Son Dakika
|
Gülistan Doku ve Mekiye Akyel’in ailesi Diyarbakır'da bir araya geldi
Pitbull saldırısına uğrayan Onur Akay o anları anlattı: "Ölümden döndüm"
Bakanlık harekete geçti! 638 faili meçhul dosya yeniden incelemede
AVM’de dehşet: 3 yaşındaki çocuk parmağını kaybetti
Beyaz Saray, ABD'li heyetin yarın Pakistan'da İran tarafıyla görüşeceğini teyit etti
Erdoğan: "İmalatçı ihracatçılarımızda vergiyi yüzde 9’a indiriyoruz"
26 yıl hapis cezası bulunan kadın, gizli bölmede yakalandı
Spiker Ela Rümeysa Cebeci, ‘ev hapsi’ şartıyla tahliye edildi
Netanyahu, prostat kanseri tedavisi gördüğünü açıkladı
Michael Eneramo hayatını kaybetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
İsrail’de iki eski başbakan Netanyahu’ya karşı ittifak kurdu
Mahalle yanarken onlar derbiyi izledi
ABD basını Beyaz Saray yemeğine silahlı saldırıda bulunan şüphelinin manifestosunu paylaştı
İngiltere Kralı Charles'ın ABD'ye ziyareti planlandığı gibi gerçekleşecek
Bursa’da tarihi akşam, timsah geri döndü
İran Dışişleri Bakanı Arakçi yeniden İslamabad’da
Şanlıurfa'da kahreden olay! Kayıp çocuk ölü bulundu
SAĞLIK
Hekim oğuldan ebe anneye Ebeler Haftası sürprizi
26 Nisan 2026 Pazar - 14:04:53
Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan pratisyen hekim, aynı hastanenin doğumhanesinde görev yapan ebe annesine Ebeler Haftası dolayısıyla sürpriz yaptı. Hastanenin acil servisinde görevli pratisyen Hekim Dr. Buğra Şekerci aynı hastanede doğumhanede ebe olarak çalışan annesi Nefise Şekerci’yi ziyaret ederek çiçek takdim etti. Aynı kurumda görev yapan anne ve oğlun, aynı gün nöbetçi olmaları nedeniyle gerçekleşen buluşma duygusal anlara sahne oldu. Dr. Şekerci, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne atanmasının aileleri için önemli bir mutluluk kaynağı olduğunu belirterek, özellikle annesiyle aynı hastanede görev yapmanın kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Aynı kurumda farklı birimlerde sağlık hizmeti sunmanın hem mesleki hem de ailevi açıdan kendilerini motive ettiğini dile getiren Şekerci, "Atanma sürecimde annemle aynı hastanede çalışma fikri bizi heyecanlandırıyordu. Bugün de aynı gün nöbetçiyiz. Ebeler Haftası vesilesiyle anneme sürpriz yapmak istedim. Bu vesileyle başta annem olmak üzere tüm ebelerin haftasını kutluyorum" dedi. Ebe Nefise Şekerci ise 35 yıldır sağlık çalışanı olduğunu 25 yıldır ebe olarak görev yaptığını belirterek oğlunun aynı hastanede görev yapmasından büyük bir gurur ve mutluluk duyduğunu ifade etti. Aynı kurumda birlikte hizmet vermenin kendisi için tarif edilemez bir duygu olduğunu vurgulayan Şekerci, "Bugün aynı gün 24 saat nöbetçiyiz. Oğlum bana Ebeler Günü için sürpriz yaptı. Çok mutlu oldum. Oğlumla aynı hastanede çalıştığım için gururluyum" diye konuştu.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:32
Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polip çıkartıldı
Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında birkaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:24
Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polib çıkartıldı
Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta, yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında bir kaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 11:45
Fransa’da evde 6 doğum yaptı, "Fizyolojik doğum" tercihini Diyarbakır’dan yana kullandı
Fransa’dan Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, doğal doğum arayışıyla Diyarbakır’da fizyolojik doğum sürecini doktor eşliğinde, müdahalesiz şekilde gerçekleştirdi. Fransa’da 6 doğum yapan ve sonrasında Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, Fransa’da evde doğumun yasak olmaması nedeniyle tüm doğumlarını evde gerçekleştirdi. Ancak Türkiye’de evde doğumun yasak olması nedeniyle doğal doğum arayışına geçen çift, hiçbir ilaç ya da tıbbi gereklilik olmadan nasıl bir doğum yapabileceklerini araştırdı. Bu süreçte Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünden Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’na ulaşan çift, doktorun "Fizyolojik doğum"u desteklediğini öğrenerek iletişime geçti. Doktor tarafından kabul edilen çiftin doğumu, hastane odasında tamamen doğal bir ortamda ve herhangi bir tıbbi müdahale olmadan, doktor eşliğinde gerçekleştirildi. Hastane odası ev ortamını aratmadı Dicle Memorial Hastanesinde ebe olan Elif Ilgaz, Fransa vatandaşı çiftin istediği gibi bir doğum olduğunu dile getirdi. Ilgaz, "Fransız vatandaşı gebemiz, 6 doğumunu Fransa’da gerçekleştirmiş. Yedinci gebeliği için artık doğal doğum arayışına girmiş. Bu süreçte internet üzerinden yaptığı araştırmalar sonucunda Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesinden Op. Dr. Selin Kadıoğlu’na ulaşmış. Bunun üzerine doğumuna birkaç gün kala Muğla’dan ailesiyle birlikte Diyarbakır’a gelen çift, burada bir otelde konakladı. Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu tarafından yapılan muayenede ek bir risk olmadığı gözlemlendi. Hastanın talebi doğrultusunda normal doğum, müdahalesiz doğum, doğuma saygı ve doğumun doğal zamanına saygı ilkeleri çerçevesinde süreç planlandı. Doğum, hastane odasında tamamen doğal şartlarda, hiçbir invaziv işlem ve tıbbi girişim olmadan gerçekleştirildi. Anne adayı, kendi odasında ev konforuna yakın bir ortamda doğumunu tamamladı. Komplikasyonsuz ve risksiz gerçekleşen doğumun ardından hasta süreçten memnun kaldı ve mutlu ayrıldı" dedi. Ali Tokyürek ise Muğla’da yaşadıklarını ve eşinin doğal bir doğum arayışında olduğunu ifade etti. Tokyürek, "Tamamen doğal bir doğum istediği için internette araştırdık. Araştırmanın sonucunda Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’nun bir makalesi üzerine denk geldi. O makaleyi okuduktan sonra, ’ben bu doktoru istiyorum’ dedi bana. Ben de baktım Diyarbakır’dadır, bize epey uzaktı. Biraz uğraştık. Hocayla iletişime geçtik. Doktor da bize, ’benim için sorun değildir, gelebilirsiniz’ dedi. Otobüse binip buraya kadar geldik ve doğumun gerçekleşmesini bekledik. Her şey istediğimiz gibi oldu sonuçta. Öbür çocuklarımız Fransa’da doğdu. Onlar evde doğdu, orada öyle bir imkanımız vardı. Türkiye’de evde doğum yasak. Ama hastaneye geldiğimizde bir farkını görmedik. Aynen Fransa’da evde doğum gibi oldu. Sonuçta gerçekten doktor eşime çok büyük şefkat gösterdi. Odasında gerçekten sanki evdeymiş gibi doğum yaptı" şeklinde konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Nisan 2026 Cuma- 10:38
Erzurum’da 261 işletmeye denetim
2
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:21
20 yıllık tümör Van’da yapılan ameliyatla alındı
3
26 Nisan 2026 Pazar- 10:17
"Doğru tedavi ve alışkanlıkların düzenlenmesiyle astım hastaları, günlük hayatlarına güvenle devam edebilir"
4
26 Nisan 2026 Pazar- 09:42
Ağrıya "nokta atışı" tedavi
5
26 Nisan 2026 Pazar- 09:18
Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi Antalya’da düzenlendi: Onkologlardan kemoterapi mesajı
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 15:31
"Uykudan önce abur cubur, sağlık için tehdit"
Çocukların sağlıklı gelişimi için asıl tehdidin açlık değil, abur cubur tüketimi olduğuna dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Öztürk, "Bir çocuğun gece aç uyuması geçici bir durumdur, ancak abur cuburla uyumaya alışması ömür boyu sürecek sağlık sorunlarına zemin hazırlar" dedi. Bazı ebeveynler sıklıkla çocuklarının tam doymadan yatmalarının gelişimlerini olumsuz etkileyeceğini düşünüyor ancak bilimsel veriler, gün içinde dengeli beslenen bir çocuğun bazı geceler aç uyumasının büyüme ve gelişme üzerinde olumsuz bir etkisi olmadığını gösteriyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Medical Park Ordu Hastanesi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Öztürk, "Çocuğunuzun bir gece yeteri kadar yemek yemeden uyuması sağlığına zarar vermez fakat geceleri sürekli abur cubur gıdalar tüketmesi uzun vadede obezite, diyabet, diş sağlığı sorunları ve uyku bozuklukları gibi kalıcı rahatsızlıklara yol açabilir. Açlık geçici bir durumdur, fakat sağlıksız beslenme alışkanlıklarının etkileri ömür boyu sürebilir. Bu yüzden ailelerin bilinçli, kararlı ve sağlıklı beslenmeyi teşvik eden bir yaklaşım sergilemesi büyük önem taşır" ifadelerini kullandı. "Abur cubur obezite, insülin direnci ve diyabet riskini artırıyor" Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) çocukluk çağında yüksek şekerli ve işlenmiş gıdaların tüketilmesinin obezite, insülin direnci ve tip 2 diyabet riskini artırdığını vurguladığını işaret eden Uzm. Dr. Emre Öztürk, "Aynı zamanda bu gıdalar diş çürüklerinin en önemli nedenlerinden biridir. Çocuklarda paketli ve yağlı atıştırmalıkların düzenli tüketimi uyku düzenini bozmakta, bağışıklık sistemini zayıflatmakta ve ileri yaşlarda kalp-damar hastalıklarına zemin hazırlamaktadır" diye konuştu. "Gece acıkan çocuklara yoğurt verilebilir" Uzm. Dr. Öztürk, ebeveynlerin çocukların beslenme alışkanlıklarını şekillendirmede belirleyici rol oynadığını belirterek şu önerilerde bulundu: "Gece acıkan çocuklara yoğurt gibi kalorisi az alternatifler sunulmalı. Abur cubur gıdalar evde bulundurulmamalı ve çocukların kolay ulaşamayacağı bir ortam oluşturulmalı. Akşam yemekleri mümkün olduğunca erken saatlerde ve sindirimi kolay yiyeceklerle planlanmalı. Ayrıca uyku öncesi atıştırma alışkanlığının önüne geçebilmek için ailelerin tutarlı davranması büyük önem taşımaktadır."
