SAĞLIK
Uzm. Dr. Jamala Mammadova: "Çocukluk çağı obezitesi alarm veriyor, önlem hamilelikte başlıyor" 20 Nisan 2026 Pazartesi - 11:53:43 Çocuk Endokrinolojisi Uzm. Dr. Jamala Mammadova, çocukluk çağı obezitesi hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. Mammadova, "Çocukluk çağı obezitesi alarm veriyor: önlem hamilelikte başlıyor" dedi. Çocukluk çağı obezitesinin küresel ölçekte hızla yayılan ve önlenebilir bir salgın haline geldiğini belirten Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bölümü’nden Uzm. Dr. Jamala Mammadova, artan risklere ve alınması gereken önlemlere dikkat çekti. Türkiye’de çocuklar aşırı kilonun esiri Türkiye’de çocukluk çağı obezitesinin dünya ortalamasını aştığını vurgulayan Dr. Mammadova, "Çocukluk Çağı Obezite Araştırması (COSI-TUR) 2022 verilerine göre obezite oranı yüzde 22,4’e ulaşmıştır. Bu oran erkek çocuklarda yüzde 13, kızlarda yüzde 9 civarındadır. Her dört çocuktan biri kilolu veya obezdir. Büyük şehirlerde ve genç nüfusta sorun daha belirgindir. Sağlık Bakanlığı’nın 2025-2028 Obezite ile Mücadele Eylem Planı bu krize yönelik kapsamlı adımlar içermekte ancak acil ve toplum temelli müdahaleler şarttır" dedi. Şekerli içecekler en büyük düşman Obezitenin genetik ve çevresel birçok faktörün etkileşimiyle oluştuğunu ifade eden Dr. Mammadova, "Özellikle anne karnındaki dönemde annenin obezitesi veya şekerli içecek tüketimi, çocuğun ileride obezite riskini artıran epigenetik değişikliklere yol açabilmektedir. 2025 araştırmaları şekerli içeceklerin doğrudan kilo alımına, insülin direncine ve metabolik sendroma neden olduğunu göstermektedir. Pandemi sonrası artan ekran süresi, hareketsizlik ve ucuz ultra-işlenmiş gıdalara erişimin kolaylaşması da önemli tetikleyiciler arasındadır" diye konuştu. Çocuklarda obezite birçok hastalığa neden oluyor Çocukluk çağı obezitesinin ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını belirten Dr. Mammadova, "Obez çocuklarda astım, uyku apnesi, eklem problemleri, tip 2 diyabet ve depresyon, düşük özsaygı gibi psikolojik sorunların riski yüksektir. Çocukluk obezitesi yetişkinlikte kalp hastalıkları, kanser ve erken ölüm riskini artırmaktadır. Önleme hamilelik döneminden başlamalıdır. Anne adaylarının uygun kilo alımı, ilk 6 ay sadece anne sütü ve 2 yaşa kadar emzirmenin devamı kritik önem taşır" dedi. Ailelere sağlıklı yaşam için kritik öneriler Ailelere de önemli uyarılarda bulunan Dr. Mammadova, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının küçük yaşta kazandırılması gerektiğini belirterek, "Günlük beslenmede meyve ve sebzeleri çeşitlendirin; her öğünde en az bir porsiyon meyve veya sebze bulundurun. Şekerli içecekleri tamamen azaltın veya ortadan kaldırın. Evde sağlıklı yemek pişirme alışkanlığını geliştirin. Çocuklara porsiyon kontrolü öğretin ve ekran süresini günlük 2 saatin altına indirin. Her gün en az 60 dakika fiziksel aktivite sağlayın. Düzenli uyku düzeni oluşturun ve ebeveyn olarak rol model olun" ifadelerini kullandı. Erken müdahale sağlıklı nesiller için kritik önem taşıyor Erken müdahale ve yaşam tarzı değişikliklerinin obezitenin büyük bir kısmını önleyebileceğine dikkat çeken Dr. Mammadova, "Çocukluk çağı obezitesi geleceğimizi tehdit eden önlenebilir bir krizdir. Aileler, okullar ve karar vericiler acil ve koordineli harekete davet edilmektedir. Erken adımlar atılırsa sağlıklı nesiller yetiştirmek hala mümkündür" dedi.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 11:50 Ağrısız tüp midesi ameliyatıyla 6 ayda 50 kilo verdi Gaziantep’te yaşayan ve sağlık sorunları nedeniyle 170 kiloya ulaşan 38 yaşındaki Abdullah Yıldız, Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Obezite Merkezi’nde gerçekleştirilen ağrısız tüp mide ameliyatının ardından 6 ayda 50 kilo verdi. Gaziantep’te yaşayan 38 yaşındaki Abdullah Yıldız, fazla kilolarına bağlı gelişen sağlık sorunları nedeniyle Özel Hatem Hastanesi bünyesindeki Obezite Merkezi’ne başvurdu. Fazla kilolarından kurtulmak isteyen Yıldız, yapılan tetkiklerin ardından uzman ekiplerin önerisiyle ağrısız tüp mide ameliyatı olmaya karar verdi. Yaklaşık 45 dakika süren operasyonun ardından tedavi sürecine başlayan Yıldız, düzenli doktor kontrolleri ve yaşam tarzında yaptığı değişikliklerle birlikte 6 ayda 50 kilo vererek 170 kilodan 120 kiloya düştü. Yaşadığı dönüşümle hem sağlığına kavuşan hem de günlük yaşamı kolaylaşan Abdullah Yıldız, bu sürecin kendisi için adeta yeni bir başlangıç olduğunu ifade etti. "Gaziantep’te sayılı Obezite Merkezlerinden birisiyiz" Obezite merkezi ile ilgili bilgiler veren Op. Dr. Emin Yılmaz, Gaziantep’teki sayılı merkezlerden biri olduğunu söyleyerek, "Böyle bir merkezi kazandırdığı için hastane yönetimimize teşekkür ediyorum. Malum Gaziantep gastronomi şehridir. Bu durumun artıları olduğu gibi eksileri de var. Eksilerini söyleyecek olursak hastalarımızda beslenme kaynaklı obezite insidansı şehrimizde yüksek olmaktadır. Hastanemizdeki merkez, Gaziantep’te sayılı Obezite Merkezlerinden birisidir. Bizim 12-14 yıllık bir geçmişimiz ve 400’ün üzerinde vakamız mevcuttur. Şuana kadar sıkıntı yaşadığımız hastamız olmadı. Bu merkezde sadece ben çalışmıyorum. Beraberimde diyetisyenimiz, fizyoterapistimiz, psikoloğumuz ve bu işleri koordine eden koordinatörümüz bulunmakta. Biz bu merkezi, ekip olarak daha aktif nasıl kullanırız, bunun çalışmaları içerisindeyiz. Dolayısıyla hastalarımız direkt bizimle temasa geçebilir veya gelerek merkezimizde yüz yüze görüşebilirler. Her türlü bilgi ve detayı onlarla paylaşabiliriz. Hastanemizde hem metobolik cerrahi hem de obezite cerrahisi uyguluyoruz. Metabolik cerrahi, diyabeti olan hastalarda uyguladığımız yöntemlerdir. Obezite hastalarında ise Türkiye ve dünyada en çok yapılan tüp mide ameliyatını uyguluyoruz ve bununla hemen hemen istediğimiz tüm verimi alıyoruz" dedi. "Hastamız 6 ay içerisinde yaklaşık 50 kilo verdi" Tüp mide ameliyatı olan hastasının 6 ay içerisinde yaklaşık 50 kilogram kilo verdiğini aktaran Yılmaz, "Abdullah Bey 6 ay önce hastanemize başvurduğunda süper obez grupta bir hastaydı. Biz o dönemde ağrısız tüp mide ameliyatlarına da başlamıştık. Abdullah Bey bize güvendi ve ameliyatını oldu. 6 ay içerisinde yaklaşık 50 kilogram kilo verdi. Bu süreçten sonra da devam edecektir. 1 yıl dolduğunda da hedeflediğimiz kiloya ulaşacaktır" ifadelerini kullandı. "Hayatımda çok şey değişti" Kilo verdikten sonra hayatında çok şeyin değiştiğini söyleyen Abdullah Yıldız, bundan sonraki hedefinin ise 90 kiloya düşmek olduğunu ifade etti. Abdullah Yıldız, "Bundan 6 ay öncesine kadar yüksek kilo ve kiloya dayalı hastalıklarım vardı. Hatem Hastanesini ve Emin hocamı çok önerdiler. Bu konuda kendisine başvurdum ve hiç tereddüt etmeden gelerek ameliyat oldum. İlk ağrısız mide ameliyatı olanlardanım. Toplamda 50 kilo verdim. Hayatımda çok şey değişti. Artık merdivenleri çok rahat inip çıkabiliyorum. Kilomu sağlıklı bir şekilde verdim ve vermeye de devam ediyorum. Şuanda 120 kiloyum kendime koyduğum hedef 90 kiloya düşmek" diye konuştu.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 11:33 İş kazalarında erken müdahale uzvun durumunu belirliyor Sanayi kenti Kocaeli’de iş kazaları sonrası hastaneye yetiştirilen birçok vakada zamanla yarışılırken, uzuv kopmaları ve ezilme yaralanmalarında ilk saatlerin tedavinin geleceğini belirlediği ifade edildi. Son 4 yılda 2 binden fazla iş kazası vakasının değerlendirildiği süreçte, bazı ağır travmalarda geç kalındığı düşünülen durumlarda dahi yüz güldüren sonuçlar alınabildiği belirtildi. VM Medical Park Kocaeli ve VM Medical Park Gebze Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Arda Berkan Sezgiç, Kocaeli başta olmak üzere Gebze ve çevresindeki sanayi bölgelerinde yaşanan iş kazalarının ardından hastanelerde özellikle ortopedi ve travmatoloji ekiplerini çoğu zaman kritik müdahalelerle karşı karşıya bıraktığını söyledi. Ezilme yaralanmalarından uzuv kopmalarına kadar birçok ağır travmanın her saat kapıdan girebildiğini belirten Sezgiç, 7 gün 24 saat esasına göre vakaları kabul ettiklerini, erken müdahalenin ise hem hastanın genel sağlığı hem de uzvun korunması açısından belirleyici olduğunu kaydetti. "2 binden fazla iş kazası değerlendirdik" İş kazalarına bağlı ortopedik ve travmatolojik yaralanmalarda hızlı müdahalenin büyük önem taşıdığını ifade eden Op. Dr. Arda Berkan Sezgiç, "İş yerlerinde ya da herhangi bir alanda meydana gelen kazalara bağlı her türlü ortopedik ve travmatolojik hastalığın değerlendirmesini yapıyor, tedavisini planlıyoruz. Özellikle travmalar, uzuv kopmaları ve ezilme yaralanmalarında hastaları her saat kabul ediyor, ilk müdahalelerini ivedi şekilde gerçekleştiriyoruz. Sonrasında da hastanın kalan tedavi sürecini hastanemizde sürdürüyoruz. Özellikle son 4 yılda VM Medical Park Kocaeli başta olmak üzere, son dönemde VM Medical Park Gebze’de 2 binden fazla iş kazası vakasını değerlendirdik. Bu süreçte elde ettiğimiz tecrübe, travmatik yaralanmaların yönetiminde bize önemli bir birikim sağladı" ifadelerini kullandı. 54. saat sonrasında Bazı ağır vakalarda umutların tükendiği noktada dahi olumlu sonuçlar alabildiklerini dile getiren Sezgiç, "Hastanemize 54.saatte ulaşan bir parmak kopması vakasında, ilk etapta çok fazla umut beslenmemesine rağmen uyguladığımız tedavi sonrasında yüz güldüren sonuçlar elde ettik. Bu da bize bazı vakalarda geç kalınmış gibi görünse bile doğru müdahaleyle önemli kazanımlar sağlanabileceğini gösteriyor. Travmanın cinsi ya da hastanın yaşı fark etmeksizin, her türlü uzuv kopması ve ezilme yaralanmasına yönelik tedavi hizmeti veriyoruz" dedi. "Erken müdahale son derece önemli" Kocaeli çevresinden ve çevre illerden gelen iş kazası vakalarını etkin şekilde yönettiklerini söyleyen Op. Dr. Arda Berkan Sezgiç, "İş kazalarında hem hastanın genel sağlığı hem de uzvun korunması açısından erken müdahale son derece önemli. Hastanın erken cevap alması ve mümkün olan en kısa sürede hastaneye ulaşması, en iyi tedavi sonucunun alınabilmesi için büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı.
Canlı yayında zorlu beyin ameliyatı
25 Eylül 2025 Perşembe - 13:19 Canlı yayında zorlu beyin ameliyatı İstanbul’da 17-21 Eylül tarihleri arasında düzenlenen Asya ve Avrupa Nöroradyoloji Dernekleri ile Türk Nöroradyoloji Derneği’nin ortaklaşa gerçekleştirdiği "Kıtaları Birbirine Bağlamak ve Kültürleri Birleştirmek" temalı uluslararası toplantıya, Malatya’dan katılan tıp ekibi damga vurdu. Toplantı kapsamında, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Girişimsel Nöroradyoloji Ünitesi’nden Prof. Dr. İsmail Okan Yıldırım ve Doç. Dr. Ahmet Turan Kaya öncülüğündeki ekip, beyin damarlarında oluşan baloncukların (anevrizma) kapalı yöntemle tedavisini canlı yayında gerçekleştirdi. Ameliyata Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Bora Tetik de eşlik etti. Zorlu operasyon, dünyanın dört bir yanından gelen bilim insanları tarafından anbean takip edildi. Aynı anda iki ameliyat birden yapıldı Canlı yayın sırasında hastaneye acil olarak getirilen beyin kanaması vakasına da müdahale eden ekip, ikiye ayrılarak aynı anda iki ayrı ameliyatı başarıyla yönetti. Prof. Dr. İsmail Okan Yıldırım, operasyonlara ilişkin "Bir yandan canlı yayındaki hastayı yönetiyor, diğer yandan kameralarla ikinci ameliyatı takip ediyordum. Meslek hayatımın en zorlu günlerinden biriydi" dedi. "Dünyaya yön veren Türk hocalarımız var" Operasyon sonrası değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Yıldırım, "Türk biliminin ve tıbbının uluslararası alandaki yükselişini bir kez daha gösterme fırsatı bulduk. Özellikle girişimsel nöroradyoloji alanında dünyaya yön veren çok değerli Türk hocalarımız var. Bu başarı, sadece bizim değil deprem sonrası toparlanmaya çalışan Malatya’mızın ve üniversitemizin de başarısıdır" ifadelerini kullandı. Yıldırım, başarıda ekip çalışmasının ve güçlü altyapının önemini belirterek, desteklerinden dolayı İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat ile Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Aslan’a teşekkür etti.
Şırnak İl Sağlık Müdürü Sili, Cizre Devlet Hastanesinde incelemelerde bulundu
25 Eylül 2025 Perşembe - 13:16 Şırnak İl Sağlık Müdürü Sili, Cizre Devlet Hastanesinde incelemelerde bulundu Şırnak İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Murat Sili, bölge hastanesi konumunda hizmet veren Cizre Dr. Selahattin Cizrelioğlu Devlet Hastanesinde incelemelerde bulundu. Hastane yönetimiyle bir araya gelen Sili, sağlık hizmetlerinin işleyişi, hasta memnuniyeti ve hizmet kalitesinin artırılması konularında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Başhekimlik, servisler, poliklinikler ve destek birimlerini tek tek gezen Sili, sağlık çalışanlarına özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ederek sahadaki gözlemlerini yerinde gerçekleştirdi. Sili, acil servisten yoğun bakıma, hasta yataklarından tetkik birimlerine kadar pek çok noktada yaptığı incelemelerde, sağlık hizmetlerinin sürdürülebilir kalitede sunulması adına gerekli talimatlar verdi. Sili, "Cizre’de yaşayan her vatandaşımızın kaliteli, güvenli ve ulaşılabilir sağlık hizmetine kavuşması en temel hedefimizdir. Sağlık sistemimizi güçlendirmek adına ekip ruhuyla çalışmaya, eksikleri tespit edip hızla çözüm üretmeye devam edeceğiz. Bu ziyaret sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi, personel motivasyonunun artırılması ve kurumsal yapının güçlendirilmesi açısından önemli bir adımdır. Şırnak İl Sağlık Müdürlüğü olarak, vatandaşlarımızın sağlığı için sahada olmaya ve hizmetin niteliğini yükseltmeye kararlılıkla devam edeceğiz’’ dedi.
’Tanıdan Tedaviye Güncel Yaklaşımlar’ eğitimi Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde başladı
25 Eylül 2025 Perşembe - 12:58 ’Tanıdan Tedaviye Güncel Yaklaşımlar’ eğitimi Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde başladı Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici’nin katılımıyla, ’Tanıdan Tedaviye Güncel Yaklaşımlar’ eğtimi gerçekleştirildi. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici’nin açılış konuşmalarıyla 25 Eylül 2025 tarihinde Yunus Emre Devlet Hastanesi Konferans Salonu’nda ’Tanıdan Tedaviye Güncel Yaklaşımlar’ eğitiminin ilk günü gerçekleştirildi. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı’nin ’Koruyan Sağlık’ ve ’Geliştiren Sağlık’ yaklaşımı doğrultusunda düzenlenen program, aile hekimlerinin mesleki gelişimine katkı sunmak ve sağlık hizmeti basamakları arasında klinik entegrasyonu güçlendirmek amacıyla planlandı. Açılış konuşmalarında, aile hekimliği hizmetlerinin toplumun her kesimine eşit, etkin ve sürekli bir şekilde ulaşmasındaki stratejik öneme dikkat çeken İl Sağlık Müdürü Bildirici, bu tür eğitimlerin hekimlerimizin bilgi ve deneyimlerini artırarak hasta yönetiminde daha güçlü bir yapı oluşturduğunu ifade etti. Program kapsamında Dermatoloji Uzmanı Dr. Canan Yıldırım tarafından ’Dermatolojik Hastalıklara Güncel Yaklaşımlar’ başlıklı sunum gerçekleştirildi. Sunumda aile hekimlerimizin günlük uygulamalarında sıkça karşılaştığı deri hastalıklarının tanı ve tedavi süreçleri ayrıntılı olarak ele alındı. Katılımcı hekimlerimizin soru ve katkılarıyla interaktif şekilde ilerleyen eğitim, bilgi paylaşımı ve deneyim aktarımına zemin hazırladı.
Sağlık-Sen, Uludere’de sağlıkçıların özverisine değindi
25 Eylül 2025 Perşembe - 12:52 Sağlık-Sen, Uludere’de sağlıkçıların özverisine değindi Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabğatullah Anmal ve beraberindeki şube yönetimi, hastane iş yeri temsilcileri ile birlikte Uludere Devlet Hastanesinde idarecilerle bir araya gelerek bilgilendirmede bulundu. Göreve yeni başlayan Başhekim Dr. Akın Akkaya’yı de ziyaret eden Anmal, idarecilere başarılar temennisinde bulunarak sağlık camiasına sundukları hizmet ve profesyonel sağlık yöneticiliği ile sağlığa sundukları katkılarından ötürü teşekkür etti. Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Anmal, Uludere’de başhekim olarak göreve yeni başlayan Dr. Akın Akkaya’nın makamında bir araya gelerek sendikal çalışmalarla ilgili bilgilendirmede yapıp sağlık çalışanların sorun ve beklentileriyle ilgili bilgilendirmede bulundu. Şırnak’ın gelişmişlik düzeyi bakımında ihmal edilmiş olsa da Uludere’nin sağlık altyapısı fiziki olarak merkezde rahatlamış ancak kırsalda hala sorunların devam ettiğini ifade eden Anmal, ’’Uludere’de sağlık hizmeti sunan çalışma arkadaşlarımızın büyük özverileriyle sağlık hizmeti sunulmaktadır. Değerli sağlık çalışanların olağanüstü çabaları takdir ediliyor, bizlerde insanlığın hizmetinde kutsal bildiğimiz sağlık hizmetini büyük bir fedakarlıkla icra eden tüm çalışma arkadaşlarımızı tebrik ediyor çalışmalarında kolaylıklar diliyoruz. Bölgede çalışan sağlık çalışanların yönetim konusuna temkinli davrandıklarını bu bölgede nasıl sağlık hizmeti büyük bir özveriyle veriliyorsa idarecilerde sağlık çalışanları ile de diyalog içinde ekip ruhu ile çalışmalıdır. Sağlık çalışanların içinde bulunmadığı hiçbir toplantı sağlıkta başarıları getirmez, aksi takdirde yapılacak düzenlemeler büyük sıkıntılara sebebiyet verecektir. Sağlık hizmetlerine ayrı bir önem veren Şırnak Milletvekili Arslan Tatar’ın Bakanlıklar arasındaki işbirliğine de önemli bir yer ediniyor, bu nedenle idareci olarak bizler isteklerimizi projelendirip sağlık idarecileriyle gerekli istişareler sonunda talepleri yerli yerinde iletmemiz durumunda karşılık göreceğine inancımız tamdır. Bu nedenle sayın Arslan Tatar’ın özellikle Sağlık alanına ayrı önem vermesini önemsiyor ilgisine teşekkür ediyoruz. Bizler Sağlık-Sen ailesi olarak üzerimize düşen her türlü destekle birlikte halkımızın da kaliteli ve hızlı sağlık hizmetinden yararlanması için sağlık çalışanları ile birlikte yeter ki idareciler istekli olsun bizlerde katkı sunmaya hazırız Bu vesileyle de göreve yeni başlayan başhekimimizin çalışma isteği ve sağlık çalışanları ile istişare diyaloğunu önemsiyor Uludere özelinde insanlığın sağlık hizmetine önemli projelere vesile olması temennisi ile çalışmalarında başarılar dileriz" dedi.
Uzmanından "Haftada en az 2 kez balık yiyin" tavsiyesi
25 Eylül 2025 Perşembe - 12:36 Uzmanından "Haftada en az 2 kez balık yiyin" tavsiyesi Balık sezonunun başlamasıyla birlikte haftada 2 kez balık yenilmesini öneren Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden "Somon, uskumru, sardalya, hamsi Omega-3’ten zengindir. Kalp-damar sağlığını destekler, kolesterolü dengeler, bağışıklığı güçlendirir. Levrek, çipura daha az yağlı olduğu için kilo kontrolü yapanlara uygundur" dedi. Balığın kaliteli protein, omega-3 yağ asitleri EPA ve DHA, D vitamini, iyot ve selenyum gibi pek çok değerli besin öğesini içerdiğini vurgulayan Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden "Özellikle omega-3 yağ asitleri kalp sağlığını korur, beyin fonksiyonlarını destekler ve inflamasyonu azaltır. Haftada en az 2 kez balık tüketmek, uzun vadede kronik hastalıklara karşı koruyucu bir etki sağlar. Vücut direncini arttırır, kolesterolü düşürür, kalp damar sistemini destekler, enfeksiyonlara karşı korur, beyin ve hücrelerin gelişimine katkıda bulunur, yaşlanmayı geciktirir hatta depresyona karşı mutluluk duygusunu arttırır" diye belirtti. "Her yaş grubu için faydalı" Balık türleri arasında protein miktarının değil ancak yağ miktarının değişiklik gösterdiğini belirten Diyetisyen Erden genellikle beyaz etli balıkların daha az, daha koyu renkteki balıkların daha yağlı olduğunu söyledi. Balığın her yaş grubu için faydalı olduğunun altını çizerek "Somon, uskumru, sardalye, hamsi Omega-3’ten zengindir. Kalp-damar sağlığını destekler, kolesterolü dengeler, bağışıklığı güçlendirir. Levrek, çipura daha az yağlı olduğu için kilo kontrolü yapanlara uygundur. Ton balığı yüksek protein kaynağıdır, spor yapanlar için idealdir. Ancak konserve ton balığının tuz içeriğine dikkat etmek gerekir. Mezgit, barbun, ve istavrit çocuklar ve hamilelerin güvenle tüketebileceği, ağır metal riski düşük türlerdir" diyerek balıkların faydaları hakkında detaylı bilgi verdi. "Menopoz döneminde daha çok balık yiyin" Balıkta vücudun bağışıklık sistemini güçlendiren A vitamini ile kemik sağlığı ve gelişiminde görevli olan D vitamini bulunduğunu söyleyen Diyetisyen Erden, "Özellikle içeriğinde fazla Omega-3 bulunduran somon, ton, sardalya, alabalık, uskumru, hamsi ve istavrit gibi yağlı balıklar daha da yararlıdır. Ton, sardalya gibi konserve balıklar ve yumuşacık kılçıklarıyla beraber yenilebilecek küçük balıklar ise kalsiyum ve fosfor için iyi birer kaynaktır. Bundan dolayı, kemik erimesi sorunu yaşayan ve menopoz dönemindeki kadınların balık etini fazla tüketmeleri gerekiyor" dedi. Çocukların büyümesi, beynin gelişmesi için son derece gerekli olan Omega-3 yağ asitlerinin kolesterole faydasını ise şu sözlerle açıkladı: "Damarlarda sertleşme ve arterlerde tıkanmaya sebep olan yüksek kolesterol seviyesi, kalp damarlarını tıkadığında kalp krizini tetikleyebiliyor. Omega-3 yağ asitleri EPA ve DHA ise trigliserid seviyesini düşürerek kolesterol birikimini önlemeye yardımcı oluyor" diye anlattı. "Gebeler hamsi ve sardalye gibi balıklar tercih etsin" Gebeler ve emziren annelerin civa oranı yüksek olan kılıç balığı, köpek balığı gibi türlerden kaçınmasını ve daha çok sardalye, hamsi, mezgit gibi küçük balıklar yemesini tavsiye eden Diyetisyen Erden, "Balığın pürin içeriği nedeniyle aşırı tüketiminin ürik asidi yükseltebilir, bu nedenle gut hastaları tarafından ölçülü tüketilmesini; balık alerjisi olan çocukların ise tamamen uzak durması gerekiyor" şeklinde anlattı. "Solungaçları pembe ve kırmızı olan balığı alın" Balığın zehirleme riski olan bir besin olduğunu ve saklama şartlarına dikkat etmek gerektiğini hatırlatan Diyetisyen Erden, "Taze bir balığın gözleri parlak ve lekesiz, solungaçları kırmızı ve pembe; pul ve yüzgeçleri diri olur. Kasları sert ve esnektir, balığın üzerine parmağınızla bastırdığınızda oluşan çukurluk hızla düzelmelidir. Ayrıca kötü kokmamalıdır" dedi. En sağlıklı balık pişirme yöntemlerinin ızgara, yağsız veya az yağlı tavada pişirme ve fırında buğulama yöntemleri olduğunu; yağda kızartılan balığın kolesterol ve yağ oranının arttığını dile getirdi. Balıktan çıkan fireden yani deri ve pullar, iç organlar, kılçıklar, kafa ve yüzgeçler gibi yenmeyen kısımlardan bahseden Diyetisyen Erden porsiyon miktarıyla ilgili, "Ortalama 150 gramlık bir ölçü, bir avucunuzun büyüklüğünde, kılçıksız, fileto olarak hazırlanmış bir balık için uygundur. Tane ile satılanlar için 200-250 g arası olanları bir porsiyon olarak kabul edebiliriz. Küçük, tane balıklar hamsi, sardalya, gümüş balığı ve istavrit gibi 250-300 gram arasında bir porsiyon olabilir. Balık dilimi yuvarlak, büyük balıkların 2-3 cm kalınlıkta dilimlere kesilerek porsiyon olarak servisidir; 180-200 gram arası iyi bir ölçüdür" diye belirtti. "Balığın yanında salata, sonunda tatlı" Diyetisyen Erden balıkta en az bulunan vitaminin C vitamini olduğuna işaret ederek balığın yanında yenilen bol limonlu bir yeşil salatanın, bu vitamin açığını lezzetli bir şekilde kapatacağını söyledi. Fosfor içeriği yüksek olan balığı yedikten sonra midede asit salgısı dengesi bozulduğu, kan şekeri hafif düşme eğiliminde olduğu için oluşan tatlı ihtiyacı için de ara sıra olmak kaydı ile geleneksel yöntemlerle hazırlanmış, glikoz şurubu içermeyen tahin helvasından bir lokum büyüklüğünde yenilmesini tavsiye etti.
Uzmanından şeker tüketimi uyarısı: Fazla şeker obezite ve diyabet riski taşıyor
25 Eylül 2025 Perşembe - 12:13 Uzmanından şeker tüketimi uyarısı: Fazla şeker obezite ve diyabet riski taşıyor Doç. Dr. İbrahim Demirci, aşırı şeker tüketiminin obezite, diyabet ve kalp-damar hastalıkları gibi ciddi sağlık riskleri taşıması ile ilgili uyarılarda bulundu. Güven Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü Doç. Dr. Demirci, ’Dünya Şeker Tüketimine Dikkat Haftası’ kapsamında açıklamalarda bulundu. Doktor Demirci, aşırı şeker tüketiminin obezite, tip 2 diyabet, kalp-damar hastalıkları ve daha birçok sağlık sorununa yol açabileceğini belirtti. "Aşırı şeker tüketimi obezite ve tip 2 diyabete yol açıyor" Şekerin hayatta tatlı bir keyif gibi görünse de fazla tüketildiğinde sağlık için ciddi riskler barındırdığını vurgulayan Demirci, "Aşırı şeker tüketimi; obezite, tip 2 diyabet, kalp-damar hastalıkları, karaciğer yağlanması ve diş çürükleri gibi pek çok soruna yol açabiliyor. Şeker denildiğinde çoğumuzun aklına çaya kattığımız şeker veya yemek sonrası tükettiğimiz ekstra tatlılar gelse de aslında tükettiğimiz birçok hazır gıdanın içinde şeker mevcut. Ayrıca ekmek, pilav, hamur işi gıdalar ve meyvelerde de yüksek oranda karbonhidrat, yani şeker bulunuyor. İdeal bir beslenme düzeninde öğünlerimizin yaklaşık yüzde 40 ila 50 kadarlık bir oranı karbonhidrat kaynaklı alınmakta. Ancak ilave alınan şekerli gıdalar ile bu oran sıklıkla aşılmakta" diye konuştu. "Çocukluk çağı obezitesi ve diyabet vakaları hızla artmakta" Herkesin hayatında olduğu gibi, çocukluk çağında da fazla şeker tüketiminin önemli bir problem olduğunu ifade eden Demirci, "Günümüzde çocukluk çağı obezitesi ve erken yaşta başlayan diyabet vakaları hızla artmakta. Davranış değişikliklerinin geliştiği, kişiliğin şekillendiği çocukluk döneminde doğru bir beslenme alışkanlığının sağlanması, çocuklarımızın erişkin yaşlarda karşılaşacakları birçok hastalığı önleyebilir. Bu riskleri öncelemek için şekeri tamamen hayatımızdan çıkarmaya gerek yok ancak tüketim miktarını ve tükettiğimiz şekerin türünü kontrol altına almak önemli. Çocuklarımızı gazlı içecekler yerine suya, hazır tatlılar yerine meyveye yönlendirebiliriz. Paketli gıdaları alırken etiketleri okuyarak gizli şeker miktarlarını fark edebilir, evde doğal ve dengeli beslenmeyi teşvik edebiliriz" diye konuştu. "Hekim tavsiyesi olmadığı sürece tatlandırıcı kullanımından kaçınmalıyız" Demirci, paketli gıdalarda bulunan tatlandırıcıların düşünüldüğü kadar masum olmadığını belirterek şöyle uyardı: "Zorunlu durumlar veya hekim tavsiyesi olmadığı sürece tatlandırıcı kullanımından da kaçınmalıyız. Unutmayalım, şeker kısa süreli mutluluk verse de uzun vadede olumsuz etkileri çok fazla. Hem çocuklarımız hem de bizler için şeker tüketimini sınırlamak, mümkün olduğunda işlenmiş şekerden kaçınmak bizlere daha sağlıklı, daha enerjik ve hastalıksız bir yaşam sağlayacaktır."
Prof. Dr. Şahin: "göğüs ağrısını asla hafife almayın"
25 Eylül 2025 Perşembe - 12:00 Prof. Dr. Şahin: "göğüs ağrısını asla hafife almayın" Medical Point Gaziantep Hastanesi’nden Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ekber Şahin, Öksürük sonrası aniden başlayan ve geçmeyen göğüs ağrısının, ciddi bir sorunun habercisi olabileceğini söyleyerek uyarılarda bulundu. Öksürük sonrası aniden başlayan ve geçmeyen göğüs ağrısının, ciddi bir sorunun habercisi olabileceğini söyleyen Medical Point Gaziantep Hastanesi’nden Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ekber Şahin, Daha çok yaşlı ve osteoporozu olan hastalarda görülmekle birlikte genç bireylerde, spor yapan kişilerde öksürük kaynaklı kaburga kırıklarının arttığına dikkat çekerek, önemli uyarılarda bulundu. Öksürüklerin kaburga kemiklerini kırabileceğini söyleyen Prof. Dr. Ekber Şahin, "Birçok kişi şiddetli öksürüğün sadece kas ağrısına neden olacağı düşünülsede yoğun ve kontrolsüz öksürük ataklarının, göğüs kafesine fazla baskı yaparak kaburga kemiklerinde kırıklara neden olabilir. Özellikle grip, zatürre veya COVID-19 sonrası dönemde bu tür vakaları daha sık görüyoruz. Öksürükle başlayan ve dinmeyen göğüs ağrıları, sadece bir kas spazmı değil, kaburga kırığı olabilir" dedi. Kaburga kırıklarının travmasız geliştiği için çoğu zaman fark edilmeyebilileceğini belirten Prof. Dr. Şahin, belirtileri sıralayarak, "Kaburga kırıkları, travmasız geliştiği için çoğu zaman fark edilmeyebilir. Ancak aşağıdaki belirtiler varsa dikkatli olunmalı. Ani başlayan, keskin ve lokalize göğüs ağrısı, derin nefes alma, öksürme ya da gülme sırasında şiddetlenen batıcı ağrı, nefes alırken zorlanma, uykudan uyandıracak şiddette ağrı" ifadelerini kullandı. Öksürüklerin gençlerde kırığa neden olabildiğini aktaran Medical Point Gaziantep Hastanesi’nden Prof. Dr. Şahin, "Gençler spor yapıyor, aktif bir yaşam sürüyor gibi görünse de yanlış egzersiz teknikleri, zayıf beslenme ve D vitamini eksikliği kemik yoğunluğunu etkileyebiliyor. Dolayısıyla öksürük gibi bir durum bile kırığa yol açabiliyor" ifadelerine yer verdi. Kemik sağlığı için şu önerilerde bulunan Prof. Dr. Şahin, "Güneş ışığıyla yeterli D vitamini alımı, kalsiyum açısından zengin beslenme, ağırlık taşıyan egzersizler sigara ve alkol tüketiminden kaçınma, düzenli sağlık kontrolleriyle kemik yoğunluğunun izlenmesi" şeklinde konuştu. Erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Şahin, "Medical Point Gaziantep Hastanesi’ne başvurarak uzman değerlendirmesi alınması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Şahin, "Sürekli ve lokalize göğüs ağrısı, nefes alırken batma veya zorlanma, öksürükle birlikte gelen keskin ağrı, göğüs bölgesinde hassasiyet ve morarma. Eğer bu belirtiler varsa, beklemeyin. Basit bir röntgen veya tomografi ile tanı konulabilir. Erken müdahale ile hem ağrıyı kontrol altına almak hem de muhtemel komplikasyonları önlemek mümkündür" diye konuştu.
Çocuklarda COVID’in yeni versiyonuna dikkat
25 Eylül 2025 Perşembe - 11:41 Çocuklarda COVID’in yeni versiyonuna dikkat Dr. Nazan Tekin Çakar, çocuklarda artan COVID-19 vakalarına karşı uyararak, "Nimbus varyantının gözlemlediğimiz kadarıyla semptomları daha hafif ama yayılımı önlemek için dikkatli olunmalı." diye belirtti. Özel Ümit Batıkent Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazan Tekin Çakar, son günlerde çocuklarda artan COVID-19 vakalarına karşı aileleri uyardı. Dr. Çakar, hasta kontrollerinde hem 8 aylık hem de 15 yaşındaki çocuklarda pozitif vakalar tespit ettiklerini belirterek, "Çocuklarda keskin boğaz ağrısı, vücut ağrısı, ateş ve halsizlik, ishal ve kusma gibi şikayetler ön planda. Küçük çocuklarda ise en çok ateş görülüyor" dedi. Covid’in Dünya Sağlık Örgütü tarafından da açıklanan ve artış yüzdesi gösteren varyantının "Nimbus" olarak adlandırıldığını aktaran Dr. Çakar, "Önceki agresif varyantlara göre, nimbus varyantının daha hafif seyrettiğini gözlemlediklerini ileterek, çocuk hastalarda genellikle 5 ile 7 günlük istirahat süresi yeterli oluyor" diye belirtti. Burun sürüntüsü ile tanı konuyor Tanı için hastanede hem COVID-19 hem de influenza için tek burun sürüntüsüyle bir saat içinde sonuç alınabildiğini vurgulayan Çakar, "Çocuklarda spesifik bir COVID tedavisi yok. Destek tedavileriyle süreci yönetiyoruz. Evde istirahat, bol sıvı alımı, taze meyve sebze tüketimi, D ve C vitamini takviyeleri. Belirtiler ilerlerse veya sistemik tutulum varsa, duruma göre hastane yatışı veya yoğun bakım takibi gerekebilir (Ancak Nimbus varyantında bu durumlar azaldı). İmmün sistemi baskılanmış (kemoterapi/radyoterapi gören) çocuklar ise risk grubundadır" ifadelerini kullandı. Maske ve okul uyarısı Hastalıktan korunma yolları hakkında da konuşan Dr. Nazan Tekin Çakar, şöyle konuştu: "Hastalıktan korunmak için; hasta insanlarla temastan kaçınmak, kalabalık kapalı ortamlardan (AVM gibi) uzak durmak, açık havada ve güneşli alanlarda vakit geçirmek, yeterli uyku, en az 20 saniye el yıkama, okula gitmeden ve geldikten sonra burun temizliği, ev yapımı yoğurt, tarhana çorbası gibi probiyotik ağırlıklı beslenme, paketli gıdalardan kaçınmak gibi yöntemleri sayabiliriz." "Hasta çocuklar 5-7 gün evde dinlenmeli" Hiçbir vitamin ya da gıdanın hastalıktan korumada tek başına yeterli olmayacağını belirten Çakar, güçlü bir bağışıklık sisteminin önemine dikkat çekerek; "Bağışıklık sistemini güçlendirmek için D vitamini, çinko, C vitamini ve kış aylarında balık yağı (Omega-3) destekleri önemlidir. Ancak hiçbir takviye tamamen hastalıktan koruyamaz; amaç bağışıklık sistemini güçlendirmektir." şeklinde anlattı. Hastalığın yayılmasını önlemek için; hasta çocukların okula gönderilmemesini öneren Dr. Çakar, "Hastalığın türüne göre değişmekle birlikte, genellikle 5-7 gün evde istirahat tavsiye edilir. Bu, hastalığın sınıfta yayılmasını önlemek için kritik öneme sahiptir. Eğer çocuğun okula gitmesi zorunlu ise, mutlaka maske takması ve öğretmene durumun bildirilmesi önerilir" dedi. "COVID artık bir influenza gibi" "COVID-19’un artık tıpkı influenza gibi farklı varyantlarla hayatımızda kalacağını düşünüyorum" diyen Dr. Çakar, şunları söyledi: "Covid artık influenza gibi, İnfluenza da bir dönem domuz gribi diye çok büyük yankı yapmıştı, çok da kaygı duymuştuk ama artık bir grip türü olarak hayatımızda kalacağından düşünüyorum."