SAĞLIK
Kadınlar bilinçlenerek güçlendi 29 Nisan 2026 Çarşamba - 16:07:51 Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından kadınların yaşam kalitesini artırmak ve koruyucu sağlık bilincini yaygınlaştırmak amacıyla hayata geçirilen "Kadın Sağlığı Eğitimi" programı tamamlandı. 10 hafta süren eğitimlerin ardından katılımcılar sertifikalarını aldı. Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen programa katılan 19 katılımcı, eğitimi başarıyla tamamlayarak sertifika almaya hak kazandı. Altınova TEK Atölye’de düzenlenen sertifika programında katılımcılara sertifikaları, Sosyal Yardımlar Şube Müdürü Zeliha Tümer ile Kadın ve Aile Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nde görevli Sosyal Hizmet Uzmanı Simge Nur Öksüz tarafından takdim edildi. Kadınlara kapsamlı eğitimler verildi Program kapsamında katılımcılara; beden farkındalığı, ruhsal ve fiziksel sağlık, ruhsal iyilik hali, üreme sağlığı, iletişim becerileri ve kadın hakları gibi birçok başlıkta eğitimler verildi. Eğitim sürecinde, kadınların deneyimlerini rahatlıkla paylaşabilecekleri güvenli bir ortam oluşturularak bilgiye çekinmeden erişmeleri sağlandı. Bu sayede katılımcıların sağlık bilinci artırılırken onlara sosyalleşme fırsatı da sunuldu. Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın "Sağlıklı kadın, güçlü aile; güçlü aile, güçlü toplum" vizyonuyla hayata geçirilen eğitim programları önümüzdeki dönemde de devam edecek.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 15:47 Denizli’de parkinson hastaları için yeni dönem Denizli Büyükşehir Belediyesi, parkinson hastalarının yaşam standartlarını yükseltmek ve toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla önemli bir iş birliğine imza attı. Denizli Büyükşehir Belediyesi Engelsiz Spor ve Yaşam Merkezi’nde düzenlenen lansmanla tanıtılan "Parkinson Egzersiz Destek Programı", bilimsel metotlarla hazırlanan özel bir rehabilitasyon sürecini kapsıyor. "ParkinSon değil başlangıç" temasıyla hayata geçirilen proje, DBB Gençlik ve Spor Hizmetleri ile Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlıkları koordinasyonunda, uzman nörologlar, fizyoterapistler ve spor eğitmenleri eşliğinde yürütülecek. "Sporun iyileştirici gücünü hastalarımızla buluşturuyoruz" Programın açılışında konuşan Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanı Ayşe Sarıkaya, projenin fiziksel kazanımlarına dikkat çekerek, "Sporun iyileştirici gücünü parkinson hastalarımızla buluşturuyoruz. Amacımız, hastalarımızın fiziksel hareketliliğini artırırken denge ve koordinasyon becerilerini en üst seviyeye çıkarmaktır" dedi. "Sosyal bir dayanışma ağı oluşturuyoruz" Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Şenay Polatır ise projenin sosyal belediyecilik boyutuna vurgu yaparak, "Dezavantajlı grupların hayatını kolaylaştırmak bizim önceliğimizdir. Bu programla sadece bir egzersiz protokolü değil, aynı zamanda hastalarımızın sosyal hayata tutunabilecekleri bir dayanışma ağı oluşturuyoruz" ifadelerine yer verdi. "Klinik denetim ve bilimsel yaklaşım şart" Tıbbi perspektiften programın önemini anlatan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Göksemin Demir, multidisipliner yaklaşımın altını çizdi. Prof. Dr. Demir, "Parkinson ile mücadelede ilaç tedavisi kadar uzman denetimindeki egzersizler de hayatidir. Nörolojik mekanizmayı destekleyen bu özel hareketler, hastalığın etkilerini minimize ederek yaşam standardını bilimsel olarak yükseltecektir" dedi. Kamu-özel sektör iş birliğine dikkat çeken Prof. Dr. Demir, Denizli Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu’na bu önemli iş birliği için teşekkürlerini iletti. Lansmanda egzersiz demonstrasyonu gerçekleştirildi Konuşmaların ardından program kapsamında uygulanacak olan yoga ve pilates branşlarından kesitlerin sunulduğu bir egzersiz demonstrasyonu gerçekleştirildi. Uzman eğitmenler eşliğinde yapılan egzersizler, katılımcılara hareket kabiliyetlerini yeniden kazanma, denge kontrolünü sağlama ve kas güçlerini artırma noktasında somut bir motivasyon sağladı. Lansman ile start verilen program, parkinson hastalarının düzenli olarak katılacağı eğitim seansları ve takip süreçleriyle Denizli’de toplum sağlığına katkı sunmaya devam edecek.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 15:13 Şırnak’ta sağlık alanındaki öncelikler Sağlık Bakanı Memişoğlu’na aktarıldı AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile gerçekleştirdiği görüşmede kentteki sağlık yatırımları ve öncelikli ihtiyaçları değerlendirdiklerini açıkladı. Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nu ziyaret ederek kentin sağlık alanındaki ihtiyaçları ile devam eden yatırımları görüştü. Tatar, görüşmede 500 yataklı Şırnak Devlet Hastanesinin Eğitim ve Araştırma Hastanesine dönüştürülmesine yönelik çalışmaların ele alındığını belirtti. Tatar ayrıca Silopi Kadın Doğum Hastanesinin mayıs ayı sonunda hasta kabulüne başlayacağını ifade etti. Tatar ayrıca yoğun bakım kapasitesinin artırılması, tıbbi cihaz eksiklerinin giderilmesi ve İdil Devlet Hastanesinin statüsünün yükseltilmesine ilişkin taleplerini de Sağlık Bakanı Memişoğlu’na ilettiklerini söyledi. Milletvekili Tatar, amaçlarının vatandaşların sağlık hizmetlerine il dışına gitmeden hızlı ve etkin şekilde ulaşabilmesi olduğunu ifade etti. Tatar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na desteklerinden dolayı teşekkür etti. Beytüşşebap Devlet Hastanesinin bu yıl hizmete açılacağı, Cizre’de Kadın Doğum Hastanesi ile Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinin yıl içerisinde hizmet vereceği kaydedildi. İdil Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nin de yıl içinde vatandaşların hizmetine sunulacağı belirtildi.
Ezine’de çıkan orman yangının ardından sağlık taraması yapıldı
14 Ağustos 2025 Perşembe - 10:00 Ezine’de çıkan orman yangının ardından sağlık taraması yapıldı Çanakkale’nin Ezine ilçesinde çıkan orman yangını sonrasında ilçe sağlık müdürlüğü ekipleri tarafından vatandaşlara sağlık taraması yapıldı. Ezine ilçesi Pınarbaşı köyünde 11 Ağustos tarihinde ormanlık alanda yangın çıktı. Alevler rüzgarında etkisiyle büyüdü. İhbar üzerine bölgeye gelen Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerinin müdahalesiyle yangın kontrol altına alındı. Yangın sonrası Ezine İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından vatandaşlara sağlık taraması yapıldı. Konuyla ilgili açıklama yapan Ezine İlçe Sağlık Müdürü Dr. Deniz Sönmez, "Aynı zamanda UMKE gönüllüleri olan Ezine İlçe Sağlık Müdürü Dr. Deniz Sönmez ve Müdürlük Personeli Hanife Acar Ergin, Süleyman Yavaşoğlu ve Sosyal Çalışma Uzmanı Emine Karaman tarafından, Ezine Pınarbaşı Köyü’nde 11.08.2025 tarihinde başlayan yangın dolayısıyla Pınarbaşı köyü ve yakınında bulunan Bozalan, Karadağ, Çamköy köylerinde sahada durum değerlendirilmesi yapıldı. Ezine Kaymakamlığı, İl Sağlık Müdürlüğü, Orman Şefliği, Köy Muhtarları, Sağlık Evi Ebeleri ve Çimento Fabrikası ile gün boyu irtibatta kalındı. Pınarbaşı ve yakın köylerde bulunan bakıma muhtaç ve engelli hastalar evlerinde ziyaret edildi. Yangının akşam saatlerinde kontrol altına alındığı ve hiçbir vatandaşımızın yaralanmadığı bilgisi alındı" ifadelerini kullandı.
Vücudunuz alarm veriyor olabilir: Susama ve sık idrar
14 Ağustos 2025 Perşembe - 09:59 Vücudunuz alarm veriyor olabilir: Susama ve sık idrar Dr. Sefanur Dalarslan Karakaya, "Yeterince sıvı alımına dikkat ediyor ancak yine de susuyorsanız, yorgunluk ya da kas krampları gibi dehidratasyon belirtileri yaşıyorsanız" zaman kaybetmeden bir hekime başvurun uyarısında bulundu. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Check Up Merkezi Sorumlusu Dr. Sefanur Dalarslan Karakaya, aşırı susama şikâyetinin hafife alınmaması gerektiğine dikkat çekerek şu uyarıda bulundu: "Vücudun su ve tuz dengesini bozan her durum, susuzluğu tetikleyebilir. Yeterli sıvı almanıza rağmen hâlâ susuyor, buna yorgunluk veya kas krampları gibi dehidratasyon belirtileri eşlik ediyorsa, bu durumun ardındaki sinsi neden mutlaka araştırılmalıdır." Sürekli ve aşırı susama hissinin vücudun altta yatan bir sağlık sorununa işaret ettiğini söyleyen Dr. Sefanur Dalarslan Karakaya, altta yatan 10 gizli nedeni de sıraladı; Kronik Stres (Kortizol Yüksekliği): "Böbrek üstü bezlerini aşırı uyarır ve zamanla bezlerde yetersizlik başlayabilir." Diyabetes Mellitus: "Özellikle irr düzenlenmemiş, dengeli beslenme ve yaşam tarzına uymayan hastalarda; kan şekeri yükseldikçe, böbrekler idrarla fazla glukoz atmaya çalışır. İdrar çıkışı arttıkça da su içme artar. Bu durumda mutlaka hekime başvurmalı, kan şekeri regülasyonu sağlanmalıdır." Diyabetes İnsipidus: "Psikojenik kökenli aşırı su içme olabilir. ADH (Antidiüretik Hormon) eksikliği sonucu, böbrekler suyu tutamaz; sık idrar görülür." Vitamin-Mineral Dengesizlikleri (Na, K, Mg, Ca vb.): "Düşük potasyum, yüksek kalsiyum seviyeleri böbrek fonksiyonlarının işlevini bozar." Hormonal Bozukluklar: Tiroid fonksiyon bozukluğu (Hipertiroidide fazla terleme, su içme, sık idrar görülebilir) Hiperaldosteronizm: Sodyum tutar, potasyum kaybı yapar. Cushing sendromu (Kortizol yüksekliği). Beslenme Hataları: "Aşırı rafine tuz tüketimi, paketli gıdalar, aşırı protein tüketimi, ketojenik diyet ve karbonhidrat yetersizliği mineral dengesizliğine yol açabilir. İdrar artışı ve aşırı susama görülebilir." İdrar sökücüler (Diüretikler) kullanımı "İdrar söktürücü etkisi olan yiyecekler, daha fazla idrara çıkmanıza ve susamanıza neden olur." Kahve, çay, alkol tüketiminin fazla olması: "İdrar söktürücü etki yapar, susamayı artırır." Ağız kuruluğu "Ağız kuruluğu (kserostomi), çoğu zaman aşırı susuzlukla karıştırılır. Tükürük bezlerinin yeterli salgı üretememesi; ağız kokusu, çiğneme güçlüğü, koyu ve yapışkan tükürük gibi rahatsız edici belirtilere yol açabilir. Bu durumun en yaygın nedenleri arasında tütün kullanımı, horlama, ağızdan nefes alma ve yaşlanma bulunur." Adet dönemi "Adet döneminde artan susuzluk hissi tamamen normaldir. Östrojen ve progesteron seviyelerindeki dalgalanmalar, vücudun sıvı dengesini doğrudan etkiler. Kanamanın yoğun olduğu dönemlerde, adet döngüsüne bağlı kan kaybı da eklendiğinde, susuzluğu telafi etmek için sıvı ihtiyacınız doğal olarak artar."
Bu besinler katarakt önlemeye destek oluyor
14 Ağustos 2025 Perşembe - 09:41 Bu besinler katarakt önlemeye destek oluyor Yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan katarakt hastalığı, göz sağlığını tehdit ediyor. Beslenme katarakt hastalığını önlemede etkili olabildiğini belirten Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adnan İpçioğlu, yaşlanma ile ortaya çıkan katarakt ve makular dejenerasyon gibi görme sorunlarının önlenmesinde A, C, E vitaminleri, çinko, beta karoten, lutein ve zeksanthin, omega 3 ve 6 ve bazı bitkisel ürünlerin rolünün oldukça fazla olduğunu söyledi. Medicana Bursa Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Bilhassa yaşlanma ile ortaya çıkan katarakt ve makular dejenerasyon gibi görme sorunlarının önlenmesinde vitaminler, mineraller (A, C, E, çinko, beta karoten, lutein ve zeksanthin, omega 3 ve 6) ve bazı bitkisel ürünlerin rolü oldukça fazladır. Katarakt hastalığının kesin sebebi bilinememekle birlikte katarakt olduğu zaman gözün doğal merceği bulanıklaşır ve net bir görünüm olmaz. Kataraktın tedavisi ilaçla olmamaktadır; sadece cerrahi yöntemlerle tedavi edilebilir. Ancak bazı besinlerin ve vitaminlerin tüketilmesi katarakt riskinizi azaltabilmekte ve hastalığın seyrini yavaşlatabilmektedir" dedi. "C vitamini tüketimini ihmal etmeyin" C vitamininin çok olduğu besinler arasında portakal, greyfurt, mandalina, yeşilbiber, çilek ve brokoli gibi besinlere dikkat çeken Op. Dr. Adnan İpçioğlu, bu besinlerin tüketildiği takdirde katarakt hastalığının oluşumunu yavaşlatabileceğini söyledi. Adnan İpçioğlu, "Genel göz sağlığını korumak için de gözümüzün her gün C vitamini alması gerekir. E vitamini içeren besinler buğday, badem, fındık ve yer fıstığı gibi besinler gelmektedir. A vitamini ise göz gribine ve alerjilere karşı koruduğu gibi katarakt hastalığının oluşumunu engellemede yardımcı olur. Çinko minerali tüketmek çok önemlidir. A vitamini ile birlikte özellikle balık ve tüm deniz ürünleri, kabak çekirdeği ve fıstık tüketilmesi gerekir" diye konuştu. Op. Dr. Adnan İpçioğlu, vitaminlerin genel göz sağlığı için de takviye kaynaklı olabileceğini ama göz sağlığıyla ilgili herhangi bir şikâyette mutlaka göz doktoruna başvurulması gerektiğini söyledi.
Uzmanından uyarı: "Enerji içecekleri lösemi tedavisini zorlaştırıyor"
14 Ağustos 2025 Perşembe - 09:38 Uzmanından uyarı: "Enerji içecekleri lösemi tedavisini zorlaştırıyor" Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ganiye Begül Yağcı, enerji içeceklerinde bulunan taurin maddesinin insan vücudunu lösemi tedavisinde kullanılan ilaçlara dirençli hale getirdiğini ve tedaviyi zorlaştırdığını söyledi. Amerika Birleşik Devletleri’nin New York eyaletinde yapılan yeni bir araştırma, enerji içeceklerinde yaygın olarak bulunan taurin adlı maddenin kan kanserini (lösemi) daha da agresif hale getirebileceğini ortaya koydu. İçeceklerde bulunan bu amino asidin, lösemi hücrelerini besleyerek hastalığın ilerlemesini hızlandırabileceği belirtildi. Günlük hayatta bazı kişilerin sıkça tükettiği ve masum gibi görünen enerji içeceklerinin ayrıca gençlerdeki ani ölümleri de tetiklediği uzmanlar tarafından belirtildi. "Fazla miktarda taurin ciddi sorunlara yol açar" Konuyla ilgili Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ganiye Begül Yağcı, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Yağcı, enerji içeceklerinin lösemi tedavisini zorlaştırdığına, insanlarda metabolik sorunlar ve obeziteyi tetiklediğine vurgu yaparak şunları söyledi: "Günlük tüketimde sıkça bulunan meşrubat ve enerji içecekleri sağlık açısından pek çok sorunlara yol açmakta. Özellikle obezite ve metabolik sendromlar bu sorunların başında yer almaktadır. Bunun yanı sıra enerji içeceklerinin içerisinde bol miktarda bulunan taurin maddesinin de lösemi tedavisinde kullanılan ilaçlara insan vücudunu dirençli hale getireceği ve zor tedavi edilebilir hale gelmesine neden olabileceğiyle ilgili yeni bir yayın yer almakta. Taurin maddesi normalde bir amino asittir ve hücresel pek çok yolakta önemli rollere sahiptir. Ancak fazla miktarda taurin alımı ciddi sorunlara yol açar." "Enerji içecekleri obeziteyi tetikliyor" 18 yaşından küçük kişilerin enerji içeceklerini asla tüketmemesi gerektiğini de anlatan Prof. Dr. Yağcı, "Enerji içeceklerinin çocuklar için beslenmenin bir parçası olmaması, tüketilmemesi gerektiğini söylüyoruz. Enerji içecekleri, içerdiği früktoz şurubu nedeniyle karaciğerde yağlanma, obezite ve metabolik sendrom gibi sorunlara yol açıyor" diye konuştu. "Ani ölümlerde de sorumlu enerji içecekleri" Son dönemlerde özellikle ani genç ölümlerinin de enerji içeceklerindeki maddelerden kaynaklandığına dikkat çeken Yağcı, "Enerji içeceklerinin tüketimiyle ilgili ani ölümlerde gündemde. Özellikle genç ani ölümlerinin enerji içeceklerinin içerisinde bulunan bazı maddelerin sorumlu olabileceği düşünülüyor. Bu içecekler, çok yüksek miktarda kafein içeriyor. Özellikle dikkat arttırma, sınav başarılarını arttırma gibi kullanım alanları var. Bir çeşit istismar da gerçekleşiyor. Bu içecekler tüketilirken bu sağlık sorunları akılda bulundurulmalı. Mümkünse tüketilmemeli" şeklinde konuştu. Öte yandan, Prof. Dr. Yağcı, enerji içecekleri yerine ayran ve meyve tüketiminin daha uygun olduğunu, su tüketiminin de aksatılmaması gerektiğini söyledi.
Yaz aylarında lenfödemden korunmak için 10 önemli öneri
14 Ağustos 2025 Perşembe - 09:36 Yaz aylarında lenfödemden korunmak için 10 önemli öneri Halk arasında "fil hastalığı" olarak da bilinen lenfödem, özellikle kol ve bacaklarda şiddetli şişliklere yol açarak kişinin hareket kabiliyetini kısıtlıyor. Yaz sıcaklarında ise bu şikayetler artış gösteriyor. Memorial Bodrum Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. İbrahim Uyar, lenfödem hastalığı hakkında bilgi vererek yaz aylarında şikayetleri azaltmaya yönelik 10 önemli öneri paylaştı. Lenfödem, lenfatik sistemin bozulmasıyla proteinden zengin sıvıların dokular arasında birikerek şişliğe neden olduğu kronik bir hastalık olarak tanımlanıyor. Doğuştan gelen yapısal bozukluklara bağlı olabileceği gibi sonradan gelişen sağlık sorunları nedeniyle de ortaya çıkabiliyor. En sık nedenleri arasında kalp hastalıkları, kalp yetmezliği, geçirilmiş enfeksiyonlar, kanser ameliyatları, radyoterapi, travmalar ve yaygın varisler bulunuyor. Sıcak hava, kan damarlarının genişlemesine ve dokulara daha fazla sıvı sızmasına neden olarak lenfödem tablosunu ağırlaştırabiliyor. Yaz aylarında artan nem oranı ve terleme ile birlikte cilt sağlığı da önem kazanıyor. Özellikle küçük yaralanmalar veya mantar enfeksiyonları, lenf drenajını zorlaştırarak şikayetleri artırabiliyor. Aşırı kilo, uzun süre ayakta kalmak, uzun yolculuklar, dar kıyafetler, yüksek topuklu ayakkabılar ve yetersiz su tüketimi de risk faktörleri arasında yer alıyor. Doç. Dr. Uyar, yaz aylarında lenfödemden korunmak için uzun süre ayakta kalmaktan kaçının, tuz tüketimini azaltın, günlük yeterli miktarda su için, sıcak ortamlardan uzak durun, dar kıyafetlerden kaçının, rahat ve destekleyici ayakkabılar tercih edin, hafif basınçlı varis çorabı kullanın, bacak kaslarını çalıştıracak hafif egzersizler yapın, dinlenirken bacaklarınızı yukarıda tutun, ileri vakalarda manuel masaj veya basınçlı lenfödem giysilerinden destek alın önerisinde bulundu. Tatil döneminde uzun yolculuk yapacak hastalar için de tavsiyelerde bulunan Uyar, "Tuzlu yiyeceklerden kaçının, kafein ve alkol alımını sınırlayın, uçak yolculuklarında kompresyon giysisi kullanın, koridor koltuğu tercih edin, ağır yük taşımayın ve aktarmalarda hareket ederek lenf dolaşımını destekleyin" dedi.
Uzmanından uyarı: ’’UV blokajı olmayan güneş gözlükleri tehlike saçıyor’’
14 Ağustos 2025 Perşembe - 09:27 Uzmanından uyarı: ’’UV blokajı olmayan güneş gözlükleri tehlike saçıyor’’ Göz Hastalıkları Uzm. Opr. Dr. Ahmet Duhan Özbey, "Kalitesiz, UV blokajı olmayan güneş gözlüklerini kullanmak, hiç gözlük kullanmamaktan daha zararlıdır" dedi. Güneş gözlüğü kullanımının öneminden bahseden Medicana International Samsun Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Uzm. Opr. Dr. Ahmet Duhan Özbey, "Güneş ışınları, özellikle göz sağlığımız açısından son derece önemlidir. Bu nedenle yalnızca yaz aylarında değil, tüm mevsimler boyunca gözümüzü güneşten korumamız gerekir. Ancak yaz aylarında güneş ışınlarının etkisi arttığı için bu dönemde korunmanın önemi daha da artar. Güneş gözlüğü kullanımı, göz sağlığını korumak açısından kritik bir alışkanlıktır ve yalnızca yaz aylarında değil, yılın dört mevsimi boyunca önerilmektedir. Güneş ışınları, gözümüzde kalıcı hasarlar bırakabilir. Katarakt ve toksik retina etkileri gibi ciddi rahatsızlıklar ortaya çıkabilir" diye konuştu. "Hiç kullanmamak daha iyi" Kalitesiz UV blokajı olmayan güneş gözlüklerinin çeşitli hastalıklara sebebiyet vereceğini belirten Dr. Özbey, "Bu nedenle, kullanılan güneş gözlüğünün ultraviyole (UV) ışınları tam olarak engellemesi gerekir. Güneş gözlüklerinde ’UV 400’ etiketi bulunmalı; ayrıca CE veya TSE belgelerine sahip olmalıdır. Güneş gözlüğü camları seçilirken, gözümüze gelen tüm güneş ışınlarını engelleyecek şekilde daha geniş camlı modeller tercih edilebilir. Eğer güneş gözlüğünde yeterli UV filtresi yoksa, kararmış camlar nedeniyle göz bebeği büyür ve bu da zararlı ışınların göze daha kolay girmesine neden olur. Kalitesiz, UV blokajı olmayan güneş gözlüklerini kullanmak, hiç gözlük kullanmamaktan daha zararlıdır. Güneş ışınları, gözümüzün yalnızca retina tabakasına değil, kornea ve lens gibi diğer tabakalarına da kalıcı hasarlar verebilir. Bu hasarların başında, ileri yaşlarda görülen sarı nokta hastalığı (makula dejenerasyonu) gelir. Gençlerde ise farklı göz hastalıkları ortaya çıkabilir. Bu nedenle, her mevsimde UV blokajlı güneş gözlüğü kullanımı büyük önem taşır" şeklinde konuştu.
Afyonkarahisar İl Sağlık Müdürlüğü Klinik Araştırmalar Etik Kurulu kuruldu
13 Ağustos 2025 Çarşamba - 18:46 Afyonkarahisar İl Sağlık Müdürlüğü Klinik Araştırmalar Etik Kurulu kuruldu Yaklaşık 9 aydır sürdürülen çalışmalar tamamlanarak, 27 Mayıs 2023 tarih ve 32203 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Beşeri Tıbbi Ürünlerin Klinik Araştırmaları Hakkındaki Yönetmelik kapsamında Afyonkarahisar İl Sağlık Müdürlüğü Klinik Araştırmalar Etik Kurulu kuruldu. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) onayı 4 Ağustos 2025 tarihinde alındı. Her biri alanında uzman 9 asil ve 10 yedek üyeden oluşan kurul; Afyonkarahisar ilinde ilk, Türkiye genelinde ise İl Sağlık Müdürlüğü bünyesindeki ikinci, ülke çapında ise 52. Klinik Araştırmalar Etik Kurulu olma özelliğini taşıyor. Kurulun amacı; bilimsel yöntemler ışığında ve toplumun endişelerini dikkate alarak, klinik araştırmalara katılan gönüllülerin haklarını, güvenliğini ve esenliğini korumak. Bu süreçte Helsinki Bildirgesi’ne uygun hareket edilerek, ulusal ve uluslararası standartlara sahip İyi Klinik Uygulamaları takip edilecek ve sunulan çalışmalar etik ve bilimsel açıdan bağımsız, kapsamlı ve zamanında değerlendirilecek. Etik Kurulun faaliyete geçmesiyle birlikte Afyonkarahisar’da klinik araştırma yapmak isteyen araştırmacılar, il dışındaki etik kurullara başvurma zorunluluğu olmadan, gerekli izinleri kendi illerinde alarak çalışmalarına başlayabilecekler. Etik Kurul, il dışından yapılacak müracaatları da kabul edecek. Kurul ilk toplantısını İl Sağlık Müdürlüğü eğitim salonunda yapıp ardından İl Sağlık Müdürü Dr. Hakkı Öztürk’ü ziyaret ederek süreç konusunda bilgi verdi.