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 14:04
Yüksekova’da hastane tuvaletleri QR kod sistemiyle daha temiz hale geliyor
Yüksekova Devlet Hastanesi, temizlik hizmetlerinde önemli bir yeniliğe imza attı. Hastane, tuvaletlerde QR kod temizlik uygulamasını hayata geçirerek hasta ve çalışan memnuniyetini artırmayı hedefliyor. Yüksekova Devlet Hastanesi’nin tuvaletlerine yerleştirilen QR kod sistemi sayesinde vatandaşlar ve hastane çalışanları, temizlik ihtiyaçlarını cep telefonları aracılığıyla anında bildirebilecek. Sistemin temel amacı, rutin temizlik saatlerini beklemeden karşılaşılan eksikliklere hızla müdahale etmek. "Bildirimler SMS ile personele ulaşıyor" Kullanıcılar, tuvaletlerdeki QR kodunu okuttuktan sonra açılan menüden "temiz, kirli, peçete yok" gibi durumları belirterek geri bildirimde bulunabiliyor. Yapılan bildirimler ilgili temizlik personeline doğrudan SMS yoluyla iletiliyor. Bu sayede personel vakit kaybetmeden belirtilen alana giderek eksikleri tamamlıyor. "Hijyen ve memnuniyet odaklı bir uygulama" Yüksekova Devlet Hastanesi İdari ve Mali İşler Müdür Yardımcısı Yiğit Nergiz, bu uygulamanın hastane genelinde daha temiz bir hizmet sunmak için başlatıldığını belirtti. Nergiz, "Vatandaşlarımız herhangi bir tuvaletimizde eksiklik fark ederse, karekod sistemi aracılığıyla bize anında bildirim yapabilirler. Mesai arkadaşlarımız da hemen eksikleri giderip bize bilgi veriyorlar. Bu sistem sayesinde hem hastanemizin hijyen standartlarını yükseltmeyi hem de hasta, çalışan ve ziyaretçilerimizin memnuniyetini artırmayı amaçlıyoruz" dedi. "Pilot uygulama Türkiye geneline yayılıyor" Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü tarafından farklı illerde pilot olarak uygulanan bu sistem, hastanelerde temizlik süreçlerini daha hızlı ve etkin hale getirmek amacıyla ülke genelinde yaygınlaştırılmaya başlandı. Yüksekova Devlet Hastanesi de bu yenilikçi uygulamayı ilk hayata geçiren kurumlardan biri oldu.
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 14:00
Yüksekova’da hastane tuvaletleri QR kod sistemiyle daha temiz hale geliyor
Hakkari’nin Yüksekova Devlet Hastanesi, temizlik hizmetlerinde önemli bir yeniliğe imza attı. Hastane, tuvaletlerde QR kod temizlik uygulamasını hayata geçirerek hasta ve çalışan memnuniyetini artırmayı hedefliyor. Yüksekova Devlet Hastanesi’nin tuvaletlerine yerleştirilen QR kod sistemi sayesinde vatandaşlar ve hastane çalışanları, temizlik ihtiyaçlarını cep telefonları aracılığıyla anında bildirebilecek. Sistemin temel amacı, rutin temizlik saatlerini beklemeden karşılaşılan eksikliklere hızla müdahale etmek. "Bildirimler SMS ile personele ulaşıyor" Kullanıcılar, tuvaletlerdeki QR kodunu okuttuktan sonra açılan menüden "temiz, kirli, peçete yok" gibi durumları belirterek geri bildirimde bulunabiliyor. Yapılan bildirimler ilgili temizlik personeline doğrudan SMS yoluyla iletiliyor. Bu sayede personel vakit kaybetmeden belirtilen alana giderek eksikleri tamamlıyor. "Hijyen ve memnuniyet odaklı bir uygulama" Yüksekova Devlet Hastanesi İdari ve Mali İşler Müdür Yardımcısı Yiğit Nergiz, bu uygulamanın hastane genelinde daha temiz bir hizmet sunmak için başlatıldığını belirtti. Nergiz, "Vatandaşlarımız herhangi bir tuvaletimizde eksiklik fark ederse, karekod sistemi aracılığıyla bize anında bildirim yapabilirler. Mesai arkadaşlarımız da hemen eksikleri giderip bize bilgi veriyorlar. Bu sistem sayesinde hem hastanemizin hijyen standartlarını yükseltmeyi hem de hasta, çalışan ve ziyaretçilerimizin memnuniyetini artırmayı amaçlıyoruz" dedi. "Pilot uygulama Türkiye geneline yayılıyor" Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü tarafından farklı illerde pilot olarak uygulanan bu sistem, hastanelerde temizlik süreçlerini daha hızlı ve etkin hale getirmek amacıyla ülke genelinde yaygınlaştırılmaya başlandı. Yüksekova Devlet Hastanesi de bu yenilikçi uygulamayı ilk hayata geçiren kurumlardan biri oldu. (MT-ŞAK-
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 13:41
Iraklı hasta Mersin’de şifa buldu
