SAĞLIK
Hekim oğuldan ebe anneye Ebeler Haftası sürprizi 26 Nisan 2026 Pazar - 14:04:53 Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan pratisyen hekim, aynı hastanenin doğumhanesinde görev yapan ebe annesine Ebeler Haftası dolayısıyla sürpriz yaptı. Hastanenin acil servisinde görevli pratisyen Hekim Dr. Buğra Şekerci aynı hastanede doğumhanede ebe olarak çalışan annesi Nefise Şekerci’yi ziyaret ederek çiçek takdim etti. Aynı kurumda görev yapan anne ve oğlun, aynı gün nöbetçi olmaları nedeniyle gerçekleşen buluşma duygusal anlara sahne oldu. Dr. Şekerci, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne atanmasının aileleri için önemli bir mutluluk kaynağı olduğunu belirterek, özellikle annesiyle aynı hastanede görev yapmanın kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Aynı kurumda farklı birimlerde sağlık hizmeti sunmanın hem mesleki hem de ailevi açıdan kendilerini motive ettiğini dile getiren Şekerci, "Atanma sürecimde annemle aynı hastanede çalışma fikri bizi heyecanlandırıyordu. Bugün de aynı gün nöbetçiyiz. Ebeler Haftası vesilesiyle anneme sürpriz yapmak istedim. Bu vesileyle başta annem olmak üzere tüm ebelerin haftasını kutluyorum" dedi. Ebe Nefise Şekerci ise 35 yıldır sağlık çalışanı olduğunu 25 yıldır ebe olarak görev yaptığını belirterek oğlunun aynı hastanede görev yapmasından büyük bir gurur ve mutluluk duyduğunu ifade etti. Aynı kurumda birlikte hizmet vermenin kendisi için tarif edilemez bir duygu olduğunu vurgulayan Şekerci, "Bugün aynı gün 24 saat nöbetçiyiz. Oğlum bana Ebeler Günü için sürpriz yaptı. Çok mutlu oldum. Oğlumla aynı hastanede çalıştığım için gururluyum" diye konuştu.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:32 Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polip çıkartıldı Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında birkaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:24 Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polib çıkartıldı Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta, yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında bir kaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 11:45 Fransa’da evde 6 doğum yaptı, "Fizyolojik doğum" tercihini Diyarbakır’dan yana kullandı Fransa’dan Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, doğal doğum arayışıyla Diyarbakır’da fizyolojik doğum sürecini doktor eşliğinde, müdahalesiz şekilde gerçekleştirdi. Fransa’da 6 doğum yapan ve sonrasında Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, Fransa’da evde doğumun yasak olmaması nedeniyle tüm doğumlarını evde gerçekleştirdi. Ancak Türkiye’de evde doğumun yasak olması nedeniyle doğal doğum arayışına geçen çift, hiçbir ilaç ya da tıbbi gereklilik olmadan nasıl bir doğum yapabileceklerini araştırdı. Bu süreçte Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünden Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’na ulaşan çift, doktorun "Fizyolojik doğum"u desteklediğini öğrenerek iletişime geçti. Doktor tarafından kabul edilen çiftin doğumu, hastane odasında tamamen doğal bir ortamda ve herhangi bir tıbbi müdahale olmadan, doktor eşliğinde gerçekleştirildi. Hastane odası ev ortamını aratmadı Dicle Memorial Hastanesinde ebe olan Elif Ilgaz, Fransa vatandaşı çiftin istediği gibi bir doğum olduğunu dile getirdi. Ilgaz, "Fransız vatandaşı gebemiz, 6 doğumunu Fransa’da gerçekleştirmiş. Yedinci gebeliği için artık doğal doğum arayışına girmiş. Bu süreçte internet üzerinden yaptığı araştırmalar sonucunda Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesinden Op. Dr. Selin Kadıoğlu’na ulaşmış. Bunun üzerine doğumuna birkaç gün kala Muğla’dan ailesiyle birlikte Diyarbakır’a gelen çift, burada bir otelde konakladı. Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu tarafından yapılan muayenede ek bir risk olmadığı gözlemlendi. Hastanın talebi doğrultusunda normal doğum, müdahalesiz doğum, doğuma saygı ve doğumun doğal zamanına saygı ilkeleri çerçevesinde süreç planlandı. Doğum, hastane odasında tamamen doğal şartlarda, hiçbir invaziv işlem ve tıbbi girişim olmadan gerçekleştirildi. Anne adayı, kendi odasında ev konforuna yakın bir ortamda doğumunu tamamladı. Komplikasyonsuz ve risksiz gerçekleşen doğumun ardından hasta süreçten memnun kaldı ve mutlu ayrıldı" dedi. Ali Tokyürek ise Muğla’da yaşadıklarını ve eşinin doğal bir doğum arayışında olduğunu ifade etti. Tokyürek, "Tamamen doğal bir doğum istediği için internette araştırdık. Araştırmanın sonucunda Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’nun bir makalesi üzerine denk geldi. O makaleyi okuduktan sonra, ’ben bu doktoru istiyorum’ dedi bana. Ben de baktım Diyarbakır’dadır, bize epey uzaktı. Biraz uğraştık. Hocayla iletişime geçtik. Doktor da bize, ’benim için sorun değildir, gelebilirsiniz’ dedi. Otobüse binip buraya kadar geldik ve doğumun gerçekleşmesini bekledik. Her şey istediğimiz gibi oldu sonuçta. Öbür çocuklarımız Fransa’da doğdu. Onlar evde doğdu, orada öyle bir imkanımız vardı. Türkiye’de evde doğum yasak. Ama hastaneye geldiğimizde bir farkını görmedik. Aynen Fransa’da evde doğum gibi oldu. Sonuçta gerçekten doktor eşime çok büyük şefkat gösterdi. Odasında gerçekten sanki evdeymiş gibi doğum yaptı" şeklinde konuştu.
Hastanede deprem farkındalığı etkinliği
02 Nisan 2026 Perşembe - 15:13 Hastanede deprem farkındalığı etkinliği Kocaeli’de hastanede düzenlenen "Depreme Karşı Bilinçli Toplum, Güvenli Gelecek" temalı farkındalık etkinliği, vatandaşlar, öğrenciler ve kurum temsilcilerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Programda afetlere hazırlık, risk azaltma ve toplum bilincinin artırılması konuları uzmanlar tarafından ele alındı. Kocaeli’de faaliyet gösteren Büyük Anadolu Hastanesi tarafından düzenlenen ve alanında uzman isimlerin konuşmacı olarak yer aldığı programda, afetlere hazırlık, risk azaltma ve toplum bilincinin artırılması konuları konuşuldu. Kocaeli AFAD, Darıca Kaymakamlığı, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Darıca Belediyesi Afet İşleri Müdürlüğü, Kocaeli Üniversitesi Hastanesi ve Gebze Teknik Üniversitesinin yanı sıra UMKE, ÇAKTİM, İHH ve KOSHADOS gibi arama kurtarma ekipleri alanda tanıtım ve faaliyet stantları açtı. Özellikle Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin organizasyonuyla kurulan ve afet anındaki doğru uygulamaların yerinde deneyimlendiği "Güvenli Yaşam Odası", minik öğrenciler ve katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Uzmanlardan "deprem öncesi hazırlık" vurgusu Alanında uzman isimlerin sunum yaptığı programda; İl Risk Azaltma Planı (İRAP), Hastane Afet Planı (HAP), yerel düzeyde sağlık hizmetlerinin organizasyonu ve afet bilincinin toplum genelinde yaygınlaştırılması konuları ele alındı. Uzmanlar, özellikle deprem öncesi hazırlığın hayati önem taşıdığına dikkati çekerek, doğru bilgi ve bilinçli hareket etmenin can kayıplarını önemli ölçüde azaltacağını vurguladı. Katılımcılar, sunumların ardından soru-cevap bölümünde merak ettikleri konulara yanıt bulma fırsatı yakaladı. Etkinlik sonunda yapılan değerlendirmelerde, bu tür organizasyonların toplumda farkındalık oluşturma açısından büyük önem taşıdığı belirtilirken, daha fazla kişiye ulaşılması temennisinde bulunuldu.
Korkuteli’nde okul kantin ve yemekhanelerine sıkı denetim
02 Nisan 2026 Perşembe - 14:26 Korkuteli’nde okul kantin ve yemekhanelerine sıkı denetim Antalya’nın Korkuteli ilçesindeki okullara gıda güvenliğine yönelik kapsamlı denetimler gerçekleştirildi. Korkuteli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü koordinasyonunda, ilçe genelindeki eğitim kurumları bünyesinde faaliyet gösteren kantin ve yemekhaneler; gıda güvenliği, hijyen standartları ve ilgili mevzuata uygunluk kriterleri doğrultusunda titizlikle incelendi. Milli Eğitim Müdürlüğü İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Halil Aydın, birimde görevli öğretmeni Orhan Avcı, İlçe Sağlık Müdürlüğünden İnci Tankal ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden İsa Akbudak’ın yer aldığı ortak komisyon tarafından gerçekleştirilen kontrollerde, gıdaların saklama şartlarından son kullanma tarihlerine, mutfak alanlarının hijyeninden satışa sunulan ürünlerin uygunluğuna kadar pek çok kriter gözden geçirildi. Mevzuata tam uyum sağlayan ve hijyen kurallarını en üst seviyede uygulayan okul işletmecilerine teşekkür edilerek, başarılı uygulamaların devamı istendi. Tespit edilen bazı teknik eksiklikler ve iyileştirilmesi gereken noktalarla ilgili işletmecilere yerinde rehberlik yapıldı. Bu eksikliklerin giderilmesi için ilgili birimlere makul süreler tanınarak sürecin takipçisi olunacağı vurgulandı. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri, çocukların okul çatısı altında en sağlıklı şartlarda beslenmesi temel öncelikleri olduğunu belirterek, bu doğrultuda paydaş kurumlarla iş birliği içerisinde yürüttükleri denetim faaliyetlerini eğitim-öğretim yılı boyunca periyodik aralıklarla ve kararlılıkla devam edeceklerini vurguladı.
Fethi Sekin Şehir Hastanesi, tüp bebek merkezi bölgeye umut oluyor
02 Nisan 2026 Perşembe - 12:32 Fethi Sekin Şehir Hastanesi, tüp bebek merkezi bölgeye umut oluyor Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi, modern teknolojik altyapısı ve deneyimli ekibiyle, çiftlere umut olmaya devam ediyor. Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi bünyesinde açılan Tüp Bebek Ünitesi, kurulduğu günden bu yana bölgedeki çiftlere umut olmaya devam ediyor. Modern teknolojik altyapısı ve deneyimli ekibiyle merkez, kısa sürede önemli bir başarı elde etti. Kuruluşundan bu yana yüzlerce çift değerlendirilirken kişiye özel tedavi yaklaşımlarıyla çok sayıda ailenin çocuk sahibi olmasına katkı sağlandı. Merkezde, özellikle uygun hasta grubunda yüzde 55’lere varan başarı oranlarına ulaşılırken bu oranın ülke ortalamasının üzerinde olduğu bildirildi. Tüp Bebek sorumlusu Dr. Gülcan Kahraman, "Bölgemizde önemli bir ihtiyacı karşılamak için kurduğumuz tüp bebek merkezimiz, kısa sürede önemli bir noktaya ulaştı. Bugün geldiğimiz noktada birçok ailemizin çocuk sahibi olma hayaline eşlik ettik. Genel olarak tüp bebek merkezinde ülkemizde başarı oranları yüzde 40-50 civarlarındayken, biz merkezimizde bu oranı yüzde 55’lere varan bir başarı oranına ulaştırdık. Bu da bizim için önemli bir gösterge ve mutluluk vericidir. Bizim için başarı sadece oranlardan ibaret değil. En önemli, gösterge hastalarımızın bu süreci en güvenilir, güncel şekilde ve en rahat şekilde geçirmelerini sağlamaktır. Amacımız hastalarımızın başka şehirlere gitmesine gerek kalmadan en güncel ve güvenilir tedavileri merkezimin ulaşılabilir olmasını sağlamak ve daha birçok aileye umut olmaya devam etmektir" dedi. Fethi Sekin Şehir Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi Histoloji ve Embriyoloji Uzmanı Dr. Merve Kavak Balgetir, "Ünitemizde intertek tanısı almış hastalara yardımcı üreme tetkikleri uygulanmaktadır. Laboratuvarımızda ekibimizle birlikte sperm analizi ve ileri sperm teknikleri, uygulanmaktadır. Bu tanı ve tedavilerimiz sonrasında hastalarımıza aşılama, daha ileri tedavi gerektiren hastalarımıza ultra enjeksiyon uygulamaları gerçekleştirmekteyiz. Aynı zamanda ürolojiyle ortak çalışmalarımızla beraber, azospermi hastalarına mikrostep işlemi uygulamaktayız. Daha sonra elde ettiğimiz hücre ve embriyolarımıza dondurma işlemi gerçekleştirmekteyiz. Bu da hastalara ileri dönemde tedavi ayrıcalığı sunmaktadır. Bir tüp bebek ünitesinin başarısı hastanın yaşı, laboratuvar kalitesi ve embriyo kalitesi bunların birlikteliğini gerektirmektedir. Tüp bebek başarısı, embionun ve hastanın total iyilik halini gerektirir" ifadelerini kullandı. Çocuk sahibi olamamak dünya çapında 6 kişiden birini etkileyen yüzyılın hastalığı olarak adlandırılan bir sağlık problemi olduğunu aktaran Kadın Hastalıkları ve Uzmanı Doktor Veziha Kaya Narçiçeği, "Çocuk sahibi olamamak bir eksiklik veya noksanlık değildir. Sadece bazı durumlarda ek tedavilerin alınması gereken bir süreçtir. 6 ay içerisinde gebe kalınamama durumunda veya ileri yaştaki çiftlerimize daha erken süreçte ön tanı, ön inceleme ve tanı amacıyla bir hastaneye başvurmalarını öneririm. Biz merkezimizde en temel tedavilerden tüp bebek tedavisine kadar tüm basamaklarda hizmet vermekteyiz. En etkili, güncel ve bilimsel olarak kanıtlanmış tedavilere ulaşmak için tüm hastalarımızı hastanemize bekliyoruz" cümlelerini kullandı.
Fethi Sekin Şehir Hastanesi, tüp bebek merkezi bölgeye umut oluyor
02 Nisan 2026 Perşembe - 12:25 Fethi Sekin Şehir Hastanesi, tüp bebek merkezi bölgeye umut oluyor Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi, modern teknolojik altyapısı ve deneyimli ekibiyle, çiftlere umut olmaya devam ediyor. Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi bünyesinde açılan Tüp Bebek Ünitesi, kurulduğu günden bu yana bölgedeki çiftlere umut olmaya devam ediyor. Modern teknolojik altyapısı ve deneyimli ekibiyle merkez, kısa sürede önemli bir başarı elde etti. Kuruluşunda bu yana yüzlerce çift değerlendirilirken kişiye özel tedavi yaklaşımlarıyla çok sayıda ailenin çocuk sahibi olmasına katkı sağlandı. Merkezde, özellikle uygun hasta grubunda yüzde 55’lere varan başarı oranlarına ulaşılırken bu oranın ülke ortalamasının üzerinde olduğu bildirildi. Tüp Bebek sorumlusu Dr. Gülcan Kahraman, "Bölgemizde önemli bir ihtiyacı karşılamak için kurduğumuz tüp bebek merkezimiz, kısa sürede önemli bir noktaya ulaştı. Bugün geldiğimiz noktada birçok ailemizin çocuk sahibi olma hayaline eşlik ettik. Genel olarak tüp bebek merkezinde ülkemizde başarı oranları yüzde 40-50 civarlarındayken, biz merkezimizde bu oranı yüzde 55’lere varan bir başarı oranına ulaştırdık. Buda bizim için önemli bir gösterge ve mutluluk vericidir. Bizim için başarı sadece oranlardan ibaret değil. En önemli, gösterge hastalarımızın bu süreci en güvenilir, güncel şekilde ve en rahat şekilde geçirmelerini sağlamaktır. Amacımız hastalarımızın başka şehirlere gitmesine gerek kalmadan en güncel ve güvenilir tedavileri merkezimin ulaşılabilir olmasını sağlamak ve daha birçok aileye umut olmaya devam etmektir" dedi. Fethi Sekin Şehir Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi Histoloji ve Embriyoloji Uzmanı Dr. Merve Kavak Balgetir, "Ünitemizde intertek tanısı almış hastalara yardımcı üreme tetkikleri uygulanmaktadır. Laboratuvarımızda ekibimizle birlikte sperm analizi ve ileri sperm teknikleri, uygulanmaktadır. Bu tanı ve tedavilerimiz sonrasında hastalarımıza aşılama, daha ileri tedavi gerektiren hastalarımıza ultra enjeksiyon uygulamaları gerçekleştirmekteyiz. Aynı zamanda ürolojiyle ortak çalışmalarımızla beraber, azospermi hastalarına mikrostep işlemi uygulamaktayız. Daha sonra elde ettiğimiz hücre ve embriyolarımıza dondurma işlemi gerçekleştirmekteyiz. Bu da hastalara ileri dönemde tedavi ayrıcalığı sunmaktadır. Bir tüp bebek ünitesinin başarısı hastanın yaşı, laboratuvar kalitesi ve embriyo kalitesi bunların birlikteliğini gerektirmektedir. Tüp bebek başarısı, embionun ve hastanın total iyilik halini gerektirir" ifadelerini kullandı. Çocuk sahibi olamamak dünya çapında 6 kişiden birini etkileyen yüzyılın hastalığı olarak adlandırılan bir sağlık problemi olduğunu aktaran Kadın Hastalıkları ve Uzmanı Doktor Veziha Kaya Narçiçeği, "Çocuk sahibi olamamak bir eksiklik veya noksanlık değildir. Sadece bazı durumlarda ek tedavilerin alınması gereken bir süreçtir. 6 ay içerisinde gebe kalınamama durumunda veya ileri yaştaki çiftlerimize daha erken süreçte ön tanı, ön inceleme ve tanı amacıyla bir hastaneye başvurmalarını öneririm. Biz merkezimizde en temel tedavilerden tüp bebek tedavisine kadar tüm basamaklarda hizmet vermekteyiz. En etkili, güncel ve bilimsel olarak kanıtlanmış tedavilere ulaşmak için tüm hastalarımızı hastanemize bekliyoruz" cümlelerini kullandı.
Uzmanından ‘İlişkileri tehdit eden sessizlik’ uyarısı
02 Nisan 2026 Perşembe - 12:13 Uzmanından ‘İlişkileri tehdit eden sessizlik’ uyarısı Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzman Psikolog Beste Çokaygil, ilişkilerin toplumda sık bilinenin aksine her zaman kavgayla bitmediğini belirterek çiftler arasında konuşulmayan duygulara dikkat çekti. İlişkilerde fark edilmeden ilerleyen duygusal uzaklaşma tehlikesi hakkında uyarıda bulunan Çokaygil, "İlişkiler çoğu zaman büyük kavgalarla değil, konuşulamayan duygular nedeniyle zayıflar. Aynı evde olup duygusal olarak uzaklaşmak sessiz kopuşun en önemli göstergesidir" dedi. "Sessiz kopuş, partnerlerin ilişki içinde kalmaya devam ederken psikolojik olarak birbirlerinden uzaklaşmalarıdır" Romantik ilişkilerde ayrılıkların her zaman açık bir çatışma ile gerçekleşmediğini belirten Çokaygil, "Bazı ilişkilerde fiziksel birliktelik devam ederken, duygusal bağ giderek zayıflar. Bu süreç literatürde sıklıkla duygusal uzaklaşma (emotional disengagement) ya da halk arasında tanımlandığı şekliyle sessiz kopuş olarak ifade edilir. Sessiz kopuş, partnerlerin ilişki içinde kalmaya devam ederken psikolojik olarak birbirlerinden uzaklaşmalarıdır. Bu durum, ilişkinin görünürde devam etmesine rağmen bağlanma, yakınlık ve karşılıklı duygusal paylaşımın azalmasıyla karakterizedir" diye konuştu. İhtiyaçlar karşılanmayınca geri çekilme başlıyor Bağlanma kuramına göre bireylerin ilişkilerinde anlaşılma, kabul görme ve güven ihtiyacı duyduğunu belirten Çokaygil, "Bu ihtiyaçların uzun süre karşılanmaması, bireyde kaçınma davranışlarının gelişmesine yol açabilir. Kaçınma, çoğu zaman doğrudan ilişkiyi sonlandırmak yerine, duygusal geri çekilme şeklinde ortaya çıkar" diye konuştu. Tartışmalardan kaçınma, empati eksikliği, gelecek planlarının konuşulmaması Sağlıklı ilişkilerin temelinde açık iletişim olduğunu vurgulayan Çokaygil, "Duyguların ifade edilemediği ilişkilerde bireyler zamanla içe kapanmaya başlar. Bu süreçte kişiler ilişkiye yaptığı yatırımı azaltmaya başlar, tartışmalardan kaçınır ve psikolojik mesafeyi bir savunma olarak kullanır. Sessiz kopuş yaşayan çiftlerde duygusal paylaşımların azalması, partnerin iç dünyasına ilginin kaybolması, tartışmalardan kaçınma, empati eksikliği, geleceğe dair planların konuşulmaması ve birlikteyken yalnız hissetme gibi ortak belirtiler görülür" ifadelerini kullandı. "Bu durum geri döndürülebilir" Sessiz kopuşun ilişkisel tükenmişliğin bir göstergesi olduğunu ancak geri döndürülebilir olduğunu belirten Çokaygil, "Doğru müdahale ile ilişki yeniden güçlenebilir. Çift terapilerinde temel hedef, partnerler arasında yeniden duygusal farkındalık oluşturmak, güvenli iletişim alanı inşa etmek, ifade edilmeyen duyguları görünür kılmak ve empatik bağ kurmayı güçlendirmektir" dedi. "Ben dili ilişkileri güçlendiriyor" Araştırmalara göre duyguların suçlayıcı olmayan bir dille ifade edilmesinin ilişkisel doyumu artırdığını belirten Çokaygil, "Ben dili kullanmak, karşı tarafı savunmaya geçirmeden iletişimi güçlendirir. Araştırmalara göre duygular suçlayıcı olmayan bir dille ifade edildiğinde ilişkisel doyumu artırır. Örneğin ‘Sen beni anlamıyorsun’ demek yerine ‘Kendimi anlaşılmamış hissediyorum’ şeklinde ifade etmek, duygunun daha sağlıklı aktarılmasını sağlar" dedi. Bu yaklaşımın ilişkilerde çatışmayı derinleştirmek yerine çözümü kolaylaştırdığını vurgulayan Çokaygil, duyguların açık ve yargılayıcı olmayan bir şekilde ifade edilmesinin, çiftler arasındaki bağın yeniden güçlenmesine önemli katkı sağladığını belirtti.
Dr. Özge Çelik Büyükceran: "Otizim spektrum bozukluğu her 31 çocuktan 1’inde görülmektedir"
02 Nisan 2026 Perşembe - 12:11 Dr. Özge Çelik Büyükceran: "Otizim spektrum bozukluğu her 31 çocuktan 1’inde görülmektedir" Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özge Çelik Büyükceran, Otizm Spektrum Bozukluğu’nun (OSB) erken çocukluk döneminde ortaya çıktığını söyleyerek, "Centers for Disease Control and Prevention tarafından 2025 yılında yayımlanan izlem verilerine göre, OSB, her 31 çocuktan 1’inde görülmektedir. Erken çocukluk, beyin gelişiminin en yüksek olduğu dönem olup bu süreçte başlanan müdahaleler, çocuğun iletişim, sosyal etkileşim ve uyum becerilerinde belirgin gelişim sağlar" dedi. Güven Çayyolu Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Özge Çelik Büyükceran, "OSB, erken çocukluk döneminde ortaya çıkan ve yaşam boyu sürebilen nörogelişimsel bir durumdur. Güncel epidemiyolojik veriler, OSB’nin çocukluk çağında giderek daha sık tanındığını göstermektedir. Nitekim Centers for Disease Control and Prevention tarafından 2025 yılında yayımlanan izlem verilerine göre, otizm spektrum bozukluğu her 31 çocuktan 1’inde görülmektedir. Bu artışın farkındalığın artması, erken değerlendirme imkanlarının gelişmesiyle ilişkili olduğu düşünülmektedir" diye konuştu. "Erken teşhis tanı sürecini hızlandırır" Uzm. Dr. Özge Çelik Büyükceran, OSB’nin temel olarak sosyal iletişim alanında güçlükler ve sınırlı, tekrarlayıcı davranış örüntüleri ile karakterize olduğunu vurguladı. OSB’nin her çocukta farklı klinik görünümlerle ortaya çıkabildiğini belirten Büyükceran, erken belirtilerin dikkatle izlenmesi gerektiğini ifade etti. Büyükceran, "Özellikle erken çocukluk döneminde isme tepki vermeme, göz teması kurmada zorluk, işaret edilen nesneye bakmama ve dil gelişiminde gecikme gibi bulgular önemli uyarı işaretleri arasında yer alıyor. Bu belirtilerin erken fark edilmesi tanı sürecini hızlandırıyor" ifadelerini kullandı. "Tanılama süreci multidisipliner bir yaklaşımla yürütülür" Otizm tanısının çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı tarafından konulmasının ardından, tedavi ve izlem sürecinin dil ve konuşma terapistleri, özel eğitim uzmanları ve diğer ilgili disiplinlerin katılımıyla multidisipliner bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Büyükceran, "Tanılama süreci yalnızca tek bir görüşmeyle sınırlı değil. Tanı, ayrıntılı gelişim öyküsünün alınması, çocuğun doğal ve/veya yapılandırılmış ortamlarda klinik gözlemi ve gerektiğinde standardize değerlendirme araçlarının kullanılması ile konulmaktadır. Bu süreçte aileden alınan bilgilerle, çocuğun sosyal iletişim becerileri, oyun davranışı ve tekrarlayıcı örüntüleri ayrıntılı biçimde değerlendirilir" diye konuştu. "Müdahale planları bireye özgü yapılandırılır" Büyükceran, tanı sürecinde yaşanan gecikmelerin müdahale sürecini doğrudan etkilediğini vurgulayarak, "Erken çocukluk dönemi, beyin gelişimi açısından en yüksek nöroplastisite dönemidir. Bu dönemde başlanan müdahaleler, çocuğun iletişim becerileri, sosyal etkileşimi ve uyumsal işlevselliği üzerinde belirgin kazanımlar sağlar. Tanının gecikmesi ise bu kritik gelişimsel pencerenin kaçırılmasına ve müdahale etkinliğinin azalmasına neden olabilir. Erken dönemde başlanan müdahalelerin uzun vadeli işlevsellik üzerinde belirgin etkileri var. Erken çocukluk döneminde aile katılımını içeren, sözel olmayan iletişim becerileri, dil ve konuşma terapileri içeren bireyselleştirilmiş eğitim programları ön plandadır. Okul çağında sosyal beceri eğitimleri önem kazanırken, ergenlik ve yetişkinlik döneminde bağımsız yaşam ve mesleki becerilerin geliştirilmesine odaklanılmaktadır. Bireye özgü yapılandırılmış müdahale programları; iletişim, sosyal uyum ve günlük yaşam becerilerinde anlamlı ilerlemeler sağlayabilmektedir" dedi. "İlaç tedavileri de gündeme gelebilir" Psikofarmakolojik tedavilere de değinen Büyükceran, bu yaklaşımların otizmin çekirdek belirtilerine yönelik olmadığını, daha çok eşlik eden klinik durumların yönetiminde kullanıldığını belirtti. Uzm. Dr. Büyükceran, şöyle devam etti: "Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, kaygı bozuklukları, depresyon, uyku sorunları ya da şiddetli davranış problemleri varlığında ilaç tedavileri gündeme gelebilir. Ancak bu tedaviler her zaman eğitsel ve psiko-sosyal müdahalelerle birlikte, destekleyici nitelikte uygulanmalıdır."
Uzmanından uyarı: "Gözyaşının sürekli akması her zaman duygusal bir durum değildir"
02 Nisan 2026 Perşembe - 12:05 Uzmanından uyarı: "Gözyaşının sürekli akması her zaman duygusal bir durum değildir" Toplumda sık görülen ancak çoğu zaman ihmal edilen gözyaşı kanal tıkanıklığı hakkında Medicana Sağlık Grubu Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mefkure Yalçıner, "Gözyaşının sürekli akması her zaman duygusal bir durum değildir; bazen vücudun sessiz bir yardım çağrısıdır" dedi. Gözyaşı kanal tıkanıklığının, gözyaşının burun boşluğuna akmasını sağlayan sistemde oluşan bir tıkanıklık sonucu ortaya çıktığını belirten Medicana International Ankara Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mefkure Yalçıner, "Normalde gözyaşı, göz yüzeyini temizledikten sonra kanallar aracılığıyla burun içine aktarılır. Bu sistemde meydana gelen tıkanıklık, gözyaşının dışarı akmasına neden olur. Bu durum yalnızca estetik bir sorun değil, aynı zamanda göz sağlığını tehdit eden bir tabloya dönüşebilir. Yani gözyaşının sürekli akması her zaman duygusal bir durum değildir; bazen vücudun sessiz bir yardım çağrısıdır. Kişi istirahat halindeyken, hatta ev ortamında bile gözyaşı kontrolsüz şekilde dışarı akabilir. Gözyaşı kanal tıkanıklıkları temelde iki grupta değerlendirilir. Bunlar doğuştan (konjenital) tıkanıklıklar ve erişkin dönemde gelişen tıkanıklıklardır. Doğuştan görülen vakalarda tedavi seçenekleri farklılık gösterebilirken, erişkinlerde gözyaşı kanal tıkanıklığının kalıcı tedavisi genellikle cerrahi yöntemlerle sağlanır" açıklamasında bulundu. "Tedavi edilmediğinde tekrarlayan göz problemleri ortaya çıkabilir" Hastalığın en belirgin bulgusunun sürekli göz sulanması olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Mefkure Yalçıner, sözlerine şu şekilde devam etti: "Gözyaşı kanal tıkanıklığında hastalar genellikle sürekli yaşarma, çapaklanma, gözde kızarıklık ve zaman zaman enfeksiyon şikayetleri ile başvurur. Özellikle sabah saatlerinde belirginleşen çapaklanma ve gün boyu devam eden sulanma, hastaların sosyal yaşamını da olumsuz etkileyebilir. Tedavi edilmediğinde enfeksiyon riski artar, tekrarlayan göz problemleri ortaya çıkabilir ve bu durum zamanla yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşürebilir." "Erken teşhis hem tedavi sürecini kolaylaştırır hem de başarı oranını artırır" Op. Dr. Mefkure Yalçıner, ileri vakalarda cerrahi tedavinin gündeme geldiğini vurgulayarak, "Gözyaşı kanal tıkanıklığında en etkili tedavi yöntemlerinden biri dakriyosistorinostomi (DSR) ameliyatıdır. Bu işlemle tıkalı kanal bypass edilerek gözyaşının yeniden doğal akışı sağlanır. Ameliyat genellikle 30-60 dakika sürer, hastalar çoğunlukla aynı gün ya da bir gün içinde taburcu edilir. Tam iyileşme süreci birkaç hafta içinde tamamlanırken, bu ameliyatların başarı oranı oldukça yüksektir. Erken teşhis hem tedavi sürecini kolaylaştırır hem de başarı oranını belirgin şekilde artırır" diye konuştu. "Bebeklerde uzun süren göz sulanmalarında mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır" Gözyaşı kanal tıkanıklığının yalnızca yetişkinlerde değil, bebeklerde de sıkça görülebildiğini ifade eden Op. Dr. Mefkure Yalçıner, "Yeni doğan bebeklerde gözyaşı kanallarının tam olarak açılmamış olması nedeniyle sulanma ve çapaklanma görülebilir. Aileler bu durumu çoğu zaman basit bir göz problemi olarak değerlendirse de doğru masaj teknikleri ve gerektiğinde yapılacak müdahalelerle erken dönemde kontrol altına alınabilir. Bu nedenle bebeklerde uzun süren göz sulanmalarında mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır" şeklinde konuştu.