SAĞLIK
Eskişehir’de mobil sigara bıraktırma aracı taraftarla buluştu 01 Mart 2026 Pazar - 12:52:09 Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen "Mobil Sigara Bıraktırma Aracı", Eskişehir Stadyumu önünde taraftarlarla buluştu. Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü, toplum sağlığını korumak ve tütün bağımlılığına dikkat çekmek amacıyla yürüttüğü saha çalışmalarına bir yenisini ekledi. Eskişehirspor’un iç saha müsabakası öncesinde stadyum girişinde konuşlandırılan mobil sigara bıraktırma aracı, taraftarlardan yoğun ilgi gördü. Sağlık ekipleri, maç atmosferi içerisinde vatandaşlara sigaranın zararları, nikotin bağımlılığıyla baş etme yolları ve profesyonel destek mekanizmaları hakkında birebir bilgilendirmelerde bulundu. "Vatandaşımızın ayağına gidiyoruz" Çalışmalar hakkında açıklamalarda bulunan Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sigaranın önlenebilir hastalık ve ölümlerin en büyük nedeni olduğunu vurguladı. Bildirici, "Sigara; kalp-damar hastalıklarından kansere kadar birçok ciddi soruna zemin hazırlıyor. Mobil aracımızla vatandaşlarımızın ayağına giderek, bırakma sürecinde bilimsel destek sunuyoruz. Sağlıklı bir yaşam için atılan her adım, güçlü bir toplumun temelidir" dedi. 6 farklı merkezde ücretsiz hizmet Tütünle mücadelenin koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında hayati önem taşıdığını belirten Doç. Dr. Bildirici, şehir genelindeki Sağlıklı Hayat Merkezleri’nin (SHM) sunduğu imkanlara dikkat çekti. Bildirici, buralarda sadece sigara bırakma değil; beslenme danışmanlığı, obeziteyle mücadele, psikososyal destek ve çocuk sağlığı gibi pek çok alanda tamamen ücretsiz hizmet verildiğini hatırlattı. Öte yandan Eskişehir genelinde vatandaşların bu hizmetlere kolayca erişebilmesi amacıyla Odunpazarı ilçesinde Emek, Yenidoğan ve Deliklitaş; Tepebaşı ilçesinde ise Zübeyde Hanım, Şirintepe ve Şarhöyük Sağlıklı Hayat Merkezleri, alanında uzman personeliyle tamamen ücretsiz olarak danışmanlık ve koruyucu sağlık hizmetleri sunmaya devam ediyor. İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, mobil sağlık taramalarının ve bilgilendirme faaliyetlerinin kentin farklı noktalarında devam edeceğini bildirirken, tüm vatandaşları sağlıklı bir gelecek için bu merkezlerden destek almaya davet etti.
01 Mart 2026 Pazar - 12:16 Dr. Öztaş’tan gebelik döneminde oruç tutma konusunda önemli uyarılar Gaziantep Özel ANKA Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sonay Öztaş, gebelik döneminde oruç tutma konusunda anne adaylarına önemli uyarılarda bulundu. Dr. Öztaş, karar sürecinde en belirleyici unsurun anne ve bebek sağlığı olduğunu vurguladı. Gebelik ve emzirme döneminde dini açıdan kolaylık sağlandığını hatırlatan Op. Dr. Sonay Öztaş, "Normal şartlarda sağlıklı bir yetişkin uzun süreli açlığa dayanabilir. Ancak gebelikte metabolizma hızlanır, enerji ihtiyacı artar ve kan şekeri daha hızlı düşer. Biz hekimler gebelerimize az ve sık beslenmelerini öneriyoruz" dedi. "Uzun süreli açlık risk oluşturabilir" Uzun süreli açlığın gebelikte bazı riskler oluşturabileceğini belirten Dr. Öztaş, kan şekerinin düşmesine bağlı olarak yağ dokusunun parçalandığını ve kanda keton adı verilen maddelerin arttığını ifade etti. Bu maddelerin bebeğe uzun vadeli etkileri konusunda kesin veriler bulunmasa da risk ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. "Sıvı tüketimi hayati önem taşıyor" Gebelikte artan kan hacmi ve bebeğin içinde bulunduğu amniyon sıvısı nedeniyle su ihtiyacının da arttığını dile getiren Op. Dr. Öztaş, "Uzun süre susuz kalmak tansiyon düşüklüğüne, böbrek fonksiyonlarında etkilenmeye ve ciddi halsizliğe yol açabilir" uyarısında bulundu. "Her gebe için aynı cevap verilemez" "Gebe oruç tutamaz mı?" sorusuna net bir "evet" ya da "hayır" yanıtı verilemeyeceğini belirten Dr. Öztaş, değerlendirmelerin kişiye özel yapılması gerektiğini söyledi. Eğer gebelik sağlıklı ilerliyorsa, anne adayında diyabet, hipertansiyon, kalp ya da böbrek hastalığı gibi ek bir rahatsızlık yoksa ve gebelik düşük riskli gruptaysa; doktor kontrolünde bireysel değerlendirme yapılabileceğini belirten Öztaş, riskli gebeliklerde, gebelik şekeri olanlarda, tansiyon problemi yaşayanlarda veya bebekte gelişme geriliği bulunan durumlarda ise oruç tutmanın önerilmediğini ifade etti. "Sahur şart, dengeli beslenme şart" Oruç tutmaya karar veren gebelerin mutlaka sahur yapması gerektiğini belirten Op. Dr. Sonay Öztaş, günlük alınması gereken sıvı miktarının iftar ile sahur arasında tamamlanmasının önemine dikkat çekti. Sahur ve iftarda aşırı yemek tüketiminin hazımsızlık ve gereksiz kilo artışına yol açabileceğini hatırlatan Öztaş, dengeli ve kontrollü beslenmenin önemini vurguladı. Son olarak anne adaylarına çağrıda bulunan Öztaş, gebelik döneminde oruç tutmak isteyenlerin mutlaka takiplerini yapan hekim ve sağlık personeline danışmaları, mümkünse diyet desteği alarak süreci planlamaları gerektiğini sözlerine ekledi.
01 Mart 2026 Pazar - 11:03 Kapalı damarı Almanya’da açılmayınca, Elazığ’a gelip sağlığına kavuştu Almanya’nın Frankfurt kentinde yaşayan 2 çocuk babası Mustafa Katrancı, bacaklarında yaşadığı damar tıkanıklığını oradaki hastanelerde tedavi ettiremeyince, Elazığ’a gelerek ameliyat olup sağlığına kavuştu. Almanya’nın Frankfurt kentinde yaşayan 55 yaşındaki 2 çocuk babası Mustafa Katrancı, bacaklarındaki damar tıkanıklığı nedeniyle günlük hayatını sürdürmekte zorlanıyordu. Gün içinde 100 metreden fazla yürüyemiyor, kısa mesafelerde bile şiddetli ağrı yaşıyordu. Frankfurt’ta başvurduğu hastanede yapılan kontrollerde bir bacağındaki damarın yüzde 70, diğerinin ise tamamen tıkalı olduğu ortaya çıktı. Kısmen tıkalı olan damar açıldı ancak tamamen kapalı olan damar için doktorlar riskli olduğu gerekçesiyle müdahale edemeyeceklerini, bu nedenle bypass ameliyatı olması gerektiğini belirtti. Açık ameliyat olmak istemeyen Mustafa Katrancı, başka bir çözüm arayışına girdi. Memleketi Elazığ’da görev yapan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Necati Dağlı ile iletişime geçen Katrancı, yapılan değerlendirme sonrasında Elazığ’a gelerek Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Burada gerçekleştirilen işlemle hem tamamen tıkalı olan bacak damarı hem de karın bölgesindeki tıkalı damar ameliyatsız bir yöntem olan anjiyografi ile açıldı. Özel ilaçlı balon tekniği kullanılarak yapılan başarılı müdahale sayesinde hasta açık ameliyat olmaktan kurtuldu. İşlem sonrasında yürüyüş mesafesi belirgin şekilde artan Mustafa Katrancı bypass olmaktan kurtulmuş bir şekilde sağlığına kavuşarak taburcu edildi. Almanya’da yaşadığını belirten Mustafa Katrancı, "Almanya’dayken iki bacağımda sorun vardı. Birinde yüzde 70 bir diğerinde ise yüzde 100 tıkanıklık vardı. Orada geçen ay anjiyo oldum. Yüzde 70 tıkalı olan bacağımı açtılar, yüzde 100 tıkalı olan bacağımı ’açamayız, bypass olman gerekiyor’ dediler. Necati hocamı duymuştum ondan dolayı Elazığ’a geldim. Şu anda tıkalı olan damarlarımı açtılar. Şükürler olsun sağlığıma kavuştum kendimi iyi hissediyorum" dedi. Hastanın Almanya’nın Frankfurt kentinden geldiğini belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Necati Dağlı, "Hastamıza orada karın damarı yani eksternal iliak tam çıkış yerinden yüzde 100 tıkalıydı. Göbeğinin alt kısmında kasığını alt kısmına kadar yüzde 100 tıkanıklık vardı. Yan damarlardan doluş sağlanmaktaydı. Bunun üzerine Almanya’da yapılan anjiyo grafiklerinde hastanın kesinlikle açılamayacağını, anjiyo ile olmayacağını mutlaka karın damarından bacak damarına doğru, bypass ameliyatının olması gerektiğini bunun da çok yüksek riskli ameliyat olduğu için ölüm riskinin olduğunu belirtmişler. Hastamız bize ulaştı. Hastamıza yaptığımız muayeneler sonrasında tıkalı damarı açabileceğimizi ifade ettik. Daha sonra anjiyo grafi ile karnın alt kısmında kasığın altına kadar yüzde 100 tıkalı damarı, anjiyo ve ilaçlı balon yöntemiyle stent koymadan tedavi etmiş olduk. Buradaki avantajımız, stentler kendi damarına göre bir tık bacak damarlarında daha kısa süreli tıkandığını gözlemlenmiş. İlaçlı balonlar, özellikle iliak damara uygulanan ilaçlı balonların daha yeni bir yöntemdir. Daha önceden sadece stentle açılabileceği söyleniyordu ama yeni yayınlarda ilaçlı balonlarla da bu damarın açılabileceği bilimsel literatürde ifade edilmişti. Dolayısıyla bizde karın damarından çıkan bu damarı, ilaçlı balonla açarak hastamızı sağlığına kavuşturduk. Dün yaptığımız 1 saatlik işlemle hastamız sağlığına kavuştu. Bugün de hastamızı taburcu edeceğiz. Almanya’da yapılamaz denilen şey, muhtemelen doktorların eksikliğinden kaynaklanıyor. Tüm dünyada yapılan bir işlemi yaptık. Elazığ’da da yaklaşık 13 yıldır bu işlemi yapıyorum. 2012 yılından beri, yüzde 100 tıkalı bacak, karın ve kalp damarları yapıyorum" ifadelerini kullandı.
Malatya’da hasta yükünün büyük kısmını Eğitim ve Araştırma Hastanesi karşılıyor
06 Şubat 2026 Cuma - 12:39 Malatya’da hasta yükünün büyük kısmını Eğitim ve Araştırma Hastanesi karşılıyor Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, kent genelindeki hasta yükünün büyük bölümünü üstlenirken, hastaneye bir günde yaklaşık 8 bin 500 hasta başvurusu yapılıyor. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Fatih Gönültaş, 6 Şubat 2023 depremlerinin yıl dönümünde yaptığı değerlendirmede, hastanenin Malatya’daki sağlık hizmetlerinde merkezi bir rol üstlendiğini belirtti. Gönültaş, Malatya’da hasta yoğunluğunun önemli bir kısmının Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından karşılandığını söyledi. 6 Şubat depremlerini Malatya’da yaşayan sağlık çalışanlarından biri olduğunu ifade eden Gönültaş, sağlıkçıların da depremzede olmasına rağmen kentte sağlık hizmetlerinin aksamadan sürdürüldüğünü kaydetti. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin kent merkezindeki en büyük sağlık kuruluşu olduğunu ifade eden Gönültaş, "Hastanemiz Malatya’da tanı ve tedavi süreçlerinde hasta yükünün büyük bölümünü karşılayan bir kurumdur. Yaklaşık bin 55 yatak kapasitemiz ve 167 yoğun bakım yatağımız bulunuyor" dedi. Başhekim Doç. Dr. Fatih Gönültaş, hastaneye günlük poliklinik ve acil servis başvuruları dahil olmak üzere yaklaşık 8 bin ila 8 bin 500 hastanın müracaat ettiğini belirterek, yoğunluğun büyük bir ekip çalışmasıyla yönetildiğini söyledi. Gönültaş, sağlık hizmetlerinin hekiminden hemşiresine, teknik personelinden destek ekiplerine kadar tüm çalışanların özverisiyle yürütüldüğünü kaydetti. Malatya Turgut Özal Üniversitesi ile yapılan afiliyasyonun sağlık hizmetlerine önemli katkılar sunduğunu kaydeden Gönültaş, akademik kadronun desteğiyle daha önce sevk edilen birçok hastanın artık Malatya’da tedavi edilebildiğini söyledi. Hasta sayısındaki artış ve değişen hasta profiline de değinen Gönültaş, teknik altyapı ve personel açısından bir eksiklik yaşanmadığını artan nüfus ve hizmet talebi nedeniyle Malatya’nın daha büyük bir hastaneye ihtiyaç duyduğunu söyledi.
TVHB Başkanı Eroğlu: "Elim felakette hayatını kaybeden 53 bin 537 vatandaşımızı rahmetle anıyoruz"
06 Şubat 2026 Cuma - 11:38 TVHB Başkanı Eroğlu: "Elim felakette hayatını kaybeden 53 bin 537 vatandaşımızı rahmetle anıyoruz" Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu, "Elim felakette hayatını kaybeden 53 bin 537 vatandaşımızı, Hatay’da 14, Kahramanmaraş’ta 9, Osmaniye’de 3, Gaziantep’te 2 ve Adıyaman’da 1 olmak üzere 29 meslektaşımızı, 10 öğrencimizi ve 2 yardımcı personelimizi bir kez daha rahmetle anıyor, ailelerine ve sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz" dedi. TVHB, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin 3. yıl dönümü nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada depremlerde hayatını kaybeden 53 bin 537 vatandaşı ve Hatay’da 14, Kahramanmaraş’ta 9, Osmaniye’de 3, Gaziantep’te 2 ve Adıyaman’da 1 olmak üzere 29 meslektaşını, 10 öğrenciyi ve 2 yardımcı personeli rahmetle andı. ‘Asrın felaketi’ olarak geçen büyük depremin yıl dönümünde milletçe yaşanan tarifsiz acıyı bir kez daha derinden hissettiklerini belirten Eroğlu, "Bu elim felakette hayatını kaybeden 53 bin 537 vatandaşımızı, Hatay’da 14, Kahramanmaraş’ta 9, Osmaniye’de 3, Gaziantep’te 2 ve Adıyaman’da 1 olmak üzere 29 meslektaşımızı, 10 öğrencimizi ve 2 yardımcı personelimizi bir kez daha rahmetle anıyor; ailelerine ve sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz. Depremler toplumun tüm kesimlerinde derin yaralar bırakmış, sosyal, ekonomik ve çevresel düzen üzerinde kalıcı etkiler oluşturmuştur. Depremler hem insan hayatını hem de çok sayıda evcil, çiftlik ve yabani hayvanın yaşamını da etkilemiştir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak daha önce yaşanan deprem ve sel felaketlerinde olduğu gibi 6 Şubat merkezli depremlerde de afetin ilk anından itibaren insan ve hayvan sağlığını koruma sorumluluğuyla harekete geçerek, yaraların sarılması için tüm imkanlarımızı seferber ettik" ifadelerini kullandı. "Enkazdan çıkarılan hayvanların sağlık taramaları ve tedavileri yapıldı" Eroğlu, "Deprem bölgelerinde enkaz altından çıkarılan hayvanların sağlık taramaları ve tedavileri yapılmış, sahipsiz kalan hayvanların güvenli alanlara nakli sağlanmış, zoonotik hastalıkların yayılmasını önlemek için çalışmalar yürütülmüş ve su ile gıda güvenliğinin sağlanması için yoğun çaba harcanmıştır. Mesleki uzmanlık ve fedakarlıklarıyla veteriner hekimler afet yönetiminin ayrılmaz bir parçası olduklarını ortaya koyarak, sahada her türlü zorluğa rağmen görevlerini sürdürmüştür. Afet yönetiminin yalnızca müdahaleden ibaret olmadığı, risklerin önceden azaltılması, etkili kriz yönetimi ve sürdürülebilir iyileştirme süreçlerini kapsayan bütüncül bir yaklaşımı gerektirdiği açıktır" dedi. "Meslektaşlarımızın zararlarının bir kısmının karşılanması gerekliliktir" Depremde kliniği ve deposu yıkılan veteriner hekimlerin tüm ilaç stoklarının zayi olduğunu ifade eden Eroğlu, "Bölgedeki veteriner hekimlere devlet tarafından kayıplarının telafisine yönelik herhangi bir destek de sağlanmamıştır. Meslektaşlarımızın zararlarının bir kısmının karşılanması, yalnızca onların değil, aynı zamanda bölgedeki hayvancılığın da ayakta kalabilmesi için hayati bir gerekliliktir. Elektrik ve internet kesintileri gibi altyapı eksiklikleri nedeniyle İlaç Takip Sistemi ve ATS sistemlerine erişimde aksaklıklar yaşanmakta, bu durum veteriner hekimleri cezai yaptırımlarla karşı karşıya bırakmaktadır. Deprem bölgesindeki veteriner hekimler için ilaç stoklarının güncellenmesi ve geçmiş kayıplar sebebiyle uygulanacak cezai işlemler konusunda esneklik sağlanmalıdır. Aksi takdirde meslektaşlarımızın görevlerini yerine getirmesi imkansız hale gelecektir" açıklamasında bulundu. "Veteriner hekimlerin kendi iş yerlerine kavuşması artık bir zorunluluktur" TOKİ projeleri kapsamında veteriner hekimlerin kendi iş yerlerine kavuşması gerektiğini vurgulayan Eroğlu, "İş yeri kiralarındaki fahiş artış, yem fiyatlarının yükselmesi ve hayvancılığın ciddi oranda gerilemesi, mevcut veteriner kliniklerinin sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir. Rezerv ilan edilen veya edilmeyen inşaat alanlarındaki gecikmeler nedeniyle yeni bir iş yeri bulmak da büyük bir sorun haline gelmiştir. Uzun vadeli kredilerle desteklenen TOKİ projeleri kapsamında veteriner hekimlerin kendi iş yerlerine kavuşması artık bir zorunluluktur. Bölgede görev yapan meslektaşlarımız, ekonomik olarak büyük bir darboğaza sürüklenmiştir. Bu nedenle uzun vadeli, düşük faizli kredi imkanları ivedilikle sağlanmalıdır" değerlendirmesinde bulundu. "Veteriner hekimlerin yokluğu halk sağlığını ve hayvancılık sektörünü doğrudan tehdit etmektedir" TVHB olarak yıkılan kliniklerin yerine yenilerinin yapılabilmesi için ayni ve nakdi yardımların yapılması yönündeki taleplerini yineleyen Eroğlu, "Veteriner hekimlerin bilgi birikimi ve uzmanlığı sadece hayvan sağlığını değil, aynı zamanda insan sağlığını ve toplum refahını da doğrudan etkilemektedir. Unutulmamalıdır ki veteriner hekimlerin yokluğu, halk sağlığını, gıda güvenliğini ve hayvancılık sektörünü doğrudan tehdit etmektedir. Veteriner hekimlerin sesi duyulmalı, talepleri görmezden gelinmemelidir. Meydana gelebilecek doğal afet ve kriz anlarında halk sağlığının korunması, hayvan sağlığının gözetilmesi ve gıda güvenliğinin sağlanması adına yetkililerle iş birliği içinde çalışmaya her zaman hazır olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz. Depremde kaybettiğimiz vatandaşlarımızı ve meslektaşlarımızı rahmetle anıyor, milletimize başsağlığı diliyoruz" dedi.
Yatmadan önce telefona bakanlara uzmanından uyarı: "Beyniniz size oyun oynuyor"
06 Şubat 2026 Cuma - 11:38 Yatmadan önce telefona bakanlara uzmanından uyarı: "Beyniniz size oyun oynuyor" Televizyon karşısında uyuyan, yatmadan önce telefona bakan ve odasında gece lambası yananları uyaran Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Kılıç, "Göz kapakları kapalı olsa bile ortam ışığı retinaya ulaşır. Göz karanlığı algılamadıkça beyin uykuya geçmez. Bu süreçte melatoninin baskılanması, zamanla kronik yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve hormonal düzensizliklere yol açabilir" dedi. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Kılıç, gece ışık maruziyetinin uyku kalitesini ciddi biçimde bozduğunu belirterek, "Uyku yalnızca gözleri kapatmakla başlamaz, göz karanlığı algılamadıkça beyin uykuya geçmez" dedi. Gözün yalnızca görme organı olmadığını, aynı zamanda ışığı algılayarak beynin biyolojik saatini yönlendirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Aylin Kılıç, "Gözün iç tabakası olan retina, ışığı algıladığı anda beyne ’gündüz’ sinyali gönderir. Bu sinyal, uyku hormonu melatoninin salgılanmasını baskılar. Özellikle televizyon, bilgisayar ve cep telefonlarından yayılan mavi ışık, retina tarafından gündüz ışığı gibi algılanır" diye konuştu. Gece ışık altında uyumanın, kişinin uyuduğunu sanmasına rağmen vücudun dinlenme moduna geçememesine yol açtığını belirten Prof. Dr. Kılıç, "Televizyon açıkken uyuyanlar, yatmadan önce telefona bakanlar ya da odasında gece lambası yananlar aslında uyumuyor, yalnızca yatakta bekliyor" ifadelerini kullandı. Televizyon karşısında uyuyanlar dikkat Gece ışık altında uyumanın, kişinin uyuduğunu sanmasına rağmen vücudu dinlenme moduna sokmadığını vurgulayan Prof. Dr. Kılıç, "Televizyon açıkken uyuyanlar, yatmadan önce telefona bakanlar ya da odasında gece lambası yananlar uyumuyor, beyinleri gündüz gibi algıladıkları için sadece yatakta zaman geçiriyor" dedi. Melatoninin yalnızca uyku düzeniyle sınırlı olmadığını hatırlatan Prof. Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu hormon bağışıklık sistemi, hormon dengesi, hücre yenilenmesi ve stres kontrolünde de kritik rol oynar. Gece boyunca baskılanması, zamanla kronik yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve hormonal düzensizliklere neden olabilir. Göz kapakları kapalı olsa bile ortam ışığı retinaya ulaşır. Bilimsel olarak en sağlıklı yöntem tamamen karanlık bir ortamda uyumak. Uyku alanı ışık geçirmez olmalı, gerekirse göz maskesi kullanılmalı."
Nurdağı’nda çelik konstrüksiyonlu hastane 9 ayda tamamlandı, deprem bölgesine nefes oldu
06 Şubat 2026 Cuma - 11:24 Nurdağı’nda çelik konstrüksiyonlu hastane 9 ayda tamamlandı, deprem bölgesine nefes oldu Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıkıma neden olduğu Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde, 9 ay gibi kısa bir süre içerisinde çelik konstrüksiyon üzerine inşa edilen hastane, açıldığı günden bu yana vatandaşlara şifa dağıtmaya devam ediyor. Asrın felaketi olarak nitelendirilen Kahramanmaraş depremi ardından depremler sonrası sağlık altyapısında yaşanan kayıpların giderilmesi amacıyla kısa sürede hayata geçirilen hastane, modern yapısı ve güvenli mimarisiyle dikkat çekiyor. 9 büyüklüğündeki depreme dayanıklı olacak şekilde projelendirilen Nurdağı Devlet Hastanesi, yalnızca 9 ay gibi kısa bir sürede tamamlandı. 5 bin 995 metrekare alan üzerine çelik konstrüksiyon tekniği kullanılarak inşa edildi Toplam 5 bin 995 metrekare alan üzerine çelik konstrüksiyon tekniği kullanılarak inşa edilen hastane, 5 Ağustos 2024 tarihinde vatandaşların hizmetine sunuldu. 73 yatak kapasitesi, 3 ameliyathane ve 1 kadın doğum ameliyathanesi bulunan Nurdağı Devlet Hastanesi, açıldığı günden bu yana günlük yüzlerce hasta muayene ediliyor. Bölgedeki sağlık yükünü önemli ölçüde hafifleten hastane, hem depremzedelere hem de çevre ilçelerden gelen vatandaşlara şifa dağıtıyor. "Vatandaştan geri dönüşler gayet güzel" Depremden sonra inşa edilen hastaneye vatandaşlar tarafından geri dönüşlerin güzel olduğunu söyleyen Nurdağı Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Durmuş Gülsoy, "Hastanemiz depremde yıkıldı, hasar gördü, onun için yıktırıldı. Bu hastanemiz de 9 ay gibi kısa bir süre içerisinde yapıldı. 75 yataklı olarak yapıldı. Önceki hastanemiz 25 yataklıydı. Çelik konstrüksiyon hastanemiz ise 2 katlı olarak yapıldı. Vatandaştan geri dönüşler gayet güzel. Acil ve poliklinik olarak hizmet vermekteyiz. Hastanemizde daha önce görüntüleme yoktu. Şimdi hem tomografi, panoramik diş röntgeni, laboratuvar, ultrason her türlü cihazımız var ve hizmet vermekteyiz. Hastalarımız gayet memnun. Alanlarımız da çok geniş, bekleme alanlarımız çok güzel. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm siyasilere çok teşekkür ederiz. Hastanemiz çelik konstrüksiyon üzerine yapıldı. Depreme dayanıklı. Zaten iki kat şekilde yapıldı. Yaklaşık 333 civarında fore kazık üzerine oturtuldu" dedi. "Önceki hastanemize göre bu hastane daha güzel" Eski hastane ile çelik konstrüksiyon üzerine inşa edilen hastaneyi karşılaştıran İbrahim Turangöz, "Hastanenin yeri de boyut olarak da çok güzel oldu. Önceki hastanemize göre bu hastane daha güzel. Yer olarak aynı yere yapıldı. Doktorlar da çok güzel ilgileniyorlar" ifadesini kullandı. "Hastanemizden çok memnunuz" Hastaneden memnun olduklarını dile getiren Betül Bani isimli vatandaş ise, "Depremden sonra hastanemiz güzel bir şekilde, hızlı bir şekilde yapıldı. Normalde hastanemizin temizliği yönünden güzel, güvenlikçileri yönünden güzel. Çok memnunuz" diye konuştu.
Nurdağı’nda çelik konstrüksiyonlu hastane 9 ayda tamamlandı, deprem bölgesine nefes oldu
06 Şubat 2026 Cuma - 11:20 Nurdağı’nda çelik konstrüksiyonlu hastane 9 ayda tamamlandı, deprem bölgesine nefes oldu Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıkıma neden olduğu Gaziantep’in Nurdağı 9 ay gibi kısa bir süre içerisinde çelik konstrüksiyon üzerine inşa edilen hastane, açıldığı günden bu yana vatandaşlara şifa dağıtmaya devam ediyor. Asrın felaketi olarak nitelendirilen Kahramanmaraş depremi ardından depremler sonrası sağlık altyapısında yaşanan kayıpların giderilmesi amacıyla kısa sürede hayata geçirilen hastane, modern yapısı ve güvenli mimarisiyle dikkat çekiyor. 9 büyüklüğündeki depreme dayanıklı olacak şekilde projelendirilen Nurdağı Devlet Hastanesi, yalnızca 9 ay gibi kısa bir sürede tamamlandı. 5 bin 995 metrekare alan üzerine çelik konstrüksiyon tekniği kullanılarak inşa edildi Toplam 5 bin 995 metrekare alan üzerine çelik konstrüksiyon tekniği kullanılarak inşa edilen hastane, 5 Ağustos 2024 tarihinde vatandaşların hizmetine sunuldu. 73 yatak kapasitesi, 3 ameliyathane ve 1 kadın doğum ameliyathanesi bulunan Nurdağı Devlet Hastanesi, açıldığı günden bu yana günlük yüzlerce hasta muayene ediliyor. Bölgedeki sağlık yükünü önemli ölçüde hafifleten hastane, hem depremzedelerin hem de çevre ilçelerden gelen vatandaşlara şifa dağıtıyor. "Vatandaştan geri dönüşler gayet güzel" Depremden sonra inşa edilen hastaneye vatandaşlar tarafından geri dönüşlerin güzel olduğunu söyleyen Nurdağı Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Durmuş Gülsoy, "Hastanemiz depremde yıkıldı, hasar gördü, onun için yıktırıldı. Bu hastanemiz de 9 ay gibi kısa bir süre içerisinde yapıldı. 75 yataklı olarak yapıldı. Önceki hastanemiz 25 yataklıydı. Çelik konstrüksiyon hastanemiz ise 2 katlı olarak yapıldı. Vatandaştan geri dönüşler gayet güzel. Acil ve poliklinik olarak hizmet vermekteyiz. Hastanemizde daha önce görüntüleme yoktu. Şimdi hem tomografi, panoramik diş röntgeni, laboratuvar, ultrason her türlü cihazımız var ve hizmet vermekteyiz. Hastalarımız gayet memnun. Alanlarımız da çok geniş, bekleme alanlarımız çok güzel. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm siyasilere çok teşekkür ederiz. Hastanemiz çelik konstrüksiyon üzerine yapıldı. Depreme dayanıklı. Zaten iki kat şekilde yapıldı. Yaklaşık 333 civarında fore kazık üzerine oturtuldu" dedi. "Önceki hastanemize göre bu hastane daha güzel" Eski hastane ile çelik konstrüksiyon üzerine inşa edilen hastaneyi karşılaştıran İbrahim Turangöz. "Hastanenin yeri de boyut olarak da çok güzel oldu. Önceki hastanemize göre bu hastane daha güzel. Yer olarak aynı yere yapıldı. Doktorlar da çok güzel ilgileniyorlar" ifadesini kullandı. "Hastanemizden çok memnunuz" Hastaneden memnun olduklarını dile getiren Betül Bani isimli vatandaş ise, "Depremden sonra hastanemiz güzel bir şekilde, hızlı bir şekilde yapıldı. Normalde hastanemizin temizliği yönünden güzel, güvenlikçileri yönünden güzel. Çok memnunuz." diye konuştu.
Çocuğunuz kalp sağlığı için bu 10 belirtiye dikkat
06 Şubat 2026 Cuma - 10:36 Çocuğunuz kalp sağlığı için bu 10 belirtiye dikkat Kalp hastalıklarının yalnızca yetişkinlerde görüldüğü düşünülse de, çocukluk çağında da kalp rahatsızlıklarına sıkça rastlanabiliyor. Çocuk Kardiyolojisi Uzm. Dr. Bahattin Öncü, çocuklarda doğuştan veya sonradan gelişebilen kalp hastalıklarının erken tanı ile ciddi sonuçlarının önlenebileceğini belirterek aileleri uyardı. Medicana Bursa Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzm. Dr. Bahattin Öncü, çocuklarda görülebilecek kalp hastalıklarının genellikle doğumsal olduğunu ancak enfeksiyonlar, genetik hastalıklar veya diğer tıbbi durumlarla birlikte zamanla da gelişebileceğini ifade etti. Uzm. Dr. Bahattin Öncü, ailelerin 10 belirti karşısında dikkatli olması gerektiğini vurguladı. Öncü şu uyarılarda bulundu; "Hızlı ve zorlu nefes alıp-verme: Ateş ya da akciğer hastalığı olmadan nefes sayısının normalden fazla olması, solunum olayına kaburga kaslarının ve burun kanatlarının katılması durumunda mutlaka kalp hastalığı akla gelmelidir. Morarma: Doğumda veya hemen sonrasında dudaklarda, dilde ve genel olarak tüm vücutta morarma görülmesi ciddi bir kalp hastalığı bulgusu olabilmektedir. İlerleyen yaşlarda aşırı heyecanlanma, nefes tutma atakları, soğuk havalarda görülebilen morarmalar ise genelde sağlıklı bireyle görülmektedir. Çarpıntı: Kalp atımının kişinin kendi tarafından rahatsız edici bir şekilde hissedilmesidir. Ciddi bir ritim bozukluğu belirtisi olabileceği gibi geçirilen enfeksiyonlara ya da kullanılan ilaçları bağlı olarak da görülebilmektedir. Kalpte üfürüm duyulması: Fizik muayene esnasında kalbi dinlerken duyulan anormal seslere üfürüm diyoruz. Çocukluk döneminde her on çocuktan dördünde duyulabilmektedir. Bu ses duyuluyor ise mutlaka çocuk kardiyoloji hekimi tarafından değerlendirilmesi gerekir. Üfürüm duyulan çocuklarında büyük genelinde kalp hastalığı bulunmamaktadır, bu üfürümler masum üfürüm olarak adlandırılmaktadır. Göğüs ağrısı: Çocuklarda görülen göğüs ağrılarının sebebi genellikle kalp dışındaki dokulardan kaynaklanmaktadır. Nadiren kalp hastalıklarına bağlı sebepler olsa da mutlaka kardiyoloji hekiminin değerlendirmesi önerilmektedir. Büyüme gelişme geriliği: Kalp yetersizliği gelişen hastalarda enerji tüketimi artacağı için uzun dönemde kilo alama, akranlarından boy ve kilo olarak geri kalma görülebilir. Çabuk yorulma ve halsizlik: Kalp yetersizliği, kalp delikleri ya da damar darlığı gibi durumlarda kalp vücudun ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalarak bu şikayetlere neden olabilir. Eklem ağrısı ve şişliği: Kalp romatizmasının bulgusu olarak diz, dirsek, el ve ayak bileklerinde ağrılı şişlikler görülebilmektedir. Uzamış ateş: 5 günden uzun süren ateşli hastalıklar kalbi besleyen damarlarda genişlemeye yol açan kawasaki hastalığı olabilir. Teşhis ve tedavisi çok önemlidir. Göğüs grafilerinde kalpte anormallik görülmesi: Hekimler tarafından genellikle farklı sebeplerle çekilen akciğer filmlerinde kalpte anormal görünümler fark edilebilir."
ESOGÜ Hastanesi, kemik iliği nakli ile hastalara umut olmayı sürdürüyor
06 Şubat 2026 Cuma - 10:35 ESOGÜ Hastanesi, kemik iliği nakli ile hastalara umut olmayı sürdürüyor Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Onkolojisi ve Hematolojisi Bilim Dalı tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, ESOGÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde kemik iliği nakli alanında önemli başarılara imza atılmaya devam ediliyor. Hastanede 25 Haziran 2021 tarihinde açılışı gerçekleştirilen Çocuk Kemik İliği Nakli Ünitesi’nde ilk nakil işlemi 28 Kasım 2021 tarihinde başarıyla gerçekleştirilmişti. Ünitenin faaliyete geçtiği tarihten itibaren talasemi, orak hücreli anemi, lösemi ve diğer kanser tanılı çocuk hastalara kemik iliği nakli uygulanmaya devam ediliyor. "Toplam 37 başarılı kemik iliği nakli gerçekleştirilmiştir" Çalışmalarla ilgili olarak Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi yetkililerince yapılan açıklamada, "Çocuk hastalarda büyük oranda allojenik kemik iliği nakli tercih edilmekte olup, bu yöntemde sağlıklı vericiden toplanan kök hücreler yoğun kemoterapi sürecinden geçirilerek nakle hazırlanan hastaya aktarılmaktadır. Kemik iliği nakli, her sağlık merkezinde uygulanabilen bir tedavi yöntemi olmayıp, alanında özel eğitim almış çocuk hematoloji ve onkoloji uzmanları tarafından yürütülmektedir. Süreç uzun, titiz ve özverili bir çalışma gerektirmekte, aynı zamanda güçlü bir ekip koordinasyonu ile ilerlemektedir. Tedavinin başarısı, bilimsel donanımın yanı sıra sabır, deneyim ve hasta aileleriyle kurulan etkili iletişimle doğrudan ilişkilidir. Bu kapsamda yürütülen tüm çalışmalar, nakil ekibinin başında bulunan Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Zeynep Canan Özdemir’in liderliğinde gerçekleştirilmektedir. Nakil ekibi deneyimli hemşireler, nakil koordinatörü ve terapötik aferez birimi gibi önemli bileşenlerden oluşmakta olup, tüm işlemler büyük bir koordinasyon içerisinde yürütülmektedir. Bugüne kadar aile içi, aile dışı ve yarı uyumlu vericilerden yapılan nakiller dahil olmak üzere toplam 37 başarılı kemik iliği nakli gerçekleştirilmiştir. Son olarak 3 yaşında ve 15 kilogram ağırlığındaki en küçük vericiden kemik iliği toplama işlemi başarıyla tamamlanmıştır. Yaklaşık iki saat süren işlem sonucunda elde edilen kök hücreler, kardeşinin tedavisi için kullanılmıştır. Verici çocuğun sağlık durumu iyi olup, normal yaşantısına dönmeye hazır olduğu belirtilmiştir. ‘Bir insanı kurtarmak, insanlığı kurtarmaktır’ anlayışıyla yola çıkan ESOGÜ Çocuk Kemik İliği Nakli Ekibi, aynı kararlılık ve inançla çalışmalarını sürdürmekte, çocuk hastalara umut olmaya devam etmektedir" ifadeleri yer aldı.
Özel Tekden Hastanesi kansere farkındalık için gökyüzünü renklendirdi
06 Şubat 2026 Cuma - 10:20 Özel Tekden Hastanesi kansere farkındalık için gökyüzünü renklendirdi Özel Denizli Tekden Hastanesi, 4 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında Kanser Farkındalık Semineri düzenledi. Uzman doktorların sunumlarıyla gerçekleştirilen programda kanserin teşhisi, erken teşhisin önemi, korunma yolları ve güncel tedavi yöntemleri detaylı şekilde ele alındı. Özel Denizli Tekden Hastanesi, 4 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında hastane personeli ve vatandaşlara yönelik Kanser Farkındalık Semineri düzenledi. Uzman doktorların sunumlarıyla gerçekleştirilen programa yoğun katılım sağlandı. Seminerde; Tıbbi Onkoloji Uzmanı Uz. Dr. Canan Karan, Kanser Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Yunus Acar ve Kanser Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Tekin katılımcılara önemli bilgiler aktardı. Sunumlarda kanserin teşhisi, erken teşhisin önemi, korunma yolları ve güncel tedavi yöntemleri detaylı şekilde ele alındı. Programın sonunda, kanserle mücadelede farkındalık oluşturmak amacıyla Özel Denizli Tekden Hastanesi önünde renkli balonlar gökyüzüne bırakıldı. Etkinlik, katılımcılardan büyük ilgi gördü. "Erken evrede konulan teşhis ile hastalıktan tamamen kurtulabiliriz" Erken evrede konulan teşhis ile hastalıktan tamamen tedavisinin olduğunu ifade eden Tıbbı Onkoloji Uzmanı Uz. Dr. Canan Karan, "4 Şubat Dünya Kanser günü, bu farkındalık gününde hastaneden katılacak olan arkadaşlarımıza belli başlı sunum yapacağım. Kanser hakkında bilgiler vereceğiz. Çevresel faktörlerden uzak durmamız gerekiyor. Örneğin; sigara, alkol kullanmak, obezite, hava kirliliğini maruz kalmak gibi bu tarz çevresel faktörlerden uzak kalmamız gerekiyor. Erken evrede konulan teşhis ile hastalıktan tamamen kurtulabiliriz" diye konuştu. "4 Şubat Dünya Kanser gününde taramaları hatırlatmak ve halka bilinçlendirmek için sunum yapacağız" Meme kanserleri için 40 yaş üzeri her yıl bir kez mamografi, bağırsak kanseri için ise 45 yaş üzeri her yıl bir kez kolonoskopi yapılmasını öneren Kanser Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Yunus Acar, "4 Şubat Dünya Kanser gününde taramaları hatırlatmak ve halka bilinçlendirmek için sunum yapacağız. Genel Cerrahi alanında 2 tür kanserimiz var. Meme kanseri ve kalın bağırsak kanseri yer alıyor. Meme kanseri için 40 yaş üzerinde her kadına yılda bir kez mamografi öneriyoruz. Bunun yanında bağırsak kanseri için de 45 yaş üzeri tüm erkek, kadın fark etmez kolonoskopi yapmasını öneriyoruz" ifadelerini kullandı. "Herkes bilgiye kolay ulaşabiliyor fakat bazen bu bilgiler yanıltıcı olabiliyor veya vatandaşlarımızı korkutabiliyor" Vatandaşların bilgiye kolay ulaştığını fakat bazen bu bilgilerin yanıltıcı olduğu için hastaneye başvurmalarının en doğru olduğunu belirten Kanser Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Tekin, "4 Şubat Dünya Kanser günü ve bu nedenle personellerimiz ile birlikte kanserler hakkında genel bilgiler vereceğiz. Kanser denilince toplumda en sık görülen akciğer kanseri, meme kanseri, kolon kanseri veyahut kanserlerin nasıl ortaya çıktığı konusunda bilgi aktaracağız. Herkes bilgiye kolay ulaşabiliyor fakat bazen bu bilgiler yanıltıcı olabiliyor veya vatandaşlarımızı korkutabiliyor. Biz burada en doğru şekilde hem personelimize hem de gelen vatandaşlarımıza bu konuda bilgilendireceğiz" dedi.