Mersin Şehir Hastanesinde Iraklı bir hasta ileri teknolojiyle gerçekleştirilen diz protezi ameliyatıyla sağlığına kavuştu. Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi, sağlık turizmi kapsamında uluslararası hastalara da umut olmaya devam ettiği belirtildi. Bu çerçevede Irak’tan gelen bir hasta, uzun süredir yaşadığı diz ağrıları nedeniyle Ortopedi Kliniğine başvurdu. Yapılan tetkiklerde hastada ileri derecede ’diz eklemi kireçlenmesi’ tespit edildi. Ortopedi Uzmanı Doç. Dr. Burkay Kutluhan Kaçıra, hastaya total diz protezi ameliyatı planladı. Operasyon, minimal invaziv teknik ve son nesil biyouyumlu protezlerle başarıyla gerçekleştirildi. Ameliyatın ardından hasta erken dönemde mobilize edilerek rehabilitasyon sürecine alındı. "Son nesil biyouyumlu protezler kullanarak başarıyla tamamladık" Yurt dışından gelen hastasında ileri derecede gonartroz tespit ettiklerini belirten Ortopedi Uzmanı Doç. Dr. Burkay Kutluhan Kaçıra, "Yapılan tetkikler sonrası total diz artroplastisi planladık. Operasyonu minimal invaziv teknikle, son nesil biyouyumlu protezler kullanarak başarıyla tamamladık. Ameliyat sonrası erken dönemde hastamız mobilize edildi ve rehabilitasyon sürecine alındı. Sağlık turizmi kapsamında, uluslararası hastalarımıza yüksek standartlarda cerrahi ve multidisipliner yaklaşım sunmaya devam ediyoruz" dedi. Hastane Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Ballı ise Mersin’in sağlık turizminde önemli bir merkez haline geldiğini, modern altyapı ve uzman kadrosuyla dünyanın farklı coğrafyalarından gelen hastalara güvenle hizmet sunduğunu vurguladı.
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 13:06
Sürpriz oyuncaklar çocukları kumara yönlendiriyor
Uzmanlar sürpriz oyuncakların çocuklarda kumar alışkanlığı oluşturabileceğini belirtirken, ebebeynlere alternatif olarak kültürümüzde de yeri olan bez bebekleri sağlıklı bir alternatif olarak gösteriyor. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Ahmet Erdem, son dönemde çocuklar arasında popülerleşen sürpriz oyuncakların bilinmezlik temelli yapısının, kumar alışkanlığına benzer bir tüketim döngüsü oluşturduğunu söyledi. Her kutudan hangi figürün çıkacağının bilinmemesinin, çocukları istedikleri ürünü bulana kadar sürekli alım yapmaya yönlendirdiğini vurgulayan Erdem, bu durumun oyuncağın kendisinden çok satın alma anındaki hazza odaklanmaya neden olduğunu belirtti. "Çocuk oyuncakla değil onu satın aldığı duyguyla ilgileniyor" Erdem, bu sürecin uzun vadede kumara yatkınlık geliştirebileceği uyarısında bulunarak, "Çocuk artık oyuncağın kendisiyle değil, onu satın alırken hissettiği duyguyla ilgileniyor. Bu, zihinde kumara benzer bir mekanizma oluşturuyor" dedi. "Bez bebekler sağlıklı bir alternatif olabilir" Geleneksel bez bebeklerin ise yalnızca oynama amacı taşıdığına dikkat çeken Erdem, içeriğinin görünür olması sayesinde tekrarlı alım baskısı oluşturmadığını ifade etti. Bez bebeklerin kültürel mirasla bağ kurma imkânı sunduğunu vurgulayan Erdem, "Bu oyuncaklar modern tüketim dayatmalarının aksine, geçmişin mirasını gelecek kuşaklara aktarmada sağlıklı bir alternatif olabilir" diye konuştu. "El yapımı bez bebek tercih ediyorum" Tokat Taşhan’da yöresel ürünler satan Sevgihan Telek ise, son dönemde Labubu gibi sürpriz oyuncaklara olan ilginin arttığını ancak bunun yerine el yapımı bez bebekleri tercih ettirdiğini söyledi.
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 12:59
Şırnak’ta şap hastalığına karşı seferberlik
Şırnak’ta hayvan sağlığını korumak amacıyla şap hastalığına karşı kapsamlı bir denetim ve aşılama çalışması başlatıldı. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, kent merkezi ve ilçelerde sahaya inerek büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarda sağlık taraması yaptı. Veteriner hekimler tarafından yürütülen kontrollerde, hayvanlara şap aşısı uygulanırken kimliklendirme ve kayıt altına alma işlemleri de eş zamanlı gerçekleştirildi. Tarım ve Orman Müdürlüğünce hastalığın yayılımını önlemek için üreticilere önemli uyarılarda bulunuldu. Müdürlükten yapılan açıklamada, ’’Şap hastalığı ciddi ekonomik kayıplara yol açabilir. Bu nedenle aşı programlarına eksiksiz uyulmalı, hayvan hareketlerinde dikkatli olunmalıdır" denildi. Ekiplerin il genelinde denetimlerini aralıksız sürdüreceği bildirildi.
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 12:54
Sürpriz oyuncaklar çocukları kumara yönlendiriyor
Uzmanlar sürpriz oyuncakların çocuklarda kumara alışkanlığı oluşturabileceğini belirtirken ebebeynlere alternatif olarak kültürümüzde de yeri olan bez bebekleri sağlıklı bir alternatif olarak gösteriyor. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Ahmet Erdem, son dönemde çocuklar arasında popülerleşen sürpriz oyuncakların bilinmezlik temelli yapısının, kumar alışkanlığına benzer bir tüketim döngüsü oluşturduğunu söyledi. Her kutudan hangi figürün çıkacağının bilinmemesinin, çocukları istedikleri ürünü bulana kadar sürekli alım yapmaya yönlendirdiğini vurgulayan Erdem, bu durumun oyuncağın kendisinden çok satın alma anındaki hazza odaklanmaya neden olduğunu belirtti. "Çocuk oyuncakla değil onu satın aldığı duyguyla ilgileniyor" Erdem, bu sürecin uzun vadede kumara yatkınlık geliştirebileceği uyarısında bulunarak, "Çocuk artık oyuncağın kendisiyle değil, onu satın alırken hissettiği duyguyla ilgileniyor. Bu, zihinde kumara benzer bir mekanizma oluşturuyor" dedi. "Bez bebekler sağlıklı bir alternatif olabilir" Geleneksel bez bebeklerin ise yalnızca oynama amacı taşıdığına dikkat çeken Erdem, içeriğinin görünür olması sayesinde tekrarlı alım baskısı oluşturmadığını ifade etti. Bez bebeklerin kültürel mirasla bağ kurma imkânı sunduğunu vurgulayan Erdem, "Bu oyuncaklar modern tüketim dayatmalarının aksine, geçmişin mirasını gelecek kuşaklara aktarmada sağlıklı bir alternatif olabilir" diye konuştu. "El yapımı bez bebek tercih ediyorum" Tokat Taşhan’da yöresel ürünler satan Sevgihan Telek ise, son dönemde Labubu gibi sürpriz oyuncaklara olan ilginin arttığını ancak bunun yerine el yapımı bez bebekleri tercih ettirdiğini söyledi.
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:40
Doç. Dr. Yıldırım: "Tiroit nodülleri toplumda çok sık görülmekte"
Tiroit nodüllerinin toplumda çok sık görüldüğünü belirten Doç. Dr. Mustafa Yıldırım, "Bunları çoğu iyi huylu karakterlidir. Bazı iyi huylu nodüller, hastalarda yutma güçlüğü ve nefes darlığına sebep olabilmektedir" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Girişimsel Radyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Yıldırım, tiroit nodüllerinde uygulanan ameliyatsız tedavi hakkında bilgiler verdi. Yıldırım, "Tiroit nodülleri toplumda çok sık görülmektedir. Bunları çoğu iyi huylu karakterlidir. Bazı iyi huylu nodüller, hastalarda yutma güçlüğü ve nefes darlığına sebep olabilmektedir. Ayrıca bazı hormonlar fazla çalışarak tiroit hormon üretimi yapabilmektedir. Biz bu nodülleri uygun hastalarda mikrodalga ablasyon yöntemi ile yakılabilmekteyiz. Mikrodalga ablasyon yöntemi ile hastaların tiroit nodülleri küçülmektedir. Mikrodalga ablasyon işlemi ameliyata alternatif bir işlemdir. Sadece lokal anestezi eşliğinde bu işlemi yapıyoruz. Lokal anestezi sonrasında hastalar herhangi bir ağrı hissetmiyor. Hastalar aynı gün işlem bitiminden sonra taburcu olabiliyor. Uygulanan yöntemden sonra hastanın tiroit nodüllerinde belirgin küçülmeler görmekteyiz. Birinci ayda yüzde 30, üçüncü ve altıncı ay kontrollerinde yüzde 50 ve 12’inci aya doğru yüzde 70 ile 80 arasında nodüllerde küçülme yakalayabiliyoruz. Bu sayede hastaların semptomlarını iyileştirebilmekteyiz" diye konuştu.
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:45
"İnatçı sırt ve bel ağrıları multipl miyelom işareti olabilir"
Multipl miyelom hakkında bilgi veren Hematoloji Uzmanı Dr. Nihan Alkış, "Kemik iliğinde bulunan plazma hücrelerinden kaynaklanan multipl miyelom, tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 1’ini, hematolojik kanserlerin ise yüzde 10’unu oluşturur. İleri yaş, hastalıkta en önemli risk faktörüdür. Özellikle bel, sırt ve kaburgalarda ortaya çıkan inatçı ağrılar, patolojik kemik kırıkları, açıklanamayan kansızlık ve böbrek yetmezliği bu hastalıkta sık karşılaşılan durumlardır" dedi. Kemik iliğinde bulunan plazma hücrelerinden kaynaklanan multipl miyelom, tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 1’ini, hematolojik kanserlerin ise yüzde 10’unu oluşturuyor. Genellikle ileri yaşlarda görülen bu hastalık, son yıllarda gençlerde de sık teşhis edilmeye başlandı. VM Medical Park Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Nihan Alkış, multipl miyelomun erken dönemde fark edilmesinin hastalığın gidişatında büyük önem taşıdığını vurguladı. "İnatçı sırt ve bel ağrılarını hafife almayın" Multipl miyelomun en sık görülen belirtisinin kemik ağrısı olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Nihan Alkış, "Özellikle bel, sırt ve kaburgalarda ortaya çıkan inatçı ağrılar, patolojik kemik kırıkları, açıklanamayan kansızlık ve böbrek yetmezliği bu hastalıkta sık karşılaşılan durumlardır. Bunun yanında, halsizlik, tekrarlayan enfeksiyonlar, sinir hasarına bağlı uyuşmalar ve kilo kaybı da önemli uyarıcı deliller arasında yer alır" dedi. "Risk gruplarında daha sık görülüyor" Hastalığın görülme riskini artıran faktörler hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Alkış, "İleri yaş en önemli risk faktörüdür. Bunun dışında erkek cinsiyet, ailede miyelom öyküsü, kimyasal madde maruziyeti ve monoklonalgamopati (MGUS) varlığı da riski artırmaktadır" diye konuştu. "Tanı için kemik iliği biyopsisi gereklidir" Tanıda kullanılan yöntemlere değinen Uzm. Dr. Alkış, "Kan ve idrar testlerinde M proteini varlığı, görüntüleme yöntemlerinde kemiklerde görülen litik lezyonlar ve kemik iliğinde klonal plazma hücre artışı tanının temelini oluşturur. Bu yüzden tanı için kemik iliği biyopsisi mutlaka yapılmalıdır. Erken tanı, tedavinin başarısı açısından kritik öneme sahiptir" açıklamasında bulundu. "Erken tanı hastalığın seyrini değiştiriyor" Uzm. Dr. Nihan Alkış, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Bel ve sırt ağrıları geçmeyen, nedeni açıklanamayan kansızlık ya da sık tekrarlayan enfeksiyon yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden hematoloji uzmanına başvurması gerekir. Düzenli kontroller ve erken müdahaleler sayesinde hastalığın gidişatını değiştirmek mümkündür."
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:41
BUÜ’den uluslararası tüberküloz araştırmasına önemli katkı
Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) akademisyenlerinin aralarında bulunduğu uluslararası bir araştırma ekibi, tüberküloz (verem) enfeksiyonunun tanısında yaygın olarak kullanılan bir testin bağışıklığı zayıflamış hastalarda tek başına yeterli olmadığını ortaya koydu. Almanya’daki Saarland Üniversitesi ve Borstel Araştırma Merkezi liderliğinde, 11 Avrupa ülkesinden 21 merkezin katılımıyla yürütülen bu kapsamlı çalışmaya Türkiye’den BUÜ Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aslı GörekDilektaşlı ve BUÜ İmmünoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Barbaros Oral katkı sağladı. Çalışmada, QuantiFERON-TB Gold Plus (QFT+)adı verilen tüberküloz enfeksiyonu tanı testinin, özellikle bağışıklığı baskılanmış hasta gruplarında ne kadar güvenilir olduğu incelendi ve elde edilen deliller, prestijli ve etkin bir bilim dergisi olan TheLancetRegionalHealth - Europe’dayayımlandı. Teşhisi zor bir hastalık Konu hakkında bilgi veren BUÜ İmmünoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Barbaros Oral, uluslararası bir araştırmada yer almaktan büyük gurur duyduklarını belirtti. Oral, "Tüberküloz, bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde çok daha kolay ilerleyebilen, tehlikeli bir hastalıktır. Bu nedenle organ nakli, kök hücre nakli, romatoidartrit, kronik böbrek yetmezliği veya HIV enfeksiyonu gibi durumlarda bağışıklığı baskılanmış bireylerin tüberküloz enfeksiyonu taşıyıp taşımadığını belirlemek hayati önem taşıyor. Günümüzde, tüberküloz enfeksiyonunun teşhisi için hala standart bir yöntem bulunmuyor. Yaygın kullanılan Tüberkülin Cilt Testi’nin (PPD) duyarlılık ve özgüllük açısından ciddi sınırlılıkları var. Bu nedenle geliştirilen alternatif yöntemlerden biri olan QuantiFERON-TB Gold Plus (QFT+) testi, vücudun verem mikrobuna karşı bağışıklık tepkisini ölçüyor. Ancak, bağışıklık sistemi zayıfsa bu test yanlış negatif sonuçlar verebiliyor" açıklamasında bulundu. Testin güvenirliği sorgulandı BUÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aslı GörekDilektaşlıise çalışmanın, alanında bugüne kadar yapılmış en büyük çok merkezli araştırma olduğunu vurguladı. Dilektaşlı, "Avrupa çapında tüberküloz araştırmaları yürüten TBnet ağı kapsamında; bağışıklık sistemleri zayıflayan 2.600’den fazla hastanın verisini incelediğimiz kapsamlı bir çalışma yürüttük. Yürütülen bu araştırmada, QFT+ testinin özellikle bağışıklığı baskılanmış bireylerde tek başına güvenilir bir test olmadığını ve gelecekte tüberküloz hastalığı gelişimini öngörmede zayıf bir yöntem olduğunu ortaya koyduk. Bu sonuçlar ışığında, özellikle bağışıklığı baskılanmış hasta gruplarında, tüberküloz enfeksiyonu tanısı için QFT+ testinin tek başına kullanılmaması gerektiği sonucuna vardık."ifadelerini kullandı.
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:38
Uzm. Dr. Okur: "Çocuklarda görülen anemi okul başarısında önemli rol oynar"
Okullar açılmadan önce çocuklara sağlık kontrolü yaptırılması gerektiğine dikkat çeken Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Salahattin Okur, "Çocuklarda görülen anemi okul başarısında önemli rol oynar. Tanısı oldukça kolay konulabilen aneminin tedavi edilmesi çocukta gözle görülür bir farka neden olmaktadır" dedi. Acıbadem Adana Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Salahattin Okur, çocukların sağlıklı ve başarılı bir eğitim-öğretim yılı geçirmesi için okullar açılmadan önce fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimlerinin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Rutin sağlık kontrollerinin bu açıdan büyük önem taşıdığını vurgulayan Okur, okula dönüşte yapılan sağlık kontrollerinin öğrencilerin yeni eğitim-öğretim yılına sağlıklı bir şekilde başlamasını sağladığını anlattı. Dr. Okur sağlık taramalarında kilo ve boy ölçümü ile çocuğun büyümesinin değerlendirilerek, detaylı fizik muayenesi yapılması, tam kan sayımı, demir, B12 vitamini, D vitamini, tam idrar tahlili, kan kolesterol ve lipid profiline bakılabileceğini; ayrıca aile öyküsüne göre açlık kan şekeri ve tiroit fonksiyon testlerine ihtiyaç duyulabileceğini dile getirdi. Çocukların okul başarısında önemli rolü olan anemi (kansızlık) tespiti ve tedavisinin önemine işaret eden Dr. Okur, "Çocuklarda anemi; halsizlik, çabuk yorulma, solukluk ve daha birçok bulgu ile kendini gösterebilmektedir. Çocuklarda görülen anemi okul başarısında önemli rol oynar. Tanısı oldukça kolay konulabilen aneminin tedavi edilmesi çocukta gözle görülür bir farka neden olmaktadır. Yine tiroit hormonları tüm vücut fonksiyonlarında rol oynar, zihinsel performans için de tiroit hormonlarının normal seviyelerde olması gerekmektedir" dedi. "Bağışıklık için D vitamini ve çinko önemli" Sağlıklı beyin gelişimi ve nörolojik fonksiyonların aktif kalabilmesi açısından kandaki B12 vitamini seviyelerinin oldukça kritik olduğunu hatırlatan Dr. Okur, "D vitamini düzeylerinin kontrolü ve eksikliğinde tedavisi de hem bağışıklık hem kemik sağlığı için çok önemlidir. Çinko da yine bağışıklık sistemi üzerinde önemli rol oynamaktadır" diye konuştu. Okur, balık gibi zengin omega 3 kaynağı tüketimi yeterli olmayan çocuklara hem zihinsel fonksiyonları iyileştirmede hem de genel vücut sağlığı için doktor kontrolü ile omega-3 takviyeleri önerdi. Aşılara da değinen Dr. Okur, eksik aşılar varsa okul öncesi dönemde mutlaka tamamlanması gerektiğini de söyledi. Okur, okula başladıklarında kalabalık ve kapalı bir ortama girecekleri için enfeksiyon hastalıklarının kolay yayılabildiğini belirterek, "Bu yüzden rutin aşı takviminde olan aşılar eksiksiz uygulanmalı; astım, diyabet, kalp hastalığı gibi kronik hastalığı olan çocuklara mevsimsel grip aşısı yapılmalıdır" ifadelerini kullandı. "Görme ve işitme problemleri çocukları hırçınlaştırabilir" Çocuklardaki işitme kaybının hem konuşma hem de dil gelişiminde sorunlara neden olacağına da dikkat çeken Dr. Okur, şunları ifade etti: "Bu nedenle 4-5 yaşlarında ve okul çağında işitme durumunun değerlendirilmesi gerekir. Ayrıca yapılacak göz taramaları ile çocukta görme tembelliği, şaşılık ya da yüksek derece kırma kusurları olup olmadığı tespit edilmelidir. Görme ve işitme problemleri olan çocukların huzursuz, hırçın ve derslerinde başarısız olduğu da unutulmamalıdır." Okur, diş problemlerinin de çocuklarda öğrenmeyi ve derslere karşı ilgi ve odaklanmayı azaltabileceğini, bu nedenle okul öncesi mutlaka diş muayenesi yaptırılması ve dişlerin düzenli olarak fırçalanması gerektiği uyarısında bulundu. "İlkokul çocukları günde 9-10 saat uyumalı" Okul döneminde bağışıklığı artırmak için sağlıklı ve dengeli beslenmenin öneminden bahseden Dr. Okur, "Güne mutlaka kahvaltı yaparak başlanmalı, paketli gıdalardan uzak durulmalı, gün içerisinde kuru veya taze meyve, özellikle probiyotik içeren yoğurt gibi ürünler tüketilmelidir. Beslenmede protein, yağ, karbonhidrat dengesi yaşına uygun olarak ayarlanmalı, gün içerisinde yeterli miktarda su alınmalı, asitli içecek ve hazır meyve sularından uzak durulmalıdır. Yetersiz ve kalitesiz uyku gün içi uykulu hissetmeye neden olur, öğrenme, hafıza, dikkat üzerine olumsuz etki eder. Yapılan araştırmalarda uyku sorunları, çocuklarda artmış dürtüsellik ve saldırganlık, kaygı bozukluğu, karşı olma davranışı ile ilişkilendirilmiştir. 3-5 yaş çocukların günde 11-12 saat, 6-12 yaş çocukların günde 9-10 saat, 13-18 yaş çocukların 8 saat uyuması gerekmektedir" diyerek sözlerini tamamladı.
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:28
Kısırlık sorunu olanların yüzde 30-40’ında varikosel görülüyor
Üroloji Uzmanı Opr. Dr. İdris Kıvanç Cavıldak, kısırlık (infertilite) sorunuyla doktora başvuranların yaklaşık yüzde 30-40’ında varikosele rastlandığını söyledi. Liv Hospital Samsun Üroloji Uzmanı Opr. Dr. İdris Kıvanç Cavıldak, testis torbası içerisinde yer alan damarların şişmesi olarak adlandırılan varikosel hakkında açıklamalarda bulundu. Varikoselin en belirgin belirtilerini sıralayan Opr. Dr. İdris Kıvanç Cavıldak, "Kısırlık; testis ısısının bozulması, kirli kan içindeki toksik maddelerin testiste birikmesi ile testis fonksiyonları etkilenir. Bu durum öncelikle sperm üretimini, ileri evrelerde ise erkeklik hormonu üretimini bozar. Varikosel düzeltilebilir erkek kısırlığının en sık sebebini oluşturmaktadır. Testiste şişlik ve kabarıklık; damarlardaki genişleme, bir süre sonra dışarıdan görülecek kadar belirginleşip, bacaklarda görülen varislere benzer görünüm alabilmektedir. Bu durum dışarıdan kabarıklık ve şişlik şeklinde kendini belli etmektedir. Testiste ağrı; varikosel ağrısı testiste olan rahatsız edici künt nitelikte kendini belli eden bir ağrıdır. Bu ağrı genelde kasık bölgesinde ve testiste hissedilebildiği gibi zaman zaman bacağa doğru da yayılabilir. Testiste küçülme; varikosel ilerleyen dönemlerde sperm ve erkeklik hormonu üretiminden sorumlu olan testisin boyutlarında küçülmeye neden olabilmektedir. Bu durum kendini kısırlık, cinsel isteksizlik ve cinsel sağlık sorunları ile gösterebilmektedir" dedi. "Varikosel tanısı elle muayene ile konulmaktadır" Varikosel tanısının nasıl konduğuna değinen Opr. Dr. Cavıldak, "Varikosel tanısı elle muayene ile konulmaktadır. Muayene neticesine göre varikosel 3 dereceye ayrılmaktadır. Varikosel tanısı konulduktan sonra, mutlaka testis boyutları ve kıvamı da kontrol edilmelidir. Klinik tanıyı desteklemek için gerektiğinde Skrotal Doppler Ultrasonografi yapılabilir ancak tanı için mutlak gerekli değildir. Sperm parametrelerinin değerlendirildiği semen analizinin yapılması ise varikosel ameliyatı gerekliliği konusunda belirleyici olmaktadır. Varikosel teşhisi konulan kişilerde kısırlık problemi yoksa, testis boyutları ve semen parametreleri etkilenmemişse destek tedavisi önerilebilir. Ameliyat kararı verebilmek için hastada muayene ile varikosel sorununun ortaya konulması ve bu durumun sperm parametrelerini etkilediğinin gösterilmesi gereklidir. Yine adolesan dönem erkeklerde varikosele bağlı testis boyutları arasında yüzde 10’dan fazla hacim farkı oluşmuşsa, ameliyat önerilmektedir. Varikosel ameliyatının mikro cerrahi teknikle mikroskop kullanılarak yapılması gerekir. Kasık bölgesinden 2 santimlik bir kesiden girilerek mikroskobik büyütme altında genişlemiş toplardamarlar bağlanır. Atardamarlar, lenfatikler ve sperm taşıyan kanalların hasar görmemesi ve buna bağlı istenmeyen komplikasyonların oluşmaması için mikro cerrahi yöntemin kullanılması oldukça önemlidir. Yine mikro cerrahi yöntem ile yapılan ameliyat sonrası varikoselin tekrarlama riski oldukça düşük olup, yüzde 0’a yakın iken klasik teknikle bu oran yüzde 15 civarındadır" diye konuştu. Varikosel ameliyatı için mikro cerrahinin çok önemli olduğunu belirten Opr. Dr. Cavıldak, ayrıca şunları söyledi: "Bu işlem güçlü operasyon mikroskopu altında gerçekleştiği zaman ameliyat sonrası nüks ihtimali çok düşüktür. Başarı oranı (sperm parametrelerinde düzelme ve gebelik şansı) daha yüksektir. Komplikasyon riski (lenfatik, atardamar ve sperm kanallarının yaralanması) oldukça düşüktür. Ameliyat sonrası erken dönemde yara yeri temizliğine ve ameliyat bölgesine darbe almamaya dikkat etmek gerekir. Yara yerinin 2-3 gün pansuman yapılıp kapalı kalması ve duş alınmaması tavsiye edilir. İlk 1 ay ağır efor gerektiren sporlardan, hareketlerden ve cinsel aktiviteden uzak durmalarında fayda vardır. Dengeli ve düzenli beslenme, düzenli uyku, stresten ve sigara gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durma hem ameliyat sonrası iyileşme hem de sperm değerlerinin hızlı düzelmesi için önemlidir."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder