Son Dakika
|
Edirne-İstanbul arası 1,5 saate düşüyor, ilk test sürüşü başarılı geçti
Tefecilere şafak operasyonu: Evden servet çıktı
Bursa’da tekmeli sopalı kavga
Endonezya'da tren kazası: 14 ölü, 84 yaralı
Yasa dışı bahis operasyonunda yakalanan 81 şüpheli adliyeye sevk edildi
Sahte vekâletle 770 milyon liralık vurguna suçüstü
Almanya: "BM'nin yenilenmesi gerekmektedir"
Arnavutköy sahilinde erkek cesedi bulundu
Ayasofya’da dev restorasyonda kritik aşama: Kubbe kapatılıyor
Kene kabusu geri döndü, 21 yaşındaki genç hayatını kaybetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Ederson, PFDK’ya sevk edildi
Trump’tan Merz’e: "Ne hakkında konuştuğunu bilmiyor"
Bulgaristan İçişleri Bakanı Emil Dachev Selimiye Camii’ne hayran kaldı
ABD’den İran’ın "gölge bankacılık" sistemine yaptırım
Dışişleri Bakanı Fidan, Hırvat mevkidaşı Grlic-Radman ile bir araya geldi
Bakan Çiftçi: "Madenci eyleminin sağduyu ve ve nezaket içinde sona ermesi anlamlı bir tablo ortaya koymuştur"
Okul saldırısında hayatını kaybeden Belinay’ın babası konuştu
SAĞLIK
Efeler’de OED cihazları hizmete girdi
28 Nisan 2026 Salı - 17:04:45
Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, Aydın basınının unutulmaz ismi merhum Erman Çetin’in anısını yaşatan, modern tıbbın en önemli ilk yardım araçlarından biri olan OED cihazlarını hizmete sundu. Efeler Belediyesi ile Aydın Gazeteciler Cemiyeti (AGC) iş birliğiyle, kentin en işlek noktaları OED (Otomatik Eksternal Defibrilatör) cihazlarıyla donatıldı. Geçtiğimiz yıl 28 Nisan’da, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Erman Çetin, vefatının yıl dönümünde anlamlı bir törenle anıldı. Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Naci Eriş ve yönetiminin tam kadro katıldığı programa; Erman Çetin’in ailesi, Aydın Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ümit Özmen, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, gazeteciler, sivil toplum kuruluşlarının, siyasi partilerin temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Çetin’in adı Efeler sokaklarında insanları hayata bağlayan bir simgeye dönüştü. Uğur Mumcu Parkı’nda düzenlenen etkinlikle birlikte; Adnan Menderes Bulvarı üzerindeki Uğur Mumcu Parkı, Menderes Park, Fatih Mahallesi kapalı pazar yeri, İmamköy Mahallesi Doğa Otel, Zafer Meydanı’ndaki belediye otoparkı, Pınarbaşı Mesire Alanı, Efeler Belediyesi hizmet binası girişi ve ESKO iş hanı olmak üzere kentin 8 farklı noktasına yerleştirilen cihazlar hizmete girdi. Etkinliğin ardından katılımcılar, düzenlenen lokma hayrında bir araya geldi. Programda konuşan Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, "Aydın Gazeteciler Cemiyeti’nin fikriyle yola çıktığımız bir sosyal sorumluluk projesinin paydaşı olmaktan mutluyuz. Geçen yıl; önceki dönem Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Aydın’ın değerli gazetecisi kıymetli kardeşim Erman Çetin’in hiç beklenmedik kaybına uyanmıştık. Aydın kıymetli bir değerini kaybetti. Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Naci Eriş ile görüştük. Birlikte böyle bir sosyal sorumluluk projesi yaptık. Aydın’da 8 noktaya yerleştirdik. OED cihazı ani kalp durmalarında tamamen otomatik ilk yardım yapacak bir cihaz. Aydın’da bulunan spor salonlarından da bu cihazı temin etmelerini isteyeceğiz. Bundan sonra böyle acı kayıplar yaşamak istemiyoruz. Tekrar Erman Çetin’e Allah’tan rahmet, ailesi, yakınları, sevenleri ve basın camiasına baş sağlığı diliyorum. Proje fikrinin sahibi Aydın Gazeteciler Cemiyeti’ne de teşekkür ediyorum. Umarız birlikte ortak çalışmalarımıza devam ederiz" dedi. Erman Çetin’i çocukluğundan beri tanıdığını ifade ederek konuşmasına başlayan Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Naci Eriş, "Erman Çetin Başkanımız benim çocukluğumdan beri tanıdığım, biz daha okula giderken ilçemizde gazetecilik yapan bir ağabeyimizdi. Zaman geçti aynı şehirde gazetecilik yaptık, aynı cemiyette basın camiamız için sorumluluk aldık. Maalesef hiç beklemediğimiz bir anda Erman ağabeyimizi kaybettik. Erman Çetin şehrimiz için önemli bir değerdi ve ismini yaşatmak için, aynı zamanda da şehrimize faydalı olabilecek bir anı bırakmak istedik. Son dönemde erken yaşta gelen kalp krizi nedeniyle çok sayıda vatandaşımızı kaybettik. Başka değerlerimizi kaybetmeyelim, Erman Çetin’in de adını yaşatalım diye bu proje ortaya çıktı. Anıl başkanımıza projemizi ilettik ve hemen kabul etti. Bugün de ilk adımı attık. Umarım tüm Aydın’da bunu yaygınlaştırırız." diye konuştu.
28 Nisan 2026 Salı - 16:12
Tokat’ta 3 yaşındaki çocuğa kene tutundu, tedavi altına alındı
Tokat’ın Zile ilçesinde kene tutunması sonucu rahatsızlanan 3 yaşındaki çocuk, tedavi altına alındı. Edinilen bilgilere göre, Zile ilçesinde yaşayan 3 yaşındaki M. B.’nin vücuduna kene tutunmasının ardından bir süre sonra ateş ve halsizlik şikayetleri başladı. Durumunun kötüleşmesi üzerine ailesi tarafından sağlık kuruluşuna götürülen küçük çocuk, burada yapılan ilk müdahalenin ardından ileri tetkik ve tedavi amacıyla Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildi. Hastanede tedavi altına alınan M. B.’nin sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi. Öte yandan Zile ilçesinde 10 gün önce S.G de kene tutunması sonucu kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.
28 Nisan 2026 Salı - 15:25
Burhaniyeliler kan bağışını sevdi
Burhaniye ilçesinde, Balıkesir Kızılay Kan Merkezi’nin düzenlediği kan bağısı kampanyası ilgi gördü. Çok sayıda vatandaş, Cumhuriyet Meydanı’nda konuşlanan Kızılay Kan Bağışı Otobüsünde kan vermek için sıraya girdi. Düzenlenen kampanyaların ilgi gördüğünü anlatan yetkililer, herkesi kan bağışı yapmaya çağırdı. İki haftada bir Burhaniye’ye gelindiğini kaydeden Kızılay yetkilileri her defasında bağışçı sayısının 45-50 rakamını düşmediğini kaydederken, bağışçılarda kan bağışı ile sıhhat bulduklarını söylediler. Kan vermeyi sevdiğini kaydeden Mahsum Kaya, "Kan verdim rahatladım. Kan verince rahatlıyorum. Herkesi kan vermeye davet ediyorum" dedi. Kemal İşi de, "Bugün de kan vermeye geldim. 5-6 kere verdim. Bir hastaya vesile oldum. Herkesi kan vermeye davet ediyorum. Çok iyi oluyor. İnsan kendini çok iyi hissediyor" diye konuştu. Mustafa Sütçüoğlu ise, "Ben Kızılay’a devamlı kan veriyorum. Bu sene 8.yılım. Verdiğim zaman iyi hissediyorum kendimi. İyi oluyorum. Herkesin Kızılay’a kan vermesini tavsiye ediyorum" dedi.
28 Nisan 2026 Salı - 14:55
Uzmanı uyardı: Baharda cilt hastalıkları artıyor
Acıbadem Bodrum Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Muhsin Akbaba, bahar aylarında artan güneş ışınları, yükselen sıcaklık, polen yoğunluğu ve terleme gibi çevresel faktörlerin cilt sağlığını doğrudan etkilediğini belirterek, "Bu dönemde hem mevcut deri hastalıkları alevlenebilir hem de bazı cilt sorunları ilk kez ortaya çıkabilir" dedi. "Güneş alerjisi baharda daha sık görülüyor" Bahar aylarında cildin dış etkenlere karşı daha hassas hale geldiğini vurgulayan Akbaba, "Kış aylarında güneşten uzak kalan cilt, bahar aylarında ani şekilde güneşe maruz kaldığında savunmasız kalır. Bu nedenle baharın ilk dönemlerinde güneş alerjisi vakalarında belirgin bir artış gözlemliyoruz. Bu durum genellikle güneşe çıkıldıktan kısa süre sonra ortaya çıkar. Özellikle yüz, boyun, kol ve dekolte gibi güneşe açık bölgelerde kaşıntılı, kızarık ve kabarık döküntüler görülür" diye konuştu. "Bitki teması kalıcı lekeler bırakabilir" Açık havada geçirilen sürenin artmasıyla birlikte bitkilerle temasın da arttığını belirten Akbaba, şu uyarılarda bulundu: "Özellikle limon, incir ve bazı yabani bitkilerle temas sonrası gelişen fitodermatit sık görülür. Bu durumda ciltte önce kızarıklık ve yanma hissi oluşur ardından güneş ışığıyla etkileşime girerek kahverengi lekeler ortaya çıkabilir. Bu lekeler bazı hastalarda uzun süre kalıcı olabilir." "Terleme mantar enfeksiyonlarını tetikliyor" Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte artan terlemenin cilt üzerinde nemli bir ortam oluşturduğunu belirten Akbaba, "Bu durum mantar enfeksiyonları için uygun zemin hazırlar. Özellikle ayaklarda, kasık bölgesinde ve vücudun kıvrım alanlarında kaşıntılı, kızarık ve bazen pullanma ile seyreden lezyonlarla kendini gösterir. Kişisel hijyenin yanı sıra uygun kıyafet seçimi de mantarı önleme noktasında önemlidir. Sentetik ve hava almayan kıyafetler enfeksiyonları artırabilir" uyarısında bulundu. "Polen ve çevresel faktörler alerjiyi artırıyor" Bahar aylarında polen yoğunluğunun artmasıyla sadece solunum yollarının değil, cilt hastalıklarının da tetiklendiğini söyleyen Akbaba, "Kontakt dermatit vakalarında da bu dönemde belirgin artış görülür. Polenler, bitkiler ve bazı kozmetik ürünleri ciltte kaşıntı, kızarıklık ve hassasiyete yol açabiliyor. Ayrıca atopik dermatit (egzama) hastalarında da bu dönemde alevlenmeler görülebilir. Cilt bariyeri zaten hassas olan bireylerde çevresel alerjenler kaşıntı ve kuruluğu daha da artırır" dedi. "Ani güneş maruziyeti yanıklara neden olabiliyor" Bahar aylarında güneş daha masum gibi algılansa da UV etkisinin oldukça güçlü olduğunu söyleyen Akbaba, "Özellikle ilk güneşlenmelerde cilt korunmasız kalabiliyor. Bu durum güneş yanıklarına neden olabiliyor. Ciltte kızarıklık, hassasiyet, yanma hissi ve bazı durumlarda su toplaması gibi bulgular ortaya çıkabiliyor" diye konuştu. "Akne şikayetleri artış gösterebilir" Artan sıcaklık ve terlemeyle birlikte ciltte yağ üretiminin de arttığını belirten Akbaba, "Akneye yatkın bireylerde sivilce oluşumu artabilir. Gözeneklerin tıkanmasıyla birlikte iltihaplı lezyonlar oluşabilir. Bu dönemde uygun cilt temizliği ve bakımı önem kazanır" dedi. "Basit önlemlerle korunmak mümkün" Bahar aylarında cilt sağlığını korumak için alınacak basit önlemlerin büyük fark gösterebileceğini vurgulayan Akbaba, şunları kaydetti: "Güneşten korunmak en önemli adımdır. Yüksek koruma faktörlü güneş kremi kullanımının yanı sıra cilt tipine uygun nemlendiriciler düzenli olarak kullanılarak cilt bariyeri güçlendirilmeli. Ayrıca pamuklu ve hava alabilen kıyafetler tercih edilmeli, terleme sonrası cilt temizlenmeli ve bitki teması sonrası cilt yıkanmalıdır. Bahar aylarında ortaya çıkan veya artış gösteren cilt problemleri hafife alınmamalı özellikle uzun süren, şiddetlenen ya da yayılım gösteren lezyonlarda bir dermatoloji uzmanına başvurulması önemlidir."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
28 Nisan 2026 Salı- 10:46
Bağırsağı kangrene gidiyordu, kapalı ameliyatla kurtarıldı: "Bir gün geç kalsam bugün burada olmayacaktım"
2
28 Nisan 2026 Salı- 11:03
Yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ Mersin’de kullanılmaya başlandı
3
24 Nisan 2026 Cuma- 10:38
Erzurum’da 261 işletmeye denetim
4
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:31
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ebeler unutulmadı
5
28 Nisan 2026 Salı- 12:26
Bolu’daki vahşetin sebebi Lohusa Depresyonu mu
17 Ağustos 2025 Pazar - 09:06
Kavurucu sıcaklarda kalbin iş yükü artıyor
Kardiyoloji Bölümü Uz. Dr. Özgür Mete, kalp ve damar hastalığı olan kişilere "Deniz ve havuza sabah ve akşam saatlerinde aç karnına girilmeli. Güneşin dik olduğu saatlerde direkt güneşin altında durulmamalı. Günde 2.5 litre su tüketilmeli" uyarısında bulundu. Aşırı sıcak hava, kalp hastaları ve ileri yaştaki kişileri daha fazla etkiliyor. Kavurucu sıcaklar; tansiyon düşmesinden kan akışında dengesizliklere kadar pek çok sorunu tetikleyebiliyor. Kalp damar hastalarını aşırı sıcaklara karşı uyaran Medicana Bursa Hastanesi Kardiyoloji Bölümü Uz. Dr. Özgür Mete, "Aşırı sıcak ve nemli havalarda kalp krizi geçirme riski artıyor, kalp damar hastalıkları sebebiyle ölümlerde artış görülüyor. Özellikle ileri yaşta ve ek hastalığı olan kişilerde risk daha da artıyor. Yaz aylarında havanın ısınması damarlarda genişlemeye, sıvı ve tuz kaybına, kalp atışlarının hızlanmasına, kalbin iş yükünün artmasına ve kanın pıhtılaşma eğilimi artar. Risk grubunda olanların kalp krizi geçirme riski bu sebeple daha fazla" diye konuştu. Sıcağa karşı en etkili yöntem vücudun terlemesi olduğunu belirten Dr. Özgür Mete, "Nemli deriden su buharlaşırken cilt soğumaya başlar. Bu şekilde damarlarda dolaşan sıvı miktarının azalması böbreklerden geçen kan hacminin azalmasına yol açar. Bu da yeterli sıvı alınmadığı takdirde böbrek ve böbreküstü bezlerden salgılanan maddelerle damarların büzülmesine ve ani tansiyon yükselmesi ile kalp yetersizliği belirtilerinin artmasına yol açar. Terlemenin fazla olduğu sıcak havalarda hipertansiyonu ve kalp yetersizliği bulunan, idrar söktürücü ilaç kullanan hastaların yeterli miktarda sıvı almaları gerekmektedir. Aksi takdirde böbrek fonksiyonlarında bozulma ve ani tansiyon düşmeleri olabilir. Bu ilaçları kullananlarda fazla sıvı kaybı sonucunda sodyum ve potasyum eksikliği oluşur. Bu da kalpte ritim bozukluğu, bilinç de bozulmalar yapabilir" bilgisini verdi. Daha önceden kalp damar hastalığı olan hastaların mümkün olduğu kadar serin yerlerde kalmaları, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı gibi şikâyetleri başlarsa, zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmaları gerektiğini anlatan Uzm. Dr. Mete, "Kalp ve damar hastalarının sıcak yaz aylarını daha sağlıklı geçirmeleri için özellikle güneşin dik olduğu saatlerde direkt güneşin altında dolaşmayıp bu saatlerde serin ve gölgelik yerlerde bulunmalı. Ağır güç gerektiren spor türlerinden uzak durulmalıdır. Sabah erken saatlerde veya akşam serinliğinde 30 dakika yüzülebilir. Ağır, yağlı yemeklerden kaçınıp az ve sık aralıklarla sebze ağırlıklı beslenilmelidir. Günlük sıvı ihtiyacı olan 2.5 litre sıvı tüketimine özen gösterilmelidir. Deniz ve havuza sabah ve akşam saatlerinde aç karnına girilmelidir. Yemekten sonra hemen denize girilmemelidir" diye konuştu.
16 Ağustos 2025 Cumartesi - 19:32
SATKOF Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, Venezuela’da sağlık ve turizm iş birliklerine damga vurdu
Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, Venezuela’nın başkenti Karakas’ta düzenlenen Rueda De Negocios International 2025 (Uluslararası İş Forumu) etkinliğinde gerçekleştirdiği sunumla büyük ilgi topladı. Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyelini uluslararası arenada başarıyla tanıtan Bay, hem akademik hem de girişimcilik perspektifiyle dikkatleri üzerine çekti. Prof. Dr. Aysun Bay, konuşmasında Türkiye’nin modern sağlık altyapısını, termal turizm tesislerini ve geleneksel tedavi yöntemlerini anlattı. Antalya, İzmir, Kapadokya, Bursa, Malatya ve Gaziantep gibi şehirlerin sağlık ve turizm alanındaki imkanlarına vurgu yapan Bay, Türkiye’nin hem kültürel hem de medikal açıdan zenginliklerini katılımcılarla paylaştı. Venezuela’dan üst düzey ilgi Etkinlik kapsamında Türkiye’nin tanıtım sunumuna gösterilen yoğun ilgi dikkat çekti. Venezuela Turizm Bakanı Leticia Gmez’in, Prof. Dr. Aysun Bay ile birebir görüşmek istemesi etkinliğin öne çıkan gelişmelerinden biri oldu. Ayrıca edinilen bilgilere göre, Venezuela Cumhurbaşkanı Nicols Maduro da Prof. Dr. Bay ile görüşme talebinde bulundu. Yeni iş birlikleri ve yatırım fırsatları masada Prof. Dr. Bay’ın sunumu yalnızca sağlık turizmiyle sınırlı kalmadı. Türkiye’nin tıbbi aromatik bitkiler, fitoterapi ürünleri, medikal yatırımlar ve doğal ürünler alanlarındaki potansiyeli de etkinlikte yer aldı. Bu kapsamda, Türkiye ile Latin Amerika arasında yeni yatırım fırsatları ve iş birliklerinin temeli atılmış oldu. Türk heyetine tam destek Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın Latin Amerika’ya açılım vizyonu doğrultusunda organize edilen programa, çok sayıda Türk turizm şirketi, seyahat acentesi, otel işletmecisi ve sağlık turizmi temsilcisi katıldı. Etkinliğin ev sahibi olan Venezuela Turizm Bakanlığı, Türkiye heyetinin ulaşım ve konaklama giderlerini karşılayarak iki ülke arasındaki dostane ve ticari ilişkilerin gelişimine önemli katkı sundu. Küresel katılım, stratejik açılım Etkinlik, Türkiye’nin yanı sıra İran, Azerbaycan, Çin, Rusya, Avrupa ülkeleri ve Latin Amerika’nın farklı bölgelerinden temsilcilerin katılımıyla geniş bir uluslararası platforma dönüştü. Programa ayrıca Yunus Emre Enstitüsü, MÜSİAD ve çeşitli seyahat acenteleri de destek verdi. Türkiye’nin sağlık diplomasisine katkı SATKOF’un Venezuela’daki bu etkin katılımı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen Türkiye’nin küresel vizyonu ve kalkınma hedeflerine önemli bir katkı olarak değerlendirildi. Türkiye’nin sağlık diplomasisi, Latin Amerika sahnesinde güçlü bir iz bıraktı.
16 Ağustos 2025 Cumartesi - 18:36
BARÜ’nün projesiyle mikrobiyal hastalıklara karşı yeni ilaçlar geliştirilecek
Bartın Üniversitesinin (BARÜ) TÜSEB tarafından desteklenen projesiyle bakteriyel kaynaklı mikrobiyal hastalıklara karşı farklı yöntemler kullanılarak yeni ilaçlar geliştirilecek. Bartın Üniversitesi (BARÜ) Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Moleküler Biyoloji ve Genetik Ana Bilim Dalı yüksek lisans öğrencisi Buket Yıldırım’ın yürütücülüğünü yaptığı proje, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) A Grubu Acil Ar-Ge Proje Destek Programı kapsamında desteklenmeye değer bulundu. BARÜ Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünden Doç. Dr. Dursun Kısa ile Biyoteknoloji Bölümünden Prof. Dr. Ayşegül Gümüş danışmanlığında geliştirilen "DHFR Hedefli Pirimidin Türevlerinin: In-Vitro – In Silico ve Transkripsiyonel Temelli Antimikrobiyal Etkilerinin Araştırılması" başlıklı projeyle enfeksiyona neden olan bakterilerin hayati fonksiyonlarını sonlandırmak için çalışmalar yapılacak. Proje ekibi tarafından yürütülecek çalışmalarda mikrobiyal enfeksiyonları ortadan kaldırmaya yönelik farmakolojik özellikte tasarlanan 4 farklı aday bileşik sentezlenecek. Sentezlenen bu bileşiklerin ilaç olma potansiyeli farklı bilimsel analiz yöntemleriyle incelenecek. BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, insan sağlığına yönelik geliştirilen ve TÜSEB tarafından desteklenen yenilikçi projelerinden dolayı yüksek lisans öğrencisi Buket Yıldırım ile proje ekibini tebrik ederek çalışmalarında başarılar diledi.
16 Ağustos 2025 Cumartesi - 16:10
Psikolog Sürmen: "İlk kez okula başlayacak çocuğunuzu psikolojik olarak okula hazırlayın"
Psikolog Beyza Sürmen; ilk kez okula başlayacak çocuğun, heyecan, merak ve kaygıyı aynı anda yaşayabileceğini, çocuğun aklında ’Arkadaş bulabilecek miyim?’, ’Öğretmenim beni sevecek mi?’ gibi sorular döneceğini belirterek, "Ebeveynler okul öncesi, okullar açılmadan çocuğun zihinsel ve duygusal dünyasını anlamalı, güven veren bir dil kullanmalıdır. Psikolojik olarak çocuğunu hazırlama gayreti göstermelidir" dedi. Önceden okulu ziyaret etmenin, çocuğa okulun nasıl bir yer olduğunu somut örneklerle anlatmanın ve okulun ilk günü için 1 hafta öncesinden birlikte keyifli bir kahvaltı hazırlamanın çocuğu rahatlatacağının altını çizen Psikolog Beyza Sürmen; "Ebeveynler, kesinlikle kendi kaygılarını çocuğa yansıtmamalıdır. Çocuk, anne-babasının tutumlarını kopyalar. Rahat, olumlu ve destekleyici bir tavır sergileyin. Olumsuz cümlelerden kaçının. ’Okula gideceksin çünkü mecbursun’ yerine ’Okula gideceksin, yeni şeyler öğrenecek ve çok güzel arkadaşlar edineceksin’ gibi motive edici cümleler kullanın. Okula başlamadan bir hafta önce uyku ve yemek saatlerini okul düzenine uygun hale getrin. Sabah rutinlerini prova etmek çocuğun adaptasyonunu kolaylaştırır" uyarısında bulundu. Beyza Sürmen uyarılarına şöyle devam etti; "Çocuğun duygularını küçümsemeyin. Okul hakkında eğlenceli hikâyeler okuyun. Kısa süreli ayrılık denemeleri yapın. Drama oyunları, okul temalı hikâye kitapları ve rol yapma etkinlikleri çocuğun zihninde olumlu bir okul imajı oluşturur." Sıra bekleme oyunları, paylaşma ve yardımlaşma etkinlikleri ve basit sorumluluklar vermenin ilk kez okula başlayacak çocuk için faydalı olduğunun altını çizen Sürmen; "Günlük konuşmalara okul temasını dahil edin. ’Bugün okulda ne yapardın?’ gibi sorularla çocuğun hayal gücünü besleyin. Erken yatma ve sabah erken kalkma alışkanlığı, ilk gün şokunu engeller. Çocuğun kendi forması veya çantasını seçmesine izin verin. Bu, okul eşyalarına karşı sahiplenme duygusunu artırır. Çocuğa kısa süreli ayrılık deneyimleri yaşatın. Ayrılıkların ardından her zaman geri döndüğünüzü gösterin" şeklinde konuştu. Beyza Sürmen açıklamasına; "Senin gibi birçok çocuk böyle hissediyor’ demek, çocuğun yalnız olmadığını hissettirir. Her çocuk farklıdır. Bazıları girişken, bazıları çekingen olabilir. Çocuğun kişilik tipine göre yaklaşım belirleyin. Açık uçlu sorular sorun, çocuğun duygularını dinleyin. Onu yargılamadan anlamaya çalışın" ifadelerini kullandı. Ailelere çocuklarının ilk okul gününü kaygısız ve mutlu geçirmesi için en etkili psikolojik hazırlık yöntemlerini keşfedin tavsiyesinde bulunan Pskilog Beyza Sürmen; "Çocuğunuzun okula başlamadan önce hissettiği duyguları anlamak, adaptasyon sürecini yüzde 70 hızlandırır. Kısa vedalaşma, pozitif konuşma ve önceden okul tanıtımı - bu üç adım, ilk gün stresini minimuma indirir. Uyku saatini, kahvaltı düzenini ve sabah hazırlık rutinini en az 1 hafta önceden başlatın. Empati, hikâye terapisi ve güven nesnesi yöntemi ile okul korkusunu 2 haftada azaltabilirsiniz. Erken kalkma, kahvaltı ve hazırlanma rutini, ilk gün stresini ortadan kaldırır. Birlikte yapılan okul alışverişi, aidiyet hissini güçlendirir" şeklinde devam etti. Yanında taşıyacağı küçük bir eşyasının, çocuğun kaygı düzeyini yüzde 50 azaltabileceğinin altını çizen Sürmen; "Çocuğunuzun ilk okul gününü sorunsuz geçirmek için önceden rutin oluşturun, pozitif bir dil kullanın, okul korkusunu oyun ve hikâyelerle azaltın, güven nesnesi belirleyin ve öğretmenle yakın iletişim kurun. İlk okul günü kaygısını 3 adımda azaltmak için kısa ve net vedalaşın -Pozitif cümleler kurun. Önceden okul turu yapın. Araştırmalara göre, bu 3 adımı uygulayan çocuklarda ilk gün kaygısı %60 oranında azalıyor" şeklinde açıklamasını bitirdi. Sürmen; "Eğer çocuğunuzun bu süreci sorunsuz atlatmasını istiyorsanız, Kayseri’deki ofisimde profesyonel ’Okula Psikolojik Hazırlık’ danışmanlığı veriyorum. Arayan ailelerin çocukları için ilk görüşmede bireysel ihtiyaçlarına özel bir plan oluşturalım" çağrısında bulundu.
16 Ağustos 2025 Cumartesi - 15:35
Miyomlar gebeliğe engel mi?
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Adnan Orhan, kadınlarda sık görülen miyomların hem yaşam kalitesini hem de gebelik sürecini olumsuz etkileyebileceğini belirterek, "Miyomlar iyi huylu tümörlerdir, ancak zamanında tanı ve uygun tedavi ile kontrol altına alınmalıdır" dedi. Miyomların rahmin kas dokusundan köken aldığını ve genellikle yavaş büyüdüğünü ifade eden Doruk Nilüfer Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Adnan Orhan, "Bu oluşumlar genellikle kötü huyluya dönüşmez. Kansere çevirme oranı binde bir ila dört arasında olup oldukça düşüktür" şeklinde konuştu. Miyomların en sık neden olduğu şikayetin anormal kanamalar olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Orhan, "Bazı hastalar düzensiz, bazen şiddetli, bazen fark edilemeyecek düzeyde kanamalar yaşar. Bu durum hem hastayı anemik bırakır hem de yaşam kalitesini bozar" ifadelerini kullandı. Miyomların sadece rahmi değil, çevresindeki organları da etkileyebildiğini dile getiren Doç. Dr. Adnan Orhan, "İdrar torbasına baskı yaparak sık idrara çıkma, idrar kaçırma ya da idrar yapamama gibi şikayetlere neden olabilir. Aynı zamanda kabızlık, ishal veya dışkılama hissinin tam geçmemesi gibi sindirim sistemi şikayetlerine de yol açabilir" diye konuştu. Ani büyüyen miyomların nadiren kansere dönüşebileceğine dikkat çeken Doruk Nilüfer Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Adnan Orhan, bu duruma "Leiomyosarkom" adı verildiğini belirtti. Miyomların gebeliğe engel olmayabileceğini ancak gebeliğin seyrini olumsuz etkileyebileceğini aktaran Doç. Dr. Adnan Orhan, "Miyom gebeliğin başında düşüklere, ilerleyen dönemlerde ise erken doğuma yol açabilir. Bazen 18. haftada düşükle sonuçlanan vakalarla karşılaşıyoruz" şeklinde konuştu. Yaşadığı bir olayı örnek veren Doç. Dr. Adnan Orhan, "Bir hastamızda miyomlara bağlı olarak gebeliği çok riskli geçti. Ağrıları dayanılmaz seviyeye gelmesine rağmen 36. haftaya kadar bebeği taşıyabildi. Ancak sezaryen sırasında erken doğum riski nedeniyle bebeği almak zorunda kaldık" dedi. Miyomların tedavisinde kapalı yöntemlerin öncelikli tercih olduğunu belirten Doç. Dr. Adnan Orhan, "Rahmin içindeki miyomlar histeroskopi ile, karın içindeki miyomlar ise laparoskopik yöntemle temizlenebilir. Çok büyük miyomlarda açık cerrahiye başvurabiliyoruz" şeklinde konuştu. Sezaryen esnasında miyom ameliyatı yapmanın riskli olduğunu söyleyen Doç. Dr. Orhan, "Miyomlar kanamalı dokular olduğu için bu işlemi genellikle sonraya bırakıyoruz" dedi. Rahmin tamamen alınmasının her hasta için gerekli olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Orhan, "45-50 yaş altı kadınlarda, özellikle doğurganlık planı olanlarda yalnızca miyomları almayı tercih ediyoruz. Menopoza yaklaşmış ve doğum planı olmayan kadınlarda ise rahmin alınması gündeme gelebilir" diye konuştu. Jinekologlar açısından miyom tanısının kolay olduğuna dikkat çeken Orhan, "Muayene esnasında vajinal ya da karından yapılan ultrasonla miyomları rahatlıkla tespit edebiliyoruz. Gerekli durumlarda MR ile 3 boyutlu planlama yaparak ameliyat sürecini ayrıntılı hazırlıyoruz" şeklinde konuştu. Doruk Nilüfer Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Adnan Orhan, kendisine 20. haftada düşük tehdidiyle başvuran bir hastanın hikayesini şu sözlerle paylaştı: "Hastamızın rahmi 15’e yakın, en büyüğü 10 cm olan miyomlarla doluydu. Rahim büyümüş, bebek gelişememişti ve ne yazık ki düşük gerçekleşti. 6 ay takip ettik, MR ve ultrasonla yerlerini netleştirdik. Ardından tüm miyomlarını ameliyatla temizledik. Bir yıl sonra hastamız yeniden gebe kaldı. Şu anda 32. haftada ve gebeliği sağlıklı bir şekilde ilerliyor."
16 Ağustos 2025 Cumartesi - 15:15
Ambulans uçak 22 yaşındaki hasta için havalandı
Rize’de karaciğer ve böbrek fonksiyonlarında hızlı bozulma tespit edilen 22 yaşındaki hasta ambulans uçakla Ankara’ya sevk edildi. Rize’de yaşayan 22 yaşındaki O.K., yüksek ateş, baş ağrısı, bulantı, kusma ve idrar renginde koyulaşma şikayetleriyle Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi’ne başvurdu. Yapılan ilk değerlendirmeler ve tetkikler sonucunda hastada karaciğer ve böbrek fonksiyonlarında hızlı bozulma tespit edildi. Hastanın genel durumunun ciddiyetini koruması üzerine, uzman hekimler tarafından ivedilikle 112 Komuta Kontrol Merkezi ile iletişime geçilerek ileri tetkik ve tedavisi için üst basamak sağlık kuruluşuna nakli talep edildi. Talebin ardından O.K.’nın Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi (GATA) Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği ve Yoğun Bakım Ünitesi’ne sevk edilmesine karar verildi. Rize-Artvin Havalimanı’na gelen Sağlık Bakanlığı’na ait ambulans uçak, hastayı alarak ve Ankara’ya nakletmek üzere havalandı.
16 Ağustos 2025 Cumartesi - 14:36
Aile hekiminden vatandaşlara sıcak uyarısı
Aile Hekimi Dr. Ahmet Budak, sağlıklı kalmak için hastalıklar ortaya çıkmadan alınması gereken basit önlemler olduğunu belirterek, özellikle çocuklar, yaşlılar ve gebeler için uyarılarda bulundu. Aile Sağlığı Merkezi’nde görev yapan Aile Hekimi Dr. Ahmet Budak, yaz aylarında 50 dereceyi bulan sıcaklıkların ciddi sağlık risklerine yol açtığını belirterek vatandaşları uyardı. Güneş çarpması, ishal ve gıda zehirlenmeleri gibi hastalıkların yaz döneminde artış gösterdiğini ifade eden Dr. Budak, özellikle yaşlılar, çocuklar, kronik hastalığı olan bireyler ve hamile kadınların daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. "Gıda zehirlenmelerine karşı soğuk zinciri koruyun" Yüksek sıcaklıkların, mikroorganizmaların gıdalarda daha hızlı çoğalmasına neden olduğunu söyleyen Dr. Budak, özellikle süt, et, tavuk ve deniz ürünlerinin buzdolabında 4 derece, dondurucuda ise eksi 18 derecede saklanması gerektiğini belirtti. Açıkta satılan yiyeceklerden uzak durulması gerektiğini vurgulayan Budak, "Et ve tavuk ürünleri iyice pişirilmeli, sebze ve meyveler bol suyla, gerekirse sirkeli suyla yıkanmalıdır. Pişmiş ve çiğ ürünler ayrı yerlerde muhafaza edilmeli. Pikniğe gidenler mutlaka soğuk zinciri koruyacak termoslar kullanmalı" dedi. "Güneşin dik geldiği saatlerde dışarı çıkmayın" Sıcak çarpması ve cilt problemlerine karşı da uyarılarda bulunan Dr. Budak, özellikle saat 11.00 ile 16.00 arasında güneşe maruz kalmaktan kaçınılması gerektiğini söyledi. Budak, "Bu saatlerde ısı yükü çok yükselir, vücut ısısını dengeleyemez hale gelir. Açık renkli, ince ve terletmeyen kıyafetler tercih edilmeli; güneş gözlüğü ve güneş kremi kullanılmalıdır. Bol sıvı tüketmek de çok önemlidir" şeklinde konuştu. Yaz aylarında en sık karşılaşılan sağlık sorunlarından birinin ishal olduğunu vurgulayan Budak, "Kirli su ve yiyeceklerle alınan mikroorganizmalar bu duruma neden olur. Özellikle havuz veya deniz suyu yutulması enfeksiyon riskini artırır. Ellerin sık yıkanması, güvenilir içme suyu kullanımı ve hijyenik şartlarda hazırlanmış yiyecekler tüketilmesi korunma açısından önemlidir," dedi. "Koruyucu sağlık bilgisi hayat kurtarır" Koruyucu sağlık bilgisinin hastalıklar ortaya çıkmadan önce alınan önlemler ve doğru yaşam alışkanlıkları olduğunu vurgulayan Dr. Budak, "Hijyen kurallarına uymak, temiz gıda tüketmek, düzenli sağlık kontrolleri yaptırmak özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireyler için hayati önem taşır ve hayat kurtarır" ifadelerini kullandı. Sıcak havalarda sıvı kaybının çocuklarda ve yaşlılarda ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirten Budak, "Çocukların bağışıklık sistemi daha zayıf, yaşlıların ise susama hissi az. Bu nedenle sık sık su içmeleri sağlanmalı, şekerli ve gazlı içeceklerden uzak durulmalı. Ayrıca, ilaç kullanan yaşlı bireyler sıcak çarpmasına karşı daha savunmasız. Bu grupların serin ve gölgeli alanlarda vakit geçirmesi gerekir" şeklinde konuştu.
16 Ağustos 2025 Cumartesi - 13:48
Başhekim Petek Muğlu, Türkeli’ye veda etti
Sinop Türkeli Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. H. Petek Muğlu, zorunlu görev süresinin tamamlanmasının ardından Sinop merkeze atanması dolayısıyla ilçedeki kurum amirlerine veda ziyaretleri gerçekleştirdi. Görev süresi boyunca ilçede sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak, vatandaşların nitelikli sağlık hizmetine erişimini kolaylaştırmak ve kurumlar arası iş birliğini güçlendirmek için yoğun çaba sarf eden Başhekim Muğlu’ya, Türkeli Kaymakam Vekili ve Ayancık Kaymakamı Ahmed Çelik tarafından başarı belgesi takdim edildi. Öte yandan, hastane personeli tarafından düzenlenen kurum içi veda programında mesai arkadaşlarıyla bir araya gelen Başhekim Muğlu, birlikte geçirilen süre boyunca gösterilen emek ve dayanışma için teşekkürlerini iletti. Edindiği tecrübelerin ve kurduğu dostlukların kendisi için her zaman kıymetli olacağını vurgulayan Muğlu, tüm çalışma arkadaşlarına ve kurumlara başarı dileklerinde bulundu.
16 Ağustos 2025 Cumartesi - 13:36
Kanser taramalarında kısa mesaj ile bilgilendirme dönemi başlıyor
Sağlık Bakanlığı, "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" hedefleri doğrultusunda ücretsiz kanser taramalarına toplumsal katılımı artırmak ve erken teşhis hakkında farkındalık oluşturmak amacıyla kısa mesaj (SMS) ile bilgilendirme dönemini başlattı. Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli halk sağlığı sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Erken teşhis edilen kanser türlerinde tedavi başarısı artarken, hastaların yaşam süresi ve yaşam kalitesi ise yükseliyor. Sağlık Bakanlığı daha fazla vatandaşın ücretsiz kanser tarama hizmetlerinden haberdar olması ve tarama faaliyetlerine katılımın artırılması için kısa mesaj (SMS) ile bilgilendirme uygulamasını hayata geçirdi. Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında 40 ile 69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi tetkiki ile meme kanseri taraması, 30 ile 65 yaş arasındaki kadınlara beş yılda bir HPV-DNA testi ile serviks (rahim ağzı) kanseri taraması ve 50 ile 70 yaş arasındaki kadın ve erkeklere iki yılda bir gaitada gizli kan testi ile kolorektal (kalın bağırsak) kanseri taraması yapılıyor. Bu taramalar, Aile Sağlığı Merkezleri (ASM), Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) ile mobil kanser tarama araçlarında tamamen ücretsiz şekilde gerçekleştiriliyor. Sağlık Bakanlığı, yeni uygulama kapsamında meme kanseri taramasına katılması için yaklaşık 5,5 milyon, serviks (rahim ağzı) kanseri taraması için yaklaşık 3 milyon ve kolorektal (kalın bağırsak) kanseri taraması için yaklaşık 6,5 milyon kişiye kısa mesaj gönderecek. 1 ay süreyle kademeli olarak gönderilecek olan kısa mesajlarda, hangi kanser türleri için tarama yapılabileceği, başvuru yöntemleri ve en yakın sağlık kuruluşlarının bilgileri yer alacak. SMS için seçilen yaklaşık 15 milyon kişiyi, kanser taramaları için belirlenen yaş aralığındakiler oluşturuyor. İçlerinde daha önce kanser taramalarına katılmış olanlar da bulunuyor. Ne var ki bu testlerin belirli aralıklarla tekrarlanması, erken teşhis için büyük önem taşıyor.
16 Ağustos 2025 Cumartesi - 11:47
Füzyon biyopsi ile prostat kanserinde nokta atışı teşhis
Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Suat Bolat, füzyon biyopsi yönteminin prostat kanseri şüphesi olan hastalarda kullanılan son teknoloji bir tanı yöntemi olduğunu söyledi. Füzyon biyopsi yöntemi hakkında bilgi veren Medicana International Samsun Hastanesi’nden Doç. Dr. Bolat, "Füzyon biyopsi özellikle prostat kanserinden şüphelendiğimiz, PSA yüksekliği olan, prostat muayenesinde şüpheli lezyonu bulunan hastalarda başvurabileceğimiz son teknoloji yöntemidir. Nokta atışlı şüpheli lezyona girerek, ultrasonik veya bilgisayar teknolojisi yardımıyla prostatın tam şüphelenen bölgesinden biyopsi almaya yarayan bir tekniktir" dedi. "Daha temiz bölgeden biyopsi yapılabiliyor" Yöntemin klasik biyopsiden farkını da anlatan Doç. Dr. Bolat, "Füzyon biyopsinin en önemli avantajı, makat bölgesini kullanmadan yapılabilmesidir. Geleneksel yöntemde ultrason probu makat yoluyla girilerek biyopsi alınırken, bu teknikte makat ile idrar yolunun ortasındaki oturak bölgesinden, daha temiz bir noktadan iğne girişi sağlanıyor" ifadelerini kullandı. İşlemin hasta açısından daha konforlu olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Bolat, "Hastanın günlük hayata dönmesi çok daha kolaydır. Ağrı son derece düşüktür, enfeksiyon riski yok denecek kadar azdır. İşlem genellikle 30-45 dakika sürmektedir" şeklinde konuştu.
16 Ağustos 2025 Cumartesi - 10:53
Makedonya’dan Kahramanmaraş’a uzanan şifa yolculuğu
KAHRAMANMARAŞ (İHA) – Makedonya’dan Türkiye’ye gelen Djeljan Salıova şifayı Kahramanmaraş’ta buldu. Hasta kadının ayağındaki güçsüzlük şikayeti mikrocerrahi operasyonla giderildi. Makedonya’da 1,5 yıl önce geçirdiği ameliyat sonrası ayağında güçsüzlük oluşan Djeljan Salıova, Kahramanmaraş’taki Özel Sular Akademi Hastanesi’ne başvurdu. Hastaya Beyin Cerrahisi Kliniğinde mikrocerrahi yöntemle operasyon yapıldı. Sağlığına kavuşan Salıova’nın ameliyat sonrası ayağındaki güçsüzlük şikayeti giderildi. Doktorların birkaç gün daha takip edeceği Salıova, ülkesine uğurlanmadan önce şehrin simgesi Maraş dondurmasını tatma fırsatı buldu. "Güç kaybının büyük oranda düzeldiğini gördük" Özel Sular Akademi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahi Uzmanı Operatör Dr. Zeki Yılmaz, "Yaklaşık 15 yıldır beyin cerrahisi uzmanı olarak çalışıyorum. Hastamız daha önce Makedonya’da ameliyat olmuş ve ayağında güçsüzlük gelişmişti. Dün gerçekleştirdiğimiz ameliyat sonrası ayağındaki güç kaybının büyük oranda düzeldiğini gördük. Kendisi Maraş’a geldiğinde dondurmayı çok sevdiğini söyledi. Biz de hem şehrimizin simgesi olduğu hem de misafirperverliğimizin bir göstergesi olarak Maraş dondurmasını ikram ettik. Yurt dışından hastaların gelmesi sağlık turizmi açısından bizi gururlandırıyor" dedi. "Makedonya’dan şifa bulmaya geldim" Salıova, "Makedonya’dan şifa bulmaya geldim. Bel fıtığım vardı orada ameliyat oldum ama başarılı olmadı. Maraş’ta doktorumuzu bulduk ve ameliyat oldum. Hastane çok güzel çok güzel karşılaştık. Bize Maraş dondurması getirdiler her şey çok güzeldi" diye konuştu. Hasta yakını Mustafa Salıova ise "Hastaneden, doktorumuzdan memnunuz. Ameliyat güzel geçti sonucu güzel oldu. Bu sıcak havada Maraş dondurması ikram ettiniz Allah razı olsun" ifadelerini kullandı.
16 Ağustos 2025 Cumartesi - 10:50
Makedonya’dan Kahramanmaraş’a uzanan şifa yolculuğu
Makedonya’dan Türkiye’ye gelen Djeljan Salıova şifayı Kahramanmaraş’ta buldu. Hasta kadının ayağındaki güçsüzlük şikayeti mikrocerrahi operasyonla giderildi. Makedonya’da 1,5 yıl önce geçirdiği ameliyat sonrası ayağında güçsüzlük oluşan Djeljan Salıova, Kahramanmaraş’taki Özel Sular Akademi Hastanesi’ne başvurdu. Hastaya Beyin Cerrahisi Kliniğinde mikrocerrahi yöntemle operasyon yapıldı. Sağlığına kavuşan Salıova’nın ameliyat sonrası ayağındaki güçsüzlük şikayeti giderildi. Doktorların birkaç gün daha takip edeceği Salıova, ülkesine uğurlanmadan önce şehrin simgesi Maraş dondurmasını tatma fırsatı buldu. "Güç kaybının büyük oranda düzeldiğini gördük" Özel Sular Akademi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahi Uzmanı Operatör Dr. Zeki Yılmaz, "Yaklaşık 15 yıldır beyin cerrahisi uzmanı olarak çalışıyorum. Hastamız daha önce Makedonya’da ameliyat olmuş ve ayağında güçsüzlük gelişmişti. Dün gerçekleştirdiğimiz ameliyat sonrası ayağındaki güç kaybının büyük oranda düzeldiğini gördük. Kendisi Maraş’a geldiğinde dondurmayı çok sevdiğini söyledi. Biz de hem şehrimizin simgesi olduğu hem de misafirperverliğimizin bir göstergesi olarak Maraş dondurmasını ikram ettik. Maraş gibi periferde kalan bir şehre yurt dışından hastaların gelmesi sağlık turizmi açısından bizi gururlandırıyor" dedi. "Makedonya’dan şifa bulmaya geldim" Salıova, "Makedonya’dan şifa bulmaya geldim. Bel fıtığım vardı orada ameliyat oldum ama başarılı olmadı. Maraş’ta doktorumuzu bulduk ve ameliyat oldum. Hastane çok güzel çok güzel karşılaştık. Bize Maraş dondurması getirdiler her şey çok güzeldi" diye konuştu. Hasta yakını Mustafa Salıova ise, "Hastaneden, doktorumuzdan memnunuz. Ameliyat güzel geçti sonucu güzel oldu. Bu sıcak havada Maraş dondurması ikram ettiniz Allah razı olsun" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder