SAĞLIK
Anne adayları artık doğal doğumu tehcih ediyor 25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:58:24 Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, Ebeler Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada anne adaylarının sezeryana kıyasla normal doğumu tehcih ettiklerini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, 21-28 Nisan Ebeler Haftası dolayısıyla ebelik mesleğinin sağlık sistemindeki yeri, eğitim süreçleri ve geleceğine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Ebelik mesleğinin sağlık sisteminin temel yapı taşlarından biri olduğunu belirten Cesur, ebelerin sağlığın korunması, geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi ile tedavi ve bakım hizmetlerini bir arada sunduğunu ifade etti. Ebelerin birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin tamamında aktif rol aldığını vurgulayan Cesur, köyden kente kesintisiz sağlık hizmeti sunarak toplumun her kesimine ulaştıklarını söyledi. Anne ve bebek sağlığındaki kritik rolüne dikkat çeken Cesur, ebelerin anne ve bebek ölümlerinin azaltılmasında en önemli meslek gruplarından biri olduğunu belirtti. Sağlıklı gebelik planlamasından doğum ve doğum sonrası sürece kadar geçen tüm aşamalarda ebelerin aktif görev aldığını dile getirdi. İstihdam alanları güçlenmeli Türkiye’de ebelik alanında son yıllarda akademik ve klinik anlamda önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Cesur, akademik kadronun güçlendiğini, bilimsel çalışmaların arttığını kaydetti. Ancak mesleğin yetki, görünürlük ve istihdam alanlarında daha da güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Toplumda ebelik mesleğine yönelik yanlış algıların bulunduğunu da belirten Cesur, ebelerin yalnızca doğum yaptıran sağlık çalışanları olarak görülmesinin doğru olmadığını ifade etti. Ebelik hizmetlerinin gebelik öncesinden başlayarak lohusalık dönemine kadar uzanan geniş bir süreci kapsadığını vurguladı. Doğuma karşı yaklaşım değişti Ebelerin doğum sürecinde sadece tıbbi değil aynı zamanda psikolojik destek de sunduğunu dile getiren Cesur, anne adayının kaygısını azalttıklarını ve doğum deneyiminin daha olumlu geçmesine katkı sağladıklarını belirtti. Günümüzde doğum yaklaşımlarının değiştiğini ifade eden Cesur, kadın merkezli ve kanıta dayalı uygulamaların ön plana çıktığını, doğal doğuma yönelimin arttığını söyledi. Sezaryen oranlarının dengelenmesi yönünde çalışmaların sürdüğünü belirten Cesur, ebelerin bu süreçteki öneminin giderek daha fazla anlaşıldığını kaydetti. Aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştiriliyorlar Ebelik eğitimi hakkında da bilgi veren Cesur, bölümde teorik ve uygulamalı derslerin dengeli şekilde, öğrencilerin aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştirildiğini ifade etti. Simülasyon teknolojileri, sanal gerçeklik ve dijital eğitim materyallerinin eğitim sürecine entegre edildiğini belirtti. Bölümün akademik çalışmalarına da değinen Cesur, 2023 yılında akredite olduklarını ve Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) logosu almaya hak kazanan Türkiye’deki ilk ebelik bölümü olduklarını söyledi. Bu durumun mezunların uluslararası düzeyde tanınırlığını artırdığını ifade etti. Ebeler Haftası mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem Mezunların hastaneler, aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ve akademide görev alabildiğini belirten Cesur, birçok mezunun akademik ve idari kariyerlere yöneldiğini de sözlerine ekledi. Teknolojinin ebelik mesleğine katkı sağladığını vurgulayan Cesur, öğrenmeyi kolaylaştırdığını, problem çözme ve karar verme becerilerini geliştirdiğini ifade etti. Ancak veri güvenliği ve mahremiyet konularına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Ebeler Haftası’nın mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem olduğunu belirten Cesur, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara verdiği öneme dikkat çekerek, sağlıklı nesillerin temelinde ebelerin önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Cesur, sözlerini "Sağlıklı bir toplumun temeli sağlıklı anneler ve bebeklerdir. Ebeler bu sürecin güvencesidir" ifadeleriyle tamamladı.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:18 Eskişehir İl Sağlık Müdürü Bildirici’den Dünya Sıtma Günü uyarısı: "Risk tamamen bitmedi" Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2008 yılından bu yana her yıl 25 Nisan’da anılan Dünya Sıtma Günü kapsamında açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtmanın; plasmodium cinsi paraziti taşıyan dişi anofel sivrisineklerin ısırığı yoluyla bulaşan ve kırmızı kan hücrelerini enfekte ederek hayatı tehdit edebilen ciddi bir hastalık olduğunu belirtti. Hastalığın ilk belirtilerinin genellikle sivrisinek ısırığını takip eden 10-15 gün içerisinde baş ağrısı, titreme ve ateş şeklinde ortaya çıktığını ifade etti. İnsanlarda sıtmaya yol açan beş farklı plasmodium türü bulunduğunu dile getiren Bildirici, özellikle P. falciparum ve P. vivax türlerinin en büyük riski oluşturduğunu, falciparum tipinin tedavi edilmediği durumlarda kısa sürede ağır seyrederek ölüme neden olabildiğini vurguladı. "Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı sıtma riski altında" İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, dünya nüfusunun yaklaşık yarısının sıtma riski altında bulunduğunu, bu riskin özellikle Sahra altı Afrika ülkelerinde yoğunlaştığını ifade etti. Türkiye’de geçmiş yıllarda yaygın olarak görülen sıtmanın, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen etkin çalışmalar neticesinde yerli bulaşının sona erdiğini belirtti. Bildirici, ülkemizde sıtma etkenini taşıyabilecek sivrisinek türlerinin halen bulunduğuna dikkat çekerek; iklim ve çevresel faktörler, artan uluslararası seyahatler, endemik bölgelerden gelen vakalar ve düzensiz göç hareketleri nedeniyle yurtdışı kaynaklı sıtma vakalarının görülebildiğini söyledi. Ayrıca Türkiye’nin subtropikal kuşakta yer alması ve iklim değişikliğine bağlı sıcaklık artışlarının da hastalık riskini artırabileceğini dile getirdi. "Vatandaşlarımız riskli bölgelere seyahat ederken dikkat etmeli" Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtma riskinin tamamen ortadan kalkmadığını, bu nedenle Sıtma Eliminasyon Programı kapsamında yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Vatandaşların özellikle riskli bölgelere seyahat öncesinde gerekli koruyucu önlemleri almaları ve hastalık belirtileri görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini ifade etti.
Nöroloji Uzmanı Dr. Yiğiter: "Alzheimer’da erken tanı, tedavinin etkinliğini arttırıyor"
04 Eylül 2025 Perşembe - 13:37 Nöroloji Uzmanı Dr. Yiğiter: "Alzheimer’da erken tanı, tedavinin etkinliğini arttırıyor" Medical Point Gaziantep Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Remzi Yiğiter, Eylül ayının "Dünya Alzheimer Ayı" dolayısıyla yaptığı açıklamada, Alzheimer hastalığına dikkat çekerek erken tanının tedavi sürecindeki önemine vurgu yaptı. Alzheimer’ın, demansa (bunamaya) yol açan hastalıklar arasında en sık rastlananı olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Yiğiter, özellikle 65 yaş üzerindeki bireylerde hastalığın görülme sıklığının arttığını söyledi. Dr. Yiğiter, "Alzheimer; hafıza, düşünme, davranış ve sosyal yetenekleri etkileyerek kişinin günlük yaşam aktivitelerini ciddi şekilde kısıtlayan ilerleyici bir hastalıktır" dedi. "Alzheimer, Demansın tek nedeni değil" Alzheimer’ın demansa neden olan tek hastalık olmadığının altını çizen Yiğiter, "Beyin damar hastalıkları, Parkinson hastalığı, bazı enfeksiyonlar ve sistemik hastalıklar da benzer şekilde bilişsel gerilemeye neden olabilir. Bu nedenle doğru tanı çok önemlidir" şeklinde konuştu. "Üç temel belirti grubuna dikkat" Doç. Dr. Remzi Yiğiter, Alzheimer hastalığının belirtilerini üç ana başlıkta özetleyerek, "Zihinsel işlevlerde bozulma: sürekli unutkanlık, aynı olayları tekrar anlatma, kelime bulmada ve anlamada zorluk, dikkat dağınıklığı, zaman ve mekan karıştırma, plan yapma ve karar alma güçlüğü. Davranışsal değişiklikler: Kişilikte farklılıklar, içe kapanma, ilgi kaybı, aniden öfkelenme, hezeyan, halüsinasyon, uyku bozuklukları, takıntılı ya da uygunsuz davranışlar. Günlük yaşam aktivitelerinde bozulma: Para hesaplamada güçlük, kişisel bakımda aksaklık, giyinme, beslenme gibi temel işlevlerde zorlanma" ifadelerini kullandı. "Erken tanı ile tedavi daha etkili" Tanı sürecinde hasta yakınlarının gözlemleri ve ayrıntılı öykü alımının büyük önem taşıdığını belirten Dr. Yiğiter, teşhis için beyin görüntüleme yöntemleri ile birlikte nöropsikolojik testlerin kullanıldığını ifade etti. Erken tanının, hastalığın seyrini yavaşlatmada etkili olduğuna dikkat çeken Yiğiter "Alzheimer ne yazık ki tamamen tedavi edilebilen bir hastalık değil. Ancak erken dönemde başlanacak ilaç ve destek tedavileri, hastalığın ilerlemesini geciktirebilir ve yaşam kalitesini artırabilir" diye konuştu.
Siirt’te vatandaşlara kanser taraması hizmeti
04 Eylül 2025 Perşembe - 13:36 Siirt’te vatandaşlara kanser taraması hizmeti Siirt’te vatandaşların erken teşhis ve tedaviye erişimini kolaylaştırmak amacıyla mobil mamografi aracı mahalle mahalle dolaşarak ücretsiz sağlık hizmeti veriyor. Kanser taramalarında erken teşhisin önemine dikkat çeken yetkililer, özellikle kadınların ücretsiz mamografi taramasından yararlanması için çağrıda bulundu. İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde hizmet veren mobil araç sayesinde çok sayıda vatandaş bulunduğu mahallede taramadan geçiyor. Vatandaşlar da mobil mamografi hizmetinden duydukları memnuniyeti dile getirdi. Vatandaşlardan Kübra Yılmaz, "Bu mahalleye ziyarete gelmiştim. Burada mobil mamografi aracını görünce ilgilenen arkadaşlar da yönlendirdi, ben de testimi yaptırdım. Erken teşhis gerçekten çok önemli. Özellikle 30 yaş üstü tüm kadınları bu hizmetten faydalanmaya davet ediyorum. Çünkü erken teşhis hayat kurtarır’’ dedi. İhsan Yağsız ise "Sağlık hizmetinin önemi zaten ortada, ancak erken teşhis bu noktada çok daha büyük bir değer taşıyor. Halkımızın bu hizmete ilgi göstereceğine inanıyorum. Erken teşhis sayesinde ileride gelişebilecek ciddi hastalıkların önüne geçmek mümkün. Ben de geçerken aracı gördüm ve testimi aldım. Evde uygulamam için detaylı bilgi verdiler, ilgilenen görevlilere ayrıca teşekkür ediyorum. Herkesin katılmasını isterim çok faydalı bir hizmet" diye konuştu. Yetkililer, mobil mamografi aracının belirlenen program çerçevesinde kentin farklı noktalarında hizmet vermeyi sürdüreceğini belirtti.
