Son Dakika
|
Gülistan Doku ve Mekiye Akyel’in ailesi Diyarbakır'da bir araya geldi
Pitbull saldırısına uğrayan Onur Akay o anları anlattı: "Ölümden döndüm"
Bakanlık harekete geçti! 638 faili meçhul dosya yeniden incelemede
AVM’de dehşet: 3 yaşındaki çocuk parmağını kaybetti
Beyaz Saray, ABD'li heyetin yarın Pakistan'da İran tarafıyla görüşeceğini teyit etti
Erdoğan: "İmalatçı ihracatçılarımızda vergiyi yüzde 9’a indiriyoruz"
26 yıl hapis cezası bulunan kadın, gizli bölmede yakalandı
Spiker Ela Rümeysa Cebeci, ‘ev hapsi’ şartıyla tahliye edildi
Netanyahu, prostat kanseri tedavisi gördüğünü açıkladı
Michael Eneramo hayatını kaybetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
İsrail’de iki eski başbakan Netanyahu’ya karşı ittifak kurdu
Mahalle yanarken onlar derbiyi izledi
ABD basını Beyaz Saray yemeğine silahlı saldırıda bulunan şüphelinin manifestosunu paylaştı
İngiltere Kralı Charles'ın ABD'ye ziyareti planlandığı gibi gerçekleşecek
Bursa’da tarihi akşam, timsah geri döndü
İran Dışişleri Bakanı Arakçi yeniden İslamabad’da
Şanlıurfa'da kahreden olay! Kayıp çocuk ölü bulundu
SAĞLIK
Hekim oğuldan ebe anneye Ebeler Haftası sürprizi
26 Nisan 2026 Pazar - 14:04:53
Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan pratisyen hekim, aynı hastanenin doğumhanesinde görev yapan ebe annesine Ebeler Haftası dolayısıyla sürpriz yaptı. Hastanenin acil servisinde görevli pratisyen Hekim Dr. Buğra Şekerci aynı hastanede doğumhanede ebe olarak çalışan annesi Nefise Şekerci’yi ziyaret ederek çiçek takdim etti. Aynı kurumda görev yapan anne ve oğlun, aynı gün nöbetçi olmaları nedeniyle gerçekleşen buluşma duygusal anlara sahne oldu. Dr. Şekerci, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne atanmasının aileleri için önemli bir mutluluk kaynağı olduğunu belirterek, özellikle annesiyle aynı hastanede görev yapmanın kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Aynı kurumda farklı birimlerde sağlık hizmeti sunmanın hem mesleki hem de ailevi açıdan kendilerini motive ettiğini dile getiren Şekerci, "Atanma sürecimde annemle aynı hastanede çalışma fikri bizi heyecanlandırıyordu. Bugün de aynı gün nöbetçiyiz. Ebeler Haftası vesilesiyle anneme sürpriz yapmak istedim. Bu vesileyle başta annem olmak üzere tüm ebelerin haftasını kutluyorum" dedi. Ebe Nefise Şekerci ise 35 yıldır sağlık çalışanı olduğunu 25 yıldır ebe olarak görev yaptığını belirterek oğlunun aynı hastanede görev yapmasından büyük bir gurur ve mutluluk duyduğunu ifade etti. Aynı kurumda birlikte hizmet vermenin kendisi için tarif edilemez bir duygu olduğunu vurgulayan Şekerci, "Bugün aynı gün 24 saat nöbetçiyiz. Oğlum bana Ebeler Günü için sürpriz yaptı. Çok mutlu oldum. Oğlumla aynı hastanede çalıştığım için gururluyum" diye konuştu.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:32
Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polip çıkartıldı
Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında birkaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:24
Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polib çıkartıldı
Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta, yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında bir kaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 11:45
Fransa’da evde 6 doğum yaptı, "Fizyolojik doğum" tercihini Diyarbakır’dan yana kullandı
Fransa’dan Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, doğal doğum arayışıyla Diyarbakır’da fizyolojik doğum sürecini doktor eşliğinde, müdahalesiz şekilde gerçekleştirdi. Fransa’da 6 doğum yapan ve sonrasında Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, Fransa’da evde doğumun yasak olmaması nedeniyle tüm doğumlarını evde gerçekleştirdi. Ancak Türkiye’de evde doğumun yasak olması nedeniyle doğal doğum arayışına geçen çift, hiçbir ilaç ya da tıbbi gereklilik olmadan nasıl bir doğum yapabileceklerini araştırdı. Bu süreçte Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünden Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’na ulaşan çift, doktorun "Fizyolojik doğum"u desteklediğini öğrenerek iletişime geçti. Doktor tarafından kabul edilen çiftin doğumu, hastane odasında tamamen doğal bir ortamda ve herhangi bir tıbbi müdahale olmadan, doktor eşliğinde gerçekleştirildi. Hastane odası ev ortamını aratmadı Dicle Memorial Hastanesinde ebe olan Elif Ilgaz, Fransa vatandaşı çiftin istediği gibi bir doğum olduğunu dile getirdi. Ilgaz, "Fransız vatandaşı gebemiz, 6 doğumunu Fransa’da gerçekleştirmiş. Yedinci gebeliği için artık doğal doğum arayışına girmiş. Bu süreçte internet üzerinden yaptığı araştırmalar sonucunda Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesinden Op. Dr. Selin Kadıoğlu’na ulaşmış. Bunun üzerine doğumuna birkaç gün kala Muğla’dan ailesiyle birlikte Diyarbakır’a gelen çift, burada bir otelde konakladı. Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu tarafından yapılan muayenede ek bir risk olmadığı gözlemlendi. Hastanın talebi doğrultusunda normal doğum, müdahalesiz doğum, doğuma saygı ve doğumun doğal zamanına saygı ilkeleri çerçevesinde süreç planlandı. Doğum, hastane odasında tamamen doğal şartlarda, hiçbir invaziv işlem ve tıbbi girişim olmadan gerçekleştirildi. Anne adayı, kendi odasında ev konforuna yakın bir ortamda doğumunu tamamladı. Komplikasyonsuz ve risksiz gerçekleşen doğumun ardından hasta süreçten memnun kaldı ve mutlu ayrıldı" dedi. Ali Tokyürek ise Muğla’da yaşadıklarını ve eşinin doğal bir doğum arayışında olduğunu ifade etti. Tokyürek, "Tamamen doğal bir doğum istediği için internette araştırdık. Araştırmanın sonucunda Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’nun bir makalesi üzerine denk geldi. O makaleyi okuduktan sonra, ’ben bu doktoru istiyorum’ dedi bana. Ben de baktım Diyarbakır’dadır, bize epey uzaktı. Biraz uğraştık. Hocayla iletişime geçtik. Doktor da bize, ’benim için sorun değildir, gelebilirsiniz’ dedi. Otobüse binip buraya kadar geldik ve doğumun gerçekleşmesini bekledik. Her şey istediğimiz gibi oldu sonuçta. Öbür çocuklarımız Fransa’da doğdu. Onlar evde doğdu, orada öyle bir imkanımız vardı. Türkiye’de evde doğum yasak. Ama hastaneye geldiğimizde bir farkını görmedik. Aynen Fransa’da evde doğum gibi oldu. Sonuçta gerçekten doktor eşime çok büyük şefkat gösterdi. Odasında gerçekten sanki evdeymiş gibi doğum yaptı" şeklinde konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Nisan 2026 Cuma- 10:38
Erzurum’da 261 işletmeye denetim
2
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:21
20 yıllık tümör Van’da yapılan ameliyatla alındı
3
26 Nisan 2026 Pazar- 10:17
"Doğru tedavi ve alışkanlıkların düzenlenmesiyle astım hastaları, günlük hayatlarına güvenle devam edebilir"
4
26 Nisan 2026 Pazar- 09:42
Ağrıya "nokta atışı" tedavi
5
26 Nisan 2026 Pazar- 09:18
Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi Antalya’da düzenlendi: Onkologlardan kemoterapi mesajı
29 Ağustos 2025 Cuma - 13:53
Okul çantası ağır olmamalı
Memorial Kayseri Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji, Spor Yaralanmaları, Robotik Diz ve Kalça Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Fatih Karaaslan, çocukların ders çalışma masasının dirsek hizasında olması gerektiğini söyleyerek, "Çanta ağırlığı çocuğun ağırlığının yüzde 10-15’ini geçmemelidir" dedi. Çanta ağırlıklarının çocukların vücut ağırlıklarının yüzde 10-15’ni geçmemesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Fatih Karaaslan, "Bütün öğrenci kardeşlerimize 2025-2026 eğitim öğretim döneminde başarılar diliyorum. Çanta seçimi özellikle omurga sağlığında çok önemlidir. Bu büyüyen organizma olan çocukların omurgası ile ilgili bir problemin söz konusu olmaması için çanta seçerken birkaç hususa dikkat etmekte fayda var. Bunlardan bir tanesi çanta ağrılığıdır. Özellikle çanta çocuğun ağırlığının yüzde 10-15’ini geçmeyecek. Aynı zamanda ortopedik problemlere neden olmaması amaçlanarak, özellikle omurga sorunlarını engellemek adına 2 askılı olması, bel desteğinin olması ve çantanın hiçbir zaman tek taraflı taşınmamasını tavsiye ediyorum. Çocuklarımızın hem çanta kullanımı hem de çanta seçerken ergonomiye ve omurga yapılarına uygun çanta seçimi yapılmasını velilerimize tavsiye ediyorum" dedi. Prof. Dr. Karaaslan, ders çalışma masalarının da dirsek hizasında olması gerektiğini söyleyerek, "Çocukları yoğun bir tempo bekliyor ve çok ders çalışacaklar. Özellikle LGS veya YKS’ye çalışan çocuklar ile anasınıfı çocuklarda birincisi masa seviyesi dirsek seviyesi ile aynı olmalı. Aynı zamanda çocuklarımızın ayakları sandalyeden yere değmelidir. Mümkünse kullandıkları sandalyenin bel desteğinin olması ve uzun süreli öne doğru eğilmesini gerektirecek ders çalışma saatlerinden uzak durmaları gerekmektedir. Yani 30 ya da 40 dakikada bir çocukların mola vermesini tavsiye ediyoruz. Ben bütün çocuklarımıza sağlıklı eğitim öğretim hayatı dilerken, bu çocuklarımız büyüme yaşlarındadır. İnşallah hepsi dengeli beslenecekler. Hayatlarının bir kısmında spor yapacaklar. Başta omurga olmak üzere insan vücudundaki kas sisteminin de sağlıklı gelişmesi adına sağlıklarını desteklemelerini tavsiye ediyorum" ifadelerini kullandı.
29 Ağustos 2025 Cuma - 13:51
İngiliz turist çocuğun bağışlanan organı 15 yaşındaki Türk çocuğa hayat oldu
Karaciğer yetmezliği nedeniyle üç yıldır hastalıkla mücadele eden 15 yaşındaki Ahmet Eren Timurtaş’a, kadavra listesine girdikten yalnızca iki gün sonra İngiltere’den Antalya’ya tatile gelen 10 yaşındaki bir çocuğun ölümü sebebiyle bağışlanan organı nakledildi. Anne Handan Timurtaş, "Oğlum, ’ben kardeşim için, sizin için ve bana can olan o tanımadığım çocuk için yaşayacağım’ dedi, hayata böyle tutundu" derken, Ahmet Eren de "Arkadaşlarım gibi sokakta oynayabileceğim" diyerek sevincini paylaştı. Operasyonu yapan Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu ise, "Bu kadar kısa sürede organ çıkması çok nadir, bağışın önemini bir kez daha gördük" ifadelerini kullandı.
