SAĞLIK
22 Nisan 2026 Çarşamba - 17:40 SANKO Üniversitesinde "Ameliyathanede güvenli cerrahi" konferansı düzenlendi SANKO Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Ameliyathane Hizmetleri Programı tarafından "Ameliyathanede Güvenli Cerrahi" konulu konferans düzenlendi. Sağlık alanında eğitim gören öğrenciler ile akademisyenleri bir araya getiren etkinlikte, cerrahi süreçlerde hasta güvenliğinin önemi ve enfeksiyon kontrolüne yönelik güncel yaklaşımlar ele alındı. SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı konferansta yaptığı konuşmada, "Serviste veya yoğun bakımda yatan hastalarda, hatta poliklinik hastalarında dahi asepsi ve antisepsi kurallarına hem hastalarımızın sağlığı hem de kendi sağlığımız için mutlaka riayet etmemiz gerekmektedir" dedi. Hastane enfeksiyonlarının önlenmesinde alınması gereken önlemler ve sağlık çalışanlarının bu konudaki sorumluluklarını dadetaylı şekilde değerlendiren Prof. Dr. Dağlı, konferansın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. SANKO Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve SHMYO Müdürü Prof. Dr. M.Metin Bayram ise cerrahi alan enfeksiyonlarının sağlık sistemi üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Prof. Dr. Bayram, "Elimizdeki bilimsel veriler, cerrahi alan enfeksiyonlarının hasta güvenliği, morbidite ve mortalite oranları ile sağlık hizmetlerinin maliyeti üzerinde ciddi ve çok yönlü bir etkiye sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu kapsamda, ameliyathane giriş çıkışları dahil olmak üzere tüm cerrahi süreçlerin, Enfeksiyon Kontrol Komiteleri tarafından belirlenen standartlara titizlikle uygun şekilde yürütülmesi büyük önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı. Ameliyathanede güvenli cerrahi SANKO Üniversitesi Tıp FakültesiEnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı BaşkanıDoç. Dr. Mustafa Tanrıverdi de konferansa konuşmacı olarak katılarak "Asepsi ve Antisepsi İlkeleri" başlıklı sunum yaptı. Doç. Dr. Tanrıverdi, sağlık bakımı ile ilişkili enfeksiyonların önlenmesinde temel ilkelerin önemine vurgu yaptı. Asepsi ve antisepsi ilkelerinin önemine değinenDoç. Dr. Tanrıverdi,bu kurallara uyulduğu takdirde hastalık ve ölüm oranlarında belirgin bir azalma sağlanabileceğini söyledi. SANKO Üniversitesi SHMYO Ameliyathane Hizmetleri Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Ali Melik ise "Cerrahi Alan Enfeksiyonları" başlıklı sunumu ile cerrahi alan enfeksiyonlarının hasta üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, "Cerrahi alan enfeksiyonları, ameliyat sonrası dönemde hasta güvenliğini ciddi şekilde tehdit eden ve hastanede yatış süresini uzatan önemli komplikasyonlar arasında yer almaktadır" diye konuştu. Ayrıca, bu enfeksiyonların gelişim mekanizmaları ve risk faktörlerinin doğru anlaşılmasının önemine değinen Dr. Öğr. Üyesi Melik, ameliyathane ve anestezi teknikerlerinin sorumluluklarına dikkat çekti. Dr. Öğr. Üyesi Melik, öğrencilerde farkındalık oluşturmanın gerekliliğini dile getirerek, güvenli cerrahi uygulamalarının temel ilkelerinin eğitim sürecinde etkin şekilde aktarılması gerektiğini belirtti. SANKO Üniversitesi Hastanesi Sorumlu Uzm. Hemşiresi Songül Karakuzulu da "Ameliyathane Giriş-Çıkış Kuralları" başlıklı sunum ileameliyathane kurallarına uyumun hayati önem taşıdığını anlattı. Karakuzulu, "Güvenli cerrahinin sağlanmasında ameliyathane giriş ve çıkış kurallarına eksiksiz uyum büyük önem taşımaktadır. Enfeksiyon riskinin azaltılması, ancak bu kuralların tüm ekip tarafından bilinçle ve titizlikle uygulanmasıyla mümkün olacaktır" şeklinde konuştu.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 16:33 Cizre’de gıda denetimleri hız kesmiyor: Ekipler sahada teyakkuzda ŞIRNAK (İHA) – Şırnak’ın Cizre ilçesinde vatandaşların güvenilir gıdaya ulaşmasını sağlamak amacıyla yürütülen denetim faaliyetleri aralıksız devam ediyor. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, 5996 sayılı kanun kapsamında ilçedeki işletmeleri mercek altına aldı. Cizre İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü, halk sağlığını korumak ve gıda güvenliğini en üst seviyede tutmak amacıyla denetimlerini sıkılaştırdı. Teknik personeller tarafından yürütülen faaliyetler kapsamında, marketler, fırınlar, kasaplar ve üretim tesisleri mevzuat hükümlerine uygunluk yönünden tek tek inceleniyor. 5996 sayılı "Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu" çerçevesinde gerçekleştirilen denetimlerde, işletmelerin hijyen koşulları, ürünlerin son kullanma tarihleri, saklama koşulları ve resmi belgeleri kontrol edildi. Yapılan açıklamada, denetimlerin planlı ve düzenli bir takvim doğrultusunda yürütüldüğü belirtildi. Konuyla ilgili yapılan bilgilendirmede, saha faaliyetlerinin sadece belirli dönemlerle sınırlı kalmadığı vurgulanarak "İlçe Müdürlüğü teknik personelleri tarafından yürütülen denetim faaliyetleri, ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda planlı ve düzenli bir şekilde aralıksız olarak sürdürülmektedir. Vatandaşlarımızın sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşması önceliğimizdir’’ denildi. Mevzuata aykırı hareket eden işletmelere yönelik idari yaptırımların uygulanacağı belirtilirken, denetimlerin kararlılıkla devam edeceği kaydedildi.
Manuel terapi ile doğal ve etkili ağrı yöntemi
16 Eylül 2025 Salı - 10:01 Manuel terapi ile doğal ve etkili ağrı yöntemi Manuel tıp, kas-iskelet sistemi bozukluklarının teşhis ve tedavisinde bilimsel yöntemlerle manuel terapi tekniklerini kullanan bir tıp dalıdır. Bu yöntemler, eklem blokajlarını ve kas spazmlarını ellerle yapılan özel tekniklerle düzeltir, böylece ağrıyı azaltır ve hareket kabiliyetini artırır. Manuel terapi, hastaların hayat kalitesini iyileştirmek için etkili bir tedavi seçeneği olduğunu belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Büşra Yeşil, "Doğru ellerde uygulanan manuel terapi, ağrının azaltılmasında ve hareket kabiliyetinin artırılmasında oldukça güçlü bir yöntemdir. Kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarının teşhis ve tedavisinde etkili bir yöntemdir. Manuel terapi, tamamen elle uygulanan, doğal ve bilimsel temellere dayanan özel bir tedavi yöntemidir" diye konuştu. Bu yaklaşımın eklem, kas ve sinir dokularına yönelik çeşitli teknikler içerdiğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Büşra Yeşil, "Bel-boyun ağrılarından, donuk omuza, fibromiyaljiden postür bozukluklarına kadar birçok hastalıkta manuel terapiden faydalanıyoruz. Tedaviyi hastanın şikâyetine ve fiziksel yapısına göre kişiye özel planlıyoruz. Bu yönüyle manuel terapi, hem etkili hem de güvenli bir yöntem olarak öne çıkıyor" dedi. Dr. Büşra Yeşil, manuel terapinin ilaçsız ve cihazsız uygulanmasının, bu yöntemi daha doğal hale getirdiğine dikkat çekti. "Mobilizasyon, manipülasyon, yumuşak doku teknikleri ve nöromobilizasyon gibi özel tekniklerle hem ağrıyı azaltıyor hem de hareket kısıtlılıklarını ortadan kaldırıyoruz. Hastalarımız genellikle ilk seanstan itibaren rahatlama hissediyor" şeklinde konuştu. "Mutlaka uzman eller tarafından uygulanmalı" Manuel terapinin etkili sonuçlar doğurabilmesi için alanında uzman kişilerce uygulanmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Büşra Yeşil, şu uyarılarda bulundu: "Bu tür uygulamalar, ehil olmayan kişilerce yapıldığında fayda yerine ciddi zararlar verebilir. Eklem, kas veya sinir dokusunda kalıcı hasarlar oluşabilir. Bu yüzden manuel terapi, mutlaka fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanları ya da eğitimli fizyoterapistler tarafından yapılmalıdır." Kişiye özel, bütüncül bir yaklaşım Manuel terapinin yalnızca ağrıyı geçici olarak gidermediğini; aynı zamanda hareket özgürlüğünü artırarak kişinin yaşam kalitesini yükselttiğini belirten Dr. Büşra Yeşil, sözlerini şöyle tamamladı; "Modern tıbbın önemli bir parçası haline gelen manuel terapi, bütüncül bir iyileşme sürecine katkı sağlar. Hastalarımızın yaşamlarını daha konforlu ve ağrısız sürdürebilmeleri için bu yöntemi başarıyla uygulamaya devam ediyoruz."
Avrupa’da bulamadığı çareyi Türkiye’de buldu
16 Eylül 2025 Salı - 09:58 Avrupa’da bulamadığı çareyi Türkiye’de buldu Kos Adası’nda denizcilik yapan İngiliz vatandaşı Daniel John Norcott, bel fıtığı nedeniyle yürüyemez hale gelince Memorial Bodrum Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı bir operasyonla yeniden sağlığına kavuştu. Uzun süredir bel ve bacak ağrıları yaşayan Norcott, siyatik sinirine baskı yapan fıtık nedeniyle işini bırakmak zorunda kaldı. Hastalığı ilerledikçe oturamaz hale gelen denizci, ülkesine dönmeyi planladı ancak uçakta oturması mümkün olmadığı için bu seçeneği değerlendiremedi. Daha önce Bodrum’da MR çektirdiği sırada tanıştığı Memorial Bodrum Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Karaoğlan’ın yönlendirmesiyle tek çare olarak yeniden Bodrum’a geldi. Kos’tan feribotla uzanarak gelen hasta, Bodrum İskelesi’nde ambulansla karşılanarak doğrudan hastaneye getirildi. Yaşadıklarını anlatan Norcott, "Oturamadığım için feribot iskelesinde beni ambulans karşıladı. Yatarak hastaneye ulaştırıldım. Buraya geldiğim andan itibaren inanılmaz bir ilgi ve destek gördüm" dedi. Prof. Dr. Alper Karaoğlan ve ekibi tarafından gerçekleştirilen mikrodiskektomi ameliyatıyla Norcott’un siyatik sinirine baskı yapan fıtık çıkarıldı. Minimal invaziv yöntemle yapılan operasyonun ardından hasta yalnızca bir gece hastanede kaldı ve ertesi gün ayağa kalkarak yürümeye başladı. Prof. Dr. Karaoğlan, erken tanı ve doğru müdahalenin önemine dikkat çekerek, "Hastamızın bel omurları arasında oldukça büyük bir fıtık vardı. Gecikilseydi kalıcı sinir hasarı oluşabilirdi. Mikrodiskektomi sayesinde ağrıları anında sona erdi. Bu yöntem hem güvenli hem de hızlı iyileşme sağlıyor" ifadelerini kullandı. Sağlığına kavuşan Daniel John Norcott, "Aylardır dayanılmaz bir ağrı içindeydim, hayatım durmuştu. Burada gördüğüm ilgi ve profesyonel yaklaşım sayesinde yeniden doğmuş gibiyim" diyerek hastane ekibine teşekkür etti.
İyi huylu prostat büyümesinin 6 belirtisine dikkat
16 Eylül 2025 Salı - 09:54 İyi huylu prostat büyümesinin 6 belirtisine dikkat Memorial Bodrum Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. İlter Alkan, iyi huylu prostat büyümesinin nedenleri, belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında açıklamalarda bulundu. Prostat’ın, erkeklerde idrar torbasının çıkışında yer alan ve idrar kanalını çevreleyen ceviz büyüklüğünde bir salgı bezi olduğunu belirten Memorial Bodrum Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. İlter Alkan, "Erkek üreme sisteminin doğal bir parçası olan prostat, her erkekte bulunan normal bir organdır. Ancak yaşla birlikte bu bezde çeşitli hastalıklar gelişebiliyor. Sık, acil ve gece idrara çıkma ile idrar yolu enfeksiyonlarına yol açabilen iyi huylu prostat büyümesi (BPH), günümüzde ileri lazer teknolojileriyle tedavi edilebiliyor. Büyüyen prostat yaşam kalitesini düşürüyor. İdrar kanalını bir yüzük gibi saran prostat bezindeki büyüme, idrar akışını zorlaştırarak mesane kaslarının daha fazla çalışmasına yol açıyor. Bu durum mesane duvarının kalınlaşmasına, ileri evrelerde ise mesanenin tamamen boşalamamasına sebep olabiliyor. Mesanede idrar kalması enfeksiyon ve böbrek hasarı riskini artırırken, bazı vakalarda idrar yapamama durumu ortaya çıkıyor ve cerrahi müdahale gerekebiliyor" dedi. Dr. Alkan, "Kesik kesik idrar, prostat büyümesinin belirtisi olabilir. Sık idrara çıkma, ani idrar yapma hissi, idrar kaçırma, zorlanarak ya da ıkınarak idrar yapma, kesik kesik idrar ve mesanenin tam boşalmadığı hissi, prostat büyümesinin en yaygın 6 belirtisi arasında yer alıyor. Bu belirtiler tedavi edilmediğinde mesane fonksiyon bozukluklarına ve böbrek yetmezliğine yol açabiliyor. Risk faktörleri arasında yaşlanma, genetik yatkınlık, etnik köken ve obezite bulunuyor. 50 yaş üstü erkeklerin yarısında, 75 yaş üstü erkeklerin ise yüzde 70-80’inde BPH görülebiliyor. Yakın akrabalarında BPH bulunanlarda risk daha yüksek olurken, Asya kökenlilerde daha az, siyah ırkta daha sık rastlanıyor. Kilo problemi yaşayanlarda da risk artıyor" şeklinde konuştu. Dr. Alkan, "HoLEP yöntemi ile konforlu tedavi mümkün" diyerek açıklamasına devam ederek şunları kaydetti: "İyi huylu prostat büyümesinin tedavisinde kullanılan HoLEP (Holmium Lazer ile Prostat Enükleasyonu) yöntemi tamamen kapalı (endoskopik) şekilde uygulanıyor. Son teknoloji Magneto 150W cihazıyla yapılan bu yöntem; hızlı ve hassas doku çıkarımı, minimum kanama riski, büyük prostatlarda güvenli kullanım ve kısa hastanede kalış süresiyle öne çıkıyor. Doğru tedavi ve gelişmiş cerrahi tekniklerle yaşam kalitesini yükseltmek mümkündür. İdrar şikayeti olan erkeklerin vakit kaybetmeden üroloji uzmanına başvurması gerekir" dedi. Prostat büyümesini tamamen önlemek mümkün olmasa da yaşam tarzında yapılacak değişikliklerle riskin azaltılabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Alkan, ideal kiloda kalma, sebze ve meyve ağırlıklı beslenme ve düzenli egzersiz yapılmasının prostat sağlığını desteklediğini kaydetti.
Kalça kırıkları kadınlarda 70, erkeklerde 80 yaş sonrası daha sık görülüyor
16 Eylül 2025 Salı - 09:52 Kalça kırıkları kadınlarda 70, erkeklerde 80 yaş sonrası daha sık görülüyor Ortopedist Baran Şen, sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam tarzı ve yaşla birlikte gelen fizyolojik değişikliklerin kemik sağlığını tehdit ettiğini söyledi. Özellikle ileri yaşlarda ortaya çıkan osteoporozun (kemik erimesi), düşme sonucu oluşan kırıkları da beraberinde getirdiğini belirten Uzm. Dr. Şen, "Kadınlarda 70, erkeklerde ise 80 yaşından sonra bu kırıklar daha sık görülüyor. Bu kırıklar genellikle ev içindeki basit düşmelerle oluşuyor. Ancak sonuçları oldukça ciddi olabiliyor, erken müdahale hayati önem taşıyor." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Baran Şen, yaşlı bireylerde görülen kemik kırıkları ve alınması gereken önlemler hakkında önemli bilgiler verdi. Uzm. Dr. Şen, ileri yaşlarda görülen el bileği, omurga ve özellikle kalça kırıklarının, genellikle kemik erimesine bağlı olarak meydana geldiğini belirtti. Dr. Şen, genç yaşlarda yeterli kalsiyum ve D vitamini alınmamasının, ilerleyen yıllarda kemik yoğunluğunun düşük olmasına da neden olduğunu hatırlattı. Genç yaşta dolmayan kalsiyum depolarının, yaşlılıkta büyük risk yarattığını belirten Dr. Şen, şöyle konuştu: "Yaşlılıkta kemik erimesinin yanı sıra görme ve denge problemi yaratan rahatsızlıklar da söz konusu. O nedenle özellikle yaşlı bireylerin evlerinde halı, paspas gibi kayma tehlikesi yaratacak yer örtüleri kaldırılmalı ya da takılmayacak, kaymayacak şekilde önlemi alınmalı, evin ışıklandırılması bir yerlere çarpmayı engelleyecek ölçüde iyi olmalı. Yaşlılarımız gerekirse ev içinde de baston kullanmalı. Osteoporoz ve buna bağlı kırıkların önlenebilmesi için gençlikte sağlığımıza, kemiklerimize yatırım yapmamız gerekir. Bunun için de dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve yürüyüş, risk faktörlerinden uzak durmak çok önemli." Öte yandan Uzm. Dr. Şen, kalça kırıklarının, yaşlı bireylerde genellikle cerrahi müdahale gerektirdiğini söyledi. Uzm. Dr. Şen, bu tür kırıklarda ameliyatın ilk 48 saat içinde yapılması gerektiğini, ideal sürenin ise ilk 24 saat olduğunu belirti. Kalça kırığı sonrası yatağa bağlı kalmanın zatürreden pıhtı atmasına, kas kaybından yatak yarasına kadar ciddi komplikasyonlara yol açabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Şen, "Kalça kırıkları ameliyat edilmezse hastalarda kalıcı ağrılar, hareket kısıtlılığı, bacak boyu kısalığı gibi sorunlar görülebilir." dedi.
Vatandaş ve esnafa Heimlich manevrası eğitimi verilecek
15 Eylül 2025 Pazartesi - 18:05 Vatandaş ve esnafa Heimlich manevrası eğitimi verilecek Denizli Esnaf ve Sanatkarlar Odakları Birliği, Denizli Lokantacılar Odası ve Kızılay Denizli İl Başkanlığı tarafından ortaklaşa olarak ilk yardım ve Heimlich manevrası eğitimi ile kan bağışı etkinliği düzenlenecek. Denizli Esnaf ve Sanatkarlar Odakları Birliği, Denizli Lokantacılar Odası ve Kızılay Denizli İl Başkanlığı tarafından vatandaşlara ve esnaflara yönelik olarak ilk yardım ve Heimlich manevrası eğitimi ile kan bağışı etkinliği düzenlenecek. 16 Eylül Salı günü Çınar Esnaf Sarayı Yanındaki alanda düzenlenecek olan etkinlik tüm esnaflara ve vatandaşlara gün boyu açık olacak. Özellikle restoranlarda soluk borusuna madde kaçması sonucu yaşanan boğulma tehlikesine karşılık önemli bir müdahale olan Heimlich manevrasının herkesin bilmesi gerektiğine dikkat çeken DESOB Başkanvekili Osman Üçgül, "Denizli Kızılay İl Başkanlığımız ile DESOB ve Lokantacılar Odası olarak, he esnaflarımıza hem de vatandaşlarımıza eğitim verilmesi için ilk yardım ve Heimlich manevrası eğitimi düzenliyoruz. Çınar Esnaf Sarayı binamızın yanındaki alanda bu eğitimleri gün boyunca hem esnaflarımıza hem de vatandaşlarımıza anlatacağız. Televizyonlardan izliyoruz, hemen ani müdahale ile Heimlich manevrası yapılarak soluğu kesilen kişiye müdahale ediliyor ve hayat kurtarılıyor. İşte bu eğitimin daha fazla insanımızın öğrenmesi için 16 Eylül Salı günü Çınar Esnaf Sarayı Yanındaki alanda düzenlenecek olan etkinliğimize herkes davetlidir. 10:00-17:00 arasında hem eğitimlerimiz hem de kan bağışı yapmak isteyen vatandaşlarımız içinde kan bağışı aracımız olacak. Tüm Denizli halkımız ve esnaflarımız davetlidir. Herkesin karşılaşabileceği acil bir durumda hayat kurtaracak bu eğitime katılım, hem sizin hem de sevdiklerinizin sağlığı için büyük önem taşımaktadır. Gelin, birlikte öğrenelim, farkındalığımızı ve dayanışmamızı güçlendirelim" dedi.
Uzm. Dr. Söğüt: "Lenfomalar günümüzde neredeyse tamamen tedavi edilebilen kanserlerdir"
15 Eylül 2025 Pazartesi - 17:15 Uzm. Dr. Söğüt: "Lenfomalar günümüzde neredeyse tamamen tedavi edilebilen kanserlerdir" Lenfomaların sık görülen, bağışıklık sistemiyle ilgili kanserler olduğunu belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Deniz Söğüt, "Vücutta bulunan lenf bezlerinde ağrısız şişlikler olarak karşımıza çıkarlar. Bazen ateş, halsizlik, göğüs ağrısı, karın ağrısı ve terleme şikayetleri eşlik edebilir. Lenfomalar günümüzde neredeyse tamamen tedavi edilebilen kanserlerdir" dedi. Tunceli Devlet Hastanesinde görev yapan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Deniz Söğüt, 15 Eylül Dünya Lenfoma Farkındalık Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu. Lenfomanın bağışıklık sistemiyle ilgili sık görülen bir kanser türü olduğunu belirten Dr. Söğüt, hastalığın ileri yaşlarda daha sık görüldüğünü ancak genç yaş grubunda da karşılaşılabileceğini söyledi. Uzm. Dr. Söğüt, "Lenfomalar sık görülen, bağışıklık sistemimizle ilgili kanserlerdir. İleri yaşlarda sıklıkla karşımıza çıkarlar. 65 yaş ve üstünde karşılaşma sıklığımız daha fazladır. Ancak 18-40 yaş aralığında da bazı Lenfoma Kanseri tipleriyle karşılaşmaktayız. Vücutta bulunan lenf bezlerinde ağrısız şişlikler olarak karşımıza çıkarlar. Bazen ateş, halsizlik, göğüs ağrısı, karın ağrısı ve terleme şikayetleri eşlik edebilir. Lenfomalar günümüzde neredeyse tamamen tedavi edilebilen kanserlerdir. Lenfomalarla ilgili daha erken teşhis ve korunmak için belirli periyodlarla kan tetkikleri yapmak, onun dışında özellikle kimya, sanayi gibi riskli sektörlerde çalışan kişilerde daha fazla görülmektedir. Dolayısıyla bu sektörlerde çalışan kişilerin periyodik olarak kan tetkiklerini yaptırmaları gerekmektedir. Sigara kullanmamak, sağlıklı beslenmeye dikkat etmek, her türlü dengeli beslenme ve vitaminlerin alınması oldukça faydalı olacaktır" diye konuştu.