Eskişehir’de başarılı bir sağlık operasyonu
04 Eylül 2025 Perşembe - 13:19 Eskişehir’de başarılı bir sağlık operasyonu Eskişehir’de yaşayan 72 yaşındaki Mustafa Özkan’ın rektum bölgesindeki 8 santimetre çapındaki polip, Özel Ümit Hastanesi’inde Gastroentoroloji Uzmanı Dr. Abdullatif Şirin tarafından ESD yöntemi ile çıkarıldı. Mustafa Özkan, uzun süredir devam eden ishal şikâyetiyle Özel Ümit Hastanesi’ne başvurdu. Yapılan kontrollerde Özkan’ın rektum bölgesinde 8 santimetre büyüklüğünde polip tespit edildi. Hastanenin Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Abdullatif Şirin, tespit edilen polipi cerrahi kesi yapmadan, endoskopik bir yöntem olan Endoskopik Submukozal Diseksiyon (EDS) tekniği ile başarıyla çıkardı. Böylece hem açık ameliyata gerek kalmadı hem de hastanın hayat boyu kalıcı torba (kolostomi) kullanmasının önüne geçildi. Kalıcı kolostomi torbası takılmasının önüne geçildi. Operasyon hakkında bilgi veren Dr. Şirin, süreci şöyle anlattı: "72 yaşındaki hastamız Mustafa Özkan, uzun süredir devam eden kronik ishal şikâyeti ile hastanemize başvurdu. Yapılan kolonoskopi incelemesinde, hastanın rektum bölgesinde 8 santimetre büyüklüğünde polip tespit ettik. Cerrahi kesi yapılmadan, tamamen endoskopik yöntem olan ESD tekniği kullanarak polipi başarıyla çıkardık. Böylece açık ameliyata gerek duyulmadan hastanın tedavisi yapıldı. Ayrıca hayat boyu kalıcı kolostomi torbası takılmasının da önüne geçilerek hastamızın yaşam kalitesi de korundu. Hastamız, uygulanan bu başarılı işlem sayesinde kısa sürede sağlığına kavuşarak taburcu edildi." Uzman doktorlarca uygulanmalı Dr. Şirin, ESD yönteminin ileri bir endoskopik yöntem olduğunu ve bu alanda uzmanlaşmış doktorlar tarafından yapılabileceğini belirterek, yöntemin avantajlarını şöyle sıraladı: "Cerrahiye gerek kalmadan büyük poliplerin güvenli şekilde çıkarılmasını sağlar. Lezyonun tek parça halinde çıkarılması, patolojik incelemenin daha doğru yapılmasına imkân tanır. Hastalar, klasik cerrahi yöntemlere kıyasla çok daha kısa sürede toparlanır ve günlük yaşamlarına dönebilir." Sağlık çalışanlarına teşekkür Kısa sürede taburcu edilen ve günlük yaşamına geri dönen hasta Mustafa Özkan ise duygularını şu sözlerle paylaştı: "Yıllardır bu rahatsızlığı çekiyordum. Ameliyatsız ve kalıcı kolostomi torbası kullanmak zorunda kalmadan kurtulduğum için çok mutluyum. Doktoruma ve tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ediyorum."
Halk Sağlığı Haftası’nda erken teşhis ve sağlıklı yaşam vurgusu
04 Eylül 2025 Perşembe - 12:32 Halk Sağlığı Haftası’nda erken teşhis ve sağlıklı yaşam vurgusu Türkiye genelinde her yıl 3–9 Eylül tarihleri arasında kutlanan Halk Sağlığı Haftası kapsamında, Samsun Büyük Anadolu Hastaneleri ve Başhekimi Dr. Ahmet Muhlis Korur, toplumun sağlık bilincini artırmaya yönelik bilgilendirmelerde bulundu. Dr. Korur, özellikle erken teşhis, hareketli yaşam ve obeziteyle mücadele konularına dikkat çekti. Bu yıl Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda 81 ilde 7 gün boyunca 7 ayrı temayla gerçekleştirilecek Halk Sağlığı Haftası etkinlikleri, bireylerin koruyucu sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmayı ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik etmeyi hedefliyor. "Erken teşhis hayat kurtarıyor" Dr. Korur, etkinlikler