29 Ağustos 2025 Cuma - 13:43
İngiltere uyruklu turist çocuğun bağışlanan organı 15 yaşındaki Türk gencine yaşam oldu
Karaciğer yetmezliği nedeniyle üç yıldır hastalıkla mücadele eden 15 yaşındaki Ahmet Eren Timurtaş, Sağlık Bakanlığı bekleme listesine girdikten yalnızca iki gün sonra İngiltere’den Antalya’ya tatile gelen 10 yaşındaki bir çocuğun bağışlanan organıyla nakil oldu. Anne Handan Timurtaş, "Oğlum, ‘Ben kardeşim için, sizin için ve bana can olan o tanımadığım çocuk için yaşayacağım’ dedi, hayata böyle tutundu" derken, Ahmet Eren, "Arkadaşlarım gibi sokakta oynayabileceğim" diyerek sevincini paylaştı. Operasyonu yapan Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu ise, "Bu kadar kısa sürede organ çıkması çok nadir, bağışın önemini bir kez daha gördük" ifadelerini kullandı. Üç yıldır karaciğer yetmezliğiyle mücadele eden 15 yaşındaki Ahmet Eren Timurtaş, organ bağışıyla yeniden hayata tutundu. İstanbul’da yaşayan Timurtaş, ailesiyle birlikte 11 Ağustos’ta Medical Park Antalya Hastanesi Organ Nakli Merkezi’ne başvurdu. Ancak anne ve babanın testleri uygun çıkmadı. Sağlık Bakanlığı Karaciğer Bekleme Listesi’ne alınan Ahmet için tek umut, bağışlanacak bir kadavra organıydı. 12 Ağustos’ta Antalya’ya tatile gelen 10 yaşındaki İngiliz bir çocuğun beyin ölümünün gerçekleşmesinin ardından ailesi organlarını bağışladı. Yapılan incelemede karaciğerin Antalya’daki üç çocuğa uygun olduğu belirlendi. İlk sıradaki 2 yaşındaki hasta için organ büyük geldi, ikinci sıradaki 9 yaşındaki hasta ailesiyle şehir dışında olduğu için yetişemedi. Sıra üçüncü sıradaki Ahmet Eren’e geldi. O sırada ailesiyle birlikte dostlarının yanında moral bulmak için Isparta’da bulunan genç, hemen hastaneye getirildi. Bir gün önce tüm testleri yapıldığı için vakit kaybedilmeden operasyona alındı. "Bu kadar kısa sürede çok nadir" Operasyonu gerçekleştiren Medical Park Antalya Hastanesi Organ Nakli Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu, nakil sürecini şöyle anlattı: "11 Ağustos’ta geldi, 13 Ağustos’ta nakil yaptık. Ahmet, 15 yaşında genç bir hastamız. Yaklaşık 3 yıldır otoimmün hepatit tanısıyla tedavi alıyordu. Son dönemde siroz ve komplikasyonları gelişmişti. Anne ve babanın testleri uygun çıkmayınca, kadavra listesine aldık. Bu kadar kısa sürede organ çıkması çok nadir. Yurt dışından gelen bir turistin beyin ölümünün gerçekleşmesi ve organlarının bağışlanmasıyla Ahmet’e nakil gerçekleştirdik. Ve 10 gün sonra taburcu ettik. Şu an sağlığına kavuşmuş durumda. Ülkemizde bağış oranı düşük, maalesef yüzde 90 canlıdan, yüzde 10 kadavradan yapılıyor. Avrupa ve Amerika’da bunun tam tersi. Kadavra bağışını artırmamız gerekiyor. Ahmet gibi gençlerin ve çocukların yeniden sağlığına kavuşabilmesi için bağış çok önemli." "Biz o aileye ömür boyu dua edeceğiz" Anne Handan Timurtaş ise yaklaşık üç yıldır süren mücadelelerin ardından duygularını gözyaşlarıyla şöyle anlattı: "İki çocuğum var. Bu benim mutluluk gözyaşlarım. Üç yıldır bu hastalıkla mücadele ediyoruz. Bizim için çok zor yıllardı. İngiltere’den turist olarak gelen aile bağış yaptı, onların 10 yaşındaki çocuğu bize can oldu. Oğlum, ‘Ben kardeşim için, sizin için ve bana can olan o tanımadığım çocuk için yaşayacağım’ dedi. Hayata böyle tutundu. Organ bağışı sevindirici sonuçlar getiriyor, kimse karamsar bakmasın. Biz o aileye ömür boyu dua edeceğiz. Ahmet’in yüzündeki gülücük bize bir ömre bedel. Rabbim kimseyi evladıyla sınamasın." "Artık sokakta oynayabileceğim" Ahmet Eren Timurtaş ise üç yıl süren hastalık sürecinde yaşadıklarını ve nakil sonrası hislerini şu sözlerle dile getirdi: "Yaklaşık üç senedir karaciğer yetmezliğiyle mücadele ediyordum. Psikolojik ve fiziksel olarak çok zordu. Defalarca hastanede yattım. Arkadaşlarım dışarıda oynarken ben hastanedeydim. Sürekli oyun oynamak istiyordum ama zamanımın çoğu kontrollerle geçiyordu. Daha önce de kadavra listesine girmiştim, aylar geçti, organ bulunmadı. Antalya’ya geldikten sadece iki gün sonra nakil oldu. Bu kadar çabuk beklemiyordum. Organ çıktığında çok heyecanlandım, mutluluk, şaşırma, üzüntü, hepsini aynı anda yaşadım. Ameliyat sonrası yeniden yürümeye başladığımda bile sevinçten mutlu oldum. Babam taburcu olduktan sonra bana futbol topu aldı. Artık arkadaşlarım gibi sokakta koşup oynayabileceğim. Umarım bundan sonra normal bir hayatım olur."
