mezuniyet sonrası sunulan 1 yıllık ikamet imkânı ile Türkiye’de kalış süreçlerinin desteklendiğini söyledi. Ayrıca Türkçe, İngilizce, Arapça, Rusça ve Farsça olmak üzere 5 dilde hizmet veren YİMER 157’yi arayan uluslararası öğrencilerin 2’yi tuşladıklarında doğrudan kesintisiz danışmanlık hizmeti alabildiklerini belirterek bu uygulamaların Türkiye’nin öğrenci dostu göç politikasının somut göstergeleri arasında yer aldığını vurguladı. Türk ve akraba topluluklar Türkiye’nin göç yönetiminde tarihi ve kültürel bağlara sahip topluluklara yönelik sorumluluklarını da yerine getirdiğini vurgulayan Kök, bu kapsamda yapılan çalışmalara örnek olarak Ahıska Türklerinin iskan süreçleri hakkında şu bilgileri verdi: "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan kararı doğrultusunda Ahıska Türklerinin Erzincan Üzümlü’deki iskân süreçleri tamamlandı. Bitlis’in Ahlat ilçesinde ise iskân çalışmaları devam etmektedir. Soydaşlarımızın sosyal hayata uyumunun sağlanması amacıyla ilgili kurumlarla koordinasyon içinde çalışmalar sürdürülmektedir. Ayrıca bölgesel krizler nedeniyle Türkiye’ye getirilen soydaş ve misafir topluluklara yönelik insani destekler devam etmektedir." Gönüllü geri dönüşlerde insan onuruna yakışır yönetim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "Biz, göç meselesine binlerce yıllık medeniyetimiz, tarihimiz, bizi biz yapan kadim değerlerimiz merceğinden bakıyoruz" sözünü hatırlatan Kök, "Türkiye dün olduğu gibi gönüllü geri dönüş sürecinde de Suriyeli kardeşlerimizin yanında, tarihin doğru tarafında yer almıştır. Suriye’de meydana gelen gelişmelerin ardından gönüllü geri dönüşler hız kazanmıştır. 8 Aralık 2024 tarihinden itibaren 650 binden fazla Suriyeli ülkelerine gönüllü, güvenli, onurlu ve düzenli dönüş yapmıştır. 2016 yılından bu yana gönüllü geri dönüş yapan Suriyelilerin sayısı ise 1 milyon 390 bini geçmiştir. Geri dönüşlere ilişkin süreç uluslararası standartlara uygun olarak büyük bir hassasiyetle ve şeffaf bir şekilde yürütülmektedir. Gönüllü, güvenli, onurlu ve düzenli olarak gerçekleşen bu dönüşler ‘üçüncü göz’ olarak Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK)’nin şahitliğinde gerçekleşmektedir. Ülkemiz, Suriye krizinin başladığı günden bu yana attığı her adımda dünyaya örnek gösterilen bir göç yönetimi anlayışı ortaya koymuştur" dedi. "Göç yönetiminde güçlü kurumsal kapasitemizi daha da ileri taşıyacağız" Kök açıklamasının sonunda, göç yönetiminde uluslararası iş birliği ve gelişmelerin gerek müktesebat gerekse sahada atılan adımlarla yakından takip edildiğinin, göçün uluslararası alandaki domino etkisi gözetilerek proaktif bir yaklaşım sergilendiğinin ve bu alanda görevli tüm kurum ve kuruluşlarla etkin bir koordinasyon içerisinde çalışıldığının altını çizerek; "Kuruluşumuzun 13. yılında edindiğimiz tecrübe ve güçlü kurumsal kapasiteyle hem vatandaşlarımızın huzur ve güvenliğini hem de ülkemizde bulunan yabancıların hak ve hukukunu gözeten bir göç yönetimi anlayışını sürdürmeye kararlılıkla devam edeceğiz. Türkiye’nin göç yönetimindeki kurumsal kapasitesini ve dünyaya örnek model olma vizyonunu daha da ileriye taşıyacağız" dedi. (BS-