SAĞLIK
21 Nisan 2026 Salı - 16:55 87 yıllık hastane yapısal riskler nedeniyle 23 Nisan’da taşınıyor Zonguldak’ta 87 yıldır hizmet veren Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi, yapısal riskler nedeniyle 23 Nisan 2026 itibarıyla Atatürk Devlet Hastanesi Site Ek Binası’na taşınıyor. Zonguldak’ta 87 yıldan bu tarafa vatandaşlara sağlık hizmeti sunan Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi 23 Nisan 2026 perşembe günü Atatürk Devlet Hastanesi Site Ek Binasına taşınacak olup, bu tarihten itibaren tüm birimleri ile yeni yerinde sağlık hizmeti verecek. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün konu ile ilgili olarak yapmış olduğu açıklamada özetle şöyle dedi: "Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanemizin ana binasında, ilave binalar, poliklinik binası ile tanı ve arşiv binalarında ciddi yapısal riskler tespit edilmişti. Bunu için Sağlık Bakanlığımız Sağlık Yapıları Yıkım Değerlendirme Komisyonu tarafından 21 Mart 2025 tarihinde yıkım kararı alınmıştı. 26 Eylül 2025 tarihinde İl Sağlık Müdürlüğümüze iletilmişti, yapılan idari ve teknik değerlendirmeler sonucunda sağlık hizmetinde aksama yaşanmaması ve vatandaşlarımızın mağduriyetini en aza indirilmesi amacıyla Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi Atatürk Devlet Hastanesi’ne bağlı site ek binaya taşınması Sayın Valimizin başkanlığında oluşturulan komisyon kararı alınmıştı. Yapılan düzenlemeler sonrası 23 Nisan 2026 Perşembe gününden itibaren Atatürk Devlet Hastanemiz Ek Binasında vatandaşlarımıza yeni yerinde sağlık hizmeti vermeye başlayacaktır."
"Her 10 çocuktan 6’sının dişi çürük. Uzmanlar eğitim hayatına etkisine dikkat çekiyor"
21 Eylül 2025 Pazar - 09:58 "Her 10 çocuktan 6’sının dişi çürük. Uzmanlar eğitim hayatına etkisine dikkat çekiyor" Uzman Diş Hekimi ve Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, Türkiye’deki çocukların ağız sağlığı konusundaki alarm verici duruma dikkat çekerek, "Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nun 2023 yılı verilerine göre, ülkemizde 5-6 yaş grubundaki çocukların yüzde 60’ında diş çürüğü görülüyor. Bu durum, sadece bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda çocuklarımızın eğitim hayatlarını karartan bir engeldir" diyerek, aileleri ve eğitimcileri harekete geçmeye çağırdı. Özkan, yaptığı açıklamada, son dönemde yapılan bilimsel araştırmaların, çocuklarda ağız sağlığı problemlerinin okul başarısı üzerindeki olumsuz etkilerini net bir şekilde ortaya koyduğnu belirterek, "2023 yılında yayınlanan bir araştırmaya göre, diş çürüğü olan okul öncesi çocukların, olmayanlara göre okuma ve yazma becerilerinde daha geride olduğu tespit edilmiştir. İlkokul çağındaki çocuklarda ise diş ağrısı nedeniyle devamsızlık oranının arttığı, derse konsantre olmakta zorlandıkları ve öğrenme güçlükleri yaşadıkları belirlenmiştir. Ayrıca, maloklüzyon(dişlerdeki kapanış bozuklukları) olan çocukların, konuşma ve iletişim becerilerinde akranlarına göre daha geride olduğu gözlemlenmiştir" diye konuştu. "Ebeveynler ve eğitimciler dikkat etmeli" Özkan, ebeveyn ve eğitimcileri uyararak şöyle devam etti: "Okul öncesi dönemde diş çürükleri, çocukların beslenme alışkanlıklarını olumsuz etkileyerek gelişimlerini yavaşlatabilir. Ayrıca, diş ağrısı nedeniyle uyku düzenleri bozularak öğrenmeye karşı motivasyonları azalabilir. İlkokul çağıda 2024’de Türkiye’de yapılan bir çalışmada, çürük sayısı, dişeti ve plak sorunları arttıkça okul devamsızlığının da arttığı ve akademik başarının olumsuz etkilendiği bulundu. Ayrıca, maloklüzyonlar nedeniyle konuşma bozuklukları gelişerek sosyal ilişkileri olumsuz etkilenebilir. Çocukların ağız sağlığını korumak için ebeveyn ve eğitimciler erken yaşta diş fırçalama alışkanlığı kazandırmalı, bebeklik döneminden itibaren, günde en az iki kez florürlü diş macunu ile dişleri fırçalamayı alışkanlık yapın. Okul öncesi çocuklar için diş fırçalama tekniklerini oyunlarla eğlenceli yaparak dişlerini fırçalarken onlara eşlik edin." "Yarık örtücü tedavi yaptırın" Özkan, diş çürümesinin önüne geçmek için yarık örtücü tedavisi yapılması gerektiğini ifade ederek, "Azı dişlerin çürümeye meyilli girintilerinin daha henüz çürümeden bir tür dolgu malzemesiyle doldurulmasıdır. Yarık örtücü tedavisi, dişler çarka verilmeden yapılarak korunur. Bu etkili tedavi sayesinde çürük başlamadan önce koruma sağlanır, başlangıç seviyesindeki çürükler de ilerlemeden durdurulur ve diş kurtarılabilir. Bu yönüyle yarık örtücüler, hem çürük önleyici hem de koruyucu-önleyici hekimlik kapsamında çocukların diş sağlığını güvence altına alan etkili bir uygulamadır. Şekerli ve asitli yiyecek ve içeceklerden uzak durun. Ara öğünlerde meyve, sebze ve süt ürünleri gibi sağlıklı alternatifler sunun. İlkokul çağındaki çocuklara sağlıklı beslenmenin önemini anlatın ve okulda sağlıklı atıştırmalıklar tüketmelerini teşvik edin. Çocuklarınızı ilk dişlerinin çıkmasından itibaren düzenli olarak (6 ayda bir) diş hekimine götürün. Erken teşhis ve tedavi, ileride oluşabilecek ciddi ağız sağlığı sorunlarının önüne geçilmesini sağlar. Diş hekiminin önerisi doğrultusunda, florür takviyesi kullanın. florür, diş minesini güçlendirerek diş çürüklerine karşı koruma sağlar. Eğitimciler olarak, okullarda ağız sağlığı eğitimleri düzenleyerek öğrencileri bilinçlendirin. Diş fırçalama alışkanlığını teşvik edin ve sağlıklı beslenme konusunda farkındalık oluşturun" dedi. Özkan, "Unutmayalım ki, çocuklarımızın sağlıklı gülüşleri, onların eğitim hayatlarındaki başarılarının ve mutlu bir geleceğin temelini oluşturur. Ağız ve diş sağlığına gereken özeni göstererek, onların potansiyellerini tam olarak gerçekleştirmelerine yardımcı olabiliriz. Bu konuda hepimize büyük sorumluluk düşüyor" diye konuştu.
Prof. Dr. Yasemin Biçer Gömceli: "Kök hücre tedavisi Alzheimer’ın ilerleyişini yavaşlatabilir"
21 Eylül 2025 Pazar - 09:16 Prof. Dr. Yasemin Biçer Gömceli: "Kök hücre tedavisi Alzheimer’ın ilerleyişini yavaşlatabilir" Nöroloji uzmanı Prof. Dr. Yasemin Biçer Gömceli, 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü nedeniyle, kök hücre tedavisinin Alzheimer’da hasarlı sinir hücrelerini onararak algılama fonksiyonları iyileştirme ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatma potansiyeli taşıdığını açıkladı. Gömceli, "Kök hücre tedavisi Alzheimer’ın ilerleyişini yavaşlatabilir" dedi. Türkiye’de 700 bin Alzheimer hastası Türkiye’de yaklaşık 700 bin kişiyi etkileyen Alzheimer hastalığı, hafıza kaybı, konuşma güçlüğü ve davranış değişiklikleriyle ilerleyen, kesin tedavisi bulunmayan bir beyin hastalığı olarak biliniyor. 65 yaş üstünde görülme sıklığı hızla artarken, bilim dünyası çare arayışını sürdürüyor. Kök hücrelerin hasarlı sinir hücrelerini yenileme potansiyeli, bilim insanlarının Alzheimer’a karşı umutlarını artırıyor. Araştırmalar, bu tedavinin yalnızca semptomları hafifletmekle kalmayıp hastalığın ilerleyişini durdurabileceğini ortaya koyuyor. "Kritik bir boşluğu doldurabilir" Memorial Antalya Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Yasemin Biçer Gömceli, "Kök hücre tedavisi, yalnızca semptomları hafifletmekle kalmayıp hastalığın ilerlemesini durdurma potansiyeline de sahip. Özellikle mezenkimal kök hücrelerin bağışıklık sistemini desteklediği, iltihabı azalttığı ve beyin dokusunun onarımını kolaylaştırdığı çalışmalarla gösterildi" dedi. Hasarlı sinir hücreleri onarılıyor Prof. Dr. Gömceli, "Hastanın kendisinden alınan kök hücreler, hasarlı sinir hücrelerinin yerine yerleştirilerek kaybolan bağlantıları yeniden kurabilir. Deneysel çalışmalar, bu tedavinin hafıza ve öğrenme fonksiyonlarını iyileştirdiğini ortaya koyuyor" diye konuştu. Gelecekte önemli bir tedavi seçeneği Uzmanlara göre kök hücre tedavisi, hafif ve şiddetli Alzheimer vakalarında şişliği azaltıp nöronların rejenerasyonunu uyararak algılama yetenekleri geliştirme potansiyeli taşıyor. Araştırmalar, bu yöntemin gelecekte Alzheimer’a karşı önemli bir tedavi seçeneği olabileceğini gösteriyor.
Elazığ’da Ekstrakorporeal Organ Destek Tedavilerinde Güncel Yaklaşımlar toplantısı
20 Eylül 2025 Cumartesi - 16:40 Elazığ’da Ekstrakorporeal Organ Destek Tedavilerinde Güncel Yaklaşımlar toplantısı Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesinde, Ekstrakorporeal Organ Destek Tedavilerinde Güncel Yaklaşımlar bölge toplantısı gerçekleştirildi. Türk Yoğun Bakım Derneği tarafından Fırat Üniversitesinde Ekstrakorporeal Organ Destek Tedavilerinde Güncel Yaklaşımlar toplantısı gerçekleştirildi. Tıp Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda, Yoğun bakım pratiğinde kritik öneme sahip ve hayat kurtarıcı olan ekstrakorporeal tedaviler üzerine bilgi ve deneyimler paylaşıldı. Toplantıya, Fırat Üniversitesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Demirel Fırat Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Kaygusuz, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Metin Kaya Gürgöze ve Başhekim Prof. Dr. Gökhan Artaş katıldı. Açılış konuşmasını yapan Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Doç. Dr. Fethi Gül, "Yoğun bakım pratiğinde kritik öneme sahip ve hayat kurtarıcı olan ekstrakorporeal tedaviler üzerine bilgi ve deneyimlerimizi paylaşmak, güncel gelişmeleri tartışmak ve geleceğe dair ortak hedefler belirlemek için bir aradayız. Bilimsel gelişmelerin hızla ilerlediği bu dönemde, yoğun bakım alanındaki her yenilik, hastalarımızın yaşamlarına umut katmakta, bizlere de daha güçlü sorumluluklar yüklemektedir. Bu toplantının Elazığ’da düzenlenmesi bizler için ayrıca büyük bir gurur kaynağıdır. Programın hem şehrimizin sağlık camiasına hem de ülkemizin yoğun bakım pratiğine katkı sağlayacağına inanıyorum" dedi.
Malatya Eczacılar Odası’nda seçim heyecanı
20 Eylül 2025 Cumartesi - 15:58 Malatya Eczacılar Odası’nda seçim heyecanı 22. Bölge Malatya Eczacılar Odası, 2025-2027 dönemi Olağan Mali Genel Kurulu’nu bugün gerçekleştirdi. İki başkan adayının yarıştığı genel kurulda seçim ve oy verme işlemi yarın yapılacak. Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen genel kurul öncesi açıklamalarda bulunan mevcut başkan Ebru Sönmez, 2019 yılından bu yana görevde olduğunu belirterek, zorlu bir süreçten geçtiklerini ifade etti. Görev süresi boyunca Elazığ depremi, pandemi ve 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremleri yaşadıklarını dile getiren Sönmez, "Malatya olarak tarih yazdık. Biz sağlık çalışanları olarak en ön safta yer aldık. Eczacılar olarak sahada olmaya devam ediyoruz. Devletimizin bu emeği görmesini, bizleri görmezden gelmemesini istiyoruz" dedi. "49 eczane konteynerde hizmet veriyor" Depremin ardından kentte ciddi sorunların devam ettiğine dikkat çeken Sönmez, "Malatya’da halen 49 eczane konteynerlerde hizmet veriyor. Bu konteyner eczanelerin hizmet süresi 6 Şubat 2026’da sona erecek. Ancak hâlâ ticaret merkezleri ve dükkânlar tamamlanmadığı için eczacılar kalıcı yer bulmakta zorlanıyor. Bu nedenle Sağlık Bakanlığı’na başvurarak sürenin uzatılmasını talep edeceğiz" dedi. Malatya Eczacılar Odası için yeni bir hizmet binası yapmayı planladıklarını da ifade eden Sönmez, "Yeni bir arsa aldık, inşallah Malatya’ya ve meslektaşlarımıza yakışır bir bina inşa edeceğiz" diye konuştu. Aykol: "Yeni bir nefes gerekli" Seçimlerde diğer başkan adayı olan eczacı Oktay Aykol ise, yaptığı açıklamada seçimin hayırlı olmasını dileyerek, "Artık yeni bir nefes, yeni bir kan gerekli. Değişimin zamanı geldi" şeklinde konuştu. Genel kurulun ardından oy verme işlemleri yarın yapılacak.
Sağlık Bakanlığı Aydın Şehir Hastanesi’ni yerinde inceledi
20 Eylül 2025 Cumartesi - 14:46 Sağlık Bakanlığı Aydın Şehir Hastanesi’ni yerinde inceledi Sağlık Bakanlığı Sağlık Yatırımları Genel Müdür Yardımcısı Burkay Şimşek, açılış sürecine ilişkin çalışmaları yerinde incelemek üzere bin 300 yatak kapasiteli Aydın Şehir Hastanesi’nde değerlendirmelerde bulundu. Sağlık alanında Aydın’ın en büyük yatırımı olma özelliğini taşıyan Aydın Şehir Hastanesi’nin açılış süreci, Sağlık Bakanlığı Sağlık Yatırımları Genel Müdür Yardımcısı Burkay Şimşek tarafından yerinde değerlendirildi. Toplam bin 300 yatak kapasitesi ile inşa edilen Aydın Şehir Hastanesi, yataklı servisler, yoğun bakım üniteleri, acil servis, ameliyathaneler, poliklinik alanları ve görüntüleme merkezleri ile birlikte birçok özellikli tıbbi ve teknik birimi bünyesinde barındırıyor. Genel Müdür Yardımcısı Burkay Şimşek, hastane sahasında yaptığı incelemelerde yürütülen çalışmalar hakkında Aydın İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul ve yüklenici firma yetkililerinden bilgi aldı. Açılış sürecine ilişkin görüş alışverişinde bulunulan ziyarette, hastanenin kısa sürede vatandaşların hizmetine sunulması için yapılan hazırlıklar değerlendirildi. Ziyarette Şimşek’e, İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul, yüklenici firma temsilcileri, Aydın Şehir Hastanesi Başhekim Vekili ve Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Engin Tetik, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Dr. Mete Erki, Destek Hizmetleri Başkanı Ömer Faruk Sağlam, ilgili başkan yardımcıları ve hastane yöneticileri eşlik etti. Aydın İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada ise Aydın Şehir Hastanesi’nin en kısa sürede hizmete açılması için tüm birimlerin koordineli şekilde özverili bir çalışma yürüttüğü vurgulandı.
Dr. Aydın: "Alzheimer hastalığı kadınlarda daha sık görülüyor"
20 Eylül 2025 Cumartesi - 14:27 Dr. Aydın: "Alzheimer hastalığı kadınlarda daha sık görülüyor" Aydın’da sağlık alanında yaptığı sosyal çalışmalarla da bilinen Dr. Ezgi Aydın, 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada hastalık ve bakımı ile ilgili bilgiler verdi. Bu hastalığın erkeklere oranla kadınlarda daha sık görüldüğünü belirten Aydın, kötü alışkanlıklardan uzak durma, beyin-vücut sporu ve sağlıklı beslenmenin Alzheimer hastalığına karşı alınabilecek en iyi tedbir olduğunu belirtti. İlerleyen yaşlarda en önemli sağlık sorunlarından biri olan Alzheimer hastalığının ciddi bir sağlık sorunu olduğunu belirten Dr. Ezgi Aydın; "Kayıtlara göre, Türkiye’de yaklaşık 600 bin Alzheimer hastası birey var. Hastalığın görülme sıklığının 65 yaş üzerinde artıyor ve kadınlarda erkeklere göre daha fazla olduğu görülüyor" dedi. Alzheimer hastalığının, bilişsel işlevlerin bozulmasına, davranışsal problemlere yol açan genellikle ileri yaşlarda görülen kronik dejeneratif bir nörolojik hastalık olduğunu söyleyen Dr. Aydın; "Hastalık, öncelikle unutkanlıkla kendini gösterir. İsim bulmada güçlük, yer bulmada ve zaman algısında değişiklikler, konuşma bozukluğu, görev veya iş yaparken zorlanma gibi yüksek bilişsel işlevlerde bozukluk gözlenir. Bu hastalığın görülme sıklığının dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de artış eğiliminde olduğu kaydedilmektedir. Verilere göre ülkemizde yaklaşık 600 bin kadar Alzheimer hastası olduğu belirtiliyor. Kadınlarda erkeklere göre daha sık ve 65 yaş üzerinde görülme sıklığı artmaktadır. Genelde 85 yaş üzerinde her iki yaşlıdan birine Alzheimer hastalığı tanısı konuyor" şeklinde konuştu. "Yaşamına dikkat edilmelidir" Alzheimer hastalığında en önemli risk faktörünün yaş olduğunu söyleyen Dr. Ezgi Aydın; "Diyabet, hipertansiyon, obezite gibi metabolik hastalıklar, kafa travması, eğitim seviyesi, depresyon, psikiyatrik hastalıklar, uyku apne sendromu, alkol, sigara kullanımı ve genetik faktörler sayılabilir. Hastalık ilerledikçe hastalık yönetimde aile yakınlarına veya bakımı üstlenicilerine ek sorumluluklar düşmektedir. Hastanın stabil, sakin, bildiği eşyaların olduğu kendi yaşadığı ortamında yaşamına dikkat edilmelidir. Hastayla münakaşaya girmekten veya inatlaşmaya girilmeden kaçınılmalıdır. Ayrıca bakım yükünü üstlenen bireylerin de desteklenmesi ve yüklerinin paylaşılması önemlidir" diyerek Alzheimer hastası bakımını üstlenen kişilere de destek verilmesi gerektiğini belirtti.
Her 5 ölümden 1’inin sebebi, sepsis
20 Eylül 2025 Cumartesi - 13:31 Her 5 ölümden 1’inin sebebi, sepsis KAYSERİ (İHA) – Dünyada her 5 ölümden 1’ine yol açan "sepsis" (kan zehirlenmesi) enfeksiyonu hakkında bilgi veren Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy "Sepsisi önlemek için aşılama ve hijyen önemli bir yer tutuyor" dedi. Sepsisin, insan vücudunda enfeksiyona karşı savunma mekanizmasının kontrolsüz şekilde devreye girmesiyle ortaya çıkan, vücuda zarar veren klinik tablo olduğunu belirten Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, sepsis hastalığına yakalanmamak için yapılması gerekenleri anlattı. Ölümle ya da organlara zararla ilerleyebilen, çok ciddi problemlere neden olabilen sepsisin tıptaki çok acil ve ağır tablolardan birini oluşturduğuna işaret ederek tüm dünyada sepsis yönünden farkındalığı artırmak için çalışmalar yapıldığını söyledi. Sepsisin özellikle 1 yaş altı çocuklarda, ileri yaş hastalarda, bağışıklığı baskılanmış hastalarda, bazen kanser hastalarında, kronik böbrek yetmezliği olanlarda, kronik hastalığı olanlarda çok daha riskli olduğunu ve daha ağır seyretme ihtimali taşıdığını belirten Prof. Dr. Ersoy "Enfeksiyonların ağır seyretmesiyle sepsis ihtimali hasta gruplarında artmaktadır. Özellikle enfeksiyonu olan hastalarda bu üriner sistem, solunum sisteminde veya başka bir dokudaki enfeksiyonları olan hastalarımızda özellikle solunum sıkıntısının olması, şiddetli üşüme, titreme ve ateş yüksekliği ya da ateş düşüklüğünün olması, bilinç değişikliği ya da zihin bulanıklığı gibi olağan durumun dışına çıkan zihinsel değişikliklerin olması, tansiyon düşüklüğü ya da idrar çıkışının belirgin azalması gibi keşiflerde sepsis akla gelmeli" dedi. "Hijyen ve aşılama, enfeksiyonlardan korunmada çok önemli" Enfeksiyondan korunmada hijyeninin önemine işaret eden Prof. Dr. Ersoy; "Sepsisi önlemek için aşılama da önemli bir yer tutuyor. Birçok hastalığa karşı aşılamanın yapılmasını, özellikle risk gruplarında oldukça öneriyoruz ve faydalı sonuçlar da elde edildiğini görüyoruz. El hijyeni, enfeksiyonlardan korunmada çok önemli. Sepsisi önlemenin en önemli yollarından birisi enfeksiyonlardan korunmak. Çünkü sepsis, enfeksiyonlara bağlı bir durumdur" dedi. "Direnci arttırmamak için gereksiz antibiyotik kullanmayın" Erken ve hızlı tedavi ile aslında yaşam kurtarılabileceğini; erken müdahale ile ölüm riskinin azalabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Ersoy dünya genelinde sepsisin ciddi bir sağlık sorunu olduğunu; her 5 ölümden 1’inin sebebinin sepsis olduğunu hatırlattı. Dünyada her yıl 11 milyona yakın insanın sepsis ilişkili durumlardan dolayı hayatını kaybettiği bilgisini veren Ersoy, ""Bunun için enfeksiyonlardan korunmak, gerekli önlemleri almak, bu konuda bilince sahip olmak önemli. Korunmakla ilgili önemli bir konu da antibiyotik kullanımıdır. Antibiyotik kullanımının gelişigüzel olması, toplumda direnci artırıyor. Bu durumda hekim kontrolünde antibiyotiklerin doğru kullanılması gerektiğini öneriyoruz, tavsiye ediyoruz" şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Uğur Coşkun: "Şekerli içecek tüketimi, kolon kanserinde metastaz oluşturma riski taşımaktadır"
20 Eylül 2025 Cumartesi - 12:45 Prof. Dr. Uğur Coşkun: "Şekerli içecek tüketimi, kolon kanserinde metastaz oluşturma riski taşımaktadır" Prof. Dr. Uğur Coşkun, "Şekerli içecek tüketimi, sadece obezite veya diyabet gibi kronik hastalıkların oluşmasına değil, kolon kanserinde metastaz oluşturma riskine dair önemli bir uyarı niteliği taşımaktadır" dedi. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uğur Coşkun, şekerli içecek tüketiminin birçok hastalığı beraberinde getirdiğini belirtti. Coşkun, yaptığı açıklamada yapılan bir araştırma sonucunda şekerli içeceklerde bulunan glukoz-fruktoz şurubunun, kolorektal kanserde tümörün karaciğere sıçrama yani metastaz riskini artırabileceğini vurguladı. "Glukoz-fruktoz şurubu metastaz riskini artırıyor" Şekerli içecek tüketiminin kolon kanserini tetiklemesi hakkında detaylar paylaşan Coşkun, "Kolon kanseri hem kadın hemde erkeklerde en sık görülen kanserlerden birisidir. Erken teşhis ile birçok hastada iyi sonuçlar alınmaktadır. Bu hastaların nüks ve metastaz açısından uzun süreli takipleri gerekmektedir. Nature Metabolism dergisinde Jun ve arakadaşları tarafından birkaç gün önce yayınlanan bir deneysel araştırmada, şekerli içeceklerde bulunan glukoz-fruktoz şurubunun, kolorektal kanserde tümörün karaciğere sıçrama yani metastaz riskini artırabileceğini gösterdi" açıklamasında bulundu. "Glukoz-fruktoz şurubu, kanser hücrelerinin hareketliliğini ve invazyon yeteneğini artırdı" Amerika Teksas Üniversitesi MD Anderson Kanser Merkezi tarafından hazırlanan çalışma raporunun detaylarını paylaşan Coşkun, şu ifadelere yer verdi: "Glukoz ya da fruktoz tek başına kullanıldığında önemli bir etki görülmezken, 2 şekeri birleştiren karışımlar (glukoz-fruktoz şurubu), kanser hücrelerinin hareketliliğini ve invazyon yeteneğini artırdı. Glukoz-fruktoz şurubu, Sorbitol Dehidrogenaz adlı enzimi aktive ederek glukoz metabolizmasını hızlandırarak ve kolesterol üretim yolunu tetikleyerek metastaz oluşumunu desteklemektedir. Laboratuvar ortamında yani hayvan ve kültür ortamında araştırılan bu çalışmada, Sorbitol Dehidrogenaz enzimi inhibe edildiğinde ise glukoz-fruktoz karışımının metastaz etkisinin yavaşladığı gözlemlendi. Sonuç olarak bu çalışma, şekerli içecek tüketiminin sadece obezite veya diyabet gibi kronik hastalıkların oluşmasına değil, kolon kanserinde metastaz oluşturma riskine dair önemli bir uyarı niteliği taşımaktadır. Ancak, tabii ki bu etkilerin kesin olarak kanıtlanması için insanlarda klinik çalışmalarda da bu etkilerin doğrulanması gerekiyor." "İdeal kiloyu korumak önemli" Hastalıklara yakalanmamanın en önemli kurallarından birisinin ideal kiloyu korumak olduğunu ve zararlı yiyeceklerden uzak durulması gerektiğini aktaran Coşkun, "Özellikle kanser obezite, diyabet, kanser gibi hastalıkların önüne geçebilmek için ideal kiloyu korumak oldukça önemli. Bu doğrultuda özellikle paketli ürünlerde bulunan glukoz-fruktoz şurubu içeriğine dikkat edilmeli, bu maddeleri içeren yiyecek ve içeceklerden mümkün mertebe uzak durulmalıdır. Sağlığı korumak adına yeme alışkanlıkları düzeltilmeli; daha çok meyve, sebze ve lif içeren besinler, kolon kanserinden korunmak adına sık tüketilmelidir" dedi.