29 Ağustos 2025 Cuma - 12:49
Midyat’ta çocuklar ameliyathaneye akülü araba ile gülerek giriyor
Mardin’in Midyat Devlet Hastanesi envanterine kazandırılan akülü araba sayesinde çocuklar, ameliyattan önce akülü araba ile hemşire gözetiminde gezdirilerek ameliyathaneye gülerek giriyor. Devlet hastanesi envanterine kazandırılan akülü araba ile sünnet olacak çocuklar, sünnetten önce moral motivasyonları yüksek olsun diye akülü araba ile gezdirilerek hemşire gözetiminde ameliyathaneye götürülüyor. Midyat Devlet Hastanesi Başhekimi Mehmet Burak Peköz, "Hastanemiz bünyesinde sünnet olan çocukların, moral ve motivasyonlarını artırmak aynı zamanda korkularını yenmelerine destek olmak amacıyla yeni bir uygulamayı hayata geçirdik. Bundan sonra ameliyathaneye yavrularımız hemşire gözetiminde akülü araba ile götürülecek. Bu uygulama sayesinde çocuklarımızın, ameliyat öncesi yaşadığı stresin azaltılması hedefliyoruz" dedi.
29 Ağustos 2025 Cuma - 12:20
Uzmanından uyarı: "Diz kireçlenmesine karşı erken önlem şart"
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Opr. Dr. Göksel Gültekin Şahiner, "Toplumda çok sık gördüğümüz bir rahatsızlık olan diz kireçlenmesi, hareketsizlikten ve aşırı kullanımdan dolayı diz ekleminin aşınmasıdır. Kireçlenmede erken önlem ve doğru tedavi şart" dedi. Samsun Büyük Anadolu Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Opr. Dr. Göksel Gültekin Şahiner, dizlerdeki kireçlenme ile ilgili açıklamalarda bulundu. Hastalığın olma sebebi ve kimlerde görüldüğü ile ilgili bilgi veren Opr. Dr. Göksel Şahin, "Diz ekleminizin yüzleri neredeyse pürüzsüz bir eklem kıkırdağı ve arada menüsküs yapıları ile kaplıdır. Diz kireçlenmesi önce menüsküslerin aşınması ve yırtılması sonra eklem kıkırdağının zamanla aşınması, yıpranması ve incelmesi sonucu ortaya çıkar. Kıkırdak incelince, kemikler birbirine daha yakın hale gelir ve sürtünme başlar. Bu sürtünme dizde ağrıya, şişliğe ve hareket kısıtlılığına neden olur. Bu rahatsızlık genellikle ileri yaşlarda ortaya çıkar. Yaşlılıkta problem oluşturabilecek en büyük engellerden biridir. Ancak aşırı kilo, dizde daha önce geçirilmiş yaralanmalar veya genetik yatkınlık gibi faktörler hastalığın daha erken yaşlarda başlamasına yol açabilir. Erken yaşlarda ortaya çıkan diz kireçlenmesinin tedavisi daha zor ve sonuçları daha az yüz güldürücüdür" diye konuştu. Kireçlenmenin belirtileri ve yapılması gerekenler Hastalığın belirtileri ile ilgili Dr. Şahiner, "Dizde, özellikle merdiven ve yokuş çıkarken, inerken veya uzun süre ayakta kaldıktan sonra ortaya çıkan ağrı, sabahları dizde tutukluk ve hareket zorluğu Dizde ağrı ve şişlik beraberinde eklemden ses gelmesi belirtileridir. Unutmayın ki diz kireçlenmesi engellenebilen, oluştuktan sonra da tamamen ortadan kaldırılamasa da yönetilebilen bir hastalıktır. Ağrılarınızın hafifletilmesi, hareketliliğinizi, korumanız ve günlük yaşam kalitenizi artırmanız mümkündür. Bunun için en önemli adımlar şunlardır: Kilo Kontrolü: Dizlerinizdeki yükü azaltmak için fazla kilolarınızdan kurtulmak. Düzenli egzersiz: Vücudu ve özellikle diz kaslarını güçlendiren egzersizler yapmak diz kireçlenmesi başladıktan sonrada diz eklemini yormayan, özellikle uyluk kaslarını güçlendirici egzersizler yapmak (yüzme, bisiklet sürme gibi). Dinlenmek: İnsan vücudu ortalama 8 saat çalışmaya uygundur. Özellikle fiziksel işlerde çalışan insanlar vücutlarını yeteri kadar dinlendirmediklerinde iskelet ve kas sistemi hastalıklarına yatkınlıkları artar. Türk toplumunda kadına yüklenen sorumluluklar göz önüne alındığında diz protezi ameliyatları ile sonuçlanan diz kireçlenmesinin kadınlarda çok çok daha fazla görülmesi şaşırtıcı değildir. Gerekli Durumlarda Tıbbi Destek: Ağrı kesiciler, fizik tedavi veya doktorunuzun önereceği diğer tedaviler. Diz kireçlenmesi sağlıklı bir yaşlılık yaşanmasının önündeki en büyük engellerden biridir. Erken yaşlarda alınacak bazı önlemlerle ileri yaşlarda hayat kalitesinin arttırılması, ağrıların geçirilmesi ve muhtemel bazı büyük eklem cerrahilerinin önlenmesi mümkündür" şeklinde konuştu.
29 Ağustos 2025 Cuma - 12:15
Midyat’ta çocuklar ameliyathaneye akülü araba ile gülerek giriyor
Mardin’in Midyat İlçe Devlet Hastanesi envanterine kazandırılan akülü araba sayesinde çocuklar, ameliyattan önce akülü araba ile hemşire gözetiminde gezdirilerek ameliyathaneye gülerek giriyor. Devlet Hastanesi envanterine kazandırılan, akülü araba ile sünnet olacak çocuklar sünnetten önce moral motivasyonları yüksek olsun diye akülü araba ile gezdirilerek hemşire gözetiminde ameliyathaneye götürülüyor. Midyat Devlet Hastanesi Başhekimi Mehmet Burak Peköz, ’’Hastanemiz bünyesinde sünnet olan çocukların, moral ve motivasyonlarını artırmak aynı zaman korkularını yenmelerine destek olmak amacıyla yani bir uygulamayı hayata geçirdik. Bundan sonra ameliyathaneye yavrularımız hemşire gözetiminde akülü araba ile götürülecek. Bu uygulama sayesinde çocuklarımızın, ameliyat öncesi yaşadığı stresin azaltılması hedefliyoruz’’ dedi. (BB-YRT-
29 Ağustos 2025 Cuma - 11:36
Turgut Özal Tıp Merkezi Acil Servisi yenileniyor
Turgut Özal Tıp Merkezi’nde acil servis yenileme çalışmaları başlıyor. Başhekim Doç. Dr. Erol Karaarslan, merkezin 28 yıldır sadece bölge değil, Türkiye ve dünyanın farklı ülkelerinden gelen hastalara hizmet verdiğini söyledi. İlk etapta 600 yatak kapasitesiyle planlanan Turgut Özal Tıp Merkezi, gelişen tıp teknolojileri ve artan ihtiyaçlar doğrultusunda bugün bin 612 yatağa ulaştı. 2017’de açılan 152 yataklı Karaciğer Nakli Hastanesi ve 2020’de hizmete giren 217 yataklı Onkoloji Hastanesi ile merkez, uluslararası bir sağlık üssü haline geldi. Başhekim Karaarslan, "Son yıllarda artan hasta sayısı ve yeni yerleşim alanları nedeniyle mevcut 600 metrekarelik acil servisimiz yetersiz kaldı. Sağlık Bakanlığı’nın yeni kriterleri de bu ihtiyacı ortaya koyuyor" dedi. Acil servis alanının 600 metrekareden 2 bin metrekareye çıkarılacağını belirten Karaarslan, yeni acil servisin triaj alanı, yeşil, sarı ve kırmızı müdahale alanları, acil radyoloji ünitesi, acil laboratuvar birimi ve bulaşıcı hastalar için negatif basınçlı odalarla donatılacağını açıkladı. Başhekim Karaarslan, " Triaj sistemine göre hastalar basit müdahale gerektirenler yeşil alanda, ileri müdahale gerektirenler sarı alanda, hayati tehlikesi olanlar ise kırmızı alanda tedavi edilecek. Ayrıca, acil radyoloji ünitesi 2 tomografi cihazı, ultrasonografi ve röntgen imkânları sunacak. Tam teşekküllü laboratuvar sayesinde tetkikler acil servis içinde yapılacak" ifadelerini kullandı Başhekim, 1 Eylül itibarıyla acil servisin 3-4 ay sürecek tadilata alınacağını, bu süreçte geçici acil servisin hastanenin güney cephesinde kesintisiz hizmet vereceğini belirtti. Karaarslan, "Bu dönemde öncelikli olarak acil müdahale gerektiren hastalara hizmet vereceğiz. Nitelikli müdahale gerektirmeyen ayaktan başvurular ise diğer hastanelere yönlendirilecektir" diye konuştu.
29 Ağustos 2025 Cuma - 11:24
Çocuklarda elektrik çarpması sonucu meydana gelen yanıklar ciddi hasarlara sebep oluyor
Çocuklarda elektrik çarpması sonucu meydana gelen yanıklar ampütasyona ve kalıcı hasara yol açabiliyor. Çocuklarda ve hatta yetişkinlerde elektrik çarpması sonucunda meydana gelen yanıklar; ampütasyona, kalıcı hasara ve ölüme yol açabiliyor. Uzmanlar, aileleri alması gereken önlemler konusunda uyarıyor. Ailelerin, evde bulunan prizlere kapaklık takmasına ve kabloları olabildiğince saklamalarına dikkat çekiliyor. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Yanık ünitesinde tedavi gören 5 yaşındaki Hasan Ali Akkaş’ın parmağında, gittikleri köy evlerinde jeneratörün fişini çektikten sonra elektrik çarpması sonucu yanık meydana geldi. Hastanede tedavi gören çocuk, ampütasyondan kurtuldu. Gittikleri köy evlerinde, oradan ayrılmak için hazırlandıkları sırada oğlunun bir anda gözden kaybolduğunu anlatan anne Medine Akkaş, "Eşyaları koyuyordum oğlum bir anda içeri girmiş ve bir anda bağırma sesi duydum. Parmağını gördüm. Parmağı kemiğe kadar inmişti. Annem kurtarmış o an, anneannesi çekmiş elini. Fişten çıkarıp tekrar kendisi başka fişe takmak istemiş. ‘Ben takıp elektriği ben vermek istiyordum’ dedi. O arada maalesef parmağına girmiş fiş" dedi. "Evlatlarımızı gözümüzün önünden ayırmamamız gerekiyor" Önce yaşadıkları yer olan Kahramankazan’daki hastaneye gittiklerini, ardından Bilkent Şehir Hastanesi’ne geldiklerini aktaran anne Akkaş, "İlk geldiğimizdeki morluğa göre azalmalar olduğu söylendi. Damar açılması yapıldı, damar genişletilmesi yapıldı. Çok az bir sinirin tutulduğu söylendi. İnşallah iyileşebilir. Kendi evimde bütün prizlerde korumalıklar var. Aslında çok dikkat ediyordum. Köy evine gittik 2-3 dakikalık bir şeydi. Evlatlarımızı gözümüzün önünden ayırmamamız gerekiyor. Hiç aklımın ucuna gelmeyecek bir şey başıma geldi" şeklinde konuştu. "Ampütasyona gitmeyecek ama fonksiyon kaybı olma ihtimali yüksek" Çocuk Cerrahisi uzmanı Doç. Dr. Sabri Demir, hastanın tedavi sürecinden bahsederek, "Hastamız hafta sonu köydeki evlerine gitmişler, elektrik prizine temas sonucu elektrik çarpması ve yanık meydana gelmiş. Hastanın sağ el dördüncü parmak proksimal falanksında cilt yanığı var. Gerekli müdahaleleri yaptık