kapsamında "Hareket et, doğru beslen, sağlıklı yaşa", "Hayatı Kaçırma", "Sağlıklı çocuk, sağlıklı gelecek", "Nefesiniz dumansız, hayatınız sağlıklı olsun" ve "Kanserde Erken Teşhis Hayat Kurtarır" mottolarıyla sigaranın zararları, kanserle mücadele, erken teşhisin önemi, hareketli yaşam ve obezite konularında bilgilendirmelerde bulundu. Düzenli sağlık kontrolü hayati önemde Dr. Korur, halk sağlığının yalnızca hastalıkların tedavisiyle değil, önlenmesiyle de doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayarak, bireylerin düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini söyledi. Ayrıca dengeli beslenme, fiziksel aktivite ve ruh sağlığının önemine dikkat çekti. Toplumun her kesiminin sağlık hizmetlerine eşit erişebilmesi için kamu ve özel sektör iş birliğinin önemine değinen Dr. Korur, çevresel faktörler ve sosyal koşulların sağlık üzerindeki etkilerinin bilinçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Kırıkkale’de 112 motosiklet ambulans ekipleri her an göreve hazır
04 Eylül 2025 Perşembe - 12:01 Kırıkkale’de 112 motosiklet ambulans ekipleri her an göreve hazır Kırıkkale’de 112 motosiklet ambulans ekipleri, kritik noktalarda hazır bekleyerek acil vakalara en kısa sürede müdahale ediyor. Sağlık Bakanlığına bağlı 112 motosiklet ambulans ekipleri, Kırıkkale’de kara ambulanslarının girmekte zorlandığı dar sokaklar, park alanları ve trafiğin yoğun olduğu bölgelerde vakalara kısa sürede ulaşmak için görev yapıyor. Saniyelerle yarışan ekipler, olay yerine en hızlı sürede intikal ederek vatandaşların hayatını kurtarmada kritik rol üstleniyor. Kırıkkale’de özellikle caddeler, park alanları ve dar sokaklar gibi vatandaşların yoğun bulunduğu bölgelerde görev yapan motosiklet ambulans ekipleri, muhtemel vakalara karşı teyakkuz halinde bulunuyor. Trafiğe takılmadan ilerleyebilen motosiklet ambulanslar, olay yerinde ilk müdahaleyi yaptıktan sonra hastaları kara ambulanslarına teslim ediyor. 112 Başhekimi Uzman Dr. Orhan Kasar, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, motosiklet ambulansların vatandaşlara hızlı sağlık hizmeti sunduğunu söyledi. Kasar, "Hedefimiz, acil sağlık ihtiyacı duyan vatandaşlarımıza zamanında ulaşarak sağlık hizmeti sunmaktır. Bu amaçla motosikletli ambulanslarımız şehirde devriye atıyor. 2 motosikletli ambulansla vatandaşlarımıza hızlı ve etkin sağlık hizmeti vermekteyiz" dedi. "Her an vakaya hazırız" Kırıkkale’de yoğun bölgelerde her an her vakaya hazır olduklarını belirten sağlık personeli Onur Araç, "Kırıkkale’de yoğun bölgelerde her an her vakaya hazırlıklıyız. Trafik kazaları, darp, bıçaklı veya silahlı yaralanmalarda önden gidip ilk müdahaleyi yaptıktan sonra hastaları ambulans ekiplerine teslim ediyoruz" diye konuştu. "Ölümle hayat arasında yarışıyoruz" Ambulanslara yol verilmesi çağrısında bulunarak saniyelerin hayat kurtardığını ifade eden sağlık personeli Metehan Ulusoy, "Vatandaşlarımıza daha hızlı hizmet sunabilmek için zamanla yarışıyoruz. Minibüs ambulansların giremediği yerlere daha hızlı ulaşabilmek için motosikletli ekipteyiz. Vatandaşlarımızdan duyarlı olmalarını rica ediyoruz. Ambulans gördüklerinde yol vermelerini istiyoruz. Çünkü ölümle hayat arasında yarışıyoruz. Saniyeler bile hem vatandaşlarımız hem de bizim için çok önemli" ifadelerini kullandı.
Telefon sakinleştirici olmasın: Uzmanlardan ebeveynlere uyarı
04 Eylül 2025 Perşembe - 11:33 Telefon sakinleştirici olmasın: Uzmanlardan ebeveynlere uyarı Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yaşar Barut, çocukların çok erken yaşta dijital cihazlarla tanışmasının zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimleri üzerinde ciddi olumsuz etkiler oluşturduğunu söyledi. Barut, özellikle 0-6 yaş arasındaki çocukların, ekran başında geçirdikleri zamanın artmasının gelişimsel açıdan kritik riskler taşıdığına dikkat çekti. Çocukların erken yaşta telefonla tanışmasının olumsuz etkilerine değinen Doç. Dr. Yaşar Barut, "Çocukların erken yaşta telefonla tanışması, özellikle beyin gelişiminin en hızlı olduğu 0-6 yaş döneminde olumsuz etkiler oluşturabilir. 0-6 yaş grubundaki çocuklar için deneyimsel öğrenme, oyun ve insan etkileşimi kritik önemdedir. Telefon gibi pasif ekranlar, dili anlama, duyguları tanıma ve ifade etme gibi gelişim alanlarında gecikmelere neden olabilir" dedi. Ekran süresi dikkat eksikliğini ve uyku problemlerini tetikliyor Telefon ve tablet gibi dijital cihazların uzun süreli kullanımı, çocuklarda dikkat eksikliği, uyku bozuklukları ve sosyal becerilerde zayıflık gibi sorunlara yol açabildiğini söyleyen Doç. Dr. Barut, "Bilimsel araştırmalar, uzun süreli ekran maruziyetinin çocuklarda dikkat eksikliği, hiperaktivite belirtileri, uyku problemleri ve sosyal etkileşimlerde zayıflık ile ilişkilendirildiğini ortaya koyuyor. Özellikle hızlı görsel geçişler içeren dijital içerikler, çocukların dikkat sürelerini kısaltabiliyor. Ayrıca mavi ışık, uyku hormonlarını baskılayarak çocukların uykuya geçişini zorlaştırabiliyor. Sosyal gelişim açısından da yüz yüze etkileşimlerin yerini ekranın alması, empati gelişimini ve sosyal ipuçlarını okuma becerilerini olumsuz etkiliyor" diye konuştu. "Telefonun bir sakinleştirici olarak kullanılması ilerleyen yaşlarda stres, kaygı veya öfke gibi duygularla başa çıkmakta zorluk yaşamalarına neden olabilir" Birçok ebeveynin, çocuklarını sakinleştirmek ya da oyalamak için dijital cihazlara başvurduğunu belirten Doç. Dr. Yaşar Barut, bu yaklaşımın uzun vadede duygusal düzenleme sorunlarına yol açabileceğini "Telefonun bir ‘sakinleştirici’ ya da ‘ödül-ceza aracı’ olarak kullanılması, çocukların duygusal düzenleme becerilerinin gelişmesini engelleyebilir. Çocuklar zorlayıcı duygularla başa çıkmayı öğrenmek yerine, bu duyguları bastırmak için dışsal araçlara bağımlı hale gelebilirler. Telefonun bir sakinleştirici olarak kullanılması ilerleyen yaşlarda stres, kaygı veya öfke gibi duygularla başa çıkmakta zorluk yaşamalarına neden olabilir" şeklinde ifade etti. "Çocuklarınıza teknoloji kullanımı konusunda mutlaka rol model olun" Çocukların teknolojiyle sağlıklı bir ilişki kurabilmeleri için ailelere ve öğretmenlere büyük sorumluluk düştüğünü belirten Doç. Dr. Barut, teknoloji kullanımına dair uygulanabilir önerilerde bulundu: "Çocuklarınıza teknoloji kullanımı konusunda mutlaka rol model olun. Ebeveynler ve öğretmenler, kendi davranışlarıyla çocuklara örnek olmalı; sınırsız ve dikkatsizce ekran kullanan bir yetişkinin, çocuğa sınır koyması pek mümkün değildir. Özellikle çocuğunuzun okul öncesi dönemde ekran süresinin günde 1 saati geçmemesine dikkat edilmelidir. Bunun yerine çocukları kitap okumaya, açık havada oyun oynamaya ve çeşitli etkinliklerle meşgul olmaya teşvik etmek çok daha faydalı olacaktır. Çocuğunuzla birlikte dijital içerikleri izlemek ve sonrasında bu içerikler hakkında konuşmak, onun dijital dünyayı anlamasını ve medya okuryazarlığını geliştirmesini sağlar. Ayrıca, günlük yaşamda ekranlardan uzak kalınacak zaman dilimleri planlamak; örneğin yemek saatlerinde ya da yatmadan önce dijital molalar vermek, sağlıklı bir kullanım alışkanlığı kazandırmada oldukça etkilidir." "Medya okuryazarlığı okul müfredatlarına entegre edilmeli" Çocukların telefon bağımlılığı ve ekran süresiyle mücadele noktasında devlet politikaları tarafından da desteklenmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Yaşar Barut, "Devlet politikaları, çocukların sağlıklı dijital medya kullanımı konusunda bilinçli bireyler olarak yetişmeleri için medya okuryazarlığını okul müfredatlarına entegre etmeli. Ailelere rehberlik hizmetleri sunulmalı ve ekran yerine aktif öğrenme desteklenmeli. İskandinav ülkelerinde uygulanan ‘ekran detoksu günleri’ veya Japonya’daki sınırlı ekran politikaları, çocukların teknolojiyle sağlıklı bağlar kurmasına yardımcı olan başarılı örnekler arasında yer alıyor" ifadelerini kullandı.
Sağlıklı beslenme, öğrencilerin öğrenme gücünü artırıyor
04 Eylül 2025 Perşembe - 11:23 Sağlıklı beslenme, öğrencilerin öğrenme gücünü artırıyor SANKO Üniversitesi Hastanesi Uzman Diyetisyeni Meltem Demirci, sağlıklı beslenmenin, öğrencilerin öğrenme gücünü artırdığını söyledi. Besleyici bir beslenme planının yalnızca fiziksel sağlık için değil, aynı zamanda genç bireylerin zihinsel performansı için de önemli olduğunu belirten Demirci, kahvaltı yapan öğrencilerin okula daha enerjik, dikkatli ve öğrenmeye hazır başladıklarının, kahvaltıyı atlayan öğrencilerin ise dikkat ve konsantrasyonlarını sürdürmekte güçlük yaşadıklarının gözlemlendiğini ifade etti. Özellikle sabah öğününde tercih edilen doğru besinlerin, çocukların bağışıklık sistemi, dikkat süresi, hafıza gücü ve sınav başarısı üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olduğunu kaydeden Demirci, şöyle devam etti: "Gece boyunca süren açlık döneminin ardından, beynin yeniden enerji, protein, yağ, vitamin ve minerallere ulaşabilmesi için kahvaltı kritik bir fırsat sunar. Bu sayede öğrenciler gün boyu zihinsel odaklarını koruyabilirler. Araştırmalar, düzenli kahvaltı yapan çocukların hafıza ve dikkat gerektiren görevlerde daha yüksek performans gösterdiğini ortaya koymaktadır. Beyin gelişimi ve bilişsel fonksiyonlar için protein, sağlıklı yağlar, demir, B vitaminleri ve D vitamini gibi öğeler vazgeçilmezdir. Bu öğelerin düzenli beslenme planı içinde yer almaması, çocuklarda yorgunluk, baş ağrısı ve öğrenme güçlüğü gibi olumsuzluklara yol açabilir. Özellikle sabah saatlerinde, kan şekeri seviyesinin dengelenmesi için kahvaltı önem taşır. Türkiye’de yapılan çalışmalar da düzenli kahvaltı alışkanlığı ile akademik başarı arasında güçlü bir ilişki bulunduğunu doğrulamaktadır. Tam tahıllı ekmek, yumurta, süt ürünleri, taze meyve ve sebze içeren dengeli bir kahvaltı, çocukların bilişsel süreçlerini desteklerken, kahvaltıyı atlayan öğrencilerde dikkat dağınıklığı ve öğrenme zorlukları daha sık görülmektedir." Başarılı bir beslenme planının sürdürülebilirliği için ebeveynlerin, öğrencilerin ve eğitim kurumlarının iş birliğinin önemine değinen Demirci, şu önerilerde bulundu: " Dengeli öğün planlaması yapın, Kahvaltıda süt veya yoğurt, tam tahıllı ekmek ve meyve kombinasyonları besin çeşitliliği sağlar. Atıştırmalıklarda ise kuruyemiş, peynir veya taze meyve tercih edilebilir. Kahvaltıyı günlük rutine dâhil edin, Çocukların her sabah kahvaltı yapması teşvik edilmeli, yoğun sabahlar için akşamdan pratik alternatifler hazırlanmalıdır (Örneğin, haşlanmış yumurta, dilimlenmiş meyve veya tam buğday ekmeğiyle hazırlanmış sandviç). Sandviçler hem taşınabilir hem de çocukların severek tüketebileceği pratik seçeneklerdir. Şeker tüketimini sınırlayın, Su ve süt gibi içecekler önerilmeli, şekerli içecekler dikkat ve enerji düzeyleri üzerinde olumsuz etki oluşturabileceği için sınırlandırılmalıdır. Okul için sağlıklı ara öğünler hazırlayın: Öğrencilere gün içinde tüketebilecekleri meyve, yoğurt veya tam tahıllı sandviç gibi seçenekler sunulabilir. Rol model olun, Ebeveynler ve öğretmenler, çocuklara sağlıklı beslenme konusunda örnek olmalı, öğünlerin birlikte tüketilmesi, ekran kullanımının sınırlandırılması ve beslenmenin önemi hakkında farkındalık çalışmaları yapılmalıdır. Düzenli ve bilinçli beslenme alışkanlıklarının kazandırılması, çocukların hem fiziksel hem de zihinsel açıdan güçlenmelerini sağlayarak akademik başarılarını destekleyecektir."
Niğde’de çocuklara özel ’Premedikasyon Ünitesi’ hizmete girdi
04 Eylül 2025 Perşembe - 10:56 Niğde’de çocuklara özel ’Premedikasyon Ünitesi’ hizmete girdi Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çocuk hastaların ameliyat öncesi kaygısını azaltmak amacıyla özel olarak tasarlanan Premedikasyon Ünitesi hizmet vermeye başladı. Ameliyathane içerisinde oluşturulan bu özel ünite sayesinde çocuklar, anneleriyle birlikte beklerken sakinleştirici ilaçlarını güvenli bir ortamda alabiliyor. Böylece ameliyat sürecine daha huzurlu, uyumlu ve kontrollü bir şekilde hazırlanıyorlar. Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Seval Kılbasanlı, uygulamanın önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Ameliyat öncesi dönemde çocuklarda görülen anksiyete cerrahi sürecin hem psikolojik hem de fizyolojik açıdan olumsuz etkilerine yol açabilmektedir. Bu nedenle ameliyathanemizde özel bir premedikasyon odası oluşturduk. Çocuklar, bu renkli odada anneleriyle birlikte beklerken sakinleştirici ilaçları güvenle almaktadır. Böylece ameliyat öncesi kaygı düzeyi azalmakta, ameliyata geçiş süreci daha kontrollü ve güvenli hale gelmektedir" Hastane Başhekimi Dr. Öğr. Üyesi Ramazan Kürşad Zor ise yeni ünitenin hastalara sağlayacağı katkılara vurgu yaparak, "Çocuk hastalarımız için hazırladığımız premedikasyon odasıyla ameliyat gibi zorlu bir sürecin daha az travmatik geçmesini hedefliyoruz. Bu yeni hazırladığımız odanın çocuklarımıza, ailelerimize ve tüm hastalarımıza hayırlı olmasını diliyorum. Çocuklarımızın sağlığı ve mutluluğu için her adımda yanlarındayız" ifadelerini kullandı. Yeni açılan ünite, hem çocuk hastaların hem de ailelerin ameliyat sürecini daha güvenli, huzurlu ve travmasız bir şekilde geçirmesini amaçlıyor.