SAĞLIK
Karabük UMKE’den güç gösterisi: 16 yeni gönüllü ile afetlere hazırlık seviyesi arttırıldı 19 Nisan 2026 Pazar - 19:12:53 Karabük İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE), gerçekleştirdiği kapsamlı eğitim ve tatbikat programıyla afetlere müdahale kapasitesini artırırken, bünyesine 16 yeni gönüllü sağlık personeli kazandırdı. 13-17 Nisan tarihleri arasında düzenlenen program, 13-14 Nisan’da verilen "UMKE Temel Eğitimi" ile başladı. Teorik eğitimlerin ardından 15-17 Nisan tarihlerinde 24 saat esasına dayalı "UMKE Kampı ve Medikal Kurtarma Uygulamaları Eğitimi" gerçekleştirildi. Zorlu doğa şartlarında yapılan kampta personelin fiziksel dayanıklılığı ve kriz anındaki müdahale kabiliyeti geliştirildi. Eğitim süreci, gerçeği aratmayan saha tatbikatlarıyla tamamlandı. Senaryolar kapsamında deprem sonrası enkaz altından kurtarma, sel baskınlarına müdahale, orman kazaları ile kayıp şahıs arama-kurtarma çalışmaları uygulamalı olarak gerçekleştirildi. Tatbikatlarda ekiplerin koordinasyon kabiliyeti dikkat çekti. Başarıyla tamamlanan eğitimlerin ardından Karabük UMKE ekibine 16 yeni gönüllünün katılmasıyla birlikte toplam personel sayısı 171’e yükseldi. Bu artışla Karabük’ün, olası afet ve acil durumlara hem yerel hem de ulusal düzeyde müdahale gücü daha da pekiştirildi. Eğitimleri tamamlayan personele katılım belgeleri; İl Sağlık Müdürü Op. Dr. İsmail Kara, Sağlık Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Bekir Poçan, Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Nermin Seçilmiş, Destek Hizmetleri Başkan Yardımcısı Mustafa Mızrak ve Acil Sağlık Hizmetleri Birim Sorumlusu Dr. Züleyha Alaçamlı Arslan tarafından verildi. Törende konuşan İl Sağlık Müdürü Op. Dr. İsmail Kara, afetlere hazırlığın önemine dikkat çekerek, "Afetlerin ne zaman yaşanacağı bilinmez ancak hazırlıklı olmak bizim elimizdedir. UMKE ailemize katılan yeni gönüllülerle gücümüzü artırmanın gururunu yaşıyoruz. Fedakârca bu göreve talip olan tüm gönüllülerimize teşekkür ediyorum" dedi.
19 Nisan 2026 Pazar - 13:30 MEAH’a ‘Anne Dostu Hastane’ unvanı Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Sağlık Bakanlığı’nın ‘Anne Dostu Hastane’ programı kapsamında Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Koruyucu Sağlık Hizmetleri Birimi tarafından yürütülen ‘Anne Dostu Hastane’ programı kapsamında gerçekleştirilen değerlendirme sürecini başarıyla tamamlayarak ‘Anne Dostu Hastane’ unvanı aldı. Sağlık Bakanlığı’nın; gebelik, doğum ve lohusalık süreçlerinin hasta hakları, güvenlik ve mahremiyet ilkeleri doğrultusunda, anne ve bebek için güvenli ve nitelikli ortamlarda gerçekleştirilmesini amaçlayan programı kapsamında Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi kapsamlı bir denetim sürecinden geçti. Değerlendirme süreci, Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü bünyesinde görev yapan ve başkanlığını İlkay Zengin’in yürüttüğü heyetin hastaneyi ziyaretiyle gerçekleştirildi. Heyet tarafından; doğum öncesi ve sonrası hizmet süreçleri, anne mahremiyetinin sağlanması, hasta güvenliği uygulamaları ve doğum alanlarının fiziki uygunluğu gibi birçok başlıkta detaylı incelemeler yapıldı. Gerçekleştirilen kapsamlı değerlendirme sonucunda, Muğla EAH, anne sağlığı hizmetlerinde ortaya koyduğu güçlü ekip anlayışı, yüksek kalite ve etkinlik, Bakanlık yetkilileri tarafından standartlara uygun bulunarak olumlu değerlendirildi. Tüm kriterleri başarıyla karşılayan Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi, ‘Anne Dostu Hastane’ unvanını kullanma hakkı elde etti Muğla İl Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça’nın da katılım sağladığı değerlendirme toplantısında, annelik yolculuğunda anne ve bebek sağlığını önceleyen çalışmalarda emeği bulunan başta hastane yönetimi olmak üzere tüm hekimler, hemşireler ve sağlık çalışanları çalışmaları nedeniyle teşekkür edildi.
19 Nisan 2026 Pazar - 13:20 Ordu’da özel bireylerin diş problemlerine etkili çözüm Ordu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Günübirlik Kliniği ve Engelli Ünitesinde özel bireylerin ihtiyaçlarına yönelik sunduğu hizmetler ile dikkat çekiyor. Günübirlik Kliniği ve Engelli Ünitesinin açıldığı 2020 yılından bu yana 543’ü özel bakım gerektiren birey olmak üzere toplam 670 hastanın tüm diş tedavileri tek seansta genel anestezi altında gerçekleştirildi. 2025 yılı içerisinde ise 166’sı down sendromu, otizm spektrum bozukluğu gibi özel bakım gerektiren bireyler olmak üzere toplam 208 hastanın diş tedavisi genel anestezi altında yapıldı. Özellikle kooperasyon güçlüğü yaşayan bireylerde daha önce tamamlanamayan diş tedavilerinin tek seansta ve güvenli şartlarda yapılabilmesi, hasta yakınları tarafından büyük bir kolaylık olarak değerlendirildi. Hasta yakınları ayrıca tedavi süreci boyunca ekip tarafından sağlanan bilgilendirme, iletişim ve koordinasyonun sürecin daha anlaşılır ve yönetilebilir olmasına katkı sunduğu belirtti. Özel bakım gerektiren bireylerde diş tedavilerinin genel anestezi uzmanları ile uzman diş hekimlerinden oluşan sağlık ekibi ve multidisipliner bir yaklaşımla gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade eden Diş Hekimliği Fakültesi Dekan V.Prof. Dr. Melih Ömezli, Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş’ın destekleriyle Günübirlik Kliniği ve Engelli Ünitesinde genel anestezi altında sunulan nitelikli sağlık hizmetlerinin sürdürülebilir şekilde geliştirilmesi ve daha fazla sayıda özel bakım gerektiren hastaya tedavi hizmeti verilebilmesi için çalışmaların aralıksız şekilde sürdürüldüğünü belirtti.
Prof. Dr. Şengönül: "Kene vakalarında yüzde 90 başarı sağlandı"
26 Eylül 2025 Cuma - 14:36 Prof. Dr. Şengönül: "Kene vakalarında yüzde 90 başarı sağlandı" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Şengönül, Kırım Kongo Kanamalı Ateş (KKKA) vakalarında yüzde 90 başarı sağlandığını açıkladı. Şengönül, sağlık personelinin bu alanda uzmanlaştığını ve Türkiye’de benzeri olmayan bir tedavi başarısına ulaşıldığını söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) Rektörü Prof. Dr. Ahmet Şengönül, düzenlediği basın toplantısında üniversitenin çalışmaları hakkında bilgi verdi. Üniversiteye bağlı bir otelde gerçekleştirilen toplantıda konuşan Prof. Dr. Şengönül, özellikle bahar ve yaz aylarında kırsalda görülen ve ölümlere neden olan KKKA vakalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Rektör Şengönül, kampüs içerisinde ve yıl boyunca kene ile mücadele kapsamında ilaçlama çalışmaları yürütüldüğünü belirtti. "Bu vakaların 37’si çocuk" Hasta sayısı ve ölüm oranları hakkında bilgi veren Prof. Dr. Şengönül, tedavide yüzde 90 oranında bir başarı olduğunu ifade ederek, "KKKA şüphesiyle bu sene 204 hasta hastanemize başvurmuş durumdadır. Bu sayının 110 tanesinde yapılan testleri pozitif çıkmıştır. Bunlardan 10 kişi vefat etti. Bu da genelde son anda gelenler ya da keneyi kendisinin çıkarması sonucu ölenlerdir. Burada yüzde 90 oranında bir başarı var. 110 kişiden 100 kişinin hayatını kurtarmışız. Eskiden yüzde 90’ı ölümle sonuçlanıyordu. Türkiye’de bu başarı oranı hiçbir yerde yoktur. Bu konuda sağlık perseonelimiz ve hekimlerimiz uzmanlaştı. Bu vakaların 37’si de çocuktur" dedi. "Aşı çalışması var" Aşı çalışmaları hakkında bilgi veren SCÜ Tıp Fakültesi Başhekimi Ömer Tamer Doğan ise, çalışmaların önümüzdeki yıl hız kazanacağını söyleyerek, "Bu konuda İsveç kökenli bir aşı çalışması var. Buna üniversitemiz de katkıda bulunuyor. Şu anda FAZ-1 sonlandı, Faz-2’ye geçiş yapıldı. FAZ-2’nin bir kısmı da önümüzdeki yıl için Türkiye’de bizim üniversitemize alınacak. FAZ-3’te de zaten aşı piyasaya çıkmış olacak. Önümüzdeki yıl için biraz daha hız kazanmış durumdadır. Bir süre sonra devreye girecek" şeklinde konuştu.
Sakarya Üniversitesi ve Özel Adatıp Hastanesi’nden sağlık turizmine katkı: ASEP Ödülleri sahiplerini buldu
26 Eylül 2025 Cuma - 14:32 Sakarya Üniversitesi ve Özel Adatıp Hastanesi’nden sağlık turizmine katkı: ASEP Ödülleri sahiplerini buldu Sakarya Üniversitesi İşletme Fakültesi öncülüğünde ve Sakarya Teknokent desteği ile hayata geçirilen ASEP-Adatıp Sağlık Elçileri Projesi, yabancı uyruklu öğrencilerin sağlık turizmi alanında bilgi edinmelerini ve deneyim kazanmalarını amaçlıyor. Projenin ödül töreni, Sakarya Üniversitesi kampüsünde geniş katılımla gerçekleştirildi. Törene Sakarya Valisi Rahmi Doğan, Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamza Al, SAÜ Mütevelli Heyeti Üyesi İşadamı Levent Tunç, İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sima Nart, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Dilek Aygin, Özel Adatıp Hastanesi Yönetim Kurulu Üyesi Burak Özbay, Genel Müdür Bahadır Gündüz, Teknokent Genel Müdürü Doç. Dr. Yakup Köseoğlu, TÖMER Öğr. Gör. Ömer Göktaş, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. İşletme Fakültesi, Adatıp Hastanesi ve Teknokent iş birliği ile yürütülen proje çerçevesinde öğrenciler, kendi ülkelerinin sağlık sistemlerini analiz ederek Türkiye ile iş birliği potansiyellerini ele aldı. Akademisyenler ve sektör temsilcilerinin incelemeleri sonucunda ortaya çıkan raporlar, Türkiye’nin sağlık turizmi stratejisine katkı sağlayacak değerli bir bilgi havuzu oluşturdu. Yoğun bir çalışma sürecinin ardından dereceye giren öğrenciler, ödüllerini Sakarya Üniversitesi kampüsünde düzenlenen törende aldı. Ayrıca finale kalan tüm katılımcılara sertifikaları takdim edildi. Törende konuşan Sakarya Valisi Rahmi Doğan, projenin Sakarya ve Türkiye açısından önemine vurgu yaptı. Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamza Al ise, "ASEP, öğrencilerimizin vizyonunu genişletirken aynı zamanda Türkiye’nin sağlık turizmindeki potansiyelini dünyaya tanıtıyor. Gençlerimizin katkılarıyla bu alanda güçlü köprüler kurulacağına inanıyoruz" diye konuştu. İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sima NART konuşmasında, "Öğrencilerimizin fikirleri ve hazırladıkları raporlar, sağlık turizmine dair yeni bakış açıları sunuyor. ASEP, hem akademik bir deneyim hem de uluslararası iş birliği için önemli bir fırsat oluşturuyor" ifadelerine yer verdi. Özel Adatıp Hastanesi Yönetim Kurulu Üyesi Burak Özbay projeyi uzun vadeli bir vizyon olarak değerlendirdi. Özbay, "ASEP ile yetişen sağlık elçileri, kendi ülkelerinde Türkiye’nin sağlık hizmetlerinin temsilcileri olacak. Bu çalışma yalnızca bir öğrenci projesi değil; sağlık turizmine dair kalıcı bir vizyonun başlangıcıdır. Adatıp olarak biz, eğitimi ve uluslararası iş birliğini geleceğe yapılmış en değerli yatırım olarak görüyoruz. ASEP de bu anlayışın somut bir yansımasıdır" şeklinde konuştu. ASEP - Adatıp Sağlık Elçileri Projesi, Sakarya Üniversitesi İşletme Fakültesi’nin akademik gücü, Teknopark’ın desteği ve Adatıp Hastanesi’nin sağlık turizmindeki deneyimini bir araya getirerek gençlerin fikirleriyle uluslararası köprüler kurulmasına katkı sunuyor. Proje, Türkiye’nin sağlık turizmi vizyonunu desteklerken, Sakarya’yı da bu alanda önemli bir merkez haline getirmeyi amaçlıyor.
Van’da 100’den fazla hastaya izsiz cerrahi uygulandı
26 Eylül 2025 Cuma - 13:13 Van’da 100’den fazla hastaya izsiz cerrahi uygulandı Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde, bir yıl içinde izsiz cerrahi (vNOTES) yöntemiyle ameliyat edilen hasta sayısı 100’ü geçti. Hastanenin Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde uygulanan yöntemle hastalar ağrısız, konforlu ve hızlı bir iyileşme süreci yaşıyor. Daha çok rahim ve yumurtalık hastalıklarının tedavisinde kullanılan vNOTES (vajinal doğal açıklık cerrahisi) yöntemi bölgede başarıyla uygulanıyor. Bu yöntem sayesinde ağrının en aza indiği, iyileşme süresinin kısaldığı ve annelerin kısa sürede taburcu edilerek günlük yaşamlarına dönebildiği ifade edildi. Kliniğe başvuran 100’ün üzerinde hastaya bugüne kadar bu yöntem başarıyla uygulandı. "Hastalar kısa sürede normal hayatına dönüyor" İHA muhabirine konuşan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Mazlum Gönül, hastanede bir yılı aşkın bir süredir izsiz cerrahi yöntemiyle ameliyatlar gerçekleştirdiklerini belirtti. Bu süre içinde de 100’den fazla hastayı bu yöntemle tedavi ettiklerini ifade eden Op. Dr. Gönül, "Bugün itibariyle 100 hastayı aşan bir serimiz oldu. İzsiz cerrahi nedir? Kadın doğumda yapılan bütün ameliyatların büyük ya da küçük fark etmeksizin karında hiç iz olmadan yapıldığı bir yöntemdir. Karında kesi yapılmadığı için hastalar ertesi gün taburcu olabiliyor, kısa sürede normal hayatına dönüyor ve çok az ağrı hissediyor. Ayrıca iz olmadığı için karın içi yapışıklıkların da azaldığını düşünüyoruz. Uzun süreli çalışmalar henüz bulunmasa da 2015 yılından beri ülkemizde yaygınlaşan bu yöntem, dünya genelindeki araştırmalarda daha az yapışıklık, daha az ağrı ve daha az komplikasyon gösteriyor" dedi. Halk arasında kapalı ameliyat olarak bilinen ‘laparoskopik’ ameliyatlarda karında 3-4 küçük delik açılırken, vNOTES yöntemle ise tamamen doğal açıklıklardan yapıldığını dile getiren Gönül, "Bu nedenle karında hiçbir iz olmuyor. Cilt ve cilt altı dokular kesilmediği için ameliyat sonrası ağrılar minimum seviyede kalıyor, yapışıklık miktarı da çok azalıyor. Bu durum, ileride başka bir karın ameliyatı gerekirse operasyonu da oldukça kolaylaştırıyor. En büyük avantajlarından biri de bu. Ayrıca hastalar ameliyattan kısa süre sonra normal yaşamlarına dönebiliyor. Kadın doğuma dair birçok ameliyat bu yöntemle yapılabiliyor. Rahim alma, tüp, yumurtalık ve dış gebelik ameliyatları bunlara örnek. Henüz tüm operasyonlarda standart bir uygulama olmasa da rutin kadın doğum pratiğinde oldukça geniş bir alanda kullanılabiliyor" diye konuştu. Bir gün önce bu yöntemle ameliyat olan Zeynep Aslan isimli hasta ise "Ben bir gün önce ameliyat oldum. Ameliyatım çok güzel geçti. Hemşireler ve doktor bey çok ilgilendiler. Kendimi evimde gibi hissettim. Şu an ağrım neredeyse hiç yok. Herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Bir ay önce bu teknikle ameliyat olduğunu ifade eden Sevim Kaplan isimli bir diğer hasta da "Ameliyatın ertesi gününde taburcu edildim. Çok şükür hiçbir sorun yaşamadım. 10-15 gün içinde rahatlıkla tüm işlerimi yapabildim. Böyle bir hocaya gerçekten ihtiyacımız vardı, inşallah devam eder" dedi.
Samsun’da okul kantin ve yemekhaneleri denetlendi
26 Eylül 2025 Cuma - 12:53 Samsun’da okul kantin ve yemekhaneleri denetlendi Samsun’da okul kantin ve yemekhanelerinde denetim gerçekleştirildi. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nün Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren eğitim kurumlarındaki kantin ve yemekhanelere yönelik denetimleri sürüyor. Bu çerçevede İbrahim Tanrıverdi Sosyal Bilimler Lisesi kantin ve yemekhanesi Tarım ve Orman Müdürlüğü personelince denetlendi. Yapılan denetimlerle ilgili bilgi veren Samsun Tarım ve Orman İl Müdürü Kemal Yılmaz, "İlimizde 13 bin civarında bir toplu tüketim ve satış yeri mevcut. Toplamda da ise 15 bin gıda işletmesi mevcut. Bu gıda işletmelerinde gıda kontrolü ve denetim faaliyetleri yürütülmektedir. Amacımız burada tüketici sağlığının korunması, gıda güvenilirliğinin sağlanması. Okullarda, yemekhanelerde, kantinlerde de bu denetimlerimiz devam ediyor. Gıda Güvenliği Bilgi Sistemimizde kayıtlı şu an 451 adet eğitim kurumu yemekhanesi mevcut. Yine 455 adet de kantin kayıtlı. Biz bu yemekhane ve kantinlerde her eğitim öğretim döneminde her yarıyılda en az bir defa olmak üzere denetim gerçekleştiriyoruz. Son eğitim öğretim yılında toplamda 2 bine yakın denetim faaliyeti gerçekleştirdik. Burada amacımız yemekhanelerde çocuklarımızın güvenilir gıdaya ulaşmasını temin etmek. Bu denetim faaliyetlerimiz önümüzdeki süreçte de devam edecek" dedi. "22 numuneden 5’i olumsuz çıktı, adli ve idari işlemler başlatıldı" Bu yıl içerisinde yapılan denetimlerde alınan 22 numuneden 5’inin olumsuz çıktığını belirten Müdür Yılmaz, "Yaptığımız denetimlerde genelinde çok büyük bir olumsuzlukla karşılaşmadık. Ancak bir takım uygunsuzluklar da tespit ettik. Bu denetimler esnasında 22 tane numune aldık. Bu numunelerden 17’si olumlu çıktı, 5 tanesinin sonucu olumsuz çıktı. Bu olumsuz çıkan numuneler hakkında analiz sonuçlarına göre adli ve idari işlemler başlatıldı. Adli süreç sonrasında da yine kanun gereğince uygulanması gereken yaptırımlar uygulanmaya devam edecek. Çocuklarımızın sağlıklı ve güvenilir gıda dediğimiz gıdalarla buluşmasını temin etmek istiyoruz. Çocuklarımıza faydalı olacak bu gelişme çağlarında bu dönemlerde onlara en çok ihtiyaç duyacakları ürünlerin burada satılmasını, onlara zararlı olabilecek ürünlerin de onların gelişimine katkı sağlamayacak ürünlerin de olmasını istemiyoruz. Hijyenik şartlarda üretimin yapılmasını, çocuklarımızın hijyenik ortamlarda bu gıdayla buluşmasını ve bu gıdayı tüketmesini istiyoruz. Denetimlerimiz bu minvalde devam ediyor" diye konuştu. Denetimler kapsamında okuldaki kantin ve yemekhanelerden numuneler alınırken, buzdolabı, pişirme makineleri, yağlar, içecekler ve gıdalar da incelendi.
Skolyozda ameliyatsız yöntem: ‘Schroth tedavisi’
26 Eylül 2025 Cuma - 12:04 Skolyozda ameliyatsız yöntem: ‘Schroth tedavisi’ Duruş bozukluğu olan bireylere önerilerde bulunan Acıbadem Kayseri Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hülya Yüksel, "Schroth tedavisi, skolyoz tedavisinde kullanılan özel egzersiz temelli bir fizik tedavi metodudur" dedi. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hülya Yüksel, duruş bozukluğu olan skolyoz hastalığında tercih edilen ‘schroth tedavisi’ hakkında bilgiler verdi. Skolyoz hastalığında schroth tedavisi ile 3 boyutlu düzeltme yönteminin hedeflendiğini belirten Dr. Yüksel, "Skolyoz hastalığı, omurganın orta hatta olması gerekirken sağa ya da sola S ya da C şeklinde eğilmesi durumudur. Omurgada sadece yana eğilme olmayıp, öne ya da arkaya, kendi etrafında rotasyonel bir şekilde eğim de görebiliriz. Röntgende hastanın COBB açısına göre hastanın tedavisini planlamaktayız. Tıbbi olarak COBB açısı 10 derecenin üzeri olan bireyler skolyoz tanısı almaktadır" diye konuştu. Skolyozun Türkiye’de yüzde 3 oranında görüldüğünü belirten Dr. Yüksel, hastaların yüzde 80’inde ‘idiyopatik skolyoz’ yani nedeni net olarak bilinmemekle birlikte genetik ve hormonal faktörlerin etkili olduğu düşünülen skolyoz tipi olduğunu ifade etti. Dr. Yüksel, skolyoz tanısı koyarken hastanın postür yani duruş analizi ile değerlendirildiğini, bir omzunun ya da kalçasının diğerine göre daha yüksekte olması, bel oyuntularında asimetri olması, öne eğildiği zaman sırtında oluşan çıkıntının olması durumlarında skolyozdan şüphelenildiğini dile getirdi. "3 boyutlu düzeltme tedavisi kullanılıyor" Schroth yönteminin skolyoz tedavisinde kullanılan özel egzersiz temelli bir fizik tedavi biçimi olduğunu söyleyen Dr. Yüksel, "Skolyozun tedavisinde COBB açısındaki eğriliğin derecesine göre hafif eğriliklerde 10 derece ile 20 derece arasında schroth tedavisi ve egzersiz programlarıyla beraber düzenli takip önerilmekte, orta derece eğriliklerde korse ve schroth tedavisi; ileri eğriliklerde ise cerrahi tedavi önerilmektedir" dedi. Schroth tedavisinin temelleri arasında omurganın sağa, sola ya da öne, arkaya kendi etrafında rotasyonel bozukluğunun 3 boyutlu düzeltilmesi hedefinin yer aldığını vurgulayan Dr. Yüksel, "Aynı zamanda göğüs kafesinde zayıflayan alanların nefes teknikleri ile doldurularak güçlendirilmesi hedeflenmektedir. Kişinin duruş bozukluğunun düzeltilmesi ve günlük yaşamında idare ettirilmesini sağlamaktadır. Kişiye özel egzersiz temelli metot olması nedeniyle kişinin eğriliğinin derecesine, rotasyon ve esnekliğine bağlı olarak değişen bir egzersizi amaçlamaktadır. Schroth tedavisi ergenlik döneminde skolyoz tanısı almış, yetişkin dönemde skolyozu olan ve hareket kabiliyetinde azalma olan ve kifotik postür yani duruş bozukluğu olan bireylerde uygulanmaktadır" ifadelerini kullandı.
"Önümüzdeki 10 yılda dünyada yaklaşık 110 milyon göz tansiyonu hastası olacak"
26 Eylül 2025 Cuma - 11:19 "Önümüzdeki 10 yılda dünyada yaklaşık 110 milyon göz tansiyonu hastası olacak" Konya’da göz hastalıklarında önemli olan Nöroproteksiyon (Nöron korunması) konusunda yapılan toplantıda, önümüzdeki 10 yıl içinde dünya üzerinde yaklaşık 110 milyon göz tansiyonu hastası olacağı vurgulanarak, nöroprotektif ajanların bu hastalarda görme düzeyi ve görme alanlarının korunmasında etkili olacağı belirtildi. Konya’da göz hastalıklarında son derece önemli olan Nöroproteksiyon (Nöron korunması) konusunda Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Kliniği ev sahipliğinde Erciyes Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi ve Konya Şehir Hastanesinden göz hekimleri bilimsel toplantı düzenledi. ‘Glokom Tedavisinde ve Nörooftalmolojik Hastalıklarda Nöroprotektif Yaklaşımlar’ konulu toplantı, Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Kliniği ev sahipliğinde Erciyes Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi ve Konya Şehir Hastanesinden göz hekimlerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Okka ve Konya Şehir Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muammer Özçimen moderatörlüğünde yapılan toplantıya Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kuddusi Erkılıç ve Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şansal Gedik konuşmacı olarak katıldı. Toplantıda glokom (göz tansiyonu) ve nörooftalmolojik hastalıklarda nöroprotektif (sinir koruma) yaklaşımları, tedavi yöntemleri ve yeni moleküller üzerine konuşmalar yapıldı, olgu örnekleri verildi. "Önümüzdeki 10 yıl içinde dünya üzerinde yaklaşık 110 milyon göz tansiyonu hastası olacak" Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Okka, önümüzdeki 10 yıl içinde dünya üzerinde yaklaşık 110 milyon göz tansiyonu hastası olacağını, nöroprotektif ajanların bu hastalarda görme düzeyi ve görme alanlarının korunmasında etkili olacağını belirtti. Prof. Dr. Şansal Gedik, multiple skleroz, iskemik optik nöropati gibi nörooftalmolojik hastalıklarda erken tanıyla birlikte nöroprotektif tedavilerin devreye girmesinin görme sinirini koruyarak yaşam kalitesini arttırabileceğini, bu alanda çok sayıda bilimsel çalışmanın yürütüldüğünü vurguladı. Prof. Dr. Kuddusi Erkılıç ise, glokom hastalığının önlenebilir ve tedavi edilebilir körlükler içerisinde üst sıralarda yer aldığını belirterek, göz içi basıncını düşüren ilaçların hastalar tarafından düzenli kullanımı şartıyla ve düzenli takibin yanı sıra glokom hastalığının yaptığı görme siniri tahribatını yavaşlatacak, durduracak, hatta kısmen de olsa sinir onarımı yapacak destekleyici tedavilerin günümüzde artık sık olarak uygulandığını ifade etti. Faydası kanıtlanmış ilaç ve nütrisyonel desteklerin hekim önerisiyle ve de hekim kontrolünde kullanılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Erkılıç, bu konudaki en güçlü besin desteklerinin başında sitikolin molekülünün geldiğini belirtti. Bu tür desteklerin ilaç standardında sunulmasının şart olduğu ve tedavinin süreklilik gerektireceği ise toplantıda özellikle vurgulandı. Toplantıda Konya Şehir Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muammer Özçimen ve Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Enver Mirza tarafından olgu sunumları da yapıldı. Göz tansiyonu ve optik nöropati gibi sinir hasarıyla ilerleyen göz hastalıklarında nöron korunmasının öneminin vurgulandığı toplantıya şehirde görev yapan göz hekimleri büyük ilgi gösterdi.
Dişleriniz tek seansta güzelleşebilir
26 Eylül 2025 Cuma - 10:23 Dişleriniz tek seansta güzelleşebilir Güzel bir gülüş için beyaz, güçlü ve sağlıklı dişlere sahip olmak gerekiyor ancak tedavi sırasında acıdan çekinenler için diş hekimine gitmek kolay olmayabiliyor. Bu noktada devreye artık ağız ve diş sağlığı alanında da uygulanmaya başlanan genel anestezi uygulaması giriyor. Genel anestezi ile uygun hastalara ağız ve diş sağlığı tedavi yöntemlerinden çoğunu uygulayabildiklerini aktaran Medicana Sağlık Grubu Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü’nden Msc. Dt. İlayda Dal, "Lamina veneer, zirkonyum kaplama ve diş eti şekillendirme gibi diş estetiğine yönelik uzun süren işlemler tek seansta tamamlanabiliyor" dedi. Diş tedavisi, birçok kişide korku ve kaygıya yol açtığı için ertelenebiliyor ya da tedavi süreci hastalar açısından oldukça zorlayıcı olabiliyor. Günümüzde ise belirli durumlarda genel anestezi altında uygulanan tedaviler, artık ağız ve diş sağlığı tedavi uygulamalarına da çözüm getiriyor. Medicana International İzmir Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü’nden Msc. Dt. İlayda Dal, ağız ve diş sağlığı alanında uygulanan genel anestezi işlemini anlattı. Msc. Dt. İlayda Dal, özellikle son yıllarda genel anestezi yönteminin estetik diş uygulamalarında da kullanıldığının altını çizdi. Belirli gruplara uygulanabilir Msc. Dt. İlayda Dal, genel anestezinin özellikle çocuklar, engelli bireyler ve diş hekimi fobisi olan hastalarda önemli bir seçenek haline geldiğini belirterek, "Genel anestezi her hasta için gerekli değildir. Ancak bazı özel durumlarda tercih edilebilir. İleri düzeyde diş hekimi korkusu yaşayanlarda, tedavi sırasında hareketsiz kalmakta güçlük çeken çocuklarda, iletişim güçlüğü bulunan engelli bireylerde ve çok sayıda işlemin tek seansta tamamlanmasının gerektiği durumlarda genel anestezi uygulanabilir" dedi. Güvenlik öncelikli Güvenliğin en önemli unsur olduğunu hatırlatan Msc. Dt. İlayda Dal, "Genel anestezi mutlaka tam donanımlı bir hastane ortamında ve anestezi uzmanı eşliğinde uygulanmalıdır. İşlem öncesinde hastanın sağlık durumu detaylı şekilde değerlendirilir ve işlem boyunca hayati bulgular sürekli takip edilir" dedi. Her hastanın genel anesteziye uygun olmadığının da altını çizen Msc. Dt. İlayda Dal, "Yaş, genel sağlık durumu, kullanılan ilaçlar ve mevcut hastalıklar dikkate alınarak karar verilir. Bu nedenle uygunluk yalnızca hekim muayenesi ve gerekli tetkikler sonrasında belirlenebilir" açıklamasını yaptı. Estetik uygulamalarda da tercih ediliyor Son yıllarda estetik diş uygulamalarında da genel anestezi yöntemine başvurulduğunu söyleyen Msc. Dt. İlayda Dal, "Lamina veneer, zirkonyum kaplama ve diş eti şekillendirme gibi uzun süren işlemler tek seansta tamamlanabiliyor. Ancak genel anestezi tıbbi bir işlemdir ve her durumda ilk seçenek değildir. Hastanın sağlık durumu, hekim değerlendirmesi ve gerekli incelemeler sonucunda uygulanıp uygulanamayacağına karar verilir" ifadelerini kullandı.