tedavisi devam ediyor. Hastamızın geldiğinde parmağı mosmordu. Ampütasyona gitmeyecek ama fonksiyon kaybı olma ihtimali yüksek" ifadelerini kullandı. "Küçük çocuklar meraklı çocuklardır" Yanık ünitesinde tedavi gören çocukların hemen hemen aynı yaşlarda olduğuna dikkati çeken Demir, "Küçük çocuklar meraklı çocuklardır. Etrafı tanımaya çalışırlar. Onun için bu yaştaki çocuklar yürümeye, hatta emeklemeye başladıktan sonra etrafı tanımaya çalışır. Gördüğü deliğe bir şey sokmaya çalışır, gördüğü kabloyu ısırarak tanımaya çalışır. Bu çocuk da biraz daha meraklı, prizi çekip tanımaya çalışmış" değerlendirmesinde bulundu. "Elektrik çarpmalarını veya yanıklarını ciddiye almak lazım" Ailelerin alması gereken önlemlere ilişkin bilgi veren Demir, şu ifadeleri kullandı: "Evde ailelerin ciddi tedbir alması lazım. Yere yakın prizi olan evlerde priz koruyucu kapak takmalarını öneriyoruz. Kapak yoksa bir bantla kapatmalılar. Artık elektrik hayatımızın vazgeçilmezi. Evde bir sürü elektrik cihaz var, hepsinin de kabloları var. Bu kabloları elden geldiğince gizlememiz lazım. Açıkta kalanları da koruyucu kanallar içinde olmasını sağlamamız lazım. Yoksa küçük çocuklar o kabloyu ağzına alıp ısırıyor. Çok ciddi ağız yanıklarıyla karşılaşıyoruz. Sadece küçük çocuklarda değil büyük çocuklarda da, hatta erişkinlerde de görüyoruz. Bu kabloların belli kullanımından sonra soyulmalar meydana gelir. Bu soyulan yerleri tamir etmek ya da yerine yenisini almak lazım. Elden geldiğince çocukları elektrik cihazlarından uzak tutmak lazım. Elektriği hayatımızdan çıkaramayacağımıza göre küçük çocukları olan tüm anne babaların evde önlemleri düzgün bir şekilde almalarını öneriyoruz. Elektrik çarpmalarını veya yanıklarını ciddiye almak lazım bunları gördüğümüzde en yakın sağlık merkezine gelmelerini öneriyoruz."
29 Ağustos 2025 Cuma - 11:20
Bu belirtiler varsa, kalbiniz yardım çığlığı atıyor olabilir
Kardiyolog Uzm. Dr. Mahir Avkaroğulları, göğüs ağrısı yerine; nefes darlığı, mide bulantısı, sırt, boyun ya da çene ağrısı, aşırı halsizlik ve soğuk terleme gibi daha ’sessiz’ belirtilerle kendini gösteren kalp krizinin, kadınlarda daha sinsi ilerlediğini söyledi. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Mahir Avkaroğulları, kadınlarda kalp krizinin riskleri ve erken tanı hakkında bilgi verdi. Kalp krizi uzun yıllardır erkeklerle özdeşleştiriliyor ancak bu sağlık sorunu kadınlar için de en büyük tehditlerden biri olmaya devam ettiğini ifade eden Avkaroğulları, "Üstelik kadınlarda kalp krizi, erkeklerden farklı belirtilerle ortaya çıkabiliyor ve bu da çoğu zaman tanının gecikmesine neden oluyor. Göğüs ağrısı yerine; nefes darlığı, mide bulantısı, sırt, boyun ya da çene ağrısı, aşırı halsizlik ve soğuk terleme gibi daha ’sessiz’ belirtilerle kendini gösteren kalp krizi, kadınlarda daha sinsi ilerleyebiliyor" dedi. Kalp krizi erkek hastalığı değil Avkaroğulları, toplumda yaygın olan ’kalp krizi erkeklerde olur’ algısı, kadınların koruyucu sağlık kontrollerini ihmal etmesine yol açtığına dikkati çekerek, "Oysa bilimsel veriler, kalp hastalıklarının kadınlarda da en sık ölüm nedenlerinden biri olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Kadınlar, vücutlarının verdiği sinyalleri çoğu zaman stres ya da yorgunlukla karıştırıyor, bu da tanı ve tedavi süreçlerinin gecikmesine neden oluyor" diye konuştu. Menopozla gelen sessiz risk Menopoz döneminin kadınlar için kalp sağlığı açısından önemli bir dönüm noktası olduğuna işaret eden Avkaroğulları, bu süreçte östrojen hormonunun azalmasının, damarların yapısını ve işlevini olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Damar sertliği, kolesterol seviyelerinde bozulma, kan basıncında artış ve kilo kontrolünün zorlaşmasının, menopoz sonrası kadınlarda kalp-damar hastalıklarına yatkınlığı arttırdığını söyleyen Avkaroğulları, "Bu nedenle 45-50 yaş ve üzeri kadınların, özellikle aile öyküsü, yüksek tansiyon, diyabet ya da kolesterol problemi gibi risk faktörleri taşıyorsa, düzenli olarak kardiyolojik değerlendirmeden geçmesi önerilir" ifadelerine yer verdi. Avkaroğulları, yılda en az bir kez kardiyoloji muayenesi, tansiyon, kolesterol ve kan şekeri gibi değerlerin düzenli takibi, stres yönetimi, dengeli beslenme ve fiziksel aktivite, sigara ve alkolden uzak durmanın kalp sağlığı için önemli olduğunu, gerekli durumlarda da EKG, Efor Testi, Ekokardiyografi ve bazı kan tetkikleri ile kalp sağlığı yakından izlenmesi gerektiğini söyledi. Sessiz riskleri görünür kılın Son olarak kalp hastalıklarının bazılarının hiçbir belirti vermeden ilerleyebildiğini belirten Avkaroğulları, "Bu nedenle özellikle menopoz sonrası dönemde, risk faktörleri taşıyan kadınlar için detaylı kalp değerlendirmesi büyük önem taşır. Koroner BT Anjiyografi, kalp damarlarını ayrıntılı ve non-invaziv (girişim gerektirmeyen) şekilde görüntüleyen ileri bir tetkiktir. Erken dönemde damar tıkanıklıklarını tespit ederek, kalp krizi yaşanmadan önce önlem alma imkânı sunar. Kardiyoloji muayenesi sırasında, hekiminizin önerisiyle yapılacak bu tür taramalar, kalp sağlığınız hakkında daha net ve güvenilir bilgi edinmenizi sağlar" diye konuştu.
29 Ağustos 2025 Cuma - 10:57
Okullar açılıyor; Çocuğunuzun bağışıklığını güçlendirin, enfeksiyon riskini azaltın
Denizli Özel Egekent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. M. Hafit Arvas, ailelere okul döneminde dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında uyararak, "Çocuğunuzun bağışıklığını güçlendirin, enfeksiyon riskini azaltın" dedi. Okulların açılmasıyla birlikte çocuklar, kalabalık ortamlara geri dönüyor ve bu durum enfeksiyon riskini artırıyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Hafit Arvas, bu dönemde bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinin kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Uzm. Dr. M. Hafit Arvas, "Okul çağındaki çocuklar, sınıf arkadaşlarından kolayca mikrop kapabilir; bu yüzden ebeveynler önceden hazırlıklı olmalı" dedi. Özellikle grip, soğuk algınlığı ve diğer viral enfeksiyonların yaygınlaştığı bu mevsimde, hijyen kurallarına ek olarak bağışıklığı destekleyici adımlar atmanın hastalıkları önlemede etkili olduğunu ifade eden Uzm. Dr. M. Hafit Arvas, düzenli el yıkamanın yanı sıra beslenme ve uyku düzeninin de bağışıklığı doğrudan etkilediğini belirterek; "Bağışıklığı güçlendirmek için pratik yöntemler arasında dengeli beslenme öne çıkıyor. Çocukların günlük diyetinde meyve, sebze ve probiyotik gıdalar yer almalı. C vitamini ve çinko gibi takviyeler doktor kontrolünde kullanılabilir. Ayrıca, yeterli uyku ve fiziksel aktivite bağışıklık hücrelerini aktif hale getirir." şeklinde konuştu. Ebeveynlere, çocuklarının aşı takvimini güncel tutmalarını tavsiye eden Uzm. Dr. M. Hafit Arvas, okul öncesi rutin kontrollerin enfeksiyon riskini azalttığını vurgulayarak, şu tavsiyelerde bulundu: "Bu adımlar, çocukların okul ortamında daha dirençli olmasını sağlayarak, hastalık nedeniyle kaybedilen okul günlerini minimuma indirebilir. Enfeksiyon riskini azaltmak ebeveynlerin proaktif yaklaşımıyla mümkündüt. Herhangi bir belirti fark edildiğinde hemen doktora başvurun; erken müdahale komplikasyonları önler. Bağışıklık güçlendirmenin uzun vadeli bir süreç olduğunu ve ailelerin bu konuda bilinçli olması gerekiyor. Okulların açıldığı bu dönemde, çocukların sağlığını korumak için hijyen ve bağışıklık odaklı stratejiler, hem bireysel hem de toplumsal fayda sağlayacaktır"
29 Ağustos 2025 Cuma - 10:46
Tırnaklarınız sağlığınız hakkında çok şey söylüyor
Beden sağlığı hakkında tırnakların çok önemli bilgiler paylaştığını aktaran Medicana Sağlık Grubu İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Murtaza Çit, tırnakta dikkat edilmesi gereken belirtileri sıraladı. Tırnaklarda görülen sararma, morarma, kırılma, soyulma gibi durumların kalp, akciğer gibi hayati organlarımız hakkında önemli bilgiler verebileceğini aktaran Uzm. Dr. Murtaza Çit, "Tırnaktaki her bulguyu önemsemek lazım" dedi. Sağlığımızın iyi olup olmadığı noktasında tırnakların çok şey anlattığına dikkat çeken Medicana International İzmir Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murtaza Çit, tırnakta dikkat edilmesi gereken belirtiler hakkında bilgi verdi. Sistemik hastalıkların vücudumuzda bazı semptomlarla kendini belli ettiğini aktaran Uzm. Dr. Murtaza Çit, "Saçlarda, cildimizde kendini gösteren semptomlar, benzer şekilde tırnaklarda da gün yüzüne çıkabiliyor. Tırnakların şekline, rengine bakarak bazı hastalıklarla ilgili bilgi edinebiliyoruz. Örneğin, demir eksikliğinde tırnaklarda çukurlaşma, kırılma soyulma olabilir. Keza çinko ve biyotin eksikliğinde de tırnaklarda benzer belirtiler görülebilir" sözlerini kaydetti. Tırnaklardaki değişim gözlemlenmeli Tırnaklardaki değişimi kontrol ederek bazı hastalıkların tespit edilebileceğini ifade eden Uzm. Dr. Murtaza Çit, sözlerine şöyle devam etti: "Mesela akciğer hastalıklarında, kronik kalp hastalıklarında tırnaklarda renk değişikliği olabilir. Tırnakların morarması, bu daha çok kronik akciğer ve kalp hastalıklarını düşündürebilir. Çünkü morarmalar, oksijen eksikliği nedeniyle oluşur. ‘Çomak tırnak’ dediğimiz tırnaklarda kalınlaşma, yine kronik kalp hastalığı ve kronik akciğer hastalıklarında görebileceğimiz bulgular olabilir. Bazı kanser türlerinde de tırnaklarda bu tür çomaklaşmalar olabiliyor. Çukur ve kaşık şeklinde tırnaklar daha çok demir eksikliğinde gördüğümüz tırnaklar ama sarı olması daha çok mantar hastalıklarını düşündürebilir. Ayrıca karaciğer hastalıklarının da habercisi olabilir. Kronik karaciğer hastalıklarında ya da karaciğer yetmezliğinde tırnaklarda sararma olabilir. Mantar da yine tırnaklarda sararmaya neden olabilen hastalıklar arasında." Lekeler ve renk değişiklikleri ciddiye alınmalı Tırnaklarda görülen beyaz lekelerin her zaman mineral eksikliği sonucu olmadığını dile getiren Uzm. Dr. Murtaza Çit, "Tırnaklarda görülen beyaz lekeler her zaman bir mineral eksikliği olmuyor. Bazı kronik rahatsızlıklara da işaret edebilir. Bu durumu ciddiye almakta fayda var" dedi. Tırnaklarda enine çizgiler olmasının vitamin eksikliğinde görüldüğünü ifade eden Uzm. Dr. Murtaza Çit, "Bazen bu çizgiler kemoterapi alan kanser hastalarında da görülebilir. Metabolik hastalık dediğimiz diyabet ve tansiyon gibi hastalığı olanlarda da görülebilir" diye konuştu. Uzm. Dr. Murtaza Çit, sözlerini şöyle tamamladı: "Kırılgan ya da kat kat ayrılan tırnaklar daha çok vitamin eksikliğinden kaynaklanır. Demir, çinko ve biyotin eksikliğinde tırnaklarda incelme, çukurlaşma, kırılma ve soyulma görülebilir. Tüm bu belirtilerde öncelikle bir dahiliye uzmanına görünmekte fayda olacaktır. Detaylı olarak test bakmak gerekmektedir. Kan değerlerine bakılmalıdır. Karaciğer fonksiyonları, şeker fonksiyonları, tansiyon, kolesterol gibi birçok şeye bakmak gerekir, akciğer ve kalp kontrolleri yapılması gerekir. Dolayısıyla tırnaklarda yukarıda bahsettiğim belirtilerden biri ya da birkaçı görüldüğünde zaman kaybetmeden bir uzmana gidilmelidir."
29 Ağustos 2025 Cuma - 10:43
Ailelere hijyen uyarısı
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Emine Sibel Şan, yaz mevsiminde çocuklarda sık görülen sağlık problemlerine dikkat çekerek ailelere önemli uyarılarda bulundu. Yaz ayları çocuklar için oyun, eğlence ve keşif zamanı olsa da, artan sıcaklıklar ve hijyen sorunları çocuk sağlığını tehdit ediyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Emine Sibel Şan, yaz mevsiminde çocuklarda sık görülen sağlık problemlerine dikkat çekerek ailelere önemli uyarılarda bulundu. "Çocuklarda karşılaştığımız sorunların başında ishal geliyor" Uzm. Dr. Şan, yüksek sıcaklıkların gıda bozulmalarını hızlandırdığını belirterek, "Yaz aylarında çocuklarda en çok karşılaştığımız sorunların başında ishal geliyor. Bu durum, genellikle bozulmuş gıdaların tüketilmesi ya da hijyenik olmayan suyla temas sonucu ortaya çıkıyor. Besin zehirlenmeleri de oldukça yaygın. Bu nedenle dışarıda satılan yiyeceklerden uzak durulmalı, çocuklara taze ve hijyenik besinler sunulmalı. Ayrıca bol su tüketmeleri sağlanmalı, çünkü sıvı kaybı çocuklar için ciddi bir risk oluşturabilir" dedi. Çocukların güneş altında uzun süre kalmasının ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurgulayan Dr. Şan, "Özellikle 11.00 - 16.00 saatleri arasında çocuklar doğrudan güneşe maruz bırakılmamalı. Dışarı çıkmaları gerekiyorsa, geniş kenarlı şapka, pamuklu ve açık renkli kıyafetler tercih edilmeli. Ayrıca en az 50 SPF koruma faktörlü güneş kremi düzenli olarak kullanılmalı" ifadelerini kullandı. Yaz tatilinin vazgeçilmezlerinden olan havuzlar, yeterince temizlenmediğinde çeşitli enfeksiyonlara yol açabiliyor. Uzm. Dr. Şan, "Dış kulak yolu enfeksiyonları, mide-bağırsak hastalıkları ve göz enfeksiyonları yaz aylarında artış gösteriyor. Çocuklar havuza girmeden önce ve çıktıktan sonra mutlaka duş almalı. Temizliğinden emin olunmayan havuzlar tercih edilmemeli. Ayrıca kulak enfeksiyonlarına karşı koruyucu kulak tıkaçları da kullanılabilir" şeklinde konuştu. Doğada zaman geçiren çocukların sık sık böcek ve sinek ısırıklarına maruz kaldığını belirten Şan, "Bazı çocuklar bu ısırıklara karşı alerjik reaksiyon gösterebilir. Kaşıntı, şişlik, kızarıklık gibi belirtiler görüldüğünde mutlaka bir doktora başvurulmalı. Korunmak için çocuklara uygun sinek kovucular kullanılabilir; özellikle akşam saatlerinde uzun kollu giysiler tercih edilmelidir" dedi. Uzm. Dr. Emine Sibel Şan, ailelere yaz için önerilerde bulunarak, "Güneş ışınlarının en yoğun olduğu saatlerde çocuklar dışarı çıkarılmamalı. Gıda hijyenine dikkat edilmeli, açıkta satılan yiyeceklerden kaçınılmalı. Çocukların bol sıvı tüketmesi teşvik edilmeli. Tatil öncesi çocukların aşı takvimi kontrol edilmeli. Deniz ve havuz sonrası duş alma alışkanlığı kazandırılmalı. Şapka, güneş gözlüğü ve koruyucu krem kullanımı ihmal edilmemeli" diye konuştu. Son olarak, "Yaz aylarında alınacak basit önlemlerle birçok hastalığın önüne geçilebilir" diyen Uzm. Dr. Emine Sibel Şan, çocuklarda herhangi bir belirti görüldüğünde zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmasının önemini vurguladı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder